Tüm Mirasçılar Reddi Miras Yaparsa Engelli Aracı Kime Kalır?

Aile büyüğü üstünden engelli aracı alıp kullanan mirasçı, ölüm halinde diğer mirasçıların arabada hak iddia edememesi için garanti çıkış yolları aramaktadır. İlk akla gelen “tüm kardeşler reddi miras yaparsa araç tek kişiye kalır” fikridir. Bu plan her zaman istenen sonucu vermemektedir. Oysa reddi mirasın sonuçları çoğu zaman bu kadar basit değil; mirasçılık reddedenle birlikte sona ermemekte alt soya geçmektedir. Bu çözüm uygulandığından beklenenden daha fazla kişi araç üzerinde hak sahibi olabilmektedir.

Bilinen Tüm Mirasçılar Reddi Miras Yaparsa Araba Tek Mirasçıya Kalır mı?

Uygulamada sık yapılan hata şu: “Herkes reddi miras yaparsa araç tek kişiye kalır” diye düşünülüyor. Oysa bu sonuç, ancak reddeden mirasçıların alt soyu yoksa gerçekleşir. Eğer mirasçıların çocukları varsa, reddi mirasla birlikte mirasçılık sona ermez; doğrudan alt soya geçer ve araç üzerindeki hak sahipleri beklenenden daha da çoğalır.

Çocuklar 18 yaşından büyükse, ilk reddi mirasın kesinleşmesinden sonra onların da ayrıca reddi miras yapması gerekir. Ancak burada ciddi bir pratik sorun vardır: Bu kişiler reddi miras yapmaya zorlanamaz. Aile ilişkilerinin kopmuş olması, taraflara ulaşılamaması ya da sürecin bilinçli olarak sürüncemede bırakılması halinde, planlanan sonuç çoğu zaman gerçekleşmez.

Çocuklar 18 yaşından küçükse, süreç daha da teknik hale gelir. Temel reddi miras kesinleştikten sonra bu kez çocuklar adına reddi miras yapılması gerekir. Ancak küçükler adına işlem yapılabilmesi için mahkeme tarafından temsil kayyumu atanması zorunludur. Kayyum, çocuğun menfaatini gözeterek hareket eder ve her durumda reddi miras yapılmasına otomatik olarak karar verilmez; hâkim, somut olayda çocuğun yararına olup olmadığını ayrıca değerlendirir.

Sonuç olarak, “herkes reddetti, araç tek kişiye kaldı” şeklindeki basit yaklaşım çoğu dosyada karşılık bulmaz. Özellikle alt soyun varlığı, süreci hem uzatır hem de öngörülemeyen yeni hak sahipleri ortaya çıkarır.

Engelli Aracının Tek kişiye Kalması İçin Vasiyet Yapılması

Eğer miras bırakanın geride saklı paylı mirasçıları varsa ve tereke neredeyse sadece bu araçtan ibaretse, vasiyetname ile aracın tek kişiye bırakılması ciddi ihtilaflara yol açabilir. Zira diğer mirasçılar, saklı paylarının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis talebi gündeme getirebilir. Bu durumda araç fiilen tek kişiye bırakılmış olsa bile, değeri üzerinden diğer mirasçıların hak iddiası ortaya çıkar.

Özellikle engelli aracı gibi bölünmesi mümkün olmayan bir mal söz konusuysa, sorun daha da somut hale gelir. Ya aracın satılarak bedelin paylaştırılması gündeme gelir ya da aracı alan kişi, diğer mirasçıların saklı paylarına karşılık ödeme yapmak zorunda kalır. Dolayısıyla sadece “vasiyet yaptım, araç tek kişiye kaldı” düşüncesi, çoğu vakada istenen sonucu vermez.

Ayrıca söz konusu genelde yaşlı ve engelli kişi olduğundan vasiyet yaparken akıl sağlığının yerinde olmadığından bahisle vasiyetnamenin iptali de gündeme gelebilir.

Engelli Aracı Hakkında Miras Paylaşım Sözleşmesi Yapılması

Sözleşmenin geçerli olabilmesi için tüm mirasçıların bu sözleşmeye katılması gerekir. Tek bir mirasçının dahi dışarıda kalması halinde yapılan paylaşım, eksik taraf nedeniyle geçerlilik sorunu doğurur. Bu noktada özellikle reddi miras varsa sonrasında ortaya çıkan alt soy mirasçılarının da sürece dahil edilmesi gerektiği çoğu zaman gözden kaçırılır.

Bunun yanında sözleşmenin yazılı şekilde yapılması mecburidir. Noterde yapılması gerekmez.

Eğer mirasçılar arasında 18 yaşından küçük kişiler varsa, miras paylaşım sözleşmesi yapılması sıkıntılı olabilecektir.

Ayrıca miras paylaşım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için tarafların iradesinin serbest ve sakatlanmamış olması gerekir. Yani baskı, aldatma veya hata gibi durumlar söz konusuysa sözleşme sonradan iptal edilebilir.

Tüm mirasçıların imza vererek aracı bir kişiye devretmesi miras paylaşım sözleşmesi ile yapılır.

Engelli Aracı İçin İnançlı İşlem

Engelli aracının parasını ödeyen mirasçıda kalmasını sağlamak için başvurulan bir diğer yol da inançlı işlemdir. Bu yöntemde inanç sözleşmesi ile aracın esasında kimin olduğuna dair bir belirleme yapılır.

İnançlı işlem için yazılı bir inan sözleşmesi bulunması gerekmektedir. Sözlü olarak beyan bir etki doğurmamaktadır.

inançlı işlem sonucunda uzun ve stresli yargılama süreçlerinin gündeme gelebileceği dikkte alınmalıdır ve mirasçıların aracı parasını ödeyen kişiye devretmesi konusunda çekişme olacağı öngörülebiliyorsa bu seçenek tercih edilmemelidir.

Mirasçılardan Birinin Borcu Nedeniyle Araç Satışa Çıkar Mı?

Engelli aracı miras yoluyla intikal ettiğinde, çoğu zaman araç doğrudan tek bir mirasçının üzerine geçirilmez ve mirasçılar arasında paylı mülkiyet halinde kalır. Mirasçılardan birinin kişisel borçları bulunuyorsa, alacaklılar bu kişinin miras payı üzerine haciz koyabilir. Haciz doğrudan aracın tamamına değil, borçlu mirasçının payına yöneltilir; ancak pratikte bu durum çoğu zaman aracın tamamını etkileyen sonuçlar doğurur.

Nitekim haciz konulan payın paraya çevrilebilmesi için alacaklı, çoğu durumda ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açarak aracın satılmasını talep edebilir. Bu dava sonucunda araç satılır ve elde edilen bedel mirasçılar arasında paylaştırılır. Böylece başlangıçta “aile içinde kalır” düşüncesiyle hareket edilen araç, dışarıya satılmak zorunda kalabilir.

Engelli Aracı Alındıktan Kısa Süre Sonra Ölüm Gerçekleşirse ÖTV Ödenir mi?

Araç mirasçılara miras yoluyla intikal ediyorsa, sırf ölüm gerçekleşti diye otomatik olarak ÖTV doğmaz. Mirasçılar aracı üzerlerine alıp kullanmaya devam edebilir. Ancak burada belirleyici olan, aracın ne şekilde ve kim tarafından kullanılacağıdır.

Eğer araç, mirasçılar tarafından üçüncü bir kişiye satılmak istenirse ve henüz 5 yıllık süre dolmamışsa, bu durumda istisna şartları ihlal edilmiş sayılır ve ödenmeyen ÖTV gündeme gelir. Yani vergi, ölümden değil; aracın istisna kapsamı dışına çıkarılmasından doğar.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Miras paylaşım sözleşmesi nedir, geçerlilik şartları nelerdir?

Yorum yapın