Tebligat Geldi! Ne Yapmalıyım?

📅 30 Kasım 2017 🔄 Son güncelleme: 14 Mart 2026

Öncelikle tebligatın nereden geldiğini kontrol etmelisiniz. Tebligat zarfında içeriğin ne olduğu, ve na yapılması gerektiği de yazar. Mesela aleyhinizde bir dava açılmışsa 2 hafta içinde cevap vermeniz gerekitği aksi halde davayı reddetmiş sayılacağınız yazar. Bu talimatları takip etmeniz önemlidir.

Tebligat idari ceza, vergi borcu, dava bildirimleri için yapılabilir. Tebligatları ciddiye almanız ve takip etmeniz hak kaybı yaşamamanız bakımından önemlidir.

E devlet UYAP Vatandaş portalda aleyhinizdeki dava içeriğini tamamıyla görebilirsiniz. Ancak her tebligat dava ile bağlantılı olmadığından her tebligatı UYAP vatandaştan veya e devlettn takip edemezsiniz.

Tebligat Zarfı Yarım Bir Kağıt Parçası Olarak Gelmişse Ne Yapılmalıdır?

Yarım kağıtlık bir tebligat gelmişse ve e devlette aleyhinizde herhangi bir dosya görünmüyorsa bu muhtemelen şahitlik çağrısıdır. Çağrı yapılan gün kimliğinizi de alıp ilgili mahkeme salonunda bulunun. Gidemeyecek durumdaysanız tebliği yapan mahkemeye hastalık raporunuzu sunun.

Tebligatınız Var Diye Polis Veya Jandarma Arıyorsa Ne Yapılır?

Bu tebligat muhtemelen uzaklaştırma tebligatıdır. İlgili birime başvurarak tebligatınızı alın.

Türk Konsolosluğu Tebligatınızı Gelip Alın Diye Yazı Göndermişse Ne Yapılmalıdır?

Türk konsolosluğu size tebligatınız olduğunu bildirerek konsolosluğa çağırıp tebliği teslim için sizden para istiyorsa, muhtemelen e devlette dava dosyanızı görebileceksiniz demektir. Parasını verip tebligatı teslim almazsanız davet yazısının size ulaşmasından itibaren 30 gün içinde tebliğ yapılmış sayılır ve hukuki süreler başlar.

Muhtara Tebliğ Yapıldığına Dair İhbar Kağıdı Kapıya Yapıştırılmışsa Ne Yapılır?

Muhtara tebliğ geçerli tebliğdir. Evrakı muhtardan almazsanız dahi aleyhinizdeki sürelere başlamıştır.

Dava Dilekçesine Süresinde Cevap Verilmezse Ne Olur?

Uygulamada davalı konumundaki kişiler, çoğu zaman beklemeyi tercih etmekte ve dava ile ilgili işlem yapmak için ilk duruşmaya çok az süre kala ya da ilk duruşma geçtikten hemen sonra harekete geçmektedir. Bu yaklaşım, telafisi mümkün olmayan ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.

Her ne kadar dava dilekçesine cevap verilmemesi, dilekçede ileri sürülen vakıa ve iddiaların inkârı anlamına gelse de, mahkemeden gelen ilk tebligatta açıkça; belirli süre içinde cevap dilekçesi verilmesi ve delillerin bildirilmesi gerektiği ihtar edilmektedir.

Bu ihtaratı basit bir formalite gibi görüp, “Nasıl olsa duruşma tarihine daha var, evrakları duruşmada sunarım”
şeklinde düşünmek çok ağır sonuçlar doğurur.

Cevap Süresi Geçerse Hangi Haklar Kaybedilir?

Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık cevap süresi geçtikten sonra:

  • Davaya yazılı cevap verme hakkı
  • Delil bildirme hakkı
  • Yeni vakıa ileri sürme hakkı

kesin olarak ortadan kalkar.

Bu aşamadan sonra hangi avukatı tutarsanız tutun, davayı geriye döndürmek çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü sorun savunmanın içeriği değil, süresinde yapılmamış olmasıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Açık Tutumu

Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun açık ve bağlayıcı nitelikteki kararı mevcuttur:

Süresinde davaya cevap vermeyen davalının, karşı tarafın kusurlu olduğuna ilişkin vakıa ileri süremeyeceği,
delil bildirme hakkının da bulunmadığı, aksi görüşlerin Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunca kabul edilmediği açıkça belirtilmiştir.

(YHGK, 20.04.2016, E. 2014/2-695, K. 2016/522)

Bu karar doğrultusunda; süresinde bildirilmeyen savunma ve deliller, kesin ve net şekilde hukuki koruma dışındadır.

“Haklıyım Nasıl Olsa” Düşüncesi En Büyük Yanılgıdır

“Bu davada ben haklıyım”,
“Hiçbir hâkim beni haksız bulamaz”,
“Nasıl olsa üst mahkemede bozulur”,
“Tanıdıklarım var” gibi düşünceler, uygulamada en ağır hak kayıplarına neden olan yaklaşımlardır.
Mahkemeler, haklılıktan önce usule bakar. Usule uyulmadığında, haklı olmak tek başına yeterli değildir.

Tebligatın Yapıldığı Adres Neden Hayati Öneme Sahiptir?

Tebligat;

  • MERNİS’te kayıtlı eski adresinize, Muhtara, ya da sizin fiilen oturmadığınız bir adrese yapılmış olsa dahi hukuken geçerlidir.

Bu nedenle:

  • UYAP SMS ve e-posta uyarılarına abone olun
  • E-Devlet üzerinden adınıza açılmış dava olup olmadığını düzenli kontrol edin
  • Eski adreslerinizi mutlaka güncelleyin
İlginizi çekebilir:  Dede ve büyükannenin torunlarını dava yoluyla görmesi

Aksi halde, hiç bilginiz olmadan yürüyen bir dava nedeniyle geri dönüşü olmayan hak kayıpları yaşayabilirsiniz.

Tebligatı Almaktan Kaçınmak Çözüm Değildir

Postacı geldiğinde evrağı tebliğ almaktan imtina etmeniz, tebligatı geçersiz kılmaz.
Bu durumda:

  • Tebligat muhtara bırakılır
  • Tebliğ tarihi, evrakın muhtara bırakıldığı gündür
  • Süreler o tarihten itibaren işlemeye başlar

İmzanız olmasa bile, tebligat yapılmış sayılır.

Adli Tatilde Süreler Dursa Bile Risk Almayın

Her ne kadar adli tatilde bazı süreler duruyor olsa da, uygulamada karışıklık yaşanmaması ve hak kaybı olmaması için adli tatilde dahi süresinde cevap vermek en güvenli yoldur.

Cevap Süresi Kaçırıldıysa Neler Yapılabilir?

Dava dilekçesine cevap süresinin kaçırılmış olması, her ne kadar ciddi bir hak kaybı doğursa da; yargılamanın bu aşamadan sonra hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yapılabilecekler, kanunun çizdiği sınırlar içinde mümkündür.

Öncelikle bilinmesi gerekir ki; cevap süresi kaçırıldığında davalı artık yeni vakıa ileri süremez ve kendi kusur iddialarına dayalı bir savunma kuramaz. Buna rağmen, davalı tarafın tamamen savunmasız kaldığı da söylenemez.

Davaya Cevap Süresi Kaç Gündür?

Hukuk davalarında, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden itibaren cevap süresi 2 haftadır.
Bu süre, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Mahkeme, talep edilmesi hâlinde ve cevap süresi dolmadan önce olmak şartıyla, davalıya bir defaya mahsus olmak üzere 2 haftaya kadar ek süre verebilir.
Ancak süre dolduktan sonra ek süre talep edilmesi mümkün değildir.

Cevap süresi içinde:

  • Cevap dilekçesi sunulmalı,
  • Vakıalar ileri sürülmeli,
  • Deliller bildirilmelidir.

Aksi hâlde bu haklar kesin olarak kaybedilir.

Cevap Süresi Kaçırılırsa “Eski Hâle Getirme” İstenebilir mi?

Evet, ancak istisnai ve çok sınırlı hâllerde mümkündür.
Cevap süresini kaçıran taraf, kusuru olmaksızın bu süreyi kaçırdığını ispat ederse eski hâle getirme talebinde bulunabilir.

Burada temel kriter, sürenin kaçırılmasında tarafın kusuru bulunmamalıdır.

Hangi Sebeplerle Eski Hâle Getirme Kabul Edilebilir?

Uygulamada eski hâle getirme talebi, ancak zorlayıcı ve belgelenebilir nedenler varsa kabul edilmektedir. Örneğin:

  • Ağır hastalık, ameliyat, yoğun bakım süreci
  • Doğal afetler (deprem, sel, yangın vb.)
  • Uzun süreli ve belgeli hastane yatışı
  • Tutukluluk veya gözaltı hâli
  • Tebligatın usulsüz yapılması

Bu hâllerin mutlaka resmî belgelerle ispatlanması gerekir.

Hangi Sebepler Eski Hâle Getirme İçin Yeterli Değildir?

Aşağıdaki nedenler, uygulamada haklı mazeret olarak kabul edilmez:

  • Tebligatı önemsememek
  • Davayı ciddiye almamak
  • “Duruşmada anlatırım” düşüncesi
  • Avukat tutmakta gecikmek
  • Hukuk bilgisi olmaması
  • Yoğunluk, iş seyahati, şehir dışında olmak

Bu tür gerekçeler, kişinin kendi kusurundan kaynaklandığı için eski hâle getirme talebi reddedilir.

Eski Hâle Getirme Talebi Ne Kadar Sürede Yapılmalıdır?

Engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren 2 hafta içinde:

  • Eski hâle getirme talebi sunulmalı,
  • Kaçırılan işlem (örneğin cevap dilekçesi) aynı anda mahkemeye verilmelidir.

Sadece “eski hâle getirme istiyorum” demek yeterli değildir; cevap dilekçesi de eklenmelidir.

Cevap Süresi İçinde Süre Uzatımı İstenirse Ne Olur?

Davaya cevap süresi henüz dolmamışken, davalı taraf mahkemeden süre uzatımı (ek süre) talep edebilir. Bu talep, usulüne uygun yapıldığı takdirde hak kaybı doğurmaz.

Mahkeme, cevap süresi dolmadan önce yapılan talep üzerine, davalıya bir defaya mahsus olmak üzere en fazla 2 hafta ek süre verebilir. Bu ek süre, hâkimin takdirindedir ve genellikle talep gerekçesi kısa da olsa kabul edilmektedir.

Süre uzatımı talebi kabul edilirse:

  • Cevap dilekçesi,
  • Vakıalar,
  • Deliller

verilen ek süre içinde sunulabilir. Bu süre içinde yapılan işlemler süresinde yapılmış sayılır ve herhangi bir hak kaybı oluşmaz.

İlginizi çekebilir:  Zina ve Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Halinde Mal Rejimi Tasfiyesi Nasıl Yapılır?

Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur:
Süre uzatımı talebi, cevap süresi geçtikten sonra yapılırsa hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Bu durumda mahkeme ek süre veremez ve cevap süresi kaçırılmış sayılır.

Ayrıca, süre uzatımı talebinin kabul edilmesi, duruşma tarihini otomatik olarak ertelemez. Duruşma günü ayrıca bir karar verilmedikçe değişmez.

Karşı Taraf Sürekli Ek Süre Alıyor, Bu Şekilde Davayı Uzatmaya Çalışıyor

Karşı tarafın her dilekçesi için ek süre talep etmesi ve hâkimin bu talepleri kabul etmesi, davayı sanıldığı gibi aylarca uzatmaz.

Hukuk yargılamasında:

  • Cevap dilekçesi için 2 hafta,
  • Talep edilirse bir defaya mahsus en fazla 2 hafta ek süre verilebilir.

Bu durum dava için en fazla yaklaşık 1 aylık bir zaman kaybına yol açar. Yani yalnızca dilekçelere ek süre verilmesi, davayı sürüncemede bırakacak bir etki doğurmaz. Bu tür gecikmeler, yargılama süresi açısından “devede kulak” niteliğindedir.

Gerçekten yargılamayı uzatmak isteyen yargılamayı kaç ay değil kaç sene uzatabileceğini hesaplamak hayret verici olabilmektedir.

Peki dava gerçekten hangi durumlarda uzar?

Uygulamada davaların uzamasına neden olan esas faktörler şunlardır:

  • Tanıkların duruşmalara gelmemesi veya kaçınması,
  • Hâkimin doğum izni, uzun süreli rapor veya tayin nedeniyle dosyadan ayrılması,
  • Yerine atanacak hâkimin henüz göreve başlamamış olması,
  • Bilirkişi incelemesi gereken dosyalarda, bilirkişinin raporu aylarca sunmaması veya dosyayı iade etmemesi,
  • Dosyanın itirazlar sonucu ek rapora yollanması
  • Boşanma davasında yargılama süresinde taraflar arasında meydana gelen olaylara dayalı ek davalar açılması
  • Samsun şartlarında boşanma dosyasının 7 ay iş dosyasının minimum 1 yıl istinaf kararı beklemesi ve temyiz yolu açık dosyalarda minimum 1 yıl temyiz kararının bekleneceği süreç…

Bilirkişinin raporları aylarca vermediği durumda şahitlerin mevsimlerce ve aylarca mahkemeye gelmemesi halinde yaşanacak uzama yanında 1 aylık cevap süresi uzamasız önemsiz kalmaktadır.

İstinaf, Bilirkişi Raporuna İtiraz, Kesin Süreler ve Temyiz Süreleri Dilekçeyle Uzatılabilir mi?

Hayır.
İstinaf süresi, bilirkişi raporuna itiraz süresi, kesin süreye bağlanmış masraf yatırma veya beyanda bulunma süreleri ile temyiz süreleri, kural olarak dilekçeyle uzatılamaz.

Bu süreler:

  • Kanunda açıkça belirlenmiştir,
  • Kesin süredir,
  • Hâkimin takdirine bağlı değildir.

Ne zaman istisna olabilir?

Ancak eski hâle getirme şartları oluşmuşsa, yani:

  • Tarafın kusuru olmaksızın süre kaçırılmışsa,
  • Bu durum belgelerle ispatlanabiliyorsa

sınırlı şekilde süreye ilişkin telafi imkânı doğabilir.

Bunun dışında;

  • “Yoğundum”,
  • “Avukatla geç görüştüm”,
  • “Raporu geç fark ettim”

gibi gerekçelerle istinaf, temyiz veya bilirkişi itiraz süreleri uzatılamaz.

Cevap Dilekçesi Verilmemişse Boşanma Davasında Karşı Boşanma Davası Açılabilir mi?

Cevap süresi kaçırılmış olsa bile, davalı taraf ayrı bir dava olarak kendi boşanma davasını açabilir. Bu dava:

  • Mevcut dava ile birleştirilebilir,
  • Ya da bağımsız şekilde yürütülebilir.

Ancak burada kritik nokta şudur:
Karşı dava cevap dilekçesi yerine geçmez. Yani asıl davada süresi kaçırılan savunma ve delil hakları geri gelmez. Buna rağmen, açılan yeni dava üzerinden kendi iddialarını ve delillerini ileri sürme imkânı doğar.

Bu nedenle, özellikle kusur, tazminat ve velayet iddiaları açısından karşı boşanma davası açmak, süresi kaçırılmış dosyalarda en sık başvurulan yollardan biridir.

Esas boşanma davası istinafta dahi olsa karşı boşanma davası veya ek boşanma davası açılabilir

Cevap Süresi Kaçırıldıktan Sonra Davacının Delillerine ve Bilirkişi Raporlarına İtiraz Edilebilir mi?

Cevap süresi kaçırılmış olsa dahi, davalı tarafın;

  • Davacının sunduğu delillere
  • Bilirkişi raporlarına
  • Tanık beyanlarına itiraz etme hakkı tamamen ortadan kalkmaz.

Davalı, yeni bir vakıa ileri sürmeden;
👉 karşı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını,
👉 sunulan delillerin hükme esas alınamayacağını,
👉 bilirkişi raporunun eksik, hatalı veya çelişkili olduğunu
👉söz konusu boşanma dosyasıysa karşı tarafın iddialarının boşanma sebebi oluşturacak nitelikte olmadığını savunabilir.

İlginizi çekebilir:  Samsun'da Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İlerler?

Bu itirazlar,karşı tarafın iddiasını çürütmeye yönelik olmalıdır.

Cevap Süresi Kaçırılmışsa Yargılama Nasıl Yürütülür?

Cevap süresi kaçırıldıktan sonra yargılama genellikle;

  • Davacının sunduğu deliller
  • Dosyaya giren bilirkişi raporları
  • Mevcut beyanlara yönelik itirazlar üzerinden yürür.

Davalı, artık davayı kendi anlattıklarıyla değil, karşı tarafın anlattıklarının neden doğru olmadığını göstererek savunmak zorundadır. Bu, savunma alanını ciddi biçimde daraltır.

Davaya Cevap Verilmemesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Davaya cevap vermeyen davayı kabul etmiş mi sayılır?

Hayır.
Davaya cevap vermeyen davalı, davayı kabul etmiş sayılmaz. Hukuken, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkâr etmiş sayılır. Ancak bu inkâr, aktif bir savunma anlamına gelmez. Davalı, süresinde cevap vermediği için vakıa ileri sürme ve delil sunma hakkını kaybeder.

Davaya cevap verilmezse dava uzar mı?

Hayır.
Aksine, çoğu durumda dava daha kısa sürede sonuçlanır. Çünkü cevap dilekçesi verilmediğinde:

  • Davalıdan delil toplanmaz,
  • Tanık listesi değerlendirilmez,
  • İddia–savunma çerçevesi daralır.

Mahkeme, ağırlıklı olarak davacının sunduğu deliller üzerinden yargılamayı yürütür. Bu da dosyanın daha hızlı kapanmasına yol açabilir.

Boşanma davasında hiç dilekçe vermeyip duruşmaya gidip “boşanmak istemiyorum” dersem ne olur?

Bu durumda da davalı, davayı inkâr etmiş sayılır. Ancak yalnızca “boşanmak istemiyorum” demek, davanın reddi için tek başına yeterli değildir.

Davalı:

  • Yeni vakıa ileri süremez,
  • Kendi kusur iddialarını sunamaz,
  • Ancak karşı tarafın delillerine itiraz ederek yargılamaya katılabilir.

Mahkeme, davacının sunduğu delillerle boşanma şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirerek karar verir.

Karşı Taraf Davayı Sürekli Uzatıyor: Avukat Tutmak veya Avukat Değiştirmek Davayı Hızlandırır mı?

Hayır, davayı doğrudan hızlandırmaz; ancak gereksiz uzamaların önüne geçebilir.

Bir davanın süresi; tarafların avukatlı olup olmamasından çok, dosyanın niteliğine, delil durumuna, tanıkların katılımına, bilirkişi incelemelerine ve mahkemenin iş yüküne bağlıdır.

Süreyi kaçırdıktan sonra avukat tutarsam hak kaybını engelleyebilir miyim?

Hayır, kaçırılmış süreler geri gelmez.
Cevap süresi geçtikten sonra avukat tutulması:

  • Delil sunma hakkını,
  • Yeni vakıa ileri sürme imkânını geri kazandırmaz.

Ancak buna rağmen, davanın bir avukat tarafından takip edilmesi,

  • Delillere etkili itiraz edilmesi,
  • Bilirkişi raporlarının denetlenmesi,
  • Usul hatalarının önlenmesi

açısından son derece önemli ve etkili sonuçlar doğurur. Yani hak kaybı tamamen ortadan kalkmasa da, daha ağır sonuçların önüne geçilebilir.

UYAP’ta Görülen “Hedef Süre Belirleme Formu” Nedir? Hâkim Bu Sürede Davayı Bitirmezse Ne Olur?

UYAP üzerinden dava dosyası incelendiğinde görülen “Hedef Süre Belirleme Formu”, mahkemelerin dosyaları makul sürede sonuçlandırmasını amaçlayan idari ve istatistiki bir uygulamadır. Bu süreler, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir ve mahkemelere rehber niteliğinde sunulur.

Ancak kamuoyunda sıkça sanıldığı gibi, hedef süre bağlayıcı bir yargılama süresi değildir. Hâkimin bu sürede davayı bitirememesi,

  • Davanın düşmesine,
  • Davanın reddine,
  • Hâkimin hukuken sorumlu tutulmasına kendiliğinden yol açmaz.

Hedef süre; dosyanın niteliği, delil durumu, bilirkişi incelemeleri, tanık sayısı, tarafların talepleri ve yargılamayı uzatan usuli işlemler nedeniyle aşılabilir. Bu durum, kararın geçersizliği veya hukuka aykırılığı anlamına gelmez.

Ancak hedef sürenin aşırı ve makul olmayan şekilde aşılması, taraflar açısından “makul sürede yargılanma hakkının ihlali” iddiasına dayanak oluşturabilir. Bu durumda taraflar, yargılama sürecinin tamamlanmasının ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluna gidebilirler.

Özetle; UYAP’ta görülen hedef süre, taraflara “şu tarihte kesin karar çıkar” güvencesi vermez. Yargılamanın esas süresi; dosyanın içeriği, tarafların usuli davranışları ve mahkemenin iş yüküne göre şekillenir. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için hedef süreye değil, tebligatlara ve yasal sürelerin kaçırılmamasına odaklanmak gerekir.

Değerlendirme

Yorum yapın