Borç Verirken Bilmeniz Gerekenler: Tüketim Ödüncü (Karz) Sözleşmesi

Arkadaşa, tanıdığa veya akrabalara borç para vermek oldukça yaygın bir eylemdir. Taraflar farkında olmadan Türk Borçlar Kanunu anlamında tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi kurmuş olabilir. Borcun geri ödenmemesi halinde hukuki aksiyon almak isteyen kişiler borçluya ihtarname göndermekte veya borçlu aleyhinde icra takibi başlatmakta; devamında da borç ilişkisi davaya konu edilmektedir. Gözden kaçırılan detaylar ise davanın reddine neden olabilir ve bütün bu hukuki işlemlerin boşuna yapılması sonucunu doğurabilir. Bu yazımızda tüketim ödüncü sözleşmesini detaylıca inceleyeceğiz.

1.Tüketim Ödüncü (Karz) Sözleşmesi Nedir?

1.1.Tüketim Ödüncü (Karz) Sözleşmesinin Tanımı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 386. ve devam maddelerinde tüketim ödüncü konusu düzenlenmektedir. Buna göre, tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. En yaygın örneği “borç para verme” durumudur.

1.2.Günlük Hayatta Karz Sözleşmesine Örnekler

Bir arkadaşa 50.000 TL borç verilmesi; bir akrabaya düğün masrafları için para verilmesi; komşuya geçici süreyle altın verilmesi; çiftçiler arasında belirli miktarda buğday ödünç verilmesi; esnafın başka bir esnafa kısa süreli nakit sağlaması gibi örneklerin hepsi tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi kapsamında değerlendirilir.

1.3.Karz Sözleşmesi Ne Zaman Kurulur?

Tüketim ödüncü sözleşmelerinde, para veya misli mal, ödünç alana teslim edilmelidir. Belirtmek gerekir ki, bir şeyin verileceğine dair konuşma sözleşmenin kurulması için yeterli değildir. Fiili teslim bu konuda oldukça önemlidir. Söz gelimi, sözleşmenin konusu bir para borcuysa, paranın fiziki olarak veya banka transferi ile ödünç alan teslimine bakılır. Eğer teslim sağlanmışsa sözleşmenin kurulduğu kabul edilir.

1.4.Karz Sözleşmesinde Tarafların Temel Borçları Nelerdir?

Tüketim ödüncü sözleşmesinde ödünç veren ile ödünç alan arasında oldukça temel borç ilişkisi kurulur. Tarafların yükümlülükleri özetle aşağıdaki gibidir:

Ödünç verenin borcu:

  • Kararlaştırılan para veya malı teslim etmek.

Ödünç alanın borcu:

  • Vadesi geldiğinde aynı miktar ve nitelikteki şeyi geri vermek.
  • Kararlaştırılmışsa ödünç verene faiz ödemek.

2.Hangi Şeyler Tüketim Ödüncüne Konu Olabilir?

Kanuni tanıma bakıldığında borcun konusunun sadece para olmadığı; alternatif olarak “misli malların” da borç kapsamında verilebildiği anlaşılmaktadır. Söz gelimi bir kişiye -ilerde ödünç verene geri verilmek üzere- araç satın alması için 300 gram altın verildiğinde de tüketim ödüncü sözleşmesinin konusu oluşur. Dolayısıyla borç ilişkisini yalnızca parayla kısıtlamamak gerekir.

2.1.Para Tüketim Ödüncünün En Yaygın Konusudur

Günlük hayatta tüketim ödüncü sözleşmesinin en sık karşılaşılan örneği borç para verilmesidir. Örneğin bir kişinin arkadaşına 20.000 TL vermesi ve belirlenen tarihte aynı miktarda paranın geri ödenmesini kararlaştırması bir tüketim ödüncü sözleşmesidir. Burada geri verilmesi gereken şey, verilen banknotların aynısı değil; aynı miktardaki paradır.

2.2.Altın ve Döviz de Tüketim Ödüncüne Konu Olabilir

Tüketim ödüncü sadece Türk Lirası için söz konusu değildir.

Örneğin;

  • 250 gram altın,
  • 10 adet çeyrek altın,
  • 20.000 Amerikan Doları,
  • 6.000 Euro

ödünç olarak verilebilir. Bu durumda borçlu, vade geldiğinde aynı miktar ve nitelikte altını veya dövizi geri vermekle yükümlüdür. Taraflar ayrıca geri ödemenin hangi tarihte ve hangi koşullarda yapılacağını da kararlaştırabilirler.

2.3. Tarım Ürünleri ve Benzeri Misli Mallar da Ödünç Verilebilir

Aynı tür ve kalitede kolayca yerine konulabilen mallar da tüketim ödüncüne konu olabilir. Örneğin; buğday, arpa, mısır, pirinç, şeker, mazot, akaryakıt gibi malların ödünç verilmesi mümkündür. Burada miktar belirleyicidir. Örneğin bir çiftçinin komşusuna 1 ton buğday vermesi ve hasat döneminde aynı kalitede 1 ton buğday geri almayı kararlaştırması tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında değerlendirilir.

2.4. Hangi Mallar Tüketim Ödüncüne Girmez?

Gayrimisli kabul edilen, yani yerine başka bir mal koymanın mümkün olmadığı malların borç ilişkisinde verilmesi halinde tüketim ödüncünden söz edilemez. Örneğin, sahip olunan arabanın bir kişiye ödünç kapsamında verilmesi halinde, ödünç alanın verilen eşyayla ilkinin yerini doldurması mümkün değildir. Çünkü bu mallarda amaç, verilen eşyanın aynısının geri alınmasıdır. Bu nedenle bu tür ilişkiler genellikle tüketim ödüncü değil, kullanım ödüncü (ariyet) veya başka sözleşme türleri kapsamında değerlendirilir.

Ödünç alan kişi, kendisine verilen malın aynısını iade etmek zorunda değildir. Borcunu, aynı türden, aynı miktarda ve aynı nitelikte bir mal vererek yerine getirir. Söz gelimi, kişi teslim aldığı 1.000 TL’yi aynı banknotlarla ödemek zorunda değildir. Bir başka örnekte kendisine 10 ton buğday verilen kişi, aynı çuvalları iade etmek zorunda değildir.

3.Yazılı Sözleşme Yapmak Zorunlu Mudur?

Tüketim ödüncü sözleşmesi yönünden yazılılık şart değildir. Yani taraflar sözlü olarak bu konuda anlaşabilir. Zira tüketim ödüncü temelde güven ilişkisinden doğan bir hukuki meseledir. Ancak ihtilaf halinde ispat önem arz edeceğinden, yazılılık ispatı kolaylaştırır.

3.1.Sözlü Anlaşma Geçerlidir?

Kural olarak tüketim ödüncü sözleşmesinde tarafların sözlü olarak anlaşmalarına engel bir hal yoktur. Kanunen karz sözleşmesinin kurulması için yazılılık şartı aranmaz. Tarafların ödünç verilecek şey konusunda anlaşmaları ve şeyin teslimiyle sözleşme geçerlilik kazanır. Ancak sözleşmenin geçerli olmasıyla sözleşmenin ispatı birbirlerinden farklı konulardır. Uygulamada çoğu zaman sözlü sözleşmelerin ispatı sorun yaratmaktadır.

3.2.Dekont veya WhatsApp Yazışmaları Delil Olur Mu?

Günümüzde bankacılık dekontları hukuki meselelerin ispatında oldukça sık başvurulan delillerdendir. Kural olarak transfer dekontu yazılı delil şartını tek başına sağlamaz. Ancak içtihatlar gereği yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir değerlendirme yapılabilir. Bunun anlamı, dekontla ispatı kısmen başlayan iddianın yan delillerle de desteklenmesidir. Özellikle banka transferlerinde açıklama kısmına “borç“, “ödünç para“, “karz“, “geri ödenmek üzere gönderilmiştir” gibi ifadelerin yazılmış olması, alacaklının iddiasını destekleyen önemli bir delil niteliği taşıyabilir. Benzer şekilde borçlunun mesajlarında “Paranı önümüzdeki ay ödeyeceğim“, “Borcu biraz daha erteleyebilir miyiz?” veya “Sana olan borcumu kapatacağım” şeklindeki ifadeleri de borç ilişkisinin varlığını gösteren önemli deliller arasında yer alabilir. Ancak bu konuda genel geçer kabuller bulunmadığından, her uyuşmazlık konusunun delilleri dosyanın kendine özgü durumuna göre değerlendirilmelidir.

3.3.İspat Sorunları Neden Ortaya Çıkar?

Burada önemli olan verilen paranın veya misli malın, borç olarak verilip verilmediğini ispatıdır. Ödünç veren kişi ortada bir borç ilişkisi olduğunu iddia ederken; karşı taraf ise, söz gelimi para borcu için, yardım veya aile içi destek nitelendirmesini ortaya atabilir. Eğer ödünç veren kişinin elinde yeterli delil bulunmuyorsa, para veya misli mal verdiğini ispat etse dahi borç ilişkisini ortaya koyamayabilir.

4.Borç Verilen Para Ne Zaman Geri İstenebilir?

Borç para veren kişilerin en çok sorduğu sorulardan biri, verdikleri parayı hangi tarihte geri isteyebilecekleridir. Bu sorunun cevabı, taraflar arasında bir vade kararlaştırılıp kararlaştırılmadığına göre değişmektedir.

4.1. Vadenin Belirlenmiş Olması

Taraflar borcun geri ödeneceği tarihi açıkça belirlemişlerse, borçlu bu tarihte ödeme yapmakla yükümlüdür. Örneğin 1 Ocak tarihinde verilen bir borcun 1 Temmuz tarihinde geri ödeneceği kararlaştırılmışsa, alacaklı kural olarak bu tarihten önce borcun ödenmesini talep edemez. Vade günü geldiğinde ise borç muaccel hale gelir ve alacaklı borcun ödenmesini isteyebilir. Ancak vadenin de ispat edilmesi gerekir. Bu noktada yazılı sözleşme büyük önem taşır.

4.2. Belirli Bir Vadenin Olmaması

Uygulamada birçok borç ilişkisi yazılı sözleşme yapılmadan ve geri ödeme tarihi belirlenmeden kurulmaktadır. Taraflar arasında belirli bir geri ödeme tarihi kararlaştırılmamışsa, alacaklı borcun ödenmesini talep ederek borçluyu ödeme konusunda bilgilendirmelidir. Bu amaçla genellikle ihtarname gönderilmesi tercih edilmektedir. İhtarname kanunen şart değildir. Önemli olan ödemenin yapılması talebinin ödünç alana ulaşmasıdır.

Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

Uygulamadaki en önemli sorunlardan biri 6 haftalık sürenin ödünç alana tanınmamasıdır. Söz gelimi, A kişisi B kişisine 10.000 TL borç para vermiş olsun. Bu paranın ne zaman geri ödeneceği konusunda bir anlaşma bulunmadığından, A kişisi kendince makul bir zaman sonra B kişisine ihtarname çekerek parasının geri ödenmesini talep eder. İhtarnamenin tebliğinin üzerinden 1 hafta geçtikten sonra icra takibi başlatan A burada da aradığını bulamaz. Zira B kişisi hukuki bilgi sahibi olduğundan icra takibine itiraz ederek takibin durmasını sağlar. A kişisini elindeki son seçenek itirazın iptali davası açmaktır. Bu dava açıldığında ise A kişisi büyük bir şok yaşayacaktır çünkü açılan dava reddedilecektir. Bu sebeple, borç ilişkilerinin uyuşmazlığa dönmesi halinde uzman avukatlardan hukuki destek almanız tavsiye olunur.

5.Borç Verilen Paraya Faiz İstenebilir Mi?

Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez. Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir. Tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faiz, yıllık olarak ödenir. Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.

6.En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

6.1.Elden Para Verip Belge Almamak

En yaygın hata, yüksek miktarlı paraların hiçbir belge düzenlenmeden elden verilmesidir. Borçlu sonradan borç aldığını inkar ettiğinde alacaklının bunu ispat etmesi oldukça zorlaşabilir.

6.2.Açıklamasız Havale Yapmak

Banka üzerinden gönderilen paraların açıklama kısmına herhangi bir bilgi yazılmaması da önemli bir risk oluşturur. Örneğin “borç”, “ödünç”, “karz”, “geri ödenmek üzere” gibi açıklamalar bulunmayan transferlerde, gönderilen paranın hukuki niteliği konusunda uyuşmazlık çıkabilir.

6.3.Vade Belirlememek

Borç ilişkisinin ne zaman sona ereceğinin belirlenmemesi taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle geri ödeme tarihinin açıkça kararlaştırılması faydalıdır.

6.4. Sadece Güven İlişkisine Dayanmak

Arkadaşlık, komşuluk veya akrabalık ilişkileri nedeniyle herhangi bir belge düzenlenmemesi uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. İlişki ne kadar güçlü olursa olsun, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek için borç işlemlerinin yazılı şekilde kayıt altına alınması tarafların yararınadır.

Değerlendirme

Yorum yapın