Bir otomobilin bedelinin bir kişi tarafından ödenmesine rağmen aracın baba, anne, kardeş, kayınpeder, engelli bir aile yakını, arkadaş veya başka bir kişi adına satın alınması uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Aile içindeki güven ilişkisi, engellilik nedeniyle ÖTV istisnasından yararlanılması, kredi imkânı veya tarafların kendi aralarındaki anlaşması nedeniyle parayı ödeyen kişi ile araç adına tescil edilen kişi farklı olabilir.
İlişkiler bozulduğunda ise iki ayrı hak birbirine karıştırılmaktadır. Araç bedelini ödeyen kişi otomobilin mülkiyetini kendi adına geçirebilir mi, yoksa yalnız ödediği parayı mı geri isteyebilir? Bu iki talebin hukuki sebepleri ve ispat kuralları aynı değildir.
Araç bedelinin ödeme yapan kişinin hesabından doğrudan otomobil bayisine gönderilmiş olması, paranın kim tarafından ödendiğinin ispatında son derece önemli bir delildir. Ancak bu ödeme tek başına aracın mülkiyetini ödeme yapan kişiye kazandırmaz. Buna karşılık aracın mülkiyeti alınamasa bile, ödeme bağış amacı taşımıyorsa ve karşı tarafın bu ekonomik değeri elinde tutmasını haklı kılan başka bir sebep bulunmuyorsa araç için ödenen paranın geri istenmesi mümkün olabilir.
Yargıtayın özellikle engelli kişi adına alınan araçlara ilişkin kararları bu ayrımı açık biçimde ortaya koymaktadır. Araç bedelini ödeyen kişinin mülkiyet talebinin reddedildiği kararlar bulunduğu gibi, aynı tür ilişkilerde araç için yapılan ödemenin geri istenebileceğinin kabul edildiği kararlar da vardır.
- Arabanın Parasını Ödeyen Kişi Aracın Sahibi Sayılır mı?
- Başkası Adına Alınan Aracın Mülkiyeti Hangi Durumda İstenebilir?
- Araç Bedelini Ödemek İnançlı İşlemi Tek Başına İspatlar mı?
- ÖTV İstisnasıyla Engelli Kişi Adına Alınan Aracın Parasını Ödeyen Kişi Aracın Mülkiyetini Kazanabilir mi?
- ÖTV’li Aracın Mülkiyetini Alamayan Kişi Ödediği Parayı Geri İsteyebilir mi?
- Engelli Kayınpeder Adına Alınan Araç İçin Ödenen Para Geri İstenebilir mi?
- ÖTV’li Araçta “Arabayı Alamıyorum, O Hâlde Param da Gitti” Sonucu Çıkar mı?
- Baba veya Anne Adına Alınan Araçta Para Geri İstenebilir mi?
- Yakın Akrabaya Araç Almak Kendiliğinden Bağış Sayılır mı?
- Kardeş veya Kayınpeder Adına Alınan Aracın Parasını Geri İstemek Mümkün müdür?
- Aracın Parasını Doğrudan Bayiye Havale Etmek Ne İspatlar?
- “Arabanın Parasını Sen Bana Hediye Ettin” Savunması Nasıl Çürütülür?
- Arkadaş veya Sevgili Adına Alınan Araçta İspat Neden Daha Zordur?
- Aracın Mülkiyetini İsteyen Kişi İnançlı İşlemi Nasıl İspatlayabilir?
- WhatsApp Mesajları Aracın Daha Sonra Devredileceğini İspatlayabilir mi?
- Araç Yıllarca Parayı Ödeyen Kişi Tarafından Kullanılmışsa Mülkiyet Ona mı Ait Olur?
- Araç Ruhsat Sahibi Tarafından Geri Alınır veya Saklanırsa Ne Yapılabilir?
- Araç Üçüncü Kişiye Satılırsa Aracın Parasını Ödeyen Kişinin Hakkı Sona Erer mi?
- Araç Adına Kayıtlı Kişi Ölürse Bedeli Mirasçılardan İstenebilir mi?
- Engelli Araç Sahibinin Ölmesi Hâlinde Parayı Ödeyen Kişi Aracı Doğrudan Alabilir mi?
- Kayınvalide veya Kayınpeder Adına Alınan Araçta Ölümden Sonra Mirasçılar Aracı Devretmezse Ne Olur?
- Aracın Mülkiyetini Alamayan Kişi Parasını Hangi Hukuki Sebeple İsteyebilir?
- Araç İçin Verilen Para Ödünçse Ne İstenebilir?
- Araç Bedeli Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Geri İstenebilir mi?
- Arabanın Parasını Geri Alırken Ödediğim Eski Tutar mı Esas Alınır?
- Bugünkü Araç Değeri Doğrudan İstenebilir mi?
- Güncellenmiş Değer Dava Dilekçesinde Açıkça İstenmeli midir?
- Araç Parasının İadesinde Döviz, Altın ve Enflasyon Değerleri Dikkate Alınır mı?
- Araç Parasını Geri Alırken Faiz de İstenebilir mi?
- Araç Bedelini Geri İstemeden Önce Noter İhtarı Gönderilmeli mi?
- Araç Bedeli İçin İcra Takibi Yapılabilir mi?
- Araç Bedeli Alacağında İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
- Araç Bedeli Alacağında Zamanaşımı Ne Kadardır?
- Arabanın Parasını Ben Ödedim Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
- Aracın Mülkiyetini İsteyen ve Para İsteyen Kişiler Hangi Yargıtay Kararlarında Kazandı veya Kaybetti?
Arabanın Parasını Ödeyen Kişi Aracın Sahibi Sayılır mı?
Aracın bedelini kimin ödediği ile araç mülkiyetinin kime ait olduğu birbirinden farklı meselelerdir. Tescilli motorlu araçların satış ve devri Karayolları Trafik Kanunu uyarınca özel şekle tabidir. Araç başka kişi adına usulüne uygun şekilde satın alınmış ve tescil edilmişse, bedelin üçüncü bir kişinin banka hesabından çıkmış olması tek başına araç mülkiyetini ödeme yapan kişiye geçirmez.
Örneğin otomobil baba adına faturalandırılmış ve onun adına tescil edilmiş, araç bedelinin tamamını ise çocuk doğrudan otomobil bayisine göndermiş olabilir. Bu durumda banka kaydı çocuğun parayı ödediğini kuvvetli biçimde gösterir; fakat sırf bu nedenle ruhsattaki mülkiyet ilişkisi ortadan kalkmaz.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.12.2019 tarihli, 2018/968 E., 2019/12415 K. sayılı kararında da tescilli araçların mülkiyetinin devrinde kanunun öngördüğü şekle uyulmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Tarafların kendi aralarındaki sözlü anlaşma, kanunen gerekli araç devrinin yerine geçmez.
Bununla birlikte aracın başka kişi adına kayıtlı olması ödeme yapan kişinin hiçbir hakkı bulunmadığı anlamına gelmez. Araç bedelini ödeyen kişinin sahip olabileceği para alacağı ile aracın mülkiyetini talep etmesi ayrı hukuki sebepler üzerinden incelenir.
Başkası Adına Alınan Aracın Mülkiyeti Hangi Durumda İstenebilir?
Tarafların gerçek anlaşması, aracın yalnız geçici olarak başka kişi adına tescil edilmesi ve belirli bir şart gerçekleştiğinde ödeme yapan kişiye devredilmesi yönündeyse inançlı işlem gündeme gelebilir.
Örneğin tarafların iradesi, “Araç şimdilik senin üzerinde bulunacak; süresi dolduğunda bana devredeceksin” şeklindeyse yalnız para ödeme ilişkisi bulunmaz. Kayıt malikinin araç üzerindeki hakkını taraflar arasında kararlaştırılan amaç doğrultusunda kullanması ve daha sonra aracı ödeme yapan kişiye devretmesi öngörülmektedir.
Bu durumda araç bedelinin ödeme yapan kişiden çıktığının ispatlanması yeterli değildir. Geri devir anlaşmasının da ispatlanması gerekir.
Yargıtay, inançlı işlem iddiasında 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararından kaynaklanan yazılı ispat sistemini uygulamaktadır. İnanç sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlı olmamakla birlikte, ilişkinin ispatında tarafların elinden çıkmış yazılı belge veya en azından delil başlangıcı niteliğinde belge aranabilmektedir.
Bu nedenle araç bedelinin tamamının ödeme yapan kişinin hesabından çıkması ile kayıt malikinin “aracı daha sonra sana devredeceğim” şeklindeki yazılı kabulü aynı ispat gücüne sahip değildir. Birincisi ödemenin kaynağını, ikincisi taraflar arasındaki geri devir anlaşmasını gösterebilir.
Araç Bedelini Ödemek İnançlı İşlemi Tek Başına İspatlar mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/1749 E., 2023/3562 K. sayılı kararında, eski kayınpeder adına tescil edilen aracın bedelini ödediğini, aracı uzun yıllar kullandığını ve aracın ekonomik giderlerini karşıladığını ileri süren davacı araç bedelinin tahsilini istemiştir.
Davacı banka dekontlarına ve araçla ilgili yaptığı ödemelere dayanmıştır. Uyuşmazlık inançlı işlem hukuki sebebine göre değerlendirilmiş; banka dekontları ve makbuzların aracın bedelinin davacı tarafından ödendiğini göstermesine rağmen, aracın gerçekte davacı hesabına alındığı ve daha sonra kendisine devredileceği yönündeki inanç anlaşmasını kanıtlamaya yeterli olmadığı kabul edilmiştir. Davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.
Kararın önemi, ödeme ile mülkiyet arasındaki sınırı göstermesidir. Bir kişinin aracın tamamını finanse etmiş olması, araç üzerinde geri devir yükümlülüğü bulunduğunu kendiliğinden kanıtlamamaktadır.
Bu nedenle aracın mülkiyeti istenecekse WhatsApp, SMS, e-posta, imzalı belge veya kayıt malikinden çıkmış başka bir yazılı delilin içeriği çok daha önemli hâle gelir.
ÖTV İstisnasıyla Engelli Kişi Adına Alınan Aracın Parasını Ödeyen Kişi Aracın Mülkiyetini Kazanabilir mi?
Engellilik nedeniyle ÖTV istisnasından yararlanılarak araç alındığında araç, vergi istisnasından yararlanan kişi adına satın alınmakta ve tescil edilmektedir. Araç bedelinin çocuk, kardeş, damat veya başka bir aile bireyi tarafından karşılanması ise tek başına ödeme yapan kişiyi araç maliki hâline getirmez.
Özellikle “Aracı aslında kendim için aldım, yalnız ÖTV avantajından yararlanmak için engelli yakınımın üzerine yaptım” şeklindeki iddia, basit araç bedeli alacağından farklıdır. Böyle bir iddia araç mülkiyetinin görünürdeki kayıt malikinden farklı bir kişiye ait olduğunun ileri sürülmesi anlamına gelir ve inançlı işlem ispatını gündeme getirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/5077 E., 2026/2101 K. sayılı kararı bu konuda özellikle önemlidir.
Davacı, engelli yakını adına ÖTV istisnasından yararlanılarak alınan aracın bedelini kendisinin ödediğini, aracın gerçekte kendisi için satın alındığını ileri sürerek aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi davacı lehine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de banka havalelerini dikkate alarak inançlı işlemin ispatlandığını kabul etmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise ödeme belgelerinin aracın bedelinin kim tarafından karşılandığını göstermekle birlikte, aracın gerçekte davacı hesabına edinildiği ve engelli kişinin aracı daha sonra davacıya devretme yükümlülüğü altına girdiği yönündeki inanç anlaşmasını tek başına kanıtlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Davacı lehine verilen kabul hükmü bozulmuş ve inançlı işlem ispatlanamadığından davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, engelli kişi adına alınan araçlarda “bedeli ben ödedim” iddiası ile “araç aslında benim” iddiasının kesin biçimde ayrılması gerektiğini göstermektedir.
ÖTV’li Aracın Mülkiyetini Alamayan Kişi Ödediği Parayı Geri İsteyebilir mi?
Araç mülkiyetinin ödeme yapan kişiye ait olduğunun ispatlanamaması, araç için yapılan bütün harcamanın da karşı tarafta kalacağı anlamına gelmez.
Yargıtayın araç bedeli uyuşmazlıklarında mülkiyet talebi ile para alacağı arasında yaptığı ayrım burada özellikle önemlidir.
Araç bedeli ödünç verilmiş olabilir. Araç başkasının adına alınırken bedelin daha sonra ödeme yapan kişiye geri verileceği kararlaştırılmış olabilir. Taraflar arasında geçerli bir bağış iradesi bulunmadığı hâlde ödeme yapan kişinin malvarlığından çıkan değer diğer kişinin malvarlığında araç edinilmesini sağlamış olabilir. Bu durumda koşulları varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında, davacı vasisi olduğu dedesi adına araç satın alınırken bedeli ve araçla ilgili bazı giderleri kendi malvarlığından karşılamıştır. Dedenin ölümünden sonra araç mirasçılara geçmiştir.
İlk derece mahkemesi davacının yaptığı ödemenin bağış niteliğinde olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Yargıtay ise dosyada bağış sözleşmesine veya bağış iradesine ilişkin yeterli bir olgu bulunmadığını, araç bedelinin davacı tarafından ödendiğinin belgelerden anlaşıldığını belirterek ret kararını bozmuştur. Mirasçıların araç bedeli ölçüsünde sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Burada davacı aracın mülkiyetini elde etmiş değildir. Buna rağmen yaptığı ödemenin ekonomik karşılığını talep etme imkânı tamamen ortadan kaldırılmamıştır.
Engelli Kayınpeder Adına Alınan Araç İçin Ödenen Para Geri İstenebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararı, ÖTV istisnasıyla yakın adına alınan araçlarda para alacağı bakımından en önemli kararlardan biridir.
Davacı, engelli kayınpederi adına araç satın alınırken kendi aracını takasa vermiş ve ayrıca banka yoluyla ödeme yapmıştır. Kayınbabanın ölümünden sonra yaptığı ödemeleri mirasçılardan talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi de ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay ise kayınbaba ile damat arasındaki hukuki işlemlerin HMK m.203/1-a kapsamında tanıkla ispatlanabileceğini, davacının hem takasa verdiği araç hem de banka ödemeleri bakımından deliller sunduğunu kabul etmiştir. Davacının araç satın alınması için yaptığı toplam ödemenin belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.
Bu karar, araç başka kişi adına ve üstelik engellilik nedeniyle sağlanan vergi istisnasından yararlanılarak alınmış olsa dahi, araç için ekonomik değer sağlayan kişinin para talebinin başlı başına incelenebileceğini göstermektedir.
ÖTV’li Araçta “Arabayı Alamıyorum, O Hâlde Param da Gitti” Sonucu Çıkar mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2026/2101 sayılı kararı ile 2022/2847 ve 2021/1640 sayılı kararların birlikte değerlendirilmesi, bu konuda oldukça açık bir ayrım ortaya koymaktadır.
Araç bedelinin ödeme yapan kişiden çıkması, mülkiyet talebi bakımından tek başına yeterli olmayabilir. Mülkiyet isteniyorsa geri devir anlaşmasının da ispatlanması gerekir.
Buna karşılık araç için yapılan ödemenin geri istenmesi farklıdır. Bağış iradesi bulunmuyorsa ve karşı tarafın bu ekonomik değeri karşılıksız biçimde elinde tutmasını sağlayan geçerli başka bir hukuki sebep yoksa ödünç, alacak veya sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde para talebi incelenebilir.
Dolayısıyla ÖTV istisnalı aracın mülkiyetini alamamak ile araç için ödenen parayı hiçbir şekilde geri alamamak aynı hukuki sonuç değildir.
Baba veya Anne Adına Alınan Araçta Para Geri İstenebilir mi?
Araç anne veya baba adına tescil edilmiş, bedel ise çocuk tarafından ödenmişse ödemenin niteliği araştırılır. Paranın doğrudan otomobil bayisine çocuğun banka hesabından gönderilmiş olması, aracın finansman kaynağını açık biçimde gösterebilir.
Baba veya anne ise ödemenin hediye olduğunu ileri sürebilir. Bu durumda sırf aile ilişkisi nedeniyle ödeme otomatik olarak bağış sayılmaz.
HMK m.203/1-a, altsoy ile üstsoy arasındaki hukuki işlemlerde senetle ispat zorunluluğunun önemli istisnalarından birini düzenlemektedir. Bu nedenle baba ile çocuk veya anne ile çocuk arasındaki ödeme ilişkisi bakımından tanık delili kullanılabilir.
Ancak tanığın yalnız “Çocuk parayı verdi” demesi ile “Baba parayı daha sonra geri vereceğini söyledi” şeklinde doğrudan hukuki anlaşmayı bilmesi aynı şey değildir. Banka kayıtları zaten ödeme olgusunu gösterebilir. Davanın asıl tartışması çoğu kez ödemenin bağış amacı taşıyıp taşımadığı ve geri ödeme borcu bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşır.
Yakın Akrabaya Araç Almak Kendiliğinden Bağış Sayılır mı?
Yakın akrabalık, yapılan yüksek miktarlı ödemenin kendiliğinden bağış sayılmasını sağlamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında, dede adına alınan aracın bedelini davacının ödemiş olması karşısında ilk derece mahkemesinin “bağış” kabulü yeterli görülmemiştir. Yargıtay, bağış iradesini gösteren somut olguların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini istemiştir.
Buna karşılık ödeme yapan kişinin kendi ileri sürdüğü borç ilişkisini kanıtlayamaması hâlinde de talep reddedilebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.12.2024 tarihli, 2023/5175 E., 2024/4392 K. sayılı kararında, davacı araç bedelinin yarısını davalıya borç olarak verdiğini ileri sürmüş, davalı ise ödemenin hediye olduğunu savunmuştur. Araç parasının ödünç olarak verildiği ispatlanamadığından araç bedeline ilişkin dava reddedilmiş ve ret sonucu Yargıtay tarafından korunmuştur.
Bu kararlar, araç bedelini ödeme vakıasının davanın yalnız ilk kısmı olduğunu göstermektedir. İkinci aşamada ödemenin hukuki sebebinin belirlenmesi gerekir.
Kardeş veya Kayınpeder Adına Alınan Aracın Parasını Geri İstemek Mümkün müdür?
Kardeşler ile kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki bazı hukuki işlemler de HMK m.203/1-a kapsamında tanıkla ispat edilebilen aile içi işlemler arasında yer almaktadır.
Özellikle Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararı, kayınpeder adına alınan araç için yapılan ödemenin yalnız yazılı sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir.
Aile içindeki tanıkla ispat kolaylığı, davacının her durumda haklı olduğu anlamına gelmez. Araç bedelinin kim tarafından ödendiği, ödemenin geri alınmak üzere yapılıp yapılmadığı ve kayıt malikinin ödeme karşısındaki iradesi birlikte değerlendirilir.
Banka dekontuyla sabit olan ödeme, tanık anlatımları ve tarafların mesajlarıyla birleştiğinde para alacağı bakımından daha güçlü bir delil yapısı oluşabilir.
Aracın Parasını Doğrudan Bayiye Havale Etmek Ne İspatlar?
Araç için yapılan ödemenin kayıt malikine değil, doğrudan otomobil bayisinin hesabına gönderilmesi önemli bir delildir. Havale tarihi, araç faturası, sipariş formu ve ödeme tutarı birbiriyle örtüşüyorsa paranın araç satın alınmasında kullanıldığı kolaylıkla ortaya konabilir.
Dekont açıklamasında araç markası, sipariş numarası, kayıt malikinin adı veya “araç bedeli” ifadesinin bulunması bağlantıyı daha da kuvvetlendirir.
Ancak banka dekontunun ispat ettiği temel vakıa, paranın kim tarafından ödendiğidir. Dekont her zaman paranın neden ödendiğini göstermez.
Aynı banka ödemesi hukuken bağış, ödünç, geri ödeme borcu doğuran başka bir ilişki veya inançlı işlemin parçası olabilir. Bu nedenle para alacağı veya mülkiyet talebi bakımından dekontun yanında tarafların gerçek anlaşmasını gösteren deliller önem taşır.
“Arabanın Parasını Sen Bana Hediye Ettin” Savunması Nasıl Çürütülür?
Bağış iddiası çoğu aile içi araç uyuşmazlığında temel savunmalardan biridir. Bağışın bulunup bulunmadığı ödeme anındaki iradeye göre belirlenir. Tarafların daha sonra küsmesi veya aracın geri istenmesi, önceden yapılmış gerçek bir bağışı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Buna karşılık sırf baba, kardeş veya sevgili olduğu için yüksek miktarlı bir araç bedelinin bağışlandığı da varsayılamaz.
Araç alınmadan önce veya sonra gönderilen “paranı vereceğim”, “senin ödediğin para”, “borcumu kapatacağım” şeklindeki mesajlar; ödeme planları; kısmi geri ödemeler; kayıt malikinin borcu kabul eden ihtar cevabı ve tarafların ödeme tarihindeki davranışları bağış savunmasının değerlendirilmesinde önem taşır.
Yargıtayın 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında bağış varsayımını yeterli görmemesi ile 2023/5175 E., 2024/4392 K. sayılı kararında ödünç ilişkisinin ispatlanamaması nedeniyle davacının talebini reddetmesi birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafın da ileri sürdüğü hukuki sebebin somut delillerle desteklenmesi gerektiği görülmektedir.
Arkadaş veya Sevgili Adına Alınan Araçta İspat Neden Daha Zordur?
Arkadaş veya evlilik bağı bulunmayan sevgili adına araç alınmasında HMK m.203/1-a’daki aile içi tanık istisnası kural olarak uygulanmaz. Yüksek miktarlı araç alımlarında senetle ispat kuralları daha fazla önem taşır.
Banka dekontu ödeme olgusunu gösterebilir; ancak “bu parayı borç verdim” iddiasının tamamını her zaman kanıtlamaz.
Bu nedenle borcun kabul edildiği WhatsApp mesajları, “araç bedeli borç” şeklindeki dekont açıklaması, geri ödeme tarihine ilişkin konuşmalar, kısmi ödemeler veya başka yazılı deliller özellikle önemlidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/5175 E., 2024/4392 K. sayılı kararında araç bedelinin bir kısmını borç olarak verdiğini ileri süren davacının bu iddiayı ispatlayamaması nedeniyle talebinin reddedilmiş olması, aile dışındaki ilişkilerde ödeme sebebinin ispatının önemini göstermektedir.
Aracın Mülkiyetini İsteyen Kişi İnançlı İşlemi Nasıl İspatlayabilir?
Araç bedelinin ödeme yapan kişiden çıkması, araç mülkiyetinin gerçekte ona ait olduğu iddiasının yalnızca bir parçasıdır. Mülkiyetin geri alınması isteniyorsa, aracın başka kişi adına hangi amaçla tescil edildiğinin ve kayıt malikinin daha sonra aracı devretme yükümlülüğü üstlendiğinin de ortaya konulması gerekir.
Yargıtay, inançlı işlem iddiasında 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ispat esaslarını uygulamaktadır. İnanç sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlı değildir; ancak uyuşmazlık çıktığında ilişkinin yazılı belgeyle veya en azından karşı tarafın elinden çıkan delil başlangıcıyla ortaya konulması önem taşır.
Araç bedelinin tamamını ödeme yapan kişinin banka hesabından çıkmış olması, aracın onun ekonomik katkısıyla alındığını gösterir. Buna karşılık “Araç şimdilik benim üzerimde duracak, daha sonra sana devredeceğim” yönündeki anlaşmanın varlığı aynı dekonttan çıkarılamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/1749 E., 2023/3562 K. sayılı kararında, eski kayınpeder adına tescilli aracın bedelini ödediğini ve aracı fiilen kullandığını ileri süren davacının inançlı işlem iddiası yeterli görülmemiştir. Banka dekontları ve araç giderleri aracın finansmanını göstermekle birlikte geri devir anlaşmasını kanıtlamaya yeterli bulunmamış ve davanın reddine ilişkin BAM kararı onanmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/5077 E., 2026/2101 K. sayılı kararında da engelli kişi adına alınan araç bakımından aynı ayrım benimsenmiştir. İlk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi banka ödemelerini inançlı işlemin ispatı için yeterli görmüş; Yargıtay ise aracın parasının davacı tarafından ödenmesinin, aracın gerçekte davacı hesabına edinildiğini ve sonradan kendisine devredileceğini gösteren inanç anlaşmasını tek başına kanıtlamadığı sonucuna vararak kabul hükmünü bozmuştur.
Bu kararlar, araç mülkiyetinin geri alınması isteniyorsa ödeme dekontunun yanında geri devir yükümlülüğünü gösteren mesaj, e-posta, yazılı protokol veya kayıt malikinden kaynaklanan başka bir delilin özellikle önemli olduğunu göstermektedir.
WhatsApp Mesajları Aracın Daha Sonra Devredileceğini İspatlayabilir mi?
Araç satın alınırken veya sonrasında yapılan WhatsApp ve SMS yazışmaları, inançlı işlem veya para alacağı bakımından banka dekontundan farklı bir ispat işlevi görür.
“Beş yıl dolunca aracı sana devredeceğim”, “Araç senin paranla alındı, benim üzerimde geçici duruyor”, “Paranı geri vereceğim” veya benzeri ifadeler, hangi hakkın kararlaştırıldığını gösterebilir.
Bir mesaj yalnız aracın parasını davacının ödediğini kabul ediyorsa para alacağı bakımından önem taşırken, aracın daha sonra devredileceğini de açıkça kabul ediyorsa inançlı işlem iddiasını güçlendirebilir.
Elektronik yazışmanın karşı tarafa aidiyeti konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde telefon kayıtları, bilirkişi incelemesi ve yazışmanın bütünü değerlendirilebilir. Mesajların tek tek seçilmiş bölümleri yerine görüşmenin tamamı önem taşır.
Özellikle ödeme yapan kişinin tek taraflı olarak “Arabayı bana verecektin” yazması ile kayıt malikinin buna “Evet, süre dolunca devredeceğim” şeklinde cevap vermesi aynı ispat gücüne sahip değildir.
Araç Yıllarca Parayı Ödeyen Kişi Tarafından Kullanılmışsa Mülkiyet Ona mı Ait Olur?
Aracı uzun yıllar kullanmak da tek başına mülkiyet kazandırmaz. Tescilli araçların devrindeki şekil kuralları nedeniyle fiilî kullanım, resmi mülkiyet devrinin yerine geçmez.
Bununla birlikte aracın satın alındığı tarihten itibaren yalnız ödeme yapan kişi tarafından kullanılması, kayıt malikinin aracı hiç kullanmaması, anahtarların sürekli ödeme yapan kişide bulunması, kasko, sigorta, bakım ve büyük onarım giderlerinin aynı kişi tarafından karşılanması taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin belirlenmesinde yardımcı olabilir.
Özellikle kayıt maliki yıllarca araca hiç müdahale etmemiş, taraflar arasındaki ilişki bozulduktan sonra aracı ilk defa geri almışsa bu kronoloji diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Ancak kullanım olgusunun, geri devir anlaşmasını kanıtlayan yazılı delilin yerine geçtiği söylenemez.
Araç Ruhsat Sahibi Tarafından Geri Alınır veya Saklanırsa Ne Yapılabilir?
Araç başka kişi adına tescilli olduğu için, bedelini ödeyen kişinin aracı zorla geri alması veya ruhsat sahibinin rızası dışında zilyetliği ele geçirmesi doğru değildir. Uyuşmazlığın hukuki yoldan çözülmesi gerekir.
Araç bedelini ödeyen kişi mülkiyet iddiasında bulunuyorsa koşulları varsa inançlı işleme dayalı talep; mülkiyet yerine para bedelini istiyorsa alacak veya sebepsiz zenginleşme talebi ileri sürebilir.
Aracın saklanması veya satılmaya hazırlanılması, özellikle daha önce uzun süre davacının kullanımında bulunduğu olaylarda tarafların davranışlarının değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir. Para alacağının tahsilinin ciddi biçimde tehlikeye girdiği somut biçimde ortaya konulabiliyorsa ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma yolları da ayrıca değerlendirilebilir.
Araç Üçüncü Kişiye Satılırsa Aracın Parasını Ödeyen Kişinin Hakkı Sona Erer mi?
Araç bedelinden doğan para alacağı, aracın üçüncü kişiye satılmasıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Örneğin baba adına alınan aracın bedelini çocuk ödemiş ve taraflar bu bedelin çocuğa geri ödeneceğini kararlaştırmışsa, babanın aracı daha sonra üçüncü kişiye satması para borcunu sona erdirmez.
Mülkiyet talebinde ise durum daha karmaşıktır. İnançlı işlem ispatlanmış olsa bile araç üçüncü kişiye devredilmişse son devrin hukuki durumu ayrıca incelenir. Motorlu araçların mülkiyet devrinde özel şekil ve üçüncü kişinin hukuki konumu nedeniyle aracın aynen geri alınması ile kayıt malikinden bedel veya tazminat istenmesi farklı taleplerdir.
Para alacağına dayanan uyuşmazlıklarda ise aracın elden çıkarılması esas borcun varlığını ortadan kaldırmaz.
Araç Adına Kayıtlı Kişi Ölürse Bedeli Mirasçılardan İstenebilir mi?
Araç için doğmuş bulunan para borcu, kayıt malikinin ölümüyle kural olarak sona ermez. Borç gerçekten mevcutsa tereke borcu niteliğinde değerlendirilmesi ve mirasçıların miras hukuku hükümleri çerçevesinde sorumluluğunun gündeme gelmesi mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararındaki uyuşmazlık doğrudan bu duruma ilişkindir. Engelli kayınpeder adına alınan araç için kendi aracını takasa veren ve ayrıca banka ödemeleri yapan davacı, kayınbabanın ölümünden sonra yaptığı ödemeleri mirasçılardan istemiştir. İlk derece ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi davayı reddetmiş; Yargıtay ise davacının araç için yaptığı toplam ödemenin belirlenmesi gerektiğini kabul ederek kararı davacı yararına bozmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında da bedeli davacı tarafından karşılanan araç, kayıt malikinin ölümünden sonra mirasçılarına geçmiştir. Bağış iradesinin ortaya konulmaması nedeniyle mirasçıların araç bedeli ölçüsünde sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Mirasın reddedilmiş olması veya terekenin borca batık bulunması hâlinde ise mirasçıların sorumluluğu ayrıca miras hukuku hükümlerine göre belirlenir.
Engelli Araç Sahibinin Ölmesi Hâlinde Parayı Ödeyen Kişi Aracı Doğrudan Alabilir mi?
Engelli kişi adına tescil edilen aracın bedelini başka kişinin ödemiş olması, engelli kişinin ölümü hâlinde aracın otomatik olarak ödeme yapan kişiye geçmesini sağlamaz. Araç kayıt malikinin malvarlığında bulunuyorsa kural olarak terekeye dahil olur.
Bedeli ödeyen kişinin aracın kendisine ait olduğunu ileri sürebilmesi için yalnız ödeme yaptığını değil, aracın kendi hesabına alınması ve daha sonra kendisine devredilmesi yönündeki inançlı ilişkiyi de ispatlaması gerekir.
Buna karşılık araç için yaptığı ödemenin bağış olmadığı ve karşılıksız kalmaması gerektiği ortaya konulabiliyorsa, araç üzerinde ayni hak kazanamasa bile terekeye karşı para alacağı ileri sürmesi mümkündür.
Yargıtayın 2021/1640 ve 2022/2847 sayılı kararları bu ayrımı göstermektedir. Her iki kararda da ödeme yapan kişinin araç üzerinde kendiliğinden mülkiyet kazanmasından değil, yaptığı ekonomik katkının iadesinin değerlendirilmesinden söz edilmektedir.
Kayınvalide veya Kayınpeder Adına Alınan Araçta Ölümden Sonra Mirasçılar Aracı Devretmezse Ne Olur?
Araç bedelinin damat veya gelin tarafından ödenmesine rağmen aracın kayınvalide ya da kayınpeder adına tescil edilmesi hâlinde, kayıt malikinin ölümüyle araç kural olarak terekeye girer ve mirasçılara geçer. Ancak ölüm, mirasbırakanın sağlığında doğmuş bulunan borç ve yükümlülükleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. TMK m.599 uyarınca mirasçılar mirası bir bütün olarak kazanırken mirasbırakanın borçlarından da sorumlu olurlar; TMK m.641 ise mirasçıların tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarını düzenlemektedir. (Türkoğlu Avukatlık Ofisi)
Bu nedenle aracın yalnız geçici olarak kayınvalide veya kayınpeder adına tescil edildiği ve belirli bir süre sonunda ödeme yapan kişiye devredileceği kararlaştırılmışsa, kayıt malikinin ölümü geri devir borcunu tek başına sona erdirmez. Ancak aracın mülkiyetinin mirasçılardan istenebilmesi için yalnız araç bedelinin davacı tarafından ödendiğinin değil, mirasbırakanın aracı daha sonra davacıya devretmeyi kabul ettiğinin de ispatlanması gerekir.
Banka havalesi, aracın kim tarafından finanse edildiğini gösterebilir; ancak Yargıtayın inançlı işlem kararlarında kabul ettiği üzere ödeme belgesi tek başına geri devir anlaşmasının varlığını her zaman kanıtlamaz. Murisin “araç daha sonra senin olacak”, “süre dolunca sana devredeceğim” veya benzeri içerikte mesajları, yazılı beyanları ya da inanç ilişkisini gösteren başka bir delil başlangıcının bulunması mülkiyet talebi bakımından önem taşır.
Aracın Mülkiyeti Mirasçılardan Dava ile İstenebilir mi?
Mirasbırakanın sağlığında aracın ödeme yapan kişiye devredileceği yönünde geçerli ve ispatlanabilir bir yükümlülük doğmuşsa, mirasçıların sırf araç ölümle terekeye geçtiği gerekçesiyle bu borcu yok saymaları mümkün değildir. Mirasçılar yalnız murisin malvarlığı haklarını değil, intikale elverişli borçlarını da üstlenirler. (Türkoğlu Avukatlık Ofisi)
Bununla birlikte araç bedelinin davacı tarafından ödenmiş olması ile mirasçılara karşı doğrudan araç devri talep edilebilmesi aynı şey değildir. Mülkiyet talebinde geri devir anlaşmasının ispatı özellikle önemlidir. Bu anlaşma kanıtlanamazsa, araç terekeye ait kalabilir; buna rağmen ödeme yapan kişinin para alacağı ayrıca gündeme gelebilir.
Araç Devredilmezse Ödenen Para Mirasçılardan Geri İstenebilir mi?
Bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararı doğrudan önem taşımaktadır.
Kararda davacı, engelli kayınbabası adına araç satın alınırken kendi aracını satış bedelinin bir bölümüne mahsup ettirmiş ve kalan bedelin bir kısmını da banka havalesiyle ödemiştir. Kayınbabanın ölümünden sonra yaptığı ödemeleri mirasçılardan istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi de ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise kayınbaba ile damat arasındaki hukuki işlemin HMK m.203/1-a kapsamında tanıkla ispatlanabileceğini kabul etmiş; banka havalesi, takasa verilen araç ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek davacının araç için ödeme yaptığının kanıtlandığını belirtmiştir. Daire, davacının aracın satın alınmasına ilişkin yaptığı toplam ödeme tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini kabul ederek BAM kararını kaldırmış ve ilk derece kararını davacı yararına bozmuştur. (Yargıtay Kararları)
Bu karar özellikle şu ayrımı ortaya koymaktadır: Kayınpeder adına alınan aracın ölümle mirasçılara geçmesi, araç için daha önce başkası tarafından yapılan ve geri verilmesi gereken bir ödemenin yok sayılması sonucunu doğurmaz.
Aracın aynen devrini sağlayacak inançlı işlem ispatlanamasa bile, somut ilişkinin niteliğine göre araç için yapılan ödemenin para alacağı olarak mirasçılardan talep edilmesi mümkün olabilir.
Mirasçılar tereke borçlarından kural olarak müteselsilen sorumludur. Bu sebeple murisin sağlığında doğmuş ve mirasçılara intikal edebilir nitelikteki bir araç bedeli borcunun varlığı ispatlanırsa, alacağın mirasçılara yöneltilmesi mümkündür. (Kanun Yolu)
Aracın mirasçılardan aynen istenmesi ile araç için ödenen paranın tahsili bu nedenle ayrı değerlendirilmelidir. Geri devir anlaşması ispatlanabiliyorsa mülkiyet talebi; bu ispat sağlanamıyor ancak ödemenin bağış olmadığı ve karşılıksız kalmaması gerektiği ortaya konulabiliyorsa para alacağı gündeme gelir.
Aracın Mülkiyetini Alamayan Kişi Parasını Hangi Hukuki Sebeple İsteyebilir?
Araç için yapılan ödemenin iadesinde hukuki sebep tarafların gerçek ilişkisine göre belirlenir.
Taraflar “Ben şimdi araç parasını ödeyeyim, sen daha sonra bana aynı bedeli ver” şeklinde anlaşmışsa para borcu veya tüketim ödüncü gündeme gelir.
Araç bedeli belirli bir amaçla ödenmiş, ancak o amaç daha sonra gerçekleşmemişse sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanabilir.
Araç gerçekten hediye edilmiş ve ödeme yapan kişi karşılıksız kazandırmada bulunma iradesi taşımışsa sırf tarafların sonradan ilişkilerinin bozulması paranın geri verilmesini sağlamaz.
Aracın başka kişi üzerinde yalnız geçici olarak tutulacağı ve daha sonra ödeme yapan kişiye devredileceği kararlaştırılmışsa inançlı işlem söz konusudur.
Hukuki nitelendirme hâkime ait olmakla birlikte davacı, ödeme sırasında taraflar arasında geçen olayları ve anlaşmayı tutarlı biçimde ileri sürmelidir.
Araç İçin Verilen Para Ödünçse Ne İstenebilir?
Araç parası ödünç olarak verilmişse temel hak, verilen paranın iadesidir. Araç bedelini davacı doğrudan bayiye göndermiş olsa bile taraflar arasında davalının hesabına ve geri verilmek üzere ödeme yapılacağı kararlaştırılmışsa bu durum para borcu kurulmasına engel olmaz.
Örneğin çocuk babasına araç alırken 1.000.000 TL’yi bayiye göndermiş ve baba “Bu parayı bir yıl sonra sana vereceğim” demişse dava aracın mülkiyetinden ziyade para borcuna dayanabilir.
Ödünç ilişkisinin ispatlanamadığı olaylarda ise yalnız ödeme dekontuna dayanılarak borç bulunduğu kabul edilmeyebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.12.2024 tarihli, 2023/5175 E., 2024/4392 K. sayılı kararında, araç bedelinin yarısını borç verdiğini ileri süren davacı bu hukuki ilişkiyi kanıtlayamamış; araç bedeline ilişkin davanın reddi Yargıtay tarafından korunmuştur.
Araç Bedeli Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Geri İstenebilir mi?
Sebepsiz zenginleşme, geçerli başka bir hukuki sebep bulunmadığında gündeme gelir. Bir kişi diğerinin malvarlığında araç edinilmesini sağlamış ve bu ekonomik aktarımın karşılıksız kalmasını haklı kılan geçerli bir sebep bulunmuyorsa TBK m.77 ve devamındaki hükümler uygulanabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında araç bedelini ödeyen davacının bağış iradesinin bulunup bulunmadığı özellikle değerlendirilmiş; bağış kabulünü destekleyen yeterli olgu bulunmaması nedeniyle mirasçıların sebepsiz zenginleşmesi araştırılmak üzere ret hükmü bozulmuştur.
Sebepsiz zenginleşme, ispatlanamayan her sözleşme iddiasının otomatik olarak yerine geçen bir hukuki yol değildir. Ödemenin baştan itibaren hangi amaçla yapıldığı, beklenen hukuki sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği ve karşı tarafın elde ettiği ekonomik değeri hangi nedenle elinde tuttuğu belirlenmelidir.
Arabanın Parasını Geri Alırken Ödediğim Eski Tutar mı Esas Alınır?
Araç bedelinin geri verilmesinde en önemli sorunlardan biri, yıllar önce yapılan ödemenin hangi miktar üzerinden iade edileceğidir. Bunun cevabı talebin hukuki sebebine göre değişir.
Ödünç ilişkisi söz konusuysa kural olarak para borcu, muacceliyet, temerrüt ve faiz hükümleri uygulanır. Araç yıllar içinde üç veya dört kat değer kazanmış olsa bile, verilen para borcu otomatik olarak aracın bugünkü piyasa değerine dönüşmez.
Sebepsiz zenginleşmede ise özellikle uzun yıllar önce yapılan ödemenin yalnız nominal tutarının iade edilmesi, ekonomik dengeyi sağlamayabilir. Yargıtay bu tür uyuşmazlıklarda belirli şartlarla denkleştirici adalet ilkesinden yararlanmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, 2023/5285 E., 2024/3334 K. sayılı kararında, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade hesabında ödenen paranın denkleştirici adalet esasları çerçevesinde güncellenmesine ilişkin yaklaşım benimsenmiştir.
Denkleştirici adalet hesabı doğrudan bugünkü araç rayicinin verilmesi anlamına gelmez. Amaç, geçmişte yapılan ödemenin gerçek satın alma gücünün iade zamanında mümkün olduğunca korunmasıdır.
Bugünkü Araç Değeri Doğrudan İstenebilir mi?
Aracın bugün 3.000.000 TL değerinde olması, yıllar önce araç için 500.000 TL ödeyen kişinin otomatik olarak 3.000.000 TL alacaklı olduğu anlamına gelmez.
Araç mülkiyeti davacıya ait kabul edilip aracın haksız biçimde elden çıkarıldığı bir uyuşmazlık ile yalnız verilen paranın iadesinin istendiği uyuşmazlığın hesabı aynı değildir.
Ödünç para ilişkisinde esas olan para borcudur. Sebepsiz zenginleşmede iadenin kapsamı ve denkleştirici adalet gündeme gelir. İnançlı işlemde araç geri verilemiyorsa tazminat veya bedel talebinin kapsamı taraflar arasındaki anlaşmaya göre belirlenir.
Bu nedenle “Araba bugün ne kadarsa o kadar para alırım” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Buna karşılık yüksek enflasyon nedeniyle on yıl önce verilen paranın yalnız aynı nominal rakamla iade edilmesi de her uyuşmazlıkta gerçek bir iade sağlamaz. Hukuki sebebi uygun olan davalarda paranın güncellenmiş ekonomik karşılığının belirlenmesi istenebilir.
Güncellenmiş Değer Dava Dilekçesinde Açıkça İstenmeli midir?
Dava dilekçesinde yalnız nominal araç bedelinin istenmesi ile ödemenin güncellenmiş ekonomik değerinin talep edilmesi aynı şey değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2022 tarihli, 2022/804 E., 2022/1208 K. sayılı kararında, bilirkişi ödenen paranın denkleştirici adalet uyarınca ulaştığı güncel değeri hesaplamış ve mahkeme bu tutara hükmetmiştir. Ancak davacının dava dilekçesinde güncellenmiş değer talebi bulunmadığı için Yargıtay, HMK m.26’daki taleple bağlılık ilkesi gereğince mahkemenin talep edilenden farklı veya fazla bir miktara kendiliğinden hükmedemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.
Bu nedenle sebepsiz zenginleşmeye dayalı araç bedeli davasında güncellenmiş değer istenecekse talebin açık biçimde kurulması önemlidir.
Araç Parasının İadesinde Döviz, Altın ve Enflasyon Değerleri Dikkate Alınır mı?
Denkleştirici adalet uygulamasında amaç, paranın ödeme tarihindeki gerçek satın alma gücünün korunmasıdır. Yargıtay uygulamasında yalnız tek bir ekonomik göstergeye bağlı kalınmadan enflasyon, altın, döviz, ücret ve benzeri ekonomik kriterler üzerinden bilirkişi hesabı yapılabildiği görülmektedir.
Bu yöntem, aracın bugünkü piyasa fiyatını doğrudan alacak kabul etmekten farklıdır. Hesap araç değerini değil, ödenen paranın ekonomik karşılığını korumaya yöneliktir.
Örneğin araç 2018 yılında 200.000 TL’ye alınmış ve bugün 2.000.000 TL değerinde olabilir. Denkleştirici adalet hesabı mutlaka 2.000.000 TL sonucunu vermek zorunda değildir. Bilirkişi, 2018 yılındaki 200.000 TL’nin bugünkü ekonomik karşılığını ilgili göstergeler üzerinden belirler.
Araç Parasını Geri Alırken Faiz de İstenebilir mi?
Faiz başlangıcı, para alacağının hukuki sebebine ve borçlunun ne zaman temerrüde düştüğüne göre belirlenir.
Taraflar geri ödeme için belirli bir tarih kararlaştırmışsa bu tarih önem taşır. Belirli bir ödeme tarihi bulunmuyorsa borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekebilir.
Sebepsiz zenginleşmede iade borcunun kapsamı ve faiz başlangıcı, zenginleşenin iyiniyeti ve talebin ne zaman ileri sürüldüğü gibi unsurlara göre ayrıca değerlendirilir.
Ödünç ilişkisinde ise anaparanın yanı sıra koşulları oluşmuşsa temerrüt faizi talep edilebilir. Faizle karşılanmayan daha yüksek zarar bulunduğu ileri sürülüyorsa TBK m.122 kapsamındaki aşkın zarar da somut koşullara göre gündeme gelebilir.
Araç Bedelini Geri İstemeden Önce Noter İhtarı Gönderilmeli mi?
Her araç bedeli alacağında noter ihtarı dava şartı değildir. Ancak geri ödeme tarihi belirlenmemişse borcun talep edilmesi ve temerrüdün sağlanması bakımından ihtar önemli olabilir.
İhtarın delil yönünden de faydası bulunmaktadır. Örneğin araç kayıt maliki ihtara verdiği cevapta “Aracın parasını sen ödedin ama bana hediye ettin” derse ödeme vakıasını kabul etmiş olur. Uyuşmazlık artık paranın kim tarafından ödendiğinden çok bağış iradesinin bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşabilir.
İhtarda hangi araca ilişkin ödeme yapıldığı, ödeme tarihi, banka dekontları ve talep edilen bedel açıkça belirtilmelidir.
Araç Bedeli İçin İcra Takibi Yapılabilir mi?
Muaccel bir para alacağı varsa ilamsız icra takibine başlanabilir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur ve alacağın niteliğine göre itirazın iptali davası açılabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararı da araç bedeli için başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir.
Araç bedelinin doğrudan bayiye havale edildiğini gösteren dekont güçlü bir delil olmakla birlikte, her banka dekontu borçlunun geri ödeme yükümlülüğünü içeren yazılı borç ikrarı sayılmaz. Borcun sebebi tartışmalıysa uyuşmazlığın genel mahkemede tanık, yazışma ve diğer delillerle çözülmesi gerekebilir.
Araç Bedeli Alacağında İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
Araç bedelinin iadesi para alacağı niteliğinde olduğu için İİK m.257 ve devamındaki şartların bulunması hâlinde ihtiyati haciz talep edilebilir.
Borçlunun aracını veya başka malvarlığı değerlerini hızla elden çıkardığı, tahsili ciddi şekilde tehlikeye soktuğu yönünde somut olgular varsa bu durum geçici hukuki koruma bakımından değerlendirilebilir.
Mahkeme ihtiyati haciz aşamasında davanın esasındaki kesin ispat seviyesini aramaz; ancak alacağın yaklaşık olarak ortaya konulması gerekir. Banka dekontları, araç faturası, borcun kabul edildiği mesajlar ve ihtara verilen cevap bu noktada birlikte önem taşıyabilir.
Araç Bedeli Alacağında Zamanaşımı Ne Kadardır?
Zamanaşımı süresi talebin hukuki sebebine göre değişir.
Ödünç veya başka bir sözleşmeden doğan ve özel zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacaklarda TBK m.146’daki on yıllık genel zamanaşımı gündeme gelebilir. Sürenin başlangıcında alacağın muacceliyet tarihi önemlidir.
Sebepsiz zenginleşmeye dayanan taleplerde TBK m.82 uyarınca, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık süre uygulanır.
İnançlı işlemden doğan geri devir borcunda ise aracın hangi tarihte geri verilmesinin kararlaştırıldığı veya geri verme şartının ne zaman gerçekleştiği belirlenmelidir.
Araç beş veya altı yıl önce alınmış olsa bile yalnız bu bilgiye bakılarak talebin zamanaşımına uğradığı söylenemez.
Arabanın Parasını Ben Ödedim Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Araç faturası, sipariş formu ve banka hesabından otomobil bayisine yapılan ödeme kayıtları temel delillerdir. Özellikle havale tutarının araç bedeliyle örtüşmesi ve açıklamada araç veya kayıt malikine ilişkin bilgi bulunması, ödemenin araçla bağlantısını ortaya koyar.
WhatsApp, SMS ve e-posta yazışmaları ise ödemenin hukuki sebebini belirlemek açısından daha ileri bir öneme sahiptir. Kayıt malikinin “paranı vereceğim”, “araç senin”, “süre bitince devredeceğim” veya “şimdilik benim üzerimde” şeklindeki beyanları, ileri sürülen hukuki sebebe göre para alacağı veya inançlı işlem iddiasını güçlendirebilir.
Aracın fiilen kimin kullanımında bulunduğu, kasko ve sigorta ödemeleri, servis kayıtları, büyük onarım giderleri ve aracın nerede tutulduğu yardımcı delillerdir.
Aile içindeki hukuki işlemlerde HMK m.203 kapsamında tanık dinlenebilecek hâllerde, yalnız paranın davacıdan çıktığını değil ödeme veya geri devir anlaşmasının içeriğini bilen tanıkların anlatımları daha önemlidir.
Aracın Mülkiyetini İsteyen ve Para İsteyen Kişiler Hangi Yargıtay Kararlarında Kazandı veya Kaybetti?
Yargıtay kararları araç bedelini ödemiş olmanın her talep bakımından aynı sonucu doğurmadığını göstermektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.12.2023 tarihli, 2023/1749 E., 2023/3562 K. sayılı kararında, araç bedelinin davacı tarafından ödendiği yönündeki belgeler inançlı işlemi ispatlamaya yeterli görülmemiş ve aracın davacı hesabına alındığı iddiasına dayalı ret hükmü onanmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/5077 E., 2026/2101 K. sayılı kararında, engelli kişi adına alınan araçta banka havalelerine dayanılarak verilen davacı lehine kabul hükmü, geri devir anlaşması ispatlanmadığı gerekçesiyle bozulmuş ve davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir.
Buna karşılık Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2022 tarihli, 2022/29 E., 2022/2847 K. sayılı kararında, engelli kayınpeder adına alınan araç için kendi aracını takasa veren ve banka ödemeleri yapan davacının talebini reddeden ilk derece ve BAM kararları doğru bulunmamış; davacının araç için yaptığı toplam ödemenin belirlenmesi gerektiği belirtilerek karar davacı yararına bozulmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararında da bedeli davacı tarafından ödenen aracın ölümle mirasçılara geçmesi üzerine, ödemenin bağış olduğuna ilişkin kabul yeterli görülmemiş ve sebepsiz zenginleşme hükümleri değerlendirilmek üzere ret hükmü davacı lehine bozulmuştur.
Buna karşılık Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.12.2024 tarihli, 2023/5175 E., 2024/4392 K. sayılı kararında, araç bedelinin bir kısmının borç olarak verildiğini ileri süren kişi bu hukuki ilişkiyi ispatlayamamış ve araç parasına ilişkin ret sonucu korunmuştur.
Araç bedelini ödeyen kişi bakımından temel ayrım bu kararlarla belirginleşmektedir. Aracın kendisinin geri alınması isteniyorsa ödeme belgesinin yanında geri devir anlaşmasının da ispatlanması gerekir. Araç mülkiyeti ispatlanamasa dahi yapılan ödeme bağış niteliğinde değilse, somut ilişkinin özelliklerine göre araç bedelinin ödünç, genel alacak veya sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri istenmesi mümkündür. İade miktarının yalnız eski nominal tutar mı, faizli para alacağı mı yoksa denkleştirici adalet uyarınca güncellenmiş ekonomik değer mi olacağı ise talebin dayandığı hukuki sebebe göre belirlenir.