Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali: Tapu Hangi Durumlarda Geri Alınır?

📅 13 Ağustos 2026 🔄 Son güncelleme: 27 Eylül 2026

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devredilen taşınmazın geri alınması için sözleşmenin neden sona erdirilmek istendiği belirlenmelidir. Bakımın yapılmaması, mirasçılardan mal kaçırılması, sözleşmeyi yapan kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunmaması ve şekil şartlarına uyulmaması farklı dava sebepleridir. Davayı açacak kişi, istenecek sonuç ve uygulanacak süre de bu ayrıma göre belirlenir.

Taşınmazını devreden kişi hayattaysa ve bakım yükümlülüğü ağır biçimde ihlal ediliyorsa sözleşmenin feshiyle tapunun kendisine döndürülmesini isteyebilir. Ölümden sonra mirasçılarının aynı sonucu elde etmesi için “bakım yapılmadı” demeleri yeterli değildir. Mirasçılar bakımın yapılmamasına ilişkin kişisel fesih hakkı ile kendilerine ait muvazaa, ehliyetsizlik ve tenkis iddialarını birbirine karıştırmamalıdır.

Sözleşmenin noterlikte düzenlenmesi veya tapuda uygulanmış olması da dava açılmasını engellemez. Resmî işlem, şekil yönünden önem taşır; bakımın gerçekten yerine getirildiğini, sözleşmenin muvazaasız olduğunu veya işlem yapan kişinin ayırt etme gücüne sahip bulunduğunu tartışmasız hâle getirmez.

İçindekiler
  1. Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle hangi yükümlülükler üstlenilir?
  2. Bakım yapılmadığında hangi dava açılır ve tapu nasıl geri alınır?
  3. Tapuda satış gösterilen taşınmaz da bakım yapılmadığı için geri alınır mı?
  4. Ayrı evlerde yaşamak veya başka şehirde bulunmak fesih sebebi midir?
  5. Mahkeme tapuyu geri vermek yerine aylık ödeme kararı verebilir mi?
  6. Bakım alacaklısı öldükten sonra mirasçılar “bakılmadı” diyerek dava açabilir mi?
  7. Bakım alacaklısının açtığı dava ölümünden sonra devam eder mi?
  8. Bakımı üstlenen kişi önce ölürse ev geri alınır mı?
  9. Mirasçılardan mal kaçırmak için yapılan bakım sözleşmesi nasıl iptal edilir?
  10. Bütün malvarlığının bakım karşılığında devredilmesi geçersiz midir?
  11. Taşınmaz sayısı mı, taşınmazların değeri mi esas alınır?
  12. Daha önce bakım sözleşmesi yapan kişi ikinci bir bakım sözleşmesi yapabilir mi?
  13. Eşe yapılan bakım karşılığı devir geçerli midir?
  14. Sözleşmeden kısa süre sonra ölüm gerçekleşirse tapu geri alınır mı?
  15. Alzheimer veya ayırt etme gücü kaybı varsa sözleşme nasıl iptal edilir?
  16. Noterde düzenlenen veya parmak iziyle imzalanan sözleşme geçerli midir?
  17. Şekil eksikliği yıllarca bakım yapıldıktan sonra ileri sürülebilir mi?
  18. Saklı pay azaldığında tenkis davası açılır mı?
  19. Bakım sözleşmesi yüzünden nafaka ödenemiyorsa ne yapılır?
  20. Devredilen mal ile bakım karşılığı arasında ağır dengesizlik varsa ne yapılır?
  21. Bakımı yapan kişiye tapu verilmezse hangi dava açılır?
  22. Taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse geri alınır mı?
  23. Dava hangi mahkemede ve kime karşı açılır?
  24. Dava açmak için ne kadar süre vardır?
  25. Dava sürerken taşınmazın satılması nasıl önlenir?
  26. Davanın kabulü için hangi deliller hazırlanmalıdır?
  27. Kaynakça

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle hangi yükümlülükler üstlenilir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesine göre bakım borçlusu, bakım alacaklısına ölünceye kadar bakıp gözetmeyi; bakım alacaklısı ise buna karşılık bir malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenir. Taşınmazını devreden kişi bakım alacaklısı, bakımını üstlenen kişi bakım borçlusudur.

Bakım yükümlülüğü, birkaç faturanın ödenmesinden veya ara sıra yiyecek götürülmesinden ibaret değildir. Barınma, beslenme, hastalıkta bakım, tedavinin sağlanması ve kişinin durumunun gerektirdiği ilgi bu yükümlülüğün kapsamındadır. Sözleşmede kararlaştırılan koşullar, devredilen malın değeri ve bakım alacaklısının önceki yaşam koşulları bakımın içeriğinin belirlenmesinde önem taşır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarihli, 2023/507 E., 2024/93 K. sayılı kararında bakım borcunun maddi ihtiyaçlarla sınırlı olmadığı, manevi yardım ve desteği de kapsadığı kabul edilmiştir. Bakımı üstlenen torunun ilgisi, hastalık dönemindeki davranışları ve bakım alacaklısıyla kurduğu ilişki uyuşmazlığın çözümünde önem taşımıştır. Bakım alacaklısının gelirinin veya malvarlığının bulunması, sözleşmeyle üstlenilen kişisel bakım ve gözetim borcunu ortadan kaldırmaz.

Bakım yapılmadığında hangi dava açılır ve tapu nasıl geri alınır?

Bakım alacaklısı, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle ilişkinin kendisi açısından çekilmez hâle geldiğini ileri sürerek Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesine dayanır. Taşınmaz daha önce devredilmişse sözleşmenin feshi yanında tapu kaydının iptalini ve yeniden kendi adına tescilini ister.

Dilekçede bakımın hangi tarihten itibaren aksadığı, hangi ihtiyaçların karşılanmadığı ve bunun yaşam üzerindeki etkisi açıklanmalıdır. Hastanın tedavisinin ihmal edilmesi, beslenme ve temizlik ihtiyaçlarının karşılanmaması, yalnız bırakılması veya bakımın fiilen başka bir kişi tarafından üstlenilmek zorunda kalınması somutlaştırılmalıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.03.2026 tarihli, 2025/5596 E., 2026/1155 K. sayılı kararında ileri yaştaki bakım alacaklısının işitme ve yürüme güçlüğü, sürekli ilaç kullanması ve bakım ihtiyacı incelenmiştir. Bakım borçlusunun bazı ihtiyaç ve giderleri kısmen karşılamasına rağmen sözleşmeyle üstlendiği bakımı yerine getirmediği, bu aksaklıkta bakım alacaklısına yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı kabul edilmiştir. Taşınmazın bakım alacaklısına döndürülmesine ilişkin hüküm esas yönünden uygun bulunmuştur. Karar, yapılan harcamaların varlığından önce, kişinin ihtiyaç duyduğu bakımın gerçekten sağlanıp sağlanmadığının araştırıldığını göstermektedir.

Bakımın gereği gibi sürdürüldüğü, hastalık ihtiyaçlarının karşılandığı ve sözleşmenin devamını çekilmez kılan bir davranış bulunmadığı ispatlanırsa fesih talebi reddedilir. Taşınmazın değerlenmesi, aile ilişkilerinin sonradan değişmesi veya bakım alacaklısının kararından pişman olması sözleşmeye aykırılık oluşturmaz.

Tapuda satış gösterilen taşınmaz da bakım yapılmadığı için geri alınır mı?

Tapudaki işlem ile tarafların ileri sürdüğü sözleşme ilişkisi ayrı ayrı incelenir. Aynı kişiye devredilmiş taşınmazların bir bölümü bakım sözleşmesine, diğerleri satışa dayanıyorsa bütün taşınmazlar için aynı iptal gerekçesi kullanılamaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/4688 E., 2026/2913 K. sayılı kararında bakım sözleşmesiyle devredilen taşınmazlar ile satış yoluyla devredilen taşınmaz bakımından farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Yaşlı bakım alacaklısının hastalığında yeterli bakım görmediği, kızının yanına bakımsız ve psikolojik açıdan kötü durumda gittiği tanık anlatımlarıyla belirlenmiştir. Bakım sözleşmesine konu taşınmazların geri verilmesi kabul edilmiştir. Satış yoluyla devredilen taşınmaz yönünden ise ileri sürülen hile ispatlanamadığından talep reddedilmiştir. Yargıtay bu ayrımı uygun bulmuştur.

Bu nedenle dava açılmadan önce her taşınmazın resmî senedi getirtilmelidir. Bakım borcunun ihlali, satış işleminin de geçersiz olduğunu kanıtlamaz. Satışın hileyle yaptırıldığı, gerçekte başka bir işlemin gizlendiği veya ayrıca bir bakım taahhüdü bulunduğu ileri sürülüyorsa o iddianın hukuki dayanağı ve delilleri gösterilmelidir.

Ayrı evlerde yaşamak veya başka şehirde bulunmak fesih sebebi midir?

Tarafların farklı adreslerde bulunması, bakımın fiilen nasıl yürütüldüğünden bağımsız bir iptal sebebi değildir. Ayrı evlerde yaşanmasına rağmen yemek, temizlik, sağlık takibi ve günlük ihtiyaçlar düzenli karşılanıyorsa bakım yükümlülüğü yerine getirilmiş olur. Uzaklık nedeniyle ihtiyaçlar karşılanmıyorsa sözleşmeye aykırılık doğar.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.06.2026 tarihli, 2025/5182 E., 2026/3517 K. sayılı kararında bakım alacaklısı üst kattaki evinde, bakımını üstlenen kızı ise alt katta yaşamaktadır. Bakım teklifini kabul ederek yurda dönen kızın sözleşme kapsamındaki bakım görevini yerine getirdiği ve bakım alacaklısının bu hizmetten memnun olduğu kabul edilmiştir. Ayrı konutlarda oturulması, bakımın yapılmadığı sonucuna götürmemiş; sözleşmeye dayalı tescil talebi kabul edilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.01.2019 tarihli, 2016/2975 E., 2019/470 K. sayılı kararında ise yurt dışında yaşama ve taşınmazın kullanımına ilişkin uyuşmazlıkların bulunduğu ilişki incelenmiştir. Hukuki yollara başvurulması doğrudan bakım borcuna aykırılık sayılmamış; taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmenin sürdürülmesine elverişli olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Sözleşmenin devamının imkânsızlaşması nedeniyle fesih ve iade sonucu benimsenmiştir. Bu karar, yalnız adres farklılığına bakılarak uyuşmazlığın çözülemeyeceğini ortaya koymaktadır.

Mahkeme tapuyu geri vermek yerine aylık ödeme kararı verebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi, hâkime sözleşmeyi tamamen sona erdirmek yerine birlikte yaşamaya son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlama yetkisi tanır. Bu çözümde taşınmaz bakım borçlusunda kalırken bakım yükümlülüğü düzenli para ödemesine dönüştürülür.

Gelir bağlanması, bakım yükümlülüğünü ihlal eden kişinin istediği bedeli ödeyerek taşınmazı elinde tutma hakkı değildir. Sözleşmenin sürdürülmesini engelleyen neden, tarafların kusuru, bakımın geçmişte ne ölçüde yerine getirildiği ve bakım alacaklısının ihtiyaçları bu seçimin gerekçesini oluşturur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli, 2023/2967 E., 2024/2503 K. sayılı kararında bakım borcuna aykırılık iddialarının ispat durumu ile tarafların aynı aile düzeni içinde yaşamalarının sürdürülüp sürdürülemeyeceği ayrılmıştır. Uyuşmazlıkta tapu iadesi yerine ömür boyu gelir seçeneğinin incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Aynı uyuşmazlığın devamına ilişkin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2025/4575 E., 2025/4764 K. sayılı kararında, hükmedilen gelir miktarının gerekçeyle çelişmesi ve somut ihtiyaçlar esas alınmadan belirlenmesi bozma sebebi sayılmıştır. Daire, tutarın uygun gıda ve konut sağlanması, hastalıkta bakım ve tedavi ihtiyaçları üzerinden hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Sembolik bir aylık ödeme belirlenerek sözleşmenin bakım amacı karşılanmış sayılamaz

Bakım alacaklısı öldükten sonra mirasçılar “bakılmadı” diyerek dava açabilir mi?

Bakımın yerine getirilmemesine dayanan fesih hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken kişisel bir haktır. Bu hak kullanılmadan ölüm gerçekleşmişse mirasçılar, sonradan yalnız bakımın eksik yapıldığını ileri sürerek onun yerine fesih isteyemez.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.12.2023 tarihli, 2022/4574 E., 2023/6313 K. sayılı kararında, bakım alacaklısının sağlığında kullanmadığı bakım borcuna aykırılık iddiasının mirasçıları tarafından sonradan ileri sürülmesi kabul edilmemiştir. Başka bir hukuki ilişkiye ilişkin önceki dava, bakım sözleşmesinin feshi talebi yerine geçirilmemiştir. Bakım borçlusunun sözleşmeye dayalı tescil isteminin bu ayrım gözetilerek çözülmesi gerektiği benimsenmiştir.

Mirasçılar buna karşılık sözleşmenin gerçek bir bakım ilişkisine dayanmadığını, görünürde bakım sözleşmesi yapılarak bağışın gizlendiğini, mirasbırakanın işlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığını veya geçerlilik şekline uyulmadığını ileri sürebilir. Saklı paya ilişkin tenkis koşulları da ayrı bir inceleme konusudur.

Bakımın hiç yapılmamış olması, sözleşmenin başlangıçtan itibaren göstermelik kurulduğu iddiasını destekleyen delillerden biri olabilir. Ancak dava, bu durumda sonradan gerçekleşen bakım eksikliğine değil, sözleşmenin kurulduğu tarihteki gerçek amaca dayanır.

Bakım alacaklısının açtığı dava ölümünden sonra devam eder mi?

Bakım alacaklısı sağlığında fesih ve tapu iadesi için dava açmışsa, ölümü üzerine mirasçıları açılmış davayı sürdürür. Burada mirasçılar yeni bir kişisel fesih hakkı kullanmaz; daha önce kullanılan hakkın malvarlığına ilişkin sonucunu takip eder.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarihli, 2021/8103 E., 2021/5615 K. sayılı kararında, bakım alacaklısının yargılama sırasında ölmesi üzerine mirasçılarının belirlenmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği kabul edilmiştir. Ölüm, açılmış davanın kendiliğinden reddini gerektirmemiştir.

Davanın devam etmesi, tapunun mutlaka geri alınacağı anlamına gelmez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.10.2019 tarihli, 2019/3534 E., 2019/5206 K. sayılı kararında bakımın aksamasının, bakım borçlusunun eşinin ağır hastalığıyla bağlantısı incelenmiş ve bakım borçlusuna yüklenebilecek kusur bulunmadığı kabul edilmiştir. Bakım alacaklısının da yargılama sırasında ölmesi nedeniyle geleceğe yönelik ömür boyu gelir çözümü uygulanamamış, tapu iptali talebi kabul edilmemiştir.

Bakımı üstlenen kişi önce ölürse ev geri alınır mı?

Bakım borçlusunun önce ölmesi için Türk Borçlar Kanunu’nun 618. maddesinde özel düzenleme vardır. Bakım alacaklısı, ölümden itibaren bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu hükmün öngördüğü sonuç, devredilen taşınmazın aynen geri verilmesi değil, bakım borçlusunun mirasçılarından kanundaki hesaplama esasına göre para istenmesidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarihli, 2024/4319 E., 2024/5243 K. sayılı kararında bakım borçlusunun ölümüne dayanan istem bakımından bu ayrım korunmuştur. Sadece ölüm olgusuna dayanılarak tapu iadesi istenmesi yerine, 618. ve 619. maddelerin öngördüğü parasal karşılığın dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bir yıllık özel fesih hakkı kullanılmadan bakım ilişkisinin mirasçılarla sürdürülmesi ayrı bir durumdur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.01.2019 tarihli, 2016/3635 E., 2019/458 K. sayılı kararında, bakım borçlusunun ölümünden sonra devam eden ilişki ile sonradan ortaya çıkan bakım uyuşmazlığı ayrılmış; Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi kapsamındaki çözüm ve gelir bağlanması üzerinde durulmuştur. Ölüm nedeniyle fesih ile mirasçıların sonraki bakım yükümlülüğüne aykırılığı aynı sebep değildir.

Mirasçılardan mal kaçırmak için yapılan bakım sözleşmesi nasıl iptal edilir?

Görünürde ölünceye kadar bakma sözleşmesi kurulmasına rağmen gerçek amaç taşınmazı karşılıksız kazandırmak ve diğer mirasçıların miras hakkını engellemekse muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açılır. Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek dışarıya farklı bir işlem göstermesidir.

Bu davada mirasbırakanın sözleşme tarihindeki yaşı ve sağlık durumu, bakım ihtiyacı, tarafların ilişkileri, devredilen malların değeri, geride kalan malvarlığı ve fiilî bakım araştırılır. Diğer çocukların sözleşmeye rıza göstermemesi geçersizlik sebebi değildir. Bir çocuğun daha çok sevilmesi de gerçek bir bakım sözleşmesini hükümsüz kılmaz; gizlenen karşılıksız kazandırma ve miras hakkını engelleme amacı ispatlanmalıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.02.2026 tarihli, 2025/1700 E., 2026/714 K. sayılı kararında, malvarlığının yaklaşık yüzde 97’sini oluşturan taşınmaz paylarının toruna bakım sözleşmesiyle devri incelenmiştir. Devrin kapsamı, önceki miras taksimi, tarafların aile ilişkileri ve bakım karşılığının niteliği üzerinden muvazaa kabul edilmiştir. Davacı mirasçıların payları yönünden tapu iptaline ilişkin hüküm çoğunluk tarafından onanmıştır. Karar, belirli bir yüzdeyi aşan bütün devirlerin geçersiz olduğu biçiminde yorumlanamaz; kabul sonucu dosyadaki diğer olgulara da dayanmaktadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.11.2024 tarihli, 2024/3224 E., 2024/6405 K. sayılı kararında da çok sayıda taşınmaz payının devri, geride kalan malvarlığının sınırlılığı ve bakım ilişkisinin özellikleri üzerinden muvazaa kabul edilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda mirastan mal kaçırma nedeniyle tapu iptali ile bakım yapılmamasına dayanan fesih farklı hukuki yollardır.

Bütün malvarlığının bakım karşılığında devredilmesi geçersiz midir?

Bakım alacaklısının bütün malvarlığını devretmesi önemli bir inceleme konusudur; ancak gerçek bakım ihtiyacının ve üstlenilen hizmetin karşılığı olan bir devir sırf kapsamı geniş olduğu için iptal edilmez. Değer oranı, sözleşmenin gerçek amacını açıklayan diğer delillerden koparılamaz.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.05.2026 tarihli, 2025/5134 E., 2026/2639 K. sayılı kararında, malvarlığının tamamına yakınının devredilmesi iddiasına rağmen bakım sözleşmesi geçerli kabul edilmiştir. Sözleşmedeki taşınmazlardan ikisinin düşük değerli, park alanında kalan küçük paylar olduğu; ekonomik bakımdan anlamlı karşılığın esasen diğer taşınmazdan oluştuğu belirlenmiştir. Bakım alacaklısının hastalığı ve gerçek bakım ihtiyacı da gözetilerek tescil talebi kabul edilmiş, muvazaa ve tenkis iddiaları reddedilmiştir. Yargıtay, hükümdeki parsel numarası hatasını düzelterek bu sonucu onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli, 2022/865 E., 2024/293 K. sayılı kararında da ağır bakım ihtiyacı bulunan, hareket kabiliyeti sınırlı mirasbırakana sözleşmeden önce ve sonra sağlanan bakım önem taşımıştır. Bakımı üstlenen kişiyle kurulan yakın ilişki ve fiilî hizmetin kapsamı nedeniyle geniş malvarlığı devri muvazaa olarak kabul edilmemiştir.

Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2019 tarihli, 2017/1211 E., 2019/377 K. sayılı kararında, değerli taşınmazların devri ile bakımın aile içinde karşılanma biçimi farklı bir sonuca götürmüştür. Devir konusu malların toplam servet içindeki ekonomik ağırlığı ve gerçek bakım karşılığı bulunup bulunmadığı incelenerek muvazaa kabul edilmiştir. Bu kararlardan “malvarlığının yarısı devredilebilir, fazlası devredilemez” biçiminde bir sınır çıkarılamaz.

Taşınmaz sayısı mı, taşınmazların değeri mi esas alınır?

Üç taşınmaz devredilip on taşınmaz bırakılması, mutlaka ölçülü bir devir yapıldığını göstermez. Devredilen üç taşınmaz bütün servetin büyük bölümünü oluştururken geride kalanlar düşük değerli hisselerden ibaret olabilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.06.2019 tarihli, 2016/11216 E., 2019/4139 K. sayılı kararında, devredilen ve mirasbırakan üzerinde kalan taşınmazların değerleri yeterince araştırılmadan sonuca gidilmesi doğru bulunmamıştır. Muvazaa incelemesinde malvarlığının gerçek ekonomik yapısının belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle tapu kayıtlarının sayılmasıyla yetinilmez; taşınmazların pay oranları, nitelikleri ve ilgili tarihteki değerleri araştırılır.

Dava dosyasında banka varlıkları, başka kişilere yapılan devirler ve mirasbırakanın diğer malvarlığı unsurları da uyuşmazlığın kapsamına göre araştırılmalıdır. Devredilen malın toplam malvarlığı içindeki ağırlığı ancak bu inceleme sonunda belirlenir.

Daha önce bakım sözleşmesi yapan kişi ikinci bir bakım sözleşmesi yapabilir mi?

İkinci bir sözleşmenin varlığı geçersizlik sebebi değildir. Ancak ilk bakım ilişkisi sürerken neden yeni ve kapsamlı bir malvarlığı devrine ihtiyaç duyulduğu açıklanmalıdır. İkinci sözleşme gerçek bir bakım ihtiyacını karşılıyorsa buna ilişkin olguların ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.03.2024 tarihli, 2023/6631 E., 2024/2061 K. sayılı kararında, daha önce oğulla kurulan bakım ilişkisine rağmen sonradan eş lehine yapılan kapsamlı devir uyuşmazlık konusu olmuştur. İkinci devir bakımından gerçek bakım amacı ile mirasçılardan mal kaçırma iddiası incelenmiş; muvazaa kabulüne dayanan sonuç korunmuştur. Kararın önemi, sözleşmelerin yalnız tarih sırasına değil, ikinci temliki açıklayan bakım ihtiyacına ve malvarlığı dağılımına bakılmasıdır.

Eşe yapılan bakım karşılığı devir geçerli midir?

Eşler arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi kurulabilir. Evlilikten doğan yardım yükümlülüğü, eşlerin ayrıca malvarlığı karşılığında bakım ilişkisi düzenlemesini yasaklamaz. Buna karşılık evlilik ilişkisi de gerçekte mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan bir temliki korumaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 tarihli, 2021/234 E., 2023/259 K. sayılı kararında, ağır hastalık dönemindeki bakımın niteliği, eşin fiilen sağladığı hizmet ve mirasbırakanın diğer aile ilişkileri incelenmiştir. Sözleşmeden kısa süre sonra ölüm gerçekleşmesine rağmen gerçek bakım ilişkisi kabul edilmiştir. Bakımın yalnız evlilikten kaynaklanan sıradan yardım olarak görülmesi ve sözleşmenin bu nedenle geçersiz sayılması benimsenmemiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.12.2022 tarihli, 2022/5249 E., 2022/7926 K. sayılı kararında ise yeni evlilikten kısa süre sonra malvarlığının eşe devri, tarafların ilişkileri ve temlikin kapsamı bakımından muvazaa kabul edilmiştir. İşlem ehliyetinin bulunması, mal kaçırma iddiasını ortadan kaldırmamıştır. Kişinin sözleşme yapabilecek durumda olması ile sözleşmenin gerçek amacının bakım olması ayrı meselelerdir.

Sözleşmeden kısa süre sonra ölüm gerçekleşirse tapu geri alınır mı?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım süresi baştan kesin olarak bilinmez. Bakım alacaklısının kısa süre sonra ölmesi, sözleşmeyi geriye dönük olarak karşılıksız bir işleme dönüştürmez.

Sözleşmenin kurulduğu sıradaki amaç, tarafların üstlendiği yükümlülük ve gerçekleşen bakım esas alınır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 tarihli, 2021/234 E., 2023/259 K. sayılı kararında sözleşme ile ölüm arasında 27 gün bulunmasına rağmen bakım ilişkisinin gerçekliği kabul edilmiştir. Bu süre, diğer delillerden ayrılarak muvazaa kanıtı sayılmamıştır.

Dolayısıyla “yalnız birkaç ay baktı, evin değerini karşılamadı” iddiasıyla doğrudan tapu iptali sağlanamaz. Sözleşme, gerçekleşen bakım günlerinin piyasa ücretine göre yapılan basit bir hesap değildir.

Alzheimer veya ayırt etme gücü kaybı varsa sözleşme nasıl iptal edilir?

Sözleşme tarihinde yaptığı işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayamayan kişinin işlemi, ayırt etme gücünün yokluğu nedeniyle hukuki sonuç doğurmaz. İncelenecek tarih, dava tarihi veya ölüm tarihi değil, sözleşmenin ve ilgili devrin yapıldığı tarihtir.

İleri yaş, unutkanlık veya sonradan konulan hastalık tanısı yeterli açıklama değildir. İşlem tarihine yakın hastane kayıtları, kullanılan ilaçlar, nöroloji ve psikiyatri değerlendirmeleri, önceki raporlar ve diğer tıbbi belgeler getirtilmelidir. Uzman incelemesi bu veriler üzerinden yapılır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.10.2025 tarihli, 2024/4028 E., 2025/4220 K. sayılı kararında bir taşınmazın farklı tarihlerdeki bakım sözleşmeleriyle devredilen payları incelenmiştir. Üniversite hastanesi kayıtları ve tıbbi belgeler esas alınarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda, mirasbırakanın her iki işlem tarihinde de fiil ehliyetinin bulunmadığı belirlenmiştir. Tapu iptali kararı onanmıştır. Bakımın yapıldığı savunması, işlemin ehliyetsizlik nedeniyle geçersizliğini gidermemiştir.

Bakım alacaklısı hayattaysa çocuklarının yalnız gelecekteki miras haklarına dayanarak onun adına dava açması yeterli değildir. Temsil ve gerekiyorsa vesayet işlemleri ele alınmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.01.2022 tarihli, 2021/1789 E., 2022/768 K. sayılı kararında, mirasbırakan hayattayken açılan dava ile yargılama sırasında ölüm üzerine oluşan mirasçılık durumu ayrılmıştır. Dava hakkı ve taraf sıfatı, kişinin hayatta olup olmadığına göre değerlendirilmiştir.

Noterde düzenlenen veya parmak iziyle imzalanan sözleşme geçerli midir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesi, mirasçı atanmasını içermese de ölünceye kadar bakma sözleşmesi için miras sözleşmesi şeklini arar. Devletçe tanınmış bakım kurumlarıyla kanundaki koşullara uygun yapılan sözleşmeler bakımından yazılı şekle ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.

Noterde yalnız imza onayı yapılması ile kanunun aradığı düzenleme işleminin gerçekleştirilmesi aynı değildir. Belgenin başlığına bakılarak karar verilmez; resmî görevlinin işlemleri, tarafların açıklamaları, tanıkların katılımı ve gerekli imzalar incelenir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2026 tarihli, 2025/4862 E., 2026/2864 K. sayılı kararında, eşler arasında noterde düzenlenen sözleşmenin şekle aykırı olduğu savunması ele alınmıştır. Sözleşmenin iki tanık huzurunda imzalandığı ve gerekli şekil şartlarının tamamlandığı belirlenerek bakım borçlusu eşin tescil talebi kabul edilmiştir. Mirasçıların belgenin geçersiz olduğunu ileri sürmeleri, sözleşme aslındaki usulüne uygun düzenlemeyi bertaraf etmemiştir.

Parmak izi kullanılması da ayrıca incelenmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.06.2026 tarihli, 2025/5182 E., 2026/3517 K. sayılı kararında, okuryazar bakım alacaklısının kısmi felç nedeniyle imza yerine parmak izi kullanması sözleşmeyi geçersiz kılmamıştır. Belgenin okunması, iradenin açıklanması ve tanıkların katılımına ilişkin işlemler gözetilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.01.2023 tarihli, 2021/6812 E., 2023/13 K. sayılı kararında da bedensel rahatsızlık nedeniyle parmak izi kullanılması bakımından benzer ayrım yapılmıştır.

Şekil eksikliği yıllarca bakım yapıldıktan sonra ileri sürülebilir mi?

Şekil şartı ciddi bir geçerlilik meselesidir. Buna rağmen tarafların uzun süre devam eden davranışları ve oluşan güven görmezden gelinemez. Şekle aykırılık savunmasının dürüstlük kuralına aykırı kullanıldığı hâllerde bu savunma korunmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.03.2024 tarihli, 2023/227 E., 2024/1764 K. sayılı kararında, bakımın yıllarca yerine getirilmiş olması ve dosyanın önceki yargılama aşamalarında oluşan usulî durum önem taşımıştır. Şekil eksikliği iddiasıyla sözleşmenin sonuçlarından kurtulma talebi kabul edilmemiştir. Karar, şekil eksikliklerinin bakım yapılınca kendiliğinden giderildiği biçiminde genişletilemez; uzun süreli ifa, güven ilişkisi ve dosyadaki usulî kazanılmış hak belirleyicidir.

Saklı pay azaldığında tenkis davası açılır mı?

Tenkis, saklı payı ihlal eden kazandırmanın kanunun izin verdiği sınıra indirilmesidir. Gerçek bir bakım sözleşmesi karşılıklı borç yükler. Bu nedenle taşınmazın miras dışında kalması, kazandırmanın mutlaka tenkis edileceği anlamına gelmez.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli, 2020/1527 E., 2021/2449 K. sayılı kararında, gerçek ve karşılıklı edimlere dayanan bakım sözleşmesi bakımından tenkis talebinin kabul edilmeyeceği belirtilmiştir. Bakım karşılığı yapılan kazandırma ile bağış niteliğindeki kazandırma ayrılmıştır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 615. maddesinde mirasçıların tenkis hakkı saklı tutulmuştur. Ancak bu hüküm, bütün bakım sözleşmelerini tenkise tabi hâle getirmez. Tenkis isteyen mirasçı, kazandırmanın neden tenkise tabi olduğunu ve saklı payının nasıl ihlal edildiğini ortaya koymalıdır. Gizli bağış iddiası varsa işlemin niteliği buna göre incelenir.

Muvazaa ve tenkis taleplerinin dava dilekçesinde doğru sırayla kurulması önemlidir. Tapu devrinin geçersizliği ile geçerli bir kazandırmanın saklı pay oranında azaltılması farklı sonuçlardır.

Bakım sözleşmesi yüzünden nafaka ödenemiyorsa ne yapılır?

Bakım alacaklısı, yaptığı sözleşme nedeniyle kanunen nafaka vermekle yükümlü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getiremez hâle gelmişse nafakadan yoksun kalanlar Türk Borçlar Kanunu’nun 615. maddesine dayanarak sözleşmenin iptalini ister.

Burada korunmak istenen hak, gelecekteki miras beklentisi değil, mevcut kanuni nafaka hakkıdır. Davacı, nafaka yükümlülüğünü ve sözleşme nedeniyle bu yükümlülüğün karşılanamaz hâle geldiğini göstermelidir.

Hâkim sözleşmeyi iptal etmek yerine, bakım borçlusunun bakım kapsamında ifa edeceği edimlerden düşülmek üzere nafaka ödemesine karar verebilir. Böylece bakım ilişkisi sürerken nafaka alacaklısının hakkı da karşılanır.

Devredilen mal ile bakım karşılığı arasında ağır dengesizlik varsa ne yapılır?

Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesi, tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunması için özel fesih imkânı düzenler. Fazla alan taraf, kendisine bağışta bulunulmasının amaçlandığını ispat edemezse diğer taraf altı ay önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi fesheder.

Altı ay, sözleşmenin yapılmasından itibaren işleyen bir dava açma süresi değildir; fesih için öngörülen bildirim süresidir. Oransızlık hesabı da yalnız taşınmazın bugünkü değeriyle geçmiş bakım harcamalarının karşılaştırılmasından oluşmaz. Kanunun öngördüğü sermaye ve gelir hesabı ile yerine getirilmiş edimlerin denkleştirilmesi gerekir.

Bu yol, bakımın hiç yapılmamasından kaynaklanan 617. maddeye dayalı fesihle karıştırılmamalıdır. Ağır bakım ihlalinde sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelmişse altı aylık bildirim süresinin beklenmesi aranmaz.

Bakımı yapan kişiye tapu verilmezse hangi dava açılır?

Geçerli sözleşmede taşınmazın devri üstlenilmiş, bakım borcu yerine getirilmiş ve devir borcu muaccel olmuşsa bakım borçlusu tescil davası açar. Taşınmaz hâlen bakım alacaklısı üzerindeyse ona; ölüm gerçekleşmiş ve taşınmaz terekeye geçmişse gerekli taraf teşkili sağlanarak mirasçılarına yönelir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2026 tarihli, 2025/4862 E., 2026/2864 K. sayılı kararında, bakım edimini yerine getiren eşin talebine rağmen mirasçıların tapuda devir vermemesi üzerine açılan dava kabul edilmiştir. Mirasçıların rızasının bulunmaması, geçerli sözleşmenin ifasını engellememiştir.

Sözleşmede devrin ölümden sonra yapılacağının yazılması, belgeyi mutlaka vasiyetnameye dönüştürmez. Borçlar hukuku sözleşmesiyle mirasçı atama içeren ölüme bağlı tasarruf ayrılmalıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.09.2023 tarihli, 2022/4619 E., 2023/3838 K. sayılı kararında, belgenin açılması işlemi görmüş olması ve talebin “tenfiz” olarak adlandırılması sözleşmenin gerçek hukuki niteliğinin önüne geçirilmemiştir. İstem, sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil kapsamında ele alınmıştır. Davanın adı kadar sözleşmenin içeriği ve istenen sonuç önemlidir.

Taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse geri alınır mı?

Taşınmazın üçüncü kişiye geçmesi hâlinde, yeni malikin kazanımının korunup korunmadığı araştırılır. Tapu siciline güvenerek ayni hak kazanan iyiniyetli üçüncü kişi ile işlemin sakatlığını bilen veya bilmesi gereken kişi aynı durumda değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2023 tarihli, 2022/860 E., 2023/1041 K. sayılı kararında, bakım ilişkisini ve uyuşmazlığı bilen bakım borçlusunun eşinin taşınmazı icra ihalesinden edinmesi incelenmiştir. Kazanımın ihale yoluyla gerçekleşmesi, dosyada belirlenen kötüniyeti ortadan kaldırmamış; tapu siciline güven korumasından yararlanılması kabul edilmemiştir.

Tapunun henüz bakım borçlusuna geçirilmediği ve sözleşmeden doğan kişisel hakkın ileri sürüldüğü uyuşmazlıklar farklıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.02.2015 tarihli, 2014/14206 E., 2015/1630 K. sayılı kararında, tapuya şerh edilmemiş sözleşmeden doğan hakkın ihale yoluyla taşınmazı edinen kişiye karşı ileri sürülmesi incelenmiş ve tescil talebi kabul edilmemiştir. Ortaklığın giderilmesi sürecindeki işlemler ve davacının davranışları da sonuca etkili olmuştur.

Bu nedenle dava açılırken güncel tapu kaydı, önceki devirler, şerhler ve üçüncü kişinin uyuşmazlıktan haberdar olup olmadığı araştırılmalıdır. Taşınmazın geri alınamadığı hâllerde sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek parasal talebin dayanağı ayrıca kurulmalıdır.

Dava hangi mahkemede ve kime karşı açılır?

Özel kişiler arasındaki bakım sözleşmesinden kaynaklanan fesih, tapu iptali ve tescil uyuşmazlıklarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Yalnız para alacağı isteniyorsa yetki, tapu davalarındaki kuralla belirlenmez; davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri gibi uygulanacak yetki hükümleri incelenir. Tenkis ve ölüme bağlı tasarrufların iptali davalarında mirasbırakanın son yerleşim yerine ilişkin kesin yetki düzenlemesi dikkate alınır.

Davalı da istenen sonuca göre belirlenmelidir. Bakımın yapılmaması nedeniyle fesihte sözleşmenin karşı tarafı; tapu iptalinde kaydı iptal edilmek istenen malik; bakım borçlusunun ölümüne dayanan parasal talepte onun mirasçıları davalıdır. Birden çok kişiyi ilgilendiren talepte gerekli tarafların tamamı davaya alınmalıdır.

Muris muvazaasında mirasçı kendi miras payına yönelik iptal ve tescil isteyebilir. Ehliyetsizlik gibi mirasbırakanın hakkından kaynaklanan taleplerde ise terekenin elbirliği mülkiyeti ve temsil kuralları gözetilir. Bu nedenle bütün davalar için “bir mirasçının kendi payını istemesi yeterlidir” şeklinde ortak bir usul uygulanmaz.

Miras hukuku davalarında dava sebebinin, tarafların ve talep sonucunun doğru kurulması, deliller kadar önem taşır. Oral Avukatlık tarafından yürütülen dosya incelemesinde sözleşme metni, tapu hareketleri ve mirasçılık durumu bu nedenle başlangıçta ele alınır.

Dava açmak için ne kadar süre vardır?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle ilgili bütün uyuşmazlıklara uygulanacak tek bir iptal süresi bulunmaz.

Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil talebi zamanaşımına veya hak düşürücü süreye bağlı değildir. Buna karşılık davanın hukuki sebebi tenkis ise Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesindeki süreler uygulanır. Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl; vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl dikkate alınır. Tenkisin def’i olarak ileri sürülmesi ise süreye bağlı değildir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2023/4069 E., 2024/4312 K. sayılı kararında, tenkis istemi bakımından öğrenme tarihi esas alınmıştır. Saklı pay ihlalinin öğrenilmesi ile davanın açılması arasında bir yıllık sürenin geçtiği kabul edilerek tenkis talebi reddedilmiştir. Muvazaa iddiasının da ileri sürülmüş olması, tenkis süresini ortadan kaldırmamıştır.

Bakım borçlusunun ölümüne dayanan 618. madde kapsamındaki fesih hakkı bir yıl içinde kullanılır. Hile veya korkutma iddialarında Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesindeki bir yıllık süre, ilgili öğrenme veya etkinin sona erme tarihine göre incelenir.

Sözleşme gerçekten ölüme bağlı tasarruf niteliğindeyse Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesindeki iptal süreleri uygulanır. Belgenin miras sözleşmesi şeklinde düzenlenmesi, borçlar hukuku niteliğindeki bütün bakım sözleşmelerine bu sürelerin uygulanmasını gerektirmez.

Dava sürerken taşınmazın satılması nasıl önlenir?

Taşınmazın başkasına devredilmesi veya üzerinde hak kurulması, yargılama sonunda elde edilecek hakkı güçleştirecekse ihtiyati tedbir istenir. Tapu kaydına devir ve temliki önleyici tedbir konulması, dava açılmasının ayrı bir sonucudur; yalnız dava dilekçesinin verilmesi satış işlemlerini durdurmaz.

Tedbir talebinde sözleşme, tapu kaydı ve dava sebebini destekleyen ilk deliller sunulmalıdır. Devir tehlikesi ve korunması istenen hak açıklanır. Mahkeme yaklaşık ispatı, tedbirin kapsamını ve teminatı değerlendirir.

Tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Dava açılmadan tedbir alınmışsa uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalı ve kanunun aradığı belge uygulama dosyasına sunulmalıdır. Bu sürelerin kaçırılması tedbirin kalkmasına yol açar.

Davanın kabulü için hangi deliller hazırlanmalıdır?

Bakımın yapılmamasına dayanan davada deliller, karşılanmayan ihtiyacı göstermelidir. Hastane ve tedavi kayıtları, bakım hizmeti belgeleri, mesajlar, gider kayıtları ve kişinin yaşam koşullarını doğrudan bilen tanıklar önemlidir. “İlgilenmiyordu” biçimindeki genel anlatım yerine hangi hastalık döneminde, hangi ihtiyacın kim tarafından karşılandığı açıklanmalıdır.

Muvazaa davasında resmî senet, mirasbırakanın tüm ilgili malvarlığı kayıtları, taşınmaz değerleri, diğer devirler, aile ilişkileri ve fiilî bakım araştırılır. Ehliyetsizlik iddiasında işlem tarihine ilişkin tıbbi kayıtlar; şekil itirazında sözleşmenin aslı ve düzenleme dosyası gerekir.

Bakım borçlusunun savunması da somut olmalıdır. Sağlanan bakımın süresi, içeriği, tedaviye eşlik edilmesi, günlük ihtiyaçların karşılanması ve bakım alacaklısının tercihleri belgelenmelidir. Para gönderildiğini göstermek, kişisel bakım ihtiyacının da karşılandığını kanıtlamaz.

Dava sonucunu belirleyen husus, bakım sözleşmesinden memnuniyetsizliğin ifade edilmesi değil; ileri sürülen hukuki sebebin gerekli olgularla ispatlanmasıdır. Gerçek bakım ilişkisi, geçerli işlem ehliyeti ve usulüne uygun sözleşme mevcutsa, diğer mirasçıların daha az mal edinmiş olması tapunun geri alınmasını sağlamaz.

Kaynakça

Mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 39 ve 611–619: İrade bozuklukları; bakım sözleşmesinin kuruluşu, şekli, kapsamı, iptali, feshi ve bakım borçlusunun ölümü.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2, 13–15, 545, 557, 559, 560–571, 640, 702, 1009 ve 1023–1024: Dürüstlük kuralı, işlem ehliyeti, miras sözleşmesinin şekli, iptal ve tenkis, terekenin temsili, şerh ve tapu siciline güven.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 6, 10–12, 33 ve 389–397: Görev, yetki, hukuki nitelendirme ve ihtiyati tedbir.

Yargı kararları

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 29.06.2026, 2025/5182 E., 2026/3517 K.: Ayrı konutlarda sağlanan bakım, parmak iziyle düzenleme ve sözleşmeye dayalı tescil.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 02.06.2026, 2025/4862 E., 2026/2864 K.: Noterlikte düzenlenen sözleşmenin şekli ve mirasçıların devir vermemesi üzerine tescil.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 11.05.2026, 2025/5134 E., 2026/2639 K.: Gerçek bakım ihtiyacı, malvarlığının ekonomik niteliği ve muvazaa iddiasının reddi.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, 2025/4688 E., 2026/2913 K.: Bakım sözleşmesiyle ve satışla devredilen taşınmazlarda farklı iptal sebepleri.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 02.03.2026, 2025/5596 E., 2026/1155 K.: İhtiyaçların kısmen karşılanmasına rağmen bakım yükümlülüğünün ihlali ve tapu iadesi.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 10.02.2026, 2025/1700 E., 2026/714 K.: Malvarlığının büyük bölümünün toruna devrinde muvazaa kabulü.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 17.11.2025, 2025/4575 E., 2025/4764 K.: Ömür boyu gelir miktarının somut bakım ihtiyaçlarına göre belirlenmesi.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 02.10.2025, 2024/4028 E., 2025/4220 K.: İşlem tarihlerindeki ehliyetsizliğin tıbbi belgelerle belirlenmesi.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 28.11.2024, 2024/3224 E., 2024/6405 K.: Kapsamlı malvarlığı devrinde muris muvazaası.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 25.11.2024, 2024/4319 E., 2024/5243 K.: Bakım borçlusunun ölümüne dayanan fesihte parasal karşılık.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 10.06.2024, 2023/4069 E., 2024/4312 K.: Tenkiste öğrenme tarihi ve bir yıllık hak düşürücü süre.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.05.2024, 2022/865 E., 2024/293 K.: Ağır bakım ihtiyacı ve kapsamlı malvarlığı devrinin geçerliliği.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 09.05.2024, 2023/2967 E., 2024/2503 K.: Fesih yerine ömür boyu gelir seçeneği.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12.03.2024, 2023/6631 E., 2024/2061 K.: Önceki bakım ilişkisine rağmen yapılan ikinci kapsamlı temlik.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 04.03.2024, 2023/227 E., 2024/1764 K.: Uzun süreli ifa, şekil itirazı ve usulî kazanılmış hak.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.02.2024, 2023/507 E., 2024/93 K.: Bakım borcunun maddi ve manevi kapsamı.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.12.2023, 2022/4574 E., 2023/6313 K.: Mirasçıların sonradan bakım borcuna aykırılığa dayanmasının sınırları.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.11.2023, 2022/860 E., 2023/1041 K.: Taşınmazı ihale yoluyla edinen kişinin kötüniyeti.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.09.2023, 2022/4619 E., 2023/3838 K.: Sözleşmenin hukuki niteliği ve tescil istemi.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.03.2023, 2021/234 E., 2023/259 K.: Eşin sağladığı bakım ve sözleşmeden kısa süre sonra ölüm.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 09.01.2023, 2021/6812 E., 2023/13 K.: Bedensel rahatsızlık nedeniyle parmak izi kullanılması.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 06.12.2022, 2022/5249 E., 2022/7926 K.: Eşe yapılan devirde işlem ehliyeti ile muvazaanın ayrılması.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 27.01.2022, 2021/1789 E., 2022/768 K.: Mirasbırakanın sağlığında ve ölümünden sonra dava hakkı.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 14.10.2021, 2021/8103 E., 2021/5615 K.: Davacının ölümü üzerine mirasçılarla taraf teşkili.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 21.04.2021, 2020/1527 E., 2021/2449 K.: Gerçek bakım karşılığı kazandırmada tenkis.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 14.10.2019, 2019/3534 E., 2019/5206 K.: Kusur bulunmayan bakım aksaması ve bakım alacaklısının yargılama sırasında ölümü.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 26.06.2019, 2016/11216 E., 2019/4139 K.: Devredilen ve geride kalan malvarlığının değerinin araştırılması.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.03.2019, 2017/1211 E., 2019/377 K.: Bakım karşılığı ile devredilen malvarlığının ekonomik ağırlığı.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 24.01.2019, 2016/3635 E., 2019/458 K.: Bakım borçlusunun ölümünden sonra sürdürülen bakım ilişkisi.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 24.01.2019, 2016/2975 E., 2019/470 K.: Taraflar arasındaki ilişkinin sürdürülmesinin imkânsızlaşması.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 17.02.2015, 2014/14206 E., 2015/1630 K.: Şerh edilmemiş kişisel hakkın ihale alıcısına karşı ileri sürülmesi.
İlginizi çekebilir:  Engelli Aracının Parasını Ben Ödedim: Kardeşler Reddi Miras Yaparsa Araç Bana Kalır mı?

Yorum yapın