Adliyeden gelen bir tebligat görüldüğünde ilk yapılması gereken, evrakın içeriğini anlamadan paniğe kapılmak veya tebligatı teslim almaktan kaçınmak değildir. Tebligat; hakkınızda açılmış bir davanın dilekçesi, duruşma günü, tanıklık çağrısı, bilirkişi raporu, mahkemenin ara kararı veya belirli bir işlemi belli süre içerisinde yapmanız gerektiğine ilişkin başka bir bildirim olabilir.
Bu nedenle tebligat elinize geçtiğinde öncelikle hangi mahkeme veya kurumdan geldiği, dosya numarası, hangi sıfatla gönderildiği ve sizden ne yapılmasının istendiği belirlenmelidir. Tebligatın üzerinde veya ekindeki evrakta cevap, itiraz, beyan veya başka bir işlem için süre verilmişse bu sürelerin kaçırılmaması özellikle önemlidir.
Mahkemenin ilk duruşmayı birkaç ay sonraya vermiş olması, tebligatla başlayan işlemlerin duruşmaya kadar bekletilebileceği anlamına gelmez. Birçok hak kaybı duruşma gününden önce, dilekçeler aşamasında meydana gelir.
- Adliyeden Gelen Tebligat Ne Anlama Gelir?
- Tebligat Geldiğinde İlk Olarak Nereye Bakılmalıdır?
- Adliyeden Gelen Tebligatı e-Devlet veya UYAP’tan Görebilir miyim?
- Dava Dilekçesi Geldiyse Ne Yapılmalıdır?
- Dava Dilekçesine Cevap İçin Ek Süre Alınabilir mi?
- Dava Dilekçesine Hiç Cevap Verilmezse Dava Kaybedilmiş Sayılır mı?
- Cevap Süresi Kaçırılmışsa Hiçbir Şey Yapılamaz mı?
- Tebligat Muhtara Bırakılmışsa Ne Yapılmalıdır?
- Evde Olmadığım Hâlde Tebligat Yapılmışsa Geçerli midir?
- Eski Adrese Tebligat Yapılmışsa Ne Olur?
- Usulsüz Tebligat Yapılmışsa Süre Ne Zaman Başlar?
- Elektronik Tebligat Geldiyse Süre Ne Zaman Başlar?
- Tebligatı Almaktan Kaçınırsam Süre Başlamaz mı?
- Tanık Olarak Mahkemeye Çağrıldıysam Ne Yapmalıyım?
- Duruşma Günü Tebliğ Edildiyse Duruşmaya Gitmek Zorunlu mudur?
- Polis veya Jandarma Tebligatınız Olduğunu Söylüyorsa Ne Yapılmalıdır?
- Yurt Dışında Konsolosluktan Tebligat Geldiyse Ne Yapılmalıdır?
- Adli Tatilde Tebligat Gelirse Süreler Durur mu?
- Tebligatta Yazılı Süre Kaçırılmışsa Eski Hâle Getirme İstenebilir mi?
- Bilirkişi Raporu Tebliğ Edildiyse Ne Yapılmalıdır?
- İstinaf veya Temyiz Kararı Tebliğ Edildiyse Ne Yapılmalıdır?
- Adliyeden Gelen Tebligatı Ne Zaman Avukata Göstermek Gerekir?
- Adliyeden Gelen Tebligatın Üzerinde Yazılan Talimatlara Neden Uyulmalıdır?
Adliyeden Gelen Tebligat Ne Anlama Gelir?
Adliyeden gelen her tebligat hakkınızda dava açıldığı anlamına gelmez. Tebligatın neye ilişkin olduğu evrakın içeriğinden anlaşılır.
Bir hukuk davasında davalı olarak gösterilmişseniz dava dilekçesi ve tensip tutanağı gönderilebilir. Başka bir dosyada tanık olarak dinlenmeniz istenebilir. Devam eden davanızda bilirkişi raporu size tebliğ edilmiş olabilir. Mahkeme belirli bir belgeyi sunmanız veya masraf yatırmanız için kesin süre vermiş olabilir.
Ceza dosyalarında duruşma davetiyesi, mağdur veya tanık çağrısı gibi farklı bildirimler de yapılabilir.
Bu nedenle yalnız tebligat zarfına bakarak hukuki sonuca varmak yerine ekindeki belgelerin tamamının incelenmesi gerekir.
Tebligat Geldiğinde İlk Olarak Nereye Bakılmalıdır?
Tebligatta ilk olarak gönderen mahkemenin adı ve dosyanın esas numarası kontrol edilmelidir. Daha sonra evrakta kişinin davacı, davalı, tanık, üçüncü kişi veya başka hangi sıfatla yer aldığı anlaşılmalıdır.
Özellikle şu bilgiler önem taşır: Tebligatın hangi tarihte teslim edildiği, sizden yapılması istenen işlem, verilen sürenin kaç gün veya hafta olduğu ve duruşma tarihi bulunup bulunmadığı.
Bir hukuk davasının dilekçesi tebliğ edilmişse cevap süresi ile duruşma tarihi birbirine karıştırılmamalıdır. İlk duruşma dört ay sonra olsa bile cevap dilekçesinin çok daha önce verilmesi gerekebilir.
Adliyeden Gelen Tebligatı e-Devlet veya UYAP’tan Görebilir miyim?
Tarafı olduğunuz dava dosyalarının önemli bir bölümüne UYAP Vatandaş Portal üzerinden ulaşılabilir. Dosyaya sunulmuş dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tensip tutanağı, ara kararlar ve birçok evrak UYAP üzerinden görüntülenebilir.
Ancak her tebligatın mutlaka UYAP’ta görüleceği söylenemez. Tanık olarak çağrıldığınız bir dosya veya farklı nitelikteki bazı bildirimler, kendi adınıza açılmış bir dava dosyası gibi görünmeyebilir.
Bu nedenle e-Devlet’te herhangi bir dava görünmemesi, elinizdeki tebligatın önemsiz veya geçersiz olduğu anlamına gelmez. Tebligatın kendisi ve üzerinde bulunan mahkeme bilgileri esas alınmalıdır.
Dava Dilekçesi Geldiyse Ne Yapılmalıdır?
Hukuk davasında dava dilekçesinin tebliğiyle birlikte davalının savunmasını oluşturacağı süre işlemeye başlar.
Yazılı yargılama usulünde cevap süresi HMK m.127 gereğince dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır.
Bu süre içerisinde davalının savunmasının dayandığı vakıaları açıklaması ve dayandığı delilleri bildirmesi gerekir.
Cevap dilekçesi yalnız “iddiaları kabul etmiyorum” şeklindeki bir itiraz değildir. Davalının olayların gerçekte nasıl gerçekleştiğini kendi açısından mahkemeye anlatması gereken temel usul işlemidir.
Dava Dilekçesine Cevap İçin Ek Süre Alınabilir mi?
Yazılı yargılama usulünde cevap dilekçesinin iki haftalık sürede hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda, iki haftalık cevap süresi dolmadan mahkemeden ek süre istenebilir.
HMK m.127 gereğince mahkeme bir defaya mahsus olmak üzere en fazla bir aya kadar ek süre verebilir.
Basit yargılama usulünde ise HMK m.317 uyarınca verilebilecek ek süre en fazla iki haftadır.
Ek süre talebinin cevap süresi geçtikten sonra yapılması, kaçırılmış süreyi yeniden başlatmaz. Bu nedenle dosyanın kapsamlı olması veya belgelerin başka şehirlerden getirilecek olması gibi sebepler varsa ek süre talebi cevap süresi devam ederken yapılmalıdır.
Dava Dilekçesine Hiç Cevap Verilmezse Dava Kaybedilmiş Sayılır mı?
Cevap verilmemesi davanın kabul edildiği anlamına gelmez.
HMK m.128 uyarınca süresinde cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılır. Davacı yine iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Ancak cevap vermemek ciddi bir dezavantaj yaratır. Davalı kendi savunmasının dayandığı yeni vakıaları zamanında ileri sürmemiş olur ve bunları daha sonra serbest biçimde davaya ekleyemez.
Özellikle boşanma, alacak, tazminat ve tapu davalarında tarafın kendi lehine ileri süreceği olayların cevap dilekçesinde yer almaması yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2016 tarihli, 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararında, cevap dilekçesi vermeyen davalının sonradan karşı tarafa kusur olarak yüklenebilecek yeni vakıalar ileri süremeyeceği kabul edilmiştir.
Cevap Süresi Kaçırılmışsa Hiçbir Şey Yapılamaz mı?
Cevap süresinin kaçırılması önemli bir usul kaybıdır; ancak kişinin yargılamadan tamamen çıkarılması anlamına gelmez.
Davalı duruşmaya katılabilir, davacının sunduğu delilleri tartışabilir, tanık beyanlarına karşı açıklama yapabilir ve bilirkişi raporuna itiraz edebilir.
Davalı ayrıca, davacının ileri sürdüğü vakıaların kanıtlanamadığını veya kanıtlansa dahi istenen hukuki sonucu doğurmadığını savunabilir.
Buradaki temel sınır, cevap süresinden sonra ilk defa yeni savunma vakıaları ileri sürülmesidir.
Deliller bakımından HMK m.145 ayrıca istisnai bir imkân tanır. Delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde sunulamaması tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme geç sunulan delilin değerlendirilmesine izin verebilir. Bu hüküm, süresinde ileri sürülmemiş yeni vakıaların sonradan sınırsız biçimde davaya sokulmasını sağlamaz.
Tebligat Muhtara Bırakılmışsa Ne Yapılmalıdır?
Tebligatın muhtara bırakılmış olması tek başına tebligatın mutlaka geçerli olduğu anlamına gelmez. Tebligat Kanunu’nun öngördüğü işlemlerin usulüne uygun şekilde yerine getirilmiş olması gerekir.
Belirli hâllerde tebligat evrakı muhtara veya kanunda belirtilen kişiye teslim edilerek ihbarname kapıya yapıştırılabilir. Bu durumda tebliğ tarihi, tebligatın hangi hükme göre yapıldığına göre belirlenir.
Tebligatın muhtarda bulunduğunu gösteren ihbar kâğıdı görülmüşse evrak mümkün olan en kısa sürede alınmalı ve gönderilen belgeler incelenmelidir. Evrakın muhtardan hiç alınmaması, usulüne uygun gerçekleşmiş bir tebligatın hukuki sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Evde Olmadığım Hâlde Tebligat Yapılmışsa Geçerli midir?
Kişinin tebligat saatinde evinde bulunmaması, tebligatın hiçbir şekilde yapılamayacağı anlamına gelmez.
Tebligat Kanunu, adreste bulunamama hâllerinde belirli usuller öngörmektedir. Tebliğin geçerli olup olmadığı, evrakın hangi adrese çıkarıldığına ve posta görevlisinin kanunun gerektirdiği işlemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine göre belirlenir.
Bu nedenle “O tarihte evde değildim, tebligat kesin geçersizdir” şeklinde genel bir sonuca varılamaz.
Eski Adrese Tebligat Yapılmışsa Ne Olur?
Tebligatın eski adrese yapılması her durumda aynı sonucu doğurmaz.
Muhatabın bilinen son adresi, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi ve tebligatın hangi aşamalardan sonra bu adrese çıkarıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Tebligat Kanunu m.21/2 kapsamında adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatlar için özel bir yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemin şartlarına uygun işlem yapılmışsa kişinin o sırada fiilen başka yerde bulunması tebligatı kendiliğinden geçersiz hâle getirmez.
Buna karşılık kanunun öngördüğü prosedüre uyulmadan rastgele eski bir adrese bırakılmış bir evrakın geçerliliği ayrıca incelenmelidir.
Usulsüz Tebligat Yapılmışsa Süre Ne Zaman Başlar?
Tebligatın kanuna aykırı yapılmış olması durumunda Tebligat Kanunu m.32 önem taşır.
Usulsüz tebligat, muhatabın evrakı hiç öğrenmemesi hâlinde kural olarak geçerli tebliğ sonucunu doğurmaz. Ancak muhatap usulsüz yapılmış tebligatı fiilen öğrenmişse, öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Bu nedenle dosyada cevap, istinaf veya başka bir sürenin geçtiği ileri sürülüyorsa yalnız tebligat zarfındaki tarihe bakılmamalı; tebligatın usulü ve gerçek öğrenme tarihi de incelenmelidir.
Elektronik Tebligat Geldiyse Süre Ne Zaman Başlar?
Elektronik tebligatlarda, evrak elektronik adrese ulaştığı anda hukuki tebliğ tamamlanmış sayılmaz.
Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik yolla yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Örneğin elektronik tebligat pazartesi günü sisteme ulaştıysa hukuki tebliğ tarihi doğrudan pazartesi değildir. Kanundaki beş günlük süre dikkate alınarak tebliğ tarihi belirlenir ve işlem süresi buna göre hesaplanır.
Elektronik tebligatın daha önce açılıp okunması da bu kanuni beş günlük süreyi kısaltmaz.
Tebligatı Almaktan Kaçınırsam Süre Başlamaz mı?
Tebligatı teslim almamak veya posta görevlisine “almıyorum” demek, hukuki sürenin başlamasını engellemek için kullanılabilecek bir yöntem değildir.
Kanunda öngörülen şartların bulunması hâlinde teslimden kaçınma durumunda da tebligat işlemi tamamlanabilir.
Bu nedenle kişinin kendi adına gelen tebligatı teslim almaktan kaçınması çoğu zaman lehine değil, aleyhine sonuç doğurur. Evrakın içeriğini bilmeden süre işlemeye başlayabilir.
Tanık Olarak Mahkemeye Çağrıldıysam Ne Yapmalıyım?
Tebligatın üzerinde kişinin tanık olarak çağrıldığı açıkça yazıyorsa belirtilen gün ve saatte mahkemede hazır bulunması gerekir.
Tanıklık çağrısına mazeretsiz şekilde uyulmamasının hukuki sonuçları olabilir. Mahkemeye gitmeyi engelleyen ciddi bir sağlık sorunu veya başka geçerli mazeret varsa, bu durum mümkün olduğunca önceden ve belgesiyle mahkemeye bildirilmelidir.
Tanık çağrısı ile kişinin kendisine karşı açılmış bir dava birbirinden farklıdır. Bu nedenle yalnız UYAP’ta kişinin taraf olduğu bir dosya görünmemesine bakılarak tebligatın dikkate alınmaması doğru değildir.
Duruşma Günü Tebliğ Edildiyse Duruşmaya Gitmek Zorunlu mudur?
Duruşmaya katılmamanın sonucu kişinin dosyadaki sıfatına ve davanın türüne göre değişir.
Hukuk davalarında tarafların duruşmaya gelmemesinin yargılamaya ilişkin özel sonuçları bulunabilir. Ceza yargılamasında sanık, mağdur, müşteki veya tanığın çağrılması ise farklı hükümlere tabidir.
Bu nedenle yalnız “duruşma davetiyesi geldi” bilgisinden hareketle genel bir sonuç vermek mümkün değildir. Tebligatın kime, hangi sıfatla ve hangi mahkemeden gönderildiği incelenmelidir.
Polis veya Jandarma Tebligatınız Olduğunu Söylüyorsa Ne Yapılmalıdır?
Mahkeme veya başka yetkili makamlar tarafından bazı evrakların kolluk aracılığıyla tebliği söz konusu olabilir.
Polis veya jandarma tarafından aranıldığında bunun mutlaka belirli bir dava türüne veya örneğin uzaklaştırma kararına ilişkin olduğu varsayılmamalıdır. Öncelikle hangi makamdan ve hangi dosya numarasıyla evrak bulunduğu sorulmalı, kimlik bilgileri doğrulandıktan sonra tebligat teslim alınmalıdır.
Evrak alındıktan sonra içeriğine göre süre ve yapılması gereken işlem belirlenir.
Yurt Dışında Konsolosluktan Tebligat Geldiyse Ne Yapılmalıdır?
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına konsolosluk aracılığıyla tebligat yapılması mümkündür.
Tebligat Kanunu m.25/a kapsamında muhataba tebliğin konusu ve evrakın konsoloslukta bulunduğu bildirilir. Muhatap bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde başvurmazsa, kanunda belirtilen koşullarla otuzuncu günün sonunda tebliğ yapılmış sayılabilir.
Bu nedenle konsolosluktan tebligat bulunduğuna ilişkin bildirim alındığında “evrakı teslim almazsam süre başlamaz” düşüncesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Adli Tatilde Tebligat Gelirse Süreler Durur mu?
Adli tatil başladığında bütün hukuki sürelerin otomatik biçimde durduğu düşüncesi doğru değildir.
HMK m.104 uyarınca adli tatile tabi dava ve işlerde, kanunda belirlenen sürenin son günü adli tatile rastlıyorsa süre adli tatilin bittiği tarihten itibaren bir hafta uzamış sayılır.
Bunun yanında adli tatilde görülmeye devam edilen dava ve işler bulunmaktadır.
Bu nedenle temmuz veya ağustos ayında alınan bir tebligat “nasıl olsa adli tatil var” denilerek bekletilmemeli; dosya türüne göre sürenin ayrıca hesaplanması gerekir.

Tebligatta Yazılı Süre Kaçırılmışsa Eski Hâle Getirme İstenebilir mi?
HMK m.95 uyarınca tarafın kendi kusuru olmaksızın kanuni veya kesin süreyi kaçırması durumunda eski hâle getirme talebi gündeme gelebilir.
Ancak eski hâle getirme olağan bir süre uzatma yöntemi değildir.
Davayı önemsememek, evrakı geç açmak, yoğun çalışmak, şehir dışında olmak, avukat aramaya geç başlamak veya hukuki süreyi bilmemek çoğu durumda kişinin kendi kusur alanında değerlendirilir.
Ağır ve ani hastalık, kişinin işlem yapmasını gerçekten imkânsızlaştıran sağlık durumu veya doğal afet gibi tarafın kontrolü dışındaki engeller somut olayın özelliklerine göre eski hâle getirme sebebi olabilir.
Talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde ileri sürülmeli ve kaçırılan işlem de yerine getirilmelidir.
Usulsüz tebligat ise eski hâle getirmeden farklıdır. Tebligat usulsüzse öncelikle Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.
Bilirkişi Raporu Tebliğ Edildiyse Ne Yapılmalıdır?
Mahkemenin bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmesi, rapora karşı beyanda bulunma ve itiraz sürecini başlatabilir.
HMK m.281 uyarınca taraflar bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlattırılmasını, açıklama alınmasını veya yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir.
İtirazın hazırlanması teknik veya özel çalışma gerektiriyorsa ve süresi içinde talep edilirse mahkeme bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki hafta ek süre verebilir.
Bu sebeple bilirkişi raporu içeren tebligatların duruşma gününe bırakılması doğru değildir.
İstinaf veya Temyiz Kararı Tebliğ Edildiyse Ne Yapılmalıdır?
Mahkeme kararının tebliği, kanun yolu sürelerinin başlamasına neden olabilir.
İstinaf veya temyiz süresi kararın türüne ve uygulanan usule göre değerlendirilmelidir. Bu sürelerin bir kısmı kanunda kesin olarak düzenlendiğinden tebligat alındığında kanun yolu açık olup olmadığı ve son başvuru tarihi derhâl belirlenmelidir.
“Kararı inceleyip birkaç hafta sonra avukata giderim” düşüncesi özellikle kanun yolu aşamasında ciddi hak kaybına yol açabilir.
Adliyeden Gelen Tebligatı Ne Zaman Avukata Göstermek Gerekir?
Tebligatın hukuki önemini belirleyen unsur duruşmanın yakınlığı değil, tebliğle başlayan süredir.
Dava dilekçesi iki haftalık cevap süresini başlatabilir. Bilirkişi raporuna iki hafta içinde itiraz edilmesi gerekebilir. Bir mahkeme kararı istinaf veya temyiz süresini başlatabilir. Ara kararda ise mahkeme kesin süre vermiş olabilir.
Bu nedenle avukata başvurmak düşünülüyorsa tebligatın alındığı gün veya mümkün olan en kısa sürede evrakın tamamının incelenmesi daha güvenlidir. Süre sona erdikten sonra avukata başvurulması, usulen kaybedilmiş hakları her zaman geri getirmez.
Adliyeden Gelen Tebligatın Üzerinde Yazılan Talimatlara Neden Uyulmalıdır?
Mahkemeler tarafından gönderilen tebligatlarda çoğu zaman ilgili kişinin ne yapması gerektiğine ilişkin ihtarlar bulunmaktadır. Belirli sürede cevap verilmesi, tanığın belirlenen tarihte hazır olması, gider avansının yatırılması veya bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulması bunlardan bazılarıdır.
Bu ihtarlar şekli bir bilgi notu olarak görülmemelidir. Süresi içerisinde yerine getirilmeyen işlemlerin önemli usul sonuçları olabilir.
Adliyeden gelen tebligatta yapılması gereken işlem anlaşılamıyorsa, evrakın dikkate alınmaması yerine mahkeme dosyasının ve tebliğ edilen belgelerin birlikte incelenmesi gerekir.