Samsun’a Tayinle Gelen Kişiler İçin Boşanma Süreci

Tayin nedeniyle Samsun’a yerleşen kişi, burası yerleşim yeri hâline gelmişse boşanma davasını Samsun’da açabilir. Yeni görev yerinde altı ayını doldurması gerekmez. Buna karşılık başka bir şehirde açılmış ve görülmeye devam eden boşanma dosyası, tayin üzerine kendiliğinden Samsun’a gönderilmez.

Görev yerinin değişmesi, eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğünü de ortadan kaldırmaz. Ancak tayin edilen eşin diğer eşe nerede ve kiminle yaşayacağını dayatma hakkı bulunmaz. Yeni görev yerinde bağımsız konut kurulmasının reddedilmesi, eş durumu başvurularının bilerek yapılmaması, ortak hayatın kurulmasının engellenmesi ve şiddet nedeniyle ayrı yaşamak zorunda kalınması farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Samsun’a Tayin Sonrasında Boşanma Davası Nerede Açılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi, boşanma veya ayrılık davasının eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılmasına izin verir. Davacı, bu seçeneklerden birini kullanabilir. Davanın mutlaka davalı eşin yaşadığı yerde açılması zorunlu değildir.

Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Samsun’a atanarak görevine başlayan, burada konut kiralayan ve günlük yaşamını bu şehirde kuran kişinin yeni yerleşim yeri Samsun olabilir. Sürekli kalma niyeti, kişinin ömrünün sonuna kadar aynı şehirde yaşayacağını taahhüt etmesini gerektirmez. İleride yeniden tayin ihtimalinin bulunması, bugünkü yaşam merkezinin Samsun olmasını engellemez.

Geçici görevlendirmeyle birkaç ay Samsun’da bulunan ve aile yaşamını başka şehirde sürdüren kişi bakımından ise görev yeri ile yerleşim yeri örtüşmeyebilir. Atama veya görevlendirme belgesinin yanında fiilen nerede oturulduğu, konutun hangi amaçla tutulduğu ve yaşamın nerede sürdürüldüğü açıklanmalıdır.

Dava aile mahkemesinde açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Samsun il sınırları içinde yaşamak, bütün ilçeler yönünden Samsun merkez mahkemelerini yetkili kılmaz. Bafra, Çarşamba veya Terme’de yerleşen kişinin başvuracağı mahkeme, yerleşim yerinin bağlı olduğu adli yargı çevresine göre belirlenir.

Yeni Yerleşim Yerinde Altı Ay Beklemek Gerekir mi?

Yeni yerleşim yerinde boşanma davası açabilmek için altı ay bekleme şartı yoktur. Kanundaki altı aylık süre, eşlerin son ortak yaşam yerine ilişkin alternatif yetki kuralının koşuludur. Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesine başvurulurken aynı süre aranmaz.

Ankara’da yaşayan eşlerden birinin tayin nedeniyle Samsun’a taşınması, ev tutması ve burada yaşamaya başlaması durumunda, Samsun’un yeni yerleşim yeri olduğu ispatlanabiliyorsa dava hemen açılabilir. Adres değişikliğinin dava tarihinden kısa süre önce yapılması, mahkemenin mutlaka yetkisiz olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte fiilen yerleşilmemiş bir adrese yalnız dava açabilmek için kayıt yaptırılması, gerçek yerleşim yerinin bulunduğunu göstermeye yetmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarihli, 2007/2-331 E., 2007/332 K. sayılı kararında, ortak konuttan ayrılıp baba evine yerleşen kadının yeni yerleşim yerinde boşanma davası açabileceği kabul edilmiştir. Kararda kadın, baba evinin bulunduğu şehre taşınmasından yaklaşık kırk gün sonra dava açmıştır. Hukuk Genel Kurulu, kadının ekonomik ve sosyal koşulları nedeniyle ayrı bir ev kurma olanağının bulunmamasını ve yaşamını baba evinde sürdürmesini esas alarak sürekli kalma niyetinin gerçekleştiği sonucuna ulaşmıştır.

Kararın dayanağı, baba evinde belirli bir sürenin tamamlanması değildir. Kadının fiilî yaşamının ve yerleşme iradesinin o yerde bulunmasıdır. Bu nedenle yeni yerleşim yerinde dava açılması için altı aylık bekleme koşulu aranmamıştır.

Eş, Yeni Adresin Gerçek Yerleşim Yeri Olmadığını İleri Sürerse

Davalı eş, davacının Samsun’a yerleşmediğini ve yalnız dava açabilmek için adres değiştirdiğini ileri sürebilir. Bu itiraz karşısında dava tarihindeki yaşam düzeni açıklanmalıdır. Göreve başlama belgesi, kira sözleşmesi, fiilî taşınma, abonelikler ve çocukların okul kayıtları yerleşmenin ispatında kullanılabilir.

Örneğin ataması yapılmış olmasına rağmen henüz Samsun’a gelmemiş, konut tutmamış ve başka şehirde yaşamayı sürdüren kişinin durumu ile göreve başlayıp ailesiyle birlikte taşınan kişinin durumu farklıdır. İlkinde atama işlemi gelecekteki görev yerini gösterirken ikincisinde görev yeri ile fiilî yaşam aynı şehirde birleşmiştir.

Adres kayıt sistemindeki bilgi önemli bir delildir; ancak gerçek yaşam düzeniyle çelişiyorsa uyuşmazlığı her zaman çözmez. Davacı, dava açıldığı tarihte Samsun’da oturduğunu ve yaşamını burada sürdürme iradesini ortaya koymalıdır.

Devam Eden Boşanma Dosyası Tayin Nedeniyle Başka Şehre Gönderilir mi?

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen tayin, davanın görüldüğü mahkemeyi kendiliğinden değiştirmez. Ankara’da yetkili aile mahkemesinde açılmış bir boşanma davası, taraflardan biri daha sonra Samsun’a yerleştiğinde Ankara’da devam eder.

Tarafların ikisinin de Samsun’a taşınması ve dosyanın burada görülmesini istemesi de mevcut davayı aktarmaya yeterli değildir. Yerleşmiş mahkeme yetkisini değiştiren genel bir “karşılıklı rızayla dosya nakli” usulü bulunmaz. Eşler anlaşmalı boşanma koşullarında uzlaşmışlarsa bu anlaşmayı davanın görüldüğü mahkemeye sunabilirler.

Tayin nedeniyle duruşmaya ulaşım güçleştiğinde dosyanın taşınması yerine duruşmaya katılımın nasıl sağlanacağı ele alınır. Mahkemenin uygun bulduğu hâllerde ses ve görüntü aktarımıyla katılım mümkündür. Ancak uzaktan katılım kişinin kendiliğinden kullanacağı bir yöntem değildir; mahkemenin kararı ve ilgili yargılama usulü gerekir.

Boşanma Davasında Yetki İtirazı Nasıl Yapılır?

Boşanma davalarında yetki kesin değildir. Davalı, davanın yanlış yerde açıldığını düşünüyorsa yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmeli ve yetkili olduğunu savunduğu mahkemeyi göstermelidir. Cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren kural olarak iki haftadır. Mahkemenin usulüne uygun biçimde verdiği ek cevap süresi varsa bu süre de dikkate alınır.

“Davacının Samsun’da dava açmasını kabul etmiyorum” şeklindeki bir açıklama yeterli değildir. İtirazın hangi olguya dayandığı ve davanın hangi yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmelidir. Davacının gerçek yerleşim yerinin başka şehirde olduğu ileri sürülüyorsa bunu destekleyen deliller de gösterilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2021 tarihli, 2018/2-1085 E., 2021/164 K. sayılı kararında, boşanma davasında yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği açıklanmıştır. Cevap dilekçesi verilmiş, fakat bu dilekçede yetki itirazına yer verilmemişse, cevap süresinden gün kalmış olması sonradan ek dilekçeyle itiraz etme hakkı sağlamaz. Hukuk Genel Kurulu bu sonucu HMK m.131’deki sınırlamaya dayandırmıştır.

Bu usul kuralı, cevap dilekçesinin içeriğini belirleyici hâle getirir. Davalı, önce davanın esasına cevap verip birkaç gün sonra mahkemenin yetkisine itiraz ederek eksikliği tamamlayamaz. Süresinde ve usulüne uygun yetki itirazı yapılmadığında davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli, 2017/2-2722 E., 2018/1359 K. sayılı kararında ise yetki itirazında yetkili mahkemenin gösterilmesi zorunluluğu ele alınmıştır. Karar, boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılan tazminat ve nafaka davasına ilişkindir. Davalının mahkemenin yetkisine itiraz etmesine rağmen yetkili mahkemeyi belirtmemesi nedeniyle itirazın usulüne uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Bu kararda uygulanan HMK m.19/2, kesin yetkinin bulunmadığı davalarda geçerlidir. Boşanma davasına cevap veren eş de itirazında hangi yer aile mahkemesini yetkili gördüğünü açıkça bildirmelidir. Birden fazla yetkili mahkeme bulunduğu savunuluyorsa seçilen mahkeme gösterilmelidir.

Usulüne uygun bir itiraz bulunmadığında hâkim, tarafların başka şehirde yaşadığını öğrenmesi üzerine kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Davanın ilerleyen aşamalarında tayin belgesi sunulması da süresinde kullanılmamış yetki itirazını yeniden kullanılabilir hâle getirmez.

Başka Şehirdeki Tanıklar Nasıl Dinlenir?

Tanıkların başka şehirlerde yaşaması, boşanma davasının açılacağı yeri değiştirmez. Dava Samsun’da görülürken Ankara, İzmir veya başka bir şehirde bulunan tanığın kendi bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığıyla dinlenmesi istenebilir.

HMK m.259 uyarınca tanığın davaya bakan mahkemede dinlenmesi esastır. Mahkeme, yargı çevresi dışında bulunan tanığın bulunduğu yer mahkemesinde istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir. Bu durumda tanığın hangi olaylar hakkında dinleneceği esas davaya bakan mahkeme tarafından belirlenir. Tanık, kendisine bildirilen yerdeki mahkemede ifade verir; tutanak boşanma dosyasına gönderilir.

Tanık listesinde güncel adresin ve tanığın hangi olayları bildiğinin açıklanması gerekir. Eşlerin evlilik boyunca birkaç şehirde yaşamış olması durumunda, her tanığın bilgisi belirli bir döneme ilişkin olabilir. Ortak konuttaki tartışmayı doğrudan gören kişi ile yalnız taraflardan duyduklarını aktaran kişinin anlatımları aynı ispat gücüne sahip değildir.

HMK m.149 kapsamında tanığın aynı anda ses ve görüntü aktarımıyla dinlenmesine de karar verilebilir. Bunun için mahkemenin kabul ettiği teknik sistem ve usul kullanılır. Tanığın kendi tercih ettiği bir görüntülü konuşma uygulamasından bağlanması, mahkemece yapılmış tanık dinlemesinin yerini tutmaz.

Yurt dışında yaşayan tanıklar bakımından milletlerarası adli yardımlaşma usulleri uygulanır. Tanığın bulunduğu ülkeye göre tercüme, gider avansı ve yabancı makamlarla yazışma gerekebilir. Bu nedenle yurt dışındaki tanığın açık adresi ve hangi vakıayı bildiği baştan belirtilmelidir. Aynı olayı doğrudan bilen birden fazla tanık varsa, delilin başka yolla ispatlanıp ispatlanamayacağı da yargılamanın gereksiz yere uzamaması bakımından önem taşır.

Eşlerden Birinin Tayin Olması Boşanma Sebebi midir?

Görev nedeniyle şehir değiştirmek, evlilik yükümlülüklerine aykırı bir davranış değildir. Tayin sonrasında evlilik birliğini sürdürecek ortak yaşamın bilerek engellenmesi ise boşanma davasında kusur oluşturabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi eşlere birlikte yaşama, sadakat ve yardımlaşma yükümlülükleri getirir. Aynı Kanun’un 186. maddesine göre oturulacak konutu eşler birlikte seçer. Memur olan eşin görev yeri değiştiğinde diğer eşin işini, sağlığını ve çocukların yaşamını yok sayarak bütün aile kararlarını düzenlemeyle bağdaşmaz.

Eş durumu başvurusu yapılmasına rağmen kurumun atamayı reddetmesi, başvuruyu yapan eşe ortak hayatı istemediği gerekçesiyle kusur yüklenmesini sağlamaz. Buna karşılık tayin başvurusu yaptığını söyleyen kişinin gerçekte hiç başvurmaması, eşini yıllarca gerçeğe aykırı açıklamalarla oyalaması ve birlikte yaşamayı sağlayacak girişimleri bilerek engellemesi kusur iddiasına dayanak olur.

Bu ayrım kurum kayıtlarıyla açıklığa kavuşturulabilir. Atama talebinin tarihi, talepte bulunulup bulunulmadığı ve ret gerekçesi mahkemeye getirtilerek eşin kendi davranışından kaynaklanan engel ile idarenin atama yapmaması birbirinden ayrılır.

Eşin Yeni Görev Yerine Gitmemek Kusur Sayılır mı?

Tayin edilen eşin yanına taşınmayan kişinin hangi nedenle ayrı kaldığı belirlenmelidir. Taşınma hâlinde devam eden tedavinin kesilmesi, yeni yerde bağımsız konut bulunmaması veya eşten kaynaklanan şiddet tehlikesi, ayrı yaşamanın haklılığını gösterebilir. Bu nedenler belgelenebiliyorsa diğer eşin yalnız “yanıma gelmedi” iddiasıyla kusur yüklemesi yeterli olmaz.

Diğer şehirde çalışmak ise her olayda süresiz ayrı yaşama hakkı sağlamaz. Eşlerin başlangıçta benimsediği çalışma düzeni, nakil olanakları ve geçim kaynakları açıklanmalıdır. Bir eşten bütün mesleki yaşamını gerekçesiz biçimde bırakması beklenemeyeceği gibi, birlikte yaşamayı sağlayan gerçekçi seçeneklerin sürekli ve sebepsiz reddedilmesi de evlilik yükümlülüklerinden bağımsız değildir.

Şiddet, güvenlik veya geçim tehlikesi nedeniyle ayrı yaşama bakımından TMK m.197 ayrıca önem taşır. Ortak hayat kişinin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya aile huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa ayrı yaşama hakkı vardır. Bu hakkı kullanan eşin ortak konuta dönmemesi, haklı sebep bulunmadan evlilik yükümlülüklerinden kaçınma olarak kabul edilemez.

Tayin Edilen Yerde Bağımsız Konut Kurulmaması

Eşlerden biri diğerini, rızası dışında anne, baba veya kardeşleriyle aynı evde yaşamaya zorlayamaz. Bağımsız konut talebinin sürekli reddedilmesi, ortak hayatı sürdürülemez hâle getirdiğinde boşanma sebebidir.

Bağımsız konut mutlaka satın alınmış veya yüksek standartlı bir ev demek değildir. Ailenin ekonomik gücüne uygun, temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayan ve eşlerin mahremiyetini koruyan bir konut yeterlidir. Aile giderlerine katılma yükümlülüğü de eşlerin güçleri oranındadır; bağımsız yaşamın bütün mali yükünün her durumda yalnız bir eşe ait olduğu söylenemez.

Bağımsız Konut Talebinin Reddedilmesine İlişkin Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.03.2016 tarihli, 2014/2-725 E., 2016/280 K. sayılı kararında, kadının asgari yaşam olanaklarına sahip ayrı konut talebini karşılamak için yeterli çabayı göstermeyen ve eşini kendi ailesiyle oturmaya zorlayan erkeğin davranışı boşanma sebebi kabul edilmiştir.

Uyuşmazlıkta kadının talebi, lüks bir konut veya eşin ekonomik gücünü aşan bir yaşam değildir. Ortak yaşamın bağımsız ve temel ihtiyaçları karşılayan bir evde sürdürülmesi istenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu isteğin karşılanması için gerekli çabanın gösterilmemesini evlilik birliğini temelinden sarsan davranış olarak kabul etmiştir.

Kadının evlenirken erkeğin ekonomik durumunu bilmesinin davanın reddini gerektirdiği görüşü çoğunluk tarafından benimsenmemiştir. Karar, eşin ekonomik koşulları bilerek evlenmesinin bağımsız konut talebinden süresiz vazgeçtiği anlamına gelmediğini göstermektedir.

Bağımsız Konut Sağlamayan Eşin Kusurunun Ağırlığı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2021 tarihli, 2017/2-1886 E., 2021/510 K. sayılı kararında, eşini beş kardeşiyle aynı evde yaşamaya zorlayan ve barışma görüşmesinde ileri sürülen bağımsız konut isteğini reddeden erkeğin kusuru incelenmiştir. Dosyada ayrıca kadının gebeliği sırasında yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına ilgisiz kalınması ve kişisel eşyalarının alınmasına yönelik mesaj gönderilmesi de bulunmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu, bağımsız konut sağlamama ve eşin sağlık sorunlarına karşı ilgisiz kalma davranışlarını erkeğin ağır kusurunu destekleyen olgular olarak kabul etmiştir. Kadına yüklenen, annesinin eşi hakkındaki sözlerine sessiz kalma davranışı bu kusurlarla eşit tutulmamıştır. Böylece kusur derecesinin, tarafların her ikisine de bir davranış yüklenmiş olmasına bakılarak otomatik biçimde eşitlenemeyeceği ortaya konulmuştur.

Kararda bağımsız ev talebinin barışma görüşmesinde de reddedilmesi önemlidir. Ortak yaşamın yeniden kurulması için açıkça ifade edilen konut ihtiyacına karşılık verilmemesi, ayrılığın sona ermesini engelleyen davranış olarak ele alınmıştır.

Kadına Kusur Yüklenmiş Olması, Bağımsız Konut Sağlanmamasını Ortadan Kaldırmaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.02.2023 tarihli, 2022/9975 E., 2023/487 K. sayılı kararında, karşılıklı boşanma davalarında kadının tam kusurlu kabul edilmesine rağmen erkeğin bağımsız konut sağlamadığı da delillerle ortaya konulmuştur. Daire, bu davranış nedeniyle erkeğin de kusurlu olduğunu ve kadının boşanma davası açmakta haklı bulunduğunu kabul etmiştir.

Kadının davasının reddedilmesi hatalı bulunmuş; TMK m.166 koşullarının onun davası yönünden de gerçekleştiği belirtilmiştir. Kararın sonucu, erkeğin bütün olaylarda tek veya daha ağır kusurlu olduğu değildir. Bağımsız konut sağlamama davranışının göz ardı edilerek kadının tamamen kusurlu sayılmasının ve davasının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğudur.

Tayin Sonrasında Geçici Olarak Aile Yanında Kalınması

Yeni görev yerinde ev bulunana kadar eşlerin anlaşarak kısa süreliğine aile yanında kalması, bağımsız konut talebinin reddedilmesiyle aynı nitelikte değildir. Konut arayışının gerçekten sürmesi, geçici düzenin iki tarafça kabul edilmesi ve belirlenen taşınma planına uyulması, ortak hayatı kurma iradesini gösterir.

Buna karşılık ev arama girişiminin bulunmaması, bağımsız konutun sürekli ertelenmesi ve eşe ailesiyle yaşamaktan başka seçenek sunulmaması durumunda geçici konaklamadan söz edilemez. Kanunda bunun için belirlenmiş sabit bir hafta veya ay sınırı yoktur. Uyuşmazlık, sürenin uzunluğu kadar ayrı ev kurma talebine verilen somut cevap üzerinden ispatlanır.

Eşin kendi ailesinin yaşadığı şehre tayin istemesi de bağımsız aile yaşamını reddettiğini göstermez. Ailesine yakın bir mahallede ayrı ev kuran kişi ile eşini anne ve babasının evinde yaşamaya mecbur bırakan kişinin davranışları farklıdır. Kusur iddiasının dayanağı, yakınlık tercihi değil, ortak konutun rızaya aykırı biçimde dayatılması ve bağımsız yaşam talebinin engellenmesidir.

Eşler Yeni Konut Konusunda Anlaşamazsa

Eşlerden biri tayin edilen şehre önce gidip ev kiralamış olsa da konut seçimi üzerindeki ortak karar hakkı ortadan kalkmaz. Konutun sağlık bakımından elverişsiz olması, çocukların bakım ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamaması veya aile bütçesinin açıkça üzerinde bir kira yükü yaratması, diğer eşin itirazını haklı kılan nedenler olabilir.

Uyuşmazlık evlilik sürdürülerek çözülemiyorsa eşlerden biri veya her ikisi TMK m.195 uyarınca aile mahkemesinin müdahalesini isteyebilir. Bu başvuru için boşanma davası açılması gerekmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.10.2007 tarihli, 2006/19596 E., 2007/14207 K. sayılı kararında, eşin ortak konuttan ayrıldığı, eşyaları götürdüğü ve kira sözleşmesini feshettiği iddialarıyla ileri sürülen ortak konut temini isteği incelenmiştir. Daire, talebin ortak konutun hâkim tarafından belirlenmesine ilişkin olduğunu kabul etmiş ve uyuşmazlığın duruşma açılarak incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Kararda TMK m.186’daki birlikte konut seçme kuralı ile m.195’teki hâkim müdahalesinin somut sonucu açıklanmıştır: Tarafların ortak konut konusunda anlaşamaması, aile mahkemesinde incelenebilen bağımsız bir uyuşmazlıktır. Konutu fiilen seçen veya kira sözleşmesini imzalayan eşin iradesi, diğer eşin itirazını kendiliğinden hükümsüz bırakmaz.

Tayin Nedeniyle Ayrı Yaşamak Terk Sayılır mı?

Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesindeki terk, eşlerin farklı şehirlerde bulunmasından daha dar bir boşanma sebebidir. Eşin evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak yaşamı bırakması veya haklı sebep olmadan ortak konuta dönmemesi gerekir. Diğer eşini ortak konuttan ayrılmaya zorlayan ya da haklı sebep olmadan dönüşünü engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Terk nedeniyle boşanma davasında ayrılığın en az altı ay sürmesi ve devam etmesi aranır. Ayrılığın dördüncü ayı dolmadan hâkim veya noter aracılığıyla ihtar istenemez. İhtarda eşe iki ay içinde dönmesi gerektiği ve dönmemesinin sonuçları bildirilir; bu süre tamamlanmadan dava açılamaz.

İş veya görev nedeniyle başka şehirde bulunmak, evlilik yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımıyorsa terk sebebi oluşmaz. Aynı şekilde şiddet nedeniyle konuttan ayrılan eş, yalnız ayrılmış olması nedeniyle terk eden taraf sayılamaz. Güvenli ve bağımsız ortak yaşam sağlanmadan yapılan dönüş çağrısı da ayrılmayı haklı kılan nedenleri ortadan kaldırmaz.

Terk davasının özel koşulları oluşmadığında, ortak yaşamı kurmaktan kaçınma davranışı TMK m.166 kapsamındaki boşanma davasında ileri sürülebilir. Böyle bir davada tayin belgesinin yanında konut talebinin reddedilmesi, görüşme ve iletişimin kesilmesi, aile giderlerine katkının bırakılması veya birlikte yaşamayı sağlayacak başvuruların bilerek yapılmaması gibi olayların ispatlanması gerekir.

Eş Durumu Tayini İstememek veya Başvuru Yapıldığı Konusunda Yanıltmak

Eş durumu tayini başvurusunun yapılmamasını kusur olarak ileri süren taraf, başvurunun neden yapılabilir olduğunu ve ortak yaşamı nasıl sağlayacağını açıklamalıdır. Kurum mevzuatındaki çalışma süresi, kadro veya diğer başvuru koşulları gerçekleşmemişse, yapılamayan bir başvurudan hareketle eşe kusur yüklenemez.

Başvuru hakkı bulunduğu hâlde sırf ortak hayatı kurmamak için bu hakkın kullanılmaması farklıdır. Eşin birlikte yaşama taleplerini sürekli reddetmesi, bunu haklı kılan bir neden göstermemesi ve mevcut çözüm yollarını bilerek engellemesi boşanma davasında ileri sürülebilir. Başvurunun yapılmış olmasına rağmen kurumca reddedildiği durumda ise ret işlemi, sonucu ve eşin kendi davranışı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Eşin “Başvurdum, kurum kabul etmedi” açıklamasının gerçeği yansıtmadığı iddia ediliyorsa kurumdan başvuru kayıtlarının getirtilmesi istenir. Böylece tartışma tarafların karşılıklı beyanlarıyla sınırlı kalmaz. Başvuru yapılmadığının belirlenmesi, eşin yıllarca ortak yaşam konusunda yanıltıldığı iddiasını destekler; boşanma bakımından sonuç, bu davranışın ispatı ve evlilik üzerindeki etkisine dayanır.

Ayrı Şehirlerde Yaşamayı Önceden Kabul Etmenin Sonucu

Eşlerin belirli bir süre farklı şehirlerde çalışmayı anlaşarak kabul etmesi, kabul edilen dönemin sonradan doğrudan diğer eşe kusur olarak yüklenmesini engelleyebilir. Ancak bu anlaşma, gelecekte ortak yaşamın kurulmasını isteme hakkından süresiz vazgeçildiği anlamına gelmez.

Örneğin zorunlu hizmet sona erince aynı şehirde yaşanması kararlaştırılmışsa, hizmetin bitmesinden sonra bu planın gerekçesiz reddedilmesi yeni bir uyuşmazlıktır. Daha önce ayrı yaşamanın kabul edilmiş olması, sonradan ortaya çıkan bu davranışı kapsamaz.

Af ve hoşgörü konusunda da ortak adreste bulunmak ile evlilik ilişkisini yeniden kurmak birbirinden ayrılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli, 2017/2-2067 E., 2019/296 K. sayılı kararında, eşlerin olaylardan ve dava açılmasından sonra aynı evde yaşamalarının evliliğin sürdürülebilir olduğunu göstermeye yetmediği kabul edilmiştir. Af sonucuna ulaşabilmek için bu iradeyi ortaya koyan açıklama veya davranış aranmıştır.

Bu karar, eşlerin aynı çatı altında bulunmasından otomatik biçimde barışma sonucu çıkarılamayacağını gösterir. Tayin nedeniyle farklı şehirlerde yaşama konusunda ise hangi dönemin karşılıklı kabul edildiği, birlikte yaşam talebinin ne zaman iletildiği ve bu talebin hangi gerekçeyle reddedildiği somutlaştırılmalıdır. Önceki düzenin kabulü, sonraki bütün davranışları peşinen affetme anlamına gelmez.

Boşanma ve Şiddet Nedeniyle Kamu Görevlisinin Yer Değiştirmesi

Boşanma davasının açılması, boşanma kararının kesinleşmesi ve can güvenliğinin tehlikeye girmesi farklı başvuru sebepleridir. Kuruma sunulacak belge ve istenebilecek işlem de buna göre değişir. Dava açıldığını gösteren belge, kesinleşmiş boşanma kararının yerine geçmez. Eşin evden uzaklaştırılması kararı da korunan kişinin işyerinin değiştirilmesi kararıyla aynı sonucu doğurmaz.

Önce personelin statüsü belirlenmelidir. Aynı hastanede çalışan kadrolu hemşire ile sözleşmeli hemşirenin; aynı askerî birlikte çalışan sivil memur ile subayın yer değiştirme şartları farklı olabilir. Başvuruda yalnız kurumun adını belirtmek yeterli değildir. Kadro veya sözleşme statüsü, unvan, görev yerine atanma tarihi ve dayanılan mazeret açıkça gösterilmelidir.

Sağlık Personelinin Boşanma Davası Devam Ederken Geçici Görevlendirilmesi

Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 11/6. maddesi, boşanma davası açan veya hakkında boşanma davası açılan personel için geçici görevlendirme imkânı tanır. Bu yolun kullanılabilmesi için boşanma davasının yanında 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararı bulunmalıdır.

Personel, dava süresince annesinin, babasının veya reşit çocuğunun yaşadığı ile yahut E veya D hizmet grubu illere geçici görevlendirme isteyebilir. Bu hükümde kardeşin ikamet ettiği il ayrıca sayılmamıştır. Kardeşin yerleşim yerine ilişkin seçenek, kesinleşmiş boşanma sonrasındaki farklı düzenlemede yer alır.

Geçici görevlendirme yapılan personel, altı ayda bir boşanma davasının devamını ve aşamasını gösteren mahkeme belgesini çalıştığı kuruma bildirmekle yükümlüdür. Dolayısıyla yalnız dava açılış belgesiyle yapılan ilk başvuru, görevlendirmenin süresiz devamını sağlamaz.

Bu hüküm, Yönetmeliğin kapsadığı kadrolu sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı personeli içindir. Sağlık Bakanlığında çalışmak, bütün istihdam statülerinin aynı düzenlemeden yararlanacağı anlamına gelmez.

Sağlık Personelinin Kesinleşmiş Boşanma Sonrasında Tayin Talebi

Yönetmeliğin 16/2-c maddesi, görev yaptığı yere atandıktan sonra eşinden boşanan personelin yer değiştirmesini düzenler. Personel; annesinin, babasının, kardeşinin veya reşit çocuğunun ikamet ettiği ile ya da D ve E hizmet grubu illerden birine başvurabilir.

Atama, standardın uygun olması şartıyla ve bir defaya mahsus yapılabilir. Düzenleme, normal atamadaki puan, süre ve dönem şartlarına istisna getirir; ülkenin herhangi bir iline koşulsuz atanma hakkı vermez.

Başvuru bakımından önemli bir yargı kararı da bulunmaktadır. Yönetmeliğe 2024 yılında eklenen üç aylık başvuru sınırının yürütmesi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20.10.2025 tarihli, YD İtiraz No: 2025/370 sayılı kararıyla durdurulmuştur. Bu nedenle üç aylık ibareyi hâlen uygulanabilir kesin bir hak düşürücü süre gibi aktarmak doğru değildir. Yürütmeyi durdurma kararı, diğer atama şartlarını ortadan kaldırmaz.

Başvuruda kesinleşme şerhli boşanma kararı, görev yerine atanma bilgisi ve aile ferdinin ikamet belgesi bulunmalıdır. Dava devam ederken yapılan geçici görevlendirme de boşanmanın kesinleşmesiyle kendiliğinden kalıcı tayine dönüşmez; kalıcı yer değiştirme için ayrıca başvuru yapılmalıdır.

Polislerin Boşanma Nedeniyle Mazeret Ataması

Emniyet Genel Müdürlüğünün yayımladığı personel açıklamasına göre boşanan personel, boşanma sonrasında bir yıl içinde kesinleşme şerhli mahkeme belgesiyle başvurabilir. Başvuruya mazereti açıklayan dilekçe ve genelge hükümlerine uygun yedi il tercihi eklenir.

Bu uygulama, yalnız boşanma davası açıldığını bildirmekten farklıdır. Mahkemenin boşanmaya karar vermiş olması da karar henüz kesinleşmemişse yeterli kabul edilmemelidir. Kesinleşme şerhi alınmalı ve başvuru süresi geçirilmemelidir.

EGM açıklaması, talebin inceleneceğini belirtir. İlk tercihe veya tercih edilen illerden birine mutlaka atama yapılacağını taahhüt etmez.

Jandarma Personelinde Velayet ve Yeniden Evlenmeme Şartı

Jandarma Genel Komutanlığı Subay, Astsubay ve Uzman Jandarma Atama Yönetmeliğinin 50/2. maddesinde boşanmaya bağlı özel düzenleme bulunmaktadır.

Bu hükümden yararlanabilmek için boşanan personelin çocuklarının velayetinin kendisinde olması ve yeniden evlenmemiş bulunması gerekir. Düzenleme, meslek hayatı boyunca iki defaya mahsus olmak üzere, en geç genel atama döneminde ve atama dengesiyle hizmet ihtiyacı gözetilerek başka hizmet bölgesine atanma imkânı tanır.

Çocuğu bulunmayan veya velayet kendisine verilmeyen personel, yalnız boşanma kararını sunarak bu hükümden yararlanamaz. Velayete ilişkin karar başvurunun esaslı belgesidir. Ayrıca uzman jandarma ile uzman erbaş farklı statülerdir; bir statü için yazılmış hüküm diğerine doğrudan uygulanamaz.

Öğretmenlerde Boşanma ve Can Güvenliği Mazereti

2026 tarihli Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde boşanma, bağımsız bir mazeret olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle kesinleşmiş boşanma kararını sunan her öğretmenin ailesinin bulunduğu ile atanması zorunlu değildir.

Buna karşılık can güvenliği, ayrı bir yer değiştirme sebebidir. Yönetmeliğin 29. maddesi uyarınca sağlık ve can güvenliği mazeretine dayanan atamalar, yarıyıl ve yaz tatili dışında da yapılabilir. Bu atamalarda öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumları esas alınır. Şiddet tehdidi altındaki öğretmenin normal mazeret takvimini beklemesi gerektiği şeklinde genel bir kural yoktur.

Danıştay İkinci ve Onikinci Daireleri Müşterek Kurulunun 23.12.2021 tarihli, E.2016/1149, K.2021/5179 sayılı kararı, boşanan öğretmenler bakımından özel tayin hakkı bulunmamasına ilişkin itirazı ele almıştır. Davacı sendika, 2015 tarihli Yönetmelikte eşinden boşanan öğretmenlere yer değiştirme hakkı tanınmamasının eksik düzenleme olduğunu ileri sürmüştür.

Danıştay, dayanak genel yer değiştirme mevzuatında da boşanmanın ayrı bir mazeret olarak sayılmadığını belirlemiştir. Bu nedenle MEB Yönetmeliğinde boşanan öğretmenler için ayrıca hüküm bulunmamasını hukuka aykırı görmemiştir. Kararın bu kısmı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.01.2023 tarihli, E.2022/1663, K.2023/75 sayılı kararıyla onanmıştır.

Karar, boşanan öğretmenin hiçbir yolla yer değiştiremeyeceği anlamına gelmez. Reddedilen iddia, boşanmanın bütün öğretmenler için başlı başına zorunlu tayin sebebi sayılmasıdır. Sağlık veya belgelenmiş can güvenliği tehlikesi bulunan öğretmenin bu mazeretlere dayanarak başvurması mümkündür. karararama.danistay.gov.tr

MSB ve Adalet Bakanlığında İşyerinin Değiştirilmesi

Millî Savunma Bakanlığı Personeli Yer Değiştirme Yönetmeliği, kapsamındaki 657 sayılı Kanuna tabi devlet memurları için can güvenliği nedeniyle başvuru imkânı tanır. Personelin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun bulunduğu yerde kalmasının can güvenliğini tehdit ettiğini gösteren adli ya da mülki makam belgesi kullanılabilir. 6284 sayılı Kanunun 4/1-a maddesine göre verilmiş işyeri değişikliği kararı da düzenlemede açıkça yer alır.

Bu hüküm subay ve astsubaylara, yalnız aynı Bakanlık bünyesinde çalıştıkları gerekçesiyle uygulanamaz. Onların atama işlemlerinde kendi personel mevzuatı esas alınır.

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 28. maddesi de görev yerinde kalması can güvenliği bakımından tehdit oluşturan memurun başka yere atanmasını düzenler. Aynı maddede, hakkında işyerinin değiştirilmesine ilişkin koruyucu tedbir verilen memurun başka yere atanabileceği ayrıca belirtilmiştir.

Dolayısıyla başvuru işyeri değişikliği kararına dayanıyorsa, kararın hüküm bölümünde bu tedbir bulunmalıdır. Yalnız eski eşin müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ilişkin karar, işyeri değişikliği kararı yerine sunulmamalıdır.

Kamu Görevlileri İçin Boşanma ve Can Güvenliği Şartları

Aşağıdaki tabloda Sağlık Bakanlığına ilişkin satır, ilgili atama yönetmeliğinin kapsamındaki personeli ifade eder. Sözleşmeli personelin durumu ayrıca açıklanmıştır.

Personel grubuBoşanma davasının açılmasıKesinleşmiş boşanma6284 / can güvenliğiÖnemli ayrım
Sağlık Bakanlığı personeliTek başına yetmez; dava + 6284 tedbir kararı varsa dava süresince geçici görevlendirme yolu vardır.Özel yer değiştirme sebebidir. Bir defalık tayin imkânı vardır.Can güvenliği belgesi veya özellikle işyeri değişikliği kararı ile ayrıca tayin mümkündür.Boşanma davası dönemi ile kesinleşmiş boşanma farklı hükümlerle düzenlenmiştir.
Polis / EGM personeliYayımlanmış EGM açıklamasında dava açılması özel sebep olarak gösterilmiyor.Mazeret ataması talep edilebilir. Boşanmadan sonra 1 yıl içinde kesinleşmiş karar ve 7 il tercihiyle başvuru yapılabiliyor.Ayrıca kurumun can güvenliği hükümleri uygulanabilir.Talep değerlendirilir; seçilen bir ile otomatik atama hakkı değildir.
Jandarma subay, astsubay ve uzman jandarmaTek başına yeterli değildir.Ek şartlarla mümkündür.Özel personel ve atama hükümleri ayrıca uygulanır.Velayetin personelde olması ve yeniden evlenmemiş olması aranır; atama dengesi ve hizmet ihtiyacı gözetilir.
Öğretmen / MEBYeterli değildir.Tek başına özel tayin sebebi değildir.İşyeri değişikliği kararı veya can güvenliğine ilişkin Valilik Oluru önemlidir.Danıştay, Yönetmelikte “eşinden boşanan” öğretmene özel hak verilmemesini hukuka aykırı bulmamıştır.
MSB’de 657’li Devlet memuruTek başına özel tayin sebebi değildir.Sağlık Bakanlığındaki gibi bağımsız boşanma tayini düzenlemesi bulunmuyor.Can güvenliği belgesi veya 6284 m.4/1-a kapsamında işyeri değişikliği kararı aranır.Her uzaklaştırma kararı aynı değildir; ayrıca bu hüküm subay/astsubaya otomatik uygulanmaz.
Adalet Bakanlığı personeliTek başına özel tayin hakkı doğurmaz.Boşanma tek başına Sağlıktaki gibi özel sebep değildir.İşyeri değişikliği tedbir kararı bulunan memurun başka yere atanması mümkündür.6284 kararının içeriği önemlidir.
Tarım ve Orman Bakanlığı taşra personeliGüncel yönetmelikte bağımsız boşanma sebebi olarak görülmüyor.Eski yönetmelikte vardı, 2024’te kaldırıldı.Güncel yönetmelikte sağlık ve can güvenliği mazereti yolları bulunmaktadır.Eski internet içerikleri bu konuda artık yanıltıcı olabilir.

Tarım ve Orman Bakanlığı bakımından eski düzenlemelere dayanan boşanma tayini açıklamaları özellikle dikkatle okunmalıdır. 5 Temmuz 2024 tarihli yönetmelik değişikliği sonrasında boşanmaya bağlı hakkın kaldırılması, yetkili sendikanın düzenlemeye karşı açtığını duyurduğu davanın konuları arasındadır. Eski yönetmelikteki bir hakkın, yalnız internetteki açıklaması hâlen duruyor diye uygulanması istenemez.

Kolluk ve Askerî Kurumlarda Personel Statüsüne Göre Ayrım

Personel grubuSadece boşanma davası açılması yeterli mi?Kesinleşmiş boşanma yeterli mi?6284 / şiddet nedeniyle tayinÖnemli şart
Polis – EGMDavanın açılması tek başına yeterli görünmüyor.Evet, özel uygulama var.Şiddet/can güvenliği ayrıca değerlendirilebilir.EGM’nin resmî SSS’sine göre kesinleşmiş boşanma sonrasında 1 yıl içinde, kesinleşme şerhli karar ve 7 il tercihi ile mazeret ataması talep edilebiliyor. Atama otomatik değil; talep değerlendiriliyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü)
Jandarma subay / astsubay / uzman jandarmaGenel olarak tek başına dava açılması yeterli değil.Boşanma tek başına da yeterli değil.Can güvenliği/6284 ayrıca uygulanabilir.Özel boşanma hükmünde özellikle çocuğun velayetinin personelde olması ve yeniden evlenmemiş bulunması gibi şartlar önem taşıyor.
Jandarma / Sahil Güvenlikte 657’li sivil memurTek başına dava açılması özel tayin hakkı yaratmıyor.Bazı hâllerde boşanmaya bağlı özel imkân var.Can güvenliği hükümleri ayrıca uygulanabilir.Özellikle çocuğun velayetinin personele verilmiş olması hâlinde özel yer değiştirme imkânı gündeme geliyor.
MSB’de 657’li Devlet memuruGüncel düzenlemede yalnız boşanma davası yeterli değil.Güncel düzenlemede Sağlık/EGM’deki gibi boşanmayı tek başına genel tayin sebebi yapan aynı kapsamda bir hüküm yok.Can güvenliği açısından 6284 m.4/1-a uyarınca işyerinin değiştirilmesine ilişkin tedbir kararı veya can güvenliği belgesi önem taşıyor.İnternetteki “her uzaklaştırma kararı askeriyede tayine yeter” bilgisi büyük ölçüde eski düzenlemelerden kaynaklanıyor.
TSK subay / astsubayAyrı personel rejimine tabi.Boşanma tek başına bütün personel için otomatik tayin hakkı şeklinde genellenemez.Personelin kendi atama mevzuatı ve hizmet gerekleri birlikte değerlendiriliyor.MSB’deki 657’li memur hükmünü subay ve astsubaya doğrudan uygulamamak gerekir.

Sözleşmeli Personelin Can Güvenliği Nedeniyle Yer Değiştirmesi

657 sayılı Kanunun 4/B maddesindeki üç yıllık yer değiştirme sınırlamasında can güvenliği ve sağlık sebepleri açıkça istisna tutulmuştur. Bu nedenle belgelenmiş can güvenliği tehlikesi bulunan personele yalnız üç yılı doldurmadığı gerekçesiyle hiçbir başvuru yolu bulunmadığı söylenemez. Bakanlığın 2026 tarihli personel uygulamasında da bu kanuni istisna belirtilmektedir. cte.adalet.gov.tr

Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 3. maddesi kapsamında can güvenliği nedeniyle kurum içi yer değişikliği istenebilir. Personelin kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun görev yerinde can güvenliğinin tehlikeye düştüğü, adli veya mülki makam belgesiyle gösterilmelidir. Gidilecek birimde aynı unvan ve nitelikte boş pozisyon bulunması ve hizmet gereklerine ilişkin şartlar da aranır.

Başvuruda tehdidin görev yeriyle bağlantısı anlatılmalıdır. Eski eşin işyerinde beklemesi, işe gidiş güzergâhında takip etmesi, daha önceki tedbirlere rağmen saldırması veya görev yapılan yerde kişiye kolayca ulaşabilmesi bu bağlantıyı açıklayan olaylardır. Mevcut tutanaklar, soruşturma bilgileri ve tedbir kararları başvuruya eklenmelidir.

Kurum içi yer değiştirme, başka bir kamu kurumuna nakille aynı işlem değildir. Bir Bakanlığın Samsun biriminden aynı Bakanlığın başka ildeki birimine geçiş talebi ile farklı Bakanlığa geçiş talebi ayrı hukuki şartlara tabidir.

Boşanma ise genel 4/B rejiminde can güvenliği gibi açık bir istisna oluşturmaz. Ailesinin bulunduğu yere dönmek isteyen personelin yalnız boşanma kararına dayanmasıyla, eski eşinin tehdidi nedeniyle bulunduğu yerde güvenle çalışamayan personelin başvurusu aynı değildir. İkinci başvurunun dayanağı, boşanmanın kendisinden ayrı olarak belgelenmiş can güvenliği tehlikesidir.

Şiddet Mağduru Kamu Görevlisinin İşyerinin Değiştirilmesi

6284 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi, hâkime korunan kişinin işyerinin değiştirilmesine karar verme yetkisi verir. Uygulama Yönetmeliğinin 13. maddesine göre değişiklik, kişinin talebi veya onayıyla il içinde ya da il dışında yapılabilir. Karar, uygulanması için işyerine bildirilir; yetkili kurum veya kişi tarafından yerine getirilir. Bu tedbir, şiddet mağdurunun çalışmaya devam ederken korunmasını sağlar. Örneğin eşin okul kapısında beklemesi veya aynı hastanede çalışması nedeniyle yaklaşmama kararının fiilen koruma sağlayamadığı olayda, işyeri değişikliği ayrıca istenebilir.

Talepte, mevcut işyerinde tehlikenin neden sürdüğü ve istenen değişikliğin bu tehlikeyi nasıl azaltacağı açıklanmalıdır. İl içindeki başka bir işyeri yeterli olacaksa bu seçenek; tehdit aynı şehirde devam edecekse il dışına çıkma ihtiyacını gösteren olaylar belirtilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin İşyerinin Değiştirilmesine İlişkin Kararı

Anayasa Mahkemesinin 17.07.2019 tarihli K.Ş. başvurusuna ilişkin kararında (B. No: 2016/14613), eski eşinden kaynaklanan şiddet tehlikesi nedeniyle işyeri değişikliği isteyen bir öğretmenin talebinin karşılanmaması, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında incelenmiştir. Başvurucunun eski eşiyle aynı ilçede görev yapması, işe gidiş güzergâhı ile günlük ihtiyaçlarını karşıladığı yerlerin eski eşinin işyerine yakınlığı ve karşılaşma korkusunu açıkça bildirmesi, koruma ihtiyacının değerlendirilmesinde esas alınan olgulardır. İdarenin işyeri değişikliğine yönelik tedbir kararı bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmesi, bu ret sonrasında başvurucunun eski eşi tarafından bıçaklanması ve aile mahkemesinin işyeri değişikliğini idari bir işlem olarak görerek talebi kabul etmemesi, sağlanan korumanın yetersizliği bakımından değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, kanunun hâkime işyeri değişikliği tedbirine karar verme yetkisini açıkça tanıdığına işaret ederek başvurucunun bildirdiği ciddi güvenlik riskleri karşısında idarenin ve aile mahkemesinin etkili koruma sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini kabul etmiştir. Bu gerekçeyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Evden Uzaklaştırma ve Şehir Dışına Çıkarma Farkı

Eşin müşterek konuttan uzaklaştırılması, Samsun il sınırlarını terk etmesini gerektirmez. Karar; konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye yaklaşmama, işyerine veya okula yaklaşmama gibi belirli yasaklar içerir.

Evden uzaklaştırılan kişinin korunan kişinin işyerinin önünde beklemesi veya çocuğun okuluna gelmesi hâlinde, mevcut kararın kapsamı kontrol edilmelidir. Kararda bulunmayan gerekli tedbirler ayrıca istenebilir. Yasaklanan davranışın devam etmesi ise tedbir ihlali olarak bildirilmelidir.

6284 sayılı Kanun hâkime olayın gerektirdiği benzer tedbirlere karar verme yetkisi tanır. Bununla birlikte, belirli adreslere yaklaşmama kararından kendiliğinden bütün şehre giriş yasağı çıkarılamaz. İstenen sınırlamanın kapsamı kararda açıkça bulunmalıdır.

Uzaklaştırma Kararının Boşanmadaki Kusura Etkisi

Uzaklaştırma kararı, boşanma davasında bütün şiddet iddialarının kesin olarak ispatlandığını göstermez. Tedbirin amacı, tehlikeyi gecikmeden önlemektir. Boşanma davasında ise ileri sürülen olayların gerçekleşip gerçekleşmediği ve hangi eşin hangi davranıştan sorumlu olduğu belirlenir.

Bu nedenle boşanma dosyasına yalnız tedbir kararını koymakla yetinilmemelidir. Varsa muayene ve darp raporu, olay tutanağı, mesajlar, soruşturma veya ceza dosyası ve olayı bilen tanıklar da gösterilmelidir. Tedbir kararı koruma ihtiyacına; bu belgeler ise ileri sürülen davranışın ispatına hizmet eder.

Ceza davasında beraat verilmesi de her olayda şiddetin boşanma bakımından incelenmesini engellemez. Beraatin gerekçesi ve boşanma dosyasındaki deliller önemlidir.

Beraate Rağmen Şiddetin Boşanma Davasında İspatlanması

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli, E.2022/2-148, K.2023/353 sayılı kararında, erkek eş hakkında eşe karşı basit yaralama suçundan beraat kararı bulunmasına rağmen boşanmadaki şiddet iddiası kabul edilmiştir.

Ceza mahkemesi, ortak çocuğun anlatımına dayanmıştı. Çocuk, babasının annesine şiddet uygulamadığını söylemişti. Buna karşılık kadın olay günü darp raporu almıştı. Kadının kardeşi de olay sırasında çocukla yaptığı telefon görüşmesinde çocuğun babasının annesini dövdüğünü ve boğazını sıktığını söyleyerek ağladığını anlatmıştı.

Hukuk Genel Kurulu, çocuğun yaşını ve babasıyla yaşamasını da gözeterek somut dosyada onun anlatımına itibar etmedi. Tanık anlatımları ve darp raporu karşısında fiziksel şiddetin ispatlandığını kabul etti. Erkeğin şiddet ve hakaretine karşılık kadının da hakaret ettiği olayda, erkek ağır, kadın daha az kusurlu bulundu.

Kadın lehine tazminat verilmesini sağlayan kusur tespiti uygun görüldü; tazminat miktarlarına ilişkin inceleme için dosya 2. Hukuk Dairesine gönderildi. Böylece beraat kararına rağmen boşanma dosyasındaki delillerle farklı bir kusur sonucuna ulaşılabildi.

Polis veya Asker Eşin Silahının Teslimi

6284 sayılı Kanunun 5/1-g maddesi uyarınca hâkim, şiddet uygulayan kişinin ruhsatlı silahlarını kolluğa teslim etmesine karar verebilir. Silahın yasal olarak bulundurulması veya taşınması, bu tedbirin uygulanmasını engellemez.

Aynı maddenin 5/1-ğ bendi görev silahını ayrıca düzenler. Kişi silah taşıması zorunlu bir kamu görevi yürütse bile görev nedeniyle zimmetinde bulunan silahın kurumuna teslimine karar verilebilir. Polis veya asker olması, kişiyi bu tedbirin dışında bırakmaz.

Başvuruda kişisel silahla görev silahı ayrı ayrı belirtilmelidir. Silahla tehdit, silaha ulaşma kolaylığı ve önceki saldırılar varsa bunlar açıklanmalıdır.

Teslim tedbiri, silahın mülkiyetinin kesin olarak kaybedilmesi anlamına gelmez. Ancak tedbir sona erdiğinde görev silahının kendiliğinden iade edileceği de varsayılmamalıdır. Silahı muhafaza eden birime başvurularak mevcut mahkeme kararı ve varsa kurumun ayrıca uyguladığı sınırlama öğrenilmelidir. İadeyi engelleyen başka bir işlem bulunuyorsa onun kaldırılması için de ilgili başvuru yapılmalıdır.

Aile İçi Şiddetin Kamu Görevlisinin Disiplin Sorumluluğuna Etkisi

Eş hakkında şikâyette bulunulması, boşanma davasında şiddet iddiası ileri sürülmesi veya uzaklaştırma kararı verilmesi, kendiliğinden disiplin cezası doğurmaz. Disiplin yaptırımı için isnat edilen davranışın delillerle ortaya konulması, personelin tabi olduğu mevzuatta karşılığının bulunması ve savunma hakkının sağlanması gerekir. Özellikle 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararı, şiddetin önlenmesine yöneliktir; disiplin soruşturmasında fiilin gerçekleştiğine ilişkin incelemenin yerini tutmaz.

Bununla birlikte, aile içinde gerçekleşen bir davranışın kamu görevi dışında kalması, disiplin sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldırmaz. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-d maddesi, hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak davranışları kınama cezasına bağlamıştır. Kolluk personelinin ve askerî personelin ise ayrıca özel disiplin hükümleri bulunmaktadır. Eşe yönelik fiziksel şiddet, tehdit veya silah kullanma gibi davranışların yaptırımı belirlenirken personelin statüsü ve gerçekleşen fiilin niteliği esas alınır.

Anayasa Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli, 2020/35386 başvuru numaralı M.S.G. kararında, polis memurunun eşine yönelik kötü muamelesi nedeniyle uygulanan dört günlük aylıktan kesme cezasının özel hayata saygı hakkını ihlal etmediği kabul edilmiştir. Sağlık raporu ve ifadelerle ortaya konulan fiziksel müdahalenin, hizmet dışında gerçekleşmesine rağmen polislik mesleğinin saygınlığını etkilediği belirtilmiştir. Kararda, yaptırımın bir alt derece ceza uygulanarak belirlenmesi ve başvurucunun savunma ile delillerini sunabilmesi de ölçülülük incelemesinde esas alınmıştır.

Bu karar, yalnız eşin şikâyetine dayanılarak ceza verilebileceği anlamına gelmez. Yaptırımın dayanağı, delillerle sabit kabul edilen davranıştır. Ayrıca olay tarihinde uygulanan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğündeki ceza, bugünkü bütün kolluk personeline aynen uygulanacak bir yaptırım olarak gösterilemez; güncel işlemde ilgili personelin tabi olduğu disiplin hükmü belirlenmelidir.

Ceza yargılamasının devam etmesi de disiplin soruşturmasının mutlaka bekletilmesini gerektirmez. 657 sayılı Kanunun 131. maddesi, aynı olay hakkında ceza ve disiplin süreçlerinin ayrı yürütülmesine imkân tanır. Ancak bu bağımsızlık, disiplin makamına delilleri incelemeden yaptırım uygulama veya beraat kararının gerekçesini yok sayma yetkisi vermez. Fiilin gerçekleşmediğine ilişkin maddi tespit ile ceza mahkûmiyeti için yeterli delil bulunmaması aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Aynı Kurumda Çalışan Eşler Arasında Yaklaşmama Kararının Uygulanması

Eşlerin aynı okulda, hastanede veya kamu biriminde çalışması, mahkemenin yaklaşmama kararını etkisiz hâle getirmez. Kararda korunan kişiye veya onun işyerine yaklaşmama tedbiri bulunuyorsa çalışma düzeninin bu yasağa uygun kurulması gerekir. Aynı serviste nöbet tutulması, aynı odada çalışılması veya görevlerin tarafları zorunlu olarak karşı karşıya getirmesi hâlinde kurum yönetimine kararın bildirilmesi ve uygulanmasını sağlayacak düzenlemenin istenmesi mümkündür.

Alınacak önlemin yeterliliği, kararın kapsamına bağlıdır. Yalnız kişiye yaklaşmanın yasaklandığı bir olayda birim veya vardiya değişikliği çözüm sağlayabilirken, belirli işyerine yaklaşmanın yasaklandığı kararda aynı binanın başka katında görevlendirme yasağı karşılamayabilir. Kurum, mahkemenin belirlediği sınırlamayı kendi kararıyla daraltamaz.

Korunan kişinin işyerinin değiştirilmesine ilişkin 6284 sayılı Kanunun 4/1-a maddesindeki tedbir de ayrıca istenebilir. Bu tedbir mağdurun işyerine ilişkindir; şiddet uyguladığı ileri sürülen eşin başka ile atanması sonucunu doğrudan doğurmaz. Diğer eş hakkında yapılacak görev yeri değişikliğinin, kurumun personel mevzuatında dayanağı bulunmalıdır.

Yaklaşmama yasağının ihlali hâlinde olayın tarihi, yeri ve ihlalin nasıl gerçekleştiği kolluğa bildirilmelidir. Kamera kaydı, giriş kaydı, mesaj veya tanık bulunuyorsa bunların tespiti istenebilir. Kuruma yapılan bildirim, tedbir ihlalinin adli mercilere bildirilmesinin yerine geçmez.

Tayin Sonrasında Geçici Velayet ve Çocuğun Yerleşim Yeri

Geçici velayetin kendisine bırakıldığı ebeveynin başka bir şehre atanması, çocuğun bakım ve eğitim düzeninin yeniden kurulmasını gerektirebilir. Mahkemece aksine bir sınırlama getirilmemişse velayeti kullanan ebeveynin çocukla birlikte yeni görev yerine yerleşmesi mümkündür. Ancak geçici velayet, taşınmanın çocuk üzerindeki sonuçlarını gözetmeme veya diğer ebeveynle ilişkiyi kesme yetkisi vermez.

Türk Medeni Kanununun 183. maddesi, ana veya babanın başka yere gitmesini, gerekli olduğunda velayete ve çocukla ilişkiye yönelik önlemlerin değiştirilmesini gerektirebilecek yeni olgulardan biri olarak düzenler. Tayin nedeniyle şehir değiştirilmesi velayeti kendiliğinden değiştirmez; çocuğun yeni yerdeki bakım koşulları, eğitim düzeni ve diğer ebeveynle görüşmesinin sürdürülebilirliği mahkemenin müdahalesini gerektirebilir.

Bu nedenle devam eden boşanma dosyasına atama belgesiyle birlikte yeni adres, okul ve bakım düzenine ilişkin bilgiler sunulmalıdır. Mesafe mevcut görüş takvimini uygulanamaz hâle getiriyorsa kişisel ilişkinin değiştirilmesi de aynı dosyada istenebilir. Çocuğun görüşlerini oluşturabilecek yaş ve olgunlukta bulunması hâlinde, taşınma ve yaşam düzeni hakkındaki görüşünün uygun yöntemle alınması gerekir.

Türk Medeni Kanununun 21. maddesine göre ana ve babanın ortak yerleşim yeri bulunmadığında çocuğun yerleşim yeri, kendisine bırakıldığı ebeveynin yerleşim yeridir. Bununla birlikte, çocuğun başka yerde birkaç hafta kalması ile yeni bir yerleşim yeri edinmesi farklıdır. Teslim işlemlerinde yalnız geçici bulunma durumuna dayanılarak yetkili müdürlüğün değiştiği kabul edilmez.

Şehir Değişikliğinden Sonra Çocukla Görüş Günleri

Çocuğun başka şehre taşınması, mahkemenin belirlediği kişisel ilişki günlerini kendiliğinden değiştirmez. Ayın belirli hafta sonlarında görüşme öngören karar yürürlükte kaldığı sürece, velayeti kullanan ebeveyn görüşmeleri tek taraflı olarak yalnız yaz tatiline bırakamaz. Kişisel ilişki hakkı sahibi de çocuğu kararın izin verdiğinden daha uzun süre yanında tutamaz.

Mesafe nedeniyle ulaşımın çocuğun okulunu, dinlenmesini veya sağlığını olumsuz etkilemesi hâlinde yeni bir takvim kurulabilir. Bu talepte şehirlerin adıyla yetinilmemeli; yolculuğun süresi, aktarma gerekip gerekmediği, çocuğun yaşı, ders saatleri ve görüşme sonrasında eve dönüş zamanı açıklanmalıdır. Kısa bir görüşme için günün büyük bölümünü yolda geçiren çocuk bakımından daha seyrek fakat daha uzun görüşmeler uygun olabilir. Buna karşılık yalnız ebeveynin ulaşımı zahmetli bulması, çocukla düzenli temasın ortadan kaldırılmasını haklı kılmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.03.2023 tarihli, 2022/10991 E., 2023/1311 K. sayılı kararında, çocukla babanın farklı ülkelerde yaşayacak olması karşısında ayda iki hafta sonunu ve çeşitli tatilleri kapsayan kişisel ilişki düzenlemesi fazla bulunmuş, koşullara uygun süre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar, farklı yerlerde yaşayan bütün aileler için tek bir görüşme takvimi öngörmemektedir. Uzaklığın ve ulaşım koşullarının, görüşmenin süresi ve sıklığı üzerinde somut etkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Boşanma davası devam ediyorsa geçici kişisel ilişki kararının değiştirilmesi o dosyada talep edilir. Kesinleşmiş boşanma sonrasında ise değişen koşullara dayanılarak kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir. Yeni karar verilinceye kadar önceki düzenleme geçerliliğini korur.

Çocuk Teslim Dosyasının Yeni Şehre Gönderilmesi

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesinde çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü yetkilidir. Çocuğun yerleşim yeri başka müdürlüğün yetki alanına taşındığında açık dosya resen ilgili müdürlüğe gönderilir. Yeni müdürlük işlemleri kaldığı yerden sürdürür ve teslimin yapılacağı yeni yeri bildirir.

Bu nedenle Samsun’da açılmış bir teslim dosyası bulunması, çocuk başka şehre yerleştiğinde işlemlerin süresiz olarak Samsun’da yürütülmesini gerektirmez. Adres değişikliği müdürlüğe derhâl bildirilmelidir. Dosyanın gönderilmesi, kişisel ilişki kararındaki gün ve saatleri değiştirmez; müdürlük mahkemenin yerine geçerek yeni görüşme takvimi kuramaz.

Tarafların kararı anlaşarak uygulaması hâlinde her görüşme için müdürlük aracılığıyla teslim yapılması zorunlu değildir. Kararın yerine getirilmemesi nedeniyle müdürlük süreci işletiliyorsa çocuk, bildirilen teslim mekânında ve belirlenen zamanda hazır bulundurulur. Kişisel ilişki sonunda geri teslim de yürütülen işlem ve kararın gereklerine uygun gerçekleştirilir.

Gizlilik veya koruma kararı bulunan dosyalarda adres bilgilerinin paylaşılması bu kararların sınırları içinde yürütülmelidir. Adresin diğer ebeveynden gizlenmesi, yetkili müdürlüğe ve mahkemeye gerekli bilginin verilmemesini haklı kılmaz.

Görüşme İçin Yapılan Yol Masrafları

Çocuk teslim işlemlerinin ücretsiz olması, ebeveynin başka şehre gitmek için yaptığı bütün seyahat giderlerinin devlet tarafından karşılanacağı anlamına gelmez. Müdürlüğün kararın uygulanması için yaptığı giderlerle, ebeveynin kişisel ulaşım ve konaklama giderleri farklıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.03.2023 tarihli, 2022/10991 E., 2023/1311 K. sayılı kararında, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasında yol masraflarının ortak karşılanmasına ilişkin hüküm kurulması uygun bulunmamıştır. Yol gideri talebinin bu davanın eki niteliğinde olmadığı ve kurulan hükmün infaza elverişli bulunmadığı belirtilmiştir. Bu karardan bütün yol giderlerinin her durumda aynı ebeveyne ait olduğu sonucu çıkarılamaz; ancak kişisel ilişki kararına belirsiz bir ortak masraf yükümlülüğü eklenemeyeceği anlaşılmaktadır.

Telefon ve Görüntülü Görüşme

Çocuğun diğer ebeveynle telefon veya görüntülü iletişim kurması, uzak mesafede ilişkinin sürdürülmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, bu iletişimin belirli saatlerde zorla yerine getirilecek bir yükümlülük olarak mahkeme hükmüne yazılması konusunda Yargıtayın sınırlayıcı kararları bulunmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.09.2024 tarihli, 2024/2714 E., 2024/5657 K. sayılı kararında, taraflardan birinin çocukla telefon ve diğer iletişim araçları üzerinden görüşmesini engellediğine ilişkin delil bulunmayan olayda, ayrıca telefonla görüşme yükümlülüğü kurulması gerekli görülmemiştir. Velayeti kullanan annenin kişisel ilişki günlerinde çocuğu hazır bulundurma yükümlülüğünün ötesinde bu şekilde yükümlülük altına sokulmasını uygun bulmayan karar onanmıştır.

Bu yaklaşım, çocuğun diğer ebeveynle iletişiminin engellenebileceği anlamına gelmez. İletişimin sürekli kesilmesi, çocuğun diğer ebeveynden uzaklaştırılması veya görüşmelerin sistematik biçimde önlenmesi, kişisel ilişki ve velayet bakımından ayrıca ileri sürülebilecek davranışlardır.

Tayin Sonrasında Nafakanın Artırılması veya Azaltılması

Başka bir şehre atanma, nafaka miktarını kendiliğinden değiştirmez. Değişiklik talebinin dayanağı, tayin sonrasında ortaya çıkan gelir veya gider farkıdır. Yeni görev yerinde düzenli ek ödeme kazanılması, nöbet gelirinin sona ermesi, kira giderinin yükselmesi ya da çocuğun eğitim ve bakım masraflarının artması bu kapsamda ileri sürülebilir.

Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakasının değiştirilmesi, Türk Medeni Kanununun 169. maddesi kapsamında aynı mahkemeden istenir. Kesinleşmiş boşanma sonrasında iştirak nafakasının yeniden belirlenmesinde 331. madde; irat biçimindeki yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasında 176/4. madde uygulanır.

Talebin kabulü için önceki nafakanın belirlendiği tarihteki koşullarla yeni durum arasındaki fark gösterilmelidir. Maaş bordroları, düzenli ek ödeme kayıtları, kira sözleşmesi, okul ve servis ücretleri, bakım giderleri ve sağlık harcamaları bu karşılaştırmayı sağlar. Yalnız yeni şehrin pahalı olduğunu belirtmek, istenen nafaka miktarının neden gerekli olduğunu açıklamaz.

Çocuğun Giderlerindeki Artış

İştirak nafakası, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım içindir. Velayeti kullanan ebeveynin tayini nedeniyle servis veya bakım ihtiyacı doğmuşsa, bu giderin tutarı ve gerekliliği ortaya konulmalıdır. Konut gideri ileri sürüldüğünde de evin bütün kirasının doğrudan diğer ebeveyne yüklenmesi söz konusu olmaz; çocuğun barınma ihtiyacına düşen pay ve anne ile babanın ödeme gücü dikkate alınır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.06.2017 tarihli, 2016/19704 E., 2017/9326 K. sayılı kararında, nafaka borçlusunun gelirinde olağanüstü artış bulunmamasının iştirak nafakasının artırılması talebini reddetmek için yeterli olmadığı kabul edilmiştir. Önceki nafaka kararından sonra çocukların yaşlarının ilerlemesi ve ihtiyaçlarının artması, yeniden miktar belirlenmesini gerektiren olgular arasında sayılmıştır.

Kararda çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik gücüne göre uygun artış yapılması gerektiği belirtilmiştir. Böylece artırımın yalnız borçlunun maaşına zam gelmesine bağlanamayacağı; çocuğun değişen ihtiyaçlarının da talebin bağımsız dayanağını oluşturabileceği kabul edilmiştir.

Maaş, Ek Ödeme ve Seyyanen Zammın Etkisi

Nafaka, kamu görevlisinin maaşının kanunen belirlenmiş bir yüzdesi değildir. Maaşa yapılan yüzde otuzluk zam, nafakanın da kendiliğinden yüzde otuz artırılmasını gerektirmez. Seyyanen zam veya yeni görev yerine bağlı düzenli ödeme, borçlunun ekonomik gücünü artırabilir; fakat bu tutarın tamamı nafakaya eklenmez.

Gelir azalması bakımından da yalnız tek aylık bordro yeterli olmayabilir. Nöbet ücretinin görev değişikliği nedeniyle sürekli olarak kaybedilmesi ile bir ay nöbet tutulmaması aynı değildir. Azaltım isteyen taraf, kaybın sürekliliğini ve toplam ödeme gücüne etkisini göstermelidir. Başka gelirlerin, kira kazancının veya malvarlığının bulunması hâlinde yalnız maaştaki düşüş üzerinden sonuca varılamaz.

Nafaka borçlusu, azaltım talebiyle mahkemeye başvurmuş olmasını gerekçe göstererek ödemeyi kendi belirlediği tutara indiremez. Mevcut karar ve varsa yıllık artış hükmü, mahkemece değiştirilinceye kadar uygulanır.

Yoksulluk nafakası alan eşin kamu görevine başlaması veya gelirinin önemli ölçüde yükselmesi ise nafakanın devamını da etkileyebilir. Türk Medeni Kanununun 176/3. maddesi uyarınca yoksulluğun ortadan kalkması mahkeme kararıyla kaldırma sebebidir. Buna karşılık tayin belgesi, yoksulluğun sona erdiğini göstermez; yeni gelir ve zorunlu geçim giderleri belirlenmelidir.

Yıllık Artış Hükmü ve Yeniden Nafaka Davası

Nafakanın yıllık artışında mahkeme kararının hüküm bölümü uygulanır. Kararda belirli bir endeks ve başlangıç tarihi gösterilmişse hesap bu düzenlemeye göre yapılır. Nafaka borçlusunun memur olması, karardaki endeksin yerine memur maaş artış oranının geçirilmesine imkân vermez. Yıllık artış hükmü bulunmayan nafakaya da kendiliğinden bir endeks eklenemez.

Yıllık artış kararı, sonradan ortaya çıkan ihtiyaçlar nedeniyle yeniden dava açılmasını engellemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.06.2016 tarihli, 2016/4481 E., 2016/8685 K. sayılı kararında, önceki hükümde ÜFE artışı bulunmasına rağmen, lise öğrencisi çocuğun artan ihtiyaçları nedeniyle açılan iştirak nafakası artırım davasının incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Artırım davası için kanunda belirli bir bekleme süresi bulunmadığı belirtilmiştir.

Bu imkân, kısa aralıklarla açılan her davada mutlaka artış yapılacağı anlamına gelmez. Önceki karardan sonra hangi ihtiyacın doğduğu veya hangi ekonomik koşulun değiştiği açıklanmalıdır. Eğitim basamağının değişmesi, düzenli tedavi gideri başlaması veya tayin nedeniyle zorunlu bakım masrafı oluşması, yalnız zaman geçtiği iddiasından farklı ve somut gerekçelerdir.

Boşanma Davasında Lojmanın Kullanımı

Aile konutu olarak kullanılan lojmanın eşlerden birinin kamu görevi nedeniyle tahsis edilmiş olması, diğer eş ve çocukların barınmasına yönelik geçici önlem alınmasını engellemez. Türk Medeni Kanununun 169. maddesi uyarınca hâkim, boşanma davası boyunca konutun kullanımını eşlerden birine bırakabilir. Çocukların okul ve bakım düzeni, tarafların başka yerde barınma imkânı ve ekonomik koşulları bu kararın verilmesinde belirleyicidir.

Ancak aile mahkemesinin eşler arasındaki kullanımı düzenlemesi, kurumun yaptığı lojman tahsisini diğer eş adına kalıcı biçimde değiştirmez. Tahsis süresinin dolması, görev değişikliği veya kamu konutundan yararlanma şartlarının sona ermesi hâlinde kamu konutları mevzuatının sonuçları ayrıca doğabilir. Konutun dava süresince kullanıma bırakılması, kurum karşısında süresiz oturma hakkı sağlamaz.

Şiddet nedeniyle verilen koruma kararlarında daha özel bir imkân bulunmaktadır. 6284 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 19. maddesi uyarınca, koruma süresince şiddet uygulayan kişinin kamu konutu tahsisinin kaldırılmasını istememesi yönünde tedbir alınabilir. Bu kararın ilgili kuruma bildirilmesi gerekir. Böylece lojmanın boşaltılması talebinin, korunan eşin barınmasını ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmasının önüne geçilebilir; kurumun bağımsız kanuni tahliye sebepleri ise kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Kiralık Aile Konutunun Eşlerden Birine Bırakılması

Kira sözleşmesinin yalnız bir eş adına yapılmış olması, boşanma sırasında konutun diğer eşin kullanımına bırakılmasına engel değildir. Mahkeme, özellikle çocukların geçici velayetini, okul düzenini ve eşlerin barınma imkânlarını gözeterek kiralık konutun dava süresince kim tarafından kullanılacağını belirleyebilir.

Konutun kullanımına ilişkin bu karar ile kira sözleşmesine taraf olma farklıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.05.2018 tarihli, 2017/4794 E., 2018/11923 K. sayılı kararında, aile mahkemesinin konutu eşe tahsis etmesinin, kiraya verene karşı kiracılık sıfatı kazandırmadığı kabul edilmiştir. Karara konu uyuşmazlıkta, ödenmeyen kiralar nedeniyle başlatılan ve kesinleşen takipten sonra alınan tahsis kararının, davada taraf olmayan kiraya vereni bağlamadığı belirtilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince kira sözleşmesine taraf olmayan eşin kiraya verene bildirim yaparak sözleşmeye katılabileceği de vurgulanmıştır. Bu nedenle konutun boşanma dosyasında eşe bırakılması, kira ilişkisindeki borçları ve tahliye sebeplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Kira Sözleşmesine Bildirimle Katılma

Aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa diğer eş, kiraya verene yapacağı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı olabilir. Bunun için kiraya verenin yeni bir sözleşme imzalaması veya katılmayı ayrıca kabul etmesi gerekmez. Bildirimin ulaştığının ispatlanabilmesi önem taşır; noter aracılığıyla yapılan bildirim bu bakımdan kullanılabilir.

Sözleşmeye katılma, kira ilişkisinden doğan haklarla birlikte borçları da beraberinde getirir. Bildirimde bulunan eş, diğer eşle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Bu nedenle katılma bildirimi, yalnız konutta kalmayı sağlayan ve ödeme yükümlülüğü doğurmayan bir işlem olarak görülmemelidir.

Aile konutu niteliği devam ettiği sürece kiracı eş, diğer eşin açık rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemez. Boşanma davasının açılması veya kiracı eşin evden ayrılması bu korumayı hemen sona erdirmez. Kiraya verenin kanundan doğan tahliye hakları ise ayrı olup aile konutu koruması, kira borcunun ödenmemesini yaptırımsız bırakmaz.

Uzaklaştırılan Eşin Kira ve Abonelik Borçları

Evden uzaklaştırılma, kira sözleşmesini sona erdirmez. Kiracı sıfatı devam eden eşin artık konutta oturmaması, kiraya verene karşı borcunu kendiliğinden kaldırmaz. Eşlerin kendi aralarında kiranın kim tarafından ödeneceğine ilişkin uyuşmazlığı da kiraya verenin sözleşmeden doğan alacağını ortadan kaldırmaz.

Boşanma dosyasında konut giderlerinin kim tarafından karşılanacağı açıkça talep edilmelidir. Kiranın ayrıca ödenmesi istenirken hükmedilen tedbir nafakasının hangi ihtiyaçları karşıladığı da gözetilerek aynı giderin iki kez hesaba katılması önlenmelidir. Kira sözleşmesi, ödeme kayıtları ve ödenmeyen aylara ilişkin bilgiler mahkemeye sunulabilir.

6284 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 19. maddesi, konuttan uzaklaştırmanın kira, elektrik, su, telefon ve doğalgaz gibi giderlerin karşılanmasına engel olmadığını düzenler. Hâkim, koruma süresince kira sözleşmesinin feshedilmemesine ve ilgili yükümlülüklerin devamına karar verebilir.

Elektrik, su veya doğalgazın diğer eşin ve çocukların yaşamını zorlaştırmak amacıyla kapattırılması hâlinde, aboneliğin kim tarafından ve hangi tarihte sona erdirildiği tespit edilmelidir. Konutun kullanılmasını ve temel hizmetlerin devamını sağlayacak tedbirler istenebilir. Borç nedeniyle dağıtım şirketinin yaptığı kesintiyle, eşin baskı kurmak amacıyla aboneliği iptal ettirmesi aynı davranış değildir; boşanmadaki kusur iddiası da gerçekleşen işleme ve amacına dayandırılmalıdır.

Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın