Koruyucu aile yanında büyüyen bir çocuğun aynı aile tarafından evlat edinilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nda, koruyucu aileye yerleştirilen çocuğun bu aile tarafından evlat edinilemeyeceğine ilişkin bir yasak bulunmamaktadır. Bununla birlikte koruyucu aile sözleşmesi, aileye kendiliğinden evlat edinme hakkı da vermez.
Devlet korumasındaki çocuk bakımından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün dosyası, incelemesi ve görüşü sürecin dışında bırakılamaz. Kurumun olumlu görüşü ise Türk Medeni Kanunu’nda aile mahkemesini bağlayan bağımsız bir evlat edinme şartı olarak düzenlenmemiştir. Kurum evlat edinmeye karşı çıksa bile kanuni şartların oluştuğu ileri sürülerek dava açılabilir; evlat edinme ilişkisinin kurulup kurulmayacağına aile mahkemesi karar verir.
Mahkemenin incelemesi Kurumun görüşüyle sınırlı değildir. Koruyucu aile yanında geçen süre, çocukla kurulan ilişki, biyolojik anne ve babanın rızası veya rızalarının aranmamasını gerektiren sebepler, bir yıllık bakım ve eğitim şartı, çocuğun mevcut düzeninden ayrılmasının muhtemel sonuçları ve evlat edinmenin çocuğun üstün yararına uygunluğu birlikte değerlendirilir.
- Koruyucu Ailelik ile Evlat Edinme Arasındaki Fark Nedir?
- Koruyucu Aile Yanındaki Çocuk Evlat Edinilebilir mi?
- Koruyucu Aile Olmak Evlat Edinmede Öncelik veya Kazanılmış Hak Sağlar mı?
- Sosyal Hizmetlerin Onayı Olmadan Evlat Edinme Davası Açılabilir mi?
- Sosyal Hizmetlerin Olumsuz Görüşüne Rağmen Mahkeme Evlat Edinmeye Karar Verebilir mi?
- Koruyucu Aile Yanında Geçen Süre Bir Yıllık Bakım Şartından Sayılır mı?
- Biyolojik Anne ve Babanın Rızası Şart mı?
- Biyolojik Anne ve Baba Çocuğu “Evlat Edinilemez” Kaydıyla Kuruma Bırakmışsa Ne Olur?
- Biyolojik Anne veya Babanın Çocukla İlgilenmemesi Rızanın Aranmamasını Sağlar mı?
- Anne ve Babanın Rızasının Aranmayacağına Ne Zaman Karar Verilir?
- Bekâr Koruyucu Anne veya Baba Çocuğu Evlat Edebilir mi?
- Evlat Edinme Davasında Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Belirlenir?
- Sosyal İnceleme Raporu Tek Başına Yeterli midir?
- Evlat Edinme Davası Açılınca Çocuk Koruyucu Aileden Alınabilir mi?
- Evlat Edinme Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
- Koruyucu Aile Çocuğu Evlat Edinmek İçin Hangi Mahkemeye Başvurmalıdır?
- Kaynakça
Koruyucu Ailelik ile Evlat Edinme Arasındaki Fark Nedir?
Koruyucu ailelikte çocuk, korunma ihtiyacı nedeniyle devletin gözetimi altında bir aile yanına yerleştirilir. Günlük bakım ve eğitim sorumluluğunu koruyucu aile üstlenmekle birlikte bu ilişki çocuk ile aile arasında soybağı kurmaz. Çocuğun velayeti ve biyolojik ailesiyle hukuki ilişkisi, alınan koruma kararının niteliğine göre devam eder.
Evlat edinme ise Türk Medeni Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca mahkeme kararıyla kurulur. Evlat edinen kişi veya eşlerle çocuk arasında hukuki anne-baba ve çocuk ilişkisi meydana gelir; evlat edinenler çocuğun bakım, eğitim ve temsil sorumluluğunu üstlenir, çocuk da evlat edinenin mirasçısı olur.
Çocuğun uzun yıllar koruyucu aile yanında yaşaması bu ilişkiyi kendiliğinden evlat edinmeye dönüştürmez. Evlat edinme için ayrıca kanuni şartların gerçekleşmesi, gerekli araştırmaların yapılması ve aile mahkemesinden karar alınması gerekir.
Koruyucu Aile Yanındaki Çocuk Evlat Edinilebilir mi?
Koruyucu aile statüsü, çocuğun aynı aile tarafından evlat edinilmesine engel değildir. Bu konu Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı kararında doğrudan değerlendirilmiştir.
Kararda, çocuğun Kurum tarafından evlat edinilmek üzere değil koruyucu aile sözleşmesiyle teslim edilmiş olmasının evlat edinmeye engel olmadığı kabul edilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nda evlat edinmenin şartları arasında “çocuğun Kurumdan koruyucu aile olarak alınmamış olması” şeklinde bir koşul bulunmadığı belirtilmiştir.
Çocuğun henüz altı aylıkken koruyucu annesinin yanına yerleştirilmesi, bütün bebeklik dönemini onunla geçirmesi, koruyucu annesini kendi annesi olarak benimsemesi ve ayrılığın psikolojik gelişimine zarar vereceğinin belirlenmesi karşısında evlat edinmenin çocuğun üstün yararına olduğu benimsenmiştir.
Bu karar, koruyucu aile sözleşmesinin evlat edinme talebini kendiliğinden geçersiz hale getirmediğini göstermektedir. Yine de her koruyucu aile yerleştirmesi ileride evlat edinmeyle sonuçlanmaz. Çocuğun biyolojik ailesine döndürülme ihtimali, biyolojik anne ve babanın çocukla ilişkisi ve çocuğun hukuki durumu ayrıca incelenir.
Koruyucu Aile Olmak Evlat Edinmede Öncelik veya Kazanılmış Hak Sağlar mı?
Koruyucu ailelik, sıra veya başvuru tarihi bakımından kendiliğinden öncelik sağlamadığı gibi çocuğu evlat edinme konusunda kazanılmış hak da doğurmaz. Aile, çocuğa yıllarca bakmış olsa dahi yalnızca bu süreye dayanarak evlat edinme talebinin kabulünü isteyemez.
Bununla birlikte çocuğun uzun süredir aynı aile yanında yaşaması, koruyucu aileyi anne ve baba olarak tanıması ve aralarında güçlü bir aidiyet ilişkisinin kurulması hukuken önemsiz değildir. Özellikle bebeklik döneminden itibaren aynı aile yanında büyüyen çocuk bakımından mevcut aile düzeninin değiştirilmesinin psikolojik ve sosyal sonuçları araştırılmalıdır.
Koruyucu ailenin sahip olmadığı şey otomatik bir evlat edinme hakkıdır. Çocukla fiilen kurulan bakım ve aile ilişkisi ise mahkemenin çocuğun üstün yararını belirlerken değerlendirmesi gereken temel olgulardan biridir.
Sosyal Hizmetlerin Onayı Olmadan Evlat Edinme Davası Açılabilir mi?
Evlat edinme ilişkisini Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü değil, aile mahkemesi kurar. Kurumun olumlu görüşü, Türk Medeni Kanunu’nda hâkimi bağlayan bağımsız bir maddi şart olarak sayılmamıştır. İl Müdürlüğünün talebe karşı çıkması, aile mahkemesine başvurulmasını hukuken kesin biçimde engellemez.
Kurumun süreçteki rolü yine de önemlidir. Devlet korumasındaki çocukla ilgili sosyal inceleme raporları, koruyucu aile izleme kayıtları, biyolojik aile görüşmeleri, ziyaret kayıtları, sağlık ve eğitim bilgileri çoğunlukla Kurumun dosyasında bulunmaktadır. Mahkeme bu dosyayı getirterek Kurumun görüşünün hangi somut olgulara dayandığını araştırır.
Kurumun olumlu görüşü evlat edinmenin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmediği gibi olumsuz görüşü de davanın mutlaka reddedilmesini gerektirmez. Hâkim, Kurumun değerlendirmesini diğer delillerle birlikte inceleyerek kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.
Sosyal Hizmetlerin Olumsuz Görüşüne Rağmen Mahkeme Evlat Edinmeye Karar Verebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı kararına konu davada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da evlat edinme talebine karşı çıkmıştır. Yargıtay, Kurumun olumsuz görüşünü davanın reddi için yeterli görmemiştir.
Çocuğun bebekliğinden itibaren koruyucu annesiyle yaşaması, onu kendi annesi olarak benimsemesi, biyolojik anne ve babanın uzun süre çocukla ilgilenmemesi ve ayrılığın çocuğun psikolojik gelişimine zarar vereceğinin uzman incelemesiyle belirlenmesi karşısında evlat edinmenin çocuğun üstün yararına olduğu kabul edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararına direnmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.10.2025 tarihli, 2025/7843 E., 2025/8622 K. sayılı kararıyla önceki görüşünü korumuş ve uyuşmazlığı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir. Bu sebeple 21.04.2025 tarihli karar güncel ve önemli bir içtihat olmakla birlikte mesele hakkında tartışmasız ve tamamen yerleşmiş bir uygulamanın oluştuğu söylenemez.
Koruyucu Aile Yanında Geçen Süre Bir Yıllık Bakım Şartından Sayılır mı?
Türk Medeni Kanunu’nun 305. maddesine göre küçüğün evlat edinilebilmesi için evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması gerekir.
Koruyucu aile yanında geçen sürenin bu şartı hiçbir durumda karşılamayacağını söyleyen bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Çocuk aynı aile yanında kesintisiz yaşamış, günlük bakımı ve eğitimi bu aile tarafından üstlenilmiş ve aralarında fiilî anne-baba ve çocuk ilişkisi kurulmuşsa geçen sürenin bir yıllık bakım şartı bakımından dikkate alınması mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı kararında da koruyucu aile sözleşmesinin varlığı bir yıllık bakım şartına engel sayılmamış; sözleşmenin adından ziyade çocuğun fiilen kim tarafından büyütüldüğü ve nasıl bir aile ilişkisi kurulduğu önemsenmiştir.
Koruyucu aile yanında bir yılın dolması, evlat edinmenin otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.06.2004 tarihli, 2004/7269 E., 2004/8098 K. sayılı kararında bir yıllık bakım şartının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeden ve Türk Medeni Kanunu’nun 316. maddesi uyarınca kapsamlı araştırma yapılmadan verilen evlat edinme kararı bozulmuştur.

Mahkeme yalnızca koruyucu aile sözleşmesinin tarihine değil, çocuğun fiilen nerede yaşadığına, bakım ve eğitim sorumluluğunu kimin üstlendiğine ve ilişkinin sürekliliğine bakar.
Biyolojik Anne ve Babanın Rızası Şart mı?
Kural olarak küçüğün evlat edinilmesi biyolojik anne ve babasının rızasını gerektirir. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün olumlu görüşü, anne ve babanın rızasının yerine geçmez.
Rıza, anne ve babanın veya çocuğun oturduğu yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir. Evlat edinenlerin henüz belirlenmemiş olması rızanın geçerliliğini etkilemez. Türk Medeni Kanunu’nun 310. maddesi gereğince rıza, çocuğun doğumundan itibaren altı hafta geçmeden verilemez. Verilen rıza altı hafta içinde geri alınabilir; geri almadan sonra yeniden verilen rıza ise kesindir.
Anne veya babanın rızası bulunmuyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. Anne veya babanın kim olduğu ya da uzun süreden beri nerede bulunduğu bilinmiyorsa, ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunsa veya çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa rızasının aranmamasına karar verilebilir.
Çocuğun koruma altına alınması, tek başına biyolojik anne ve babanın rızasını gereksiz hale getirmez. Anne ve babanın çocukla ilişkisi, ziyaretleri, bakımına katkısı ve çocuğu yeniden yanına almak için gösterdiği çaba ayrı ayrı değerlendirilir.
Biyolojik Anne ve Baba Çocuğu “Evlat Edinilemez” Kaydıyla Kuruma Bırakmışsa Ne Olur?
Biyolojik anne ve babanın çocuğu Kuruma bırakırken evlat edinilmesine izin vermediklerini bildirmesi, çocuğun o tarihte evlat edinilmesine rıza göstermedikleri anlamına gelir. Çocuğun korunma altına alınmasına rıza göstermek ile başka bir aile tarafından evlat edinilmesine rıza göstermek aynı hukuki işlem değildir.
Çocuk bu durumda kurum bakımına veya koruyucu aile yanına yerleştirilebilir; fakat yalnızca Kuruma teslim edilmiş olması sebebiyle evlat edinilmeye uygun çocuk statüsüne geçmez. Dosyaya yazılan “evlat edinilemez” açıklaması ise çocuğun hiçbir zaman evlat edinilemeyeceğine ilişkin değiştirilemez bir yasak oluşturmaz. Bu kayıt, evlat edinme bakımından anne ve babanın rızasının bulunmadığını gösterir.
Anne ve baba sonradan usulüne uygun biçimde rıza gösterebilir. Rıza verilmezse Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesindeki şartların zaman içinde oluşup oluşmadığı incelenir. Anne ve babanın çocuğu uzun süre aramaması, ziyaret etmemesi, bakım sorumluluğunu üstlenmemesi ve çocukla kalıcı ilişki kurmak için girişimde bulunmaması halinde rızalarının aranmamasına karar verilmesi gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı kararına konu olayda biyolojik anne ve baba, çocuğun evlat edinilmesini istemediklerini ve ileride yanlarına alacaklarını Kuruma bildirmiştir. Buna rağmen çocuğu uzun süre aramamaları, ziyaret etmemeleri ve bakım sorumluluklarını yerine getirmemeleri karşısında başlangıçtaki ret beyanı evlat edinmeyi kesin olarak engelleyen bir kayıt olarak kabul edilmemiştir. Çocukla koruyucu annesi arasında kurulan ilişki ve ayrılığın doğuracağı zarar da dikkate alınarak anne ve babanın rızası aranmaksızın evlat edinme talebinin kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Biyolojik anne ve baba çocukla düzenli ilişki kuruyor, bakımına katılıyor veya çocuğu yanına almak için samimi ve sürekli girişimlerde bulunuyorsa yalnızca çocuğun koruyucu aile yanında büyümesi rızanın aranmaması için yeterli değildir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, 2013/19800 E., 2014/6501 K. sayılı kararında biyolojik babanın çocuğun kendisinden olduğunu yargılama sırasında öğrenerek çocuğu tanıması ve teslimini istemesi karşısında, baba yönünden özen yükümlülüğünün ihlal edilmediği kabul edilmiştir. Babanın rızası bulunmadan evlat edinmeye karar verilemeyeceği belirtilmiştir.
Başlangıçta konulan “evlat edinilemez” kaydı, aile mahkemesinin sonradan oluşan şartları incelemesine engel değildir. Buna karşılık anne ve babanın rızası bulunmadan ve Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca rızanın aranmamasına karar verilmeden yalnızca Kurumun veya koruyucu ailenin isteğiyle evlat edinme ilişkisi kurulamaz.
Biyolojik Anne veya Babanın Çocukla İlgilenmemesi Rızanın Aranmamasını Sağlar mı?
Anne veya babanın çocukla hiç ilgilenmemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 311. maddesinde düzenlenen özen yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilebilir. Bunun için görüşmemenin süresi, nedeni ve ebeveynin çocuğun hayatındaki fiilî tutumu araştırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2023 tarihli, 2023/8404 E., 2023/6462 K. sayılı kararında çocuk uzun yıllar dayısı tarafından büyütülmüş; biyolojik baba çocuğu görmeye gelmemiş, kişisel ilişki kurulmasını istememiş ve çocuk sosyal inceleme sırasında babasını tanımadığını açıklamıştır. Babanın çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilerek rızası aranmaksızın evlat edinmeye karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Her görüşmeme hali özen yükümlülüğünün ihlali sayılmaz. Ebeveynin çocuktan haberdar olmaması, görüşmenin engellenmesi veya elinde olmayan nedenlerle ilişki kuramaması halinde farklı bir değerlendirme yapılabilir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli kararında biyolojik babanın çocuğun kendisinden olduğunu sonradan öğrenmesi ve öğrendikten sonra çocuğu tanıyarak teslimini istemesi bu bakımdan önemsenmiştir.
Dava açıldıktan sonra çocukla ilgilenilmeye başlanması da önceki uzun süreli ilgisizliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni girişimlerin samimi ve sürdürülebilir olup olmadığı, biyolojik ailenin çocuk için gerçekçi bir yaşam düzeni kurup kurmadığı ve çocuğun mevcut ailesinden ayrılmasının doğuracağı etkiler birlikte değerlendirilir.
Anne ve Babanın Rızasının Aranmayacağına Ne Zaman Karar Verilir?
Rızanın aranmamasına ilişkin talebin hangi aşamada ileri sürüleceği, çocuğun evlat edinme amacıyla bir aile yanına yerleştirilip yerleştirilmediğine göre değişir. Koruma amacıyla Kuruma veya koruyucu aile yanına yerleştirme ile evlat edinme amacıyla aile yanına yerleştirme aynı hukuki işlem değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.12.2020 tarihli, 2017/1926 E., 2020/1057 K. sayılı kararında Türk Medeni Kanunu’nun 312. maddesindeki “yerleştirme” kavramının, çocuğun yalnızca bir kuruma alınmasını değil evlat edinilmek üzere kişi veya aile yanına yerleştirilmesini ifade ettiği kabul edilmiştir.
Çocuk henüz evlat edinme amacıyla belirli bir aile yanına yerleştirilmemişse rızanın aranmaması talebinin kural olarak ayrı bir başvuruyla ve yerleştirmeden önce karara bağlanması gerekir. Çocuk evlat edinilmek üzere aile yanına yerleştirilmişse rıza meselesi evlat edinme davası içinde değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.01.2022 tarihli, 2021/6868 E., 2022/582 K. sayılı kararında Kuruma yerleştirme ile evlat edinilecek aile yanına yerleştirme arasındaki ayrım vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.05.2025 tarihli, 2025/3088 E., 2025/4929 K. sayılı kararında ise çocuk geçici bakım sözleşmesiyle evlat edinecek aile yanına yerleştirildikten sonra ayrı bir rızanın aranmaması davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu aşamada rıza meselesinin evlat edinme davası içinde çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Koruyucu aile sözleşmesinin evlat edinme amacıyla yapılan geçici bakım sözleşmesiyle karıştırılması, yanlış dava türünün seçilmesine ve talebin usulden reddedilmesine yol açabilir.
Bekâr Koruyucu Anne veya Baba Çocuğu Evlat Edebilir mi?
Koruyucu ailenin evli olmaması, tek başına evlat edinmeye engel değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 307. maddesine göre otuz yaşını dolduran evli olmayan kişi tek başına evlat edinebilir.
Evlat edinmek isteyen kişinin bekâr olması nedeniyle çocuğun mutlaka anne veya baba figüründen yoksun kalacağına ilişkin soyut bir varsayım yeterli değildir. Çocuğun mevcut yaşam düzeni, evlat edinmek isteyen kişiyle kurduğu bağ, sosyal çevresi, bakım koşulları ve uzman raporları incelenmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı kararına konu olayda evlat edinmek isteyen koruyucu annenin bekâr olması kanuni engel olarak görülmemiş; çocuğun somut gelişimi ve üstün yararı esas alınmıştır.
Evlat Edinme Davasında Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Belirlenir?
Çocuğun üstün yararı yalnızca tarafların maddi imkânlarının karşılaştırılmasıyla belirlenmez. Daha yüksek gelir veya daha büyük bir ev, tek başına evlat edinme talebinin kabulünü sağlamaz.
Mahkeme; çocuğun güvenli ve istikrarlı bir ortamda yaşayıp yaşamadığını, bakım veren kişiyle duygusal bağını, okul ve sosyal çevresini, sağlık ve gelişim durumunu, biyolojik ailesiyle ilişkisini ve mevcut düzenin değiştirilmesi halinde ortaya çıkabilecek sonuçları araştırır.
Çocuk görüşünü açıklayabilecek yaşa ve olgunluğa ulaşmışsa beyanı da alınmalıdır. Çocuğun görüşü önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir. Beyanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı ve çocuğun yaşadığı aile ortamından etkilenip etkilenmediği uzmanlar tarafından değerlendirilir.
Bebekliğinden itibaren aynı aile yanında yaşayan çocuk bakımından yalnızca biyolojik bağa dayanılarak karar verilmesi yeterli olmaz. Biyolojik ailenin hukuki haklarıyla çocuğun yıllar içinde kurduğu fiilî aile düzeni arasında çocuk merkezli bir değerlendirme yapılmalıdır.
Sosyal İnceleme Raporu Tek Başına Yeterli midir?
Türk Medeni Kanunu’nun 316. maddesine göre evlat edinmeye ancak bütün önemli durum ve koşullar kapsamlı biçimde araştırıldıktan sonra karar verilebilir. Evlat edinen ile çocuk dinlenmeli, gerekli görüldüğünde uzmanların görüşü alınmalıdır.
Evlat edinmek isteyen kişinin kişiliği ve sağlık durumu, ekonomik koşulları, eğitim verme yeteneği, evlat edinme sebebi, aile ilişkileri ve çocukla arasındaki bakım ilişkisinin gelişimi açıklığa kavuşturulmalıdır. Evlat edinenin altsoyu varsa onların evlat edinmeye ilişkin tavır ve düşünceleri de değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.06.2004 tarihli, 2004/6732 E., 2004/7796 K. sayılı kararında tarafların beyanlarıyla yetinilmeden Türk Medeni Kanunu’nun 316. maddesi uyarınca kapsamlı inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Tek bir sosyal inceleme raporu her dosyada yeterli olmayabilir. Rapor eski tarihliyse, tarafların şartları değişmişse veya raporlar arasında çelişki bulunuyorsa güncel uzman incelemesi yaptırılması gerekir. Kurumun olumlu veya olumsuz kanaati de bu araştırmanın yerine geçmez.
Evlat Edinme Davası Açılınca Çocuk Koruyucu Aileden Alınabilir mi?
Evlat edinme davasının açılması, koruyucu aile sözleşmesini kendiliğinden dondurmaz ve çocuğun dava sonuna kadar mutlaka aynı aile yanında kalmasını garanti etmez. Kurumun çocuk hakkında işlem yapma yetkisi, yalnızca evlat edinme davası açılmış olması sebebiyle ortadan kalkmaz.
Çocuğun başka bir aileye veya kuruma yerleştirilmesi ihtimali varsa ve ayrılığın çocuk üzerinde ağır sonuçlar doğuracağı ileri sürülüyorsa mevcut yaşam düzeninin korunmasına yönelik geçici hukuki koruma talep edilebilir. Tedbir talebi; çocuğun koruyucu aileyle kurduğu ilişki, uzman raporları, ayrılığın doğuracağı zarar ve planlanan işlemin yakınlığıyla somutlaştırılmalıdır.
Koruyucu aile statüsünün sona erdirilmesine veya çocuğun başka bir yere yerleştirilmesine ilişkin idari işlem ile evlat edinme davası aynı uyuşmazlık değildir. İşlemin niteliğine göre aile mahkemesindeki davanın yanında idari yargıda ayrıca başvuru yapılması gerekebilir.
Evlat Edinme Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Bu davalarda çocuğun gerçek yaşam düzenini gösteren kayıtların dosyaya kazandırılması gerekir. Koruyucu aile izleme raporları, sosyal inceleme raporları, okul ve sağlık kayıtları, psikolog ve pedagog değerlendirmeleri, çocuğun aile yanına yerleştirildiği tarihten itibaren tutulan Kurum kayıtları önem taşır.
Biyolojik anne ve babanın ziyaretleri, telefon görüşmeleri, çocukla ilgilenme düzeyi, bakım giderlerine yaptığı katkılar ve çocuğu yeniden yanına almak için gerçekleştirdiği başvurular da incelenir.
Çocuğun koruyucu aileyle ilişkisini bilen öğretmenlerin, komşuların ve yakın çevrede bulunan kişilerin tanıklığı yardımcı olabilir. Bununla birlikte çocuğun duygusal bağını ve ayrılığın muhtemel etkilerini belirlemek bakımından uzman raporları çoğu zaman tanık anlatımlarından daha belirleyicidir.
Kurumun olumsuz kanaati varsa yalnızca bu kanaate itiraz edilmesi yeterli olmaz. Olumsuz görüşün hangi olaylara dayandığı, kullanılan bilgilerin güncel olup olmadığı ve çocuk hakkında yeni bir uzman incelemesi gerekip gerekmediği somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Koruyucu Aile Çocuğu Evlat Edinmek İçin Hangi Mahkemeye Başvurmalıdır?
Evlat edinme davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Türk Medeni Kanunu’nun 315. maddesine göre dava evlat edinenin oturma yeri mahkemesinde; eşlerin birlikte evlat edinmesi halinde ise eşlerden birinin oturma yeri mahkemesinde açılır.
Dava açılmadan önce çocuğun koruma kararı, koruyucu aile sözleşmesi, biyolojik anne ve babanın hukuki durumu, Kurumun görüşü ve aile yanında geçen bakım süresi birlikte incelenmelidir. Biyolojik anne veya babanın rızası bulunmuyorsa rızanın aranmaması talebinin ayrı bir dava olarak mı yoksa evlat edinme davası içinde mi ileri sürüleceği, çocuğun hangi hukuki işlemle aile yanına yerleştirildiğine göre belirlenmelidir.
Koruyucu ailelik tek başına evlat edinme hakkı doğurmaz. Kurumun olumsuz görüşü de tek başına evlat edinmeyi engellemez. Aile mahkemesi, resmî statülerin ötesinde çocukla nasıl bir ilişki kurulduğunu ve bu ilişkinin kalıcı hale getirilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını araştırarak karar verir.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle 305-320. maddeler.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.
Koruyucu Aile Yönetmeliği, 14.12.2012 tarihli ve 28497 sayılı Resmî Gazete.
Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük, 15.03.2009 tarihli ve 27170 sayılı Resmî Gazete.
Yargıtay kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.04.2025 tarihli, 2024/7588 E., 2025/4035 K. sayılı karar: Koruyucu aile sözleşmesinin evlat edinmeye engel olmaması ve çocuğun üstün yararı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.10.2025 tarihli, 2025/7843 E., 2025/8622 K. sayılı karar: Koruyucu aile yanındaki çocuğun evlat edinilmesine ilişkin görüşün korunarak uyuşmazlığın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.05.2025 tarihli, 2025/3088 E., 2025/4929 K. sayılı karar: Çocuk evlat edinmek üzere aile yanına yerleştirildikten sonra rızanın aranmaması meselesinin evlat edinme davası içinde incelenmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.12.2023 tarihli, 2023/8404 E., 2023/6462 K. sayılı karar: Özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen biyolojik babanın rızasının aranmaması.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.01.2022 tarihli, 2021/6868 E., 2022/582 K. sayılı karar: Kuruma yerleştirme ile evlat edinilecek aile yanına yerleştirme arasındaki ayrım.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.12.2020 tarihli, 2017/1926 E., 2020/1057 K. sayılı karar: Türk Medeni Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen yerleştirme kavramı ve rızanın aranmaması talebinin zamanı.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 08.04.2014 tarihli, 2013/19800 E., 2014/6501 K. sayılı karar: Özen yükümlülüğünü ihlal etmeyen biyolojik babanın rızası bulunmadan evlat edinme kararı verilememesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.06.2004 tarihli, 2004/7269 E., 2004/8098 K. sayılı karar: Bir yıllık bakım şartı ile kapsamlı araştırma yükümlülüğü.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.06.2004 tarihli, 2004/6732 E., 2004/7796 K. sayılı karar: Evlat edinme kararından önce Türk Medeni Kanunu’nun 316. maddesine göre kapsamlı araştırma yapılması.