Sürücü kursunu tamamlamak ve sınavda başarılı olmak, ehliyet almak için tek başına yeterli değildir. Sürücü adayının yaş, eğitim, sağlık, sürücü sertifikası ve adli sicil bakımından kanunda aranan şartları da taşıması gerekir. Üstelik bu şartların bir kısmı yalnızca başvuru tarihinde aranmaz. Sağlık şartının sonradan kaybedilmesi veya kanunda açıkça belirtilen bazı suçlardan mahkûm olunması, daha önce alınmış bir sürücü belgesinin geri alınmasına da yol açabilir.
Bu konu özellikle ehliyetine başka bir trafik ihlali nedeniyle geçici olarak el konulan kişiler bakımından önemlidir. El koyma süresi sona ermiş olsa bile sürücü, belgenin iade edileceği tarihte sağlık ve adli sicil şartlarını taşımıyorsa ehliyetini geri alamayabilir.
- Uyuşturucu Tespiti Nedeniyle Ehliyet İptali ile Sabıka Kaydı Nedeniyle Ehliyet Alamama Arasındaki Fark
- Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Ehliyet Alma Şartları Nelerdir?
- Ehliyet Başvurusunda Sabıka Kaydı Neden Kontrol Edilir?
- Hangi Suçlar Ehliyet Almaya Engel Olur?
- Soruşturma Açılması Ehliyet Almaya Engel Olur mu?
- Ehliyet Alındıktan Sonra Uyuşturucu, Kaçakçılık veya Silah Suçundan Mahkûm Olunursa Ne Olur?
- Ehliyete Başka Bir Nedenle El Konulmuşsa Süre Sonunda Neden İade Edilmeyebilir?
- Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Nedeniyle Geri Alınan Ehliyet Nasıl Geri Alınır?
- Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Ne Zaman İstenebilir?
- Ehliyeti Geri Almak İçin On Beş veya Otuz Yıl Beklemek Gerekir mi?
- Ehliyetin İadesi İçin Nereye Başvurulur?
- Memnu Hakların İadesi Hangi Mahkemeden ve Nasıl İstenir?
- Adli Sicil Kaydının Arşive Alınması Ne Anlama Gelir?
- Adli Sicil Kaydı Hangi Hâllerde Arşive Alınır?
- Arşiv Kaydı Ne Zaman Tamamen Silinir?
- Denetimli Serbestliğe Ayrılınca Sabıka Kaydı Silinir mi?
- TCK 191’den Nasıl Sabıka Kaydı Oluşur?
- Adli Sicil ve Arşiv Kaydını Hangi Makam Siler?
- Uyuşturucudan Yargılanan Başkaları Ehliyetini Aldı, Ben Neden Alamıyorum?
- Ehliyet Alırken Sağlık Raporu Neden İstenir?
- Ehliyet Sağlık Raporunda Hangi Hastalıklar Değerlendirilir?
- Sağlık Şartı Ehliyet Alındıktan Sonra Kaybedilirse Ne Olur?
- Sağlık Nedeniyle Geri Alınan Ehliyet Nasıl Geri Alınır?
- e-Nabız’da Görünen Geçmiş Psikiyatrik Tanı Dava Yoluyla Silinebilir mi?
- Geçmiş Psikiyatrik Tanının Silinmesi İçin Nereye Başvurulur?
- KVKK’ya Göre Psikiyatrik Tanıların Silinmesi Mümkün mü?
- Başvuru Reddedilirse Dava Açılabilir mi?
- e-Nabız Kaydını Gizlemek ile Sildirmek Aynı Şey midir?
- Geçmiş Psikiyatrik Tanı Ehliyete Sürekli Engel Olur mu?
- Gerekli Şartlar Bulunmadan veya Hileyle Alınan Ehliyet İptal Edilir mi?
Uyuşturucu Tespiti Nedeniyle Ehliyet İptali ile Sabıka Kaydı Nedeniyle Ehliyet Alamama Arasındaki Fark
Ehliyetin geri alınamamasına yol açan uyuşturucuyla ilgili iki farklı düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan ilki, 27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı trafik denetiminde tespit edilen sürücüler hakkında uygulanan ehliyet iptalidir. İkincisi ise belirli suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyet nedeniyle sürücü belgesi almak için gerekli adlî sicil şartının kaybedilmesidir. Her iki durum ehliyetsiz kalınmasına yol açabilse de hukuki nedenleri ve ehliyetin yeniden alınması için yerine getirilmesi gereken şartlar farklıdır.
27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğe göre uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücünün ehliyeti artık beş yıl süreyle geçici olarak geri alınmamakta, doğrudan iptal edilmektedir. Bunun için sürücünün daha önce uyuşturucu suçundan mahkûm edilmiş olması gerekmez. Trafik denetiminde yapılan uyuşturucu tespiti, idarî iptal işlemi için yeterlidir. Bu işlem tek başına sabıka kaydı oluşturmaz; ancak sürücü hakkında ayrıca ceza soruşturması yürütülmesine engel değildir.
Uyuşturucu tespiti nedeniyle ehliyeti iptal edilen kişi, mevcut ehliyetini beş yılın sonunda geri alamaz. İptal tarihinden itibaren en az beş yıl geçmesi, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında verilen idarî para cezalarının tamamının ödenmesi, psikoteknik değerlendirmeden geçilmesi ve resmî sağlık kurumundan sürücülüğe engel bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporu alınması gerekir. Bu şartlardan sonra yeniden sürücü kursuna devam edilerek sınavlarda başarılı olunmalı ve yeni bir sürücü belgesi alınmalıdır. 7574 sayılı Kanun’la KTK m.48’de yapılan değişiklik
Sabıka kaydı nedeniyle ehliyet alamama ise trafik denetimindeki uyuşturucu tespitinden değil, Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesinde sayılan suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetten kaynaklanır. TCK m.188’deki uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, TCK m.190’daki uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma ve TCK m.191’deki kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçları bu kapsamdadır. Ayrıca 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 4/7. maddesi ile 6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinin ikinci ve devamındaki fıkralarında düzenlenen suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyet de ehliyete engel olabilir.
Bu suçlardan kaynaklanan adlî sicil engeli devam ettiği sürece, kişinin başka bir trafik ihlali nedeniyle ehliyetine el konulan süre dolsa bile sürücü belgesi iade edilmeyebilir. Çünkü burada sorun geçici geri alma süresinden değil, kişinin ehliyet alabilmek için taşıması gereken adlî sicil şartını kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, bu suçlara ilişkin kayıt nedeniyle ehliyet başvurusu kabul edilmeyen kişilerin 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi kapsamında yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı almaları hâlinde başvurularının kabul edilebileceğini belirtmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, 27 Şubat 2026 tarihinde getirilen uyuşturucu tespitine bağlı ehliyet iptalindeki beş yıllık bekleme süresini ortadan kaldırmaz. Bu karar yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyetin özel kanun kapsamında doğurduğu hak yoksunluğunun giderilmesine yöneliktir. Bu nedenle aynı kişide hem KTK m.48’e dayanan idarî iptal hem de kesinleşmiş mahkûmiyetten kaynaklanan adlî sicil engeli bulunuyorsa iki engelin şartları da ayrı ayrı giderilmelidir.
Örneğin kişinin uyuşturucu etkisinde araç kullandığı tespit edilerek ehliyeti iptal edilmiş ve aynı olay nedeniyle yürütülen ceza yargılaması kesinleşmiş mahkûmiyetle sonuçlanmışsa yalnızca beş yılın dolması yeterli olmayabilir. Kişinin beş yıllık bekleme, psikoteknik, sağlık kurulu, kurs ve sınav şartlarının yanında mahkûmiyet nedeniyle oluşan adlî sicil engelini de gidermesi gerekebilir. Buna karşılık yalnızca soruşturma açılması, TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya denetimli serbestlik uygulanması, kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı anlama gelmez. Bu nedenle ehliyetin geri verilip verilmeyeceği değerlendirilirken ceza dosyasındaki kararın türü ve kesinleşme durumu mutlaka incelenmelidir.
Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Ehliyet Alma Şartları Nelerdir?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesi, sürücü belgesi alacak kişilerde aranacak şartları düzenlemektedir. Buna göre sürücü adayının yönetmelikte belirlenen yaş ve deneyim koşullarını taşıması, en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olması ve sürücülüğe uygun bir sağlık raporu bulunması gerekir.
Bunun yanında sürücü kursundaki teorik ve uygulamalı eğitimin tamamlanması, sınavın geçilmesi ve motorlu taşıt sürücüsü sertifikasının alınması zorunludur. Başvuru sahibinin adli sicilinde Kanun’un 41/1-e maddesinde sayılan suçlardan hüküm giydiğine ilişkin kayıt bulunmaması da aranan şartlar arasındadır.
Aynı sınıfa ait başka bir sürücü belgesinin bulunmaması gerekir. Başka sınıf ehliyet almak isteyen kişinin daha önce geri alınmış bir sürücü belgesi varsa bu belgenin, kanunda öngörülen şartlar tamamlandığı için sahibine iade edilmiş olması aranır.
Dolayısıyla sürücü kursundan sertifika almak, tek başına araç kullanma hakkı kazandırmaz. Sağlık veya adli sicil şartı bulunmayan kişinin sürücü sertifikası ehliyete dönüştürülmeyebilir.
Ehliyet Başvurusunda Sabıka Kaydı Neden Kontrol Edilir?
Ehliyet başvurusundaki adli sicil kontrolü, kişinin herhangi bir suçtan kaydı olup olmadığını genel olarak araştırmak amacıyla yapılmaz. Kontrolün asıl amacı, Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesinde sınırlı biçimde sayılan suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyet bulunup bulunmadığını belirlemektir.
Adli sicil belgesinin kâğıt olarak sunulması gerekmez. İlk ehliyet başvurusu ve yenileme işlemleri sırasında kayıt elektronik sistem üzerinden sorgulanabilir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de adli sicil kaydının elektronik ortamda kontrol edildiğini belirtmektedir.
Sürücü kursunun tamamlanmış ve sertifikanın alınmış olması, adli sicilden kaynaklanan engeli ortadan kaldırmaz. Kanunda sayılan suçlardan mahkûmiyet kaydı varsa sertifikanın ehliyete dönüştürülmesi mümkün olmayabilir.
Hangi Suçlar Ehliyet Almaya Engel Olur?
Karayolları Trafik Kanunu, bütün mahkûmiyetleri ehliyet almaya engel kabul etmemiştir. Kanun’un 41/1-e maddesinde belirli suçlar açıkça sayılmıştır.
Bunlardan ilki TCK m.188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçudur. TCK m.190’daki uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçu ile TCK m.191’deki kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma suçu da bu kapsamdadır.
Ayrıca 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 4. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen suçtan ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 12. maddesinin ikinci ve devamındaki fıkralarında düzenlenen suçlardan hüküm giyildiğine ilişkin kayıt bulunmaması gerekir.
Burada önemli bir ayrıntı vardır. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu bakımından Kanun’un tamamına değil, yalnızca 4. maddenin yedinci fıkrasına atıf yapılmıştır. Aynı şekilde 6136 sayılı Kanun’un bütün hükümleri değil, 12. maddenin ikinci ve devamındaki fıkralarında belirtilen suçlar ehliyet şartı bakımından dikkate alınmaktadır.
Soruşturma Açılması Ehliyet Almaya Engel Olur mu?
Bir kişi hakkında soruşturma açılması veya ceza davası bulunması, tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez. Karayolları Trafik Kanunu, maddede sayılan suçlardan hüküm giyildiğine ilişkin adli sicil kaydının bulunmamasını aramaktadır.
Bu nedenle yalnızca soruşturma başlatılması veya henüz kesinleşmemiş bir ceza davasının bulunması, kural olarak ehliyet engeli meydana getirmez. TCK m.191 kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile buna bağlı denetimli serbestlik ve tedavi tedbirleri de kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı değildir. Hüküm açıklanmadığı sürece HAGB kararı da mahkûmiyet kaydı gibi değerlendirilmez.
Bununla birlikte yükümlülüklerin ihlali üzerine kamu davası açılır, mahkûmiyet kararı verilir ve bu karar kesinleşerek adli sicile işlenirse ehliyet bakımından engel doğabilir. Bu nedenle yalnızca dosyanın hangi suçtan açıldığına değil, verilen kararın türüne ve kesinleşip kesinleşmediğine bakılmalıdır.
Ehliyet Alındıktan Sonra Uyuşturucu, Kaçakçılık veya Silah Suçundan Mahkûm Olunursa Ne Olur?
Adli sicil şartı yalnızca ilk defa ehliyet alacak kişiler için geçerli değildir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesinin dördüncü fıkrası, sürücü belgesinin alınmasından sonra gerçekleşen mahkûmiyetleri de düzenlemektedir.
Kişi ehliyetini aldıktan sonra TCK m.188, m.190 veya m.191’den; Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.4/7’den ya da 6136 sayılı Kanun m.12’nin ikinci ve devamındaki fıkralarında belirtilen suçlardan mahkûm olursa sürücü belgesi geri alınır. Belge, 41/1-e maddesinde aranan şart yeniden sağlanıncaya kadar iade edilmez.
Suçun mutlaka araç kullanılırken işlenmiş olması gerekmez. Örneğin TCK m.191’den verilen mahkûmiyetin ehliyete etkisi, kişinin uyuşturucu etkisi altında araç kullandığının tespit edilmesinden değil, Karayolları Trafik Kanunu’ndaki adli sicil şartından kaynaklanır.
Ehliyete Başka Bir Nedenle El Konulmuşsa Süre Sonunda Neden İade Edilmeyebilir?
Ehliyete alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanma, ceza puanı, hız ihlali ya da başka bir trafik kuralının ihlali nedeniyle belirli bir süre için el konulmuş olabilir. Fakat bu sürenin dolması, ehliyetin hiçbir inceleme yapılmadan geri verileceği anlamına gelmez.
Sürücü, belgenin iade edileceği tarihte de gerekli sağlık ve adli sicil şartlarını taşımalıdır. El koyma süresi içinde sürücülüğe engel bir sağlık sorunu ortaya çıkmışsa sağlık raporu alınmadan ehliyet iade edilmez. Aynı şekilde TCK m.188, m.190 veya m.191’den, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.4/7’den ya da 6136 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinden kaynaklanan mahkûmiyet kaydı devam ediyorsa el koyma süresinin sona ermesi yeterli olmaz.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün uygulamasında da bu suçlardan mahkûmiyet kaydı tespit edilen kişilerin sürücü belgeleri, gerekli şartlar yeniden sağlanıncaya kadar geri alınmaktadır.
Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Nedeniyle Geri Alınan Ehliyet Nasıl Geri Alınır?
Bir cezanın infaz edilmesi, mahkûmiyet kaydının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. İnfaz tamamlandığında kayıt önce aktif adli sicilden çıkarılarak arşive alınır. Arşiv kaydı ise e-Devlet’ten kurum türü “Resmî” seçilerek oluşturulan adli sicil belgesinde görünmeye devam eder. Nitekim e-Devlet’in açıklamasında da resmî kurum türü seçildiğinde belgede arşiv bilgilerinin yer alacağı açıkça belirtilmektedir.
Bu ayrım özellikle sürücü belgesi bakımından önemlidir. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesinde sayılan belirli suçlardan hüküm giymiş olmak, yalnızca ilk defa ehliyet alınmasını değil, daha önce alınmış ehliyetin geri verilmesini de etkiler. Böyle bir durumda çoğu zaman yalnızca cezanın infazının tamamlanması yeterli olmaz; yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması gerekir.
Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Ne Zaman İstenebilir?
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesine göre yasaklanmış hakların geri verilmesi istenebilmesi için kural olarak cezanın tamamen infaz edilmesinden itibaren üç yıl geçmiş olmalıdır. Kişinin bu üç yıl içinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekir.
Üç yıllık süre denetimli serbestliğe çıkış tarihinde başlamaz. Koşullu salıverme tarihinde de başlamaz. Süre, cezanın bütün sonuçlarıyla infaz edildiği tarihten itibaren hesaplanır.
Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak bu süre, hükmedilen hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden daha kısa olamaz.
Ehliyeti Geri Almak İçin On Beş veya Otuz Yıl Beklemek Gerekir mi?
Hayır. On beş ve otuz yıllık süreler arşiv kaydının tamamen silinmesine ilişkindir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için ise kural olarak cezanın tamamen infaz edilmesinden itibaren üç yıl geçmesi yeterlidir.
Şartları oluştuğunda mahkemeden yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınabilir. Kararın kesinleşmesinden sonra arşiv kaydı belgede görünmeye devam etse bile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne ehliyetin iadesi veya ilk defa sürücü belgesi verilmesi için başvurulabilir. NVİ’nin kendi uygulama talimatı da kesinleşmiş yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı bulunan kişilerin başvurularının kabul edileceğini belirtmektedir.
Ehliyetin İadesi İçin Nereye Başvurulur?
Kesinleşmiş yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alındıktan sonra ilçe nüfus müdürlüğüne sürücü belgesinin iadesi veya yeniden düzenlenmesi için başvurulabilir. Kararın kesinleşme şerhli örneğinin başvuru sırasında hazır bulundurulması gerekir.
Ancak ehliyet aynı zamanda uyuşturucu etkisi altında araç kullanma, alkollü araç kullanma, sağlık şartlarının kaybedilmesi, ceza puanı, süresi devam eden bir mahkeme kararı veya başka bir trafik ihlali nedeniyle geri alınmışsa bu nedenlerin şartları ayrıca tamamlanmalıdır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı yalnızca mahkûmiyetten kaynaklanan adli sicil engelini kaldırır.
Kesinleşmiş yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı sunulmasına rağmen başvuru reddedilirse idareden gerekçeli ve yazılı ret kararı istenmelidir. Bu işleme karşı süresi içinde idari yargı yoluna başvurulması değerlendirilebilir.
Memnu Hakların İadesi Hangi Mahkemeden ve Nasıl İstenir?
Kanundaki güncel adıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi, hükümlünün kendisi veya avukatı tarafından dilekçeyle talep edilir. Başvuru, mahkûmiyet hükmünü veren mahkemeye yapılabileceği gibi hükümlünün yerleşim yerindeki aynı dereceli mahkemeye de yapılabilir. Örneğin mahkûmiyet ağır ceza mahkemesince verilmişse yerleşim yerindeki ağır ceza mahkemesine; asliye ceza mahkemesince verilmişse yerleşim yerindeki asliye ceza mahkemesine başvurulabilir.
Dilekçede mahkûmiyet kararının mahkemesi ile esas ve karar numarası, kararın kesinleşme tarihi, cezanın infazının tamamlandığı tarih ve geri alınması istenen hak açıkça belirtilmelidir. Ehliyet yönünden yapılacak başvuruda, Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesinden kaynaklanan sürücü belgesi alma ve kullanma engelinin kaldırılması istendiği açıklanmalıdır.
Başvuruya kesinleşmiş mahkûmiyet kararı, infazın tamamlandığını gösteren belge veya müddetname, güncel adli sicil ve arşiv kaydı ile ikametgâh belgesi eklenebilir. Çalışma kayıtları, düzenli aile ve sosyal hayatı gösteren belgeler veya kişinin iyi hâlli yaşadığını destekleyen diğer deliller de mahkemenin değerlendirmesine sunulabilir.
Mahkeme başvuruyu dosya üzerinden inceleyebileceği gibi Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek üzere duruşma da açabilir. İncelemede yalnızca üç yıllık sürenin dolup dolmadığına bakılmaz. Bu süre içinde yeni bir suç işlenip işlenmediği ve kişinin hayatını iyi hâlli olarak sürdürüp sürdürmediği de değerlendirilir.
Şartların oluştuğu kanaatine varılırsa mahkeme, mahkûmiyete bağlı yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verir. Bu karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz, kişiyi beraat etmiş hâle getirmez ve arşiv kaydını hemen silmez. Kararın sonucu, mahkûmiyet nedeniyle özel kanunlarda ortaya çıkan hak yoksunluklarının kaldırılmasıdır.
Karar kesinleştiğinde adli sicil arşivine işlenir. Ehliyet kendiliğinden teslim edilmez; kesinleşme şerhli karar ile nüfus müdürlüğüne başvurularak sürücü belgesinin iadesi veya yeniden düzenlenmesi talep edilmelidir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesinde sayılan suçlar bakımından yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin mahkeme kararı bulunan kişilerin başvurularını kabul etmektedir.
Mahkeme, infazın henüz tamamlanmadığını, infazdan sonra üç yıl geçmediğini, bu dönemde yeni bir suç işlendiğini veya iyi hâl şartının kanıtlanmadığını tespit ederse talebi reddedebilir. Özellikle üç yıllık sürenin dolmaması nedeniyle verilen ret kararı, şartlar daha sonra tamamlandığında yeniden başvuru yapılmasına engel değildir.
Mahkemenin kabul veya ret kararına karşı, mahkûmiyet hükmü bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Başvuru yolu ve süresi mahkeme kararında gösterilir. Başvuru nedeniyle doğan yargılama giderleri ise hükümlü tarafından karşılanır.
Adli Sicil Kaydının Arşive Alınması Ne Anlama Gelir?
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesine göre adli sicil bilgileri, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanmasıyla aktif sicilden silinerek arşive alınır. Dolayısıyla “adli sicilden silinme”, mahkûmiyet kaydının yok edilmesi anlamına gelmez.
Ayrıca özel kanunlarda öngörülen durumlarda ilgili kamu kurumları da adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.10 ve m.13
Bu nedenle arşiv kaydı, “artık hiçbir kurum tarafından görülemez” şeklinde değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte kaydın belgede görünmesiyle mahkûmiyete bağlı hak yoksunluğunun devam etmesi aynı şey değildir. Kesinleşmiş bir yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması hâlinde arşiv kaydı görünmeye devam edebilse bile ehliyet yönünden ortaya çıkan hak yoksunluğu giderilebilir.
Adli Sicil Kaydı Hangi Hâllerde Arşive Alınır?
Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesine göre kaydın arşive alınmasının en yaygın nedeni cezanın veya güvenlik tedbirinin tamamen infaz edilmesidir. Bunun dışında mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ve genel af hâllerinde de kayıt aktif sicilden çıkarılarak arşive alınır.
Ancak her etkin pişmanlık uygulaması bu sonucu doğurmaz. Etkin pişmanlık yalnızca cezanın indirilmesini sağlamışsa mahkûmiyet varlığını korur. Kanunun aradığı sonuç, mahkûmiyetin bütün hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkmasıdır.
TCK m.188, m.190 ve m.191 ile 5607 ve 6136 sayılı kanunlarda düzenlenen bu suçlar kural olarak şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle şikâyetten vazgeçilmesi, kesinleşmiş mahkûmiyeti kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Genel af, Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesinde açıkça sayılmıştır. Buna karşılık özel af çoğunlukla yalnızca cezanın kaldırılması veya azaltılması sonucunu doğurur; mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırmayabilir.
Kişinin ölümü hâlinde kayıt tamamen silinir. Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilen kararlar bakımından ise Kanun’un 9/3. maddesinde ayrı esaslar bulunmaktadır.
Arşiv Kaydı Ne Zaman Tamamen Silinir?
Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesi, aktif sicilden arşive alınan kayıtların tamamen silinme sürelerini ayrıca düzenlemektedir.
Karayolları Trafik Kanunu gibi Türk Ceza Kanunu dışındaki bir kanunun belirli bir mahkûmiyete hak yoksunluğu bağladığı durumlarda, arşiv kaydı:
- Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren on beş yıl sonra,
- Böyle bir karar alınmamışsa arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren otuz yıl sonra tamamen silinir.
Diğer mahkûmiyetlerde genel süre beş yıldır. Fakat sürücü belgesi alma hakkını etkileyen ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesinde sayılan mahkûmiyetler, özel kanunun hak yoksunluğu bağladığı kayıtlar arasında değerlendirildiğinden beş yıllık genel süreye göre hareket edilmemelidir.
Buradaki on beş ve otuz yıllık süreler mahkûmiyet tarihinden değil, kaydın arşive alınma şartlarının oluştuğu tarihten itibaren hesaplanır. Çoğunlukla bu tarih cezanın tamamen infaz edildiği tarihtir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı arşiv kaydını hemen silmez. Kayıt e-Devlet’in resmî amaçlı belgesinde görünmeye devam edebilir. Kararın asıl sonucu, mahkûmiyete özel kanun tarafından bağlanan ehliyet alma yasağının giderilmesidir.
Denetimli Serbestliğe Ayrılınca Sabıka Kaydı Silinir mi?
Hapis cezasının denetimli serbestlik kapsamında cezaevi dışında infaz edilmesi, cezanın bittiği anlamına gelmez. Kişi dışarıda olsa bile cezasının infazı devam etmektedir. Aynı şekilde koşullu salıverme de cezanın tamamen infaz edildiği tarih değildir.
İnfazın tamamlanması için denetimli serbestlik ve koşullu salıverme dönemlerinin sorunsuz biçimde sona ermesi gerekir. Uygulamada bu tarih “hak ederek tahliye tarihi” olarak da ifade edilmektedir. Aktif adli sicil kaydının arşive alınması ve yasaklanmış hakların geri verilmesi için gereken üç yıllık sürenin başlaması bakımından cezanın tamamen infaz edildiği tarih esas alınır.
Bu nedenle kişinin “Cezaevinden çıktım, denetimli serbestlikteyim; sabıkam neden silinmedi?” sorusunun cevabı, infazın henüz tamamlanmamış olmasıdır. Denetimli serbestlik, infazın sona ermesi değil, cezanın dışarıda infaz edilme şeklidir.
TCK 191’den Nasıl Sabıka Kaydı Oluşur?
TCK m.191 yalnızca denetimli serbestlikten ibaret değildir. Maddenin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir.
Bu suçtan başlatılan ilk soruşturmada kural olarak beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Erteleme döneminde kişi hakkında en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır. Bu süre savcılık kararıyla altışar aylık dönemler hâlinde toplam iki yıl daha uzatılabilir. Gerekli görülürse tedavi yükümlülüğü de uygulanabilir. TCK m.191 güncel metni
Kişi yükümlülüklerini ihlal etmez ve erteleme süresini yeni bir ihlal olmadan tamamlarsa hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Bu durumda kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadığından normal bir sabıka kaydı oluşmaz.
Buna karşılık kişinin denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymaması, tekrar uyuşturucu kullanması veya maddede belirtilen diğer ihlallerden birini gerçekleştirmesi üzerine kamu davası açılabilir. Yargılama sonunda mahkûmiyet hükmü kurulup kesinleşirse TCK m.191’den adli sicil kaydı oluşur. Cezanın infazından sonra bu kayıt aktif sicilden çıkarılarak arşive alınır; fakat arşivde görünmeye devam eder.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması da kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı değildir. HAGB kararları, Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca ayrı bir sistemde tutulur ve kural olarak normal adli sicil belgesinde gösterilmez. Ancak HAGB kaldırılır, hüküm açıklanır ve mahkûmiyet kesinleşirse bundan sonra adli sicil kaydı oluşabilir.
Hak Yoksunluğuna Neden Olan Mahkûmiyetlerde Silinme Süresi
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12/1-b maddesine göre, Anayasa’nın 76. maddesi veya Türk Ceza Kanunu dışındaki bir kanun nedeniyle hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydı:
- Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren on beş yıl sonra,
- Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmamışsa, aynı tarihten itibaren otuz yıl sonra tamamen silinir.
Buradaki başlangıç tarihi suçun işlendiği veya mahkûmiyet kararının kesinleştiği tarih değil, kural olarak cezanın tamamen infaz edilerek kaydın arşive alınma şartlarının oluştuğu tarihtir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesi; TCK m.188, m.190 ve m.191 ile 5607 sayılı Kanun’un 4/7. maddesi ve 6136 sayılı Kanun’un 12/2 ve devamındaki suçlardan mahkûmiyeti sürücü belgesi alma ve geri alma bakımından bir hak yoksunluğuna bağlamıştır. Bu nedenle söz konusu mahkûmiyetlerin, ehliyet yönünden özel kanundan doğan hak yoksunluğu kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Bu kapsamda TCK m.191’den verilen kesinleşmiş bir mahkûmiyet için “uyuşturucu kullanma suçudur, arşiv kaydı beş yılda silinir” şeklinde genel bir sonuca varılması doğru değildir. TCK m.191’in Karayolları Trafik Kanunu’nun 41/1-e maddesinde açıkça sayılması nedeniyle ehliyet yönünden on beş ve otuz yıllık arşiv süresi gündeme gelebilir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması, arşiv kaydını hemen silmez. Karar kesinleştiğinde arşive işlenir ve kayıt resmî amaçlı e-Devlet belgesinde görünmeye devam edebilir. Ancak mahkûmiyete bağlı ehliyet engeli kaldırıldığı için, arşiv kaydının tamamen silinmesi için on beş yıl beklenmeden sürücü belgesi başvurusu yapılabilir.
Beş Yıllık Arşivden Silinme Süresi Hangi Kayıtlarda Uygulanır?
5352 sayılı Kanun’un 12/1-c maddesine göre, Anayasa’nın 76. maddesi veya Türk Ceza Kanunu dışındaki özel bir kanun nedeniyle hak yoksunluğu doğurmayan diğer mahkûmiyetler, arşive alınma şartlarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl sonra tamamen silinir.
Danıştay 10. Dairesinin 31.01.2018 tarihli, 2015/4996 E. ve 2018/266 K. sayılı kararında somut mahkûmiyetin özel kanundan doğan bir hak yoksunluğuna neden olmadığı kabul edilerek beş yıllık süre uygulanmıştır. Ancak bu karar, her uyuşturucu kullanma mahkûmiyetinin beş yılda silineceği şeklinde yorumlanamaz. Karara konu mahkûmiyetin tarihi, uygulanan kanun ve o tarihte yürürlükte bulunan özel hak yoksunluğu düzenlemeleri ayrıca incelenmelidir.
Özellikle arşive alınma koşullarının 2004 yılında oluştuğu eski bir mahkûmiyet hakkında verilen karar, sonradan değiştirilen ve TCK m.191’i açıkça ehliyete engel suçlar arasına alan Karayolları Trafik Kanunu bakımından doğrudan emsal kabul edilmemelidir.
Adli Sicil ve Arşiv Kaydını Hangi Makam Siler?
11 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun’dan sonra adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işlemleri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Ceza mahkemesinden doğrudan “arşiv kaydının silinmesi” kararı istenemez.
Kişi, silinme şartlarının oluştuğunu düşünüyorsa Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne başvurmalıdır. Başvuruya kimlik bilgileri, mahkeme kararı, kesinleşme şerhi, infazın tamamlandığını gösteren belge ve varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı eklenebilir.
Genel Müdürlüğün görevi, mevcut mahkûmiyetin 5352 sayılı Kanun’un 9, 12 ve geçici 2. maddelerinde belirtilen silinme şartlarını taşıyıp taşımadığını incelemektir. Silinme talebinin reddedilmesi hâlinde, ret işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla idari yargıya başvurulabilir.
Bu işlem, yasaklanmış hakların geri verilmesinden farklıdır. Yasaklanmış hakların geri verilmesine, mahkûmiyet hükmünü veren mahkeme veya hükümlünün ikametgâhındaki aynı dereceli mahkeme karar verir. Mahkeme arşiv kaydını silmez; mahkûmiyetten kaynaklanan hak yoksunluğunu kaldırır. Arşiv kaydının tamamen silinmesi işlemini ise kanuni süre dolduğunda Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü gerçekleştirir.
Uyuşturucudan Yargılanan Başkaları Ehliyetini Aldı, Ben Neden Alamıyorum?
Aynı olaydan soruşturulan herkesin dosyası aynı hukuki aşamada olmayabilir. Bir kişinin yalnızca soruşturması devam ediyor olabilir. Bir başkası hakkında TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılması ertelenmiş veya HAGB kararı verilmiş olabilir. Bunlar kesinleşmiş mahkûmiyet değildir.
Ehliyetini geri alamayan kişinin dosyasında ise denetimli serbestlik ihlal edilmiş, kamu davası açılmış, mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olabilir. Bu durumda kayıt aktif adli sicilde veya infazdan sonra arşivde yer alır.
Kısacası, “Hepimiz uyuşturucudan işlem gördük” demek dosyaların aynı olduğu anlamına gelmez. Belirleyici olan soruşturmanın açılması değil, kesinleşmiş mahkûmiyet bulunup bulunmadığıdır.
Ehliyet Alırken Sağlık Raporu Neden İstenir?
Araç kullanmak yalnızca trafik kurallarını bilmekten ibaret değildir. Sürücünün yolu ve çevresindeki tehlikeleri görebilmesi, sesli uyarıları algılayabilmesi, dikkatini koruyabilmesi ve gerektiğinde zamanında tepki verebilmesi gerekir. Hareket kabiliyeti ve ruhsal durum da güvenli sürüş bakımından önem taşır.
Bu nedenle sürücü adayının, araç kullanmasına engel bir sağlık durumunun bulunmadığını sağlık raporuyla belgelemesi istenir. Sağlık şartı yalnızca ilk ehliyet başvurusunda kontrol edilmez. Ehliyetin yenilenmesi, sınıfının değiştirilmesi veya gerekli görülen diğer işlemler sırasında da yeni sağlık raporu talep edilebilir.
Muayene sonucunda kişinin doğrudan sürücü olabileceğine karar verilebileceği gibi, yalnızca belirli sınıftaki araçları kullanabileceği de belirtilebilir. Bazı kişiler için gözlük, işitme cihazı, otomatik vites veya özel tertibat kullanma zorunluluğu getirilebilir. Ticari araç kullanımı ve ikinci grup sürücü belgesi bakımından daha farklı sağlık koşulları da aranabilir.
Ehliyet Sağlık Raporunda Hangi Hastalıklar Değerlendirilir?
Sürücü veya sürücü adayının genel muayenesinde işitme kaybı, günlük hayatı etkileyen denge problemi ve baş dönmesi, uyku apnesi ve gündüz aşırı uyuklama hâli değerlendirilir. Malign tümör geçmişi, eklem hareketlerindeki kısıtlamalar, uzuv eksiklikleri, kas, tendon ve bağ hastalıkları da sürüş güvenliği bakımından dikkate alınır.
Hipoglisemi riski taşıyan diyabet, kalp ve damar hastalıkları, organ yetmezliği, organ nakli, merkezî veya çevresel sinir sistemi hastalıkları, epilepsi ve kas hastalıkları da muayene kapsamında incelenir. Ağır ruhsal hastalıklar, demans, ağır davranış bozuklukları ile alkol veya psikotrop madde bağımlılığı ayrıca değerlendirilir.
Göz muayenesinde ise görme derecesi ve görme alanı yanında gece körlüğü, çift görme, şaşılık, göz kapağı düşüklüğü, blefarospazm, katarakt, afaki, ilerleyici göz hastalıkları ve tek gözle görme gibi durumlar ele alınır.
Bu hastalıklardan birinin bulunması, kişinin hiçbir şekilde ehliyet alamayacağı anlamına gelmez. Tabip gerekli görürse sürücü adayını ilgili uzman hekime veya sağlık kuruluna yönlendirir. Değerlendirme sonucunda kişi tamamen sürücülüğe uygun bulunabileceği gibi belirli araç sınıflarıyla, özel tertibatla veya zaman sınırlamasıyla araç kullanmaya da uygun görülebilir.
Örneğin renk körlüğü tek başına sürücü olmaya engel kabul edilmez. Gece körlüğü bulunan kişilerin araç kullanması belirlenen gündüz saatleriyle sınırlandırılabilir. Tek gözle gören kişiler de gerekli görme derecelerini sağlamaları ve kendileri için belirlenen kısıtlamalara uymaları hâlinde sürücü olabilirler.
Sağlık Şartı Ehliyet Alındıktan Sonra Kaybedilirse Ne Olur?
Bir kişinin ehliyetini aldığı tarihte sağlık şartlarını taşıması, daha sonra ortaya çıkan hastalık veya engellerin dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Sürücülüğe engel olabilecek sağlık değişiklikleri, belgenin alınmasından sonra da sonuç doğurabilir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 45. maddesine göre sürücü belgesi sahibinde araç kullanmaya engel olduğu açıkça görülen bir sağlık değişikliği tespit edilirse trafik görevlileri sürücü belgesini geri alarak kişinin sağlık kuruluşunda muayene edilmesini isteyebilir.
Muayene sonunda araç kullanmaya engel bir durum bulunmadığı belirlenirse ehliyet iade edilir. Sağlık sorununun sürücülüğe engel olduğu tespit edilirse belge verilmez. Ancak engel daha sonra ortadan kalkar ve bu durum yeni bir sağlık raporuyla belgelenirse sürücü belgesi yeniden iade edilebilir. Düzenlemenin dayanağı Karayolları Trafik Kanunu’nun 45. maddesidir.
Burada belirli bir sürenin geçmiş olması yeterli değildir. Belirleyici olan, kişinin yeniden güvenli biçimde araç kullanabileceğinin sağlık raporuyla ortaya konulmasıdır.
Sağlık Nedeniyle Geri Alınan Ehliyet Nasıl Geri Alınır?
Sağlık nedeniyle geri alınan ehliyetin iadesi için yalnızca zamanın geçmesi yeterli değildir. Kişinin sürücülüğe engel bir sağlık sorunu bulunmadığını veya daha önce tespit edilen sorunun ortadan kalktığını yetkili sağlık kuruluşundan alınan raporla göstermesi gerekir.
Raporda kişinin doğrudan araç kullanabileceği belirtilebileceği gibi, gözlük, işitme cihazı, otomatik vites veya özel tertibat kullanması gerektiğine de karar verilebilir. Kişinin kullanabileceği sürücü belgesi sınıfı sınırlandırılabilir veya ehliyete uygun kısıtlama kodları işlenebilir. Böylece bazı sağlık sorunlarında ehliyet tamamen kaldırılmak yerine güvenli sürüşü sağlayacak koşullara bağlanabilir.
e-Nabız’da Görünen Geçmiş Psikiyatrik Tanı Dava Yoluyla Silinebilir mi?
e-Nabız’da veya hastane kayıtlarında psikiyatrik bir tanının bulunması, kişinin bu kaydı istediği zaman sildirebileceği anlamına gelmez. Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri olmakla birlikte; tıbbi teşhis, tedavi, bakım hizmetlerinin yürütülmesi, kamu sağlığının korunması ve sağlık hizmetlerinin planlanması amacıyla saklanabilir.
Bu nedenle geçmişte gerçekten yapılan bir muayeneye ve o tarihteki tıbbi değerlendirmeye dayanan psikiyatrik tanı, yalnızca kişinin bugün sağlıklı olması, artık ilaç kullanmaması veya kaydın ehliyet ve silah ruhsatı gibi işlemlerde sorun çıkarması gerekçesiyle silinemez. Ancak kayıt yanlış kişiye aitse, tanı sehven girilmişse, kodlama hatası yapılmışsa veya tanının gerçeği yansıtmadığı tıbbi belgelerle kanıtlanabiliyorsa düzeltme veya silme talep edilebilir.
Hangi Psikiyatrik Kayıtlar Silinebilir?
| Kayıt durumu | Olası hukuki sonuç |
|---|---|
| Kayıt başka bir kişiye aitse | Silinmesi veya doğru kişiyle ilişkilendirilmesi istenebilir. |
| Hekim yanlış tanı kodu girdiyse | Hekim veya sağlık kuruluşunun yazısıyla düzeltilebilir. |
| Muayene yapılmadan tanı girildiyse | Hatalı olduğu kanıtlanırsa silinmesi mümkündür. |
| Ön tanı yanlışlıkla kesin tanı olarak kaydedildiyse | Hasta dosyası ve hekim açıklamasıyla düzeltilebilir. |
| Aynı kayıt mükerrer oluşturulduysa | Mükerrer kaydın kaldırılması istenebilir. |
| Kişi geçmişte hastaydı fakat bugün iyileştiyse | Eski kayıt kural olarak silinmez; güncel durum ve remisyon kayda eklenebilir. |
| Kişi yalnızca ehliyet veya işe girişte sorun yaşadığı için silme istiyorsa | Tek başına yeterli gerekçe değildir. |
Sağlık Bakanlığının uygulamasına göre önemli olan, tanının kişinin bugünkü durumunda bulunup bulunmadığı değil, kaydın oluşturulduğu tarihte gerçeğe uygun olup olmadığıdır. Bu nedenle “Şu anda psikiyatrik hastalığı yoktur” veya “Muayenesi normaldir” şeklindeki güncel rapor, geçmişteki tanının hatalı olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Silme veya düzeltme talebini değerlendiren hekim ya da sağlık kurulu, özellikle “Bu tanı ilgili kişide kayıt tarihinde bulunmamaktaydı”, “Tanı sehven kaydedilmiştir” veya “Kayıt bu kişiye ait değildir” şeklinde geçmiş tarihe yönelik açık bir değerlendirme yapmalıdır.
Geçmiş Psikiyatrik Tanının Silinmesi İçin Nereye Başvurulur?
1 Ocak 2022’den sonra oluşturulan hatalı tanı ve işlem kayıtları için öncelikle kaydı oluşturan hastaneye veya sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Düzeltme, sağlık kuruluşunun kendi hasta kayıt sistemi üzerinde yapıldıktan sonra e-Nabız’a gönderilebilir.
Daha eski kayıtlar veya kaydı oluşturan hekime ulaşılamayan durumlar için sağlık verisi değişiklik talep formuyla İl Sağlık Müdürlüğüne başvurulabilir. İl Sağlık Müdürlüğü, tanıyı giren hekimden açıklama isteyebilir veya gerekli görürse bir komisyon ya da sağlık kurulu aracılığıyla inceleme yaptırabilir.
Sağlık kurulu raporunda yalnızca kişinin bugünkü durumunun normal olduğu değil, silinmesi istenen tanının kayıt tarihinde bulunmadığı veya yanlış kaydedildiği açıkça belirtilmelidir.
KVKK’ya Göre Psikiyatrik Tanıların Silinmesi Mümkün mü?
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesi, kişiye yanlış veya eksik işlenen kişisel verilerin düzeltilmesini isteme hakkı vermektedir. Kanun’un 7. maddesine göre verilerin silinmesi ise ancak veriyi işlemeyi gerektiren bütün hukuki sebeplerin ortadan kalkması hâlinde mümkündür.
Sağlık Bakanlığı; kamu sağlığının korunması, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi gibi amaçların devam ettiğini belirterek, gerçek sağlık geçmişinin genel bir taleple tamamen silinmesini kabul etmemektedir. Buna karşılık sehven oluşturulan sağlık kayıtlarının düzeltilmesi, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesi kapsamında mümkündür.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2020/93 sayılı kararında da özellikle geçmiş psikiyatrik tanılar incelenmiştir. Kurul, kamu sağlığı ve tıbbi hizmetler yönünden işleme sebepleri devam eden gerçek kayıtların genel bir taleple silinmesine gerek bulunmadığına karar vermiştir. Ancak sehven oluşturulduğu veya kişiye ait olmadığı belirlenen kayıtların ilgili idari yöntem izlenerek düzeltilmesi mümkündür.
Başvuru Reddedilirse Dava Açılabilir mi?
Sağlık kuruluşu, İl Sağlık Müdürlüğü veya Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ret kararına karşı dava açılabilir. Kamu kurumunun verdiği ret işlemi söz konusuysa görevli yargı yeri kural olarak idare mahkemesidir. Davada, ret işleminin iptali ile hatalı sağlık verisinin düzeltilmesi veya kaldırılması istenebilir.
Ancak mahkeme, bir psikiyatrik tanıyı yalnızca kişinin beyanına dayanarak silmez. Hastane dosyası, muayene notları, ilaç ve reçete kayıtları, tanıyı koyan hekimin açıklaması ve gerektiğinde bilirkişi veya sağlık kurulu raporu incelenir. Davanın kabul edilebilmesi için kaydın oluşturulduğu tarihte hatalı, dayanaksız veya yanlış kişiye ait olduğunun somut biçimde gösterilmesi gerekir.
Gerçek bir geçmiş tanı mevcutsa fakat hastalık artık iyileşmişse, mahkemeden geçmişin tamamen silinmesi yerine güncel sağlık durumunun, iyileşmenin veya remisyonun kayıtlara işlenmesi istenmesi daha doğru olabilir.
KVKK kapsamında da önce veri sorumlusuna başvurulması gerekir. Başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz olması veya otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde; cevabın öğrenilmesinden itibaren otuz ve her durumda ilk başvurudan itibaren altmış gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunulabilir. Kurula şikâyet yolu ihtiyaridir; şartları varsa yargı yoluna da başvurulabilir.
e-Nabız Kaydını Gizlemek ile Sildirmek Aynı Şey midir?
e-Nabız üzerinden bazı verilerin diğer kullanıcılar tarafından görüntülenmesi kısıtlanabilir. Ancak veriyi gizlemek, hastanenin veya Sağlık Bakanlığının veri tabanındaki kaydı silmez. Bakanlığın açıklamasına göre merkezi kişisel sağlık sistemi içindeki verilerin bütünüyle ortadan kaldırılması kural olarak mümkün değildir; kullanıcı yalnızca verilerin görüntülenmesine sınırlama getirebilir.
Bu nedenle tanıyı e-Nabız ekranında gizlemek, ehliyet sağlık raporu düzenleyen yetkili hekimin veya kanunen yetkili kurumun gerekli sağlık bilgilerine ulaşamayacağı anlamına gelmez.
Geçmiş Psikiyatrik Tanı Ehliyete Sürekli Engel Olur mu?
Geçmişte psikiyatrik tanı konulmuş olması tek başına her durumda ömür boyu ehliyetsiz kalınacağı anlamına gelmez. Sürücülüğe uygunluk, hastalığın türü, güncel durumu, tedaviye yanıtı, kullanılan ilaçların etkileri ve kişinin araç kullanma yeteneği değerlendirilerek belirlenir.
Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik’e göre psikotik bozukluğun akut döneminde ehliyet geçici olarak geri alınabilir. En az üç aylık sürenin ardından kişi yeniden değerlendirilir; durumu uygun bulunursa belirli aralıklarla kontrol şartıyla ehliyet geri verilebilir. Buna karşılık kronikleşme, tedaviye düşük yanıt veya kullanılan ilaçların giderilemeyen etkileri bulunuyorsa kalıcı geri alma kararı verilebilir. Sürücü sağlık şartları Yönetmeliği m.9
Dolayısıyla gerçek geçmiş tanıyı sildirmeye çalışmak yerine, hastalığın iyileştiğini ve sürücülüğe engel güncel bir durum bulunmadığını gösteren uzman hekim veya sağlık kurulu raporu alınması çoğu olayda daha uygun hukuki ve tıbbi yoldur.
Gerekli Şartlar Bulunmadan veya Hileyle Alınan Ehliyet İptal Edilir mi?
Ehliyetin, kanunda aranan şartlardan biri bulunmadan veya hileli bir işlemle alındığı sonradan anlaşılabilir. Sahte sağlık raporu kullanılması, gerçeğe aykırı eğitim veya sürücü sertifikası sunulması, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ya da adli sicil durumunun hileli biçimde gizlenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca böyle bir durumda sürücü belgesi, belgeyi vermeye yetkili kurum tarafından iptal edilir. İptal edilen belgenin doğrudan iadesi yerine kişinin kanundaki şartları sağlaması ve yeniden sürücü sertifikası alması gerekebilir. Sahte belge veya gerçeğe aykırı beyan kullanılması ayrıca ceza soruşturmasına da yol açabilir.