Evlat edinen kişiler, aradan yıllar geçtikten sonra evlatlıklarıyla ilişkilerinin bozulması üzerine şu düşünceyle hareket edebilmektedir: “Onu büyüttüm, okuttum ve hayatını kurmasına yardım ettim. Evlatlığa yeterince baktım; artık benimle ilgilenmiyorsa mirasıma da ortak olmayıversin.”
Evlat edinme, bakım karşılığında miras hakkı kazandıran bir sözleşme değildir. Evlat edinme kararıyla evlat edinen ile evlatlık arasında hukuki soybağı kurulur. Bu bağ, öz çocukla kurulan soybağına benzer biçimde kalıcıdır. Evlatlığın sonradan ilgisiz davranması, evlat edineni ziyaret etmemesi veya tarafların tamamen görüşmeyi bırakması, geçerli biçimde kurulmuş evlatlık ilişkisini sona erdirmez.
Buna karşılık evlatlığın miras hakkı ayrı bir meseledir. Evlatlığın davranışları Türk Medeni Kanunu’nda aranan ağırlığa ulaşmışsa mirasçılıktan çıkarma mümkün olabilir. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması ile mirasçılıktan çıkarma farklı sebeplere, farklı işlemlere ve farklı hukuki sonuçlara bağlıdır.
- Evlatlığa Yıllarca Bakmış Olmak Miras Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
- Evlatlık Öz Çocuk Gibi Mirasçı Olur mu?
- Evlatlıktan Çıkarma ile Mirasçılıktan Çıkarma Aynı Şey midir?
- Evlatlık İlişkisi Hangi Hâllerde Kaldırılabilir?
- Evlatlığın İlgisizliği Evlat Edinmenin İptali Sebebi midir?
- Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılabilir mi?
- Evlatlığın Bakmaması veya Aramaması Mirastan Çıkarma İçin Yeterli midir?
- “Evlatlığa Yeterince Baktım” Gerekçesiyle Mirasçılıktan Çıkarma Yapılabilir mi?
- Evlatlığı Mirasçılıktan Çıkarmak İçin Dava Açılır mı?
- Vasiyetnamede Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Nasıl Gösterilmelidir?
- Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılırsa Çocukları da Pay Alamıyor mu?
- Evlatlıkla Mirastan Feragat Sözleşmesi Yapılabilir mi?
- Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması Davasında Süre Ne Kadardır?
- Eski Medeni Kanun Döneminde Yapılan Evlat Edinme Anlaşmayla Sona Erdirilebilir mi?
- Evlatlığın Miras Hakkını Sınırlamak İçin Mallar Başkasına Devredilebilir mi?
Evlatlığa Yıllarca Bakmış Olmak Miras Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Evlat edinilen kişinin bakımı, eğitimi ve yetiştirilmesi için yapılan harcamalar, ileride doğacak miras payının peşinen verilmesi sayılmaz. Evlat edinenin “Bugüne kadar zaten yeterince mal verdim” veya “Eğitim masraflarını ben karşıladım” şeklindeki düşüncesi, evlatlığın yasal mirasçılığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Anne ve babanın çocuğun bakımını, eğitimini ve korunmasını sağlama yükümlülüğü bulunduğu gibi evlat edinenin de evlatlık üzerindeki yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi, evlatlığın ilerideki miras payından düşülecek bir alacak meydana getirmez.
Evlatlığa verilen taşınmaz, para veya başka malvarlığı değerlerinin mirasta denkleştirmeye tabi olup olmayacağı ise ayrı değerlendirilir. Kazandırmanın hangi amaçla yapıldığı, miras payına mahsuben verilip verilmediği ve evlat edinenin bu konudaki iradesi önem taşır. Her eğitim gideri veya aile içi yardım mirasta denkleştirme konusu yapılamaz.
Evlatlık Öz Çocuk Gibi Mirasçı Olur mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 500. maddesine göre evlatlık ve onun altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlat edinenin hem biyolojik çocuğu hem de evlatlığı bulunuyorsa bunlar aynı zümrede mirasa katılır. Evlatlığın payı, biyolojik çocuk olmadığı gerekçesiyle azaltılamaz.
Evlatlık aynı zamanda saklı paylı mirasçıdır. Evlat edinen, malvarlığının tamamını vasiyetnameyle başka bir kişiye bıraksa bile evlatlık saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis davası açabilir. Altsoy için saklı pay, yasal miras payının yarısıdır.
Evlatlık, evlat edinenin mirasçısı olurken kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığını da korur. Buna karşılık evlat edinen ve onun hısımları evlatlığa mirasçı olmaz. Evlatlık yalnızca evlat edinene mirasçı olur; evlat edinenin anne, baba veya kardeşlerinden evlatlık ilişkisi nedeniyle miras alamaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.03.2025 tarihli, 2024/1633 E., 2025/1343 K. sayılı kararında da evlatlık ve altsoyunun, evlat edinenin hısımlarına yasal mirasçı olamayacağı kabul edilmiştir.
Evlatlıktan Çıkarma ile Mirasçılıktan Çıkarma Aynı Şey midir?
Halk arasında “evlatlıktan reddetme” veya “evlatlıktan çıkarma” denildiğinde çoğu zaman iki ayrı hukuki işlem birbirine karıştırılmaktadır.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması, evlat edinmeyle kurulan soybağının sona erdirilmesine yöneliktir. Bu yol yalnızca evlat edinme işleminin kuruluşunda kanunun aradığı önemli bir şartın bulunmaması hâlinde kullanılabilir.
Mirasçılıktan çıkarma ise evlatlık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Evlatlık nüfus kaydında evlat edinilen kişi olarak kalır; ancak geçerli bir mirasçılıktan çıkarma işlemi varsa evlat edinenin ölümünde miras payı alamaz. Mirasçılıktan çıkarma vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı bir tasarrufla yapılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.05.2022 tarihli, 2021/5803 E., 2022/4846 K. sayılı kararında, evlatlığın mirastan yoksun kalmasını veya mirasçılıktan çıkarılmasını gerektiren bir durumun evlatlık ilişkisini sona erdirmeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Evlatlık İlişkisi Hangi Hâllerde Kaldırılabilir?
Geçerli biçimde kurulmuş evlatlık ilişkisinin, sonradan meydana gelen aile sorunları nedeniyle kaldırılması mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 317 ve 318. maddeleri, kaldırma sebeplerini evlat edinme kararı verilirken mevcut olan eksikliklerle sınırlandırmıştır.
Evlat edinme sırasında rızası alınması gereken kişinin rızasının alınmamış olması bu sebeplerden biridir. Biyolojik anne veya babanın rızasının kanunen zorunlu olduğu hâlde alınmaması ya da ayırt etme gücüne sahip evlatlığın gerekli rızasının bulunmaması buna örnek gösterilebilir. Bununla birlikte rızanın kanun gereğince aranmadığı bir durum varsa yalnızca rıza verilmediği ileri sürülerek ilişki kaldırılamaz.
Yaş, yaş farkı, ergin kişinin evlat edinilmesinde aranan bakım veya birlikte yaşama süresi ve diğer temel şartlardaki eksiklikler de kaldırma davasına konu olabilir. Eksiklik sonradan ortadan kalkmışsa veya yalnızca usule ilişkin olup ilişkinin kaldırılması evlatlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse kaldırma kararı verilmeyebilir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 25.07.2023 tarihli, Yıldız Ceylan Var, B. No. 2020/10490 sayılı kararında, evlat edinen ile evlatlık arasındaki yaş farkı şartına aykırılık nedeniyle yıllardır devam eden aile ilişkisinin kaldırılması incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, istisnai durumların değerlendirilmesine imkân tanımayan katı düzenlemenin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, kuruluş aşamasındaki bir eksikliğin tespit edilmesinin dahi yerleşmiş aile hayatının sonuçları göz ardı edilerek uygulanamayacağını göstermektedir.
Evlatlığın İlgisizliği Evlat Edinmenin İptali Sebebi midir?
Evlatlığın evlat edineni aramaması, ziyaret etmemesi, başka bir şehirde yaşaması veya tarafların uzun zamandır görüşmemesi, evlat edinme kararının verildiği tarihte bir eksiklik bulunduğunu göstermez. Bu nedenle sonradan gelişen ilgisizlik, geçimsizlik veya kırgınlık nedeniyle evlatlık ilişkisi kaldırılamaz.
Evlatlığın ağır hakaret, tehdit, şiddet veya dolandırıcılık niteliğinde davranışlarda bulunması da geçerli kurulmuş evlatlık ilişkisini doğrudan sona erdirmez. Bu davranışlar ceza sorumluluğuna, tazminata, koruma tedbirlerine veya mirasçılıktan çıkarmaya dayanak olabilir; fakat TMK 317 ve 318’deki kaldırma sebeplerinin yerine geçmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2024 tarihli, 2023/422 E., 2024/370 K. sayılı kararında da geçerli şekilde kurulan evlatlık ilişkisinin çözülemezliği vurgulanmış; evlatlık bağının yalnızca kanunda sınırlı olarak düzenlenen kuruluş eksiklikleri çerçevesinde kaldırılabileceği benimsenmiştir.
Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılabilir mi?
Evlatlık, biyolojik çocuk gibi saklı paylı mirasçı olduğundan ancak Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesindeki sebeplerden biri varsa mirasçılıktan çıkarılabilir. Kanuna göre saklı paylı mirasçının;
- mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi,
- mirasbırakana veya onun ailesinin üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi
mirasçılıktan çıkarma sebebi olabilir.
Buradaki “ağır suç” değerlendirmesi yalnız ceza kanunundaki suçun adı veya ceza miktarı üzerinden yapılmaz. Davranışın aile bağları üzerindeki etkisi, meydana getirdiği zarar ve taraflar arasındaki ilişkiyi fiilen koparıp koparmadığı incelenir. Mirasçının mutlaka ceza mahkemesinde mahkûm edilmiş olması gerekmez; ancak ileri sürülen olayın ispata elverişli delillerle ortaya konulması gerekir.
Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlalinde de her tartışma, küslük veya ilgisizlik yeterli değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 322. maddesi uyarınca ana, baba ve çocuk; ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve aile onurunu gözetmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihlalinin mirasçılıktan çıkarma sebebi olabilmesi için önemli, kusurlu ve aile bağlarını koparacak ağırlıkta olması gerekir.
Evlatlığın Bakmaması veya Aramaması Mirastan Çıkarma İçin Yeterli midir?
Evlatlığın seyrek araması, bayramlarda gelmemesi veya başka şehirde yaşaması tek başına saklı paydan tamamen mahrum bırakılmasını haklı kılmaz. İlişkinin neden bozulduğu, evlat edinenin gerçekten yardıma muhtaç olup olmadığı, evlatlıktan yardım istenip istenmediği ve evlatlığın haklı bir uzaklaşma sebebinin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.
Evlat edinenin ağır hastalık, yaşlılık veya ekonomik yoksunluk döneminde yardıma açıkça ihtiyaç duymasına rağmen evlatlığın imkânı bulunduğu hâlde bilinçli olarak bütün desteği reddetmesi farklı değerlendirilebilir. Hastane sürecinde tamamen yalnız bırakma, gerekli bakımın kasten sağlanmaması, yardım isteklerinin sürekli geri çevrilmesi, ağır hakaret ve kötü muameleyle birleşen ilgisizlik aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali sayılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.07.2011 tarihli, 2011/11213 E., 2011/11605 K. sayılı kararında, mirasbırakan babanın hastalığıyla ilgilenmeyen ve aile yükümlülüklerini yerine getirmeyen çocuğa ilişkin vasiyetnamede gösterilen çıkarma sebeplerinin gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Buna karşılık Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 27.02.2015 tarihli, 2015/2911 E., 2015/2239 K. sayılı kararında, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlal edildiği yeterli delille ispatlanamadığından mirasçılıktan çıkarma geçerli görülmemiştir. Mirasbırakanın kırgınlığı veya tanıkların genel nitelikteki “ilgilenmiyordu” anlatımları, ağır ihlalin ispatına her zaman yetmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.09.2024 tarihli, 2023/53 E., 2024/464 K. sayılı kararında bu sınır ayrıntılı biçimde belirlenmiştir. Karara göre aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali, ağır bir suçla karşılaştırılabilecek yoğunlukta olmalı; davranış hem objektif olarak aile bağlarını koparmaya elverişli bulunmalı hem de somut olayda bu bağları fiilen koparmış olmalıdır. Bazı aile görevlerinin yerine getirilmemesi, saklı payın kaldırılması için tek başına yeterli değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.11.2025 tarihli, 2025/551 E., 2025/4936 K. sayılı kararında ise mirasçının ekonomik ve manevi yönden sıkıntıya yol açan, borçlarıyla aile huzurunu bozan ve aile ilişkisini ağır biçimde zedeleyen davranışları TMK 510 kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı evde yaşamaya devam edilmiş olması da bu davranışların mutlaka affedildiğini göstermemiştir.
“Evlatlığa Yeterince Baktım” Gerekçesiyle Mirasçılıktan Çıkarma Yapılabilir mi?
Evlat edineni kıran asıl düşünce bazen evlatlığın belirli bir ağır davranışı değil, yıllarca verilen emeğin karşılığının alınamadığı duygusudur. Ancak “Onu büyüttüm, okuttum, ev aldım ve hayatını kurdum” şeklindeki açıklamalar tek başına TMK 510 kapsamında çıkarma sebebi oluşturmaz.
Mirasçılıktan çıkarma, evlat edinenin geçmişte yaptığı fedakârlıkların karşılığını tahsil etmesini sağlayan bir yol değildir. Vasiyetnamede yalnızca “Kendisine yeterince baktım, artık mirasımdan pay vermek istemiyorum” yazılması, evlatlığın saklı payını ortadan kaldırmaya yetmez.
Evlatlığa daha önce önemli malvarlığı değerleri verilmişse bunların miras payına mahsuben yapıldığını gösteren belgeler bulunabilir. Böyle bir durumda mirasta denkleştirme hükümleri ayrıca değerlendirilebilir. Fakat bu yol ile mirasçılıktan çıkarma birbirinin yerine geçmez.
Evlatlığı Mirasçılıktan Çıkarmak İçin Dava Açılır mı?
Mirasçılıktan çıkarma, evlat edinenin sağlığında evlatlığa karşı açacağı bir dava ile gerçekleştirilmez. Mahkemeden “Evlatlığım bana bakmadığı için onu mirasçılıktan çıkarın” şeklinde karar verilmesi istenemez.
Çıkarma iradesi, vasiyetname veya miras sözleşmesi biçiminde bir ölüme bağlı tasarrufta açıklanmalıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.11.2022 tarihli, 2022/2695 E., 2022/6859 K. sayılı kararında, evlatlığın kendileriyle ilgilenmediğini ileri süren evlat edinenlerin açtığı mirasçılıktan çıkarma davasının reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, mirasçılıktan çıkarmanın dava yoluyla değil, mirasbırakan tarafından yapılacak ölüme bağlı tasarrufla gerçekleştirilebileceği kabul edilmiştir.
Evlat edinen ile evlatlığın anlaşması hâlinde ise mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir. Bu sözleşme evlatlık bağını sona erdirmez; yalnız mirasçılık hakkı üzerinde sonuç doğurur.
Vasiyetnamede Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Nasıl Gösterilmelidir?
Vasiyetnamede yalnızca “Evlatlığımı mirasçılıktan çıkarıyorum” denilmesi yeterli değildir. Çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesi gerekir. Genel ve soyut ifadeler, ölümden sonra çıkarma sebebinin ispatını güçleştirir.
Evlatlığın hangi davranışının aile bağını kopardığı, bu davranışın ne zaman gerçekleştiği ve ne şekilde devam ettiği anlaşılabilecek açıklıkta yazılmalıdır. Ağır hastalık döneminde yardım taleplerinin reddedilmesi, hakaret veya tehdit olayları, mali istismar, hastane sürecinde kasten yalnız bırakma ya da kanuni yardım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ileri sürülüyorsa bunların somutlaştırılması gerekir.
Evlatlık çıkarma işlemine itiraz ettiğinde sebebin varlığını ispat yükü, çıkarma işleminden yararlanan mirasçılara veya vasiyet alacaklılarına düşer. Mirasbırakanın ölümünden sonra onun kişisel bilgisine başvurulamayacağı için vasiyetname düzenlenirken delillerin korunması önemlidir. Sağlık kayıtları, yazışmalar, yardım talepleri, banka hareketleri, ceza veya hukuk dosyaları ve olayları doğrudan bilen tanıkların anlatımları bu uyuşmazlıkta kullanılabilir.
Çıkarma sebebi vasiyetnamede belirtilmemiş veya sonradan ispatlanamamışsa işlem bütünüyle yok sayılmaz. Evlatlık saklı payını alır; vasiyetname saklı pay dışında kalan tasarruf edilebilir bölüm yönünden uygulanmaya devam eder.
Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılırsa Çocukları da Pay Alamıyor mu?
Mirasçılıktan çıkarılan evlatlığın altsoyu bulunuyorsa, yalnız evlatlığı mirasçılıktan çıkarmak istenen sonucu her zaman sağlamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 511. maddesine göre çıkarılan kişinin miras payı, aksi belirtilmemişse kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi altsoyuna geçer. Evlatlığın çocukları da saklı paylarını isteyebilir.
Bu nedenle “Evlatlığımı çıkardım; bütün malvarlığım diğer mirasçılarıma kalır” düşüncesi özellikle evlatlığın çocukları varsa hatalı olabilir. Mirasçılıktan çıkarma işlemi hazırlanırken çıkarılan kişinin altsoyunun hakları, vasiyetnamenin diğer hükümleri ve tasarruf edilebilir oran birlikte hesaplanmalıdır.
Evlatlıkla Mirastan Feragat Sözleşmesi Yapılabilir mi?
Evlatlık, evlat edinenle yapacağı mirastan feragat sözleşmesiyle ileride doğacak miras hakkından vazgeçebilir. Bu yol, evlatlığın da kabul etmesi hâlinde mirasçılıktan çıkarmaya göre daha az tartışmalı olabilir. Sıradan bir feragatname veya noter beyanı yeterli değildir; işlem miras sözleşmesinin tabi olduğu resmî şekle uygun yapılmalıdır.
Feragat karşılık alınarak yapılmışsa, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça evlatlığın altsoyu bakımından da sonuç doğurur. Karşılıksız feragatin altsoya etkisi ise sözleşmenin içeriğine göre ayrıca düzenlenmelidir.
Mirasçılıktan çıkarma tek taraflıdır ve kanuni bir sebebe bağlıdır. Mirastan feragat sözleşmesi ise evlatlığın katılımını gerektirir. Aralarındaki bu fark, evlatlığın çocuklarının hakları bakımından da önem taşır.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması Davasında Süre Ne Kadardır?
Türk Medeni Kanunu’nun 319. maddesine göre dava hakkı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü olduğundan mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
Kanunun ilk hâlinde ayrıca evlat edinme işleminin üzerinden her durumda beş yıl geçmesiyle dava hakkının sona ereceği düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli, 2012/35 E., 2012/203 K. sayılı kararıyla beş yıllık üst süre iptal edilmiştir.
Bununla birlikte iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce beş yıllık süresi tamamlanan eski evlat edinmeler farklı değerlendirilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2024 tarihli, 2023/422 E., 2024/370 K. sayılı kararında, beş yıllık sürenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce dolduğu bir evlatlık ilişkisinde kazanılmış hukuki durumun sonradan ortadan kaldırılamayacağı kabul edilmiştir.
Eski Medeni Kanun Döneminde Yapılan Evlat Edinme Anlaşmayla Sona Erdirilebilir mi?
Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde evlatlık ilişkisinin karşılıklı anlaşmayla kaldırılmasına imkân veren farklı hükümler bulunmaktaydı. Ancak evlat edinmenin eski kanun döneminde gerçekleşmiş olması, bugün tarafların eski hükme dayanarak evlatlık ilişkisini serbestçe sona erdirebileceği anlamına gelmez.
Anayasa Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli, Hanife Amanet, B. No. 2016/7308 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta eski kanun döneminde kurulmuş evlatlık ilişkisinin kaldırılması talebi güncel mevzuat ve geçiş hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Yalnızca ilişkinin kuruluş tarihinde eski kanunun yürürlükte olması, karşılıklı anlaşmayla kaldırma hakkının bugün de kullanılabilmesi için yeterli görülmemiştir.
Eski tarihli evlat edinmelerde kararın veya sözleşmenin tarihi, evlat edinmenin kuruluş biçimi, geçiş hükümleri ve daha önce dolmuş hak düşürücü süreler birlikte incelenmelidir.
Evlatlığın Miras Hakkını Sınırlamak İçin Mallar Başkasına Devredilebilir mi?
Evlat edinen kişi sağlığında malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Ancak sırf evlatlığın saklı payını ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilen bağışlar ve bazı karşılıksız kazandırmalar, ölümden sonra tenkis davasına konu olabilir. Tapuda satış olarak gösterilen işlem gerçekte bağış niteliğindeyse muvazaa iddiaları da gündeme gelebilir.
Malvarlığını görünüşte satışlarla başkalarına devretmek, evlatlığın miras hakkını kesin biçimde ortadan kaldıran güvenli bir yöntem değildir. İşlemin gerçek niteliği, bedelin ödenip ödenmediği, taraflar arasındaki ilişki ve mirasbırakanın amacı yargılamada araştırılabilir.
Kanuni çıkarma sebebi bulunmuyorsa evlat edinen yine de tasarruf edilebilir kısmı vasiyetnameyle dilediği kişiye bırakabilir. Evlatlık bu durumda yalnız saklı payını isteyebilir; terekenin tamamı üzerinde hak sahibi olamaz.
Evlat edinme kararıyla kurulan aile bağı, evlat edinenin sonradan yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle silinemez. Buna karşılık evlatlığın davranışları ağır bir suç veya aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali niteliğindeyse, uygun biçimde düzenlenecek ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarma mümkündür. Yalnız ilgisizlik, seyrek görüşme veya geçmişte evlatlık için yapılan harcamalar ise saklı payın kaldırılmasına kendiliğinden yeterli olmaz.