Eşimden Boşanmak İstiyorum Ama Delilim Yok: Nasıl Boşanabilirim?

📅 11 Kasım 2017 🔄 Son güncelleme: 29 Ağustos 2026

Çekişmeli boşanma davasında eşinin kusurunu kanıtlayamayan kişi, yalnızca “Bu evliliği sürdürmek istemiyorum” diyerek boşanma kararı alamaz. Eş boşanmayı kabul etmiyorsa dayanılan boşanma sebebinin ve bu sebebi oluşturan olayların mahkemede ispatlanması gerekir.

Boşanma sebebini ispatlayamamak, kişinin ömür boyu evli kalacağı anlamına gelmez. Taraflar anlaşabiliyorsa kusur delili sunulmadan anlaşmalı boşanabilir. Anlaşma sağlanamıyorsa ilk davadan sonra meydana gelen yeni olaylara dayanılabilir. Yeni bir boşanma olayı da bulunmuyorsa reddedilen veya feragat nedeniyle reddedilmiş boşanma davasından sonra Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki bir yıllık fiilî ayrılık yolu kullanılabilir.

Bir yıllık yol boşanmayı mümkün hâle getirse de ilk davayı açan kişinin tamamen kusurlu kabul edilmesi, karşı tarafa tazminat ve yoksulluk nafakası ödemesi gibi önemli sonuçlar doğurabilir.

Boşanma Davasında Delil Yoksa Dava Reddedilir mi?

Çekişmeli boşanma davasında davacı, boşanma talebini dayandırdığı olayları ispatlamakla yükümlüdür. Eşin hakaret ettiği, şiddet uyguladığı, sadakatsiz davrandığı veya evlilik yükümlülüklerini yerine getirmediği ileri sürülebilir. Davalı bu olayları kabul etmiyorsa mahkemenin bunların gerçekten yaşandığına kanaat getirmesini sağlayacak deliller bulunmalıdır.

“Delilim yok” denildiğinde çoğu zaman mesaj, görüntü veya resmî belge bulunmadığı anlatılmaktadır. Oysa tanık anlatımı da delildir. Olayı bizzat gören veya duyan tanıkların yanında banka kayıtları, sağlık ve kolluk belgeleri, başka dava dosyaları ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş dijital veriler kullanılabilir. Bu sebeple boşanma davasında hangi delillerin kullanılabileceği değerlendirilmeden dosyanın gerçekten delilsiz olduğu kabul edilmemelidir.

İleri sürülen olayları destekleyen hiçbir delil bulunmuyor ve karşı taraf da boşanmayı kabul etmiyorsa dava reddedilebilir. Mahkeme davacının ileri sürmediği olayları kendiliğinden araştırarak ona boşanma sebebi yaratmaz.

Delil Olmadan Anlaşmalı Boşanma Yapılabilir mi?

Eşler boşanma ile nafaka, tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki ve diğer mali sonuçlarda anlaşabiliyorsa kusur delili sunulmadan anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir.

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların boşanma iradelerini hâkim huzurunda açıklamaları ve hazırlanan protokolün hâkim tarafından uygun bulunması gerekir. Eşlerden biri boşanmayı veya protokoldeki şartları kabul etmiyorsa anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

Taraflardan biri anlaşmalı boşanma iradesinden karar kesinleşmeden dönerse davaya anlaşmalı boşanma olarak devam edilmesi de mümkün olmaz. Dosyanın çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülebilmesi için dayanılan olayların usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi ve ispatlanması gerekir.

Eşim Boşanmayı Kabul Etmiyor ve Benim de Delilim Yoksa Ne Yapabilirim?

İspatlanabilecek bir boşanma sebebi bulunmadığında üç ihtimal gündeme gelir. Taraflar sonradan anlaşarak anlaşmalı boşanabilir. İlk davadan sonra yeni bir boşanma olayı meydana gelirse bu olaya dayanılarak yeni dava açılabilir. Yeni bir olay da yaşanmazsa reddedilen ilk davadan sonra bir yıllık fiilî ayrılık süresinin dolması beklenebilir.

İlk davadan sonra meydana gelen şiddet, hakaret, sadakatsizlik veya ekonomik baskı yeni bir boşanma davasına dayanak olabilir. Böyle bir olay varsa Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki bir yıllık sürenin beklenmesi gerekmez. Yeni dava, önceki dosyada karara bağlanan olaylara değil sonradan meydana gelen vakıalara dayanır.

Yeni bir olay bulunmadığında yalnızca ayrı yaşamak yeterli değildir. Fiilî ayrılığa dayalı özel boşanma yolunun kullanılabilmesi için önceden açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davası bulunmalıdır.

Boşanma Davası Açıp Hemen Feragat Edersem 1 Yıl Sonra Boşanabilir miyim?

Uygulamada boşanma sebebini kanıtlayamayacağını düşünen bazı kişiler, davanın uzun süre görülüp reddedilmesini beklemek yerine boşanma davası açtıktan kısa süre sonra feragat etmektedir. Feragat üzerine dava reddedilir. Ortak hayat daha sonra yeniden kurulmazsa bu dava, bir yıllık sürenin ardından açılacak fiilî ayrılık davasına dayanak oluşturabilir.

Feragat, sıradan bir dosya kapatma işlemi değildir. Davacı, davasının sonucundan vazgeçmiş olur ve feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat için davalının onayı aranmaz. Feragat eden taraf yargılama giderleri ve şartları varsa karşı vekâlet ücretiyle de karşılaşabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.03.2011 tarihli, 2011/4482 E., 2011/5579 K. sayılı kararında, boşanma davasından feragatin mahkemeye ulaştığı tarihte kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurduğu ve fiilî ayrılık süresinin feragat tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kararın verildiği dönemde kanundaki bekleme süresi üç yıl olmakla birlikte feragatin süre başlangıcına ilişkin etkisi güncel bir yıllık düzenleme bakımından da önem taşımaktadır.

Dava açıp feragat etmek, bir yıl sonra hiçbir mali sonuçla karşılaşmadan boşanmayı sağlayan risksiz bir yöntem değildir. Feragat eden eşin önceki olaylara yeniden dayanma imkânı ortadan kalkabilir. İlk davayı açarak fiilî ayrılığı başlatmış sayılması, ikinci davadaki kusur ile nafaka ve tazminat değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir.

İlginizi çekebilir:  Gizli Alınan Ses Kaydı Mahkemede Delil Olur mu? Hangi Durumlarda Kullanılabilir?

Dava Dilekçesinin Davalıya Tebliğ Edilmeden Feragat Edilmesi Mümkün müdür?

Boşanma davasından feragat edilebilmesi için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiş olması gerekmez. Dava adliyede veya UYAP üzerinden açılıp esas numarası aldıktan sonra davacı aynı gün, hatta birkaç saat içinde kayıtsız ve şartsız feragat dilekçesi sunabilir.

Feragat, davalının kabulüne bağlı değildir. Davalının davadan haberdar olmaması da feragatin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme daha sonra feragat nedeniyle davanın reddine karar verir.

Bununla birlikte ilk dosyada yalnız dava ve feragat dilekçelerinin bulunması yeterli görülmemelidir. Mahkemenin feragat nedeniyle ret hükmü kurması, gerekçeli kararın hazırlanması ve dosyanın şeklen tamamlanması gerekir. Ret hükmünün davalıya tebliği, feragat beyanının geçerlilik koşulu değildir; ancak kararın usulen kesinleştirilmesi ve sonraki fiilî ayrılık davasında dayanak dosyanın tereddütsüz kullanılabilmesi bakımından önem taşır.

İkinci dava açılırken ilk dosyanın feragat dilekçesi, feragat nedeniyle verilen ret kararı ve kesinleşme bilgisi dosyaya getirtilir. İlk mahkeme kararının şeklen kesinleşme işlemleri tamamlanmamışsa ikinci davada sürenin başlangıcı ve dayanak davanın hukuki durumu tartışmalı hâle gelebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.03.2011 tarihli, 2011/4482 E., 2011/5579 K. sayılı kararında feragatin mahkemeye ulaştığı anda kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu kabul edilmiştir. Bu yaklaşım karşısında davalının dava dilekçesini daha sonra öğrenmesi, feragatin meydana geldiği tarihi değiştirmez.

Davadan Feragat Etmek ile Davayı Geri Almak Aynı Şey midir?

Feragat ile davanın geri alınması birbirinden farklıdır. Feragat için karşı tarafın onayı aranmaz ve feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Davanın geri alınabilmesi ise davalının açık rızasına bağlıdır.

Geri alınan dava, feragatle reddedilen dava gibi kesin hüküm oluşturmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesi daha önce açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davası aradığı için fiilî ayrılık süresini başlatma bakımından feragat ile davanın geri alınması aynı sonucu doğurmaz.

Duruşmada yalnızca “Davamdan vazgeçiyorum” denilmesi de her zaman açık bir feragat sayılmayabilir. Beyanın davadan feragat mi, davayı geri alma talebi mi yoksa yalnızca anlaşmalı boşanma iradesinden dönme mi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Her bir işlemin yeniden dava açma ve bir yıllık süre bakımından sonucu farklıdır.

Reddedilen veya Feragat Edilen Davadan Sonra 1 Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesine göre herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış dava reddedilmiş, bu karar kesinleşmiş ve kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl geçtiği hâlde ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Eşlerden birinin açacağı yeni dava üzerine boşanmaya karar verilir.

Bir yıllık süre, eşlerin ayrı evlerde yaşamaya başladıkları tarihten itibaren hesaplanmaz. Esas alınan tarih, önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarihtir. Ret kararına karşı istinaf veya temyiz incelemesi devam ediyorsa süre henüz başlamamıştır.

Feragatte ise Yargıtay, feragatin mahkemeye ulaştığı anda kesin hüküm gibi sonuç doğurmasını dikkate alarak süreyi feragat tarihinden başlatmaktadır. Mahkemenin daha sonra feragat nedeniyle ret kararı vermesi, feragatin doğurduğu sonucu daha sonraki karar tarihine taşımaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.04.2017 tarihli, 2015/26708 E., 2017/4411 K. sayılı kararında ilk feragatten sonra ortak hayatın yeniden kurulması ve daha sonra açılan başka bir boşanma davasından tekrar feragat edilmesi değerlendirilmiştir. Daire, o dönemde geçerli olan sürenin son feragat tarihine göre hesaplanması gerektiğini ve bu süre dolmadan açılan fiilî ayrılık davasının kabul edilemeyeceğini benimsemiştir.

Fiilî Ayrılık Süresi Neden 3 Yıldan 1 Yıla İndirildi?

Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde daha önce üç yıllık bekleme süresi bulunuyordu. Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli, E.2023/116, K.2024/56 sayılı kararıyla üç yıllık süre iptal edildi. Mahkeme, önceki boşanma davasının zaten uzun sürebildiğini ve ret kararının kesinleşmesinden sonra ayrıca üç yıl beklenmesinin kişilere ağır bir külfet yüklediğini değerlendirdi.

7532 sayılı Kanun ile bekleme süresi bir yıla indirildi. Bir yıllık yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesinin önüne taşındı. Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli, E.2025/203, K.2026/39 sayılı kararında bir yıllık sürenin Anayasa’ya aykırı olmadığı kabul edildi.

İlginizi çekebilir:  İntihara Teşebbüs Boşanma Sebebi midir?

İnternette hâlâ yer alan “Boşanma davası reddedildikten sonra üç yıl beklenir” açıklamaları güncel değildir. Mevcut bekleme süresi bir yıldır.

1 Yıl Geçince Kendiliğinden Boşanmış Sayılır mıyım?

Bir yılın dolması evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Tarafların nüfus kaydı otomatik olarak değişmez ve eşler fiilen ayrı yaşadıkları için boşanmış sayılmaz.

Bir yıllık sürenin sonunda yeniden boşanma davası açılmalıdır. Bu davada önceki boşanma dosyası, ret veya feragat kararı, sürenin başlangıcı ve ortak hayatın yeniden kurulamadığı ortaya konulur.

İkinci davayı mutlaka ilk davayı açan eşin açması gerekmez. Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesi şartların gerçekleşmesi hâlinde her iki eşe de dava hakkı tanımaktadır. İlk davanın davalısı da bir yıllık sürenin sonunda fiilî ayrılık nedeniyle boşanmayı isteyebilir.

Dava Açıp Feragat Eden Eş Tam Kusurlu Sayılır mı?

İlk davayı açan veya davasından feragat eden kişinin ikinci davada otomatik olarak tamamen kusurlu sayılacağı yönünde değişmez bir kural yoktur. İlk davanın neden reddedildiği, feragatin etkisi ve fiilî ayrılık döneminde meydana gelen yeni olaylar birlikte değerlendirilir.

Bununla birlikte ilk davayı açarak ayrılığı başlatan eş açısından ciddi bir tam kusur riski vardır. Feragat nedeniyle karşı tarafa önceki olaylardan kusur yüklenemiyor ve ayrılık döneminde onun yeni bir kusuru da kanıtlanamıyorsa ilk davacı boşanma sebebini yaratan taraf kabul edilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.06.2018 tarihli, 2016/20082 E., 2018/7522 K. sayılı kararında, retle sonuçlanan ilk boşanma davasını açan, sonrasında ortak hayatın yeniden kurulamadığı ve fiilî ayrılık döneminde diğer eşin yeni bir kusurunun kanıtlanamadığı uyuşmazlıkta davacı erkek tamamen kusurlu bulunmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli, 2019/1778 E., 2019/7113 K. sayılı kararında ise ilk boşanma davasını açıp feragat eden erkek fiilî ayrılığı başlatan taraf olarak değerlendirilmiştir. Feragat nedeniyle kadına önceki olaylardan kusur yüklenememiş, fiilî ayrılık döneminde de kadının yeni bir kusuru kanıtlanamamıştır. Davacı erkek tamamen kusurlu bulunurken kadın lehine maddi tazminat ve yoksulluk nafakası koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.

Dava açıp birkaç saat sonra feragat edilmesi de bu riski ortadan kaldırmaz. Dava dilekçesinin davalıya hiç tebliğ edilmemiş olması, ilk davayı kimin açtığı ve fiilî ayrılığı hangi tarafın başlattığı yönündeki değerlendirmeyi kendiliğinden değiştirmez.

Kusurum Eşimden Daha Fazla Bulundu ve Davam Reddedildi: Nasıl Boşanabilirim?

Davacının daha ağır kusurlu bulunması, boşanma davasının her durumda reddedileceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 166/2. maddesine göre davacının kusuru daha ağırsa davalı eşin boşanmaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Davacının tamamen kusurlu, davalının ise kusursuz olduğu dosyalarda boşanma talebinin reddedilmesi mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.11.2025 tarihli, 2025/3047 E., 2025/9852 K. sayılı kararında, davacı erkeğin tamamen kusurlu olduğu ve davalı kadına yüklenebilecek boşanmayı gerektirir bir davranış bulunmadığı uyuşmazlıkta davanın reddedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Kusur belirlemesinin veya ret kararının hatalı olduğu düşünülüyorsa karar kesinleşmeden istinaf ve şartları varsa temyiz yoluna başvurulabilir. Ret kararı kesinleştikten sonra aynı olaylara dayanılarak yeni bir dava açılamaz.

İlk davadan sonra yeni bir boşanma olayı yaşanmışsa bir yıl beklenmeden bu olaya dayalı yeni dava açılabilir. Yeni bir olay bulunmuyorsa ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması üzerine fiilî ayrılık nedeniyle boşanma talep edilebilir.

İlk davada daha ağır veya tamamen kusurlu bulunan eşin bu davayı açmasına engel yoktur. Fiilî ayrılığa dayalı davada boşanma kararı için davacının kusursuz olması aranmaz. Önceki kusur, boşanmayı engellemese de nafaka ve tazminat bakımından önemini korur.

İlk Davada İspatlayamadığım Olayları İkinci Davada Tekrar Kullanabilir miyim?

Reddedilip kesinleşen ilk davada ileri sürülen olaylar aynı taraflar arasında açılan ikinci davada yeniden boşanma sebebi yapılamaz. İlk davada olayın ispatlanamamış olması ile daha sonra yalnızca yeni bir delil bulunması, kendiliğinden yeni bir dava hakkı doğurmaz. Aynı olayın yeniden görülmesi kesin hüküm engeliyle karşılaşabilir.

İlk davadan sonra gerçekleşen olaylar farklıdır. Ret kararından veya feragatten sonra meydana gelen şiddet, hakaret, sadakatsizlik veya diğer kusurlu davranışlar yeni boşanma davasının konusu olabilir.

İlginizi çekebilir:  Boşanma Davasını Açan Nafaka Alabilir mi? Davayı İlk Açan Eş Nafaka Hakkını Kaybeder mi?

Feragat edilen davalarda feragat tarihinden önce bilinen olaylara tekrar dayanılması da mümkün olmayabilir. Yargıtay uygulamasında feragat, feragat tarihine kadar bilinen boşanma olaylarının affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirilmektedir. Feragatten sonra meydana gelen olaylar ise ayrıca incelenir.

Bir Yıllık Sürede Barışma Denemesi Yapılırsa Ne Olur?

Kanunun aradığı şart, tarafların bir yıl boyunca hiçbir şekilde görüşmemeleri değildir. Önemli olan evlilik birliğini sürdürme iradesiyle ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığıdır.

Çocukların ihtiyaçları için görüşmek, ortak bir resmî işlemi tamamlamak, cenazeye veya düğüne birlikte katılmak ya da eşlerden birinin hastalığı sırasında kısa süreli yardımda bulunmak her durumda ortak hayatın yeniden başladığını göstermez.

Eşler barışarak yeniden aynı evde karı koca hayatı yaşamaya başlamışsa ortak hayatın kurulduğu kabul edilebilir. Bir süre birlikte yaşadıktan sonra tekrar ayrılmaları hâlinde önceki ret veya feragat tarihinden başlayan sürenin kesintisiz devam ettiği söylenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/26708 E., 2017/4411 K. sayılı kararında da ilk feragatten sonra tarafların yeniden bir araya gelmesi, önceki feragate bağlı sürenin devam etmemesi bakımından değerlendirilmiştir.

Fiilî Ayrılık Döneminde Başka Biriyle İlişki Yaşanabilir mi?

Ret kararı, feragat veya uzun süre ayrı yaşama evliliği sona erdirmez. Boşanma kararı kesinleşinceye kadar tarafların sadakat yükümlülüğü devam eder.

İlk davada kusursuz bulunan eşin ayrılık döneminde başka biriyle ilişki yaşaması ikinci davadaki kusur dengesini değiştirebilir. Aynı durum ilk davayı açan eş için de geçerlidir. “Bir yıl sonra zaten boşanacağım” düşüncesiyle yeni ilişkiye başlanması, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini doğrudan etkileyebilir.

Fiilî ayrılık döneminde ortaya çıkan yeni kusurlar boşanmayı engellemeyebilir; fakat boşanmanın mali sonuçları belirlenirken dikkate alınır.

Tam Kusurlu Eş Nafaka veya Tazminat Alabilir mi?

Fiilî ayrılık nedeniyle boşanmada kusur, boşanma kararının verilebilmesi için aranan bir şart değildir. Nafaka ve tazminat taleplerinde ise kusur önemini korur.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre maddi veya manevi tazminat isteyen eşin kusursuz ya da diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Tam kusurlu bulunan kişi kendi lehine boşanmaya bağlı tazminat alamaz. Şartları bulunuyorsa kusursuz veya daha az kusurlu eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir.

Yoksulluk nafakasında nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması aranır. Tam kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz. Buna karşılık ilk davayı açıp feragat eden ve bir yıl sonra fiilî ayrılık nedeniyle boşanan kişi, kusur durumuna göre diğer eşe yoksulluk nafakası ödemek zorunda kalabilir.

Dava açıp hemen feragat etmek yalnızca bir yıllık süreyi başlatan pratik bir işlem olarak görülmemelidir. Feragatin önceki olayları kullanma imkânına, tam kusur riskine, nafaka ve tazminata etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Bir Yıl Sonra Açılan Davada Nelerin İspatlanması Gerekir?

Fiilî ayrılığa dayalı ikinci davada ilk dosyadaki hakaret, şiddet veya sadakatsizlik olaylarının yeniden ispatlanması gerekmez. Buna karşılık Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki şartların gerçekleştiği gösterilmelidir.

Önceki boşanma davasının varlığı, bu davanın reddedildiği veya feragatle sonuçlandığı, sürenin hangi tarihte başladığı ve bir yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamadığı belirlenir. Önceki mahkeme dosyası ve kesinleşme kaydı getirtilir. Ayrı yaşamın devam ettiği adres kayıtları, taraf anlatımları ve tanık beyanlarıyla ortaya konulabilir.

Şartların gerçekleştiği kanıtlandığında hâkimin evlilik birliğinin ayrıca ne ölçüde sarsıldığını araştırması gerekmez. Kanun, ortak hayatın bir yıl boyunca yeniden kurulamaması hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul etmektedir.

Fiilî Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davası Nerede Açılır?

Dava aile mahkemesinde açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre eşlerden birinin yerleşim yerindeki veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki mahkeme yetkilidir.

Dava açılmadan önce ilk dosyanın hangi kararla sona erdiği, ret kararının kesinleşme tarihi, feragat bulunuyorsa feragat beyanının mahkemeye ulaştığı tarih, ortak hayatın daha sonra yeniden kurulup kurulmadığı ve ayrılık dönemindeki yeni kusurlu davranışlar birlikte incelenmelidir. Delil bulunamadığı için seçilen bir yol boşanmayı sağlayabilir; ancak feragat, tam kusur, nafaka ve tazminat bakımından beklenenden çok daha ağır bir sonuç doğurabilir.

5/5 - (3 votes)

Yorum yapın