Trafik kazasından sonra en çok sorulan soru doğal olarak “Ne kadar tazminat alabilirim?” oluyor. Fakat yalnızca kazanın nasıl gerçekleştiğini veya kişinin hangi kemiğinin kırıldığını bilerek doğru bir rakam vermek mümkün değildir. Aynı kazada yaralanan iki kişinin tazminatı birbirinden farklı çıkabileceği gibi, aynı oranda kalıcı iş gücü kaybı bulunan iki kişiye hesaplanan maddi tazminat da aynı olmayabilir.
Bunun sebebi trafik kazası tazminatının tek bir kalemden oluşmamasıdır. Yaralanan kişinin çalışamadığı dönem nedeniyle uğradığı gelir kaybı, kalıcı bir sakatlık meydana gelmişse gelecekteki çalışma gücü kaybı, bakım ihtiyacı, tedaviyle bağlantılı giderler ve ekonomik geleceğin etkilenmesi maddi zarar içerisinde ayrı ayrı değerlendirilebilir. Kazada ölüm meydana gelmişse bu kez ölen kişinin desteğinden mahrum kalanlar yönünden destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir. Bunların yanında yaralanma veya ölüm nedeniyle ayrıca manevi tazminat istenebilir.
Bu nedenle “Trafik kazasında 1 milyon TL alınır mı?” veya “%10 maluliyet kaç para eder?” sorularına dosyadaki diğer bilgiler görülmeden verilen kesin cevaplar çoğu zaman gerçek bir tazminat hesabına dayanmaz.
Anayasa Mahkemesi de trafik kazalarından doğan sürekli sakatlık, destekten yoksun kalma ve araç değer kaybı zararlarında esas alınması gereken yaklaşımın zarar görenin gerçek zararının karşılanması olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, sigorta bakımından gerçek zararı karşılamama riski yaratan hesaplama düzenlemelerini bu nedenle iptal etmiştir.
Trafik Kazasında Maddi Tazminat ile Manevi Tazminat Arasındaki Fark Nedir?
Maddi ve manevi tazminat aynı kazadan doğabilse de birbirinden farklı iki tazminat türüdür.
Maddi tazminatta ekonomik bir zarar hesaplanmaya çalışılır. Kişinin kaza nedeniyle ne kadar gelir kaybettiği, ileride çalışma gücündeki kaybın ekonomik karşılığının ne olduğu, ne kadar süre bakıma ihtiyaç duyduğu veya ölüm hâlinde ailesinin kaybettiği ekonomik desteğin ne kadar olduğu gibi konular mümkün olduğunca somut verilere dayanılarak belirlenir.
Bu nedenle maddi tazminatta yaş, gelir, iş göremezlik oranı, çalışma süresi, yaşam beklentisi, kusur ve zarar dönemi gibi verilerin kullanıldığı aktüeryal hesaplar yapılabilir. Destekten yoksun kalma ve sürekli bedensel zarar hesaplarında gelecekte doğacak zararın bugünkü karşılığının bulunması gerektiğinden hesap yalnızca bir aylık maaşın maluliyet oranıyla çarpılmasından ibaret değildir. Anayasa Mahkemesinin E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararında da destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık zararlarının yaşam süresi, gelir ve aktüeryal unsurlarla ilişkili hesaplanan zararlar olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Manevi tazminatta ise böyle çalışan matematiksel bir formül yoktur. Bir insanın trafik kazasında yaşadığı korkunun, acının, ameliyatların, vücudunda kalan izin veya yakınını kaybetmenin yarattığı manevi yıkımın tam olarak kaç lira ettiğini hesaplayan bir denklem bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu, bedensel bütünlüğün zarar görmesi hâlinde olayın özelliklerine göre uygun bir manevi tazminata hükmedilebilmesine imkân tanır. Ağır bedensel zarar ve ölüm hâlinde yakınların da manevi tazminat istemesi mümkündür.
Bu nedenle uygulamada maddi tazminat için hesaplanan, manevi tazminat için ise takdir edilen bir bedelden söz etmek daha doğru olur.
Manevi tazminatın formülünün bulunmaması, rakamın tamamen rastgele belirlendiği anlamına gelmez. Mahkeme kazanın ve yaralanmanın ağırlığını, kişinin yaşadığı tedavi sürecini, kalıcı beden gücü kaybını, olayın meydana geliş biçimini, tarafların kusur durumlarını ve somut olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir. Anayasa Mahkemesi de trafik kazasında yaralanan kişilerin uzun tedavi süreçleri ve kalıcı beden gücü kayıpları dikkate alınmadan manevi zararlarının karşılanmamasını anayasal hak bakımından sorunlu bulmuştur.
Trafik Kazasında Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Maddi tazminat için bütün trafik kazalarına uygulanabilecek tek satırlık bir formül yoktur. Çünkü yaralanma ile ölümde hesaplanan zarar farklıdır; birkaç ay çalışamayan kişi ile ömür boyu çalışma gücü kaybına uğrayan kişinin hesabı da aynı değildir.
Bununla birlikte sürekli iş göremezlik hesabının mantığını çok basitleştirerek şöyle göstermek mümkündür:
Gelir × zarar süresi × çalışma gücü kaybının etkisi × kusur etkisi +/− hesaplamaya giren diğer aktüeryal unsurlar
Bu gerçek bilirkişi formülünün kendisi değildir; hesabın hangi verilerden beslendiğini anlamak için basitleştirilmiş bir anlatımdır. Gerçek hesapta kişinin yaşı, bakiye yaşam süresi, çalışma dönemi, kazanç durumu, sürekli iş gücü kaybının niteliği, kusur ve gelecekteki zararların bugünkü değeri gibi çok sayıda veri dikkate alınır. Destekten yoksun kalma hesabında ise buna ölen kişinin gelirinden hak sahibine ayırdığı destek payı ile desteğin muhtemel devam süresi gibi unsurlar eklenir.
Örneğin 28 yaşında ve düzenli geliri bulunan bir kişinin çalışma gücündeki kalıcı kaybıyla 62 yaşındaki başka bir kişinin aynı orandaki kaybının ekonomik sonucu aynı olmayabilir. Aynı yaştaki iki kişiden birinin ispatlanabilen gelirinin diğerinden yüksek olması hâlinde de tazminat değişebilir.
Bu nedenle internette yalnızca yaş ve maluliyet oranı girilerek elde edilen rakamlar dosyada hükmedilecek tazminatın garantisi değildir.
Trafik Kazasında Hangi Maddi Tazminatlar İstenebilir?
“Trafik kazası tazminatı” denildiğinde çoğu kişi yalnızca kalıcı sakatlık parasını düşünüyor. Oysa yaralanmanın veya ölümün meydana getirdiği ekonomik zarar birden fazla kalemden oluşabilir.
Türk Borçlar Kanunu ölüm hâlindeki zararları 53. maddede, bedensel zararları ise 54. maddede düzenlemektedir. Bedensel zararlarda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesi nedeniyle doğan zarar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar kanunda açıkça sayılmıştır. Ölüm hâlinde ise cenaze giderlerinin yanında, ölüm hemen gerçekleşmemişse ölüm tarihine kadar ortaya çıkan tedavi ve çalışma gücü kayıpları ile ölen kişinin desteğinden mahrum kalanların zararları düzenlenmiştir.
Geçici İş Göremezlik Tazminatı
Trafik kazasında yaralanan kişi sonunda tamamen iyileşmiş olsa bile, tedavi gördüğü dönemde çalışamamış olabilir.
Örneğin bir kişinin bacağı kırılmış, ameliyat olmuş ve dört ay işine dönememişse, kalıcı sakatlığının bulunmaması o dört aylık ekonomik kaybın hiç doğmadığı anlamına gelmez. İyileşme süresindeki çalışma gücü kaybı nedeniyle oluşan zarar ayrıca değerlendirilebilir.
Bu yüzden “Sağlık kurulu raporumda kalıcı maluliyet çıkmadı, hiçbir tazminat alamam” düşüncesi her dosyada doğru değildir. Kalıcı çalışma gücü kaybı bulunmaması ile kişinin tedavi sürecinde gelir kaybına uğramaması farklı konulardır.
Trafik kazalarında geçici çalışma gücü kaybının, yalnızca hastaneye ödenen sağlık hizmeti bedellerinden farklı bir zarar kalemi olduğu Yargıtay uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde de kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin KTK m. 98 ve trafik sigortası düzenlemelerine ilişkin kararında aktarılan içtihatlarda, geçici iş göremezlik zararının sağlık kuruluşuna yapılan tedavi harcamasıyla aynı şey olmadığı açıkça ortaya konulmuştur.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı
Kazanın kişinin vücudunda kalıcı bir etki bırakması hâlinde sürekli iş göremezlik veya uygulamadaki yaygın ifadeyle sürekli sakatlık tazminatı gündeme gelebilir.
Burada yalnızca kişinin işini tamamen kaybedip kaybetmediğine bakılmaz. Beden gücündeki kalıcı azalmanın kişinin çalışma hayatı ve ekonomik gücü üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Anayasa Mahkemesi sürekli sakatlık tazminatını, haksız fiil nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kişinin bu kaybın hayatı boyunca meydana getireceği ekonomik sonuçlar nedeniyle isteyebileceği zarar olarak ele almaktadır. Sürekli sakatlık oranı hesabın önemli verilerinden biri olmakla birlikte tek başına tazminat rakamını belirlememektedir.
Bu yüzden; “%10 maluliyet = 500.000 TL” veya “%20 maluliyet = 1.000.000 TL” şeklinde çalışan sabit bir tarife yoktur. Aynı %10 oranı, kişinin yaşı ve gelirine göre farklı ekonomik zararlar doğurabilir.
%10 Maluliyet Ne Kadar Tazminat Getirir?
Bu soru Google’da çok aranmasına rağmen yalnızca yüzde verilerek cevaplanabilecek bir soru değildir.
%10 sürekli iş gücü kaybı bulunan 25 yaşındaki kişi ile 65 yaşındaki kişinin gelecekteki ekonomik zararları aynı olmayabilir. Düzenli ve yüksek geliri bulunan bir kişi ile geliri farklı şekilde belirlenen başka bir kişinin hesabı da değişebilir. Kazadaki kusurun bir bölümü zarar görene aitse bunun sonuçları ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla %10, %20 veya %30 oranı tazminat hesabının bir verisidir; tazminatın kendisi değildir.
Anayasa Mahkemesinin trafik tazminatlarına ilişkin kararında da sürekli sakatlık hesabının yalnızca sakatlık yüzdesinden oluşmadığı, yaşam süresi ve aktüeryal unsurların hesaplamaya dâhil edildiği açıklanmıştır.
Trafik Kazasında Tedavi ve Hastane Masrafları İstenebilir mi?
Tedavi giderleri, bedensel zarar nedeniyle doğabilecek maddi zarar kalemleri arasındadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde tedavi giderleri açıkça bedensel zarar kapsamında sayılmıştır.
Ancak trafik kazalarında burada özel bir ayrım yapmak gerekir. Hastanenin verdiği sağlık hizmetinin bedeli ile kişinin tedavi sürecinde cebinden çıkan veya tedaviyle bağlantılı olarak doğan bütün diğer zararlar aynı hukuki rejime tabi olmayabilir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi nedeniyle trafik kazalarındaki belirli sağlık hizmet bedelleri bakımından Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin özel bir sistem bulunmaktadır. Buna karşılık tedavi sürecindeki bütün ekonomik kayıpların “SGK ödüyor” denilerek ortadan kalktığını kabul etmek doğru değildir. Geçici iş göremezlik, gerekli bakım giderleri ve sağlık hizmet bedeli niteliğinde olmayan tedaviyle bağlantılı başka zararlar dosyanın koşullarına göre ayrıca değerlendirilir. Anayasa Mahkemesinin ilgili kararında aktarılan Yargıtay yaklaşımında da sağlık hizmet bedelleri ile geçici iş göremezlik ve diğer zararlar birbirinden ayrılmıştır.
Bu nedenle trafik kazasından sonra hastane, ilaç, rehabilitasyon, ulaşım, yardımcı tıbbi malzeme veya bakım nedeniyle yapılan harcamaların belgelerinin saklanması önemlidir. Hangi giderin kimden talep edilebileceği ise giderin niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.
Trafik Kazasında Bakıcı Gideri İstenebilir mi?
Ağır yaralanan bir kişinin bir süre tek başına günlük ihtiyaçlarını karşılayamaması mümkündür. Ameliyat sonrasında yatağa bağımlı kalan veya kalıcı sakatlık nedeniyle sürekli yardıma ihtiyaç duyan bir kişinin bakım ihtiyacı da ekonomik bir zarar doğurabilir.
Bakıcı gideri yalnızca ömür boyu devam eden ağır sakatlıklarda gündeme gelmez. Yaralanmanın niteliğine göre iyileşme döneminde geçici bakım ihtiyacı da söz konusu olabilir. Trafik kazalarındaki sağlık ve bakım zararlarına ilişkin yargısal değerlendirmelerde geçici ve sürekli bakım ihtiyacının birbirinden ayrıldığı görülmektedir.
Örneğin iki ay boyunca kendi başına yürüyemeyen, banyosunu yapamayan veya günlük ihtiyaçlarını karşılayamayan bir kişinin bakım ihtiyacı ile ömür boyu üçüncü kişinin yardımına ihtiyaç duyacak ağır engelli bir kişinin zararı aynı değildir. Bakımın süresi ve niteliği tazminat hesabını doğrudan etkiler.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Nedeniyle Tazminat Nedir?
Bir trafik kazası her zaman kişiyi tamamen çalışamaz hâle getirmez. Kişi işine geri dönebilir fakat yaralanma onun mesleki geleceğini olumsuz etkileyebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi bu nedenle yalnızca çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesini değil, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları da bedensel zarar içerisinde düzenlemektedir.
Örneğin mesleğinde beden gücünü yoğun kullanan genç bir kişinin kaza sonrasında kalıcı hareket kısıtlılığı yaşaması, mevcut işine devam edebilse dahi ilerideki çalışma ve kazanç imkânlarını etkileyebilir. Bunun somut dosyada ayrıca ispatlanması ve ekonomik zarar doğurduğunun ortaya konulması gerekir.
Bu zarar kalemi özellikle “İşime geri döndüm, o hâlde maddi tazminat alamam” düşüncesinin her zaman doğru olmadığını göstermektedir.
Ölümlü Trafik Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Trafik kazasında bir kişi hayatını kaybettiğinde maddi tazminat hesabı, yaralanmalı kazadaki sürekli iş göremezlik hesabından farklılaşır.
Ölen kişinin sağlığında ekonomik destek sağladığı kişilerin bu ölüm nedeniyle kaybettikleri destek destekten yoksun kalma zararı olarak hesaplanabilir.
Buradaki tazminat “Bir insanın hayatının parasal değeri” değildir. Hesaplanan şey, ölüm gerçekleşmeseydi hak sahibinin ölen kişiden görmeye devam edeceği ekonomik desteğin kaybıdır.
Anayasa Mahkemesi de destekten yoksun kalma tazminatını, haksız fiil nedeniyle ölen kişinin maddi desteğinden mahrum kalan hak sahiplerinin uğradığı ekonomik zararın karşılanmasına yönelik tazminat olarak açıklamaktadır. Hesapta desteğin ve destekten yoksun kalanın yaşı, desteğin muhtemel devam süresi, gelir ve yaşam olasılıkları gibi aktüeryal unsurlar rol oynar.
Bu nedenle ölümlü trafik kazasında; “Her eş şu kadar alır.” “Her çocuk için şu kadar ödenir.” şeklinde sabit rakamlar bulunmamaktadır.
Ölen kişinin geliri ve yaşı, destek olduğu kişiler, çocukların yaşları ve desteğin ne kadar süre devam edeceği gibi hususlar dosyanın sonucunu değiştirir.
Ölümlü Trafik Kazasında Başka Hangi Maddi Tazminatlar İstenebilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi ölüm hâlindeki maddi zararları yalnızca destekten yoksun kalma tazminatıyla sınırlamamıştır.
Ölüm nedeniyle cenaze giderleri talep edilebilir. Kişi kazada hemen hayatını kaybetmemiş, bir süre tedavi gördükten sonra vefat etmişse ölüm tarihine kadar yapılan tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalmasından veya kaybından doğan ekonomik zararlar da gündeme gelebilir. Bunun yanında ölen kişinin desteğinden mahrum kalan kişilerin destekten yoksun kalma zararları hesaplanır.
Örneğin ağır yaralanan bir kişinin kazadan altı ay sonra hayatını kaybetmesi hâlinde dosya yalnızca ölüm gününden sonraki destek zararından ibaret olmayabilir. Kazayla ölüm arasındaki dönemde doğan bedensel zararlar da ayrıca incelenir.
Trafik Kazasında Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Manevi tazminat konusunda internette “manevi tazminat hesaplama” adıyla çok sayıda tablo ve hesaplayıcı bulunmasına rağmen, maddi tazminattaki anlamda bir manevi tazminat formülü yoktur.
Bir insanın kolunun kırılması için kanunda belirlenmiş 100.000 TL, omurga yaralanması için 500.000 TL veya bir yakının ölümü için 1.000.000 TL şeklinde bir tarife bulunmamaktadır.
Manevi tazminatın amacı meydana gelen ekonomik zararı hesaplamak değildir. Kişinin kaza nedeniyle yaşadığı acı, elem ve manevi yıpranma karşılığında uygun bir giderim sağlamaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da maddi tazminatın ekonomik zararı karşılamaya, manevi tazminatın ise kişinin yaşadığı manevi yıpranmayı hafifletmeye yönelik olduğu kabul edilmektedir.
Bu sebeple manevi tazminatın miktarı üzerinde hâkimin takdir alanı maddi tazminata göre çok daha geniştir. Ancak bu takdir sınırsız veya keyfî değildir. Olayın özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir; hükmedilen miktarla yaşanan manevi zarar arasında açık bir orantısızlık bulunması dahi anayasal incelemeye konu olabilmektedir.
Günlük dille söylersek, manevi tazminat rakamı maddi tazminattaki gibi hesap makinesinden çıkmaz. Bu yüzden rakam konusunda maddi tazminata göre daha geniş bir belirsizlik vardır. Fakat “hâkim aklına gelen bir rakamı yazar” demek de doğru olmaz.
Aynı Yaralanmada Neden Farklı Manevi Tazminat Çıkabilir?
İki kişinin de kolunun kırılmış olması, ikisinin aynı manevi tazminatı alacağı anlamına gelmez.
Bir kişinin basit bir kırığı birkaç haftada iyileşebilirken başka bir kişi birden fazla ameliyat geçirmek, aylarca fizik tedavi görmek veya kalıcı hareket kaybıyla yaşamak zorunda kalabilir. Kazanın meydana geliş biçimi ve kusur durumu da dosyada önem taşıyabilir.
Anayasa Mahkemesinin Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız kararında trafik kazasında yaralanan kişilerin uzun süre tedavi görmeleri ve kalıcı beden gücü kaybına uğramaları karşısında manevi zararlarının uygun biçimde değerlendirilmemesi yeterli görülmemiştir. Kararda manevi tazminatın somut olayın gerçek sonuçlarıyla bağlantılı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle başka bir trafik kazası kararında verilen manevi tazminat miktarını bulup kendi dosyanız için doğrudan emsal rakam kabul etmek sağlıklı değildir.
Trafik Kazasında Hem Maddi Hem Manevi Tazminat Alınabilir mi?
Aynı kazada şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminatın birlikte talep edilmesi mümkündür. Çünkü ikisinin karşıladığı zarar aynı değildir.
Örneğin trafik kazasında kalıcı şekilde yaralanan bir kişinin çalışma gücü kaybı nedeniyle maddi zararı hesaplanabilir. Aynı kişinin ağır yaralanma, ameliyatlar ve kalıcı sağlık sorunu nedeniyle yaşadığı manevi zarar için ayrıca manevi tazminat gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesinin trafik kazasına ilişkin kararlarında da maddi zarar ile manevi zarar ayrı ayrı ele alınmakta; bedensel bütünlüğü zarar gören kişinin ekonomik zararının tazmini ile yaşadığı manevi yıpranmanın giderilmesi birbirinden farklı hukuki amaçlar olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle “Maddi tazminat aldım, artık manevi tazminat isteyemem” veya “Manevi tazminat varsa iş göremezlik tazminatı verilmez” şeklinde genel bir kural yoktur.
Kolu veya Bacağı Kırılan Kişi Ne Kadar Tazminat Alır?
Kırığın kendisine bağlı sabit bir para tarifesi bulunmadığı için önce kırığın kişide ne sonuç bıraktığına bakmak gerekir.
Bir kişi iki ay içinde iyileşip eski çalışma gücüne tamamen kavuşmuş olabilir. Bu durumda geçici iş göremezlik ve varsa başka zararlar tartışılabilir. Başka bir kişide aynı kırık kalıcı hareket kısıtlılığı bırakmış olabilir; bu kez sürekli iş göremezlik ve ekonomik geleceğin etkilenmesi de hesaba girebilir.
İki dosyada da hastane raporunda “femur kırığı” yazması, tazminatlarının aynı olması için yeterli değildir.
Bu nedenle trafik kazasında yaralanmanın adı kadar yaralanmanın kişide bıraktığı ekonomik ve bedensel sonuç önemlidir.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat Alınır mı?
Kalıcı sakatlığın bulunmaması bütün tazminat ihtimallerini ortadan kaldırmaz.
Kaza nedeniyle bir süre çalışılamamışsa geçici gelir kaybı doğabilir. Tedaviyle bağlantılı karşılanmamış zararlar bulunabilir. Yaralanmanın özelliklerine göre manevi tazminat da değerlendirme konusu olabilir.
Ancak kalıcı hiçbir etkisi bulunmayan kısa süreli ve hafif bir yaralanma ile kişinin hayatının geri kalanını etkileyen ağır bir sakatlığın aynı maddi veya manevi tazminatı doğurması beklenmez.
Trafik Kazasında Tazminat Miktarını En Çok Neler Değiştirir?
Tazminatı belirleyen unsurlar dosyadaki zarar türüne göre değişmekle birlikte, yaralanmalı trafik kazalarında kişinin yaşı, geliri, iyileşme süresi, kalıcı çalışma gücü kaybı, bakım ihtiyacı ve kusur durumu hesap üzerinde önemli etkiye sahiptir. Ölümlü kazalarda ise ölen kişinin yaşı ve geliri ile geride kalanların destek ilişkisi ayrıca önem kazanır. Aktüeryal hesapların amacı da gelecekte devam edecek ekonomik zararı bu veriler kullanılarak parasal olarak belirlemektir.
Bu nedenle trafik kazası tazminatında yalnızca “Kaç yüzde maluliyet var?” diye sormak yeterli değildir. Sağlıklı bir hesap için kişinin yaşı, gelir durumu, kusur oranı, sağlık raporları, çalışma durumu ve zararın ne kadar süre devam edeceği birlikte değerlendirilmelidir.
Trafik Kazasında %5, %10 veya %20 Maluliyet Ne Kadar Tazminat Getirir?
Trafik kazasında sürekli beden gücü kaybı oranının %5, %10 veya %20 olarak belirlenmesi, tazminat hesabının önemli bir parçasıdır. Ancak bu oranların hiçbirinin sabit bir TL karşılığı yoktur. “%10 maluliyet varsa 500.000 TL alınır” şeklinde kullanılabilecek bir tarife bulunmamaktadır.
Bunun nedeni sürekli iş göremezlik tazminatının yalnızca sağlık raporundaki yüzdeye göre hesaplanmamasıdır. Yaralanan kişinin yaşı, kazanç durumu, kusur oranı, çalışma hayatının ne kadarının kaldığı ve hesaplamada dikkate alınacak yaşam süresi birlikte sonuca etki eder. Anayasa Mahkemesinin trafik kazalarındaki sürekli sakatlık tazminatına ilişkin değerlendirmesinde de gerçek zararın yaşam süresi, gelir ve aktüeryal veriler esas alınarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Örneğin 25 yaşında, düzenli ve ispatlanabilir yüksek geliri bulunan bir kişinin %10 oranındaki sürekli beden gücü kaybı ile 60 yaşındaki başka bir kişinin aynı orandaki kaybının ekonomik sonucu aynı çıkmayabilir. Her ikisinin sağlık raporunda “%10” yazıyor olsa bile önlerindeki çalışma dönemi ve kazançları farklıdır.
Aynı şekilde kişinin %20 maluliyetinin bulunması, %10 maluliyeti bulunan başka bir kişinin tazminatının tam iki katını alacağı anlamına gelmez. Hesaplamadaki diğer değişkenler aynı olmadığı sürece yalnızca yüzdeler arasında matematiksel oran kurmak yanıltıcı olur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/11175 E., 2022/4061 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da önce %5, daha sonra %15,2 olarak belirlenen sürekli iş göremezlik oranları gündeme gelmiş; artan maluliyet nedeniyle yeni tazminat talebinin değerlendirilebilmesi için maluliyetin kazayla bağlantısı ve uygulanması gereken yönetmeliğe uygun bir sağlık raporunun bulunması önem taşımıştır. Bu karar da rapordaki oranın tek başına tazminat rakamı olmadığını gösteren örneklerden biridir.
Maluliyet Oranı Sonradan Artarsa Yeniden Tazminat İstenebilir mi?
Bazı trafik kazalarında yaralanmanın gerçek ve kalıcı sonucu ilk sağlık raporu alındığında tam olarak ortaya çıkmayabilir. Özellikle ortopedik yaralanmalarda, omurga hasarlarında veya tedavisi uzun süren vakalarda kişinin sağlık durumu zaman içerisinde farklılaşabilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/25062 E., 2022/4604 K. sayılı kararına konu olayda aynı omurga yaralanması nedeniyle önce %4, daha sonra %15,2 oranında maluliyet raporu düzenlenmiş olması bu sorunun uygulamadaki örneklerinden biridir. Böyle bir durumda sonradan ortaya çıkan veya arttığı ileri sürülen maluliyetin kazayla illiyetinin ve doğru sağlık mevzuatına göre belirlenmesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle trafik kazasından hemen sonra alınan ilk sağlık belgesini “Hayatım boyunca geçerli kesin maluliyet oranım budur” şeklinde değerlendirmek doğru olmayabilir. Özellikle tedavinin henüz tamamlanmadığı ağır yaralanmalarda kalıcı sonucun tıbben belirlenebilir hâle gelmesi önem taşır.
Kol Kırılması Trafik Kazasında Ne Kadar Tazminat Getirir?
Kol kırığının sabit bir tazminat bedeli yoktur. Kırığın yeri, ameliyat gerektirip gerektirmediği, kemiğin nasıl kaynadığı, hareket kısıtlılığı bırakıp bırakmadığı, kişinin ne kadar süre çalışamadığı ve kalıcı bir beden gücü kaybının oluşup oluşmadığı sonucu değiştirir.
Basit bir kırık birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde tamamen iyileşebilir. Böyle bir dosyada kalıcı iş göremezlik hiç bulunmayabilir; buna rağmen iyileşme dönemindeki gelir kaybı, gerekli bakım ve tedaviyle bağlantılı zararlar ile manevi tazminat ayrıca gündeme gelebilir.
Başka bir kişide aynı bölgedeki kırık ameliyat, platin uygulanması, uzun fizik tedavi ve kalıcı hareket kısıtlılığı ile sonuçlanabilir. Bu durumda geçici zararların yanında sürekli iş göremezlik zararı da ortaya çıkabilir.
Bu nedenle internet üzerinde “kol kırığı tazminatı 300.000 TL” gibi rakamlarla yapılan açıklamaların kendi dosyanızdaki tazminatı göstermesi mümkün değildir.
Bacak Kırılması veya Kalça Kırığı Ne Kadar Tazminat Getirir?
Bacak ve kalça yaralanmalarında da kırığın adı tek başına belirleyici değildir. Kişinin yürüme yeteneğinde kalıcı sorun oluşması, bacakta kısalma, eklem hareketlerinin azalması, protez ihtiyacı veya yaptığı meslek bakımından daha ağır bir sonuç meydana gelmesi tazminat hesabını etkileyebilir.
Örneğin günün büyük bölümünü ayakta geçiren bir meslekte çalışan kişi ile masa başında çalışan kişinin aynı ortopedik yaralanmadan mesleki olarak etkilenmesi farklı olabilir. Bunun yanında maddi tazminat hesabında kişinin gerçek gelirinin ispatlanabilmesi de önem taşır.
Manevi tazminat yönünden ise yalnızca sürekli iş göremezlik oranına bakılmaz. Ameliyat sayısı, hastanede kalış süresi, tedavinin ağırlığı ve kalıcı bedensel sonuçlar da olayın bütünü içerisinde değerlendirilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/2260 E., 2024/3929 K., 29.04.2024 tarihli kararında manevi tazminat değerlendirmesinde olayın oluş şekli, kusur oranları, yaralanan kişinin maluliyeti ve yakınların yaralanan kişiyle ilişkisi dikkate alınmıştır.
Ameliyat Olmak Tazminatı Artırır mı?
Ameliyat sayısı maddi tazminatın içerisine otomatik olarak eklenecek sabit bir bedel değildir. Üç ameliyat geçiren herkesin maddi tazminatına ayrıca belirli bir miktar ilave edilmez.
Bununla birlikte ameliyatlar kişinin iyileşme süresini uzatmışsa, daha uzun süre çalışamamasına neden olmuşsa, bakım ihtiyacını artırmışsa veya kalıcı sağlık sorunu bırakmışsa bunların maddi zarar üzerinde doğrudan etkisi olabilir. Ameliyat ve ağır tedavi süreci ayrıca manevi tazminatın belirlenmesinde olayın ağırlığını gösteren unsurlar arasında değerlendirilebilir.
Bu nedenle ameliyat trafik kazası tazminatında önemsiz değildir; fakat “her ameliyat için şu kadar para” biçiminde çalışan bir sistem de yoktur.
Trafik Kazasında Yüzde İz Kalması Tazminat Getirir mi?
Kazadan sonra yüzde veya vücudun başka bir bölgesinde kalıcı iz oluşması hem bedensel zarar hem de manevi zarar bakımından önem taşıyabilir. Ancak her izin otomatik olarak belirli bir maluliyet oranı doğurduğu söylenemez. Sağlık raporunun, kaza tarihinde uygulanması gereken mevzuata ve ilgili tıbbi ölçütlere göre düzenlenmesi gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/15222 E., 2024/12467 K., 09.12.2024 tarihli kararında da deri skarına ilişkin maluliyet değerlendirmesinin ilgili yönetmelikteki teknik koşullara uygun yapılmaması bozma nedeni kabul edilmiştir.
Bunun dışında kişinin yüzünde belirgin ve kalıcı bir iz bırakması, özellikle genç bir kişinin yaşamında ortaya çıkardığı etki bakımından manevi tazminat değerlendirmesinde de önem taşıyabilir. Burada yine sabit bir “yüzde iz tarifesi” bulunmamaktadır.
Geçici İş Göremezlik ile Sürekli İş Göremezlik Aynı Anda Alınabilir mi?
Bir trafik kazasında hem geçici hem sürekli iş göremezlik zararı doğabilir. Çünkü bu iki kalem aynı dönemin aynı zararını karşılamaz.
Geçici iş göremezlik, kişinin tedavi ve iyileşme döneminde çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıpla ilgilidir. Sürekli iş göremezlik ise tedavi tamamlandıktan sonra kalıcı beden gücü kaybının gelecekte meydana getireceği ekonomik zarara ilişkindir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/10743 E., 2024/12670 K. sayılı kararında sürekli iş göremezlik yanında geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin de ayrı zarar kalemleri olarak değerlendirilmesi kabul edilmiştir. Aynı kararda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılması da hukuka uygun bulunmuştur.
Dolayısıyla kişide kalıcı sakatlık bulunması, tedavi dönemindeki gelir kaybını kendiliğinden sürekli iş göremezlik tazminatının içine eritmez.
Trafik Kazasında Bakıcı Gideri Nasıl Belirlenir?
Kişinin yaralanmadan sonra başkasının yardımına gerçekten ihtiyaç duyduğu sürenin belirlenmesi gerekir. Bu ihtiyaç bazen birkaç hafta veya birkaç ayla sınırlı kalabilir; ağır sakatlıklarda ise sürekli hâle gelebilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E., 2022/7544 K., 20.04.2022 tarihli kararında trafik kazası nedeniyle doğan geçici bakıcı giderinin SGK’nın sağlık hizmet bedellerinden ayrı bir zarar olduğu ve şartları varsa zarardan sorumlular ile sigortacıdan istenebileceği kabul edilmiştir. Aynı kararda geçici iş göremezlik ve belgelenemeyen zorunlu tedavi giderleri de sağlık hizmet bedellerinden ayrılmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6658 E., 2022/5378 K. sayılı kararına konu trafik kazasında da sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan zorunlu tedavi giderleri aynı maddi zarar dosyasında ayrı kalemler hâlinde ele alınmıştır.
Bu nedenle “bakımı zaten annesi yaptı, para ödenmedi, bakıcı gideri yoktur” şeklindeki değerlendirme her olay bakımından doğru olmayabilir. Burada yaralananın gerçekten bakım ihtiyacının bulunması ve bu ihtiyacın süresi önem taşır.
Çocuk Trafik Kazasında Yaralanırsa Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Çocuklarda hesabın yetişkin çalışanlardan farklı yönleri vardır. Kaza tarihinde henüz gelir getiren bir işte çalışmayan çocuğun o dönem için kaybettiği gerçek ücretin varlığından söz edilemeyebilir. Buna karşılık kalıcı bir beden gücü kaybının çocuğun gelecekteki çalışma ve ekonomik hayatını etkilemesi mümkündür.
Bu ayrım Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E., 2022/7544 K. sayılı kararında açık biçimde görülmektedir. Kaza tarihinde 11 yaşında olan ve gelir getirici bir işte çalıştığı ileri sürülmeyen çocuk yönünden altı aylık iyileşme süresi için geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanması doğru kabul edilmemiştir. Buna karşılık dosyada çocuğun sürekli iş göremezlik tazminatı ayrı bir zarar kalemi olarak değerlendirilmiştir.
Çocukların kalıcı sağlık kayıplarında ayrıca çocuklara özgü sağlık değerlendirme mevzuatına uyulması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/8548 E., 2022/2770 K. sayılı kararında da 20.02.2019 sonrasında çocukların sağlık durumlarının Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle bir çocuğun bugün maaşı bulunmuyor diye kalıcı sakatlığının ekonomik sonuç doğurmayacağı söylenemez. Ancak çocuğun henüz çalışmadığı döneme ilişkin geçici kazanç kaybı ile gelecekteki kalıcı güç kaybını birbirinden ayırmak gerekir.
Çalışmayan Ev Kadını Trafik Kazasında Tazminat Alabilir mi?
Bordrolu bir işte çalışmıyor olmak, bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ev hizmetlerinin de ekonomik bir değeri bulunduğu Yargıtay uygulamasında uzun süredir kabul edilmektedir.
Özellikle ev kadınının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma hesabında, ev içerisinde sağlanan hizmetlerin ekonomik katkı oluşturduğu ve kişinin ücretli bir işte çalışmıyor olmasının bu katkıyı değersiz hâle getirmediği kabul edilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin uygulamasında, trafik kazasında hayatını kaybeden ve dışarıda ücretli işi bulunmayan ev kadınının desteğinin asgari ücret düzeyinde ekonomik değer taşıdığı kabul edilmiştir.
Yaralanma hâlinde de kişinin kendi ev hizmetlerini yerine getirirken sakatlığı nedeniyle daha fazla güç harcamak zorunda kalması bedensel güç kaybının ekonomik sonucu bakımından önem taşıyabilir. Yargıtay’ın pasif dönem zararına ilişkin yerleşik yaklaşımında da günlük yaşamsal faaliyetlerin ekonomik değer taşıdığı ve ücretli çalışma sona erdikten sonra dahi beden gücü kaybının ekonomik zarar doğurabileceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle “Ben ev hanımıyım, maaşım yok, sürekli iş göremezlik tazminatı alamam” şeklinde kesin bir sonuç doğru değildir.
Emekli Bir Kişi Trafik Kazasında Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Alabilir mi?
Emeklilik de tek başına “artık ekonomik zarar doğmaz” anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında çalışma hayatı aktif ve pasif dönem olarak ayrılmakta, sürekli beden gücü kaybının pasif dönemde de ekonomik sonuç doğurabileceği kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/3572 E., 2019/810 K., 04.02.2019 tarihli kararında pasif dönemdeki zararın, ücret karşılığı fiilî çalışmadan değil, ekonomik değeri bulunan yaşamsal faaliyetleri beden gücü kaybı nedeniyle daha fazla eforla yerine getirmek zorunda kalmaktan kaynaklandığı kabul edilmiştir. Bu nedenle pasif dönem için de zarar hesabı yapılması gerektiği benimsenmiştir.
Dolayısıyla emekli kişinin trafik kazasında kalıcı olarak sakatlanması hâlinde “Zaten emekliydi, hiçbir geliri kaybolmadı” denilerek dosyanın kapatılması doğru olmayabilir. Somut olayda kişinin çalışmaya devam edip etmediği, ayrıca gelir elde edip etmediği ve kalıcı beden gücü kaybının günlük yaşam üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
Maaşım Yüksekse Trafik Kazası Tazminatım da Yüksek Olur mu?
Sürekli veya geçici iş göremezlik hesabında gerçek kazanç önemli olduğu için, ispatlanabilen gelir tazminat miktarını etkileyebilir. Ancak kişinin yalnızca “Ben ayda 150.000 TL kazanıyordum” demesi bu gelirin otomatik olarak hesaba alınacağı anlamına gelmez. Gelirin dosyada güvenilir biçimde ortaya konulması gerekir.
Meslek ve çalışma süresi de hesabın başka bir parçasıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/798 E., 2024/2308 K. sayılı kararında uzman onbaşı olarak görev yapan kişinin aktif çalışma döneminin herkes için varsayılan yaş üzerinden belirlenmesi yeterli görülmemiş; mesleğine özgü emeklilik yaşının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu karar, trafik kazası tazminatının neden yalnızca “maaş × maluliyet” hesabından ibaret olmadığını da göstermektedir. Gerçek gelir kadar kişinin mesleği ve çalışma hayatının süresi de önem taşıyabilir.
Asgari Ücretle Çalışanın Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Kişinin gelirinin asgari ücret olduğu sabitse, hesaplamada bu kazanç verisi kullanılır. Geliri bulunmakla birlikte gerçek kazancı ispatlanamayan bazı dosyalarda da asgari ücret hesabın temel verilerinden biri hâline gelebilir.
Ancak burada 2026 yılındaki asgari ücretin kişinin geçmişteki bütün çalışma dönemlerine tek rakam olarak uygulanması şeklinde basit bir işlem yapılmaz. Hesapta işlemiş ve gelecekteki dönemlerin nasıl ele alınacağı, aktüeryal yöntem ve güncel Yargıtay uygulaması önem taşır.
Bu yüzden internet üzerinde “asgari ücretli, %10 malul, 30 yaşında = şu kadar” şeklinde hazırlanmış tablolar yaklaşık fikir verse bile mahkeme veya sigorta tahkim dosyasında çıkacak kesin rakam olarak kullanılmamalıdır.
Sigortasız Çalışan Kişi Trafik Kazası Tazminatı Alabilir mi?
SGK kaydının bulunmaması kişinin bedensel zararının hiç olmadığı anlamına gelmez. Buradaki sorun çoğu zaman kişinin gerçek kazancının nasıl ispatlanacağıdır.
Çalışmanın ve kazancın başka delillerle ortaya konulabilmesi hâlinde bunların değerlendirilmesi mümkündür. Gelirin yeterli biçimde ispatlanamadığı dosyalarda ise hesapta asgari ücret düzeyi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla “Sigortam yoktu, hiçbir maddi tazminat alamam” şeklinde bir kural bulunmadığı gibi, belgesiz biçimde ileri sürülen her yüksek gelir iddiasının da hesaba aynen alınması beklenmemelidir.
Kaza Sonrası İşime Devam Ediyorsam Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Alamaz mıyım?
Kalıcı beden gücü kaybına rağmen kişinin eski işine devam etmesi, tek başına zararın bulunmadığını göstermez. Bir kişi aynı maaşı almaya devam ederken aynı işi eskisine göre daha fazla efor harcayarak yapmak zorunda kalabilir.
Yargıtay’ın pasif dönem ve efor kaybına ilişkin yaklaşımında da bedensel zararın yalnızca fiilen maaş azalması şeklinde ortaya çıkmasının gerekmediği kabul edilmektedir. Beden gücündeki kaybın ekonomik değeri, kişinin günlük ve mesleki faaliyetlerini daha fazla eforla sürdürmek zorunda kalması üzerinden de değerlendirilir.
Bu nedenle sürekli iş göremezlik kavramını yalnızca “artık hiç çalışamıyorum” şeklinde anlamamak gerekir. Kalıcı kaybın derecesi ve ekonomik etkisi somut olayda belirlenir.
Ölümlü Trafik Kazasında Eş Ne Kadar Tazminat Alır?
Eş için sabit bir destekten yoksun kalma tazminatı bulunmaz. Ölen eşin yaşı, geliri, sağlığında aileye yaptığı ekonomik destek, sağ kalan eşin yaşı ve destek ilişkisinin ne kadar devam edeceği hesap üzerinde etkilidir.
Ayrıca sağ kalan eşin daha sonra yeniden evlenmesi hesabı değiştirebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/6583 E., 2024/3654 K., 24.04.2024 tarihli kararında destekten yoksun kalan eşin daha sonra evlenmiş olması hâlinde, ilk eşin desteğinden yoksun kalma zararının ölüm tarihi ile yeniden evlenme tarihi arasındaki dönem için hesaplanması kabul edilmiştir.
Bu nedenle ölümlü kazada “eşe her zaman gelirin yarısı verilir” veya “eş şu kadar milyon alır” şeklindeki açıklamalar eksiktir. Destek payları ve süresi aktüeryal hesap içerisinde belirlenir.
Ölümlü Trafik Kazasında Çocuklar Ne Kadar Tazminat Alır?
Çocukların destekten yoksun kalma tazminatı da herkese aynı miktarda verilmez. Çocuğun yaşı ve ölen anne veya babadan ekonomik destek görmesinin ne kadar süre devam edeceği önemlidir.
Yargıtay uygulamasında eğitim durumu ve somut sosyal koşullar destek süresinin belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/17837 E., 2019/9352 K. sayılı kararında da çocukların eğitim durumları ve çalışmaya başlamaları dikkate alınmadan tek tip destek süresi uygulanması doğru kabul edilmemiştir.
Bu nedenle 3 yaşındaki çocuk ile üniversite eğitimini tamamlamak üzere olan 22 yaşındaki kişinin destekten yoksun kalma hesabının aynı olması beklenmez.
Ölümlü Trafik Kazasında Anne ve Baba Tazminat Alabilir mi?
Anne ve baba da şartları varsa ölen çocuklarının desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürebilirler. Destekten yoksun kalma tazminatı miras payına göre otomatik dağıtılan bir para değildir; ölümden önce var olan veya hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleşmesi beklenen destek ilişkisinin kaybını karşılamaya yöneliktir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/10928 E., 2022/2996 K. sayılı kararında anne ve baba için destek payı hesaplanırken ölen kişinin eş ve çocuğunun da paylarının hesaba katılması gerektiği kabul edilmiştir. Destek paylarının diğer hak sahiplerinin varlığından bağımsız biçimde belirlenemeyeceği bu kararda açıkça görülmektedir.
Dolayısıyla “ölen evli olduğu için anne babası hiçbir şey alamaz” veya tam tersine “anne babaya otomatik şu oran verilir” şeklinde genel sonuç çıkarmak doğru değildir.
Trafik Kazasında Ölen Kişi Ev Kadınıysa Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Çıkar mı?
Çıkarabilir. Destek kavramı yalnızca eve maaş getiren kişiden ibaret değildir. Ev kadınının ev işleri, çocukların bakımı ve aile hayatının yürütülmesine yaptığı hizmetlerin ekonomik değeri bulunduğu Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin uygulamasında, trafik kazasında hayatını kaybeden ve ücretli bir işte çalışmayan ev kadınının aileye sağladığı hizmetlerin destek olarak değerlendirilmesi ve hesaplamada asgari ücret düzeyinin esas alınması kabul edilmiştir.
Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı sadece “Ölen kişinin maaşı kaç liraydı?” sorusuna indirgenemez.
Ölen Kişinin Maaşı Yüksekse Ailesinin Tazminatı da Yüksek Olur mu?
Destekten yoksun kalma hesabında ölen kişinin geliri temel verilerden biri olduğu için, gerçek ve ispatlanabilir gelirin yüksek olması zarar miktarını etkileyebilir. Bununla birlikte tüm gelir doğrudan hak sahiplerine dağıtılmaz. Ölen kişinin kendi kişisel ihtiyaçları için ayıracağı pay ve eş, çocuk, anne-baba gibi destek görenlerin payları hesaba katılır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/6583 E., 2024/3654 K. sayılı kararında da destekten yoksun kalma tazminatının amacı, desteğin ölümünden önceki ekonomik ve sosyal durumun kaybedilen destek ölçüsünde korunması olarak kabul edilmiştir.
Dolayısıyla yüksek maaş, hesabı yükseltebilecek önemli bir unsur olmakla birlikte tazminatın tamamını tek başına belirlemez.
Trafik Kazasında Kusur Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?
Tazminat hesabında bulunan ilk rakam her zaman karşı taraftan tahsil edilecek son rakam değildir. Zarar gören kişinin kazanın meydana gelmesindeki kendi kusuru veya zararın artmasına katkısı tazminatın azaltılmasına yol açabilir.
Örneğin karşılanabilir zarar 2.000.000 TL olarak hesaplanmış ve zarar görenin olayda %25 kusurlu olduğu kabul edilmişse, yalnızca kusurun etkisini göstermek için yapılan basitleştirilmiş örnekte karşı tarafa yüklenebilecek zarar 1.500.000 TL seviyesine iner. Gerçek dosyada ise kusur dışında müterafik kusur, yapılan önceki ödemeler, poliçe limiti ve başka indirim nedenleri de ayrıca gündeme gelebilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/6583 E., 2024/3654 K. sayılı kararında da zarar gören desteğin yolculuğa elverişli olmayan traktör kasasında seyahat etmesi gibi olguların TBK m. 52 kapsamında müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle “Ben kazada %20 kusurluyum, hiç tazminat alamam” sonucu da doğru değildir. Kusurun niteliği ve zarara etkisi hesaba yansıtılır.
%10 Maluliyeti Olan İki Kişinin Tazminatı Neden Farklı Çıkar?
Bunu bir örnek üzerinden düşünmek daha kolaydır.
Birinci kişi 27 yaşında, düzenli ve ispatlanmış bir geliri bulunan bir çalışan olsun. İkinci kişi ise 58 yaşında ve daha düşük gelirli olsun. Her ikisinde de aynı kazaya bağlı %10 sürekli beden gücü kaybı tespit edildiğini ve diğer şartların benzer olduğunu varsayalım.
Sağlık yönünden yüzde aynı olmakla birlikte birinci kişinin önündeki ekonomik zarar süresi daha uzundur. Geliri de daha yüksekse hesaplanan kayıp ayrıca büyür. Bu nedenle aktüeryal hesabın sonunda farklı tazminat rakamları çıkması olağandır.
Buna üçüncü bir kişinin %10 maluliyetle fakat kazada %50 kusurlu olduğunu eklediğimizde sonuç yeniden değişir.
Bu nedenle tazminat dosyasında maluliyet oranı rakamın başlangıç noktalarından biridir; son rakam değildir.
Trafik Kazasından Sonra “Şu Kadar Kesin Alırsınız” Denebilir mi?
Sağlık durumu kesinleşmeden, uygulanacak maluliyet oranı belirlenmeden, gelir ve kusur bilgileri görülmeden güvenilir bir maddi tazminat hesabı yapılamaz.
Yargıtay kararlarında maluliyet raporunun doğru yönetmeliğe göre düzenlenmemesi dahi bozma sebebi olabilmektedir. Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/5325 E., 2025/2344 K., 13.02.2025 tarihli kararında maluliyet oranının kaza tarihinde uygulanması gereken mevzuata göre belirlenmemesi ve kusurun uzman incelemesiyle yeterince ortaya konulmaması nedeniyle kararın bozulması kabul edilmiştir.
Dolayısıyla daha kazadan birkaç gün sonra, kişinin kalıcı sağlık durumunun ne olacağı bilinmezken verilen “Bu dosyadan kesin 3 milyon çıkar” şeklindeki rakamların aktüeryal bir tazminat hesabı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Trafik Kazası Tazminatını Kim Öder? Sigorta Limiti Yetmezse Ne Olur?
Hesap sonunda bir rakama ulaşılması ise paranın tamamının mutlaka sigorta şirketinden alınacağı anlamına gelmez. Bundan sonra ikinci bir inceleme yapılır: Bu zarardan kim sorumlu ve sorumluların hangi kısmı sigorta kapsamında?
Trafik kazalarında bu ayrım önemlidir. Aynı dosyada zorunlu trafik sigortası, aracın işleteni, sürücü ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortası farklı hukuki nedenlerle sorumlu olabilir. Aracın sigortasız veya kazaya neden olan aracın tespit edilememiş olması hâlinde ise bedensel zararlar bakımından Güvence Hesabı gündeme gelebilir.
SEDDK Nedir ve Trafik Kazası Tazminatıyla Ne İlgisi Var?
SEDDK, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumudur. Sigortacılık sektörüne ilişkin düzenleme ve denetleme görevini yürüten kamu kurumudur. Zorunlu trafik sigortasına ilişkin mevzuat, genel şartlar ve teminat limitleri de Kurumun görev alanındadır.
Bu nedenle trafik kazası yazılarında zaman zaman görülen “2026 trafik sigortası limiti” gibi rakamların kaynağı bir sigorta şirketinin kendi tercihi değildir. 2026 yılında uygulanacak zorunlu trafik sigortası teminat limitleri SEDDK tarafından yayımlanmıştır.
2026 Trafik Sigortası Tazminat Limiti Ne Kadar?
1 Ocak 2026–31 Aralık 2026 döneminde zorunlu trafik sigortasında kişi başına sağlık gideri teminatı 3.600.000 TL, kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatı da 3.600.000 TL olarak belirlenmiştir. Maddi zarar teminatı ise araç başına 400.000 TLdir. Kaza başına toplam limitler aracın türüne göre değişmektedir; örneğin insan taşımada kullanılan motorlu araçlarda sağlık ile sakatlanma ve ölüm için kaza başına toplam limit 18.000.000 TL’dir.
Bu rakamları görünce en sık yapılan hata, trafik kazasında yaralanan kişinin 3.600.000 TL almaya hak kazandığını düşünmektir.
Böyle bir sistem yoktur.
Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da sigortacının üçüncü kişilerin zararlarını kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta limitleri içerisinde karşıladığı açıkça düzenlenmiştir. Aynı genel şartlara göre teminat limitinin belirlenmesinde kaza tarihi esas alınır.
Dolayısıyla 3.600.000 TL, yaralanan herkese ödenecek bir tazminat değil, 2026 yılında kişi başına uygulanacak sigorta sorumluluk sınırıdır.
3.600.000 TL Trafik Sigortası Limiti Ne Anlama Geliyor?
Örneğin trafik kazasında sürekli iş göremezlik nedeniyle yapılan aktüeryal hesapta kişinin sigorta kapsamında kalan zararının 800.000 TL olduğu kabul edilsin. Sigorta limiti 3.600.000 TL diye kişiye 3.600.000 TL ödenmez. Zarar 800.000 TL ise diğer koşullar da bulunduğunda sigortanın karşılayacağı tutar bu zarar üzerinden belirlenir.
Buna karşılık kişinin karşılanabilir zararının 5.000.000 TL olduğu bir örnekte zorunlu trafik sigortası, poliçe ve teminat koşulları çerçevesinde 3.600.000 TL’lik kişi başı sınırının üzerine çıkmaz. Sigorta limitini aşan zarar bakımından kazadan hukuken sorumlu kişiler ile varsa ek sorumluluk sigortaları gündeme gelir. Zorunlu trafik sigortasının amacı da işletene düşen hukuki sorumluluğu, sigorta limitleri içerisinde üçüncü kişiler yönünden teminat altına almaktır.
Bu nedenle trafik kazası dosyasında birbirinden ayrı iki rakam bulunabilir: Hesaplanan gerçek zarar ile sigorta şirketinin ödemekle yükümlü olduğu azami tutar olup ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.
Trafik Sigortası Tazminatın Tamamını Karşılamazsa Kalan Para Kimden Alınır?
Tazminat sigorta limitini geçtiğinde zarar ortadan kalkmaz. Sigorta şirketinin sorumluluğunun limitte sona ermesi ile zarar veren kişilerin hukuki sorumluluğunun sona ermesi aynı şey değildir.
Karayolları Trafik Kanunu m. 85’te motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan ölüm, yaralanma ve eşya zararlarında işletenin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de bu sorumluluğun motorlu aracın işletilmesinden doğan özel bir tehlike sorumluluğu niteliğinde olduğunu; zorunlu mali sorumluluk sigortasının ise bu sorumluluğu sigorta limiti içerisinde güvence altına aldığını belirtmektedir.
Sürücünün ayrıca kendi kusurlu davranışından doğan hukuki sorumluluğu bulunabilir. Birden fazla kişinin aynı trafik kazasındaki zarardan sorumlu olduğu durumlarda müteselsil sorumluluk da gündeme gelebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesine yansıyan trafik kazası dosyalarında sürücü ile işletenin aynı tazminattan birlikte sorumlu tutulduğu örnekler bulunmaktadır.
Bu sebeple özellikle ağır sakatlık veya ölüm nedeniyle gerçek zararın trafik sigortası limitini aştığı dosyalarda yalnızca sigorta şirketinin poliçesine bakılarak dosyanın değeri belirlenmemelidir.
Araç Sahibi de Trafik Kazası Tazminatından Sorumlu Olur mu?
Bu konuda “Aracın ruhsatı kimin üzerindeyse her durumda bütün tazminatı o öder” şeklinde bir anlatım fazla geniştir. Karayolları Trafik Kanunu sorumluluğu esas olarak işleten kavramı üzerinden kurmaktadır. Uygulamada tescil sahibi çoğu dosyada işleten sıfatıyla karşımıza çıksa da işletenliğin hukuki koşulları somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir.
Bununla birlikte aracın başka biri tarafından kullanılıyor olması, araç sahibini kendiliğinden bütün sorumluluktan kurtarmaz. Örneğin aracın bir arkadaşınıza kısa süreli olarak verilmiş olması veya bir çalışan tarafından kullanılması hâlinde sürücünün farklı kişi olması tek başına işleten sıfatını ortadan kaldırmaz.
Noterde devir yapılmadan yalnızca kendi aralarında satış yaptığını ileri süren tarafların karşılaştığı risk de burada görülür. Anayasa Mahkemesine yansıyan bir trafik kazası dosyasında araç malikinin kazadan önce aracı haricen sattığını ileri sürmesi, noter devri bulunmadığı için sorumluluktan kurtulması bakımından yeterli görülmemiş ve sürücü ile işletenin sorumluluğu birlikte değerlendirilmiştir.
Bu nedenle özellikle “Arabayı ben kullanmıyordum” savunması, araç sahibi bakımından her trafik kazasında tek başına sorumluluğu ortadan kaldıran bir savunma değildir.
Arabamı Arkadaşıma Verdim, Kaza Yaptı; Tazminatı Ben de Öder miyim?
Aracı başkasının kullanmasına izin verilmiş olması hâlinde sürücü ile işletenin hukuki durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Kazayı yapan sürücünün kusuru nedeniyle sorumluluğu bulunabileceği gibi, Karayolları Trafik Kanunu m. 85 kapsamında işleten sorumluluğu da devam edebilir.
Bu nedenle aracını bir arkadaşına, aile ferdine veya çalışanına veren kişinin “Direksiyonda ben yoktum, benimle ilgisi yok” diyerek trafik kazasından doğacak mali sorumluluğu her durumda bertaraf etmesi mümkün değildir.
Özellikle aracın trafik sigortası limitinin aşılabileceği ağır yaralanmalı veya ölümlü kazalarda bu husus araç sahipleri bakımından ciddi ekonomik sonuç doğurabilir.
Trafik Sigortası Kimin Zararını Karşılar?
Zorunlu trafik sigortası esas olarak sigortalı aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı teminat kapsamındaki zararları karşılar. Genel şartlarda sigortacının, poliçede yazılı aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilerin ölümü, yaralanması veya malının zarar görmesi nedeniyle işletene düşen hukuki sorumluluğu sigorta limitleri içerisinde karşılayacağı düzenlenmiştir.
Bu nedenle trafik sigortasını kasko ile karıştırmamak gerekir. Trafik sigortası, kusurlu aracın kendi hasarını karşılayan bir araç sigortası değildir. Genel şartlarda sigortalı araca gelen zararlar açıkça teminat dışında bırakılmıştır.
Örneğin tamamen kusurlu olduğunuz bir kazada kendi otomobiliniz pert olmuşsa, kendi trafik sigortanız size aracınızın bedelini ödemez. Kendi araç hasarınız bakımından varsa kasko poliçenizin kapsamına bakılması gerekir.
Trafik Sigortası Manevi Tazminatı Öder mi?
Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz.
Güncel Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası Genel Şartlarında manevi tazminat talepleri açıkça teminat dışında bırakılmıştır.
Bu ayrım özellikle ölüm ve ağır yaralanma dosyalarında önemlidir. Örneğin trafik kazasında bir kişinin 2.000.000 TL sürekli iş göremezlik zararının yanında ayrıca 500.000 TL manevi tazminata hak kazandığını varsayalım. Zorunlu trafik sigortasının bedensel zarar yönünden sorumlu olması, manevi tazminatın da aynı poliçeden tahsil edilebileceği anlamına gelmez.
Manevi tazminat bakımından kazadan hukuken sorumlu sürücü ve işletene gidilebilir. Bunun yanında araç için ayrıca ihtiyari mali sorumluluk sigortası yaptırılmış ve poliçeye manevi tazminat teminatı eklenmişse sigorta şirketinin sorumluluğu da poliçenin içeriğine göre gündeme gelebilir.
Kasko Manevi Tazminatı Öder mi?
Burada “Kaskosu varsa manevi tazminatı sigorta şirketi öder” şeklinde genel bir cümle kurmak da doğru değildir.
Kasko sigortasının temel konusu kişinin kendi aracındaki zararlardır. Üçüncü kişilere karşı doğan yüksek tutarlı sorumluluğun karşılanması ise uygulamada kasko poliçesine eklenebilen İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMSS/İMM) teminatı üzerinden gündeme gelebilir.
SEDDK tarafından yayımlanan Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre İMSS, zorunlu trafik sigortası limitinin üzerinde kalan hukuki sorumluluğu poliçedeki limite kadar teminat altına alabilir. Manevi tazminat ise kendiliğinden değil, ek sözleşmeyle bu sigortanın kapsamına alınabilir.
Bu nedenle kasko poliçesini incelerken yalnızca “kasko var mı?” diye bakmak yeterli değildir. Poliçede;
İMM/İMSS limiti ne kadar, manevi tazminat ek teminatı var mı ve varsa limiti ne kadar?
sorularının ayrıca cevaplandırılması gerekir.
İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Nedir?
İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası, zorunlu trafik sigortasının üzerinde kalan sorumluluk riskini güvence altına almak amacıyla yaptırılabilen ek sorumluluk sigortasıdır.
SEDDK’nın genel şartlarında sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan ve poliçe kapsamına giren sorumluluk bölümünü, İMSS poliçesinde yazılı limite kadar karşılayacağı düzenlenmiştir.
Örneğin basitleştirilmiş bir hesapla kişinin bedensel zararının 5.000.000 TL olduğu, zorunlu trafik sigortasının kişi başına limitinin 3.600.000 TL olduğu ve kusur ya da başka indirim bulunmadığı varsayılsın. Zorunlu sigortadan karşılanamayan 1.400.000 TL için önce kazadan sorumlu kişiler gündeme gelir. Araçta bu tutarı kapsayacak bir İMSS poliçesi bulunuyorsa, poliçenin şartları ve limiti içerisinde bu sigorta da devreye girebilir. 2026 zorunlu trafik sigortası kişi başı sakatlanma ve ölüm limiti 3.600.000 TL’dir.
Özellikle yüksek gelirli genç bir kişinin ağır sakatlanması veya birden fazla kişinin hayatını kaybettiği kazalarda zorunlu sigorta limitinin üzerinde gerçek zarar oluşabileceğinden İMSS poliçesi araç sahibi açısından önemli bir mali koruma sağlayabilir.
“Limitsiz İMM” Varsa Bütün Tazminatı Sigorta Şirketi mi Öder?
Poliçede “limitsiz İMM” ifadesinin bulunması dahi poliçenin geri kalanının okunmasını gereksiz hâle getirmez. Hangi zararların teminat kapsamında bulunduğu, istisnalar, manevi tazminatın ayrıca kapsama alınıp alınmadığı ve poliçedeki özel şartlar incelenmelidir. İMSS Genel Şartları manevi tazminatı kendiliğinden kapsam içine almamakta, ek sözleşmeye bağlamaktadır.
Bu nedenle tazminat dosyasında yalnızca poliçenin ilk sayfasındaki toplam limite bakmak yeterli değildir. Teminatın hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenmelidir.
Alkollü Sürücü Kaza Yaparsa Sigorta Hiç Ödeme Yapmaz mı?
Trafik kazalarında sık duyulan yanlış bilgilerden biri de “Sürücü alkollüyse sigorta hiçbir şey ödemez” şeklindedir.
Zorunlu trafik sigortasında sigortacı ile sigortalı arasındaki bazı rücu sebepleri, zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya karşı hakkıyla aynı şey değildir. Güncel trafik sigortası genel şartlarında, sigorta sözleşmesinden doğan ve tazminatı azaltan veya kaldıran bazı hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği; sigortacının gerekli ödemeyi yaptıktan sonra şartları varsa sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle alkollü veya ehliyetsiz sürücünün bulunduğu bir trafik kazasında üçüncü kişinin “Sigorta kesinlikle ödeme yapmaz, bütün parayı sürücüden almak zorundayım” şeklinde hareket etmesi doğru olmayabilir. Sigorta şirketinin zarar görene karşı sorumluluğu ile daha sonra kendi sigortalısına yöneltebileceği rücu talebi birbirinden ayrılmalıdır. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında ehliyetsizlik ile alkol ve uyuşturucu etkisi altında araç kullanılması belirli şartlarda rücu sebepleri arasında düzenlenmiştir.
Bu ayrım mağdur açısından önemlidir; sürücünün sigorta sözleşmesine aykırı bir davranışta bulunması her durumda mağdurun sigorta güvencesini doğrudan ortadan kaldırmaz.
Trafik Sigortası Olmayan Araç Kazaya Sebep Olursa Tazminat Alınabilir mi?
Zorunlu trafik sigortasının hiç yaptırılmamış olması, yaralanan kişinin her durumda tazminatsız kalacağı anlamına gelmez.
Güvence Hesabı, sigortasız aracın neden olduğu bedensel zararlar bakımından belirli koşullarla devreye girebilir. Resmî açıklamasında Güvence Hesabı; sigortası bulunmayan aracın neden olduğu bedensel zararlar için sakatlık tazminatı, ölüm hâlinde ise destekten yoksun kalma tazminatı ödenebilen mekanizma olarak açıklanmaktadır. Hesabın sorumluluğu kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta teminat limitleriyle sınırlıdır.
Buradaki en önemli kelime bedensel zarardır.
Sigortasız araç otomobilinize çarpmış ve yalnızca aracınız hasar görmüşse, klasik sigortasız araç hâlinde Güvence Hesabından araç hasarının ödenmesi istenemez. Güvence Hesabının resmî açıklamasında bedensel zarar dışındaki maddi zararların, iflas veya ruhsat iptali gibi özel hâller dışında kapsam dışında olduğu belirtilmektedir.
Sigortasız Araç Kazasında Manevi Tazminatı Güvence Hesabı Öder mi?
Güvence Hesabı manevi tazminatı karşılamaz.
Güvence Hesabının resmî açıklamasında manevi zararların hesap kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
Örneğin sigortasız bir aracın ağır kusuruyla yaralanan kişinin 1.500.000 TL sürekli iş göremezlik zararı ve ayrıca 300.000 TL manevi tazminat hakkı bulunduğu varsayılsın. Güvence Hesabının koşullarının oluşması hâlinde bedensel maddi zarar yönünden başvuru yapılabilir; fakat manevi tazminat Güvence Hesabından tahsil edilemez. Manevi tazminat için kazadan kişisel olarak sorumlu olanlara yönelmek gerekir.
Bu nedenle sigortasız araç dosyalarında maddi ve manevi tazminatı aynı ödeme kaynağı üzerinden değerlendirmemek gerekir.
Kazaya Sebep Olan Araç Kaçtıysa ve Plakası Bilinmiyorsa Tazminat Alınabilir mi?
Plakası veya kimliği tespit edilemeyen bir aracın neden olduğu kazalarda da Güvence Hesabı bedensel zarar bakımından gündeme gelebilir. Resmî Güvence Hesabı açıklamasında sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar kapsam içinde sayılmıştır.
Ancak burada kazaya gerçekten tespit edilemeyen başka bir aracın sebep olduğunun ortaya konulması gerekir. Sadece yaralanan kişinin daha sonra “Beni başka bir araç sıkıştırdı ama plakasını alamadım” demesi her olayda yeterli olmayabilir.
Güvence Hesabının yayımladığı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin değerlendirmesini aktaran bir kararda, plakası belirlenemeyen aracın kazaya neden olduğunun somut biçimde ispatlanamaması nedeniyle Güvence Hesabından tazminat istenemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu sebeple kaçan araç kazalarında olay yeri tutanağı, tanıklar, kamera görüntüleri, kolluk kayıtları ve kazanın oluşunu ortaya koyabilecek diğer deliller özellikle önem kazanır.
Tek Taraflı Trafik Kazasında Güvence Hesabından Tazminat Alınır mı?
Tek taraflı kazada sürücünün kendi kusuruyla yaptığı kaza nedeniyle kendi bedensel zararını Güvence Hesabından istemesi mümkün değildir. Güvence Hesabı, kazaya neden olan aracın sürücüsü veya işleteni tarafından ileri sürülen zararları kapsam dışında tutmaktadır.
Bununla birlikte araç içerisinde yolcu bulunuyorsa durum yolcu bakımından farklı değerlendirilebilir. Örneğin sigortasız aracın sürücüsünün kusuruyla yaptığı kazada yaralanan yolcu, kazaya sebep olan sürücüden farklı olarak zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunabilir. Güvence Hesabının kapsamı sigortasız araçların üçüncü kişilere verdiği bedensel zararları içermektedir.
Ayrıca ilk bakışta “tek taraflı” görünen kazanın gerçekte plakası tespit edilemeyen başka bir aracın hareketinden kaynaklandığı ileri sürülüyorsa, bu iddianın somut delillerle ispatlanıp ispatlanamadığı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay’ın Güvence Hesabına ilişkin yaklaşımı da tespit edilemeyen aracın kazaya etkisinin somut biçimde ortaya konulmasını aramaktadır.
Trafik Kazasında Hastane Masraflarını Sigorta Şirketi mi Öder?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 98 uyarınca trafik kazaları nedeniyle resmî ve özel sağlık kurumlarının sunduğu sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır.
Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında da sağlık giderleri teminatına ilişkin bu özel sistem açıklanmış ve KTK m. 98 kapsamındaki sağlık giderleri yönünden SGK’nın sorumluluğuna yer verilmiştir.
Ancak bundan trafik kazası nedeniyle ortaya çıkan bütün maddi zararların SGK tarafından karşılandığı sonucu çıkarılmamalıdır. Sürekli sakatlık nedeniyle gelecekteki ekonomik kayıp ile destekten yoksun kalma tazminatı farklı zarar kalemleridir ve zorunlu trafik sigortası genel şartlarında bunlar ayrıca teminat türleri olarak düzenlenmiştir.
Trafik Sigortası Hem Sürekli İş Göremezliği Hem Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Karşılar mı?
Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında sürekli sakatlık teminatı ve destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Sürekli sakatlık teminatı, üçüncü kişinin sürekli sakatlığı nedeniyle gelecekte uğrayacağı maddi zararı; destekten yoksun kalma teminatı ise üçüncü kişinin ölümü üzerine desteğini kaybeden kişilerin ekonomik zararını karşılamaya yöneliktir.
Trafik Sigortası Limitini Aşan Manevi ve Maddi Tazminatta Araç Sahibinin Malvarlığına Gidilebilir mi?
Kazadan hukuken sorumlu kişinin borcu sigorta poliçesinin varlığıyla ortadan kalkmaz. Sigorta, sorumluluğun teminat kapsamındaki ve belirlenen limit içerisindeki bölümünü karşılar. Anayasa Mahkemesi de mali sorumluluk sigortasını, sigortalının hukuken sorumlu olduğu tazminatın sigorta şirketince teminat miktarıyla sınırlı karşılanmasını sağlayan bir güvence olarak tanımlamaktadır. (
Bu nedenle zorunlu trafik sigortası limitini aşan tazminatın, varsa İMSS teminatından karşılanamayan bölümü kazadan hukuken sorumlu olan kişilere yöneltilebilir. Manevi tazminat da zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında olduğundan, İMSS poliçesinde ek manevi tazminat teminatı yoksa kişisel sorumluluk daha da önem kazanır.
Ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalarda yalnızca “Aracın trafik sigortası var, benim şahsen bir şey ödemem mümkün değil” düşüncesi bu nedenle doğru değildir.
Trafik Kazasından Sonra İlk Bakılması Gereken Sigorta Poliçeleri Hangileridir?
Özellikle yüksek tazminat ihtimali bulunan bir dosyada önce kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortası belirlenmeli, ardından varsa kasko poliçesinin içerisindeki İMM/İMSS teminatı incelenmelidir. Manevi tazminat talebi bulunuyorsa İMSS içerisinde ayrıca manevi tazminat teminatının olup olmadığına da bakılmalıdır. Zorunlu sigorta manevi tazminatı kapsamamakta, İMSS’de ise manevi tazminat ancak ek sözleşmeyle güvence altına alınabilmektedir.
Araç sigortasızsa veya kazaya neden olan araç tespit edilemiyorsa, yaralanma ve ölümden doğan bedensel maddi zararlar bakımından Güvence Hesabı ihtimali değerlendirilir.
Böylece trafik kazasında tazminat hesabı yalnızca “Ne kadar zarar var?” sorusuyla tamamlanmaz. Hesaplanan zararın hangi bölümünün zorunlu sigortadan, hangi bölümünün ek sigortadan ve hangi bölümünün doğrudan sürücü veya işleten gibi sorumlulardan tahsil edilebileceği ayrıca belirlenir.
Sigorta Şirketinin Çok Yüksek Limiti Olması Tazminatı Artırır mı?
Sigorta limitinin yüksek olması mağdurun zararını büyütmez.
Gerçek zarar 700.000 TL ise, araçta 3.600.000 TL zorunlu trafik sigortası ve bunun üzerinde milyonlarca liralık İMSS bulunması kişiye sebepsiz şekilde daha yüksek tazminat kazandırmaz. Sigortalar hukuken doğmuş zararın, poliçe kapsamı ve limitleri içerisindeki bölümünü karşılar. Anayasa Mahkemesinin trafik sigortasına ilişkin yaklaşımında da temel amaç zarar görenin gerçek zararının karşılanmasıdır.
Ek sigortanın önemi, özellikle gerçek zararın zorunlu sigorta limitini aştığı dosyalarda ortaya çıkar.
Bu nedenle 2026 yılındaki 3.600.000 TL rakamı ne alınacak tazminatın alt sınırı ne de her trafik kazası için belirlenmiş standart bir ödeme miktarıdır. Bu rakam zorunlu trafik sigortacısının kişi başına sakatlanma ve ölüm bakımından azami sorumluluk sınırını göstermektedir.
Trafik Kazası Tazminatı Nasıl Alınır? Sigorta Başvurusu, Tahkim ve Dava Süreci
Trafik kazasında tazminat miktarının hesaplanması işin yalnızca bir bölümüdür. Hesaplanan zararın tahsil edilebilmesi için talebin doğru kişiye ve doğru usulle yöneltilmesi gerekir. Özellikle sigorta şirketinden ödeme istenecek dosyalarda, doğrudan dava veya tahkim başvurusu yapmak yerine önce sigorta şirketine başvurulması gerekir.
Trafik Kazasından Sonra Sigorta Şirketine Nasıl Başvurulur?
Yaralanma, ölüm, sürekli sakatlık veya başka bir sigorta kapsamındaki zarar nedeniyle zorunlu trafik sigortasından ödeme istenecekse ilk aşamada ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalıdır.
Başvuruda yalnızca “Kaza yaptım, tazminatımı ödeyin” denilmesi yerine hangi zarar kalemlerinin talep edildiğinin ve bunların hangi belgelere dayandığının açıkça gösterilmesi gerekir. Sigorta Tahkim Komisyonunun yayımladığı başvuru şartlarında da sigorta kuruluşuna gönderilen müracaat yazısı, şirketin olumsuz cevabı veya cevap verilmediğini gösteren belge ile talebi destekleyen diğer belgeler özellikle aranıyor.
Yaralanmalı bir trafik kazasında dosyanın niteliğine göre kaza tutanağı, kusurla ilgili belgeler, sağlık evrakları, sürekli sakatlık iddiası varsa ilgili sağlık raporları, gelir belgeleri ve yapılan harcamaları gösteren belgeler önem kazanabilir. Ölümlü kazalarda ise ölüm belgesi, nüfus kayıtları ve destekten yoksun kalma hesabının yapılmasına yarayacak gelir ve aile ilişkisi belgeleri gündeme gelir.
Hangi belgenin gerekli olduğu talep edilen tazminat türüne göre değişir. Sürekli iş göremezlik tazminatı isteyen kişinin dosyası ile yalnızca araç değer kaybı isteyen kişinin dosyasının aynı belgelerle hazırlanması beklenmez.
Sigorta Şirketinin Cevabı İçin Kaç Gün Beklenir?
Trafik sigortasında sigorta şirketine yapılan başvurudan sonra 15 günlük süre önemlidir.
Sigorta Tahkim Komisyonunun güncel açıklamasına göre sigorta şirketi talebi karşılamazsa veya trafik sigortası başvurusuna 15 gün içerisinde cevap vermezse Komisyona başvuru yapılabilir. Diğer sigorta branşlarında Komisyonun belirttiği genel süre 15 iş günü iken trafik sigortası için ayrıca 15 gün ifadesi kullanılmaktadır.
Bu nedenle trafik kazası dosyasında sigorta şirketine yapılan başvurunun tarihinin ve başvurunun şirkete ulaştığının ispatlanabilir olması önemlidir.
Elektronik başvuru, şirketin evrak kayıt sistemi, iadeli taahhütlü gönderim, noter veya teslim tarihini gösteren başka bir yöntem kullanılmışsa bunlara ilişkin kayıtlar saklanmalıdır. Komisyon da cevap alınmaması hâlinde başvurunun sigorta şirketine ulaştığını gösteren belgenin sunulmasını istemektedir.
Sigorta Şirketi Eksik Ödeme Yaparsa Ne Yapılabilir?
Sigorta şirketinin bir ödeme yapmış olması uyuşmazlığı mutlaka sona erdirmez.
Örneğin sürekli iş göremezlik zararının 1.500.000 TL olduğu ileri sürülmesine rağmen sigorta şirketi kendi hesabına göre 700.000 TL ödeme yapmış olabilir. Bu durumda uyuşmazlık kalan miktar bakımından devam edebilir.
Burada önce yapılan ödemenin hangi zarar kalemi için yapıldığı ve hesabın hangi verilere dayandığı incelenmelidir. Sağlık raporu, gelir, kusur oranı veya aktüeryal hesaplama konusunda farklılık bulunması hâlinde sigorta şirketi ile zarar görenin hesapları arasında ciddi fark çıkabilir.
Bu nedenle sigortanın gönderdiği parayı görmek tek başına “Dosyam bitti” anlamına gelmez. Aynı şekilde sigorta şirketinin yaptığı her ödemenin eksik olduğunu varsaymak da doğru değildir. Ödeme ile gerçek zarar hesabının karşılaştırılması gerekir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Nedir?
Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların mahkeme dışında hakemler tarafından çözülebilmesi amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca kurulmuş bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Komisyona sigorta kuruluşlarına karşı ve şartları bulunduğunda Güvence Hesabına yönelik talepler için başvurulabilir.
Trafik kazalarında özellikle zorunlu trafik sigortasından sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma, araç hasarı veya değer kaybı gibi sigorta kapsamında olduğu ileri sürülen zararların tahsili bakımından tahkim uygulamada sık kullanılan yollardan biridir.
Ancak Sigorta Tahkim Komisyonunun görevi sigorta uyuşmazlığını çözmektir. Kazayı yapan sürücüye veya işletene karşı doğrudan kişisel tazminat talebi yöneltilecek olması farklı bir hukuki yoldur.
Bu nedenle her trafik kazasında otomatik olarak tahkime gitmek doğru olmayabilir. Talebin kimden istendiğine ve hangi tazminat kalemlerinin bulunduğuna bakmak gerekir.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvurmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilmek için önce arabuluculuğa gitmek zorunlu değildir.
Komisyonun resmi başvuru koşullarında sigorta kuruluşuna önceden yazılı başvuru yapılması aranmakta; trafik sigortasında talebin karşılanmaması veya 15 gün cevap verilmemesi hâlinde tahkim başvurusuna izin verilmektedir. Arabuluculuk, tahkim başvurusunun ön şartları arasında sayılmamaktadır.
Mahkemede açılacak davalar bakımından ise durum farklıdır. Türk Ticaret Kanunu m. 5/A kapsamındaki ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Adalet Bakanlığı da bu kuralı açıkça belirtmektedir.
Dolayısıyla Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru ile mahkemede ticari dava açılması aynı usul sürecine tabi değildir.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Nasıl Başvurulur?
Komisyona elektronik ortamda başvuru yapılabilmektedir. Online başvuru sırasında başvuru formu sisteme girilen bilgiler üzerinden otomatik olarak oluşturulur. Elektronik başvuruda kimlik doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılabilmektedir.
Fizikî başvuru yolu da bulunmaktadır. Fizikî başvuruda Komisyonun formunun doldurulması, imzalanması ve gerekli belgelerle birlikte sunulması gerekir.
Avukat aracılığıyla yapılacak başvurularda ise vekâletnamenin tahkim veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru konusunda gerekli özel yetkiyi içermesi gerektiği Komisyon tarafından ayrıca belirtilmektedir.
Sigorta Tahkim Başvurusunda Hangi Belgeler İstenir?
Her dosyanın içeriği farklı olmakla birlikte Komisyonun genel olarak aradığı temel belgeler vardır.
Sigorta şirketine daha önce yapılan başvurunun, şirketten alınmış olumsuz cevabın veya trafik sigortasında 15 gün içinde cevap verilmediğini gösteren belgenin dosyada bulunması gerekir. Talebin ne olduğu açıkça belirtilmeli ve başvurucunun iddiasını destekleyen belgeler de eklenmelidir.
Örneğin sürekli sakatlık nedeniyle tazminat isteniyorsa yalnızca kaza tutanağını sunmak yeterli olmayacaktır. Talebin dayandığı sağlık durumu ile tazminat hesabını etkileyen diğer belgelerin dosyada bulunması gerekir.
Ölümlü trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı talep ediliyorsa da hak sahipleri, destek ilişkisi ve gelire ilişkin belgeler önem kazanacaktır.
Bu nedenle tahkim başvurusunun başarısı yalnızca formun doldurulmasına değil, talep edilen tazminatın dayanağının dosyada gösterilebilmesine bağlıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvurmak Ücretli mi?
Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda uyuşmazlık miktarına göre başvuru ücreti alınmaktadır.
Ücretler yıl içerisinde değişebildiği için eski internet yazılarındaki rakamlara güvenilmemelidir. Nitekim Komisyon 2026 yılı için önce yıl başında bir tarife yayımlamış, daha sonra bu tarifeyi 16 Temmuz 2026 tarihinden itibaren değiştirmiştir. Güncel tarifeye göre 85.001 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda başvuru ücreti uyuşmazlık tutarının %1,8’i olup en az 1.750 TL’dir; daha düşük uyuşmazlıklar için kademeli maktu ücretler uygulanmaktadır.
Ayrıca tebligat giderleri ve dosyada bilirkişi incelemesi gerektiğinde bilirkişi ücreti gibi başka masraflar da ortaya çıkabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Ne Kadar Sürede Karar Verir?
Komisyona ulaşan başvuru önce raportörler tarafından ön incelemeye alınır. Komisyonun güncel açıklamasına göre bu ön inceleme en geç 15 gün içerisinde tamamlanır. Esastan incelenmesi gereken dosya sigorta hakemine gönderildiğinde hakem veya hakem heyetinin kural olarak en geç dört ay içerisinde karar vermesi gerekir; tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle bu süre uzatılabilir.
Bu süreler “Trafik kazası tazminatı kesin dört ayda hesaba yatar” anlamına gelmez. Bilirkişi incelemesi, eksik belgeler, itiraz yolu, ödemenin yapılması ve kararın gerektiğinde icraya konulması toplam süreyi etkileyebilir.
Dolayısıyla tahkimin mahkemeye göre çoğu zaman daha kısa sürebilmesi, her dosyanın aynı tarihte sonuçlanacağı anlamına gelmez.
Sigorta Tahkim Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Her tahkim kararı aynı kanun yoluna tabi değildir. Başvurunun yapıldığı tarihte geçerli parasal sınırlar önem taşır.
Komisyonun güncel açıklamasında 35.000 TL’ye kadar olan hakem kararlarının kesin olduğu, 35.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem kararına karşı Komisyon nezdinde itiraz edilebildiği, 383.000 TL’yi aşan uyuşmazlıklarda ise itiraz üzerine verilen kararın temyiz edilebildiği belirtilmektedir. Komisyon ayrıca bu parasal sınırların her takvim yılında güncellendiğini ifade etmektedir.
Bu nedenle eski tarihli bir tahkim kararında görülen parasal sınırın günümüzde de geçerli olduğu varsayılmamalıdır.
Sigorta Tahkim Dosyası e-Devlet veya UYAP’ta Görünür mü?
Sigorta Tahkim Komisyonundaki başvurunun esas takibi Komisyonun kendi elektronik sistemi üzerinden yapılır. Komisyon, başvuru numarası ve başvuru sırasında verilen bilgilerle dosyanın aşamasının kendi sitesi üzerinden takip edilebildiğini belirtmektedir. “Online İşlemler” bölümünde ayrıca başvuru sorgulama, karar görüntüleme, belge gönderme ve itiraz işlemleri için ayrı ekranlar bulunmaktadır.
UYAP Vatandaş Portalı ise adli ve idari mahkemeler ile icra dairelerindeki dosyaların takip edildiği sistemdir.
Bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonundaki uyuşmazlığı mahkeme dosyası gibi UYAP’ta aramak yerine, başvurunun kendi takibini Komisyonun elektronik sistemi üzerinden yapmak gerekir. Tahkim kararının sonradan bir icra takibine konu edilmesi hâlinde ortaya çıkan icra dosyası ise artık ayrı bir UYAP dosyasıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonuna mı, Mahkemeye mi Başvurmak Daha İyi?
Her trafik kazası için “Tahkim her zaman iyidir” veya “Mahkeme her zaman daha iyidir” denilemez.
Talep yalnızca sigorta şirketine karşı ve sigorta poliçesi kapsamında ileri sürülecekse Sigorta Tahkim Komisyonu hızlı bir çözüm yolu olabilir. Komisyon, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar ile Güvence Hesabına karşı talepleri incelemektedir.
Ancak trafik kazası dosyasında zorunlu trafik sigortasının karşılamadığı manevi tazminat bulunabilir, sigorta limiti aşılmış olabilir veya sürücü ve işleten gibi sigorta şirketi dışındaki sorumlulara da talep yöneltilmek istenebilir. Böyle bir durumda yalnızca sigorta şirketiyle yürütülecek tahkim başvurusu dosyanın bütün uyuşmazlığını çözmeyebilir.
Özellikle ağır sakatlık ve ölümlü kazalarda bu ayrım önemlidir. Sigorta şirketinden alınabilecek maddi tazminat ile sürücü veya işletene yöneltilecek manevi tazminat ve limit aşan maddi zarar aynı hukuki yolla tahsil edilmek zorunda değildir.
Bu nedenle hangi yolun daha uygun olduğu değerlendirilirken yalnızca “Hangisi hızlı?” diye bakmak yerine kimlerden hangi zararların isteneceği belirlenmelidir.
Hem Sigorta Şirketine Hem Sürücü ve Araç İşletenine Dava Açılabilir mi?
Aynı trafik kazasından doğan zarardan birden fazla kişinin hukuken sorumlu olması mümkündür. Bu nedenle somut olayın koşullarına göre sigortacı ile sürücü veya işletene birlikte talep yöneltilmesi gündeme gelebilir.
Görevli mahkemenin belirlenmesinde davanın tarafları, talebin hukuki dayanağı ve uyuşmazlığın niteliği önem taşır. Özellikle sigorta şirketine karşı sigorta hukukundan kaynaklanan ticari uyuşmazlıklarla yalnızca haksız fiil sorumlularına karşı açılacak dava aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Trafik Kazası Tazminatı Ne Kadar Sürede Alınır?
Buna kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Sigorta şirketinin başvuruyu kabul edip kısa sürede ödeme yaptığı dosya ile sürekli sakatlık oranının tartışıldığı, aktüerya bilirkişisi gereken ve sigorta şirketinin sorumluluğa itiraz ettiği dosyanın süresi aynı olmaz.
Tahkim yolunda Komisyonun resmi süreleri raportör incelemesi için en fazla 15 gün, hakem incelemesi için ise kural olarak dört aydır. Ancak bu süreler başvurudan paranın banka hesabına geçtiği güne kadar bütün ihtimalleri kapsayan bir garanti değildir.
Mahkeme yolunda ise bilirkişi incelemeleri, sağlık raporları, kusur tartışması, istinaf ve gerektiğinde temyiz süreçleri nedeniyle daha uzun bir yargılama ortaya çıkabilir.
Özellikle ağır yaralanmalı dosyada yalnızca süreci hızlandırmak amacıyla sağlık durumu kesinleşmeden sürekli sakatlık tazminatı hesabına girişmek de doğru sonuç vermeyebilir.
Sigorta Şirketinin İlk Teklifini Kabul Etmek Zorunda mıyım?
Sigorta şirketinin yaptığı ilk teklif veya ödeme, hak sahibinin mutlaka kabul etmek zorunda olduğu mahkeme kararı niteliğinde değildir.
Özellikle kalıcı sakatlık ve destekten yoksun kalma dosyalarında sigorta şirketinin hesabında kullanılan gelir, kusur, maluliyet oranı veya aktüeryal veriler incelenmeden teklifin eksik ya da yeterli olup olmadığı anlaşılamaz.
Bu nedenle yalnızca teklifin rakamına değil, hangi hesabın sonucunda bu rakama ulaşıldığına bakmak gerekir.
Aynı şekilde sigorta şirketinin teklif ettiği bedelin düşük görünmesi de tek başına hak sahibinin çok daha yüksek miktarda tazminat kazanacağını göstermeyecektir. Önce bağımsız olarak gerçek zarar hesabının yapılması gerekir.
Trafik Kazasından Sonra Hasar Danışmanlık Şirketine Vekâlet Vermek Gerekir mi?
Trafik kazasından sonra mağdurun telefonla aranması ve “Size şu kadar tazminat çıkarabiliriz” şeklinde teklifler yapılması uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak kişinin daha sağlık durumu kesinleşmeden ve dosyası değerlendirilmeden çok yüksek kesin tazminat rakamları söylenmesine ihtiyatla yaklaşılması gerekir.
Özellikle imzalanacak sözleşmenin kiminle yapıldığı, hizmet karşılığında ne kadar ücret veya pay alınacağı, verilen vekâletnamenin hangi yetkileri içerdiği ve tahsil edilen paranın kimin hesabına yatırılacağı okunmadan işlem yapılmamalıdır.
Trafik kazası tazminatını almak için mutlaka bir “hasar danışmanlık şirketi” ile çalışılması gerektiğine ilişkin bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
Trafik Kazasında Avukat Tutmak Zorunlu mu?
Trafik kazasından doğan sigorta başvurusu, tahkim veya tazminat davasının avukat aracılığıyla yürütülmesi zorunlu değildir. Kişi şartları taşıyorsa işlemleri kendisi de yapabilir.
Ancak trafik kazası dosyalarında birden fazla hukuki ve teknik konu aynı anda ortaya çıkabilir. Kusur hesabı, doğru maluliyet raporu, aktüeryal hesap, sigorta limiti, İMSS poliçesi, manevi tazminat ve hangi kişiye hangi talebin yöneltileceği birbirinden farklı meselelerdir.
Özellikle ağır yaralanma veya ölüm bulunan dosyalarda yalnızca sigorta şirketinin verdiği ilk hesap üzerinden hareket etmek, talep edilebilecek diğer zarar kalemlerinin gözden kaçmasına yol açabilir.
Trafik Kazası Tazminatı İçin En Çok Yapılan Hatalar Nelerdir?
En sık karşılaştığımız sorunlardan biri, tazminatın yalnızca sağlık raporundaki maluliyet yüzdesine göre belirlendiğinin sanılmasıdır. Maddi tazminatta yaş, gelir, zarar dönemi, kusur ve aktüeryal hesap birlikte önem taşır.
Bir başka hata, sigorta limitini alınacak tazminat olarak görmektir. 2026 yılında kişi başına sakatlanma ve ölüm için 3.600.000 TL trafik sigortası limiti bulunması, her yaralanan kişiye 3.600.000 TL ödeneceği anlamına gelmez.
Manevi tazminatın da zorunlu trafik sigortasından ödeneceğinin düşünülmesi önemli bir başka yanlışlıktır. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında olup varsa İMSS poliçesindeki özel teminat ayrıca incelenmelidir.
Sigorta Tahkim Komisyonuna gitmeden önce arabuluculuğun zorunlu olduğunun düşünülmesi de yanlış bir bilgidir. Tahkim için Komisyonun aradığı ön koşul, sigorta şirketine başvuru yapılması ve trafik sigortasında talebin reddedilmesi veya 15 günlük sürede cevap verilmemesidir.
Son olarak, başka bir trafik kazasında hükmedilmiş rakamın kendi kazasına aynen uygulanabileceğinin düşünülmesi ciddi yanılgıya yol açar. Trafik kazasında maddi zarar kişiye özgü hesaplanır; manevi tazminat ise matematiksel bir tarifeye bağlı olmaksızın somut olayın özelliklerine göre takdir edilir.
Trafik Kazası Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sigorta Şirketi 15 Gün İçinde Cevap Vermezse Ne Olur?
Trafik sigortası bakımından sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun üzerinden 15 gün geçtiği hâlde cevap verilmemişse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılabilir. Şirket daha önce açıkça olumsuz cevap vermişse 15 günlük sürenin sonunu beklemek gerekmez.
Tahkime Gitmeden Önce Arabulucuya Gitmek Gerekir mi?
Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurunun şartı olarak arabuluculuk öngörülmemiştir. Tahkim ile mahkemede açılacak ticari para alacağı veya tazminat davasındaki dava şartı arabuluculuğu birbirine karıştırmamak gerekir.
Tahkim Dosyası Nereden Takip Edilir?
Sigorta Tahkim Komisyonu başvuruları Komisyonun kendi online sistemi üzerinden başvuru numarasıyla takip edilebilir. Komisyonun online işlemlerinde başvuru sorgulama ve karar görüntüleme seçenekleri bulunmaktadır.
Sigorta Tahkim Komisyonunda Karar Kaç Ayda Çıkar?
Raportör ön incelemesinin en geç 15 gün içinde tamamlanması, hakeme gönderilen dosyanın ise kural olarak en geç dört ay içerisinde karara bağlanması öngörülmektedir. Tarafların yazılı muvafakatiyle hakem süresi uzatılabilir.
Sigorta Şirketine Başvurmadan Doğrudan Tahkime Gidebilir miyim?
Önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvurunun yapılmış olması gerekir. Trafik sigortasında şirket talebi karşılamaz veya 15 gün cevap vermezse tahkim yolu açılır.
Sigortanın Ödediği Para Azsa Kalanını İsteyebilir miyim?
Sigortanın ödeme yapması kalan zararın bulunmadığı anlamına gelmez. Gerçek zarar sigortanın ödediğinden yüksekse eksik kalan bölüm bakımından sigorta şirketine karşı poliçe limiti içerisinde talep devam edebilir; limitin aşılması hâlinde diğer sorumlular ve varsa ek sigorta teminatları ayrıca değerlendirilir.
Trafik Kazasında Manevi Tazminat İçin Tahkime Başvurulur mu?
Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı kapsamıyorsa, yalnızca zorunlu trafik sigortacısına karşı tahkim başvurusuyla bu zarar tahsil edilemez. Araçta manevi tazminatı da kapsayan ayrı bir İMSS teminatı bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Trafik Kazasında Kaç Yıl İçinde Tazminat İstenebilir?
Trafik kazası tazminatlarında zamanaşımı, kazanın ölüm veya yaralanma doğurması, fiilin aynı zamanda suç oluşturması, talebin sigortacıya mı yoksa diğer sorumlulara mı yöneltildiği gibi hususlara göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle bütün trafik kazaları için tek bir süre yazıp “Bu kadar yıl içinde dava açılmazsa hak biter” demek sağlıklı değildir.
Özellikle zamanaşımının sonuna yaklaşılan dosyalarda yalnızca sigorta şirketiyle yazışma yapıldığı düşüncesiyle süre konusunda varsayımda bulunulmamalıdır.
Sonuç: Trafik Kazası Tazminatı Hesaplamak Yetmez, Doğru Yerden İstemek de Gerekir
Trafik kazasından sonra alınabilecek tazminatın miktarını belirlemek için önce gerçek zarar hesaplanır. Yaralanmalı kazada geçici ve sürekli iş göremezlik, tedaviyle bağlantılı giderler, bakım ihtiyacı ve ekonomik geleceğin etkilenmesi; ölümlü kazada ise destekten yoksun kalma ve diğer maddi zararlar değerlendirilir. Manevi tazminat bunlardan ayrı olarak somut olayın özelliklerine göre takdir edilir.
Bundan sonraki aşamada hesaplanan zararın kimden talep edileceği belirlenir. Zorunlu trafik sigortası yalnızca teminat kapsamı ve limiti içerisinde sorumludur. Limit aşılırsa işleten, sürücü ve varsa İMSS teminatı gündeme gelebilir. Sigortasız veya tespit edilemeyen araçlarda bedensel zararlar yönünden Güvence Hesabı değerlendirilir.
Sigorta şirketinden ödeme talep edilecekse önce şirkete yazılı başvuru yapılmalıdır. Trafik sigortasında talep karşılanmaz veya 15 gün cevap verilmezse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Tahkim başvurusundan önce ayrıca zorunlu arabuluculuk aşaması bulunmamaktadır.
Bu nedenle trafik kazasında “Ne kadar tazminat alırım?” sorusunun doğru cevabı yalnızca hesap makinesinde değildir. Önce hangi zararın doğduğu hesaplanır, sonra bu zararın hangi kısmının hangi sorumludan tahsil edilebileceği belirlenir.