Boşanma Davasını Açan Nafaka Alabilir mi? Davayı İlk Açan Eş Nafaka Hakkını Kaybeder mi?

📅 28 Eylül 2017 🔄 Son güncelleme: 05 Eylül 2026

Boşanma davaları hakkında en yerleşmiş yanlış bilgilerden biri, davayı açan eşin nafaka isteyemeyeceğidir. Özellikle boşanma kararını alan veya mahkemeye ilk başvuran eşe, “Boşanmak isteyen sensin, artık nafaka alamazsın” denildiğine sıkça rastlanır. Türk Medeni Kanunu’nda ise boşanma davasını açan eşin nafaka hakkını kaybedeceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yoksulluk nafakasının şartları Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamak koşuluyla karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Kanun nafaka hakkını davacı veya davalı olma sıfatına bağlamamış, nafaka isteyen eşin ekonomik durumu ile kusur derecesini esas almıştır. Üstelik nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması da yoksulluk nafakasının şartlarından değildir.

Dolayısıyla boşanma davasını açan kadın da erkek de şartları varsa nafaka isteyebilir. Boşanmayı isteyen taraf olmak, evliliğin sona ermesinden sonra ekonomik desteğe ihtiyaç duyulamayacağı anlamına gelmediği gibi, dava açılmış olması da boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olunduğunu göstermez.

İçindekiler
  1. Davayı Ben Açtıysam Yine de Yoksulluk Nafakası İsteyebilir miyim?
  2. Boşanma Davasını Açmak Kusurlu Olmak Anlamına Gelir mi?
  3. Boşanmak İsteyen Kadın Nafaka Alabilir mi?
  4. Davayı Açan Eş Dava Devam Ederken Tedbir Nafakası Alabilir mi?
  5. Ağır Kusurlu Eş Davayı Açmışsa Nafaka Alabilir mi?
  6. Çalışan Kadın Davayı Açarsa Nafaka Alabilir mi?
  7. Asgari Ücret Alan Eşe Nafaka Verilebilir mi?
  8. Eşlerin İkisi de Çalışıyorsa Yoksulluk Nafakası Çıkar mı?
  9. Erkek Boşanma Davasını Açarsa Kadından Nafaka Alabilir mi?
  10. Evi Terk Eden Eş Nafaka Alamaz mı?
  11. Karşı Dava Açılması Nafaka Hakkını Değiştirir mi?
  12. Boşanma Davasını Açan Eşin Nafaka Alabilmesi İçin Ne Gerekir?
  13. Ağır Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?
  14. Ağır Kusurlu Eş Çocuk İçin Nafaka İsteyebilir mi?
  15. Çocuklardan Biri Annede, Diğeri Babada Kalırsa Nafaka Nasıl Hesaplanır?
  16. Anne ve Baba Çalışıyorsa, Çok Kazanan Taraf Daha Fazla İştirak Nafakası Öder mi?
  17. Çocuk 18 Yaşına Gelince Nafaka Otomatik Olarak Kesilir mi?
  18. Çocuk 18 Yaşından Önce Çalışmaya Başlarsa Nafaka Kesilir mi?
  19. Tedbir Nafakası Dava Sonunda Geri İstenebilir mi?
  20. Çalışmayan Erkek Nafaka Öder mi?
  21. Hapisteki Eş Nafaka Öder mi?
  22. Emekli Maaşı Alan Kişi Nafaka Öder mi?
  23. Emekli Maaşına Nafaka Borcu İçin Haciz Konulabilir mi?
  24. Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Sona Erer?
  25. Asgari Ücretin Üzerinde Maaş Almaya Başlayan Eşin Nafakası Otomatik Kesilir mi?
  26. Yeniden Evlenen Eşin Nafakası İçin Dava Açmak Gerekir mi?
  27. Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? 2026 Yılında Son Durum
  28. AYM Kararı Çıktı Diye Mevcut Nafaka Ödemesi Durdurulabilir mi?
  29. Nafaka Ödenmezse Hapis Cezası Var mı?
  30. Boşanma Davasını Açan Taraf Bakımından Sonuç Değişiyor mu?
  31. Kaynakça – Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları

Davayı Ben Açtıysam Yine de Yoksulluk Nafakası İsteyebilir miyim?

Boşanma davasını açan eşin yoksulluk nafakası istemesine engel bir hüküm yoktur. Davacı eş bakımından da TMK m. 175’teki şartlara bakılır. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme ihtimali varsa, diğer eşten daha ağır kusurlu değilse ve karşı tarafın nafaka ödeyebilecek mali gücü bulunuyorsa yoksulluk nafakasına karar verilebilir.

Yargıtay kararlarında da davacı eşin yoksulluk nafakası talebinin sırf davayı açmış olması nedeniyle reddedilmesi şeklinde bir yaklaşım bulunmamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/1117 E., 2021/2484 K., 22.03.2021 tarihli kararında dava dilekçesinde yer alan nafaka talebinin yoksulluk nafakasını da kapsadığı kabul edilmiştir. Kararın üzerinde durduğu mesele talebin kapsamıdır; davacı sıfatı yoksulluk nafakası istenmesine engel sayılmamıştır.

Bu nedenle bir eş boşanma davasını bizzat açmış, evliliğin sona ermesini açıkça talep etmiş ve buna rağmen yoksulluk nafakası istemiş olabilir. Mahkemenin değerlendirmesi nafaka talebinin kanuni şartları üzerinden yapılır.

Boşanma Davasını Açmak Kusurlu Olmak Anlamına Gelir mi?

Boşanma davasını açmak başlı başına bir boşanma kusuru değildir. Kusur belirlenirken eşlerin evlilik birliği içerisindeki davranışları değerlendirilir. Hakaret, şiddet, sadakat yükümlülüğünün ihlali, güven sarsıcı davranışlar, aile yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi veya ortak hayatı etkileyen diğer vakıalar kusur değerlendirmesinin konusu olabilir. Mahkemeye başvurarak boşanma istemek ise bu davranışlardan ayrı bir hukuki işlemdir.

Bu ayrım nafaka bakımından özellikle önemlidir. Yoksulluk nafakası isteyen eşin tamamen kusursuz olması gerekmez. TMK m. 175, nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını aramaktadır. Bu nedenle eşit kusurlu veya daha az kusurlu bulunan eş, diğer şartlar da gerçekleşmişse yoksulluk nafakası alabilir.

Davayı ilk açan eşin daha kusurlu kabul edileceği yönünde bir karine bulunmadığından, “Davayı sen açtın, nafaka alamazsın” düşüncesi kusur yönünden de hukuki bir temele sahip değildir.

Boşanmak İsteyen Kadın Nafaka Alabilir mi?

Kadının boşanmak istemesi veya boşanma davasını kendisinin açması yoksulluk nafakasına engel değildir. Kadının nafaka alıp alamayacağı belirlenirken boşanmadan sonraki ekonomik durumu ve kusur derecesi incelenir.

Örneğin boşanma davasını kadın açmış olsa bile düzenli bir gelirinin bulunmaması, düşük gelirle çalışması, kira giderinin bulunması, malvarlığının olmaması veya boşanmanın ardından geçimini sağlayamayacak duruma gelmesi yoksulluk değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Bunun yanında boşanmaya sebep olan olaylarda kocasından daha ağır kusurlu bulunmaması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/3298 E., 2022/5856 K., 15.06.2022 tarihli kararında asgari ücret düzeyinde çalışan davacı kadın bakımından yoksulluk nafakasının koşulları değerlendirilmiş ve asgari ücret seviyesindeki gelirin kişiyi tek başına yoksulluktan kurtarmayacağı kabul edilmiştir. Kararda ayrıca tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kadının malvarlığının bulunmaması dikkate alınmıştır.

Bu içtihat, boşanma davasını açmış ve aynı zamanda çalışıyor olmanın dahi yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmadığını göstermektedir.

Davayı Açan Eş Dava Devam Ederken Tedbir Nafakası Alabilir mi?

Boşanma davası açıldığında yoksulluk nafakasından önce tedbir nafakası gündeme gelebilir. TMK m. 169 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davası devam ettiği sürece eşlerin barınmasına ve geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır. Bu düzenlemede de davacı eşin tedbir nafakasından yararlanamayacağına ilişkin bir sınırlama bulunmamaktadır.

Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakasının kusur bakımından şartları aynı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2-1891 E., 2018/1577 K., 25.10.2018 tarihli kararında, eşin çalışmasının veya boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bulunmasının tedbir nafakasına engel olmadığı kabul edilmiştir. HGK’nın bu kararında tedbir nafakasının boşanma davası sürerken eşlerin geçimine ilişkin geçici bir önlem niteliği taşıdığı esas alınmıştır.

Bu nedenle davayı açan eşin kusuruna ilişkin iddialar henüz tartışılırken tedbir nafakasına karar verilmesi mümkündür. Boşanma hükmüyle birlikte yoksulluk nafakası değerlendirilirken ise TMK m. 175’teki kusur şartı ayrıca uygulanır. Bir eşin dava sırasında tedbir nafakası alması, boşanma kesinleştiğinde mutlaka yoksulluk nafakası da alacağı anlamına gelmez.

Ağır Kusurlu Eş Davayı Açmışsa Nafaka Alabilir mi?

Davayı açmış olmak tek başına nafakaya engel oluşturmasa da yoksulluk nafakasında kusurun bir sınırı vardır. Boşanma sonucunda nafaka isteyen eşin karşı taraftan daha ağır kusurlu olduğu kabul edilirse yoksulluk nafakasına hak kazanamaz. TMK m. 175’in kusura ilişkin şartı davacı ve davalı eş için aynıdır.

Burada tedbir nafakasının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Dava devam ederken ağır kusur iddiasının bulunması, HGK’nın 2018/1577 sayılı kararında ortaya konulan yaklaşım uyarınca tedbir nafakasını kendiliğinden engellemez. Bu nedenle boşanma davasını açan bir eş dava devam ederken tedbir nafakası alabilir, fakat boşanmanın sonunda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunması hâlinde yoksulluk nafakası talebi kabul edilmeyebilir.

Nafaka konusunda yalnız “Davayı kim açtı?” bilgisiyle sonuca ulaşmanın neden mümkün olmadığı da burada ortaya çıkmaktadır. Aynı davacı eş için dava süresindeki tedbir nafakasının şartları oluşurken boşanma sonrası yoksulluk nafakasının şartları oluşmayabilir.

Çalışan Kadın Davayı Açarsa Nafaka Alabilir mi?

Çalışan eşin yoksulluk nafakası alamayacağı yönündeki düşünce de davayı açan eşe ilişkin yanlış inanış kadar yaygındır. Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakasını yalnız hiç geliri olmayan kişilere tanımamıştır. Gelirin varlığı önemli olmakla birlikte, bu gelirin boşanma sonrasında kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı değerlendirilir.

Yargıtay’ın asgari ücret düzeyindeki gelire ilişkin yaklaşımı bu konuda özellikle önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/3298 E., 2022/5856 K. sayılı kararında asgari ücret seviyesindeki gelirin tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle boşanma davasını açan kadın bir işte çalışıyor olsa bile geliri, malvarlığı ve ekonomik güvenliği birlikte değerlendirilmeden yoksulluk nafakası hakkında kesin bir sonuç çıkarılamaz. Düzenli ve yeterli geliri bulunan, başka gelir veya malvarlığıyla geçimini sağlayabilen eş ile yalnız düşük ücretli bir işten gelir elde eden eş aynı ekonomik durumda değildir.

Asgari Ücret Alan Eşe Nafaka Verilebilir mi?

Asgari ücret yoksulluk nafakası bakımından kanunda belirlenmiş matematiksel bir sınır değildir. Nafaka isteyen kişinin asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunması, nafaka talebinin otomatik olarak reddedilmesini gerektirmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/3298 E., 2022/5856 K. sayılı kararında bu husus açık biçimde kabul edilmiştir. Kararda asgari ücret seviyesinde çalışan eşin ekonomik koşulları, kira durumu ve malvarlığının bulunup bulunmaması gibi hususlar yoksulluk değerlendirmesi içerisinde ele alınmıştır.

Buna karşılık çalışan herkesin nafaka alacağı şeklinde bir sonuç da çıkarılamaz. Eşin geliri ve malvarlığı kendi geçimini sağlamaya yeterliyse boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme şartı gerçekleşmeyebilir. Bu nedenle uygulamada yalnız maaş miktarının değil, ekonomik durumun bütünüyle araştırılması gerekir.

Eşlerin İkisi de Çalışıyorsa Yoksulluk Nafakası Çıkar mı?

Her iki eşin çalışıyor olması nafaka talebinin reddi için tek başına yeterli değildir. Tarafların ücretleri birbirinden çok farklı olabilir; eşlerden birinin taşınmazları veya başka gelir kaynakları bulunurken diğerinin yalnız maaşı bulunabilir. Barınma koşulları ve sürekli giderler de ekonomik durumu etkiler.

Yargıtay’ın nafaka içtihatlarında çalışma olgusuyla birlikte gelir seviyesinin, malvarlığının ve tarafların ekonomik koşullarının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu her durumda ortadan kaldırmadığının kabul edilmesi de bu yaklaşımın sonucudur.

Tarafların gelir ve malvarlıkları birbirine yakınsa ve nafaka isteyen eşin boşanmayla yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılıyorsa yoksulluk nafakasının koşulları bulunmayabilir. Bu değerlendirme davacı eş için de davalı eş için de aynı şekilde yapılır.

Erkek Boşanma Davasını Açarsa Kadından Nafaka Alabilir mi?

Yoksulluk nafakası kadınlara özgü bir hak değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi kadın veya erkek ayrımı yapmaksızın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek “taraf” için nafaka hakkı düzenlemiştir. Bu nedenle erkek eş de gerekli koşullar oluştuğunda kadından yoksulluk nafakası isteyebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/6525 E., 2016/16201 K., 20.12.2016 tarihli kararında erkek eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hukuken uygun bulunmuş, nafaka miktarı yönünden değerlendirme yapılmıştır. Kararda kadın eşin ekonomik gücü ile erkek eşin gelir ve malvarlığı durumu nafaka miktarı bakımından dikkate alınmıştır.

Erkeğin boşanma davasını açmış olması da bu hakkı ortadan kaldırmaz. Erkek eş bakımından da boşanmayla yoksulluğa düşme, kusurun diğer eşten daha ağır olmaması ve nafaka yükümlüsünün mali gücü değerlendirilir.

Evi Terk Eden Eş Nafaka Alamaz mı?

Ortak konuttan ayrılmış olmak da nafaka hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Eşin hangi nedenle evden ayrıldığı ve boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumu ayrıca değerlendirilir. Şiddet, hakaret veya ortak yaşamın sürdürülmesini güçleştiren başka nedenlerle evden ayrılan eş ile haklı bir sebep olmaksızın ortak hayatı terk eden eşin kusur durumları aynı olmayabilir.

Bu nedenle “Evi o terk etti, nafaka alamaz” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır. Yoksulluk nafakası bakımından mahkemenin belirleyeceği kusur derecesi ve boşanma sonrasındaki ekonomik durum önemlidir. Tedbir nafakası bakımından ise HGK’nın 2018/1577 sayılı kararında kabul edildiği üzere kusur, yoksulluk nafakasındaki gibi hak kazanma şartı değildir.

Karşı Dava Açılması Nafaka Hakkını Değiştirir mi?

Boşanma davalarında bir eşin açtığı davaya karşı diğer eş de karşı dava açabilir. Böyle bir durumda her iki tarafın da boşanma talebi bulunabilir. Davacı, davalı veya karşı davacı sıfatlarının hiçbiri tek başına nafaka hakkını belirlemez.

Yoksulluk nafakasında yine TMK m. 175 uygulanır. Nafaka isteyen eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Tedbir nafakasında ise dava sürerken ekonomik koşullara göre geçici önlem alınabilir.

Dolayısıyla ilk davayı kimin açtığı, daha sonra karşı dava açılıp açılmadığı veya boşanmayı hangi tarafın daha önce istediği nafaka konusunda bağımsız bir hak kaybı yaratmaz.

Boşanma Davasını Açan Eşin Nafaka Alabilmesi İçin Ne Gerekir?

Boşanma davasını açmış olmak nafaka talebine engel olmadığı gibi, davacı olmak tek başına nafaka hakkı da sağlamaz. Yoksulluk nafakası için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmama şartlarının bulunması gerekir. Nafaka miktarı belirlenirken karşı tarafın mali gücü de dikkate alınır. (Aile Bakanlığı)

Bu nedenle aynı boşanma davasında davayı açan eşin nafaka talebinin kabul edilmesi de reddedilmesi de mümkündür. Sonucu belirleyen, boşanmayı ilk isteyen kişi olması değil, nafaka için kanunda aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Toplumda yerleşmiş olan “Davayı açarsan nafaka alamazsın” düşüncesi bu nedenle nafaka davası açıp açmama konusunda belirleyici olmamalıdır. Özellikle ekonomik olarak eşine bağımlı olan veya boşanmadan sonra ciddi geçim güçlüğü yaşayacak kişinin, yalnız kendisi boşanma davasını açacağı için nafaka hakkını kaybedeceğini düşünmesi hukuken doğru değildir.

Ağır Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Yoksulluk nafakası bakımından kusurun önemi, nafaka isteyen eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olup olmadığı noktasında ortaya çıkar. TMK m. 175, nafaka isteyen kişinin tamamen kusursuz olmasını aramamaktadır. Eşit kusurlu veya daha az kusurlu eş, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası isteyebilir. Buna karşılık boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunan taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/617 E., 2020/2140 K., 12.03.2020 tarihli kararında da diğer eşten daha ağır kusurlu bulunan taraf bakımından TMK m. 175’teki yoksulluk nafakası şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Nafakayı engelleyen şey davacı olmak değil, yoksulluk nafakası bakımından diğer eşten daha ağır kusurlu bulunmaktır.

Tedbir nafakasında ise kusur aynı şekilde sonuç doğurmaz. Boşanma davası devam ederken eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemler bakımından kusurun belirleyici olmadığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2-1891 E., 2018/1577 K., 25.10.2018 tarihli kararında kabul edilmiştir. Bu sebeple dava devam ederken tedbir nafakası alan eşin boşanma sonunda daha ağır kusurlu bulunması mümkündür; böyle bir durumda tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası hakkında farklı sonuçlara ulaşılması hukuken çelişki oluşturmaz.

Ağır Kusurlu Eş Çocuk İçin Nafaka İsteyebilir mi?

Boşanmadaki kusur, çocuğun iştirak nafakasını ortadan kaldırmaz. İştirak nafakası eşlerden birine kusursuz olduğu için verilen bir para değildir; çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın mali güçleri oranında katılmasının sonucudur. TMK m. 182’de de velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle boşanmada ağır kusurlu bulunan anne veya babanın velayet hakkı kendisinde kalmışsa, diğer ebeveynin çocuk için iştirak nafakası ödemesi mümkündür. Burada ödenen para velayet sahibi eşin kişisel nafakası olmadığı için, o eşin yoksulluk nafakası alamıyor olması çocuk adına iştirak nafakası alınmasına engel oluşturmaz.

Aynı durum davayı açan taraf açısından da geçerlidir. Boşanma davasını açan eşin velayetinde kalan çocuk için iştirak nafakası istenebilir. Anne veya babanın boşanma davasında davacı ya da davalı olması, çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğünü değiştirmez.

Çocuklardan Biri Annede, Diğeri Babada Kalırsa Nafaka Nasıl Hesaplanır?

Çocukların velayetinin farklı ebeveynlere verilmesi hâlinde her iki tarafın birbirine aynı miktarda nafaka ödeyeceği yönünde bir kural yoktur. Çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak her çocuk bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerekir. TMK m. 330 da nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurularak belirleneceğini düzenlemektedir.

Örneğin çocuklardan biri küçük yaşta ve giderleri daha sınırlı iken diğer çocuk özel eğitim, sağlık veya yüksek öğrenim giderleri nedeniyle daha fazla harcamaya ihtiyaç duyabilir. Anne ile babanın gelirleri ve malvarlıkları da aynı olmayabilir. Bu nedenle çocuklardan birinin annede, diğerinin babada kalması hâlinde nafakaların mutlaka birbirini karşılayacak şekilde eşit belirlenmesi gerektiği söylenemez.

Anne ve Baba Çalışıyorsa, Çok Kazanan Taraf Daha Fazla İştirak Nafakası Öder mi?

İştirak nafakası belirlenirken ebeveynlerin gelir farkının dikkate alınması gerekir. TMK m. 182, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine “gücü oranında” katılmasını öngörmektedir. Bu nedenle aylık geliri ve malvarlığı çok yüksek olan ebeveyn ile çok daha düşük gelirle geçinen ebeveynin çocuk giderlerine her durumda aynı parasal tutarla katılması gerektiği söylenemez.

Çocuğun yaşam koşulları, yaşı, eğitim ve sağlık giderleri ile anne ve babanın ekonomik imkânları birlikte değerlendirilir. Velayeti kendisinde bulunan ebeveyn de çocuğun masraflarına katılmaya devam eder; iştirak nafakasının amacı bütün çocuk giderlerini diğer ebeveyne yüklemek değildir. Ancak gelir farkı büyüdükçe tarafların giderlere katılma oranlarının da aynı kalması zorunlu değildir.

Çocuk 18 Yaşına Gelince Nafaka Otomatik Olarak Kesilir mi?

Çocuk için hükmedilen iştirak nafakası, velayete bağlı bir nafaka olduğundan çocuğun ergin olmasıyla birlikte sona erer. Türk Medeni Kanunu’nda erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Bununla birlikte çocuğun on sekiz yaşını doldurması, anne ve babanın eğitimine devam eden çocuğa karşı bütün bakım yükümlülüğünün sona erdiği anlamına gelmez.

TMK m. 328’in ikinci fıkrasında, çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü oldukları düzenlenmiştir.

Burada iştirak nafakasının aynen devam ettiğini söylemek teknik olarak doğru değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/11384 E., 2017/944 K., 08.02.2017 tarihli kararında, ergin olan ve eğitimine devam eden çocuk bakımından talebin iştirak nafakasının artırılması olarak değil, yardım nafakası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla boşanma kararında çocuk için aylık iştirak nafakasına hükmedilmişse bu nafaka erginlikle sona erer. Üniversite veya başka bir eğitim devam ediyorsa ergin çocuk, koşulları bulunduğunda eğitim süresince nafaka isteyebilir. Anne veya babanın ergin çocuk adına önceki velayet sıfatına dayanarak iştirak nafakası talep etmesi ile ergin çocuğun kendi nafaka hakkını kullanması birbirinden ayrılmalıdır. TMK m. 328 bakım borcunun eğitim devam ettiği sürece uzayabileceğini açıkça kabul etmektedir.

Çocuk 18 Yaşından Önce Çalışmaya Başlarsa Nafaka Kesilir mi?

Çocuğun kendi gelirinin bulunması nafaka miktarında önem taşıyabilir. TMK m. 330, nafaka miktarı belirlenirken çocuğun gelirlerinin de dikkate alınmasını öngörmektedir. Ancak çocuğun herhangi bir gelir elde etmeye başlaması tek başına her durumda iştirak nafakasının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Çocuğun erginliği, gelirin niteliği ve kendi ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle “çocuk işe girince nafaka kendiliğinden biter” şeklinde genel bir cümle yerine, çocuğun ergin olup olmadığı ve gelirinin bakım ihtiyacına etkisi ayrıca incelenmelidir.

Tedbir Nafakası Dava Sonunda Geri İstenebilir mi?

Boşanma davası sırasında ödenen tedbir nafakasının dava sonunda yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi nedeniyle kendiliğinden geri istenebileceği düşüncesi doğru değildir. Tedbir nafakası, boşanma yargılaması devam ettiği sırada alınan geçici önlemlerden biridir ve yoksulluk nafakasından farklı bir hukuki sebebe dayanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2012/7702 E., 2012/27285 K., 15.11.2012 tarihli kararında tedbir nafakasının kaldırılmasıyla birlikte daha önce tahsil edilen nafakanın iadesine de hükmedilmiş olmasına ilişkin uyuşmazlık incelenmiştir. İade yönünden usulüne uygun bir talep bulunmadığı belirtilerek, tedbir nafakasının kaldırılmasıyla yetinilmesi gerektiği kabul edilmiş ve geçmişte tahsil edilen miktarların iadesine ilişkin hüküm çıkarılmıştır.

Bu karar nedeniyle “tedbir nafakası hiçbir durumda geri istenemez” şeklinde daha geniş bir sonuç çıkarmak da doğru olmaz. Güvenli ifade, boşanma sonunda yoksulluk nafakası verilmemesinin veya tedbir nafakasının daha sonra kaldırılmasının geçmişte yapılan ödemeleri kendiliğinden iade borcuna dönüştürmediğidir.

Çalışmayan Erkek Nafaka Öder mi?

Bir kişinin işsiz olması nafaka bakımından önemlidir; ancak bütün nafaka türleri açısından aynı sonucu doğurmaz. Özellikle iştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçlarının yanında anne ve babanın ödeme gücü dikkate alınır. Yoksulluk nafakasında ise nafaka yükümlüsünün mali gücü TMK m. 175’te açıkça yer alan bir ölçüttür.

Yargıtay uygulamasında çalışabilecek durumda olduğu hâlde herhangi bir gelir elde etmemesinin nafaka sorumluluğundan kaçınmak için tek başına yeterli olmadığı yönünde kararlar bulunmaktadır. Buna karşılık kendisi de yoksul durumda bulunan ve nafaka isteyen eşle ekonomik koşulları birbirine yakın olan kişinin yoksulluk nafakasıyla yükümlü tutulması ayrı değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/3335 E., 2019/8117 K., 03.07.2019 tarihli kararı da nafaka yükümlüsünün kendi yoksulluk durumunun dikkate alınması gerektiği yönündeki içtihatlar arasındadır.

Bu nedenle yalnız nüfus kayıtlarında veya SGK kayıtlarında “çalışmıyor” görünmesine bakılarak sonuç çıkarılmaz. Kişinin gerçek geliri, çalışma gücü, mesleği, taşınmazları, kira veya başka gelirleri ile hayat koşulları araştırılabilir. Bununla birlikte hiçbir geliri ve malvarlığı bulunmayan, kendisi de geçimini sağlayamayacak durumda olan bir kişinin ödeme gücü yokmuş gibi davranılarak yüksek bir yoksulluk nafakasıyla sorumlu tutulması da TMK m. 175’teki mali güç ölçütüyle bağdaşmaz.

Hapisteki Eş Nafaka Öder mi?

Cezaevinde bulunmak nafaka sorumluluğunu kendiliğinden kaldıran bir sebep değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/223 E., 2019/849 K., 11.02.2019 tarihli kararında, tutuklu veya hükümlü olmanın tek başına tedbir ve iştirak nafakasından sorumlu tutulmaya engel olmadığı kabul edilmiştir. Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile nafaka yükümlüsünün mali gücünün dikkate alınması gerektiği de aynı değerlendirme içerisinde yer almaktadır.

Dolayısıyla cezaevine giren kişinin kira geliri, taşınmazları, birikimleri veya başka ekonomik imkânları bulunuyorsa bunların nafaka bakımından önemsiz olduğu söylenemez. Buna karşılık cezaevinde bulunmanın kişinin gerçek ödeme gücü üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Nafaka türüne göre çocuğun ihtiyacı, eşin ihtiyacı ve yükümlünün ödeme gücü birlikte değerlendirilir.

Emekli Maaşı Alan Kişi Nafaka Öder mi?

Emekli aylığı düzenli bir gelir olduğundan nafaka miktarının belirlenmesinde kişinin ekonomik durumu içinde değerlendirilir. Emekli olmak, eş veya çocuk için nafaka ödenmesine hukuken engel değildir. Hangi miktarda nafakaya hükmedileceği ise emekli aylığının tutarıyla birlikte kişinin başka gelirleri ve malvarlığı ile nafaka isteyen eşin veya çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir.

Emekli kişinin tek geliri düşük bir emekli maaşı olabilir; başka bir kişinin emekli maaşı yanında kira geliri ve önemli malvarlığı bulunabilir. Bu nedenle emekli sıfatına bağlı sabit bir nafaka miktarı bulunmaz.

Emekli Maaşına Nafaka Borcu İçin Haciz Konulabilir mi?

5510 sayılı Kanun kapsamındaki emekli aylıkları bakımından genel haciz yasağının istisnalarından biri nafaka borçlarıdır. Bu nedenle normal bir tüketici veya kredi borcu bakımından uygulanan koruma, nafaka alacağı söz konusu olduğunda aynı şekilde ileri sürülemez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/3738 E., 2018/8845 K., 27.09.2018 tarihli kararında da nafaka alacağı nedeniyle emekli maaşına haciz uygulanabileceği kabul edilmiştir.

Burada cari nafaka ile geçmişten birikmiş nafaka borcunu ayırmak gerekir. Aynı kararda işleyen aylık nafakanın tamamının maaştan kesilebileceği, birikmiş nafaka alacağı için ise cari nafaka düşüldükten sonra kalan maaşın dörtte biri oranında haciz uygulanabileceği kabul edilmiştir.

Bu sebeple “emekli maaşından nafaka için en fazla dörtte bir kesilir” şeklinde genel bir ifade doğru değildir. Aylık olarak işlemekte olan nafaka ile geçmiş aylardan birikmiş borç aynı haciz hesabına tabi tutulmaz.

Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Sona Erer?

TMK m. 176’ya göre irat şeklindeki yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Nafaka alan kişinin evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafakanın kaldırılması için mahkeme kararı gerekir. Tarafların mali durumlarındaki değişiklikler nafakanın artırılması veya azaltılması sonucunu da doğurabilir.

Bu nedenle nafaka alan kişinin işe başlaması üzerine ödemeyi kendiliğinden kesmek risklidir. Yeni gelir yoksulluğu gerçekten ortadan kaldırıyorsa nafakanın kaldırılması istenebilir; gelirin yalnız bir miktar artması ise somut olayın koşullarına göre nafakanın azaltılmasıyla sonuçlanabilir. TMK m. 176 bu konuda mahkemeye değişen mali durumu ve hakkaniyeti değerlendirme imkânı vermektedir.

Asgari Ücretin Üzerinde Maaş Almaya Başlayan Eşin Nafakası Otomatik Kesilir mi?

Yoksulluk nafakasının sona ermesini belirleyen kanuni bir “asgari ücret sınırı” bulunmamaktadır. Nafaka alan kişinin çalışmaya başlaması önemli bir ekonomik değişikliktir; fakat yeni gelirin yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı değerlendirilmeden nafakanın kendiliğinden sona erdiği kabul edilemez.

İlk bölümde değindiğimiz Yargıtay içtihatlarında asgari ücret düzeyinde gelirin kişiyi her durumda yoksulluktan kurtarmadığı kabul edildiğinden, nafaka kaldırma davalarında da yalnız maaş bordrosundaki rakam üzerinden değerlendirme yapmak yeterli değildir. Gelirin sürekliliği, kira ve zorunlu giderler, malvarlığı ve diğer ekonomik imkânlar birlikte önem taşır.

Yeniden Evlenen Eşin Nafakası İçin Dava Açmak Gerekir mi?

İrat şeklinde ödenen yoksulluk nafakasında yeniden evlenme, TMK m. 176 uyarınca nafakayı kendiliğinden sona erdirir. Bu hâl, fiilen evliymiş gibi birlikte yaşamadan farklıdır. Resmî evlilik yoksa ve nafakanın kaldırılması fiilî birlikteliğe dayanıyorsa bu durumun mahkemede ileri sürülmesi ve nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Resmî nikâhla evlenen eski eş bakımından kanun kendiliğinden sona erme sonucu bağlarken, evlenme olmaksızın başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşamaya mahkeme kararıyla kaldırılma sonucu bağlamıştır.

Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? 2026 Yılında Son Durum

İptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Bu husus 4 Haziran 2026 kararından sonra TBMM’ye sunulan resmî soru önergelerinde de yer almaktadır.

Bu sebeple 15 Ağustos 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasının veya süresiz nafaka uygulamasının o gün itibarıyla tamamen ortadan kalktığını söylemek doğru değildir. İptal kararı verilmiş olmakla birlikte yürürlüğe giriş için öngörülen süre henüz dolmamıştır. Mevcut kanun metninde TMK m. 175 hâlen yoksulluk nafakasını “süresiz olarak” isteme şeklinde düzenlemektedir.

AYM kararının yoksulluk nafakasının tamamını iptal etmediğine de dikkat etmek gerekir. İptal edilen bölüm “süresiz olarak” ibaresidir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme ve nafaka isteyen eşin diğerinden daha ağır kusurlu olmaması gibi TMK m. 175’teki diğer koşullar iptal kararının konusu değildir.

AYM Kararı Çıktı Diye Mevcut Nafaka Ödemesi Durdurulabilir mi?

Mevcut bir mahkeme kararına dayanılarak ödenen nafakanın yalnız 4 Haziran 2026 tarihli AYM kararına dayanılarak tek taraflı biçimde kesilmesi doğru değildir. İptal hükmünün yürürlüğe girişi ertelenmiş durumdadır ve yürürlükteki nafaka kararlarının ayrıca hukuki sonuçları bulunmaktadır.

Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi gibi kanunun kendiliğinden sona erme sonucu bağladığı bir hâl bulunmuyorsa veya mahkeme tarafından nafakanın kaldırılmasına ya da azaltılmasına karar verilmemişse mevcut ilamın göz ardı edilmesi icra takibi ve nafaka borcunun birikmesi sonucunu doğurabilir. TMK m. 176, yoksulluğun ortadan kalkması ve mali durumun değişmesi gibi hâller için kaldırma veya değiştirme imkânını ayrıca düzenlemektedir.

nafaka

Nafaka Ödenmezse Hapis Cezası Var mı?

Nafaka kararına uyulmaması hâlinde icra takibinin yanında İcra ve İflas Kanunu m. 344 kapsamında tazyik hapsi gündeme gelebilir. Düzenlemeye göre nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Borçlu, hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereğini yerine getirirse tahliye edilir.

Tazyik hapsini nafaka borcunun yerine geçen bir ceza olarak düşünmemek gerekir. Hapis uygulanmış olması nafaka borcunu ortadan kaldırmaz. Ayrıca yalnız bir nafaka taksidinin gecikmiş olmasından hareketle hiçbir işlem yapılmadan kişinin doğrudan hapse gönderilmesi söz konusu değildir; nafaka kararının icraya konulması ve İİK’daki şikâyet şartlarının gerçekleşmesi gerekir.

Nafaka borçlusunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmış olması da mevcut nafaka kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İİK m. 344, böyle bir dava açılmışsa ileri sürülen sebepler dikkate alınarak tazyik hapsinin uygulanmasının davanın sonuna bırakılabilmesine ayrıca imkân tanımaktadır.

Boşanma Davasını Açan Taraf Bakımından Sonuç Değişiyor mu?

Yazının başındaki konuya döndüğümüzde, nafakanın çok farklı türleri ve her birinin farklı koşulları bulunmasına rağmen davayı kimin açtığının bunlar arasında bağımsız bir nafaka engeli olmadığı görülmektedir.

Boşanma davasını açan eş boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve diğer eşten daha ağır kusurlu değilse yoksulluk nafakası isteyebilir. Dava devam ederken koşulları varsa tedbir nafakası alabilir. Ortak çocuğun velayeti kendisine verilmişse çocuk için iştirak nafakası da gündeme gelir. Çalışması, düşük gelirli olması, erkek olması veya boşanmayı isteyen taraf olması bu hakların her birinin kendi koşulları incelenmeden nafaka talebinin reddedilmesini gerektirmez.

Aynı şekilde davalı olmak da nafaka hakkını garanti etmez. Diğer eşten daha ağır kusurlu bulunan tarafın yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir; ekonomik olarak kendi geçimini sağlayabilen kişinin yoksulluk nafakası koşulları oluşmayabilir. Nafaka hukukunda davacı-davalı sıfatından hareketle sonuç çıkarmak yerine hangi nafakanın istendiğine ve o nafakanın kanuni koşullarına bakılması gerekir. TMK m. 175 ve 182’deki düzenlemeler de bu esaslar üzerine kuruludur.

Bu nedenle toplumda sıkça söylenen “Boşanma davasını sen açarsan nafaka alamazsın” sözü, kişinin dava açıp açmama kararını belirleyecek bir hukuki bilgi olarak kabul edilmemelidir. Boşanmayı isteyen ve davayı açan eşin de ekonomik durumu, kusuru, çocukların velayeti ve talep edilen nafakanın türü dikkate alınarak nafaka hakkı bulunabilir.

Kaynakça – Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/1117 E., 2021/2484 K., 22.03.2021: Dava dilekçesindeki nafaka talebinin yoksulluk nafakasını da kapsaması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/3298 E., 2022/5856 K., 15.06.2022: Asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakası bakımından tek başına yeterli kabul edilmemesi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/2-1364 E., 2014/1082 K.: Asgari ücret seviyesindeki gelir ile yoksulluk nafakası arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2-1891 E., 2018/1577 K., 25.10.2018: Tedbir nafakasında kusurun belirleyici olmaması ve geçici önlemin niteliği.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/6525 E., 2016/16201 K., 20.12.2016: Erkek eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/617 E., 2020/2140 K., 12.03.2020: Diğer eşten daha ağır kusurlu olan eş bakımından yoksulluk nafakası koşullarının oluşmaması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/7702 E., 2012/27285 K., 15.11.2012: Tedbir nafakasının kaldırılması ile daha önce tahsil edilen nafakanın iadesinin ayrı değerlendirilmesi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/11384 E., 2017/944 K., 08.02.2017: Ergin olup eğitimine devam eden çocuk bakımından iştirak nafakası ile yardım nafakasının ayrılması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2019/3335 E., 2019/8117 K., 03.07.2019: Nafaka yükümlüsünün kendi yoksulluk ve ödeme gücünün dikkate alınması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2019/223 E., 2019/849 K., 11.02.2019: Tutuklu veya hükümlü olmanın tedbir ve iştirak nafakası sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaması.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2018/3738 E., 2018/8845 K., 27.09.2018: Nafaka nedeniyle emekli maaşının haczi ile cari ve birikmiş nafaka ayrımı.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 04.06.2026: TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline ilişkin karar; iptal hükmünün yürürlüğe girişi dokuz ay ertelenmiştir.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Altınlarla Ev veya Araba Alındıysa Hem Altınlar Hem Mal Paylaşımı İstenebilir mi?

Yorum yapın