Zorla Hastaneye Yatırma ve AMATEM Tedavisi: Hangi Mahkemeye, Nasıl Başvurulur?

Akıl hastalığı veya alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı bulunan bir kişinin rızası dışında hastaneye yatırılması için kanunda aranan şartların gerçekleşmesi gerekir. Ailenin tedavi istemesi, kişinin ilaç kullanmayı bırakması veya daha önce psikiyatri tedavisi görmüş olması, zorunlu yatış kararı verilmesine yeterli değildir.

Türk Medeni Kanunu’nun 432. maddesine göre, hastalık veya bağımlılık nedeniyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin korunması başka şekilde sağlanamıyorsa sulh hukuk mahkemesinden uygun bir kuruma yerleştirilmesi istenir. Şiddet uygulayan veya şiddet tehdidinde bulunan bağımlı kişi hakkında ise 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden hastaneye yatış dâhil muayene ve tedavi tedbiri talep edilir.

Başvurunun kabulü; somut tehlikenin, tıbbi gerekliliğin ve hastaneye yatırmadan koruma sağlanıp sağlanamayacağının ortaya konulmasına bağlıdır. Mahkeme kararı, kişiyi aile içindeki anlaşmazlıklardan uzaklaştırmanın veya istemediği bir yaşam biçimine zorlamanın aracı olarak kullanılamaz.

Hangi durumda hangi makama başvurulur?

Karşılaşılan durumBaşvuru yoluİstenen işlem
Akıl hastalığı veya bağımlılık nedeniyle ciddi tehlike bulunması ve korunmanın başka şekilde sağlanamamasıYetkili sulh hukuk mahkemesiTMK 432 kapsamında koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ve uygun kuruma yerleştirme
Bağımlı kişinin aile bireylerine şiddet uygulaması veya şiddet tehdidinde bulunmasıAile mahkemesi; başvuru ayrıca kolluk, savcılık veya ŞÖNİM aracılığıyla iletilir6284 sayılı Kanun kapsamında hastaneye yatış dâhil muayene ve tedavi tedbiri
Devam eden saldırı, intihar girişimi veya acil tıbbi tehlike112 Acil Çağrı MerkeziAcil sağlık müdahalesi ve gerektiğinde kolluk desteği
Hastanede zorunlu tutulma kararının hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesiDenetim makamı olan asliye hukuk mahkemesiSüresinde itiraz
Yatıştan sonra tehlikenin ortadan kalkması veya daha hafif bir yöntemle korunmanın mümkün hâle gelmesiYerleştirme kararını veren sulh hukuk mahkemesiKurumdan çıkarılma ve koruma tedbirinin kaldırılması
Kişinin işlerini yönetememesi veya sürekli temsil ve korunmaya ihtiyaç duymasıSulh hukuk mahkemesiŞartları varsa vesayet ve vasi atanması

Bu başvuruların amaçları farklıdır. Vasi atanması, hastaneye yatış izni yerine geçmez. Uzaklaştırma kararı da kendiliğinden bağımlılık tedavisi başlatmaz. Dilekçede hangi korumanın istendiği açıkça belirtilmelidir.

Zorunlu yatış için hangi şartlar aranır?

TMK 432, akıl hastalığı, akıl zayıflığı ve alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığını koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına dayanak oluşturan nedenler arasında sayar. Bu nedenlerden birinin bulunmasına ek olarak kişinin toplum için tehlike oluşturması ve kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması gerekir.

Bu nedenle mahkemenin incelemesi teşhisle sınırlı kalmaz. Hastalığın davranışlara etkisi, tehlikenin güncelliği, gerçekleşen olaylar ve daha hafif koruma yöntemlerinin yeterliliği araştırılır. Düzenli takip ve ayaktan tedaviyle güvenli şekilde yaşamını sürdüren bir kişinin hastaneye kapatılması, ailenin daha güvenli bulduğu bir seçenek olduğu gerekçesiyle kabul edilemez.

Somut saldırılar, ciddi tehditler, hastalık nedeniyle ortaya çıkan ağır kontrol kaybı ve güvenliği doğrudan etkileyen davranışlar başvuruda açıklanmalıdır. Henüz bir suç işlenmemiş olması, koruma talebini engellemez. Buna karşılık geleceğe ilişkin soyut korkuların tıbbi ve somut olgularla desteklenmesi gerekir.

Kanun, kişinin çevresine getirdiği yükün de dikkate alınacağını belirtir. Ancak bakımın yorucu olması veya aile bireylerinin anlaşamaması, diğer şartlar araştırılmadan özgürlüğün kısıtlanmasını haklı kılmaz.

Zorunlu yatış talebi hangi mahkemede ve nasıl yapılır?

Başvuru, hakkında koruma istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kişinin bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi de yetkilidir.

Talebin hukuki adı, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ve elverişli bir kuruma yerleştirme talebidir. Çekişmesiz yargı kapsamında incelenir. Yakınların başvuru yapabilmesi için önceden boşanma davası açması, suç duyurusunda bulunması veya vasi atanmasını sağlaması gerekmez.

Dilekçede yalnız “tedavi olmasını istiyorum” denilmesi yerine şu hususlar açıklanmalıdır:

  • Hakkında başvuru yapılan kişinin kimliği, adresi ve fiilen bulunduğu yer.
  • Bilinen hastalığı veya bağımlılığı, önceki tedavileri ve başvurulan sağlık kuruluşları.
  • Tehlike oluşturan olayların tarihleri, nasıl gerçekleştiği ve kimlerin gördüğü.
  • Mevcut sağlık raporları, kolluk tutanakları, acil servis kayıtları ve diğer belgeler.
  • Ayaktan tedavi veya başka bir koruma yönteminin neden yeterli olmadığı.
  • Sağlık kurulu incelemesi, gerekli sevk işlemleri ve uygun kuruma yerleştirme talepleri.

Başvuran kişinin bütün sağlık kayıtlarına ulaşması şart değildir. Kayıtların bulunduğu hastaneler belirtilerek mahkemece getirtilmesi istenir. Kişi muayeneye gitmeyi reddediyorsa bu durum dilekçede açıklanır; rapor alınmasını sağlayacak işlemlerin mahkeme tarafından yürütülmesi talep edilir.

Görevleri sırasında kanundaki şartların varlığını öğrenen kamu görevlilerinin de yetkili vesayet makamına bildirim yükümlülüğü vardır.

Hasta muayeneye gitmiyorsa sağlık kurulu raporu nasıl alınır?

Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya bağımlılık nedeniyle esas yerleştirme kararı verilmeden önce resmî sağlık kurulu raporu alınması gerekir. Yakının beyanı, özel görüşme notu veya eski bir reçete bu raporun yerine geçmez.

TMK 436, rapor alınabilmesi için gerekli incelemelerin yapılmasını düzenler. Gerektiğinde hekim ön raporuna dayanılarak kişi sağlık kuruluşuna yerleştirilir. Bu amaçla öngörülen süre en fazla 20 gündür.

Buradaki 20 gün, raporun hazırlanmasını sağlayan inceleme süresidir. Bütün zorunlu yatışların 20 günle sınırlı olduğu veya her başvuruda kişinin 20 gün hastanede tutulacağı anlamına gelmez.

Hekim ön raporuna dayalı yerleştirme kararı ilgiliye ve yakınlarına derhâl bildirilir. Bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz hakkı vardır. Bu itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; denetim makamı itirazı ivedilikle karara bağlar.

Kararın yerine getirilmesi için kanunun öngördüğü sınırlar içinde zor kullanılması ve sağlık görevlilerinden yardım alınması mümkündür. Bu yetki, yakınlara kişiyi bağlayarak, eve kapatarak veya gizlice ilaç vererek tedavi etme hakkı tanımaz.

Anayasa Mahkemesinin akıl hastanesinde 20 günlük gözlem süresine ilişkin kararı

Anayasa Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli, E. 2020/30, K. 2023/12 sayılı kararında, resmî sağlık kurulu raporu alınması için hekim ön raporuyla sağlık kuruluşuna yerleştirmeyi düzenleyen hüküm incelenmiştir.

Mahkeme, kişinin rızası dışında sağlık kuruluşunda tutulmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale oluşturduğunu belirtmiştir. Rapor alınmasının meşru amacı bulunmasına rağmen, o tarihteki düzenlemede yerleştirme işlemine karşı etkili yargısal denetimi sağlayan güvencelerin bulunmaması üzerinde durulmuştur. Özgürlükten yoksun bırakılan kişinin bu işlemin hukuka uygunluğunu kısa sürede mahkeme önüne taşıması gerektiği kabul edilerek ilgili düzenleme iptal edilmiştir.

Karar, zorunlu psikiyatrik değerlendirmenin bütünüyle yasaklandığı anlamına gelmez. İptalin ardından 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikte derhâl bildirim, 10 günlük itiraz süresi ve ivedi inceleme açıkça düzenlenmiştir. Güncel başvurularda eski hüküm üzerinden işlem yapılması doğru değildir.

Hâkim, akıl hastanesine yatırılması istenen kişiyi dinlemek zorunda mı?

TMK 437, hâkimin ilgili kişiyi dinlemesini öngörür. Sağlık kurulu raporu, kişinin kendi açıklamalarını sunma ve hakkında ileri sürülen iddialara cevap verme hakkını ortadan kaldırmaz.

Hâkim, kişinin beyanını alır, gerekli incelemeyi tamamlar ve kanundaki hızlı karar verme yükümlülüğüne uyar. Gerektiğinde ilgiliye adli yardım sağlanır. Özgürlüğü kısıtlanan kişinin dosyası, sıradan bir uyuşmazlık gibi bekletilemez.

Anayasa Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli, E. 2025/119, K. 2025/155 sayılı kararında, hâkimin ilgili kişiyi dinlemesini zorunlu tutan düzenlemenin iptali talebi reddedilmiştir.

Başvuruda, kişinin sağlık durumunun veya tehlikeli davranışlarının dinlemeyi güçleştirdiği ve sağlık raporu bulunan dosyalarda bu işlemin gereksiz olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, özgürlüğün kısıtlanması gibi ağır bir müdahalede kişinin görüşünü açıklamasına imkân verilmesini temel bir güvence olarak kabul etmiştir. Dinleme, hâkimin dosyadaki iddiaları ve tıbbi tespitleri ilgili kişinin açıklamalarıyla sınamasını sağlar.

Kararın uygulamadaki karşılığı, hastalık iddiasının kişiyi yargılama dışında bırakmaya yeterli olmamasıdır. Hakkında yerleştirme istenen kişinin itirazları, yalnız ailesinin anlatımı veya rapor bulunduğu gerekçesiyle cevapsız bırakılamaz.

Tıbben gerekli yatışta da usule aykırılık nedeniyle ihlal kararı verilir mi?

Yatışın tıbbi gerekçesinin bulunması, bildirim ve yargısal inceleme yükümlülüklerini kaldırmaz.

Anayasa Mahkemesinin 25.06.2025 tarihli, B. No: 2022/91835 sayılı kararında, ayaktan tedavi için hastaneye başvuran kişinin daha sonra rızası dışında yatırılması incelenmiştir. Başvurucu, raporun güvenilirliğine ve dinlenmeden karar verilmesine itiraz etmiştir.

Mahkeme, tıbbi raporun güvenilirliği ve yatışın gerekliliği yönünden açık bir keyfîlik tespit etmemiştir. İhlalin gerekçesi, işlemlerin kanundaki usule uygun yürütülmemesidir. Hastaneye yatışın vesayet makamına derhâl bildirilmemesi, mahkemenin hızlı karar verme yükümlülüğüne uymaması ve başvurucuyu dinlememesi belirleyici olmuştur. Rapordaki “dinlenmesinde fayda bulunmadığı” açıklamasıyla yetinilmiş; karar tarihinde dinlemeye engel bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.

Bu eksiklikler itiraz incelemesinde de giderilmediğinden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline ve 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Başvurucu taburcu edildiği için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmemiştir. Karar, tıbbi gerekliliğin usuli güvencelerin yerine geçmediğini ortaya koymaktadır.

Hangi gerekçelerle zorunlu yatış talebi kabul edilir?

Mahkeme, hastalığın varlığını gösteren raporun yanında, kişinin korunmasının neden hastaneye yatırılmasını gerektirdiğini de incelemelidir. Gerekçede somut tehlike ve daha hafif yöntemlerin yetersizliği açıklanmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin 09.12.2025 tarihli, B. No: 2023/5024 sayılı kararında, şizofreni tanısı bulunan başvurucunun koruma amacıyla hastaneye yerleştirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

Dosyada güncel sağlık kurulu raporu, sosyal inceleme raporu, kolluk araştırmaları ve önceki vesayet dosyasındaki tıbbi tespitler bulunmaktaydı. Güncel raporda kurum gözetiminin gerekmediği belirtilmesine rağmen diğer belgelerde hastalığın alevlenme dönemlerinde çevre güvenliğini tehdit eden davranışlara ilişkin bulgular yer almaktaydı. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin bu dosya içeriğine dayanan tehlikelilik kabulünde açık bir takdir hatası veya keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Tedaviden sonra tehlikeliliğin önemli ölçüde ortadan kalktığının raporlanması ve başvurucunun taburcu edilmesi de incelemede dikkate alınmıştır. Karar, şizofreni tanısı bulunan herkesin zorunlu yatırılmasını kabul etmez; somut dosyadaki tıbbi bulgular, davranışlar ve tedbirin sona erdirilme biçimi hakkında verilmiştir.

Aile, kişiyi kendi kararıyla hastaneye yatırabilir mi?

Ergin bir kişinin annesi, babası, eşi veya çocuğu, yakınlık ilişkisine dayanarak onun özgürlüğünün kısıtlanmasına karar veremez. Aile, sağlık kuruluşuna bilgi verir ve mahkemeden koruma ister. Zorunlu yatışın hukuki dayanağını aile imzası oluşturmaz.

Kişiye vasi atanmış olması da sınırsız yatış yetkisi vermez. Vesayet kararıyla hangi temsil ve koruma ihtiyacının karşılandığı, hastaneye yerleştirme için hangi şartların gerçekleştiği ayrı ayrı incelenir.

Acil tehlike bulunmayan bir durumda sırf tedaviyi reddettiği için kişinin zorla araca bindirilmesi, bir yerde kapalı tutulması veya iradesi dışında ilaç verilmesi hukuken korunmaz. Başvuru yolu, somut olayların açıklanarak yetkili makamdan karar istenmesidir.

İntihar riski veya saldırı varsa mahkeme kararı beklenir mi?

Devam eden intihar girişimi, ağır kendine zarar verme tehlikesi, saldırı veya başka bir acil sağlık riski varsa 112 aranmalıdır. Olayın yeri, kişinin davranışları, yaralanma bulunup bulunmadığı ve bilinen hastalık veya madde kullanımı açıkça bildirilmelidir.

Acil müdahale ile uzun süreli zorunlu yatış aynı işlem değildir. Sağlık ekibi acil tıbbi ihtiyaca müdahale eder. Tehlikenin niteliğine göre kolluk güvenliği sağlar. Hastanede rıza dışında tutulmanın devamı ise gerekli tıbbi ve yargısal işlemlerin yürütülmesini gerektirir.

Acil durum gerekçesi, sonradan bildirim yapılmadan ve yargısal denetim sağlanmadan kişinin süresiz tutulmasına izin vermez. Yakınların görevi, tehlikeyi yetkili ekiplere bildirmek ve eldeki bilgileri aktarmaktır.

Madde bağımlısı kişi zorla AMATEM’e yatırılır mı?

AMATEM, alkol ve madde bağımlılığına yönelik tedavi hizmeti sunar. Bir kişinin madde kullandığının öğrenilmesi, ailesinin talebi üzerine otomatik yatış yapılmasını sağlamaz.

TMK 432 kapsamında zorunlu yerleştirme isteniyorsa bağımlılığın, somut tehlikenin ve korunmanın başka şekilde sağlanamadığının ortaya konulması gerekir. Sağlık kurulu incelemesi, kişinin tedavi ihtiyacını ve uygun kurum türünü belirler. Her psikiyatrik acilin veya bağımlılık başvurusunun doğrudan AMATEM’e sevkle sonuçlanacağı söylenemez.

Dilekçede önceki tedaviler, tedavinin bırakılmasından sonra gerçekleşen olaylar, varsa ağır yoksunluk dönemleri, saldırılar ve kolluk müdahaleleri açıklanmalıdır. Ailenin belirli bir hastaneyi tercih etmesi, o kuruma yatış konusunda kazanılmış hak oluşturmaz.

Çocuklar bakımından TMK 432’deki ergin kişilere yönelik çerçeve aynen uygulanmaz. Çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi ve gerektiğinde çocuk koruma mevzuatındaki sağlık tedbirleri üzerinden işlem yürütülür.

Bağımlı kişi aileye şiddet uyguluyorsa aile mahkemesinden ne istenir?

6284 sayılı Kanun’un 5/1-h maddesi, şiddet uygulayan kişinin alkol veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde bağımlılığı varsa hastaneye yatmak dâhil muayene ve tedavisinin sağlanmasına imkân tanır.

Başvuruda bağımlılık iddiasıyla şiddet veya şiddet tehlikesi somutlaştırılmalıdır. Darp, tehdit, eşyaya zarar verme, aile bireylerini korkutma ve diğer şiddet davranışları tarihleriyle açıklanır. Fiziksel yaralanma meydana gelmesini beklemek gerekmez. Boşanma davası açılmış olması da şart değildir.

Talep, aile mahkemesine doğrudan sunulur veya ilgili makamlar aracılığıyla iletilir. Dilekçede yalnız uzaklaştırma istenmişse tedavi ihtiyacı ayrıca açıklanmalı ve ilgili tedbir açıkça talep edilmelidir. Can güvenliği için uzaklaştırma, yaklaşmama ve iletişimle rahatsız etmeme tedbirleri de somut ihtiyaca göre istenir.

Kanunun 5/1-ı maddesi, bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurulmasını ve tedavinin sağlanmasını ayrıca düzenler. Mahkeme, sağlık ihtiyacına uygun tedbiri belirler; yakınlar tedavinin türünü veya ilacını tayin etmez.

Bu başvuruların aile içi şiddet ve diğer koruma talepleriyle ilişkisi, aile hukuku kapsamındaki hukuki yardım bakımından önem taşır.

Tedavi kararına rağmen hastaneye gitmeyen kişi hakkında ne yapılır?

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedavi kararının uygulanmasında Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, yani ŞÖNİM, koordinasyon görevi üstlenir. Uygulama Yönetmeliği’nin 27. maddesi, gerekli hâllerde kolluk yardımından yararlanılmasını düzenler.

Kişinin muayene veya tedaviyi reddetmesi tutanağa bağlanarak Cumhuriyet başsavcılığına ve ŞÖNİM’e bildirilir. Yakınların ret durumunu belgeleyerek kararı veren mahkemeye ve ilgili birimlere iletmesi, uygulanmayan tedbirin takibi bakımından gereklidir.

Tedbir ihlali, 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında zorlama hapsine yol açar. İlk ihlalde üç günden on güne, tekrarlanan ihlallerde on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi öngörülmüştür; toplam süre altı ayı geçemez. Kararın bildirilmesi, ihtar ve ihlalin tespiti gibi şartlar incelenmeden otomatik hapis uygulanmaz.

Zorlama hapsi, bağımlılık tedavisinin yerine geçmez. Tedavi kararının uygulanmasıyla tedbir ihlaline bağlanan yaptırım farklı işlemlerdir.

Hastaneye yatırma kararı her tedaviyi zorla uygulama yetkisi verir mi?

Hastanede tutulma kararı ile belirli bir tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu ayrı konulardır. Yatış kararı, gerekçesi ve sınırı araştırılmadan her ilaç veya müdahalenin uygulanmasına sınırsız izin vermez.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rıza, tedaviyi reddetme ve kanuni istisnalara ilişkin hükümleri dikkate alınır. Kişinin karar verme yeterliliği, müdahalenin aciliyeti, kanuni temsil ihtiyacı ve müdahalenin dayanağı belirlenmelidir. Acil müdahale şartları dışında, yalnız yakının talebiyle tedavi yürütülemez.

Hastanın itirazlarının kayda geçirilmesi, tedavinin gerekçesinin açıklanması ve hukuki başvuru imkânlarının korunması gerekir. Aileye bilgi verilmesi ile kişinin bütün karar haklarının aileye devredilmesi aynı şey değildir.

Zorunlu yatış ne kadar sürer ve hastaneden çıkış nasıl sağlanır?

TMK 432’de tedavi amaçlı yerleştirme için herkes bakımından geçerli sabit bir yatış süresi bulunmaz. Kişi, durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılmalıdır.

Yatışın devamı, başlangıçta kararı haklı kılan şartların sürmesine bağlıdır. Hastalık tanısının kronik olması, ömür boyu hastanede tutulma gerekçesi oluşturmaz. Tehlike ortadan kalkmışsa veya korunma daha hafif bir yöntemle sağlanıyorsa zorunlu tutulmanın sürdürülmesi için dayanak kalmaz.

Çıkış talebi, yerleştirme kararını veren sulh hukuk mahkemesine yöneltilir. Güncel sağlık durumu, tedaviden sağlanan yarar ve hastane dışındaki takip olanakları açıklanır; güncel rapor alınması istenir. Mahkeme kararında tıbbi iyileşme ve taburculuk raporuna bağlanan sona erme düzenlemesi varsa bu hüküm de dikkate alınır.

Aile, şartları sona eren bir kişinin hastanede kalmasına veto hakkına sahip değildir. Tersine, mahkemece verilmiş geçerli bir zorunlu yatış kararı sürerken aile imzasıyla kişinin çıkarılması da kararın yerine geçmez.

Hastaneye yatırma kararına nereye ve kaç günde itiraz edilir?

Yerleştirilen kişi veya yakınları, kararın kendilerine bildirilmesinden itibaren 10 gün içinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine itiraz eder. Kurumdan çıkarılma talebinin reddine karşı da bu yol açıktır.

İtirazda yalnız kararın kaldırılması istenmemeli; hangi şartın bulunmadığı açıklanmalıdır. Raporun güncel olmaması, somut tehlikenin gösterilmemesi, kişinin dinlenmemesi, daha hafif koruma yöntemlerinin araştırılmaması veya yatış gerekçesinin sonradan ortadan kalkması somutlaştırılmalıdır.

İşlemSüre veya ölçüt
Sağlık kurulu raporu almak için hekim ön raporuna dayalı yerleştirmeEn fazla 20 gün
Bu yerleştirme kararına itirazBildirimden itibaren 10 gün
Esas yerleştirme kararına itirazBildirimden itibaren 10 gün
Kurumdan çıkarılma talebinin reddine itirazBildirimden itibaren 10 gün
Tedbirin devamıKanuni ve tıbbi şartların sürmesine bağlı
Kurumdan çıkarılmaKişinin durumu elverir elvermez

İlk karara itiraz süresinin geçirilmesi, sonradan değişen sağlık koşullarına dayanarak çıkış istenmesini engellemez. Başlangıçtaki kararın hukuka uygunluğu ile bugün tutulmanın gerekli olup olmadığı farklı incelemelerdir.

Hangi durumlarda zorunlu yatış talebi sonuç vermez?

Aile içi geçimsizlik, kişinin yakınlarının istediği gibi yaşamaması, boşanmak istemesi veya “zor bir insan” olarak nitelendirilmesi, zorunlu psikiyatrik yatış gerekçesi değildir.

“Narsist”, “dengesiz” veya “takıntılı” gibi gündelik nitelemeler sağlık kurulu teşhisinin yerine geçmez. Kişi şiddet uyguluyorsa şiddete karşı koruma yollarına başvurulur; koruma sağlamak için önce psikiyatrik hastalık ispatlanması gerekmez.

Kumar nedeniyle borçlanma da doğrudan TMK 432 kapsamında hastaneye yerleştirme hakkı vermez. Kişinin malvarlığını ve ailesinin geçimini tehlikeye düşüren davranışları, şartları varsa TMK 406 kapsamında vesayet yönünden incelenir. Ayrıca bir ruhsal hastalık ve yatış gerekliliği ileri sürülüyorsa bunlar tıbbi olarak ortaya konulmalıdır.

Demans veya benzeri hastalıklarda ise bakım ihtiyacıyla psikiyatri servisinde tutulma ihtiyacı ayrılmalıdır. Uygun bakım kuruluşu, temsil ihtiyacı ve güvenlik önlemleri kişinin gerçek durumuna göre belirlenir.

Hastaneye yatış, vasi atanması veya bütün işlemlerin geçersizliği anlamına gelir mi?

Koruma amacıyla hastaneye yerleştirme, kendiliğinden vasi atanması sonucunu doğurmaz. TMK 405 ve devamındaki kısıtlama şartları ayrıca incelenir.

Aynı şekilde geçmişte psikiyatri tedavisi görmek, kişinin yaptığı bütün sözleşmeleri geçersiz kılmaz. İşlemin yapıldığı tarihte ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı ve varsa kısıtlama kararının etkisi araştırılır.

Boşanma yönünden de hastaneye yatış ile boşanma sebebi aynı değildir. TMK 165’e dayalı akıl hastalığı nedeniyle boşanma için kanundaki özel şartların gerçekleşmesi gerekir. Zorunlu yatış kararı bu şartların tamamını kendiliğinden ispatlamaz.

Suç işleyen kişinin zorunlu tedavisi aynı usulle mi yürütülür?

Suçla bağlantılı akıl hastalığı incelemesi, TCK 32 ve 57 kapsamında ceza yargılamasına aittir. Ceza sorumluluğunu etkileyen hastalık ve uygulanacak güvenlik tedbiri, bu dosyada alınan raporlar ve ceza hukuku hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Bu süreç, ailesinin koruma istediği kişi hakkında sulh hukuk mahkemesine yapılan TMK 432 başvurusundan farklıdır. TCK 57 kapsamındaki yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedaviye ilişkin çıkış işlemlerinde güncel düzenleme uyarınca infaz hâkimliği görevlidir.

7571 sayılı Kanun’la getirilen düzenlemede, TCK 32’nin birinci fıkrası kapsamındaki bazı ağır suçlar için kurumda geçirilecek asgari süreler de belirlenmiştir. Asgari sürenin dolması otomatik tahliye sağlamaz; sağlık kurulu raporu ve kanundaki diğer şartlar aranır.

TMK 432 kapsamındaki hastaneye yatış, ceza mahkûmiyeti değildir ve bu nedenle adli sicile mahkûmiyet olarak işlenmez. Ceza mahkemesinin hükmettiği güvenlik tedbirlerinin adli sicil bakımından sonuçları ise ayrı mevzuata tabidir.

Koruma başvurusunun doğru makama yöneltilmesi, sağlık raporlarının toplanması, tedbirin uygulanması ve itiraz süresinin takibi için Ayşe Deniz Oral Avukatlık üzerinden hukuki yardım talep edilebilir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 13, 15, 165, 397, 405–406, 409 ve 432–437: Ayırt etme gücü, vesayet, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, görev ve yetki, rapor, dinleme, itiraz ve kurumdan çıkarılma.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 382: Çekişmesiz yargı kapsamında koruma ve vesayet işleri.
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 5, 8 ve 13: Muayene ve tedavi tedbirleri, başvuru ve tedbir ihlalinin sonuçları.
  • 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliği, m. 27–28: Bağımlılık tedavisinin ve sağlık kuruluşuna başvurma tedbirinin uygulanması.
  • Hasta Hakları Yönetmeliği, m. 22, 24–25: Tıbbi müdahalede rıza, kanuni istisnalar ve tedaviyi reddetme.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 32 ve 57: Akıl hastalığının ceza sorumluluğuna etkisi ve güvenlik tedbirleri.
  • 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m. 4: Güvenlik tedbirlerine ilişkin adli sicil kayıtları.
  • 7499 sayılı Kanun, m. 7: TMK 436’da rapor amaçlı yerleştirme, bildirim ve itiraz güvencelerine ilişkin değişiklik.
  • 7571 sayılı Kanun’un TCK 32 ve 57’ye ilişkin değişiklikleri: Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin güncel kapsamı ve asgari kurumda kalma süreleri.
  • Anayasa Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli, E. 2020/30, K. 2023/12 sayılı kararı: Rapor alınması amacıyla sağlık kuruluşuna yerleştirmede yargısal denetim güvenceleri.
  • Anayasa Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli, E. 2025/119, K. 2025/155 sayılı kararı: Özgürlüğü kısıtlanması istenen kişinin hâkim tarafından dinlenmesi.
  • Anayasa Mahkemesinin 25.06.2025 tarihli, B. No: 2022/91835 sayılı kararı: Bildirim, hızlı karar ve dinleme yükümlülüklerine uyulmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali.
  • Anayasa Mahkemesinin 09.12.2025 tarihli, B. No: 2023/5024 sayılı kararı: Somut tehlike, tıbbi bulgular ve tedavi sonrası taburculuk çerçevesinde zorunlu yatışın incelenmesi.
Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın