Boşanma davası açılırken yalnızca eşin hangi kusurlu davranışlarda bulunduğuna bakılmaz. Kusurlu davranışın ne zaman öğrenildiği ve bu olaydan sonra evliliğin nasıl devam ettiği de önemlidir. Eşlerden biri yaşananları açıkça affetmiş veya davranışlarıyla evliliği sürdürmek istediğini göstermişse, affedilen olaylar daha sonra boşanma sebebi ve kusur olarak kullanılamayabilir.
Bu nedenle şiddet, hakaret, sadakatsizlik veya güven sarsıcı davranış ispatlanmış olsa bile boşanma davası her zaman kabul edilmez. Mahkeme, olaydan sonra tarafların barışıp barışmadığını, ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığını, birlikte yaşamaya ne kadar devam edildiğini ve eşin davranışlarının gerçekten affetme iradesi taşıyıp taşımadığını araştırır.
Affın kabul edilmesi hâlinde affedilen davranışlar kusur hesabından çıkarılır. Davanın dayanabileceği başka ve affedilmemiş bir olay bulunmuyorsa boşanma davası reddedilebilir. Af ayrıca maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini de doğrudan etkileyebilir.
Ancak her görüşme, aynı evde bulunma veya barışma girişimi af değildir. Çocuklar nedeniyle görüşmek, ekonomik zorunlulukla aynı evde kalmak, kısa süreli bir barışma denemesi yapmak veya eşini cezadan kurtarmak amacıyla şikâyetten vazgeçmek tek başına affetme anlamına gelmez.
- Boşanmada Af Ne Demektir?
- Af ile Hoşgörüyle Karşılama Aynı Şey midir?
- Affedilen Olaylara Dayalı Boşanma Davası Reddedilir mi?
- Affedilen Olay Boşanma Dilekçesinde Anlatılabilir mi?
- Boşanma Davasında Affın Kabul Edilmesi İçin Ne Gerekir?
- Birlikte Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?
- Olaydan Sonra Uzun Süre Evliliğin Devam Etmesi Af Sayılır mı?
- Eşlerin Barışıp Yeniden Bir Araya Gelmesi Af Sayılır mı?
- Barışma Teklifinde Bulunmak Af Sayılır mı?
- “Yeni Bir Başlangıç Yapalım” Demek Af Sayılır mı?
- Aile Büyüklerinin Barıştırma Girişimi Af Sayılır mı?
- Birlikte Tatile Gitmek Af Sayılır mı?
- Otelde Birlikte Kalmak Af Sayılır mı?
- Cinsel Birliktelik Af Sayılır mı?
- Ortak Çocuğun Dünyaya Gelmesi Af Sayılır mı?
- Tüp Bebek Tedavisine Devam Etmek Af Sayılır mı?
- Boşanma Davasından Feragat Etmek Af Sayılır mı?
- Davadan Vazgeçmek ile Davayı Takip Etmemek Aynı Şey midir?
- Terk İhtarı Göndermek Af Sayılır mı?
- Boşanma Kararından Sonra Birlikte Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?
- Hediye Almak veya Para Göndermek Af Sayılır mı?
- Resmî Makama “Eşimi Seviyorum” Demek Af Sayılır mı?
- Şikâyetten Vazgeçmek Af Sayılır mı?
- Koruma Kararını Kaldırmak Af Sayılır mı?
- Çocuklar İçin Görüşmek Af Sayılır mı?
- Ekonomik Zorunlulukla Aynı Evde Kalmak Af Sayılır mı?
- Aynı Evde Farklı Odalarda Kalmak Af Sayılır mı?
- Kısa Süre Eve Dönmek Af Sayılır mı?
- Eve Döndükten Sonra Şiddet Devam Ederse Af Olur mu?
- Sürekli Şiddete Katlanmak Af Sayılır mı?
- Süregelen Sadakatsizlik Affedilmiş Sayılır mı?
- Boşanmak İstemediğini Söylemek Af Sayılır mı?
- Hukuka Aykırı Delille Af İspatlanabilir mi?
- Özel Boşanma Sebeplerinde Af ve Hak Düşürücü Süreler
- Zina Affedilirse Boşanma Davası Açılabilir mi?
- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Affedilirse Ne Olur?
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebinde Af
- Terk Sebebinde Af ve Süreler
- Akıl Hastalığı Sebebinde Af Tartışması
- Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebinde Af
- Önceki Boşanma Davasının Reddinden Sonra Süre Artık Bir Yıldır
- Özel Boşanma Sebepleri ve Sürelerin Özeti
- Güçlü Bir “Skandal” Yakalamayı Beklemek Hak Kaybına Yol Açar mı?
- Affetmeden Sonra Yeni Bir Olay Yaşanırsa Ne Olur?
- Affedilen Olaylar Tazminat Hakkını Etkiler mi?
- Affedilen Olaylar Yoksulluk Nafakasını Etkiler mi?
- Af İddiasını Kim İspatlamalıdır?
- Mahkeme Af İddiasını Nasıl İncelemelidir?
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 Tarihli Af Kararı
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2020 Tarihli Kararı
- Yargıtay Kararlarına Göre Boşanmada Af Sayılan ve Sayılmayan Davranışlar
- Affettiğim eşime karşı daha sonra boşanma davası açabilir miyim?
- Eşimin aldatmasını öğrendim ama hemen evden ayrılamadım. Affetmiş sayılır mıyım?
- Aldatmayı öğrendikten sonra birlikte yaşamaya devam edersem ne olur?
- Eşimle yalnızca bir kez görüştüm. Bu af sayılır mı?
- Boşanma davasından feragat edersem geçmiş olayları tekrar kullanabilir miyim?
- Terk ihtarı gönderirsem eşimin önceki davranışlarını kullanabilir miyim?
- Terk nedeniyle boşanırsam ihtar öncesindeki olaylara dayanarak tazminat alabilir miyim?
- Şikâyetimi geri çekmem eşimi affettiğim anlamına gelir mi?
- Barışmayı denemek dava hakkımı kaybettirir mi?
- Aynı evde ayrı odalarda yaşamak af mıdır?
- Eşimle cinsel ilişkiye girmem bütün olayları affettiğim anlamına gelir mi?
- Eşim yeni bir kusur işleyene kadar beklemeli miyim?
Boşanmada Af Ne Demektir?
Boşanmada af, bir eşin diğer eşin boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışını öğrendikten sonra bu davranışı bağışlamasıdır. Af açık bir sözle gerçekleşebileceği gibi eşin olaydan sonraki davranışlarından da anlaşılabilir.
Örneğin eşlerden biri açıkça:
“Yaşananları affettim, evliliğimize devam etmek istiyorum.”
diyebilir. Bu, açık affa örnektir.
Eş böyle bir açıklama yapmasa bile kusurlu olayı öğrendikten sonra diğer eşle barışır, ortak hayatı bilinçli şekilde yeniden kurar ve evlilik ilişkisini normal biçimde sürdürürse örtülü aftan söz edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında af; bir kusuru veya hatayı bağışlama, kişiye bağlı bir haktan vazgeçme iradesi içeren açıklama ya da davranış olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle affın kayıtsız ve şartsız bir irade beyanı veya affetme iradesini açıkça gösteren güçlü davranışlarla ispatlanması gerekir.
Yalnızca tarafların görüşmesi, birbirine mesaj göndermesi veya evliliği kurtarmayı denemesi, tek başına dava hakkından vazgeçildiğini göstermez.
Af ile Hoşgörüyle Karşılama Aynı Şey midir?
Af ve hoşgörüyle karşılama uygulamada benzer sonuçlar doğursa da kavramsal olarak tamamen aynı değildir.
Af, eşin yaşanan olayı bilerek bağışlamasıdır. Hoşgörüyle karşılama ise eşin açıkça “Affettim” dememesine rağmen, kusurlu olayı evliliği sona erdirecek bir sebep olarak görmediğini davranışlarıyla göstermesidir.
Örneğin aldatma iddiasını öğrenen eşin diğer eşle barışması, yıllarca normal aile hayatını sürdürmesi, birlikte tatile çıkması ve ortak gelecek planları yapması olayın en azından hoşgörüyle karşılandığı şeklinde değerlendirilebilir.
Her iki durumda da temel sonuç aynıdır: Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar, kural olarak karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve yalnızca bu olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez.

“Tanık beyanlarında geçen olaylardan sonra taraflar bir araya gelmişler, evlilik birliğini sürdürerek birlikte Umre’ye gitmişlerdir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı, önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır.” **Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.12.2007 tarihli, 2007/2980 E., 2007/16853 K.**
Affedilen Olaylara Dayalı Boşanma Davası Reddedilir mi?
Affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan bir olay, kural olarak eşe kusur olarak yüklenemez. Aynı olay tek başına boşanma kararının gerekçesi de yapılamaz.
Bu durumda iki farklı ihtimal ortaya çıkar.
Davacı yalnızca affedilmiş olaylara dayanmış ve aftan sonra yeni bir olay ispatlayamamışsa boşanma davası reddedilir. Buna karşılık affedilen olaylardan sonra yeni hakaret, şiddet, sadakatsizlik, ilgisizlik veya başka bir kusurlu davranış gerçekleşmişse dava bu yeni olaylara dayanılarak kabul edilebilir.
Buradaki ret, kural olarak usule ilişkin bir ret değildir. Mahkeme, affedilen olayların artık boşanma sebebi ve kusur olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna vararak davayı esastan reddeder.
Örneğin eş, yıllar önce meydana gelen bir hakaret olayını affetmiş ve sonrasında uzun süre normal evlilik hayatı sürdürmüşse yalnızca bu hakarete dayanarak açılan dava reddedilebilir. Ancak hakaretten sonra yeni bir şiddet olayı gerçekleşmişse yeni olay ayrıca değerlendirilir.
Affedilen Olay Boşanma Dilekçesinde Anlatılabilir mi?
Affedilmiş bir olayın dilekçede evlilik ilişkisinin geçmişini açıklamak amacıyla anlatılması ile bu olayın hukuken kusur olarak yüklenmesi aynı şey değildir.
Mahkeme, evliliğin gelişimini anlamak için geçmiş olayları inceleyebilir. Ancak affedildiği belirlenen davranışları kusur oranının belirlenmesinde, boşanma kararında veya tazminat hesabında esas alınmaz.
Davanın temelinin, affedilmemiş ve hukuka uygun delillerle ispatlanabilecek olaylar üzerine kurulması gerekir.
Boşanma Davasında Affın Kabul Edilmesi İçin Ne Gerekir?
Affın kabul edilebilmesi için öncelikle eşin kusurlu olayı bilmesi gerekir. Kişinin henüz öğrenmediği veya yalnızca şüphelendiği bir davranışı affettiğinden söz edilemez.
Örneğin eş, aldatmayı bilmeden diğer eşle yaşamaya devam etmişse aldatmanın gerçekleştiği tarihten sonraki bu yaşam af değildir. Af değerlendirmesinde önemli olan olay tarihi kadar, olayın ne zaman öğrenildiğidir.
İkinci olarak affetme iradesinin serbest olması gerekir. Şiddet korkusu, ekonomik bağımlılık, gidecek yer bulunmaması, çocukların elinden alınacağı endişesi veya aile baskısı nedeniyle ortak konutta kalmaya devam eden eşin davranışı gönüllü af olarak kabul edilmeyebilir.
Son olarak yalnızca tek bir söze veya davranışa değil, olaydan sonraki hayatın tamamına bakılır:
- Taraflar gerçekten barışmış mıdır?
- Karı-koca hayatı yeniden kurulmuş mudur?
- Birlikte yaşam ne kadar sürmüştür?
- Birlikte kalma gönüllü müdür?
- Aftan sonra yeni kusurlu davranış gerçekleşmiş midir?
- İletişim yalnızca çocuklar veya zorunlu işler nedeniyle mi sürmüştür?
Mahkeme bu soruların cevaplarını mesajlar, tanık anlatımları, seyahat kayıtları, adres bilgileri, banka hareketleri, otel kayıtları ve diğer deliller üzerinden değerlendirir.

Birlikte Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?
Kusurlu olayın öğrenilmesinden sonra ortak hayatın gönüllü ve normal biçimde sürdürülmesi, affın en güçlü göstergelerinden biridir.
Örneğin aldatma, hakaret veya şiddet olayından sonra taraflar barışmış, uzun süre aynı evde normal bir aile yaşamı sürdürmüş ve bu süre içinde yeni bir olay yaşanmamışsa önceki davranışların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı kabul edilebilir.
Ancak yalnızca aynı adreste yaşamak yeterli değildir. Eşlerin ayrı odalarda kaldığı, yalnızca çocuklar nedeniyle iletişim kurduğu, ekonomik nedenlerle aynı konutu paylaşmaya mecbur olduğu veya ortak hayatın fiilen sona erdiği ispatlanırsa af kabul edilmeyebilir.
Bu nedenle:
“Aynı evde kaldılar, mutlaka barıştılar.”
şeklinde otomatik bir sonuca varılamaz. Önemli olan aynı çatı altında bulunmak değil, evlilik ilişkisinin bilinçli biçimde yeniden kurulmasıdır.
Olaydan Sonra Uzun Süre Evliliğin Devam Etmesi Af Sayılır mı?
Olayın öğrenilmesinden sonra evlilik birliğinin yıllarca normal biçimde devam ettirilmesi, önceki davranışların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı yönünde güçlü bir delildir.
Yargıtay kararlarında, güven sarsıcı davranıştan sonra eşlerin dört yıl gibi uzun bir süre birlikte yaşamaya devam etmeleri af olarak değerlendirilmiştir. Benzer şekilde yıllar önce yaşanan şiddet, hakaret veya aileye yönelik kötü davranışların ardından ortak hayat uzun süre sürdürülmüşse bu eski olaylar kusur hesabından çıkarılabilmektedir.
Bununla birlikte yalnızca zamanın geçmesi yeterli değildir. Davranış süregelen nitelikteyse, mağdur eş korku nedeniyle ayrılamamışsa veya ortak hayat gerçekte yeniden kurulmamışsa uzun süre dava açılmaması tek başına af anlamına gelmez.
Özellikle ekonomik şiddet, sürekli hakaret, devam eden sadakatsizlik ve tekrarlanan fiziksel şiddet olaylarında her yeni davranış ayrıca değerlendirilir.
Eşlerin Barışıp Yeniden Bir Araya Gelmesi Af Sayılır mı?
Eşlerin yaşanan olaylardan sonra karşılıklı olarak barışması ve ortak hayatı yeniden kurması, kural olarak barışma öncesindeki olayların affedildiğini gösterir.
Bu durumda geçmişte yaşanan olaylar yeni bir boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemez. Barışmadan sonra yeni bir kusurlu davranış yaşanmışsa dava bu yeni olaylara dayanılarak sürdürülebilir.
Örneğin eşlerden biri hakaret ve şiddet nedeniyle evden ayrılmış, daha sonra diğer eşiyle barışarak ortak konuta dönmüş ve evlilik hayatını uzun süre sürdürmüşse dönüşten önceki olaylar affedilmiş kabul edilebilir.
Fakat eve dönüşten kısa süre sonra şiddet devam etmişse ortak hayatın gerçek anlamda yeniden kurulduğundan söz edilemeyebilir. Böyle bir dönüş, af değil başarısız bir barışma denemesi olabilir.
Barışma Teklifinde Bulunmak Af Sayılır mı?
Tek başına barışma teklifi af değildir.
Eşlerden birinin telefon etmesi, mesaj göndermesi, çiçek yollaması, aile büyüklerini araya sokması veya “Yuvamızı kurtaralım” demesi çoğu zaman iyi niyetli bir barışma girişimidir.
Teklif kabul edilmemiş ve ortak hayat yeniden kurulmamışsa teklif sahibi eşin geçmiş olayları affettiği söylenemez.
Yargıtay, evliliği kurtarmak amacıyla yapılan iyi niyetli girişimler ile hukuken sonuç doğuran affı birbirinden ayırmaktadır. Barışma teklifi ancak karşılıklı kabul görmüş, taraflar gerçekten bir araya gelmiş ve ortak hayat yeniden kurulmuşsa af sonucunu doğurabilir.
Bu ayrım önemlidir. Evliliğini kurtarmayı bir kez denemiş olan kişi sırf bu nedenle boşanma hakkını kaybetmez.
“Yeni Bir Başlangıç Yapalım” Demek Af Sayılır mı?
“Yeni bir başlangıç yapalım”, “Her şeyi unutalım” veya “Çocuklarımız için yeniden deneyelim” şeklindeki sözler tek başına af olarak kabul edilmez.
Bu sözler karşı tarafça kabul edilmemiş ve taraflar yeniden birlikte yaşamaya başlamamışsa girişim teklif aşamasında kalmıştır.
Buna karşılık teklif kabul edilmiş, eşler barışmış ve ortak hayat yeniden kurulmuşsa önceki olayların affedildiği sonucuna varılabilir.
Aile Büyüklerinin Barıştırma Girişimi Af Sayılır mı?
Aile büyüklerinin kendiliğinden eşleri barıştırmaya çalışması, eşlerden birinin diğerini affettiğini göstermez.
Akrabaların tarafları aynı ortama getirmesi, telefonla görüşmelerini sağlaması veya ortak konuta dönmeleri için baskı yapması, af iradesinin eşlerden kaynaklandığını kanıtlamaz.
Affın kabulü için eşin kendi davranışlarıyla evliliği sürdürme iradesi göstermesi gerekir.
Ancak eşlerden biri yakınlarını özellikle görevlendirmiş, barışma teklifini karşı tarafa iletmelerini istemiş, teklif kabul edilmiş ve ortak hayat yeniden kurulmuşsa durum farklı değerlendirilebilir.
Birlikte Tatile Gitmek Af Sayılır mı?
Kusurlu olaydan sonra eşlerin kendi istekleriyle birlikte tatile çıkması ve tatil sırasında karı-koca hayatını sürdürmesi, Yargıtay uygulamasında affın güçlü göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Örneğin boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin birlikte on beş gün tatil yapması veya farklı tarihlerde aynı otel odasında kalması, dava tarihinden önceki olayların affedildiği ya da hoşgörüyle karşılandığı sonucunu doğurabilir.
Bununla birlikte zorunlu bir seyahat, çocuğun ihtiyacı nedeniyle aynı yere gitme veya tesadüfen aynı ortamda bulunma tek başına yeterli değildir. Tatilin ve konaklamanın tarafların ortak yaşamı yeniden kurma iradesini gösterip göstermediği araştırılır.
Otelde Birlikte Kalmak Af Sayılır mı?
Eşlerin kusurlu olaylardan sonra kendi istekleriyle aynı otel odasında kalması, çoğu olayda barışma ve affın göstergesi olarak kabul edilebilir.
Özellikle tarafların uzun süredir ayrı yaşamasına rağmen birkaç kez otelde birlikte kaldıkları, birlikte vakit geçirdikleri ve sonrasında yeni bir kusurlu olay yaşanmadığı ispatlanmışsa geçmiş davranışlar kusur olarak değerlendirilmeyebilir.

Cinsel Birliktelik Af Sayılır mı?
Cinsel birliktelik af değerlendirmesinde önemli bir delildir. Ancak her olayda tek başına ve otomatik biçimde af sonucunu doğurmaz.
Tarafların kusurlu olaydan veya dava tarihinden sonra düzenli şekilde cinsel birliktelik yaşamaları, ortak hayatı yeniden kurduklarını ve önceki olayları hoşgörüyle karşıladıklarını gösterir.
Özellikle birlikteliğin birkaç kez tekrarlandığı ve evlilik hayatının diğer yönleriyle de sürdürüldüğü durumlarda affın kabul edilme ihtimali yüksektir.
Buna karşılık şu durum farklı değerlendirilebilir:
- Baskı veya korku altında gerçekleşen ilişki,
Ortak Çocuğun Dünyaya Gelmesi Af Sayılır mı?
Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların cinsel birliktelik yaşamaları ve normal gebelik süresi dikkate alındığında davadan sonra ortak çocuklarının dünyaya gelmesi, geçmiş olayların affedildiğini veya hoşgörüyle karşılandığını gösterebilir.
Tüp Bebek Tedavisine Devam Etmek Af Sayılır mı?
Kusurlu olay öğrenildikten sonra tarafların birlikte ve gönüllü olarak tüp bebek tedavisine başlaması veya mevcut tedaviyi sürdürmesi, evliliği devam ettirme iradesinin güçlü bir göstergesidir.

“Davalı kadın temyiz dilekçesinde, ilk derece mahkemesince verilen karardan sonra ortak yaşamın devam ettiğini ve bu süreçte bir müşterek çocuklarının daha olduğunu bildirerek af iddiasında bulunmuştur. Af iddiası davanın her aşamasında ileri sürülebilir. O halde, davalı kadına af iddiasını ispatlaması yönünde delillerini sunması için süre verilmesi ve tarafların bu husustaki beyanlarının alınması gerekir.”
**Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/7733 E., 2022/9843 K., 30.11.2022**
Boşanma Davasından Feragat Etmek Af Sayılır mı?
Boşanma davasından feragat edilmesi, kural olarak feragat tarihinden önce gerçekleşen ve davaya konu edilen olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı sonucunu doğurur.
Bu nedenle eş daha sonra yeni bir dava açtığında yalnızca önceki davadan önce yaşanan olayları tekrar ileri sürerse dava reddedilebilir. Yeni davanın kabulü için feragat tarihinden sonra gerçekleşen yeni bir boşanma sebebinin ispatlanması gerekir.
Ancak feragat her durumda bütün evlilik geçmişini kapsamaz. Özellikle birden fazla dava bulunuyorsa hangi davadan feragat edildiği önemlidir.
Yalnızca birleşen davadan feragat edilmişse:
- Birleşen dava tarihinden önceki olaylar af kapsamında kalabilir.
- Birleşen dava ile asıl dava tarihi arasında gerçekleşen yeni olaylar affedilmiş sayılmaz.
- Asıl dava açıkça sürdürülüyorsa bu dava ayrıca değerlendirilir.
Ayrıca feragatten sonra sadakatsizlik, şiddet veya başka bir kusurlu davranış devam etmişse süregelen ya da yeni olaylar affın kapsamı dışında kalabilir.
Davadan Vazgeçmek ile Davayı Takip Etmemek Aynı Şey midir?
Hayır.
Feragat, davacının dava talebinden açıkça vazgeçtiği bir usul işlemidir. Davanın işlemden kaldırılması, yenilenmemesi, harç eksikliğinin tamamlanmaması veya başka bir usul sebebiyle sona ermesi her zaman af anlamına gelmez.
Bu nedenle önceki boşanma dosyasının neden sona erdiği incelenmelidir:
- Dava gerçekten barışma nedeniyle feragatle mi sonuçlanmıştır?
- Davacı korku veya baskı nedeniyle mi feragat etmiştir?
- Dava yalnızca takip edilmediği için mi kapanmıştır?
- Usul eksikliği nedeniyle mi reddedilmiştir?
Af değerlendirmesi bu ayrımlara göre yapılır.
Terk İhtarı Göndermek Af Sayılır mı?
Terk nedeniyle boşanma davası açmak isteyen eşin gönderdiği eve dön ihtarı, ihtar talep tarihinden önceki kusurlu davranışların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı sonucunu doğurur.
Çünkü ihtar gönderen eş, diğer eşten ortak konuta dönmesini ve evlilik birliğini sürdürmesini istemektedir. Bir taraftan eşin eve dönmesini talep edip diğer taraftan ihtardan önceki olayların evliliği çekilmez hâle getirdiğini ileri sürmek çelişkili kabul edilmektedir.
Bu nedenle terk ihtarı gönderildikten sonra ihtardan önceki:
- Hakaret,
- İlgisizlik,
- Güven sarsıcı davranış,
- Aile müdahalesine sessiz kalma,
- Ekonomik sorunlar,
- Diğer kusurlu davranışlar
genel boşanma sebebine dayalı davada kullanılamayabilir.
İhtar tarihinden sonra meydana gelen yeni olaylar ise ayrıca değerlendirilir.
Terk ihtarı tazminat hakkını da etkiler mi?
Evet.
İhtar tarihinden önceki davranışlar affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış kabul edildiği için bu davranışların maddi ve manevi tazminata ilişkin kusur hesabında da kullanılmaması gerekir.
Terk nedeniyle boşanma gerçekleşmiş olsa bile ihtar gönderen eş, ihtardan önce yaşanan olayları yeniden gündeme getirerek diğer eşe kusur ve tazminat yükletemez. Tazminat değerlendirmesi ihtardan sonraki olaylar ile terkin somut koşulları üzerinden yapılmalıdır.
Bu sebeple terk ihtarı yalnızca şekli bir işlem gibi görülmemelidir. İhtarın geçmiş olayları af kapsamına sokabileceği hesaplanmadan gönderilmesi, boşanma gerçekleşse dahi tazminat bakımından önemli bir hak kaybı yaratabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesine göre terk hâlinin en az altı ay sürmesi gerekir. İhtar, ayrılığın dördüncü ayı tamamlanmadan istenemez ve ihtardan sonra iki ay geçmeden terk davası açılamaz.
Boşanma Kararından Sonra Birlikte Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?
Boşanma kararı verilmiş ancak henüz kesinleşmemişken eşlerin uzun süre birlikte yaşamaya devam etmesi, önceki olayların affedildiği ve evlilik birliğinin yeniden çekilebilir hâle geldiği sonucunu doğurabilir.
Yargıtay kararlarında, boşanma kararından sonra evlilik birliğinin dört yıldan fazla sürdürülmesi ve daha sonra kararın kesinleştirilmek istenmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz bulunmuştur.
Boşanma kararı kesinleşinceye kadar evlilik hukuken devam eder. Bu süreçte tarafların gerçek anlamda barışması, verilen kararın dayandığı önceki olayların hukuki etkisini değiştirebilir.
Hediye Almak veya Para Göndermek Af Sayılır mı?
Eşe hediye almak, karşılıksız para göndermek, ev veya araç almak ya da önemli bir maddi kazandırmada bulunmak ortak hayatın yeniden kurulması iradesini gösteren deliller arasında değerlendirilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 tarihli kararına konu olayda erkeğin:
- Ayrı bir ev kiralaması,
- Abonelikleri üzerine alması,
- Kira ve aidatları ödemesi,
- Kadına para göndermesi tek başına barışma ve af için yeterli görülmemiştir.
Kadının erkeği yeni eve almaması, taraflar arasında karı-koca hayatının yeniden kurulmaması ve gönderilen paranın açıklamasında mal rejiminin tasfiyesine ilişkin ifadeler bulunması, ortak hayatın kurulmadığını gösteren deliller arasında değerlendirilmiştir.
Resmî Makama “Eşimi Seviyorum” Demek Af Sayılır mı?
Eşin kolluk, savcılık veya başka bir resmî makam önünde sorunların aşıldığını, eşini sevdiğini ve aile hayatının mutlu şekilde devam ettiğini söylemesi, önceki davranışların affedildiğini gösteren güçlü bir beyandır.
Davada eşimi seviyorum boşanmak istemiyorum demek af sayılır

Şikâyetten Vazgeçmek Af Sayılır mı?
Ceza soruşturması veya davasında şikâyetten vazgeçmek tek başına boşanma hukuku bakımından af değildir.
Eş, karşı tarafın ceza almasını istemediği, çocukların etkilenmesinden çekindiği, aile baskısı gördüğü veya korktuğu için şikâyetinden vazgeçmiş olabilir. Bu durumda vazgeçme evliliği sürdürme iradesini göstermeyebilir.
Yargıtay, yalnızca eşi cezadan kurtarmaya yönelik şikâyetten vazgeçmenin af niteliğinde olmadığını kabul etmektedir.
Darp raporu alındığı anda şikayetçi olmamak da af sayılmaz.
Ancak şikâyetten vazgeçmenin ardından taraflar barışmış, ortak hayatı yeniden kurmuş ve uzun süre birlikte yaşamışsa bütün davranışlar birlikte değerlendirilerek affın varlığına karar verilebilir.
Ceza hukuku bakımından şikâyetten vazgeçme ile boşanma hukuku bakımından af aynı hukuki işlem değildir.
Koruma Kararını Kaldırmak Af Sayılır mı?
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma veya uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasını istemek ya da tedbirin süresini uzatmamak af sayılmaz.
Taraflar artık ayrı yerlerde yaşıyor olabilir veya mağdur eş tedbir ihtiyacının kalmadığını düşünüyor olabilir. Koruma kararının kaldırılması geçmişteki şiddetin hukuken bağışlandığı anlamına gelmez.
Buna karşılık tedbirin kaldırılmasının ardından eşler gönüllü biçimde barışmış ve normal evlilik hayatına dönmüşse bu sonraki davranışlar af değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Koruma kararı başvuruları, kolluk tutanakları ve şikâyet dilekçeleri ise çoğu zaman mağdur eşin şiddeti hoşgörüyle karşılamadığını gösteren önemli delillerdir.
Çocuklar İçin Görüşmek Af Sayılır mı?
Ortak çocukların okul, sağlık, bakım veya kişisel ilişki ihtiyaçları nedeniyle görüşmek af değildir.
Çocuğun doğum gününde, mezuniyetinde veya okul etkinliğinde bir araya gelmek; çocuğu teslim etmek ya da çocuk hakkında konuşmak evlilik birliğini yeniden kurma iradesini göstermez.
Tarafların aynı ortamda bulunmasından çok görüşmenin amacı önemlidir. İletişim yalnızca çocukla sınırlıysa geçmiş kusurların affedildiği kabul edilmemelidir.
Uzaklaştırma kararı varken ortak kararla görüşmek uzaklaştırma kararı sonucu disiplin cezası verilmesini engelleyebilir.

Ekonomik Zorunlulukla Aynı Evde Kalmak Af Sayılır mı?
Gidecek yeri bulunmayan, yeterli geliri olmayan veya çocuklarıyla birlikte yeni bir konuta çıkamayan eşin aynı evde kalması tek başına af sayılmaz.
Özellikle tarafların:
- Ayrı odalarda kaldığı,
- Ortak harcama yapmadığı,
- Duygusal ve fiziksel birlikteliğinin bulunmadığı,
- Boşanma hazırlıklarının devam ettiği ispatlanırsa aynı konutta yaşamak affı göstermeyebilir.
Şiddet mağdurlarının ekonomik ve güvenlik nedenleriyle hemen ayrılamaması da gönüllü af olarak yorumlanmamalıdır.
Aynı Evde Farklı Odalarda Kalmak Af Sayılır mı?
Aynı evde farklı odalarda yaşamak, af sayılmayabilir.
Yargıtay kararlarına konu bir olayda taraflar anlaşmalı boşanma davasının duruşmasını beklerken aynı evde fakat ayrı odalarda kalmış ve kadının doğum gününde birlikte yemek yemiştir. Tanık anlatımları kadının eşini affetmediğini ve ortak hayatın yeniden kurulmadığını göstermiştir.
Yargıtay bu davranışların af veya hoşgörüyle karşılama için yeterli olmadığı sonucuna varmıştır.
Kısa Süre Eve Dönmek Af Sayılır mı?
Eşin olaydan sonra dokuz-on gün gibi kısa bir süre ortak konutta kalması, başka bir af delili bulunmadığı sürece yeterli görülmeyebilir.
Kısa süreli dönüşün amacı:
- Barışmayı denemek,
- Çocuğun ihtiyacını karşılamak,
- Eşya almak,
- Kalacak yer bulunana kadar beklemek,
- Hasta bir aile ferdine yardım etmek
olabilir.
Mahkeme dönüşün yalnızca süresine değil, bu süreçte ortak hayatın gerçekten kurulup kurulmadığına bakar.
Bununla birlikte kısa süre içinde dahi eşlerin açıkça barıştığı ve normal evlilik hayatına döndüğü ispatlanırsa af kabul edilebilir. Süre tek başına değil, diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Eve Döndükten Sonra Şiddet Devam Ederse Af Olur mu?
Eşin barışma ümidiyle eve dönmesinden sonra şiddet, hakaret veya tehdit devam etmişse önceki olayların affedildiği kabul edilmeyebilir.
Bu durumda dönüş, ortak hayatı kalıcı şekilde yeniden kurma değil, başarısız bir barışma denemesidir. Kusurlu davranışların devam etmesi, eşin iyi niyetli girişiminin af şeklinde yorumlanmasını engeller.
Özellikle şiddetin birden fazla kez tekrarlandığı ve mağdur eşin korku içinde aynı konutta kaldığı olaylarda:
“Birlikte yaşamaya devam etti, demek ki affetti.”
sonucuna varılmamalıdır.
Sürekli Şiddete Katlanmak Af Sayılır mı?
Hayır.
Şiddetin süreklilik göstermesi hâlinde mağdur eşin bir süre evde kalması tek başına af değildir.
Şiddet mağduru ekonomik bağımlılık, korku, tehdit veya çocuklar nedeniyle ayrılamamış olabilir. Her yeni şiddet eylemi ayrıca kusurlu bir davranıştır.
Önceki bir olayın affedildiği kabul edilse bile daha sonra gerçekleşen şiddet yeni boşanma sebebi oluşturur.
Süregelen Sadakatsizlik Affedilmiş Sayılır mı?
Sadakatsizlik veya güven sarsıcı davranış dava tarihine kadar devam etmişse, kısa süreli bir görüşme veya dönüş nedeniyle bütün sürecin affedildiği kabul edilmemelidir.
Af, belirli ve öğrenilmiş olaylar bakımından söz konusu olabilir. Kusurlu davranış kesintisiz biçimde devam ediyorsa her yeni eylem ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025 tarihli kararında da erkeğin güven sarsıcı davranışlarının süreklilik göstermesi dikkate alınmış ve kadının zorunlu, geçici dönüşü af olarak kabul edilmemiştir.

Boşanmak İstemediğini Söylemek Af Sayılır mı?
Davacı eşin yargılama sırasında:
“Boşanmak istemiyorum.”
demesi, tek başına davacı eşin kusurlarını affettiği anlamına gelir.
Hukuka Aykırı Delille Af İspatlanabilir mi?
Hayır. Af iddiası da hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
Eşin özel hayatına hukuka aykırı biçimde müdahale edilerek elde edilen görüntü, ses kaydı veya dijital veri yalnızca kusurun değil, affın ispatında da kullanılamayabilir.
Mahkeme hukuka aykırı delili değerlendirme dışında bırakır. Böyle bir delil çıkarıldığında affı gösteren başka bir delil bulunmuyorsa af iddiası ispatlanamamış kabul edilebilir.
Özel Boşanma Sebeplerinde Af ve Hak Düşürücü Süreler
Boşanmada af değerlendirilirken dayanılan boşanma sebebinin niteliği önemlidir. Türk Medeni Kanunu zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış bakımından affın sonucunu açıkça düzenlemiştir.
Zina Affedilirse Boşanma Davası Açılabilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde:
“Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
hükmü yer almaktadır.
Zinayı öğrenen eş, kusurlu eşi açıkça bağışlamış veya aldatmayı bilmesine rağmen ortak hayatı bilinçli şekilde sürdürmüşse aynı zina olayına dayanarak zina sebebiyle boşanma davası açamaz.
Zina sebebiyle dava hakkı ayrıca:
- Zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay,
- Her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl
geçmekle düşer. Bunlar zamanaşımı değil, hak düşürücü sürelerdir.
Af ile hak düşürücü süre birbirinden farklıdır. Altı aylık süre henüz dolmamış olsa bile eş affedilmişse aynı zina olayına dayalı dava hakkı ortadan kalkabilir.
Buna karşılık eş affetmemiş olsa bile altı aylık veya beş yıllık süre geçirilmişse zina özel sebebine dayalı dava hakkı düşebilir.
Zina sonradan yeniden gerçekleşmiş veya sadakatsiz ilişki devam etmişse yeni fiiller bakımından ayrıca değerlendirme yapılır.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Affedilirse Ne Olur?
Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde de affeden tarafın dava hakkının bulunmadığı açıkça düzenlenmiştir.
Eşin hayatına kastetme, ağır şiddet uygulama veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunma öğrenildikten sonra affedilmişse aynı olaya dayanılarak bu özel sebep üzerinden boşanma talep edilemez.
Bu davanın:
- Sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay,
- Her hâlde olayın üzerinden beş yıl
içinde açılması gerekir. Bu süreler de hak düşürücü süredir.
Ancak şiddetin devam etmesi, yeni tehdit veya yeni onur kırıcı davranış yaşanması hâlinde sonraki olaylar ayrı bir boşanma sebebidir.
Şiddet mağdurunun korku, ekonomik bağımlılık veya çocuklar nedeniyle eve dönmesi, özgür bir af iradesi bulunmadıkça affetme kabul edilmemelidir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebinde Af
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu sebepte zina ve hayata kast hükümlerindeki gibi altı aylık ve beş yıllık özel hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Kanun, şartları oluştuğunda diğer eşin her zaman dava açabileceğini belirtmektedir.
Bununla birlikte diğer eş davranışı uzun süredir biliyor, buna rağmen evliliği normal biçimde sürdürüyor ve birlikte yaşamanın kendisinden beklenemeyeceğini gösteren güncel bir durum bulunmuyorsa davanın şartları oluşmayabilir.
Burada yalnızca davranışın varlığı değil, bu davranış nedeniyle diğer eşten ortak hayatı sürdürmesinin beklenip beklenemeyeceği değerlendirilir.
Terk Sebebinde Af ve Süreler
Terk, Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.
Terk nedeniyle dava açılabilmesi için:
- Terk hâlinin en az altı ay sürmesi,
- Terk durumunun devam etmesi,
- Dördüncü ay tamamlandıktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla eve dön ihtarı gönderilmesi,
- İhtarda eşe en az iki aylık dönüş süresi verilmesi,
- İhtarın sonuçsuz kalması
gerekir.
Bu ihtar geçmiş kusurlar bakımından kritik sonuç doğurur. İhtarı gönderen eş, diğer eşin ihtar talep tarihinden önceki davranışlarını affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış kabul edilebilir.
Bu nedenle terk davası hazırlanırken yalnızca dava şartları değil, ihtarın genel boşanma sebebine dayalı iddialar ve tazminat talepleri üzerindeki etkisi de dikkate alınmalıdır.
Akıl Hastalığı Sebebinde Af Tartışması
Akıl hastalığı kusura dayanan bir boşanma sebebi değildir. Bu nedenle klasik anlamda af tartışması zina, şiddet veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması davalarındaki gibi uygulanmaz.
Bu davada:
- Akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi,
- Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi
aranır. Kanunda bu sebebe özgü bir hak düşürücü süre düzenlenmemiştir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebinde Af
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde genel boşanma sebebi bakımından “affeden tarafın dava hakkı yoktur” şeklinde açık bir cümle bulunmamaktadır.
Buna rağmen Yargıtayın yerleşik uygulamasında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olayların:
- Eşe kusur olarak yüklenemeyeceği,
- Boşanma hükmüne esas alınamayacağı,
- Tazminat hesabında kullanılamayacağı
kabul edilmektedir.
Davacı yalnızca affedilen olaylara dayanıyorsa ve davalıya yüklenebilecek yeni bir kusur bulunmuyorsa dava reddedilebilir.
Önceki Boşanma Davasının Reddinden Sonra Süre Artık Bir Yıldır
Eski Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde, önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde yeni dava açılabilmesi için üç yıl geçmesi gerekiyordu.
Anayasa Mahkemesi bu üç yıllık düzenlemeyi 22.02.2024 tarihinde iptal etti. Ardından 7532 sayılı Kanun ile süre bir yıla indirildi. Güncel düzenlemeye göre önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde eşlerden biri boşanma talep edebilir.
Anayasa Mahkemesi, yeni düzenlemedeki bir yıllık süreye yönelik iptal talebini de 12.02.2026 tarihinde reddetmiştir.
Bu nedenle eski Yargıtay kararlarında geçen “üç yıllık fiilî ayrılık” ifadeleri, karar tarihindeki kanuna ilişkindir. Güncel süre bir yıldır.
Özel Boşanma Sebepleri ve Sürelerin Özeti
| Boşanma sebebi | Süre | Affın etkisi |
|---|---|---|
| Zina – TMK 161 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde fiilden itibaren 5 yıl | Affeden eş aynı zina olayına dayanamaz |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış – TMK 162 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde olaydan itibaren 5 yıl | Affeden eş aynı olaya dayanamaz |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme – TMK 163 | Özel hak düşürücü süre yok; kanunda “her zaman” denilmiştir | Evliliğin devamı ve çekilmezlik şartı somut olayda değerlendirilir |
| Terk – TMK 164 | Terk en az 6 ay sürmeli; 4. ay bitmeden ihtar istenemez; ihtardan sonra 2 ay geçmeden dava açılamaz | Terk ihtarı, ihtar öncesi kusurları af veya hoşgörü kapsamına sokabilir |
| Akıl hastalığı – TMK 165 | Özel hak düşürücü süre yok | Kusura dayalı olmadığı için klasik af değerlendirmesi uygulanmaz |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması – TMK 166/1-2 | Özel hak düşürücü süre yok | Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar kusur ve boşanma sebebi yapılamaz |
| Önceki davanın reddinden sonra ortak hayatın kurulamaması – TMK 166/4 | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren güncel olarak 1 yıl | Ortak hayatın yeniden kurulması bu sebebe dayalı davayı engelleyebilir |
Güçlü Bir “Skandal” Yakalamayı Beklemek Hak Kaybına Yol Açar mı?
Evet.
Boşanma hazırlığında olan eşlerin yaptığı en önemli hatalardan biri, mevcut olayları yeterli görmeyip diğer eşin daha ağır bir kusurunu yakalamayı beklemektir.
Örneğin kişi eşinin zina yaptığını öğrenmiş olmasına rağmen:
“Biraz daha bekleyeyim. Daha güçlü bir delil veya daha büyük bir skandal yakalarsam tazminat ödemem ve bir celsede boşanırım.”
diye düşünebilir.
Fakat bu sırada zina bakımından altı aylık hak düşürücü süre geçebilir. Eşler birlikte yaşamaya normal biçimde devam ederse mevcut olayın affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı da ileri sürülebilir.
Sonuçta kişi yeni bir “skandal” bulamadan elindeki güçlü boşanma sebebini kaybedebilir.
Tazminat ödememek veya diğer eşi daha ağır kusurlu göstermek amacıyla beklerken:
- Özel boşanma sebebine dayalı dava hakkı düşebilir,
- Birlikte yaşamaya devam edilmesi af sayılabilir,
- Mevcut olaylar kusur hesabından çıkarılabilir,
- Tazminat talebinin dayanağı zayıflayabilir.
Boşanma davasında “Daha iyi bir olay çıkar” düşüncesiyle beklemek yerine mevcut olayların tarihi, öğrenme zamanı, delilleri ve hak düşürücü süreleri birlikte değerlendirilmelidir.
Affetmeden Sonra Yeni Bir Olay Yaşanırsa Ne Olur?
Af yalnızca affın gerçekleştiği tarihten önceki belirli olayları kapsar. Gelecekteki davranışlar peşinen affedilmiş sayılmaz.
Hakareti affeden eş yeniden hakarete uğrarsa yeni olaya dayanabilir. Sadakatsizliği affettikten sonra eş yeniden sadakat yükümlülüğünü ihlal ederse sonraki davranışlar boşanma sebebi olabilir. Şiddetten sonra barışan eş tekrar şiddete uğrarsa yeni şiddet olayı ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle dilekçede:
- Affedilmiş eski olayların,
- Aftan sonra gerçekleşen yeni olayların,
- Süreklilik gösteren davranışların
tarihleri açık biçimde ayrılmalıdır.
Dava esas olarak affedilmemiş yeni olaylara dayandırılmalıdır.
Affedilen Olaylar Tazminat Hakkını Etkiler mi?
Evet.
Maddi ve manevi tazminata karar verilirken tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurları değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre maddi tazminat isteyen tarafın kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Manevi tazminatta ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten tazminat isteyebilir.
Bir olay affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmışsa bu davranış karşı tarafa kusur olarak yüklenemeyeceğinden tazminat hesabında da esas alınmamalıdır.
Örneğin yalnızca affedilmiş şiddet veya hakaret olaylarına dayanılarak eşin ağır kusurlu kabul edilmesi ve aleyhine tazminata hükmedilmesi mümkün olmayabilir.
Aftan sonra başka kusurlu davranışlar varsa tazminat bu yeni olaylara göre değerlendirilir.
Terk ihtarı bakımından da aynı risk vardır. İhtar gönderen eş, ihtardan önceki davranışları affetmiş sayılabileceğinden bu davranışlara dayanarak karşı tarafa kusur ve tazminat yükletemeyebilir.
Affedilen Olaylar Yoksulluk Nafakasını Etkiler mi?
Yoksulluk nafakası isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Affedilen olaylar kusur hesabından çıkarıldığında tarafların kusur dereceleri değişebilir.
Örneğin eşe yüklenen tek davranış affedilmişse bu eş kusursuz veya daha az kusurlu kabul edilebilir. Bunun sonucunda yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri farklı şekilde sonuçlanabilir.
Bu nedenle af yalnızca boşanma kararını değil, boşanmanın mali sonuçlarını da etkileyen önemli bir konudur.
Af İddiasını Kim İspatlamalıdır?
Eşin kusurlu davranışlarının affedildiğini veya hoşgörüyle karşılandığını ileri süren taraf, bu iddiasını ispatlamalıdır.
Af için otomatik bir karine yoktur.
“Aynı evde kaldık.”
“Bir kez görüştük.”
“Bana mesaj attı.”
şeklindeki tekil iddialar her zaman yeterli olmaz.
Af şu delillerle ispatlanabilir:
- Mesajlar ve yazışmalar,
- Tarafların yeniden birlikte yaşadığını gösteren kayıtlar,
- Tanık anlatımları,
- Ortak tatil ve otel kayıtları,
- Birlikte kiralanan konut ve abonelik belgeleri,
- Para transferleri ve hediyeler,
- Önceki davadan feragat belgesi,
- Eşlerin resmî makamlardaki açıklamaları,
- Ortak hayatın yeniden kurulduğunu gösteren diğer belgeler.
Bununla birlikte delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir.
Af İddiası Davanın Her Aşamasında İleri Sürülebilir mi?
Af olgusunun ne zaman meydana geldiğine göre cevap değişir.
Dava açılmadan önce gerçekleşmiş ve tarafça bilinen bir af vakıası, kural olarak cevap dilekçesinde veya dilekçeler aşaması sona ermeden ileri sürülmelidir.
Süresinde cevap vermeyen tarafın daha sonra ilk kez istinaf aşamasında dava öncesindeki bir affa dayanması mümkün olmayabilir.
Buna karşılık af yargılama devam ederken gerçekleşmişse, örneğin taraflar dava sırasında barışıp ortak hayatı yeniden kurmuşsa bu yeni olay yargılamanın sonraki aşamalarında ileri sürülebilir.
Yargılama sırasında meydana gelen af ile davadan önce bilinen af olgusunu birbirinden ayırmak gerekir.
Mahkeme Af İddiasını Nasıl İncelemelidir?
Mahkeme öncelikle hangi olayların ispatlandığını belirlemeli, ardından bu davranışların kusur oluşturup oluşturmadığını değerlendirmelidir.
Daha sonra kusurlu olayların affedilip affedilmediği incelenmelidir.
Hangi olayın sabit olduğu ve hangi davranışın af kapsamında kaldığı gerekçeli kararda açıkça gösterilmelidir.
Yalnızca:
“Taraflar barışmıştır.”
veya:
“Olaylar affedilmiştir.”
şeklindeki soyut bir değerlendirme yeterli değildir.
Mahkemenin şu sorulara cevap vermesi gerekir:
- Kusurlu olay ne zaman gerçekleşti?
- Diğer eş bu olayı ne zaman öğrendi?
- Af olduğu ileri sürülen davranış ne zaman meydana geldi?
- Ortak hayat gerçekten yeniden kuruldu mu?
- Birlikte yaşam gönüllü müydü, yoksa zorunluluktan mı kaynaklandı?
- Aftan sonra yeni kusurlu davranış yaşandı mı?
- Kusurlu davranış süreklilik gösteriyor muydu?
- Af iddiası süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürüldü mü?
- Af iddiasını destekleyen deliller hukuka uygun mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 Tarihli Af Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/213 Esas, 2025/557 Karar ve 24.09.2025 tarihli kararında temel uyuşmazlık, kadın eşin erkeğin güven sarsıcı ve ilgisiz davranışlarını affedip affetmediğidir.
Taraflar erkeğin ailesiyle aynı binada yaşamış, kadın yaşanan tartışmaların ardından ortak konuttan ayrılmıştır. Ortak çocuğa erkeğin annesi bakmaya devam etmiş, ancak kayınvalidenin kanser hastalığına yakalanması ve çocuğa bakamayacak hâle gelmesi üzerine kadın ailelerin araya girmesiyle geçici olarak geri dönmüştür.
Daha sonra ayrı bir konut kiralanmış, abonelikler erkek adına yapılmış ve erkek çeşitli ödemelerde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi bu gelişmeleri kadının erkeği affettiği ve geçmiş olayları hoşgörüyle karşıladığı şeklinde değerlendirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu ise farklı sonuca ulaşmıştır.
Kurulun değerlendirmesinde:
- Kadının açık bir af beyanının bulunmadığı,
- Dönüşün kayınvalidenin hastalığı ve çocuğun bakımı nedeniyle gerçekleştiği,
- Eşler arasında karı-koca hayatının yeniden kurulmadığı,
- Kadının yeni eve taşındığı gün erkeği eve almadığı,
- Erkeğin güven sarsıcı davranışlarının devam ettiği,
- Erkek tarafından gönderilen para açıklamasının mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğu
dikkate alınmıştır.
Bu olayda ev kiralanması, aboneliklerin yapılması ve para gönderilmesi, ortak hayatın gerçekten yeniden kurulduğunu göstermemiş; yalnızca erkeğin barışma girişimi olarak kabul edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, affın kabulü için tarafların yalnızca bir araya gelmesini yeterli görmemiş; evlilik hayatının bilinçli ve kalıcı şekilde yeniden kurulmasını aramıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2020 Tarihli Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/2-244 Esas, 2020/881 Karar ve 11.11.2020 tarihli kararında, sonuçsuz kalan barışma önerisinin af sayılıp sayılmayacağı incelenmiştir.
Erkek eş daha önce evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açmış, bu dava reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Tarafların ortak hayatı yeniden kuramaması üzerine erkek eş, karar tarihinde yürürlükte bulunan TMK 166/4 hükmüne dayanarak yeniden boşanma talep etmiştir.
Kadın eş ise karşı dava açarak erkeğin kendisine hakaret ettiğini, kendisini haksız şekilde başka kişilerle ilişki kurmakla suçladığını ve ortak konutu terk ettiğini ileri sürmüştür.
Kadının fiilî ayrılık döneminde birkaç kez barışma teklifinde bulunduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi, kadının barışma teklifinde bulunmasını erkeğin kusurlarını affettiği şeklinde değerlendirmiş ve kadının karşı davasını reddetmiştir.
Hukuk Genel Kurulu ise bu değerlendirmeyi kabul etmemiştir.
Kadının teklifi:
- Evlilik birliğini kurtarmak amacıyla yapılmış,
- Erkek eş tarafından kabul edilmemiş,
- Taraflar yeniden birlikte yaşamaya başlamamış,
- Ortak hayat kurulmamış,
- Barışma girişimi teklif aşamasında kalmıştır.
Bu nedenle Kurul, sonuçsuz kalan iyi niyetli barışma girişiminin af olarak değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.
Kararın ortaya koyduğu temel ilke şudur:
Barışma teklifi, kabul edilip ortak hayatın yeniden kurulmasıyla sonuçlanmadıkça af değildir.
Kararda TMK 166/4 bakımından üç yıllık süreye değinilmiş olmakla birlikte bu süre karar tarihindeki eski düzenlemeye ilişkindir. Güncel kanunda süre bir yıldır.
Yargıtay Kararlarına Göre Boşanmada Af Sayılan ve Sayılmayan Davranışlar
Aşağıdaki tablo, gönderilen karar metinleri ve karar künyeleri esas alınarak bütünleştirilmiştir. Aynı karar tekrar edilmemiştir. Tam tarihi gönderilen kararlarda gün, ay ve yıl; tam tarihi bulunmayanlarda karar yılı gösterilmiştir.
Not: Gönderilen önceki metinlerde HGK 2020/2-244 E., 2020/881 K. sayılı karar farklı bir olayla da ilişkilendirilmişti. Paylaşılan tam karar metni esas alınarak bu karar tabloda sonuçsuz barışma önerisinin af oluşturmadığı kararı olarak gösterilmiştir.
| Karar | Tarih | İncelenen davranış | Af sayıldı mı? | Kararın temel ilkesi |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay HGK, 2024/213 E., 2025/557 K. | 24.09.2025 | Kadının kayınvalidenin hastalığı ve çocuğun bakımı nedeniyle geçici dönmesi; erkeğin ev kiralaması ve para göndermesi | Hayır | Zorunlu ve geçici dönüş ile tek taraflı barışma girişimleri af değildir. Ortak hayatın bilinçli biçimde yeniden kurulması gerekir. |
| Yargıtay 2. HD, 2024/1795 E., 2024/8791 K. | 19.11.2024 | Zinayı öğrenen erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı tarihe kadar birlikte yaşamaya devam etmesi | Evet | Zinayı bilen eşin ortak hayatı sürdürmesi affa yol açabilir; affeden eş aynı zina olayına dayanamaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/10061 E., 2024/7313 K. | 14.10.2024 | Dava sırasında cinsel birliktelik ve gebelik | Evet | Dava sonrasında evlilik ilişkisini sürdürmek önceki iddiaların af kapsamında kalmasına yol açabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/8099 E., 2024/4376 K. | 10.06.2024 | Sürekli şiddet, alkol kullanımı ve evden kovma davranışlarından sonra kısa süre eve dönme | Hayır | Süregelen kusurlar karşısında eve dönmek tek başına af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/5833 E., 2024/3844 K. | 23.05.2024 | Kabul edilmeyen barışma önerisi | Hayır | Tek taraflı ve sonuçsuz barışma önerisi geçmiş kusurları ortadan kaldırmaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/4682 E., 2024/3434 K. | 14.05.2024 | Davadan önceki feragat vakıasının ilk kez istinafta ileri sürülmesi | İncelenmedi | Süresinde cevap vermeyen taraf önceden bildiği af vakıasını ilk kez istinafta ileri süremez. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/6755 E., 2024/3350 K. | 09.05.2024 | Dava sonrasında bir hafta birlikte yaşama ve bu süreçte bıçak çekme | Hayır | Şiddetin devam ettiği kısa süreli birlikte yaşam barışma denemesi olup af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2024/1819 E., 2024/2148 K. | 2024 | Kadının boşanma davası açmasından sonra eşlerin barışarak evliliğe devam etmeleri | Evet | Dava sonrasında barışıp ortak hayatı yeniden kuran eşler, barışmadan önceki olayları affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılır. |
| Yargıtay 2. HD, 2022/10094 E., 2024/1869 K. | 2024 | Evliliğin ilk döneminde ve Şırnak’ta yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddetten sonra evliliğin uzun süre devam etmesi | Evet | Geçmiş olaylardan sonra evliliğin uzun süre sürdürülmesi, önceki olayların af kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2024/1079 E., 2024/1423 K. | 2024 | Kadının yargılama sırasında barışma girişiminde bulunması, ancak sonradan bu isteğinden vazgeçmesi | Hayır | Ortak hayatın yeniden kurulmasıyla sonuçlanmayan barışma girişimi af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/3943 E., 2024/586 K. | 06.02.2024 | Dava öncesinde bilinen af iddiasının süresinde cevap dilekçesinde ileri sürülmemesi | İncelenmedi | Dava öncesindeki af vakıası dilekçeler aşamasında ileri sürülmelidir; yargılama sırasında oluşan af sonradan ileri sürülebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2023/2461 E., 2023/6184 K. | 2023 | Ceza soruşturması ve kovuşturmasında eşten şikâyetçi olunmadığının açıklanması | Hayır | Karşı tarafı cezadan kurtarmaya yönelik beyanlar tek başına af değildir. Ortak hayatın yeniden kurulduğunu gösteren ek deliller aranır. |
| Yargıtay 2. HD, 2022/11581 E., 2023/742 K. | 2023 | Hakaret ve fiziksel şiddetten sonra barışma, birlikte seyahate çıkma ve otelde kalma | Evet | Kusurlu olaylardan sonra barışıp seyahat etmek, otelde kalmak ve evliliği sürdürmek önceki olayların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay HGK, 2020/727 E., 2022/1620 K. | 29.11.2022 | Af kavramının hukuki niteliği | Duruma göre | Af, bir kusuru bağışlayan ve esasen bir haktan vazgeçme içeren irade veya davranıştır. |
| Yargıtay 2. HD, 2022/7733 E., 2022/9843 K. | 30.11.2022 | İlk derece kararından sonra ortak hayatın sürmesi ve yeni çocuk doğması | Araştırılmalı | Yargılama sırasında gerçekleşen af iddiası sonraki aşamalarda ileri sürülebilir ve delilleri toplanmalıdır. |
| Yargıtay HGK, 2020/260 E., 2022/1453 K. | 08.11.2022 | Boşanma davasından feragat edilmesine rağmen sadakatsizliğin devam etmesi | Hayır | Süregelen sadakat ihlali feragat nedeniyle bütünüyle affedilmiş sayılamaz. |
| Yargıtay HGK, 2019/523 E., 2022/1271 K. | 11.10.2022 | Kabul edilmeyen barışma önerisi | Hayır | İyi niyetli barışma teklifi kabul edilip ortak hayat kurulmadıkça af oluşmaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2022/8795 E., 2022/10762 K. | 2022 | Yalnızca birleşen davadan feragat | Kısmen | Feragat yalnızca feragat edilen davanın kapsadığı dönemi etkiler; sonraki olaylar affedilmiş sayılmaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/7082 E., 2021/8597 K. | 2021 | Sığınma evi, gizlilik kararı ve süregelen kusurlar | Hayır | Korku ve devam eden eylemler karşısında af veya hoşgörü kabul edilemez. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/6658 E., 2021/8169 K. | 2021 | Uzun ayrılık döneminde aynı otelde kalma | Evet | Otelde isteyerek birlikte kalmak önceki karşılıklı kusurların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/7970 E., 2021/7994 K. | 2021 | Şiddet ve hakaretten sonra evlilik birliğinin devamı | Evet | Sonraki ortak hayat nedeniyle önceki şiddet ve hakaret kusur hesabından çıkarılabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/4869 E., 2021/7503 K. | 2021 | Şiddet nedeniyle açılan davadan feragat, ortak hayatın devamı ve ikinci çocuğun doğması | Evet | Feragat ve sonrasında ortak hayatın sürmesi, feragat tarihinden önceki olayların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/3826 E., 2021/5098 K. | 21.06.2021 | Eşe terk ihtarı gönderilmesi | Evet | İhtar gönderen eş ihtar talep tarihinden önceki kusurları affetmiş veya hoşgörüyle karşılamış sayılır. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/3053 E., 2021/4436 K. | 2021 | Kadının eve dönmesine rağmen eşiyle aynı odada kalmaması ve ortak hayatın kurulmaması | Hayır | Eve dönmek tek başına af değildir. Dönüş barışma görüşmesi niteliğindeyse ve karı-koca hayatı kurulmamışsa af yoktur. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/1295 E., 2021/3152 K. | 2021 | Eşini sevdiğini, ayrılmak istemediğini ve özür dilediğini belirten mesajlar ile barışma davranışları | Evet | Açık özür, ayrılmak istemediğini bildirme ve evliliği sürdürme çabası karşı tarafa yüklenen önceki olayların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/997 E., 2021/2568 K. | 2021 | Dava açıldıktan sonra eşin eve dönmesi ve ortak hayatın devamı | Evet | Dava sonrasında evliliğin fiilen sürdürülmesi af niteliğinde olabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2021/488 E., 2021/1608 K. | 2021 | Eşlerin barışıp otelde birlikte yaşamaları | Evet | Barışma ve yeniden birlikte yaşama önceki olayları af kapsamına sokar. |
| Yargıtay HGK, 2020/2-244 E., 2020/881 K. | 11.11.2020 | Kadının fiilî ayrılık döneminde yaptığı ancak erkek tarafından kabul edilmeyen barışma önerisi | Hayır | Sonuçsuz kalan barışma önerisi iyi niyetli girişimdir; ortak hayat kurulmadıkça af oluşmaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2020/712 E., 2020/1931 K. | 09.03.2020 | Aynı evde ayrı odalarda kalma ve doğum günü yemeği | Hayır | Aynı konutta bulunmak ve sosyal görüşme, açık af iradesi yoksa yeterli değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2020/1543 E., 2020/2776 K. | 2020 | Evi terk eden eşe ortak konuta dönmesi için ihtar gönderilmesi | Evet | Terk ihtarı, ihtar tarihinden önceki kusurları af veya hoşgörü kapsamına sokar. |
| Yargıtay 2. HD, 2020/2244 E., 2020/3663 K. | 2020 | Mesaj, çiçek ve görüşme yoluyla barışma teklifi | Hayır | Barışma müzakeresi tek başına af sayılmaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2020/274 E., 2020/632 K. | 2020 | Davalı eşin boşanmak istemediğini söylemesi | Hayır | Davanın reddini istemek davacının kusurlarını affetmek anlamına gelmez. |
| Yargıtay 2. HD, 2020/53 E., 2020/1696 K. | 2020 | Bir ay içinde birkaç kez cinsel birliktelik | Evet | Düzenli cinsel birliktelik tarafların önceki olayları karşılıklı affettiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2019/7740 E., 2019/12025 K. | 2019 | Erkeğin mesleği ve önceki evliliği hakkında yalan söylemesinden sonra evliliğin sürdürülmesi | Evet | Evliliğin başında öğrenilen yalanlara rağmen ortak hayatın sürdürülmesi bu davranışları af kapsamına sokabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2019/6494 E., 2019/11398 K. | 2019 | Kadının annesine hakaret ve kadına fiziksel şiddetten sonra birlikte yaşamaya devam edilmesi | Evet | Hakaret ve darptan sonra ortak hayatın sürdürülmesi olayların kusur hesabından çıkarılmasına neden olabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2019/3799 E., 2019/11799 K. | 2019 | Altı aylık ayrılıktan sonra kadının ortak konuta dönerek yaklaşık bir ay yaşaması | Evet | Ortak konuta gönüllü dönüş ve evlilik hayatının yeniden sürdürülmesi, dönüş öncesindeki davranışların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2019/7008 E., 2019/10769 K. | 04.11.2019 | Şiddet sonrası baba evine giden eşin iki ay sonra ortak konuta dönmesi | Evet | Ortak hayata gönüllü dönüş, dönüş öncesindeki olayları af kapsamına sokabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2018/5520 E., 2019/2308 K. | 2019 | Hukuka aykırı görüntü kaydıyla affın ispatlanması | İspatlanamadı | Hukuka aykırı elde edilen delil af olgusunun ispatında kullanılamaz. |
| Yargıtay 2. HD, 2018/552 E., 2019/3430 K. | 2019 | Hakaret ve küfürden sonra evlilik birliğinin sürdürülmesi | Evet | Hakaret ve küfürden sonra ortak hayatın sürdürülmesi olayları af kapsamına sokabilir; başka kusur yoksa dava reddedilir. |
| Yargıtay HGK, 2017/2-2067 E., 2019/296 K. | 14.03.2019 | Af kavramının tanımı | Duruma göre | Af, kusur veya hatayı bağışlama ve haktan vazgeçme niteliğinde bir açıklama ya da davranıştır. |
| Yargıtay 2. HD, 2018/4856 E., 2018/15022 K. | 2018 | Boşanma kararından sonra ortak çocuğun dünyaya gelmesi | Evet | Ortak çocuğun doğması evlilik ilişkisinin devam ettiğini ve önceki olayların hoşgörüyle karşılandığını gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2018/2655 E., 2018/13511 K. | 2018 | Birden fazla kez devam eden fiziksel şiddet | Hayır | Süreklilik gösteren şiddet yalnızca birlikte yaşamaya dayanılarak affedilmiş kabul edilemez. |
| Yargıtay 2. HD, 2016/13130 E., 2018/3287 K. | 2018 | Kusurlu olaylardan sonra cinsel birliktelik yaşayarak evliliği sürdürme | Evet | Cinsel birliktelik ve ortak hayatın devamı, önceki olayların karşılıklı affedildiğinin güçlü göstergesidir. |
| Yargıtay 2. HD, 2016/13919 E., 2018/3146 K. | 13.03.2018 | Tarafların otelde birlikte olması | Evet | Taraflar önceki kusurları karşılıklı affetmiş sayılabilir; yeni olay yoksa davalar reddedilebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2016/9676 E., 2018/2106 K. | 19.02.2018 | Şiddetten sonra barışarak birlikte yaşama | Evet | Barışma sonrası ortak hayatın sürmesi önceki şiddeti af kapsamına sokabilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2015/25806 E., 2017/4193 K. | 11.04.2017 | Terk ihtarı gönderilmesi | Evet | İhtar öncesindeki olaylar affedilmiş sayılır ve kusur olarak yüklenemez. |
| Yargıtay 2. HD, 2015/26481 E., 2017/3029 K. | 21.03.2017 | Sonuçsuz barışma girişimi | Hayır | Evliliği kurtarma çabası tek başına dava hakkından vazgeçme değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2015/21878 E., 2017/694 K. | 23.01.2017 | Önceki boşanma davasından feragat | Evet | Feragat tarihinden önceki olaylar affedilmiş sayılır; yeni olay yoksa dava reddedilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2014/27255 E., 2015/12817 K. | 17.06.2015 | Sonuçsuz barışma girişimleri | Hayır | Sonuçsuz kalan barışma girişimi af olarak kabul edilemez. |
| Yargıtay 2. HD, 2014/23870 E., 2015/9446 K. | 06.05.2015 | Şiddet sonrası eşin iyi niyetinin kusurlu eşçe kötüye kullanılması | Hayır | Ortak hayat kurulmamış ve iyi niyet kötüye kullanılmışsa yakınlaşma af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2014/11269 E., 2014/22421 K. | 2014 | Kadının ceza davasında kocası hakkındaki şikâyetinden vazgeçmesi | Hayır | Eşi mahkûmiyetten kurtarmak amacıyla şikâyetten vazgeçilmesi boşanma bakımından af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2014/13829 E., 2014/24317 K. | 2014 | “Yeni bir başlangıç yapalım” şeklindeki teklif, ancak ortak hayatın kurulmaması | Hayır | Yeni bir başlangıç önerisi iyi niyetli girişimdir; kabul edilip ortak hayat kurulmadıkça af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2014/494 E., 2014/16822 K. | 2014 | Sulhe teşvik sırasında çocuklar nedeniyle boşanmak istemediğini söyleme | Hayır | Çocukları düşünerek boşanmak istemediğini söylemek geçmiş kusurlardan doğan haklardan vazgeçme değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2013/21027 E., 2014/10093 K. | 29.04.2014 | Güven sarsıcı davranıştan sonra dört yıl birlikte yaşama | Evet | Uzun süre normal ortak hayatın sürdürülmesi eski olayların affedildiğini gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2013/20542 E., 2014/3172 K. | 18.02.2014 | Dava sonrasında piknik ve farklı tarihlerde otelde birlikte kalma | Evet | Tekrarlanan gönüllü birliktelik önceki karşılıklı kusurları af kapsamına sokar. |
| Yargıtay 2. HD, 2013/14017 E., 2013/28019 K. | 28.11.2013 | Dava sürerken aynı evde ve cinsel birliktelikle yaşama | Evet | Zorunluluk yokken ortak hayatı sürdürmek evliliğin çekilebilir olduğunu gösterebilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2012/10405 E., 2012/30190 K. | 13.12.2012 | Terk ihtarı sonrası yeni olay bulunmaması | Evet | İhtar öncesi kusurlar affedildiğinden yeni olay ispatlanmamışsa genel sebebe dayalı dava reddedilir. |
| Yargıtay 2. HD, 2011/17840 E., 2012/13752 K. | 21.05.2012 | Dava sonrasında on beş günlük tatil | Evet | Birlikte tatil yapmak önceki olayların affedildiğini veya hoşgörüyle karşılandığını gösterebilir. |
| Yargıtay HGK, 2011/634 E., 2011/720 K. | 30.11.2011 | Eşlerin barışıp yeniden birlikte yaşamaları | Evet | Barışarak ortak hayatı yeniden kuran eşler barışma öncesindeki olayları affetmiş sayılır. |
| Yargıtay 2. HD, 2009/3630 E., 2010/5320 K. | 22.03.2010 | Dava açıldıktan sonra aynı evde yaşamaya devam etme | Tek başına hayır | Sadece aynı evde bulunmak boşanma davasına engel değildir; ortak hayatın niteliği araştırılmalıdır. |
| Yargıtay 2. HD, 2009/9907 E., 2009/13551 K. | 08.07.2009 | Başka kadınla yaşayan eşin çocukları görmek için eve gelmesi | Hayır | Çocuk ziyareti ortak hayatı yeniden kurma amacı taşımadığından af değildir. |
| Yargıtay 2. HD, 2008/10984 E., 2009/13238 K. | 06.07.2009 | Ceza dosyasında şikâyetten vazgeçme | Hayır | Eşi cezadan kurtarma amacı taşıyan vazgeçme boşanma bakımından af değildir. |
Sık Sorulan Sorular
Affettiğim eşime karşı daha sonra boşanma davası açabilir miyim?
Affettiğiniz olaydan sonra yeni bir kusurlu davranış yaşanmışsa dava açabilirsiniz. Ancak yalnızca affedilen eski olaya dayanırsanız dava reddedilebilir.
Eşimin aldatmasını öğrendim ama hemen evden ayrılamadım. Affetmiş sayılır mıyım?
Yalnızca hemen ayrılamamak af değildir. Ekonomik zorunluluk, korku veya çocuklar nedeniyle aynı evde kalmanız mümkündür.
Ancak zinayı bildiğiniz hâlde normal ortak hayatı uzun süre ve bilinçli biçimde sürdürmeniz affın kabul edilmesine yol açabilir.
Aldatmayı öğrendikten sonra birlikte yaşamaya devam edersem ne olur?
Zinayı bildiğiniz hâlde gönüllü şekilde normal evlilik hayatına devam etmeniz, zinayı affettiğiniz şeklinde değerlendirilebilir.
Ayrıca zina davası bakımından öğrenme tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre işler.
Eşimle yalnızca bir kez görüştüm. Bu af sayılır mı?
Genellikle hayır.
Görüşmenin amacı ve sonrasında ortak hayatın kurulup kurulmadığı önemlidir. Tek görüşme, çocuk teslimi veya barışma müzakeresi çoğu zaman yeterli değildir.
Boşanma davasından feragat edersem geçmiş olayları tekrar kullanabilir miyim?
Kural olarak feragat tarihinden önceki olaylar affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış sayılır. Yeni dava için feragatten sonra yaşanan yeni olayların bulunması gerekir.
Terk ihtarı gönderirsem eşimin önceki davranışlarını kullanabilir miyim?
Kural olarak kullanamazsınız.
Eve dön ihtarı, ihtar talep tarihinden önceki kusurları affetme veya hoşgörüyle karşılama sonucu doğurabilir. Bu olaylar daha sonra kusur ve tazminat hesabında kullanılamayabilir.
Terk nedeniyle boşanırsam ihtar öncesindeki olaylara dayanarak tazminat alabilir miyim?
Terk ihtarı ihtardan önceki olayları af kapsamına soktuğu için bu olaylara dayanarak karşı tarafa kusur ve tazminat yüklenemez.
İhtar tarihinden sonra gerçekleşen yeni olaylar varsa bunlar ayrıca değerlendirilir.
Şikâyetimi geri çekmem eşimi affettiğim anlamına gelir mi?
Tek başına hayır.
Vazgeçmenin yalnızca eşinizi cezadan kurtarma amacı taşıdığı ve ortak hayatın yeniden kurulmadığı anlaşılırsa af kabul edilmez.
Barışmayı denemek dava hakkımı kaybettirir mi?
Barışma girişimi sonuçsuz kalırsa kural olarak hayır.
Ancak barışıp ortak hayatı gerçekten yeniden kurarsanız barışma öncesindeki olaylar affedilmiş sayılabilir.
Aynı evde ayrı odalarda yaşamak af mıdır?
Tek başına değildir.
Evlilik ilişkisinin gerçekte devam edip etmediğine ve birlikte kalmanın zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılır.
Eşimle cinsel ilişkiye girmem bütün olayları affettiğim anlamına gelir mi?
Her durumda otomatik olarak değil.
Ancak düzenli cinsel birliktelik ve normal ortak hayatın sürdürülmesi affın güçlü delili olabilir.
Eşim yeni bir kusur işleyene kadar beklemeli miyim?
Hayır.
Yeni ve daha ağır bir olay beklerken özel boşanma sebebine ilişkin hak düşürücü süreyi kaçırabilir veya birlikte yaşamaya devam ederek mevcut olayları affetmiş sayılabilirsiniz.
Sonuç
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar, boşanma davasında karşı tarafa yeniden kusur olarak yüklenemez. Dava yalnızca bu olaylara dayanıyorsa ve aftan sonra yeni bir kusurlu davranış ispatlanamıyorsa boşanma talebi esastan reddedilebilir.
Bununla birlikte her görüşme, mesajlaşma, aynı evde kalma veya barışma girişimi af değildir. Affın kabulü için kusurlu olayın bilinmesi, eşin serbest iradesiyle bağışlama yönünde davranması ve çoğu durumda ortak hayatın bilinçli biçimde yeniden kurulması gerekir.
Çocuklar, ekonomik zorunluluk, korku, aile baskısı veya geçici barışma denemesi nedeniyle bir araya gelmek tek başına yeterli olmayabilir.
Boşanma davasından feragat edilmesi ve özellikle terk ihtarı gönderilmesi, geçmiş olaylar bakımından ciddi sonuçlar doğurur. Terk ihtarı gönderen eş, ihtardan önceki kusurları affetmiş sayılabileceği için bu davranışları daha sonra boşanma, kusur ve tazminat talebinde kullanamayabilir.
Aynı şekilde eşinin daha ağır bir kusurunu veya yeni bir “skandalını” yakalamayı bekleyen kişi, elindeki mevcut boşanma sebebini kaybedebilir. Özel boşanma sebeplerine ilişkin hak düşürücü süreler geçebilir veya ortak hayatın devam ettirilmesi nedeniyle olayların affedildiği kabul edilebilir.
Bu nedenle boşanma davasında yalnızca:
“Ne yaşandı?”
sorusu değil;
“Olay ne zaman öğrenildi, sonrasında nasıl davranıldı ve ortak hayat gerçekten yeniden kuruldu mu?”
soruları da belirleyicidir.