Evlilik sırasında çekilmiş bir kredinin boşanma halinde nasıl değerlendirileceği, yalnız kredinin kimin adına çekildiğine veya taksitleri kimin banka hesabından ödediğine bakılarak belirlenemez. Krediden doğan bankaya karşı borç, krediyle elde edilen para ve bu parayla alınan ev, araç veya başka bir mal birbirinden ayrılmalıdır. Mal rejiminin tasfiyesinde ayrıca malın ne zaman edinildiği, peşinatın hangi kaynaktan karşılandığı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ödendiği ve boşanma davası açıldığında ne kadar kredi borcu kaldığı önem taşır.
Bu nedenle “Evlilikte çekilen kredi yarı yarıya paylaşılır” veya “Kredi kimin üzerindeyse bütün borç ona aittir” şeklindeki ifadeler tek başına doğru değildir. Bankayla kurulan kredi ilişkisindeki borçluluk ile eşlerin kendi aralarındaki mal rejimi hesabı farklı hukuki ilişkilerdir.
Krediyle alınmış bir mal söz konusu olduğunda hesap daha da önem kazanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli, 2023/531 E., 2024/892 K. sayılı kararında da krediyle edinilen malın tasfiyesinde kredi sözleşmesinin, ödeme tablosunun, satın alma bedelinin, peşinatın, evlilik içinde yapılan ödemelerin ve mal rejiminin sona ermesinden sonraya kalan kredi bölümünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği benimsenmiştir.
- Evlilikte Çekilen Kredi Borcu Boşanmada Eşler Arasında Paylaşılır mı?
- Evlilikte Çekilen Krediden Gelen Para Boşanmada Paylaşılır mı?
- Krediyle Alınan Ev, Araba veya Başka Bir Mal Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
- Krediyle Alınan Malın Ne Kadarı Paylaşılır?
- Kredi Borcu Bitmeden Boşanılırsa Ne Olur?
- Boşanma Davasından Sonra Ödenen Kredi Taksitleri Nasıl Hesaplanır?
- Evlenmeden Önce Alınan Evin Kredisi Evlilikte Ödendiyse Ne Olur?
- Evliyken Alınan Malın Kredisi Boşanmadan Önce Tamamen Bittiyse Ne Olur?
- Evlenmeden Önce Çekilen Kredi Evlilikte Ödenmeye Devam Ediyorsa Ne Olur?
- Tapu Evlenmeden Önce Alındıysa Kredi Ödemeleri Nasıl Değerlendirilir?
- Ödemesi Evlenmeden Önce Biten Evin Tapusu Evlilikten Sonra Alındıysa Ne Olur?
- Evlilikte Çekilen İhtiyaç Kredisi Boşanmada Paylaşılır mı?
- İhtiyaç Kredisiyle Ev veya Araba Alındıysa Nasıl Paylaşılır?
- Eşin Habersiz Çektiği Kredi Diğer Eşi Borçlandırır mı?
- Boşanma Kredi Borcunu Bankaya Karşı İkiye Böler mi?
- Kredi Kartı Borcu Boşanmada Paylaşılır mı?
- Ek Hesap ve Kredili Mevduat Hesabı Borcu Boşanmada Nasıl Değerlendirilir?
- Elden Borçla Alınan Mal Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
- Eşin Ailesinden Gelen Para Borç mu, Bağış mı Sayılır?
- Krediyle Alınan Malda Peşinat Kişisel Maldan Ödendiyse Ne Olur?
- Krediyle Alınan Malın Değeri Kalan Kredi Borcundan Düşükse Ne Olur?
- Krediyle Alınan Mal Satılmışsa Ne Olur?
- Krediyle Alınan Mal Boşanma Davasından Sonra Satılırsa Ne Olur?
- Krediyle Alınan Evde Tapunun Kimin Üzerinde Olduğu Paylaşımı Değiştirir mi?
- Krediyi Sadece Bir Eş Ödediyse Diğer Eş Yine Katılma Alacağı İsteyebilir mi?
- Eşlerden Biri Kredi Taksitlerini Daha Fazla Ödediyse Daha Fazla Pay Alır mı?
- Kredi Ödemelerini Eşin Anne veya Babası Yaptıysa Ne Olur?
- Krediyle Alınan Malın Ne Kadarı Paylaşılır?
- Kredi Borcu Devam Eden Ev Satılmadan Mal Paylaşımı Yapılabilir mi?
- Boşanmada Kredi Borcu ile Mal Paylaşımı Arasındaki En Önemli Ayrım
- Evlilikte Çekilen Kredi ve Kredili Mal Hakkında Sık Sorulan Sorular
- Evlilikte çekilen kredi borcunun yarısını eşim ödemek zorunda mı?
- Evlilikte çekilen krediden gelen paranın yarısını isteyebilir miyim?
- Krediyle alınan ev boşanmada yarı yarıya mı paylaşılır?
- Evlenmeden önce aldığım evin kredisi evlilikte ödendiyse eşim hak talep edebilir mi?
- Evlilikte alınan evin kredisi boşanma davasından sonra da devam ediyorsa ne olur?
- Krediyi sadece ben ödedim, eşim yine de pay alabilir mi?
- Eşim benden habersiz ihtiyaç kredisi çekti, bu borç bana da geçer mi?
- Krediyle alınan aracın borcu değerinden fazlaysa yine katılma alacağı çıkar mı?
- Eşimin ailesi evin peşinatını verdiyse bu para paylaşılır mı?
- Boşanma davası açılmadan hemen önce çekilen kredi mal paylaşımını etkiler mi?
Evlilikte Çekilen Kredi Borcu Boşanmada Eşler Arasında Paylaşılır mı?
Evlilik sırasında bir eşin kendi adına çektiği kredi, boşanmayla birlikte bankaya karşı kendiliğinden ikiye bölünmez. Kredi sözleşmesinde borçlu olan kişinin bankaya karşı sorumluluğu boşanma nedeniyle değişmez. Diğer eş kredi sözleşmesinin tarafı, müşterek borçlu veya kefili değilse, yalnız evli olması sebebiyle bankaya karşı kredi borçlusu haline gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesinde ise farklı bir değerlendirme yapılır. Kredi belirli bir malın edinilmesi için kullanılmışsa, bu mala ilişkin borç tasfiye hesabında dikkate alınabilir. Özellikle kredi taksitlerinin bir kısmının evlilik içinde, kalan kısmının boşanma davası açıldıktan sonra ödenmesi halinde malın güncel değerinin doğrudan ikiye bölünmesi doğru bir hesaplama yöntemi değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında, krediyle edinilen taşınmaz bakımından kredi geri ödemelerinin hangi döneme denk geldiğinin, miktarının ve taksit sayısının belirlenmesi gerektiği; mal rejimi sona erdikten sonraya kalan ödemelerin ise taşınmazın borcu olarak tasfiyede dikkate alınacağı kabul edilmiştir.
Dolayısıyla “Kredinin yarısını diğer eş öder” şeklinde doğrudan bir sonuç çıkarılmaz. Önce bankaya karşı borcun kime ait olduğu, ardından mal rejimi bakımından kredinin hangi malın borcu olduğu ve hangi dönemde ödendiği belirlenir.
Evlilikte Çekilen Krediden Gelen Para Boşanmada Paylaşılır mı?
Kredinin hesaba yatırılmış olması tek başına diğer eşe kredi tutarının yarısını isteme hakkı vermez. Krediden elde edilen paranın ne olduğu ve mal rejimi sona erdiğinde hangi ekonomik değere dönüştüğü araştırılır.
Örneğin evlilik sırasında 1.000.000 TL ihtiyaç kredisi çekilmiş ve para boşanma davası açıldığında hâlâ banka hesabında bulunuyorsa, hesaptaki paranın niteliği ve karşılığındaki kredi borcu birlikte değerlendirilmelidir. Hesapta bir para bulunurken bu parayı meydana getiren kredi borcunun tamamen yok sayılması tasfiyenin gerçek ekonomik durumu yansıtmasını engelleyebilir.
Kredi parasıyla bir otomobil veya taşınmaz alınmışsa artık yalnız banka hesabına giren nakit değil, bu paranın dönüştüğü mal ve mala ilişkin kredi borcu değerlendirilir.
Para evlilik süresince kira, gıda, tatil, sağlık, eğitim ve diğer aile giderlerinde tüketilmişse boşanma sırasında mevcut olmayan kredi tutarının yarısının sırf geçmişte hesaba girmiş olması nedeniyle diğer eşe ödenmesi şeklinde genel bir kural yoktur.
Buna karşılık krediden elde edilen paranın diğer eşin kişisel malının edinilmesine, borcunun ödenmesine veya mevcut bir malının iyileştirilmesine aktarılması halinde denkleştirme veya değer artış payı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle krediden gelen para bakımından temel soru yalnız “Kredi evlilikte mi çekildi?” değildir. Paranın nerede olduğu, ne için kullanıldığı ve tasfiye sırasında mevcut bir malvarlığı değerine dönüşüp dönüşmediği belirlenmelidir.
Krediyle Alınan Ev, Araba veya Başka Bir Mal Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Evlilik sırasında krediyle alınan ev veya aracın eşlerden biri adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde karşılığı verilerek edinilmiş bir mal, kişisel mal olduğu ispat edilmedikçe edinilmiş mal kabul edilir.
Bununla birlikte krediyle alınan malın güncel değerinin doğrudan yarısının diğer eşe verilmesi her olayda doğru değildir. Malın edinilmesinde kullanılan peşinatın kaynağı, kredinin satın alma bedelinin ne kadarını karşıladığı, kredi taksitlerinin ne kadarının mal rejimi devam ederken ödendiği ve dava tarihinden sonra kalan borç birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli, 2023/531 E., 2024/892 K. sayılı kararında, taşınmazın edinilmesinde kullanılan kredinin taşınmazın borcu olarak kabul edilmesi doğru bulunmuş; ancak kredi sözleşmesi ve ödeme tablosu getirtilmeden, kredinin vadesi ve evlilik içinde ödenen taksitler belirlenmeden yapılan hesaplama hatalı kabul edilmiştir. Kararda ayrıca satın alma bedelinin tamamının krediyle karşılanıp karşılanmadığının, kredi dışında ödenen peşinatın ve evlilik dönemindeki kredi ödemelerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği benimsenmiştir.
Bu yaklaşım, “Ev evlilikte alındıysa yarısı diğer eşindir” şeklindeki basit hesabın neden her olayda doğru olmadığını göstermektedir.
Krediyle Alınan Malın Ne Kadarı Paylaşılır?
Krediyle alınan malın ne kadarının tasfiyeye gireceği konusunda sabit bir yüzde yoktur. Hesap, malın finansman yapısına göre yapılır.
Örneğin evlilik sırasında 3.000.000 TL bedelle alınan bir evin 1.000.000 TL’si bir eşin evlilikten önce sahip olduğu kişisel mal niteliğindeki parasından, kalan 2.000.000 TL’si banka kredisiyle karşılanmış olabilir. Boşanma davası açıldığında kredinin de yalnız bir bölümü ödenmiş olabilir. Böyle bir durumda taşınmazın güncel değerini ikiye bölmek, kişisel mal katkısını ve mal rejimi sona erdikten sonraya kalan kredi borcunu yok sayar.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında iki döneme yayılan krediler için ayrıntılı bir hesap yöntemi benimsenmiştir. Öncelikle mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmemiş kredi borcunun toplam kredi borcuna oranı, ardından bu oranın malın edinme bedeli içerisindeki karşılığı belirlenir. Bu oran malın tasfiye tarihindeki rayiç değerine yansıtılarak borca karşılık gelen değer bulunur; kalan değer üzerinden değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hesabı yapılır.
Aynı yaklaşım Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/531 E., 2024/892 K. sayılı güncel kararında da sürdürülmüştür. Bu nedenle kredili mallarda yalnız kalan kredi borcunun nominal tutarını güncel rayiç değerden çıkarmak da her zaman doğru sonuca ulaştırmaz.
Kredi Borcu Bitmeden Boşanılırsa Ne Olur?
Kredinin boşanma davası açıldığı tarihte devam ediyor olması sık karşılaşılan durumlardan biridir. Burada mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği önem taşır.
Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca boşanma halinde mal rejimi, boşanma kararının kesinleştiği tarihte değil, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle kredi taksitlerinin dava tarihinden önce veya sonra ödenmiş olması tasfiye hesabında farklı sonuç doğurabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2011 tarihli, 2011/2643 E., 2011/3780 K. sayılı kararında, evlilik döneminde krediyle alınan araç bakımından toplam 36 taksidin 5’inin boşanma davasından önce, 31’inin ise dava tarihinden sonraki döneme denk geldiği belirlenmiş; dava tarihinden sonraya isabet eden kredi ödemeleri tasfiye hesabında evlilik dönemindeki ödemelerden ayrı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle kredi devam ederken boşanılması, kredili malın tasfiye dışında kalacağı anlamına gelmez. Ancak henüz ödenmemiş veya mal rejimi sona erdikten sonraki döneme ait taksitler hesaba katılmadan malın tamamının edinilmiş mal değeri gibi kabul edilmesi de doğru değildir.
Boşanma Davasından Sonra Ödenen Kredi Taksitleri Nasıl Hesaplanır?
Boşanma davasının açılmasıyla mal rejimi sona erdiğinden, dava tarihinden sonra bir eşin kendi kaynaklarından yaptığı kredi ödemeleri evlilik döneminde yapılan ödemelerle aynı şekilde değerlendirilmez.
Krediyle edinilmiş malın borcunun dava tarihinden sonraki döneme sarkan kısmı tasfiye hesabında dikkate alınır. Böylece bir eşin mal rejimi sona erdikten sonra tek başına üstleneceği kredi borcunun diğer eş lehine katılma alacağı yaratacak şekilde hesaba dahil edilmesinin önüne geçilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında da bilirkişinin kredi taksitlerini yanlış tarihten itibaren hesaplaması bozma nedeni yapılmış; esas alınması gereken tarihin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi olduğu açıkça kabul edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.01.2015 tarihli, 2014/15353 E., 2015/1623 K. sayılı kararında da taşınmazın krediyle alınması ve kredinin bir bölümünün boşanma dava tarihinden sonraya kalması nedeniyle bu kısmın tasfiye hesabında davalı eş lehine dikkate alınması, evlilik dönemindeki bölüm üzerinden artık değer ve katılma alacağı hesabı yapılması gerektiği benimsenmiştir.
Evlenmeden Önce Alınan Evin Kredisi Evlilikte Ödendiyse Ne Olur?
Bir taşınmaz evlenmeden önce satın alınmış ve eşlerden biri adına tescil edilmişse, taşınmaz kural olarak o eşin kişisel malıdır. Ancak taşınmazın kişisel mal olması, evlilik sırasında edinilmiş mallardan yapılan kredi ödemelerinin hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez.
Evlilik döneminde maaş ve çalışma karşılığı elde edilen gelir gibi edinilmiş mallardan kişisel mala yönelik kredi ödemesi yapılması, şartları bulunduğunda değer artış payı hesabına konu olabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 tarihli, 2017/8450 E., 2019/1633 K. sayılı kararında taşınmaz evlilikten önce alınmış; 120 ay vadeli konut kredisinin 7 taksidi evlenmeden önce, 32 taksidi evlilik sırasında, geri kalan taksitleri ise mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenmiştir. Yargıtay, aksi ispat edilmediği sürece evlilik içindeki kredi ödemelerinin edinilmiş mallardan karşılandığının kabul edilmesi ve bu ödemeler nedeniyle değer artış payı talebinin incelenmesi gerektiğini benimsemiştir.
Bu karar özellikle “Tapu evlenmeden önce alınmışsa diğer eş hiçbir şey isteyemez” düşüncesinin her durumda doğru olmadığını göstermektedir.
Evliyken Alınan Malın Kredisi Boşanmadan Önce Tamamen Bittiyse Ne Olur?
Mal edinilmiş mallara katılma rejimi devam ederken satın alınmış ve kredi de boşanma davasından önce tamamen ödenmişse, dava tarihinden sonraya kalan kredi borcu bulunmaz. Ancak bu durum malın güncel değerinin her olayda doğrudan ikiye bölüneceği anlamına gelmez.
Malın edinilmesinde kişisel maldan peşinat ödenmiş olabilir. Bir eş miras kalan parasını, evlilikten önce sahip olduğu birikimini veya kişisel mal niteliğindeki başka bir malın satış bedelini peşinatta kullanmışsa bu katkının tasfiyede ayrıca dikkate alınması gerekir.
Buna karşılık kredi ve peşinatın tamamı edinilmiş mallardan karşılanmış ve kişisel mal katkısı ispatlanmamışsa, edinilmiş malın artık değeri üzerinden katılma alacağı gündeme gelir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.06.2011 tarihli, 2010/5757 E., 2011/3446 K. sayılı kararında da alımda kullanılan banka kredisinin evlilik içinde erken ödeme ile tamamen kapatılması ve kredi ödemelerinin çalışma karşılığı elde edilen gelirlerden yapılması nedeniyle kredili kısmın edinilmiş mal hesabında dikkate alınması benimsenmiştir.
Evlenmeden Önce Çekilen Kredi Evlilikte Ödenmeye Devam Ediyorsa Ne Olur?
Kredinin evlilikten önce çekilmiş olması tek başına evlilik döneminde yapılan bütün taksitleri kişisel mal ödemesi haline getirmez. Burada krediyle hangi malın edinildiği ve taksitlerin hangi dönemde hangi mal grubundan ödendiği önem taşır.
Evlilikten önce edinilmiş bir taşınmaz kişisel mal olarak kalabilir; ancak evlilik döneminde edinilmiş mallardan bu kişisel malın kredi borcunun ödenmesi, eşler arasındaki mal grupları veya eşlerin malvarlıkları arasında bir katkı meydana getirebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/8450 E., 2019/1633 K. sayılı kararında bu ayrım açık biçimde yapılmıştır. Evlilik öncesindeki peşinat ve kredi ödemeleri ile evlilik dönemindeki kredi ödemeleri aynı hukuki rejime tabi tutulmamış; evlilik sırasında edinilmiş mallardan yapılan ödemelerin değer artış payı bakımından değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Tapu Evlenmeden Önce Alındıysa Kredi Ödemeleri Nasıl Değerlendirilir?
Tapunun evlilikten önce eşlerden biri adına tescil edilmiş olması taşınmazın mal grubunun belirlenmesinde önemlidir. Taşınmaz bu durumda kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Ancak kredi borcunun evlilik sırasında ödenen kısmı ayrıca incelenir.
Evlilik dönemindeki taksitlerin edinilmiş mal niteliğindeki gelirlerden ödendiği kabul ediliyorsa, kişisel mala edinilmiş mallardan katkı yapılmış olur. Bu katkı doğrudan taşınmazın yarısının diğer eşe ait olması sonucunu doğurmaz; değer artış payı hükümleri çerçevesinde oranlama yapılmasını gerektirebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/8450 E., 2019/1633 K. sayılı kararında da evlilik öncesinde satın alınan taşınmazın kişisel mal olduğu kabul edilmiş, buna karşılık evlilik içindeki kredi ödemeleri ayrı bir değer artış payı konusu olarak değerlendirilmiştir.
Ödemesi Evlenmeden Önce Biten Evin Tapusu Evlilikten Sonra Alındıysa Ne Olur?
Bu ihtimalde yalnız tapudaki tescil tarihine bakarak taşınmazın edinilmiş mal olduğu sonucuna ulaşmak her durumda doğru olmayabilir. Taşınmazın hangi hukuki işlemle edinildiği, satış sözleşmesinin ne zaman kurulduğu, bedelin ne zaman ve hangi kaynaklardan ödendiği, mülkiyetin hangi işlem sonucunda geçtiği ve tescilin hukuki sebebi birlikte incelenmelidir.
Özellikle kooperatif, TOKİ, ön ödemeli satış, arsa payı karşılığı inşaat veya uzun süreli ödeme sistemiyle edinilen taşınmazlarda, ödeme tarihleri ile tapunun alındığı tarih arasında uzun bir süre bulunabilir. Bedelin tamamı evlenmeden önce ödenmiş, eşin taşınmaz üzerindeki ekonomik hakkı evlilikten önce doğmuş ve evlilikten sonra yapılan tescil yalnız daha önce kazanılmış hakkın tapuya geçirilmesi niteliğinde kalmışsa, taşınmazın sırf tapusu evlilik içinde alındığı için edinilmiş mal sayılması isabetli olmaz.
Buna karşılık evlilikten önce yalnızca bir ön ödeme yapılmış, mülkiyetin kazanılmasını sağlayan asıl ödemeler evlilik içinde gerçekleştirilmiş veya taşınmaz üzerindeki hak evlilik sırasında doğmuşsa farklı bir tasfiye hesabı gündeme gelir. Böyle bir durumda evlilik öncesi ödeme kişisel mal katkısı, evlilik içindeki ödemeler ise aksi ispat edilmedikçe edinilmiş mal kaynaklı ödeme olarak dikkate alınabilir.
Mal rejiminin tasfiyesinde belirleyici olan yalnız tapunun hangi tarihte tescil edildiği değil, taşınmazın edinilmesine ilişkin ekonomik sürecin hangi dönemde ve hangi mal grubundan karşılandığıdır. Bu nedenle özellikle tapunun evlilikten sonra verildiği ancak satış bedelinin evlilikten önce ödendiği dosyalarda satış sözleşmesi, ödeme makbuzları, banka kayıtları, kooperatif veya TOKİ ödeme çizelgeleri ve devir belgeleri birlikte incelenmelidir.
Yargıtay’ın mal rejimi uyuşmazlıklarında benimsediği temel yaklaşım da taşınmazın edinilme bedelinin hangi kaynaklardan ve hangi dönemlerde karşılandığının belirlenmesi yönündedir. Bu nedenle tapu tarihi tek başına sonuca götürmez; kişisel mal ile edinilmiş maldan yapılan ödemelerin oranı belirlenerek buna göre katılma alacağı veya değer artış payı hesabı yapılması gerekir.
Örneğin taşınmazın bedeli evlenmeden önce tamamen ödenmiş, yalnız tapu işlemi nikâhtan sonra tamamlanmışsa taşınmazın kişisel mal niteliği ağır basabilir. Buna karşılık bedelin bir kısmı evlilikten önce, önemli bölümü ise evlilik içinde ödenmişse taşınmazın tamamı tek kalemde kişisel mal veya edinilmiş mal kabul edilmek yerine, ödeme kaynakları ve dönemleri ayrıştırılarak tasfiye hesabı yapılmalıdır.
Evlilikte Çekilen İhtiyaç Kredisi Boşanmada Paylaşılır mı?
İhtiyaç kredisinin evlilik sırasında çekilmiş olması, kredi borcunun yarısının boşanma halinde diğer eşe yüklenmesi veya bankadan alınan paranın yarısının diğer eşe ödenmesi sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Öncelikle krediyle elde edilen paranın ne amaçla kullanıldığı ve mal rejiminin sona erdiği tarihte bu paranın veya onun yerine geçen bir malvarlığı değerinin mevcut olup olmadığı belirlenmelidir.
Krediyle alınan para evlilik birliğinin kira, gıda, eğitim, sağlık, tatil veya diğer olağan giderlerinde tüketilmişse, tasfiye tarihinde paylaşılabilecek bağımsız bir malvarlığı değeri kalmamış olabilir. Buna karşılık kredi parası banka hesabında duruyorsa, yatırım hesabına aktarılmışsa, araç veya taşınmaz alınmasında kullanılmışsa ya da başka bir malvarlığı değerine dönüşmüşse tasfiye hesabı buna göre yapılır.
Burada kredi borcu ile kredi sayesinde elde edilen ekonomik değerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bir eşin hesabına 500.000 TL kredi yatırılmış olması, diğer eşin doğrudan 250.000 TL alacaklı olduğu anlamına gelmez. Aynı işlem nedeniyle bankaya karşı geri ödeme borcu da doğmuştur. Tasfiyede mevcut aktif ile bu aktifle bağlantılı borcun birlikte ele alınması gerekir.
Kredinin bir eşin kişisel malının edinilmesi veya kişisel mala ilişkin borcun ödenmesi amacıyla kullanılması ise farklı bir hesaplamayı gerektirebilir. Kredi taksitlerinin edinilmiş mallardan karşılanması halinde edinilmiş mal grubundan kişisel mala yönelik bir değer kayması ortaya çıkabilir ve şartları varsa denkleştirme veya değer artış payına ilişkin hükümler gündeme gelebilir.
İhtiyaç Kredisiyle Ev veya Araba Alındıysa Nasıl Paylaşılır?
Kredinin bankacılık bakımından “ihtiyaç kredisi” olarak adlandırılması, mal rejiminin tasfiyesinde tek başına belirleyici değildir. Önemli olan krediden elde edilen paranın fiilen nerede kullanıldığıdır. İhtiyaç kredisiyle araç alınmış, konut bedelinin bir kısmı ödenmiş veya başka bir malvarlığı değeri edinilmişse kredi ile edinilen mal arasındaki bağlantı kurulabilir.
Bu durumda malın edinilme bedeli, krediyle karşılanan miktar, varsa peşinatın kaynağı, mal rejimi devam ederken ödenen kredi taksitleri ve mal rejiminin sona ermesinden sonraki ödemeler ayrıştırılır. Krediyle alınan malın tasfiye tarihindeki değeri de hesaba dahil edilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında, krediyle alınan taşınmazın tasfiyesinde satın alma bedelinin, krediyle karşılanan kısmın, kredi dışında eşlerin kendi imkânlarıyla karşıladıkları tutarların ve tasfiye tarihindeki rayiç değerin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği benimsenmiştir. Kararda ayrıca kredi sözleşmesi ve ödeme tablosu dahil banka kayıtlarının getirtilerek hesaplamanın bu veriler üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım yalnız konut kredileri bakımından değil, kredi ile edinilmiş mal arasındaki ekonomik ilişkinin belirlenebildiği diğer uyuşmazlıklar bakımından da önem taşır.
Eşin Habersiz Çektiği Kredi Diğer Eşi Borçlandırır mı?
Evlilik, eşlerden birinin yaptığı bütün borçlandırıcı işlemler nedeniyle diğer eşin de bankaya karşı otomatik olarak borçlu olması sonucunu doğurmaz. Kredi sözleşmesini yalnız bir eş imzalamışsa, diğer eşin bankaya karşı sorumluluğu kredi sözleşmesinin tarafı olup olmadığı ve Türk Medeni Kanunu’ndaki eşlerin temsil yetkisine ilişkin hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 188. maddesi uyarınca eşlerden her biri ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder. Ailenin diğer ihtiyaçları bakımından ise eşlerden birinin birliği temsil edebilmesi kanunda belirtilen şartlara bağlıdır. Bu nedenle “evlilik içinde çekilmiş kredi” ile “eşlerin ortak borcu” kavramları birbirinin eş anlamlısı değildir.
Bankaya karşı kimin borçlu olduğu ile eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi de birbirinden ayrılmalıdır. Kredi yalnız bir eş adına çekilmiş olsa bile para ortak yaşam sırasında bir malın edinilmesinde kullanılmış veya tasfiyeye tabi bir malvarlığı değerine dönüşmüş olabilir. Tersine, kredinin evlilik sırasında çekilmiş olması da diğer eşin kredi borcunun yarısından bankaya karşı sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Boşanma Kredi Borcunu Bankaya Karşı İkiye Böler mi?
Boşanma kararı, kredi sözleşmesini kendiliğinden değiştirmez. Kredi yalnız eşlerden biri adına kullanılmışsa boşanma nedeniyle banka diğer eşi otomatik olarak kredi borçlusu haline getiremez. Her iki eş kredi sözleşmesinde borçluysa bankaya karşı sorumlulukları ise sözleşme ve borçlar hukuku hükümlerine göre devam eder.
Mal rejiminin tasfiyesinde yapılan hesap bundan farklıdır. Örneğin eşlerden biri adına kayıtlı bir taşınmazın satın alınması için çekilmiş kredi bulunuyorsa, taşınmazın aktif değeri hesaplanırken mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin kredi borcunun tasfiyeye etkisi dikkate alınabilir. Bu hesap, bankadaki borcun yarısının diğer eşin üzerine geçirilmesi anlamına gelmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2011 tarihli, 2011/2643 E., 2011/3780 K. sayılı kararında krediyle alınan araç bakımından, boşanma davasına kadar ödenen taksitlerle dava tarihinden sonraki döneme isabet eden taksitler ayrılmış; dava tarihinden sonraki 31 taksit davalı eşin kişisel malı kapsamında değerlendirilmiştir. Bu ayrım, bankaya karşı kredi borçluluğundan değil, eşler arasındaki mal rejiminin hangi tarihte sona erdiğinden kaynaklanmaktadır.
Kredi Kartı Borcu Boşanmada Paylaşılır mı?
Kredi kartı borçlarında da yalnız borcun evlilik sırasında doğmuş olması yeterli değildir. Harcamanın ne için yapıldığı, borcun hangi eşe ait olduğu ve tasfiyeye konu malvarlığı değerleriyle bağlantısının bulunup bulunmadığı önem taşır.
Evlilik birliğinin günlük ihtiyaçları için yapılan harcamalarla bir eşin tamamen kişisel amaçları için gerçekleştirdiği harcamalar aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz. Ayrıca kredi kartının kimin adına olduğu ve diğer eşin kart veya ek kart kullanıcısı olması bankaya karşı sorumluluk bakımından ayrıca önem taşır.
Mal rejimi tasfiyesinde ise kredi kartı ekstresindeki toplam borcun mekanik biçimde ikiye bölünmesi yerine, borcun hangi mal veya harcamayla ilişkili olduğu ve tasfiyede dikkate alınabilecek bir pasif oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.
Ek Hesap ve Kredili Mevduat Hesabı Borcu Boşanmada Nasıl Değerlendirilir?
Ek hesap veya kredili mevduat hesabından kullanılan paralar bakımından da ihtiyaç kredisine benzer biçimde paranın kullanım amacı önem taşır. Hesaptan çekilen para bir aracın veya taşınmazın edinilmesinde kullanılmışsa bu bağlantı tasfiye hesabında dikkate alınabilir. Para aile giderlerinde tüketilmişse tasfiye tarihinde aynı ekonomik değerin hâlen mevcut olup olmadığı ayrıca incelenir.
Borçlu hesabın yalnız bir eş adına olması, diğer eşin bankaya karşı doğrudan borçlu olduğu anlamına gelmez. Eşler arasındaki mal rejimi hesabında ise borcun hangi malvarlığı unsuruyla ilişkili olduğu belirleyicidir.
Elden Borçla Alınan Mal Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Bir malın banka kredisi yerine aileden, arkadaştan veya üçüncü bir kişiden alınan borçla edinilmiş olması, borcun mal rejiminin tasfiyesinde hiçbir şekilde dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Ancak banka kredilerinden farklı olarak elden alınan borçlarda borcun varlığının, miktarının, tarihinin ve malın edinilmesinde gerçekten kullanıldığının ispatı daha önemli hale gelir.
Örneğin eşlerden biri evlilik sırasında satın alınan aracın bedelinin babasından aldığı borçla ödendiğini ileri sürüyorsa, yalnız bu yöndeki beyan tasfiye hesabının değiştirilmesi için her durumda yeterli olmayabilir. Para transferleri, borcun verildiği tarih, geri ödemeler ve tarafların diğer delilleri birlikte değerlendirilir.
Üçüncü kişiden alınan paranın bağış mı yoksa geri ödenmesi gereken gerçek bir borç mu olduğu da önemlidir. Özellikle anne veya baba tarafından çocuklarına gönderilen paraların tasfiye sırasında “borçtu” veya “bağıştı” şeklinde farklı nitelendirilmesi uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Eşin Ailesinden Gelen Para Borç mu, Bağış mı Sayılır?
Eşlerden birinin anne veya babasının ev, araç ya da başka bir mal alınırken para vermesi halinde, bu paranın hukuki niteliği ayrıca belirlenmelidir. Para eşe karşılıksız kazandırma amacıyla verilmişse Türk Medeni Kanunu’nun kişisel mallara ilişkin hükümleri gündeme gelebilir. Gerçek bir borç ilişkisi varsa malın edinilmesiyle bağlantılı borcun tasfiyeye etkisi ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle “parayı babam verdi” şeklindeki açıklama tek başına hesabın nasıl yapılacağını göstermez. Paranın kime verildiği, geri ödeme kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı ve tarafların iradesini ortaya koyan diğer deliller incelenmelidir.
Krediyle Alınan Malda Peşinat Kişisel Maldan Ödendiyse Ne Olur?
Krediyle alınan malın bedelinin bir kısmının miras, bağış, evlilikten önce mevcut para veya kişisel bir malın satış bedeli gibi kişisel mal kaynaklarından karşılanması halinde, bu katkının tasfiyede ayrıca dikkate alınması gerekir.
Örneğin evlilik içinde 4.000.000 TL bedelle alınan bir taşınmazın 1.000.000 TL peşinatı eşlerden birinin evlilikten önce sahip olduğu malın satışından karşılanmış, kalan 3.000.000 TL için kredi kullanılmış olabilir. Bu durumda taşınmazın evlilik içinde alınmış olmasına bakılarak güncel değerinin tamamının doğrudan yarıya bölünmesi kişisel mal katkısını göz ardı eder.
Kişisel maldan karşılanan bölüm ile edinilmiş mallardan karşılanan bölümün belirlenmesi ve taşınmazın tasfiye tarihindeki değerinin bu oranlarla ilişkilendirilmesi gerekir. Kredinin mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme sarkan bölümü de ayrıca hesaba katılır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.03.2012 tarihli, 2011/5844 E., 2012/1995 K. sayılı kararında da miras yoluyla gelen para ile konut kredisi birlikte değerlendirilmiş; miras varlığı kişisel mal kapsamında ele alınırken boşanma davasından sonra ödenen kredi taksitleri de tasfiye hesabında ayrıştırılmıştır.
Krediyle Alınan Malın Değeri Kalan Kredi Borcundan Düşükse Ne Olur?
Kredili malın piyasa değerinin her zaman kalan borçtan yüksek olması gerekmez. Özellikle yüksek faizli kredilerde veya malın ciddi değer kaybettiği durumlarda, tasfiye tarihinde malın değeri kalan kredi yükünün altında kalabilir.
Böyle bir durumda ortada paylaşılabilecek pozitif bir artık değer bulunup bulunmadığının ayrıca hesaplanması gerekir. Malın değerinden daha yüksek bir kredi borcu bulunmasına rağmen, sanki borç yokmuş gibi malın piyasa değerinin yarısı üzerinden katılma alacağı hesaplanamaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2011 tarihli, 2011/2643 E., 2011/3780 K. sayılı kararında da aracın karar tarihine en yakın değerinin, boşanma davasından sonraki döneme isabet eden kredi borcundan düşük olması nedeniyle aktifin pasiften az olduğu belirtilmiş ve bu durum artık değerin hesabında dikkate alınmıştır.
Krediyle Alınan Mal Satılmışsa Ne Olur?
Krediyle edinilen malın boşanma davasından önce veya mal rejiminin tasfiyesi davası sırasında satılmış olması, mal rejimi bakımından her durumda incelemenin sona erdiği anlamına gelmez. Satışın ne zaman yapıldığı, satış bedelinin ne olduğu, bedelin nerede kullanıldığı ve malın elden çıkarılmasının diğer eşin katılma alacağını azaltma amacı taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun artık değerin hesabına eklenecek değerleri düzenleyen hükümleri nedeniyle, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önce gerçekleştirdiği bazı karşılıksız kazandırmalar veya diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler tasfiye hesabında tamamen göz ardı edilmeyebilir.
Bu nedenle krediyle alınmış evin veya aracın dava öncesinde satılmış olması halinde yalnız tapu veya trafik kaydında malın artık bulunmadığına bakılarak sonuca gidilmez.
Krediyle Alınan Mal Boşanma Davasından Sonra Satılırsa Ne Olur?
Boşanma davasının açılmasıyla mal rejiminin sona ermesi ile tasfiyenin fiilen tamamlanması aynı tarih değildir. Mal rejimi boşanma sebebiyle sona erdiğinde Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi gereğince sona erme tarihi dava tarihine götürülür; ancak tasfiye davası ve malın değerinin belirlenmesi daha sonra gerçekleşebilir.
Bu süreçte malın satılması, tasfiye alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Satışın koşulları ve elde edilen bedelin yanında tasfiyede hangi değerleme tarihinin esas alınacağı da uyuşmazlığın özelliklerine göre değerlendirilir.
Krediyle Alınan Evde Tapunun Kimin Üzerinde Olduğu Paylaşımı Değiştirir mi?
Tapunun yalnız bir eş adına kayıtlı olması, malın tasfiye dışında kalması için tek başına yeterli değildir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde mülkiyet ile diğer eşin tasfiye sonunda sahip olabileceği alacak hakkı birbirinden farklıdır.
Evlilik içinde karşılığı verilerek edinilen ve kişisel mal olduğu ispatlanamayan bir taşınmazın yalnız eşlerden biri adına tescilli olması, diğer eşin şartları varsa katılma alacağı talep etmesine engel olmaz. Bununla birlikte diğer eş doğrudan tapunun yarısının kendi adına geçirilmesini talep eden bir ortak malik gibi değerlendirilmez. Mal rejiminin tasfiyesinde kural olarak parasal alacak hesaplanır.
Bu nedenle halk arasında kullanılan “evin yarısı diğer eşindir” ifadesi teknik olarak her dosyada doğru değildir. Eşin hakkı, taşınmazın hukuki niteliği ve tasfiye hesabı sonucunda ortaya çıkan katılma alacağı veya diğer mal rejimi alacakları üzerinden belirlenir.
Krediyi Sadece Bir Eş Ödediyse Diğer Eş Yine Katılma Alacağı İsteyebilir mi?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden hangisinin maaşından kredi taksitlerinin ödendiği tek başına diğer eşin katılma alacağını ortadan kaldırmaz. Çalışma karşılığı elde edilen gelirler kural olarak edinilmiş maldır. Bu nedenle eşlerden birinin maaşından yapılan evlilik içi kredi ödemeleri, sırf ödeme o eşin banka hesabından çıktığı için kişisel mal ödemesi haline gelmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.06.2011 tarihli, 2010/5757 E., 2011/3446 K. sayılı kararında da evlilik içinde çalışılarak elde edilen gelirle ödenen kredinin edinilmiş mal hesabında dikkate alınması benimsenmiştir.
Buna karşılık kredi taksitlerinin miras, bağış veya evlilikten önce mevcut kişisel birikim gibi kişisel mal kaynağından ödendiği ispatlanırsa hesap değişebilir. Burada belirleyici olan yalnız ödemeyi yapan kişinin kimliği değil, ödemenin hangi mal grubundan karşılandığıdır.
Eşlerden Biri Kredi Taksitlerini Daha Fazla Ödediyse Daha Fazla Pay Alır mı?
Eşlerin edinilmiş mallara katılma rejimindeki hakları, evlilik sırasında aile bütçesine kimin daha fazla para koyduğunun basit hesabına dayanmaz. Bir eşin daha yüksek maaş alması veya kredi taksitlerinin tamamının onun hesabından ödenmesi, edinilmiş mal niteliğindeki gelirlerden yapılan ödemelerde tek başına daha yüksek katılma payı doğurmaz.
Farklı sonuç, eşlerden birinin kişisel malından diğer eşin malına katkıda bulunduğunun ispatlanması halinde ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda katkının niteliğine göre değer artış payı veya mal rejiminden kaynaklanan diğer alacakların değerlendirilmesi gerekir. Örneğin eşlerden biri kendisine miras kalan parayı diğer eş adına kayıtlı taşınmazın kredi taksitlerinin ödenmesinde kullanmışsa, bu ödeme maaştan yapılan olağan kredi ödemesiyle aynı şekilde değerlendirilmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.06.2011 tarihli, 2010/5757 E., 2011/3446 K. sayılı kararında da kredi ödemelerinin tarafların kişisel mallarından karşılandığı ispatlanamadığı ve kredinin çalışma karşılığı elde edilen gelirle ödendiği durumda bu ödemelerin edinilmiş mal hesabında dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle “krediyi ben ödedim, evin tamamı benimdir” veya “taksitlerin yüzde yetmişini ben ödedim, malın yüzde yetmişi benimdir” şeklinde doğrudan bir oranlama, edinilmiş mallara katılma rejiminin işleyişini yansıtmaz.
Kredi Ödemelerini Eşin Anne veya Babası Yaptıysa Ne Olur?
Kredi taksitlerinin eşlerden birinin anne veya babası tarafından ödenmesi halinde öncelikle yapılan ödemenin hukuki niteliği belirlenmelidir. Ödemenin kendi çocuklarına karşılıksız kazandırma amacıyla yapılmış olması ile daha sonra geri alınmak üzere borç olarak verilmiş olması aynı sonucu doğurmaz.
Karşılıksız kazandırmanın eşlerden yalnız birine yapıldığı ispatlanabiliyorsa kişisel mal hükümleri gündeme gelebilir. Buna karşılık paranın her iki eşe bağışlandığı, aileye ortak katkı amacıyla verildiği veya gerçekte geri ödenmesi gereken bir borç olduğu anlaşılıyorsa tasfiye hesabı buna göre değişir.
Bu tür uyuşmazlıklarda banka havaleleri önemli olmakla birlikte yalnız paranın hangi hesaba gönderildiğine bakılması her zaman yeterli değildir. Açıklama kısmı, ödemenin tarihi, paranın kredi taksidine aktarılıp aktarılmadığı, tarafların beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Krediyle Alınan Malın Ne Kadarı Paylaşılır?
Krediyle alınan malın ne kadarının tasfiyeye gireceği konusunda her dosyaya uygulanabilecek “malın yarısı diğer eşindir” şeklinde sabit bir formül bulunmamaktadır. Öncelikle malın edinilme bedeli ve bu bedelin hangi kaynaklardan karşılandığı belirlenir.
Malın bedelinin bir bölümü kişisel maldan verilen peşinatla, bir bölümü evlilik içinde ödenen kredi taksitleriyle, kalan bölümü ise boşanma davasının açılmasından sonra ödenmiş olabilir. Bu üç bölüm aynı mal grubuna ait kabul edilmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında krediyle alınan taşınmazlarda satın alma bedelinin, krediyle karşılanan tutarın, kredi dışında kullanılan kaynakların, ödeme oranlarının ve tasfiye tarihindeki rayiç değerin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu sebeple kredili mal paylaşımında yalnız “kaç taksit ödendi?” sorusu yeterli değildir. Taksitlerin hangi dönemde ödendiği, ödemenin kaynağı, kredinin malın satın alma bedeli içerisindeki ağırlığı ve malın tasfiye tarihindeki değeri birlikte hesaba katılır.
Örnek Krediyle Alınan Ev Hesabı
Bir taşınmazın 2.000.000 TL bedelle evlilik içinde alındığını, 500.000 TL peşinatın eşlerden birinin miras kalan parasından karşılandığını ve kalan 1.500.000 TL için konut kredisi kullanıldığını düşünelim. Kredi taksitlerinin bir bölümü evlilik devam ederken, kalan bölümü ise boşanma davası açıldıktan sonra ödenmiş olsun.
Bu durumda taşınmazın güncel değerinin doğrudan ikiye bölünmesi doğru olmaz. Miras yoluyla karşılanan peşinat kişisel mal kaynağı olarak; mal rejimi devam ederken edinilmiş mallardan karşılanan kredi bölümü edinilmiş mal hesabında; mal rejiminin sona ermesinden sonraki ödemeler ise o dönemin hukuki niteliğine göre ayrı değerlendirilir. Daha sonra bu oranların taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri üzerindeki karşılığı belirlenerek katılma alacağı ve varsa diğer mal rejimi alacakları hesaplanır.
Bu örnekte rakamların yalnız satın alma tarihindeki nominal tutarları üzerinden “500.000 TL kişisel mal düşülür, kalanı ikiye bölünür” şeklinde hesap yapılması da her durumda doğru sonucu vermez. Kişisel mal ve edinilmiş mal katkılarının malın güncel değeriyle ilişkisi kurulmalıdır.
Kredi Borcu Devam Eden Ev Satılmadan Mal Paylaşımı Yapılabilir mi?
Mal rejiminin tasfiyesi için kredi borcunun tamamen bitmiş veya taşınmazın satılmış olması zorunlu değildir. Kredi devam ederken de taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri ile kalan kredi yükünün tasfiyeye etkisi belirlenerek mal rejimi alacağı hesaplanabilir.
Yargıtay’ın kredinin iki döneme yayıldığı uyuşmazlıklardaki yaklaşımı da kalan kredi borcunun tasfiye hesabında dikkate alınması yönündedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli, 2015/11560 E., 2015/17026 K. sayılı kararında mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmemiş kredi borcunun toplam kredi içindeki oranının ve bunun taşınmazın edinme bedeliyle ilişkisinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle kredi devam ediyor diye mal paylaşımı davasının kredinin son taksidine kadar bekletilmesi gerektiği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır.
Boşanmada Kredi Borcu ile Mal Paylaşımı Arasındaki En Önemli Ayrım
Kredili malların tasfiyesinde üç ayrı ekonomik değer birbirine karıştırılmamalıdır: bankaya karşı devam eden kredi borcu, kredi kullanılarak elde edilen para ve bu para kullanılarak edinilen mal.
Boşanma, bankaya karşı kredi borcunu kendiliğinden eşler arasında yarıya bölmez. Krediden gelen paranın evlilik sırasında hesaba girmiş olması da diğer eşe doğrudan paranın yarısını isteme hakkı vermez. Krediyle bir mal edinilmişse malın edinme tarihi, finansman biçimi, kişisel mal katkıları, evlilik içinde yapılan ödemeler, mal rejiminin sona ermesinden sonraki taksitler ve tasfiye tarihindeki değer birlikte değerlendirilir.
Bu ayrım yapılmadığında aynı ekonomik değer iki kez hesaba katılabilir veya malın gerçek finansman yapısı göz ardı edilerek hatalı bir katılma alacağı hesabına ulaşılabilir.
Evlilikte Çekilen Kredi ve Kredili Mal Hakkında Sık Sorulan Sorular
Evlilikte çekilen kredi borcunun yarısını eşim ödemek zorunda mı?
Kredinin evlilik sırasında çekilmiş olması tek başına diğer eşi bankaya karşı borcun yarısından sorumlu hale getirmez. Bankaya karşı sorumluluk kredi sözleşmesi ve borç ilişkisinin taraflarına göre belirlenir. Mal rejiminin tasfiyesinde kredinin dikkate alınması ise bundan farklı bir meseledir.
Evlilikte çekilen krediden gelen paranın yarısını isteyebilir miyim?
Kredi parasının hesaba girmiş olması tek başına diğer eşe paranın yarısını isteme hakkı vermez. Paranın tasfiye tarihinde mevcut olup olmadığı, bir mala dönüşüp dönüşmediği, nerede kullanıldığı ve karşılığındaki kredi borcu birlikte değerlendirilir.
Krediyle alınan ev boşanmada yarı yarıya mı paylaşılır?
Krediyle alınan evin güncel değerinin her durumda doğrudan yarıya bölünmesi doğru değildir. Peşinatın kaynağı, krediyle karşılanan bölüm, evlilik içinde ve boşanma davasından sonra yapılan ödemeler ile kişisel mal katkıları tasfiye hesabını değiştirebilir.
Evlenmeden önce aldığım evin kredisi evlilikte ödendiyse eşim hak talep edebilir mi?
Taşınmazın evlilikten önce edinilmiş olması kişisel mal niteliğini gündeme getirse de kredi taksitlerinin evlilik sırasında edinilmiş mallardan ödenmiş olması tasfiye bakımından ayrıca değerlendirilir. Şartları varsa evlilik içindeki ödemeler nedeniyle değer artış payı veya mal rejiminden kaynaklanan başka bir alacak doğabilir.
Evlilikte alınan evin kredisi boşanma davasından sonra da devam ediyorsa ne olur?
Boşanma davasının açıldığı tarih mal rejiminin sona erme tarihi bakımından önemlidir. Dava tarihinden sonraki kredi taksitleri evlilik içinde yapılan ödemelerle aynı şekilde değerlendirilmez. Kalan kredi borcunun malın tasfiye değerine etkisi ayrıca hesaplanır.
Krediyi sadece ben ödedim, eşim yine de pay alabilir mi?
Kredi taksitlerinin çalışma karşılığı elde edilen maaştan ödenmesi halinde, maaş kural olarak edinilmiş mal olduğundan taksitlerin yalnız bir eşin hesabından çıkması diğer eşin katılma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemelerin kişisel maldan yapıldığı ispatlanırsa hesap farklılaşabilir.
Eşim benden habersiz ihtiyaç kredisi çekti, bu borç bana da geçer mi?
Evlilik, bir eşin kullandığı kredinin diğer eşe otomatik olarak geçmesi sonucunu doğurmaz. Bankaya karşı sorumluluk kredi sözleşmesi ile eşlerin evlilik birliğini temsil yetkisine ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Kredinin nerede kullanıldığı ise eşler arasındaki mal rejimi hesabında ayrıca önem taşıyabilir.
Krediyle alınan aracın borcu değerinden fazlaysa yine katılma alacağı çıkar mı?
Malın aktif değeri ile tasfiyede dikkate alınması gereken kredi yükü birlikte hesaplanır. Pasifin aktifi aşması halinde paylaşılabilecek pozitif artık değer bulunmayabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2011 tarihli, 2011/2643 E., 2011/3780 K. sayılı kararında da aracın değerinin kalan kredi yükünün altında olması bu çerçevede değerlendirilmiştir.
Eşimin ailesi evin peşinatını verdiyse bu para paylaşılır mı?
Paranın hukuki niteliği belirlenmelidir. Eşlerden birine karşılıksız kazandırma amacıyla verilmiş para kişisel mal kapsamında değerlendirilebilirken gerçek bir borç, her iki eşe yapılan kazandırma veya farklı amaçla verilen para aynı sonucu doğurmaz.
Boşanma davası açılmadan hemen önce çekilen kredi mal paylaşımını etkiler mi?
Kredinin hangi amaçla çekildiği, paranın nereye aktarıldığı ve tasfiye edilecek malvarlığı üzerindeki etkisi incelenir. Mal rejiminin sona ermesinden hemen önce gerçekleştirilen işlemlerin diğer eşin katılma alacağını azaltmaya yönelik olup olmadığı da somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.