Boşanma davasında sonuç yalnızca evliliğin sona ermesi değildir. Tarafların kusur durumu, çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, aile konutunun kullanımı, ziynet eşyaları ve mal rejiminden doğan alacaklar boşanma sürecinde veya sonrasında ayrı uyuşmazlıklar doğurabilir. Bu nedenle dava açılırken yalnızca boşanma sebebinin değil, boşanmanın mali ve ailevi sonuçlarının da birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Çarşamba’da açılacak bir boşanma davasında ilk olarak görevli ve yetkili mahkeme, ardından davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi yürütüleceği belirlenmelidir. Çekişmeli boşanmada ise hangi olayların dava sebebi yapılacağı, bunların hangi delillerle ispatlanabileceği ve karşı tarafın ileri sürebileceği kusur iddiaları dava dilekçesi verilmeden önce değerlendirilmelidir.
Boşanma davasında sonradan yeni olaylar eklemek veya başlangıçta ileri sürülmemiş talepleri yargılamanın ilerleyen aşamalarında dosyaya dahil etmek her zaman mümkün olmadığından, davanın ilk dilekçesinin hazırlanması özellikle önem taşır.
Çarşamba’da Boşanma Davası Nerede Açılır?
Çarşamba’da aile hukukundan kaynaklanan davalara bakmak üzere Aile Mahkemesi bulunmaktadır. Ancak taraflardan birinin Çarşamba’da oturması her durumda davanın mutlaka Çarşamba’da açılacağı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma veya ayrılık davasında eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ile tarafların davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
Örneğin eşlerden biri ayrılıktan sonra Çarşamba’da yerleşmiş, diğer eş başka bir şehirde yaşamaya başlamış olabilir. Şartları mevcutsa dava Çarşamba’da açılabileceği gibi diğer eşin yerleşim yerinde de açılabilir. Tarafların son ortak konutunun nerede bulunduğu da yetki bakımından ayrıca önem taşır.
Yerleşim yerinin yalnızca nüfus kaydındaki adres üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir. Kişinin fiilen sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer ile geçici olarak bulunduğu yer birbirinden ayrılmalıdır.
Çarşamba Anlaşmalı Boşanma Davası
Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşler birlikte başvurarak veya eşlerden birinin açtığı davayı diğer eş kabul ederek anlaşmalı boşanabilirler. Ancak tarafların yalnızca “boşanmak istiyoruz” konusunda anlaşması yeterli değildir.
Çocukların velayeti, çocukla kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat gibi boşanmanın sonuçlarının açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Mahkeme, tarafların iradelerini bizzat dinler ve protokolde çocukların menfaatine aykırı bir düzenleme bulunduğunu görürse gerekli değişikliği önerebilir.
Anlaşmalı boşanma protokolünün kısa olması her zaman avantaj değildir. Özellikle taşınmaz, araç, şirket payı, ziynet veya yüksek miktarda para bulunan evliliklerde “tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı yoktur” şeklindeki geniş ifadeler sonradan beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Mal paylaşımı ve ziynet alacağı boşanmanın kendiliğinden çözülen sonuçlarından değildir. Taraflar bunları anlaşmalı boşanmayla birlikte tasfiye etmek istiyorsa hangi malın kime kalacağı, yapılacak ödemenin miktarı ve zamanı ile tapu veya araç devrinin nasıl gerçekleştirileceği açık biçimde düzenlenmelidir.
Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanmanın çekişmeli davaya göre daha kısa sürmesi mümkündür. Ancak “aynı gün kesin boşanma” şeklinde bütün dosyalar için geçerli bir süre yoktur.
Duruşma gününün verilmesi mahkemenin iş durumuna bağlıdır. Kararın verilmesinden sonra gerekçeli kararın hazırlanması, taraflara tebliğ edilmesi ve kanun yolu süreleri de kesinleşme bakımından önem taşır.
Tarafların kanun yolundan feragat etmesi ve gerekli usul işlemlerinin tamamlanması bazı dosyalarda kesinleşmeyi hızlandırabilir. Buna rağmen boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenebilmesi için mahkeme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmiş olması gerekir.
Bir Yıldan Kısa Süren Evlilikte Anlaşmalı Boşanma Olur mu?
Türk Medeni Kanunu’nun anlaşmalı boşanmaya ilişkin hükmü gereğince evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıllık süre dolmamışsa tarafların her konuda anlaşmış olmaları dahi TMK 166/3 anlamında anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
Bu durumda çekişmeli boşanma davası açılması ve boşanma sebebinin ispatlanması gerekir. Tarafların boşanma konusunda uyuşmazlık yaşamaması yargılamayı kolaylaştırabilir; ancak bir yıllık kanuni şartı ortadan kaldırmaz.
Çarşamba Çekişmeli Boşanma Davası
Taraflardan biri boşanmak istemiyorsa veya taraflar velayet, nafaka, kusur, tazminat ya da diğer sonuçlarda anlaşamıyorsa dava çekişmeli olarak görülür.
Çekişmeli boşanmada yalnızca evlilik içinde sorun yaşandığının anlatılması yeterli değildir. Davaya dayanak yapılan vakıaların açık şekilde gösterilmesi ve bunların hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması uygulamada en sık dayanılan genel boşanma sebebidir. Hakaret, aşağılama, ekonomik baskı, güven sarsıcı davranış, aile birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmeme, eşe veya eşin ailesine yönelik davranışlar, ortak konutun kurulmaması ve olayın özelliğine göre başka davranışlar kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Bunun yanında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi kanunda özel olarak düzenlenen boşanma sebepleri de bulunmaktadır. Özel boşanma sebebine dayanılacaksa kanunda öngörülen şartlar ve varsa süreler ayrıca gözetilmelidir.
Boşanma Davasında Kusur Neden Önemlidir?
Kusur değerlendirmesi yalnızca “kim haklı?” tartışmasından ibaret değildir. Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası başta olmak üzere boşanmanın bazı mali sonuçlarını doğrudan etkiler.
Maddi tazminat isteyen eşin boşanmaya neden olan olaylarda kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Manevi tazminat bakımından ise bunun yanında karşı tarafın kusurlu davranışlarının talepte bulunan eşin kişilik haklarına saldırı oluşturması aranır.
Bu sebeple bir eşin boşanmada tamamen kusurlu bulunması, diğer eş lehine kendiliğinden manevi tazminat verilmesi anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.02.2026 tarihli, 2025/7361 E., 2026/1811 K. sayılı kararında da erkek boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu kabul edilmesine rağmen gerçekleşen kusurlu davranışların kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Dolayısıyla kusur ile kişilik hakkına saldırı aynı değerlendirme değildir.
Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Tanık anlatımları boşanma davalarında önemli olmakla birlikte tek delil değildir. Mesajlaşmalar, fotoğraflar, sosyal medya içerikleri, banka hareketleri, seyahat ve konaklama kayıtları, sağlık belgeleri, kolluk tutanakları, ceza soruşturması veya dava dosyaları ile hukuka uygun biçimde elde edilmiş başka kayıtlar uyuşmazlığın niteliğine göre kullanılabilir.
Her belge de otomatik olarak hukuka uygun delil sayılmaz. Eşin telefonuna gizlice casus yazılım yüklenmesi, parola kırılarak hesabına girilmesi veya özel hayat alanına hukuka aykırı şekilde müdahale edilmesi delilin kullanılabilirliği bakımından sorun yaratabilir.
Buna karşılık eşin ortak kullanımdaki bilgisayarda açık bıraktığı bir içerik, kişiye gönderilmiş mesajlar veya üçüncü kişinin hukuka uygun şekilde tanık olduğu olaylar farklı şekilde değerlendirilebilir.
Delilin yalnızca mevcut olması da yeterli değildir. Hangi iddiayı ispatlamak amacıyla sunulduğu ve dava dilekçesinde ileri sürülen olayla bağlantısı önem taşır.
Boşanma Davasında Tanık Nasıl Değerlendirilir?
Tanığın eşlerden birinin annesi, babası veya kardeşi olması anlatımını kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Ancak tanığın olayı nereden bildiği önemlidir.
“Bana sürekli kötü davrandığını söyledi” biçimindeki duyuma dayalı anlatımla, “yanlarında bulunduğum sırada eşine şu sözleri söylediğini duydum” şeklindeki doğrudan görgüye dayalı anlatım aynı ağırlıkta değildir.
Yer ve zaman içermeyen, soyut biçimde “hep kavga ederlerdi”, “iyi bir eş değildi” veya “çocuklarla ilgilenmezdi” şeklindeki ifadeler de tek başına belirleyici olmayabilir.
Bu nedenle boşanma davasında çok sayıda tanık bildirmekten ziyade hangi tanığın hangi somut olayı bildiğinin belirlenmesi daha önemlidir.
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
Maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz veya daha az kusurlu eş tarafından talep edilebilir.
Manevi tazminatta ise boşanmaya neden olan davranışın aynı zamanda kişinin kişilik haklarına saldırı oluşturması aranır. Ağır hakaretler, şiddet ve olayın niteliğine göre kişinin onur veya kişilik değerlerini ihlal eden davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, olayların niteliği ve hakkaniyet dikkate alınır. Boşanma tazminatı diğer tarafı cezalandırmak veya talepte bulunan kişiyi zenginleştirmek amacıyla belirlenmez.
Tazminat talebi dava dilekçesinde veya karşı dava içerisinde açık biçimde ileri sürülmelidir.
Boşanma Davasında Nafaka
Boşanma sürecinde tek bir nafaka türü bulunmaz.
Dava devam ederken eş veya çocuk lehine tedbir nafakası verilebilir. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra çocuk için iştirak nafakası, şartları varsa eş için yoksulluk nafakası gündeme gelebilir.
Tedbir nafakasında boşanmanın sonunda kimin kusurlu çıkacağının beklenmesi gerekmez. Dava devam ederken eşlerin ve çocukların geçiminin nasıl sağlanacağı değerlendirilir.
Yoksulluk nafakasında ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir.
Nafakanın miktarı belirlenirken yalnızca maaşa bakılmaz. Tarafların düzenli gelirleri, malvarlıkları, yaşam koşulları ve zorunlu giderleri birlikte değerlendirilir.
Çocuk İçin İştirak Nafakası
Velayet kendisine bırakılmayan anne veya baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ekonomik gücü oranında katılmak zorundadır.
Çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ve barınma giderleri ile tarafların ekonomik koşulları iştirak nafakasının belirlenmesinde önem taşır.
Nafaka miktarının yıllar boyunca değişmeden kalması zorunlu değildir. Çocuğun ihtiyaçlarının veya tarafların ekonomik durumunun değişmesi hâlinde nafakanın artırılması ya da şartları mevcutsa azaltılması için daha sonra ayrıca dava açılabilir.
Çocuğun özel okulda okuması, kurs, servis veya yüksek sağlık giderlerinin bulunması gibi durumlar da somut dosyada ayrıca değerlendirilir.
Çarşamba Velayet Davaları
Velayet konusunda anne veya babanın boşanmada daha az kusurlu olması tek başına belirleyici değildir. Esas olan çocuğun üstün yararıdır.
Çocuğun yaşı, eğitim düzeni, hangi ebeveyn yanında istikrarlı bir yaşam sürdürebileceği, anne ve babanın çocukla ilişkisi, bakım imkânları ve çocuğun gelişimini etkileyebilecek diğer koşullar birlikte değerlendirilir.
Belirli bir yaşa ve olgunluk seviyesine ulaşmış çocuğun görüşünün alınması da önemlidir. Ancak çocuğun “annemde kalmak istiyorum” veya “babamda kalmak istiyorum” demesi tek başına mahkemeyi bağlamaz.
Velayet kararı verildikten sonra koşulların önemli ölçüde değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi için ayrıca dava açılması mümkündür.
Çocukla Kişisel İlişki Nasıl Kurulur?
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin düzenlenmesinde de çocuğun üstün yararı esas alınır.
Hafta sonları, sömestr ve yaz tatilleri, dini bayramlar ve gerektiğinde özel günler bakımından kişisel ilişki kurulabilir. Çocuğun yaşı, okul düzeni ve tarafların farklı şehirlerde yaşayıp yaşamadıkları ilişkinin süresini etkileyebilir.
Anne ve babanın farklı şehirlerde oturması hâlinde yalnızca görüşme günleri değil, çocuğun teslim alınacağı ve teslim edileceği yer de önemlidir. Ulaşım mesafesinin yüksek olması kişisel ilişki düzenlemesinde dikkate alınabilir.
Kişisel ilişki kararı velayet hakkı sahibinin diğer ebeveyni cezalandırabileceği bir araç değildir. Çocuğun diğer ebeveyniyle sağlıklı ilişki kurmasının engellenmesi, şartları oluştuğunda velayet yönünden de değerlendirmeye konu olabilir.
Boşanma Davasında Karşı Dava Açılabilir mi?
Boşanma davası açılan eş yalnızca kendisini savunmak zorunda değildir. Kendi boşanma sebepleri ve talepleri bulunuyorsa süresi içinde karşı dava açabilir.
Örneğin erkek boşanma davasında kadının hakaret ettiğini ileri sürerken kadın da erkeğin fiziksel şiddet uyguladığını, ortak konutu terk ettiğini veya başka kusurlu davranışlarda bulunduğunu ileri sürerek karşı boşanma davası açabilir.
Asıl dava ve karşı dava birlikte görülür; ancak her davadaki vakıalar ve talepler kendi içinde değerlendirilir.
Sadece cevap dilekçesinde “ben de boşanmak istiyorum” denilmesi, gerekli usul şartları yerine getirilmediğinde karşı boşanma davası yerine geçmez.
Eş Boşanmak İstemiyorsa Boşanma Mümkün mü?
Boşanabilmek için diğer eşin rızası her durumda gerekli değildir.
Anlaşmalı boşanma için tarafların ortak iradesi gerekir. Çekişmeli boşanmada ise davacı kanunda düzenlenen boşanma sebebini ispatladığında diğer eşin boşanmak istememesi tek başına evliliğin devamına karar verilmesini sağlamaz.
Bununla birlikte dava açılmış olması da boşanma kararı verileceğini garanti etmez. İleri sürülen boşanma sebebi ispatlanamaz veya dava hukuken gerekli şartları taşımıyorsa dava reddedilebilir.
Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Yeniden Dava Açılabilir mi?
Boşanma davasının reddedilmesinden sonra tarafların ortak hayatı yeniden kuramamaları hâlinde Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesindeki fiilî ayrılık sebebi gündeme gelebilir.
Kanunda yapılan değişiklik sonrasında önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi, bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamaması ve diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilerek boşanmaya karar verilebilir.
Bu dava klasik kusur boşanmasından farklıdır. Esas mesele önceki red kararından sonra kanunda öngörülen sürede ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığıdır.
Tarafların yalnızca çocuk nedeniyle kısa süreli görüşmesi, aynı ortamda bulunması veya belirli sosyal etkinliklere katılması her durumda ortak hayatın yeniden kurulduğunu göstermez. Gerçek anlamda evlilik birliğinin yeniden devam ettirilip ettirilmediği somut olay üzerinden değerlendirilir.
Aile İçi Şiddet Varsa Boşanma Davası Beklenmeli mi?
Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet iddiası bulunması hâlinde koruma talep etmek için boşanma davasının açılmasını beklemek gerekmez.
6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru için yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, ortak konuttan uzaklaştırma ve olayın özelliklerine göre başka koruyucu veya önleyici tedbirler talep edilebilir.
Tedbir kararı ile boşanma davası birbirinden ayrı süreçlerdir. Uzaklaştırma kararı verilmiş olması tek başına boşanma davasında karşı tarafın bütün iddialarının ispatlandığı anlamına gelmediği gibi, ceza soruşturmasının sonucu da aile mahkemesinin her konudaki değerlendirmesini otomatik biçimde belirlemez.
Bununla birlikte tedbir dosyaları, kolluk kayıtları ve sağlık belgeleri boşanma yargılamasında olayların ispatı bakımından önem taşıyabilir.
Ziynet Eşyaları Boşanma Davasında İstenebilir mi?
Düğünde takılan altınlar ve ziynet eşyaları boşanmanın fer’î sonucu değildir. Ziynet alacağı boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi ayrı bir dava konusu da yapılabilir.
Ziynet davasında güncel Yargıtay uygulamasına göre takıların kime takıldığı da önem taşımaktadır. Artık düğünde takılan bütün ekonomik değerlerin hiçbir ayrım yapılmadan kadına ait olduğu şeklinde genel bir kabulden hareket edilmemektedir.
Ziynetlerin varlığı, kime ait olduğu, eşin elinden nasıl çıktığı ve karşı tarafın hâkimiyetine geçip geçmediği ayrı ayrı ispat konusudur.
Altınların evlilik sırasında ev, araç veya başka bir malın alınmasında kullanılmış olması hâlinde ise ziynet alacağı ile mal rejiminden kaynaklanan talepler arasındaki ilişki ayrıca değerlendirilmelidir.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Boşanma kararıyla birlikte malların tamamı otomatik olarak yarı yarıya bölünmez.
Eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olduğu, malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiği belirlenmelidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle evlilik içinde edinilen birçok mal tasfiyeye dahil olabilir. Buna karşılık evlilikten önce sahip olunan mal, miras veya bağış yoluyla edinilen değerler kural olarak kişisel maldır.
Bir malın yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması, diğer eşin hiçbir mal rejimi alacağı bulunmadığı anlamına gelmez.
Evlilikten önce alınmış bir ev için evlilik sırasında kredi ödenmiş olması, kişisel maldan diğer eşin malına katkı yapılması, düğün altınlarının taşınmaz veya araç alımında kullanılması gibi durumlarda farklı hesaplamalar yapılabilir.
Mal rejiminin tasfiyesi teknik hesaplama gerektiren ayrı bir alacak davasıdır ve boşanma davasındaki kusur oranı kural olarak malların paylaşım oranını belirlemez.
Eş Malları Başkasına Devrederse Ne Olur?
Boşanma yaklaşırken taşınmaz veya aracın akrabaya devredilmesi, banka hesabındaki paranın başka hesaba aktarılması ya da şirket paylarının elden çıkarılması uygulamada karşılaşılan sorunlardandır.
Her devir kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Devrin tarihi, amacı, bedeli, devralan kişinin durumu ve mal rejimine ilişkin hükümler birlikte değerlendirilir.
Mal rejiminin tasfiyesinde diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan bazı karşılıksız kazandırmalar veya devirler hesaplamaya yeniden dahil edilebilir.
Somut olayda malın üçüncü kişiye devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Aile Konutu Boşanma Sürecinde Kimde Kalır?
Tapunun yalnızca eşlerden biri adına olması, aile konutu üzerinde diğer eşin hiçbir hakkı bulunmadığı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu aile konutu bakımından özel koruma getirmiştir. Malik olan eş, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Boşanma davası sırasında tarafların ayrı yaşamaya başlaması hâlinde ortak konutun dava süresince hangi eş tarafından kullanılacağı konusunda geçici tedbir verilmesi de mümkündür.
Aile konutu şerhinin bulunup bulunmaması, üçüncü kişiye yapılan devirlerde ayrıca önem taşıyabilir.
Boşanma Davası Avukatsız Açılabilir mi?
Boşanma davasında avukatla temsil edilme zorunluluğu yoktur. Kişi kendi davasını açabilir ve takip edebilir.
Ancak boşanma davasının yalnızca mahkemeye “boşanmak istiyorum” dilekçesi vermekten ibaret olmadığı da göz önünde tutulmalıdır. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, delillerin süresinde bildirilmesi, kusur vakıalarının doğru kurulması, karşı dava, nafaka ve tazminat talepleri ile malvarlığı uyuşmazlıkları usul hatalarının sonradan giderilmesini güçleştirebilir.
Özellikle çocuk, taşınmaz, şirket, yüksek miktarda ziynet veya karşılıklı tazminat talepleri bulunan çekişmeli davalarda boşanmanın kesinleşmesinden sonra düzeltilemeyecek sonuçlarla karşılaşılabilir.
Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Boşanma davaları için bütün Türkiye’de geçerli sabit bir süre vermek mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanma davaları genellikle daha kısa sürerken çekişmeli davalarda tanıkların dinlenmesi, kurumlara müzekkere yazılması, sosyal inceleme raporu, bilirkişi incelemesi, başka dava dosyalarının beklenmesi ve istinaf veya temyiz süreçleri yargılama süresini uzatabilir.
Taraflardan birinin sürekli mazeret bildirmesi veya yalnızca davanın çekişmeli olması da sürenin tek belirleyicisi değildir. Mahkemenin iş yoğunluğu ve dosyada toplanması gereken deliller de önemlidir.
Bu nedenle bir çekişmeli boşanma dosyası hakkında dosya incelenmeden “şu kadar ayda kesin biter” denilmesi sağlıklı değildir.
Çarşamba Boşanma Davasında İstinaf
Aile Mahkemesinin boşanma davasında verdiği karar kanundaki parasal ve diğer kesinlik hükümleri saklı olmak üzere Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesine konu olabilir.
İstinaf yalnızca kararın sonucuna yönelik genel bir itiraz değildir. Hangi kusur belirlemesinin, nafakanın, velayetin, tazminatın veya diğer hükmün neden hukuka aykırı olduğu istinaf dilekçesinde açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Taraflardan biri yalnızca nafaka miktarına itiraz ederken diğer taraf boşanma hükmü veya kusur belirlemesini de istinaf edebilir. Kararın hangi bölümlerinin kanun yoluna taşındığı kesinleşme sürecini etkileyebilir.
Çarşamba Boşanma Avukatı Desteği
Boşanma davasının nasıl yürütüleceği tarafların yalnızca boşanmak isteyip istemediğine göre belirlenmez. Çocukların durumu, malvarlığı, tarafların birbirlerine yönelttiği kusur iddiaları, mevcut deliller, ziynet eşyaları, nafaka ve tazminat talepleri ile daha önce açılmış dava veya tedbir dosyaları birlikte değerlendirilmelidir.
Çarşamba’da anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası açılmadan önce yetkili mahkemenin, dava sebebinin ve ileri sürülecek taleplerin belirlenmesi; çekişmeli davalarda ise hangi vakıanın hangi delille ispatlanacağının dosyanın başında kurulması önem taşır.
Anlaşmalı boşanmada protokolün yalnızca evliliği sona erdirecek şekilde değil, taraflar arasında daha sonra yeni bir dava doğurmayacak açıklıkta hazırlanması; çekişmeli boşanmada ise kusur, velayet, nafaka, tazminat, ziynet ve mal rejimi meselelerinin birbirine karıştırılmadan değerlendirilmesi gerekir.
