Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı yalnızca anne ve babaya ait değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesine göre olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun yararına uygun düşüyorsa çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle çocuğun hısımlarına da tanınabilir. Bu kapsamda büyükanne, büyükbaba, kardeş, teyze, hala, dayı veya amca gibi yakınlar da şartları varsa aile mahkemesinden çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir.
Ancak büyükanne veya büyükbabanın torununu görmek istemesi, tek başına kişisel ilişki kararı verilmesi için yeterli değildir. Mahkeme her somut olayda olağanüstü bir durum bulunup bulunmadığını ve kurulacak ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını değerlendirir.
- Torun Görmek İçin Dava Açmanın Şartları Nelerdir?
- Hangi Durumlarda Büyükanne ve Büyükbaba Dava Açabilir?
- Büyükanne ve Büyükbabaya Ayrı Görüş Günü Verilir mi?
- Velayet Sahibi Kişinin İtirazı Görüş Kararı Çıkmasını Engeller mi?
- Dava Hangi Mahkemede Açılır?
- Mahkeme Kararına Rağmen Çocuk Gösterilmezse Ne Yapılır?
- İçtihatlar
Torun Görmek İçin Dava Açmanın Şartları Nelerdir?
Büyükanne ve büyükbabanın dava açabilmesi için öncelikle çocukla görüşmelerinin fiilen engellenmiş olması gerekir. Taraflar arasında zaman zaman yaşanan küçük anlaşmazlıklar veya görüşme saatlerine ilişkin geçici sorunlar, her durumda ayrı bir kişisel ilişki kararı verilmesini gerektirmez. Görüşmenin sürekli biçimde engellenmesi veya mevcut aile düzeni içinde çocuğa ulaşmanın ciddi şekilde güçleşmesi gerekir.
Bunun yanında büyükanne ve büyükbabanın, kendi çocukları olan anne veya babanın kişisel ilişki günlerinden yararlanarak torunlarıyla görüşme imkânlarının bulunup bulunmadığı da incelenir. Çocuğun anne veya babasıyla düzenli kişisel ilişki kurulduğu ve büyükanne ile büyükbabanın da bu görüşmeler sırasında çocukla sağlıklı biçimde görüşebildiği durumlarda, mahkeme ayrıca bağımsız bir görüşme takvimi oluşturulmasına gerek görmez
Çünkü çocuk için anneye, babaya, büyükanneye, büyükbabaya ve diğer akrabalara ayrı ayrı geniş görüşme günleri tanınması; çocuğun okul, dinlenme, sosyal yaşam ve tatil düzenini bozar. Aynı zamanda velayet sahibi ebeveynin ve çocuğun bütün takviminin kişisel ilişki günleriyle doldurulması da çocuğun üstün yararına aykırı sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle büyükanne ve büyükbabanın, torunlarını kendi çocukları aracılığıyla neden göremediklerini somut olarak açıklamaları gerekir.
Hangi Durumlarda Büyükanne ve Büyükbaba Dava Açabilir?
Çocuğun anne veya babasının ölmesi, uzun süre yurt dışında bulunması, cezaevinde olması, ağır hastalık nedeniyle çocukla görüşememesi ya da başka bir nedenle kişisel ilişkiyi fiilen gerçekleştirememesi olağanüstü hâl değerlendirmesinde önem taşır.
Örneğin çocuğun babası vefat etmiş ve velayet sahibi anne, baba tarafından büyükanne ve büyükbabanın çocukla bütün ilişkisini kesmişse büyükanne ve büyükbaba aile mahkemesine başvurarak torunlarıyla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir.
Benzer şekilde baba uzun süre yurt dışında yaşıyor, cezaevinde bulunuyor veya sağlık durumu nedeniyle çocuğu kişisel ilişki günlerinde yanına alamıyorsa, baba tarafından büyükanne ve büyükbabanın çocukla başka türlü görüşme imkânı kalmamış olabilir. Bu durumda da mahkeme, ilişkinin çocuğun yararına olup olmadığını inceleyerek uygun süre ve koşullarda kişisel ilişki kurulmasına karar verebilir.
Anne ve baba hâlen evli olsa bile büyükanne ve büyükbabanın dava açması teorik olarak mümkündür. Örneğin eşler birlikte yaşadığı hâlde kendi anne ve babalarıyla ciddi bir husumet yaşıyor ve çocuğun büyükanne ile büyükbabasıyla bütün ilişkisini engelliyorsa, şartları bulunan yakınlar Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesine dayanabilir. Ancak bu durumda da yalnızca akrabalık bağı yeterli değildir; olağanüstü durumun ve kurulacak ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun olduğunun ortaya konulması gerekir.
Büyükanne ve Büyükbabaya Ayrı Görüş Günü Verilir mi?
Her olayda ayrı bir görüş günü verilmez. Çocuğun anne veya babasıyla kişisel ilişki kurduğu günlerde büyükanne ve büyükbabasıyla da görüşebilmesi mümkünse mahkeme ayrıca bağımsız bir takvim oluşturmaz.
Örneğin baba iki haftada bir hafta sonu çocuğu yanına alıyor ve çocuk bu süre içinde babaannesi ve dedesiyle de düzenli biçimde görüşebiliyorsa, aynı akrabalara ayrıca başka hafta sonlarının tahsis edilmez.
Velayet Sahibi Kişinin İtirazı Görüş Kararı Çıkmasını Engeller mi?
Velayet sahibi anne veya babanın istememesi, tek başına davanın reddedilmesi için yeterli değildir. Ancak velayet sahibinin ileri sürdüğü nedenler ciddi biçimde değerlendirilir. Şiddet, kötü muamele, bağımlılık, çocuğu ebeveyn aleyhine yönlendirme, çocuğun bakımını ihmal etme veya çocuk açısından başka bir güvenlik riski varsa kişisel ilişki kurulmayabilir.
Buna karşılık velayet sahibinin yalnızca eski eşiyle veya onun ailesiyle yaşadığı kişisel husumet nedeniyle çocuğun bütün bağlarını kesmesi, çocuğun üstün yararına aykırı olabilir. Mahkeme yetişkinler arasındaki kırgınlıklardan ziyade çocuğun sağlıklı aile bağlarını korumasını sağlamaya çalışır.
Dava Hangi Mahkemede Açılır?
Büyükanne, büyükbaba veya diğer yakınların çocukla kişisel ilişki kurulmasına yönelik talepleri aile mahkemesinde ileri sürülür. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde davaya aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Velayet sahibinin yaşadığı yer mahkemelerinde açılır.
Davada nüfus kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, görüşmenin engellendiğini gösteren mesajlar, tanık anlatımları, çocuğun akrabalarıyla önceki ilişkisine ilişkin fotoğraflar ve diğer deliller sunulabilir. Mahkeme gerekli görürse sosyal inceleme raporu alabilir, uzman görüşüne başvurabilir ve yaşı ile gelişim düzeyi uygun olan çocuğun görüşünü değerlendirebilir.
Mahkeme Kararına Rağmen Çocuk Gösterilmezse Ne Yapılır?
Mahkeme büyükanne, büyükbaba veya başka bir yakın ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermişse velayet sahibi kişi bu kararın gereğini yerine getirmek zorundadır.
Karara uyulmaması hâlinde hak sahibi, çocuğun yerleşim yerindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurabilir. Müdürlük bulunmayan yerlerde başvuru, Adalet Bakanlığınca belirlenen ilgili birime yapılır. Güncel uygulamada kişisel ilişki kararları icra dairesi tarafından değil, uzmanların görev yaptığı bu birimler aracılığıyla uygulanmaktadır.
Başvuruda kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı veya tedbir kararı sunulur. Birim önce yükümlü kişiyle iletişim kurarak çocuğun belirlenen yer ve zamanda teslim edilmesini ister. Karara uyulmaması hâlinde işlemler Çocuk Koruma Kanunu’ndaki özel usule göre sürdürülür.

İçtihatlar
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/3888
Karar Numarası: 2020/4296
Karar Tarihi: 29.09.2020
DEDE VE BÜYÜKANNE İLE TORUN ARASINDA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI İSTEMİ Davacıların Küçüğün Büyük Annesi ve Büyük Babası Olup, Torunlarını Sevme, Onunla Kişisel İlişki Kurulmasını İstemenin, En Doğal Hakları Olduğu – Baba ve Davacılar Arasında Anlaşmazlık Bulunmasının, Davacıların Torunları İle Kişisel İlişki Kurmasına Engel Teşkil Etmemesi Gerektiği – Annesini Kaybetmiş Çocukların Bu Eksikliğini Gidermesi İçin Büyükanne ve Büyükbaba İle Vakit Geçirmesi Gerektiği – Sosyal İnceleme Raporunda da Belirtildiği Üzere Kurulacak Kişisel İlişkinin Çocukların Yas Sürecindeki Ruhsal Durumunu da Destekleyeceği – Kişisel İlişki Süresinin Düzenlenmesine Karar Verilmesi Doğru İse De; Kurulan Kişisel İlişki Süresinin Az Olduğu – Davacılar İle Torun Arasında Çocukların Menfaati de Göz Önüne Alınarak, Yatılı Olacak Şekilde Daha Uygun Süreli ve İnfazda Tereddüt Yaratmayacak Şekilde, Kişisel İlişki Kurulmasına Karar Verilmesi Gerektiği
Özeti: Kanunda Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir” denilmektedir. Davacılar küçüğün büyük annesi ve büyük babası olup, torunlarını sevme, onunla kişisel ilişki kurulmasını isteme, en doğal haklarıdır. Baba ve davacılar arasında anlaşmazlık bulunması, davacıların torunları ile kişisel ilişki kurmasına engel teşkil etmemelidir. Annesini kaybetmiş çocukların bu eksikliğini gidermesi için büyükanne ve büyükbaba ile vakit geçirmesi ve sosyal inceleme raporunda da belirtildiği üzere kurulacak kişisel ilişkinin çocukların yas sürecindeki ruhsal durumunu da destekleyeceğinin belirlenmesi, onların yararına olacaktır. İlk derece mahkemesince kişisel ilişki süresinin düzenlenmesine karar verilmesi doğru ise de; kurulan kişisel ilişki süresinin az olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar ile torun arasında çocukların menfaati de göz önüne alınarak, yatılı olacak şekilde daha uygun süreli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, kişisel ilişki kurulmasına karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacılar tarafından, kişisel ilişkinin süresi yönünden; davalı tarafından ise kişisel ilişki düzenlemesi ve vekalet ücreti yönünden temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31/03/2011 tarihli 6217 sayılı Kanunu’un 30. maddesiyle ilave edilen geçici 3. madde hükmü uyarınca, uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde; çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine ilişkin verilen kararların Yargıtay’da duruşmalı inceleneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından duruşma isteğinin reddine, evrak üzerinde inceleme yapılmasına karar verilerek, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı babanın tüm, davacıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-İlk derece mahkemesince velayeti babada olan ortak çocuklar E. (2010) ve …(2013) ile davacılar arasında “Her ayın 4. Pazar günü saat 10:00’dan saat 17:00’ye kadar, dini bayramların 2. günü saat 12:00’den aynı gün saat 15:00’e kadar, her yıl 1 Temmuz saat 10:00’dan 10 temmuz saat 17:00’ye kadar” şeklinde kişisel ilişki düzenlenmesine karar verilmiş, taraflarca kişisel ilişki kurulması istinafa getirilmekle ilgili bölge adliye mahkemesince itirazlar esastan reddedilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesinde “Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir” denilmektedir. Davacılar küçüğün büyük annesi ve büyük babası olup, torunlarını sevme, onunla kişisel ilişki kurulmasını isteme, en doğal haklarıdır. Baba ve davacılar arasında anlaşmazlık bulunması, davacıların torunları ile kişisel ilişki kurmasına engel teşkil etmemelidir. Annesini kaybetmiş çocukların bu eksikliğini gidermesi için büyükanne ve büyükbaba ile vakit geçirmesi ve sosyal inceleme raporunda da belirtildiği üzere kurulacak kişisel ilişkinin çocukların yas sürecindeki ruhsal durumunu da destekleyeceğinin belirlenmesi, onların yararına olacaktır. İlk derece mahkemesince kişisel ilişki süresinin düzenlenmesine karar verilmesi doğru ise de; davacılar ile E. (2010) ve …(2013) arasında dini bayramlarda ve her ayın 4. Pazar günü yatısız olarak kurulan kişisel ilişki süresinin az olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar ile torun arasında çocukların menfaati de göz önüne alınarak, yatılı olacak şekilde daha uygun süreli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, kişisel ilişki kurulmasına karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu kararın yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple KALDIRILMASINA ve İstanbul 6. Aile Mahkemesi kararının BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümünün yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 267.80 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davacılara geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.29.09.2020 (Salı)