Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek arasında ayrım yapmaz. TMK m. 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması da şart değildir. Kanunun metni bu bakımdan tamamen cinsiyetsizdir.
Bununla birlikte kanundaki teorik eşitlik ile boşanma davalarındaki uygulama her zaman birebir örtüşmez. Özellikle sağlıklı, çalışma çağında, mesleği bulunan ve çalışarak kendi geçimini sağlayabilecek durumda olan bir erkeğin yalnızca işsiz olduğunu söylemesi, uygulamada erkek lehine yoksulluk nafakası verilmesi için yeterli değildir. Mahkeme, mevcut gelir kadar kişinin çalışma gücünü, neden çalışmadığını, düzenli gelir elde etme imkânını, malvarlığını ve boşanma sonucunda gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini araştırır. Yargıtay da yoksulluk nafakası değerlendirmesinin yalnız “çalışıyor/çalışmıyor” bilgisine göre değil, gelirin sürekliliği ve kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı incelenerek yapılmasını istemektedir.
- Erkek Lehine Yoksulluk Nafakası Gerçekten Veriliyor mu?
- Kanun Kadın ve Erkeği Eşit Görüyorsa Uygulamada Erkek Neden Daha Zor Nafaka Alıyor?
- Çalışabilecek Durumda Olduğu Hâlde Çalışmayan Erkek Nafaka Alabilir mi?
- Erkek Çalışıyorsa Hiçbir Şekilde Nafaka Alamaz mı?
- Kadının Erkekten Daha Zengin Olması Erkek Lehine Nafaka İçin Yeterli mi?
- Erkek Ağır Hasta veya Engelliyse Nafaka Alabilir mi?
- Almanya’da Depresyon veya Burnout Nedeniyle Çalışamaz Raporu Alan Erkek Türkiye’de Nafaka Alabilir mi?
- Erkek Ağır Kusurluysa Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
- Erkek Boşanma Davası Devam Ederken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
- Erkek Kendisi İçin Nafaka Alamasa da Velayetindeki Çocuk İçin Anneden Nafaka Alabilir mi?
- Erkek Hangi Durumlarda Nafaka Ödemez veya Nafakanın Azaltılmasını İsteyebilir?
- Erkek İşsiz Kalırsa Nafaka Ödemez mi?
- Erkek Zorunlu Askerlik Yaparken Nafaka Öder mi?
- Erkek Cezaevindeyken Nafaka Öder mi?
- Erkek Ağır Hasta veya Engelliyse Nafaka Öder mi?
- Almanya'daki Çalışamaz Raporu Erkeğin Türkiye'de Nafaka Ödemesini Engeller mi?
- Erkeğin Geliri Sonradan Ciddi Şekilde Düşerse Nafaka Azaltılabilir mi?
- Erkek Emekli Olursa Nafaka Azalır mı?
- Kadın Boşanmada Ağır Kusurluysa Erkek Yoksulluk Nafakası Öder mi?
- Kadın Ağır Kusurlu Olsa Bile Boşanma Davası Sürerken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
- Kadın Yeniden Evlenirse Erkek Yoksulluk Nafakası Ödemeye Devam Eder mi?
- Kadının Yoksulluğu Ortadan Kalkarsa Erkek Nafaka Ödemeye Devam Eder mi?
- Emekli Maaşına Nafaka İçin Haciz Konulabilir mi?
- Erkek Nafaka Ödemezse Tazyik Hapsi Verilir mi?
- Nafakanın Azaltılması Davası Açılırsa Erkek Eski Nafakayı Ödemeyi Bırakabilir mi?
- Çocuğun Velayeti Babaya Verilirse Anne Nafaka Öder mi?
- Baba Anneden Daha Fazla Kazanıyorsa Anne Yine de Çocuk İçin Nafaka Öder mi?
- Çocukların Biri Annede Biri Babada Kalırsa Nafaka Nasıl Belirlenir?
- Çocuklardan Biri Babada Diğeri Annedeyse Her İki Taraf da Nafaka Ödeyebilir mi?
- Anne Çalışmıyorsa Baba Yanındaki Çocuk İçin Nafaka Öder mi?
- Baba Çalışıyor ve Geliri İyiyse Çocuk İçin Anneden Nafaka İstemesinin Bir Anlamı Var mı?
- İştirak Nafakasında Anne veya Babanın Boşanmadaki Kusuru Önemli midir?
- Çocukların İhtiyaçları Farklıysa Nafakalar da Farklı Olabilir mi?
- Velayet Babaya Sonradan Verilirse Anneye Karşı Nafaka İstenebilir mi?
- Anne Yeniden Evlenirse Çocuğa Ödediği Nafaka Sona Erer mi?
- Çocuk İçin Verilen Nafaka Sonradan Artırılabilir mi?
- Çocuk 18 Yaşına Geldiğinde İştirak Nafakası Devam Eder mi?
- Babanın Kendi Nafakası Kalkarsa Çocuk İçin Anneden Aldığı Nafaka da Kalkar mı?
- Almanya’da Sosyal Yardım Alan veya Çalışamaz Raporu Bulunan Erkek Türkiye’de Nafaka Öder mi?
- Almanya’da Devlet Yardımı Alan Erkek Türkiye’de Nafaka Öder mi?
- Almanya’da Depresyon veya Burnout Nedeniyle Çalışamaz Raporu Alan Erkek Nafaka Öder mi?
- Almanya’da Malulen Emekli Olan Erkek Türkiye’de Çalışabilir Kabul Edilebilir mi?
- Almanya’da Yaşayan Erkek “Gelirim Çok Düşük” Derse Türkiye’deki Mahkeme Ne Yapar?
- Almanya’da Çocuk Parası Alınması Türkiye’de İştirak Nafakasını Kaldırır mı?
- Almanya’dan Emekli Maaşı Alan Kişi Yoksul Sayılabilir mi?
- Almanya’daki Sosyal Yardım Nafaka Hesabında Gelir Olarak Dikkate Alınır mı?
- Almanya’daki Sağlık Raporu ve Gelir Belgeleri Türkiye’de Nasıl Değerlendirilir?
- Almanya’da Yaşayan Erkek Türkiye’de Nafaka Ödemekten Kurtulmak İçin Sadece Sosyal Yardım Belgesine Dayanabilir mi?
- Kaynakça
Erkek Lehine Yoksulluk Nafakası Gerçekten Veriliyor mu?
Erkek lehine yoksulluk nafakası yalnız kanunda bulunan teorik bir hak değildir. Şartları gerçekten oluştuğunda mahkemeler erkek lehine de nafakaya hükmedebilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarihli, 2016/6525 E., 2016/16201 K. sayılı kararında, kadın eşin doktorluk geliri, evi ve otomobili bulunmasına karşılık erkek eşin herhangi bir işi, geliri ve malvarlığının bulunmaması erkek lehine yoksulluk nafakası bakımından yeterli görülmüştür. Erkek için aylık 250 TL olarak belirlenen yoksulluk nafakasının tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre düşük kaldığı kabul edilmiş ve daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarihli, 2021/2316 E., 2021/4187 K. sayılı kararında da erkek lehine yoksulluk nafakası hakkı kabul edilmiştir. Erkek için belirlenen 350 TL yoksulluk nafakasına ilişkin hükümde gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki bulunması bozma nedeni sayılmıştır. Kararda erkek eşin yoksulluk nafakası alma hakkının bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış; bozma yalnız hükmün kendi içindeki çelişkiye dayandırılmıştır.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, erkek lehine yoksulluk nafakasının yalnız teorik bir imkân olmadığı; erkeğin gerçekten gelirsiz ve malvarlıksız olması, buna karşılık kadın eşin ödeme gücünün bulunması hâlinde uygulamada da nafakaya hükmedilebildiği görülmektedir.
Kanun Kadın ve Erkeği Eşit Görüyorsa Uygulamada Erkek Neden Daha Zor Nafaka Alıyor?
TMK m. 175’in aradığı şart erkek ve kadın için aynıdır. Fakat nafaka talebinde bulunan kişinin gerçekten yoksulluğa düşüp düşmeyeceği belirlenirken çalışma gücü de önem taşır. Bu nedenle çalışma çağında, sağlıklı ve gelir elde edebilecek durumda olan bir erkeğin yalnız fiilen çalışmıyor olmasıyla, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle geçimini sağlayamayan erkeğin durumu aynı değildir.
Burada “erkek olduğu için nafaka verilmez” şeklinde bir hukuk kuralı yoktur. Ancak uygulamada çalışabilecek durumdaki erkeğin neden çalışmadığı sorgulanır. Bu nedenle kanundaki cinsiyet eşitliği, erkek eşin yalnız gelirinin kadın eşten düşük olmasını nafaka için yeterli hâle getirmez.
Nitekim erkek lehine nafakanın kabul edildiği 2016 tarihli kararda erkek sadece kadından daha düşük gelirli değildi; hiçbir işi, geliri ve malvarlığı bulunmuyordu. Buna karşılık nafakanın şartlarının oluşmadığı dosyalarda erkek tarafından ileri sürülen nafaka talebinin reddedilmesi de Yargıtay denetiminden geçmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarihli, 2023/5075 E., 2024/1824 K. sayılı kararına konu karşılıklı boşanma davasında erkek aylık 1.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakası istemiş; erkek lehine tedbir ve yoksulluk nafakasının kanuni şartlarının oluşmadığı kabul edilerek talebi reddedilmiş ve bu sonuç Yargıtay tarafından uygun bulunmuştur.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde erkek lehine nafakanın kâğıt üzerinde mümkün olmakla birlikte, somut dosyada gerçek bir ekonomik ihtiyaç ve yoksulluk hâlinin ortaya konulması gerektiği görülmektedir.
Çalışabilecek Durumda Olduğu Hâlde Çalışmayan Erkek Nafaka Alabilir mi?
Sağlıklı, çalışma gücü bulunan ve gelir elde edebilecek durumda olan erkeğin kendi tercihiyle çalışmaması, tek başına yoksulluk nafakası hakkı doğurmaz. Özellikle kişinin daha önce çalıştığı, bir mesleğinin bulunduğu veya gelir elde edebilecek durumda olduğu hâllerde neden çalışmadığı önem kazanır.
Yargıtay bu konuda yalnız kişinin dava tarihindeki iş durumuyla yetinmemektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.06.2017 tarihli, 2016/2507 E., 2017/7954 K. sayılı kararında, nafaka isteyen eşin çalışıp çalışmadığının, çalışıyorsa gelirinin düzenli ve sürekli olup olmadığının; işten ayrılmışsa kendi isteğiyle ayrılıp ayrılmadığının da araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Karardaki nafaka isteyen taraf kadın olmakla birlikte kullanılan ölçüt TMK m. 175’in yoksulluk değerlendirmesine ilişkindir ve hüküm kadın-erkek ayrımı yapmamaktadır.
Bu nedenle erkek boşanma davasından önce düzenli bir işte çalışırken kendi isteğiyle işten ayrılmışsa ve çalışmasına engel ciddi bir sağlık problemi de yoksa, yalnız “şu anda gelirim yok” denilerek nafaka sonucu çıkarmak doğru değildir. İşsizliğin gerçek nedeni ve kişinin gelir elde etme kapasitesi araştırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.01.2026 tarihli, 2025/5655 E., 2026/57 K. sayılı kararında da tarafların güncel maaşlarının, elde edilen gelirlerin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının ve tarafların gelirlerinin birbirine yakın olup olmadığının etraflıca araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla uygulamada çalışabilecek durumdaki erkeğin çalışmamayı seçip geçimini eski eşinden nafaka yoluyla sağlaması beklenen bir sonuç değildir.
Erkek Çalışıyorsa Hiçbir Şekilde Nafaka Alamaz mı?
Çalışmak da tek başına nafakayı kesin olarak engellemez. Burada önemli olan gelirin kişiyi yoksulluktan kurtaracak seviyede olup olmadığıdır.
Yargıtay uygulamasında asgari ücret seviyesinde bir gelirin kişiyi her durumda yoksulluktan kurtarmadığı kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/764 E., 2023/532 K. sayılı kararında, asgari ücret seviyesinde gelir elde eden eşin yalnız bu nedenle yoksulluk nafakasından mahrum bırakılamayacağı; gelirin somut yaşam koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Bu nedenle “erkek çalışıyorsa kesinlikle nafaka alamaz” demek de doğru değildir. Ancak sağlıklı bir erkeğin düzenli ve kendisini yoksulluktan kurtaracak gelirinin bulunması hâlinde, kadının daha fazla kazanması tek başına erkek lehine nafaka verilmesini sağlamaz.
Kadının Erkekten Daha Zengin Olması Erkek Lehine Nafaka İçin Yeterli mi?
Kadının daha yüksek gelir elde etmesi erkek lehine nafaka bağlanması için yeterli değildir.
Örneğin kadın aylık 150.000 TL, erkek ise düzenli olarak 60.000 TL kazanıyorsa yalnız aradaki 90.000 TL fark nedeniyle erkeğe yoksulluk nafakası verilmez. Nafakanın amacı boşanma sonrasında eşlerin gelirlerini birbirine eşitlemek değildir.
Yargıtay da gelirlerin miktarını değerlendirirken tarafların gelirlerinin birbirine yakın olup olmadığını ve nafaka isteyen kişinin kendi geliriyle yoksulluktan kurtulup kurtulmadığını araştırmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2022 tarihli, 2022/3330 E., 2022/5260 K. sayılı kararında, iki eşin de çalıştığı ve gelirlerinin birbirine yakın olduğu durumda yoksulluk nafakasının şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Erkek bakımından da aynı esas uygulanır. Kadının çok varlıklı olması ancak erkeğin gerçekten yoksulluğa düşecek olması hâlinde anlam kazanır.
Erkek Ağır Hasta veya Engelliyse Nafaka Alabilir mi?
Erkeğin hastalık veya engellilik nedeniyle çalışma kapasitesinin ciddi biçimde azalması, yoksulluk nafakası değerlendirmesinde önemli bir durumdur. Burada yalnız hastalığın adı değil, kişinin çalışma ve gelir elde etme gücü üzerindeki gerçek etkisi önem taşır.
Ağır engellilik, sürekli ve ciddi psikiyatrik hastalık, çalışma gücünü önemli ölçüde ortadan kaldıran fiziksel hastalık, ileri yaş veya kişinin kendi geçimini sağlayabilecek bir işte fiilen çalışmasını engelleyen sağlık sorunu erkek lehine nafaka talebini güçlendirebilir. Buna karşılık tedavi edilebilir veya çalışma kapasitesini bütünüyle ortadan kaldırmayan her rahatsızlık aynı sonucu doğurmaz.
Yargıtay’ın nafaka yükümlüsü erkek bakımından verdiği yakın tarihli bir karar, sağlık durumunun ne kadar somut incelendiğini göstermektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.12.2025 tarihli, 2025/3542 E., 2025/10509 K. sayılı kararında, erkeğin akıl hastası ve engelli olduğu, çalışabilecek durumda bulunmadığı ve herhangi bir gelirinin olmadığı belirlenmiş; bu şartlarda erkek aleyhine kadın yararına yoksulluk nafakasının koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Bu karar doğrudan erkeğin nafaka talebine ilişkin değildir; fakat nafaka hukukunda gerçek çalışma gücü kaybının, yalnız “işsizim” demekten ne kadar farklı değerlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Almanya’da Depresyon veya Burnout Nedeniyle Çalışamaz Raporu Alan Erkek Türkiye’de Nafaka Alabilir mi?
Yurt dışında verilen çalışma gücü kaybı raporu Türkiye’deki nafaka davasında delil olarak kullanılabilir. Ancak Almanya’da sosyal güvenlik hukuku bakımından çalışma gücü azalmış veya çalışamaz kabul edilen bir kişinin Türkiye’deki aile mahkemesi tarafından da otomatik olarak aynı şekilde değerlendirilmesi gerekmez.
Alman sosyal güvenlik sisteminde Erwerbsminderung değerlendirmesi kişinin genel iş piyasasında günde kaç saat çalışabileceği üzerinden yapılmaktadır. Deutsche Rentenversicherung’a göre genel iş piyasasında üç saatten az çalışabilen kişi tam, üç saat ile altı saatten az çalışabilen kişi kısmi çalışma gücü kaybına sahip kabul edilmektedir. (Literatursystem)
Psikiyatrik sorunlar da bu çalışma kapasitesi değerlendirmesine girebilir. Ancak “burnout” kavramını da doğru kullanmak gerekir. Dünya Sağlık Örgütü burnout’u ICD-11’de bağımsız bir hastalık olarak değil, kronik iş stresiyle bağlantılı mesleki bir olgu olarak sınıflandırmaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü)
Türkiye’deki nafaka yargılamasında ise hâkim açısından esas mesele Alman makamının kişiye hangi sosyal güvenlik statüsünü verdiğinden çok, kişinin gerçekte çalışabilecek durumda olup olmadığı ve gelir elde etme kapasitesidir. Bu nedenle Almanya’da depresyon, tükenmişlik veya benzeri bir nedenle çalışma gücü kaybına ilişkin rapor alınmış olması Türkiye’de nafakayı kendiliğinden doğurmaz veya kaldırmaz. Türk mahkemesi kişinin sağlık durumunu, yaşını, mesleğini, fiilî çalışma kapasitesini, gelirini ve malvarlığını birlikte değerlendirmek durumundadır; Yargıtay’ın güncel nafaka kararları da sosyal ve ekonomik durumun bu şekilde ayrıntılı araştırılmasını istemektedir. (Kanun Yolu)
Bu nedenle uygulamada depresyon veya burnout nedeniyle alınmış bir yabancı rapor ile kişinin ağır akıl hastalığı, ciddi engelliliği ve hiçbir çalışma gücünün bulunmadığını ortaya koyan tıbbi durum aynı ağırlıkta değerlendirilmez.
Erkek Ağır Kusurluysa Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
Erkeğin ekonomik olarak yoksulluğa düşecek olması tek başına yeterli değildir. TMK m. 175, nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını da şart koşmaktadır.
Bu nedenle erkek boşanmaya sebep olan olaylarda kadından daha ağır kusurlu bulunmuşsa, geliri bulunmasa bile yoksulluk nafakası alamaz. Buna karşılık tamamen kusursuz olması şart değildir. Erkek kadından daha az kusurlu veya kadınla eşit kusurlu ise kusur şartı bakımından nafaka istemesine engel yoktur.
Bu nokta tedbir nafakasından farklıdır. Boşanma davası devam ederken TMK m. 169 kapsamında alınan geçici önlemlerde dava sonundaki yoksulluk nafakasına ilişkin kusur şartı aynı şekilde uygulanmaz. Yoksulluk nafakasında ise boşanmanın kesin kusur değerlendirmesi önem taşır.
Erkek Boşanma Davası Devam Ederken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
Tedbir nafakasında da kanunda kadın ve erkek ayrımı bulunmaz. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin geçimini sağlamak için geçici ekonomik desteğe ihtiyacı varsa, tarafların ekonomik koşullarına göre erkek lehine de tedbir nafakası değerlendirilebilir.
Ancak burada da yalnız “erkek çalışmıyor” şeklindeki beyan yeterli değildir. Erkeğin gerçek ekonomik durumu, kadının ödeme gücü ve dava süresince geçimin nasıl sağlanacağı önem taşır.
Erkek tarafından hem tedbir hem yoksulluk nafakası talep edilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarihli, 2023/5075 E., 2024/1824 K. sayılı kararında, somut dosyada erkek lehine bu nafakaların yasal koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş ve erkeğin taleplerinin reddi onanmıştır. Bu karar da erkek eşin nafaka isteyebilmesinin mümkün olduğunu, ancak talebin yalnız cinsiyet eşitliği gerekçesiyle değil somut şartlara göre karara bağlandığını göstermektedir.
Erkek Kendisi İçin Nafaka Alamasa da Velayetindeki Çocuk İçin Anneden Nafaka Alabilir mi?
Sağlıklı, çalışan ve kendi geçimini sağlayan bir erkek kendi adına yoksulluk nafakası alamayabilir. Ancak müşterek çocuğun velayeti babaya verilmişse, annenin de çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılma yükümlülüğü vardır. TMK m. 182 bunu açık biçimde düzenlemektedir.
Dolayısıyla “baba çalışabiliyor, o hâlde anneden hiçbir şekilde nafaka alamaz” düşüncesi doğru değildir. Baba kendi adına nafaka alamasa bile, velayetindeki çocuk için çalışan ve ödeme gücü bulunan anneden iştirak nafakası isteyebilir. Buradaki para babanın kişisel nafakası değil, çocuğun nafakasıdır.
Bu ayrım uygulamada özellikle önemlidir. Erkeğin çalışabilecek durumda olması kendi yoksulluk nafakası talebini zayıflatabilir; fakat çocuğun anneden bakım giderlerine katılma hakkını ortadan kaldırmaz. Çocuk nafakasını ve çocukların biri annede biri babada kaldığında uygulamada nafakanın nasıl belirlendiğini ayrıca değerlendirmek gerekir.
Erkek Hangi Durumlarda Nafaka Ödemez veya Nafakanın Azaltılmasını İsteyebilir?
Mahkeme tarafından nafakaya hükmedildikten sonra erkeğin işsiz kalması, gelirinin azalması veya sağlık sorunu yaşaması nafaka borcunu kendiliğinden sona erdirmez. Nafaka kararının verilmesinden sonra tarafların ekonomik durumlarında önemli bir değişiklik meydana gelmişse, nafakanın azaltılması veya şartları tamamen ortadan kalkmışsa kaldırılması mahkemeden istenebilir.
TMK m. 176’ya göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerekli kılması hâlinde irat şeklindeki yoksulluk nafakası artırılabilir veya azaltılabilir. Ancak her gelir düşüşü nafakanın indirilmesini gerektirmez. Mahkeme değişikliğin gerçek ve önemli olup olmadığını, erkeğin çalışma gücünü, malvarlığını ve nafaka alan eşin güncel ekonomik durumunu birlikte değerlendirir. Yargıtay kararlarında da yalnız maaşın azalmasına değil, tarafların bütün ekonomik koşullarına bakılması gerektiği kabul edilmektedir.
Erkek İşsiz Kalırsa Nafaka Ödemez mi?
Erkeğin işsiz kalması tek başına nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Özellikle sağlıklı, çalışma çağında ve mesleği bulunan kişinin fiilen çalışmıyor olması ile hastalık, engellilik veya objektif olarak iş bulamama nedeniyle gelir elde edememesi aynı şekilde değerlendirilmez.
Mahkeme, kişinin işten neden ayrıldığını, yeniden çalışma imkânını, başka gelirinin veya malvarlığının bulunup bulunmadığını araştırabilir. Kişinin kendi tercihiyle gelirini azaltması, nafaka yükümlülüğünden kurtulmak için yeterli değildir.
Yargıtay’ın nafaka alacaklısının kendi isteğiyle işten ayrılmasına ilişkin kararları da bu yaklaşımı göstermektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/18873 E., 2017/7629 K. sayılı kararında, nafaka alan kadın çalışmaya başladıktan sonra kendi isteğiyle işten ayrılmıştı. Yargıtay, yalnız işten ayrılmış olmasına bakılarak yoksulluğun devam ettiği sonucuna gidilemeyeceğini; kişinin kendi iradesiyle gelirini ortadan kaldırmasının da değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti. Bu karar nafaka borçlusuna ilişkin olmamakla birlikte, nafaka hukukunda kişinin kendi isteğiyle gelirini azaltmasının mahkemece dikkate alınabileceğini göstermektedir.
Bu nedenle sağlıklı ve çalışabilecek durumda olan bir erkek işinden ayrılıp daha sonra “gelirim kalmadı” diyerek mevcut nafakayı kendiliğinden kesemez. Gerçek ve kalıcı bir ekonomik değişiklik varsa nafakanın azaltılması için dava açması gerekir.
Erkek Zorunlu Askerlik Yaparken Nafaka Öder mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarihli, 2015/22821 E., 2017/2175 K. sayılı kararında, erkeğin boşanma davası devam ederken zorunlu askerlik yaptığı ve başka bir gelirinin bulunmadığı belirlenmiştir. Yargıtay, zorunlu askerlik yapan, kişisel geliri ve malvarlığı bulunmayan erkeğin askerlik dönemi boyunca nafaka ödeme zorunluluğunun bulunmadığını kabul etmiş; askere alınış ve terhis tarihleri belirlenerek kadın ve ortak çocuk için verilen tedbir nafakasından bu dönem yönünden sorumlu tutulmaması gerektiğine karar vermiştir.
Kararın önemli noktası yalnız askerde olunması değildir. Erkeğin başka gelirinin ve malvarlığının bulunmaması da özellikle aranmıştır.
Bu nedenle zorunlu askerlik yapan erkeğin kira geliri, yüksek miktarda mevduatı, gelir getiren taşınmazı veya başka düzenli ekonomik kaynağı varsa aynı kararın otomatik olarak uygulanması beklenmemelidir.
Uygulamada bu karar, kendi iradesiyle çalışmayan erkek ile zorunlu askerlik nedeniyle fiilen çalışma hayatından ayrılmış ve başka geliri bulunmayan erkeğin aynı değerlendirilmediğini açık biçimde göstermektedir.
Erkek Cezaevindeyken Nafaka Öder mi?
Cezaevinde bulunmak da nafakayı kendiliğinden ortadan kaldıran bir sebep değildir. Ancak kişinin cezaevinde bulunduğu dönem ve tahliye tarihi nafakanın başlangıcı bakımından önem taşıyabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.10.2022 tarihli, 2020/2-28 E., 2022/1392 K. sayılı kararında, nafaka yükümlüsünün cezaevinde hükümlü veya tutuklu bulunmasının tek başına yoksulluk nafakası yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir. Somut olayda erkeğin düzenli geliri ve malvarlığı bulunmamasına rağmen, kadının da gelir ve malvarlığından yoksun olması nedeniyle yoksulluk nafakasının koşullarının devam ettiği benimsenmiş; nafakanın erkeğin tahliye tarihinden itibaren başlatılması uygun görülmüştür.
Bu karar nedeniyle cezaevi konusunda “erkek cezaevindeyse nafaka kesinlikle ödemez” veya “cezaevine girse bile aynı şekilde ödemeye devam eder” biçiminde iki kesin sonuçtan birini söylemek doğru değildir.
Ceza süresi, kişinin cezaevindeyken gelir ve malvarlığı bulunup bulunmadığı, nafakanın türü, nafaka alacaklısının ekonomik durumu ve tahliye tarihi birlikte değerlendirilir.
Erkek Ağır Hasta veya Engelliyse Nafaka Öder mi?
Sağlık sorununun bulunması tek başına nafaka yükümlülüğünü kaldırmaz. Hastalığın kişinin çalışma ve gelir elde etme kapasitesini gerçekten ne ölçüde etkilediğine bakılır.
Örneğin düzenli biçimde çalışan ve yüksek gelir elde eden bir kişinin diyabet, depresyon veya başka bir hastalık tanısının bulunması tek başına nafaka ödeme gücünün ortadan kalktığını göstermez. Buna karşılık kişinin çalışma hayatına devam etmesini objektif biçimde engelleyen ağır fiziksel veya psikiyatrik hastalık, ciddi engellilik ve başka gelir veya malvarlığının da bulunmaması farklı değerlendirilir.
Bu konuda yakın tarihli önemli bir karar bulunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.12.2025 tarihli, 2025/3542 E., 2025/10509 K. sayılı kararında, erkeğin akıl hastası ve engelli olduğu, çalışabilecek durumda bulunmadığı ve herhangi bir gelirinin olmadığı belirlenmiştir. Yargıtay, bu ekonomik ve sağlık koşulları altında kadın lehine yoksulluk nafakasının şartlarının oluşmadığını kabul ederek kadın için verilen yoksulluk nafakası hükmünü bozmuştur.
Burada belirleyici olan yalnız “engelli raporu” değildir. Kararda birlikte bulunan üç durum önemlidir: erkeğin ciddi sağlık sorunu bulunması, çalışabilecek durumda olmaması ve gelirinin bulunmaması.
Bu nedenle sağlık dosyalarında raporun isminden çok, hastalığın çalışma gücüne gerçek etkisi önemlidir.
Almanya’daki Çalışamaz Raporu Erkeğin Türkiye’de Nafaka Ödemesini Engeller mi?
Almanya’da çalışamaz veya çalışma gücü azalmış kabul edilmek, Türkiye’deki nafaka dosyasında önemli bir delildir; ancak Türk mahkemesi bakımından otomatik sonuç doğurmaz.
Özellikle Almanya’da depresyon, burnout veya benzeri psikiyatrik nedenlerle kişinin çalışma gücünün azaldığına ilişkin raporlar ve sosyal güvenlik kararları bulunabilmektedir. Türkiye’deki aile mahkemesi ise kişinin yalnız yabancı ülkedeki sosyal güvenlik statüsüne değil, gerçek sağlık durumuna ve fiilî çalışma kapasitesine bakar.
Bu nedenle Almanya’da depresyon veya tükenmişlik nedeniyle çalışma gücü kaybı kabul edilen bir erkeğin Türkiye’deki nafaka dosyasında da mutlaka tamamen çalışamaz kabul edilmesi gerekmez. Mahkeme kişinin yaşı, mesleği, tedavisi, hastalığının ağırlığı, gelirleri ve malvarlığını birlikte değerlendirebilir.
Buna karşılık ağır akıl hastalığı, ciddi engellilik, sürekli hastane tedavisi gerektiren bir psikiyatrik tablo veya kişinin çalışma gücünü gerçekten ortadan kaldıran başka bir sağlık sorunu çok daha güçlü bir etkendir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3542 E., 2025/10509 K. sayılı kararında da yalnız hastalık tanısı değil, erkeğin çalışamayacak durumda ve gelirsiz olması nafaka sonucunu belirlemiştir.
Dolayısıyla yabancı rapor nafaka dosyasında önemlidir; ancak Türk hâkiminin “Almanya çalışamaz saymış, benim de aynı sonucu kabul etmem gerekir” biçiminde bağlı olduğu söylenemez.
Erkeğin Geliri Sonradan Ciddi Şekilde Düşerse Nafaka Azaltılabilir mi?
Boşanma kararından sonra erkeğin gelirinin önemli ve kalıcı şekilde azalması nafakanın azaltılması için dava konusu yapılabilir. Ancak önceki gelir ile bugünkü gelir arasındaki fark tek başına yeterli değildir.
Örneğin kişinin işletmesinin kapanması, çalışma gücünü kaybetmesi, uzun süreli hastalığa yakalanması veya gelirinin kendi iradesi dışında ciddi biçimde azalması dikkate alınabilir. Mahkeme aynı zamanda erkeğin taşınmazlarını, kira gelirlerini, banka ve diğer gelirlerini ve nafaka alan eşin ekonomik durumunda meydana gelen değişiklikleri de araştırır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli, 2016/2008 E., 2016/4803 K. sayılı kararında, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebi değerlendirilirken TMK m. 176 kapsamında tarafların mali durumlarında meydana gelen değişikliğin ve hakkaniyetin birlikte dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, nafakanın tamamen kaldırılmasını gerektiren şartlarla yalnız miktarın azaltılmasını gerektiren ekonomik değişikliklerin birbirinden ayrılması gerektiğini kabul etmiştir.
Bu nedenle gelir düşmüş olsa bile nafakanın tamamen kaldırılması yerine yalnız miktarının azaltılması daha uygun olabilir.
Erkek Emekli Olursa Nafaka Azalır mı?
Çalışırken yüksek maaş alan kişinin emekliye ayrılması sonucunda geliri ciddi biçimde düşebilir. Bu durum nafakanın azaltılması davasında değerlendirilebilir. Ancak kişi emeklilikten sonra da yüksek emekli aylığı, kira geliri, taşınmaz veya başka ekonomik kaynaklara sahipse yalnız “emekli oldum” denilerek nafakanın azaltılması mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.07.2017 tarihli, 2016/20787 E., 2017/10909 K. sayılı kararında, nafaka yükümlüsü erkek boşanmadan sonra emekliye ayrılmış ve gelirinin azaldığını ileri sürerek aylık 500 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya 100 TL’ye indirilmesini istemiştir. Erkeğin emekli aylığının yanı sıra taşınmazları bulunduğu, kadının da aldığı yetim aylığı ve nafaka toplamıyla hâlen yoksulluktan kurtulmadığı belirlenmiştir. Yargıtay, emekliliğin somut olayda nafakanın indirilmesi için yeterli olmadığına ve davanın reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu karar emekli olmanın tek başına nafaka indirim sebebi olmadığını açıkça göstermektedir. Emeklilik sonucunda gerçek ekonomik gücün ne ölçüde değiştiğine bakılır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.10.2013 tarihli, 2013/11891 E., 2013/14855 K. sayılı kararında da nafaka yükümlüsünün emekli aylığının yanında başka kira gelirinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay, nafaka miktarı belirlenirken yalnız emekli maaşının değil bütün ekonomik kaynakların dikkate alınmasını istemiştir.
Kadın Boşanmada Ağır Kusurluysa Erkek Yoksulluk Nafakası Öder mi?
Yoksulluk nafakasında nafaka isteyen eşin kusuru önemlidir. TMK m. 175 gereğince yoksulluk nafakası isteyen kişinin kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır.
Bu nedenle kadın boşanmaya sebep olan olaylarda erkekten daha ağır kusurlu bulunmuşsa, boşanma nedeniyle ekonomik olarak zor duruma düşse dahi erkekten yoksulluk nafakası alamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarihli, 2019/8028 E., 2020/1364 K. sayılı kararında, kadının güven sarsıcı ve sadakatsiz davranışlarının bulunduğu, erkeğin ise kadına şiddet uyguladığı bir uyuşmazlıkta kadın daha ağır kusurlu kabul edilmiştir. Yargıtay, daha ağır kusurlu olan kadının yoksulluk nafakasının yasal şartlarını taşımadığına ve kadın lehine verilen yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiğine karar vermiştir.
Buna karşılık tarafların eşit kusurlu olması yoksulluk nafakasına tek başına engel değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1149 E., 2023/4338 K. sayılı kararında, tarafların eşit kusurlu olduğu ve kadının boşanmayla yoksulluğa düşeceği belirlenmiş; kadın lehine uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla erkek bakımından önemli ayrım, kadının kusurlu olup olmaması değil, erkekten daha ağır kusurlu olup olmamasıdır.
Kadın Ağır Kusurlu Olsa Bile Boşanma Davası Sürerken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
Yoksulluk nafakası ile dava devam ederken verilen tedbir nafakası aynı değildir.
Boşanma davası sonuçlanıncaya kadar mahkeme TMK m. 169 kapsamında eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemler alabilir. Kusurun kesin biçimde belirleneceği aşama ise boşanma hükmüdür. Bu nedenle dava sonunda yoksulluk nafakası alamayacak bir eşin, yargılama sırasında tedbir nafakası alması mümkündür.
Yargıtay kararlarında da tedbir nafakasının TMK m. 169 kapsamındaki geçici koruma niteliği ile yoksulluk nafakasının TMK m. 175’teki kusur şartı birbirinden ayrılmaktadır. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/8217 E., 2023/5708 K. sayılı kararında, tarafların kusur durumundaki değişiklik yoksulluk nafakası ve tazminat bakımından sonuç doğurmuş olmasına rağmen, kadına dava tarihinden itibaren verilen tedbir nafakası ekonomik ve sosyal koşullar gözetilerek ayrıca değerlendirilmiştir.
Bu nedenle erkeğin “kadın zaten ağır kusurlu, dava devam ederken de hiçbir nafaka ödemem” demesi her dosyada doğru değildir. Ağır kusur kesinleştiğinde yoksulluk nafakasını engelleyebilir; tedbir nafakasının hukuki niteliği farklıdır.
Kadın Yeniden Evlenirse Erkek Yoksulluk Nafakası Ödemeye Devam Eder mi?
Kadının yeniden evlenmesi hâlinde irat şeklinde ödenen yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer. Aynı şekilde taraflardan birinin ölümü de yoksulluk nafakasını sona erdirir.
Buna karşılık kadının resmi nikâh yapmadan başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde nafaka kendiliğinden ortadan kalkmaz; nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması gerekir.
Bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.04.2017 tarihli, 2015/17451 E., 2017/5145 K. sayılı kararında, nafaka alan kadının başka bir erkekle birlikte yaşadığı, bu birliktelikten çocuk sahibi olduğu ve çocuğun söz konusu erkek tarafından tanındığı belirlenmiştir. Yargıtay, birlikteliğin sonradan sona ermiş olmasının daha önce gerçekleşen fiilen evli gibi yaşama olgusunu ortadan kaldırmayacağını kabul etmiş ve yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiğine karar vermiştir.
Ancak bir erkek arkadaşının bulunması, birlikte fotoğraf çekilmesi veya ara sıra aynı yerde görülmek tek başına fiilen evli gibi yaşamayı kanıtlamaz.
Nitekim bu davalarda kullanılan delillerin hukuka uygun olması da gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarihli, 2016/14742 E., 2017/2577 K. sayılı kararında, fiilen evli gibi yaşama iddiasının ispatında Facebook ve WhatsApp görüntülerinin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Kadının Yoksulluğu Ortadan Kalkarsa Erkek Nafaka Ödemeye Devam Eder mi?
Yoksulluk nafakasının devam edebilmesi için nafaka alan eşin yoksulluğunun da devam etmesi gerekir.
Kadının sonradan düzenli ve yeterli gelir elde etmeye başlaması, önemli bir malvarlığı edinmesi veya ekonomik şartlarının onu yoksulluktan çıkaracak düzeyde iyileşmesi nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava konusu yapılabilir.
Ancak her işe girme nafakayı tamamen sona erdirmez. Yargıtay uzun süredir asgari ücret seviyesindeki veya kişiyi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyeye ulaştırmayan gelirin yoksulluğu mutlaka ortadan kaldırmadığını kabul etmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli, 2016/1483 E., 2016/4998 K. sayılı kararında, nafaka alan kadının boşanmadan sonra çalışmaya başlaması ve asgari ücret seviyesinde gelir elde etmesi yoksulluğu tamamen sona erdiren bir durum olarak görülmemiştir. Yargıtay, nafakanın tamamen kaldırılması yerine tarafların güncel ekonomik koşullarına göre uygun miktarda indirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Bu nedenle kadının işe girmesi “nafaka otomatik kalktı” anlamına gelmez. Gelirin kadını gerçekten yoksulluktan çıkarıp çıkarmadığı belirlenmelidir.
Emekli Maaşına Nafaka İçin Haciz Konulabilir mi?
Emekli aylıkları genel olarak güçlü bir haczedilmezlik korumasına sahiptir. Ancak nafaka borcu bu korumanın istisnalarından biridir.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi kapsamında gelir, aylık ve ödenekler kural olarak haczedilemezken nafaka borçları bu yasağın dışında tutulmuştur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de emekli maaşının nafaka borçları bakımından bu genel haczedilmezlik korumasından yararlanmadığını kabul etmektedir.
Bu nedenle erkeğin tek gelirinin emekli aylığı olması, nafaka borcu yönünden maaşa hiçbir şekilde haciz uygulanamayacağı anlamına gelmez.
Erkek Nafaka Ödemezse Tazyik Hapsi Verilir mi?
Mahkeme kararına dayanan nafakanın ödenmemesi hâlinde alacaklı icra takibi yapabilir. Şartları oluştuğunda İİK m. 344 kapsamında nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir.
Ancak her birikmiş nafaka borcu doğrudan tazyik hapsi sonucunu doğurmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.09.2023 tarihli, 2023/5270 E., 2023/5343 K. sayılı kararında, nafaka hükümlerine uymama nedeniyle tazyik hapsinin uygulanabilmesi için icra takibinde cari nafakanın da talep edilmiş olması ve icra emrinin tebliği ile şikâyet tarihi arasında en az bir aylık işlemiş cari nafaka borcunun bulunması gerektiği üzerinde durulmuştur. Yalnız geçmiş dönem için birikmiş nafaka alacağının takip edilmesi hâlinde İİK m. 344 kapsamındaki yaptırımın şartları ayrıca değerlendirilir.
Aynı kararda İİK m. 344’ün önemli bir başka hükmü de açıklanmıştır: Nafaka borçlusu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler ciddi görüldüğü takdirde tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonucuna bırakılabilir.
Bu düzenleme nafaka borcunu silmez ve nafaka kararını kendiliğinden durdurmaz. Yalnız tazyik hapsinin uygulanması bakımından özel bir imkân sağlar.
Nafakanın Azaltılması Davası Açılırsa Erkek Eski Nafakayı Ödemeyi Bırakabilir mi?
Hayır. Nafakanın azaltılması veya kaldırılması için dava açılması mevcut nafaka kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Örneğin erkek aylık 15.000 TL nafaka ödüyor ve gelirinin ciddi biçimde düştüğünü ileri sürerek nafakanın 5.000 TL’ye indirilmesini istiyorsa, sırf dava açıldığı için kendi kararıyla 5.000 TL ödemeye başlayamaz. Mahkemenin mevcut nafaka konusunda yeni bir karar vermesi gerekir.
Nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde icra takibi devam edebilir. Ancak azaltma veya kaldırma davasında ileri sürülen nedenler ciddi bulunursa İİK m. 344 çerçevesinde tazyik hapsinin uygulanmasının o davanın sonucuna bırakılması mümkündür.
Bu nedenle işsizlik, emeklilik, hastalık veya gelir kaybı gerçekten nafakanın artık taşınamayacak hâle gelmesine yol açmışsa doğru yol nafakayı kendiliğinden kesmek değil, değişen ekonomik koşulları belgeleyerek nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası açmaktır.
Çocuğun Velayeti Babaya Verilirse Anne Nafaka Öder mi?
Çocuğun velayetinin babaya verilmesi hâlinde annenin çocuk için nafaka ödeme yükümlülüğü doğabilir. Burada baba kendi geçimi için nafaka almamaktadır. Ödenen para çocuğa ait iştirak nafakasıdır ve velayet sahibi baba tarafından çocuk adına talep edilir.
Bu ayrım erkek lehine nafaka konusunda özellikle önemlidir. Sağlıklı, çalışma çağında ve kendi geçimini sağlayabilecek durumda olan bir erkek kendi adına yoksulluk nafakası alamayabilir. Ancak aynı erkeğin velayetinde bulunan çocuk bakımından durum tamamen farklıdır. Anne çalışıyor ve ödeme gücü bulunuyorsa, baba kendi ekonomik durumundan bağımsız olarak çocuk için anneden iştirak nafakası isteyebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2014 tarihli, 2013/22183 E., 2014/5527 K. sayılı kararında, müşterek çocuklardan birinin velayeti anneye, diğerinin velayeti babaya verilmişti. Anne çalışıyor ve düzenli gelir elde ediyordu. Yargıtay, velayeti babaya verilen çocuk yönünden çalışan annenin bakım ve eğitim giderlerine katılması gerektiğini kabul etmiş ve baba yanında kalan çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmemesini hukuka aykırı bulmuştur.
Bu karar, uygulamada sık karıştırılan noktayı açık biçimde ortaya koymaktadır: Erkek kendi adına nafaka alamayacak ekonomik durumda olsa bile, yanında yaşayan çocuk için çalışan anneden nafaka alabilir.
Baba Anneden Daha Fazla Kazanıyorsa Anne Yine de Çocuk İçin Nafaka Öder mi?
Babanın anneden daha yüksek gelir elde etmesi, annenin çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İştirak nafakasında amaç eşler arasındaki gelir farkını kapatmak değil, çocuğun bakım ve eğitim giderlerini anne ve babanın ekonomik güçleri ölçüsünde paylaşmaktır.
Bu nedenle baba yüksek gelirli olsa bile annenin de düzenli ve yeterli geliri varsa, velayeti babada bulunan çocuk için anne aleyhine nafaka belirlenebilir. Ancak annenin geliri düşük, babanın geliri çok yüksekse bu durum nafakanın miktarında etkili olur.
Örneğin baba aylık 150.000 TL, anne 50.000 TL kazanıyorsa, baba daha fazla kazanıyor diye annenin çocuğa karşı bakım yükümlülüğü sona ermez. Buna karşılık mahkeme anne ile babayı aynı ekonomik güçte kabul ederek çocuk giderlerini yarı yarıya bölmek zorunda da değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2014 tarihli, 2013/22183 E., 2014/5527 K. sayılı kararında da çalışan ve düzenli geliri bulunan annenin, babanın velayetindeki çocuk için nafaka ödemesi gerektiği kabul edilirken ölçüt annenin kadın olması veya babanın nafakaya muhtaç bulunması değil, annenin ödeme gücü ve çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğü olmuştur.
Çocukların Biri Annede Biri Babada Kalırsa Nafaka Nasıl Belirlenir?
Boşanma sonucunda iki çocuktan birinin velayetinin anneye, diğerinin velayetinin babaya verilmesi mümkündür. Böyle bir durumda her ebeveyn kendi yanında bulunan çocuğun günlük bakımını doğrudan üstlenirken, diğer ebeveynin yanında bulunan çocuğun giderlerine de ekonomik gücü ölçüsünde katılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/22183 E., 2014/5527 K. sayılı kararındaki olay tam olarak bu durumla ilgilidir. Cemre’nin velayeti anneye, Emre’nin velayeti babaya verilmiş; çalışan ve düzenli geliri bulunan annenin baba yanında kalan Emre için iştirak nafakası ödemesi gerektiği kabul edilmiştir. Böylece çocukların farklı ebeveynlerde kalması hâlinde yalnız babanın anne yanındaki çocuğa nafaka ödeyeceği yönünde bir yaklaşım benimsenmemiştir.
Burada nafakaların mutlaka aynı miktarda olması gerektiğine ilişkin bir kanun hükmü yoktur. Çocuklardan her birinin yaşı, eğitim durumu, sağlık giderleri ve diğer ihtiyaçları ayrı değerlendirilir. Anne ile babanın ekonomik durumları da dikkate alınır.
Bununla birlikte uygulamada çocukların ihtiyaçları birbirine yakın, anne ile babanın gelirleri de birbirine yakın veya her ikisi de iyi düzeydeyse karşılıklı nafakaların aynı veya birbirine yakın miktarda belirlenmesi tercih edilebilir. Örneğin iki çocuğun giderleri birbirine yakınsa, bir çocuk için baba aleyhine 5.000 TL, diğer çocuk için anne aleyhine 5.000 TL nafaka belirlenmesi mümkündür.
Bu bir kanun kuralı değildir. Fakat çocukların giderleri ve tarafların ekonomik şartları arasında önemli fark bulunmayan dosyalarda, sırf erkeğin maaşı daha yüksek diye annede kalan çocuk için 10.000 TL, babada kalan çocuk için 5.000 TL gibi matematiksel olarak gelir farkına paralel bir sonuç çıkması zorunlu değildir. Mahkeme nafakayı eşlerin birbirine ödeme yapması için değil, her çocuğun ihtiyacına uygun katkıyı sağlamak için belirler.
Çocuklardan Biri Babada Diğeri Annedeyse Her İki Taraf da Nafaka Ödeyebilir mi?
Şartları varsa hem baba anne yanında kalan çocuk için, hem de anne baba yanında kalan çocuk için iştirak nafakası ödeyebilir.
Ancak karşılıklı nafakaya hükmedilebilmesi için her iki tarafın da ödeme gücünün bulunması önemlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli, 2022/9771 E., 2024/980 K. sayılı kararında, çocuklardan birinin velayetinin babaya, diğerinin velayetinin anneye verilmesi hâlinde iştirak nafakasının her iki ebeveynin ekonomik gücü esas alınarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda annenin düzenli gelirinin bulunmaması ve kendisinin de boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek durumda olması nedeniyle baba yanında kalan çocuk için anne aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmemiş; anne yanında kalan çocuk yönünden ise babanın iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü devam ettirilmiştir.
Dolayısıyla çocukların birinin annede, diğerinin babada olması tek başına karşılıklı nafaka sonucunu doğurmaz. Çalışan ve geliri bulunan anne ile herhangi bir düzenli geliri bulunmayan annenin durumu aynı değildir.
Anne Çalışmıyorsa Baba Yanındaki Çocuk İçin Nafaka Öder mi?
Annenin çalışmaması nafaka bakımından mutlaka tek başına yeterli değildir; gerçek ekonomik ve sosyal durumu araştırılır. Ancak annenin hiçbir düzenli geliri bulunmuyor ve kendisi de geçimini sağlamakta güçlük çekiyorsa, baba yanında kalan çocuk için ayrıca iştirak nafakasıyla yükümlü tutulmaması mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli, 2022/9771 E., 2024/980 K. sayılı kararında, annenin sabit işi ve düzenli geliri bulunmadığı, ailesinin desteğiyle yaşadığı ve boşanmayla yoksulluğa düşeceği belirlenmiştir. Çocuklardan biri babanın yanında bulunmasına rağmen anne bu çocuk yönünden iştirak nafakasıyla yükümlü tutulmamış ve bu sonuç Yargıtay tarafından uygun bulunmuştur.
Buna karşılık annenin “çalışmıyorum” demesi her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Annenin fiilen çalıştığı, düzenli gelir elde ettiği veya başka ekonomik kaynaklarının bulunduğu belirlenirse çocuk için nafaka yükümlülüğü doğabilir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/22183 E., 2014/5527 K. sayılı kararında, annenin çalıştığı ve düzenli gelirinin bulunduğu tespit edildiği için baba yanında bulunan çocuk lehine iştirak nafakası verilmemesi bozma sebebi yapılmıştır.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde uygulamadaki ayrım daha net görülür: Çalışan ve ödeme gücü bulunan anne çocuk için nafaka ödeyebilir; gerçekten gelirsiz ve kendisi de yoksulluk içinde bulunan anne bakımından ise farklı sonuca ulaşılabilir.
Baba Çalışıyor ve Geliri İyiyse Çocuk İçin Anneden Nafaka İstemesinin Bir Anlamı Var mı?
Babanın kendi geçimini rahatlıkla sağlayabiliyor olması, çocuğun giderlerinin tamamını tek başına üstlenmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Çocuk anne ve babanın ortak sorumluluğundadır.
Bu nedenle baba ekonomik olarak güçlü olsa da annenin de ödeme gücü bulunuyorsa çocuk giderlerine katılması gerekir. Nafakanın miktarı ise tarafların ekonomik güçlerine göre belirlenir.
Baba aylık 200.000 TL, anne 40.000 TL kazanıyorsa annenin katkısı babaya göre daha düşük belirlenebilir. Baba 100.000 TL, anne 90.000 TL kazanıyorsa anne ve babanın katkılarının birbirine daha yakın belirlenmesi mümkündür.
Burada yine babanın kendisi için yoksulluk nafakasına hak kazanıp kazanmadığıyla çocuk nafakasının hiçbir ilgisi yoktur. Baba milyonlarca liralık gelire sahip olsa dahi, annenin çocuğa karşı bakım yükümlülüğü hukuken devam eder.
İştirak Nafakasında Anne veya Babanın Boşanmadaki Kusuru Önemli midir?
Çocuk nafakası boşanmadaki kusurun karşılığı değildir. Ağır kusurlu eş de müşterek çocuğun bakım giderlerine katılmakla yükümlüdür.
Bu nedenle örneğin kadın boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu bulunmuş ancak çocuğun velayeti kadına verilmişse, baba yalnız kadının kusurlu olduğunu ileri sürerek iştirak nafakası ödemekten kurtulamaz. Aynı şekilde baba ağır kusurlu olsa dahi velayet kendisine verilmişse, ödeme gücü bulunan annenin baba yanındaki çocuk için nafaka yükümlülüğü doğabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarihli, 2022/694 E., 2022/1448 K. sayılı kararında, velayeti kendisine bırakılmayan eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması gerektiği, velayet düzenlenirken çocuklar için ihtiyaçlarına uygun iştirak nafakasının da değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kararda nafaka yükümlülüğü eşlerin boşanmadaki kusuruna değil, ebeveynlik yükümlülüğüne ve çocukların ihtiyaçlarına bağlanmıştır.
Çocukların İhtiyaçları Farklıysa Nafakalar da Farklı Olabilir mi?
Kardeş oldukları için her çocuk için aynı miktarda nafaka verilmesi zorunlu değildir.
Örneğin çocuklardan biri devlet okulunda okurken diğerinin özel eğitim ihtiyacı bulunabilir. Çocuklardan biri düzenli sağlık tedavisi görüyor olabilir. Yaş farkı nedeniyle eğitim, ulaşım ve sosyal giderler farklılaşabilir. Bu durumda aynı anne ve babanın iki çocuğu için farklı miktarda nafaka belirlenmesi mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18.05.2017 tarihli, 2016/17430 E., 2017/7524 K. sayılı kararında, çocuğun ciddi sağlık sorunları nedeniyle düzenli tedavi gördüğü ve tedavi için şehir dışına gidilmesi gerektiği bir nafaka artırım uyuşmazlığında; çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş, belirlenen iştirak nafakası yetersiz bulunmuştur.
Bu nedenle çocukların biri annede, diğeri babada kaldığında nafakaların eşit veya yakın belirlenmesi ancak çocukların ihtiyaçları da birbirine yakınsa anlamlıdır. Çocuklardan birinin giderleri belirgin şekilde fazlaysa nafaka miktarları da farklılaşabilir.
Velayet Babaya Sonradan Verilirse Anneye Karşı Nafaka İstenebilir mi?
Velayetin boşanma sırasında annede olması, daha sonra değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Velayet sonradan babaya verilirse çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlüsü de değişebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarihli, 2022/694 E., 2022/1448 K. sayılı kararında, velayetin düzenlenmesiyle birlikte iştirak nafakasının da değerlendirilmesi gerektiği ve velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasının esas olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay ayrıca iştirak nafakasının velayet düzenlemesiyle bağlantılı olarak sonradan da istenebileceğini belirtmiştir.
Dolayısıyla çocuk boşanmadan sonra annenin yanından alınarak babaya verilirse, baba şartları varsa anne aleyhine iştirak nafakası talep edebilir.
Anne Yeniden Evlenirse Çocuğa Ödediği Nafaka Sona Erer mi?
Annenin yeniden evlenmesi, müşterek çocuk için ödediği iştirak nafakasını sona erdirmez. Aynı şekilde babanın yeniden evlenmesi de çocuk nafakası borcunu ortadan kaldırmaz.
Yoksulluk nafakası eski eşler arasındaki bir nafaka türüdür ve nafaka alan eşin yeniden evlenmesi bu nafakayı sona erdirebilir. İştirak nafakasının kaynağı ise anne-baba ilişkisi değil, ebeveyn ile çocuk arasındaki bakım yükümlülüğüdür.
Anne başka biriyle evlense de önceki evliliğinden doğan çocuğunun annesi olmaya devam eder. Yeni eşin varlığı biyolojik anne veya babanın bakım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Yeni evlilik sonucunda ekonomik şartlarda önemli değişiklik meydana gelmişse bu durum nafakanın miktarının değerlendirilmesinde dikkate alınabilir; fakat yalnız evlenme nedeniyle iştirak nafakası sona ermez.
Çocuk İçin Verilen Nafaka Sonradan Artırılabilir mi?
İştirak nafakasının bir defa belirlenmiş olması miktarın çocuğun erginliğine kadar değişmeden kalacağı anlamına gelmez. Çocuk büyüdükçe eğitim, giyim, ulaşım, sağlık ve sosyal yaşam giderleri artabilir. Anne veya babanın gelirleri de değişebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18.05.2017 tarihli, 2016/17430 E., 2017/7524 K. sayılı kararında, iştirak nafakası artırılırken çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ihtiyaçları ve anne-babanın ekonomik durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Çocuğun düzenli tedavi gerektiren sağlık sorunu bulunduğu dosyada belirlenen nafaka düşük bulunarak daha uygun miktarda nafakaya karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.03.2015 tarihli, 2014/18093 E., 2015/4585 K. sayılı kararında ise önceki nafaka kararının üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen çocuğun yaşı ve eğitim durumuna bağlı ihtiyaçlarının arttığı kabul edilmiş; nafaka artırım davası açabilmek için mutlaka uzun yıllar geçmesi gerekmediği belirtilmiştir.
Bu nedenle baba anneden çocuk için nafaka alıyorsa, annenin gelirinin önemli ölçüde artması veya çocuğun giderlerinin yükselmesi hâlinde nafakanın artırılması istenebilir. Aynı şekilde annenin ekonomik gücünde ciddi ve gerçek bir düşüş meydana gelirse azaltılması da gündeme gelebilir.
Çocuk 18 Yaşına Geldiğinde İştirak Nafakası Devam Eder mi?
Anne ve babanın ergin olmayan çocuğa yönelik bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Bu nedenle boşanma kararında küçük çocuk için verilen iştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurduğunda aynı hukuki sıfatla devam etmez.
Ancak çocuk 18 yaşına geldiği hâlde eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın destek yükümlülüğü tamamen sona ermiş sayılmaz. TMK m. 328/2 uyarınca eğitim devam ettiği sürece, koşulları varsa anne ve baba çocuğa bakmakla yükümlü olmaya devam edebilir.
Burada önemli fark, artık talebin ergin çocuk tarafından ileri sürülmesidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2016 tarihli, 2015/12739 E., 2016/2544 K. sayılı kararında, dava tarihinde ergin ve üniversite öğrencisi olan çocuk için annenin nafaka talep ettiği bir uyuşmazlıkta, ergin kişinin kendi adına dava açması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay, eğitimine devam eden ergin çocuğun TMK m. 328/2 kapsamındaki bakım talebinin, çocuk tarafından açılmış bir nafaka davasında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Dolayısıyla çocuk 18 yaşını doldurduğunda “nafaka tamamen ve her koşulda bitti” demek de doğru değildir. İştirak nafakası dönemi sona erer; eğitimine devam eden ve kendi geçimini sağlayamayan ergin çocuk şartları varsa kendisi nafaka talep edebilir.
Babanın Kendi Nafakası Kalkarsa Çocuk İçin Anneden Aldığı Nafaka da Kalkar mı?
Babanın kendi adına aldığı tedbir veya yoksulluk nafakası ile çocuk için alınan iştirak nafakası tamamen farklı hukuki haklardır.
Örneğin baba boşanma sırasında çalışmadığı için geçici olarak nafaka almış, daha sonra yüksek gelirli bir işe başlamış olabilir. Babanın artık kendi adına nafaka alamayacak duruma gelmesi, velayeti babada bulunan çocuk için annenin iştirak nafakası ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez.
Aynı şekilde baba baştan beri kendi adına hiç nafaka almamış olabilir. Çalışıyor, yüksek gelir elde ediyor ve ekonomik olarak güçlü olabilir. Çocuk babayla yaşıyorsa, annenin de ödeme gücü bulunması hâlinde çocuk giderlerine katılma yükümlülüğü devam eder.
Bu nedenle erkek lehine nafaka konusunda iki soruyu birbirinden ayırmak gerekir. Çalışabilecek durumda olan erkeğin kendi adına yoksulluk nafakası alamaması başka, velayetindeki çocuk için çalışan anneden iştirak nafakası alması başka bir konudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/22183 E., 2014/5527 K. sayılı kararında çalışan annenin baba yanında bulunan çocuk için nafaka ödemesi gerektiğinin kabul edilmesi de bu ayrımın uygulamadaki en açık örneklerinden biridir.

Almanya’da Sosyal Yardım Alan veya Çalışamaz Raporu Bulunan Erkek Türkiye’de Nafaka Öder mi?
Almanya’da yaşayan bir erkeğin sosyal yardım alması, işsiz olması veya Alman sosyal güvenlik sistemi bakımından çalışma gücünü kaybetmiş sayılması, Türkiye’de görülen nafaka davasında nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Türk mahkemesi, yabancı ülkedeki sosyal güvenlik statüsünü dikkate almakla birlikte nafaka bakımından kendi değerlendirmesini yapar. Erkeğin yaşı, mesleği, gerçek çalışma kapasitesi, aldığı emekli aylığı veya sosyal yardımlar, Türkiye ve Almanya’daki malvarlığı, kira gelirleri ve diğer ekonomik imkânları birlikte incelenir.
Bu nedenle Almanya’da “çalışamaz”, “Erwerbsminderung” veya benzeri bir statünün bulunması ile Türkiye’de nafaka ödeme gücünün bulunmadığının kabul edilmesi aynı şey değildir. Özellikle depresyon, tükenmişlik veya benzeri psikiyatrik nedenlerle Almanya’da çalışma gücü kaybına ilişkin karar verilmiş olması, Türk aile mahkemesinde tek başına yeterli görülmeyebilir.
Almanya’da Devlet Yardımı Alan Erkek Türkiye’de Nafaka Öder mi?
Almanya’dan sosyal yardım almak, kişinin ekonomik durumunun araştırılmasında dikkate alınır; ancak tek başına nafaka ödememe sebebi değildir.
Bu konuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.05.2024 tarihli, 2023/5737 E., 2024/3975 K. sayılı kararı özellikle önemlidir. Dosyada erkek, sağlık durumunun iyi olmadığını, Almanya’da sürekli tedavi gördüğünü, Türkiye’den yaklaşık 2.000 TL emekli maaşı aldığını ve Alman devletinden de yalnız cüzi miktarda yardım aldığını ileri sürerek nafaka ödeme gücünün bulunmadığını savunmuştur. Yargıtay bu savunmayı nafakanın kaldırılması veya azaltılması için yeterli görmemiş; erkeğin nafakaya ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiştir. Üstelik kadın için belirlenen yoksulluk nafakasını tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile günün ekonomik şartları karşısında az bulmuş ve daha uygun miktarda nafaka belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Bu karar, Almanya’da tedavi gören ve Alman devletinden yardım alan kişinin sırf bu durumlara dayanarak Türkiye’de nafaka yükümlülüğünden kurtulamayacağını gösteren oldukça açık bir örnektir.
Dolayısıyla “Almanya devleti bana sosyal yardım veriyor, demek ki Türkiye’de ödeme gücüm yoktur” şeklinde doğrudan bir sonuç kurulamaz. Türk mahkemesinin baktığı mesele, kişinin hangi sosyal yardım programından yararlandığından çok gerçek ekonomik gücüdür.
Almanya’da Depresyon veya Burnout Nedeniyle Çalışamaz Raporu Alan Erkek Nafaka Öder mi?
Almanya’daki sosyal güvenlik sistemiyle Türkiye’deki nafaka değerlendirmesini bu noktada birbirinden ayırmak gerekir.
Alman hukukunda çalışma gücü kaybı yalnız kişinin hiçbir şekilde çalışamaması hâlinde kabul edilmemektedir. Deutsche Rentenversicherung’un güncel açıklamasına göre genel iş piyasasında günde üç saatten az çalışabilecek durumda olan kişi tam çalışma gücü kaybına, üç saat ile altı saatten az çalışabilen kişi ise kısmi çalışma gücü kaybına sahip sayılabilir. Hatta belirli şartlarda üç ila altı saat çalışma kapasitesi bulunan fakat uygun iş bulamayan kişiler bakımından da tam çalışma gücü kaybı aylığı gündeme gelebilmektedir. (Deutsche Rentenversicherung)
Bu nedenle Almanya’da bir kişinin çalışma gücü kaybı aylığı alması, kişinin hayatın hiçbir alanında çalışamayacağı anlamına gelmez.
Psikiyatrik hastalıklar da Almanya’da çalışma gücü kaybının nedeni olabilir. Deutsche Rentenversicherung 2026 yılında yaptığı açıklamada psikiyatrik hastalık nedeniyle otomatik emeklilik bulunmadığını; tıbbi raporlar ve gerektiğinde uzman değerlendirmeleri sonucunda kişinin çalışma kapasitesinin belirlenmesi gerektiğini özellikle açıklamıştır.
Burnout konusunda da kavramın niteliği önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü burnout’u ICD-11’de bağımsız bir hastalık olarak değil, kronik iş stresiyle ilişkili mesleki bir olgu olarak sınıflandırmaktadır.
Türkiye’de görülen nafaka davasında ise asıl mesele Alman kurumunun belge üzerinde hangi statüyü verdiğinden ziyade, hastalığın erkeğin fiilen çalışma ve gelir elde etme gücünü ne ölçüde etkilediğidir.
Bu nedenle Almanya’da depresyon veya burnout nedeniyle belirli ölçüde çalışma gücü kaybı kabul edilmiş olması, Türk mahkemesinde ağır engellilik veya çalışmayı tümüyle engelleyen ciddi bir akıl hastalığı ile aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir.
Uygulamada, yalnız psikiyatrik bir tanının veya yabancı ülkeden alınan çalışamaz raporunun bulunmasından ziyade; hastalığın sürekliliği, kişinin tedavisi, hastaneye yatış gerektirip gerektirmediği, günlük yaşam üzerindeki etkisi, mesleğini veya başka işleri yapıp yapamayacağı ve başka gelir kaynaklarının bulunup bulunmadığı önem kazanır.
Almanya’da Malulen Emekli Olan Erkek Türkiye’de Çalışabilir Kabul Edilebilir mi?
Alman sisteminde çalışma gücü kaybı aylığı bağlanmış olması, Türk aile mahkemesinin erkeği nafaka bakımından mutlaka tamamen çalışamaz kabul etmesini gerektirmez.
Bunun en önemli nedeni, iki değerlendirmede aranan hukuki sonucun farklı olmasıdır. Almanya’daki karar kişinin Alman sosyal güvenlik mevzuatına göre belirli bir aylığa hak kazanıp kazanmadığını belirler. Türkiye’deki aile mahkemesi ise TMK m. 175 kapsamında kişinin nafaka ödeme gücü veya nafaka alacaklısının yoksulluğu hakkında karar verir.
Örneğin Almanya’da günde dört saat çalışabilecek durumda olduğu belirlenen bir kişi Alman mevzuatında kısmi çalışma gücü kaybı kapsamında değerlendirilebilir. Türk nafaka dosyasında ise bu belge, kişinin hiçbir gelir elde etme kapasitesinin bulunmadığını tek başına göstermeyebilir. Alman sisteminde üç ila altı saatlik çalışma kapasitesi zaten kısmi çalışma gücü kaybı kapsamında değerlendirilmektedir. (Deutsche Rentenversicherung)
Buna karşılık ağır akıl hastalığı, yüksek oranlı engellilik, sürekli bakım ihtiyacı veya kişinin herhangi bir işte çalışmasını fiilen engelleyen ciddi sağlık sorunları farklı değerlendirilir.
Nitekim daha önce değindiğimiz Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.12.2025 tarihli, 2025/3542 E., 2025/10509 K. sayılı kararında, erkeğin yalnız bir sağlık raporunun bulunmasına değil; akıl hastası ve engelli olmasına, çalışabilecek durumda bulunmamasına ve gelirinin olmamasına birlikte önem verilmiş ve erkek aleyhine yoksulluk nafakasının şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
Bu nedenle Alman raporunda yazan teşhisin kendisinden çok, raporun ortaya koyduğu gerçek çalışma kapasitesi önemlidir.
Almanya’da Yaşayan Erkek “Gelirim Çok Düşük” Derse Türkiye’deki Mahkeme Ne Yapar?
Yurt dışında yaşamak gelir ve malvarlığı araştırmasını ortadan kaldırmaz. Erkeğin yalnız Türkiye’de görünen gelirinin düşük olması da her zaman gerçek ekonomik durumunu göstermeyebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarihli, 2023/5528 E., 2024/1827 K. sayılı kararında Almanya bağlantılı bir uyuşmazlıkta erkek, Türkiye ve Almanya’da çalışmadığını ve gelirinin asgari ücretin altında kaldığını savunmuş; buna karşılık Türkiye’de yedi evinin bulunduğu da dosyada yer almıştır. Erkek ayrıca kadının Almanya’dan yaklaşık 2.000 Euro gelir elde ettiğini ve çocuklar için çocuk parası alındığını ileri sürmüştür. Kadın ve çocuklar için verilen nafakalar yönünden bu itirazlar kabul edilmemiş ve nafaka hükümleri Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunmuştur.
Karar özellikle iki açıdan önemlidir. Birincisi, “çalışmıyorum” beyanı malvarlığını önemsiz hâle getirmez. İkincisi, karşı tarafın Almanya’da sosyal ödemeler alıyor olması da çocuk ve eş nafakasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Dolayısıyla Türk mahkemesinde Almanya’daki ücretin yanında Türkiye’deki evler, kira gelirleri, banka hesapları, emekli aylıkları ve diğer ekonomik imkânlar da önem taşır.
Almanya’da Çocuk Parası Alınması Türkiye’de İştirak Nafakasını Kaldırır mı?
Almanya’da çocuk için Kindergeld veya başka sosyal nitelikli ödemelerin bulunması çocuğun nafaka hakkını tek başına sona erdirmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5528 E., 2024/1827 K. sayılı kararında erkek, çocukların Almanya’dan çocuk parası aldığını özellikle ileri sürmüş olmasına rağmen çocuklar için verilen iştirak nafakalarının kaldırılması yönündeki itirazı kabul edilmemiştir.
Çocuk için devlet tarafından yapılan ödeme çocuğun ekonomik koşulları içerisinde dikkate alınabilecek bir unsurdur; ancak TMK m. 327 ve m. 330 gereğince anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünün yerine geçmez.
Bu nedenle baba “Almanya zaten çocuk parası ödüyor, benim iştirak nafakası ödememe gerek yok” diyemez. Aynı durum velayet babadaysa ve çocuk Almanya’dan sosyal ödeme alıyorsa anne bakımından da geçerlidir.
Almanya’dan Emekli Maaşı Alan Kişi Yoksul Sayılabilir mi?
Euro üzerinden düzenli bir gelir bulunması da tek başına kişinin yoksulluktan çıktığı anlamına gelmez. Gelirin miktarı, kişinin yaşadığı ülkedeki zorunlu giderleri ve diğer ekonomik koşullarıyla birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarihli, 2020/4097 E., 2020/4621 K. sayılı kararında, Almanya’dan emekli olan kadının aylık 1.045,26 Euro gelirinin bulunduğu belirlenmiştir. Kadının çocuklarıyla kirada yaşadığı ve malvarlığının olmadığı, buna karşılık erkeğin çok sayıda taşınmazının bulunduğu dosyada Yargıtay, kadının bu gelirinin onu yoksulluktan kurtaracak seviyede olmadığına ve kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu karar da yalnız “Euro geliri var” denilerek nafakanın reddedilemeyeceğini göstermektedir. Almanya’da 1.000 Euro gelir elde eden kişiyle Türkiye’de 1.000 Euro geliri bulunan kişinin yaşam giderleri aynı değildir. Mahkeme somut ekonomik koşulları birlikte değerlendirmelidir.
Almanya’daki Sosyal Yardım Nafaka Hesabında Gelir Olarak Dikkate Alınır mı?
Sosyal yardımın türü ve amacı önemlidir. Kişinin eline düzenli olarak geçen ve geçimine katkı sağlayan ödeme ekonomik durum araştırmasında göz ardı edilmez. Ancak sosyal yardım bulunması, kişinin mutlaka nafaka ödeme gücüne sahip olduğu veya nafaka alma hakkını kaybettiği anlamına da gelmez.
Bu nedenle mahkemenin yalnız “Bürgergeld alıyor”, “maluliyet aylığı alıyor” veya “çocuk parası alıyor” şeklindeki başlığa göre karar vermesi yerine ödemenin miktarını, sürekliliğini ve ne amaçla yapıldığını değerlendirmesi gerekir.
Yargıtayın 2024 tarihli Almanya bağlantılı kararları da tek bir gelir kalemine değil, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarının tamamına bakılması gerektiğini göstermektedir.
Almanya’daki Sağlık Raporu ve Gelir Belgeleri Türkiye’de Nasıl Değerlendirilir?
Almanya’da düzenlenmiş hastane raporları, çalışma gücü kaybı belgeleri, emeklilik veya sosyal yardım kararları, maaş belgeleri ve diğer ekonomik kayıtlar Türk mahkemesinde delil olarak sunulabilir.
Ancak özellikle sağlık raporunda yalnız hastalığın isminin yazması ile kişinin hangi işleri ne kadar süreyle yapabildiğinin, hastalığın sürekli olup olmadığının ve çalışma gücü üzerindeki etkisinin ayrıntılı biçimde gösterilmesi arasında önemli fark vardır.
Nafaka bakımından “depresyon tanısı vardır” şeklindeki bir belgeyle “hastalığı nedeniyle genel iş piyasasında günde üç saatten az çalışabilir” biçimindeki ayrıntılı çalışma gücü değerlendirmesi aynı ispat gücünde olmayabilir. Alman sosyal güvenlik sisteminin kendisi de çalışma gücü kaybını günlük çalışma kapasitesine göre sınıflandırmaktadır.
Bu nedenle Almanya’dan alınmış rapor bulunan nafaka dosyalarında sağlık belgesinin tercümesinin sunulmasının yanında, raporun erkeğin fiilen hangi işi neden yapamadığını açıklaması da önem taşır.
Almanya’da Yaşayan Erkek Türkiye’de Nafaka Ödemekten Kurtulmak İçin Sadece Sosyal Yardım Belgesine Dayanabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5737 E., 2024/3975 K. sayılı kararı bunun uygulamadaki en belirgin örneklerinden biridir. Almanya’da tedavi görmek, düşük emekli maaşı almak ve Alman devletinden sınırlı yardım almak ileri sürülmüş; buna rağmen erkeğin nafakaya ilişkin itirazları reddedilmiş, hatta kadın için hükmedilen nafaka düşük bulunmuştur.
Bu nedenle Almanya bağlantılı nafaka davalarında asıl ayrım sosyal yardım alıp almamak değildir. Erkeğin gerçekten çalışabilecek durumda olup olmadığı, fiilen hangi gelir ve malvarlığına sahip bulunduğu ve sağlık sorununun gelir elde etme kapasitesini ne ölçüde ortadan kaldırdığı belirleyicidir.
Depresyon veya burnout gibi nedenlerle Almanya’da çalışma gücü kaybı kabul edilmiş olması Türk mahkemesi önünde önemsiz değildir; ancak bu durum tek başına ağır engellilik veya tam çalışma gücü kaybıyla eş tutulmaz. Buna karşılık ciddi akıl hastalığı, ağır engellilik ve hiçbir gelir elde etme imkânının bulunmaması nafaka bakımından çok daha güçlü sonuç doğurabilir.
Bu yönüyle Türkiye’deki uygulama, yabancı sosyal güvenlik makamının kişiye verdiği statüden çok kişinin gerçek hayat şartlarına ve somut ödeme gücüne odaklanmaktadır.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 4, m. 169, m. 175, m. 176, m. 182, m. 327, m. 328 ve m. 330. Bu hükümler sırasıyla hakkaniyet, boşanma davasındaki geçici önlemler, yoksulluk nafakası, nafakanın kaldırılması/değiştirilmesi, iştirak nafakası ve çocuğun bakım yükümlülüğüne ilişkin temel düzenlemelerdir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344: nafaka kararına uymama ve tazyik hapsi.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 93: emekli aylıklarının haczi ve nafaka borçları istisnası.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2: hukuka aykırı elde edilen delillerin değerlendirilmemesi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/14742 E., 2017/2577 K. sayılı kararında sosyal medya ve mesaj görüntüleri yönünden uygulanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 12.12.1996 tarih, 5/11 sayılı karar: zorunlu askerlik yapan, kişisel geliri ve malvarlığı bulunmayan nafaka yükümlüsünün askerlik dönemi bakımından nafaka sorumluluğu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin sonraki kararlarında bu içtihada açıkça dayanılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları
- Yargıtay HGK, 27.10.2022, 2020/2-28 E., 2022/1392 K. — cezaevinde hükümlü veya tutuklu bulunmanın yoksulluk nafakası yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaması; somut olayda nafakanın tahliye tarihinden itibaren başlatılması.
- Yargıtay HGK, 31.05.2023, 2022/764 E., 2023/532 K. — yoksulluk nafakasının amacı, nafaka alacaklısının yoksulluğu ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün birlikte değerlendirilmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları
- 20.12.2016, 2016/6525 E., 2016/16201 K. — doktor olan, yüksek gelir ve malvarlığı bulunan kadın karşısında işi, geliri ve malvarlığı bulunmayan erkek lehine yoksulluk nafakası; hükmedilen 250 TL’nin az bulunması.
- 31.05.2021, 2021/2316 E., 2021/4187 K. — aynı uyuşmazlığın devamında erkek lehine yoksulluk nafakası ve hüküm fıkrası-gerekçe çelişkisi.
- 20.06.2017, 2016/2507 E., 2017/7954 K. — nafaka isteyen eşin çalışıp çalışmadığı, gelirinin düzenli ve sürekli olup olmadığı ve işten kendi isteğiyle ayrılıp ayrılmadığının araştırılması.
- 12.01.2026, 2025/5655 E., 2026/57 K. — güncel maaş, düzenli ve sürekli gelir ve bu gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının ayrıntılı araştırılması.
- 01.06.2022, 2022/3330 E., 2022/5260 K. — iki eş de çalışıyor ve gelirleri birbirine yakınsa yoksulluk nafakası koşullarının oluşmaması.
- 02.12.2025, 2025/3542 E., 2025/10509 K. — akıl hastası, engelli, çalışamayacak durumda ve gelirsiz erkek aleyhine yoksulluk nafakası koşullarının bulunmaması.
- 18.03.2024, 2023/5075 E., 2024/1824 K. — erkek tarafından istenen tedbir ve yoksulluk nafakasının somut olayda yasal şartları oluşmadığından reddi.
- 02.03.2017, 2015/22821 E., 2017/2175 K. — zorunlu askerlik yapan, kişisel geliri ve malvarlığı bulunmayan erkeğin askerlik süresinde kadın ve çocuk için tedbir nafakasından sorumlu tutulmaması.
- 20.02.2020, 2019/8028 E., 2020/1364 K. — kadın erkeğe göre ağır kusurluysa kadın lehine yoksulluk nafakası verilememesi.
- 28.09.2023, 2023/1149 E., 2023/4338 K. — kusur, yoksulluk nafakası ve velayetin babaya verilmesiyle birlikte çocuklar için nafaka taleplerinin değerlendirilmesi.
- 28.11.2023, 2022/8217 E., 2023/5708 K. — tedbir nafakasının TMK m. 169 kapsamındaki geçici niteliği ile yoksulluk nafakasının farklı şartlara tabi olması.
- 12.03.2014, 2013/22183 E., 2014/5527 K. — çocuklardan biri annede, diğeri babada; çalışan annenin velayeti babada bulunan çocuk için iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü.
- 20.02.2024, 2022/9771 E., 2024/980 K. — çocukların anne ve baba yanında ayrı ayrı kalması hâlinde tarafların ekonomik güçlerine göre nafaka değerlendirmesi.
- 16.02.2022, 2022/694 E., 2022/1448 K. — velayet düzenlenirken, velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun giderlerine gücü oranında katılması ve iştirak nafakasının her zaman istenebilmesi.
- 15.02.2016, 2015/12739 E., 2016/2544 K. — ergin olup eğitimi devam eden çocuğun nafaka talebini kendi adına ileri sürmesi gerektiği.
- 29.05.2024, 2023/5737 E., 2024/3975 K. — Almanya’da tedavi gören, Türkiye’den emekli aylığı ve Almanya’dan sosyal yardım alan erkeğin bu durumunun nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaması; kadın lehine belirlenen nafakanın aksine düşük bulunması.
- 18.03.2024, 2023/5528 E., 2024/1827 K. — Almanya bağlantılı boşanma dosyasında tarafların gerçek gelir ve malvarlıklarının, çocuk parası dâhil sosyal ödemelerin ve iştirak/yoksulluk nafakalarının birlikte değerlendirilmesi.
- 13.10.2020, 2020/4097 E., 2020/4621 K. — Almanya’dan 1.045,26 Euro emekli geliri bulunan kadının somut ekonomik koşullarda yine de yoksulluk nafakasına hak kazanabilmesi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları
- 22.05.2017, 2016/18873 E., 2017/7629 K. — geçici çalışma ve asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu her durumda ortadan kaldırmaması.
- 29.03.2016, 2016/2008 E., 2016/4803 K. — yoksulluğun tamamen ortadan kalkmadığı durumda nafakanın kaldırılması yerine uygun miktarda indirilmesinin değerlendirilmesi.
- 03.07.2017, 2016/20787 E., 2017/10909 K. — nafaka yükümlüsünün emekliye ayrılmasının tek başına indirim sebebi olmaması; malvarlığı ve nafaka alacaklısının gerçek ekonomik durumunun dikkate alınması.
- 30.10.2013, 2013/11891 E., 2013/14855 K. — emekli aylığı yanında diğer gelirlerin ve tarafların ekonomik koşullarının nafaka hesabında araştırılması.
- 12.04.2017, 2015/17451 E., 2017/5145 K. — nafaka alacaklısının başka biriyle fiilen evli gibi yaşaması ve bu birliktelikten çocuk sahibi olması hâlinde yoksulluk nafakasının kaldırılması.
- 07.03.2017, 2016/14742 E., 2017/2577 K. — fiilen evli gibi yaşama iddiasında Facebook/WhatsApp gibi dijital delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin araştırılması.
- 31.03.2016, 2016/1483 E., 2016/4998 K. — asgari ücret düzeyinde çalışmaya başlamanın yoksulluğu kendiliğinden sona erdirmemesi; koşullara göre nafakanın azaltılması.
- 18.05.2017, 2016/17430 E., 2017/7524 K. — iştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve özel tedavi giderlerinin dikkate alınması.
- 23.03.2015, 2014/18093 E., 2015/4585 K. — iştirak nafakasının artırılması için önceki kararın üzerinden mutlaka uzun süre geçmesinin gerekmemesi; çocuğun artan ihtiyaçlarının esas alınması.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararları
- 17.11.2011, 2011/26809 E., 2011/22558 K. — emekli maaşının haczedilmezliği kuralında nafaka borçlarının istisna olması.
- 26.09.2023, 2023/5270 E., 2023/5343 K. — İİK m. 344 kapsamında nafaka kararına uymama, cari nafaka ve tazyik hapsi koşulları; nafakanın azaltılması veya kaldırılması davasının tazyik hapsine etkisi.
Almanya’daki Çalışma Gücü Kaybına İlişkin Kaynaklar
- Deutsche Rentenversicherung – Erwerbsminderung: genel iş piyasasında günde üç saatten az çalışma kapasitesinde tam, üç ila altı saatten az çalışma kapasitesinde kısmi Erwerbsminderung ölçütleri.
- Deutsche Rentenversicherung, 20.02.2026 – “Faktencheck: Automatische Rente bei einer psychischen Erkrankung?” Depresyon veya anksiyete tanısının tek başına otomatik maluliyet/emeklilik doğurmadığı; tıbbi rapor ve çalışma kapasitesi değerlendirmesinin gerektiği.
- Deutsche Rentenversicherung – Arbeitsmarktbedingte volle Erwerbsminderung: üç-altı saat çalışma kapasitesi bulunmasına rağmen uygun iş bulunamaması hâlinde bazı durumlarda tam Erwerbsminderungsrente verilmesi.
- Dünya Sağlık Örgütü, ICD-11 – Burn-out an occupational phenomenon: burnout’un bağımsız bir tıbbi hastalık olarak değil, kronik iş stresiyle bağlantılı mesleki bir olgu olarak sınıflandırılması.