Evlilik içinde yaşanan fiziksel şiddet, hakaret, tehdit, şantaj, cinsel saldırı, eşin özgürlüğünü kısıtlama veya özel görüntülerini yaymakla tehdit etme gibi davranışlar yalnız ceza hukukunu ilgilendirmez. Aynı olay, ceza soruşturmasına konu olmasının yanında boşanma davasında kusur, maddi ve manevi tazminat, velayet ve 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri bakımından da sonuç doğurabilir.
Bununla birlikte bir davranışın Türk Ceza Kanunu bakımından suç oluşturması ile boşanmanın hangi hukuki sebebe dayanacağı birbirinden farklı meselelerdir. Eşin diğer eşe hakaret etmesi, onu tehdit etmesi veya darp etmesi çoğu durumda Türk Medeni Kanunu m. 162 veya m. 166 kapsamında değerlendirilirken, eşin üçüncü bir kişiye karşı küçük düşürücü bir suç işlemesi TMK m. 163’te düzenlenen özel boşanma sebebini gündeme getirebilir.
Bu ayrım önemlidir. “Eşim suç işledi, TMK 163’e göre boşanırım” şeklindeki genel bir yaklaşım doğru değildir. Suçun kime karşı işlendiği, niteliği, evlilik üzerindeki etkisi, olaydan sonra eşlerin birlikte yaşamaya devam edip etmediği ve davada hangi vakıalara zamanında dayanıldığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Ceza davası açılmamış olması da eşe karşı gerçekleşen şiddet, hakaret veya tehdit gibi olayların boşanma davasında ileri sürülmesine engel değildir. Aile Mahkemesi önündeki temel soru, boşanmaya dayanak yapılan olayın usulüne uygun biçimde ileri sürülüp sürülmediği ve delillerle ispatlanıp ispatlanmadığıdır.
1. Eşin İşlediği Her Suç Boşanma Sebebi Olur mu?
Evlilik sırasında işlenen her suç otomatik olarak boşanmaya yol açmaz. Suçun niteliği ve evlilik birliği üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Eşin doğrudan diğer eşe karşı uyguladığı fiziksel şiddet, ağır hakaret, tehdit, cinsel saldırı, şantaj veya hürriyetten yoksun bırakma gibi davranışlar evlilik birliğini doğrudan etkiler. Bu davranışların bazıları TMK m. 162’deki hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirilebileceği gibi, şartları oluşmadığında TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya dayanak olabilir.
Eşin başka kişilere karşı işlediği suçlarda ise değerlendirme farklıdır. TMK m. 163’e göre eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler ve bu nedenle onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse boşanma davası açılabilir. Dolayısıyla burada suçun varlığının yanında, suç nedeniyle evliliğin diğer eş bakımından sürdürülemez hâle gelmesi de aranır.
Eşe yönelik şiddet ile eşin üçüncü bir kişiye karşı örneğin dolandırıcılık veya başka küçük düşürücü bir suç işlemesi bu sebeple aynı hukuki başlık altında değerlendirilmemelidir.
2. Eşimin Bana Karşı İşlediği Suç İçin Şikâyetçi Olmadan Boşanabilir miyim?
Boşanma davası açabilmek için eş hakkında mutlaka karakola gidilmiş, savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş veya ceza davası açılmış olması gerekmez.
Örneğin eşine fiziksel şiddet uygulayan kişi hakkında mağdur eş hiç ceza şikâyetinde bulunmamış olabilir. Bu durum, şiddet olayının boşanma davasında ileri sürülmesine engel değildir. Olay tanık, sağlık kaydı, mesaj, kolluk kaydı, fotoğraf veya hukuka uygun başka delillerle ispatlanabiliyorsa Aile Mahkemesi tarafından kusur olarak değerlendirilebilir.
Aynı durum hakaret ve tehdit bakımından da geçerlidir. Ceza soruşturmasının bulunması ispatı kolaylaştırabilir; ancak boşanma davasının ön şartı değildir.
Ceza hukuku ile boşanma hukukunun amaçları farklıdır. Ceza yargılamasında kişinin suç işleyip işlemediği ve ceza sorumluluğu araştırılır. Boşanma davasında ise tarafların evlilik birliğinin sona ermesine yol açan davranışları ve kusurları değerlendirilir.
3. Şikâyetten Vazgeçersem O Olayı Boşanma Davasında Kullanabilir miyim?
Ceza soruşturmasında veya ceza davasında şikâyetten vazgeçilmesi tek başına boşanma hukukunda “eşimi affettim” anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarihli, 2018/1054 E., 2018/2622 K. sayılı kararında, fiziksel şiddet nedeniyle yürütülen ceza yargılamasında şikâyetinden vazgeçen kadının bu davranışının tek başına kocasını affettiğini göstermediği kabul edilmiştir. Yargıtay, affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanı veya affı gösteren fiilî tutum ve davranış bulunması gerektiğini belirtmiştir.
Dolayısıyla şiddet mağduru eşin ceza dosyasında “şikâyetçi değilim” demesi, olayın boşanma davasında artık kullanılamayacağı anlamına gelmez.
Ancak şikâyetten vazgeçildikten sonra eşlerin yeniden ortak yaşama dönmesi, uzun süre evlilik hayatını olağan şekilde sürdürmesi veya somut olayda affı gösteren başka davranışlarda bulunması farklı değerlendirilir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/11571 E., 2023/2575 K. sayılı kararına konu olayda, şikâyetten vazgeçmenin yanında tarafların yeniden müşterek konutta yaşamaya devam etmeleri de değerlendirilmiş ve önceki olayların affedildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Şikâyetten vazgeçme ile af bu nedenle aynı kavram değildir; olaydan sonraki davranışların tamamına bakılır.
4. Eşim Beni Dövdü, Boşanabilir miyim?
Eşe karşı fiziksel şiddet boşanma davalarında en ağır kusurlardan biridir. Tek bir şiddet eylemi dahi olayın ağırlığına göre boşanma sebebi oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu m. 162, eşlerden birinin diğerine pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunması hâlinde özel boşanma sebebi öngörmektedir. Fiziksel şiddetin ağırlığına ve somut olayın özelliklerine göre bu hüküm uygulanabilir. Bunun dışında şiddet, TMK m. 166/1 kapsamında evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu davranış olarak da boşanmaya dayanak olabilir.
Ceza hukuku bakımından da eşe karşı kasten yaralama nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. TCK m. 86/3’te suçun eşe veya boşandığı eşe karşı işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaksızın cezanın artırılması öngörülmektedir.
Boşanma davası bakımından ise ceza mahkûmiyetinin beklenmesi zorunlu değildir. Şiddet aile mahkemesinde yeterli delille ispatlandığında boşanmaya ve şartları varsa tazminata esas alınabilir.
5. Darp Raporu Olmadan Şiddet Nedeniyle Boşanabilir miyim?
Darp raporu fiziksel şiddetin ispatında kuvvetli delillerden biridir; ancak her şiddet vakasında bulunması zorunlu değildir.
Şiddet olayından sonra hastaneye gidilmemiş veya rapor alınmamış olabilir. Bu durumda şiddetin başka hukuka uygun delillerle ispatlanması mümkündür. Olayı gören veya hemen sonrasında mağdurun durumuna tanık olan kişiler, kolluk tutanakları, mesajlar, fotoğraflar ve tarafların beyanları dosyanın bütünlüğü içinde değerlendirilebilir.
Buna karşılık yalnız “eşim beni dövdü” şeklindeki soyut iddia, karşı tarafın inkârı hâlinde tek başına her zaman yeterli olmayacaktır. Boşanma davasında tarafların dayandıkları vakıaları ispat etmeleri gerekir.
Ceza dosyasında verilen mahkûmiyet kararı veya kesinleşmiş başka maddi tespitlerin bulunması ise boşanma davasında son derece önemli delil niteliğindedir.
6. Tek Bir Kez Dayak Yemek Boşanma Sebebi midir?
Fiziksel şiddetin boşanma sebebi olabilmesi için mutlaka sürekli veya yıllarca devam etmiş olması gerekmez.
Tek bir fiziksel şiddet olayı, özellikle ağır nitelikteyse evlilik birliğinin devamını diğer eş bakımından çekilmez hâle getirebilir. TMK m. 162’de düzenlenen pek kötü davranış bakımından da olayın sürekliliğinden ziyade ağırlığı önem taşır.
Bununla birlikte olaydan sonra eşlerin davranışları değerlendirilir. Şiddetten sonra gerçek anlamda barışıp ortak hayatın uzun süre devam ettirilmesi, bazı durumlarda önceki olayın affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirme yapılmasına yol açabilir.
Bu nedenle şiddet olayının ağırlığı kadar olaydan sonraki evlilik hayatının nasıl devam ettiği de önemlidir.
7. Eşim Bana Hakaret Ediyor, Bu Boşanma Sebebi mi?
Eşe yönelik hakaret, aşağılama ve küçük düşürücü sözler boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir. Hakaretin mutlaka ceza mahkemesinde mahkûmiyetle sonuçlanması gerekmez.
Hakaretin ağırlığı, sürekliliği, üçüncü kişilerin yanında söylenip söylenmediği ve evlilik üzerindeki etkisi dikkate alınır. Ağır derecede onur kırıcı davranış düzeyine ulaşan eylemler TMK m. 162 kapsamında özel boşanma sebebi oluşturabilir; bunun dışındaki hakaret ve aşağılamalar ise TMK m. 166/1 kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/5833 E., 2024/3844 K. sayılı kararında, eşine hakaret ve tehditte bulunan, onu aşağılayan ve ailesine yönelik onur kırıcı sözler söyleyen erkeğin kusurlu olduğu kabul edilmiş; boşanma ve kadın lehine manevi tazminata ilişkin hüküm onanmıştır.
Hakaretin başkalarının yanında yapılması kusurun ağırlığını ayrıca artırabilir. Eşi ailesinin, arkadaşlarının veya iş çevresinin yanında aşağılamak kişinin onuruna yönelik saldırının etkisini büyütmektedir.
8. Eşim Bana Hakaret Ediyor Ama Ben de Karşılık Veriyorum, Ne Olur?
Karşılıklı hakaret durumunda mahkeme her iki eşin davranışlarını birlikte değerlendirir.
Bir eşin hakarete uğramış olması ona sınırsız biçimde hakaret etme hakkı vermez. Her iki taraf da birbirine sistematik biçimde aşağılayıcı sözler söylüyorsa her ikisine de kusur yüklenebilir.
Bu durum özellikle maddi ve manevi tazminat bakımından önem taşır. TMK m. 174’e göre maddi tazminat isteyen tarafın kusursuz veya diğer taraftan daha az kusurlu olması gerekir. Manevi tazminat bakımından da boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkına saldırı ve karşı tarafın kusuru değerlendirilir.
Tarafların eşit kusurlu bulunması hâlinde birbirleri lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesi mümkündür.
Bu nedenle boşanma davasında yalnız karşı tarafın kullandığı ifadeler değil, kişinin verdiği karşılıklar da dosyaya girebilir.
9. Eşim Beni Öldürmekle veya Yaralamakla Tehdit Ediyor, Boşanabilir miyim?
Eşe yönelik ciddi tehditler evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından ağır kusur oluşturur. Tehdidin içeriğine ve olayın ağırlığına göre TMK m. 162 kapsamındaki hayata kast veya ağır derecede onur kırıcı davranış hükümleri de gündeme gelebilir.
“Senin sonun gelecek”, “seni öldüreceğim”, “sana zarar vereceğim” gibi sözler yalnız evlilik içi tartışma olarak görülmez. Somut olayda TCK kapsamında tehdit suçunu oluşturması da mümkündür.
Boşanma davasında tehdit, mesaj kayıtları, sesli mesajlar, tanıklar, kolluk veya savcılık dosyaları gibi hukuka uygun delillerle ispatlanabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/3330 E., 2023/3445 K. sayılı kararında tarafların hakaret, tehdit ve fiziksel şiddet içeren davranışları kusur değerlendirmesine konu edilmiş; tarafların eylemlerinin ağırlığı birlikte değerlendirilmiştir.
Tehdit aynı zamanda 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirlerinin alınmasını da gündeme getirebilir. Koruma tedbiri için tehdit edilen kişinin önce fiziksel olarak yaralanmasını beklemesi gerekmez.
10. Eşim “Boşanırsan Seni Öldürürüm” Diyorsa Ne Yapılabilir?
Boşanma sürecinde söylenen ölüm veya ağır yaralama tehditleri yalnız boşanma davasının delili olarak görülmemelidir. Böyle bir olay aynı zamanda kişinin güvenliğini ilgilendirir.
Şiddet veya ciddi şiddet tehlikesi varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında eşin ortak konuttan uzaklaştırılması, mağdura ve bulunduğu yerlere yaklaşmaması, telefon ve sosyal medya yoluyla rahatsız etmemesi, varsa silahlarını teslim etmesi gibi önleyici tedbirler alınabilir.
Tehdidin suç oluşturması hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurulması da mümkündür.
Boşanma davası ile koruma kararı ve ceza soruşturması birbirlerinin alternatifi değildir. Aynı olay nedeniyle üç ayrı süreç birlikte yürüyebilir.
11. Eşim Özel Fotoğraf veya Videolarımı Yaymakla Tehdit Ediyor, Bu Şantaj mıdır?
Boşanmaya zorlamak, mal paylaşımından vazgeçirmek, nafaka veya tazminat talebini bıraktırmak amacıyla özel görüntüleri açıklamakla tehdit etmek ceza hukuku bakımından şantaj suçunu gündeme getirebilir.
TCK m. 107’de, kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidiyle bir yarar sağlanmaya çalışılması şantaj olarak düzenlenmiştir.
Örneğin “anlaşmalı boşanma protokolünü bu şekilde imzalamazsan fotoğraflarını ailene gönderirim” veya “mal paylaşımı davasından vazgeçmezsen görüntülerini internete yüklerim” şeklindeki bir baskı, olayın şartlarına göre şantaj suçunu oluşturabilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/3910 E., 2016/1129 K. sayılı kararında, boşanma ve katılma alacağı davasından vazgeçirmeye çalışmak amacıyla eşe ait özel görüntülerin kullanılmasının şantaj kapsamında değerlendirilmesi benimsenmiştir.
Bu tür davranışlar boşanma davasında da ağır kusur olarak değerlendirilir ve şartları varsa manevi tazminata dayanak olabilir.
12. Anlaşmalı Boşanmaya Zorlamak İçin Tehditte Bulunmak Ne Sonuç Doğurur?
Anlaşmalı boşanma, tarafların serbest iradeleriyle boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmalarını gerektirir. Tehdit veya şantaj altında imzalanmış bir protokol gerçek bir serbest iradeyi yansıtmaz.
Eşin “bu protokolü imzalamazsan çocukları göstermem”, “ailene özel bilgilerini anlatırım”, “fotoğraflarını yayımlarım” veya başka hukuka aykırı baskılarla protokol imzalatmaya çalışması ceza hukuku ve boşanma hukuku bakımından ayrı sonuçlar doğurabilir.
Şantaj veya tehdit aynı zamanda boşanma davasında ağır kusur oluşturur.
Tarafın boşanma davasında ileri sürebileceği hukuki hakları hatırlatması ile hukuka aykırı bir zarar tehdidiyle karşı tarafı istemediği bir anlaşmaya zorlaması ise birbirinden ayrılmalıdır.
13. Eşim Beni Eve Kilitliyor veya Arabadan İnmeme İzin Vermiyor, Bu Suç mu?
Kişinin bir yere gitme veya bulunduğu yerden ayrılma özgürlüğünün zorla engellenmesi, olayın şartlarına göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir.
Eşin diğer eşi eve kilitlemesi, zorla araca bindirmesi, arabadan çıkmasına engel olması veya istemediği bir yere götürmeye çalışması evlilik ilişkisinin sağladığı bir hak değildir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.09.2023 tarihli, 2020/10111 E., 2023/6626 K. sayılı kararında, boşanma nedeniyle ayrı yaşayan eşini zorla araca bindirmeye çalışan sanığın eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kapsamında değerlendirilmiş; suçun eşe karşı işlenmesine ilişkin nitelikli hâlin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu davranış boşanma davasında da son derece ağır bir kusur oluşturabilir.
14. Evlilik İçinde Cinsel Saldırı Suç Olur mu?
Evlilik, eşlerden birine diğer eş üzerinde sınırsız cinsel ilişki hakkı vermez. Cinsel ilişkinin evlilik içinde gerçekleşmesi rızayı gereksiz hâle getirmez.
TCK m. 102 kapsamında cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi de suçtur. Kanun bu konuda evlilik içi dokunulmazlık tanımamaktadır.
Eşin istemediği cinsel davranışlara zorlanması, şiddet uygulanarak cinsel ilişkiye mecbur bırakılması veya cinsel dokunulmazlığının başka şekilde ihlal edilmesi ceza soruşturmasına konu olabileceği gibi boşanma bakımından da ağır kusur oluşturur.
Cinsel şiddet TMK m. 162 kapsamında pek kötü davranış olarak değerlendirilebileceği gibi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davada da hükme esas alınabilir.
Evlilik içi cinsel saldırının ispatı her olayda aynı olmayacağından sağlık kayıtları, mesajlar, olay sonrası anlatımlar, tanıklar ve ceza dosyası kapsamındaki deliller birlikte önem taşır.
15. Eşim Cebimden veya Hesabımdan Para Aldı, Hırsızlık Sayılır mı?
Eşler arasındaki malvarlığı suçlarında ceza hukuku bakımından özel bir düzenleme vardır.
TCK m. 167 uyarınca, yağma ve nitelikli yağma hariç olmak üzere malvarlığına karşı suçların haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenmesi hâlinde ilgili eş hakkında cezaya hükmolunmaz. Haklarında mahkemece ayrılık kararı verilmiş eşler bakımından ise şikâyete bağlı ve indirimli ceza rejimi öngörülmüştür.
Bu düzenleme, eşin diğer eşin parasını veya malını izinsiz almasının boşanma hukukunda hiçbir sonucu olmadığı anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2016 tarihli, 2016/1271 E., 2016/13202 K. sayılı kararında, eşine ait işyerinin kasasından izinsiz para alan kadının davranışı güven sarsıcı davranış olarak kabul edilmiş ve erkeğin boşanma davası açmakta haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla ceza verilmemesine ilişkin şahsi cezasızlık sebebi ile eylemin boşanmada kusur oluşturması birbirinden tamamen farklıdır.
16. Eşim Kartımdan veya Banka Hesabımdan Habersiz Para Çekerse Ne Olur?
Eşler arasında ekonomik birlik bulunması, taraflardan birinin diğerinin kişisel banka hesabı üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi olduğu anlamına gelmez.
Hesabın kime ait olduğu, paranın kaynağı, eşin hesaba erişim yetkisinin bulunup bulunmadığı ve paranın aile ihtiyaçları için mi yoksa kişisel amaçla mı kullanıldığı önem taşır.
Ceza hukuku bakımından TCK m. 167’deki şahsi cezasızlık hükümlerinin uygulama alanı ayrıca değerlendirilir. Boşanma davasında ise eşin parasının gizlice alınması, ekonomik güveni sarsması veya aile bütçesinin kötüye kullanılması kusur oluşturabilir.
Paranın geri alınması veya alacak talebi ise her zaman boşanmanın fer’isi değildir. Somut hukuki ilişkinin niteliğine göre ayrı bir alacak veya mal rejimi talebi gündeme gelebilir.
17. Eşimin Başkasına Karşı İşlediği Suç Nedeniyle Boşanabilir miyim?
Eşin üçüncü bir kişiye karşı işlediği suç, Türk Medeni Kanunu m. 163 kapsamındaki suç işleme nedeniyle boşanmayı gündeme getirebilir.
Ancak her suç yeterli değildir. Kanun küçük düşürücü suç aramaktadır. Ayrıca suç nedeniyle diğer eşten evliliği sürdürmesinin beklenememesi gerekir.
Suçun niteliği, işlenme biçimi ve toplumdaki karşılığı birlikte değerlendirilir. Örneğin ağır dolandırıcılık, bazı cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti veya toplum nezdinde kişinin itibarını ağır biçimde zedeleyen başka suçlar somut olayın özelliklerine göre TMK m. 163 kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık trafik nedeniyle işlenen her suç veya sosyal itibarı etkilemeyen sıradan bir suç, yalnız “suç işlendi” denilerek TMK m. 163 boşanmasına dönüştürülemez.
TMK m. 163’ün önemli özelliği, kanunun bu sebeple davanın her zaman açılabileceğini düzenlemesidir. Zina ve TMK m. 162’deki özel boşanma sebeplerinde bulunan altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler TMK m. 163 için öngörülmemiştir.
18. TMK 163’e Göre Boşanmak İçin Eşin Ceza Alması Şart mı?
Suç işleme nedeniyle boşanma bakımından ceza dosyasının durumu önemlidir; ancak uygulamada mesele yalnız “sabıkası var mı?” sorusuna indirgenmemelidir.
Aile Mahkemesinin suç teşkil eden maddi olayın gerçekleştiği konusunda yeterli kanaate ulaşması gerekir. Kesinleşmiş mahkûmiyet bu konuda güçlü bir dayanak sağlar.
Yargıtay uygulamasında suçun sübutu konusunda ceza dosyasının durumunun özellikle incelendiği görülmektedir. Bu nedenle yalnız soruşturma açılmış olması veya bir kişinin diğer eşi suçlaması tek başına küçük düşürücü suçun işlendiğini göstermeye yetmez.
Ayrıca suç evlilikten önce işlenmişse TMK m. 163’ün uygulanması farklılaşır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5401 E., 2024/2040 K. sayılı kararında, erkeğin mahkûmiyetine konu suçun evlilik tarihinden önce işlenmiş olması nedeniyle TMK m. 163 kapsamında açılan davanın reddine ilişkin hüküm onanmıştır.
Bu nedenle yalnız sabıka kaydının bulunması değil, suçun zamanı ve niteliği de önemlidir.
19. Küçük Düşürücü Suç Nedeniyle Boşanmada Af veya Birlikte Yaşam Önemli midir?
TMK m. 163’te zina veya hayata kastta olduğu gibi açık bir “affeden tarafın dava hakkı yoktur” hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte kanun, suç nedeniyle diğer eşten birlikte yaşamasının beklenememesini şart koşmaktadır.
Bu nedenle çok ağır bir suç öğrenildikten sonra eşlerin uzun yıllar herhangi bir sorun olmaksızın evlilik hayatını devam ettirmesi, sonradan “artık onunla birlikte yaşamam beklenemez” iddiasının değerlendirilmesini etkileyebilir.
Burada doğrudan TMK m. 162’deki af kuralını uygulamak yerine, TMK m. 163’te aranan birlikte yaşamın beklenemezliği şartı üzerinden değerlendirme yapılması gerekir.
Suçu öğrendikten hemen sonra ayrılan eş ile yıllarca birlikte yaşamayı sürdürüp daha sonra yalnız eski mahkûmiyeti gerekçe gösteren eş aynı durumda değildir.
20. Çok Eski Şiddet, Hakaret veya Tehdit Olaylarıyla Boşanma Davası Açılabilir mi?
Bütün boşanma sebepleri için geçerli tek bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.
TMK m. 162’de hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış nedeniyle dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın da bu sebebe dayalı dava hakkı bulunmaz.
TMK m. 166/1’de ise aynı şekilde düzenlenmiş bir altı ay-beş yıl hak düşürücü süre yoktur. Buna karşılık Yargıtay uygulamasında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan eski olaylar kusur belirlemesinde esas alınmaz.
Tarafların olaydan sonra evliliklerini uzun süre olağan biçimde devam ettirmeleri, yeniden çocuk sahibi olmaları, açık biçimde barışmaları veya başka güçlü olgular önceki olayların affedildiği ya da hoşgörüyle karşılandığı sonucuna yol açabilir.
Bu nedenle “ne kadar eski olursa olsun her olay boşanmaya esas alınır” yaklaşımı da “altı ay geçen bütün olaylar kullanılamaz” yaklaşımı da doğru değildir. Hangi boşanma sebebine dayanıldığı belirleyicidir.
21. Eşimin Telefonuna Bakmak veya WhatsApp Mesajlarını Okumak Suç mu?
Evlilik, eşlerin bütün haberleşmelerini birbirlerine sınırsız biçimde açmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Eşlerin de kişisel veri, haberleşme ve özel hayat alanları vardır.
Bu nedenle “evliyiz, eşimin telefonunda istediğimi yapabilirim” şeklinde genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte boşanma davalarında delilin nasıl ve hangi koşullarda elde edildiği son derece önemlidir. Eşin ortak yaşam alanında kendiliğinden karşılaştığı bir belge ile telefonun şifresini kırması, casus yazılım yüklemesi veya üçüncü kişiye gizlice takip yaptırması aynı şekilde değerlendirilmez.
Eski bazı Yargıtay kararlarında evlilik birliğinin ortak yaşam alanında sadakat yükümlülüğüne ilişkin deliller bakımından daha geniş bir yaklaşım görülmekle birlikte, güncel değerlendirmede özel hayat, haberleşmenin gizliliği ve hukuka aykırı delil yasağı birlikte dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle boşanma davası için delil toplarken kişinin kendisini ayrıca ceza soruşturmasıyla karşı karşıya bırakabilecek yöntemlerden kaçınması gerekir.
22. Eşimin WhatsApp Mesajlarını Boşanma Davasında Kullanabilir miyim?
Her WhatsApp mesajının davada kullanılabileceği veya her mesajın hukuka aykırı olduğu şeklinde tek bir kural bulunmamaktadır.
Kişinin tarafı olduğu yazışmaları delil olarak sunması ile karşı tarafın telefonuna hukuka aykırı biçimde girerek üçüncü kişilerle özel konuşmalarını ele geçirmesi farklıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.05.2024 tarihli, 2020/1483 E., 2024/2149 K. sayılı kararında, eşinin sadakat yükümlülüğüne aykırı ilişkisini gösteren WhatsApp yazışmalarını oğlundan temin ederek devam eden boşanma davasına sunan eş hakkında verilen beraat hükmü onanmıştır. Kararın özelliği, somut olayda sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediğinin kabul edilmesidir.
Bu karar “eşinin bütün WhatsApp yazışmalarını istediğin şekilde ele geçirip kullanabilirsin” şeklinde genel bir izin olarak yorumlanamaz. Yazışmaların nasıl elde edildiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
23. Eşimi Takip Etmesi İçin Özel Dedektif Tutabilir miyim?
Özel dedektif aracılığıyla eşin gizlice takip edilmesi ve fotoğraflanması boşanma davasında ciddi delil sorunları doğurabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli, 2018/1268 E., 2019/3978 K. sayılı kararında, dedektif tarafından çekilen fotoğrafların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve kusur belirlemesinde esas alınamayacağı kabul edilmiştir. Aynı kararda, özel dedektif tutan eşe de bu davranışı nedeniyle kusur yüklenmiştir.
Bu nedenle eşin sadakatsizliğinden şüphelenilmesi, sınırsız takip ve özel hayat müdahalesi yapılmasını hukuka uygun hâle getirmez.
Boşanma davasında ispat yükünü yerine getirmeye çalışırken hukuka aykırı delil üretmek, elde edilen delilin kullanılamamasına ve delili toplayan eşe ayrıca kusur yüklenmesine yol açabilir.
24. Gizlice Ses Kaydı Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?
Ses kayıtlarında da her olay bakımından aynı sonuç doğmaz. Kayıt sırasında kişinin konuşmanın tarafı olup olmadığı, olayın ani gelişip gelişmediği, başka türlü delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı ve kaydın önceden planlanıp planlanmadığı önemlidir.
Ev içine önceden cihaz yerleştirerek eşin haberi olmadan uzun süreli kayıt yapmak ile kişinin kendisine yönelmiş ani bir tehdidi başka şekilde ispatlama imkânı bulunmadığı sırada kayda alması aynı şekilde değerlendirilmez.
HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Bu nedenle “boşanma davasıdır, her ses kaydı kullanılabilir” şeklinde hareket edilmemelidir. Hukuka aykırı kayıt aynı zamanda ceza sorumluluğunu da gündeme getirebilir.
25. Eşim Mesajlarımızı veya Özel Bilgilerimi Sosyal Medyada Paylaşırsa Ne Olur?
Dava dosyasına delil olarak bir mesaj sunmak ile aynı mesajı sosyal medyada yayımlamak birbirinden farklıdır.
Kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi mahkeme önünde hakkını korumak amacıyla ve uyuşmazlıkla sınırlı şekilde kullanması ile özel konuşmaları herkese açık biçimde ifşa etmesi aynı hukuki korumadan yararlanmaz.
Eşin özel mesajlarını, ses kayıtlarını, fotoğraflarını veya kişisel bilgilerini sosyal medyada yayımlamak haberleşmenin gizliliği, özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları bakımından ceza ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Bu davranış aynı zamanda boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
26. Eşe Karşı İşlenen Suç Nedeniyle Manevi Tazminat Alınabilir mi?
Suç niteliği taşıyan her olay otomatik olarak belirli miktarda tazminat doğurmaz. Boşanma tazminatı TMK m. 174’teki koşullara göre değerlendirilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir. Fiziksel şiddet, ağır hakaret, tehdit, şantaj ve cinsel şiddet kişilik haklarına yönelik saldırı niteliği taşıyabilecek tipik davranışlardır.
Maddi tazminat bakımından ise mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin talebi söz konusudur.
Tazminat miktarı tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, olayların niteliği ve hakkaniyet çerçevesinde belirlenir.
Ceza mahkemesinde ayrıca bir tazminat sonucu doğması ile boşanma davasındaki TMK m. 174 tazminatı da birbirinden ayrılmalıdır.
27. Ceza Davasında Beraat Edilirse Boşanma Davası da Reddedilir mi?
Ceza mahkemesindeki beraat kararının boşanma davasına etkisi, beraatin gerekçesine göre değerlendirilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu ve hukuk yargılamasının genel ilkeleri gereğince hukuk hâkimi ceza hâkiminin her hukuki değerlendirmesiyle bağlı değildir. Bununla birlikte ceza mahkemesinin maddi olayın gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin kesin tespitleri önem taşır.
Örneğin beraat “bu olayı sanık işlemedi” şeklindeki maddi bir tespite dayanıyorsa bunun boşanma dosyasındaki etkisi ile suçun ceza hukuku anlamında unsurları oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraatin etkisi aynı olmayabilir.
Ayrıca boşanma hukukunda kusur oluşturabilecek her davranış ceza hukuku bakımından suç olmak zorunda değildir. Eşe sürekli küçümseyici davranmak veya güven sarsıcı bazı davranışlar ceza mahkûmiyeti doğurmasa bile boşanmada kusur sayılabilir.
Bu nedenle ceza dosyasının sonucu ve gerekçesi mutlaka ayrı ayrı incelenmelidir.
28. Ceza Davası Devam Ederken Boşanma Davası Açılabilir mi?
Boşanma davasının açılması için ceza yargılamasının kesinleşmesini beklemek zorunlu değildir.
Aile Mahkemesi, önündeki delillerle boşanma davasını değerlendirebilir. Ancak ceza dosyasında yapılacak tespit boşanma davasının sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteyse mahkeme ceza dosyasının sonucunu bekletici mesele yapmayı değerlendirebilir.
Bu durum her dosyada otomatik değildir.
Şiddet mağduru eşin yıllarca ceza dosyasının kesinleşmesini bekleyip ancak daha sonra boşanma davası açması gerektiği şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
29. Eşin Suç İşlemesi Velayeti Etkiler mi?
Eşin işlediği suçun velayet üzerindeki etkisi, suçun niteliği ve özellikle çocuğun üstün yararı çerçevesinde değerlendirilir.
Eşe yönelik hakaret veya eşler arasındaki sıradan ceza uyuşmazlığı otomatik olarak kişinin velayet alamayacağı anlamına gelmez.
Buna karşılık çocuğa yönelik şiddet, ağır madde bağımlılığıyla bağlantılı suçlar, çocuğun güvenliğini tehlikeye sokan davranışlar veya diğer ebeveyne yönelik ağır şiddetin çocuğu da etkilediği olaylar velayet değerlendirmesinde önem taşır.
Velayet boşanmadaki kusurun bir ödülü veya cezası değildir. Hangi ebeveynin daha kusurlu olduğundan ziyade çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin hangi düzen içinde daha iyi korunacağı araştırılır.
30. Eşimin Bana Karşı Suç İşlemesi Uzaklaştırma Kararı Almam İçin Yeterli midir?
6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı için mutlaka ceza hukukunda kesinleşmiş bir suç bulunması gerekmez.
Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişi bakımından uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim yoluyla rahatsız etmeme, ortak konutun mağdura tahsisi ve gerekli başka tedbirler alınabilir.
Fiziksel şiddet kadar tehdit, cinsel şiddet, psikolojik şiddet ve Kanun kapsamındaki diğer şiddet biçimleri de değerlendirilebilir.
Dolayısıyla eşin tehdidi nedeniyle hem boşanma davası açılması, hem suç duyurusunda bulunulması hem de 6284 kapsamında koruma tedbiri talep edilmesi mümkündür.
Bu işlemlerden birinin yapılması diğerini ortadan kaldırmaz.
31. Boşanma Davasında Suç Teşkil Eden Olayları Ne Zaman Dilekçeye Yazmak Gerekir?
Boşanma davasında yalnız olayın gerçekten yaşanmış olması yetmez; vakıanın usulüne uygun zamanda ileri sürülmesi de gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2016 tarihli, 2016/1271 E., 2016/13202 K. sayılı kararında, dilekçeler teatisi aşamasında dayanılmayan vakıaların sonradan kusur olarak yüklenemeyeceği açık biçimde vurgulanmıştır.
Bu nedenle şiddet, hakaret, tehdit, sadakatsizlik, hırsızlık veya başka kusurlu davranışların dava dilekçesi ile cevap ve karşı dava dilekçelerinde usulüne uygun biçimde ortaya konulması önemlidir.
Tanık listesine bir kişinin yazılmış olması, o tanığın anlatacağı fakat dilekçede hiç ileri sürülmemiş yeni vakıaların mahkeme tarafından kendiliğinden boşanma sebebi yapılabileceği anlamına gelmez.
Boşanma davasındaki dilekçe aşamasının önemi bu nedenle yalnız biçimsel değildir.
32. Suç Olayından Sonra Barışmak Boşanma Hakkını Kaybettirir mi?
Her birlikte görüşme, telefon konuşması veya zorunlu temas otomatik olarak af değildir. Ancak olaydan sonra gerçek anlamda evlilik hayatına dönülmesi önemli sonuç doğurabilir.
Özellikle eşlerin yeniden müşterek konutta yaşamaya başlamaları, uzun süre evlilik ilişkisini devam ettirmeleri veya ortak yaşamın normal biçimde sürdüğünü gösteren başka davranışlar önceki kusurların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı sonucuna yol açabilir.
TMK m. 162 bakımından kanun ayrıca affeden tarafın dava hakkı bulunmadığını açıkça düzenlemektedir.
TMK m. 166 kapsamında ise Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan vakıalar kusur olarak yüklenmemektedir.
Buna karşılık yalnız ceza şikâyetinden vazgeçmek, çocuk nedeniyle görüşmek veya zorunlu ekonomik konular hakkında iletişim kurmak tek başına her durumda af anlamına gelmez.
33. Eşim Suç İşlediyse Hangi Boşanma Sebebine Dayanmalıyım?
Hangi boşanma sebebine dayanılacağı suçun adına göre değil, somut olayın niteliğine göre belirlenir.
Eşe karşı ağır fiziksel şiddet, hayata kast veya çok ağır onur kırıcı eylem varsa TMK m. 162 değerlendirilebilir.
Hakaret, tehdit, ekonomik şiddet, güven sarsıcı davranış ve evlilik birliğini çekilmez hâle getiren diğer kusurlar bakımından TMK m. 166/1 gündeme gelir.
Eşin başka kişiye karşı evlilik içinde küçük düşürücü suç işlemesi ve bu sebeple onunla birlikte yaşamın beklenememesi durumunda TMK m. 163 uygulanabilir.
Bazı olaylarda özel boşanma sebebi ile genel boşanma sebebinin birlikte veya terditli şekilde ileri sürülmesi mümkündür. Ancak mahkeme özel boşanma sebebi yönünden şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendi hukuki koşulları içinde değerlendirecektir.
Suçun ceza hukuku adını dava dilekçesine yazmak tek başına doğru hukuki sebebin kurulduğu anlamına gelmez.
34. Eşin Suç İşlediğini İspatlamak İçin Hangi Deliller Kullanılabilir?
Her olayın delili farklıdır. Fiziksel şiddette sağlık kayıtları ve tanıklar; tehdit ve hakarette mesajlar; şantajda yazışmalar ve sesli mesajlar; ekonomik eylemlerde banka kayıtları; ceza soruşturması açılmışsa soruşturma ve kovuşturma dosyaları önem taşıyabilir.
Delilin yalnız olayı göstermesi değil, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da gerekir.
HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Bu nedenle delil elde etmek amacıyla eşin hesabını kırmak, casus yazılım kullanmak, sistematik gizli takip yaptırmak veya hukuka aykırı kayıt oluşturmak davaya yarar sağlamadığı gibi ayrıca hukuki ve cezai sorun doğurabilir.
Boşanma davasında en güvenli yöntem, mevcut hukuka uygun delilleri kaybetmeden muhafaza etmek ve gerekirse mahkeme aracılığıyla getirilebilecek kayıtların zamanında talep edilmesini sağlamaktır.

Sık Sorulan Sorular
Eşim beni dövdü ama şikâyetçi olmadım, yine de boşanabilir miyim?
Şikâyetçi olmamış olmak boşanma davasına engel değildir. Fiziksel şiddet hukuka uygun delillerle ispatlandığında boşanmaya ve şartları varsa maddi-manevi tazminata esas alınabilir.
Şikâyetimi geri çektiysem eşimi affetmiş olur muyum?
Tek başına şikâyetten vazgeçmek boşanma hukukunda otomatik af değildir. Yargıtay, affın kayıtsız şartsız irade veya bunu gösteren fiilî davranışlarla ortaya konulması gerektiğini kabul etmektedir.
Darp raporum yoksa boşanamam mı?
Darp raporu zorunlu değildir. Fiziksel şiddet başka hukuka uygun delillerle de ispatlanabilir.
Eşim sürekli hakaret ediyor ama ceza davası açmadım. Boşanma sebebi olur mu?
Hakaret ceza soruşturması bulunmasa da boşanma davasında kusur oluşturabilir. Hakaretin ağırlığına göre TMK m. 162 veya TMK m. 166/1 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Eşim özel fotoğraflarımı yaymakla tehdit ediyor. Boşanma sebebi midir?
Bu davranış şartları varsa şantaj veya tehdit suçunu oluşturabileceği gibi boşanmada da ağır kusur sayılabilir ve manevi tazminata dayanak olabilir.
Eşim beni eve kilitliyor. Evli olduğumuz için suç oluşmaz mı?
Evlilik böyle bir hak vermez. Kişinin çıkmasına zorla engel olunması şartları varsa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturabilir ve boşanmada ağır kusur olarak değerlendirilir.
Eşler arasında tecavüz suçu olur mu?
Evet. Evlilik cinsel dokunulmazlığı ortadan kaldırmaz. Eşe karşı cinsel saldırı TCK kapsamında suçtur ve boşanma sebebi de oluşturabilir.
Eşim benden habersiz paramı aldı. Boşanma sebebi olabilir mi?
TCK m. 167 nedeniyle bazı malvarlığı suçlarında eşler arasında şahsi cezasızlık sebebi bulunabilir. Ancak davranışın boşanma hukukunda güven sarsıcı veya ekonomik kusurlu davranış olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Eşimin başka birine karşı işlediği suç yüzünden boşanabilir miyim?
Suç küçük düşürücü nitelikteyse ve bu suç nedeniyle eşle birlikte yaşamanızın beklenemeyeceği sonucuna varılıyorsa TMK m. 163 kapsamında boşanma gündeme gelebilir.
WhatsApp mesajları boşanmada delil olur mu?
Mesajın nasıl elde edildiği belirleyicidir. Kişinin tarafı olduğu veya hukuka uygun biçimde elde ettiği yazışmalar ile telefonun kırılması, casus program kullanılması veya başka hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen yazışmalar aynı değildir.
Özel dedektifin çektiği fotoğrafları kullanabilir miyim?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli, 2018/1268 E., 2019/3978 K. sayılı kararında dedektif tarafından çekilen fotoğraflar hukuka aykırı delil kabul edilmiş ve dedektif tutan eşe de kusur yüklenmiştir.
Ceza davası sonuçlanmadan boşanma davası açabilir miyim?
Evet. Ceza yargılamasının kesinleşmesi boşanma davası açmanın genel ön şartı değildir. Ancak ceza dosyasındaki maddi tespitler boşanma davası açısından önem taşıyorsa mahkeme dosyanın sonucunu beklemeyi değerlendirebilir.
Ceza davasında beraat eden eş boşanmada kusurlu bulunabilir mi?
Beraatin gerekçesi önemlidir. Ayrıca ceza hukuku bakımından suç oluşturmayan bir davranış boşanma hukuku bakımından yine de kusur teşkil edebilir.
Eşimin beni tehdit etmesi uzaklaştırma kararı için yeterli olur mu?
Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunması hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler alınabilir. Fiziksel saldırının gerçekleşmesi şart değildir.