Konkordato İlan Eden Şirket Borcunu Ödemezse Alacaklı Ne Yapabilir?

📅 16 Aralık 2025 🔄 Son güncelleme: 29 Ağustos 2026

Bir şirketin konkordato sürecine girmesi, o şirketten olan alacağın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak alacağın normal zamanda olduğu gibi icra takibiyle tahsil edilebileceği de söylenemez. Geçici mühlet kararıyla birlikte takipler büyük ölçüde durur; alacağın komiserliğe bildirilmesi, borçlunun alacağa karşı beyanı, alacaklılar toplantısı ve projenin tasdiki gibi birbirini izleyen aşamalar başlar. Bu aşamalardan birinde yapılması gereken işlemin geciktirilmesi, alacak mevcut olduğu hâlde tahsil imkânını ciddi biçimde zayıflatabilir.

Uygulamada “şirket konkordato ilan etti” denilse de hukuken şirketin tek taraflı ilanıyla doğan bir koruma yoktur. Konkordato talebi üzerine geçici veya kesin mühlet kararı veren, projeyi tasdik eden ya da talebi reddeden makam asliye ticaret mahkemesidir. Bu nedenle konkordato ilan eden şirketten alacağımı nasıl alırım sorusunun cevabı; dosyanın hangi aşamada olduğuna, alacağın rehinli veya adi olmasına, borçlunun alacağı kabul edip etmemesine ve kefil ya da avalist gibi başka sorumluların bulunup bulunmamasına göre değişir.

Konkordato İlan Eden Şirketten Alacak Nasıl Alınır?

Alacaklının ilk işi, söylenti veya şirket açıklamasıyla yetinmeden konkordato dosyasını ve ilanları incelemektir. Geçici mühlet kararının hangi tarihte verildiği, komiser veya komiserler kurulunun kimlerden oluştuğu, kesin mühlete geçilip geçilmediği ve alacakların bildirilmesi için ilan yapılıp yapılmadığı belirlenmelidir. İlanlar Basın İlan Kurumu ilan portalında ve ticaret sicili kayıtlarında yayımlanabilir; dosyada verilen kararların kapsamı da ayrıca görülmelidir.

Dosyanın aşaması belirlendikten sonra alacağın hukuki niteliği tespit edilir. Fatura veya cari hesaptan doğan teminatsız ticari alacak ile ipotekle güvence altına alınmış banka alacağının, işçi alacağı ile kamu alacağının ya da çek bedeli ile kefile yöneltilebilecek talebin konkordatodaki durumu aynı değildir. Alacağın sadece miktarını bilmek yeterli olmaz; doğum tarihi, vadesi, teminatı, sorumluları ve geçici mühlet tarihine kadar işlemiş faizi birlikte hesaplanmalıdır.

Alacak bildirimine sözleşme, fatura, irsaliye, teslim veya hizmet ifa belgeleri, cari hesap dökümü, mutabakat yazışmaları, ticari defter kayıtları, banka dekontları, çek veya bono örnekleri, ihtarnameler, varsa mahkeme kararı ve icra dosyası bilgileri eklenmelidir. Amaç komiserliğe yalnızca bir rakam bildirmek değil, alacağın kaynağını ve tutarını denetlenebilir biçimde ortaya koymaktır. Bildirimin teslim edildiğini gösteren evrak veya elektronik kayıt da saklanmalıdır.

Alacak 15 Gün İçinde Nereye Bildirilir?

Kesin mühlet içinde konkordato komiseri, İcra ve İflâs Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder. Bildirim süresi ilandan itibaren on beş gündür. Bilinen adresi bulunan alacaklılara ilan örneğinin posta ile gönderilmesi öngörülmüş olsa da postanın gelmesini beklemek güvenli bir yöntem değildir. Süre, kişisel bildirimin fiilen ulaştığı tarihten değil ilan tarihinden hareketle takip edilmelidir.

Alacak bildirimi kural olarak konkordato komiserliğine yapılır. Mahkemeye sunulan sıradan bir dilekçenin veya daha önce başlatılmış icra takibinin, komiserliğe yapılması gereken alacak kaydının yerine geçtiği varsayılmamalıdır. İlanda bildirimin hangi adrese, hangi yöntemle ve hangi belgelerle yapılacağı gösterilmişse bu usule uyulmalıdır.

On beş günlük süre, geçici mühlet kararının ilanıyla kendiliğinden başlamaz. Komiserin alacaklıları İİK’nın 299. maddesi uyarınca alacaklarını bildirmeye davet ettiği ayrı ilan esas alınır. Uygulamada geçici mühlet ilanıyla alacak kayıt ilanının birbirine karıştırılması, ya gereksiz ve eksik bir başvuru yapılmasına ya da asıl sürenin kaçırılmasına yol açabilmektedir.

15 Günlük Alacak Bildirim Süresi Kaçırılırsa Alacak Sona Erer mi?

Alacak bildirim süresinin kaçırılması önemli bir hak kaybı riski yaratır; fakat alacağın kendiliğinden silindiği veya artık hiçbir şekilde istenemeyeceği anlamına gelmez. Kanuna göre süresinde bildirimde bulunmayan alacaklı, alacağı borçlunun bilançosunda kayıtlı değilse konkordato projesinin müzakerelerine ve alacaklılar toplantısına kabul edilmez. Böylece projenin oylanmasına katılma ve süreci içeriden etkileme imkânını kaybeder.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 03.07.2024 tarihli, 2023/1148 E. ve 2024/968 K. sayılı kararında da süresinde alacak bildirilmemesinin alacağı sona erdirmeyeceği kabul edilmiştir. Ancak bu sonuç, sürenin önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Kaydı yapılmayan alacaklı toplantıya katılamayabilir, oy kullanamaz ve alacağının sonradan tespiti için dava yoluna başvurmak zorunda kalabilir. Üstelik tasdik edilen konkordato, kural olarak başvurudan önce doğmuş ve konkordatoya tabi olan bu alacağı da bağlar. Bu nedenle alacak daha sonra kabul veya hüküm altına alınsa bile tahsil, çoğu kez tasdik edilen projenin vade ve indirim koşullarına göre yapılır.

Şirket kayıtlarında alacağın bulunması da pasif kalmayı haklı göstermez. Bilanço kaydı, borçlunun alacağın miktarına veya niteliğine daha sonra itiraz etmeyeceğini garanti etmez. Alacaklının kendi hesap ve belgeleriyle süresinde bildirim yapması, hem miktar uyuşmazlığını erken görünür kılar hem de toplantıya katılma hakkını korur.

Şirket Alacağı Kabul Etmezse Ne Olur?

Komiser, bildirilen alacaklar hakkında borçlunun beyanını alır. Borçlu alacağın tamamını veya bir bölümünü kabul etmezse çekişmeli alacak ortaya çıkar. Tasdik yargılamasını yürüten mahkeme, çekişmeli alacağın konkordato nisabına katılıp katılmayacağına ve hangi tutarla hesaba alınacağına karar verebilir. Fakat bu inceleme alacağın esasını kesin hükümle çözen bir alacak davası değildir; yalnızca konkordato oylamasında hangi tutarın dikkate alınacağını belirler.

Alacağın gerçekten mevcut olup olmadığı, miktarı ve borçlunun ödeme yükümlülüğü ayrı bir davada karara bağlanır. Görevli ve yetkili mahkeme, alacağın dayandığı temel ilişkiye göre belirlenir. Ticari mal veya hizmet ilişkisinden doğan uyuşmazlık çoğunlukla asliye ticaret mahkemesinin; iş ilişkisinden doğan uyuşmazlık iş mahkemesinin; kira ilişkisinden doğan uyuşmazlık ise şartlarına göre sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girebilir.

Buradaki en önemli süre, konkordatonun tasdik edildiğine ilişkin kararın ilanından itibaren bir aydır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 308/b maddesine göre çekişmeli alacaklı, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilir. Mahkeme, alacaklının konkordato projesine göre hak edeceği payın dava sonuna kadar bankaya yatırılmasına da karar verebilir. Dava bir aylık süre içinde açılmazsa ayrılan payın ödenmesi istenemez ve bu pay borçluya iade edilir. Dolayısıyla on beş günlük alacak bildirimi ile bir aylık çekişmeli alacak davası süresi birbirinden farklıdır; birinin kaçırılmamış olması diğerinin de kendiliğinden korunduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli, 2025/3177 E. ve 2025/3738 K. sayılı kararı, çekişmeli alacaklının tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açması ve talebini konkordato projesindeki ödeme koşullarına göre kurması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.03.2022 tarihli, 2021/4402 E. ve 2022/1359 K. sayılı kararında ise İİK’nın 308/b maddesine dayanan çekişmeli alacak davasının dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı kabul edilmiştir.

Konkordato İlan Eden Şirkete İcra Takibi Yapılabilir mi?

Geçici mühlet kararı verilmesiyle birlikte kesin mühletin sonuçları doğar. Mühlet boyunca, kural olarak borçluya karşı 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere yeni icra ve iflas takibi başlatılamaz; daha önce başlamış takipler durur. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanamaz. Bu koruma, alacağın ortadan kalkmasından değil borçlunun malvarlığının konkordato süreci boyunca topluca korunmasından kaynaklanır.

İcra takibinin durması, alacak davası açılamayacağı anlamına gelmez. Kanunda takip yasağı düzenlenmiş, genel bir dava yasağı öngörülmemiştir. Bu nedenle alacağın tespiti veya tahsiline ilişkin dava, niteliğine göre açılabilir ya da devam edebilir. Bununla birlikte dava sonunda alınan hükmün borçluya karşı icrası, mühletin sonuçları ve tasdik edilen projenin bağlayıcılığı gözetilerek değerlendirilir.

Takip yasağının istisnaları da vardır. İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasına giren imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Özellikle kanundaki süre ve koşulları taşıyan işçi alacaklarında bu istisna önemlidir; ancak her işçilik alacağının hiçbir inceleme yapılmadan istisna kapsamında olduğu varsayılamaz.

Rehinle temin edilmiş alacaklar bakımından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya mevcut takibe devam edilebilir. Buna karşılık kural olarak muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli mal satılamaz. Rehinli malın projeye göre işletmede kullanılmayacak olması, değerinin düşecek olması veya muhafazasının masraflı hâle gelmesi durumunda mahkeme, İİK’nın 295. maddesindeki usulle satışa izin verebilir. Rehinli malın borçluya mı yoksa üçüncü kişiye mi ait olduğu da sonucu etkileyebileceğinden, teminat belgeleri ayrıca incelenmelidir.

Kefil, Müteselsil Borçlu veya Avaliste Başvurulabilir mi?

Konkordato mühleti, kural olarak yalnızca konkordato talep eden borçluyu korur. Borçtan birlikte sorumlu olan kişiler, kefiller, avalistler veya çek ve bonodaki diğer müracaat borçluları kendileri hakkında verilmiş ayrı bir konkordato kararı yoksa borçlu şirketin mühletinden otomatik olarak yararlanmaz. Bu kişilere karşı başvuru ve takip imkânı, sorumluluğun kaynağına ve kambiyo hukukundaki şartlara göre ayrıca değerlendirilir.

Alacaklının konkordato projesine vereceği oyun da diğer sorumlulara başvuru hakkı üzerinde etkisi vardır. İİK’nın 303. maddesine göre konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını korur. Projeye muvafakat eden alacaklının aynı sonucu koruyabilmesi için kanunda öngörülen bildirim ve hakların devri teklifine ilişkin işlemleri yerine getirmesi gerekir. Birlikte borçlu olan kişilere alacaklılar toplantısının yeri ve zamanı en az on gün önce bildirilmeden verilen kabul oyu, sonradan kefil veya müteselsil borçluya başvururken tartışma yaratabilir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2021/1389 E. ve 2021/275 K. sayılı kararında konkordato projesine olumsuz oy veren alacaklının birlikte sorumlu kişilere karşı haklarını koruduğu belirtilmiştir. Aynı kararda, asıl alacaklı alacağını kaydettirmişse kefilin yalnızca ileride doğması muhtemel rücu alacağı için ayrıca alacak kaydı yaptıramayacağı; ancak kefil ödeme yapmışsa ödediği ölçüde alacaklıya halef olacağı da açıklanmıştır.

Bu nedenle “Konkordatoda alacağın belirli bir kısmından vazgeçtim, kalanını kefilden isterim” yaklaşımı her dosyada kendiliğinden doğru sonuç vermez. Projeye verilen oy, toplantı öncesi bildirimler, kefaletin türü ve geçerliliği, aval veya ciranta sorumluluğunun korunup korunmadığı birlikte incelenmelidir.

Alacak Çek veya Senede Bağlıysa Ne Yapılmalıdır?

Alacağın çek ya da bonoya bağlanmış olması, konkordato borçlusu şirkete karşı mühletin sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Borçlu şirket yönünden alacak yine komiserliğe bildirilir ve konkordato kapsamında değerlendirilir. Fakat aynı senette keşideci, avalist, ciranta veya müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu başka kişiler varsa bunlara karşı haklar ayrıca korunabilir.

Kambiyo senetlerindeki ibraz, protesto, ihbar ve müracaat süreleri kendine özgüdür. Konkordato kararı verildiği düşüncesiyle çekin bankaya ibraz edilmemesi veya bonoya ilişkin zorunlu işlemlerin yapılmaması, konkordato koruması altında olmayan diğer sorumlulara başvuru hakkını kaybettirebilir. Bu nedenle çek ve senet asılları, düzenleme ve vade tarihleri, ibraz şerhleri, cirolar ve aval kayıtları dosyanın başında incelenmeli; komiserliğe alacak bildirimi ile kambiyo hukukuna göre yapılması gereken işlemler birbirinin alternatifi gibi görülmemelidir.

Konkordato Sürecinde Faiz İşlemeye Devam Eder mi?

Tasdik edilen projede aksine bir hüküm yoksa rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi kesin mühlet tarihinden itibaren durur. Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, adi alacaklar bakımından faiz hesabında uygulamada geçici mühlet tarihi esas alınır. Bu yüzden alacak kaydı yapılırken ana para ile geçici mühlet tarihine kadar işlemiş faiz ayrı ayrı gösterilmeli ve dayanak hesap sunulmalıdır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli, 2025/3177 E. ve 2025/3738 K. sayılı kararında da rehinle temin edilmemiş alacaklara geçici mühlet sonrasında faiz işletilemeyeceği belirtilmiştir. Rehinli alacakta ise teminatın kapsamı ve değeri önem taşır. Alacağın rehin değerini aşan kısmı adi alacak niteliğinde değerlendirilebileceğinden, tek bir faiz hesabının bütün alacağa uygulanması her zaman doğru olmaz.

Alacaklılar Toplantısında Ret Oyu Vermek Yeterli mi?

Alacaklı, projedeki indirim oranını, vadeyi veya diğer koşulları kabul etmiyorsa toplantıda ret oyu verebilir. Ancak yalnızca ret oyu kullanmak, tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakkını her durumda güvence altına almaz. İİK’nın 304. maddesi uyarınca itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.05.2023 tarihli, 2023/2003 E. ve 2023/2078 K. sayılı kararında, alacaklılar toplantısında ret oyu verilmesinin tek başına tasdik kararını istinaf etme hakkı sağlamadığı; itirazın kanunda belirtilen zamanda ve yazılı biçimde sunulması gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle projenin oylanması ile tasdik duruşmasına itiraz, birbirinin yerine geçen işlemler değildir.

Yazılı itirazda sadece projenin uygun bulunmadığını söylemek yerine, tasdik şartlarından hangisinin gerçekleşmediği somutlaştırılmalıdır. Teklif edilen tutarın borçlunun muhtemel iflası hâlinde elde edilecek tutardan az olması, kaynakların gerçekçi olmaması, alacaklılar arasında eşitliği bozan uygulamalar, gerekli çoğunluğun oluşmaması veya alacağın nisapta yanlış hesaba katılması gibi nedenler dosyadaki rapor ve belgelerle ilişkilendirilmelidir.

Tasdik Edilen Konkordato Alacağı Nasıl Etkiler?

Tasdik kararıyla konkordato, kural olarak talep tarihinden önce doğmuş alacaklar ile komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan alacaklar bakımından bağlayıcı hâle gelir. Alacaklının süresinde bildirim yapmamış veya projeye ret oyu vermiş olması, tek başına bu bağlayıcılığı ortadan kaldırmaz. Adi alacaklı, artık borcun ilk vadesine göre değil tasdik edilen projede belirlenen tutar ve takvime göre ödeme isteyebilir.

İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklar, rehin değerini karşılayan rehinli alacaklar, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları ve komiserin izniyle mühlet içinde doğan borçlar bakımından kanunda özel hükümler bulunmaktadır. Bir alacağın konkordatoya tabi olup olmadığı yalnızca tarafların “ticari borç” veya “öncelikli borç” nitelemesine göre değil, kanundaki ölçütlere göre belirlenir.

Borçlu şirketin bir alacaklıya proje dışında daha fazla ödeme yapmayı vaat etmesi de geçerli bir güvence sayılmaz. Konkordato projesinde öngörülenden fazla menfaat sağlayan özel vaatler İİK’nın 308/d maddesi gereğince hükümsüzdür. Alacaklı, tahsil stratejisini proje dışındaki sözlü veya yazılı ek ödeme sözüne dayandırmamalıdır.

Şirket Tasdik Edilen Konkordato Taksitlerini Ödemezse Ne Yapılabilir?

Konkordato tasdik edildikten sonra şirketin projedeki bir taksiti ödememesi, alacaklının doğrudan ve hiçbir işlem yapmadan borcun tamamı için eski icra takibine dönmesi anlamına gelmez. Alacaklının yalnızca vadesi gelen proje taksidini konkordato koşullarıyla tahsil etmek istemesi ile indirim ve vadeden önceki haklarına dönmek istemesi farklıdır. İlk durumda takip imkânı tasdik hükmüne, alacağın kabul durumuna ve istenen miktara göre değerlendirilir; projenin dışına çıkarak asıl alacağın tamamının istenebilmesi için konkordatonun alacaklı yönünden feshi gerekir.

Kendisine konkordato projesi uyarınca ödeme yapılmayan alacaklı, İİK’nın 308/e maddesine dayanarak konkordatonun kendi yönünden feshini tasdik kararını veren mahkemeden isteyebilir. Fesih kararı kesinleştiğinde alacaklı, konkordato nedeniyle kaybettiği haklarını kanundaki çerçevede yeniden ileri sürebilir.

Konkordatonun kötü niyetle sakatlandığı ileri sürülüyorsa yalnızca tek alacaklı bakımından değil, konkordatonun tamamen feshi de talep edilebilir. Tam fesih talebinde basit bir ödeme gecikmesinden öte, konkordatonun tasdikini etkileyen kötü niyetin somut olay ve delillerle ortaya konulması gerekir. Borçlu iflasa tabi kişilerden ise tam fesih kararıyla birlikte iflas sonucu da gündeme gelebilir.

Projede ödeme gününün belirlenme şekli, varsa ödemesiz dönem, vadenin hafta sonuna rastlaması, temerrüt koşulları ve kısmi ödemenin hangi takside mahsup edildiği incelenmeden fesih yoluna başvurulmamalıdır. Önce tasdik kararının hüküm fıkrası, onaylanan proje ve ödeme kayıtları birlikte karşılaştırılmalıdır.

Konkordato Talebi Reddedilirse Alacaklı Ne Yapabilir?

Konkordato talebi veya tasdik istemi reddedildiğinde mühletin borçluyu koruyan sonuçları sona erer. Duran takiplerin devamı ve yeni takip başlatılması mümkün hâle gelir. Borçlu iflasa tabi kişilerden ise mahkeme, kanundaki koşulların gerçekleşmesi durumunda ret kararıyla birlikte iflasa da karar verebilir. Bu durumda bireysel takip yerine iflas tasfiyesi ve alacağın iflas masasına kaydı gündeme gelir.

Ret kararının verildiğini öğrenmek tek başına yeterli değildir. Kararın kesinleşme durumu, mahkemenin iflasa karar verip vermediği, mevcut hacizlerin hukuki durumu ve borçlunun başka dosyalardaki koruma kararları kontrol edilmelidir. Konkordato sürecinde bekleyen alacaklının, ret sonrasında malvarlığı araştırması ve takip işlemleri konusunda gecikmesi diğer alacaklılar karşısındaki tahsil ihtimalini azaltabilir.

Konkordato Alacaklısı İçin En Kritik Süreler Hangileridir?

Konkordato dosyasında tek bir süre yoktur. Komiserin alacak kayıt ilanından başlayan on beş günlük süre, tasdik duruşmasına itiraz için duruşmadan en az üç gün önce yapılması gereken yazılı başvuru, tasdik kararına karşı kanun yolu süreleri ve çekişmeli alacak davasında tasdik kararının ilanından itibaren başlayan bir aylık süre ayrı ayrı takip edilmelidir. Çek veya bonoya bağlı alacaklarda kambiyo hukukundan doğan süreler de buna eklenir.

Bu sürelerin başlangıcı çoğu zaman alacaklının şirketteki yetkiliden bilgi aldığı veya posta gördüğü gün değildir. İlan tarihi, duruşma günü, kararın tebliği ve kişinin dosyadaki sıfatı ayrı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yalnızca takvime bir son gün yazmak yerine, o son günün hangi ilan veya karardan hesaplandığını gösteren dosya kaydı tutulmalıdır.

Sonuç olarak konkordato ilan eden şirket borcunu ödemezse alacaklının izleyeceği yol, yalnızca alacak kaydı yaptırmaktan ibaret değildir. Alacağın doğru tutarla ve belgeyle bildirilmesi, çekişmeli hâle gelirse bir aylık dava süresinin korunması, kefil ve kambiyo borçlularına yönelik hakların kaybedilmemesi, toplantıdaki oy ile tasdik duruşmasına yapılacak itirazın birbirinden ayrılması ve projenin ödeme günlerinde fiilen izlenmesi gerekir. Konkordato, alacağı ortadan kaldırmaz; fakat pasif kalan alacaklı bakımından tahsili hem daha uzun hem de daha tartışmalı hâle getirebilir.

Kaynakça

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, m. 288, 294, 295, 299-304, 308/b-308/f.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 05.11.2025, 2025/3177 E., 2025/3738 K.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 03.07.2024, 2023/1148 E., 2024/968 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29.05.2023, 2023/2003 E., 2023/2078 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 14.03.2022, 2021/4402 E., 2022/1359 K.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 16.02.2021, 2021/1389 E., 2021/275 K.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Küçük Esnaf ve Şahıs Şirketi Konkordato İlan Edebilir mi?

Yorum yapın