
Evlilik birliği içinde zaman zaman anlaşmazlıklar ve geçimsizlikler yaşanması hayatın olağan akışı içinde karşılaşılan bir durumdur. Ancak her geçimsizlik hukuken boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen boşanma sebeplerinin bazıları, örneğin zina veya hayata kast gibi eylemler, tek bir kez gerçekleşmiş olsa dahi boşanma kararı verilmesi için yeterli görülebilmektedir. Buna karşılık diğer bazı boşanma sebeplerinde ise yalnızca belirli bir olayın varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda bu durumun evlilik birliğini taraflar açısından çekilmez hale getirip getirmediğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle boşanma sebeplerinin her biri farklı hukuki koşullar ve değerlendirme ölçütleri çerçevesinde incelenmektedir.
Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, anlaşmalı boşanma ile bir yıl süren fiili ayrılık halleri mutlak boşanma sebepleri arasında yer alır. Buna karşılık suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise nispi boşanma sebepleri olarak kabul edilir.
Hukukta Kesin Boşanma Sebebi Var mı?
Evet. Hayata kast, zina ve 1 yıllık ayrılık (fiili ayrılık) gibi sebepler kesin boşanma sebepleri arasında yer alır. Hayata kast ve zinanın tek seferlik gerçekleşmiş olması dahi yeterlidir. Bu sebeplerde, evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediği ayrıca araştırılmaz; sebeplerin varlığının delillerle ortaya konulması yeterlidir.
Zina ve hayata kasta dayalı davalarda ise yargılama sırasında özellikle hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve affetme (af) durumunun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

Öte yandan 1 yıllık ayrılık sebebine dayalı boşanmalarda da, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmiş olması halinde hakim, evlilik birliğinin çekilmez olup olmadığını ayrıca incelemeden boşanmaya karar verebilmektedir.
Yargıtay, 2. H.D. , T: 16.09.2014, E: 2014/1592, K: 2014/17457,“Zina (TMK m. 161), eşlerden birinin diğerinin hayatına kast etmesi veya pek kötü davranması ya da ağır derece onur kırıcı davranışta bulunulması (TMK.m.162) ve Türk Medeni Kanununun 164’ncü maddesinde düzenlenen terk, yasal koşullar gerçekleştiğinde başkaca hiçbir şey aranmaksızın mutlak olarak boşanmayı sağladığı için özel boşanma sebepleridir. Bu olaylar özel boşanma sebebi kabul edilmekle, evlilik birliğini derin ve onarılamaz bir şekilde sarstığı yasa koyucu tarafından baştan karine olarak kabul edilmiştir. Bu karine dolayısıyladır ki, ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığı araştırılmamakta, olayların ispatlanması halinde (af veya dava hakkı düşmedikçe) boşanmaya karar verilmektedir”
Kesin Boşanma Sebepleri Hangileridir?
Türk Medeni Kanunu’na göre kesin boşanma sebepleri sınırlı sayıda olup şunlardır:
- Zina (aldatma)
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
- Terk (kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde)
- Ortak hayatın yeniden kurulamaması (1 yıllık ayrılık)
Bu sebeplerin ortak özelliği, kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde hâkimin evlilik birliğinin ayrıca çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmasına gerek olmamasıdır. Bu yönüyle kesin boşanma sebepleri, ispat edilmesi halinde doğrudan boşanma kararı verilmesine imkân tanıyan daha güçlü hukuki dayanaklar arasında yer almaktadır.

Kesin Boşanma Sebebi Yoksa Boşanma Olmaz mı?
Hayır. Evlilik birliğini temelinden sarsan, eşleri bir çatı altında yaşayamayacak hale getiren ve Türk toplumunun genel yaşayışına göre kabul edilemez olduğu değerlendirilecek her türlü davranış boşanma sebebidir. Sebebin gerçekçi, ispatlanabilir ve ağır olması gerekir.
Örneğin, Instagram’da karşı cinsle yazışmalarının yakalanması bazı durumlarda boşanma sebebi olabilirken; nadiren banyo yapmak boşanma sebebi sayılabilirken, kısırlık boşanma sebebi değildir.
Boşanma Davasını Hızlandıran Sebepler Var mı?
Anlaşmalı boşanma olmadıkça, her boşanma sebebi yargılamaya tabidir ve hepsinin delillendirilmesi gerekir. Yargılama sürecinde dilekçe teatisi, ön inceleme duruşması gibi aşamalar zorunludur.
Ayrıca anlaşmalı boşanma da dahil olmak üzere tüm boşanma davalarında üst mahkeme yolu açıktır; anlaşmalı boşanma hariç diğer boşanma davalarında temyiz yolu da bulunmaktadır. Bu nedenle çok skandal veya çarpıcı bir olayın varlığı, yargılama süresini tek başına kısaltmaz.
Sonuç olarak, tek celsede boşanma, anlaşmalı boşanma dışında kural olarak mümkün değildir.
Maddi Olarak Avantaj Sağlayan Boşanma Sebepleri Neledir?
Zina ve hayata kast halinde boşanma davasına paralel olarak açılacak mal rejimi tasfiyesi davasında zina yapan veya hayata kast eden tarafın payı azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Ancak paylaşılacak mal veya para yoksa, bu boşanma sebeplerinin gerçekte bir artısı yoktur. Çünkü tazminat belirlenirken, esasında sosyoekonomik durum dikkate alınır. Bu nedenle zina veya hayata kast ile genel boşanma sebeplerinin tazminat ve nafaka miktarları genelde aynı çıkar.

Buna ek olarak, altın veya benzeri değerli eşyaların bağışlanması durumunda da dikkat edilmesi gerekir. Zina veya hayata kast söz konusu olduğunda, altını bağışlayan taraf bağışın iptali için bağıştan dönme davası açabilir.
Velayeti Garantileyen Bir Boşanma Sebebi Var mı?
Velayeti kesin olarak garantileyen bir boşanma sebebi yoktur, ancak bazı durumlar çocuğun kimde kalacağını etkileyebilir. Örneğin, eşin haysiyetsiz hayat sürmesi halinde velayet davacının lehine sonuçlanabilir. Ancak çocuğun yaşı büyükse, mahkeme çocuğun kendi iradesini ve hangi ebeveynle kalmak istediğini dikkate alır.
Tazminat Garantileyen Boşanma Sebebi Var mı?
Boşanma davasında tazminata hak kazanmak için belirli bir boşanma sebebine dayanma mecburiyeti yoktur. Tazminata hak kazanmak için eşinizin kusurlu olduğunu, kendinizin ise kusursuz veya hafif kusrulu olduğunuzu kanıtlamanız yeterlidir.
Tazminat belirlenmesinde en önemli unsur sosyoekonomik durumdur. Bundan sonra da kusur oranlaması ve boşanmaya neden olan olayın ağırlığı değerlendirilir.
Yani 1 ev sahibi 2 memurun zina nedeniyle boşanması ile 10 ev sahibi bir tüccarın zina nedeniyle boşanmasında çıkacak tazminat aynı değildir.
Nafaka da kusurun ağırlığı ile ilgili değil gelir surumu sosyoekonomik statü ve harcama gereksinimlerine göre değerlendirilir.
| Boşanma Sebebi / Durum | Kusur ve Etkisi | Tazminat / Nafaka Sonucu | Notlar |
|---|---|---|---|
| Kusur davaları | Davacı kusursuz, karşı taraf kusurlu | Davacı lehine tazminat verilir | Hafif kusurda sosyoekonomik durum göz önüne alınır → az tazminat, ağır kusurda çok tazminat |
| Eşit kusur | Taraflar eşit kusurlu | Tazminat verilmez | Çocuklar için nafaka verilir. Kadın asgari ücretli olup erkekasgari ücretten yüksek alıyorsa veya kadın çalışmıyorsa kadına da nafaka verilir. |
| Davacı ağır kusurlu | Davacı ağır kusurlu | Davalı ret talebinde bulunursa dava reddedilir | Ret talebi yoksa boşanma sağlanır, talep edilmişse davacı aleyhinde tazminat kararı çıkar |
| Akıl hastalığı | Akıl hastasının hareketlerinin iradi olmadığı kabul edilir | Akıl hastası aleyhinde tazminat yok | Eğer akıl hastası dava açarsa, asıl eş aleyhine tazminat talep edilebilir |
| Terk | Kanuni terk ihtarı çekilmişse bu aynı zamanda teknik olarak terk edeni af anlamına gelir | Terk eden terkten sonra kusurlu davranışta bulunmamışsa aleyhinde tazminat verilmez | Terk eden karşı dava açarsa ve kusur ıspat ederse tazminat alabilir. |
| Zina / Hayata kast | Ağır kusur-ispatı zor | Davacı lehine tazminat verilir Zina yapan kadınsa tazminat düşük çıkar | Zina dahi olsa zina yapan kadınsa dava devam ederken nafaka bağlanır dava bitince kesinilir |
| Sosyoekonomik durum | Bir araba dışında malı olmayan öğretmen asker ve polis yüksek kusurda 2026 Ocak için 1.000.000 TL tazminat hafif kusurda 500.000 TL tazminat | Çok sayıda taşınmazı olan geliri yüksek kişi için ağır kusurda 2026 ocak için 4.000.000 TL tazminat Ağır kusur genel boşanma sebebi ve zina aynı | Nafaka miktarı hakimden hakime farklılık göstermekte ve kusurla değil gelir ve harcama durumuyla ilişkilendirilmekte |
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma
Boşanma davalarında akıl hastalığı, mutlak bir boşanma sebebi sayılmaz; ancak evlilik birliğini taraflar açısından çekilmez hâle getirmişse boşanma nedeni olarak ileri sürülebilir. Yani akıl hastalığı tek başına boşanma sebebi değildir; hastalığın, ortak hayatı sürdürülemez hâle getirmesi gerekir. Aksi takdirde mahkeme boşanma kararı vermez.
Bu tür hallerde, akıl hastası tarafın hareketleri iradi olmadığından, boşanma sonucunda aleyhine tazminat hükmedilmez. Eğer akıl hastası eş, çocuğun bakımına uygun şekilde bakabiliyorsa, velayet hakkı da genellikle ona verilebilir. Öte yandan, akıl hastası eş karşı boşanma davası açarsa, bu durumda normal tazminat ve nafaka kuralları çerçevesinde dava süreci yürütülür; yani boşanma ve mali sonuçlar tarafların kusur ve davranışlarına göre değerlendirilir
Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma
Boşanma davalarında haysiyetsiz hayat sürme, mutlak boşanma sebeplerinden biri olarak kabul edilir. Bu durum, eşin evlilik birliği içinde sürekli olarak ahlaka aykırı, onur kırıcı ve toplumsal değerlere uygun olmayan davranışlar sergilemesiyle ortaya çıkar. Haysiyetsiz hayat sürme, evlilik birliğini çekilmez hâle getiren somut ve ağır bir sebep olarak değerlendirildiğinde, boşanma davası açmak mümkündür.
Böyle bir davada, mahkemeler çoğunlukla çocuğun velayetini diğer tarafa verme eğilimindedir. Çünkü haysiyetsiz davranışlar, çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimi için olumsuz bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle velayet hakkı, çoğu zaman çocuğun yararını gözeterek diğer eşe verilir.
Hayata Kast Nedeniyle Boşanma
Hayata kast nedeniyle boşanma, eşlerden birinin diğer eşin hayatına kast etmesi durumunda gündeme gelen önemli boşanma sebeplerinden biridir. Bu boşanma sebebinin varlığı için, eşlerden birinin diğerinin yaşam hakkına yönelik ciddi ve somut bir eylemde bulunmuş olması gerekir. Hayata kast nedeniyle boşanma davasında ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği değerlendirilmez.
Hayata kast, aynı zamanda mal rejimi tasfiyesinde katılma payının azaltılmasında veya tamamen kaldırılmasında rol oynayan bir boşanma sebebidir. Bu nedenle, sadece boşanma kararı verilmesi bakımından değil, boşanmanın mali sonuçları açısından da davacı eş lehine önemli avantajlar doğurabilir.
Bu boşanma sebebine dayanılabilmesi için 6 ay ve 5 yıllık hak düşürücü süreler bulunmaktadır. Buna göre, hayata kast fiilinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı düşer. Ancak ciddi ve nitelikli bir korkutma veya tehdit söz konusuysa, 6 aylık sürenin başlangıcı, tehdit veya korkutmanın ortadan kalktığı tarih olarak kabul edilir.
Hayata kast sebebine dayanarak boşanma davası açılabilmesi için, bu fiili gerçekleştiren eş hakkında ayrıca bir ceza soruşturması veya kovuşturması yürütülmesi zorunlu değildir.
Yargıtay, 8. H.D. , E: 2016/15105, K: 2018/18680 “Mahkemece, davacının müşterek çocuklarını binadan aşağı atarak öldürdüğü, TMK’nin”236/2 maddesindeki hayata kast teriminin müşterek çocuğa yapılan eylemi de kapsayacağı”gerekçesiyle, katılma alacağının tamamının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. … Mahkemece, TMK’nin 236/2″maddesindeki hayata kast teriminin müşterek çocuğa yapılan eylemi de kapsayacağından katılma alacağının tamamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de;… TMK’ nin 236/2. maddesi, her şeyden önce boşanmanın TMK’nin 162/1 maddesi gereğince gerçekleşmesi ve hayata kast eyleminin eşlerden biri tarafından diğer eşe karşı yapılması
halinde uygulanabilecektir. O halde, mahkemece usul ve yasaya uygun bulunan 17.05.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre artık değere katılma alacağına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesi hatalı olmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir”
Zina Nedeniyle Boşanma
Zina nedeniyle boşanma, mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Bu nedenle zina fiilinin ispat edilmesi hâlinde, ayrıca evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediği araştırılmaz. Ancak uygulamada zina ispatı zor olan bir boşanma sebebidir ve somut, güçlü delillerle ortaya konulması gerekir.
Zina sebebine dayanılarak boşanma davası açılabilmesi için hak düşürücü süreler bulunmaktadır. Buna göre, zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı düşer. Ayrıca zina fiilinin affedilmesi, dava hakkını ortadan kaldırır.
Öte yandan zina, yalnızca boşanma kararı bakımından değil, mal paylaşımı açısından da avantaj sağlayan bir boşanma sebebidir. Zina yapan eşin kusuru ağır kabul edildiğinden, mal rejimi tasfiyesinde davacı eş lehine sonuçlar doğurabilir.
Terk Nedeniyle Boşanma
Terk nedeniyle boşanmada, eve dön ihtarı çeken eş, ihtar öncesindeki kusurları affetmiş sayılır ve terkten sonra karşı tarafın yeni bir kusuru olmamışsa tazminat isteyemez. Buna karşılık, evi terk eden eş tamamen hak kaybına uğramaz; şartların oluşması hâlinde karşı dava açabilir, tazminat ve nafaka talebinde bulunabilir.
Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için bazı süre ve usul şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Buna göre, eşin ortak konutu terk etmesinden itibaren en az 6 ay geçmiş olmalıdır. Bu süre dolmadan dava açılamaz. Ayrıca terk eden eşe mahkeme aracılığıyla eve dön ihtarı gönderilmesi zorunludur. Bu ihtarda, eşin ortak konuta dönmesi açıkça istenir ve ihtarın tebliğinden itibaren 2 ay içinde eve dönmesi için süre tanınır.
Eve dön ihtarı gönderilirken, ihtarı çeken eşin ortak konuta dönüşü mümkün kılması, yani konutun hazır olduğunu göstermesi gerekir. Bu kapsamda uygulamada, ihtar talebinde bulunan eş tarafından gerekli yol ve dönüş masraflarının depo edilmesi istenir. Bu masraflar yatırılmadan yapılan ihtar geçerli kabul edilmez.
Bu nedenle terk nedeniyle boşanma, sadece terk olgusunun varlığıyla değil, aynı zamanda kanunda öngörülen sürelerin ve usul şartlarının eksiksiz yerine getirilmesiyle mümkün hâle gelir.
Suç İşleme Nedeniyle Boşanma
Suç işleme nedeniyle boşanma, eşlerden birinin işlediği suçun evlilik birliğini diğer eş açısından çekilmez hale getirmesi durumunda gündeme gelir. Ancak her suç boşanma sebebi değildir; işlenen suçun, evlilik birliğini ve aile düzenini doğrudan etkileyen, taraflar arasındaki güveni sarsan nitelikte olması gerekir.
Uygulamada yüz kızartıcı suçlar boşanma sebebi olarak kabul edilebilmektedir. Bu tür suçlar, eşin toplum içindeki saygınlığını zedelediği gibi, diğer eş açısından birlikte yaşamayı katlanılamaz hale getirebilir.
Buna karşılık, evlilik birliğini doğrudan etkilemeyen, hafif nitelikte veya aile hayatına yansımayan bazı suçlar tek başına boşanma sebebi olarak kabul edilmeyebilir.
Yargıtay kararlarında, eşlerden birinin işlediği ve toplum nezdinde küçük düşürücü nitelikte kabul edilen suçlar, boşanma sebebi olarak değerlendirilmektedir. Bu suçlar, evlilik birliğini çekilmez hâle getirerek diğer eşin birlikte yaşamayı sürdüremeyeceği haller yaratır. İşte Yargıtay kararlarında öne çıkan küçük düşürücü suçlar:
- Hırsızlık Suçu – Eşin hırsızlık suçu işlemesi, mahkumiyeti ile birlikte diğer eş açısından birlikte yaşamanın sürdürülemez hâle gelmesine yol açar.
- Dolandırıcılık Suçu – Ekonomik güveni sarsan bu suç, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurabilir.
- Kasten Öldürme Suçu – Yargıtay, kasten öldürme suçunu yüz kızartıcı suç olarak kabul etmiş ve boşanma nedeni saymıştır.
- Fuhuş – Evlilik birliği içinde bu tür fiillerin gerçekleştirilmesi, diğer eşin çekilmez bir yaşam sürmesine yol açar.
- Cinsel Suçlar – Cinsel saldırı, cinsel taciz veya cinsel istismar gibi suçlar, küçük düşürücü suçlar kapsamında değerlendirilir.
- Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu – Suç işleyen eşin tekrar eden uyuşturucu ticareti faaliyetleri, evlilik birliğini sürdürülemez hâle getirebilir.
- Evrakta Sahtecilik Suçu – Toplum nezdinde güveni sarsan ve suç niteliği yüksek bu eylemler, boşanma sebebidir.
- Alenen Hayasızca Hareketler (TCK 225) – Evlilik birliğini ve eşin onurunu zedeleyen davranışlar arasında sayılır.
- Müstehcenlik Suçu (TCK 226) – Evlilik birliğinin temelini sarsan yüz kızartıcı suçlardandır.
- Hileli İflas (TCK 161) – Ekonomik düzeni bozması nedeniyle boşanma sebebi olabilir.
- İhaleye Fesat Karıştırma (TCK 235) – Suçun yüz kızartıcı niteliği, boşanma talebine zemin hazırlar.
- İftira Suçu (TCK 267) – Ciddi ve yüz kızartıcı bir suç olarak boşanma nedeni olarak kabul edilir.
- Suç Uydurma Suçu (TCK 271) – Yalancı ve hukuka aykırı suç isnadı, evlilik birliğini çekilmez hâle getirebilir.
- Yalan Tanıklık Suçu (TCK 272) – Hukuki süreçleri manipüle eden bu suç, boşanma sebebi sayılır.
Bu suçların tümü, eşlerin birbirleriyle yaşamayı sürdürmesini katlanılamaz hâle getirdiğinden, Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca boşanma talebi için dayanak oluşturur.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, tarafların önceden açılmış bir boşanma davasının reddedilmesi ve kararın kesinleşmesi sonrasında gündeme gelir. Bu durumda, boşanma davası reddedildikten sonra taraflar en az 1 yıl boyunca ortak hayatı kuramazsa, fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılabilir ve boşanma sağlanabilir.
Bu süreçte, ayrılığı başlatan yani boşanma davasını açan taraf tam kusurlu kabul edilir ve talep edilmesi hâlinde aleyhine tazminata hükmedilebilir. Önemle vurgulanmalıdır ki, reddedilen boşanma davası olmaksızın tarafların ayrı yaşaması, tek başına fiili ayrılık nedeniyle boşanma hakkını doğurmaz. Yani fiili ayrılık boşanma nedeni olarak reddedilip kesinleşen boşanma davasının varlığı ve 1 yıllık ayrı yaşam koşulunun gerçekleşmesine bağlıdır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma
Şiddetli geçimsizlik, eşler arasındaki uyuşmazlıkların evlilik birliğinin temelinden sarsılması seviyesine ulaşması hâlinde boşanma sebebi olarak kabul edilir. Bu durumda, taraflar artık birlikte yaşamayı sürdüremez hâle gelmiş sayılır ve mahkeme, evlilik birliğinin çekilmez şekilde bozulduğunu değerlendirerek boşanma kararı verebilir.
Şiddetli geçimsizlik, çoğu zaman nispi boşanma sebebi kapsamında ele alınır; yani mahkeme, tarafların davranışlarının evlilik birliğine etkisini ve birlikte yaşamayı neden çekilmez hâle getirdiğini detaylı şekilde inceler. Bu nedenle, şiddetli geçimsizlik davalarında delillerin toplanması, tanık beyanlarının dinlenmesi ve tarafların açıklamalarının değerlendirilmesi süreci önem taşır.
Bu tür davalar genellikle çekişmeli boşanma davalarıdır ve tek celsede sonuçlanması nadirdir. Ancak şiddetli geçimsizlik tespit edildiğinde, mahkeme tarafların evlilik birliğini sürdüremeyeceği sonucuna varır ve boşanma kararını buna dayanarak verir.
Kesin -Mutlak Boşanma Sebeplerine Dayalı Davalar Çekişmeli midir?
Akıl hastalığı, haysiyetsiz hayat sürme, hayata kast, suç işleme, fiili ayrılık ve terk nedenleriyle açılan boşanma davaları çekişmeli boşanma davalarıdır. Bu davalarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, çekişmeli boşanmanın tüm safhaları uygulanır.
Bu kapsamda dilekçe teatisi, ön inceleme duruşması, tahkikat aşaması ve delillerin değerlendirilmesi gibi süreçler bu davalarda da eksiksiz şekilde yürütülür. Bu nedenle bu tür davalar hemen bitecek davalar değildir ve yargılama süreci, delillerin toplanması ve değerlendirilmesine bağlı olarak zaman alabilir.
| Boşanma Sebebi | Kanuni Dayanak | Süre Şartı | Avantajları |
|---|---|---|---|
| Zina (Aldatma) | TMK 161 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, fiilden itibaren 5 yıl | Kusurun ağır olması nedeniyle mal rejimi tasfiyesi ve tazminat taleplerinde davacı eş çoğu zaman maddi olarak daha avantajlı konuma geçebilir. |
| Hayata kast, kötü muamele veya ağır onur kırıcı davranış | TMK 162 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, fiilden itibaren 5 yıl | Ağır kusur niteliği taşıdığından maddi ve manevi tazminat ile mal rejimi tasfiyesinde davacı eş lehine güçlü bir hukuki pozisyon oluşabilir. |
| Suç işleme | TMK 163 | Süre şartı yok | Eşin işlediği suçun evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğinin ispatı halinde boşanma sebebi oluşur ve kusur değerlendirmesinde davacı lehine sonuç doğurur |
| Haysiyetsiz hayat sürme | TMK 163 | Süre şartı yok | Davacı eş açısından özellikle velayet değerlendirmesinde önemli bir avantaj yaratabilir; mahkemeler çocuğun üstün yararı gereği velayeti davacıya verme eğiliminde olabilir. |
| Terk | TMK 164 | En az 6 ay terk + mahkeme ihtarı | Terk eden eş, terkten sonra davacı aleyhine kusur oluşturacak bir davranışta bulunmamışsa tazminat yükümlülüğü doğmayabilir. Ancak uygulamada ispatı zor bir boşanma sebebidir. |
| Akıl hastalığı | TMK 165 | Süre şartı yok (iyileşme ihtimalinin bulunmadığının raporla tespiti gerekir) | Akıl hastası eş bakımından kusur isnadı söz konusu olmayacağından genellikle tazminat yükümlülüğü doğmaz ve eylemlerin iradi olmadığı hukuken kabul edilir. |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) | TMK 166/1 | Süre şartı yok | En sık başvurulan boşanma sebebidir; tarafların kusur durumuna göre tazminat, nafaka ve velayet taleplerinin birlikte ileri sürülmesine imkân sağlar. |
| Anlaşmalı boşanma | TMK 166/3 | Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir | Sürecin kısa sürede sonuçlanmasını sağlar. Taraflar arasındaki uyuşmazlıklar büyümeden çözülür, özel hayatın ayrıntıları mahkeme sürecinde tartışılmadığı için tarafların daha az yıpranmasına imkân tanır. |
Boşanma Davalarında Delil Yükümlülüğü
Boşanma sebebi olarak ileri sürülen her olay, ister zina, ister şiddet, ekonomik kötüye kullanım, terk ya da haysiyetsiz hayat olsun, iddia eden tarafça ispatlanmak zorundadır. Hakim, taraflarca sunulmayan delilleri kendiliğinden araştırmaz; yani delil sunma sorumluluğu tamamen davacının üzerindedir.
Geçerli Delil Türleri
Mahkemeler boşanma davalarında en sık belirli delilleri kabul eder. Bunlar arasında tanık beyanları en yaygın kullanılan delildir. Bunun yanında WhatsApp, SMS veya sosyal medya yazışmaları; fotoğraf, video ve konum kayıtları; GSM operatör kayıtları; banka hesap hareketleri gibi ekonomik deliller de mahkemeye sunulabilir. Ayrıca sağlık raporları, darp raporları, kolluk tutanakları, uzaklaştırma kararları, otel giriş kayıtları ve terke dayalı davalarda eve terk ihtarnamesi de delil olarak kabul edilmektedir. Ancak tüm bu delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
Hukuka Aykırı Deliller
Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller mahkemede geçerli değildir. Örneğin, eşin telefonunu izinsiz kayda almak, parolasını kırarak mesajlarını incelemek, odasına gizli kamera veya ses kaydı yerleştirmek ya da kişisel verileri hukuka aykırı şekilde paylaşmak gibi yöntemlerle elde edilen bilgiler dava dosyasından çıkarılır. Bu durum delil sunan tarafın ayrıca ceza soruşturmasıyla karşılaşmasına da yol açabilir.
Delil Sunma Süresi
Boşanma davalarında deliller dava dilekçesi veya cevap dilekçesi ile birlikte belirtilmelidir. Ön incelemeden sonra yeni delil sunulması kural olarak mümkün değildir; yalnızca sonradan ortaya çıkan veya kusur olmaksızın geç sunulmuş deliller kabul edilebilir. Deliller süresinde sunulmazsa hakim bunları dikkate almaz.
Hakimin Takdir Yetkisi
Boşanma davalarında hakim, delillerin inandırıcılığını, olayların hayatın olağan akışına uygunluğunu ve tarafların beyanlarının tutarlılığını şahit beyanlarının birebir görgü ve bilgiye dayanması ve çelişkisiz olması, değerlendirme yetkisine sahiptir. Bu nedenle delil sunmak tek başına yeterli değildir; delilin inandırıcı ve tutarlı olması, davanın sonucunu belirlemede kritik rol oynar.
Yargıtay İçtihatlarında geçen kimi boşanma sebepleri
Boşanma sebepleri bunlarla sınırlı olmayıp her evlilik için özel olarak kendi şartları içinde değerlendirilmektedir. Değerlendirme yapılırken eşler arasındaki ilişki ile birlikte Türk toplumunun genel görüşlerine göre değerlendirme yapılmaktadır.
| * | * | * | * | * |
|---|---|---|---|---|
| Alay etmek | Özel günlerini kutlamamak | Falcılık yapmak | Aşağılamak | Küçük düşürmek |
| Eşi hakkında asılsız şikayette bulunmak | İnternet bağımlısı olmak | Güven sarsıcı davranışlarda bulunmak | “Erkek değilsin” demek | Ayrı odada yatmak |
| Tükürmek | Eski sevgili veya nişanlıyla görüşmek | Tırmalamak | Psikolojik ya da kalıtsal hastalıkların tedavisinden kaçınmak | Küçümsemek |
| Başkalarıyla karşılaştırmak | Kumar oynamak | Beddua etmek | Büyü yaptırmak | Fiziksel özürle alay etmek |
| Kadına “boş ol” demek | Evde çöp biriktirmek | Fuhuşa zorlamak | Hırsızlık yapmak | İftira etmek |
| Çocuğun kendisinden olmadığı ile suçlamak | Sapık ilişkiyle suçlamak | Kız çıkmadı diye suçlamak | Sadakatsizlikle suçlamak | Tarikata katılmak |
| İktidarsızlıkla suçlamak | Evlilik içi tecavüz | Eşini sevmediğini söylemek | Eşinden soğuduğunu söylemek | Başkası ile evleneceğini söylemek |
| Aile ile görüştürmemek | Eşini tehdit etmek | Aile yanına bırakmak | Evden kovmak | Eşi Yurt dışına yanında götürmemek |
| Üvey çocuğa kötü davranmak | Doğumunda ilgilenmemek | İntihara kalkışmak | Evi sık terk etmek | Ağız ve vücut kokusu tedavisinden kaçınmak |
| Beden temizliği ile ilgilenmemek | Bağımsız konut sağlamamak | Çalışmamak | Cimrilik | Cinsel ilişki kuramamak |
| Cinsel ilişkiden kaçınmak | Sevgilisini unutamadığını söylemek | Evlilik dışı çocuğu olmak | Eşini dövmek | Kesici aletle yaralamak |
| Aşırı içki kullanmak | İmam nikahlı olarak başkasıyla yaşamak | Eve haciz getirmek | Çocuklarla ilgilenmemek | Eve maddi destekte bulunmamak |
| Uyuşturucu kullanmak | Ev işi yapmamak | Evlilik sırlarını başkasına anlatmak | Aşırı derecede kıskançlık | Eşinin erkek olmadığını söyleyerek kocasını başkaları huzurunda aşağılamak |
| Kayınvalideye hakaret etmek | Eşini ameliyat olan annesine göndermeme | Eşi tarafından tehdit edilme | Ev eşyalarına bilerek zarar vermek | Eşini sosyal ortamdan soyutlama |
| Eşin altını ıslatması ve tedavi olmaya yanaşmaması | Hasta olan eşine açıkça ona bakamayacağını beyan etme | Eşinin tedavisi ile ilgilenmeyerek doktor yerine üfürükçüye götürmek | Cumhuriyet karşıtı faaliyette bulunmak | Sohbet etmek için dahi olsa eve karşı cinsten birini almak |
| Kayınvalide ve kayınpederin eşine kötü davranmasına engel olmama | Yalan söylemek | Dedikodusunu yapmak | Savurganlık | Hakaret etmek |