Kiracılı bir ev satın alındığında tapunun yeni malike geçmesi, mevcut kira sözleşmesini sona erdirmez. Kiracı taşınmazda aynı kira ilişkisi içinde oturmaya devam eder; yeni malik de eski malikin yerine kira sözleşmesinin tarafı olur.
Bu nedenle kiracılı ev alan kişinin, tapu devrinden sonra kiracıya yalnızca “Evi satın aldım, artık boşaltmanız gerekiyor” demesi tahliye için yeterli değildir. Satın alma işlemi tek başına tahliye sebebi oluşturmaz.
Yeni malik evi gerçekten kendisi veya kanunda sayılan yakınlarından biri için kullanacaksa ihtiyaç nedeniyle tahliye isteyebilir. Ancak burada tapu devir tarihi, mevcut kira sözleşmesinin ne zaman sona ereceği, bir aylık bildirimin zamanında yapılıp yapılmadığı ve ihtiyacın gerçekten mevcut olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle kiracılı bir taşınmaz satın alınırken “Bir aylık ihtarı gönderirim, altı ay sonra kiracı kesin çıkar” düşüncesiyle hareket edilmesi doğru değildir. Altı ayın sonunda kiracı kendiliğinden tahliye edilmiş sayılmaz; şartları oluşmuşsa dava açma imkânı doğar.
- Kiracılı Ev Satılınca Kira Sözleşmesi Sona Erer mi?
- Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Hemen Çıkarabilir mi?
- Yeni Malik Kimlerin İhtiyacı İçin Tahliye İsteyebilir?
- Yeni Malikin Bir Ay İçinde İhtar Göndermesi Neden Önemlidir?
- Bir Aylık İhtar Süresi Kaçırılırsa Kiracı Artık Çıkarılamaz mı?
- Bir Aylık İhtar Gönderildikten Sonra Altı Ay Dolunca Ne Olur?
- Yeni Malik Kira Sözleşmesinin Sonunu Bekleyerek de Dava Açabilir mi?
- Tahliye Davasından Önce Arabuluculuğa Başvurmak Gerekir mi?
- Yeni Malikin İhtiyacı Nasıl İspatlanır?
- Yeni Malikin Başka Bir Evi Varsa Tahliye Davası Açabilir mi?
- Çocuk İçin İhtiyaç Nedeniyle Tahliye İstenebilir mi?
- Kiracı Altı Ayın Sonunda Çıkmazsa Yeni Malik Eve Girebilir mi?
- Kiracı Eski Ev Sahibine Depozito Vermişse Satıştan Sonra Ne Olur?
- Eski Kiracının Tahliye Taahhüdü Varsa Yeni Malik Ne Yapmalıdır?
- Kiracı Uzun Süredir Evde Oturuyorsa Satış Kira Süresini Sıfırlar mı?
- Kiracılı Ev Satın Almadan Önce Hangi Belgeler İncelenmelidir?
- Kiracılı Ev Alınır mı?
- İhtiyaç Nedeniyle Çıkarılan Ev Başkasına Kiralanabilir mi?
- İhtiyaç Nedeniyle Tahliyeden Sonra Ev Satılabilir mi?
- Kiracılı Ev Alırken En Büyük Risk Nedir?
Kiracılı Ev Satılınca Kira Sözleşmesi Sona Erer mi?
Türk Borçlar Kanunu’nun 310. maddesine göre kira sözleşmesi kurulduktan sonra kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.
Dolayısıyla evin satılmasıyla eski kira sözleşmesi ortadan kalkmaz ve yeni bir kira ilişkisi sıfırdan başlamaz. Kiracının kira başlangıç tarihi, ödeme günü, sözleşmedeki artış hükümleri ve kira ilişkisinin geçmişi devam eder.
Örneğin kiracı 2020 yılından beri aynı evde oturuyor ve taşınmaz 2026 yılında başka bir kişi tarafından satın alınıyorsa, kira ilişkisinin başlangıcı 2026 olarak kabul edilmez. Yeni malik, 2020 yılında kurulmuş kira ilişkisinin içine girer.
Bu durum özellikle uzun süreli kiracılarda önemlidir. Taşınmazın satılması, işlemiş uzama sürelerini de sıfırlamaz.
Yeni malik satıştan sonra kira bedelinin bundan sonra hangi hesaba yatırılacağını kiracıya bildirebilir. Ancak bu bildirim ile ihtiyaç nedeniyle tahliye amacıyla yapılacak bildirim birbirinden farklı işlemlerdir.
Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Hemen Çıkarabilir mi?
Yeni malikin kiracıyı yalnız taşınmazı satın aldığı gerekçesiyle hemen çıkarma hakkı yoktur.
Kiracı taşınmazı boşaltmayı kabul etmiyorsa yeni malik kendi başına kilidi değiştiremez, kiracının eşyalarını çıkaramaz, elektrik veya suyu kestiremez ve taşınmaza zorla giremez. Tahliye, kiracının rızasıyla gerçekleşmediği sürece kanunda öngörülen hukuki yollar kullanılmalıdır.
Yeni malik bakımından en sık kullanılan özel tahliye sebebi ihtiyaçtır. Türk Borçlar Kanunu m.351, yeni malike belirli şartlarla satın aldığı taşınmazı kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için kullanabilme imkânı tanımaktadır.
Ancak ihtiyaç iddiası gerçek değilse veya süreler doğru kullanılmamışsa yalnız mülkiyet hakkına dayanılarak tahliye kararı verilemez.
Yeni Malik Kimlerin İhtiyacı İçin Tahliye İsteyebilir?
Yeni malik, taşınmazı;
- kendisinin,
- eşinin,
- altsoyunun,
- üstsoyunun veya
- kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da işyeri ihtiyacı için kullanmak zorundaysa tahliye talep edebilir.
Çocuklar ve torunlar altsoy; anne, baba, büyükanne ve büyükbaba ise üstsoy kapsamındadır.
Ancak kanunda sayılan kişilerden birinin adını ihtarnamede veya dava dilekçesinde geçirmek yeterli değildir. “Oğlum oturacak”, “annemi yerleştireceğim” veya “kendim kullanacağım” biçimindeki açıklamanın arkasında gerçek bir ihtiyaç bulunmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2021 tarihli, 2017/1540 E., 2021/878 K. sayılı kararında da ihtiyaç nedeniyle tahliyede gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olması gerektiği benimsenmiştir.
İhtiyacın dava açıldığı tarihte mevcut olması yanında yargılama devam ederken de sürmesi gerekir. Geçici, henüz doğmamış veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan bir kullanım düşüncesi tahliye için yeterli olmayabilir.
Yeni Malikin Bir Ay İçinde İhtar Göndermesi Neden Önemlidir?
Yeni malik, Türk Borçlar Kanunu m.351/1’deki satın almaya özgü tahliye yolunu kullanmak istiyorsa taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde ihtiyacını kiracıya yazılı olarak bildirmelidir.
Bu bir aylık süre, uygulamada yapılan en önemli hatalardan biridir.
İhtarnamenin bir ay içinde noterde hazırlanmış olması tek başına yeterli görülmemelidir. Bildirimin süresi içerisinde kiracıya ulaşması gerekir. Bu nedenle kiracılı bir ev satın alındıktan sonra ihtiyaç ihtarının son günlere bırakılması ciddi risk taşır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.09.2025 tarihli, 2025/2624 E., 2025/3931 K. sayılı kararında, taşınmazın 09.12.2022 tarihinde edinilmesine rağmen ihtiyaç bildiriminin kiracılara 13.01.2023 tarihinde ulaşması nedeniyle TBK m.351/1’deki bir aylık sürenin geçirildiği kabul edilmiş ve yeni malikin bu özel tahliye yoluna dayanamayacağı benimsenmiştir.
Dolayısıyla tapu devrinden sonra yalnız ihtarnamenin hangi tarihte düzenlendiğine değil, kiracıya hangi tarihte ulaştığına da bakılmalıdır.
Bir Aylık İhtar Süresi Kaçırılırsa Kiracı Artık Çıkarılamaz mı?
Bir aylık bildirim süresinin geçirilmesi, yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkının tamamını ortadan kaldırmaz.
Kaybedilen hak, esas olarak TBK m.351/1’deki satın almaya özgü yoldur. Bu yol kullanıldığında yeni malik bir aylık bildirimi yaptıktan sonra edinme tarihinden itibaren altı ayın geçmesini bekleyerek tahliye davası açabilir.
Bir aylık bildirim yapılmamışsa yeni malik mevcut kira sözleşmesinin sona ermesini bekleyerek TBK m.351/2 kapsamında ihtiyaç nedeniyle tahliye talebinde bulunabilir.
Bu nedenle bir aylık süreyi kaçıran yeni malik bakımından önce mevcut kira sözleşmesinin başlangıç ve dönem sonu tarihleri incelenmelidir. Bazı dosyalarda dönem sonunun yakın olması nedeniyle sözleşmenin sona ermesine dayanan yol zaten daha erken kullanılabilir.
Bir Aylık İhtar Gönderildikten Sonra Altı Ay Dolunca Ne Olur?
Bir aylık bildirim süresinde yapılmışsa yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren altı ay geçtikten sonra TBK m.351/1’e dayanarak tahliye sürecini başlatabilir.
Buradaki altı aylık süre kiracıya verilen bir “çıkış süresi” değildir.
Örneğin taşınmaz 10 Ocak’ta satın alınmış ve ihtiyaç bildirimi süresinde yapılmışsa, altı aylık dönemin tamamlanmasıyla kiracı kendiliğinden haksız işgalci hâline gelmez. Kiracı taşınmazı boşaltmıyorsa arabuluculuk ve devamında tahliye davası gündeme gelir.
Bu sebeple emlak satışlarında kullanılan “Evi alın, altı ay sonra kiracı zaten çıkar” şeklindeki ifadeler hukuki anlamda garanti vermez.
Altı ay, tahliyenin gerçekleşeceği tarih değil, yeni malikin satın almaya dayanan özel dava yolunu kullanabilmesi bakımından önem taşıyan süredir.
Yeni Malik Kira Sözleşmesinin Sonunu Bekleyerek de Dava Açabilir mi?
Yeni malik her durumda bir aylık ihtar gönderip altı aylık yolu kullanmak zorunda değildir.
Türk Borçlar Kanunu m.351/2, yeni malike mevcut kira sözleşmesinin sona ermesine dayanan ayrı bir dava yolu tanımaktadır. Bu durumda yeni malik, kira sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak bir ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir.
Hangi yolun daha avantajlı olduğu satın alma tarihine göre değişir.
Örneğin ev satın alındığında mevcut kira döneminin bitmesine iki ay kalmışsa sözleşme sonuna dayanan yol, altı ay beklemekten daha erken olabilir. Buna karşılık taşınmaz kira döneminin hemen başında satın alınmışsa bir aylık bildirim yapılarak kullanılan altı aylık yol daha erken sonuç verebilir.
Bu nedenle kiracılı taşınmaz satın alındığında tapu devir tarihi ile kira sözleşmesinin dönem sonu birlikte incelenmelidir. Yeni malik açısından en hızlı hukuki yol her dosyada aynı değildir.
Tahliye Davasından Önce Arabuluculuğa Başvurmak Gerekir mi?
Kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye uyuşmazlıklarında 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin istisnalar dışında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.
Yeni malik ihtiyaç nedeniyle doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açmamalıdır. Öncelikle zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır.
Ancak arabuluculuğun ne zaman başlatıldığı da önem taşır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı kararında, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında dava hakkı henüz doğmadan başlatılan arabuluculuk sürecinin daha sonra açılan dava bakımından dava şartını karşılamadığı kabul edilmiştir.
Buna karşılık dava hakkı doğduktan sonra süresinde arabuluculuğa başvurulmuşsa arabuluculuk sürecinde geçen zaman hak düşürücü sürenin hesabında ayrıca dikkate alınır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.12.2025 tarihli, 2025/2548 E., 2025/5852 K. sayılı kararında da dava hakkı doğduktan sonra başlatılan zorunlu arabuluculuk sırasında geçen sürenin dava açma süresinden sayılmayacağı benimsenmiştir.
Bu nedenle yeni malik dosyasında tapu tarihi, kira döneminin sonu, arabuluculuk başvuru tarihi, son tutanak tarihi ve dava tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Yeni Malikin İhtiyacı Nasıl İspatlanır?
Mahkeme yeni malikin yalnız “Bu evi kendim kullanacağım” şeklindeki beyanıyla yetinmez. İhtiyacın somut olayda gerçekten mevcut olup olmadığını araştırır.
Yeni malikin kendisinin kirada oturması güçlü bir ihtiyaç göstergesi olabilir. Mevcut konutun aile için küçük kalması, sağlık nedeniyle başka bir yerde yaşama gereksiniminin ortaya çıkması, iş veya aile düzeninin değişmesi, evlilik ya da ayrılık sonrasında yeni konut ihtiyacı doğması da dosyanın özelliklerine göre dikkate alınabilir.
Bununla birlikte ihtiyaç yalnız geleceğe ilişkin soyut bir düşünceye dayanamaz.
Örneğin yıllardır başka şehirde yaşayan ve taşınma yönünde somut bir hazırlığı bulunmayan kişinin “Belki ileride burada yaşarım” biçimindeki düşüncesi ile işini taşımış, mevcut evinden ayrılmak üzere olan ve satın aldığı taşınmaza yerleşme hazırlığı yapan kişinin durumu aynı değildir.
Mahkeme, ihtiyaç iddiasını tarafların hayat düzeni ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Yeni Malikin Başka Bir Evi Varsa Tahliye Davası Açabilir mi?
Yeni malikin başka bir konutunun bulunması ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmasına mutlak olarak engel değildir.
Diğer taşınmazın gerçekten ihtiyacı karşılamaya elverişli olup olmadığı önemlidir.
Başka ev kirada olabilir, aile nüfusuna göre yetersiz kalabilir, sağlık durumuna uygun olmayabilir veya iş ve aile düzeni bakımından kullanılabilir durumda bulunmayabilir. Böyle bir durumda tapuda başka bir konut görünmesi tek başına ihtiyaç iddiasını ortadan kaldırmaz.
Buna karşılık yeni malikin aynı yerde boş ve kullanımına hazır, ihtiyacını rahatlıkla karşılayan başka bir konutu bulunuyorsa satın alınan kiracılı eve neden zorunlu olarak ihtiyaç duyulduğunun açıklanması gerekir.
Bu nedenle “Başka evi varsa dava kesin reddedilir” şeklinde bir kural bulunmadığı gibi, başka taşınmazların hiçbir öneminin bulunmadığı da söylenemez.
Çocuk İçin İhtiyaç Nedeniyle Tahliye İstenebilir mi?
Yeni malik, çocuğunun gerçek konut ihtiyacı için kiracının tahliyesini isteyebilir. Çocuk kanunda belirtilen altsoy kapsamındadır.
Burada da belirleyici olan çocuğun gerçekten konuta ihtiyaç duymasıdır.
Çocuğun evlenmek üzere olması, başka bir yerde kiracı olarak oturması, çalıştığı veya eğitim gördüğü yerde bağımsız konuta ihtiyaç duyması ya da aile evinden ayrılarak kendi yaşamını kurmak istemesi somut olayda gerçek ihtiyaç olarak değerlendirilebilir.
Buna karşılık çocuk uzun süredir başka şehirde yerleşik biçimde yaşıyor ve satın alınan eve taşınacağına ilişkin somut bir durum bulunmuyorsa yalnız “İleride oğlum veya kızım oturur” düşüncesi yeterli olmayabilir.
Aynı değerlendirme anne, baba veya kanunda sayılan diğer kişiler için ileri sürülen ihtiyaçlarda da yapılır.
Kiracı Altı Ayın Sonunda Çıkmazsa Yeni Malik Eve Girebilir mi?
Kiracının ihtarnameye rağmen taşınmazı boşaltmaması, yeni malike kendi imkânlarıyla tahliye yapma hakkı vermez.
Kapının kilidinin değiştirilmesi, kiracının eşyalarının dışarı çıkarılması, elektrik veya su abonelikleri üzerinden baskı kurulması ya da kiracının taşınmaza girişinin engellenmesi hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir.
Kiracı çıkmayı kabul etmiyorsa yeni malik zorunlu arabuluculuk sürecini tamamlayıp tahliye davasına başvurmalıdır.
Mahkeme tahliye kararı verdiğinde de kararın nasıl uygulanacağı icra hukuku kurallarına göre belirlenir. Mülkiyetin yeni malike ait olması, mahkeme ve icra sürecini ortadan kaldırmaz.
Kiracı Eski Ev Sahibine Depozito Vermişse Satıştan Sonra Ne Olur?
Taşınmazın satılmasıyla yeni malik mevcut kira sözleşmesinin tarafı olduğundan depozito meselesi de satış sırasında gözden geçirilmelidir.
Kiracının önceki malike verdiği güvence bedelinin satış sırasında yeni malike aktarılıp aktarılmadığı, depozitonun miktarı ve nasıl ödendiği özellikle satın alma aşamasında tespit edilmelidir.
Kiracının önceki malik döneminde geçerli biçimde depozito ödemiş olması, yalnız malik değiştiği için kiracıdan ikinci kez depozito alınabileceği anlamına gelmez.
Yeni malik açısından en güvenli yöntem, satıştan önce kira sözleşmesindeki depozito kaydını görmek ve satıcıyla depozitonun devrini açık biçimde hesaplaşmaktır.
Depozitonun kira sonunda kimden ve hangi şartlarla istenebileceği, varsa borç ve hasar mahsupları ayrı bir hukuki konudur. Bu nedenle taşınmaz satın alınırken depozitonun varlığı satış sözleşmesinde de açıkça gösterilmelidir.
Eski Kiracının Tahliye Taahhüdü Varsa Yeni Malik Ne Yapmalıdır?
Satıcı bazen taşınmazı pazarlarken “Kiracının tahliye taahhüdü var, sorun olmaz” diyebilir. Bu tür bir beyana yalnız sözlü olarak güvenilmemelidir.
Tahliye taahhüdünün aslı görülmeli; düzenlenme tarihi, tahliye tarihi, kimin tarafından imzalandığı ve başvuru süresinin devam edip etmediği kontrol edilmelidir.
Belgenin hukuken kullanılabilir olup olmadığı satıştan önce değerlendirilmelidir. Süresi geçmiş veya geçerliliği ciddi biçimde tartışmalı bir taahhüdün bulunması, kiracının kısa sürede çıkarılacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle kiracılı ev satın alınırken tahliye taahhüdü yalnız varlığı bakımından değil, halen kullanılabilir olup olmadığı bakımından incelenmelidir.
Kiracı Uzun Süredir Evde Oturuyorsa Satış Kira Süresini Sıfırlar mı?
Satış, mevcut kira sözleşmesinin geçmişini sıfırlamaz.
Kiracı önceki malik döneminde uzun yıllardır taşınmazda oturuyorsa bu süreler yeni malik bakımından da kira ilişkisinin geçmişinin parçasıdır.
Ancak özellikle “10 yıllık kiracı zaten çıkarılabilir” şeklindeki değerlendirmelere dikkat edilmelidir. Belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında yalnız ilk kira başlangıcından itibaren on yıl sayılması her zaman doğru değildir. İlk sözleşme süresi ile sonrasında başlayan on yıllık uzama dönemi birbirinden ayrılmalıdır.
Bu nedenle kiracının uzun yıllardır oturduğu bir ev satın alınırken kira sözleşmesinin ilk tarihi, süresi ve sonradan gerçekten yeni bir sözleşme yapılıp yapılmadığı belgeler üzerinden incelenmelidir.
Kiracılı Ev Satın Almadan Önce Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Kiracılı bir taşınmaz satın alırken yalnız tapu kaydını ve evin fiziksel durumunu incelemek yeterli değildir. Aslında satın alınan şeyin ekonomik değerini mevcut kira ilişkisi de doğrudan etkiler.
Kira sözleşmesinin aslı veya okunabilir bir örneği görülmeli; başlangıç tarihi, sözleşme süresi, mevcut kira bedeli, ödeme günü ve artış hükmü kontrol edilmelidir. Kiracının hangi tarihlerde ve ne kadar kira ödediği mümkünse banka kayıtlarından incelenmelidir.
Varsa tahliye taahhüdünün aslı görülmeli; daha önce gönderilmiş ihtarnameler, devam eden icra takipleri, kira tespit veya tahliye davaları araştırılmalıdır.
Depozitonun ne kadar olduğu, kime verildiği ve satış sırasında yeni malike aktarılıp aktarılmayacağı da açıkça belirlenmelidir.
Kiracıyla mümkünse satın almadan önce doğrudan görüşmek de faydalıdır. Satıcının “Kiracı zaten iki ay sonra çıkacak” şeklindeki beyanıyla kiracının anlatımı birbirinden tamamen farklı olabilir.
Kiracı çıkacağını söylüyorsa bunun sözlü bir temenni olarak kalmasıyla hukuken kullanılabilir bir belge bulunması aynı şey değildir.
Kiracılı Ev Alınır mı?
Kiracılı ev satın almak tek başına iyi veya kötü bir yatırım değildir. Taşınmazın hangi amaçla alınacağı belirleyicidir.
| Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Evi satın aldıktan hemen sonra kendiniz oturacaksanız | Tahliye süresi nedeniyle risklidir. Kiracının altı ay sonunda mutlaka çıkacağı varsayılmamalıdır. |
| Mevcut kiracı düzenli ödüyor ve kira bedeli sizi tatmin ediyorsa | Yatırım amacıyla avantajlı olabilir. Yeni kiracı bulma ve boş kalma riski azalır. |
| Satıcı “Kiracı zaten çıkacak” diyorsa | Belge görmeden güvenilmemelidir. Satın alma kararı kiracının çıkmama ihtimali hesaba katılarak verilmelidir. |
| Kira emsallerin çok altındaysa | Satın alma hesabı dikkatli yapılmalıdır. Satışla kira bedeli kendiliğinden piyasa seviyesine yükselmez. |
| Tahliye taahhüdü bulunduğu söyleniyorsa | Belgenin aslı ve süresi incelenmelidir. Yalnız satıcının beyanı yeterli değildir. |
| Devam eden tahliye davası varsa | Dosya görülmeden karar verilmemelidir. Dava açılmış olması tahliye kararı verileceği anlamına gelmez. |
| Ev boş emsallerine göre önemli ölçüde ucuzsa | Uzun vadeli yatırım açısından değerlendirilebilir. Fiyat avantajının kiracının uzun süre kalma ihtimalini karşılayıp karşılamadığı hesaplanmalıdır. |
| Kiracının uzun yıllık kira geçmişi varsa | Sözleşme ve uzama süreleri incelenmelidir. “10 yıl dolmuş” şeklindeki sözlü bilgiyle yetinilmemelidir. |
Kiracılı evi kendi kullanımı için alan kişi ile yalnız kira geliri elde etmek isteyen yatırımcının riskleri aynı değildir. Hemen taşınmak isteyen bir alıcı açısından tahliye belirsizliği önemliyken, düzenli ödeme yapan kiracının bulunduğu bir ev yatırımcı için avantaj sağlayabilir.
İhtiyaç Nedeniyle Çıkarılan Ev Başkasına Kiralanabilir mi?
Yeni malik ihtiyaç nedeniyle tahliyeyi sağladıktan sonra taşınmazı istediği gibi hemen başka bir kişiye kiralayamaz.
Türk Borçlar Kanunu m.355’e göre gereksinim nedeniyle boşaltılması sağlanan kiralanan, haklı bir sebep bulunmadıkça üç yıl geçmeden eski kiracıdan başka bir kişiye kiralanamaz.
Bu nedenle yeni malik tahliye davasında “Kendim oturacağım” veya “Çocuğum kullanacak” diyerek kiracının çıkmasını sağladıktan kısa süre sonra evi daha yüksek kira bedeliyle başka bir kişiye verirse yeniden kiralama yasağı gündeme gelebilir.
Üç yıllık yasak bakımından kiracının taşınmazdan hangi süreç sonunda çıktığı da önemlidir. Kiracının tamamen kendi isteğiyle taşınması ile ihtiyaç nedeniyle yürütülen tahliye süreci sonunda taşınmazı boşaltması her olayda aynı şekilde değerlendirilmez.
Yasağa aykırılığın şartları oluşmuşsa eski kiracı tazminat isteyebilir. Kanunda öngörülen tazminat, eski kiracının son kira yılında ödediği bir yıllık kira bedelinden az olamaz.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliyeden Sonra Ev Satılabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu’nda ihtiyaç nedeniyle boşaltılan taşınmazın üç yıl boyunca satılamayacağına ilişkin genel bir yasak bulunmamaktadır.
Üç yıllık kısıtlama esas olarak taşınmazın eski kiracı dışında başka bir kişiye yeniden kiralanmasıyla ilgilidir.
Bununla birlikte yeni malik “Bu eve kendim taşınacağım” diyerek tahliyeyi sağladıktan hemen sonra taşınmazı satışa çıkarırsa, özellikle ihtiyaç iddiasının başlangıçtan itibaren gerçek olup olmadığı konusunda uyuşmazlık çıkabilir.
Bu nedenle ihtiyaç nedeniyle tahliye talep edilirken ileri sürülen kullanım amacının gerçekten mevcut olması gerekir. Tahliye sebebi, yalnız kiracıyı çıkarıp taşınmazı daha yüksek bedelle değerlendirebilmek amacıyla kullanılmamalıdır.
Kiracılı Ev Alırken En Büyük Risk Nedir?
Kiracılı bir ev satın alırken en büyük risk, satın alma kararının gerçekleşmesi kesin olmayan bir tahliyeye bağlanmasıdır.
Yeni malikin bir aylık bildirimi zamanında yapması ve altı aylık sürenin geçmesi, tahliye davasının mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. İhtiyacın gerçekliği ve zorunluluğu ayrıca incelenir. Kiracı tahliyeye karşı çıkarsa arabuluculuk, dava ve gerektiğinde icra süreci nedeniyle taşınmazın fiilen teslim alınması beklenenden uzun sürebilir.
Bu nedenle özellikle kendisi oturmak için kiracılı ev satın alan kişinin, satış öncesinde mevcut kira sözleşmesini ve kiracının durumunu görmeden yalnız satıcının tahliye konusunda verdiği sözlere güvenmesi doğru değildir.
Kiracılı taşınmaz satın alınırken yapılabilecek en sağlıklı değerlendirme, kiracının beklenenden uzun süre taşınmazda kalabileceği ihtimalini de satın alma hesabına dahil etmektir.
Evin fiyatı, mevcut kira bedeli ve alıcının kullanım amacı bu ihtimal kabul edildiğinde de makul kalıyorsa kiracılı taşınmaz satın almak uygun olabilir. Buna karşılık satın alma kararının ekonomik anlamı ancak kiracının kısa sürede tahliye edilmesine bağlıysa, alım öncesinde kira dosyasının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.