Nişanda Takılan Altınlar Geri Alınabilir mi? Nişan Hediyelerinin İadesi

📅 31 Aralık 2021 🔄 Son güncelleme: 23 Temmuz 2026

Nişanın evlilikle sonuçlanmaması hâlinde en çok tartışılan konulardan biri, nişanda takılan altınların ve tarafların birbirlerine verdikleri diğer hediyelerin kimde kalacağıdır.

Türk Medeni Kanunu’na göre nişanlılık evlenme dışında bir nedenle sona ererse, nişanlıların birbirlerine verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Aynı hak, nişanlıların anne ve babaları ile anne ve baba gibi davranarak karşı tarafa hediye veren kişiler bakımından da geçerlidir.

Ancak nişan sırasında verilen her eşya geri alınamaz. Altın, ziynet eşyası, değerli saat veya yüksek bedelli eşya ile giyim, ayakkabı, çiçek, çikolata ve tüketilmiş hediyeler aynı kurallara tabi değildir. Bu nedenle öncelikle verilen eşyanın alışılmış hediye mi, alışılmışın dışında hediye mi olduğu belirlenmelidir.

İçindekiler
  1. Nişanda Takılan Altınlar Kime Aittir?
  2. Nişan Bozulunca Takılan Altınlar Geri Alınabilir mi?
  3. Tek Taş Yüzük Geri İstenebilir mi?
  4. Nişanda Verilen Hangi Hediyeler Geri İstenebilir?
  5. Hangi Nişan Hediyeleri Geri İstenemez?
  6. Alışılmışın Dışındaki Hediye Nasıl Belirlenir?
  7. Nişanın Bozulmasında Kusurlu Olan Taraf Altınları Geri İsteyebilir mi?
  8. Maddi ve Manevi Tazminatta Kusur Önemli midir?
  9. Nişan Masrafları Geri İstenebilir mi?
  10. Nişanda Verilen Para Geri İstenebilir mi?
  11. Altınlar Aynen mi, Para Olarak mı İade Edilir?
  12. Nişanda Takılan Altınlar Nasıl İspatlanır?
  13. Altınların Gramı ve Ayarı Bilinmiyorsa Ne Olur?
  14. Altınların Takıldığı Kabul Ediliyor Ancak İade Edildiği Söyleniyorsa İspat Yükü Kimdedir?
  15. Takılan Altınların Sahte Olduğu İleri Sürülürse Ne Olur?
  16. Nişan Altınlarını Kim Geri İsteyebilir?
  17. Aile Büyüğünün Taktığı Altın İçin Temlik Gerekir mi?
  18. Nişanlılık İlişkisi Nasıl İspatlanır?
  19. Taraflardan Biri Evliyse Geçerli Nişan Kurulabilir mi?
  20. Nişan Hediyelerinin İadesi Davası Ne Zamana Kadar Açılmalıdır?
  21. Dava Açmadan Önce İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?
  22. Arabuluculuk Zorunlu mudur?
  23. Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
  24. Yetkili Mahkeme Hangisidir?
  25. Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Hangi Talepler Birlikte İleri Sürülebilir?
  26. Altın Bedeli Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?
  27. Nişan Hediyelerinin İadesine İlişkin Yargıtay Kararları
  28. Sık Sorulan Sorular
  29. Kınada takılan altınlar nişan takılarıyla aynı statüde midir?
  30. Kınada Takılan Altınların Hukuki Statüsü
  31. Sevgililik Döneminde Verilen Hediyeler Nişan Hediyesi Sayılır mı?
  32. Evlilik amacıyla verilen hediyelerde durum değişebilir
  33. Taraflar nişanlı mıydı, sadece sevgili miydi?

Nişanda Takılan Altınlar Kime Aittir?

Bu sorunun cevabı, nişanın evlilikle sonuçlanıp sonuçlanmamasına göre değişir.

1. Taraflar evlenirse nişanda takılan altınlar kime ait olur?

Taraflar evlenirse, nişanlılık evlenmeyle sona erdiği için Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesindeki hediyelerin geri verilmesi kuralı uygulanmaz.

Örneğin kadına takıldığı ve ona hediye edildiği anlaşılan bilezik, kolye veya altınlar kadına; erkeğe takıldığı ve ona verildiği anlaşılan altınlar ise erkeğe ait olur.

Bu nedenle nişanda takılan altınların TMK 122 ye dir statüsü ortadan kalkar ve ziynet iadesi davasında kadına takılan altınların ve erkeğe takılan kadın ziyneti niteliğindeki altınların kadına iadesi davası görülür.

2. Taraflar nişanı bozup ayrılırsa altınlar kime ait olur?

Taraflar evlenmeden ayrılırsa, Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesi uygulanır. Buna göre nişanlılık evlenme dışında bir nedenle sona erdiğinde, alışılmışın dışındaki hediyeler veren kişi tarafından geri istenebilir.

Altın ve ziynet eşyaları kural olarak alışılmışın dışındaki hediye kabul edilir. Bu nedenle:

  • erkeğin veya ailesinin kadına taktığı altınlar, veren tarafa;
  • kadının veya ailesinin erkeğe taktığı altınlar, veren tarafa geri verilmelidir.

Burada altının nişan sırasında kimin üzerinde takılı kaldığı değil, kim tarafından ve kimin adına verildiği önemlidir.

Örneğin erkeğin annesi tarafından gelin adayına takılan dört bilezik, nişan bozulunca sırf kadına takıldığı için kadında kalmaz. Şartları varsa bilezikleri veren kişi veya adına verildiği nişanlı geri isteyebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine göre hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa parasal karşılığı sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında talep edilebilir.

Nişanı kimin bozduğu önemli midir?

Hayır. Altınların ve diğer alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesinde kusur aranmaz.

Nişanı bozan veya nişanın sona ermesine kusuruyla sebep olan taraf da verdiği altınları geri isteyebilir. Kusur, hediyelerin iadesinde değil; nişanın bozulması nedeniyle talep edilecek maddi ve manevi tazminatta önem taşır.

Nişan yüzüğü de geri verilir mi?

Yerleşik uygulamada olağan değerdeki nişan yüzüğü çoğunlukla alışılmış hediye kabul edilir ve geri istenemez. Buna karşılık bilezik, çeyrek altın, Cumhuriyet altını, gerdanlık ve diğer ziynetler kural olarak alışılmışın dışındaki hediyedir.

Ancak çok yüksek değerli bir yüzük veya pırlanta bakımından tarafların ekonomik durumu ve hediyenin değeri ayrıca incelenebilir.

DurumNişanda takılan altınların durumu
Taraflar evlenirse, boşanma durumundaAltınlar geri istenmez. Kime verildiyse kural olarak ona ait olur.
Taraflar evlenmeden ayrılırsaAlışılmışın dışındaki altın ve ziynetler, bunları veren kişi tarafından geri istenebilir.
Nişanı kusurlu taraf bozmuşsaKusurlu taraf da olsa verdiği altınları geri isteyebilir.
Altınlar satılmış veya bozdurulmuşsaAynen veya mislen iade mümkün değilse bedeli talep edilebilir.
Altını kimin verdiği tartışmalıysaVideo, fotoğraf, tanık, fatura ve takı listeleriyle ispatlanır.

Nişan Bozulunca Takılan Altınlar Geri Alınabilir mi?

Evet. Nişan yüzüğü dışında kalan altın, takı ve ziynet eşyaları kural olarak alışılmışın dışındaki hediye kabul edilerek geri istenebilir.

Bilezik, çeyrek altın, tam altın, Cumhuriyet altını, kolye, küpe, gerdanlık, altın seti ve benzeri ziynet eşyalarının nişan nedeniyle karşı tarafa verildiği ispatlanırsa, nişanın evlilik dışında bir sebeple sona ermesi üzerine iadesi talep edilebilir.

Yargıtayın yerleşik uygulamasında altın ve ziynet eşyalarının kullanımla tükenen veya eskiyen sıradan hediyeler olmadığı, ekonomik değerlerini korudukları ve bu nedenle mutat dışı hediye sayıldıkları kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2005/6843 Esas, 2005/7705 Karar sayılı kararında da altın ve ziynet eşyalarının alışılmış hediye sayılarak davanın reddedilmesi doğru bulunmamıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2004/13785 Esas, 2004/13931 Karar sayılı kararında, nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyalarının iadesi gereken hediyeler arasında bulunduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/21682 Esas, 2018/9357 Karar sayılı kararında da nişan yüzüğü dışında kalan altın, takı ve ziynet eşyalarının alışılmışın dışındaki hediye olarak kabul edildiği açıklanmıştır.

Tek Taş Yüzük Geri İstenebilir mi?

Tek taş yüzüğün iade edilip edilemeyeceği, yüzüğün ekonomik değerine ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Bazı uygulamalarda nişan yüzüğü kapsamında olağan hediye sayılabileceği kabul edilse de yüksek değerli bir pırlanta yüzüğün, tarafların ekonomik durumuna göre alışılmışın dışındaki hediye sayılması mümkündür.

Dolayısıyla tek taş yüzük konusunda yalnızca eşyanın adına bakılarak karar verilmemeli; faturası, sertifikası, değeri, tarafların gelir durumu ve nişan geleneği birlikte değerlendirilmelidir.

Nişanda Verilen Hangi Hediyeler Geri İstenebilir?

Nişan nedeniyle verilmiş ve maddi değeri itibarıyla olağan hediyeyi aşan eşyalar geri istenebilir. Örneğin:

  • Bilezik, çeyrek altın, tam altın ve Cumhuriyet altını
  • Altın kolye, küpe, zincir ve gerdanlık
  • Pırlanta ve değerli taş içeren yüksek bedelli takılar
  • Değerli kol saati
  • Yüksek bedelli elektronik cihazlar
  • Araç veya taşınmaz
  • Yüklü miktarda para
  • Ekonomik değeri yüksek aile yadigârı eşyalar alışılmışın dışındaki hediye kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak her yüksek bedelli eşya otomatik olarak iade edilmez. Hediyenin nişanlılık nedeniyle verildiği, kimin tarafından verildiği ve karşı tarafta kaldığı ispatlanmalıdır.

Hangi Nişan Hediyeleri Geri İstenemez?

Giymekle, kullanmakla eskiyen veya tüketilen olağan hediyeler kural olarak geri istenemez.

Bunlara örnek olarak:

  • Elbise ve ayakkabı
  • Parfüm ve kozmetik ürünleri
  • Çiçek ve çikolata
  • Yiyecek ve içecekler
  • Gelin veya damat bohçasındaki olağan giyim eşyaları
  • Kullanılmış gündelik eşyalar
  • Olağan değerdeki nişan yüzüğü gösterilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/6306 Esas, 2018/10612 Karar sayılı kararında nişan elbisesi, ayakkabı ve kullanımla eskiyen bazı ev eşyalarının alışılmış hediye kapsamında bulunduğu ve bedellerinin iadesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Kararın tarihi 25.10.2018’dir.

Burada yalnızca eşyanın türü değil, değeri de önemlidir. Tarafların ekonomik gücünü açıkça aşan çok yüksek bedelli bir eşyanın, günlük kullanım eşyası olması tek başına onun mutat hediye kabul edilmesini sağlamayabilir.

Alışılmışın Dışındaki Hediye Nasıl Belirlenir?

Türk Medeni Kanunu alışılmışın dışındaki hediyeleri tek tek saymamıştır. Değerlendirme mahkeme tarafından somut olaya göre yapılır.

Mahkeme özellikle şu hususları inceler:

  • Hediyenin ekonomik değeri
  • Tarafların gelir ve malvarlığı
  • Yaşadıkları çevrenin örf ve âdeti
  • Hediyenin tüketilip tüketilmediği
  • Kullanımla değer kaybedip kaybetmediği
  • Nişan nedeniyle verilip verilmediği
  • Hediyenin olağan bir sevgi göstergesi sınırını aşıp aşmadığı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2004/13785 Esas, 2004/13931 Karar sayılı kararında, bir hediyenin alışılmış sayılabilmesi için yalnızca yöresel geleneklere uygun olmasının yeterli olmadığı; maddi değerinin de tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre olağan sınırlar içinde bulunması gerektiği ifade edilmiştir.

nişanda takılan altınlar

Nişanın Bozulmasında Kusurlu Olan Taraf Altınları Geri İsteyebilir mi?

Evet. Nişan hediyelerinin iadesinde kusur aranmaz.

Nişanı haksız yere bozan veya nişanın bozulmasına kendi davranışlarıyla sebep olan taraf da verdiği alışılmışın dışındaki hediyeleri geri isteyebilir.

Çünkü hediyelerin iadesi ile maddi ve manevi tazminat farklı hukuki taleplerdir. Hediye iadesinde temel koşul, nişanlılığın evlenme dışında bir nedenle sona ermesi ve hediyenin alışılmışın dışında olmasıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/3347 Esas, 2015/8639 Karar sayılı kararında, nişanın bozulması nedeniyle alışılmışın dışındaki hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Aynı ilke Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/3648 Esas, 2019/3681 Karar sayılı kararında ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1550 Esas, 2024/7572 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.

Maddi ve Manevi Tazminatta Kusur Önemli midir?

Hediyelerin iadesinden farklı olarak, nişanın bozulması nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep edilebilmesi için kusur önemlidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesine göre nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan veya nişanın bozulmasına kusuruyla sebep olan taraf, diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı makul harcamalar ve katlandığı maddi fedakârlıklar nedeniyle uygun bir tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesi uyarınca ise nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir.

Nişanın bozulmasının doğurduğu sıradan üzüntü tek başına manevi tazminat için yeterli değildir. Hakaret, küçük düşürme, özel hayatın açıklanması, şiddet, aldatıcı davranış veya kişinin toplum önünde ağır biçimde aşağılanması gibi kişilik hakkına yönelik ayrıca bir saldırı bulunmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/163 Esas, 2018/10717 Karar sayılı kararında da nişanın bozulmasından doğan doğal üzüntünün tek başına manevi tazminat için yeterli olmadığı; kişilik hakkının ihlal edilmiş olması gerektiği vurgulanmıştır.

Nişan Masrafları Geri İstenebilir mi?

Nişan salonu, organizasyon, kuaför, fotoğrafçı, ulaşım, yemek ve benzeri giderler hediye iadesi kapsamında değildir. Ancak şartları varsa maddi tazminat olarak talep edilebilir.

Bu talebin kabulü için:

  • Nişanın haklı bir neden olmaksızın bozulmuş olması veya karşı tarafın kusuruyla sona ermesi,
  • Masrafın evlenme amacıyla ve dürüstlük kurallarına uygun şekilde yapılmış olması,
  • Masrafın belgelendirilmesi gerekir.

Karşı tarafın kusuru bulunmadan nişanın sona ermesi hâlinde, yalnızca masraf yapılmış olması tazminat için yeterli değildir.

Nişanda Verilen Para Geri İstenebilir mi?

Nişan nedeniyle karşı tarafa verilen para, miktarı ve veriliş amacı dikkate alınarak geri istenebilir.

Yüklü miktarda para, evlilik hazırlığı amacıyla verilen döviz, araç veya ev alınması için gönderilen bedel alışılmışın dışındaki hediye sayılabilir. Ancak günlük harcamalar, yemek, seyahat veya olağan eğlence giderleri aynı şekilde değerlendirilmez.

Banka havalesi yapılmışsa açıklama bölümünde paranın nişan, düğün hazırlığı, altın bedeli veya başka bir amaçla gönderildiğini gösteren ifadeler önemli delil oluşturabilir.

“Borç”, “emanet”, “düğün parası” veya “ev için” şeklindeki açıklamalar talebin hukuki niteliğini etkileyebilir.

Altınlar Aynen mi, Para Olarak mı İade Edilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine göre hediye öncelikle aynen geri verilmelidir.

Örneğin beş adet 22 ayar bilezik karşı tarafta mevcutsa bunların aynen iadesi istenebilir. Aynen iade mümkün değilse aynı tür, ayar ve miktardaki eşyanın mislen verilmesi talep edilebilir.

Altınların yalnızca toplam bedelinin yazılması yeterli olmayabilir. Her bir ziynet eşyasının türü, sayısı, gramı, ayarı ve mümkünse ayrı değeri belirtilmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/5784 Esas, 2017/16806 Karar sayılı kararında, hükmedilen ziynetlerin cins, nitelik, miktar, ayar ve değerlerinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Nişanda Takılan Altınlar Nasıl İspatlanır?

Nişan altınlarının iadesi davasında davacı öncelikle:

  • Taraflar arasında hukuken geçerli bir nişanlılık bulunduğunu,
  • Altın veya hediyenin verildiğini,
  • Hediyenin nişan nedeniyle verildiğini,
  • Hediyenin alışılmışın dışında olduğunu,
  • Hediyenin karşı tarafta kaldığını ispatlamalıdır.

Medeni kanuna göre evlilik teklifinin diğer tarafça kabulü ile nişan başlasa da yargı kararlarına göre örfe göre nişan töreni yapılması aranmaktadır.

İspat amacıyla şu deliller kullanılabilir:

  • Nişan videosu
  • Fotoğraflar
  • Takı merasimi kayıtları
  • Kuyumcu faturaları
  • Banka dekontları
  • Mesaj ve WhatsApp yazışmaları
  • Hediye listeleri
  • Altınların bozdurulduğunu gösteren belgeler
  • Tanık anlatımları
  • Bilirkişi incelemesi

Nişan videosunun yalnızca mevcut olması yeterli değildir. Görüntünün açılıp açılmadığı, kimin hangi takıyı taktığının anlaşılıp anlaşılmadığı ve dosyanın bozulmamış bir yedeğinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Altınların Gramı ve Ayarı Bilinmiyorsa Ne Olur?

Davacı mümkün olduğunca altınların türünü, sayısını, ayarını ve gramını açıklamalıdır.

Örneğin:

  • Dört adet 22 ayar, her biri yaklaşık 20 gram bilezik
  • On adet çeyrek altın
  • Bir adet 14 ayar altın kolye
  • Bir adet gerdanlık ve küpe seti şeklinde somutlaştırma yapılmalıdır.

Gram veya değer tam olarak bilinmiyorsa nişan görüntüleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Kuyumcu bilirkişisi, görüntü kalitesi elverdiği ölçüde takının türü, yaklaşık gramı ve ayarı konusunda değerlendirme yapabilir.

Altınların Takıldığı Kabul Ediliyor Ancak İade Edildiği Söyleniyorsa İspat Yükü Kimdedir?

Altınların verildiği sabitse ancak davalı bunları daha sonra geri verdiğini ileri sürüyorsa, iade olgusunu kural olarak davalı ispatlamalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/21682 Esas, 2018/9357 Karar sayılı kararında, ziynetlerin nişanda takıldığının sabit olduğu bir olayda bunların geri verildiğini iddia eden tarafın iadeyi ispatlaması gerektiği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesinin ispat yükünü ters çevirmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Altınların elden iade edildiği savunuluyorsa teslim tutanağı, yazılı mesaj, banka hareketi veya tanık anlatımı önem taşıyabilir.

Takılan Altınların Sahte Olduğu İleri Sürülürse Ne Olur?

Nişan merasiminde takılan ve altın olduğu kabul edilen takıların aslında sahte olduğunu ileri süren taraf, kural olarak bu iddiasını ispatlamalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/3347 Esas, 2015/8639 Karar sayılı kararında, takılan altınların sahte olduğunu savunan davalının bu iddiayı ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Hayatın olağan akışına göre altın görüntüsüyle takılan ve taraflarca altın olarak kabul edilen ziynetlerin sahte olduğunu iddia eden tarafın yalnızca soyut savunması yeterli görülmez.

Nişan Altınlarını Kim Geri İsteyebilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine göre iade talebinde bulunabilecek kişiler şunlardır:

  • Hediyeyi veren nişanlı
  • Nişanlının anne ve babası
  • Anne ve baba gibi davranan kişiler

Anne, baba veya aile büyüğü tarafından takılan her altının doğrudan nişanlı tarafından talep edilip edilemeyeceği, altının kimin adına takıldığı ve kimin malvarlığından çıktığı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/16963 Esas, 2017/8244 Karar sayılı kararında, nişan töreninde anne, baba veya aile büyüğünün nişanlı adına taktığı takıların nişanlı adına verilmiş sayılabileceği ve şartları varsa nişanlı tarafından talep edilebileceği kabul edilmiştir.

Bununla birlikte hediyenin bizzat anne veya babanın kendi adına yaptığı bağımsız bir kazandırma olduğu anlaşılıyorsa davacı sıfatının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava açılmadan önce her takının kim tarafından ve kimin adına verildiği belirlenmelidir.

nişan hediyelerinin iadesi

Aile Büyüğünün Taktığı Altın İçin Temlik Gerekir mi?

Altını veren kişi ile davayı açan kişi farklıysa, aktif dava ehliyeti ve alacak hakkının kime ait olduğu uyuşmazlık konusu olabilir.

Hediyeyi veren anne, baba veya yakının kendi adına dava açması mümkündür. Bunun yanında şartları varsa iade alacağını nişanlıya yazılı olarak devretmesi de gündeme gelebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/6306 Esas, 2018/10612 Karar sayılı kararında da hediyeleri veren kişilerin haklarını davacı nişanlıya temlik etmeleri konusu değerlendirilmiştir.

Nişanlılık İlişkisi Nasıl İspatlanır?

Nişanlanma şekle bağlı değildir. Büyük bir nişan töreni yapılması veya yüzük takılması hukuken zorunlu değildir. Esas olan, tarafların karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmasıdır.

Nişanlılık ilişkisi şu delillerle ispatlanabilir:

  • Nişan merasimi fotoğraf ve videoları
  • Davetiye
  • Aileler arasındaki yazışmalar
  • Düğün hazırlıkları
  • Mesaj ve e-postalar
  • Evlilik planlarını gösteren rezervasyonlar
  • Tanık anlatımları
  • Tarafların sosyal medya paylaşımları

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/2846 Esas, 2017/8285 Karar sayılı kararında taraflar arasındaki e-posta ve mesajlaşmaların karşılıklı evlenme vaadini gösterebileceği kabul edilmiştir.

Buna karşılık yalnızca sevgililik ilişkisi, birlikte yaşama veya zaman zaman evlilikten söz edilmesi her olayda nişanlılık ilişkisini kanıtlamayabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/12231 Esas, 2018/2059 Karar sayılı kararında, somut olayın özelliklerine göre taraflar arasında hukuken korunabilir bir nişan ilişkisi bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Taraflardan Biri Evliyse Geçerli Nişan Kurulabilir mi?

Evli bir kişinin başka biriyle kurduğu evlenme vaadi, hukuken geçerli bir nişanlılık ilişkisi olarak kabul edilmeyebilir. Çünkü mevcut evlilik devam ederken başka biriyle evlenmenin hukuken mümkün olmaması, evlenme vaadinin geçerliliğini etkiler.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/18775 Esas, 2012/23545 Karar sayılı kararında, evli kişinin başka biriyle yaptığı nişan akdinin geçersiz olduğu ve uyuşmazlığın aile hukuku hükümleri yerine genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Geçerli bir nişan bulunmaması hâlinde hediyelerin geri alınması tamamen imkânsız değildir. Sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, dolandırıcılık veya diğer genel hükümler gündeme gelebilir. Ancak görevli mahkeme, zamanaşımı ve ispat kuralları değişebilir.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davası Ne Zamana Kadar Açılmalıdır?

Nişanlılığın sona ermesinden doğan hediye iadesi, maddi tazminat ve manevi tazminat talepleri nişanın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir.

Bir yıllık süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir.

Bu ayrım önemlidir. Zamanaşımı kural olarak davalı tarafından süresinde ileri sürülmelidir; mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz.

Bir yıllık süre nişanın fiilen sona erdiği tarihten başlar. Tarafların bir süre ayrılıp yeniden barışması, nişanın hangi tarihte kesin olarak sona erdiği konusunda uyuşmazlık yaratabilir. Bu nedenle mesajlar, aile görüşmeleri ve hediyelerin geri istendiği tarihler saklanmalıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 118 ila 123. maddeleri nişanlanmayı, tazminat taleplerini, hediyelerin geri verilmesini ve bir yıllık zamanaşımını düzenlemektedir.

Dava Açmadan Önce İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?

Hediye iadesi davası açılmadan önce noter ihtarnamesi gönderilmesi kural olarak dava şartı değildir.

Ancak ihtarname gönderilmesi:

  • Hangi altınların istendiğini belirlemek,
  • Aynen iade talebini açıkça bildirmek,
  • Karşı tarafın cevabını ve olası ikrarını almak,
  • Uyuşmazlığın başlangıcını belgelemek,
  • Sulh ihtimalini değerlendirmek bakımından faydalı olabilir.
nişanda takılan altınların iadesi

Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Nişan hediyelerinin iadesi davası aile hukukundan kaynaklanır ve kural olarak zorunlu arabuluculuk kapsamındaki ticari veya tüketici uyuşmazlıklarından biri değildir.

Tarafların ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurmasına engel yoktur. Ancak aile hukukundaki kişisel durum ve kamu düzenine ilişkin talepler üzerinde tarafların serbestçe tasarruf edip edemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Salt altın, para veya eşya iadesine ilişkin anlaşmaların yazılı ve infaza elverişli şekilde hazırlanması önemlidir.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Geçerli bir nişanlılık ilişkisinden kaynaklanan hediye iadesi, maddi tazminat ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/4137 Esas, 2016/1933 Karar sayılı kararında nişan ve nişanın sona ermesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların Türk Medeni Kanunu’nun aile hukuku kitabında düzenlenmesi nedeniyle görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu kabul edilmiştir.

Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Genel yetki kuralına göre dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Ancak birden fazla talebin birlikte ileri sürülmesi, davalı sayısı veya genel hükümlere dayanan ek talepler bulunması hâlinde yetki ayrıca incelenmelidir.

Davanın yanlış yerde açılması, yetki itirazı nedeniyle sürecin uzamasına neden olabilir.

Nişan Hediyelerinin İadesi Davasında Hangi Talepler Birlikte İleri Sürülebilir?

Şartları varsa aynı dava kapsamında:

  • Altın ve ziynet eşyalarının aynen iadesi
  • Aynen iade mümkün değilse bedelinin tahsili
  • Nişan masrafları nedeniyle maddi tazminat
  • Evlenme amacıyla yapılan harcamalar
  • Manevi tazminat
  • Faiz
  • Yargılama giderleri talep edilebilir.

Ancak her talebin şartları ve ispat yükü farklıdır. Hediyelerin iadesinde kusur aranmazken maddi ve manevi tazminatta kusur değerlendirmesi yapılır.

Dilekçede hangi eşyanın hediye iadesi, hangi harcamanın maddi tazminat ve hangi olayın manevi tazminat kapsamında ileri sürüldüğü açıkça ayrılmalıdır.

Altın Bedeli Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?

Ziynet eşyasının aynen iadesine karar verilmesi esastır. Bedel talebi dava tarihindeki altın kuruna göre hesaplanır. Aynen iade talebinde davanın kesinleşip kararın icra edileceği tarihteki kura göre belirlenir.

Nişan Hediyelerinin İadesine İlişkin Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararlar, nişan altınlarının ve diğer hediyelerin iadesine ilişkin temel ilkeleri göstermektedir:

Yargıtay kararıKararda öne çıkan ilke
Yargıtay 3. HD, 2005/6843 E., 2005/7705 K., 11.07.2005Altın ve ziynet eşyaları alışılmışın dışındaki hediye olarak değerlendirilir.
Yargıtay 3. HD, 2004/13785 E., 2004/13931 K., 16.12.2004Nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyaları kural olarak geri istenebilir.
Yargıtay 3. HD, 2015/3347 E., 2015/8639 K., 14.05.2015Hediye iadesinde kusur aranmaz; altınların sahte olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
Yargıtay 3. HD, 2016/21682 E., 2018/9357 K., 02.10.2018Nişan yüzüğü dışındaki takılar alışılmışın dışındadır; verildiği sabit olan takıları geri verdiğini söyleyen taraf iadeyi ispatlamalıdır.
Yargıtay 3. HD, 2018/6306 E., 2018/10612 K., 25.10.2018Giyim, ayakkabı ve kullanımla eskiyen eşyalar mutat hediye olabilir; hediyeyi verenlerin alacaklarını temlik etmesi değerlendirilebilir.
Yargıtay 3. HD, 2016/5784 E., 2017/16806 K., 30.11.2017Ziynetlerin cins, miktar, gram, ayar ve değerleri hükümde infaza elverişli biçimde gösterilmelidir.
Yargıtay 3. HD, 2016/16963 E., 2017/8244 K., 29.05.2017Anne, baba veya aile büyüğünün nişanlı adına taktığı takılar şartları varsa nişanlı tarafından talep edilebilir.
Yargıtay 3. HD, 2015/4137 E., 2016/1933 K., 16.02.2016Nişan hediyelerinin iadesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Yargıtay 3. HD, 2016/12231 E., 2018/2059 K., 05.03.2018Geçerli nişanlılık ilişkisinin bulunup bulunmadığı somut delillerle belirlenir.
Yargıtay 4. HD, 2016/2846 E., 2017/8285 K., 13.12.2017Mesaj ve e-postalar karşılıklı evlenme vaadinin ispatında kullanılabilir.
Yargıtay 3. HD, 2017/163 E., 2018/10717 K., 30.10.2018Nişanın bozulmasının doğurduğu sıradan üzüntü tek başına manevi tazminat sağlamaz.
Yargıtay 2. HD, 2023/1550 E., 2024/7572 K., 21.10.2024Alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi ve tazminat talepleri birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Yargıtay 3. HD, 2018/3648 E., 2019/3681 K.Nişan yüzüğü dışındaki ziynetlerin mutat dışı hediye kabul edilmesine ilişkin yerleşik uygulama sürdürülmüştür.
Yargıtay 3. HD, 2012/18775 E., 2012/23545 K., 14.11.2012Taraflardan birinin evli olması hâlinde geçerli nişan ilişkisinin bulunup bulunmadığı görev ve uygulanacak hukuk bakımından önemlidir.

Yargıtay kararları somut olayın şartlarına göre değerlendirilir. Aynı tür eşya, tarafların ekonomik durumu ve hediyenin değeri nedeniyle farklı bir sonuca konu olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Nişanı ben bozduysam taktığım altınları geri alabilir miyim?

Evet. Altın ve alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesinde kusur aranmaz. Nişanı bozan taraf da verdiği hediyeleri geri isteyebilir.

Nişan yüzüğü geri alınabilir mi?

Olağan değerdeki nişan yüzüğü yerleşik uygulamada genellikle mutat hediye kabul edilir. Ancak çok yüksek değerli yüzükler somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir.

Nişanda takılan çeyrek altınlar geri istenir mi?

Evet. Çeyrek altınlar ekonomik değerini koruyan ziynet eşyası niteliğinde olduğundan, kimin tarafından kime takıldığı ispatlanırsa iadesi talep edilebilir.

Altınlar bozdurulmuşsa ne olur?

Altınların aynen iadesi mümkün değilse aynı tür ve miktarın mislen iadesi veya bedelinin ödenmesi istenebilir.

Nişan videosu yoksa dava açılamaz mı?

Dava açılabilir. Tanık, fotoğraf, mesaj, fatura, banka kaydı, ikrar ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir.

Nişan hediyelerinin iadesi için kusur ispatlanmalı mı?

Hayır. Kusur hediye iadesi için değil, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından önemlidir.

Altınları geri verdiğimi nasıl ispatlarım?

Teslim tutanağı, yazılı mesaj, tanık, banka veya kuyumcu kaydı gibi deliller kullanılabilir. Elden teslimlerde yazılı belge alınmaması ciddi ispat sorunu yaratabilir.

Nişan hediyeleri için kaç yıl içinde dava açılır?

Nişanın sona erdiği tarihten itibaren bir yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı süresidir.

Kınada takılan altınlar nişan takılarıyla aynı statüde midir?

Her zaman değil. Belirleyici olan, kına gecesinin resmî nikâhtan önce mi sonra mı yapıldığı ve altınların hangi amaçla takıldığıdır.

1. Kına gecesi resmî nikâhtan önce yapılmışsa

Taraflar henüz evlenmemişse ve kına gecesi de evlilik hazırlığı kapsamında düzenlenmişse, takılan altınlar somut olayın özelliklerine göre nişanlılık nedeniyle verilmiş hediye olarak değerlendirilir.

Bu durumda evlilik gerçekleşmezse Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesi gündeme gelir. Nişanlılık evlenme dışında bir sebeple sona erdiğinde, nişanlıların veya ailelerinin karşı tarafa verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Altın ve ziynetler de kural olarak bu kapsamdadır.

Örneğin:

  • Damat veya damadın ailesinin gelin adayına taktığı bilezikler,
  • Gelin veya ailesinin damat adayına taktığı altınlar,
  • Taraflardan birine özel olarak verilen ziynetler evlilik gerçekleşmezse, kural olarak bunları veren tarafça geri istenebilir.

Burada kına adı altında bir merasim yapılmış olması tek başına düğün takısı sonucu doğurmaz. Resmî nikâhın henüz yapılmamış olması ve hediyenin evlenme beklentisiyle verilmesi önemlidir.

2. Resmî nikâh yapılmış, kına gecesi daha sonra düzenlenmişse

Taraflar kına gecesi tarihinde hukuken evliyse, nişanlılık sona ermiş olur. Bu nedenle TMK m. 122’deki nişan hediyelerinin geri verilmesi hükümleri uygulanmaz.

Bu altınlar artık evlilik ve düğün merasiminde verilen takılar gibi değerlendirilir. Aidiyet belirlenirken:

  1. Taraflar arasında bir anlaşma olup olmadığı,
  2. Bulunulan yerdeki örf ve âdet,
  3. Altının kime takıldığı veya kime özgü olduğu incelenir.

Düğün ve kına takılarının aidiyetini doğrudan düzenleyen açık bir kanun hükmü bulunmadığından, Yargıtay uygulamasında anlaşma ve örf-âdet önem taşır.

Kınada Takılan Altınların Hukuki Statüsü

Kınanın yapıldığı aşamaAltınların hukuki değerlendirmesi
Resmî nikâhtan önce, evlilik gerçekleşmeden ayrılık olmuşsaNişanlılık nedeniyle verilen alışılmışın dışındaki hediye sayılabilir; veren taraf geri isteyebilir.
Resmî nikâhtan önce kına yapılmış, sonra taraflar evlenmişseTMK m. 122’ye göre geri istenemez; aidiyet, kime ve hangi amaçla verildiğine göre belirlenir.
Resmî nikâhtan sonra kına yapılmışsaNişan hediyesi değil, evlilik/düğün merasimi takısı olarak değerlendirilir.
Takı doğrudan kadına takılmışsaAksine anlaşma veya örf yoksa kadına ait olduğu kabul edilir
Takı doğrudan erkeğe takılmışsaAksine anlaşma veya örf yoksa ve kadın ziynet eşyası niteliğinde değilse erkeğe ait olduğu kabul edilir.

Sevgililik Döneminde Verilen Hediyeler Nişan Hediyesi Sayılır mı?

Kural olarak hayır. Taraflar arasında henüz karşılıklı bir evlenme vaadi bulunmuyorsa, sevgililik döneminde verilen hediyeler Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesi anlamında nişan hediyesi sayılmaz. Bu nedenle ilişkinin sona ermesi üzerine, sırf ayrılık gerçekleşti diye bu hediyelerin nişan hediyelerinin iadesine ilişkin hükümlere dayanılarak geri verilmesi istenemez.

Çiçek, parfüm, kıyafet, telefon, saat, takı veya başka bir eşya sevgililik sırasında karşılıksız ve hediye amacıyla verilmişse, ilişki sona erdiğinde kural olarak veren kişiye geri dönmez.

Evlilik amacıyla verilen hediyelerde durum değişebilir

Bir hediyenin nişan töreninden önce verilmiş olması, onun her durumda sevgililik hediyesi olduğu anlamına gelmez. Taraflar karşılıklı olarak evlenme kararı almışsa ve hediye de bu evlilik hazırlığı nedeniyle verilmişse, ortada resmî bir nişan töreni bulunmasa bile hukuken nişanlılık ilişkisinin kurulmuş olduğu ileri sürülebilir.

Nişanlanma için yüzük takılması, aile arasında tören yapılması veya kamuya açık bir duyuru yapılması zorunlu değildir. Karşılıklı evlenme vaadi açıkça veya tarafların davranışlarından anlaşılacak şekilde kurulabilir. Bu nedenle evlilik teklifi sonrasında verilen pırlanta, evlilik hazırlığı için gönderilen para veya kurulacak ev için alınan yüksek değerli eşya, şartları varsa nişanlılık nedeniyle verilmiş hediye olarak değerlendirilebilir. Ancak hediyenin bu amaçla verildiğinin ispatlanması gerekir. Akademik değerlendirmelerde de sevgililik döneminde verilen hediyelerin TMK m.122 kapsamında olmadığı, fakat nişanlanmanın gerçekleşeceği inancıyla verilen hediyelerin somut olaya göre nişan hediyesi sayılabileceği kabul edilmektedir.

Taraflar nişanlı mıydı, sadece sevgili miydi?

Mahkeme ilişkinin adına değil, tarafların gerçek iradesine bakar. Şu deliller nişanlılığın varlığını gösterebilir:

  • Karşılıklı evlenme kararı ve evlilik teklifi
  • Mesajlarda açıkça düğün veya evlilik planı yapılması
  • Ailelerin tanışması ve evlilik hazırlıklarına başlaması
  • Düğün salonu, gelinlik veya ev eşyası için ödeme yapılması
  • Sosyal medyada nişan veya evlilik duyurusu
  • Yüzük takılması ve tanık anlatımları

Buna karşılık yalnızca uzun süre sevgili olmak, birlikte yaşamak veya gelecekte evlenmekten zaman zaman söz etmek tek başına hukuken nişanlılık kurulduğunu göstermeyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/12231 Esas, 2018/2059 Karar, 05.03.2018 tarihli kararında, tarafların belirli aralıklarla gayriresmî şekilde bir araya gelmelerinin geçerli bir nişan ilişkisi için yeterli olmadığı ve uyuşmazlığın aile hukuku yerine genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sevgililik döneminde verilen hediyeler, taraflar arasında henüz karşılıklı evlenme vaadi bulunmuyorsa nişan hediyesi sayılmaz ve Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine dayanılarak geri istenemez. Ancak tarafların evlenme konusunda anlaşmış oldukları ve hediyenin kurulacak evlilik nedeniyle verildiği ispatlanırsa, nişan töreninden önce verilmiş olsa dahi nişanlılık nedeniyle verilmiş hediye olarak değerlendirilebilir. Taraflar arasında geçerli bir nişan ilişkisi bulunmuyorsa iade talebi, şartları varsa sebepsiz zenginleşme, bağışlama, ödünç veya haksız fiil gibi genel hükümlere göre incelenir.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2017/2443

Karar Numarası: 2020/918

Karar Tarihi: 18.11.2020

1. Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, Elazığ 1. Aile Mahkemesince verilen karşılıklı boşanma davalarının kabulü, ziynet alacağı davasının reddine ilişkin karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı-Karşı Davalı İstemi:

4. Davacı-karşı davalı vekili 13.08.2013 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 18.08.2009 tarihinde evlendiklerini, müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, müvekkilinin iki hafta öncesinde davalının başka bir erkekle beraber olduğunu öğrendiğini, bu sebeple davalıyı babasının evine bıraktığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-Karşı Davacı İstemi:

5. Davalı-karşı davacı vekili 05.09.2013 tarihli karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, karşı tarafın sürekli alkol aldığını, müvekkiline ekonomik şiddet uyguladığını, … isimli kızı sürekli eve getirmesi nedeniyle çıkan tartışma sonucunda müvekkilinin evden ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına 500,00TL tedbir-iştirak nafakası ile müvekkili yararına 750,00TL tedbir-yoksulluk nafakası ayrıca 150.000,00TL maddi ve 150.000,00TL manevi tazminat ödenmesine, her biri 25 gram olmak üzere beş adet bilezik, ayrıca üç adet üç telli burmalı bilezik, 58 adet çeyrek ve 12 adet yarım altından oluşan ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı ve kendisine iade edilmediği iddiasıyla aynen iadesine olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Elazığ 1. Aile Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli ve 2013/529 E., 2014/395 K. sayılı kararı ile; tarafların 2009 yılında evlendikleri, müşterek bir çocuklarının bulunduğu, karşılıklı boşanma davaları açtıkları, bu hâliyle evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmadığı, kusur durumunun değerlendirilmesinde kadın eşin evlilik birliğinin gereklerini ve sadakat ilkesi gereği sorumluluklarını yerine getirmediği, evliliğin bu hâle gelmesinde davalının kusurunun

bulunduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kanaatiyle tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, çocuk yararına 200,00TL tedbir-iştirak nafakası ödenmesine, boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu bulunan kadın eşin nafaka ve tazminat istemlerinin reddine, ziynet eşyaları yönünden ise; davalı-karşı davacı kadının evden kendi isteği ile ayrıldığı, ziynet eşyalarının taşınabilir niteliği karşısında hayatın olağan akışına göre kadının üzerinde bulunmasının kabul edildiği, gerek takıların mevcudiyetinin gerekse elinden zorla alındığının ispat külfetinin davalı-karşı davacı tarafa ait olması karşısında, takıların mevcudiyeti yönünde ibraz edilen düğün ve nişan fotoğraflarında sadece bir set görüldüğü, ancak talebin bilezik ve altınlara yönelik olduğu, talep edilen bu eşyaların mevcudiyetinin belirlenemediği, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle, takılarla ilgili talebin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarihli ve 2014/21873 E., 2015/6631 K. sayılı kararı ile;

“…Hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafaka ve ziynet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı-karşı davacı kadına ait ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı ve geri verilmediği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bunları geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmediğine göre, koca iade etmekle yükümlüdür. O hâlde, davalı-karşı davacı kadının ziynet eşyalarına ilişkin talebinin kabulüne karar vermek gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçe ile reddi doğru olmamıştır,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı:

8. Elazığ 1. Aile Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/392 E., 2015/572 K. sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçenin yanında; ziynet eşyalarına ilişkin bilirkişi raporunda “dava dosyasında ziynet eşyalara ilişkin olarak CD, fotoğraf veya başkaca bir delil bulunmadığından mevcut hesaplamayı talep yönünde hazırlamış bulunmaktayım” denildiği, gerek tanık anlatımları, gerekse başka delillerle ziynet eşyalarının mevcut ve sabit olmadığı, soyut anlatımın ötesinde ispatlanamadığı, fotoğraflarla sadece bir adet altın setin ispatlandığı, mevcudiyeti ispatlanabilen setin ise talep edilmediği, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkimin tarafların talep sonucu ile bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

9. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı-karşı davacı tarafın ziynet eşyası talebine yönelik davasını ispatlayıp ispatlayamadığı, burada varılacak sonuca göre davalı-karşı davacı tarafın ziynet eşyası davasının kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

11. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ispat hukuku yönünden geçerli kurallara değinmekte yarar vardır.

12. Hukuki anlamda ispat faaliyetinde amaç; taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin dava tarihinden önce gerçekleşen vakıaların, gerçek olup olmadığı konusunda mahkemeyi ikna etmektir. Başka bir anlatımla ispat; gösterilen delillerle, hâkimin dışında geçmiş dış âlemde gerçekleştiği iddia edilen olay ve olguların, gerçekte var olup olmadığı hakkında, hâkimde uyandırılan kanaat vasıtasıyla maddi gerçeğin adli gerçeğe dönüştürülmesidir.

13. İspatın konusunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 187/1. maddesine göre, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve taraflarca bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.

14. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.

15. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü hakkında kural, HMK’nın 190. maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

16. Yukarıda bahsedilen düzenlemelerden hareket edildiğinde, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Olağan olan ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davalarında ispat hukuku yönünden öncelikli olarak dava konusu ziynetlerin varlığı ve bu ziynetlerin kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmalıdır. Başka bir anlatımla kadın eşin ispat yükündeki öncelik, dava konusu ziynetlerin varlığını ispatlamış olmasına ilişkindir.

17. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nitelikte eşyalardan olması nedeniyle normal koşullarda ziynet eşyasının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun doğal sonucu olarak; evden ayrılmayı tasarlayan kadının bu eşyaları yanında götürmesi veya gizlemesi veya evden ayrılırken üzerinde götürmesi mümkündür. Bu durumda kadın eşin dava konusu edilen ziynet eşyaları hakkında ilk olarak varlığını, ikinci olarak da varlığı kanıtlanan bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini eğer bu şekilde elinden alınmamış ise evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat yükü altındadır.

18. Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu olan her biri 25 gram olmak üzere beş adet bilezik, ayrıca üç adet üç telli burmalı bilezik, 58 adet çeyrek ve 12 adet yarım altından oluşan ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı iddiasıyla aynen olmadığı takdirde bedelinin ödenmesinin talep edildiği, erkek eş tarafından bu iddiaya yönelik bir savunmanın yapılmadığı, kadın eşin tanık beyanları ile düğünde takılan ziynet eşyalarının tamamının bozdurularak ev alındığının açıklandığı ancak cins-miktar ve çeşidinin belirtilmediği, erkek eş tanıklarının ise talep edilen ziynet eşyalarına yönelik hiçbir beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemenin dava konusu ziynetlerin varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verdiği, Özel Daire tarafından ise talep edilen tüm ziynetler yönünden “ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı ve geri verilmediği” hususunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Ne var ki; dosyada düğün sonrasında çekildiği anlaşılan, kadın eşin tek olarak görüldüğü fotoğrafla, talep konusu beş adet bilezik ve ayrıca üç adet üç telli burmalı bilezik olmak üzere toplamda sekiz adet bileziğin varlığının ispat edildiği fakat 58 adet çeyrek ve 12 adet yarım altının varlığının ise ispat edilemediği anlaşılmıştır.

19. O hâlde; kadın eşin talep ettiği sekiz adet bilezik yönünden ziynet eşyalarının varlığının ve tanık beyanlarıyla da açıklandığı şekilde takılan ziynetlerin bozdurularak ev alındığının ispatlanması karşısında, davanın bilezikler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.

20. Hâl böyle olunca direnme kararının, açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yazılı değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2021/1728

Karar Numarası: 2021/4104

Karar Tarihi: 14.04.2021

Taraflar arasında görülen nişan hediyelerinin iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı; davalı ile 27/09/2014 tarihinde nişanlandığını; davalıya nişan hediyesi olarak 10 adet bilezik, 1 adet beşi birlik zincir, 1 adet altın, 2 adet çeyrek altın ve 1.170 TL para takıldığını, nişanın bozulmasına rağmen davalının takılan hediyeleri iade etmediğini ileri sürerek; nişan hediyelerinin ve paranın aynen iadesine; olmadığı takdirde bedeli olan 26.500 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı; davaya konu edilen ziynet eşyalarının, bir kısmının kendi aile efradı tarafından bir kısmının da dost ve komşuları tarafından takıldığını, davacının taktığı 1 adet alyans ve tek taş yüzüğü ise kendisine iade ettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.

(…TMK’nun 122.maddesi; “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir” hükmüne amirdir.

Davalı taraf, ziynet eşyalarının davacının bizzat kendisi tarafından alınmadığını savunmuş; mahkemece de; altın ve hediyelerin davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının akrabaları tarafından davalıya verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ana-babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktıkları takılar, davacı nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda da bizzat talep edilebilir. Örf ve adete göre, nişan törenlerinde, takıların, nişanlıların birbirine bizzat takmalarından çok, genelde bir aile büyüğü veya ana-baba veya kardeşlerden biri tarafından takıldığı bir gerçekliktir.O halde, mahkemece; davacı (nişanlı) veya davacı adına hareket eden ana-baba veya kardeşleri tarafından takılan takıların saptanarak, hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir….) gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozma ilamına karşı, davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine; Dairece verilen 15/10/2019 tarihli 2019/893 E. 2019/7942 K. sayılı ilamla; “..Davacı vekili, 28/06/2016 tarihli celsede; ziynet eşyalarını davalıya verenlerin haklarını davacıya temlik ettiklerini bildirerek, temlik sözleşmelerini dosyaya sunmuştur.

Bu halde, mahkemece; öncelikle anne ve kardeşleri tarafından takılan nişan hediyelerinin belirlenmesi, sonrasında ise anne ve kardeşler tarafından davacıya verildiği bildirilen temlik sözleşmelerinin araştırılması ve ulaşılacak sonuç uyarınca davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği” yönündeki değişik gerekçeyle hüküm bozulmuştur.

Bozma ilamına uyan mahkemece; alacağın temliki sözleşmelerinin 20/06/2016 tarihinde yazılı olarak yapıldığı, bir alacağın dava konusu yapılabilmesi için dava konusu alacağın dava açıldığı sırada mevcut bulunması gerektiği, her ne kadar kanuna uygun olarak hazırlanmış ise de dava tarihinden sonra yapıldıkları için ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle, davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; nişan hediyelerinin iadesine yönelik davacının yakınları tarafından düzenlenen temlik sözleşmelerinin esas alınıp alınmayacağına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle alacağın temliki ve taraf sıfatı kavramının açıklanmasında yarar vardır.

Borcun kaynağı ne olursa olsun, alacaklının, alacağını bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik etmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkabilir. Alacaklı, alacağının tamamını bir üçüncü kişiye devrettiğinde, borç ilişkisinde alacaklı tarafın bir hukuksal işleme dayanan değişimi sözkonusu olacaktır. Alacağın bir başkasına devri (temlik) alacaklının iradesine, yani üçüncü kişiyle yapmış olduğu sözleşmeye, bir kanun hükmüne veya bir mahkeme kararına dayalı olarak gerçekleşebilir (KILIÇOĞLU, M. Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. B., Ankara 2012, s. 784).

Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK’nın 183 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Rızai temliki düzenleyen TBK’nın 183 üncü maddesi; “Kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasının almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” hükmünü içermektedir.

Bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere; alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikâl etmektedir.

Eğer alacaklı, alacağını bir başkası vasıtasıyla tahsil ettirmek isterse, bu kimseye tahsil yetkisi verecek yerde alacağını ona temlik eder ki, bu halde alacağın temliki tahsil maksadıyla yapılmış olmaktadır.

Hukukumuzda egemen olan ilke, şekil serbestîsi (6098 sayılı TBK madde 12) ise de, TBK’nın “şekli” başlıklı 184 üncü maddesi Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır” hükmü gereğince Kanunumuz alacağın temlikinin yazılı yapılmasını öngörmektedir.

Alacağın temliki ile asıl haktan ayrı yalnız başına başkasına devredilemeyen dava hakkı da devredilmiş olur. Bu anlamda davada taraf sıfatı da temlik alanda olmaktadır.

Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.

Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, “sıfat” yerine “husumet” terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.).

Buna göre; mahkemece, davacının yakınları tarafından nişan sırasında takılan hediyelere ilişkin temlik sözleşmeleri ile davacının, temlik alan sıfatıyla dava hakkını kazanmış olduğu gözetilerek, davanın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/21682

Karar Numarası: 2018/9357

Karar Tarihi: 02.10.2018

NİŞANIN BOZULMASINDA NİŞAN YÜZÜĞÜ DIŞINDA KALAN TAKILARIN MUTAD DIŞI HEDİYE SAYILARAK GERİ İSTENEBİLECEĞİ Davaya Konu Edilen Ziynet Eşyalarından 2 Adet Bilezik İle 2 Adet Gerdanlık Setinin Nişanda Takıldığının Tanık Beyanları ve Bilirkişi Raporu İle Sabit Olduğu – Davalının da Kabulünde Olduğu – Bu Durumda İspat Yükünün Artık Söz Konusu Ziynet Eşyalarını Nişan Bozulduktan Sonra Davacı Tarafa İade Ettiğini İddia Eden Davalı Tarafta Olduğu – Mahkemece, İspat Yükü Ters Çevrilerek, Davacının Söz Konusu Ziynet Eşyalarını Almadığını İspat Edemediği Gerekçesiyle 2 Adet Bilezik ve 2 Adet Gerdanlık Seti Yönünden Davanın İspatlanamadığı Gerekçesiyle Reddi Kararının Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu – Bozmayı Gerektirdiği

Özeti: Asıl dava; nişan bozulması nedeniyle, nişanda takıldığı iddia olunan ziynetlerin davalı-karşı davacı taraftan aynen, bunun mümkün olmaması halinde nakden tahsili ile nişan bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine, karşı dava ise; nişan bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme konusu olayda; mahkemece, davaya konu edilen ziynet eşyalarından 2 adet bilezik ile 2 adet gerdanlık seti yönünden; davalının bu ziynet eşyalarının davacı tarafa geri verildiğine dair beyanları karşısında davacının söz konusu ziynet eşyalarının geri alınmadığını dosya kapsamı itibariyle ispatlayamadığı, davalıya yemin teklifinde de bulunmadığı, bu sebeple söz konusu ziynet eşyaları yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle 2 bilezik ve 2 adet gerdanlık seti yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu ziynet eşyalarının nişanda takıldığı tanık beyanları ve bilirkişi raporu ile sabit olup davalının da kabulünde olduğundan, bu durumda ispat yükü artık söz konusu ziynet eşyalarını nişan bozulduktan sonra davacı tarafa iade ettiğini iddia eden davalı taraftadır. Mahkemece, ispat yükü ters çevrilerek, davacının söz konusu ziynet eşyalarını almadığını ispat edemediği gerekçesiyle 2 adet bilezik ve 2 adet gerdanlık seti yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

…..

Taraflar arasındaki asıl dava nişan bozmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile, karşı dava nişan bozmadan kaynaklanan manevi tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı, davalı ile 23/11/2013 tarihinde sözlenip 22/03/2014 tarihinde nişanlandıklarını, davalının ailesinin ev alınması talebini davacının ailesi yerine getiremeyeceğini bildirince davalı ve ailesinin 27/07/2014 tarihinde nişanı bozduklarını, bu sebeple söz ve nişanda takılan 1 adet 22 ayar bilezik,1 adet 8 ayar gerdanlık seti, 1 adet alyans, 1adet 39,63 gr .22 ayar bilezik, 1 adet 32 gr 14 ayar gerdanlık seti, 13 adet çeyrek altın ve 1 adet saatin aynen, olmadığı takdirde bedeli 11.500,00-TL’nin davalılardan tahsili ile, bu olaylar nedeniyle psikolojisi bozulan davacı lehine 2.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, nişanın davacı tarafın kusurlu davranışları nedeniyle son bulduğunu, davacının bizzat kendisinin takmadığı takıları isteyemeyeceğini, davacı tarafından bizzat takılmayan takılar yönünden davanın reddinin gerektiğini, taraf yakınlarınca takılan 13 adet çeyrek altının nişandan sonra bozdurulup eşit şekilde paylaşılmak üzere bankada açılan ortak hesaba yatırıldığını, daha sonra davacının kendi payına düşen kısmı bankadan çektiğini, nişan yüzüğünün mutad hediye olup istenemeyeceğini, kaldı ki nişanın atılmasından sonra davacının yakınlarının davalının evine gelip hediyelerin karşılıklı alınıp verildiğini, nişan salonunun ücreti olan 1.600,00-TL’nin kendisi tarafından ödendiğini belirterek davanın reddi ile manevi tazminata ilişkin karşı davanın kabulüyle 3.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsilini istemiştir.

…….

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davalı tanıklarının 3 bilezik ve 2 gerdanlık setinin bohçalar iade edilirken davacı tarafa geri verildiği, 13 adet çeyrek altının ise nişandan sonra bozdurularak taraflar adına açılan ortak banka hesabına yatırıldığı ve daha sonra taraflarca bankadan çekilip taraflar arasında paylaşıldığı bu durumda davacının 13 çeyrek altına ilişkin talebini ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, davacının 2 adet bilezik ile 2 adet gerdanlık setine yönelik talebinin ise; davalının bu ziynetlerin geri verildiği yönündeki beyanları karşısında davacının söz konusu ziynet eşyalarının geri alınmadığını dosya kapsamı itibariyle ispatlayamayıp davalıya yemin teklifinde de bulunmadığından, söz konusu ziynet eşyaları yönünden de davanın ispatlanamadığı, dava konusu 1 adet saat yönünden de davanın ispatlanamadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultunda nişanda takılan alyansın talep edilemeyeceği, tarafların manevi tazminat taleplerine yönelik davaların ise manevi tazminata hükmetmenin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Asıl dava;nişan bozulması nedeniyle, nişanda takıldığı iddia olunan ziynetlerin davalı-karşı davacı taraftan aynen, bunun mümkün olmaması halinde nakden tahsili ile nişan bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine, karşı dava ise; nişan bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Kural olarak nişan, evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. (TMK m.122) Hediyelerin geri istenebilmesi için alışılmışın dışında hediyelerden olması gerekir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez.Nişan dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez.

Nişanının bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenebilir.

Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delille de ispat edilebilir.

TMK’nın 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.

……

Somut olayda; mahkemece, davaya konu edilen ziynet eşyalarından 2 adet bilezik ile 2 adet gerdanlık seti yönünden; davalının bu ziynet eşyalarının davacı tarafa geri verildiğine dair beyanları karşısında davacının söz konusu ziynet eşyalarının geri alınmadığını dosya kapsamı itibariyle ispatlayamadığı, davalıya yemin teklifinde de bulunmadığı, bu sebeple söz konusu ziynet eşyaları yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle 2 bilezik ve 2 adet gerdanlık seti yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu ziynet eşyalarının nişanda takıldığı tanık beyanları ve bilirkişi raporu ile sabit olup davalının da kabulünde olduğundan, bu durumda ispat yükü artık söz konusu ziynet eşyalarını nişan bozulduktan sonra davacı tarafa iade ettiğini iddia eden davalı taraftadır. Mahkemece, ispat yükü ters çevrilerek, davacının söz konusu ziynet eşyalarını almadığını ispat edemediği gerekçesiyle 2 adet bilezik ve 2 adet gerdanlık seti yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı- karşı davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı- karşı davalı yararına BOZULMASINA

ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

5/5 - (4 votes)
İlginizi çekebilir:  Nafaka rehberi

Yorum yapın