Anne Karnındaki Bebeğin Hukuki Hakları Nelerdir? Miras, Babalık ve Soybağı

📅 27 Ocak 2025 🔄 Son güncelleme: 20 Ağustos 2026

Çocuk henüz doğmamış olsa da hukuk düzeni onu tamamen yok saymaz. Özellikle miras, soybağı ve babalık gibi ileride doğrudan çocuğu etkileyecek konularda, anne karnındaki bebeğin hakları doğumdan önce korunmaya başlanabilir.

Türk Medeni Kanunu bu konuda iki aşamalı bir sistem benimsemiştir. Çocuğun kişiliği sağ ve tamamıyla doğduğu anda başlar. Buna karşılık çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetinden yararlanır. TMK m. 28’de açıkça düzenlenen bu kural, anne karnındaki bebeğin mirasçı olabilmesi ve ileride kullanacağı bazı haklarının doğumdan önce korunabilmesi bakımından önemlidir.

Bu nedenle “çocuk henüz doğmadı, hiçbir hukuki hakkı yoktur” demek doğru değildir. Çocuk sağ doğduğu takdirde, kanunun koruduğu bazı haklar bakımından ana rahmine düştüğü tarihe kadar geriye giden sonuçlar doğabilir.

İçindekiler
  1. Anne Karnındaki Bebeğin Hukuki Hakları Ne Zaman Başlar?
  2. Anne Karnındaki Bebek Mirasçı Olabilir mi?
  3. Anne Karnındaki Bebek Ölü Doğarsa Miras Payı Ne Olur?
  4. Baba Çocuk Doğmadan Önce Ölürse Babalık ve Miras Hakkı Ne Olur?
  5. Doğmamış Çocuk İçin Babalık Davası Açılabilir mi?
  6. Biyolojik Baba Olduğunu Söyleyen Erkek Anne Hamileyken Babalık Davası Açabilir mi?
  7. Anne Karnındaki Bebeğe Babalık Testi Yapılabilir mi?
  8. Anne Özel Olarak DNA Testi Yaptırmak İsterse Babanın Örnek Vermesi Zorunlu mudur?
  9. Baba Çocuk Doğmadan Önce Ölürse DNA İncelemesi Yapılabilir mi?
  10. Hamileyken Boşanılırsa Doğacak Çocuğun Babası Kim Sayılır?
  11. Hamileyken Açılan Boşanma Davasında Doğmamış Çocuk İçin Velayet Kararı Verilir mi?
  12. Hamile Kadın Yurt Dışına Çıkabilir mi? Eşi veya Biyolojik Baba Engelleyebilir mi?
  13. Anne Yurt Dışında Doğum Yaparsa Çocuğun Soybağı Değişir mi?
  14. Doğmamış Çocuğun Haklarını Korumak İçin Kayyım Atanabilir mi?
  15. Anne Karnındaki Bebeğe Kayyım Atanması Velayetin Anneden Alındığı Anlamına Gelir mi?
  16. Baba Öldüğünde Mirasçılar Çocuk Doğmadan Malları Paylaşabilir mi?
  17. Anne Karnındayken Zarar Gören Çocuk Doğduktan Sonra Tazminat İsteyebilir mi?
  18. Gebelik Takibindeki Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
  19. Bebek Ölü Doğarsa Kendi Adına Tazminat Hakkı Doğar mı?
  20. Anne Karnındaki Bebeğin Nüfus Kaydı Var mıdır?
  21. Anne Karnındaki Çocuk İçin Nafaka İstenebilir mi?
  22. Anne Karnındaki Bebek İçin Veraset İlamı Alınabilir mi?
  23. Sıkça Sorulan Sorular

Anne Karnındaki Bebeğin Hukuki Hakları Ne Zaman Başlar?

TMK m. 28’e göre kişilik, çocuğun sağ ve tamamıyla doğmasıyla başlar. Ancak aynı maddede doğmamış çocuğa önemli bir koruma daha tanınmıştır: çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetinden yararlanır.

Buradaki sağ doğma şartı önemlidir. Çocuk doğduktan sonra kısa süre yaşamış olsa bile sağ doğmuşsa kişilik kazanmış olur. Buna karşılık ölü doğan çocuk kişilik kazanmaz. Bunun miras hukukundaki sonucu TMK m. 582’de ayrıca düzenlenmiştir; ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.

Anne karnındaki bebeğin korunması bu nedenle, doğmuş bir çocuğun bütün haklarını gebelik sırasında kullanabilmesi anlamına gelmez. Daha doğru anlatımla hukuk, çocuğun sağ doğması hâlinde kendisine ait olacak hakların gebelik sırasında kaybolmasını önlemektedir.

Bu ayrım özellikle baba çocuk doğmadan önce öldüğünde, miras paylaşımı yapılmak istendiğinde veya babalık konusunda uyuşmazlık bulunduğunda önem kazanır.

Anne Karnındaki Bebek Mirasçı Olabilir mi?

Anne karnındaki çocuk sağ doğmak koşuluyla mirasçı olabilir. TMK m. 582 bu konuda açık bir düzenleme içerir: cenin sağ doğarsa mirasçı olur; ölü doğarsa mirasçı olamaz.

Örneğin kadın hamileyken çocuğun babası ölürse, çocuk henüz doğmadığı gerekçesiyle miras hesabının dışında bırakılamaz. Çocuğun mirasbırakanın ölümü sırasında ana rahminde bulunması ve daha sonra sağ doğması hâlinde mirasçılık hakkı doğar.

Burada mirasın açıldığı tarih ile çocuğun doğum tarihi birbirinden farklı olabilir. Baba 1 Mart’ta ölmüş, çocuk 1 Temmuz’da doğmuş olabilir. Çocuk sağ doğduğu takdirde, babasının ölüm tarihinde henüz anne karnında olması mirasçılığına engel değildir.

Kanun bununla da yetinmemiş, diğer mirasçıların çocuk doğmadan terekeyi paylaşarak onun hakkını fiilen ortadan kaldırmasını engellemiştir. TMK m. 643’e göre mirasın açıldığı tarihte mirasçı olabilecek bir cenin varsa mirasın paylaşılması doğuma kadar ertelenir. Anne muhtaç durumdaysa doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden karşılanmasını da isteyebilir.

Dolayısıyla baba öldüğünde eşinin hamile olduğu biliniyorsa, diğer mirasçıların “çocuk henüz nüfusta yok” diyerek terekeyi kendi aralarında kesin biçimde paylaşmaları doğru değildir. Doğum beklenir ve çocuk sağ doğarsa miras hesabına dahil edilir.

Anne Karnındaki Bebek Ölü Doğarsa Miras Payı Ne Olur?

Çocuk ölü doğarsa TMK m. 582 gereğince mirasçı olamaz. Bu durumda tereke, çocuk hiç mirasçı olamamış gibi diğer yasal veya atanmış mirasçılar arasında paylaştırılır.

Örneğin ölen kişinin eşi hamiledir ve doğacak çocuk onun tek çocuğu olacaktır. Çocuk sağ doğarsa babasının altsoyu olarak mirasta hesaba katılır. Çocuk ölü doğarsa ise onun adına bir miras payı oluşmaz ve mirasın kimlere kalacağı diğer mirasçılık hükümlerine göre yeniden belirlenir.

Bu nedenle henüz doğum gerçekleşmeden kesin miras payları üzerinden işlem yapılması özellikle risklidir. Kanunun paylaşmayı doğuma kadar ertelemesinin sebebi de budur.

Baba Çocuk Doğmadan Önce Ölürse Babalık ve Miras Hakkı Ne Olur?

Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre nikah dışı doğan çocuk için çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini anne ve çocuk isteyebilir; baba ölmüşse dava babanın mirasçılarına karşı açılır.

Bu nedenle erkek çocuk doğmadan önce ölmüş olsa dahi babalık meselesinin artık hiçbir şekilde araştırılamayacağı söylenemez. Soybağı daha sonra mahkeme kararıyla kurulabilir ve bunun miras hukukundaki sonuçları ayrıca ortaya çıkabilir.

Doğmamış Çocuk İçin Babalık Davası Açılabilir mi?

Babalık davası için mutlaka doğumun gerçekleşmesini beklemek gerekmez. TMK m. 303’te babalık davasının çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği açıkça düzenlenmiştir.

Bu hüküm özellikle baba olduğu ileri sürülen kişinin gebelik sırasında çocuğu kabul etmemesi veya babanın sağlık durumu nedeniyle ileride delil elde edilmesinin güçleşme ihtimali bulunması gibi durumlarda önem taşıyabilir.

Babalık davasının kimler tarafından açılabileceği ise TMK m. 301’de düzenlenmiştir. Kanun dava hakkını anne ve çocuğa tanımıştır. Biyolojik baba olduğunu ileri süren erkeğin TMK m. 301 kapsamında kendi adına babalık davası açması öngörülmemiştir.

Biyolojik Baba Olduğunu Söyleyen Erkek Anne Hamileyken Babalık Davası Açabilir mi?

TMK m. 301’deki babalık davasının davacıları anne ve çocuk olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yalnız “bu bebeğin babası benim” diyen erkeğe, aynı madde kapsamında kendisi adına babalık davası açma hakkı tanınmış değildir.

Babanın hukuki konumu çocuğun mevcut soybağına göre değişebilir. Özellikle anne evliyse veya doğacak çocuk bakımından başka bir erkek lehine babalık karinesi ortaya çıkacaksa mesele yalnız babalık davasından ibaret değildir; mevcut soybağının ortadan kaldırılması gündeme gelebilir.

Kanun babalık davasının doğumdan önce açılmasına izin vermektedir. DNA incelemesinin gebelik sırasında yapılıp yapılmayacağı ise çocuğun ve annenin sağlığı ile uygulanacak tıbbi yönteme göre ayrıca değerlendirilir.

Anne Karnındaki Bebeğe Babalık Testi Yapılabilir mi?

Tıbben, çocuk doğmadan önce babalığın araştırılmasına imkân veren yöntemler bulunmaktadır. Günümüzde annenin kanında bulunan hücre dışı fetal DNA üzerinden, anne ve baba olduğu ileri sürülen kişiden alınan örneklerle invaziv olmayan prenatal babalık incelemesi yapılabilmektedir. Bilimsel çalışmalarda bu yöntemin gebeliğin erken dönemlerinde uygulanabildiği gösterilmiştir; ancak gebelik haftası, fetal DNA oranı ve kullanılan laboratuvar yöntemi sonucun alınabilirliğini etkileyebilir.

HMK m. 292, soybağının tespiti amacıyla kan veya doku alınabilmesini, incelemenin uyuşmazlığın çözümü için zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmasının yanında sağlık yönünden tehlike oluşturmaması şartına bağlamıştır. Haklı bir sebep bulunmaksızın bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde zor kullanılabilmesi de yine bu koşullar altında mümkündür.

Bu nedenle gebelik sırasında anne veya fetüs açısından sağlık riski doğurabilecek invaziv bir yönteme yalnız babalığı belirlemek amacıyla başvurulması ile annenin kanından yapılan risksiz bir inceleme aynı şekilde değerlendirilmez. Mahkeme, soybağının doğumdan sonra güvenli şekilde DNA incelemesiyle belirlenebileceği bir durumda doğumu bekleyerek incelemeyi daha sonra yaptırabilir.

Anne Özel Olarak DNA Testi Yaptırmak İsterse Babanın Örnek Vermesi Zorunlu mudur?

Mahkeme dışında özel olarak yaptırılmak istenen bir DNA testi için başka bir kişiden zorla kan, tükürük veya doku örneği alınamaz. HMK m. 292’deki zor kullanma imkânı, mahkeme tarafından yürütülen soybağı incelemesine ilişkindir.

Dolayısıyla anne hamileyken özel bir laboratuvarda prenatal babalık testi yaptırmak istiyor ancak baba olduğu ileri sürülen erkek örnek vermeyi reddediyorsa, kadın kendi başına onu test vermeye zorlayamaz.

Baba Çocuk Doğmadan Önce Ölürse DNA İncelemesi Yapılabilir mi?

Baba olduğu ileri sürülen kişinin gebelik sırasında ölmesi, açılmış babalık davasını veya daha sonra babalığın araştırılmasını imkânsız hâle getirmez. TMK m. 301 gereğince baba ölmüşse babalık davası mirasçılarına karşı yürütülebilir.

DNA incelemesi bakımından da ölüm araştırmayı sona erdirmez. Babanın çocuk doğmadan ölmesi, sağ doğacak çocuğun babalığını ve buna bağlı miras hakkını araştırma imkânını ortadan kaldırmaz.

Hamileyken Boşanılırsa Doğacak Çocuğun Babası Kim Sayılır?

Kadının hamileyken boşanması mümkün olmakla birlikte boşanma, doğacak çocuğun baba yönünden soybağını her durumda aynı anda sona erdirmez.

TMK m. 285’teki babalık karinesine göre evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de evlilik içinde veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocukların babalarının hanesine, baba soyadıyla tescil edildiğini açıklamaktadır.

Buradaki üç yüz günlük süre boşanma davasının açıldığı tarihten değil, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanır. Çünkü evlilik hukuken kararın kesinleşmesiyle sona erer.

Örneğin kadın boşanma davası devam ederken hamiledir ve boşanma kararı kesinleştikten iki ay sonra doğum yapar. Çocuğun biyolojik babasının başka bir erkek olduğu ileri sürülse bile, mevcut babalık karinesi nedeniyle nüfus işlemlerinde önce boşanılan koca yönünden soybağı ortaya çıkar.

Bu durumda biyolojik babanın kim olduğuna bakılarak nüfus kaydı kendiliğinden değiştirilmez. Öncelikle mevcut babalık karinesinin soybağının reddi yoluyla ortadan kaldırılması, ardından şartlarına göre tanıma veya babalık hükmüyle biyolojik baba yönünden soybağının kurulması gerekir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de soybağının reddini babalık karinesinin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması olarak tanımlamaktadır.

Hamileyken Açılan Boşanma Davasında Doğmamış Çocuk İçin Velayet Kararı Verilir mi?

Boşanma davası kadın hamileyken açılabilir. Ancak çocuk henüz doğmamışken, doğmuş bir çocuk hakkında olduğu gibi uygulanabilir bir velayet düzeni kurulması söz konusu değildir.

Çocuk boşanma davası devam ederken sağ olarak doğarsa durum değişir. Doğumla birlikte çocuk kişilik kazanır ve mahkeme devam eden boşanma dosyasında çocuğun velayeti, kişisel ilişki ve gerekiyorsa nafakası hakkında karar verebilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde henüz doğmamış çocuk hakkında geleceğe dönük bazı düzenlemelere yer verilmiş olsa bile, çocuğun doğumundan sonraki velayet meselesi çocuğun üstün yararı dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.

Anne ve baba çocuk doğduğunda artık evli değilse TMK m. 337’deki evlilik dışı doğan çocuğun velayeti kanunen annededir. Velayetin babaya geçmesi istenise taraflar aralarında anlaşmış olsa dahi dava açmaları gerekir.

Hamile Kadın Yurt Dışına Çıkabilir mi? Eşi veya Biyolojik Baba Engelleyebilir mi?

Hamile olmak kadının kendi seyahat özgürlüğünü ortadan kaldırmaz. Türk vatandaşı bir kadın, sırf hamile olduğu, boşanma davasının devam ettiği veya başka bir kişinin doğacak çocuğun babası olduğunu ileri sürdüğü gerekçesiyle eşinden ya da baba olduğunu söyleyen kişiden yurt dışına çıkış izni almak zorunda değildir.

Anayasa’nın 23. maddesine göre vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü ancak suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle ve hâkim kararıyla sınırlandırılabilir. Anayasa Mahkemesi de bu güvencenin, kişinin yurt dışına çıkışının başka sebeplerle ve hâkim kararı olmaksızın sınırlandırılmasına engel olduğunu açıkça vurgulamaktadır.

Henüz doğmamış çocuk bakımından, doğmuş bir çocuğun yurt dışına çıkarılmasında tartışılabilecek velayet ve muvafakat kuralları da aynı şekilde uygulanmaz. Kadın kendi pasaportuyla seyahat eden yetişkin bir kişidir; cenin için ayrıca “babanın yurt dışı çıkış muvafakati” aranmaz.

Anayasa Mahkemesinin yurt dışına çıkma özgürlüğü konusundaki yaklaşımı da oldukça katıdır. Vatandaşın yurt dışına çıkışının sınırlandırılmasının suç soruşturması veya kovuşturmasıyla bağlantılı olması ve hâkim kararına dayanması gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla devam eden bir boşanma, babalık veya soybağı uyuşmazlığından hareketle eşin diğer eşe tek taraflı yurt dışı çıkış yasağı koyması mümkün değildir.

Burada havayolu şirketlerinin gebeliğin ilerleyen haftalarında doktor raporu istemesi gibi taşıma koşulları farklı bir konudur. Bunlar eşin veya babanın verdiği hukuki izin değil, havayolu şirketinin uçuş güvenliği ve sağlık bakımından uyguladığı kurallardır.

Anne Yurt Dışında Doğum Yaparsa Çocuğun Soybağı Değişir mi?

Doğumun Almanya, KKTC veya başka bir ülkede gerçekleşmesi, Türk hukuku bakımından uygulanacak soybağı kurallarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Özellikle anne evliyse veya boşanmanın kesinleşmesinden itibaren üç yüz günlük süre henüz dolmamışsa, Türk nüfusuna yapılacak tescilde babalık karinesi önemini koruyabilir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, evlilik içinde veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocukların baba hanesine tescil edilmesine ilişkin kuralı açıkça uygulamaktadır.

Doğmamış Çocuğun Haklarını Korumak İçin Kayyım Atanabilir mi?

Anne karnındaki çocuğun henüz doğmamış olması, özellikle mirasla ilgili malvarlığı haklarının korumasız bırakılacağı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu bu ihtimal için ayrıca kayyım atanmasına imkân vermiştir.

TMK m. 427’ye göre bir terekede mirasçılık haklarının henüz belli olmaması veya ceninin menfaatlerinin bunu gerekli kılması hâlinde yönetim kayyımı atanabilir. Buradaki kayyım, doğmamış çocuğun velayetini kullanan veya annenin yerine geçen kişi değildir. Görevi, korunması gereken malvarlığının yönetilmesi ve ceninin ileride doğabilecek haklarının zarar görmemesinin sağlanmasıdır.

Örneğin baba kadın hamileyken ölmüş ve önemli bir tereke bırakmışsa, doğacak çocuğun mirasçı olma ihtimali göz ardı edilerek mallar üzerinde onun hakkını ortadan kaldırabilecek işlemler yapılmamalıdır. Ceninin menfaatlerinin ayrıca korunması gerekiyorsa sulh hukuk mahkemesince yönetim kayyımı atanması gündeme gelebilir.

Bu düzenleme, anne hakkında olumsuz bir değerlendirme yapıldığı anlamına da gelmez. Kayyımın atanmasının nedeni annenin çocuğa bakamayacağı düşüncesi değil, henüz doğmamış ve kendi hakkını koruyamayacak bir kişinin muhtemel malvarlığı menfaatlerinin güvence altına alınmasıdır.

Anne Karnındaki Bebeğe Kayyım Atanması Velayetin Anneden Alındığı Anlamına Gelir mi?

Kayyım ile velayet birbirinden farklı kurumlardır.

TMK m. 427’de ceninin menfaatleri nedeniyle öngörülen kayyımlık bir yönetim kayyımlığıdır ve esas olarak malvarlığının korunmasına yöneliktir. Kayyım annenin gebeliğiyle ilgili karar vermez, annenin nerede yaşayacağını belirlemez ve doğacak çocuk üzerinde anne veya baba gibi velayet yetkisi kullanmaz.

Bu nedenle baba öldükten sonra miras nedeniyle cenin için kayyım atanmış olması, annenin doğumdan sonra çocuğun velayetini kaybedeceği şeklinde yorumlanamaz.

Çocuk doğduktan sonra gerekiyorsa velayet ve temsil konuları artık doğmuş çocuk hakkındaki Medeni Kanun hükümlerine göre değerlendirilir.

Baba Öldüğünde Mirasçılar Çocuk Doğmadan Malları Paylaşabilir mi?

Mirasbırakan öldüğünde eşinin hamile olması, mirasın hemen diğer mirasçılar arasında kesin biçimde paylaştırılmasına engel olabilir.

TMK m. 643 bu konuda doğrudan bir hüküm içerir. Mirasın açıldığı tarihte mirasçı olabilecek bir cenin bulunuyorsa mirasın paylaşılması doğuma kadar ertelenir. Çocuk sağ doğarsa TMK m. 582 gereğince mirasçı olur ve miras payı buna göre hesaplanır. Ölü doğarsa mirasçılık kazanamaz.

Üstelik TMK m. 643, hamile kadın muhtaç durumdaysa doğuma kadar olan geçim giderlerinin terekeden karşılanmasını istemesine de imkân vermektedir.

Anne Karnındayken Zarar Gören Çocuk Doğduktan Sonra Tazminat İsteyebilir mi?

TMK m. 28’in doğmamış çocuk bakımından getirdiği koruma yalnız mirasla sınırlı değildir. Çocuk sağ ve tamamıyla doğduğu anda kişilik kazanır; sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetinden yararlanır. Bu nedenle gebelik sırasında meydana gelen bir olayın sonuçlarının çocuk doğduktan sonra devam etmesi, tazminat hukukunu da gündeme getirebilir.

Örneğin gebelik takibindeki tıbbi ihmal, hatalı müdahale veya doğum öncesi dönemde meydana gelen başka bir olay nedeniyle çocuk bedensel zararla dünyaya gelmiş olabilir. Böyle bir durumda tıbbi kusur, zarar ve olay ile çocuğun sağlık durumu arasındaki nedensellik bağı ayrıca araştırılır.

Türk yargısında gebelik dönemindeki tıbbi uygulamaların daha sonra doğan çocuğun sağlık durumunu etkilediği iddiasıyla açılmış tazminat davaları bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 09.09.2015 tarihli kararına konu olayda gebelik sırasında bebeğin ciddi bir rahatsızlığının tespit edilmediği, çocuğun ağır sağlık sorunlarıyla dünyaya geldiği ve gebelik takibinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği iddiasıyla tazminat davaları açılmıştır. İdare Mahkemesi sağlık hizmetinin sunumunda kusur bulunduğunu kabul ederek maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir.

Benzer şekilde Belgin Gökali ve diğerleri, B. No: 2018/3171, 07.10.2021 kararına konu olayda da gebelik sırasında yapılan tıbbi işlemlerin ardından çocuk canlı doğmuş ve ağır engellilik ortaya çıkmıştır. Dosyada, gebelik dönemindeki teşhis ve müdahalelerin çocuğun sağlık durumuna etkisi tartışılmıştır.

Bu kararlar “anne karnındaki her zarar otomatik olarak tazmin edilir” şeklinde yorumlanmamalıdır. Tazminat için somut olayda hukuka aykırı veya kusurlu davranış, meydana gelen zarar ve aradaki nedensellik bağının ortaya konulması gerekir. Ancak zararın çocuk doğmadan önce meydana gelmiş olması, çocuk sağ doğduktan sonra ortaya çıkan zararların hiçbir şekilde talep edilemeyeceği anlamına gelmez.

Gebelik Takibindeki Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

Gebelik takibindeki bir tıbbi hata çocuğun bedensel bütünlüğünü etkilediyse sağlık hizmetini sunan kişinin veya kurumun sorumluluğu gündeme gelebilir. Davanın hangi mahkemede ve kime karşı açılacağı ise sağlık hizmetinin özel hastanede mi, kamu hastanesinde mi verildiğine ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir.

Anayasa Mahkemesi, doğum sırasında meydana gelen tıbbi ihmal nedeniyle çocuğun kalıcı şekilde zarar gördüğü Hamdullah Aktaş ve diğerleri, B. No: 2015/10945, 19.07.2018 kararında, çocuğun bedensel bütünlüğüne yönelik zararın etkili biçimde araştırılması gerektiğini kabul etmiştir.

Bu nedenle gebelik ve doğum sürecinde çocukta kalıcı bir sağlık sorunu meydana gelmişse yalnız doğum anına değil; gebelik kontrolleri, tetkikler, görüntülemeler, yapılan müdahaleler ve bunların zamanlamasına da bakılması gerekebilir.

Bebek Ölü Doğarsa Kendi Adına Tazminat Hakkı Doğar mı?

Burada sağ doğan çocuk ile ölü doğan çocuğu ayırmak gerekir.

TMK m. 28’e göre kişilik sağ ve tamamıyla doğumla başlar. TMK m. 582 de ölü doğan çocuğun mirasçı olamayacağını açıkça düzenlemiştir.

Bu nedenle ölü doğan çocuğun kendi kişiliğine bağlı hakları ile anne ve babanın gebeliğin veya çocuğun kaybı nedeniyle ileri sürebileceği maddi ve manevi tazminat talepleri aynı değildir.

Nitekim tıbbi hata sonucu bebeğin doğum sonrasında ölümü veya gebelik/doğum sürecinin hatalı yönetildiği iddiasıyla anne ve babanın tazminat talep ettiği uyuşmazlıklar Anayasa Mahkemesinin önüne de gelmiştir. Yeliz Acar, B. No: 2018/161, 14.09.2021 kararında anne ve baba tıbbi ihmal nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiş; AYM olayın yaşam hakkı yönünden etkili biçimde incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Bu nedenle bebeğin ölü doğduğu veya doğumdan kısa süre sonra kaybedildiği olaylarda kimin hangi tazminatı isteyebileceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Anne Karnındaki Bebeğin Nüfus Kaydı Var mıdır?

Doğmamış çocuk henüz kişilik kazanmadığından, doğmuş bir çocuk gibi nüfus kütüğünde ayrı bir kişi kaydı bulunmaz. Kişilik sağ ve tamamıyla doğumla başladığından nüfusa tescil de doğumdan sonra gerçekleştirilir. TMK m. 28’in ana kuralı budur.

Bununla birlikte nüfus kaydının henüz bulunmaması, anne karnındaki bebeğin miras veya babalık gibi ileride doğacak haklarının korunamayacağı anlamına gelmez. Kanunun cenine ilişkin özel hükümlerinin amacı zaten bu dönemde ortaya çıkabilecek hak kayıplarını önlemektir.

Anne Karnındaki Çocuk İçin Nafaka İstenebilir mi?

Çocuk nafakası bakımından, çocuk doğduktan sonraki bakım giderleri ile annenin gebelik ve doğum nedeniyle sahip olduğu mali talepleri birbirinden ayırmak gerekir.

Babalık davası bakımından TMK m. 304, anneye doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderleri isteme hakkı tanımaktadır. Bunlar henüz doğmamış çocuğa ödenen iştirak nafakası değil, annenin kendi mali talepleridir.

Çocuk sağ doğduktan sonra bakım giderleri ve çocuk için nafaka ayrı kurallara göre gündeme gelir.

Anne Karnındaki Bebek İçin Veraset İlamı Alınabilir mi?

Baba öldüğünde ve eşi hamile olduğunda ceninin ileride mirasçı olma ihtimali bulunduğundan, miras işlemleri bu durum göz ardı edilerek yürütülmemelidir. TMK m. 643’ün miras paylaşımını doğuma kadar ertelemesinin nedeni de budur.

Bu nedenle uygulamada mirasçılık belgesi ve tereke işlemleri yapılırken gebelik durumunun mahkemeye veya notere bildirilmesi önemlidir. Çocuk sağ doğduktan sonra mirasçılık durumu kesinleşir ve gerekiyorsa mirasçılık belgesi buna göre düzenlenir veya yeniden ele alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hamileyken babalık davası açmak için doğumu beklemek gerekir mi?

Gerekmez. TMK m. 303 babalık davasının doğumdan önce veya sonra açılabileceğini kabul etmektedir. Ancak davanın gebelik sırasında açılması, DNA incelemesinin mutlaka doğumdan önce yapılacağı anlamına gelmez.

Baba çocuk doğmadan ölürse bebek mirasçı olabilir mi?

Bebek, babanın ölümü sırasında ana rahmindeyse ve daha sonra sağ doğarsa mirasçı olabilir. Baba ile hukuki soybağının henüz kurulmamış olması hâlinde babalık meselesinin ayrıca çözülmesi gerekebilir. TMK m. 582 ceninin sağ doğmak koşuluyla mirasçı olacağını düzenlemektedir.

Diğer mirasçılar bebek doğmadan mirası paylaşabilir mi?

Mirasçı olabilecek bir cenin bulunuyorsa TMK m. 643 gereğince paylaşma doğuma kadar ertelenir.

Doğmamış çocuk için kayyım atanması mümkün müdür?

Ceninin menfaatleri gerekli kılıyorsa TMK m. 427 uyarınca tereke veya ilgili malvarlığının yönetimi için yönetim kayyımı atanabilir. Bu kayyım velayet kullanmaz ve annenin yerine geçmez.

Anne hamileyken boşanırsa çocuk eski kocanın nüfusuna mı geçer?

Çocuk evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğarsa TMK m. 285’teki babalık karinesi gündeme gelir. Biyolojik babanın başka kişi olması hâlinde mevcut soybağının hukuken ortadan kaldırılması gerekebilir.

Hamile kadının yurt dışına çıkması için babanın izni gerekir mi?

Sırf hamilelik nedeniyle eşin veya baba olduğunu ileri süren kişinin muvafakati aranmaz. Hamilelik, kadının kendi yurt dışına çıkma özgürlüğünü ortadan kaldırmaz.

Anne karnındayken zarar gören çocuk doğduktan sonra tazminat isteyebilir mi?

Çocuk sağ doğmuş ve gebelik dönemindeki hukuka aykırı veya kusurlu bir davranışla doğumdan sonraki zararı arasında nedensellik bağı kurulabiliyorsa tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Gebelik ve doğum sürecindeki tıbbi ihmaller nedeniyle çocuk ve ailesi tarafından tazminat taleplerinin ileri sürüldüğü uyuşmazlıklar Anayasa Mahkemesi kararlarına da konu olmuştur.

5/5 - (4 votes)
İlginizi çekebilir:  2026 yılında nikah başvurusu sırasında evlilik sözleşmesi nasıl yapılır?

Yorum yapın