Çocuğa Bakmayan Anne Babanın Cezası Nedir?

📅 17 Şubat 2024 🔄 Son güncelleme: 26 Temmuz 2026

Anne ve babanın çocuklarına karşı yalnızca ahlaki değil, aynı zamanda hukuki yükümlülükleri bulunmaktadır. Çocuğun dünyaya gelmesiyle birlikte anne ve baba; çocuğun bakımını sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamak, eğitimini desteklemek ve sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için gerekli şartları oluşturmakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, yalnızca aile içinde yaşanan bir sorun olarak değerlendirilmez. Bazı durumlarda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu, özellikle çocuğun bakım, eğitim, korunma ve destek ihtiyaçlarının bilinçli şekilde karşılanmaması hâllerinde gündeme gelir.

Ancak her anne veya babanın maddi imkânsızlık yaşaması ya da çocuğunun her ihtiyacını aynı ölçüde karşılayamaması suç oluşturmaz. Burada önemli olan, kişinin imkanları bulunduğu hâlde aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve çocuğun bu nedenle mağduriyet yaşamasıdır.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu Nedir?

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanunun birinci fıkrasına göre; “Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu suç ile korunmak istenen hukuki değer, aile ilişkilerinin gerektirdiği sorumlulukların yerine getirilmesi ve özellikle çocukların korunmasıdır.

Anne ve babanın çocuklarına karşı olan yükümlülükleri yalnızca çocuğun hayatta kalmasını sağlamakla sınırlı değildir. Çocuğun yaşına, gelişimine ve ihtiyaçlarına uygun şekilde bakımının yapılması, eğitim imkanlarından yararlandırılması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekir.

Çocuğuna Bakmayan Anne Baba Suç İşlemiş Olur mu?

Anne veya babanın çocuğuna karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi bazı durumlarda suç oluşturabilir.

Özellikle anne veya babanın;

  • Çocuğun temel bakım ihtiyaçlarını karşılamaması,
  • Eğitim hakkından yararlanmasını engellemesi,
  • Sağlık ve korunma ihtiyaçlarıyla ilgilenmemesi,
  • Maddi imkanı bulunmasına rağmen çocuğun giderlerini karşılamaması, gibi davranışları aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak burada her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilir.

Örneğin ekonomik durumu gerçekten yetersiz olan bir anne veya babanın çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılayamaması tek başına suç olarak kabul edilmez. Ceza sorumluluğu için kişinin yükümlülüğünü yerine getirme imkanının bulunmasına rağmen bunu ihmal etmesi gerekir.

Baba Çocuğun Masraflarını Karşılamazsa Suç Olur mu?

Babanın çocuğunun bakım giderlerine katılmaması, olayın özelliklerine göre aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturabilir.

Çocuğun bakımından anne ve baba birlikte sorumludur. Bu sorumluluk, anne ve babanın evli olup olmamasına göre değişmez.

Yani evlilik devam etse de boşanılmış olsa da anne ve babanın çocuğa karşı bakım ve destek yükümlülüğü devam eder.

Özellikle gelir durumu ve imkanları olmasına rağmen çocuğun ihtiyaçlarını karşılamayan, çocuğun bakımını tamamen diğer ebeveynin üzerine bırakan kişinin cezai sorumluluğu gündeme gelebilir.

Çocuğu Okula Göndermemek Suç mudur?

Çocuğun eğitim hakkından yararlanmasının engellenmesi, bazı durumlarda aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturabilir.

Anne ve babanın çocuklarına karşı yalnızca maddi bakım yükümlülüğü bulunmamaktadır. Çocuğun eğitim hakkının korunması ve gelişiminin desteklenmesi de ebeveynlerin sorumlulukları arasındadır.

Bu nedenle çocuğun herhangi bir haklı sebep olmaksızın eğitimden uzak bırakılması, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen bir davranış olarak değerlendirilebilir.

Çocuğu Çalıştırmak Suç mudur?

Anne ve babanın çocuklarına karşı olan yükümlülükleri, yalnızca çocuğun karnını doyurmak veya barınmasını sağlamakla sınırlı değildir. Çocuğun yaşına uygun bir şekilde gelişimini sürdürmesi, eğitim hayatına devam etmesi ve korunması da ebeveynlerin sorumlulukları arasındadır.

Bu nedenle çocuğun eğitimden uzaklaştırılarak çalıştırılması, özellikle çocuğun gelişimini ve eğitim hakkını olumsuz etkileyen durumlarda aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay uygulamalarında, çocuğun bakım ve eğitim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, çocuğun sokakta çalışmasına veya kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmasına neden olan anne ve babaların sorumluluğu üzerinde durulmaktadır.

Örneğin çocuğun okul çağında olmasına rağmen eğitimine devam ettirilmemesi, geçimini sağlamak amacıyla sokakta çalışmaya yönlendirilmesi veya temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından değerlendirmeye alınabilir.

Burada önemli olan husus, çocuğun çalışması veya eğitimden uzak kalmasının anne veya babanın ihmali sonucunda meydana gelip gelmediğidir.

Bebeğini Terk Eden Anne veya Baba Hakkında Ceza Verilir mi?

Yeni doğmuş bir bebeğin bakım ve korunmaya muhtaç olduğu açıktır. Bu nedenle bebeğin terk edilmesi veya gerekli bakımın sağlanmaması, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlali anlamına gelir.

Anne ve babanın, çocuğun doğumuyla birlikte bakım ve koruma yükümlülüğü başlar. Özellikle bebeğin beslenme, sağlık ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmaması, çocuğun hayatını ve gelişimini doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Yargıtay kararlarında da bebeğini bırakıp giden ve daha sonra çocuğun bakımını üstlenmeyen kişilerin davranışları değerlendirilmiş, olayın özelliklerine göre aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu kapsamında kabul edilebileceği belirtilmiştir.

Ancak her olayda olduğu gibi burada da somut olayın şartları önemlidir. Kişinin neden çocuğun bakımını sağlayamadığı, imkanlarının bulunup bulunmadığı ve davranışının bilinçli bir ihmal niteliğinde olup olmadığı ayrıca incelenir.

Evlilik Dışı Çocuğa Bakmamak Suç mudur?

Çocuğun evlilik içinde veya evlilik dışında dünyaya gelmiş olması, anne ve babanın çocuğa karşı olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Bir çocuğun bakım, eğitim ve destek ihtiyaçlarından anne ve baba sorumludur. Bu nedenle evlilik dışı dünyaya gelen çocuğuyla ilgilenmeyen, bakım giderlerine katılmayan veya çocuğun ihtiyaçlarını karşılamayan kişinin de şartları oluştuğu takdirde cezai sorumluluğu gündeme gelebilir.

Yargıtay kararlarında da evlilik dışı dünyaya gelen çocuğunu bir süre bakıcıya bırakan, başlangıçta masraflarını karşılayan ancak daha sonra çocukla hiçbir şekilde ilgilenmeyen kişilerin davranışları değerlendirilmiştir.

Burada esas alınan nokta, çocuğun anne veya babasının kimliği değil; çocuğa karşı olan bakım ve destek yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğidir.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?

TCK m.233/1 kapsamında düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu, şikâyete bağlı suçlardan biridir.

Bu nedenle mağdur veya kanuni temsilcisi tarafından şikâyette bulunulması gerekir.

Şikâyet hakkı bulunan kişinin süresi içerisinde başvuru yapmaması hâlinde soruşturma yapılması mümkün olmayabilir.

Bu suç bakımından şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.

Ancak suçun niteliği, devam eden bir ihmal davranışı şeklinde ortaya çıkıyorsa süre hesabı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçunun Cezası Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 233/1 maddesine göre, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi hakkında bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Mahkeme ceza belirlerken olayın özelliklerini, failin kusur durumunu, çocuğun uğradığı zararın niteliğini ve diğer şartları değerlendirir.

Her bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi otomatik olarak ceza verilmesini gerektirmez. Ceza sorumluluğu için kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunda dava zamanaşımı süresi, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre belirlenir.

TCK m.233/1 kapsamında öngörülen cezanın üst sınırı bir yıl hapis cezası olduğundan, bu suç bakımından dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Ancak zamanaşımı süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı, olayın niteliğine göre değişebilir.

Eğer ihlal tek seferlik bir davranıştan oluşuyorsa suç tarihinden itibaren değerlendirme yapılır. Ancak bakım yükümlülüğünün uzun süre devam eden bir ihmal şeklinde gerçekleştiği durumlarda suçun tamamlanma tarihi ayrıca değerlendirilmelidir.

Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali yalnızca ceza hukuku bakımından sonuç doğurmaz.

Bu ihlal nedeniyle çocuk veya zarar gören kişiler bakımından maddi veya manevi zarar meydana gelmişse, şartları oluştuğu takdirde hukuk mahkemelerinde tazminat talep edilmesi mümkündür.

Örneğin çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle ortaya çıkan zararlar veya çocuğun gelişimini etkileyen ağır ihmaller, olayın şartlarına göre tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Ceza davası ile tazminat davası birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Ceza mahkemesinde verilen karar, hukuk davası bakımından önemli bir delil niteliği taşıyabilir ancak tazminat talebi ayrıca değerlendirilir.

Boşanan Anne veya Baba Çocuğuna Karşı Sorumluluğunu Kaybeder mi?

Anne ve babanın boşanması, çocuğa karşı olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Boşanma sonucunda çocuğun velayeti anneye veya babaya bırakılabilir. Ancak velayetin kendisine verilmemesi, diğer ebeveynin çocuk üzerindeki sorumluluklarının sona erdiği anlamına gelmez.

Anne ve baba, evlilik birliği sona erse dahi çocuğun bakım, eğitim ve gelişimi için gerekli katkıyı sağlamakla yükümlüdür.

Bu nedenle velayet babaya verilmişse annenin, velayet anneye verilmişse babanın çocuğun giderlerine ekonomik gücü oranında katılması gerekir. Bu katılım Türk hukukunda nafaka ile dengelenmeye çalışılır. Anne veya babanın gücünün ödenen nafakadan fazla olması bakım sorumluluğunu yerinde getirmediği anlamını taşımaz.

Velayeti Kendisine Verilmeyen Anne veya Baba Çocuğa Bakmak Zorunda mıdır?

Velayetin kendisine verilmediği anne veya babanın çocukla olan hukuki bağı devam eder.

Çocuğun barınma, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçları için yapılan giderlere anne ve baba birlikte katılmak zorundadır.

Bu nedenle boşanma sonrasında mahkeme tarafından iştirak nafakasına hükmedilir. İştirak nafakası, çocuğun bakım giderlerine katkı sağlamak amacıyla ödenir.

Ancak iştirak nafakasının belirlenmesi sırasında yalnızca anne veya babanın mevcut geliri değil, çocuğun ihtiyaçları ve tarafların ekonomik durumları birlikte değerlendirilir.

Örneğin yüksek gelir sahibi bir ebeveynin, çocuğun yaşam şartlarına göre çok düşük miktarda katkı sağlaması durumunda nafaka artırımı gündeme gelebilir.

Annem veya Babam Sonradan Zengin Oldu, Geçmiş İçin Para İsteyebilir miyim?

Uygulamada bu soru sıkça sorulmaktadır.

Örneğin boşanma sırasında ekonomik durumu iyi olmayan bir anne veya baba, yıllar sonra ciddi bir malvarlığına sahip olabilir. Böyle bir durumda çocuğun geçmiş yıllar için “annem veya babam sonradan zengin oldu, bana vermediği paraları şimdi istiyorum” şeklinde bir talep hakkı bulunmaz.

Çünkü anne ve babanın ekonomik durumundaki değişiklikler, geçmiş dönem için otomatik olarak bir borç doğurmaz.

Ancak anne veya baba, ekonomik gücü olduğu hâlde çocuğun bakım ve eğitim giderlerine hiç katılmamış veya üzerine düşen sorumluluğu bilinçli şekilde yerine getirmemişse, olayın özelliklerine göre farklı hukuki değerlendirmeler yapılabilir.

Burada önemli olan yalnızca sonradan zenginleşme değil, kişinin yükümlülüğünü yerine getirmediği dönemdeki ekonomik durumu ve davranışıdır.

Babam Çok Zengin Ama Bana Sadece Nafaka Ödedi, Daha Fazlasını İsteyebilir miyim?

Bir çocuğun anne veya babasının malvarlığına dayanarak hayattayken “miras payı” istemesi mümkün değildir.

Çünkü çocukların miras hakkı, kural olarak anne veya babanın ölümüyle birlikte doğar. Anne veya baba hayattayken malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir.

Bu nedenle ekonomik olarak güçlü olan bir babanın veya annenin, hayattayken sahip olduğu malları çocuklarına dağıtma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ancak burada nafaka yükümlülüğü ayrı değerlendirilmelidir.

Anne veya baba, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Belirlenen iştirak nafakası çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyorsa veya tarafların ekonomik durumları önemli ölçüde değişmişse nafaka artırımı davası açılması mümkündür.

Çok Zengin Olan Baba Çocuğuna Daha Fazla Nafaka Ödemek Zorunda mıdır?

İştirak nafakası belirlenirken anne veya babanın ekonomik gücü önemli bir kriterdir.

Çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın gelir durumu arasında bir denge kurulması gerekir.

Bu nedenle çok yüksek gelir sahibi olan bir ebeveynin, çocuğun gerçek ihtiyaçlarının çok altında bir katkı sağlaması hâlinde nafakanın artırılması talep edilebilir.

Ancak nafaka miktarı, yalnızca “baba zengin” veya “anne zengin” şeklindeki değerlendirmeyle belirlenmez.

Çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık giderleri, yaşam koşulları ve diğer ebeveynin ekonomik durumu da dikkate alınır.

Çocuğun Bakımını Yerine Getirmeyen Anne veya Babaya Karşı Ne Yapılabilir?

Anne veya babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini hiç yerine getirmemesi, olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Öncelikle çocuğun bakım giderlerine katılmayan ebeveyne karşı nafaka talep edilebilir veya mevcut nafakanın artırılması istenebilir.

Bunun yanında, kişinin ekonomik imkanı bulunmasına rağmen çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamaması ve ağır bir ihmal içinde olması durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu bakımından değerlendirme yapılabilir.

Ancak her nafaka uyuşmazlığı veya her ekonomik anlaşmazlık ceza hukuku kapsamında değerlendirilmez. Ceza sorumluluğu için ihmalin niteliği, süresi ve çocuğun uğradığı zarar önem taşır.

Anne veya Babanın Malvarlığı Çocuk Tarafından Hayattayken İstenebilir mi?

Uygulamada özellikle ekonomik durumu çok iyi olan anne veya babalar hakkında “Mallarını başkaları yiyecek, çocuklarına vermiyor” şeklinde değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Ancak hukuk düzeninde çocukların anne veya babalarının hayattaki malvarlığı üzerinde doğrudan bir hakları bulunmaz.

Miras hakkı, kural olarak ancak ölümle birlikte doğar. Anne veya baba hayattayken sahip olduğu malvarlığı üzerinde tasarruf edebilir; malını kullanabilir, satabilir veya değerlendirebilir.

Bu nedenle bir çocuk, yalnızca anne veya babasının zengin olduğu gerekçesiyle hayattayken malvarlığından pay talep edemez.

Ancak burada bakım yükümlülüğü ile miras hakkını birbirinden ayırmak gerekir.

İçtihatlar

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/39358 sayılı kararında

Suça sürüklenen çocuğun Trabzon Doğum Hastanesinde evlilik dışı ilişkiden meydana gelen bebeğini doğurduktan sonra aynı gün bebeği hastanede ablası olan tanık A.. C..’ye bırakarak kaçması ve bir daha geri almaması şeklinde gerçekleşen eyleminde, suçun yasal unsuru olan, “kendi haline terk” unsuru gerçekleşmediği için terk suçu oluşmamış ise de, suça sürüklenen çocuğun mağdura karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü ihlal etmesi karşısında, eyleminin TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunu oluşturup oluşturmayacağı kararda tartışılmadan, eksik kovuşturma, yetersiz gerekçe ve hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, (sanığın TCK 97. maddede düzenenlenen terk suçu ile) cezalandırılması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/10599 sayılı kararında

Sanığın, mahkemece kabul edilen, maddi durumu olmasına rağmen katılan ve ortak çocukları olan mağdurlara karşı aile hukukundan doğan bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi şeklindeki eyleminin TCK’nın 233/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden ve evde huzursuzluk çıkarması şeklindeki eyleminin ise ne suretle TCK’nın 232/1. maddesinde düzenlenen (kötü muamele suçu) suçun unsurlarını oluşturacağı açıklanmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/33097 sayılı kararında

Sanığın gayrimeşru ilişkisinden doğan bebeğini doğum sonrasında ücret karşılığında bakması için anlaştığı tanık F. B.’a bırakması, sadece ilk ay mağduru kontrole giderek masraflarını karşılaması, ardından bir daha mağduru arayıp sormaması şeklinde gerçekleşen olayda, TCK’nın 97/1. maddesinde düzenlenen suçun “kendi haline terk” unsurunun gerçekleşmediği, ancak sanığın bakım ve gözetime yönelik yükümlülüklerine aykırılık oluşturan bu davranışın TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunu oluşturduğu, ayrıca mağdur çocuk ile annesi olan sanık arasında menfaat çatışması bulunduğu gözetilerek yetkili mahkemeden 4721 sayılı TMK’nın 426. maddesine göre, çocuk mağdur için temsil kayyımı atanması veya CMK’nın 234/2. maddesi gereğince baro tarafından bir vekil görevlendirilmesi sağlanıp bu suretle mağdurun temsili ile şikayet ve davaya katılma haklarının kullanılmasına imkân tanınmadan eksik kovuşturma ve hatalı nitelendirme ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

İlginizi çekebilir:  EVLİLİK DIŞI OLAN ÇOCUĞUN BABADAN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2016/4638 esas 2016/19908 sayılı kararında

Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Katılan mağdure …’in aşamalarda, yasal velisi olan annesi sanık … … ile gayri resmi olarak evlilik hayatı yaşayan ve yanında kaldıkları …’ın tarikat şeyhi olduğunu, kendisine dört kez muska yazdığını, kız arkadaşlarını da dergaha getirmesini telkin ettiğini, annesinin kendisini 2010-2011 eğitim öğretim yılının 2. döneminde zorunlu olan ilköğretim 8. sınıfına göndermediğini ileri sürmesi ve katılan … vekilinin okuldan aldığı ıslak imzalı ve mühürlü öğrenim belgesinden de bu durumun doğrulanması karşısında,
Katılan …’in de, kızı olan mağdure …’in beyanlarıyla benzer iddialarda bulunduğu anlaşılmakla, Sanık…’nın velayeti kendisinde olan kızı mağdure …’i, kanuni zorunluluğa rağmen okula göndermeyip, mağdurenin fizyolojik, psikolojik ve kültürel gelişimini olumsuz yönde etkileyecek ortamda bırakmaktan ibaret eyleminin TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamıyla uyuşmayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan … vekili ile katılan …’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine. 20/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/23589 Esas 2016/4037 sayılı kararında

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede Sanığın, mağdurun babası olduğu, Bitlis ili Adilcevaz ilçesinde yaşadığı, suç tarihinde on yaşında olan mağdurun kardeşleriyle birlikte İzmir ilinde kaldığı, mağdurun sokakta mendil satarken durumunun tespit edildiği somut olayda, sanığın küçük yaştaki çocuğuyla ilgilenmeyip, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek çocuğu çalışmak durumunda bırakması şeklindeki eyleminin TCK’nın 233/1. maddesinde tanımlanan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 232/2. maddesindeki kötü muamele suçundan hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

5/5 - (1 vote)
İlginizi çekebilir:  Anlaşmalı Boşanmadan Nasıl Vazgeçilir?

Yorum yapın