Hakkımda Asılsız Şikâyette Bulunuldu: Takipsizlik veya Beraatten Sonra İftira Davası Açabilir miyim?

📅 21 Haziran 2022 🔄 Son güncelleme: 25 Ağustos 2026

Hakkınızda yapılan şikâyetin gerçek dışı olduğu ortaya çıkmış ve soruşturma sonunda takipsizlik ya da yargılama sonunda beraat kararı verilmiş olabilir. Bu durumda şikâyetçi hakkında iftira suçundan işlem yapılmasını istemeniz mümkündür. Ancak takipsizlik veya beraat kararı, şikâyetçinin kendiliğinden iftira suçundan cezalandırılacağı anlamına gelmez.

İftira suçunda asıl mesele, şikâyetçinin iddiasını ispatlayamaması değil; sizin isnat edilen fiili işlemediğinizi bildiği hâlde hakkınızda işlem başlatmak amacıyla gerçeğe aykırı suçlamada bulunmasıdır.

Halk arasında “iftira davası açmak” denilse de mağdur doğrudan ceza davası açmaz. Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunur. Yapılacak soruşturmada yeterli şüphe elde edilirse iddianame düzenlenir ve kamu davası açılır.

Hakkımda Yapılan Asılsız Şikâyet İftira Suçu Oluşturur mu?

İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bir kimseye, işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin isnat edilmesi ve bu isnadın kişi hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yapılması gerekir.

Bu nedenle iftira suçundan söz edilebilmesi için şu unsurlar birlikte değerlendirilir:

  • Şikâyet veya ihbar belirli ya da kimliği belirlenebilir bir kişiye yöneltilmiş olmalıdır.
  • Kişiye suç, kabahat veya disiplin yaptırımı gerektirebilecek hukuka aykırı bir fiil isnat edilmelidir.
  • İsnat yetkili makamlara yapılan ihbar veya şikâyetle ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmelidir.
  • Şikâyetçi, isnat ettiği fiilin gerçekleşmediğini veya şikâyet edilen kişi tarafından işlenmediğini bilmelidir.
  • Başvurunun amacı kişi hakkında adli ya da idari işlem yapılmasını sağlamak olmalıdır.

Şikâyetçinin yanılması, olayları farklı değerlendirmesi veya elindeki belirtilere dayanarak gerçekten suç işlendiğini düşünmesi hâlinde iftira kastından söz edilemez. Buna karşılık hiç yaşanmamış bir olayı ayrıntılarıyla kurgulayan, olayın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bilen veya suçu başka birinin işlediğini bildiği hâlde belirli bir kişiyi suçlayan kimse yönünden iftira suçu gündeme gelir.

Takipsizlik Kararı İftira Suçunun Kanıtı mıdır?

Savcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı, günlük kullanımda takipsizlik kararı olarak adlandırılmaktadır. Bu karar şikâyet edilen kişi bakımından önemlidir; ancak tek başına şikâyetçinin iftira attığını kanıtlamaz.

Takipsizlik kararının gerekçesine özellikle bakılmalıdır. Kararda yalnızca “kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği” belirtilmişse bu, isnat edilen olayın kesinlikle yaşanmadığı anlamına gelmeyebilir. Suçun işlendiğine ilişkin şüphe bulunmuş, fakat iddianame düzenlemek için yeterli delile ulaşılamamış olabilir.

Buna karşılık kamera görüntüsü, konum kaydı, resmi belge, tanık anlatımı veya başka bir kesin delil nedeniyle olayın hiç gerçekleşmediği ya da şikâyet edilen kişinin fiili işlemesinin mümkün olmadığı belirlenmişse iftira iddiası çok daha güçlü hâle gelir.

Örneğin şikâyetçi, belirli bir tarihte kendisine saldırdığınızı ileri sürmüş; ancak o tarihte başka bir şehirde bulunduğunuz uçuş kayıtları ve kamera görüntüleriyle kesin olarak ortaya çıkmış olabilir. Şikâyetçinin sizin nerede olduğunuzu bildiğini gösteren yazışmalar da bulunuyorsa artık mesele yalnızca iddianın kanıtlanamaması değildir. Şikâyetin bilerek gerçeğe aykırı yapıldığı ileri sürülebilir.

Beraat Kararından Sonra İftira Suçundan Şikâyetçi Olunabilir mi?

Beraat kararından sonra iftira suçundan suç duyurusunda bulunulabilir. Ancak burada da beraat kararının hangi gerekçeyle verildiği önem taşır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre beraat farklı nedenlerle verilebilir. “Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” ile “yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” aynı şey değildir.

İlkinde eldeki deliller kişinin suçu işlemediğini ortaya koymaktadır. İkincisinde ise mahkûmiyet için gerekli kesinliğe ulaşılamamıştır. Her iki karar da beraattir; fakat iftira suçu bakımından ispat güçleri aynı değildir.

Yine de suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat, iftira soruşturmasını kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz. Önceki dosyadaki deliller, şikâyetçinin anlatımlarındaki çelişkiler, taraflar arasındaki ilişki ve şikâyetçinin gerçeği bilip bilmediğini gösteren diğer kayıtlar birlikte incelenir.

Şikâyetçi İddiasını Kanıtlayamadıysa İftira Suçu Oluşur mu?

İddiasını kanıtlayamayan herkes iftira suçundan cezalandırılamaz. Aksi bir kabul, kişilerin suç şüphesi duyduklarında yetkili makamlara başvurmalarını fiilen engeller.

Bir kişi yaşadığı veya gördüğünü düşündüğü bir olayı doğru biçimde anlatmış, delillerin değerlendirilmesini savcılığa bırakmış olabilir. Soruşturma sonunda delil bulunamaması bu kişinin mutlaka yalan söylediğini göstermez.

İftira suçu bakımından araştırılması gereken soru şudur: Şikâyetçi, karşısındaki kişinin suçsuz olduğunu bildiği hâlde mi başvuru yaptı?

Bu bilginin çoğu zaman doğrudan bir ikrarla ispatlanması mümkün olmaz. Kast; olayın gerçekleşme biçimi, şikâyetçinin sahip olduğu bilgiler, anlatımlar arasındaki çelişkiler, taraflar arasındaki husumet ve suçlamanın objektif gerçeklerle bağdaşmaması üzerinden değerlendirilir.

“Başkalarından Duydum” Demek İftira Sorumluluğunu Kaldırır mı?

Bir kimse, hakkında hiçbir bilgi veya belirti bulunmayan ağır bir suçlamayı yalnızca “duydum” diyerek yetkili makamlara taşıdığında bu savunma her zaman yeterli olmaz. Şikâyetçinin duyumunun kaynağı, bunu neden doğru kabul ettiği ve başvurusunda duyumu mu yoksa kesin bilgiyi mi aktardığı araştırılır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.03.2024 tarihli, 2023/3863 E. ve 2024/2313 K. sayılı kararında, hakkında hiçbir maddi delil, bulgu veya emare bulunmayan kişiyi terör örgütü üyeliğiyle ihbar eden sanığın “eski eşinden duyduğu” yönündeki savunmasının tek başına yeterli olmayacağı belirtilmiştir. Daire, başvurunun anayasal ihbar hakkı kapsamında kabul edilerek verilen beraat kararını bozmuştur.

Bu karar, her duyuma dayalı başvurunun iftira olduğu anlamına gelmez. Ancak son derece ağır bir suçlamanın hiçbir maddi dayanak olmadan, kesin bir gerçekmiş gibi yetkili makamlara aktarılması şikâyet hakkının sınırlarını aşabilir.

Takipsizlik veya Beraat Kararı Tek Başına Neden Yeterli Değildir?

Yargıtay, takipsizlik ve beraat kararlarının iftira suçunu kendiliğinden ispatlamadığı görüşündedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2022/6488 E. ve 2024/4466 K. sayılı kararında, sanığın belirli olay ve olgulardan hareketle amirleri hakkında ihbarda bulunduğu kabul edilmiştir. İhbar edilen kişiler hakkında takipsizlik verilmiş olmasına rağmen Daire, başvurunun suçsuz olduğu bilinen kişilere suç isnat etmek biçiminde olmadığına ve anayasal şikâyet hakkı kapsamında kaldığına karar vermiştir.

Dolayısıyla sonuç kararından önce şikâyetin dayanağına bakılır. Şikâyetçinin elinde makul bir belirti varsa ve olayların araştırılmasını istemişse iftira kastı bulunmayabilir. Buna karşılık hiç gerçekleşmediği bilinen bir olayı gerçekleşmiş gibi anlatmak şikâyet hakkıyla korunmaz.

Yalan Olduğu Bilinen Bir Olayı Şikâyet Etmek İftira Sayılır mı?

Şikâyetçinin olayın gerçek olmadığını kendi davranışları nedeniyle bilmesi, iftira kastının tespitinde güçlü bir göstergedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2024/385 E. ve 2024/3643 K. sayılı kararında, motorlu bisikleti daha önce başka bir kişiye devreden sanık, kalan satış bedelini alamayınca aracın çalındığını bildirmiştir. Devir işlemini bizzat yapan sanığın hırsızlık olmadığını bildiği kabul edilmiş ve iftira suçundan verilen mahkûmiyet kararı onanmıştır.

Burada belirleyici olan, hırsızlık iddiasının sonradan kanıtlanamaması değildir. Şikâyetçinin aracın çalınmadığını, kendi iradesiyle teslim edildiğini en başından beri bilmesidir.

Şikâyetçi Sahte Delil Hazırlamışsa Ne Olur?

Fail yalnızca yalan beyanda bulunmayıp suçlamayı inandırıcı göstermek için maddi eser veya delil de uydurmuşsa TCK’nın 267/2. maddesi uygulanır ve verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Sahte mesaj oluşturmak, eşyayı mağdurun bulunduğu yere yerleştirmek, gerçekte bulunmayan bir belge hazırlamak veya olayın maddi izlerini yapay biçimde meydana getirmek buna örnek olabilir.

Bununla birlikte her gerçeğe aykırı belge sunulması otomatik olarak bu nitelikli hâli oluşturmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 17.03.2020 tarihli, 2019/1594 E. ve 2020/11659 K. sayılı kararında; maddi eser veya delilin isnadı inandırıcı hâle getirmek amacıyla hazırlanması gerektiği, önceden mevcut bir belgenin sunulması veya isnattan sonra delil üretilmesinin her durumda TCK m.267/2 kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu nedenle sahte delilin ne zaman, kim tarafından ve hangi amaçla meydana getirildiği ayrıca araştırılır.

İftira Suçundan Şikâyet Etmek İçin Önceki Kararın Kesinleşmesi Gerekir mi?

Kanunda, iftira suçunun bildirilebilmesi için mutlaka önceki takipsizlik veya beraat kararının kesinleşmesini arayan açık bir şart bulunmamaktadır. Bununla birlikte isnat edilen fiilin işlenip işlenmediği henüz araştırılıyorsa iki dosyada birbiriyle çelişen değerlendirmeler yapılması ihtimali doğar.

Uygulamada, asıl suçlama hakkındaki soruşturma veya davanın sonucunun görülmesi çoğu zaman daha sağlıklı olur. Özellikle beraat kararı istinaf veya temyiz incelemesindeyse kişinin fiili işlemediği henüz kesinleşmiş sayılmayabilir. İftira soruşturmasını yürüten savcılık da önceki dosyanın sonucunu bekleyebilir.

Buna karşılık şikâyetin açıkça kurgulandığını gösteren sahte belgeler, şikâyetçinin itirafı veya başka güçlü deliller bulunuyorsa önceki dosya devam ederken de Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulabilir. Somut olayın özelliğine göre zamanlama belirlenmelidir.

İftira Suçundan Nasıl Şikâyetçi Olunur?

İftira suçu şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Buna rağmen mağdurun ayrıntılı bir suç duyurusu dilekçesi sunması, olayın ve delillerin doğru anlaşılması bakımından önemlidir.

Başvuru Cumhuriyet Başsavcılığına yapılabileceği gibi polis veya jandarmaya da yapılabilir. Dilekçede yalnızca “hakkımda takipsizlik verildi, bana iftira atıldı” denilmesi genellikle yeterli değildir. Şikâyetçinin hangi beyanının gerçeğe aykırı olduğu ve bu gerçeği neden bildiği açıkça gösterilmelidir.

Başvuruya mümkünse şu belgeler eklenmelidir:

  • İlk şikâyet dilekçesi ve şikâyetçinin ifade tutanakları,
  • Önceki soruşturma veya dava dosyasının numarası,
  • Takipsizlik veya beraat kararı ile kesinleşme kaydı,
  • Şikâyetçinin anlatımlarındaki çelişkileri gösteren ifadeler,
  • Kamera, konum, HTS, banka ve resmi kurum kayıtları,
  • Taraflar arasındaki yazışmalar ve ses kayıtlarının hukuka uygun olanları,
  • Şikâyetçinin olayın gerçek olmadığını bildiğini gösteren belgeler,
  • Varsa sahte delilin nasıl oluşturulduğunu gösteren kayıtlar,
  • Taraflar arasındaki husumeti ve şikâyetin amacını bilen tanıklar.

Önceki soruşturma dosyasının tamamı iftira dosyasına getirtilmelidir. Sadece sonuç kararına bakılarak şikâyetçinin kastı hakkında sağlıklı değerlendirme yapılamaz.

İftira Şikâyeti Aynı Ceza Dosyasında mı Yapılır?

Hakkınızda yürütülen soruşturma veya davada, suçlamanın bilerek gerçeğe aykırı olduğunu savunmanız mümkündür. Ancak karşı tarafın iftira suçundan cezalandırılması genellikle ayrı bir soruşturma gerektirir.

Beraat kararını veren mahkeme şikâyetçinin otomatik olarak iftira suçundan cezalandırılmasına karar vermez. Mahkeme veya savcılık suç şüphesini fark ederek re’sen bildirimde bulunmadıysa ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Yeni soruşturmada önceki dosya getirtilir; şikâyetçinin beyanları, dayandığı deliller ve gerçeği bilip bilmediği yeniden değerlendirilir.

CİMER’e Yapılan Asılsız Başvuru İftira Suçu Oluşturabilir mi?

CİMER’e yapılan başvurular ilgili kamu kurumlarına veya adli makamlara iletilerek kişi hakkında soruşturma, disiplin incelemesi ya da idari yaptırım süreci başlatılmasına yol açabilir. Bu nedenle bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı fiille CİMER üzerinden suçlanması, diğer şartların da bulunması hâlinde iftira suçunu oluşturabilir.

Ancak CİMER başvurusunun sonuçsuz kalması veya başvuruda ileri sürülen hususların kanıtlanamaması tek başına yeterli değildir. Başvuruyu yapan kişinin somut bir bilgiye dayanıp dayanmadığı ve şikâyet edilen kişinin suçsuzluğunu bilip bilmediği araştırılır.

Dedikodu veya Çevreye Söylenen Yalanlar İftira Suçu mudur?

Bir kişinin çevresine sizin hakkınızda gerçek dışı sözler söylemesi, günlük dilde iftira olarak adlandırılsa da her zaman TCK m.267’deki iftira suçunu oluşturmaz. Ceza hukuku anlamındaki iftirada, isnadın yetkili makamlara yöneltilmesi veya basın ve yayın yoluyla kişi hakkında adli ya da idari işlem başlatma amacı taşıması gerekir.

Söz yalnızca aileye, komşulara veya iş arkadaşlarına söylenmişse olayın niteliğine göre hakaret suçu ya da dedikodu nedeniyle manevi tazminat gündeme gelebilir. Bu nedenle sözün nerede, kime ve hangi amaçla söylendiği belirlenmeden hukuki nitelendirme yapılmamalıdır.

İftira Suçunun Cezası Ne Kadardır?

İftira suçunun temel şekli için bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Fiilin maddi eser veya delilleri uydurularak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

Gerçeğe aykırı isnat nedeniyle mağdur hakkında arama, elkoyma veya adli kontrol gibi bir koruma tedbiri uygulanmışsa ve kanundaki diğer şartlar gerçekleşmişse ayrıca ceza artırımı söz konusu olabilir.

Mağdurun işlemediği fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde iftira eden kişi, şartları varsa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak da sorumlu tutulabilir. Bu sonuçların uygulanabilmesi için iftira eylemi ile koruma tedbiri arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

Şikâyetçi Daha Sonra İfadesinden Dönerse İftira Suçu Ortadan Kalkar mı?

Şikâyetçinin sonradan “yanlış söyledim” demesi, oluşmuş olan suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak TCK’nın 269. maddesinde iftira suçuna özgü etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmiştir.

İftiradan, mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce dönülürse verilecek cezada beşte dört; kovuşturma başlamadan önce dönülürse dörtte üç oranında indirim yapılır. Dönmenin daha sonraki aşamalarda gerçekleşmesi hâlinde de kanunda aşamaya göre farklı indirimler öngörülmüştür.

Etkin pişmanlık için yalnızca şikâyetten vazgeçmek yeterli değildir. Şikâyetçinin gerçeği açıklaması ve önceki isnadının doğru olmadığını ortaya koyması gerekir.

İftira Suçunda Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

İftira suçunun temel hâlinde dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ancak bu süre, çoğu suçta olduğu gibi doğrudan şikâyetin yapıldığı tarihten başlamaz.

TCK m.267/8’e göre dava zamanaşımı, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu tarih olayın özelliğine göre takipsizlik kararının kesinleştiği veya beraat hükmünün kesinleştiği tarih olabilir.

Nitelikli hâller ve iftira nedeniyle meydana gelen daha ağır sonuçlar bakımından uygulanacak zamanaşımı ayrıca değerlendirilmelidir. Suç şikâyete bağlı olmadığından altı aylık şikâyet süresi bulunmaz; ancak delillerin kaybolmaması için başvurunun gereksiz yere geciktirilmemesi gerekir.

Asılsız Şikâyet Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Bilerek yapılan asılsız şikâyet, kişinin itibarı, özel hayatı veya mesleki konumu üzerinde zarar doğurmuşsa manevi tazminat talep edilebilir. Haksız şikâyet nedeniyle yapılan savunma giderleri, gelir kaybı veya başka bir maddi zarar bulunuyorsa bunların da şartları oluştuğu ölçüde talep edilmesi mümkündür.

Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden farklıdır. İftira suçundan beraat kararı verilmesi, hukuk mahkemesinin kişilik hakkı ihlali bulunup bulunmadığını değerlendirmesine her durumda engel olmaz. Bununla birlikte şikâyet hakkının sınırları içinde kalan, makul belirtilere dayanan başvurular nedeniyle tazminata hükmedilmez.

Takipsizlik veya Beraatten Sonra Ne Yapılmalıdır?

Takipsizlik veya beraat kararından sonra yapılması gereken ilk iş, önceki dosyayı yalnızca sonuç yönünden değil, şikâyetçinin kastını gösterebilecek bütün belgeler yönünden incelemektir. Şikâyet dilekçesi, ilk ifade, sonraki anlatımlar, sunulan belgeler ve objektif kayıtlar yan yana getirildiğinde olayın kanıtlanamayan bir şüpheden mi, yoksa bilerek kurulmuş bir suçlamadan mı ibaret olduğu anlaşılabilir.

Şikâyetçinin hiçbir dayanağı bulunmaması tek başına her zaman yeterli değildir; fakat suçlamanın objektif gerçeklerle açıkça çelişmesi, şikâyetçinin bu gerçeği bilmesi, anlatımlarını değiştirmesi, sahte delil hazırlaması veya suçlamayı kişisel bir husumet nedeniyle kurgulaması iftira iddiasını güçlendirir.

Kısacası takipsizlik ya da beraat kararı iftira suçunun son noktası değil, incelemenin başlangıç noktasıdır. Sonucu belirleyen, şikâyetin asılsız çıkması kadar şikâyetçinin gerçeği bilerek adli veya idari makamları harekete geçirip geçirmediğidir.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Eşin Evde Çektiği Video Boşanma Davasında Delil Olur mu?

Yorum yapın