Evlilik sözleşmesi denildiğinde çoğu kişinin aklına, boşanma hâlinde kimin hangi malı alacağının önceden kesin olarak belirlendiği bir sözleşme geliyor. Türk hukukunda ise durum bundan farklıdır. Eşlerin yaptığı mal rejimi sözleşmesi esas olarak evlilik süresince hangi mal rejiminin uygulanacağını belirler. Bu nedenle mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması, boşanma hâlinde diğer eşin hiçbir ekonomik talepte bulunamayacağı anlamına gelmez.
Mal ayrılığında, edinilmiş mallara katılma rejiminde olduğu gibi evlilik içinde edinilmiş malların artık değeri üzerinden katılma alacağı hesabı yapılmaz. Buna karşılık eşlerden biri diğer eş adına edinilen bir eve, arsaya, araca veya başka bir malvarlığı değerine kendi maaşı, birikimi, ziynetleri yahut başka bir ekonomik değeriyle katkıda bulunmuşsa bu katkı ayrıca talep konusu olabilir.
Bu ayrım özellikle yıllarca birlikte çalışan, kazançlarını aynı evin veya yatırımın edinilmesine yönelten ancak malları yalnız eşlerden biri adına tescil ettiren kişiler bakımından önemlidir. Tapunun tek eş adına olması ile diğer eşin o malın edinilmesine hiçbir katkısının bulunmaması aynı şey değildir.
Mal rejimi sözleşmesi boşanmanın nafaka, tazminat ve velayet gibi bütün sonuçlarını da önceden ortadan kaldırmaz. Bu sebeple “mal ayrılığı yaptık, boşanırsak kimse kimseden hiçbir şey isteyemez” şeklindeki genel kabul hukuken doğru değildir.
1. Evlilik Sözleşmesi Boşanmada Mal Paylaşımını Engeller mi?
Evlilik sözleşmesinin mal paylaşımına etkisi, sözleşmeyle hangi mal rejiminin seçildiğine ve malın hangi dönemde edinildiğine göre belirlenir.
Eşler herhangi bir seçim yapmamışsa 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Evlilik içinde çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle edinilen mallar bakımından boşanma sonrasında katılma alacağı gündeme gelebilir.
Tarafların mal ayrılığı rejimini seçmesi hâlinde ise farklı bir sistem uygulanır. Türk Medeni Kanunu’nun 242. maddesine göre mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri kendi malvarlığının yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisini korur. Evlilik sırasında bir taşınmazın alınmış olması, yalnız bu sebeple diğer eşe taşınmazın yarısı üzerinden bir katılma alacağı vermez.
Ancak mal ayrılığı rejimi, eşlerin birbirlerinin mallarına yaptıkları ekonomik katkıları ortadan kaldıran bir rejim değildir.
Örneğin eşlerden biri adına alınan dairenin bedelinin önemli bölümü diğer eşin maaşından karşılanmışsa, taşınmazın yalnız bir eş adına kayıtlı olması katkıyı yok saydırmaz. Aynı durum evin peşinatının diğer eşin birikiminden ödenmesi, ziynetlerin bozdurularak kullanılması veya diğer eşe ait bir malın satılıp satış bedelinin taşınmaza aktarılması hâlinde de gündeme gelebilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda istenen alacak, edinilmiş mallara katılma rejimindeki katılma alacağından farklıdır. Mal ayrılığı döneminde diğer eşin malına yapılan maddi katkının karşılığının istenmesi söz konusudur.
2. Mal Ayrılığı Yapınca Eş Boşanmada Hiçbir Şey Alamaz mı?
Mal ayrılığı rejiminin en sık yanlış anlaşılan sonucu budur. Mal ayrılığında eşlerden biri, diğer eş adına kayıtlı malların yarısını yalnız evlilik içinde edinilmiş olmaları sebebiyle isteyemez. Fakat kendi malvarlığından bu malların edinilmesine katkıda bulunmuşsa katkısının karşılığını talep etmesi mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2024 tarihli, 2023/7390 E., 2024/6796 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta taraflar evlilik devam ederken, 16.06.2015 tarihinde noterde düzenleme şeklinde mal ayrılığı sözleşmesi yapmışlardır. Daha sonra mal ayrılığı döneminde edinilen mal nedeniyle katkı payı alacağı talep edilmiştir. Yargıtay, mal ayrılığı sözleşmesinin bulunmasını katkı talebini kendiliğinden ortadan kaldıran bir sebep olarak görmemiş; eşlerin gelirleri ve ekonomik katkıları üzerinden inceleme yapılması gerektiğini kabul etmiştir.
Bu kararın önemi, katkı payı alacağının yalnız 1 Ocak 2002’den önce kanunen uygulanan eski mal ayrılığı rejimine ilişkin olmadığını göstermesidir. Eşlerin 2002 sonrasında kendi iradeleriyle mal ayrılığını seçtikleri dönemde de diğer eşin malına yapılan ekonomik katkı ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla mal ayrılığı sözleşmesi bulunan bir boşanma dosyasında yalnız tapu kayıtlarına bakılarak sonuca gidilmemelidir. Malların ne zaman edinildiği, bedellerinin nereden karşılandığı ve eşlerin bu dönemdeki ekonomik durumları birlikte incelenmelidir.
2.1. Mal Ayrılığı Rejiminde Katkı Payı Alacağı İstenebilir mi?
Mal ayrılığı döneminde diğer eş adına edinilen mala maddi katkıda bulunan eş, yaptığı katkının karşılığını isteyebilir.
Katkının mutlaka taşınmazın satın alındığı gün banka hesabından doğrudan satıcıya gönderilmiş olması gerekmez. Evlilik uzun yıllar devam etmişse eşlerin gelirleri aile ekonomisi içinde kullanılmış, krediler ortak yaşam sırasında ödenmiş veya eşlerden birinin maaşı günlük giderleri karşılarken diğerinin geliri mal edinimine ayrılmış olabilir.
Bu nedenle Yargıtay uygulamasında çalışan eşlerin katkısı araştırılırken yalnız tek tek banka dekontlarıyla yetinilmez. Malın edinildiği dönemde tarafların çalışma süreleri, düzenli gelirleri, kişisel giderleri, aile giderlerine yaptıkları harcamalar ve gelirlerinden tasarruf edebilecekleri miktarlar üzerinde durulur.
1 Ocak 2002 öncesindeki yasal mal ayrılığı rejimine ilişkin yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Gelir getiren bir işte çalışan eşin, diğer eş adına edinilen mala ne ölçüde ekonomik katkı sağlayabileceği belirlenirken kazanç miktarı ile tasarruf gücü birlikte değerlendirilir.
Bugün eşlerin sözleşmeyle mal ayrılığı rejimini seçmeleri hâlinde de diğer eş adına edinilen mala yapılan somut ekonomik katkı karşılıksız sayılmaz.
2.2. Maaşımla Eşimin Üzerine Alınan Eve Katkıda Bulundum, Hak İsteyebilir miyim?
Mal ayrılığı rejiminde ev yalnız eşlerden biri adına tapuya kayıtlı olabilir. Bu durum, diğer eşin evin alınmasına yaptığı maddi katkının talep edilmesine engel değildir.
Eşlerin her ikisinin de çalıştığı bir evlilikte gelirlerin yıllarca ortak hayat için kullanılması sık rastlanan bir durumdur. Bir eş kredi taksitlerini doğrudan öderken diğeri kira, mutfak, çocukların giderleri veya diğer aile harcamalarını üstlenmiş olabilir. Bazen de bütün ödemeler tek kişinin hesabından yapılmasına rağmen diğer eş maaşını düzenli şekilde aile bütçesine aktarmıştır.
Bu nedenle katkı hesabında yalnız banka hesabında kimin adının yazdığına bakılması yeterli değildir. Eşin gerçekten gelir elde edip etmediği, ne kadar süre çalıştığı ve bu gelirden ne ölçüde tasarruf ederek malın edinilmesine katkı sağlayabileceği araştırılır.
Yargıtay’ın mal ayrılığı dönemlerine ilişkin katkı payı hesaplarında benimsediği yöntem de esasen budur. Eşlerin gelirleri belirlenir, kişisel ve ailevi harcamalar gözetilir, ardından tasarruf edilebilir miktarlar üzerinden katkı oranı bulunur.
Örneğin eşlerden birinin gelirinin diğerinden daha yüksek olması tek başına aynı oranda daha fazla katkı yaptığı anlamına gelmez. Yüksek gelir elde eden eş aynı dönemde ailenin bütün geçim giderlerini karşılamış olabilir. Bu sebeple hesabın doğrudan maaşların birbirine oranlanması şeklinde yapılması doğru değildir.
2.3. Mal Ayrılığında Katkı Payı Nasıl Hesaplanır?
Katkı payı hesabında öncelikle malın hangi tarihte ve hangi bedelle edinildiği belirlenir. Ardından eşlerin malın edinildiği dönemdeki ekonomik durumları araştırılır.
Düzenli olarak çalışan eşler bakımından ücret bordroları, SGK kayıtları, banka hareketleri ve gerektiğinde meslek ve gelir durumunu gösteren diğer kayıtlar incelenebilir. Tarafların zorunlu yaşam giderleri ve kişisel harcamaları da hesaba katıldıktan sonra gelirlerinden ne kadarını tasarruf edebilecekleri belirlenir.
Bulunan tasarruf miktarları, malın edinilmesine yapılan katkının oranının tespitinde kullanılır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli, 2013/7339 E., 2014/980 K. sayılı kararında da çalışan eşlerin gelirleri, kişisel harcamaları ve tasarruf edebilecekleri miktarların araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar 1 Ocak 2002 öncesindeki yasal mal ayrılığı dönemine ilişkindir.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/7390 E., 2024/6796 K. sayılı kararı, eşlerin 2002 sonrasında noterde mal ayrılığı rejimini seçtikleri dönemde de katkı payı alacağının gündeme gelebileceğini göstermektedir.
Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde mal ayrılığının, diğer eşin malına yapılan ekonomik katkıyı ortadan kaldırmadığı görülmektedir.
2.4. Çalışmayan Eş Mal Ayrılığı Rejiminde Katkı Payı Alabilir mi?
Katkı payı alacağı bakımından yalnız ev işleriyle uğraşılması veya çocukların bakımının üstlenilmesi ile para yahut para ile ölçülebilen bir malvarlığı değerinin diğer eşin malına aktarılması birbirinden ayrılır.
Mal ayrılığı rejiminde katkı payı talebinin dayanağı ekonomik katkıdır. Bu sebeple yalnız ev içi emeğin varlığı, eski mal ayrılığı rejimine ilişkin Yargıtay uygulamasında tek başına katkı payı alacağı için yeterli görülmemiştir.
Ancak bir eşin ücretli bir işte çalışmaması, hiçbir ekonomik katkısının bulunmadığı anlamına da gelmez. Evlilik öncesinden kalan birikimini kullanmış, kendisine miras kalan parayı vermiş, ziynetlerini bozdurmuş, kira veya tarımsal gelirini malın edinilmesine aktarmış olabilir.
Bu tür bir ekonomik katkı ispatlandığında mal ayrılığı sözleşmesi bulunması talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
2.5. Ziynetlerimle Eşimin Üzerine Ev Alındıysa Mal Ayrılığı Sözleşmesi Hakkımı Ortadan Kaldırır mı?
Mal ayrılığı sözleşmesi imzalanmış olması, eşin kendisine ait ziynetleri veya başka bir kişisel malvarlığı değerini diğer eş adına edinilen mala aktarmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Düğünde kadına ait olduğu kabul edilen ziynetlerin bozdurularak evin peşinatına verilmesi, kredi borcunun kapatılması veya araç bedelinde kullanılması hâlinde bu ekonomik katkının ayrıca incelenmesi gerekir.
Burada ziynet alacağı ile malın edinilmesine yapılan katkıdan doğan alacakların aynı bedelin iki kez tahsiline yol açmaması gerekir. Ziynetlerin aynen veya bedel olarak ayrıca talep edilmesi ile bunların başka bir malın edinilmesine katkı olarak ileri sürülmesi hâlinde taleplerin hukuki niteliği ve birbirleriyle ilişkisi somut olaya göre değerlendirilir.
Mal ayrılığı sözleşmesi bulunması tek başına “ziynetler diğer eşin malına harcandıysa artık geri istenemez” sonucunu doğurmaz.
3. Eşimin Zoruyla Mal Ayrılığı Rejimine Geçtim, Boşanınca Hiçbir Şey Alamayacak mıyım?
Mal ayrılığı sözleşmesinin eşlerden birinin isteği üzerine yapılmış olması, sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Bununla birlikte sözleşmenin gerçekten serbest iradeyle yapılıp yapılmadığı konusunda uyuşmazlık varsa irade sakatlığı hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Sırf eşlerden birinin mal ayrılığı istediğini söylemesi veya diğer eşin evliliğin devamı konusunda baskı hissetmesi her olayda hukuki anlamda korkutma olarak kabul edilemez. Buna karşılık eşin veya yakınlarının kişilik ya da malvarlığına yönelik ciddi bir zarar tehdidi altında sözleşmenin imzalandığı ileri sürülüyorsa olayın koşulları ve tehdidin ağırlığı önem kazanır.
Bu tür iddialarda “İstemeden imzaladım.” şeklindeki genel bir beyan yeterli değildir. Sözleşmenin hangi koşullarda imzalandığı, eşler arasındaki olaylar ve iradenin gerçekten sakatlanıp sakatlanmadığı delillerle ortaya konulur.
Sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılması hâlinde de eşin bütün malvarlığı talepleri sona ermiş olmaz. Mal ayrılığı rejimi döneminde diğer eş adına edinilmiş bir mala kendi maaşı, birikimi, ziyneti veya başka bir ekonomik değeriyle katkıda bulunan eş, bu katkısından doğan alacağını ayrıca ileri sürebilir.
Örneğin eşler evliliklerinin onuncu yılında mal ayrılığı rejimine geçmiş, bundan sonra her ikisi de çalışmaya devam etmiş ve sonraki yıllarda yalnız eşlerden biri adına taşınmazlar edinilmiş olabilir. Böyle bir dosyada mal ayrılığı sözleşmesinin geçerliliği ile diğer eşin taşınmazlara yaptığı ekonomik katkı ayrı ayrı incelenir.
4. Evlendikten Sonra Mal Ayrılığına Geçersek Önceden Alınan Mallar Ne Olur?
Evlilik devam ederken mal rejimi değiştirilebilir. Ancak sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesi geçmişte uygulanmış olan mal rejimini geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz.
Örneğin 2010 yılında evlenen ve başka bir mal rejimi seçmeyen eşler, 2020 yılında noterde mal ayrılığı rejimine geçmiş olabilir. Bu durumda 2010 ile 2020 arasındaki dönem edinilmiş mallara katılma rejimine, 2020 sonrasındaki dönem ise mal ayrılığı rejimine göre değerlendirilir.
2015 yılında alınmış bir taşınmaz ile 2023 yılında alınmış bir aracın aynı kurallara tabi olmamasının sebebi budur.
Yeni mal rejimine geçildiği tarihte önceki mal rejimi sona erer. Önceki dönemde edinilmiş mallar bakımından doğmuş tasfiye hakları, daha sonra mal ayrılığına geçilmiş olması nedeniyle ortadan kalkmaz.
Bu nedenle boşanma sırasında yalnız “Mal ayrılığı sözleşmesi var mı?” sorusuna değil, sözleşmenin hangi tarihte yapıldığına da bakılması gerekir.
5. Mal Ayrılığı Sözleşmesi Geçmişe Etkili Yapılabilir mi?
Eşler mal ayrılığı rejimini geçmiş yıllara yürütüp o dönemde uygulanmış mal rejimini sonradan değiştiremezler.
Örneğin yirmi yıldır evli olan eşlerin bugün notere giderek evliliğin başından beri mal ayrılığı rejimine tabi olduklarını kararlaştırmaları, geçmiş dönemde doğmuş mal rejimi haklarını ortadan kaldırmaz.
Yeni rejim, sözleşmenin hüküm doğurduğu tarihten itibaren uygulanır. O tarihe kadar geçerli olan mal rejimi ise kendi hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu sebeple özellikle uzun evliliklerde mal ayrılığı sözleşmesinin tarihi, malların edinilme tarihleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
6. “Boşanırsak Nafaka Ödemeyeceğim” Diye Evlilik Sözleşmesi Yapılabilir mi?
Mal rejimi sözleşmesinin konusu eşlerin hangi mal rejimine tabi olacağını belirlemektir. Gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği dahi belli olmayan bir boşanmanın bütün fer’î sonuçlarını önceden kesin biçimde ortadan kaldıran bir sözleşme olarak kullanılamaz.
Bu nedenle evlilik öncesinde veya evlilik sırasında hazırlanan bir sözleşmeye, boşanma hâlinde hiçbir şekilde nafaka istenmeyeceği yazılmış olması tek başına gelecekte doğabilecek bütün nafaka taleplerini ortadan kaldırmaz.
Yoksulluk nafakası, boşanma tarihindeki koşullar ve Türk Medeni Kanunu’nda aranan şartlar çerçevesinde değerlendirilir. Çocuk için iştirak nafakası bakımından ise durum daha da açıktır; anne ve babanın yıllar öncesinden yapacağı bir sözleşmeyle çocuğun ileride doğacak bakım hakkını ortadan kaldırması mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanma sırasında tarafların nafaka konusunda anlaşmaları ise başka bir konudur. Boşanmanın artık gündemde olduğu aşamada hazırlanan protokol ile evlilik kurulurken yapılan mal rejimi sözleşmesinin hukuki işlevleri birbirinden farklıdır.
7. Evlilik Sözleşmesine “Boşanırsak Tazminat İstemeyeceğiz” Yazılabilir mi?
Mal rejimi sözleşmesine gelecekte boşanma hâlinde maddi veya manevi tazminat istenmeyeceğine ilişkin bir hüküm yazılması da tarafların yıllar sonra doğabilecek bütün boşanma tazminatı haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminatın şartları, boşanmaya sebep olan olaylar meydana geldikten sonra ortaya çıkar. Tarafların kusur durumu, mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi ve kişilik hakkına yönelik saldırının bulunup bulunmadığı boşanma davasında incelenir.
Henüz bu olayların hiçbiri gerçekleşmeden yapılan mal rejimi sözleşmesinin, gelecekteki boşanmanın tazminata ilişkin bütün sonuçlarını kesin olarak belirlediği kabul edilemez.
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklarla boşanmanın fer’î niteliğindeki maddi ve manevi tazminat talepleri de birbirinden farklıdır.
8. Evlilik Sözleşmesiyle Çocukların Velayeti Önceden Belirlenebilir mi?
Eşlerin evlilik sırasında ileride boşanmaları hâlinde çocuğun kimde kalacağını kararlaştırmış olmaları, mahkemeyi bağlayan kesin bir velayet düzenlemesi meydana getirmez.
Velayet konusunda esas alınan ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme boşanma tarihinde çocuğun yaşını, bakım ve eğitim ihtiyaçlarını, anne ve babayla ilişkisini, yaşam koşullarını ve dosyadaki diğer bütün olguları değerlendirir.
Bu nedenle yıllar önce düzenlenen bir sözleşmede velayetin anneye veya babaya bırakıldığının yazılması, boşanma davasında hâkimin bununla bağlı olduğu anlamına gelmez.
Aynı sebeple evlilik sözleşmesi, mal rejiminin seçilmesi bakımından sonuç doğuran bir hukuki işlem olmakla birlikte boşanmanın velayet, nafaka ve tazminat gibi bütün sonuçlarının eşler tarafından yıllar öncesinden kesin olarak belirlendiği bir sözleşme değildir.
9. Evlilik Sözleşmesi Noterde mi, Nikâh Dairesinde mi Yapılır?
Türk Medeni Kanunu’nun 205. maddesi mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılacağını kabul etmektedir. Bununla birlikte eşler, evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memurluğuna yazılı olarak da bildirebilirler.
Nikâh dairesinde yapılan işlem ile noterde yapılan işlem aynı kapsamda değildir.
Evlendirme memurluğu, eşlerin kanunda bulunan mal rejimlerinden hangisini seçtiklerine ilişkin yazılı beyanı kabul eder. Örneğin evlenme başvurusu sırasında taraflar mal ayrılığı rejimini seçtiklerini bildirerek bu rejimin evliliklerinde uygulanmasını sağlayabilirler.
Buna karşılık evlendirme memuru eşlere özel bir sözleşme hazırlamaz. Kanunda öngörülen mal rejiminin içeriğini değiştiren veya tarafların kendi durumlarına göre hazırladıkları özel hükümleri kabul etme yetkisi bulunmamaktadır. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün uygulama açıklamasında da evlendirme memurlarının seçimlik mal rejimlerinden birine ilişkin beyanı kabul edebileceği, fakat kanundaki düzenlemelerden farklı anlaşmaların noterlikte yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu sebeple yalnızca “mal ayrılığı rejimini seçiyoruz” denilecekse evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirim yapılabilir. Mal rejiminin kanunun izin verdiği sınırlar içinde ayrıntılı biçimde düzenlenmesi isteniyorsa noterlikte mal rejimi sözleşmesi yapılması gerekir.
10. Nikâh Başvurusu Sırasında Mal Ayrılığı Rejimi Seçilebilir mi?
Mal ayrılığı rejimini seçmek için mutlaka evlendikten sonra notere gitmek gerekmez. Evlenme başvurusu sırasında tarafların birlikte vereceği yazılı bildirimle mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden biri seçilebilir.
Evlendirme memuru taraflara mal rejimi seçmeleri gerektiğini hatırlatmak zorunda değildir. Herhangi bir seçim yapılmazsa 1 Ocak 2002 tarihinden sonra yapılan evliliklerde kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
Taraflar seçimlik bir mal rejimi tercih etmişse buna ilişkin başvurunun evlenme kütüğüne kaydedilmesi gerekir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün uygulama talimatında seçimlik mal rejimi başvurusunun evlenme kütüğüne yazılacağı, başvurunun tarih ve evrak kayıt bilgilerinin de kayda geçirileceği açıklanmıştır.
Bu kayıt yıllar sonra boşanma veya ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi gündeme geldiğinde önem kazanabilir.
11. Nikâh Dairesinde Yapılan Mal Rejimi Seçimine Ait Belge Kaç Yıl Saklanır?
Nikâh başvurusu sırasında mal ayrılığı rejimini seçen eşlerin çoğu, verdikleri dilekçenin belediyede ne kadar süre saklandığını düşünmez. Oysa uzun evliliklerde bu konu uygulamada ciddi bir ispat sorununa dönüşebilir.
Evlendirme Yönetmeliği’nin 41. maddesine göre evlenmenin yapılmasına esas olan dosya ve belgeler, evlenme tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra imha edilir. Aynı maddede evlenme kütükleri ile evlenmenin nüfus kütüklerine tesciline ilişkin bildirimlerin ise hiçbir surette imha edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Mal rejimi seçimine ilişkin yazılı başvuru da evlenme dosyasında muhafaza edilen belgeler arasındadır. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün uygulama talimatına göre seçimlik mal rejimine ilişkin başvuru evlenme kütüğüne kaydedilir, başvuru dilekçesi ise evlendirme dosyasında saklanır.
Örneğin 2010 yılında evlenen eşler nikâh başvurusu sırasında mal ayrılığı rejimini seçmişse, seçim dilekçesinin kendisinin belediyedeki evlenme dosyasında sınırsız süre tutulacağı varsayılmamalıdır. Yönetmelikte öngörülen on yıllık sürenin sonunda evlenme dosyasındaki dayanak belgeler imha edilir.
Bununla birlikte mal rejimi seçimine ilişkin evlenme kütüğü kaydı bundan farklıdır. Evlenme kütüğü imha edilmediğinden, seçimlik mal rejiminin yapıldığına ilişkin kayıt varlığını korur.
12. Belediye Mal Ayrılığı Belgesini 10 Yıl Sonra İmha Ederse Mal Ayrılığı Geçersiz Olur mu?
Mal rejimi seçimine ilişkin dayanak belgenin arşiv mevzuatı gereğince daha sonra imha edilmesi, yıllar önce geçerli şekilde yapılmış mal rejimi seçimini ortadan kaldırmaz.
Eşler evlenme başvurusu sırasında mal ayrılığı rejimini usulüne uygun biçimde seçmiş ve bu seçim evlenme kütüğüne kaydedilmişse, evlenme dosyasındaki dilekçenin on yıl sonra imha edilmiş olması tarafları kendiliğinden yeniden edinilmiş mallara katılma rejimine döndürmez.
Sorun daha çok ispat noktasında ortaya çıkar.
Nikâh başvurusu sırasında yalnız kanundaki rejimlerden biri seçildiği için evlenme kütüğündeki kayıt, hangi rejimin tercih edildiğinin belirlenmesinde önem taşır. Buna karşılık tarafların ayrıntılı hükümler içeren noterlik sözleşmesi yapmış olması hâlinde sözleşmenin tam içeriği evlenme kütüğünden anlaşılamaz.
Nüfus uygulamasında noterlikte yapılmış mal rejimi sözleşmesi ibraz edildiğinde sözleşmeyi düzenleyen veya onaylayan makamın, tarih ve sayı bilgilerinin evlenme kütüğüne yazılması öngörülmüştür.
Bu kayıt sözleşmenin varlığına ulaşmayı kolaylaştırabilir; fakat sözleşmedeki bütün maddelerin yerine geçmez.
13. Noterde Yapılan Evlilik Sözleşmesi Kaç Yıl Saklanır?
Noterlikte yapılan mal rejimi sözleşmesinin arşiv durumu belediyedeki evlenme dosyasından farklıdır.
Noterlik Daireleri Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik noterlik işlemlerini A, B, C ve D gruplarına ayırmaktadır. B grubu işlem kâğıtları 10 yıl, C grubu 5 yıl, D grubu ise 75 yıl saklanır. A grubuna giren noterlik işlem kâğıtları süresiz saklanır.
A grubu, Yönetmelikte B, C ve D grubunda ayrıca sayılan işlemler dışında kalan noterlik işlemlerini kapsamaktadır. Mal rejimi sözleşmeleri de B, C veya D grubu içinde sayılan işlem türlerinden olmadığından bu sınıflandırma içinde A grubunda kalmaktadır.
Bu nedenle noterde düzenlenen veya onaylanan mal rejimi sözleşmesinin işlem kâğıdı, noterlik arşiv mevzuatı bakımından süresiz saklanan A grubu işlem niteliğindedir.
Noterlikteki saklama süreleri genel olarak şöyledir:
| İşlem grubu | Saklama süresi |
|---|---|
| A grubu | Süresiz |
| B grubu | 10 yıl |
| C grubu | 5 yıl |
| D grubu | 75 yıl |
Mal rejimi sözleşmesinin yıllar sonra boşanma, ölüm veya miras uyuşmazlığında tekrar gündeme gelmesi mümkün olduğundan bu arşiv düzeni uygulamada önemli bir avantaj sağlar.
14. Mal Ayrılığı Rejimini Nikâhta Seçmek mi, Noterde Yapmak mı Daha Güvenlidir?
Nikâh başvurusu sırasında yapılan mal rejimi seçimi, kanundaki şartlara uygun olduğu sürece noterde yapılan seçimden daha az geçerli değildir. Sorun geçerlilikten çok işlemin kapsamı ve yıllar sonra ispatlanabilmesidir.
Taraflar yalnızca kanunda bulunan rejimlerden birini seçmek istiyorsa evlendirme memurluğuna verilecek yazılı beyan yeterlidir. Örneğin tarafların tek isteği edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı rejiminin uygulanmasıysa bu seçim nikâh başvurusu sırasında yapılabilir.
Noterde yapılan sözleşmede ise yalnız rejimin adı değil, kanunun izin verdiği ölçüde mal rejimine ilişkin daha ayrıntılı hükümler de düzenlenebilir. Sözleşmenin tam metni noterlik arşivinde saklandığından yıllar sonra hangi hükmün kararlaştırıldığı konusunda çıkabilecek tartışmalar da daha kolay çözülebilir.
Nikâh dairesindeki seçim bakımından on yıl sonra evlenme dosyasındaki dayanak belgenin imha edilmesi mümkündür. Seçim evlenme kütüğünde kayıtlı kalmakla birlikte, sözleşmenin ayrıntılı hükümlerini güvence altına almak isteyen eşler bakımından noterlik işlemi daha güçlü bir arşiv imkânı sağlar.
Bu nedenle uzun yıllar sonra tasfiye ihtimali bulunan ve yalnızca rejim adı seçmekten daha kapsamlı bir düzenleme yapmak isteyen eşlerin sözleşmeyi noterlikte yapması daha sağlıklı bir yöntemdir.
15. Evlendikten Sonra Mal Ayrılığı Rejimine Geçilebilir mi?
Eşler yalnız evlenmeden önce değil, evlilik devam ederken de mal rejimini değiştirebilirler.
Türk Medeni Kanunu’nun 203. maddesi mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya sonra yapılabileceğini kabul etmektedir. Evlendikten sonra yapılacak rejim değişikliğinde nikâh dairesine başvurarak seçim yapmak mümkün değildir; mal rejimi sözleşmesinin noterde yapılması gerekir.
Örneğin 2012 yılında evlenen ve o tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olan eşler, 2026 yılında notere giderek mal ayrılığı rejimini seçebilirler.
Bu işlem 2012-2026 dönemini geçmişe dönük olarak mal ayrılığı rejimine dönüştürmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre başka bir mal rejiminin kabul edilmesiyle önceki mal rejimi sona erer. Bu nedenle 2026 yılında mal ayrılığına geçilmişse 2026 tarihine kadar yürürlükte bulunan edinilmiş mallara katılma rejimi o tarihte sona ermiş olur; önceki dönemde doğmuş tasfiye hakları ise ayrıca korunur.
Eşlerin yıllar sonra mal ayrılığına geçmesi, daha önce edinilmiş mallar bakımından doğmuş katılma alacağı haklarını ortadan kaldırmak için kullanılamaz.
16. Eşim Mal Ayrılığı Sözleşmesini İmzalamıyor, Mahkemeden Mal Ayrılığına Geçebilir miyim?
Eşlerden birinin mal ayrılığı istemesi ve diğer eşin notere gitmeyi kabul etmemesi, tek başına mahkemeden mal ayrılığı kararı alınması için yeterli değildir.
Mal rejimi sözleşmesi iki taraflı bir hukuki işlemdir. Tarafların anlaşması hâlinde noterde mal ayrılığı rejimine geçilebilir. Eşlerden biri kabul etmiyorsa diğer eş, sırf kendi tercihi olduğu için mahkemeden mevcut rejimi değiştirmesini isteyemez.
Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi bunun için haklı sebep aramaktadır. Haklı sebep mevcutsa Aile Mahkemesi, eşlerden birinin talebi üzerine yürürlükteki mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.04.2005 tarihli, 2005/3039 E., 2005/6149 K. sayılı kararında eşlerin fiilen ayrı yaşamalarının tek başına mal ayrılığına geçiş için yeterli olmadığı kabul edilmiştir. Kararda, bu şekilde kolayca mal ayrılığına geçilmesine izin verilmesinin diğer eşin ileride doğabilecek katılma alacağı hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabileceği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.10.2010 tarihli, 2010/1733 E., 2010/4713 K. sayılı kararında da eşlerin fiilen ayrı yaşaması ve daha önce boşanma davası görülmüş olması yeterli görülmemiş; TMK m.206 kapsamında haklı sebebin kanıtlanması gerektiği benimsenmiştir.
Dolayısıyla:
“Eşim mal ayrılığını kabul etmiyor.”
veya
“Zaten ayrı yaşıyoruz.”
gerekçeleri tek başına mevcut mal rejiminin mahkeme kararıyla değiştirilmesini sağlamaz.
17. Mahkemeden Mal Ayrılığına Geçmek İçin Hangi Sebepler Gerekir?
Türk Medeni Kanunu m.206, haklı sebebin bulunabileceği hâlleri örnek olarak saymıştır.
Diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya mal ortaklığındaki payının haczedilmesi bunlardan biridir. Diğer eşin eşinin veya ortaklığın malvarlığı menfaatlerini tehlikeye düşürmesi de mahkemeden mal ayrılığı istenmesine dayanak olabilir.
Kanunda ayrıca ortaklık malları üzerinde yapılacak bir işlem için gerekli rızanın haklı sebep olmaksızın verilmemesi, eşin malvarlığı, geliri veya borçları hakkında bilgi vermekten kaçınması ve sürekli şekilde ayırt etme gücünden yoksun olması sayılmıştır.
Kanundaki sayım sınırlı değildir. Dosyada bunlara benzer ağırlıkta başka bir durum varsa mahkeme bunun da haklı sebep oluşturup oluşturmadığını değerlendirebilir.
Fakat mahkemeden mal ayrılığı talebinin, yaklaşan boşanmada diğer eşin mal rejiminden doğacak hakkını azaltmak için kullanılmasına izin verilmez.
Nitekim Yargıtay’ın fiilî ayrılığın tek başına yeterli olmadığını kabul eden kararlarının arkasındaki düşünce de budur. Evlilik fiilen kötü gidiyor veya boşanma bekleniyor diye diğer eşin mevcut mal rejiminden doğmuş ve doğacak hakları tek taraflı olarak ortadan kaldırılamaz.
18. Mahkeme Mal Ayrılığına Karar Verirse Yeni Rejim Ne Zamandan Başlar?
Mahkeme TMK m.206 uyarınca mal ayrılığına geçilmesine karar verirse mevcut mal rejiminin sona erme tarihi karar tarihi değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde mevcut mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır.
Örneğin mal ayrılığına geçiş davası 1 Mart 2025 tarihinde açılmış, karar 2026 yılında verilmiş olabilir. Mahkeme talebi kabul ettiğinde mevcut rejimin sona ermesi bakımından 1 Mart 2025 tarihi esas alınır.
Bu tarih, hangi malın hangi rejim döneminde edinildiğinin belirlenmesinde doğrudan etkili olabilir.
Dava tarihinden önce edinilmiş mallar önceki rejimin tasfiyesine tabi olurken, mahkeme kararıyla başlayan mal ayrılığı döneminde edinilen mallar mal ayrılığı hükümlerine göre değerlendirilir.
19. Mal Rejimi Değişince Önceki Dönemdeki Mal Paylaşımı Hakkı Kaybolur mu?
Yeni bir mal rejiminin kabul edilmesi önceki dönemde yürürlükte bulunan rejimi sona erdirir; fakat önceki rejimden doğmuş hakları silmez.
Eşler yirmi yıl edinilmiş mallara katılma rejiminde yaşadıktan sonra mal ayrılığına geçmiş olabilir. Son iki yılda mal ayrılığı uygulanması, önceki yirmi yıl içinde edinilmiş malların tasfiyesini mal ayrılığı hükümlerine tabi hâle getirmez.
Önceki mal rejimi sona erdiği tarihe kadar kendi hükümlerine göre tasfiye edilir.
Bu nedenle mal ayrılığı sözleşmesi yapılırken mevcut malların hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğinin belirlenmesi gerekir. Yıllar sonra açılacak bir boşanma veya mal rejimi tasfiyesi davasında yalnız son sözleşmeye bakılması doğru sonuca götürmez.
Bir taşınmaz edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınmış, başka bir taşınmaz ise mal ayrılığına geçildikten sonra edinilmiş olabilir. Aynı evlilik içinde bulunan iki mal için birbirinden tamamen farklı hesap yapılmasının sebebi budur.
20. Eşlerden Biri Ölürse Mal Ayrılığı Rejimi Ne Olur?
Mal ayrılığı rejimi yalnız boşanmayla sona ermez. Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre eşlerden birinin ölümü de mal rejimini sona erdirir.
Ölüm tarihinde eşler mal ayrılığı rejimine tabi ise önce bu rejimin sonuçlarına bakılır. Mal ayrılığında her eşin kendi adına kayıtlı malvarlığı kural olarak kendisine aittir. Edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi, sırf evlilik içinde edinildiği için diğer eşin malının artık değerinin yarısı üzerinden katılma alacağı hesabı yapılmaz.
Bununla birlikte sağ kalan eşin, ölen eş adına kayıtlı malların edinilmesine yaptığı maddi katkılar ayrıca değerlendirilir. Sağ kalan eş yıllarca çalışmış, maaşını aile bütçesine aktarmış, ölen eş adına alınan taşınmaza birikimini vermiş veya ziynetlerini evin edinilmesinde kullanmış olabilir. Mal ayrılığı rejimi bu katkılardan doğabilecek alacağı ortadan kaldırmaz.
Mal rejiminden kaynaklanan hesap tamamlandıktan sonra miras hukuku devreye girer. Mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması sağ kalan eşin mirasçılık sıfatını kaldırmaz.
21. Mal Ayrılığı Sözleşmesi Varsa Eş Ölünce Miras Alınır mı?
Mal ayrılığı sözleşmesi bulunan eş, diğer eşin ölümü hâlinde yasal mirasçıdır.
Mal rejimi ile mirasçılık birbirinden farklı hukuki kurumlardır. Eşler evliliklerinin başında mal ayrılığı rejimini seçmiş, kırk yıl boyunca bütün mallarını ayrı tutmuş olabilirler. Evlilik ölüm tarihinde devam ediyorsa sağ kalan eş, yalnız mal ayrılığı sözleşmesi yapılmış olması sebebiyle miras hakkını kaybetmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 499. maddesine göre sağ kalan eşin miras payı, mirası hangi zümreyle birlikte aldığına göre belirlenir.
Ölen eşin çocukları varsa sağ kalan eş mirasın dörtte birini alır. Ölenin çocuğu bulunmayıp ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olunuyorsa eşin payı yarıdır. Büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikte mirasçılıkta sağ kalan eşin payı dörtte üçtür. Bu zümrelerde mirasçı bulunmaması hâlinde mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır.
Dolayısıyla mal ayrılığı sözleşmesinde malların evlilik boyunca ayrı tutulması ile eşlerden birinin ölümü üzerine doğan miras hakkı birbirine karıştırılmamalıdır.
22. Mal Ayrılığı Varsa Eş Ölünce Çocuklarla Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Ölen kişinin çocukları varsa sağ kalan eşin yasal miras payı terekenin dörtte biridir. Çocuklar kalan dörtte üçü kendi aralarında paylaşırlar.
Fakat terekenin ne kadar olduğu belirlenmeden doğrudan tapudaki malların dörtte biri üzerinden hesap yapmak her zaman doğru sonuç vermez.
Ölen eşin borçları bulunabilir. Sağ kalan eşin de ölen eşten kaynaklanan bir alacağı olabilir. Özellikle mal ayrılığı döneminde sağ kalan eşin diğer eşin malına yaptığı katkıdan doğan katkı payı alacağı varsa bu alacak ile miras hakkı ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Örneğin ölen kocanın adına kayıtlı bir evin bulunması, kadının o ev bakımından yalnız dörtte bir miras payına sahip olacağı anlamına gelmeyebilir. Kadın evin edinilmesine kendi geliriyle katkıda bulunmuşsa önce bu katkı nedeniyle bir alacak hakkının bulunup bulunmadığı araştırılır. Bundan ayrı olarak kadın sağ kalan eş sıfatıyla miras payına da sahiptir.
23. Sağ Kalan Eş Hem Katkı Payı Alacağı Hem Miras Payı İsteyebilir mi?
Mal ayrılığı döneminde ölen eşin malına maddi katkı yapan sağ kalan eşin katkı payı alacağı ile miras hakkı aynı alacak değildir.
Katkı payı alacağı, eşin kendi malvarlığından diğer eşin malına yaptığı katkıdan doğar. Miras hakkı ise eşin ölümü üzerine sağ kalan eş sıfatıyla kanundan kaynaklanır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli, 2013/7339 E., 2014/980 K. sayılı kararına konu olayda evlilik ölümle sona ermiş, sağ kalan eş muris adına kayıtlı ve mal ayrılığı döneminde edinilmiş taşınmazlar bakımından katkı payı alacağı istemiştir. Yargıtay, sağ kalan eşin katkısının araştırılması gerektiğini kabul etmiş; ölümden sonra mirasçılar arasında miras paylaşımının yapılmış olmasını da mal rejiminden kaynaklanan katkı payı alacağının incelenmesine engel görmemiştir.
Kararda çalışan eşlerin gelirleri, kişisel harcamaları ve tasarruf edebilecekleri miktarlar belirlenerek ölen eş adına edinilmiş mallara yapılan katkının hesaplanması gerektiği benimsenmiştir.
Böylece sağ kalan eşin aynı kişi karşısında iki farklı sıfatı ortaya çıkabilir. Sağ kalan eş, yaptığı ekonomik katkı bakımından alacaklı; mirasın paylaşımında ise mirasçıdır.
24. Mal Ayrılığında Katkı Payı Miras Payından Önce mi Hesaplanır?
Sağ kalan eşin ölen eşten gerçek bir katkı payı alacağı bulunuyorsa bu alacak miras payından farklı olarak değerlendirilir.
Örneğin ölen eşin malvarlığının 8.000.000 TL olduğunu düşünelim. Sağ kalan eşin mal ayrılığı döneminde yaptığı katkı nedeniyle 1.000.000 TL alacağı bulunduğu mahkemece belirlenmiş olsun.
Bu 1.000.000 TL, eşe çocuklarla birlikte mirasçı olduğu için verilen dörtte birlik miras payı değildir. Eşin kendi katkısından kaynaklanan alacağıdır. Terekenin borçları ve diğer yükümlülükleri dikkate alındıktan sonra kalan tereke mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır.
Bu sebeple sağ kalan eşin dosyası incelenirken yalnız veraset ilamındaki oranlara bakmak yeterli olmaz. Ölen eş adına kayıtlı malların hangi dönemde edinildiği ve sağ kalan eşin bunların edinilmesine ekonomik katkısının bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
25. Ölümden Önce Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Sonra Mal Ayrılığı Varsa Ne Olur?
Evlilik boyunca birden fazla mal rejimi uygulanmış olabilir.
Eşler 2002 yılında evlenmiş, 2020 yılına kadar edinilmiş mallara katılma rejiminde yaşamış ve 2020 yılında noterde mal ayrılığı rejimine geçmiş olabilirler. Eşlerden biri 2026 yılında öldüğünde bütün evlilik dönemi yalnız son rejime bakılarak tasfiye edilmez.
2020 yılında mal ayrılığına geçilmesiyle önceki edinilmiş mallara katılma rejimi sona ermiştir. Bu döneme ilişkin mal rejimi hakları ayrıca değerlendirilir. 2020 yılından ölüm tarihine kadar edinilen mallar bakımından ise mal ayrılığı rejimi geçerlidir.
Örneğin 2015 yılında ölen eş adına alınmış bir ev ile 2023 yılında alınmış başka bir ev farklı kurallara tabi olabilir.
2015 tarihli mal edinimi edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında değerlendirilirken 2023 tarihli taşınmaz bakımından mal ayrılığı rejimi ve varsa diğer eşin maddi katkısı incelenir. Bunların ardından terekeye kalan değer üzerinden miras hukukuna göre paylaşım yapılır.
Uzun evliliklerde mal paylaşımı hesabının yalnız ölüm tarihindeki tapu kayıtlarından yapılmamasının sebeplerinden biri budur.
26. Miras Paylaşımı Yapılmışsa Sonradan Katkı Payı Alacağı İstenebilir mi?
Mirasın paylaşılmış olması, sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağından mutlaka vazgeçtiği anlamına gelmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/7339 E., 2014/980 K. sayılı kararında da murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında miras taksimi yapılmış olmasına rağmen, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin ayrıca bir anlaşma bulunmadığı gözetilmiş ve sağ kalan eşin katkı payı talebinin incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Miras taksim sözleşmesinin içeriği burada belirleyicidir. Taraflar yalnız tereke mallarını paylaşmış olabilir veya açıkça mal rejiminden kaynaklanan bütün alacakları da tasfiye etmiş olabilirler. Belgenin hangi hakları kapsadığı metninden ve tarafların iradesinden anlaşılır.
Sırf miras malları tapuda paylaştırılmış diye sağ kalan eşin yıllar önce yaptığı maddi katkının hiçbir şekilde istenemeyeceği sonucu çıkarılamaz.
27. “Mal Ayrılığı Yaptık, Ölürsek Birbirimize Mirasçı Olmayacağız” Maddesi Geçerli mi?
Mal ayrılığı sözleşmesi yapmak, mirastan feragat etmek anlamına gelmez.
Eşlerin mal rejimi sözleşmesine yalnızca “Taraflar birbirlerinin mallarında hak iddia etmeyecektir.” veya benzeri bir hüküm yazmış olmaları da sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Miras hakkından vazgeçilmek isteniyorsa Türk Medeni Kanunu’nun mirastan feragat sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. TMK m.528 uyarınca mirasbırakan ile mirasçı arasında karşılıklı veya karşılıksız mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir ve geçerli feragat sonucunda feragat eden kişi mirasçılık sıfatını kaybeder.
Miras sözleşmesinin şekli de mal rejimi sözleşmesinden farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi miras sözleşmesinin resmî vasiyetname şeklinde yapılmasını; tarafların iradelerini resmî memura birlikte açıklamalarını ve sözleşmeyi memur ile iki tanık huzurunda imzalamalarını aramaktadır.
Bu sebeple mal ayrılığı sözleşmesi ile mirastan feragat sözleşmesi aynı belge değildir ve aynı sonucu doğurmaz.
28. Mal Ayrılığı Sözleşmesi Yapan Eş Vasiyetnameyle Miras Dışında Bırakılabilir mi?
Mal ayrılığı rejiminin bulunması, sağ kalan eşin miras hukukundaki korunmasını ortadan kaldırmaz.
Sağ kalan eş aynı zamanda saklı paylı mirasçıdır. Mirasbırakan vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarrufla malvarlığının tamamını çocuklarına veya üçüncü bir kişiye bırakmış olsa bile sağ kalan eşin saklı payı ayrıca değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre sağ kalan eşin saklı pay oranı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Eşin kanuni saklı payını aşan tasarruflar bulunması hâlinde şartları varsa tenkis talebi gündeme gelebilir.
Mal ayrılığının seçilmiş olması, “eş zaten mal ayrılığı yaptı, artık saklı payı da bulunmaz” sonucunu doğurmaz.
Eşin mirasçılık sıfatının mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma veya miras hukukunda öngörülen başka bir sebeple ortadan kalkması ise ayrı değerlendirilir.
29. Mal Ayrılığı Varken Sağ Kalan Eş Aile Konutunu İsteyebilir mi?
Ölen eş adına kayıtlı aile konutunun bulunması hâlinde sağ kalan eşin miras hukukundan kaynaklanan ayrıca bir hakkı vardır.
Türk Medeni Kanunu’nun 652. maddesine göre eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke içinde eşlerin birlikte yaşadığı konut veya ev eşyası bulunuyorsa sağ kalan eş, bunların kendi miras hakkına mahsuben kendisine mülkiyet olarak verilmesini isteyebilir. Haklı sebepler varsa mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkına da karar verilebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, mal ayrılığı ile paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinin birbirinden farklı olmasıdır.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde aile konutuyla ilgili ayrıca TMK m.255’te özel düzenleme bulunmaktadır. Sadece mal ayrılığı rejimini seçmiş eşlerde ise ölüm sonrası aile konutunun miras yoluyla özgülenmesi bakımından TMK m.652 gündeme gelir.
Dolayısıyla mal ayrılığı sözleşmesi bulunması, sağ kalan eşin aile konutuyla ilgili miras hukukundan doğan haklarını da tek başına ortadan kaldırmaz.
30. Mal Ayrılığı Sözleşmesi Yapmak Hangi Hakları Ortadan Kaldırmaz?
Mal ayrılığı sözleşmesinin sonucu, eşlerin evlilik boyunca malvarlıklarının ayrı olmasıdır. Sözleşmenin etkisi bunun ötesine taşınarak eşin her türlü hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlanmamalıdır.
Mal ayrılığı rejiminde diğer eşin malının artık değerinin yarısı üzerinden katılma alacağı doğmaz. Ancak şartları varsa diğer eşin malına yapılan maddi katkıdan kaynaklanan katkı payı alacağı istenebilir.
Boşanma gerçekleştiğinde nafaka ve boşanma nedeniyle maddi veya manevi tazminat talepleri kendi şartlarına göre değerlendirilir. Çocuğun velayeti yıllar önce yapılmış mal rejimi sözleşmesiyle kesin olarak belirlenmez.
Evlilik ölümle sona ererse sağ kalan eş yasal mirasçılığını korur. Miras hakkından vazgeçmek için mal ayrılığı sözleşmesi değil, miras hukukunun öngördüğü şartlara uygun ayrı bir mirastan feragat sözleşmesi gerekir.
Mal ayrılığı sözleşmesinin hukuki etkisini doğru değerlendirebilmek için yalnız belgenin başlığına değil, sözleşmenin tarihine, malların edinildiği döneme ve eşlerin bu mallara yaptığı katkıya bakılması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Mal ayrılığı varsa boşanmada eş hiçbir şey alamaz mı?
Mal ayrılığında edinilmiş mallara katılma rejimindeki katılma alacağı bulunmaz; ancak diğer eş adına edinilmiş bir mala maaş, birikim, ziynet veya başka bir ekonomik değerle katkıda bulunulmuşsa katkı payı alacağı gündeme gelebilir.
Eşimin üzerine kayıtlı evin taksitlerini maaşımla ödedim. Mal ayrılığı varsa hak isteyebilir miyim?
Mal ayrılığı sözleşmesi bu katkıyı ortadan kaldırmaz. Malın edinildiği dönem, yapılan ödemeler, tarafların gelirleri ve tasarruf güçleri incelenerek katkı payı alacağı bulunup bulunmadığı belirlenebilir.
Ev hanımı mal ayrılığında hiçbir hak alamaz mı?
Ücretli bir işte çalışmamak tek başına hiçbir ekonomik katkının bulunmadığını göstermez. Ziynet, evlilik öncesi birikim, miras parası, kira geliri veya başka bir ekonomik değer malın edinilmesinde kullanılmış olabilir. Yalnız ev içi emeğin katkı payı alacağı bakımından değerlendirilmesi ise para veya para ile ölçülebilen katkıdan farklıdır.
Mal ayrılığı sözleşmesini evlendikten sonra yapabilir miyiz?
Eşler evlilik devam ederken noterde mal rejimi sözleşmesi yaparak mal ayrılığı rejimine geçebilirler. Yeni rejim geçmiş dönemi mal ayrılığına dönüştürmez.
Eşim mal ayrılığına geçmek istemiyorsa tek başıma mahkemeye başvurabilir miyim?
Sırf diğer eş notere gitmiyor diye mahkeme mal ayrılığına karar vermez. TMK m.206 kapsamında haklı sebep bulunması gerekir.
Nikâh sırasında mal ayrılığı seçilebilir mi?
Evlenme başvurusu sırasında taraflar seçimlik mal rejimlerinden birini yazılı olarak bildirebilir. Ayrıntılı bir mal rejimi sözleşmesi yapılmak isteniyorsa noterlik işlemi gerekir.
Belediyedeki mal ayrılığı dilekçesi 10 yıl sonra imha edilirse mal ayrılığı sona erer mi?
Evlenmeye esas dosya ve belgelerin arşiv süresi ile seçilmiş mal rejiminin geçerliliği farklı konulardır. Evlenme dosyasındaki dayanak belge on yıl sonunda imha edilebilse de seçimlik mal rejimine ilişkin kayıt evlenme kütüğünde yer alır ve evlenme kütüğü imha edilmez.
Noterde yapılan mal ayrılığı sözleşmesi kaç yıl saklanır?
Noterlik arşiv mevzuatında mal rejimi sözleşmesinin içinde bulunduğu A grubu işlem kâğıtları süresiz saklanır. Bu durum özellikle uzun yıllar sonra ortaya çıkabilecek boşanma, tasfiye ve miras uyuşmazlıklarında sözleşmenin tam metnine ulaşılması bakımından önem taşır.
Mal ayrılığı varsa eş ölünce sağ kalan eş miras alır mı?
Mal ayrılığı sözleşmesi sağ kalan eşin yasal mirasçılığını kaldırmaz. Ölen eşin çocukları varsa sağ kalan eş terekenin dörtte birine mirasçı olur; diğer zümrelerle birlikte mirasçılık hâlinde TMK m.499’daki oranlar uygulanır.
Sağ kalan eş hem katkı payı hem miras payı alabilir mi?
Ölen eş adına edinilen mala sağ kalan eşin yaptığı maddi katkıdan doğan alacak ile sağ kalan eşin miras hakkı birbirinden farklıdır. Yargıtay kararlarında da ölümle sona eren evliliklerde sağ kalan eşin katkı payı alacağı ayrıca incelenmektedir.
Mal ayrılığı sözleşmesine “birbirimize mirasçı olmayacağız” yazmak yeterli midir?
Mal rejimi sözleşmesi mirastan feragat sözleşmesinin yerine geçmez. Mirasçılık sıfatından feragat edilmek isteniyorsa TMK m.528 ve devamındaki şartlara uygun mirastan feragat sözleşmesi yapılmalıdır.
Mal ayrılığı varsa sağ kalan eş aile konutunu isteyebilir mi?
TMK m.652 uyarınca sağ kalan eş, terekeye dâhil aile konutu ve ev eşyasının miras hakkına mahsuben kendisine özgülenmesini talep edebilir.
