İftira suçu nedir?

📅 21 Haziran 2022 🔄 Son güncelleme: 25 Temmuz 2026

Günlük hayatta “iftira” kelimesi çoğu zaman bir kişi hakkında gerçeğe aykırı konuşmak, kötülemek veya asılsız iddialarda bulunmak anlamında kullanılmaktadır. Ancak ceza hukuku bakımından her gerçeğe aykırı söz veya her kötü niyetli açıklama iftira suçu oluşturmaz.

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen iftira suçu, bir kişinin işlemediğini bildiği bir fiili işlemiş gibi göstererek hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasına neden olmaya çalışmasıdır.

Özellikle boşanma süreçlerinde eşler arasında çeşitli suçlamalar gündeme gelebilmekte, bazen eşlerden biri diğerini çevresine veya resmi makamlara karşı suçlayabilmektedir. Ancak bir kişinin yanlış konuşması ile hukuken iftira suçunun oluşması birbirinden farklıdır.

İftira suçunun oluşabilmesi için kanunda aranan bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

İftira Suçu Türk Ceza Kanunu’nda Nasıl Düzenlenmiştir?

İftira suçu Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanunun ilgili maddesine göre;

“Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere iftira suçunda kişinin yalnızca başka biri hakkında gerçek dışı bir şey söylemesi yeterli değildir.

Failin amacı, hakkında suç isnadında bulunduğu kişi hakkında hukuki bir süreç başlamasını sağlamaktır. Yani iftira hukuki süreç başlatmak için ortaya atılan iddia sonucu oluşur.

Başka bir ifadeyle iftira suçu, kişinin itibarını zedeleyen basit bir söylemden daha ileri bir davranıştır. Burada aynı zamanda adli makamların veya idari makamların gerçeğe aykırı şekilde harekete geçirilmesi söz konusudur.

İftira Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartların Gerçekleşmesi Gerekir?

İftira suçunun oluşabilmesi için öncelikle bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.

Ancak bu isnadın gerçeğe aykırı olması tek başına yeterli değildir. İftira suçunun en önemli unsuru, kişinin isnat ettiği fiilin gerçekleşmediğini bilmesine rağmen bunu yapmasıdır.

Yani kişi “Bu kişi bu suçu işlemedi.” gerçeğini bildiği hâlde, karşı tarafı zor durumda bırakmak amacıyla suç işlemiş gibi göstermelidir.

Örneğin bir kişi, eski eşinin kendisine ait eşyaları çaldığını bildiği hâlde böyle bir olay yaşanmadığını bilmesine rağmen savcılığa giderek hırsızlık şikâyetinde bulunursa, şartları oluştuğunda iftira suçundan sorumluluğu gündeme gelebilir.

Buna karşılık kişi gerçekten bir suç işlendiğini düşünerek şikâyette bulunmuş ancak yapılan soruşturma sonucunda iddiası kanıtlanamamışsa, bu durum tek başına iftira anlamına gelmez.

Beraat Kararı Verilmesi İftira Suçu Olduğu Anlamına Gelir mi?

Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri budur.

Bir kişi hakkında yapılan şikâyet sonucunda;

  • Takipsizlik kararı verilmesi,
  • Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi,
  • Beraat kararı çıkması, otomatik olarak şikâyet eden kişinin iftira suçu işlediği anlamına gelmez.

Çünkü hukuk sisteminde kişilerin bildikleri veya şüphelendikleri olayları yetkili makamlara bildirme hakkı bulunmaktadır.

Ancak şikâyet eden kişi, karşı tarafın suç işlemediğini kesin olarak bildiği hâlde sırf zarar vermek amacıyla suç isnadında bulunmuşsa iftira suçundan bahsedilebilir.

Bu nedenle “şikâyet edildi, sonra beraat etti” şeklindeki her olayda iftira suçu oluşmaz. Asıl araştırılması gereken husus, suç isnadında bulunan kişinin kastıdır.

İftira Suçu Şikâyete Bağlı Bir Suç mudur?

Hayır.

İftira suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir.

Yetkili makamların suçun işlendiğini öğrenmesi hâlinde soruşturma başlatılabilir.

Ayrıca iftira suçu uzlaştırma kapsamında bulunan suçlardan da değildir.

Bunun nedeni, iftira suçunda yalnızca kişisel bir zarar değil, aynı zamanda adli makamların gerçeğe aykırı şekilde meşgul edilmesi ve adalet sisteminin zarar görmesi söz konusu olmasıdır.

Bu nedenle Türk Ceza Kanunu içerisinde iftira suçu “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.

İftira Suçunda Zarar Meydana Gelmesi Gerekir mi?

İftira suçunun oluşması için kişinin mutlaka ceza alması veya maddi bir zarar meydana gelmesi gerekmez.

Önemli olan, kişinin işlemediği bir fiil nedeniyle hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sürecinin başlatılmasına yönelik bir isnatta bulunulmasıdır.

Örneğin bir kişi hakkında gerçeğe aykırı şekilde suç duyurusunda bulunulmuş ve yapılan inceleme sonucunda kişi hakkında dava açılmamış olsa bile, şartları varsa iftira suçu açısından değerlendirme yapılabilir.

Dedikodu Yapmak İftira Suçu Oluşturur mu?

Hayır.

Günlük hayatta kullanılan anlamıyla dedikodu yapmak ile Türk Ceza Kanunu anlamında iftira suçu aynı şey değildir.

Bir kişinin arkasından konuşmak, onun hakkında gerçeğe aykırı yorumlar yapmak veya çevresine olumsuz şeyler anlatmak her durumda iftira suçunu oluşturmaz.

İftira suçunda mutlaka kişinin;

  • Yetkili makamlara başvurması,
  • Basın veya yayın yoluyla isnatta bulunması,
  • Kişi hakkında hukuki bir süreç başlatılmasını sağlamaya çalışması, gibi unsurlar aranır.

Örneğin mahallede bir kişi hakkında “şunu yaptı, bunu yaptı” şeklinde konuşmak, tek başına TCK m.267 kapsamında iftira suçu değildir.

Ancak bu sözler kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı oluşturuyorsa farklı hukuki sonuçlar doğabilir.

Dedikodu Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?

Her dedikodu ceza davasına konu olmaz. Ancak bazı durumlarda kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir.

Özellikle bir kişinin toplum içindeki itibarını zedeleyecek, özel hayatını ihlal edecek veya şeref ve saygınlığına zarar verecek ifadeler kullanılması hâlinde hukuk mahkemelerinde manevi tazminat gündeme gelebilir.

Burada değerlendirme yapılırken söylenen sözlerin içeriği, kime söylendiği, yayılma şekli ve kişinin uğradığı zarar dikkate alınır.

Bir Kişinin Dedikodusunu Yapıp Boşanmasına Sebep Olmak İftira Suçu mudur?

Bir kişinin hakkında gerçeğe aykırı konuşarak aile ilişkilerinin bozulmasına veya boşanmaya neden olmak, tek başına iftira suçu oluşturmaz.

Çünkü iftira suçunda aranan temel unsur, kişinin hakkında soruşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamaya yönelik hukuka aykırı isnatta bulunulmasıdır.

Ancak eşler arasında sürekli olarak gerçek dışı suçlamalar yapılması, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bir davranış olarak boşanma davasında değerlendirilebilir.

Özellikle eşlerden birinin diğerini sürekli olarak haksız yere suçlaması, güven ilişkisini zedeleyebilir ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

İftira Suçu Boşanma Sebebi Olur mu?

Eşlerden birinin diğer eş hakkında gerçek dışı suçlamalarda bulunması, bazı durumlarda boşanma davasında önemli bir kusur davranışı olarak değerlendirilebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, her asılsız iddianın doğrudan iftira suçu oluşturmadığıdır.

Boşanma hukuku bakımından önemli olan da, eşin davranışının evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte olup olmadığıdır.

Örneğin eşlerden birinin diğer eş hakkında sürekli olarak;

  • Hırsızlık yaptığı,
  • Ahlaka aykırı davrandığı,
  • Suç işlediği,
  • Güvenilmez biri olduğu, yönünde gerçek dışı iddialarda bulunması ve bu iddiaları çevreye yayması, taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeleyebilir.

Bu tür davranışlar, şartları oluştuğu takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.

Özellikle eşin diğer eş hakkında bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı suç isnadında bulunması, evlilik ilişkisinde onarılması güç bir güven kaybına neden olabilir.

Eşine İftira Atan Eş Boşanmada Kusurlu Sayılır mı?

Boşanma davalarında eşlerin kusur durumu, evlilik birliğinin sona ermesindeki etkilerine göre değerlendirilir.

Bir eşin diğer eşe karşı iftira niteliğinde davranışlarda bulunması, özellikle de karşı tarafı toplum içinde küçük düşürmek veya hukuki açıdan zor durumda bırakmak amacı taşıyorsa kusurlu bir davranış olarak kabul edilebilir.

Ancak mahkeme değerlendirme yaparken olayın tamamını dikkate alır.

Örneğin;

  • Tek bir olay mı yaşandığı,
  • İddianın hangi amaçla ileri sürüldüğü,
  • Tarafların evlilik içindeki diğer davranışları,
  • İddianın ağırlığı birlikte değerlendirilir.

Asılsız Suçlama Yapan Eş Manevi Tazminat Öder mi?

Bir kişinin onur, şeref ve saygınlığına zarar verecek şekilde gerçek dışı suçlamalara maruz kalması hâlinde manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Özellikle eşlerden birinin diğer eş hakkında çevresine, ailesine veya resmi makamlara karşı gerçeğe aykırı isnatlarda bulunması, kişinin kişilik haklarına saldırı oluşturabilir.

Ancak manevi tazminat değerlendirmesinde her olay ayrı incelenir.

Bir iddianın sonradan kanıtlanamaması ile bilerek ve kötü niyetle gerçek dışı suçlama yapılması birbirinden farklıdır.

Manevi tazminat bakımından önemli olan, kişinin karşı tarafın suçsuz olduğunu bilerek hareket edip etmediği ve bu davranışın kişinin manevi varlığı üzerinde oluşturduğu etkidir.

İftira Suçu Nedeniyle Ceza Davası Açılması İçin Beraat Kararı Yeterli midir?

Hayır.

Bir kişinin hakkında yapılan şikâyetin sonucunda beraat etmesi veya soruşturmanın sona ermesi, tek başına iftira suçunun oluştuğu anlamına gelmez.

Çünkü hukuk düzeni, kişilerin suç şüphesi taşıdıkları durumları yetkili makamlara bildirme hakkını korumaktadır.

Ancak şikâyet eden kişi;

  • Olayın gerçekleşmediğini biliyorsa,
  • Karşı tarafın suçsuz olduğunu bilerek hareket ediyorsa,
  • Amacı karşı tarafa zarar vermekse, iftira suçundan sorumluluğu gündeme gelebilir.

Örneğin bir kişi, eski eşinin kendisine şiddet uygulamadığını bildiği hâlde sırf boşanma davasında avantaj sağlamak amacıyla gerçeğe aykırı şekilde şikâyette bulunursa, olayın özelliklerine göre iftira suçu bakımından değerlendirme yapılabilir.

İftira Suçu ile Hakaret Suçu Arasındaki Fark Nedir?

İftira ve hakaret suçları uygulamada sıkça karıştırılmaktadır.

Hakaret suçunda kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik aşağılayıcı bir söz veya davranış söz konusudur.

İftira suçunda ise kişiye belirli bir hukuka aykırı fiil isnat edilir ve bu isnat nedeniyle hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanması amaçlanır.

Örneğin; “Sen ahlaksız bir insansın.” şeklindeki bir ifade şartlarına göre hakaret kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak; “Bu kişi hırsızlık yaptı, hakkında işlem yapılmasını istiyorum.” şeklinde gerçeğe aykırı şekilde yetkili makamlara başvurulması iftira suçunu gündeme getirebilir.

Bu iki suç arasındaki temel fark, isnadın niteliği ve yöneltildiği yerdir.

İftira Suçunda İspat Yükü Kime Aittir?

Ceza yargılamasında temel ilke, suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin delillerle ortaya konulmasıdır.

İftira suçunda da iddia makamının, kişinin karşı tarafın suç işlemediğini bildiği hâlde bilerek ve isteyerek suç isnadında bulunduğunu ortaya koyması gerekir.

Sadece; “Bu kişi şikâyette bulundu ama iddiası doğru çıkmadı.” demek, iftira suçunun ispatı için yeterli değildir.

Kişinin kötü niyeti, olayın gelişimi, eldeki deliller ve taraflar arasındaki ilişki birlikte değerlendirilir.

İftira Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

İftira suçu bakımından dava zamanaşımı süresi, Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesindeki genel hükümlere göre belirlenir.

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun temel şeklinin cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır.

TCK m.66/1-e hükmüne göre, kanunda üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezalarını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Bu nedenle iftira suçunun temel hâli bakımından dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Zamanaşımı süresi, suçun tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak iftira suçunda zamanaşımının başlangıç tarihi, somut olayın nasıl gerçekleştiğine göre değişebilir. Örneğin yetkili makamlara yapılan gerçeğe aykırı şikâyetin tarihi veya basın yoluyla gerçekleştirilen isnadın tarihi dikkate alınarak değerlendirme yapılır.

Bununla birlikte iftira suçunun nitelikli hâllerinde cezanın artması hâlinde zamanaşımı süresi de değişebilir. Bu nedenle özellikle uzun zaman önce gerçekleşmiş olaylarda, isnadın hangi şekilde yapıldığı ve suçun hangi tarihte tamamlandığı ayrıca incelenmelidir.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Alacağımı Vermeyen Kişiyi Savcılığa Şikayet Etsem Sonuç Alabilir Miyim?

Yorum yapın