Hakaret Suçu Nedir?
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen ve kişinin onur, şeref ve saygınlığını korumayı amaçlayan bir suçtur.
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle kişinin değerlerine saldıran kişi hakaret suçunu işlemiş olur.
Hakaret suçu iki farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bunlardan ilki, kişiye belirli bir olay veya davranış isnat edilmesidir. Örneğin bir kişiye hırsızlık yaptığı, dolandırıcılık yaptığı veya ahlaka aykırı bir davranışta bulunduğu şeklinde isnatta bulunulması hakaret suçunu oluşturabilir.
İkinci şekil ise doğrudan sövmek suretiyle kişinin onur ve saygınlığının hedef alınmasıdır.
Hakaret suçunun oluşması için kullanılan sözlerin toplumdaki anlamı, söylendiği ortam ve tarafların durumu birlikte değerlendirilir. Her kaba veya nezaketsiz söz otomatik olarak hakaret suçu oluşturmaz.
- Hakaret Suçu Nedir?
- Hakaret Suçunda Gıyapta Hakaret Nedir?
- Hakaret Suçu Nasıl İspatlanır?
- Hakaret Suçunda Mağdurun Belirlenmesi
- Haksız Fiile Tepki Olarak Hakaret
- Ölmüş Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu
- Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu
- Sağlık Çalışanlarına Hakaret Suçu
- Hakaret Suçunda Ön Ödeme Yapmak Suçu Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?
- Hakaret Suçunda Ön Ödeme Yapılmazsa Ne Olur?
- Hakaret Suçu Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?
Hakaret Suçunda Gıyapta Hakaret Nedir?
Hakaret edilen kişinin yanında bulunmadığı durumlarda gerçekleştirilen hakaretlere gıyapta hakaret denir.
Türk Ceza Kanunu’na göre kişinin yokluğunda yapılan hakaretin cezalandırılabilmesi için hakaret içeren sözlerin en az üç kişinin bilgisine ulaşması gerekir.
Örneğin bir kişi hakkında, o kişi ortamda yokken iki kişinin yanında hakaret edilmesi kural olarak gıyapta hakaret suçunun oluşması için yeterli değildir. Ancak hakaret edilen sözlerin en az üç kişi tarafından duyulması veya öğrenilmesi hâlinde gıyapta hakaret suçu gündeme gelebilir.
Burada önemli olan nokta, hakaretin kaç kişi arasında geçtiği değil, hakaret içeren sözlerin mağdurun olmadığı bir ortamda kaç kişi tarafından öğrenildiğidir.
Hakaret Suçu Nasıl İspatlanır?
Hakaret suçunda en önemli konulardan biri, hakaret içeren söz veya davranışın gerçekten gerçekleştiğinin ortaya konulabilmesidir. Ceza yargılamasında yalnızca kişinin “bana hakaret etti” şeklindeki beyanı her zaman ceza verilmesi için yeterli olmayabilir. Mahkemenin veya soruşturma makamlarının suçun işlendiğine dair yeterli kanaate ulaşabilmesi gerekir.
Hakaret suçu farklı delillerle ispatlanabilir. Özellikle mesajlaşma kayıtları, sosyal medya paylaşımları, elektronik yazışmalar, ses kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık anlatımları hakaret suçunda önemli deliller arasında yer alır.
Örneğin bir kişinin sosyal medya hesabından belirli bir kişiyi hedef alarak hakaret içeren ifadeler kullanması hâlinde, ilgili paylaşım kayıtları suçun ispatında kullanılabilir. Aynı şekilde WhatsApp, SMS veya diğer iletişim uygulamalarındaki yazışmalar da hakaret suçunun ortaya konulmasında önem taşıyabilir.
Hakaretin yüz yüze gerçekleştiği durumlarda ise tanık beyanları büyük önem kazanabilir. Ancak hakaret yalnızca iki kişi arasında ve herhangi bir tanık bulunmadan gerçekleşmişse, olayın ispatı daha zor hâle gelebilir.
Örneğin bir kişi size yalnız olduğunuz bir ortamda hakaret etmiş ve bu olayı destekleyen herhangi bir ses kaydı, görüntü veya tanık bulunmuyorsa, soruşturma makamlarının yalnızca karşılıklı iddialara dayanarak işlem yapması mümkün olmayabilir.
Ancak burada her olayın kendi şartları değerlendirilir. Ceza yargılamasında önemli olan, hakaret fiilinin gerçekleştiğine ilişkin yeterli şüphe ve delil bulunmasıdır.
Hakaret Suçunda Mağdurun Belirlenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesine göre hakaret suçunda mağdurun isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir.
Bir kişinin adı doğrudan söylenmese bile, kullanılan ifadelerin belirli bir kişiye yöneldiği açıkça anlaşılabiliyorsa mağdur belirlenmiş kabul edilir.
Örneğin bir sosyal medya paylaşımında kişinin adı yazılmamış olsa bile, kullanılan ifadeler ve paylaşımın içeriği belirli bir kişiyi açıkça hedef gösteriyorsa hakaret suçu oluşabilir.
Buna karşılık genel ifadelerle yapılan ve kimin hedef alındığı kesin olarak belirlenemeyen sözlerde hakaret suçundan bahsetmek mümkün değildir.
Örneğin bir kişinin WhatsApp durumunda genel bir söz paylaşması ve başka bir kişinin bu sözü kendisine yönelik kabul etmesi tek başına yeterli olmayabilir. Hakaretin belirli bir kişiye yöneldiğinin açıkça ortaya konulması gerekir.
Haksız Fiile Tepki Olarak Hakaret
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinde, bazı durumlarda hakaret suçuna ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Bir kimse, kendisine karşı gerçekleştirilen haksız bir fiile tepki olarak hakaret ederse mahkeme tarafından verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi ceza verilmesinden de vazgeçilebilir.
Örneğin bir kişinin ağır bir haksız davranışına karşı anlık tepkiyle hakaret edilmesi hâlinde mahkeme bu durumu değerlendirebilir.
Ancak her olayda otomatik olarak cezasızlık söz konusu olmaz. Hakaretin hangi olay üzerine söylendiği, tepkinin ağırlığı ve olayın şartları dikkate alınır.
Kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenen hakaret bakımından ise kanunda daha özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bir kişinin kasten yaralanmasına karşılık hakaret etmesi hâlinde hakaret suçu nedeniyle ceza verilmemesi mümkündür.
Buna karşılık kişinin istemeden gerçekleştirdiği bir davranış nedeniyle hakaret edilmesi aynı kapsamda değerlendirilmez. Örneğin dikkatsizlik sonucu üzerine çay döken bir kişiye veya kazayla trafik kazasına sebep olan bir kişiye hakaret edilmesi hâlinde hakaret suçunun şartları oluşabilir.
Ölmüş Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu
Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu düzenlenmiştir.
Bir kişinin ölümünden sonra onun hatırasına en az üç kişinin bilgisine ulaşacak şekilde hakaret edilmesi hâlinde suç oluşabilir.
Bu suçta korunan değer, ölen kişinin toplum içindeki saygınlığı ve hatırasıdır.
Ölen kişinin hatırasına yönelik hakaret nedeniyle şikâyet hakkı ise belirli yakınlarına tanınmıştır. Ölen kişinin ikinci dereceye kadar üstsoyu ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu
Cumhurbaşkanına hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun alenen işlenmesi hâlinde cezada artırıma gidilir.
Bu suç bakımından soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.
Sağlık Çalışanlarına Hakaret Suçu
Sağlık çalışanlarının görevleri nedeniyle hakarete uğraması hâlinde, kanunda kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlara ilişkin özel hükümler uygulanabilir.
Sağlık çalışanına görevi nedeniyle hakaret edilmesi durumunda hakaret suçunun temel hâline göre daha ağır sonuçlar gündeme gelebilir.
Ayrıca bazı durumlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme gibi kurumların uygulanması bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Bu nedenle sağlık çalışanlarına yönelik hakaret olaylarında olayın gerçekleşme şekli, kişinin görevi ve hakaretin görev nedeniyle yapılıp yapılmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Deniz, bunu yazıya eklenebilecek şekilde şöyle anlatabiliriz. Burada önemli nokta şu: ön ödeme yapılması kural olarak suçun kabul edildiği anlamına gelmez. Ancak kişi ödeme yapmazsa süreç devam eder ve bazı hukuki riskler doğabilir.
Sosyal Medyada Edilen Hakaret Gıyapta Hakaret Sayılır mı?
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaretlerde, hakaretin mağdurun yüzüne karşı mı yoksa yokluğunda mı yapıldığı önem taşır.
Bir kişinin sosyal medya hesabında, mağdurun doğrudan bulunduğu bir ortamda veya mağdurla birebir iletişim kurularak hakaret edilmesi hâlinde huzurda hakaret gündeme gelebilir. Buna karşılık kişinin sosyal medya hesabında mağdurun olmadığı bir ortamda hakaret içeren paylaşım yapması veya başkalarına açık şekilde bu ifadeleri kullanması çoğu zaman gıyapta hakaret kapsamında değerlendirilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre, mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen hakaretin cezalandırılabilmesi için hakaret içeren sözlerin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerekir. Yani failin, mağdur hakkında söylediği hakaret içeren sözlerin mağdur dışında en az üç kişinin bilgisine ulaşması gerekir.
Örneğin bir kişinin sosyal medya hesabında belirli bir kişiyi hedef alan hakaret içeren bir paylaşım yapması ve bu paylaşımın en az üç kişi tarafından görülmesi hâlinde gıyapta hakaret suçu oluşabilir.
Ancak sosyal medyada yapılan her olumsuz yorum veya eleştiri hakaret suçu oluşturmaz. Kullanılan ifadelerin kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olması ve belirli bir kişiye yönelmesi gerekir.
Ayrıca sosyal medya paylaşımlarında mağdurun açıkça belirtilmesi zorunlu değildir. Kullanılan ifadelerden belirli bir kişinin hedef alındığı hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşılabiliyorsa, mağdurun adı yazılmasa dahi hakaret suçu oluşabilir.
Örneğin bir kişinin adı yazılmadan yapılan ancak çevresindeki kişiler tarafından kimin hedef alındığı açıkça anlaşılan bir paylaşım, şartları varsa hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık genel bir kişiye veya belirsiz bir topluluğa yönelik sözlerde, belirli bir mağdur tespit edilemiyorsa hakaret suçundan bahsetmek mümkün olmayabilir.
Kamuya Mal Olmuş Kişilere Yönelik Eleştiri Hakaret Sayılır mı?
Kamuya mal olmuş kişiler, toplum tarafından tanınan, yaptıkları faaliyetler nedeniyle geniş kitlelerin ilgisini çeken kişilerdir. Sanatçılar, sporcular, gazeteciler, siyasetçiler, televizyon programcıları ve sosyal medya üzerinden tanınan kişiler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu kişilerin toplum önünde daha fazla görünür olması, haklarında yapılan her türlü sözün hakaret suçunu oluşturacağı anlamına gelmez. Kamuya mal olmuş kişiler, sıradan kişilere göre daha geniş bir eleştiri sınırına katlanmak durumundadır.
Örneğin bir televizyon programı, ticari faaliyet veya kamuya açık bir davranış hakkında yapılan sert eleştiriler, kişiye yönelik ağır ifadeler içerse bile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü toplum tarafından tanınan kişilerin faaliyetleri hakkında kamuoyunun görüş açıklama hakkı bulunmaktadır.
Ancak eleştiri hakkının sınırı da bulunmaktadır. Bir kişinin yaptığı işi, ortaya koyduğu davranışı veya kamuya açık faaliyetini değerlendirmek ile kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak arasında fark vardır.
Örneğin;
“Bu programın kalitesini beğenmiyorum.”
“Yaptığı açıklamalar bana göre yanlış ve toplum açısından zararlı.”
“Program formatını başarısız buluyorum.”
şeklindeki ifadeler kural olarak eleştiri kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık;
kişiye suç isnat eden,
onur ve saygınlığını hedef alan,
aşağılama amacı taşıyan,
özel hayatına veya kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan
ifadeler, kişi kamuya mal olmuş olsa dahi hakaret suçunu oluşturabilir.
Örneğin bir televizyoncu, sanatçı veya internet ünlüsü hakkında yapılan bir paylaşımda kişinin yaptığı işin eleştirilmesi ile doğrudan kişiliğine yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanılması aynı şekilde değerlendirilmez.
Yargıtay uygulamasında da kamuya mal olmuş kişilerin eleştirilere daha fazla katlanması gerektiği kabul edilmekle birlikte, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı ve eleştiri adı altında kişilik haklarına saldırı yapılamayacağı belirtilmektedir.
Bu nedenle sosyal medyada tanınmış bir kişi hakkında yapılan her sert yorum hakaret suçu oluşturmaz. Değerlendirme yapılırken kullanılan sözlerin amacı, bağlamı, söylendiği ortam ve kişinin toplumdaki konumu birlikte ele alınır.
Kışkırtılan Kişinin Hakaret Etmesi Suç Oluşturur mu?
Hakaret suçunda, kişinin kendisine yönelik ağır bir saldırı, haksız davranış veya kışkırtıcı bir hareket sonrasında tepki olarak hakaret etmesi bazı durumlarda ceza bakımından farklı değerlendirilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinde hakaret suçuna ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde mahkeme tarafından verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza verilmesinden de vazgeçilebilir.
Bu nedenle bir kişinin önce ağır bir hakarete uğraması, aşağılanması veya haksız bir davranışla karşılaşması üzerine anlık tepkiyle karşı tarafa hakaret etmesi hâlinde, mahkeme bu durumu dikkate alabilir.
Ancak burada önemli olan nokta, her kışkırtmanın otomatik olarak hakaret nedeniyle cezasızlık sağlamamasıdır. Kişinin verdiği tepki ile kendisine yapılan haksız fiil arasında bir bağlantı bulunmalıdır.
Örneğin sosyal medya üzerinden bir kişi sürekli olarak başka bir kişiyi hedef alan aşağılayıcı paylaşımlar yapıyor ve karşı taraf da bu yoğun saldırının etkisiyle anlık bir tepki göstererek hakaret içeren bir ifade kullanıyorsa, mahkeme olayın bütününü değerlendirerek ceza indirimi uygulayabilir veya ceza vermekten vazgeçebilir.
Buna karşılık, basit bir tartışma veya eleştiri karşısında ölçüsüz şekilde ağır hakaretlerde bulunulması hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinden yararlanmak her zaman mümkün değildir.
Sosyal Medyada Karşılıklı Hakaretlerde Durum Nasıldır?
İnternet ortamında özellikle sosyal medya tartışmalarında tarafların birbirlerine karşılıklı hakaret ettiği durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır.
Tarafların birbirlerine karşılıklı olarak hakaret etmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun 129/3. maddesi gündeme gelebilir. Mahkeme olayın niteliğine göre taraflardan biri veya her ikisi hakkında cezada indirim yapabilir veya ceza vermekten vazgeçebilir.
Ancak bunun uygulanabilmesi için gerçekten karşılıklı hakaret bulunması gerekir. Bir kişinin yalnızca eleştiri yapması, diğer kişinin ise buna ağır hakaretlerle karşılık vermesi hâlinde her iki tarafın aynı durumda olduğu söylenemez.
Mahkeme;
ilk saldırının kimden geldiğini,
kullanılan ifadelerin ağırlığını,
tarafların davranışlarını,
olayın gerçekleşme şeklini
birlikte değerlendirir.
Kışkırtılma Hâlinde Beraat Kararı Verilebilir mi?
Kişinin kışkırtılmış olması her zaman beraat anlamına gelmez.
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesi esas olarak cezada indirim yapılması veya ceza verilmemesi imkânı tanıyan özel bir düzenlemedir. Ancak olayın şartlarına göre hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılırsa zaten beraat kararı da verilebilir.
Örneğin kullanılan sözlerin eleştiri sınırları içinde kalması, mağdurun belirlenememesi veya hakaret kastının bulunmaması hâlinde mahkeme beraat kararı verebilir.
Buna karşılık hakaret suçu oluşmuş ancak kişi bunu kendisine yönelen haksız bir davranışın etkisiyle gerçekleştirmişse, sonuç çoğu zaman ceza indirimi veya ceza verilmemesi şeklinde olur.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme Yapmak Suçu Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?
Hakaret suçu bakımından bazı şartların oluşması hâlinde ön ödeme hükümleri gündeme gelebilir. Ön ödeme, ceza soruşturmasının belirli bir bedelin ödenmesi suretiyle sonuçlandırılmasını sağlayan bir kurumdur.
Ön ödeme teklifinin kabul edilerek ödeme yapılması, kişinin hakaret suçunu işlediğini kabul ettiği anlamına gelmez. Ön ödeme yapılması, ceza davası açılmasının önüne geçilmesini sağlayan kanuni bir çözüm yoludur.
Yani kişi “ben bu suçu işledim” şeklinde bir ikrarda bulunmuş olmaz. Ön ödeme, mahkûmiyet kararı verilmesi veya kişinin suçlu olduğunun kabul edilmesi anlamına gelmez.
Ancak ön ödeme yapılması hâlinde soruşturma aşaması sona erer ve aynı olay nedeniyle ceza davası açılması engellenir.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme Yapılmazsa Ne Olur?
Hakaret suçunda ön ödeme teklifinin kabul edilmemesi veya süresi içerisinde ödeme yapılmaması hâlinde soruşturma normal şekilde devam eder.
Bu durumda savcılık tarafından yeterli şüphe bulunması hâlinde kamu davası açılabilir ve kişi ceza yargılaması ile karşı karşıya kalabilir.
Yargılama sonucunda mahkeme tarafından hakaret suçunun işlendiği sabit görülürse kişi hakkında adli para cezası veya hapis cezası gündeme gelebilir. Verilecek kararın niteliğine göre kişinin adli sicil kaydında sonuç doğurma ihtimali de bulunmaktadır.
Bunun yanında ceza davasında mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde yargılama giderleri ve karşı tarafın kendisini vekille temsil ettirmesi durumunda karşı vekâlet ücreti ile karşılaşılması mümkündür.
Hakaret Suçu Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?
Hakaret nedeniyle ceza soruşturması veya ceza davası yürütülmesi, mağdurun ayrıca manevi tazminat talep etmesine engel değildir.
Hakarete uğrayan kişi, kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir.
Ceza mahkemesinde verilen karar, özellikle hakaret fiilinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi hâlinde, manevi tazminat davası bakımından önemli bir delil niteliğinde olabilir.
Ancak ceza dosyasından bağımsız olarak manevi zarar, olayın ağırlığı, kullanılan ifadeler, tarafların sosyal durumları ve olayın gerçekleşme şekline göre ayrıca değerlendirilir.
Metin olarak şöyle yazılabilir:
Hakaret Suçunda Ön Ödeme mi Uzlaştırma mı Uygulanır?
Hakaret suçu bakımından soruşturma aşamasında gündeme gelebilecek iki önemli kurum bulunmaktadır. Bunlar ön ödeme ve uzlaştırmadır.
Ancak bu iki kurum arasında kanuni bir sıra bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle ön ödeme hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi gerekir.
Ön ödeme kapsamında değerlendirilebilen bir suç bakımından savcılık tarafından kişiye gerekli bildirim yapılmadan doğrudan uzlaştırma veya kamu davası yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Ön ödeme, kişinin belirlenen miktarı süresi içerisinde ödemesi hâlinde soruşturmanın tamamlanmasını sağlayan bir kurumdur. Ön ödeme yapılması, kişinin suçu kabul ettiği veya hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlamına gelmez.
Ön ödeme teklifinin kabul edilmemesi veya süresi içerisinde yerine getirilmemesi hâlinde ise dosyanın niteliğine göre uzlaştırma hükümleri gündeme gelebilir.
Hakaret Suçunda Uzlaştırma Süreci Nasıl İşler?
Hakaret suçu, kanunda belirtilen şartların oluşması hâlinde uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilen suçlardan biridir.
Uzlaştırma, mağdur ile şüpheli arasında tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşma sağlanmasını amaçlayan alternatif bir çözüm yoludur.
Uzlaştırma sürecinde mağdur ve şüpheli kendi iradeleriyle görüşür. Tarafların anlaşması hâlinde soruşturmanın veya kovuşturmanın devam edip etmeyeceği kanundaki hükümlere göre belirlenir.
Ancak uzlaştırmanın uygulanabilmesi için öncelikle ön ödeme yönünden bir engel bulunması gerekir. Ön ödeme uygulanması gereken bir durumda bu aşama atlanarak doğrudan uzlaştırma yapılması hukuka aykırı sonuç doğurabilir.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme veya Uzlaştırma Yapılmadan Dava Açılırsa Ne Olur?
Ceza hukukunda sanığın yalnızca maddi gerçeğin araştırılmasını değil, aynı zamanda kanunun kendisine tanıdığı usul güvencelerinden yararlanma hakkı da bulunmaktadır.
Hakaret suçunda kanuni şartlar oluşmasına rağmen ön ödeme veya uzlaştırma prosedürleri işletilmeden kamu davası açılması hâlinde, bu durum sanık açısından önemli bir usul eksikliği oluşturabilir.
Böyle bir durumda sanık veya müdafii, gerekli prosedürlerin uygulanmadığını ileri sürebilir.
Mahkeme, yargılama sırasında bu eksikliği fark ederse dosyanın usulüne uygun şekilde tamamlanması gerekebilir. Çünkü kanunun öngördüğü ön ödeme veya uzlaştırma mekanizmaları yalnızca idarenin tercihine bağlı işlemler değildir; şartları oluştuğunda sanığın yararlanabileceği yasal haklardır.
Ön Ödeme veya Uzlaştırma Hakkı Kullandırılmayan Fail Ne Yapabilir?
Fail, kendisine kanunen tanınan ön ödeme veya uzlaştırma imkânından yararlandırılmadığını düşünüyorsa bunu soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürebilir.
Özellikle;
- ön ödeme kapsamında olduğu hâlde teklif yapılmaması,
- uzlaştırma kapsamında olduğu hâlde süreç işletilmemesi,
- usul işlemlerinin kanuna aykırı şekilde tamamlanması
hâllerinde sanık, bu eksikliklerin giderilmesini talep edebilir.
Ceza yargılamasında amaç yalnızca suçun tespit edilmesi değildir. Aynı zamanda şüpheli ve sanığın kanundan doğan haklarının korunması gerekir.
Bu nedenle hakaret suçlarında soruşturmanın başından itibaren ön ödeme, uzlaştırma ve dava açma aşamalarının doğru sırayla uygulanması önem taşır.
Hakaret Suçunda Bir Kişi Kaç Kez Ön Ödemeden Yararlanabilir?
Hakaret suçu nedeniyle hakkında birden fazla kez soruşturma yürütülen kişinin, ön ödeme kurumundan kaç kez yararlanabileceği konusunda kanunda belirlenmiş bir sayı sınırı bulunmamaktadır.
Yani bir kişinin daha önce hakaret suçundan ön ödeme yapmış olması, tek başına yeniden ön ödeme hükümlerinden yararlanmasına engel değildir.
Ön ödeme, kişinin daha önce hiç suç işlememiş olması şartına bağlı bir kurum değildir. Esas olan, hakkında yürütülen soruşturmadaki suçun ön ödeme kapsamında bulunması ve kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesidir.
Bu nedenle daha önce aynı veya farklı bir hakaret dosyasında ön ödeme yapmış olan kişi, yeni bir hakaret soruşturmasında da şartları oluşuyorsa tekrar ön ödeme teklifinden yararlanabilir.
Ancak kişinin sürekli şekilde aynı tür suçlara konu olması, ceza yargılamasında farklı sonuçlar doğurabilecek başka değerlendirmelere neden olabilir.
Sabıka Kaydı Bulunması Ön Ödemeye Engel midir?
Bir kişinin adli sicil kaydının bulunması, kural olarak ön ödeme yapılmasına engel değildir.
Ön ödeme kurumunda temel ölçüt, kişinin geçmişte suç işleyip işlemediği değil; soruşturulan suçun ön ödeme kapsamında olup olmadığıdır.
Bu nedenle daha önce hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan veya sabıka kaydı olan bir kişi de şartları oluşuyorsa ön ödeme hükümlerinden yararlanabilir.
Ancak sabıka kaydının bulunması, ileride başka hukuki değerlendirmelerde önem taşıyabilir. Özellikle yeniden suç işlenmesi hâlinde mahkeme tarafından sanığın geçmişi dikkate alınabilir.
HAGB Kararı Bulunması Ön Ödemeye Engel Olur mu?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı bulunması da tek başına ön ödeme yapılmasına engel değildir.
HAGB, mahkeme tarafından verilmiş bir mahkûmiyet hükmünün belirli şartlarla açıklanmasının ertelenmesidir. Ancak HAGB kararı, ön ödeme kurumundan yararlanma bakımından doğrudan bir engel oluşturmaz.
Bu nedenle hakkında daha önce HAGB kararı verilen bir kişi, yeni bir hakaret soruşturmasında suç ön ödeme kapsamında ise ön ödeme teklifinden yararlanabilir.
Bununla birlikte HAGB süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi veya başka ceza hukuku sonuçlarının ortaya çıkması hâlinde, önceki dosya bakımından farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir.
Ön Ödeme Yapmak Sürekli Koruma Sağlar mı?
Ön ödeme, yalnızca belirli bir soruşturma bakımından sonuç doğuran bir kurumdur. Kişinin gelecekte işleyeceği başka suçlar bakımından sürekli bir koruma sağlamaz.
Örneğin kişi daha önce birkaç kez hakaret soruşturmasında ön ödeme yapmış olsa bile, yeni bir hakaret olayında tekrar soruşturma geçirilebilir ve her olay kendi şartları içinde değerlendirilir.
Ayrıca ön ödeme yapılması, mağdurun kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talep etmesine her zaman engel değildir. Ceza soruşturması ön ödeme ile sona erse bile, olayın özelliklerine göre hukuk mahkemesinde tazminat talebi gündeme gelebilir.
Hakaret Suçunda Daha Önce Ön Ödeme Yapılmış Olması Tekrar Ön Ödemeye Engel midir?
Hakaret suçu nedeniyle hakkında daha önce soruşturma yürütülen ve ön ödeme hükümlerinden yararlanan kişiler, aynı veya farklı bir hakaret olayı nedeniyle yeniden soruşturma geçirdiklerinde tekrar ön ödeme hükümlerinden yararlanabilirler.
Kanunda, bir kişinin hakaret suçundan kaç defa ön ödeme yapabileceğine ilişkin herhangi bir sayı sınırı bulunmamaktadır. Daha önce bir veya birden fazla kez ön ödeme yapılmış olması, tek başına yeni bir hakaret soruşturmasında ön ödeme teklif edilmesine engel oluşturmaz.
Çünkü ön ödeme, kişinin daha önce suç işleyip işlemediğine göre değil, soruşturulan suçun kanunen ön ödeme kapsamında olup olmadığına göre değerlendirilir.
Bu nedenle daha önce hakaret suçundan ön ödeme yapmış olan kişinin, yeni bir hakaret soruşturmasında da şartları oluşuyorsa yeniden ön ödeme hakkı gündeme gelebilir.
Ancak ön ödeme yapılması, kişinin artık hakaret suçu bakımından herhangi bir hukuki risk taşımayacağı anlamına gelmez. Her yeni olay ayrı değerlendirilir ve kişinin tekrar hakaret eylemi gerçekleştirmesi hâlinde yeniden soruşturma yapılabilir.
Hakaret Suçunda Sabıka Kaydı Bulunması Ön Ödemeye Engel Olur mu?
Hakaret suçu bakımından kişinin daha önce adli sicil kaydının bulunması, kural olarak ön ödeme hükümlerinden yararlanmasına engel değildir.
Ön ödeme kurumunda esas alınan husus, kişinin geçmişi değil; hakkında yürütülen soruşturmadaki suçun ön ödeme kapsamında bulunup bulunmadığıdır.
Bu nedenle daha önce başka bir suçtan mahkûmiyeti bulunan veya adli sicil kaydı olan bir kişi de şartları oluştuğu takdirde hakaret suçu bakımından ön ödeme teklifinden yararlanabilir.
Bununla birlikte kişinin geçmişteki mahkûmiyetleri, ceza yargılamasında başka kurumlar bakımından önem taşıyabilir. Özellikle tekrar suç işlenmesi hâlinde mahkeme tarafından sanığın geçmişi ve suç işleme eğilimi değerlendirmeye alınabilir.
Hakaret Suçunda HAGB Kararı Bulunması Ön Ödemeye Engel midir?
Hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiş olması da tek başına hakaret suçu bakımından ön ödeme yapılmasına engel değildir.
HAGB, mahkeme tarafından verilen hükmün belirli şartlarla açıklanmasının ertelenmesini ifade eder. Bu karar, kişinin ön ödeme kurumundan yararlanamayacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle daha önce hakaret veya başka bir suç nedeniyle hakkında HAGB kararı bulunan kişi, yeni bir hakaret soruşturmasında suçun şartları ön ödemeye uygunsa ön ödeme teklifinden yararlanabilir.
Ancak HAGB kararının kendine özgü sonuçları bulunmaktadır. HAGB denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi, önceki dosya bakımından farklı hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme Yapmak Sabıka Oluşturur mu?
Hakaret suçu nedeniyle yapılan ön ödeme, mahkûmiyet kararı verilmesi anlamına gelmez.
Ön ödeme sonucunda kamu davası açılmadığı veya açılmışsa düşme sonucu doğduğu için kişi hakkında normal anlamda bir mahkûmiyet hükmü kurulmuş olmaz.
Bu nedenle ön ödeme, klasik anlamda adli sicile işleyen bir mahkûmiyet kaydı değildir.
Ancak ön ödeme yapılması, olayın hiç yaşanmamış olduğu anlamına da gelmez. Özellikle ceza muhakemesi bakımından kanunda öngörülen bazı değerlendirmelerde soruşturma kayıtları önem taşıyabilir.
Hakaret Suçu Memuriyete Engel midir?
Hakaret suçu nedeniyle kişinin memuriyete engel olup olmayacağı, öncelikle suç nedeniyle ortaya çıkan hukuki sonuca göre değerlendirilir.
Bir kişinin hakkında yalnızca hakaret soruşturması bulunması veya hakaret nedeniyle ön ödeme yapılmış olması, tek başına memuriyete engel oluşturmaz.
Memuriyete engel hâller bakımından esas alınan husus, kişinin kanunda belirtilen şartları taşıyıp taşımadığı ve hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunup bulunmadığıdır.
Devlet memurluğuna alınmada özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi önem taşımaktadır. Kanunda sayılan bazı suçlardan mahkûmiyet, memuriyete engel hâl oluşturabilir. Ancak hakaret suçu, tek başına her durumda memuriyete engel olan suçlar arasında yer almaz.
Bu nedenle hakaret suçundan ön ödeme yapılması, uzlaştırma ile dosyanın sonuçlanması veya mahkûmiyet kararının niteliği gibi hususlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle adli para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya diğer ceza hukuku sonuçlarının memuriyet bakımından etkisi olayın özelliklerine göre incelenmelidir.
Hakaret Suçu Boşanma Nedeni midir?
Hakaret suçu, bazı durumlarda boşanma sebebi olabilir. Ancak burada önemli olan hakaretin kime karşı işlendiği ve evlilik birliğine etkisidir.
Eşlerden birinin diğer eşe karşı hakaret etmesi, eşin onur ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Özellikle sürekli hakaret edilmesi, aşağılayıcı sözlerin kullanılması, eşin küçük düşürülmesi veya aile hayatını çekilmez hâle getirecek davranışlarda bulunulması hâlinde hakaret, boşanma sebebi oluşturabilir.
Aynı şekilde eşin anne, baba veya yakın aile bireylerine yönelik ağır hakaretler de evlilik birliğini etkileyen bir davranış olarak değerlendirilebilir. Çünkü eşin ailesine yönelik ağır saldırılar, diğer eş açısından da evlilik ilişkisinin devamını zorlaştırabilir.
Ancak hakaretin her zaman otomatik olarak boşanma nedeni olduğu söylenemez. Hakaretin ağırlığı, tekrarlanıp tekrarlanmadığı, olayın meydana geliş şekli ve tarafların evlilik ilişkisi içindeki durumu birlikte değerlendirilir.
Üçüncü Kişilere Edilen Hakaret Boşanma Nedeni Olur mu?
Eşlerden birinin evlilik dışında üçüncü bir kişiye hakaret etmesi, kural olarak doğrudan boşanma sebebi oluşturmaz.
Örneğin eşin komşusuna, iş arkadaşına veya başka bir kişiye yönelik hakaret eylemi, tek başına diğer eş açısından boşanma sebebi olarak değerlendirilmeyebilir.
Çünkü boşanma hukukunda önemli olan, davranışın eşler arasındaki evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsmadığıdır.
Ancak üçüncü kişiye yönelik hakaret olayı, eşin kişilik değerlerini, aile itibarını veya evlilik ilişkisini etkileyen başka davranışlarla birlikte değerlendirilirse farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Örneğin eşin toplum içinde sürekli saldırgan davranışlar sergilemesi, ailesini küçük düşürecek şekilde hareket etmesi veya bu davranışların evlilik ilişkisine doğrudan zarar vermesi hâlinde kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Sonuç olarak eşe veya eşin yakınlarına yönelik hakaretler boşanma davasında doğrudan önem taşıyabilirken, tamamen üçüncü kişiler arasındaki hakaret olayları kural olarak boşanma sebebi değildir.
Hakaret Suçunda Ön Ödeme Neden Mağdura Değil Devlete Yapılır?
Hakaret suçunda ön ödeme bedelinin mağdura değil devlete ödenmesi, ön ödemenin hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.
Ön ödeme, mağdur ile fail arasında yapılan bir uzlaşma veya mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi karşılığında yapılan bir ödeme değildir. Bu kurumun amacı, kanunda belirlenen bazı hafif nitelikteki suçlarda devletin ceza verme yetkisinin belirli bir ödeme karşılığında kullanılmaması ve ceza yargılamasının daha hızlı şekilde sona erdirilmesidir.
Ceza verme yetkisi mağdura değil devlete aittir. Çünkü suç, yalnızca mağdura zarar veren özel bir uyuşmazlık olarak değil, aynı zamanda toplum düzenini bozan ve devlet tarafından takip edilen bir fiil olarak kabul edilir.
Bu nedenle ön ödeme ile failin ödediği bedel, mağdurun kişisel zararının karşılığı olarak değil, devletin ceza yargılamasından vazgeçmesi karşılığında ödenen bir kamu alacağı niteliğindedir.
Ön Ödeme Mağdurun Affı Anlamına Gelir mi?
Hayır. Ön ödeme, mağdurun faili affetmesi anlamına gelmez.
Bir kişinin hakarete uğraması hâlinde mağdurun şikâyet hakkı, özel hayatına ve kişilik haklarına ilişkin bir haktır. Ancak ön ödeme, mağdurun “seni affettim” şeklindeki iradesine değil, kanunun belirlediği şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
Bu nedenle mağdur ön ödemeye karşı çıksa bile, kanuni şartlar oluşmuşsa ön ödeme prosedürü uygulanabilir.
Bununla birlikte mağdurun ayrıca manevi tazminat talep etme hakkı saklıdır. Çünkü ön ödeme yalnızca ceza soruşturmasını etkiler; mağdurun uğradığı manevi zararın giderilmesine ilişkin hukuk davasını ortadan kaldırmaz.
Ön Ödeme ile Uzlaştırma Arasındaki Fark Nedir?
Ön ödeme ve uzlaştırma uygulamada karıştırılsa da amaçları farklıdır.
Ön ödemede fail, belirlenen bedeli devlete öder ve ceza soruşturmasının devam etmesi engellenir.
Uzlaştırmada ise fail ile mağdur arasında bir anlaşma sağlanmaya çalışılır. Uzlaştırma kapsamında mağdurun zararının giderilmesi, belirli bir edimin yerine getirilmesi veya tarafların anlaşması gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle;
- Ön ödeme → devlet ile fail arasındaki ceza hukuku ilişkisine yöneliktir.
- Uzlaştırma → fail ile mağdur arasındaki uyuşmazlığın çözümüne yöneliktir.
Suçu Affetme Yetkisi Kime Aittir?
Ceza hukukunda suç işlenmesiyle birlikte ortaya çıkan ceza verme yetkisi mağdura değil, devlete aittir. Çünkü suç, yalnızca mağdurun kişisel zararına neden olan bir olay değil, aynı zamanda toplum düzenini bozan ve devlet tarafından yaptırım uygulanması gereken bir fiildir.
Bu nedenle mağdurun “seni affettim” demesi, her durumda ceza soruşturmasını veya yargılamasını kendiliğinden sona erdirmez. Mağdur; şikâyet hakkını kullanmayabilir, şikâyetinden vazgeçebilir veya kanunun izin verdiği hâllerde uzlaştırma yoluna başvurabilir. Ancak bu durumlar, mağdurun devlet adına ceza verme yetkisini kullandığı anlamına gelmez.
Mağdurun affı, esas olarak kişisel bir irade açıklamasıdır. Devletin cezalandırma yetkisinden vazgeçmesi ise ancak kanunda öngörülen kurumlar aracılığıyla mümkündür. Ön ödeme de bu kurumlardan biridir.
Ön ödeme kapsamında yapılan ödeme mağdura değil, devlete yapılır. Çünkü ön ödemenin amacı mağdurun zararının karşılanması veya mağdurun affının sağlanması değildir. Amaç, kanunda belirlenen bazı suçlar bakımından devletin ceza yargılaması yoluna devam etmeyerek uyuşmazlığı belirli bir ödeme karşılığında sonuçlandırmasıdır.
Bu nedenle hakaret suçunda ön ödeme yapılması, mağdurun faili affettiği anlamına gelmediği gibi, failin suçu kabul ettiği anlamına da gelmez. Ön ödeme, devlet ile fail arasındaki ceza hukuku ilişkisini sona erdiren özel bir hukuki mekanizmadır.
Deniz, bunu hakaret yazısında “Hakarete Uğrayan Mağdurun Hakları Nelerdir?” başlığıyla eklemek iyi olur. Burada önemli ayrım şu: ceza süreci ayrı, mağdurun kişisel zararının giderilmesi ayrı bir süreçtir.
Şöyle yazabiliriz:
Hakarete Uğrayan Mağdurun Hakları Nelerdir?
Hakaret suçunda mağdurun yalnızca failin cezalandırılmasını isteme hakkı bulunmaz. Hakarete uğrayan kişi, kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle uğradığı manevi zararın giderilmesini de talep edebilir.
Hakaret, kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik bir saldırı olduğundan, mağdur bakımından kişilik hakkı ihlali oluşturabilir. Bu nedenle mağdur, şartları oluşması hâlinde hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir.
Manevi tazminat davasında amaç, mağdurun yaşadığı üzüntü, elem ve itibar kaybının tamamen ortadan kaldırılması değil; bu ihlal nedeniyle ortaya çıkan manevi zararın bir ölçüde giderilmesidir.
Manevi tazminat miktarı belirlenirken hakaretin şekli, kullanılan ifadelerin ağırlığı, olayın gerçekleşme biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakaretin aleni olup olmadığı ve mağdur üzerindeki etkisi dikkate alınır.
Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılmazsa Ne Olur?
Hakarete uğrayan kişinin manevi tazminat davası açması zorunlu değildir. Ceza soruşturması veya ceza davası sonucunda fail hakkında işlem yapılması, mağdurun ayrıca tazminat talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Ceza dosyası ile manevi tazminat davası birbirinden farklıdır. Ceza davasında amaç failin cezalandırılması iken, manevi tazminat davasında amaç mağdurun uğradığı kişilik hakkı ihlalinin giderilmesidir.
Bu nedenle mağdur, ceza sürecinden bağımsız olarak veya ceza süreci devam ederken şartları oluşuyorsa manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Manevi Tazminat Kazanılırsa Ancak Failin Ödeme Gücü Yoksa Ne Olur?
Mahkeme tarafından manevi tazminata hükmedilmesi, mağdur açısından önemli bir hukuki kazanımdır. Ancak uygulamada en çok merak edilen konulardan biri de tazminat borçlusunun ödeme gücünün bulunmamasıdır.
Manevi tazminat kararı kesinleştikten sonra bu karar ilamlı icra yoluyla takip edilebilir. Borçlunun ödeme yapmaması hâlinde mağdur, icra takibi başlatarak alacağını tahsil etmeye çalışabilir.
Ancak borçlunun gerçekten üzerinde haczedilebilir malvarlığı, düzenli geliri veya banka hesabı bulunmuyorsa, alacağın fiilen tahsil edilmesi zorlaşabilir.
Bu durumda mahkeme kararı ortadan kalkmaz. Borçlunun ileride malvarlığı edinmesi, çalışmaya başlaması veya haczedilebilir bir gelire sahip olması hâlinde icra takibine devam edilerek tahsil yoluna gidilebilir.
Yani ödeme gücünün bulunmaması, failin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; yalnızca tahsil sürecini zorlaştırabilir.
Hakaret Eden Kişi Ceza Almazsa Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Hakaret nedeniyle açılan ceza davasının sonucu, manevi tazminat davası bakımından önem taşır ancak her zaman tek belirleyici değildir.
Ceza mahkemesinde verilen kararın niteliğine göre hukuk mahkemesi değerlendirme yapar. Örneğin hakaret fiilinin gerçekleştiğinin ceza dosyasında ortaya konulması, manevi tazminat davasında önemli bir delil olabilir.
Bununla birlikte ceza soruşturmasının ön ödeme, uzlaştırma veya başka bir nedenle sona ermesi, mağdurun kişilik hakkı ihlaline dayanarak manevi tazminat istemesine her zaman engel değildir.
Çünkü ceza sorumluluğu ile özel hukuk sorumluluğu birbirinden farklıdır.
Ayşe deniz hanım yazılarınız için çok teşekkürler özetle, gayet anlaşılabilir şekilde bu durumu açıklamıssınız iyi çalışmalar dilerim