Küçük Esnaf ve Şahıs Şirketi Konkordato İlan Edebilir mi?

Konkordato denildiğinde çoğu kişinin aklına yüksek borçlu anonim ve limited şirketler gelir. Oysa konkordato yalnızca büyük şirketlere tanınmış bir koruma değildir. Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya yakın zamanda ödeyememe tehlikesi yaşayan gerçek kişiler, tacirler ve belirli koşullarda küçük esnaflar da konkordato talep edebilir.

Uygulamada “konkordato ilan etmek” ifadesi kullanılsa da borçlu, tek taraflı bir açıklamayla konkordato korumasına giremez. Borçlu asliye ticaret mahkemesine başvurur; geçici ve kesin mühlet ile konkordatonun tasdiki hakkında mahkeme karar verir. Küçük esnaf bakımından belirleyici olan yalnızca başvuru hakkının bulunması değildir. İşletmenin faaliyetine devam edip etmediği, borçların hangi kaynakla ve hangi sürede ödeneceği, işletme ile kişisel malvarlığının ilişkisi ve sürecin maliyetinin borç yüküyle orantılı olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Kimler Konkordato Talep Edebilir?

İcra ve İflâs Kanunu’nun 285. maddesine göre borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, borçlarının vadeye bağlanması ya da belirli oranda indirilmesi amacıyla konkordato talep edebilir. Başvuru hakkı borçlunun bir sermaye şirketi olmasına veya borca batık hâle gelmesine bağlı değildir.

Anonim ve limited şirketler, kollektif ve komandit şirketler, kooperatifler, gerçek kişi tacirler, esnaflar ve tacir sıfatı bulunmayan gerçek kişiler konkordato talebinde bulunabilir. Borçlu sıfatını taşıyan dernek ve vakıflar da hukuki yapıları elverdiği ölçüde bu yola başvurabilir. İşletmenin çalışan sayısının az olması, düşük cirolu çalışması veya tek kişi tarafından yürütülmesi başvuru hakkını ortadan kaldırmaz.

Borçlunun bütün ödemelerini durdurmuş olması da gerekmez. Mevcut mali veriler, yakında doğacak borçların vadelerinde karşılanamayacağını gösteriyorsa henüz genel bir ödeme aksaması başlamadan konkordato istenebilir. Bununla birlikte geçici bir nakit sıkışıklığı veya birkaç icra takibinin bulunması, tek başına projenin tasdik edilmesini sağlamaz. Borçlunun faaliyetini nasıl sürdüreceğini, hangi kaynaktan gelir elde edeceğini ve alacaklılara hangi takvim içinde ödeme yapacağını açıklayan gerçekçi bir proje sunması gerekir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli, 2023/2317 E., 2023/3128 K. sayılı kararında, konkordatonun borçlarını ödeyerek faaliyetine devam etmek isteyen borçlunun mali durumunu iyileştirmeyi ve alacaklıların muhtemel bir iflasa göre daha yüksek oranda tahsilat yapmasını sağlamayı amaçladığı benimsenmiştir. Kararda, teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması ve alacaklılara iflasa göre daha elverişli bir sonuç sunması gerektiği de belirtilmiştir.

Alacaklının borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını istemesi daha dar koşullara bağlıdır. İflas talebinde bulunma hakkına sahip alacaklı, iflasa tabi bir borçlu hakkında gerekçeli dilekçeyle konkordato sürecinin başlatılmasını talep edebilir. İflasa tabi olmayan küçük esnaf veya tacir olmayan gerçek kişi hakkında alacaklının bu yola başvurması mümkün değildir; başvuruyu borçlunun kendisi yapmalıdır.

Küçük Esnaf Konkordato İlan Edebilir mi?

Esnafın tacir sayılmaması, kendi borçları için konkordato talep etmesine engel değildir. Bakkal, berber, terzi, tamirci, küçük lokanta işletmecisi, pazarcı veya tek başına hizmet veren bir meslek sahibi; banka, tedarikçi, kira, çek ve senet borçlarını mevcut vadelerinde ödeyemiyor ancak işini sürdürerek belirli bir ödeme planını yerine getirebilecek durumda bulunuyorsa konkordato yolunu değerlendirebilir.

Burada “küçük esnaf” ile “küçük tacir” ayrımı önem taşır. Ticari faaliyetin ölçeği, niteliği ve işletme biçimi kişiyi hukuken esnaf veya tacir konumuna getirebilir. Esnaf siciline veya ticaret siciline kayıt, vergi mükellefiyetinin türü ve işletmenin gerçek faaliyet hacmi bu değerlendirmede birlikte ele alınır. Kişinin kendisini esnaf olarak tanımlaması ya da işyerinin küçük olması, tacir sıfatının bulunmadığını tek başına göstermez.

Bu ayrım başvuru hakkından çok, sunulacak belgeler, yetkili mahkeme ve talebin reddi hâlinde iflas kararı verilip verilemeyeceği bakımından önemlidir. İflasa tabi bir gerçek kişi tacir ile tacir olmayan esnaf aynı mahkemede konkordato talep edebilse de dosyalarının mali belge yükü ve reddin sonuçları aynı olmayabilir.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03.09.2025 tarihli, 2025/1770 E., 2025/1592 K. sayılı kararında, tacir olmayan gerçek kişinin konkordato talep edebileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte malvarlığıyla uyumlu, somut ve sürdürülebilir bir ödeme planı sunulmaması, borçların kaynağının belgelenememesi ve mühlet içinde bazı alacaklılara eşitliği bozacak ödemeler yapılması nedeniyle talebin reddi hukuka uygun bulunmuştur. Başvuru hakkının bulunması, icra takiplerini durdurmak amacıyla hazırlanan soyut bir projenin kabul edileceği anlamına gelmez.

Şahıs Şirketi ile Şahıs İşletmesi Aynı Şey midir?

Günlük kullanımda tek kişi tarafından kurulan işletmelere “şahıs şirketi” denilmektedir. Hukuken şahıs işletmesi, sahibinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir. Vergi kaydı, işyeri unvanı ve işletme hesabı bulunsa bile borçlu doğrudan işletme sahibidir. Banka kredisi, tedarikçi borcu, işyeri kirası veya işletme için düzenlenen çek nedeniyle konkordato başvurusu da gerçek kişi işletme sahibi adına yapılır.

Türk Ticaret Kanunu bakımından kollektif ve komandit şirketler ise teknik anlamda şahıs şirketidir ve tüzel kişiliğe sahiptir. Bu şirketlerde konkordato talebi şirket adına yapılır; ortakların kişisel sorumluluğu ve ayrıca konkordato talep edip etmeyecekleri şirket türüne ve borcun niteliğine göre değerlendirilir. Tek ortaklı limited şirket de tek kişi tarafından kurulabilmesine rağmen hukuken şahıs şirketi değil, sermaye şirketidir ve sahibinden ayrı bir tüzel kişiliği vardır.

Bu ayrım özellikle kişisel malvarlığı bakımından önem taşır. Şahıs işletmesinin borcu işletme sahibinin kişisel borcu olduğundan, konkordato incelemesinde yalnızca dükkândaki stoklar, makine ve ticari araç değil; borçlu adına kayıtlı diğer mal ve haklar da dikkate alınır. Limited veya anonim şirkette ise şirket malvarlığı ile ortağın kişisel malvarlığı kural olarak birbirinden ayrıdır. Ortağın şirket borcuna kefil olması, aval vermesi veya birlikte borç altına girmesi hâlinde kişisel sorumluluk ayrıca doğabilir.

İlginizi çekebilir:  Konkordato İlan Eden Şirket Borcunu Ödemezse Alacaklı Ne Yapabilir?

Konkordato Küçük Esnafı Neyden Korur?

Konkordatonun küçük esnaf açısından en önemli işlevi, farklı alacaklıların aynı anda yürüttüğü icra ve haciz baskısını belirli bir süre için durdurmasıdır. Mahkeme geçici mühlet kararı verdiğinde kesin mühletin sonuçları doğar. Kanundaki istisnalar dışında borçluya karşı yeni icra ve iflas takibi başlatılamaz; daha önce açılmış takipler durur. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz. Vergi dairesi ve SGK tarafından 6183 sayılı Kanun’a göre yürütülen takipler de mühlet boyunca takip yasağından etkilenir.

Banka hesabına haciz konulması, işyerindeki makinelerin veya stokların satılması ve farklı icra dosyalarından aynı anda tahsilat yapılması, işletmenin gelir üretme imkânını kısa sürede ortadan kaldırabilir. Mühlet, esnafın işyerini açık tutarak gelir elde etmesine ve borçlarını tek bir ödeme projesi içinde ele almasına zaman kazandırır. Borçlar bu aşamada silinmez; bireysel takiplerin yerini mahkeme ve komiser gözetimindeki toplu bir yeniden yapılandırma alır.

Tasdik edilen projede aksine bir düzenleme yoksa rehinle temin edilmemiş alacaklara geçici mühlet tarihinden sonra faiz işlemesi durur. Özellikle yüksek faizli banka ve piyasa borçlarının büyümesinin önüne geçilmesi, faaliyeti devam eden bir işletmenin mali yapısını toparlamasını kolaylaştırabilir.

Proje gerekli çoğunlukla kabul edilip mahkemece tasdik edildiğinde adi borçların tamamı daha uzun bir vadeye yayılabilir. Borcun belirli bir oranının ödenmesi teklif edilebilir veya indirim ile vade birlikte uygulanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2024 tarihli, 2024/148 E., 2024/273 K. sayılı kararında da konkordatonun vade, tenzilat ve karma konkordato biçiminde düzenlenebileceği açıklanmıştır. Esnaf böylece her alacaklıyla ayrı ayrı ve farklı koşullarda anlaşmaya çalışmak yerine, konkordatoya tabi borçlarını bağlayıcı tek bir plan içinde ödeyebilir.

İşletmenin devamı için önem taşıyan sözleşmelerde, borçlunun konkordato talep etmesinin sözleşmeye aykırılık veya fesih sebebi sayılacağına ilişkin hükümler uygulanmaz. Kiraya veren, tedarikçi veya hizmet sağlayıcı, yalnızca konkordato başvurusunu gerekçe göstererek işletmenin devamı için önemli olan sözleşmeyi sona erdiremez. Konkordato dışında gerçekleşen kira temerrüdü, sözleşmeye aykırılık veya başka bir haklı fesih sebebi varsa sözleşmenin her koşulda devam edeceği söylenemez.

Konkordato Hangi Borçları Kapsar?

Konkordato talebinden önce doğmuş banka kredileri, kredi kartı borçları, tedarikçi alacakları, cari hesap borçları, kira borçları, çek ve senet bedelleri ile diğer teminatsız para borçları kural olarak adi konkordato kapsamında değerlendirilebilir. Alacağın niteliği, doğum tarihi ve teminatı, projeye hangi ölçüde tabi olacağını belirler.

Tasdik edilen konkordato, kural olarak konkordato talebinden önce doğan alacaklar ile komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan alacaklar için bağlayıcıdır. Geçici mühlet sonrasında işyerinin faaliyeti için alınan yeni mal ve hizmetlerin bedeli, güncel kira, ücret ve diğer işletme giderleri ise sürecin devamı için düzenli biçimde ödenmelidir. Konkordato, işletmenin başvurudan sonra doğacak bütün borçlarını eski projeye ekleyerek ödeme imkânı vermez.

Çek veya senet düzenlenmiş olması da borcu kendiliğinden konkordato dışında bırakmaz. Borçlu esnaf yönünden mühlet hükümleri uygulanır; ancak aynı çek veya bonoda avalist, ciranta, kefil ya da birlikte borçlu bulunan diğer kişiler konkordato korumasından otomatik olarak yararlanmaz. Kambiyo senetlerindeki ibraz, protesto ve müracaat süreleri ayrıca takip edilmelidir.

Vergi ve SGK Borçları Konkordatoya Girer mi?

Vergi dairesi ve SGK tarafından 6183 sayılı Kanun’a göre yürütülen takipler, geçici ve kesin mühlet sırasında durur. Bu koruma, işletmenin hesabına veya malvarlığına mühlet boyunca yeni kamu haczi uygulanmasını engelleyebilir. Mühletin sona ermesi ve projenin tasdiki bakımından ise farklı bir düzenleme vardır.

6183 sayılı Kanun kapsamındaki vergi, prim ve diğer kamu alacakları tasdik edilen konkordatonun bağlayıcı sonuçlarına tabi değildir. Esnaf, adi alacaklılara borcun belirli bir yüzdesini uzun vadede ödemeyi teklif etse bile vergi ve SGK borçlarını aynı indirim ve vadeye kendiliğinden dahil edemez. Kamu borçları için ilgili mevzuattaki tecil, taksitlendirme veya yapılandırma imkânlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Borç yükünün büyük bölümü vergi ve SGK borçlarından oluşuyorsa konkordato, beklenen kalıcı çözümü sağlamayabilir. Banka ve piyasa borçları nedeniyle işletmenin faaliyetinin durma tehlikesi bulunuyor, kamu borçları da ayrıca yönetilebilir durumdaysa konkordato yine anlamlı olabilir. Borç dağılımı görülmeden yalnızca toplam borç tutarına bakılarak karar verilmesi yanıltıcıdır.

Konkordato Hangi Takiplerden Koruma Sağlamaz?

Konkordato bütün alacaklılara karşı sınırsız bir takip yasağı oluşturmaz. Rehinle temin edilmiş alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir veya başlamış takibe devam edebilir. Kural olarak mühlet içinde muhafaza tedbiri alamaz ve rehinli malı sattıramaz. Rehinli malın işletmede kullanılmayacak olması, değerinin düşmesi veya muhafazasının masraflı hâle gelmesi durumunda mahkemenin satışa izin verebilmesi mümkündür.

İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırasına giren imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Kanundaki süre ve şartları taşıyan bazı işçi alacakları bu gruptadır. İşyerinde çalışanların güncel ücretlerinin konkordato gerekçe gösterilerek ödenmemesi de işletmenin iyileşme projesini zayıflatır.

Kefiller, avalistler ve borçtan birlikte sorumlu kişiler esnaf hakkında verilen mühlet kararından kendiliğinden yararlanmaz. Şahıs işletmesi sahibi lehine eşi, yakını veya başka bir kişi kefil olmuşsa alacaklının bu kişiye yönelmesi mümkün olabilir. Konkordato projesine verilecek oyun birlikte sorumlulara başvuru hakkı üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Mühlet kararından önce konulmuş hacizler de karar verildiği anda sicilden silinmez. Takip ve satış işlemleri durur; haczin tasdikten sonraki durumu projenin bağlayıcılığına ve kanundaki istisnalara göre belirlenir. Mühlet, alacak davalarının açılmasını da genel olarak engellemez; takip yasağı ile dava hakkı birbirinden ayrıdır.

İlginizi çekebilir:  Konkordato İlan Eden Şirket Borcunu Ödemezse Alacaklı Ne Yapabilir?

Şahıs İşletmesinin Evi, Arabası ve Diğer Kişisel Malları Ne Olur?

Şahıs işletmesi sahibinin ticari borçları ile kişisel malvarlığı arasında limited şirketteki gibi bir ayrım bulunmaz. Borçlu adına kayıtlı ev, arsa, otomobil, banka hesabı ve alacaklar konkordato dosyasındaki malvarlığı incelemesine girer. Bunların bir bölümü projenin finansman kaynağı olarak satılabilir veya kira geliri ödeme planına dahil edilebilir.

Konkordato başvurusu kişisel malların mülkiyetini komisere veya alacaklılara geçirmez. Borçlu kural olarak işinin ve malvarlığının başında kalır; ancak komiserin gözetimi altındadır. Rehin verme, kefil olma, taşınmaz devretme, işletmenin devamlı tesisatını elden çıkarma ve karşılıksız kazandırmada bulunma gibi önemli işlemler mahkeme iznine tabidir. Mahkeme gerekli görürse bazı işlemlerin yalnızca komiser izniyle yapılmasına veya işletmenin komiser tarafından yürütülmesine de karar verebilir.

Eşin kendi adına kayıtlı malvarlığı, sırf diğer eşin şahıs işletmesi borçları nedeniyle konkordato dosyasına dahil olmaz. Eşin kefil, müşterek borçlu veya rehin veren sıfatı bulunuyorsa sorumluluk bu hukuki işleme göre doğar. Malın gerçekte borçluya ait olduğu hâlde alacaklılardan kaçırmak amacıyla eş üzerine geçirilmesi iddiası ise tasarrufun iptali ve muvazaa hükümleri çerçevesinde ayrı bir uyuşmazlık yaratabilir.

Küçük Esnaf İçin Konkordatonun Faydaları Nelerdir?

Konkordato, faaliyeti hâlen gelir üreten ancak kısa vadeli borç baskısı nedeniyle ödeme dengesi bozulan esnaf için anlamlı bir toparlanma alanı sağlayabilir. İşyerinin temel makine ve stoklarının dağınık icra satışlarıyla elden çıkmasının önlenmesi, işletmenin müşteri çevresini ve üretim gücünü korumasına yardım eder. Borçların aynı tarihlerde yığılması yerine işletmenin nakit akışına uygun bir takvime yayılması, faaliyetin devamıyla tahsilat arasında denge kurulmasını mümkün kılar.

Alacaklılar bakımından da işletmenin faaliyetini sürdürmesi, çoğu zaman dağınık hacizlerden daha yüksek bir tahsilat ihtimali yaratır. Bu sebeple mahkeme, borçlunun yalnızca rahatlayıp rahatlamayacağına değil, teklifin alacaklıların muhtemel iflas veya cebri satış durumunda elde edeceği tutardan daha elverişli olup olmadığına da bakar.

Konkordato aynı zamanda borçların ve alacaklıların tam olarak ortaya çıkarılmasını sağlar. Cari hesaplar, çekler, banka borçları, rehinler ve imtiyazlı alacaklar tek dosyada incelenir. Küçük işletmelerde kişisel harcamalarla ticari giderlerin iç içe geçmesi sık rastlanan bir durumdur. Dosyanın sağlıklı yürüyebilmesi için bu ayrımın kayıt ve belgeler üzerinden yapılması gerekir.

Hangi Esnaf İçin Konkordato Uygun Olabilir?

Konkordatonun başarı şansı, işletmenin çekirdek faaliyetinin devam etmesine bağlıdır. Düzenli müşteri çevresi bulunan, satış veya hizmet üretmeye devam eden, giderlerini azaltabilen ve belirli bir vade içinde borç ödeyebilecek nakit akışı oluşturabilen işletmeler daha gerçekçi bir proje sunabilir. Satılabilecek atıl malvarlığı, tahsil edilebilir alacaklar, yeni sermaye girişi veya güvenilir üçüncü kişi kaynağı da projenin uygulanabilirliğini güçlendirebilir.

Örneğin satışları devam eden ancak kısa vadeli banka kredileri ile tedarikçi borçları aynı dönemde yığılan bir işletme, borçları makul vadeye yayarak faaliyetini koruyabilir. Buna karşılık müşteri çevresini kaybetmiş, dükkânını kapatmış ve yeni gelir kaynağı bulunmayan bir kişinin yalnızca borçların uzun süre ertelenmesini teklif etmesi yeterli değildir.

Konkordato mühleti ucuz kredi veya karşılıksız bekleme süresi olarak kullanılamaz. Borçlunun malvarlığı borçlarını kısa sürede karşılayabilecek düzeydeyken hiçbir fedakârlık yapmadan uzun ve faizsiz bir vade istemesi de kaynaklarla orantılılık koşuluna aykırı bulunabilir. Proje, borçlunun gerçek ödeme kapasitesini ve alacaklıların katlanacağı kaybı dengeli biçimde yansıtmalıdır.

Hangi Durumlarda Konkordato Küçük Esnafa Fayda Sağlamaz?

İşletmenin faaliyeti fiilen sona ermişse, düzenli gelir üretme ihtimali kalmamışsa ve satılabilecek malvarlığı da borçları anlamlı ölçüde karşılamıyorsa konkordato yalnızca takipleri geçici olarak geciktirebilir. Mahkeme, projenin başarıya ulaşamayacağını tespit ettiğinde kesin mühlet vermez veya daha önce verilen mühleti kaldırabilir.

Borçların ağırlıklı olarak vergi ve SGK borçlarından oluşması, konkordatonun tasdikten sonraki etkisini ciddi biçimde azaltır. Toplam borcun düşük olması hâlinde gider avansı, mali müşavirlik, bağımsız denetim, değerleme ve hukuki takip masrafları da elde edilecek faydayı aşabilir. Kanunda konkordato için belirlenmiş genel bir asgari borç sınırı bulunmasa da başvurunun ekonomik bakımdan anlamlı olması gerekir.

Ticari kayıtların dağınık olması, borçların kaynağının belgeyle açıklanamaması, kayıt dışı çek ve senetler, gerçeğe aykırı malvarlığı beyanı ve bazı alacaklılara gizli ödeme yapılması projenin güvenilirliğini ortadan kaldırabilir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03.09.2025 tarihli, 2025/1770 E., 2025/1592 K. sayılı kararında da malvarlığıyla uyumlu proje sunulmaması, borçların somut belgelerle açıklanamaması ve alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılması ret gerekçeleri arasında değerlendirilmiştir.

Küçük Esnaf Konkordato Başvurusunda Hangi Belgeleri Sunmalıdır?

Konkordato dosyasının temeli ön projedir. Projede borçların hangi oranda ve vadede ödeneceği, ödeme kaynağının işletme geliri mi, mal satışı mı, sermaye artışı mı yoksa üçüncü kişi finansmanı mı olacağı açıklanır. Alacaklıların kim olduğu, alacak miktarları ve varsa imtiyazları gösterilir; malvarlığının ve borçların gerçek durumu belgeye bağlanır.

Sunulacak belgeler borçlunun iflasa tabi olup olmamasına göre değişebilir. İflasa tabi borçlu bakımından ön proje, malvarlığına ilişkin mali tablolar ve kayıtlar, alacaklı listesi, konkordato teklifiyle alacaklıların eline geçecek miktar ile muhtemel iflas hâlindeki tahsilatı karşılaştıran tablo ve yetkili bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanan makul güvence veren denetim raporu aranır.

Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik’e göre iflasa tabi olmayan borçlu; ön proje, alacaklı ve alacak listesi ile durumuna uygun malvarlığı belgelerini sunar. Bu grupta karşılaştırma tablosu ve makul güvence veren denetim raporu aranmaz. Küçük bir işletmenin tacir veya esnaf sayılması, bu sebeple başvurudan önce kesin biçimde belirlenmelidir.

İlginizi çekebilir:  Konkordato İlan Eden Şirket Borcunu Ödemezse Alacaklı Ne Yapabilir?

Defter tutmakla yükümlü borçluların bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, işletmenin devamlılığı ve muhtemel satış fiyatları esasına göre hazırlanmış ara bilançolar, ticari defter tasdikleri, e-defter beratları, duran varlık listeleri ile bütün alacak ve borçları vadeleriyle gösteren belgeleri sunması gerekir. Mahkeme ve komiser süreç içinde ek bilgi ve kayıt da isteyebilir.

Konkordato Masrafı Küçük Esnaf İçin Ağır Olabilir mi?

Konkordato başvurusu yalnızca dava harcından ibaret değildir. Mahkeme veznesine yatırılan gider avansı; tebligat ve posta masrafları, ilan ücretleri, bilirkişi giderleri, geçici komiserin belirli dönem ücretleri, dosyanın kanun yoluna gönderilme giderleri ve iflasa tabi borçlular bakımından iflas giderini kapsar. Alacaklı sayısı, komiser sayısı ve dosyanın kapsamı arttıkça ek avans istenebilir.

Mali tabloların hazırlanması, değerleme çalışmaları, gerektiğinde makul güvence veren denetim raporu ve hukuki temsil için yapılacak harcamalar da gider avansının dışındadır. Bu nedenle yalnızca mahkeme veznesine yatırılacak tutara bakılarak toplam maliyet hesaplanamaz. Yürürlükteki tarife ve mahkemenin dosya özelinde belirlediği avans, başvuru tarihinde kontrol edilmelidir.

Faaliyeti devam eden ve yüksek tutarlı banka-piyasa borcu bulunan bir işletmede konkordato masrafı, işletmenin korunmasıyla elde edilecek faydaya göre makul kalabilir. Borç miktarı düşük, gelir yok ve projenin tasdik ihtimali zayıfsa aynı masraf küçük esnaf için ağır bir yük oluşturabilir. Başvurudan önce borç türleri, aylık nakit akışı, mevcut hacizler, kişisel malvarlığı ve tahmini süreç maliyeti birlikte hesaplanmalıdır.

Konkordato Başvurusu Hangi Mahkemeye Yapılır?

Konkordato davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. İflasa tabi borçlu bakımından yetkili mahkeme, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir. İflasa tabi olmayan esnaf veya gerçek kişi ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine başvurur. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, ticaret mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetki konkordato bakımından kesin olduğundan yanlış yerde yapılan başvuru koruma kararının devamını tehlikeye sokabilir. Şahıs işletmesinin işyeri adresi ile sahibinin yerleşim yeri farklıysa önce tacir ve iflasa tabi olma durumu belirlenmeli, ardından yetkili mahkeme tespit edilmelidir.

Konkordato Süreci Nasıl İlerler?

Mahkeme, İcra ve İflâs Kanunu’nun 286. maddesinde ve ilgili yönetmelikte aranan belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettiğinde üç aylık geçici mühlet verir ve aynı kararla geçici komiser görevlendirir. Borçlunun veya komiserin talebi üzerine geçici mühlet en fazla iki ay daha uzatılabilir. Bu dönemde komiser, projenin başarı ihtimalini, borçlunun faaliyetini ve mali kayıtlarını inceler.

Projenin başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde bir yıllık kesin mühlet verilir. Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet en fazla altı ay uzatılabilir. Kesin mühlet içinde alacaklar bildirilir, borçlunun beyanı alınır, proje olgunlaştırılır ve alacaklıların oyuna sunulur.

Alacaklıların kanunda aranan çoğunlukla projeyi kabul etmesi tek başına yeterli değildir. Mahkeme teklifin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olup olmadığını, alacaklıların muhtemel iflasa göre daha iyi bir tahsilat elde edip etmeyeceğini, imtiyazlı alacaklar ile komiser izniyle doğan borçların ödenip ödenmediğini veya teminata bağlanıp bağlanmadığını ve tasdik giderlerinin yatırılıp yatırılmadığını inceler. Koşullar gerçekleşirse proje tasdik edilir ve konkordatoya tabi alacaklılar bakımından bağlayıcı hâle gelir.

Konkordato Talebi Reddedilirse Küçük Esnaf İflas Eder mi?

Tacir olmayan ve iflasa tabi bulunmayan esnafın konkordato talebinin reddedilmesi, aynı dosyada iflasına karar verilmesi sonucunu doğurmaz. Mahkeme talebi reddeder, geçici veya kesin mühletin sağladığı korumaları kaldırır. Duran icra takipleri devam eder ve yeni takiplerin başlatılması mümkün hâle gelir.

Gerçek kişi tacir, kollektif veya komandit şirket ya da başka bir iflasa tabi borçlu bakımından sonuç farklı olabilir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun komiser talimatlarına aykırı davranması, alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi veya kanundaki diğer koşulların gerçekleşmesi durumunda mahkeme talebin reddiyle birlikte borçlunun iflasına resen karar verebilir.

Esnaf ile tacir ayrımının yalnızca teorik bir sınıflandırma olmamasının sebeplerinden biri budur. Başvurunun yanlış hukuki statüye göre hazırlanması, belge eksikliğine, yetki sorununa ve reddin sonuçlarının hatalı değerlendirilmesine yol açabilir.

Küçük Esnaf İçin Konkordato Ne Zaman Gerçek Bir Çözüm Olur?

Konkordato, borçtan kaçma veya takipleri karşılıksız biçimde erteleme yolu değildir. İşletmenin ayakta kalabilecek bir faaliyeti, belgelenebilir geliri ve alacaklıların kabul edebileceği bir ödeme kaynağı bulunuyorsa dağınık icra baskısını durdurarak yeniden yapılanma zemini sağlayabilir. Şahıs işletmesinde ticari borçların doğrudan işletme sahibine ait olması nedeniyle kişisel malvarlığının ve aile bütçesinin de planın dışında tutulması mümkün değildir.

Başvurudan önce borçların banka, piyasa, kamu, rehinli ve imtiyazlı alacaklar şeklinde ayrılması; işletmenin aylık nakit akışının çıkarılması; kişisel malvarlığı ve kefaletlerin belirlenmesi; sürecin toplam maliyetinin hesaplanması gerekir. Bu inceleme sonunda ödeme gücü bulunan fakat zamana ihtiyaç duyan esnaf ile faaliyeti sona ermiş ve sürdürülebilir gelir kaynağı kalmamış borçlu birbirinden ayrılır. Konkordatonun sağlayacağı koruma, ancak uygulanabilir bir ödeme planıyla birleştiğinde işletmenin devamına hizmet eder.

Kaynakça

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, m. 285-308/h.

Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik, 30.01.2019.

Konkordato Gider Avansı Tarifesi, 16.08.2025.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.05.2024, 2024/148 E., 2024/273 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 04.10.2023, 2023/2317 E., 2023/3128 K.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 03.09.2025, 2025/1770 E., 2025/1592 K.

Değerlendirme

Yorum yapın