Boşanma davası açmayı düşünen kişinin en çok merak ettiği konulardan biri, mahkemenin kendisini veya eşini ne kadar kusurlu bulacağıdır. “Aldatan eş yüzde yüz kusurlu mudur?”, “Evi terk eden eş ağır kusurlu sayılır mı?”, “Eşim bana hakaret etti ama ben de karşılık verdim, tazminat alabilir miyim?” gibi soruların tamamı aslında boşanmadaki kusur değerlendirmesiyle ilgilidir.
Boşanma davalarında kusur, matematiksel bir yüzde hesabıyla belirlenmez. Mahkeme eşlerden birine yüzde 70, diğerine yüzde 30 kusur vermez. Tarafların boşanmaya sebep olduğunu ileri sürdükleri olaylardan hangilerinin usulüne uygun biçimde davaya getirildiği ve hangilerinin ispatlandığı belirlenir; daha sonra bu davranışların evlilik birliğinin bozulmasındaki ağırlığı karşılaştırılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K., 18.01.2022 tarihli kararında da kusur değerlendirmesinin bu şekilde yapılması gerektiği açıklanmıştır. Kararda eşlerin kusur durumlarının kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu şeklinde belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Aynı kararda 03.07.1978 tarihli 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak, hangi eşin daha fazla kusurlu olduğunun önceden değişmez bir ölçüye bağlanamayacağı da belirtilmektedir.
Bu nedenle boşanmada kusuru değerlendirirken yalnızca “eşim şu davranışı yaptı” demek çoğu zaman yeterli değildir. Aynı davranış bir dosyada eşlerden birinin tamamen kusurlu kabul edilmesine yol açarken, başka bir dosyada karşı tarafın da kusurları bulunduğu için eşit veya ağır kusur sonucuna ulaşılabilir.
- Boşanmada Kusur Oranı Yüzde Olarak mı Belirlenir?
- Mahkeme Boşanmada Kimin Kusurlu Olduğunu Nasıl Belirler?
- Aynı Davranış Her Boşanma Davasında Aynı Kusur Sonucunu Doğurur mu?
- Fiziksel Şiddet Boşanmada Ağır Kusur Sayılır mı?
- Eşe Hakaret Etmek Boşanmada Ağır Kusur mudur?
- Eşin Ailesinin Evliliğe Karışmasına Sessiz Kalmak Kusur mudur?
- Eşini Kendi Ailesiyle Yaşamaya Zorlamak veya Ayrı Ev Açmamak Kusur mudur?
- Evi Terk Eden Eş Boşanmada Kusurlu Sayılır mı?
- Hastalanan Eşle İlgilenmemek Boşanmada Kusur Sayılır mı?
- Evlilik Sırlarını Aileye veya Başkalarına Anlatmak Kusur mudur?
- Sürekli Telefonla Konuşmak veya Telefonu Gizlemek Boşanmada Kusur mudur?
- Yakın Akrabanın Tanıklığı Boşanma Davasında Geçerli midir?
- Bir Eşi Tam Kusurlu Yapan Nedir?
- Boşanmada Kusur Belirlenirken Yalnızca Olayın Ağırlığına Bakılmaz
- Boşanmada Kusur Maddi ve Manevi Tazminatı Nasıl Etkiler?
- Eşit Kusurlu Eş Maddi Tazminat Alabilir mi?
- Eşit Kusurlu Eş Manevi Tazminat Alabilir mi?
- Az Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi?
- Ağır veya Tam Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi?
- Her Kusurlu Davranış Manevi Tazminat Doğurur mu?
- Tam Kusurlu Olmak Daha Fazla Tazminat Ödemek Anlamına mı Gelir?
- Boşanmada Kusur Yoksulluk Nafakasını Nasıl Etkiler?
- Eşit Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
- Ağır Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
- Nafaka Ödeyecek Eş Kusursuzsa Yoksulluk Nafakası Öder mi?
- Boşanma Davası Devam Ederken Tedbir Nafakasında Kusura Bakılır mı?
- Ağır Kusurlu Eş Dava Sürerken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
- Çocuk İçin Ödenen İştirak Nafakasında Eşlerin Kusuru Önemli midir?
- Boşanmada Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
- Ağır Kusurlu Eş Yine de Mal Paylaşımından Pay Alabilir mi?
- Zina Yapan Eş Mal Paylaşımından Hiç Pay Alamaz mı?
- Boşanmada Kusur Velayeti Etkiler mi?
- Aldatan veya Ağır Kusurlu Ebeveyne Velayet Verilebilir mi?
- Daha Az Kusurlu Olan Eş Velayeti Kesin Alır mı?
- Çocuğun Görüşü Velayet Kararında Dikkate Alınır mı?
- Kusur Belirlemesindeki Hata Tazminat ve Nafaka Kararını da Bozar mı?
- Aldatan Eş Boşanmada Her Zaman Tam Kusurlu mu Sayılır?
- WhatsApp Mesajları Aldatmayı İspatlamak İçin Yeterli midir?
- Telefon Kayıtları Aldatmayı İspatlar mı?
- Eşin Telefonunu Gizlemesi veya Sürekli Biriyle Konuşması Aldatma Sayılır mı?
- Ayrı Yatmak Boşanmada Kusur mudur?
- Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanmada Kusur Sayılır mı?
- Evi Terk Eden Eş Her Zaman Kusurlu mudur?
- Eşin Eve Para Vermemesi veya Ev Masraflarına Katılmaması Kusur mudur?
- Çalışmayan Eş Otomatik Olarak Kusurlu Sayılır mı?
- Eşine ve Çocuklarına İlgisiz Davranmak Kusur mudur?
- Kayınvalide veya Kayınpederin Evliliğe Karışması Kime Kusur Olarak Yazılır?
- Eski Bir Olay Yıllar Sonra Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?
- Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Boşanmada Kusuru İspatlar mı?
- Akraba Tanık Boşanma Davasında Geçerli midir?
- Dava Dilekçesinde Yazılmayan Olay Sonradan Kusur Sayılabilir mi?
- Tanık Daha Önce Söylenmeyen Bir Olay Anlatırsa Mahkeme Bunu Dikkate Alır mı?
- Boşanmada En Ağır Kusur Nedir?
- Bir Tarafın Çok Sayıda Kusuru Olması Onu Otomatik Tam Kusurlu Yapar mı?
- Boşanma Davasında Kusuru İspatlamak İçin Hangi Deliller Kullanılabilir?
- Boşanmada Kusur Oranı Sonradan Değişebilir mi?
- Boşanmada yüzde 50 kusur ne demektir?
- Eşit kusurlu kadın tazminat alabilir mi?
- Eşit kusurlu kadın nafaka alabilir mi?
- Aldatan eş tazminat alabilir mi?
- Kocasını veya karısını terk eden kişi tazminat alamaz mı?
- Telefon kayıtları zina ispatı için yeterli mi?
- WhatsApp ekran görüntüsü boşanma davasında yeterli olur mu?
- Tek tanıkla boşanma davası kazanılır mı?
- Kayınvalide yüzünden boşanmada eş kusurlu olur mu?
- Eşin çok para kazanması onu daha kusurlu yapar mı?
- Boşanmada tam kusurlu eş mal paylaşımından pay alabilir mi?
- Tam kusurlu eş çocuğun velayetini alabilir mi?
- Kaynakça
Boşanmada Kusur Oranı Yüzde Olarak mı Belirlenir?
Uygulamada “kusur oranı” ifadesi sık kullanılmakla birlikte mahkeme kararlarında bir kusur yüzdesi belirlenmez. Hâkim, boşanmaya neden olan olayları ve tarafların bu olaylardaki davranışlarını karşılaştırarak kusurun derecesini belirler.
Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararındaki sınıflandırmaya göre eş;
- kusursuz,
- az kusurlu,
- eşit kusurlu,
- ağır kusurlu,
- tam kusurlu kabul edilebilir.
Bu ayrım önemlidir; çünkü daha sonra maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası değerlendirilirken “eş yüzde kaç kusurlu?” sorusundan ziyade eşlerin birbirlerine göre hangi kusur konumunda olduklarına bakılır. Türk Medeni Kanunu da boşanmanın mali sonuçlarını yüzde esasına göre değil, tarafların karşılaştırmalı kusur durumuna göre düzenlemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu boşanma ve sonuçlarının temel yasal dayanağını oluşturmaktadır.
Mahkeme Boşanmada Kimin Kusurlu Olduğunu Nasıl Belirler?
Kusur değerlendirmesinin başlangıç noktası dava dosyasıdır. Eşlerin evlilik boyunca birbirlerine karşı yaptıkları her davranış kendiliğinden mahkemenin önüne gelmiş sayılmaz. Boşanmaya dayanak yapılan olayın usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi ve delillerle ispatlanması gerekir.
Bu konu Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K., 16.10.2018 tarihli kararında açık biçimde görülmektedir. İlk derece mahkemesinde taraflar eşit kusurlu kabul edilmişti. Ancak kadına yüklenen hakaret vakıasının erkek tarafından dayanılan bir vakıa olmadığı belirlendiğinden, Yargıtay bu olayın kadına kusur olarak yüklenemeyeceğini kabul etmiştir. Dosyada erkeğin fiziksel şiddet uygulaması, küfür etmesi ve birlik görevlerini yerine getirmemesi karşısında kadına başka bir kusur yüklenemeyince kusur dengesi tamamen değişmiş ve erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
Dolayısıyla eşin gerçekten yapmış olduğu düşünülen bir davranışın varlığı tek başına yeterli değildir. O olayın davada ileri sürülmesi, hangi delille ispatlanacağı ve delilin hukuken kullanılabilir olması da önemlidir.
Bu nedenle çekişmeli boşanma davasındaki kusur değerlendirmesi esasen üç aşamada şekillenir: Tarafların hangi olaylara dayandığı belirlenir, bu olaylardan hangilerinin ispatlandığı tespit edilir ve son olarak ispatlanan davranışların ağırlığı karşılaştırılır.
Aynı Davranış Her Boşanma Davasında Aynı Kusur Sonucunu Doğurur mu?
Doğurmaz. Boşanma davalarında sık yapılan hatalardan biri, tek bir Yargıtay kararından hareketle belirli bir davranışın her olayda aynı kusur derecesini doğuracağını düşünmektir.
Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/1147 E., 2018/13629 K., 28.11.2018 tarihli kararında eşine fiziksel şiddet uygulayan ve bağımsız konut temin etmeyen erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir. Bunun nedeni yalnızca erkeğin davranışlarının ağırlığı değil, aynı zamanda kadına boşanmaya sebep olan herhangi bir kusurlu davranışın yüklenememiş olmasıdır.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4590 E., 2024/4302 K., 05.06.2024 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta erkeğe hakaret ve fiziksel şiddet, kadına ise hakaret ve güven sarsıcı davranış yüklenmiştir. Davranışlar birlikte değerlendirildiğinde tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İki karar birlikte değerlendirildiğinde önemli bir sonuç ortaya çıkar. Fiziksel şiddet son derece ağır bir davranış olmakla birlikte, “fiziksel şiddet varsa diğer eş mutlaka tam kusursuz, şiddet uygulayan eş de mutlaka tam kusurludur” şeklinde her dosyada uygulanabilecek otomatik bir kusur cetveli yoktur. Mahkeme karşı eş yönünden ispatlanan başka davranışların bulunup bulunmadığını da değerlendirir.
Fiziksel Şiddet Boşanmada Ağır Kusur Sayılır mı?
Eşe fiziksel şiddet uygulanması boşanma davalarında kusur değerlendirmesini ciddi biçimde etkileyen davranışlardan biridir. Bununla birlikte kusurun “ağır” mı yoksa “tam” mı olacağı, diğer eş yönünden boşanmaya neden olan bir kusurun bulunup bulunmamasına göre değişebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında erkeğin fiziksel şiddet uygulaması, küfür etmesi ve birlik görevlerini yerine getirmemesi karşısında kadına yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/1147 E., 2018/13629 K. sayılı kararında da fiziksel şiddet ile bağımsız konut temin etmeme birlikte değerlendirilmiş, kadına kusur yüklenemediği için erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
Ancak yukarıda değinilen 2023/4590 E., 2024/4302 K. sayılı kararda sonuç farklıdır. Fiziksel şiddet uygulayan ve hakaret eden erkeğin karşısında, hakaret ettiği ve güven sarsıcı davranışta bulunduğu ispatlanan kadın da kusurlu olduğundan tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Dolayısıyla fiziksel şiddetin bulunduğu bir dosyada yalnızca şiddet olayına değil, tarafların boşanmaya neden olan bütün davranışlarına bakılır. Bununla birlikte fiziksel şiddetin niteliği, devamlılığı ve dosyadaki diğer olaylarla birlikte kusur karşılaştırmasında son derece önemli bir ağırlığa sahip olduğu Yargıtay kararlarından görülmektedir.
Eşe Hakaret Etmek Boşanmada Ağır Kusur mudur?
Hakaret, küfür, aşağılama ve eşin kişiliğini küçük düşüren sözler boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışlardandır. Fakat hakaret yönünden de yalnızca bir eşin söylediği söze bakılarak kusur derecesi belirlenmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/3397 E., 2024/420 K., 23.01.2024 tarihli kararında erkeğe; eşi ve çocukla ilgilenmeme, fiziksel şiddet, hakaret, eve geç ve alkollü gelme ve ortak çocukla ilgili ağır ithamda bulunma gibi birden fazla davranış yüklenmiştir. Kadın yönünden de kusurlu davranışların bulunduğu kabul edilmiş; ancak davranışların bütünü karşılaştırıldığında erkek ağır, kadın az kusurlu görülmüştür.
Buna karşılık hem erkeğin hem kadının birbirine hakaret ettiği dosyada başka kusurların da bulunması hâlinde kusur dengesi değişebilir. Nitekim 2023/4590 E., 2024/4302 K. sayılı kararda erkeğin hakaret ve fiziksel şiddetine karşılık kadının da hakaret ve güven sarsıcı davranışlarının ispatlanması sonucunda eşit kusur kabul edilmiştir.
Bu kararlar “hakaret eden kişi yüzde kaç kusurludur?” şeklinde genel bir cevap verilemeyeceğini gösterir. Hakaretin tek taraflı olup olmadığı, sürekliliği ve hakarete eşlik eden diğer davranışlar kusur karşılaştırmasında önem taşır.
Eşin Ailesinin Evliliğe Karışmasına Sessiz Kalmak Kusur mudur?
Boşanma davalarında sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de eşlerden birinin anne, baba veya kardeşlerinin evliliğe müdahale etmesidir. Kayınvalide veya kayınpederin yaptığı her davranış doğrudan diğer eşe yüklenmez. Ancak eşin kendi ailesinin evlilik birliğine müdahalesine izin vermesi, bu müdahaleler karşısında eşini korumaması veya aile müdahalesini destekleyen davranışlarda bulunması kendi kusuru olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1644 E., 2023/5112 K., 02.11.2023 tarihli kararında, erkeğin eşiyle ilgilenmemesi, ailesinin kadının ortak konuta dönmesine karşı çıkmasına ve boşanma yönündeki müdahalelerine sessiz kalması ile kadının ortak konuta gelmesini istememesi birlikte değerlendirilmiştir. Kadına yüklenebilecek kusurun ispatlanmadığı kabul edildiğinden erkek tam kusurlu görülmüş ve yalnızca kendi kusuruna dayanarak açtığı boşanma davasının kabulünün doğru olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Benzer bir mesele Hukuk Genel Kurulunun 2022/2-589 E., 2023/671 K., 21.06.2023 tarihli kararına konu olmuştur. Kararda erkeğin eşini kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlaması, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalması ve fiziksel şiddet davranışları birlikte değerlendirilmiştir. Karşı eşe boşanmayı gerektirir bir kusur yüklenememesi de değerlendirmede etkili olmuştur.
Dolayısıyla boşanma davasında sorun çoğu zaman “kayınvalidem bana kötü davrandı” iddiasından ibaret değildir. Mahkeme eşin bu müdahale karşısında nasıl davrandığını da araştırır.
Eşini Kendi Ailesiyle Yaşamaya Zorlamak veya Ayrı Ev Açmamak Kusur mudur?
Eşlerden birinin anne ve babasıyla aynı evde yaşamak istememesi tek başına evlilik yükümlülüklerine aykırı bir davranış sayılmaz. Eşlerin evlilik birliğini birlikte kurmaları ve konutu buna uygun şekilde düzenlemeleri gerekir. Özellikle aile müdahalesinin yoğun olduğu durumlarda diğer eşi sürekli olarak kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlamak kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/1147 E., 2018/13629 K. sayılı kararında erkeğin fiziksel şiddetinin yanında bağımsız konut temin etmemesi de kendisine yüklenen kusurlardan biri olmuş ve karşı eşe kusur yüklenemediği için erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5783 E., 2023/4187 K., 26.09.2023 tarihli kararına konu dosyada ise bağımsız konut sağlamama daha ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Kadının ortak konuttan ayrılması başlangıçta kendisine kusur olarak yüklenmiş olsa da, bağımsız konut sağlanmaması nedeniyle gerçekleşen ayrılığın kadına kusur sayılamayacağı değerlendirilmiştir. Dosyadaki diğer davranışlar da hesaba katıldığında Yargıtay sonuçta tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu nedenle “Evi terk eden her zaman kusurludur” şeklinde bir kural bulunmamaktadır. Önce eşin neden ortak konuttan ayrıldığına bakmak gerekir.
Evi Terk Eden Eş Boşanmada Kusurlu Sayılır mı?
Eşlerden birinin valizini alıp ortak konuttan ayrılmış olması, tek başına onun kusurlu olduğunu göstermez. Ayrılmanın hangi olaydan sonra gerçekleştiği ve haklı bir sebebinin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
2023/5783 E., 2023/4187 K. sayılı kararda kadının evi terk ettiği ileri sürülmüş; ancak erkeğin bağımsız konut temin etmemesi nedeniyle kadının evden ayrıldığı kabul edilerek bu davranış kadına kusur olarak yüklenmemiştir. Bununla birlikte dosyada kadının yatağı ayırdığı, erkek yönünden de eşinin hastalığı döneminde yeterince ilgilenmeme gibi başka davranışların bulunduğu belirlenmiş ve bütün vakıalar birlikte değerlendirilerek eşit kusur sonucuna ulaşılmıştır.
Bu örnek, boşanma davasında olayların bağlamından koparılamayacağını gösterir. Şiddet nedeniyle evden ayrılan eş, ailesinin yanına gönderilen eş veya bağımsız konut kurulmadığı için ortak yaşamı sürdüremeyen eş ile herhangi bir haklı sebep olmaksızın ortak hayatı terk eden eş aynı biçimde değerlendirilemez.
Hastalanan Eşle İlgilenmemek Boşanmada Kusur Sayılır mı?
Evlilik birliği eşlere yalnızca sadakat yükümlülüğü getirmez. Eşlerin birbirlerine yardımcı olmaları ve ortak hayatın gerektirdiği dayanışmayı göstermeleri de evlilik birliğinden doğan yükümlülükler arasındadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5783 E., 2023/4187 K. sayılı kararında erkeğin eşinin hastalığı döneminde onunla yeterince ilgilenmemesi kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır. Ancak aynı dosyada kadının da kusurlu bir davranışının ispatlanması nedeniyle yalnızca bu olaydan hareketle erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmemiş, tarafların bütün davranışları karşılaştırılarak eşit kusur sonucuna ulaşılmıştır.
Bu yaklaşım yalnızca hastalık bakımından değil, evlilik birliğinin diğer yükümlülüklerinde de geçerlidir. Eş ve çocuklarla sürekli ilgilenmemek, aile ihtiyaçlarını karşılamamak veya evlilik birliğinin yükümlülüklerini sürekli biçimde ihmal etmek diğer olaylarla birlikte kusur değerlendirmesine girebilir.
Nitekim 2023/3397 E., 2024/420 K. sayılı kararda eş ve çocukla ilgilenmeme, fiziksel şiddet, hakaret ve eve geç ve alkollü gelme gibi davranışların birlikte değerlendirilmesi sonucunda erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Evlilik Sırlarını Aileye veya Başkalarına Anlatmak Kusur mudur?
Evlilik hayatının mahremiyetini üçüncü kişilere açmak da olayın niteliğine göre kusur olarak değerlendirilebilir. Özellikle eş hakkında özel bilgilerin aileye aktarılması, eşin küçük düşürülmesi veya aile müdahalesini artıracak şekilde evlilik sırlarının paylaşılması boşanma dosyasında önem kazanabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K., 01.04.2024 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta erkeğin evlilik sırlarını açıklaması ve ailesinin kadına yönelik çok ağır bir ithamına sessiz kalması erkeğe yüklenen kusurlar arasında yer almıştır. Kadına ise evlilik yükümlülüklerini yerine getirmeme ve sebebini açıklayamadığı yoğun telefon görüşmeleri kusur olarak yüklenmiştir. Davranışların karşılaştırılması sonucunda erkek ağır, kadın az kusurlu kabul edilmiştir.
Bu karar aynı zamanda aile müdahalesi, evlilik mahremiyeti ve eşin özel hayatına ilişkin davranışların tek tek değil, dosyanın bütünü içinde değerlendirilmesine iyi bir örnektir.
Sürekli Telefonla Konuşmak veya Telefonu Gizlemek Boşanmada Kusur mudur?
Telefon kullanımı tek başına boşanma kusuru değildir. Eşin telefonunda parola bulunması, çok telefonla konuşması veya belirli kişilerle görüşmesi de tek başına sadakatsizlik ispatı sayılmaz. Ancak açıklanamayan davranışların evlilikte güven ilişkisini ciddi biçimde zedelemesi hâlinde dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararında kadına doğrudan “sadakatsizlik” kusuru yüklenmemiştir. Dosyada sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiasının ispatlanamadığı kabul edilirken, eşini rahatsız edecek yoğunluktaki ve sebebi açıklanmayan telefon görüşmeleri ayrı bir kusurlu davranış olarak değerlendirilmiştir.
Bu ayrım önemlidir. İspatlanamayan zina veya sadakatsizlik iddiasını, daha hafif nitelikte bir “güven sarsıcı davranış” kabulüyle otomatik olarak değiştirmek mümkün değildir. Mahkemenin hangi vakıanın ileri sürüldüğünü ve hangi vakıanın gerçekten ispatlandığını ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir.
Yakın Akrabanın Tanıklığı Boşanma Davasında Geçerli midir?
Boşanma davalarında olayların önemli bir bölümü aile içinde yaşandığından tanıkların eşlerin anne, baba, kardeş veya diğer yakınları olması sık karşılaşılan bir durumdur. Bir kişinin taraflardan birinin yakını olması, beyanının sırf bu nedenle değerlendirme dışı bırakılması sonucunu doğurmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5742 E., 2024/2324 K., 03.04.2024 tarihli kararına yansıyan değerlendirmede, akrabalık veya başka bir yakınlığın tek başına tanık beyanının değerini ortadan kaldırmayacağı; beyanın aksini gösteren ciddi ve inandırıcı deliller bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte tanığın taraflardan birinin yakını olması başka, anlattıklarının duyuma dayanması başka bir meseledir. Tanığın hangi olayı bizzat gördüğü veya duyduğu, olayın ne zaman gerçekleştiğini açıklayıp açıklamadığı ve anlatımının dosyadaki diğer delillerle örtüşüp örtüşmediği kusurun ispatı açısından önem taşır.
Bir Eşi Tam Kusurlu Yapan Nedir?
Tam kusur, belirli bir davranışın adı değildir. “Fiziksel şiddet uygulayan tam kusurludur”, “aldatan tam kusurludur” veya “evi terk eden tam kusurludur” biçiminde değişmez bir liste bulunmamaktadır.
Bir eşin tam kusurlu kabul edilmesinde belirleyici olan, onun boşanmaya neden olan kusurlu davranışları yanında diğer eşe boşanmaya sebep olan kusurlu bir davranış yüklenememesidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında kadına yüklenen hakaret vakıası değerlendirme dışı kaldığında, erkeğin fiziksel şiddet, küfür ve birlik görevlerini yerine getirmeme davranışları karşısında kadına başka bir kusur kalmamış ve erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
2018/1147 E., 2018/13629 K. sayılı kararda da fiziksel şiddet uygulayan ve bağımsız konut sağlamayan erkeğin karşısında kadının kusurlu bir davranışı ispatlanamadığından erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir.
2023/1644 E., 2023/5112 K. sayılı kararda ise eşine ilgisiz davranan, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalan ve eşinin ortak konuta dönmesini istemeyen erkek yönünden kusurlar belirlenmiş; kadına kusur yüklenememesi sonucunda erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Bu kararların ortak noktası, “çok ağır bir davranış yapan eş = tam kusurlu eş” formülü değildir. Ortak nokta, bir tarafın kusurları ispatlanırken diğer tarafa boşanmayı doğuran bir kusurun yüklenememesidir.
Boşanmada Kusur Belirlenirken Yalnızca Olayın Ağırlığına Bakılmaz
Boşanma dosyasında kusurun doğru belirlenebilmesi için olayların bir liste hâlinde sıralanması yeterli olmaz. Hangi olayın dava konusu yapıldığı, hangi delille ispatlandığı, olayın münferit mi sürekli mi olduğu, daha sonra affedilip affedilmediği ve diğer eşin boşanmaya yol açan davranışlarının bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.
Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararında da her boşanma davasındaki kusur durumunun o evliliğin kendi koşullarına göre belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Aynı kararda sürekli devam eden ağır kusurlu davranışlara rağmen evliliğin devam ettirilmesinin her durumda af olarak kabul edilemeyeceği de belirtilmiştir.
Bu nedenle internette bulunan “boşanmada ağır kusur listesi” veya “şu davranış yüzde şu kadar kusur getirir” şeklindeki tablolar ancak genel bir fikir verebilir. Somut davada sonuç, tarafların dilekçeleri ile dosyaya sunulan deliller ve ispatlanan olayların birbirine göre ağırlığı üzerinden belirlenir.
Boşanmada Kusur Maddi ve Manevi Tazminatı Nasıl Etkiler?
Boşanma davasında kusur belirlemesinin en doğrudan sonuçlarından biri maddi ve manevi tazminat bakımından ortaya çıkar. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi tazminat isteyebilir. Manevi tazminatta ise boşanmaya sebep olan davranışların aynı zamanda tazminat isteyen eşin kişilik hakkına saldırı oluşturması gerekir. Kanundaki bu yapı nedeniyle yalnızca boşanmaya karar verilmiş olması veya karşı eşin kusurlu bulunması tazminat için tek başına yeterli değildir.
Kusur karşılaştırmasında küçük görünen bir değişiklik bile tazminat sonucunu tamamen değiştirebilir. İlk derece mahkemesinde eşit kusurlu kabul edilen taraflardan birinin Yargıtay incelemesinde az kusurlu olduğunun belirlenmesi, reddedilmiş bir tazminat talebinin kabul edilmesini gerektirebilir. Bunun tersine, tazminat alan eşin aslında diğer eşle eşit kusurlu olduğunun anlaşılması hâlinde tazminat kararı kaldırılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K., 16.10.2018 tarihli kararında bunun açık bir örneği bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafları eşit kusurlu kabul ederek kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmişti. Yargıtay ise kadına kusur olarak yüklenen hakaret vakıasının erkek tarafından ileri sürülmediğini, buna karşılık erkeğin fiziksel şiddet, küfür ve birlik görevlerini yerine getirmeme davranışlarının bulunduğunu kabul etmiş; erkeğin tamamen kusurlu olduğunun belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Kusur belirlemesinin değişmesiyle birlikte kadın lehine maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluştuğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle tazminat açısından yalnızca “eşim kusurlu mu?” sorusu değil, “benim kusurum eşimin kusuruna göre hangi ağırlıkta?” sorusu önem taşır.
Eşit Kusurlu Eş Maddi Tazminat Alabilir mi?
Eşit kusurlu eş lehine TMK m. 174/1 kapsamında maddi tazminata hükmedilmez. Maddi tazminat isteyen tarafın karşı eşten daha az kusurlu veya tamamen kusursuz olması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4174 E., 2025/1006 K. sayılı kararında tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi karşısında eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/968 E., 2023/3655 K., 05.07.2023 tarihli kararına konu dosyada kusur belirlemesi tarafların eşit kusurlu olduğu yönünde değişince kadın lehine verilen tazminatların da bu kusur durumuna göre değerlendirilmesi gerekmiştir. Karar, tazminat sonucunun kusur derecesinden bağımsız düşünülemeyeceğini göstermektedir.
Burada eşlerin aynı davranışları yapmış olması gerekmez. Bir eşin fiziksel şiddet ve hakaret, diğerinin hakaret ve güven sarsıcı davranış nedeniyle kusurlu bulunması ve bu davranışların ağırlığının birbirine denk kabul edilmesi mümkündür. Böyle bir durumda taraflardan biri diğerine göre daha az kusurlu olmadığından maddi tazminat koşulu oluşmaz.
Eşit Kusurlu Eş Manevi Tazminat Alabilir mi?
Manevi tazminatta da eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilmez. Bunun yanında manevi tazminat bakımından ayrıca boşanmaya neden olan davranışın kişilik hakkına saldırı niteliğinde olması aranır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/8622 E., 2017/14276 K., 11.12.2017 tarihli kararında tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle eşit kusurlu eş lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. Aynı kararın önemi, eşit kusurun yoksulluk nafakasında farklı sonuç doğurduğunu da göstermesidir.
Bu ayrım uygulamada önemlidir. Bir kişi eşit kusurlu olduğu için manevi tazminat alamayabilir; fakat aynı kişi ekonomik koşulları uygunsa yoksulluk nafakası alabilir. Tazminat ile nafakanın kusur şartları birbirinden farklıdır.
Az Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi?
Tazminat isteyen eşin tamamen kusursuz olması zorunlu değildir. Karşı eşe göre daha az kusurlu olması yeterlidir. TMK m. 174’ün maddi tazminata ilişkin ilk fıkrasında da açıkça “kusursuz veya daha az kusurlu taraf” ifadesi kullanılmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/3397 E., 2019/8121 K. sayılı kararında kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır veya eşit kusurlu olmadığı, erkeğin davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve boşanma sonucunda kadının en azından eşinin maddi desteğini kaybedeceği kabul edilerek maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunduğu değerlendirilmiştir.
Aynı yaklaşım daha yakın tarihli kararlarda da görülmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6323 E., 2023/4490 K. sayılı kararına yansıyan uyuşmazlıkta kusur derecesinin yanlış belirlenmesi nedeniyle tazminat taleplerinin reddedilmesi doğru bulunmamış; erkeğin daha ağır kusurlu olması ve gerçekleşen davranışların kadının kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeniyle kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla kendi davranışının da boşanmaya katkısı bulunan eşin tazminat hakkı mutlaka ortadan kalkmaz. Karşılaştırma sonunda diğer eş daha ağır kusurluysa ve tazminatın diğer şartları da mevcutsa tazminata karar verilebilir.
Ağır veya Tam Kusurlu Eş Tazminat Alabilir mi?
Kendisinden daha az kusurlu eşten maddi veya manevi tazminat isteyen ağır kusurlu eş lehine tazminata karar verilemez. Tam kusurlu eş açısından da aynı sonuç geçerlidir.
Bunun nedeni, TMK m. 174’ün tazminat isteyen eş yönünden kusursuzluk veya diğer eşten daha az kusurlu olma şartını aramasıdır.
Bu noktada “çok ağır bir davranış yaptım ama eşimin de kusuru var” düşüncesi tek başına yeterli olmaz. Mahkeme, iki tarafın davranışlarını karşılaştırır. Tazminat isteyen kişinin davranışları daha ağır görülürse, karşı eş de kusurlu olsa dahi tazminat hakkı doğmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/617 E., 2020/2140 K. sayılı kararında kadın erkeğe göre ağır kusurlu kabul edilmiş ve yoksulluk nafakası yönünden talep reddedilmiştir. Aynı karşılaştırmalı kusur mantığı tazminat bakımından da TMK m. 174’ün öngördüğü şartlar çerçevesinde uygulanır.
Her Kusurlu Davranış Manevi Tazminat Doğurur mu?
Boşanmada kusur sayılan her davranış manevi tazminat verilmesini gerektirmez. Manevi tazminat için davranışın aynı zamanda kişilik hakkına saldırı oluşturması gerekir. TMK m. 174/2 bu şartı ayrıca aramaktadır.
Bu nedenle örneğin evlilik yükümlülüklerini ihmal etmek boşanmada kusur kabul edilebilirken, olayın özelliklerine göre tek başına manevi tazminat gerektirecek kişilik hakkı ihlali düzeyine ulaşmayabilir. Buna karşılık fiziksel şiddet, ağır hakaret, aşağılayıcı davranış veya eşin kişiliğine doğrudan yönelen benzeri eylemler manevi tazminat bakımından farklı değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6323 E., 2023/4490 K. sayılı kararında da önce kusur derecesi belirlenmiş, ardından erkeğin ispatlanan davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği ayrıca incelenmiştir. Kadının daha az kusurlu bulunması tek başına yeterli görülmemiş; kişilik hakkı saldırısının da varlığı kabul edilerek manevi tazminat sonucuna ulaşılmıştır.
Tam Kusurlu Olmak Daha Fazla Tazminat Ödemek Anlamına mı Gelir?
Kusurun derecesi tazminat miktarında önem taşıyan unsurlardan biridir; ancak tazminat miktarı yalnızca “az kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu” etiketine göre belirlenmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2010/20014 E., 2011/20588 K. sayılı kararında manevi tazminatın kişilik hakkındaki ihlali telafi etmeye yönelik olduğu, tazminat ile kişilik hakkını ihlal eden davranış arasında makul bir oran bulunması gerektiği belirtilmiştir. Kararda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri ve fiilin ağırlığının tazminat miktarında birlikte dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/24843 E., 2017/3584 K. sayılı kararında da tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik hakkına yönelik saldırı ve ihlal edilen mevcut veya beklenen menfaatler birlikte değerlendirilerek tazminatın miktarının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla zengin olan eşin otomatik olarak çok yüksek tazminat ödeyeceği veya tam kusurlu eşin her durumda belirli bir miktar tazminata mahkûm edileceği söylenemez. Kusur yalnızca tazminat miktarının değerlendirilmesinde kullanılan unsurlardan biridir.
Boşanmada Kusur Yoksulluk Nafakasını Nasıl Etkiler?
Yoksulluk nafakasında kusur şartı, maddi ve manevi tazminattan farklı düzenlenmiştir. TMK m. 175’e göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin nafaka isteyebilmesi için kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Nafaka ödeyecek eşin ise kusurlu olması şart değildir.
Bu nedenle nafaka bakımından temel ayrım şöyledir: kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu eş diğer koşulların da bulunması hâlinde yoksulluk nafakası isteyebilir; karşı eşten daha ağır kusurlu bulunan eş ise yoksulluk nafakası alamaz.
Bu kural, “eşit kusurlu olan kişi hiçbir şey alamaz” şeklindeki yaygın düşüncenin neden doğru olmadığını da gösterir. Eşit kusur tazminatı engellerken yoksulluk nafakasını tek başına engellemez.
Eşit Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
Eşit kusurlu eş, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve nafakanın diğer koşulları bulunuyorsa yoksulluk nafakası alabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında ilk derece mahkemesi tarafların eşit kusurlu olması gerekçesiyle kadının yoksulluk nafakası talebini reddetmişti. Yargıtay, eşit kusurun yoksulluk nafakasına engel olmadığını, nafaka isteyen eşin diğerinden daha ağır kusurlu olmamasının yeterli olduğunu belirterek bu kısmı da bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/8622 E., 2017/14276 K. sayılı kararında da taraflar eşit kusurlu kabul edilmiş; kadının geliri ve malvarlığı bulunmadığı ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği belirlendiğinden kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Aynı kararda eşit kusur nedeniyle manevi tazminat talebinin ise reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
İki talebin aynı dosyada farklı sonuç doğurabilmesi, tazminat ile nafakanın kusur şartlarının birbirinden ayrılması gerektiğini açık biçimde göstermektedir.
Ağır Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
Nafaka isteyen eş karşı eşten daha ağır kusurluysa yoksulluk nafakası alamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/617 E., 2020/2140 K. sayılı kararında kadının boşanmaya sebep olan olaylarda erkekten daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle kadın yararına yoksulluk nafakasının koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.
Buradaki engel, nafaka isteyen kişinin kusurlu olması değil, diğer eşten daha ağır kusurlu olmasıdır. Bu nedenle az kusurlu veya eşit kusurlu kişinin nafaka talebi sırf kusuru bulunduğu gerekçesiyle reddedilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/7230 E., 2022/9177 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da kusur derecesinin değişmesi nafaka değerlendirmesine doğrudan yansımıştır. Tarafların eşit kusurlu kabul edildiği değerlendirme sonrasında kadın lehine yoksulluk nafakası yönünden ayrıca inceleme yapılmıştır.
Nafaka Ödeyecek Eş Kusursuzsa Yoksulluk Nafakası Öder mi?
TMK m. 175, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle yoksulluk nafakası bir kusur cezası değildir. Nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi, diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması ve tarafların ekonomik koşulları değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında da “nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı” ilkesi açık biçimde uygulanmıştır.
Bu nedenle “Ben boşanmada kusursuzum, neden nafaka ödüyorum?” sorusunun cevabı, yoksulluk nafakasının hukuki niteliğinde bulunmaktadır. Nafaka, karşı eşin kusurunun karşılığı olarak değil, kanundaki şartların gerçekleşmesi hâlinde boşanma nedeniyle ortaya çıkacak yoksulluğun giderilmesine katkı amacıyla düzenlenmiştir.
Boşanma Davası Devam Ederken Tedbir Nafakasında Kusura Bakılır mı?
Tedbir nafakası ile boşanma sonrasında hükmedilen yoksulluk nafakası birbirine karıştırılmamalıdır. TMK m. 169’a göre boşanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra hâkim, dava devam ederken eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır.
Bu nedenle tedbir nafakası bakımından dava sonunda yapılacak kusur değerlendirmesi yoksulluk nafakasındaki biçimiyle uygulanmaz. Dava sürerken henüz kesinleşmiş bir kusur belirlemesi bulunmadığı gibi, tedbir nafakasının amacı da yargılama boyunca geçici ekonomik koruma sağlamaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6909 E., 2023/5090 K. sayılı kararında kadının ayrı yaşamakta haklılığını ispatladığı kabul edilerek tedbir nafakası talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı dosyada kusur belirlemesinin eşit kusur yönünde değişmesi, yoksulluk nafakası bakımından da sonucu değiştirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/3016 E., 2021/4333 K. sayılı kararına konu dosyada da tarafların eşit kusurlu olması ile tedbir nafakası ve tazminat taleplerinin hukuki sonuçları ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Eşit kusur maddi ve manevi tazminatı engellerken, tedbir nafakasının değerlendirilmesi kendi koşullarına göre yapılmıştır.
Bununla birlikte tedbir nafakası her durumda verilecek bir ödeme değildir. Tarafların gelirleri, ekonomik durumları ve ayrı yaşamanın koşulları ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2012/12553 E., 2013/494 K. sayılı kararında sürekli ve düzenli geliri bulunduğu belirlenen kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Ağır Kusurlu Eş Dava Sürerken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
Dava sonunda ağır kusurlu bulunan bir eşin yoksulluk nafakası alamaması, dava süresince verilmiş tedbir nafakasının kendiliğinden hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Tedbir nafakası TMK m. 169’a, yoksulluk nafakası ise TMK m. 175’e dayanır ve iki nafaka türünün koşulları aynı değildir.
Uygulamada tedbir nafakası değerlendirilirken tarafların dava süresindeki geçim ihtiyacı ve ekonomik durumları esas alınır. Yargılama sonunda yapılan kusur tespiti ise yoksulluk nafakasının devam edip etmeyeceğinde önem kazanır.
Bu nedenle boşanma kararında “eş ağır kusurlu bulunduğu hâlde dava boyunca tedbir nafakası aldı” şeklinde bir sonuç tek başına çelişki oluşturmaz.
Çocuk İçin Ödenen İştirak Nafakasında Eşlerin Kusuru Önemli midir?
Çocuk için ödenen iştirak nafakası, eşin kendi geçimine yönelik yoksulluk nafakasından farklıdır. Burada korunmak istenen menfaat ortak çocuğun bakım ve giderleridir. TMK m. 182 uyarınca mahkeme boşanma sonrasında ana ve babanın çocukla ilişkilerini ve çocuğun bakımına katkılarını düzenler.
Bu nedenle velayet kendisine verilen eşin boşanmada kusurlu olması, diğer ebeveynin çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İştirak nafakasının miktarında çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik güçleri dikkate alınır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/24843 E., 2017/3584 K. sayılı kararında da velayeti anneye verilen çocuk için iştirak nafakasının miktarı, tarafların ekonomik durumları ve çocuğun ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmiş; nafakanın düşük bulunması nedeniyle daha uygun miktar belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla “eşim boşanmada ağır kusurlu, çocuk için nafaka ödemem” biçimindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.
Boşanmada Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Boşanmadaki kusur ile edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi kural olarak ayrı hukuki meselelerdir. Ağır veya tam kusurlu bulunmak, eşin evlilik süresince edinilmiş mallardan doğan katılma alacağını kendiliğinden kaybetmesine yol açmaz.
TMK m. 236’ya göre her eş kural olarak diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bunun özel bir istisnası düzenlenmiştir: boşanmanın zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmesi hâlinde hâkim kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya kaldırabilir.
Dolayısıyla “eşim beni aldattı, mal paylaşımından hiçbir şey alamaz” sonucuna yalnızca sadakatsizlik iddiasından hareketle varılamaz. TMK m. 236/2’nin uygulanabilmesi için boşanmanın zina veya hayata kast hukuki sebebine dayanılarak gerçekleşmiş olması önem taşır.
Ağır Kusurlu Eş Yine de Mal Paylaşımından Pay Alabilir mi?
Ağır kusur tek başına katılma alacağını ortadan kaldırmaz. Mal rejimi bakımından kanunda öngörülen istisna genel anlamdaki ağır kusur değil, TMK m. 236/2’de belirtilen zina veya hayata kast nedeniyle boşanmadır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/552 E., 2019/3464 K., 01.04.2019 tarihli kararında ilk derece mahkemesinin kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları ve başka olumsuz davranışları nedeniyle katılma alacağını tamamen reddetmesi doğru bulunmamıştır. Boşanma kararının TMK m. 161’deki zina veya m. 162’deki hayata kast sebebine değil, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanması nedeniyle TMK m. 236/2’nin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2010/2903 E., 2010/5687 K. sayılı kararında kadının kusurlu bulunmasına ve sadakatsizliğe ilişkin iddialara rağmen boşanma kararının zina sebebine dayanmaması nedeniyle TMK m. 236/2 uyarınca katılma alacağının azaltılamayacağı kabul edilmiştir.
Bu kararlar boşanmadaki kusur ile mal rejiminin tasfiyesinin neden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Zina Yapan Eş Mal Paylaşımından Hiç Pay Alamaz mı?
Zina nedeniyle boşanmaya karar verilmiş olması dahi katılma alacağının mutlaka tamamen kaldırılacağı anlamına gelmez. TMK m. 236/2 hâkime kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya kaldırma yetkisi vermektedir.
Ayrıca bu hüküm mal rejiminden doğan bütün alacaklara sınırsız biçimde uygulanmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin kararlarında TMK m. 236/2’nin artık değere katılma alacağına özgü olduğu, örneğin değer artış payı veya eski mal ayrılığı döneminden doğan katkı payı alacağının aynı hükümle ortadan kaldırılamayacağı kabul edilmektedir.
Bu nedenle zina dosyasında dahi “bütün mal hakları tamamen kaybedilir” şeklinde genel bir sonuç kurulamaz. Boşanmanın hangi hukuki sebebe dayandığı, hangi mal rejiminin uygulandığı ve talebin katılma alacağı mı, değer artış payı mı yoksa katkı payı mı olduğu ayrı ayrı belirlenmelidir.
Boşanmada Kusur Velayeti Etkiler mi?
Velayet konusunda temel ölçüt eşlerden hangisinin boşanmada daha az kusurlu olduğu değildir. Mahkemenin esas aldığı ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/857 E., 2017/6570 K., 31.05.2017 tarihli kararında anne ve babanın boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumlarının ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dikkate alınabileceği açıkça belirtilmiştir. Velayet belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması esas alınmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/331 E., 2023/2862 K. sayılı kararında da aynı ilke tekrarlanmış; anne ve babanın yaşam koşulları, çocukla ilişkileri, barınma, gelir ve psikolojik durumlarının uzman incelemesiyle değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle boşanmada ağır kusurlu bulunan ebeveynin velayeti otomatik olarak kaybettiği söylenemez.
Aldatan veya Ağır Kusurlu Ebeveyne Velayet Verilebilir mi?
Boşanmadaki kusurlu davranış çocuğun bakımını, güvenliğini veya gelişimini olumsuz etkilemiyorsa velayet bakımından tek başına belirleyici olmaz. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında anne ve babanın boşanmadaki kusurları ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dikkate alınmaktadır.
Örneğin eşine karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal eden bir ebeveynin bu davranışı boşanma ve tazminat bakımından son derece önemli olabilir. Ancak aynı davranışın çocuğun bakımını ve gelişimini etkilediği ortaya konulamıyorsa sırf boşanmadaki kusur nedeniyle velayet hakkından mahrum bırakılması şeklinde otomatik bir sonuç doğmaz.
Buna karşılık fiziksel şiddetin çocuğa yönelmesi, çocuğun şiddete maruz bırakılması, bakımının ihmal edilmesi veya ebeveynin davranışlarının çocuğun güvenliği üzerinde ciddi risk oluşturması velayet değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir. Burada değerlendirme artık yalnızca eşler arasındaki kusur değil, çocuğun üstün yararı üzerinden yapılır.
Daha Az Kusurlu Olan Eş Velayeti Kesin Alır mı?
Boşanmada kusursuz veya az kusurlu olmak velayet konusunda öncelik sağlayan tek başına bir hak değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararında kusur, tazminat ve velayet aynı dosyada incelenmiş; erkeğin ağır, kadının daha az kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmeden bağımsız olarak velayet konusunda çocuğun yüksek yararının ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Ortak çocuğun yaşam koşulları ve ebeveynlerle ilişkileri yeterince incelenmediği için sosyal inceleme yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle boşanma davasında “Ben kusursuzum, çocuk kesin bana verilir” şeklinde bir hukuki sonuç yoktur. Çocuğun yaşı, bakım düzeni, ebeveynlerle ilişkisi, yaşam koşulları, eğitim ve sosyal çevresi ile gerektiğinde uzman raporu ve idrak çağındaki çocuğun görüşü birlikte değerlendirilir.
Çocuğun Görüşü Velayet Kararında Dikkate Alınır mı?
Çocuk idrak çağındaysa velayet konusunda görüşünün alınması önem taşır; ancak çocuğun söylediği tek başına mahkemeyi bağlamaz. Çocuğun görüşü diğer deliller ve üstün yararıyla birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/6633 E., 2021/8179 K. sayılı kararında idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması gerektiği, ancak çocuğun üstün yararı farklı bir sonucu gerektiriyorsa görüşünün aksine de karar verilebileceği belirtilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/26572 E., 2017/4067 K. sayılı kararında idrak çağındaki çocukların velayete ilişkin görüşleri alınmadan karar verilmesi eksik inceleme olarak kabul edilmiştir.
Dolayısıyla kusur değerlendirmesinde olduğu gibi velayette de tek bir unsur üzerinden sonuca gidilmez.
Kusur Belirlemesindeki Hata Tazminat ve Nafaka Kararını da Bozar mı?
Boşanma dosyasında kusurun yanlış belirlenmesi yalnızca gerekçedeki bir hata olarak kalmayabilir. Kusur, tazminat ve yoksulluk nafakasının yasal şartlarından biri olduğu için kusur derecesinin değişmesi bu talepler hakkında verilen kararın da değişmesine neden olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında tarafların eşit kusurlu olduğu kabulünden erkeğin tamamen kusurlu olduğu sonucuna geçilmesiyle kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi de hukuka aykırı hâle gelmiştir. Aynı kararda kusur değerlendirmesinin yoksulluk nafakası üzerindeki etkisi de ayrıca ele alınmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6323 E., 2023/4490 K. sayılı kararında da eşit kusur olarak yapılan hatalı değerlendirme düzeltilip erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilince, kadının reddedilmiş tazminat talepleri bakımından da bozma sonucu doğmuştur.
Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında kusur tespiti, yalnızca mahkeme kararında “kimin daha suçlu olduğu” şeklinde sembolik bir belirleme değildir. Tazminat ve yoksulluk nafakasının varlığı, bazı taleplerin miktarı ve kimi durumlarda mal rejimine ilişkin sonuçlar doğrudan veya dolaylı olarak bu belirlemeden etkilenebilir.
Bununla birlikte her hukuki sonuç kusura bağlanmış değildir. Çocuk için iştirak nafakası ve velayet çocuğun menfaati üzerinden değerlendirilir; mal paylaşımında ise genel boşanma kusuru değil, kanunda özel olarak öngörülen hâller önem taşır. Bu ayrım yapılmadan yalnızca “eş ağır kusurlu bulundu” sonucundan hareketle boşanmanın bütün mali ve ailevi sonuçlarını belirlemek mümkün değildir.
Aldatan Eş Boşanmada Her Zaman Tam Kusurlu mu Sayılır?
Sadakat yükümlülüğünün ihlali boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde son derece önemli bir davranıştır. Bununla birlikte aldatan veya sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eşin her dosyada otomatik olarak tam kusurlu kabul edileceği söylenemez. Tam kusur değerlendirmesinde diğer eşin boşanmaya neden olan kusurlu davranışlarının bulunup bulunmadığı da önem taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/3501 E., 2024/3547 K. sayılı kararına yansıyan dosyada erkeğin başka bir kadınla otelde kalması sadakat yükümlülüğüne aykırılık kapsamında değerlendirilmiş, fiziksel şiddet davranışı da erkeğin kusurları arasında yer almıştır. Bununla birlikte dosyada kadın yönünden de kusurlu davranışlar bulunduğundan sonuç erkeğin “tam kusurlu” olması şeklinde değil, kadına göre daha ağır kusurlu olması şeklinde kurulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5068 E., 2024/3769 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta ise iki taraf yönünden de sadakat yükümlülüğünü ilgilendiren davranışlar ve başka kusurlar değerlendirilmiştir. Kararda kadının birden fazla zina eyleminin ispatlandığı, erkek yönünden de sadakat yükümlülüğünün ihlali, hakaret ve fiziksel şiddet davranışlarının bulunduğu kabul edilmiş; davranışlar karşılaştırıldığında kadın daha ağır kusurlu görülmüştür. Bu karar da zina veya sadakat ihlalinin dosyadaki diğer kusurlardan bağımsız değerlendirilmediğini göstermektedir.
Dolayısıyla “aldatan eş kesin yüzde yüz kusurludur” şeklindeki ifade boşanma hukukundaki kusur sistemini tam olarak karşılamaz. Sadakat ihlali ağır bir kusur olarak değerlendirilebilir; ancak tam kusurdan söz edilebilmesi için karşı eşe boşanmaya sebep olan bir kusurun yüklenememesi gerekir.
WhatsApp Mesajları Aldatmayı İspatlamak İçin Yeterli midir?
Boşanma davalarında WhatsApp yazışmaları sık kullanılan deliller arasındadır. Ancak bir ekran görüntüsünün dosyaya sunulması, içeriğinin her durumda doğru kabul edileceği veya zina iddiasını tek başına ispatlayacağı anlamına gelmez. Mesajın aidiyeti, elde edilme şekli, karşı tarafça kabul edilip edilmediği ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği önem taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/3282 E., 2024/579 K. sayılı kararına konu dosyada zina iddiası WhatsApp mesajları ve tanık anlatımına dayandırılmıştır. Kararda, erkek tarafından kabul edilmeyen ve kolaylıkla kurgulanabileceği değerlendirilen mesajların tek başına zina olgusunun kabulüne yeterli olmadığı; bu konudaki tanık anlatımının da doğrudan görgüye değil tarafın aktardıklarına dayanması nedeniyle zina iddiasının ispatlanamadığı kabul edilmiştir.
Buradan “WhatsApp yazışmaları boşanma davasında delil değildir” sonucu çıkarılmamalıdır. Mesajın içeriği ve diğer delillerle ilişkisi her dosyada ayrıca değerlendirilir. Özellikle zina gibi belirli bir olayın ispatında, mesajın neyi gösterdiği ile mesajdan çıkarılmak istenen hukuki sonuç arasında ayrım yapılması gerekir.
Telefon Kayıtları Aldatmayı İspatlar mı?
Telefon kayıtlarında iki kişinin çok sık görüşmüş olduğunun görülmesi, tek başına bu kişiler arasında cinsel ilişki bulunduğunu ve zina gerçekleştiğini göstermeyebilir. Bununla birlikte görüşmelerin sıklığı, saatleri ve dosyadaki başka davranışlarla birlikte telefon kayıtları güven sarsıcı davranış veya sadakat yükümlülüğüne ilişkin değerlendirmede önem kazanabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararında kadının başka bir erkekle görüşmek suretiyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasının ispatlanmadığı kabul edilmiş; buna rağmen eşini rahatsız edecek yoğunlukta olup sebebi açıklanamayan telefon görüşmeleri ayrı bir kusurlu davranış olarak değerlendirilmiştir. Kararda kadın az, erkek ağır kusurlu kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4978 E., 2024/3644 K. sayılı kararına konu başka bir dosyada ise mutat olmayan saatlerde gerçekleşen çok sayıdaki ve uzun süreli telefon görüşmeleri, şehir dışı seyahatleri ve dosyadaki diğer davranışlar birlikte değerlendirilerek güven sarsıcı davranış kabul edilmiştir. Buna rağmen zina sebebine dayanan talep yönünden gereken ispatın gerçekleşmediği ayrıca belirtilmiştir.
Bu iki karar arasındaki ayrım önemlidir. Zinanın ispatlanması ile eşler arasındaki güveni sarsan bir davranışın ispatlanması aynı şey değildir.
Eşin Telefonunu Gizlemesi veya Sürekli Biriyle Konuşması Aldatma Sayılır mı?
Telefonun sürekli gizlenmesi, şifre değiştirilmesi veya belirli bir kişiyle yoğun görüşme yapılması somut olayın özelliklerine göre boşanma dosyasında değerlendirilebilir. Ancak bunların tamamına doğrudan “zina” adı verilmesi doğru olmaz.
2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararda telefon kayıtlarından hareketle ileri sürülen sadakat ihlali iddiası ispatlanmış kabul edilmemiştir. Buna karşılık sebebi açıklanamayan ve eşini rahatsız edecek yoğunluktaki telefon görüşmelerinin kusur olarak değerlendirilmesi benimsenmiştir.
Bu nedenle dava dilekçesinde de delilin gösterdiğinden daha ağır bir vakıayı kesinleşmiş gibi ileri sürmek yerine, eldeki delilin hukuken neyi ispatlayabileceği üzerinde durulması gerekir.
Ayrı Yatmak Boşanmada Kusur mudur?
Eşlerin ortak hayat devam ederken sürekli biçimde yataklarını ayırmaları, olayın sebebine göre boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir. Ancak yatağın neden ayrıldığı ve bu davranışın hangi eşten kaynaklandığı araştırılmadan yalnızca “ayrı yatıyorlar” tespitiyle kusur belirlemek mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5783 E., 2023/4187 K. sayılı kararında kadının yatağı ayırdığına ilişkin tanık anlatımı kusur değerlendirmesine dâhil edilmiştir. Aynı dosyada erkeğe yüklenen bazı davranışların soyut tanık anlatımlarına dayanması nedeniyle kusur hesabından çıkarılması da gerekmiş ve tarafların kusur dengesi buna göre yeniden değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla ayrı yatmak tek başına değişmez bir kusur derecesine sahip değildir. Hastalık, şiddet, ciddi bir tartışma, haklı ayrı yaşama sebebi veya eşlerden birinin yakınlaşmaktan sürekli kaçınması gibi olayın arka planı değerlendirmeyi değiştirebilir.
Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanmada Kusur Sayılır mı?
Eşlerden birinin haklı bir neden bulunmaksızın ve sürekli biçimde cinsel birliktelikten kaçınması boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir. Fakat sağlık sorunu, diğer eşin şiddeti veya eşler arasındaki başka ciddi sorunlar bulunuyorsa yalnızca cinsel ilişkinin gerçekleşmemiş olmasından hareketle kusur yüklenmesi doğru olmaz.
Davranışın varlığı kadar nedeninin ve dosyadaki diğer olaylarla bağlantısının belirlenmesi gerekir. Yargıtay’ın kusur incelemesinde eşlerin davranışlarını tek tek belirledikten sonra bunların ağırlığını karşılaştırması gerektiği Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Evi Terk Eden Eş Her Zaman Kusurlu mudur?
Ortak konuttan ayrılan eş sırf evden ayrıldığı için kusurlu sayılmaz. Ayrılığın nedenine bakılması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5783 E., 2023/4187 K. sayılı kararına konu değerlendirmede kadının ortak konuttan ayrılmış olması başlangıçta kusur olarak kabul edilmişse de, erkeğin bağımsız konut sağlamaması nedeniyle evden ayrıldığı anlaşıldığından bu davranışın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği kabul edilmiştir. Aynı kararda erkeğin eşinin hastalığı döneminde yeterince ilgilenmemesi de kusur değerlendirmesine dâhil edilmiştir.
Bu nedenle fiziksel veya psikolojik şiddet nedeniyle evden ayrılan eş, bağımsız konut kurulmadığı için ayrılan eş veya güvenliğini sağlamak amacıyla ailesinin yanına giden eş ile hiçbir haklı neden olmaksızın ortak hayatı terk eden eş aynı şekilde değerlendirilemez.
Eşin Eve Para Vermemesi veya Ev Masraflarına Katılmaması Kusur mudur?
Evliliğin ekonomik yükümlülüklerini sürekli olarak diğer eşin üzerine bırakmak, aile ihtiyaçlarına imkân ölçüsünde katkıda bulunmamak veya ekonomik baskı niteliğindeki davranışlar boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8996 E., 2024/463 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta erkeğe yüklenen davranışlar arasında ekonomik şiddet, eşini aşağılama ve küçük düşürme de yer almıştır. Hukuk Genel Kurulunun aynı uyuşmazlığa ilişkin değerlendirmesinde bazı “ilgisizlik ve birlik görevlerini yerine getirmeme” vakıalarının soyut tanık anlatımlarına dayanması nedeniyle kusur hesabından çıkarılması gerektiği kabul edilmiş; geriye kalan ispatlanmış davranışların karşılaştırılması sonucunda tarafların eşit kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kararın önemli yönü yalnızca ekonomik davranışın kusur oluşturabilmesi değildir. Ekonomik şiddet iddiasının da diğer bütün kusur iddiaları gibi somut biçimde ispatlanması gerekir.
Çalışmayan Eş Otomatik Olarak Kusurlu Sayılır mı?
Eşlerden birinin çalışmaması tek başına boşanma kusuru oluşturmaz. Evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü eşlerin ekonomik güçlerine göre değerlendirilir. Bir eşin gelirinin bulunmaması ile gelir ve imkânı olduğu hâlde aile ihtiyaçlarına katkı sağlamaması aynı durum değildir.
Bu nedenle “eşim çalışmıyordu” şeklindeki bir iddia yerine, ortak hayatın ekonomik yükümlülüklerinin nasıl yerine getirildiği ve eşin imkânına rağmen bunlardan kaçınıp kaçınmadığı araştırılır.
Eşine ve Çocuklarına İlgisiz Davranmak Kusur mudur?
Eş veya çocuklarla ilgilenmeme bazı dosyalarda kusur kabul edilebilir; ancak bu tür soyut ifadelerin somut olaylarla desteklenmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8996 E., 2024/463 K. sayılı kararında “birlik görevlerini yerine getirmeme” ve “eş ve çocuklarla ilgilenmeme” şeklindeki bazı vakıalar yönünden tanık anlatımlarının soyut olduğu değerlendirilmiş ve bu davranışların kusur hesabında kullanılmaması gerektiği kabul edilmiştir. Söz konusu vakıaların çıkarılması kusur dengesini değiştirmiş ve tarafların eşit kusurlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle tanığın yalnızca “iyi bir eş değildi”, “ailesiyle ilgilenmezdi” veya “evine bakmazdı” demesi ile belirli tarih ve olaylara dayalı somut anlatımlar aynı ispat değerine sahip değildir.
Kayınvalide veya Kayınpederin Evliliğe Karışması Kime Kusur Olarak Yazılır?
Üçüncü kişinin davranışı doğrudan eşe yüklenmez. Ancak eşin kendi ailesinin evlilik birliğine müdahalesine izin vermesi, müdahaleye sessiz kalması veya eşini ailesinin saldırı ve ithamları karşısında yalnız bırakması kendi davranışı olarak kusur değerlendirmesine girebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararında erkeğin evlilik sırlarını açıklaması ve ailesinin eşine yönelik ağır bir ithamına sessiz kalması erkeğin kusurları arasında değerlendirilmiştir. Kararda kadın yönünden de evlilik yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ve açıklanamayan yoğun telefon görüşmeleri kusur olarak kabul edilmiş; bunların karşılaştırılması sonucunda erkek ağır, kadın az kusurlu görülmüştür.
Bu nedenle dava açısından “kayınvalidem şöyle söyledi” cümlesi kadar, eşin bu olay karşısındaki tutumu da önemlidir.
Eski Bir Olay Yıllar Sonra Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?
Geçmişte yaşanan bir davranışın daha sonra boşanma davasında kusur olarak kullanılabilmesi, olaydan sonra tarafların tutumuna bağlıdır. Açık biçimde affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılandığı kabul edilen münferit olaylara daha sonra boşanma sebebi olarak dayanılması mümkün olmayabilir.
Bununla birlikte yıllarca devam eden davranışlara rağmen evlilik birliğinin sürdürülmesi her zaman af anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararında sürekli devam eden ağır kusurlu davranışlar karşısında diğer eşin evliliğe devam etmiş olmasının tek başına af olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6188 E., 2024/6531 K. sayılı kararına yansıyan değerlendirmede ise yaklaşık altı yıl önce gerçekleştiği belirtilen olaydan sonra evlilik birliğinin devam etmiş olması nedeniyle söz konusu davranışın af kapsamında kaldığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle eski olaylarda yalnızca olayın ne zaman yaşandığı değil, sonrasında eşlerin yeniden ortak hayatı sürdürüp sürdürmediği ve olayın münferit mi yoksa devam eden bir davranışın parçası mı olduğu önem taşır.
Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Boşanmada Kusuru İspatlar mı?
Boşanma davalarında tanığın anlattığı olayın kaynağı önemlidir. Tanığın bizzat gördüğü veya işittiği bir olay ile yalnızca eşlerden birinin kendisine anlattığı olayı aktarması aynı şekilde değerlendirilmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6188 E., 2024/6531 K. sayılı kararında kadının erkeği evden kovduğuna ilişkin tanık anlatımı soyut ve duyuma dayalı bulunmuş ve bu nedenle kusur olarak yüklenmemesi gerektiği kabul edilmiştir.
2023/3282 E., 2024/579 K. sayılı kararda da zina iddiasına ilişkin tanık anlatımının doğrudan görgüye değil kadının kendisine aktardıklarına dayanması, zina iddiasının ispatı bakımından yeterli görülmemiştir.
Bu nedenle boşanma davasında tanık sayısından ziyade tanığın hangi olayı, nerede ve ne şekilde öğrendiği önem taşır.
Akraba Tanık Boşanma Davasında Geçerli midir?
Tanığın davacı veya davalının annesi, babası, kardeşi ya da başka bir yakını olması tek başına tanıklığını geçersiz hâle getirmez. Önemli olan beyanının somut olup olmadığı, doğrudan bilgiye dayanıp dayanmadığı ve dosyanın diğer delilleriyle uyumudur.
Bu nedenle “tanık annesi olduğu için mahkeme dinlemez” şeklindeki düşünce doğru değildir. Yakınlık ilişkisi, beyanın içeriğinden ve güvenilirliğinden ayrı değerlendirilir.
Dava Dilekçesinde Yazılmayan Olay Sonradan Kusur Sayılabilir mi?
Boşanma davalarında kusur değerlendirmesinin en önemli usul sorunlarından biri budur. Bir olayın mahkeme dosyasında herhangi bir biçimde ortaya çıkması, onun kendiliğinden karşı tarafa kusur olarak yüklenebilmesi anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararında kadına yüklenen hakaret vakıasına erkeğin dayanmadığı kabul edilmiş ve söz konusu olayın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Bu vakıa kusur hesabından çıkarıldığında tarafların eşit kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirme değişmiş ve erkeğin tamamen kusurlu kabul edilmesi gerekmiştir.
Bu karar, boşanma dilekçesinde vakıaların neden yalnızca genel başlıklarla değil, somut biçimde yazılması gerektiğini de göstermektedir.
Tanık Daha Önce Söylenmeyen Bir Olay Anlatırsa Mahkeme Bunu Dikkate Alır mı?
Tanığın duruşmada yeni bir olay anlatması, bu olayın her durumda taraflardan birine kusur olarak yüklenebileceği anlamına gelmez. Mahkemenin kusur değerlendirmesi tarafların usulüne uygun biçimde ileri sürdükleri vakıalar üzerinden yapılır.
2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararda da dosyada hakkında anlatım bulunan bir hakaret vakıasının tarafça dayanılan vakıalar arasında bulunmaması nedeniyle kusur olarak yüklenememesi, bu ayrımın uygulamadaki önemini göstermektedir.
Boşanmada En Ağır Kusur Nedir?
Boşanma hukukunda bütün davranışların sıralandığı ve “en ağır kusur budur” denildiği yasal bir liste bulunmamaktadır. Fiziksel şiddet, zina veya sadakat yükümlülüğünün ağır biçimde ihlali, ağır hakaretler, eşe yönelik baskı ve benzeri davranışlar somut dosyada çok ciddi kusurlar oluşturabilir. Ancak mahkeme kusur derecesini belirlerken iki eş yönünden ispatlanan bütün davranışları karşılaştırır.
Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararında da önceden hangi davranışın hangi kusur derecesine karşılık geleceğinin sabit bir ölçüyle belirlenemeyeceği; her boşanma davasının kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle “aldatma mı daha ağırdır, fiziksel şiddet mi?” sorusuna dosyadan bağımsız ve her olay için geçerli tek bir kusur oranı verilmesi mümkün değildir.
Bir Tarafın Çok Sayıda Kusuru Olması Onu Otomatik Tam Kusurlu Yapar mı?
Tam kusur, kusurlu davranışların yalnızca sayısıyla belirlenmez. Beş ayrı davranış yüklenen eşin karşısındaki eşin de boşanmaya önemli ölçüde sebep olan davranışları bulunabilir. Böyle bir dosyada tam kusur yerine ağır–az veya eşit kusur sonucuna ulaşılması mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4590 E., 2024/4302 K. sayılı kararında erkeğin hakaret ve fiziksel şiddeti, kadının ise hakaret ve güven sarsıcı davranışları kabul edilmiş; davranışların karşılaştırılması sonucunda tarafların eşit kusurlu olmaları gerektiği benimsenmiştir.
Buna karşılık 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararda kadına kusur olarak yüklenen davranışın hukuken değerlendirme dışı kalması üzerine erkeğin ispatlanan kusurları karşısında kadın yönünden boşanmaya sebep olan kusur kalmamış ve erkeğin tamamen kusurlu kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Tam kusurun anlaşılması bakımından önemli olan, bir eşin ne kadar çok hata yaptığı kadar diğer eşe boşanmaya sebep olan bir kusurun yüklenip yüklenemediğidir.
Boşanma Davasında Kusuru İspatlamak İçin Hangi Deliller Kullanılabilir?
Boşanma davalarında tanık anlatımları, mesajlaşmalar, fotoğraf ve görüntüler, telefon ve iletişim kayıtlarına ilişkin veriler, sağlık kayıtları, kolluk ve ceza soruşturması dosyaları ile somut olaya uygun diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Ancak delilin dosyaya sunulmuş olması, ileri sürülen vakıayı mutlaka ispatladığı anlamına gelmez.
2023/3282 E., 2024/579 K. sayılı kararda WhatsApp mesajlarının zina iddiasını ispatlamaya yeterli görülmemesi; 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararda telefon görüşmelerinin sadakat ihlalini ispatlamaya yetmediği hâlde yoğun ve açıklanamayan görüşmelerin ayrı bir kusur olarak değerlendirilmesi bu ayrımı göstermektedir.
Dolayısıyla boşanma dosyasında yalnızca çok sayıda delil toplamak yerine, hangi delilin hangi somut vakıayı ispatladığını belirlemek daha önemlidir.
Boşanmada Kusur Oranı Sonradan Değişebilir mi?
İlk derece mahkemesinin yaptığı kusur belirlemesi kesin olmak zorunda değildir. Kararın istinaf veya şartları varsa temyiz incelemesinden geçmesi sırasında bazı davranışların kusur hesabından çıkarılması veya ilk derece mahkemesinin değerlendirmediği, usulüne uygun biçimde ileri sürülüp ispatlanmış davranışların hesaba katılması sonucunda kusur derecesi değişebilir.
Nitekim 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararda ilk derece mahkemesinin eşit kusur kabulü Yargıtay tarafından doğru bulunmamış ve erkek tamamen kusurlu kabul edilmiştir. Bu değişiklik yalnızca kusur başlığını değil, kadının maddi ve manevi tazminatı ile yoksulluk nafakasına ilişkin değerlendirmeyi de etkilemiştir.
Bu nedenle kusur belirlemesine karşı kanun yoluna başvurulup başvurulmayacağı değerlendirilirken yalnızca boşanma hükmüne değil, kusura bağlı tazminat ve nafaka sonuçlarına da bakılması gerekir.
Boşanmada Kusur Hakkında Sık Sorulan Sorular
Boşanmada yüzde 50 kusur ne demektir?
Mahkemeler kural olarak eşlere yüzde 50, yüzde 70 gibi matematiksel kusur oranları vermez. Eşlerin kusurları karşılaştırılarak kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu oldukları belirlenir. Hukuk Genel Kurulunun 2019/92 E., 2022/13 K. sayılı kararında da bu sınıflandırma benimsenmiştir.
Eşit kusurlu kadın tazminat alabilir mi?
Kadın veya erkek olması sonucu değiştirmez. Eşit kusurlu eş lehine TMK m. 174 kapsamında maddi ve manevi tazminata karar verilmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4174 E., 2025/1006 K. sayılı kararında da eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Eşit kusurlu kadın nafaka alabilir mi?
Yoksulluk nafakasında eşit kusur tek başına engel değildir. Nafaka isteyen eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. 2018/5701 E., 2018/11080 K. sayılı kararda eşit kusurun yoksulluk nafakasına engel olmadığı açık biçimde kabul edilmiştir.
Aldatan eş tazminat alabilir mi?
Sonuç yalnızca sadakat ihlalinin varlığına bakılarak belirlenemez. Tazminat isteyen eşin diğer eşe göre daha ağır veya eşit kusurlu olup olmadığı değerlendirilir. 2023/5068 E., 2024/3769 K. sayılı kararda her iki eş yönünden kusurlu davranışlar bulunduğu hâlde kadının davranışları daha ağır görülmüş ve kusur karşılaştırması tazminat sonucuna yansımıştır.
Kocasını veya karısını terk eden kişi tazminat alamaz mı?
Ortak konuttan ayrılmak tek başına ağır kusur anlamına gelmez. 2023/5783 E., 2023/4187 K. sayılı kararda bağımsız konut sağlanmaması nedeniyle evden ayrılan kadına bu ayrılık kusur olarak yüklenmemiştir.
Telefon kayıtları zina ispatı için yeterli mi?
Telefon kayıtları tek başına her durumda zina ispatı oluşturmaz. Görüşmelerin niteliği ve diğer deliller değerlendirilir. Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında yoğun telefon görüşmelerinin zina ispatı için yeterli bulunmadığı ancak olayın özelliklerine göre güven sarsıcı davranış kapsamında değerlendirilebildiği görülmektedir.
WhatsApp ekran görüntüsü boşanma davasında yeterli olur mu?
Mesajın içeriği, aidiyeti, karşı tarafça kabul edilip edilmediği ve diğer deliller önemlidir. 2023/3282 E., 2024/579 K. sayılı karara konu olayda kabul edilmeyen WhatsApp mesajları tek başına zina ispatı için yeterli görülmemiştir.
Tek tanıkla boşanma davası kazanılır mı?
Tanık sayısına ilişkin “en az iki tanık gerekir” şeklinde genel bir kural yoktur. Esas mesele tanığın anlatımının somut, güvenilir ve görgüye dayalı olup olmadığıdır. Yargıtay’ın 2024/6188 E., 2024/6531 K. sayılı kararında soyut ve duyuma dayalı anlatımın kusur yüklemeye yeterli görülmemesi bunun önemini göstermektedir.
Kayınvalide yüzünden boşanmada eş kusurlu olur mu?
Kayınvalidenin davranışları otomatik olarak eşe yüklenmez. Eşin ailesinin evlilik birliğine müdahalesine nasıl karşılık verdiği değerlendirilir. 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararda erkeğin ailesinin eşine yönelik ağır ithamına sessiz kalması kendi kusurları arasında değerlendirilmiştir.
Eşin çok para kazanması onu daha kusurlu yapar mı?
Gelir seviyesi boşanmadaki kusurun ölçüsü değildir. Kusur, boşanmaya sebep olan davranışlar üzerinden belirlenir. Ekonomik durum ise özellikle tazminatın miktarı, nafaka ve çocuğun giderlerine katkı gibi başka konularda önem kazanabilir.
Boşanmada tam kusurlu eş mal paylaşımından pay alabilir mi?
Boşanmadaki genel kusur, edinilmiş mallara katılma alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mal rejiminde zina ve hayata kast nedeniyle boşanmaya ilişkin özel düzenleme ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle “tam kusurlu eş bütün mallarını kaybeder” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Tam kusurlu eş çocuğun velayetini alabilir mi?
Boşanma kusuru ile velayet aynı ölçüte göre belirlenmez. Velayette çocuğun üstün yararı esastır. 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararda da eşlerin kusur durumundan ayrı olarak çocuğun yaşam koşullarının ve ebeveynlerle ilişkisinin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kaynakça
Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve Hukuk Genel Kurulu Kararları
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 03.07.1978 tarih, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı – Eşlerin kusur derecelerinin önceden sabit bir ölçüye bağlanamayacağı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/92 E., 2022/13 K., 18.01.2022 – Kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu ve tam kusurlu ayrımı; tam kusurlu eşin TMK m. 166/1 kapsamında dava hakkı; af ve sürekli kusurlu davranışların değerlendirilmesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/2-589 E., 2023/671 K., 21.06.2023 – Aile müdahalesi, bağımsız konut ve eşler arasındaki kusur değerlendirmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları
- 2010/20014 E., 2011/20588 K. – Manevi tazminat miktarı, kusurun ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet.
- 2012/12553 E., 2013/494 K. – Tedbir nafakası ve eşlerin ekonomik durumlarının değerlendirilmesi.
- 2015/24843 E., 2017/3584 K. – Maddi ve manevi tazminat miktarı ile iştirak nafakasının belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütler.
- 2015/26572 E., 2017/4067 K. – İdrak çağındaki çocuğun velayete ilişkin görüşünün alınması.
- 2016/857 E., 2017/6570 K., 31.05.2017 – Velayette eşlerin boşanmadaki kusurundan ziyade çocuğun üstün yararının esas olması.
- 2016/8622 E., 2017/14276 K., 11.12.2017 – Eşit kusurlu eşin manevi tazminat alamaması; şartları varsa yoksulluk nafakası alabilmesi.
- 2018/1147 E., 2018/13629 K., 28.11.2018 – Fiziksel şiddet, bağımsız konut sağlamama ve tam kusur.
- 2018/5701 E., 2018/11080 K., 16.10.2018 – Dayanılmayan vakıanın kusur olarak yüklenememesi; tam kusur, tazminat ve eşit kusur hâlinde yoksulluk nafakası.
- 2019/3397 E., 2019/8121 K. – Daha az kusurlu eş lehine maddi ve manevi tazminat; yoksulluk nafakası.
- 2020/617 E., 2020/2140 K. – Daha ağır kusurlu eşin yoksulluk nafakası alamaması.
- 2021/3016 E., 2021/4333 K. – Eşit kusur, tazminat ve tedbir nafakasının farklı hukuki koşullara tabi olması.
- 2021/6633 E., 2021/8179 K. – İdrak çağındaki çocuğun görüşü ve çocuğun üstün yararı.
- 2022/7230 E., 2022/9177 K. – Kusur derecesindeki değişikliğin yoksulluk nafakası değerlendirmesine etkisi.
- 2023/331 E., 2023/2862 K. – Velayette sosyal inceleme ve çocuğun üstün yararı.
- 2023/968 E., 2023/3655 K., 05.07.2023 – Eşit kusur ile maddi ve manevi tazminat arasındaki ilişki.
- 2023/1644 E., 2023/5112 K., 02.11.2023 – Ailenin evliliğe müdahalesine sessiz kalma, ortak konuta dönmeyi istememe ve tam kusur.
- 2023/3282 E., 2024/579 K. – WhatsApp yazışmaları, duyuma dayalı tanık anlatımı ve zina iddiasının ispatı.
- 2023/3397 E., 2024/420 K., 23.01.2024 – Fiziksel şiddet, hakaret, ilgisizlik ve diğer davranışların birlikte değerlendirilmesi; ağır ve az kusur ayrımı.
- 2023/4590 E., 2024/4302 K., 05.06.2024 – Fiziksel şiddet ve hakarete karşı diğer eşin hakaret ve güven sarsıcı davranışları; eşit kusur.
- 2023/4978 E., 2024/3644 K. – Yoğun telefon görüşmeleri, güven sarsıcı davranış ve zina iddiasının ispatı arasındaki ayrım.
- 2023/5068 E., 2024/3769 K. – Her iki eş yönünden sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar ve karşılaştırmalı kusur.
- 2023/5742 E., 2024/2324 K., 03.04.2024 – Akraba veya yakın tanığın beyanının sırf yakınlık nedeniyle değersiz sayılamaması.
- 2023/5783 E., 2023/4187 K., 26.09.2023 – Bağımsız konut sağlamama, ortak konuttan ayrılma, yatağı ayırma ve eşit kusur.
- 2023/6323 E., 2023/4490 K. – Hatalı eşit kusur değerlendirmesinin düzeltilmesi ve bunun maddi-manevi tazminata etkisi.
- 2023/6909 E., 2023/5090 K. – Ayrı yaşamakta haklılık, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakasının değerlendirilmesi.
- 2023/8996 E., 2024/463 K. – Ekonomik şiddet, soyut tanık anlatımları ve kusurun ispatı.
- 2024/923 E., 2024/946 K. – Aile müdahalesi, fiziksel şiddet ve kusur karşılaştırması.
- 2024/2247 E., 2024/2259 K., 01.04.2024 – Evlilik sırlarının açıklanması, aile müdahalesine sessiz kalma, yoğun telefon görüşmeleri, ağır-az kusur ve velayet.
- 2024/3501 E., 2024/3547 K. – Sadakat yükümlülüğüne aykırılık, fiziksel şiddet ve ağır kusur.
- 2024/4174 E., 2025/1006 K. – Eşit kusurlu eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilememesi.
- 2024/6188 E., 2024/6531 K. – Soyut ve duyuma dayalı tanık anlatımları ile affedilen geçmiş olayların kusur hesabından çıkarılması.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Kararları
- 2010/2903 E., 2010/5687 K. – Boşanma zina sebebine dayanmıyorsa genel kusur veya sadakatsizlik gerekçesiyle TMK m. 236/2’nin uygulanamaması.
- 2019/552 E., 2019/3464 K., 01.04.2019 – Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış ile TMK m. 236/2 kapsamında katılma alacağının azaltılması arasındaki ayrım.
