Nafaka Ne Kadar Çıkar? Hâkim Nafakayı Neye Göre Belirler?

📅 18 Kasım 2022 🔄 Son güncelleme: 04 Eylül 2026

Boşanma davalarında “Ne kadar nafaka çıkar?” sorusuna yalnızca maaş bilgisine bakılarak cevap verilemez. Türkiye’de nafaka için uygulanacak sabit bir tarife olmadığı gibi, “maaşın yüzde 20’si”, “gelirin dörtte biri” veya “bir çocuk için şu kadar ödenir” şeklinde genel bir hesaplama yöntemi de bulunmamaktadır.

Bu durum nafaka miktarının hâkimin tamamen kişisel tercihine göre belirlendiği anlamına da gelmez. Hâkim nafakanın türüne göre tarafların gerçek ekonomik durumunu, ihtiyaçlarını, çocukların giderlerini ve ödeme gücünü dosyadaki deliller üzerinden değerlendirir.

Çocuk için iştirak nafakası belirlenirken Türk Medeni Kanunu özellikle çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşullarının ve ödeme güçlerinin dikkate alınmasını öngörmektedir. Çocuğun kendi geliri varsa bu da değerlendirmeye katılır. Yoksulluk nafakasında ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimi ile diğer eşin mali gücü arasında bir denge kurulur.

Bu nedenle nafaka hesabında asıl mesele yalnızca “Ne kadar maaş alıyor?” değildir. Daha doğru soru şudur: Tarafların gerçek ekonomik gücü nedir ve nafaka isteyen kişinin veya çocuğun ispatlanabilir ihtiyacı ne kadardır?

Hâkim Nafaka Miktarını Kafasına Göre Belirleyebilir mi?

Nafaka miktarını doğrudan hesaplayan matematiksel bir formül bulunmaması, hâkime sınırsız bir serbestlik vermez.

Örneğin iştirak nafakasında çocuğun aylık giderleri, anne ile babanın gelirleri, malvarlıkları ve yaşam koşulları birlikte değerlendirilir. Yoksulluk nafakasında ise nafaka isteyen eşin boşanma sonrasında gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ve diğer eşin hangi ölçüde ödeme yapabilecek durumda olduğu önemlidir.

Bu nedenle aynı şehirde yaşayan, aynı miktarda maaş alan ve aynı yaşta iki kişi hakkında dahi farklı nafaka miktarları çıkabilir.

Bir dosyada iki çocuk özel okula gidiyor, yüksek servis ve sağlık giderleri bulunuyor olabilir. Diğer dosyada tek çocuk devlet okulunda eğitim görüyor olabilir. Bir nafaka borçlusunun maaşı dışında iki dairesinden kira geliri bulunabilirken, aynı maaşı alan diğer kişi kirada yaşayabilir ve bakmakla yükümlü olduğu başka çocukları bulunabilir.

Maaş aynı olsa bile ekonomik tablo aynı değildir.

Hâkimin takdir yetkisi esasen bu farklılıkları tek bir matematik formülüne sıkıştırmamak için vardır.

Nafaka Neye Göre Belirlenir?

Nafakanın neye göre belirlendiğini anlayabilmek için önce hangi nafakadan söz edildiğini bilmek gerekir. Çünkü eş için verilen yoksulluk nafakası ile çocuk için verilen iştirak nafakasının hesabında aynı ölçütler birebir uygulanmaz.

Çocuk İçin İştirak Nafakası

Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ile baba birlikte katılmak zorundadır. Velayetin bir ebeveyne bırakılması diğer ebeveynin çocuğa karşı ekonomik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanunu da velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasını öngörmektedir. (Aile Bakanlığı)

İştirak nafakasında özellikle çocuğun yaşı, okul giderleri, yemek, ulaşım, barınma, sağlık, kurs ve benzeri ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik güçleri önemlidir.

Buradaki amaç bütün çocuk giderlerini nafaka ödeyecek ebeveyne yüklemek değildir. Velayet sahibi ebeveyn de kendi ekonomik gücü oranında çocuğun giderlerine katılır.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakasında değerlendirme farklıdır. Nafaka isteyen eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.

Burada önemli bir ayrım vardır, kusur nafakanın matematiksel hesabındaki bir yüzde değildir.

Örneğin “eş yüzde 30 kusurlu olduğu için nafaka yüzde 30 azaltılır” şeklinde bir hesaplama yapılmaz. Daha ağır kusur, yoksulluk nafakasına hak kazanmayı engelleyebilir. Nafakaya hak kazanıldığı durumda ise miktar esas olarak nafaka isteyen kişinin geçim ihtiyacı ile diğer eşin mali gücü dikkate alınarak belirlenir.

Nafaka isteyen eşin düzenli geliri, malvarlığı, kira geliri, emekli maaşı, çalışma durumu, zorunlu giderleri ve yaşam koşulları bu değerlendirmede önem kazanır.

Tedbir Nafakası

Boşanma davası devam ederken verilen tedbir nafakası ise geçici niteliktedir. Mahkeme boşanma veya ayrılık davası açıldığında eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re’sen alabilir.

Burada henüz boşanma kesinleşmemiştir. Bu nedenle yoksulluk nafakasındaki kusur değerlendirmesiyle tedbir nafakasını birbirine karıştırmamak gerekir.

Maaşın Yüzde Kaçı Nafaka Olarak Verilir?

Uygulamada en fazla yanlış bilinen konulardan biri budur.

Nafaka maaşın sabit bir yüzdesi değildir.

“Maaşın dörtte biri nafakadır”, “tek çocuk için yüzde 15”, “iki çocuk varsa yüzde 25” şeklinde kanunda belirlenmiş oranlar bulunmamaktadır.

Özellikle internette maaş üzerinden otomatik hesaplama yapan tablolar, somut bir mahkeme dosyasında çıkacak nafaka miktarını güvenilir biçimde göstermez.

Aylık 100.000 TL gelir elde eden kişinin mutlaka 25.000 TL nafaka ödeyeceği sonucuna varılamayacağı gibi, aynı kişinin mutlaka daha düşük bir rakam ödeyeceği de söylenemez.

Çocuğun gerçek giderlerinin ne olduğu ve anne-babanın ekonomik koşulları bilinmeden yalnız maaş rakamından sonuç çıkarmak mümkün değildir.

50.000 TL veya 100.000 TL Maaş Alan Ne Kadar Nafaka Öder?

Bu sorular Google’da çok aranmasına rağmen yalnız maaş rakamıyla doğru cevaplanamaz.

Örneğin aylık 100.000 TL net geliri bulunan bir baba düşünelim. Tek çocuğu var ve çocuk devlet okuluna gidiyor. Anne de düzenli gelir elde ediyor. Çocuğun olağan dışı sağlık veya eğitim gideri bulunmuyor.

Aynı 100.000 TL gelire sahip başka bir dosyada ise iki çocuk bulunabilir. Çocuklardan biri özel eğitim desteği alıyor olabilir, diğeri özel okulda okuyabilir ve nafaka ödeyecek kişinin maaş dışında kira geliri bulunabilir.

İki dosyada gelir rakamı aynı olduğu hâlde nafakanın aynı çıkmasını beklemek doğru değildir.

Tersinden de aynı durum geçerlidir. Çok yüksek gider beyan edilmiş olması, karşı tarafın ekonomik gücü yeterli değilse bütün bu giderlerin ona yüklenebileceği anlamına gelmez.

Bu nedenle “100.000 TL maaş = X TL nafaka” şeklinde güvenilir bir tablo hazırlamak hukuken mümkün değildir.

Asgari Ücretle Çalışan Biri Ne Kadar Nafaka Öder?

Asgari ücretle çalışan kişiler için de kanunda belirlenmiş sabit bir nafaka miktarı yoktur.

Burada öncelikle kişinin gerçekten yalnızca asgari ücret elde edip etmediğine bakılır. Kişi gerçekten asgari ücretle çalışıyor ve başka gelir veya malvarlığı bulunmuyorsa ödeme gücü buna göre değerlendirilir.

Ancak SGK kaydında asgari ücretli görünmek ile gerçek hayatta yalnızca asgari ücret kazanmak aynı şey değildir.

Özellikle aile şirketinde çalışan, ticaret yapan, elden ödeme alan veya yaşam standardı beyan ettiği gelirle açık biçimde uyuşmayan kişilerin gerçek ekonomik durumunun ayrıca araştırılması gerekebilir.

Bu nedenle “Asgari ücretliyim, en fazla şu kadar nafaka çıkar” şeklinde yasal bir güvence bulunmamaktadır.

Eşim Kendini Asgari Ücretli Gösteriyorsa Ne Olur?

Nafaka davalarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, taraflardan birinin resmî kayıtlarda düşük gelir göstermesine rağmen gerçekte daha yüksek bir yaşam standardına sahip olduğunun ileri sürülmesidir.

Mahkeme yalnızca SGK hizmet dökümündeki rakamı görmekle yetinmek zorunda değildir. Dosyanın özelliğine göre kişinin mesleği, geçmiş çalışma kayıtları, işyeri veya şirket ilişkileri, taşınmazları, araçları, kira gelirleri ve diğer ekonomik verileri araştırılabilir.

Tarafın yaşam biçimi de tek başına gelir miktarının kesin kanıtı değildir; ancak diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.

Örneğin kendisini asgari ücretli olarak gösteren kişinin birden fazla taşınmazı, düzenli kira geliri veya fiilen yönettiği ticari işletmesi bulunduğu ortaya çıkıyorsa nafaka yalnız bordrodaki maaş üzerinden değerlendirilmemelidir.

Elden Alınan Para ve Kayıt Dışı Gelir Nafaka Hesabına Girer mi?

Nafaka hesabında önemli olan yalnızca bordroda yazan ücret değil, kişinin gerçek ekonomik gücüdür.

Prim, ikramiye, düzenli ek ödeme, kira geliri, tarımsal gelir veya ticari faaliyetten elde edilen kazanç gibi gelirler nafaka değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Gelirin resmî kayıtlarda açıkça görünmediği durumlarda ispat daha zor hâle gelir. Ancak kişinin yaptığı iş, çalışma biçimi, işyeri kayıtları, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.

Burada her “eşim aslında daha çok kazanıyor” iddiasının doğru kabul edileceği de düşünülmemelidir. Gelirin varlığı ve yaklaşık ekonomik karşılığı mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.

Banka Hesapları Nafaka Davasında İncelenir mi?

Taraflardan birinin gerçek gelirini gizlediği ileri sürülüyorsa banka hareketleri somut olayda önemli delillerden biri hâline gelebilir.

Örneğin bordrosunda düşük ücret görünmesine rağmen hesabına her ay düzenli ve yüksek tutarlı ödemeler gelen kişinin bu paraların kaynağının araştırılması gerekebilir.

Ancak nafaka davası açılması tarafların bütün banka hesaplarının sınırsız biçimde inceleneceği anlamına gelmez. İstenen kayıtların uyuşmazlıkla ilgisinin ortaya konulması ve mahkeme tarafından delil olarak değerlendirilmesi gerekir.

Benzer şekilde şirket ve vergi kayıtları, tapu ve araç kayıtları ile SGK bilgileri de dosyanın niteliğine göre gerçek ekonomik gücün belirlenmesinde kullanılabilir.

Kira Geliri Nafaka Miktarını Artırır mı?

Maaş kişinin ekonomik gücünün yalnızca bir parçasıdır.

Bir kişinin aylık maaşı düşük olsa bile kendisine ait birden fazla taşınmazdan kira geliri elde etmesi, ticari işletmeden kazanç sağlaması veya önemli bir malvarlığına sahip olması ödeme gücü değerlendirmesini değiştirebilir.

Ancak malvarlığının bulunması ile o malvarlığından düzenli gelir elde edilmesi de aynı şey değildir.

Örneğin kullanılmayan ve gelir getirmeyen bir taşınmaz ile her ay yüksek kira getirisi sağlayan bir taşınmaz aynı ekonomik sonucu doğurmaz.

Mahkemenin mümkün olduğunca gerçek mali tabloyu ortaya çıkarması gerekir.

Çocuğun Masrafları Nafakayı Nasıl Etkiler?

Çocuk için hükmedilecek nafakada giderlerin mümkün olduğunca somut biçimde ortaya konulması önemlidir.

Okul ücreti, servis, yemek, kitap, kırtasiye, kurs, sağlık giderleri, ilaç, terapi, özel eğitim, barınma ve çocuğun yaşına göre ortaya çıkan diğer makul ihtiyaçlar değerlendirilebilir.

Burada yalnızca “Çocuğumun aylık gideri 40.000 TL” demekle bu rakam ispatlanmış olmaz.

Özellikle yüksek tutarlı giderlerin belgeyle ortaya konulabilmesi dosyanın değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Bununla birlikte çocuk giderlerinin tamamının faturalı olması hayatın olağan akışında her zaman mümkün değildir. Gıda, günlük harçlık ve benzeri olağan ihtiyaçların da varlığı açıktır.

Çocuğun Özel Gereksinimli Olması Nafakayı Otomatik Artırır mı?

Çocuğun belirli bir tanısının veya özel gereksinim statüsünün bulunması tek başına nafakaya otomatik bir zam uygulanmasına yol açmaz.

Önemli olan bu durumun çocuğun gerçek giderlerine nasıl yansıdığıdır.

Düzenli terapi, özel eğitim, rehabilitasyon, ilaç, tıbbi cihaz, ulaşım veya bakım giderleri bulunuyorsa bunlar nafakanın belirlenmesinde önemli olabilir.

Bu nedenle nafakayı artıran şey yalnızca çocuğa verilen tanı değil, o çocuğun bakım ve gelişimi için gerçekten yapılması gereken giderlerdir.

Aynı yaklaşım üstün yetenekli veya özel eğitim programlarına devam eden çocuklar bakımından da geçerlidir. Çocuğun eğitim gereksiniminden kaynaklanan makul ve ispatlanabilir giderler değerlendirmeye alınabilir.

Özel Okula Giden Çocuğun Nafakası Daha Yüksek Olur mu?

Özel okul ücreti çocuğun eğitim giderlerinden biri olarak dikkate alınabilir; ancak “özel okula gidiyor, dolayısıyla diğer ebeveyn bütün okul ücretini öder” şeklinde bir kural yoktur.

Çocuğun daha önceki eğitim düzeni, anne ve babanın ekonomik seviyeleri, özel okul giderinin makullüğü ve bu giderin taraflarca karşılanabilir olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Çok yüksek gelire sahip bir ailede uzun yıllardır özel okulda eğitim gören çocuk ile ekonomik koşulları son derece sınırlı bir ailede boşanma sonrasında ilk kez çok pahalı bir özel okula kaydedilen çocuğun durumu aynı değildir.

Nafaka hesabında çocuğun ihtiyacının yanı sıra anne ve babanın ödeme gücü de önemini korur.

Çocuğun Çok Başarılı Olması Nafakayı Artırır mı?

Çocuğun notlarının yüksek olması veya akademik olarak başarılı olması tek başına nafaka miktarına belirli bir ek yapılmasını sağlamaz.

Ancak çocuğun eğitimi nedeniyle ortaya çıkan makul giderler dikkate alınabilir.

Örneğin başarısı nedeniyle belirli bir eğitim programına kabul edilen çocuğun ulaşım, barınma veya eğitim giderleri artmışsa somut giderler üzerinden değerlendirme yapılabilir.

Dolayısıyla mahkeme “bu çocuk çok zeki, o hâlde daha fazla nafaka” şeklinde karar vermez. Nafaka soyut sıfatlara değil, gerçek ihtiyaçlara göre belirlenir.

Nafaka Ödeyen Kişinin Kirası ve Giderleri Dikkate Alınır mı?

Nafaka yükümlüsünün yalnız geliri değil, makul ve zorunlu yaşam giderleri de ekonomik durumun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Kirada oturması, başka çocuklarının bulunması, zorunlu sağlık giderleri veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin olması mali gücünü etkileyebilir.

Ancak kişinin yaptığı her harcamanın nafakadan önce geldiği söylenemez.

Örneğin nafaka yükümlüsünün gelirine göre son derece yüksek bir otomobil kredisine girmesi veya boşanma sonrasında isteğe bağlı yüksek harcamalar yapması, çocuğun bakım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Özellikle çocuk nafakasında anne ve babanın çocuğa karşı bakım sorumluluğu öncelikli bir yükümlülüktür.

Kredi Borcu Olan Kişi Daha Az Nafaka Öder mi?

Kredi bulunması nafakanın otomatik olarak azaltılmasını sağlamaz.

Kredinin ne amaçla çekildiği, ne zaman kullanıldığı, zorunlu bir giderden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kişinin ekonomik durumu içinde ne ölçüde önem taşıdığı değerlendirilmelidir.

Aksi hâlde nafaka ödemek istemeyen kişinin dava sırasında yüksek miktarda kredi kullanarak kendi ödeme gücünü yapay biçimde azaltması mümkün hâle gelirdi.

Bu nedenle mahkeme yalnız “aylık şu kadar kredi ödüyorum” cümlesine değil, ekonomik tablonun tamamına bakar.

Başka Evlilikten Çocuk Varsa Nafaka Miktarı Değişir mi?

Nafaka ödeyecek kişinin başka çocuklarının bulunması ekonomik değerlendirmede göz ardı edilemez.

Anne veya baba bütün çocuklarına karşı bakım yükümlülüğü altındadır. İlk evlilikten olan çocuğun hakkı sonraki çocuk nedeniyle ortadan kalkmadığı gibi, sonraki çocuğun ihtiyaçları da tamamen yok sayılamaz.

Mahkemenin ödeme gücünü ve çocukların ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmesi gerekir.

Bu nedenle “yeniden evlendim ve çocuğum oldu, eski çocuğa nafaka ödemem” sonucu doğmaz. Fakat ekonomik koşulların önemli ölçüde değişmesi nafaka miktarının yeniden değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir.

İşten Çıkmak Nafakayı Düşürür mü?

Nafaka davası devam ederken veya nafaka kararı verildikten sonra işten ayrılmak, nafakanın kendiliğinden düşmesi anlamına gelmez.

Mahkeme gelirdeki azalmanın gerçek ve kalıcı olup olmadığını değerlendirebilir.

İşyerinin kapanması, sağlık nedeniyle çalışma gücünün azalması veya ekonomik nedenle işten çıkarılma ile nafaka ödememek amacıyla gelirini bilinçli biçimde azaltmak aynı şekilde ele alınmaz.

Kişinin mesleği, önceki kazançları, çalışma geçmişi, mevcut malvarlığı ve yeni gelir elde etme durumu bu nedenle önem kazanabilir.

Aynı Maaşı Alan İki Kişiye Neden Farklı Nafaka Çıkar?

Çünkü nafaka yalnız maaş hesabı değildir.

Aylık geliri 80.000 TL olan iki kişiden birinin tek çocuğu bulunabilir; diğerinin iki çocuğu olabilir. Birinin oturduğu ev kendisine aitken diğeri yüksek kira ödüyor olabilir. Bir dosyada çocuk ciddi sağlık giderlerine ihtiyaç duyabilirken diğerinde böyle bir gider bulunmayabilir.

Nafaka alan eşlerin ekonomik durumları da farklı olabilir. Bir eş hiçbir gelir elde etmiyorken başka bir eş düzenli maaş ve kira geliri elde ediyor olabilir.

Bu sebeple yalnız kararların sonuç rakamlarını karşılaştırmak çoğu zaman yanıltıcıdır.

“Arkadaşım benimle aynı maaşı alıyor ama yarısı kadar nafaka ödüyor” cümlesi tek başına nafakanın fazla olduğunu göstermez. İki dosyanın ekonomik ve ailevi koşullarını karşılaştırmak gerekir.

Nafakanın Alt Sınırı Var mı?

Kanunda bütün davalarda uygulanacak sabit bir asgari nafaka tutarı bulunmamaktadır.

Bu nedenle her yıl açıklanan ve tüm mahkemeleri bağlayan “bu yıl çocuk nafakası en az şu kadar olacaktır” şeklinde resmî bir nafaka tarifesi yoktur.

Belirlenecek miktar somut dosyaya göre değişir.

Bunun sonucu olarak yalnızca “2026 yılındayız” denilerek belirli bir rakamın zorunlu olduğu söylenemez.

Nafakanın Üst Sınırı Var mı?

Nafaka için kanunda rakamsal bir tavan da öngörülmemiştir.

Ancak bundan “hâkim istediği kadar nafaka verebilir” sonucu çıkmaz.

Çocuk nafakasında çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme gücü; yoksulluk nafakasında ise nafaka isteyen kişinin geçimi ve karşı tarafın mali gücü sınırı belirler.

Bu nedenle çok yüksek gelir elde edilmesi, ihtiyaç ve hakkaniyet değerlendirmesinden tamamen bağımsız sınırsız bir nafaka sonucunu doğurmaz.

Çok Nafaka Almak İçin Ne Yapmak Gerekir?

Bir davada mümkün olan en yüksek rakamı istemekten daha önemli olan, gerçek gideri ve karşı tarafın gerçek ekonomik gücünü ispatlayabilmektir.

Örneğin çocuk için yüksek iştirak nafakası talep ediliyorsa eğitim, sağlık, servis, barınma ve diğer önemli giderlerin somutlaştırılması gerekir.

Karşı tarafın bordrodaki gelirinden daha fazla kazandığı düşünülüyorsa da bunun neden böyle olduğu açıklanmalı; varsa kira gelirleri, şirket ilişkileri, ek kazançları veya gerçek yaşam standardını gösteren deliller dosyaya sunulmalıdır.

Yalnızca yüksek bir nafaka rakamı talep etmek mahkemeyi o miktara yaklaştırmaz.

Yüksek nafaka talebinin güçlü olması için yüksek ihtiyacın ve bunu karşılayabilecek ekonomik gücün dosyada görünür hâle gelmesi gerekir.

Anlaşmalı Boşanmada İstenilen Nafaka Miktarı Yazılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar nafakanın miktarı ve gelecekteki artış biçimi konusunda anlaşabilir.

Ancak hâkim protokolü yalnızca imzalar mevcut olduğu için otomatik olarak onaylayan bir makam değildir. Anlaşmalı boşanmada boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkındaki düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması gerekir. Hâkim tarafların ve özellikle çocukların menfaatlerini gözeterek gerekli gördüğü değişiklikleri önerebilir.

Bu nedenle protokole gerçekçi olmadığı düşünülen bir rakam yazıp “hâkim zaten bunu kabul etmez” düşüncesiyle hareket edilmemelidir.

Taraflarca kabul edilip mahkeme kararına geçen nafaka yükümlülüğü sonradan ciddi mali sonuçlar doğurabilir.

Nafaka Sonradan Artırılabilir veya Azaltılabilir mi?

Nafaka kararı verildiği tarihteki ekonomik koşullar sonsuza kadar aynı kalmayabilir.

Çocuğun büyümesi, okula başlaması, eğitim veya sağlık giderlerinin artması, tarafların gelirlerinin önemli ölçüde değişmesi gibi gelişmeler iştirak nafakasının yeniden belirlenmesini gündeme getirebilir.

Yoksulluk nafakasında da tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçimindeki nafakanın artırılması ya da azaltılması mümkündür.

Bu nedenle yıllar önce hükmedilmiş nafaka miktarı, ekonomik koşullar tamamen değişmesine rağmen mutlaka aynı şekilde devam etmek zorunda değildir.

Nafaka Hesaplama Programları Doğru Sonuç Verir mi?

İnternette maaşı ve çocuk sayısını girerek nafaka hesaplayan araçlara rastlanmaktadır.

Bu araçlar ancak matematiksel bir tahmin üretebilir. Türk hukukunda mahkemeleri bağlayan bir nafaka yüzdesi bulunmadığından, hesap makinesinin verdiği rakam mahkemenin vereceği nafaka miktarı değildir.

Özellikle malvarlığı, ek gelir, çocuğun eğitim giderleri, diğer ebeveynin geliri, kira ve sağlık giderleri gibi bilgiler değerlendirilmeden yapılan hesaplamalar son derece yanıltıcı olabilir.

Bu nedenle nafaka miktarını anlamanın en sağlıklı yolu tek bir yüzde aramak değil, dosyanın gelir ve gider tablosunu çıkarmaktır.

Nafaka Miktarında En Önemli Şey Nedir?

Nafaka davalarında tek başına belirleyici olan bir rakam yoktur.

Çocuk nafakasında çocuğun gerçek ihtiyaçları ve her iki ebeveynin ekonomik gücü; yoksulluk nafakasında ise nafaka isteyen eşin geçim ihtiyacı ile diğer eşin ödeme gücü temel değerlendirmeyi oluşturur.

Bu nedenle nafaka miktarı konusunda yapılabilecek en büyük hata, yalnızca maaşa bakarak sonuç tahmin etmektir.

Bir dosyada gelirin gerçekte ne olduğu, diğer dosyada çocuğun gerçek giderleri, başka bir dosyada ise nafaka isteyen eşin kendi gelir ve malvarlığı sonucu değiştirebilir.

Nafaka için sabit tarife bulunmaması mahkemenin ölçüsüz hareket edebileceği anlamına gelmez. Tam tersine miktarın, her ailenin farklı ekonomik koşullarına göre belirlenmesinin nedeni budur.

5/5 - (2 votes)
İlginizi çekebilir:  Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Biyolojik Babasından İsteyebileceği Haklar

Yorum yapın