Parasını Ödediğim Ancak Başkası Adına Kayıtlı Aracı Nasıl Geri Alırım?

Parasını ödeyerek başka bir kişi adına alınan araç için iki farklı talep söz konusudur: Aracın mülkiyetini istemek veya ödenen parayı geri almak. Hangi talebin kabul edileceğini, tarafların satın alma sırasında yaptığı anlaşma ve bu anlaşmanın nasıl ispatlandığı belirler.

Araç, belirli bir süre sonra bedeli ödeyen kişiye devredilmek üzere başkası adına alınmışsa, devir yükümlülüğünün yerine getirilmesi istenir. Para, araç sahibine geri ödenmek üzere verilmişse alacak davası veya icra takibi yoluna gidilir. Ödemenin karşılığında beklenen hukuki sebep gerçekleşmemiş ya da sonradan ortadan kalkmışsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak iade talep edilir.

Banka dekontu, ödemenin yapıldığını gösterir. Ancak mahkemenin aracı veya parayı davacıya vermesi için ödemenin neden yapıldığının ve karşı tarafın hangi yükümlülüğü üstlendiğinin de ortaya konulması gerekir.

Arabanın parasını ödemek araç sahibi olmak için yeterli midir?

Tescilli araçların satış ve devri, Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi uyarınca noter tarafından yapılır. Noterde devralan olarak başka bir kişinin gösterildiği işlemde, satış bedelini ödeyen kişi sırf bu ödeme nedeniyle araç sahibi olmaz.

Örneğin aracın bedelini kardeşinin hesabından ödeyen, fakat noter satışını kendi adına yaptıran kişi ile bedeli karşılayan kardeşi arasında ayrıca bir hukuki ilişki bulunur. Bu ilişki borç verme, bağış veya aracın sonradan devredilmesi anlaşması olabilir. Mahkeme, bu ilişkilerden hangisinin kurulduğunu araştırır.

Aracın anahtarlarının bedeli ödeyen kişide bulunması, yıllarca onun tarafından kullanılması, kasko ve bakım giderlerinin onun hesabından karşılanması mülkiyet devrinin yerine geçmez. Noterden verilen kullanım veya satış vekâleti de vekâlet verilen kişiyi malik yapmaz.

Başkası adına kayıtlı aracın mülkiyeti hangi şartlarla istenir?

Taraflar, aracın geçici olarak bir kişi adına alınmasını ve belirlenen şart gerçekleştiğinde bedeli ödeyen kişiye devredilmesini kararlaştırmışsa inançlı işlem söz konusudur. Bu ilişkide adına araç alınan kişi, kararlaştırılan zamanda veya şart gerçekleştiğinde aracı devretme borcu altına girer.

Davanın kabulü için şu hususların kanıtlanması gerekir:

  • Aracın hangi anlaşma nedeniyle davalı adına alındığı.
  • Davalının aracı davacıya devretmeyi kabul ettiği.
  • Devir için kararlaştırılan sürenin dolduğu veya şartın gerçekleştiği.
  • Davacının anlaşma kapsamında yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerine getirdiği.

“Aracın parasını ben verdim” açıklaması, geri devir anlaşmasını anlatmaz. Dava dilekçesinde anlaşmanın içeriği, ne zaman kurulduğu, aracın neden başkası adına alındığı ve hangi tarihte devredileceği somut olarak açıklanmalıdır.

İnançlı işleme dayalı uyuşmazlıkta aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ve talebin niteliğine göre teslimi istenir. Trafik kaydının değiştirilmesine esas olacak mülkiyet uyuşmazlığı adli yargıda çözülür. Noter dışında düzenlenen sıradan bir araç satış belgesine “inanç sözleşmesi” adı verilmesi ise geçersiz satışı geçerli hâle getirmez.

Aracın sonradan devredileceği nasıl ispatlanır?

İnançlı işlem iddiasında en güçlü delil, adına araç alınan kişinin de imzasını taşıyan ve geri devir yükümlülüğünü açıklayan belgedir. Belgede araç, taraflar, bedelin kim tarafından karşılandığı ve devrin hangi şartlarda yapılacağı belirlenmiş olmalıdır.

Tam bir sözleşme bulunmadığında, karşı taraftan gelen ve anlaşmanın varlığını muhtemel gösteren belge delil başlangıcı oluşturur. Delil başlangıcı, iddiayı bütünüyle kanıtlamayan fakat tanık dinlenmesine imkân sağlayan belgedir. Karşı tarafın gönderdiği mesajlar, e-postalar veya imzalı açıklamalar içeriklerine göre bu işlevi görür.

Örneğin “Aracı senin paranla aldık; kararlaştırdığımız süre dolunca sana devredeceğim” şeklindeki bir mesaj, yalnız ödeme olgusunu anlatan banka dekontundan farklıdır. Mesajın gerçekten davalı tarafından gönderildiği ve değiştirilmediği de gerektiğinde teknik incelemeyle belirlenir. Bu nedenle yalnız kesilmiş ekran görüntüsü yerine yazışmanın bütünü ve bulunduğu cihaz korunmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/5077 E., 2026/2101 K. sayılı kararında, bedeli davacı tarafından karşılandığı ileri sürülen aracın engelli kardeş adına alınması ve belirli süre sonunda davacıya devredileceği iddiası incelenmiştir. Kayıt malikinin ölümünden sonra araç mülkiyeti mirasçılardan istenmiştir.

Yargıtay, ödeme belgelerini geri devir anlaşmasının ispatı için yeterli bulmamıştır. İnanç ilişkisini gösteren yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmadığı gerekçesiyle davacı lehine verilen hükmü bozmuştur. Kararın ortaya koyduğu sonuç, satın alma bedelinin kaynağını kanıtlamanın, mülkiyetin devredileceği anlaşmayı da kanıtlamış sayılmadığıdır.

Aracı alamayan kişi ödediği parayı hangi durumda geri alır?

Para iadesi için karşı tarafın geri ödeme yükümlülüğünün hukuki sebebi belirlenmelidir.

Para borç olarak verilmişse, ödünç sözleşmesine dayanılarak alacak istenir. Paranın teslim edildiği ve geri ödenmek üzere verildiği kanıtlanmalıdır. Ödemenin doğrudan araç satıcısına yapılması, araç sahibi hesabına borç verildiğinin ispatına engel değildir.

Ödeme geçerli bir sebebe dayanmıyorsa veya kararlaştırılan sebep gerçekleşmemişse, Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme alacağı istenir. Burada ödeme, karşı tarafın elde ettiği yarar ve bu yararın davacı aleyhine tutulmasını haklı kılan sebebin bulunmadığı açıklanır.

Para karşılıksız verilmişse, sonradan ilişkilerin bozulması geri ödeme borcu doğurmaz. Bağışın geri alınmasına ilişkin kanuni şartlar gerçekleşmedikçe, tamamlanmış bir bağış borç verme işlemine dönüştürülemez.

İspatlanamayan bir ödünç iddiasının yerine yalnız “sebepsiz zenginleşme” yazılması da yeterli değildir. Hâkim hukuki nitelendirmeyi yapar; fakat tarafın ileri sürmediği yeni olayları onun yerine oluşturmaz.

“Aracı vermiyorsan paramı ver” talebi neden reddedilebilir?

Aracın devri ile para iadesi farklı taleplerdir. Buna rağmen ikisi de aynı kanıtlanamayan anlaşmaya dayanıyorsa, para talebine geçilmesi ispat eksikliğini ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/1749 E., 2023/3562 K. sayılı kararında, eski kayınpeder adına alınan aracın bedelini ödediğini ileri süren davacı, araç bedelinin tahsili için icra takibi başlatmıştır. Uyuşmazlık, bu takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.

Davacı, aracı kullandığını; sigorta, bakım ve muayene giderlerini karşıladığını; tescilin ÖTV indirimi nedeniyle kayınpeder adına yapıldığını belirtmiştir. Yargıtay, talebin dayandığı inanç ilişkisinin gerekli delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle ret kararını onamıştır.

Dolayısıyla bu karar yalnız araç mülkiyeti isteyenleri ilgilendirmez. Para alacağı talebinde de, talebin dayandığı anlaşma ispatlanmadığında dava reddedilir.

Anne, baba veya kayınpeder adına alınan araçta tanık dinlenir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203/1-a maddesi; altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba ve kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler için senetle ispat zorunluluğuna istisna tanır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararında, engelli kayınpeder adına alınan aracın bedelini karşılayan damadın para talebi incelenmiştir. Davacı, kendi aracını takasa verdiğini ve kalan bedeli de kendisinin ödediğini ileri sürerek kayınpederin ölümünden sonra mirasçılara karşı takip başlatmıştır.

Yargıtay, damat ile kayınpeder arasındaki işlemin HMK 203/1-a kapsamında tanıkla ispatına izin verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Tanık anlatımları ve ödeme belgeleri doğrultusunda, davacının yaptığı toplam ödemenin belirlenmesi gerektiğini belirterek ret hükmünü bozmuştur. Karar, aracın tamamının davacı adına geçirilmesine değil, araç için yapılan ödemelerin tahsiline ilişkindir.

Bu karar ile 06.12.2023 tarihli karar, aile içindeki araç ödemelerinde ispat yaklaşımının aynı yönde olmadığını göstermektedir. Akrabalık ilişkisine dayanılarak tanık dinletilmesi talep edilmeli; fakat özellikle geri devir iddiasında yazılı anlaşma ve karşı taraftan gelen belgeler dosyaya sunulmalıdır. “Akrabayız, tanıklar yeter” düşüncesiyle ödeme ve anlaşma belgelerinden vazgeçilmemelidir.

Engelli kişi adına alınan araçta ÖTV süresinin dolması mülkiyeti değiştirir mi?

ÖTV istisnasıyla alınmış bir araçta vergi mevzuatından kaynaklanan devir şartları ile taraflar arasındaki mülkiyet anlaşması farklı konulardır. Vergisel devir engelinin kalkması, aracı finanse eden kişiye mülkiyet kazandırmaz.

Araç sahibi devre razıysa, aracın edinildiği tarihe ve tabi olduğu düzenlemelere göre gerekli vergi ve tescil şartları yerine getirilerek işlem yapılır. Araç sahibi devri reddediyorsa, bedeli ödeyen kişi geri devir anlaşmasını dava yoluyla ispatlamak zorundadır.

Ayrıca özel bir anlaşma, ÖTV istisnasının kanuni şartlarını ortadan kaldırmaz. Araç sahibinin engelli olması nedeniyle yapılan finansman ile kanuna karşı hile amacı taşıyan bir düzenleme aynı kabul edilmez; işlemin gerçek amacı ve içeriği esas alınır.

Araç sahibi öldüyse para mirasçılardan nasıl istenir?

Araç sahibinin ölmesiyle araç üzerindeki haklar mirasçılara geçer. Bedeli ödeyen kişinin de mirasçı olması, diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz.

Ölen kişinin sağlığında doğmuş bir geri ödeme borcu varsa bu borç da mirasın kapsamındadır. Mirası reddetmeyen mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğunda Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesindeki müteselsil sorumluluk esas alınır. Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun tamamını sorumlu mirasçılardan birinden veya birkaçından istemesidir. Mirasın reddi ve resmî tasfiye gibi durumlar ayrıca dikkate alınır.

Araç mülkiyetinin terekeye karşı ileri sürüldüğü davada ise miras ortaklığının tamamının davada usulüne uygun biçimde temsil edilmesi gerekir. Araç mülkiyeti talebi ile para borcunun tahsilinde davalıların belirlenmesi aynı değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında, vasi tarafından bedeli karşılanarak kısıtlı adına alınan aracın, kısıtlının ölümünden sonra mirasçılara geçmesi incelenmiştir. Vesayet makamının izin kararında bedelin vasi tarafından karşılanacağı belirtilmiş; ödeme de dosyadaki belgelerle doğrulanmıştır.

Yargıtay, taraflarca ileri sürülmeyen ve dosyada kanıtı bulunmayan bir bağış kabulüyle talebin reddedilmesini doğru bulmamıştır. Mirasçıların davacının ödediği araç bedeli ölçüsünde sebepsiz zenginleştiğini belirterek ret hükmünü bozmuştur. Bu karar, yakın akraba adına yapılan ödemenin sırf akrabalık nedeniyle bağış sayılamayacağını göstermektedir.

Bazı mirasçıların “araç senin” demesi yeterli midir?

Miras ortaklığına ait aracın tamamı bakımından bazı mirasçıların kabulü, diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.05.2026 tarihli, 2025/4505 E., 2026/3286 K. sayılı kararında, davacı kendi aracını takasa verdiğini, kapora ve diğer ödemeleri yaptığını, ayrıca kredi kullandığını belirterek engelli babası adına alınan aracın kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Bazı mirasçılar davayı kabul etmiş, bir mirasçı ise karşı çıkmıştır.

Yargıtay, banka kayıtları ve makbuzların inanç ilişkisini kanıtlamak için yeterli olmadığına karar vermiştir. Mirasçıların elbirliğiyle malik olması nedeniyle, bir kısmının davayı kabul etmesinin diğer mirasçı bakımından ispat eksikliğini gidermediğini belirtmiştir. Davacı lehine verilen mülkiyet hükmü bozulmuştur.

Bu nedenle mirasçılar arasında çoğunluk sağlanması, aracın tamamının bedeli ödeyen kişiye geçirilmesine yetmez. Ya gerekli tüm hak sahiplerinin katılımıyla devir yapılır ya da karşı çıkanlara karşı talebin hukuki dayanağı kanıtlanır.

Hangi dava, nerede ve kime karşı açılır?

İki kişi arasındaki özel borç verme veya inançlı işlem ilişkisinden doğan araç mülkiyeti ve bedel uyuşmazlıklarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Davalının yerleşim yerindeki mahkeme genel yetkili mahkemedir. Sözleşmeden doğan taleplerde sözleşmenin ifa yeri de yetki bakımından önem taşır.

Araç için dava açılması, uyuşmazlığı kendiliğinden tüketici davası yapmaz. Bayinin ayıplı araç satmasıyla, bir kişinin başka bir kişi adına araç bedeli ödemesi farklı hukuki ilişkilerdir. Uyuşmazlık ticari işlemden, tüketici işleminden veya eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden doğuyorsa görev ve dava şartları ilgili özel düzenlemelere göre belirlenir.

Araç mülkiyeti isteniyorsa dava, mülkiyet iddiasının yöneltildiği hak sahibine karşı açılır. Ödünç para isteniyorsa davalı, geri ödeme borcunu üstlenen kişidir. Para doğrudan bayiye gönderildi diye, satış işlemini gereği gibi yerine getiren bayi geri ödeme borçlusu olmaz.

Dilekçede araç bilgileri, ödeme tarihleri, her ödemenin miktarı, anlaşmanın içeriği, geri verme zamanı ve istenen hüküm açıkça gösterilmelidir. Banka ve bayi kayıtları elde değilse bunların hangi kurumdan ve hangi işlem için getirtilmesi istendiği belirtilmelidir.

Önce araç, olmazsa para aynı davada istenir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 111. maddesi uyarınca, bağlantılı talepler arasında öncelik sırası kurularak terditli dava açılır. Bu dava biçiminde mahkeme önce asıl talebi, asıl talebin esastan reddi hâlinde ikinci talebi inceler.

Araç uyuşmazlığında önce mülkiyet talebi; bunun kabul edilmemesi hâlinde, dayanakları açıklanarak para iadesi veya tazminat talebi ileri sürülür. Böylece mahkemeden hangi sırayla karar verilmesinin istendiği belirlenir.

Ancak dilekçeye “olmazsa bedeli” yazmak, para alacağını kanıtlamaz. İkinci talebin miktarı, hangi olaydan doğduğu, hesaplama yöntemi ve delilleri de açıklanmalıdır. Mahkeme yalnız araç istenen bir davada, talep edilmemiş para alacağını kendiliğinden hüküm altına alamaz.

Araç dava sürerken satılmasın diye ne yapılır?

Aracın mülkiyetinin istendiği davada, üçüncü kişiye devrin hakkın elde edilmesini ciddi biçimde zorlaştıracağı açıklanarak ihtiyati tedbir talep edilir. Talepte aracın plaka ve şasi bilgileri gösterilir; geri devir iddiasını destekleyen belgeler sunulur. Mahkeme, hakkın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı ve tedbir ihtiyacını inceler; teminat yatırılmasına da karar verebilir.

Para alacağı için ise ihtiyati haciz şartları incelenir. İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesine göre, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağında ihtiyati haciz istenir. Vadesi gelmiş alacakta ayrıca borçlunun kaçmaya hazırlandığını kanıtlama şartı bulunmaz. Vadesi gelmemiş alacaklarda kanunun aradığı özel şartlar geçerlidir.

Davanın açılması araç kaydına kendiliğinden satış yasağı koymaz. Koruma talebinin ayrıca ileri sürülmesi ve kararın uygulanması gerekir.

Araç üçüncü kişiye satılmışsa ne olur?

Araç başkasına devredilmişse, eski malik aleyhine açılacak bir davayla yeni malikin hakkı yok sayılamaz. Yeni malik aleyhine mülkiyet talebi ileri sürülecekse, onun ediniminin neden korunmadığı da somut olarak açıklanmalıdır.

Geri devir borcu kanıtlandığı hâlde araç devredilerek bu borca aykırı davranılmışsa, sözleşmeyi ihlal eden kişiden tazminat istenir. Tazminat hesabında kanıtlanan yükümlülük, ihlal ve bundan doğan zarar esas alınır. Anlaşma yalnız belirli miktardaki paranın geri ödenmesine ilişkinse, aracın başkasına satılması borcu aracın güncel piyasa değerine dönüştürmez.

Ödenen para mı, aracın bugünkü değeri mi alınır?

Talep borç verilen paranın iadesiyse başlangıç noktası, kanıtlanan ve henüz geri ödenmemiş borç miktarıdır. Örneğin araç alımı için 700.000 TL ödünç verilmişse, aracın değerinin sonradan 1.500.000 TL’ye çıkması borcu kendiliğinden 1.500.000 TL yapmaz.

Araç mülkiyeti talebi kabul edilirse dava konusu araç elde edilir. Aracı devretme borcuna aykırılık nedeniyle tazminat isteniyorsa, zarar hesabı bu borcun içeriğine göre yapılır. Sebepsiz zenginleşmede ise iade kapsamı, elde edilen zenginleşme ve ilgili kanun hükümleri üzerinden belirlenir.

Eski ödemenin alım gücünün korunmasına yönelik bir talep varsa bunun hukuki dayanağı, hesaplama tarihi ve yöntemi açıklanmalıdır. “Araç pahalandı” veya “enflasyon arttı” açıklamasıyla istenen tutar belirlenmiş olmaz. Mahkemeden aracın güncel değeri, ödenen tutarın güncellenmiş karşılığı ve faiz birbirinin yerine kullanılarak istenmemelidir.

Para istenmeden önce ihtar gönderilmeli midir?

Geri ödeme günü belirlenmiş bir borçta bu tarih esas alınır. Geri ödeme günü, bildirim süresi veya istenildiğinde ödeme şartı kararlaştırılmamış tüketim ödüncünde ise Türk Borçlar Kanunu’nun 392. maddesi uygulanır: İlk geri ödeme isteminden itibaren altı hafta geçmeden borçlu ödeme yapmakla yükümlü değildir.

Bu nedenle vadesiz verilmiş araç parasında, ilk talep yapılmadan veya gerekli süre dolmadan takip başlatılması davanın kaybedilmesine yol açar. Bildirimin noter yoluyla yapılması her işlem için zorunlu değildir; noter ihtarı, talebin içeriğini ve ulaştığı tarihi kanıtlamaya yarar.

Faiz başlangıcında da borcun türü önemlidir. Kararlaştırılmış ödeme gününün geçirilmesi veya gerekli ihtarın yapılması temerrüdü belirler. Sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli kişiye bildirim gerekir; iyi niyetli olmayan zenginleşenin temerrüdünde zenginleşme tarihi esas alınır. Araç sahibinin ölüm tarihi, bütün bedel davaları için ortak faiz başlangıcı değildir.

Araç bedeli için icra takibi nasıl yapılır?

Ödenmesi gereken para alacağı için ilamsız icra takibi başlatılır. Takipte asıl alacak, faiz talebi, faiz başlangıcı ve borcun sebebi gösterilir.

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açarak takibin devamını ister. İtirazın kaldırılması yolu ise İcra ve İflas Kanunu’nun aradığı nitelikte belge bulunmasına bağlıdır; sıradan bir havale dekontu bu belge şartını karşılamaz.

İcra inkâr tazminatı için alacaklının davayı kazanması yeterli değildir. Talep bulunmalı ve alacak, borçlunun miktarını belirleyebildiği nitelikte olmalıdır. Bilirkişi değerlendirmesiyle belirlenecek tartışmalı araç değeri ile imzalı belgede açıkça kabul edilmiş belirli para borcu aynı değildir.

Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan para alacağı ise ilamlı icra yoluyla tahsil edilir.

Araç veya para talebinde zamanaşımı ne zaman başlar?

Sözleşmeden doğan ve özel süreye tabi olmayan alacaklarda Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık süre uygulanır. Süre, alacağın istenebilir hâle gelmesiyle başlar. Geri devir tarihi veya ödeme günü kararlaştırılmışsa bu tarih esas alınır.

Alacağın istenebilir olması bildirime bağlıysa, zamanaşımı hesabında yalnız fiilen ihtar gönderilen tarihe bakılmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 149. maddesi, bildirimin yapılabileceği günü esas alır. Bu nedenle yıllarca ihtar göndermemek, alacağı süresiz korumaz.

Sebepsiz zenginleşmede ise TBK 82 uyarınca geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve zenginleşmenin gerçekleşmesinden itibaren on yıllık süre söz konusudur. Ödemenin sebebinin sonradan ortadan kalktığı iddiasında, bu sebebin hangi olayla sona erdiği belirlenmelidir.

Aracın satın alınma tarihi, kayıt malikinin ölüm tarihi ve devrin reddedildiği tarih aynı hukuki işlevi taşımaz. Süre hesabı, davada ileri sürülen gerçek ilişkiye göre yapılır.

Hangi eksiklikler davanın reddine yol açar?

Araç bedelinin ödendiği kanıtlansa da geri devir anlaşması kanıtlanmamışsa mülkiyet talebi reddedilir. Para borç olarak verilmiş denildiği hâlde geri ödeme yükümlülüğü ispatlanamıyorsa alacak talebi de reddedilir.

Geçerli bir bağış bulunduğunda, tarafların sonradan anlaşamaması iade sebebi oluşturmaz. Devir veya ödeme zamanı henüz gelmemişse, vadesinden önce açılan dava kabul edilmez. Zamanaşımı dolmuş ve davalı süresinde zamanaşımı savunması yapmışsa alacağın dava yoluyla tahsili engellenir.

Bu uyuşmazlıklarda dava hazırlığı; ödeme belgelerinin yanında anlaşmanın ispatı, doğru davalının belirlenmesi, vade, faiz ve geçici koruma taleplerini kapsar. Avukat Ayşe Deniz Oral tarafından sunulan sözleşmeler hukuku hizmetleri kapsamında araç devri ve bedel iadesi talepleri bu unsurlar üzerinden ele alınır.

Kaynakça

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararı: Vasi tarafından bedeli karşılanan aracın mirasçılara geçmesi; bağış kabulü ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı bedel talebi.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararı: Kayınpeder adına alınan araç için yapılan ödemeler; HMK 203/1-a kapsamında tanık dinlenmesi ve toplam ödemenin belirlenmesi.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/1749 E., 2023/3562 K. sayılı kararı: Araç bedeline ilişkin itirazın iptali davasında inanç ilişkisinin ispatlanamaması.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/5077 E., 2026/2101 K. sayılı kararı: Engelli kardeş adına alınan araçta geri devir anlaşmasının ispatı ve ödeme belgelerinin yetersizliği.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.05.2026 tarihli, 2025/4505 E., 2026/3286 K. sayılı kararı: İnançlı işleme dayalı araç mülkiyeti talebi; bazı mirasçıların kabulünün diğer mirasçılar bakımından sonucu.
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 20/d: Tescilli araçların satış ve devrinde resmî şekil.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 19, 27, 77–82, 112, 117, 120, 146, 149, 154, 285, 295, 386 ve 392: Sözleşmenin niteliği, geçersizlik, sebepsiz zenginleşme, borca aykırılık, temerrüt, faiz, zamanaşımı, bağış ve tüketim ödüncü.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 6, 10, 26, 33, 111, 190, 199–203 ve 389–393: Görev, yetki, taleple bağlılık, hukuki nitelendirme, terditli dava, ispat ve ihtiyati tedbir.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 599, 605, 640 ve 641: Mirasın geçişi, mirasın reddi, miras ortaklığı ve mirasçıların borçlardan sorumluluğu.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 32, 62, 66–68 ve 257–259: İlamlı takip, ödeme emrine itiraz, itirazın iptali, itirazın kaldırılması ve ihtiyati haciz.

Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın