Boşanma Sürecinde Her Şey Aynı Davada mı İstenir? Hangi Talepler İçin Ayrı Dava Açılır?

📅 15 Haziran 2025 🔄 Son güncelleme: 29 Ağustos 2026

Boşanma davası açıldığında eşler arasındaki bütün uyuşmazlıkların tek dosyada çözüleceği düşünülmektedir. Oysa boşanma, nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, düğün altınları ve aile konutu aynı evlilikten kaynaklansa bile hukuken aynı nitelikte talepler değildir.

Bazı talepler boşanmanın doğrudan sonucu sayılır ve ayrıca bir dava açmadan aynı boşanma dosyasında karara bağlanabilir. Buna karşılık mal paylaşımı, ziynet alacağı veya aile konutunun üçüncü kişiye satılması nedeniyle tapu iptali gibi bazı uyuşmazlıklar ayrı bir dava veya hukuki işlem gerektirir.

Bu ayrım yalnız usule ilişkin değildir. Ayrı dava açılması gereken bir alacağın yalnız boşanma dilekçesinde yazılması, davanın usulüne uygun şekilde açılmış olduğu anlamına gelmeyebilir. Harç yatırılması, görevli mahkeme, dava değeri ve tarafların kim olacağı değişebilir. Tersi durumda ise boşanmanın fer’isi olan bir talep için gereksiz yere ikinci bir dava açılması zaman ve masraf kaybına yol açabilir.

Bu nedenle boşanma sürecinde ilk cevaplanması gereken sorulardan biri şudur: Hangi hak boşanma davasının içinde istenecek, hangi hak için ayrı dava açılacaktır?

İçidekiler
  1. Boşanma Davasında Hangi Talepler Aynı Dosyada İstenebilir?
  2. Nafaka İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?
  3. Yoksulluk Nafakası Boşanma Davasında mı İstenir?
  4. Çocuk İçin Nafaka Aynı Boşanma Davasında İstenebilir mi?
  5. Maddi ve Manevi Tazminat İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?
  6. Boşanma Davasında Tazminat İçin Ayrıca Harç Ödenir mi?
  7. Velayet İçin Ayrı Bir Dava Açmak Gerekir mi?
  8. Çocuğu Görmek İçin Ayrı Kişisel İlişki Davası Açılır mı?
  9. Boşanma Davası Devam Ederken Çocukla Görüşme Geçici Olarak Düzenlenebilir mi?
  10. Boşanma Davasında Evde Kimin Kalacağına Karar Verilebilir mi?
  11. Aile Konutunun Eşe Tahsisi ile Aile Konutu Şerhi Aynı Şey midir?
  12. Boşanma Davasında Hâkim Hangi Tedbirleri Kendiliğinden Alabilir?
  13. Uzaklaştırma Kararı Boşanma Davasının İçinde mi Verilir?
  14. Boşanma Davasında Her Talep İçin Karşı Dava Açmak Gerekir mi?
  15. Aynı Dosyada Çok Fazla Talepte Bulunmak Boşanma Davasını Uzatır mı?
  16. Hangi Talepleri Mahkeme Kendiliğinden, Hangilerini Ancak İstenirse Değerlendirir?
  17. Mal Paylaşımı Boşanma Davasının İçinde Yapılır mı?
  18. Boşanma Davası Açılınca Ev ve Araba Otomatik Olarak Paylaşılır mı?
  19. Mal Paylaşımı Davası Boşanmayla Aynı Gün Açılabilir mi?
  20. Düğün Altınları Boşanma Davasında İstenebilir mi?
  21. Ziynet Davası ile Mal Paylaşımı Davası Aynı Şey midir?
  22. Aile Konutu İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?
  23. Eşim Evi Mal Kaçırmak İçin Sattıysa Boşanma Davasında Satışı İptal Ettirebilir miyim?
  24. Boşanma Davası Devam Ederken Yeni Bir Boşanma Davası Açılabilir mi?
  25. Boşanma Davası Devam Ederken Zina Öğrenilirse Yeni Dava Açılabilir mi?
  26. Boşanma Davasında İleri Sürmeyi Unuttuğum Her Talebi Sonradan Ayrı Dava Açıp İsteyebilir miyim?
  27. Boşanma Kesinleştikten Sonra Nafaka İlk Defa İstenebilir mi?
  28. Boşanma Kesinleştikten Sonra Tazminat İstenebilir mi?
  29. Velayet Kararı Boşanmadan Sonra Değiştirilebilir mi?
  30. Boşanmadan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir mi?
  31. Boşanmadan Sonra Başka Hangi Davalar Açılabilir?
  32. Hangi Talepler İçin Ayrıca Harç Ödenir?
  33. Boşanma Dilekçesinde Ayrı Dava Gerektiren Talebi Yazarsam Ne Olur?
  34. Boşanma Davasıyla Birlikte Açılan Ayrı Davalar Birleştirilebilir mi?
  35. Boşanma Davasında Aynı Dosyada İstenenler ve Ayrı Dava Gerektirenler Nasıl Ayırt Edilir?
  36. Sık Sorulan Sorular
  37. Kaynakça

Boşanma Davasında Hangi Talepler Aynı Dosyada İstenebilir?

Boşanma kararıyla doğrudan bağlantılı bazı talepler boşanmanın fer’ileri, yani boşanmaya bağlı sonuçlarıdır. Bunların başında eş için nafaka, çocuk için nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki ile Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesindeki maddi ve manevi tazminat gelir.

Boşanma davası devam ederken eşlerin barınması, geçimi ve çocukların korunması için alınacak geçici tedbirler de aynı dosya içinde değerlendirilir. Ortak konutta geçici olarak hangi eşin kalacağına karar verilmesi veya dava devam ederken çocukların geçici olarak hangi ebeveyn yanında bulunacağının belirlenmesi bunun örnekleridir.

Ancak burada “Aynı evlilikten doğuyor” ölçütü yeterli değildir. Örneğin eşinizden boşanma nedeniyle maddi tazminat istemeniz ile evlilik sırasında verdiğiniz 500.000 TL borcun geri ödenmesini istemeniz birbirinden tamamen farklıdır. Birincisi şartları varsa TMK m. 174 kapsamında boşanmanın fer’isi olabilir; ikincisi bağımsız bir alacak uyuşmazlığıdır.

Yargıtay’ın güncel kararlarında da bu ayrım özellikle korunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/10852 E., 2024/2771 K. sayılı kararında TMK m. 174 kapsamında istenen maddi ve manevi tazminatların boşanmanın fer’isi olduğu kabul edilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 31.10.2023 tarihli, 2023/2378 E., 2023/4984 K. sayılı kararına konu olayda, ileri sürülen bazı maddi tazminat taleplerinin boşanmanın fer’isi niteliğinde olmadığı ve bu talepler bakımından ayrıca harçlandırma gerektiği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla önemli olan talebe verilen isim değil, o paranın hangi hukuki sebebe dayanılarak istendiğidir.

Nafaka İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?

Boşanma davasında eş ve çocuklar için istenen nafakaların önemli bir kısmı aynı dosyada karara bağlanabilir. Nafaka için boşanma davasının yanında mutlaka ikinci bir dava açılması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

Ancak “nafaka” tek bir kurum değildir. Dava devam ederken verilen tedbir nafakası, boşanmanın kesinleşmesinden sonra eşe ödenecek yoksulluk nafakası ve çocuk için ödenecek iştirak nafakası birbirinden farklı hukuki şartlara tabidir.

Bu nedenle “Nafaka isterim” şeklindeki genel bir talep yerine hangi nafakanın, kim için ve hangi dönem bakımından istendiğinin doğru kurulması önem taşır.

Boşanma Davası Sürerken Tedbir Nafakası İstenebilir mi?

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi devreye girer. Maddeye göre hâkim, dava devam ettiği sürece eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunması için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır.

Bu önlemlerden biri tedbir nafakasıdır.

Tedbir nafakasının önemli özelliği, yoksulluk nafakasından farklı olarak boşanmadaki nihai kusur değerlendirmesine bağlı olmamasıdır. Dava henüz sonuçlanmamıştır ve mahkeme o aşamada taraflardan hangisinin boşanmada daha kusurlu olduğuna ilişkin kesin karar vermemiştir. Esas amaç, yargılama devam ederken ekonomik bakımdan korunması gereken eşin ve çocukların geçiminin sağlanmasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4753 E., 2024/1212 K. sayılı kararında da boşanma davası açılınca hâkimin eşlerin barınması, geçimi ve çocukların korunmasıyla ilgili tedbirleri TMK m. 169 uyarınca kendiliğinden almak zorunda olduğu belirtilmiş; ekonomik ve sosyal durumlar gözetilerek dava tarihinden itibaren uygun tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2022 tarihli, 2019/107 E., 2022/318 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiş ve TMK m. 169 kapsamındaki geçici önlemler için hâkimin ayrıca bir talebin varlığını beklemeksizin harekete geçmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu nedenle boşanma dilekçesinde tedbir nafakasının açıkça istenmesi uygulamada doğru ve güvenli olmakla birlikte, TMK m. 169 kapsamındaki geçici önlemler bakımından hâkimin re’sen hareket etme yükümlülüğü de bulunmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Boşanma Davasında mı İstenir?

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru diğer eşten daha ağır değilse TMK m. 175 şartları kapsamında yoksulluk nafakası isteyebilir.

Bu talep için boşanma davası devam ederken ayrıca ikinci bir nafaka davası açılması gerekmez. Yoksulluk nafakası boşanma dosyasında talep edilip boşanma hükmünün fer’isi olarak karara bağlanabilir.

Burada tedbir nafakasından farklı önemli bir nokta bulunmaktadır. Tedbir nafakası TMK m. 169 kapsamında geçici önlem niteliğindeyken yoksulluk nafakası boşanmanın kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkindir ve talep gerektirir.

Mahkeme, eş istemediği hâlde kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez.

Ayrıca dava devam ederken tedbir nafakası alıyor olmak, boşanma kesinleştikten sonra aynı ödemenin kendiliğinden yoksulluk nafakası olarak devam edeceği anlamına gelmez. Hükümde bu konuda ayrıca karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/10534 E., 2023/1209 K. sayılı kararında da nafaka taleplerinin boşanmanın fer’isi olduğu ve aynı boşanma davasında ayrıca nispi harç alınmaksızın incelenebileceği kabul edilmiştir.

Bu nedenle boşanma davasında ekonomik talep planlanırken “Dava devam ederken ne alacağım?” ile “Boşanma kesinleştikten sonra hangi nafaka devam edecek?” soruları birbirinden ayrılmalıdır.

Çocuk İçin Nafaka Aynı Boşanma Davasında İstenebilir mi?

Ortak çocukların bakım ve eğitim giderleri de boşanma davasının doğal sonuçları arasında yer alır.

Dava sırasında çocuklardan biri veya tamamı bir ebeveynin yanında kalıyorsa diğer ebeveynin çocukların giderlerine katılması için tedbir nafakasına karar verilebilir. Boşanma kesinleştiğinde velayet bir ebeveyne bırakılırsa diğer ebeveynin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer giderlerine katılması amacıyla iştirak nafakası gündeme gelir.

Çocuk için nafaka değerlendirmesinde eşler arasındaki kusur belirleyici değildir. Eşlerden birinin aldatmış, hakaret etmiş veya başka şekilde ağır kusurlu olması çocuğun ihtiyaçlarını ortadan kaldırmaz. Mahkeme çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik güçlerini dikkate alır.

Yargıtay uygulamasında velayet ve çocuk nafakası, boşanmanın mali sonuçlarından yalnız biri olarak değil, doğrudan çocuğun üstün yararı çerçevesinde değerlendirilir.

Bu nedenle çocuk için iştirak nafakasının ayrıca bağımsız bir dava olarak boşanma dosyasından ayrılması gerekmez. Boşanma kararıyla birlikte çocukların velayeti ve diğer ebeveynin çocukların giderlerine ne ölçüde katılacağı aynı hüküm içerisinde düzenlenebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?

Burada en fazla hata yapılan ayrımlardan biri bulunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat, boşanmanın fer’isidir. Bu nedenle şartları varsa boşanma davasının içinde talep edilebilir ve yalnız bu nedenle ayrıca bağımsız bir tazminat davası açılması gerekmez.

Maddi tazminat bakımından mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin talebi değerlendirilir. Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı oluşturması ve tazminat istenen eşin kusurlu olması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/10852 E., 2024/2771 K. sayılı kararında eşin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü maddi ve manevi tazminat taleplerinin TMK m. 174 kapsamındaki boşanmanın fer’ileri olduğu kabul edilmiş ve ortada ayrıca açılmış bir karşı dava bulunmamasının bu taleplerin incelenmesine tek başına engel olmadığı değerlendirilmiştir.

Ancak her “maddi tazminat” talebi TMK m. 174 tazminatı değildir.

Örneğin eşlerden biri; düğün için yaptığı masrafları, diğer eşe verdiği borç parayı, eşin zarar verdiği şahsi bir malın bedelini, üçüncü kişiye ödenmek zorunda kalınan bir borcu, bir taşınmaza yaptığı katkıyı

“maddi tazminat” adı altında talep edebilir.

Bu talepler yalnız isimleri maddi tazminat olduğu için boşanmanın fer’isi hâline gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 31.10.2023 tarihli, 2023/2378 E., 2023/4984 K. sayılı kararında da taraflardan birinin ileri sürdüğü 437.000 TL tutarındaki bazı maddi taleplerin TMK m. 174 kapsamındaki boşanma tazminatı olmadığı değerlendirilmiş; boşanmanın fer’isi niteliğinde bulunmayan bu talepler bakımından ayrıca harç tamamlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu yüzden boşanma dilekçesinde “500.000 TL maddi tazminat istiyorum” demek tek başına yeterli değildir. Talebin boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaate mi, yoksa boşanmadan bağımsız başka bir para alacağına mı dayandığı açıklanmalıdır.

Boşanma Davasında Tazminat İçin Ayrıca Harç Ödenir mi?

TMK m. 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat talepleri boşanmanın fer’isi niteliğinde olduğundan, boşanma dosyasında ileri sürülmeleri hâlinde bağımsız bir alacak davasındaki gibi ayrıca nispi harçlandırılmaz.

Bu husus, tazminat miktarının yüksek olmasıyla değişmez. Örneğin boşanma davasında 100.000 TL yerine 1.000.000 TL TMK m. 174 tazminatı istenmiş olması, talebi sırf miktar nedeniyle bağımsız bir alacak davasına dönüştürmez.

Ancak yukarıda belirtildiği üzere, istenen para aslında boşanmanın fer’isi olmayan bir alacağa dayanıyorsa sonuç değişir. Talebin ayrı dava konusu yapılması, nispi harca tabi olması veya başka bir mahkemenin görev alanına girmesi mümkündür.

Bu nedenle “Boşanma dilekçesine bütün para taleplerini yazayım, ayrıca harç çıkmasın” şeklinde bir yöntem hukuken güvenli değildir.

Velayet İçin Ayrı Bir Dava Açmak Gerekir mi?

Boşanma davasında ortak çocukların velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı aynı boşanma dosyasında karara bağlanır.

Velayet konusunda temel ölçüt eşlerden hangisinin boşanmada daha az kusurlu olduğu değildir. Mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır. Çocuğun yaşı, bakımının fiilen kim tarafından üstlenildiği, ebeveynlerin yaşam koşulları, çocukla ilişkileri, eğitim ve sağlık ihtiyaçları ile gerekli görülürse uzman incelemeleri değerlendirilir.

Bu nedenle boşanma davası açan eşin aynı zamanda; “Çocuğun velayetinin bana verilmesi için ayrıca velayet davası da açmam gerekiyor.” diye ikinci bir dava açması gerekmez.

Dava devam ederken ise çocuğun geçici olarak hangi ebeveyn yanında kalacağı konusunda TMK m. 169 kapsamında tedbir kararı verilebilir. Nihai velayet kararı boşanma hükmüyle birlikte kurulur.

Velayet, tarafların yalnız kendi aralarındaki bir menfaat uyuşmazlığı olarak değerlendirilmediğinden, mahkemenin incelemesi eşlerin beyanlarıyla sınırlı değildir. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa mahkeme gerekli araştırmayı kendiliğinden yapabilir.

Çocuğu Görmek İçin Ayrı Kişisel İlişki Davası Açılır mı?

Boşanma sonunda velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı da aynı boşanma dosyasında düzenlenebilir.

Mahkeme hangi günlerde, hangi saatler arasında ve gerekli hâllerde hangi tatil dönemlerinde çocukla görüşüleceğini belirler. Düzenlemenin infaz edilebilir olması için günlerin ve saatlerin açık şekilde gösterilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/10534 E., 2023/1209 K. sayılı kararında da kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş zamanlarının infaza elverişli şekilde belirlenmesi gerektiğine ilişkin değerlendirme yapılmıştır.

Bu nedenle henüz boşanma davası devam ederken, boşanma sonunda kurulacak kişisel ilişki bakımından ayrıca ikinci bir dava açılması gerekmez.

Bununla birlikte boşanma kesinleştikten sonra koşullar önemli ölçüde değişirse daha önce kurulmuş kişisel ilişkinin değiştirilmesi ayrı bir dava konusu hâline gelebilir. Boşanma sırasında verilen ilk düzenleme ile boşanma sonrasında değişen şartlar nedeniyle açılan kişisel ilişki davası birbirinden farklıdır.

Boşanma Davası Devam Ederken Çocukla Görüşme Geçici Olarak Düzenlenebilir mi?

Boşanma davaları aylar veya yıllar sürebildiğinden, çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin nihai karara kadar tamamen belirsiz bırakılması çocuğun yararına olmayabilir.

Bu nedenle mahkeme dava devam ederken de çocuğun geçici olarak hangi ebeveyn yanında kalacağına ve diğer ebeveyn ile nasıl kişisel ilişki kuracağına ilişkin tedbir düzenlemesi yapabilir.

TMK m. 169’un hâkime çocukların bakım ve korunması konusunda geçici önlemleri kendiliğinden alma yetkisi vermesinin sebeplerinden biri budur.

Davanın sonunda verilen velayet ve kişisel ilişki kararı ise geçici düzenlemenin aynısı olmak zorunda değildir. Yargılama sırasında alınan sosyal inceleme raporları, tarafların yaşam koşullarındaki değişiklikler, çocuğun görüşü ve diğer deliller değerlendirilerek farklı bir nihai düzenleme yapılabilir.

Boşanma Davasında Evde Kimin Kalacağına Karar Verilebilir mi?

Boşanma davası açıldığında eşlerden biri; “Ev eşimin üzerine kayıtlı olduğu için hemen çıkmak zorunda mıyım?” diye düşünebilir. Mülkiyet ile dava süresince konutun kullanılması aynı şey değildir.

TMK m. 169, hâkime dava devam ederken eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemler alma yetkisi vermektedir. Bu kapsamda ortak konutun dava süresince eşlerden birinin kullanımına bırakılması mümkündür.

Özellikle çocukların bir ebeveyn yanında kalması, tarafların ekonomik durumları ve alternatif konut imkânları değerlendirilerek ortak konutun geçici kullanımına ilişkin karar verilebilir.

Ancak bu karar evi o eşin mülkiyetine geçirmez.

Örneğin tapu tamamen kocanın adına kayıtlı olsa ve mahkeme boşanma süresince evin kadın ve çocuklar tarafından kullanılmasına karar verse dahi kadın taşınmazın maliki hâline gelmez. Karar yalnızca yargılama devam ederken barınmayı düzenleyen geçici bir tedbirdir.

Bu ayrım önemlidir; çünkü aile konutunun geçici tahsisi, aile konutu şerhi ve rızasız satış nedeniyle tapu iptali üç farklı hukuki meseledir.

Aile Konutunun Eşe Tahsisi ile Aile Konutu Şerhi Aynı Şey midir?

Boşanma davasında ortak konutun eşlerden birinin kullanımına bırakılması TMK m. 169 kapsamındaki geçici barınma tedbiridir. Amaç dava devam ederken kimin konutta yaşayacağını düzenlemektir.

Aile konutu şerhi ise TMK m. 194 kapsamında, taşınmaz aile konutu niteliğindeyse malik eşin tek taraflı tasarruflarına karşı diğer eşin korunmasına hizmet eder.

Eşin evi üçüncü kişiye satmış olması hâlinde gündeme gelen tapu iptali ve tescil davası ise bunlardan da farklıdır.

Dolayısıyla boşanma dilekçesinde; “Ortak konutun dava süresince bana tahsisini istiyorum.” denilmesi ile; “Tapuya aile konutu şerhi konulmasını istiyorum.” veya; “Üçüncü kişiye yapılan satışın iptalini istiyorum.” aynı talep değildir.

Özellikle evin satılmış olduğu durumlarda boşanma hâkiminden yalnız “konutun bana tahsis edilmesini” istemek, tapu kaydını eski hâline döndürmez.

Boşanma Davasında Hâkim Hangi Tedbirleri Kendiliğinden Alabilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi boşanma davasındaki en önemli koruyucu hükümlerden biridir.

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava devam ettiği sürece eşlerin barınması ve geçimi, malların yönetimi ile çocukların bakım ve korunması için gerekli geçici önlemleri re’sen alır.

Bu nedenle dava süresince; eşlerden birinin geçiminin sağlanması, çocukların geçici bakımının düzenlenmesi, çocuklar için nafaka belirlenmesi, ortak konutun geçici kullanımının düzenlenmesi, çocuğun diğer ebeveynle geçici kişisel ilişkisinin belirlenmesi gibi meseleler nihai boşanma kararını beklemek zorunda değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4753 E., 2024/1212 K. sayılı kararında TMK m. 169’un bu yönü açıkça vurgulanmış ve hâkimin geçici önlemleri kendiliğinden alma yükümlülüğüne dikkat çekilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2022 tarihli, 2019/107 E., 2022/318 K. sayılı kararında da boşanma davası hangi eş tarafından açılırsa açılsın, gerekli geçici önlemler için hâkimin ayrıca taraf talebini beklememesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bununla birlikte uygulamada dava dilekçesinde hangi geçici tedbirlerin neden istendiğinin açıkça anlatılması son derece önemlidir. Mahkemenin re’sen tedbir alma yetkisinin bulunması, tarafların ekonomik durumu, çocukların fiilî bakım düzeni veya ortak konutta yaşanan sorunlar hakkında hiçbir bilgi ve delil sunulmamasının güvenli olduğu anlamına gelmez.

Uzaklaştırma Kararı Boşanma Davasının İçinde mi Verilir?

Boşanma davasındaki TMK m. 169 tedbirleri ile 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma ve uzaklaştırma tedbirleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Şiddet, tehdit, takip veya benzeri bir durum varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler istenebilir. Bu tedbirler için boşanma davasının açılmasını beklemek gerekmediği gibi, kişinin mutlaka boşanma davası açması da şart değildir.

Boşanma davası bulunması hâlinde TMK m. 169 kapsamında barınma, nafaka ve çocuklara ilişkin geçici önlemler aynı dosyada değerlendirilirken; 6284 kapsamındaki uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi tedbirler ayrı kanuni rejime tabidir.

Bu nedenle eski uygulamada zaman zaman kullanılan “uzaklaştırma da boşanma davasının fer’isidir” şeklindeki genelleme doğru değildir.

İki koruma yolu aynı dönemde birlikte bulunabilir; ancak hukuki dayanakları farklıdır.

Boşanma Davasında Her Talep İçin Karşı Dava Açmak Gerekir mi?

Özellikle kendisine boşanma davası açılan tarafın, nafaka veya TMK m. 174 kapsamında tazminat isteyebilmek için mutlaka karşı boşanma davası açması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

Karşı dava ile boşanmanın fer’i talepleri birbirinden farklıdır.

Davalı eş; “Ben boşanmak istemiyorum, davanın reddini istiyorum; ancak mahkeme boşanmaya karar verecek olursa şartları oluştuğunda nafaka ve tazminat talep ediyorum.” şeklinde bir savunma kurabilir. Bu durum tek başına karşı boşanma davası açıldığı anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/10852 E., 2024/2771 K. sayılı kararında da cevap dilekçesinde ileri sürülen TMK m. 174 kapsamındaki tazminat taleplerinin bulunmasının, o dilekçeyi kendiliğinden karşı dava hâline getirmeyeceği kabul edilmiştir.

Buna karşılık davalı eş kendisi de boşanma kararı verilmesini ve kendi ileri sürdüğü boşanma sebeplerine dayanılarak karşı tarafın kusurlu kabul edilmesini istiyorsa karşı dava meselesi ayrıca gündeme gelir.

Bu nedenle “boşanmak istiyorum” talebi ile “boşanma gerçekleşirse bana nafaka ve tazminat verilsin” talebi aynı şey değildir.

Aynı Dosyada Çok Fazla Talepte Bulunmak Boşanma Davasını Uzatır mı?

Nafaka, velayet, kişisel ilişki ve TMK m. 174 tazminatlarının aynı dosyada istenmesi, bunların her biri için yeni bir dava açılmış olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle yalnız talep sayısının fazla olması boşanma davasını otomatik olarak uzatmaz.

Ancak “Ne kadar çok talep varsa süre hiç değişmez” şeklinde kesin bir kural da kurulamaz.

Örneğin yüksek miktarlı tazminat talebi tarafların sosyal ve ekonomik durumunun daha ayrıntılı araştırılmasını gerektirebilir. Velayet uyuşmazlığı varsa sosyal inceleme, çocukların dinlenmesi veya başka araştırmalar gerekebilir. Tarafların gelirleri konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde banka, SGK, tapu veya kurum kayıtlarının toplanması zaman alabilir.

Dolayısıyla asıl mesele talebin sayısı değil, o talebin çözümü için hangi delillerin toplanması gerektiğidir.

Bununla birlikte hukuken sahip olunan bir haktan yalnız dava kısa sürsün düşüncesiyle vazgeçilmesi de doğru değildir. Önemli olan aynı dosyada ileri sürülebilecek talepler ile bağımsız dava gerektiren talepleri baştan doğru ayırmaktır.

Hangi Talepleri Mahkeme Kendiliğinden, Hangilerini Ancak İstenirse Değerlendirir?

Boşanma davasındaki bütün sonuçlar aynı usule tabi değildir.

TMK m. 169 kapsamındaki dava süresine ilişkin geçici önlemler bakımından hâkimin re’sen hareket etme yetkisi ve yükümlülüğü vardır. Çocukların korunması, geçici bakım düzeni ve tarafların barınmasına ilişkin tedbirler bu kapsamdadır.

Buna karşılık boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönem için eş lehine yoksulluk nafakası ile TMK m. 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat taleple bağlıdır. Taraf istemediği hâlde hâkim kendiliğinden eş lehine tazminata veya yoksulluk nafakasına hükmedemez.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki ise çocuğun üstün yararıyla doğrudan bağlantılı olduğundan, boşanmaya karar verilirken mahkemenin çocukların hukuki durumunu düzenlemesi gerekir.

Bu ayrım dava dilekçesi hazırlanırken özellikle önemlidir. “Hâkim zaten her şeyi kendiliğinden verir” düşüncesi kadar, “Her konu için ayrıca yeni dava açmak gerekir” düşüncesi de yanlıştır.

Boşanma dosyasındaki hak kayıplarının önemli bir bölümü, aslında hangi talebin boşanmanın fer’isi, hangisinin geçici tedbir, hangisinin ise bağımsız dava konusu olduğunun baştan ayırt edilememesinden kaynaklanır.


Mal Paylaşımı Boşanma Davasının İçinde Yapılır mı?

Boşanma davası ile mal paylaşımı davası aynı dava değildir.

Evlilik sırasında edinilmiş ev, araç, banka hesabındaki para veya diğer malvarlığı değerlerinin paylaşılması; katılma alacağı, değer artış payı ve mal rejiminden kaynaklanan diğer alacaklar mal rejiminin tasfiyesi davasının konusudur.

Bu nedenle boşanma dilekçesinde yalnızca; “Evlilikte alınan evin yarısını istiyorum.” denilmesi, mal rejiminin tasfiyesi davasının bütün sonuçlarıyla birlikte açıldığı anlamına gelmez.

Mal rejimi davası boşanma davası devam ederken ayrı olarak açılabilir. Ancak tasfiye hakkında esas karar verilebilmesi için boşanmanın gerçekleşmesi ve kararın kesinleşmesi gerekir.

Burada önemli bir tarih ayrımı bulunmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinin görülebilir hâle gelmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekse de, boşanma gerçekleştiğinde mal rejimi TMK m. 225 gereğince boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren sona ermiş sayılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, 2024/1259 E., 2024/8910 K. sayılı kararında da mal rejiminin tasfiyesi davası açıldığında boşanma davasının henüz kesinleşmemiş olmasının davanın doğrudan reddini gerektirmediği kabul edilmiştir. Daire, devam eden boşanma davasının mal rejimi davasında bekletici mesele yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Aynı ilke Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1897 E., 2024/3324 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Mal rejiminin tasfiyesine karar verilebilmesi için evliliği sona erdirecek boşanma kararının kesinleşmesi gerektiği, devam eden boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla “Mal paylaşımı için boşanmanın bitmesini beklemek zorundayım” cümlesi de tam olarak doğru değildir. Dava daha önce açılabilir; fakat tasfiyenin esası boşanma kesinleşmeden sonuçlandırılmaz.

Mal paylaşımında hangi malların hesaba gireceği, tapunun kimin üzerinde olmasının sonucu, evlilikten önceki mallar, miraslar, kredili evler ve mal kaçırma işlemleri ayrı bir inceleme gerektirdiğinden bu konular mal paylaşımına ilişkin yazılarda ayrıca değerlendirilmelidir.

Boşanma Davası Açılınca Ev ve Araba Otomatik Olarak Paylaşılır mı?

Boşanma kararı verilmesi, malvarlığının aynı karar içerisinde kendiliğinden yarı yarıya bölünmesi sonucunu doğurmaz.

Mahkeme boşanma dosyasında tarafların evliliğinin sona erip ermeyeceğini; buna bağlı olarak nafaka, tazminat, velayet ve çocuklarla kişisel ilişki gibi sonuçları değerlendirir.

Evlilikte edinilen evin, arabanın veya bankadaki birikimin mal rejimine göre hesaplanması ise ayrı tasfiye konusudur.

Üstelik mal paylaşımı her zaman; “Evin yarısı kadının, yarısı erkeğin olur.” şeklinde gerçekleşmez.

Malın edinilme tarihi, hangi para ile alındığı, kişisel mal katkısı bulunup bulunmadığı, kredi ödemeleri, mal rejiminin başlangıç ve sona erme tarihleri ile eşlerin alacak türleri ayrı ayrı incelenir.

Bu nedenle boşanma hükmünde mal paylaşımına ilişkin herhangi bir karar bulunmaması, eşin mal rejiminden doğan haklarının bulunmadığı anlamına gelmez.

Mal Paylaşımı Davası Boşanmayla Aynı Gün Açılabilir mi?

Boşanma davası ile aynı dönemde ayrıca mal rejiminin tasfiyesi davası açılması mümkündür. Ancak boşanma kesinleşmeden tasfiyenin esası hakkında nihai karar verilmez.

Bunun pratik önemi özellikle mal kaçırma ihtimalinin bulunduğu dosyalarda ortaya çıkar.

Eşin taşınmazlarını devretmeye, banka hesaplarını boşaltmaya veya araçlarını başkalarının üzerine geçirmeye başladığı durumlarda, boşanmanın yıllarca kesinleşmesini bekledikten sonra mal rejimi davası açmak yerine malvarlığının korunması amacıyla daha erken hukuki koruma talep edilmesi gerekebilir.

Bununla birlikte her taşınmaza sırf boşanma davası açıldı diye otomatik tedbir konulmaz. İhtiyati tedbirin şartları, malın uyuşmazlıkla bağlantısı ve talebin somutlaştırılması ayrıca değerlendirilir.

Düğün Altınları Boşanma Davasında İstenebilir mi?

Ziynet eşyası alacağı, boşanmanın fer’isi değildir.

Bu ayrım önemlidir. Nafaka, TMK m. 174 kapsamındaki tazminat veya velayet taleplerinden farklı olarak düğün altınlarının iadesi parasal değeri bulunan bağımsız bir malvarlığı talebidir.

Ziynet alacağı boşanma davasıyla aynı dilekçede ileri sürülmüş olsa bile ayrı dava niteliğini korur ve nispi harca tabidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.01.2019 tarihli, 2018/2967 E., 2019/345 K. sayılı kararında bu husus açık şekilde ifade edilmiş; ziynet alacağı davasının boşanmanın fer’isi olmadığı ve bağımsız dava niteliğinde bulunduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2504 E., 2024/2710 K. sayılı kararında da önceki bozma kararına atıfla aynı ayrım korunmuştur. Ziynet alacağının boşanma davasının fer’isi olmadığı, nispi harca tabi bulunduğu ve boşanma talebinin sonucundan bağımsız olarak incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla; “Boşanma davam reddedilirse altın davam da otomatik reddedilir.” şeklinde bir kural bulunmamaktadır.

Altınların kime ait olduğu, kim tarafından takıldığı, bozdurulup bozdurulmadığı, eşe verilip verilmediği ve ispat yükünün kimde olduğu ise ziynet alacağı davasının kendi esasına ilişkin konulardır.

Ziynet Davası ile Mal Paylaşımı Davası Aynı Şey midir?

Ziynet alacağı belirli altın veya ziynetlerin aynen iadesi ya da bedelinin tahsiline yöneliktir. Mal rejiminin tasfiyesi ise evlilik boyunca edinilen malvarlığı değerleri üzerinden katılma alacağı, değer artış payı ve diğer mal rejimi alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.

Bu ayrım özellikle düğün altınlarının ev veya araba alınırken kullanıldığı durumlarda önem kazanır.

Altınların bir taşınmazın veya aracın edinilmesine katkı olarak kullanıldığı dosyalarda ziynet alacağı ile mal rejiminden kaynaklanan talepler arasında ilişki doğabilir. Ancak aynı ekonomik değerin iki kez tahsil edilmesine yol açılmaması gerekir.

Bu nedenle “Altınlarımı da istiyorum, evin yarısını da istiyorum” şeklindeki bir talepte hangi hukuki hakkın hangi ekonomik değere dayandığı ayrıca hesaplanmalıdır.

Aile Konutu İçin Ayrı Dava Açmak Gerekir mi?

“Aile konutuyla ilgili talep” denildiğinde tek bir dava türünden söz edilmez.

Boşanma davası devam ederken ortak konutun eşlerden birinin kullanımına bırakılması TMK m. 169 kapsamında geçici bir tedbir olarak aynı dosyada değerlendirilebilir.

Buna karşılık aile konutunun malik eş tarafından diğer eşin açık rızası olmadan üçüncü kişiye satılması hâlinde ortaya çıkan tapu iptali ve tescil talebi, yalnız boşanma dosyasında “Evi geri istiyorum” denilerek çözülebilecek bir talep değildir.

Taşınmazı satın alan üçüncü kişinin de hukuki durumu söz konusu olduğundan ayrı bir tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir.

Aynı şekilde aile konutu şerhi, aile konutunun geçici olarak bir eşe tahsis edilmesi ve satılmış aile konutunun tapusunun iptali birbirinden farklı işlemlerdir.

Aile konutunun eşin rızası olmadan satılması, tapuda şerh bulunmamasının sonucu ve tapu iptal davasının şartları “Eşim Evi Benden Habersiz Satabilir mi? Aile Konutu Şerhi Yoksa Satış İptal Edilir mi?” başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Eşim Evi Mal Kaçırmak İçin Sattıysa Boşanma Davasında Satışı İptal Ettirebilir miyim?

Her mal kaçırma iddiası aile konutu davası değildir ve her üçüncü kişiye yapılan satış da yalnız boşanma mahkemesinin vereceği boşanma kararıyla ortadan kalkmaz.

Satılan mal aile konutuysa TMK m. 194 kapsamında açık rıza meselesi gündeme gelebilir.

Satılan taşınmaz aile konutu değilse, mal rejiminin tasfiyesi bakımından eşin yaptığı devirlerin TMK m. 229 kapsamında hesaba eklenecek değer oluşturup oluşturmadığı veya belirli şartlarda üçüncü kişiye yönelinebilip yönelinemeyeceği ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, 2024/3162 E., 2024/7885 K. sayılı kararında da eş tarafından üçüncü kişi adına geçirilen malvarlığı bakımından TMK m. 241 kapsamında üçüncü kişinin sorumluluğunun şartları değerlendirilmiştir. Daire, önce borçlu eşe karşı mal rejimi alacağının belirlenmesi gerektiğini, üçüncü kişinin sorumluluğunun ise bunun sonucuna göre inceleneceğini kabul etmiştir.

Bu nedenle boşanma davasında; “Eşim bütün malları başkalarına verdi, hepsinin tapusunu iptal edin.” şeklinde tek bir genel talep üzerinden bütün malvarlığı uyuşmazlıklarının çözülmesi mümkün değildir.

Aile konutu, mal rejimi alacağı, muvazaa iddiası ve üçüncü kişinin sorumluluğu hangi hukuki sebebe dayanıyorsa o çerçevede ayrıca kurulmalıdır.

Boşanma Davası Devam Ederken Yeni Bir Boşanma Davası Açılabilir mi?

Boşanma davasının açıldığı tarihten sonra meydana gelen yeni olaylar, ilk davada kendiliğinden dava sebebi hâline gelmez.

Örneğin ilk dava açıldıktan aylar sonra yeni bir şiddet olayı yaşanabilir, eşin daha sonra gerçekleşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı ortaya çıkabilir veya bağımsız bir boşanma sebebi oluşabilir.

Bu yeni olayların hukuki önem taşıdığı durumlarda yeni bir boşanma davası açılması ve davaların bağlantı nedeniyle birleştirilmesi gündeme gelebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2024/1094 E., 2024/1437 K. sayılı kararında kadın tarafından açılmış boşanma davası devam ederken erkeğin de başka bir boşanma davası açtığı uyuşmazlık incelenmiştir. Daire, taraflar arasındaki bağlantılı boşanma davalarının birlikte görülmesi, bütün kusurlu davranışların birlikte değerlendirilmesi ve tazminat ile yoksulluk nafakası konusunda taraflar yönünden tek bir kusur dengesi kurulması gerektiğini kabul etmiştir.

Bu nedenle aynı evlilik devam ederken açılmış birden fazla boşanma dosyasında kusurların birbirinden kopuk şekilde ayrı ayrı değerlendirilmesi doğru değildir.

Ancak her yeni tartışmada yeni dava açılması da gerekli değildir. Yeni olayın boşanma bakımından önemi, mevcut davanın kapsamı ve yeni dava açılmasının yargılamaya sağlayacağı hukuki yarar birlikte değerlendirilmelidir.

Boşanma Davası Devam Ederken Zina Öğrenilirse Yeni Dava Açılabilir mi?

Devam eden dava örneğin yalnız evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanıyorsa, sonradan öğrenilen veya dava açıldıktan sonra gerçekleşen zina iddiasının ayrıca dava konusu yapılması gündeme gelebilir.

Zina, TMK m. 161’de özel boşanma nedeni olarak düzenlenmiş olup dava süresi, af, ispat ve mal rejimine etkisi kendi şartları içerisinde değerlendirilir.

Burada önemli olan, ilk boşanma davasının açılmış olmasının eşler arasında bundan sonra meydana gelecek bütün olayları otomatik olarak aynı dosyanın konusu hâline getirmemesidir.

Yeni dava açılırsa bağlantılı dosyaların birlikte görülmesi ve kusurun bir bütün hâlinde belirlenmesi gerekebilir.

Boşanma Davasında İleri Sürmeyi Unuttuğum Her Talebi Sonradan Ayrı Dava Açıp İsteyebilir miyim?

Bu sorunun cevabı talebin türüne göre değişir.

Mal rejimi ve ziynet gibi zaten bağımsız dava konusu olan haklar kendi süre ve şartları içerisinde ayrıca ileri sürülebilir.

Ancak boşanmanın mali sonuçlarından olan yoksulluk nafakası ile TMK m. 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat bakımından özel kurallar bulunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Bu nedenle boşanma davasında hiç istenmemiş bir yoksulluk nafakası veya boşanmaya bağlı tazminatın sonradan istenmesinin mümkün olması, süresiz şekilde beklenebileceği anlamına gelmez.

Ayrıca boşanma davasında bu konuda daha önce kesin hüküm kurulmuşsa durum farklıdır.

Örneğin tazminat talebi mahkeme tarafından esastan reddedilmiş ve karar kesinleşmişse, aynı talep yeniden açılacak başka bir davayla tekrar ileri sürülemez.

Aynı şekilde eş açıkça tazminat veya nafaka hakkından feragat etmişse bunun sonucu, “Dava sırasında istemedim” durumundan farklıdır.

Boşanma Kesinleştikten Sonra Nafaka İlk Defa İstenebilir mi?

Boşanma davasında yoksulluk nafakası hiç talep edilmemişse, TMK m. 178’deki bir yıllık süre gözetilerek sonradan ayrı dava açılması mümkündür.

Ancak bunun için TMK m. 175’teki şartların bulunması gerekir. Talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olması ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması aranır.

Buna karşılık çocuk için iştirak nafakası farklıdır.

Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü ebeveynler arasındaki mali hesaplaşmadan ibaret değildir. Çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin mali gücü değiştikçe iştirak nafakası daha sonra talep edilebilir veya mevcut nafakanın artırılması istenebilir.

Bu nedenle TMK m. 178’deki bir yıllık süreyi bütün nafaka türlerine uygulanan genel bir “nafaka dava süresi” olarak görmek doğru değildir.

Boşanma Kesinleştikten Sonra Tazminat İstenebilir mi?

TMK m. 174 kapsamındaki boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat dava sırasında istenmemişse, şartları varsa boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı dava ile talep edilebilir.

Ancak burada da TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımı süresi önemlidir.

Bir yıllık süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.

Bu imkân, boşanma davasında tazminat talep edilmiş ve reddedilmiş kişiler için ikinci bir şans anlamına gelmez. Kesinleşmiş bir ret hükmü varsa aynı talep yeniden dava konusu yapılamaz.

Bu nedenle boşanma davası hazırlanırken; “Şimdi tazminatı hiç istemeyeyim, yıllar sonra ayrıca bakarım.” şeklinde hareket etmek ciddi hak kaybına yol açabilir.

Velayet Kararı Boşanmadan Sonra Değiştirilebilir mi?

Boşanma kararında velayetin bir ebeveyne verilmiş olması, bu kararın çocuk ergin oluncaya kadar hiçbir koşulda değişmeyeceği anlamına gelmez.

Velayet kararından sonra çocuğun yaşam koşullarında veya ebeveynlerin durumunda esaslı değişiklik meydana gelirse velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.

Aynı şekilde çocukla kurulan kişisel ilişkinin gün ve saatleri de değişen koşullara göre daha sonra yeniden düzenlenebilir.

Bunlar eski boşanma davasının yeniden açılması değildir. Boşanmadan sonra meydana gelen yeni şartlara dayalı bağımsız aile hukuku uyuşmazlıklarıdır.

Bu nedenle boşanma sırasında velayet ve kişisel ilişkinin aynı dosyada karara bağlanması ile yıllar sonra velayet veya görüş düzeninin değiştirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır.

Boşanmadan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir mi?

Mal rejiminin tasfiyesi çoğu zaman zaten boşanma kesinleştikten sonra esastan karara bağlanır.

Bu nedenle boşanma kararında ev ve araba hakkında herhangi bir hüküm bulunmaması; “Artık mal paylaşımı hakkımı kaybettim.” anlamına gelmez.

Mal rejiminden kaynaklanan alacakların zamanaşımı ve hesaplama kuralları ayrıca değerlendirilir.

Ancak özellikle mal kaçırma, üçüncü kişilere devir veya taşınmazların el değiştirmesi riski bulunuyorsa boşanmanın kesinleşmesini bekleyip hiçbir hukuki önlem almamak her dosyada güvenli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, 2024/1259 E., 2024/8910 K. sayılı kararında da mal rejimi davasının boşanma sürerken açılabileceği; bu durumda boşanmanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Boşanmadan Sonra Başka Hangi Davalar Açılabilir?

Boşanmanın kesinleşmesi, eski eşler veya çocuklar bakımından bundan sonra hiçbir aile hukuku uyuşmazlığı çıkmayacağı anlamına gelmez.

Değişen koşullara göre velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, iştirak veya yoksulluk nafakasının artırılması, azaltılması ya da kaldırılması gündeme gelebilir.

Mal rejiminin tasfiyesi ve daha önce ileri sürülmemiş ziynet alacağı talepleri kendi hukuki şartları içerisinde ayrıca dava konusu olabilir.

Boşanan kadının yeniden evlenmesi bakımından kanunda öngörülen 300 günlük bekleme süresinin kaldırılması ise klasik anlamda eski eşe karşı açılmış bir alacak veya boşanma davası değildir. HMK m. 382 gereğince çekişmesiz yargı işi niteliğindedir.

Dolayısıyla “boşanmadan sonra açılan davalar” tek bir dava grubunu ifade etmez. Her talebin hukuki sebebi, tarafları, süresi ve görevli mahkemesi ayrıca belirlenmelidir.

Hangi Talepler İçin Ayrıca Harç Ödenir?

Boşanma davasında en önemli ayrımlardan biri de harç bakımındandır.

Boşanmanın fer’isi niteliğindeki yoksulluk ve iştirak nafakası ile TMK m. 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat talepleri, boşanma davası içerisinde ileri sürüldüklerinde bağımsız alacak davasındaki gibi ayrıca nispi harca tabi tutulmaz.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki düzenlemesi de boşanmanın doğal sonuçları içerisinde değerlendirilir.

Buna karşılık ziynet alacağı, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan parasal alacaklar ve boşanmanın fer’isi olmayan diğer malvarlığı talepleri bağımsız dava niteliğindedir ve talebin niteliğine göre ayrıca harçlandırılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.01.2019 tarihli, 2018/2967 E., 2019/345 K. sayılı kararında ziynet alacağı davasının boşanmanın fer’isi olmadığı açıkça kabul edilmiş ve ziynet miktarı üzerinden nispi vekâlet ücreti değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2504 E., 2024/2710 K. sayılı kararında da ziynet alacağının nispi harca tabi bağımsız talep olduğu bir kez daha vurgulanmıştır.

Bu nedenle bir talebin boşanma dilekçesinin içerisinde yazılması, o talebi otomatik olarak “harçsız boşanma talebi” hâline getirmez.

Talebin hukuki niteliği belirleyicidir.

Boşanma Dilekçesinde Ayrı Dava Gerektiren Talebi Yazarsam Ne Olur?

Dilekçede bağımsız bir alacak ileri sürülmüş olması bazı durumlarda mahkemenin bu talep bakımından harç tamamlatmasına, ayırma kararı vermesine veya usulüne uygun ayrı dava oluşturulmasına yönelik işlem yapılmasına neden olabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.07.2024 tarihli, 2024/4471 E., 2024/5246 K. sayılı kararına konu olayda boşanma dosyasında düğün ve ev eşyaları karşılığı ileri sürülen maddi talebin boşanmanın eki niteliğinde olmadığı kabul edilmiş ve bu talep boşanma dosyasından tefrik edilmiştir.

Bu nedenle dava dilekçesinde bütün ekonomik uyuşmazlıkların tek bir “maddi tazminat” başlığı altına toplanması doğru değildir.

Örneğin; “Evlilik yüzünden mevcut ve beklenen menfaatlerim zarar gördü.” iddiasına dayalı TMK m. 174 maddi tazminatı ile; “Eşime verdiğim 300.000 TL borcu geri istiyorum.” talebi hukuken aynı değildir.

Birincisi boşanmanın fer’isi olabilir; ikincisi bağımsız alacak niteliğindedir.

Boşanma Davasıyla Birlikte Açılan Ayrı Davalar Birleştirilebilir mi?

Ayrı dava niteliğinde olmak, iki dosyanın hiçbir zaman birlikte yürütülemeyeceği anlamına gelmez.

Hukuki veya fiilî bağlantı bulunması hâlinde HMK m. 166 kapsamında davaların birleştirilmesi gündeme gelebilir. Ancak birleşme gerçekleşse dahi her talebin hukuki niteliği ortadan kalkmaz.

Örneğin ziynet alacağı ile boşanma davası aynı mahkemede birlikte yürütülebilir. Buna rağmen ziynet alacağı boşanmanın fer’isi hâline gelmez; bağımsız dava niteliğini ve buna bağlı harç ile yargılama gideri sonuçlarını korur.

Aynı şekilde birden fazla boşanma davası açılmışsa bunların bağlantı nedeniyle birleştirilmesi gerekebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2024/1094 E., 2024/1437 K. sayılı kararında da eşlerin ayrı ayrı açtığı bağlantılı boşanma davalarının birleştirilmesi ve bütün kusurların birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle “Dosyalar birleşti, artık hepsi tek dava oldu” şeklindeki yaklaşım hukuken eksiktir. Birleştirme, bağımsız taleplerin hukuki karakterini ortadan kaldırmaz.

Boşanma Davasında Aynı Dosyada İstenenler ve Ayrı Dava Gerektirenler Nasıl Ayırt Edilir?

En kolay ayrım, talebin doğrudan boşanma kararının sonucu olup olmadığına bakılarak yapılabilir.

Eşin boşanma sonrası geçimi için yoksulluk nafakası, boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat, ortak çocuğun velayeti ve çocukla kişisel ilişki boşanma hükmünün sonuçlarıdır.

Buna karşılık düğün altınının kime ait olduğu, evlilikte alınan ev nedeniyle ne kadar katılma alacağı doğduğu veya eşe verilen borç paranın geri ödenip ödenmeyeceği boşanma kararı verilmiş olmasının ötesinde ayrıca bir malvarlığı hesabı gerektirir.

Aile konutu ise talebin niteliğine göre her iki grupta da karşımıza çıkabilir. Dava devam ederken konutta kimin kalacağı aynı dosyada geçici tedbir olabilirken, rızasız satış nedeniyle üçüncü kişiye karşı tapu iptal ve tescil ayrı dava gerektirebilir.

Bu nedenle aynı kelimenin kullanılması dahi her zaman aynı dava türünü ifade etmez.

Sık Sorulan Sorular

Boşanma davasında nafaka ve tazminatı aynı anda isteyebilir miyim?

Şartları varsa nafaka ile TMK m. 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat aynı boşanma dosyasında istenebilir. Bunların her biri için ayrıca bağımsız dava açılması gerekmez.

Nafaka istemek için karşı boşanma davası açmam gerekir mi?

Boşanmanın fer’isi niteliğindeki nafaka taleplerini ileri sürebilmek için sırf bu nedenle karşı boşanma davası açılması şart değildir. Karşı dava, kişinin kendisinin de boşanma kararı verilmesini talep etmesi bakımından ayrı değerlendirilir.

Evlilikte alınan evin yarısını boşanma dilekçesinde isteyebilir miyim?

Mal rejiminden kaynaklanan haklar boşanma dosyasında otomatik olarak paylaştırılmaz. Katılma alacağı ve değer artış payı gibi talepler mal rejiminin tasfiyesi kapsamında ayrıca ileri sürülmelidir.

Mal paylaşımı davası için boşanmanın kesinleşmesini beklemem gerekir mi?

Dava boşanma devam ederken açılabilir. Ancak tasfiyenin esası hakkında karar verilebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi gerekir. Yargıtay, devam eden boşanma davasının mal rejimi dosyasında bekletici mesele yapılmasını kabul etmektedir.

Düğün altınlarını boşanma davasında isteyebilir miyim?

Aynı dönemde talep edilebilir; ancak ziynet alacağı boşanmanın fer’isi değildir. Bağımsız dava niteliğindedir ve nispi harca tabidir.

Boşanma davam reddedilirse ziynet davam da reddedilir mi?

Hayır. Ziynet alacağı boşanmanın fer’isi olmadığı için boşanmanın reddedilmesi ziynet talebinin kendiliğinden reddedilmesini gerektirmez.

Eşim aile konutunu sattıysa boşanma davasında tapuyu geri alabilir miyim?

Rızasız aile konutu satışı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığı doğurabilir. Üçüncü kişinin de hukuki durumu söz konusu olduğundan bu talep yalnız boşanmanın fer’isi olarak değerlendirilmez.

Boşanma davası sürerken eşim tekrar kusurlu davranırsa ne olur?

Dava açıldıktan sonra gerçekleşen yeni olayların ağırlığına göre yeni bir boşanma davası açılması ve bağlantılı davaların birleştirilmesi gündeme gelebilir.

Boşanma sırasında tazminat istemediysem sonradan isteyebilir miyim?

Şartları varsa mümkündür; ancak TMK m. 178 uyarınca boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Önceden feragat edilmiş veya kesin hükümle reddedilmiş talepler ayrıca değerlendirilir.

Boşanırken yoksulluk nafakası istemediysem sonradan isteyebilir miyim?

Şartları bulunuyorsa ve TMK m. 178’deki bir yıllık süre geçirilmemişse ayrıca dava açılması gündeme gelebilir.

Çocuk için nafaka istemeyi unuttuysam bir yıl sonra isteyemez miyim?

Çocuk için iştirak nafakası, boşanan eşin kendi yoksulluk nafakasından farklıdır. Çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin mali gücü kapsamında daha sonra da iştirak nafakası talep edilebilir. TMK m. 178’deki bir yıllık süre bütün nafaka türlerine uygulanan genel bir süre değildir.

Velayet kararı boşanmadan sonra değiştirilebilir mi?

Çocuğun üstün yararını etkileyen önemli değişiklikler meydana gelirse velayetin değiştirilmesi ayrı dava ile istenebilir.

Bütün talepleri aynı boşanma dilekçesine yazmak daha mı güvenlidir?

Hayır. Talebin dilekçeye yazılması onun hukuki niteliğini değiştirmez. Bağımsız dava ve ayrıca harç gerektiren bir talebin boşanmanın fer’isiymiş gibi yazılması usul sorunlarına ve hak kaybına yol açabilir.

Kaynakça

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169 – Boşanma ve ayrılık davası süresince eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174 – Boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175-176 – Yoksulluk nafakası ve nafakanın ödenme biçimi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 178 – Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin dava haklarında bir yıllık zamanaşımı.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182 – Boşanmada çocuklar, velayet, kişisel ilişki ve çocuğun giderlerine katılma.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 – Aile konutu üzerindeki tasarruflar.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 225 – Mal rejiminin sona ermesi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 229 ve m. 241 – Mal rejiminde eklenecek değerler ve üçüncü kişilere karşı dava imkânı.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165-167 – Bekletici sorun, davaların birleştirilmesi ve ayrılması.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 – Çekişmesiz yargı işleri.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2024, 2024/1259 E., 2024/8910 K. – Boşanma davası devam ederken açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında boşanmanın bekletici mesele yapılması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/1897 E., 2024/3324 K. – Mal rejiminin tasfiyesinin görülebilirlik koşulu ve devam eden boşanma davasının sonucu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.10.2024, 2024/3162 E., 2024/7885 K. – Mal rejiminden kaynaklanan alacakta üçüncü kişinin TMK m. 241 kapsamında sorumluluğu ve bekletici mesele.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.07.2024, 2024/4471 E., 2024/5246 K. – Boşanmanın fer’isi olmayan parasal talebin boşanma dosyasından ayrılması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/2504 E., 2024/2710 K. – Ziynet alacağının boşanmanın fer’isi olmaması, nispi harca tabi bağımsız dava niteliği ve mal rejimi talebinin boşanmadan ayrı değerlendirilmesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.01.2019, 2018/2967 E., 2019/345 K. – Ziynet alacağı davasının bağımsız dava olması ve nispi vekâlet ücreti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.02.2024, 2024/1094 E., 2024/1437 K. – Aynı evlilik içerisinde açılan bağlantılı boşanma davalarının birleştirilmesi ve kusurların birlikte değerlendirilmesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.04.2024, 2022/10852 E., 2024/2771 K. – TMK m. 174 kapsamındaki tazminat taleplerinin boşanmanın fer’isi olması ve karşı dava ayrımı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 31.10.2023, 2023/2378 E., 2023/4984 K. – Boşanmanın fer’isi olmayan maddi taleplerin ayrıca harçlandırılması.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.03.2022, 2019/107 E., 2022/318 K. – TMK m. 169 kapsamındaki geçici tedbirlerin re’sen değerlendirilmesi.

5/5 - (2 votes)
İlginizi çekebilir:  Babalık Davasında Mahkeme Masrafları: DNA, Adli Tıp ve Feth-i Kabir Ücretleri

Yorum yapın