KONKORDATO VE İFLAS ERTELEME

Borca batık bir şirket, alacaklılarının açtığı icra takipleri ve uygulanan hacizler sebebiyle, tamamen işlevsiz hale gelmekte ve borçlarını ödeme imkanı tamamen ortadan kalkmaktadır. Kanun koyucu, bu tarz şirketleri faal tutmak için bir takım çözümler öngörmüştür. Bunlardan biri “iflas erteleme” yoludur. İflas erteleme, borca batmış olan bir şirketin iflas etmeden önce ona zaman kazandırmayı hedefleyen bir koruma tedbiridir. Ancak bu yöntem, alacaklıların kısmen dahi olsa haklarını almalarına engel teşkil etmektedir. Yani, alacaklılar paralarını alamamaktadır. Bu sebeple, 2018 yılında 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucunda iflas erteleme tamamen kaldırılmıştır.
KONKORDATO NE ANLAMA GELİR?
“İflas erteleme” yolunun alacaklılar açısından hiçbir faydasının olmadığı yasa koyucu tarafından anlaşılmış ve bunun yerine alternatif bir yöntem ortaya koyulmuştur. Konkordato, kanunda geçtiği şekliyle “uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma” yöntemidir. Basitçe anlatmak gerekirse, iflas riskine sahip şirket, mahkeme tarafından kendisine bir süre verilerek, finansal projelerle mali durumunu düzeltme imkanı bulabilir. Bu esnada, alacaklıların daha önce açtığı yasal icra takipleri durur ve yeni takiplerin de açılması engellenir. Böylece, şirketin mali gücünü koruma şansı yaratılır. İflas ertelemeden farklı olarak, konkordatoda şirketin borca batık olması şartı aranmaz, bunun yerine mali zorluk bulunup bulunmadığına bakılır.
KONKORDATO SÜRECİ
NASIL BAŞLAR? GEREKLİ BELGELER NELERDİR?
Konkordato, mali güçlük çekmekte olan şirket tarafından veya alacaklılardan herhangi birinin ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurusuyla başlar. Bu başvurunun ardından, konkordato ön projesinin dosyaya sunulması gerekir. Bu proje, alacaklıları ve alacak miktarlarını, borçlu ile aralarında bir ödeme planı anlaşması varsa bu anlaşmaları, alacaklılar bir kısım alacaklarından vazgeçmişlerse bunun bilgisi, borçlunun ödeme yapabilmek için mallarını satıp satamayacağı gibi hususlar yer alır. Ön projeye ek olarak, şirketin mevcut mali durumunu, alacak ve gider kalemlerini gösterir her türlü bilgi ve belge; alacaklıları ve alacak miktarlarını gösterir belge; alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı tablosu gibi önemli evraklar sunulur.
KONKORDATO KOMİSERİNİN GÖREVLERİ VE MÜHLETLER
Mahkeme, projenin başarılı olup olmayacağının ön tespiti için borçlu şirkete 3 aylık geçici mühlet verir. Ardından mahkeme, bu süreci yönetmek üzere bir konkordato komiseri görevlendirir. Bu süre borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine 2 ayda uzatılabilir.
Komiser, projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağını değerlendirir, şirketin mali durumunu inceler ve alacaklılarla projede yer alan ödeme planlarını görüşür. Alacaklılar, geçici mühletin ilanından sonraki 7 günlük süre içerisinde, konkordatonun kabul edilmemesi yönünde itiraz edebilir.
Mahkeme, projenin şirketi bulunduğu mali zorluklardan kurtaracağı kanaatine ulaşırsa, şirkete 1 yıllık kesin mühlet verilir.
KONKORDATO İLAN EDEN ŞİRKETTEN ALACAK NASIL TAHSİL EDİLİR?
Alacaklılar, geçici mühlet kapsamında komiser tarafından yapılacak ilanla, alacaklarını 15 gün içinde bildirmeye davet edilirler. Burada alacaklılar için önemli olan husus, bu ilanı kaçırmamaktır. Alacaklarıı bildirmeyen alacaklılar, bilançoda yer alamazlar. Bunun anlamı, kendilerine herhangi bir ödeme yapılmayacağıdır.
KONKORDATO İLAN EDEN ŞİRKET MAAŞ ÖDER Mİ?

Konkordato süreci, iflastan farklı olarak şirketin varlığını sürdürdüğü bir süreçtir. Dolayısıyla, şirket çalışanlarına maaşlarını ödemekle yükümlüdür. Ancak işçiler İş Kanunu kapsamında sözleşmelerini feshetme hakkına sahiptir.
MÜHLET VERİLMESİNİN SONUÇLARI
Borçlu lehine mühlet verilmesinin alacaklılar açısından bir takım sonuçları vardır. Buna göre, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz. Konkordato talebinin tasdik edilmesi halinde, borçlu şirket, projede öngörüldüğü üzere, borçlarının bir kısmını ödeyerek iflastan kurtulur.
KONKORDATONUN AVANTAJLARI NELERDİR ?
Konkordato, iflas ertelemeden farklı olarak, alacaklıların alacaklarına ulaşmasının önünü açar. Dosyaya sunulan ve daha sonra gerçekleştirilebilirliği konkordato komiserliğince değerlendirilen ön proje sayesinde, tamamen olmasa bile bir kısım alacaklar borçlu tarafından ödenir. Ayrıca, şirketin iflasının da önüne geçilmiş olunur. Bunun da anlamı, tasfiye sürecinin ve işten çıkarmaların yaşanmayacağıdır.
Öte yandan, borçlu şirket, icra takiplerinin ve hacizlerin durması sebebiyle, burada kullanacağı eforu, ticarete harcama imkanı bulur. Yani, fabrikalar çalışmaya devam eder. Katma değer yaratma fırsatına sahip olunur. Bu sayede de ödeme yapma imkanı doğar. Dolayısıyla, konkordato, mali güçlükler içindeki şirketler için oldukça avantajlıdır.
BORÇLU, TARAF OLDUĞU SÖZLEŞMELERİ FESHEDEBİLİR Mİ?
Borçlu, ticari hayatın dayanağı olarak bir sözleşmede taraf olarak yer alabilecektir. Konkordato süreci içerisinde bu sözleşmelerin ayakta kalıp kalmayacağı kanunen düzenlenmiştir. Buna göre, borçlunun işletmesinin devamı için önem arz eden sözleşmeler, sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, devam eder. Hatta, konkordatonun varlığı halinde haklı fesih imkanı veren veya bir borcu ödenebilir kılan maddeler, borçlunun konkordato yoluna başvurması halinde uygulanmaz. Ancak netice itibariyle sözleşmeler devam eder.
BORÇLUYA KEFİL OLAN ÜÇÜNCÜ KİŞİLER YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Şirketin borç yüklendiği bir sözleşme söz konusu olduğunda, borçlu şirketin kefili olarak sözleşmede yer alan üçüncü kişi ancak sözleşmedeki borç muaccel olduğunda sorumlu olacaktır. Yani, sözleşmenin tarafı olan borçlu şirketin konkordato yoluna gitmesi, alacaklıların kefillere yönelebileceği anlamına gelmemekte, borcun muaccel olması gerekmektedir.
Burada özellikle geçici mühlet kararının verildiği anda borcun muaccel olup olmadığına bakılması önemlidir. Hali hazırda ödenebilir olmayan bu borç için, sırf borçlu şirket konkordato başvurusunda bulundu diye, işlem yapılamaz. Bu noktada kefilin de bir sormluluğumu bulunmamaktadır.
KOBİ Konkordato İlan Edebilir mi?
Ekonomik dalgalanmalar, tahsilat problemleri, krediye erişimin zorlaşması ve artan maliyetler nedeniyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin en sık sorduğu sorulardan biri şudur: KOBİ konkordato ilan edebilir mi? Bu sorunun cevabı açık ve nettir: Evet, edebilir. İcra ve İflas Kanunu, borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da yakın zamanda ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan her borçluya konkordato talep etme hakkı tanımıştır. Bu nedenle KOBİ olmanın başlı başına bir engel oluşturması söz konusu değildir.
Konkordato, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi iflas etmek anlamına gelmez. Tam tersine, işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve borçlarını belirli bir plan çerçevesinde ödeyerek mali yapısını düzeltebilmesi için devletin sağladığı hukuki bir korumadır. Amaç şirketi piyasadan silmek değil, yaşatmak ve alacaklıların da makul ölçüde tatmin edilmesini sağlamaktır.
Başvuru için şirketin tamamen bitmiş olması gerekmez. Bugün borçlarını ödüyor olsa bile, yakın gelecekte ciddi bir ödeme krizi yaşayacağı öngörülüyorsa konkordato talebinde bulunulabilir. Mahkeme burada firmanın mevcut durumundan çok, sunulan iyileşme projesinin gerçekçi olup olmadığına bakar. Eğer şirket makul bir süre içinde toparlanabilecekse, konkordato güçlü bir çıkış yolu haline gelir.
Konkordato talebiyle birlikte işletme açısından son derece önemli bir koruma başlar. İcra takipleri durur, yeni takip yapılamaz, haciz işlemleri uygulanamaz. Şirket ticari hayatına devam ederken bir yandan da borçlarını nasıl ödeyeceğini mahkeme gözetiminde planlama imkânı bulur. Pek çok işletme için bu dönem, adeta yeniden ayağa kalkma fırsatıdır.
Elbette bu süreç basit bir dilekçeyle yürüyen bir yol değildir. Mahkeme, şirketin mali tablolarını, borç yapısını ve ödeme kabiliyetini ayrıntılı biçimde inceler. Sunulan projenin ciddi, tutarlı ve uygulanabilir olması gerekir. Sadece zaman kazanmak amacıyla yapılan başvuruların kabul görmesi mümkün değildir. Bu nedenle konkordato dosyasının hazırlığı teknik bilgi ve ciddi bir çalışma gerektirir.

Uygulamada karşılaşılan en büyük sorun, işletmelerin çok geç harekete geçmesidir. Banka hesapları kilitlendikten, piyasada güven sarsıldıktan ve haciz baskısı yoğunlaştıktan sonra başvurmak süreci zorlaştırır. Oysa zamanında yapılan bir başvuru, hem şirketin itibarını korur hem de alacaklılarla daha sağlıklı bir yapılandırma zemini oluşturur.
Esnaf veya Şahıs Şirketi Konkordato İlan Edebilir mi?
Borçların artması, tahsilatların yavaşlaması ve piyasa koşullarının ağırlaşmasıyla birlikte özellikle küçük işletme sahipleri şu soruyu daha sık sormaya başladı: Esnaf ya da şahıs şirketi konkordato ilan edebilir mi?
Bu sorunun cevabı nettir: Evet, edebilir.
Konkordato hakkı yalnızca büyük şirketlere veya sermaye şirketlerine tanınmış bir imkân değildir. İcra ve İflas Kanunu, borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da yakında ödeyememe tehlikesi bulunan her borçluya başvuru yolu açmıştır. Bu kapsamda gerçek kişi tacirler, esnaflar ve şahıs şirketi sahipleri de konkordato talep edebilir.
Toplumda yaygın olan yanlış düşünce, konkordatonun sadece büyük holdinglere özgü olduğudur. Oysa uygulamada küçük ve orta ölçekli işletmeler, hatta tek başına faaliyet gösteren esnaflar da bu yola başvurabilmektedir. Önemli olan işletmenin büyüklüğü değil, mali durumunun düzelme ihtimalinin bulunmasıdır.
Konkordato talebi, borçluya ciddi bir koruma sağlar. Mahkeme tarafından geçici mühlet kararı verildiğinde icra takipleri durur, yeni takip başlatılamaz ve haciz işlemleri askıya alınır. Bu süreçte esnaf ya da şirket sahibi işine devam ederken borçlarını nasıl ödeyeceğini planlama fırsatı bulur. Pek çok kişi için bu dönem, işyerini kapatmaktan kurtaran bir zaman aralığıdır.
Ancak şunu da açıkça söylemek gerekir: Konkordato, borçtan kaçma yolu değildir. Mahkeme, başvuran kişinin gelirini, giderini, malvarlığını ve piyasadaki faaliyetini ayrıntılı biçimde inceler. Sunulan ödeme teklifinin gerçekçi olması, alacaklıların iflasa kıyasla daha iyi bir sonuca ulaşabileceklerinin ortaya konulması gerekir. Eğer dosya bu güveni vermezse talep reddedilebilir.
Esnaf ve şahıs şirketleri bakımından bir diğer önemli nokta şudur: Bu işletmelerde şirket ile kişi çoğu zaman iç içe geçtiği için, mali verilerin doğru ve şeffaf biçimde hazırlanması daha da önem kazanır. Mahkeme, borçlunun gerçekten iyi niyetli olup olmadığını özellikle değerlendirir.
Uygulamada en sık rastlanan hatalardan biri yine geç kalınmasıdır. Borç yükü artık taşınamaz hale geldiğinde yapılan başvurular, iyileşme ihtimalini zayıflatır. Oysa ödeme güçlüğü henüz derinleşmeden yapılan konkordato talebi, hem ticari itibarı korur hem de yeniden yapılanmayı mümkün kılar.
Sonuç olarak, esnaf ve şahıs şirketleri de konkordato ilan edebilir. Bu yol, doğru zamanda ve doğru hazırlıkla başvurulduğunda, işletmenin ayakta kalmasını sağlayabilecek güçlü bir hukuki imkândır.
Konkordato Süreç Masrafı Borçları Aşar mı?
Konkordato düşünen hemen herkesin aklından geçen ilk soru genellikle şudur: “Bu işe gireceğiz ama masrafı kurtaracak mı?” Haklı bir tereddüt. Çünkü konkordato, basit bir başvuru değildir; mahkeme süreci, komiser görevlendirmesi, raporlamalar ve ciddi bir hazırlık gerektirir. Dolayısıyla belli bir maliyeti vardır ve özellikle daralmış bir işletme için bu yük ilk anda göz korkutabilir.
Fakat meseleyi yalnızca yapılacak harcama üzerinden değerlendirmek çoğu zaman yanıltıcı olur. Asıl düşünülmesi gereken, konkordato başvurulmadığı takdirde neyle karşılaşılacağıdır. İcra takiplerinin artması, hesaplara bloke konulması, haciz baskısı, piyasada güven kaybı ve nihayetinde faaliyetlerin durma noktasına gelmesi çoğu işletme için çok daha yıkıcı sonuçlar doğurur. Birçok firma aslında borcu olduğu için değil, sıkıştığı anda hareket alanı bulamadığı için batar.
Konkordato ise tam bu noktada devreye girer ve işletmeye zaman kazandırır. Takiplerin durması, alacaklıların bireysel baskısının ortadan kalkması ve borçların belirli bir plan dahilinde ele alınması, firmaya toparlanma imkânı verir. Eğer şirketin işi hâlâ dönüyorsa, müşteri çevresi duruyorsa ve doğru bir yapılandırmayla gelir üretme potansiyeli varsa, konkordato çoğu zaman maliyetinden çok daha büyük bir fayda sağlar. Firma iflasın eşiğinden dönebilir.
Ama her dosya için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Eğer işletmenin faaliyeti fiilen bitmişse, gelir yaratma ihtimali kalmamışsa ve ortaya konabilecek makul bir ödeme planı yoksa, konkordato yalnızca süreci uzatır. Bu durumda yapılan masraf gerçekten ağır gelebilir ve beklenen sonucu doğurmayabilir.
Bu nedenle konkordatonun değip değmeyeceğini belirleyen şey mahkeme kapısından içeri girmek değil, o kapıya gelmeden önce yapılan hazırlıktır. Gerçekçi bir analiz yapılmış, şirketin nereden para kazanacağı ve borçlarını nasıl çevireceği net biçimde ortaya konmuşsa, çoğu zaman bu süreç işletmeye ikinci bir hayat verir.
KONKORDATO İLAN EDEN FİRMALAR NASIL ÖĞRENİLİR?
www.ilan.gov.tr adresinde yer alan ilanlar üzerinden konkordato ve iflas ilan eden firmalar öğrenilebilecektir.
Yazan: Avukat Enes Baki