Araçların güvenli bir şekilde bırakılması amacıyla kullanılan otoparklar bakımından en çok merak edilen konulardan biri, araçta meydana gelen hırsızlık, çalınma veya hasar durumunda kimin sorumlu olacağıdır.
Birçok otopark girişinde “araçta bırakılan eşyalardan sorumlu değiliz” veya “meydana gelebilecek zararlardan işletmemiz sorumlu değildir” şeklinde uyarılar bulunmaktadır. Ancak bu tür yazıların bulunması, otopark işletmesini her durumda sorumluluktan kurtarmaz.
Bir araç otoparka kabul edilmişse, otopark işletmesi artık aracı koruma ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü altına girer. Aracın çalınması, zarar görmesi veya araç üzerinde meydana gelen haksız müdahaleler bakımından işletmenin sorumluluğu doğabilir.
- Otopark İşletmesi Araç Çalınmasından Sorumlu mudur?
- “Araç İçindeki Eşyalardan Sorumlu Değiliz” Yazısı Geçerli midir?
- AVM, Hastane ve Restoran Otoparklarında Sorumluluk
- Vale Hizmetinde Araç Zarar Görürse Kim Sorumlu Olur?
- Otoparka Bırakılan Araç Hasar Görürse Ne Yapılmalıdır?
- Sonuç Olarak Otopark İşletmesi Sorumluluktan Kurtulamaz
- İçtihatlar
Otopark İşletmesi Araç Çalınmasından Sorumlu mudur?
Ücretli olarak işletilen otoparklarda araç sahibi, aracını belirli bir ücret karşılığında güvenli şekilde muhafaza edilmek üzere işletmeye teslim eder.
Bu durumda otopark işletmesinin temel yükümlülüğü yalnızca boş bir alan sağlamak değildir. Aynı zamanda aracın güvenliğini sağlamak, gerekli tedbirleri almak ve aracı teslim aldığı şekilde korumaktır.
Otoparka bırakılan aracın çalınması hâlinde, işletme gerekli güvenlik önlemlerini almadıysa meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilir.
Otoparkta güvenlik kamerası bulunmaması, giriş çıkış kontrolünün yapılmaması, araçların kim tarafından alındığının takip edilmemesi veya gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması işletmenin kusurunun değerlendirilmesinde önem taşır.
“Araç İçindeki Eşyalardan Sorumlu Değiliz” Yazısı Geçerli midir?
Uygulamada birçok otopark işletmesi, araç içerisinde bırakılan eşyalardan sorumlu olmadığını belirten tabelalar kullanmaktadır.
Ancak bu tür genel uyarılar, işletmenin kanundan doğan sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.
Özellikle işletmenin gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle araç içindeki eşyaların çalınması veya aracın zarar görmesi durumunda, yalnızca “sorumlu değiliz” şeklindeki bir yazıya dayanılarak sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.
Otopark işletmesi, kendisine teslim edilen aracın korunması için makul ve gerekli önlemleri almak zorundadır.
Burada önemli olan nokta, her olayda aracın içinde bulunan her eşyanın otomatik olarak ödeneceği değildir. Somut olayda eşyanın varlığı, değeri, aracın kullanım şekli ve işletmenin kusuru ayrı ayrı değerlendirilir.
AVM, Hastane ve Restoran Otoparklarında Sorumluluk
Araçların bırakıldığı yerin isminin otopark olması tek başına belirleyici değildir.
Bir alışveriş merkezinin otoparkı, hastane otoparkı, restoran otoparkı veya başka bir işletmeye ait araç park alanında da aynı sorumluluk gündeme gelebilir.
Örneğin bir AVM müşterisi aracını AVM otoparkına bırakmış, daha sonra aracının çalındığını veya zarar gördüğünü fark etmişse, otoparkın işletilme şekli ve güvenlik önlemleri değerlendirilir.
Aynı şekilde hastane veya restoran gibi işletmelerin müşterilerine sunduğu otopark hizmetinde de araçların korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınması gerekir.
Otoparkın ücretsiz olması da her zaman işletmenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Önemli olan, işletmenin müşterilerine araç bırakabilecekleri güvenli bir alan sunup sunmadığı ve bu alan üzerindeki fiili hâkimiyetidir.
Vale Hizmetinde Araç Zarar Görürse Kim Sorumlu Olur?
Vale hizmetleri bakımından durum daha da önemlidir.
Araç sahibi, aracını doğrudan otoparka bırakmamakta; işletmenin çalışanına teslim etmektedir. Bu durumda araç üzerindeki fiili hâkimiyet vale hizmetini veren işletmeye geçer.
Vale görevlisinin aracı işletmenin kontrolündeki güvenli bir alana değil de yol kenarına, açık bir alana veya gerekli güvenlik önlemleri bulunmayan bir yere park etmesi hâlinde meydana gelen zarardan işletmenin sorumluluğu doğar.
Örneğin restoran müşterisi aracını valeye teslim etmiş, vale aracı uygun olmayan bir yere bırakmış ve araç çalınmış veya zarar görmüşse, “araç otoparkta değildi” şeklindeki savunma yeterli olmaz.
Çünkü araç sahibi güvenerek aracını işletmenin çalışanına teslim etmiştir. Bu teslim ile birlikte işletmenin aracı koruma yükümlülüğü başlamaktadır.
Otoparka Bırakılan Araç Hasar Görürse Ne Yapılmalıdır?
Aracın zarar gördüğü fark edildiğinde öncelikle olayın belgelenmesi gerekir.
Araçtaki hasarın fotoğraflanması, mümkünse güvenlik kamera kayıtlarının talep edilmesi, otopark görevlileriyle yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması ve olayın resmi şekilde tespit edilmesi önemlidir.
İşletmenin zararı karşılamaması hâlinde şartlara göre tazminat talebiyle dava yoluna gidilebilir.
Burada aracın nasıl teslim edildiği, otoparkın güvenlik durumu, işletmenin kusuru ve meydana gelen zarar birlikte değerlendirilir.
Sonuç Olarak Otopark İşletmesi Sorumluluktan Kurtulamaz
Bir aracın otoparka bırakılması, sadece park alanı kullanımı değildir. Aynı zamanda aracın korunması amacıyla işletmeye teslim edilmesi anlamına gelir.
Bu nedenle otopark işletmeleri, araçların çalınması, zarar görmesi veya güvenli şekilde muhafaza edilmemesi nedeniyle doğan zararlardan, olayın özelliklerine göre sorumlu tutulabilir.
“Her türlü zarardan sorumlu değiliz” şeklindeki tabelalar, işletmenin kanuni yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Özellikle ücret karşılığı verilen otopark ve vale hizmetlerinde işletmenin gerekli özeni göstermesi gerekir.
İçtihatlar
Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/3685 E. , 2009/8160 K.
Davacı vekili, müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın, davalı şirket tarafından işletilen lokanta önüne diğer davalının park etmek için anahtarını aldıktan sonra çalındığı, araç bedelinin sigortalıya ödendiği, ancak ödenen tazminatın rücuan tahsili için davalılar alyhine yapılan icra takibinin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek,itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili ile diğer davalı arasında işçi, işveren ilişkisi bulunmadığını, otopark hizmeti verilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davacının kusurlu davranarak aracını otopark yerine lokanta önüne park ettiğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplana kanıtlara göre, davalılar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunun kanıtlanamadığı, çalınan yerin otopark değil, umuma ait yol olduğu ve aracın çalınma şeklinin hırsızlık olmayıp, emniyeti suistimal olması nedeniyle zararın teminat dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafından kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalanan aracın, davalı şirket tarafından işletilen lokanta önüne, yine diğer davalı lokanta çalışanı tarafından park edildikten sonra çalındığı iddia edilmiştir. Davalı şirket ise, otopark hizmeti vermediklerini ve davalı …’nun şirket çalışanı olmadığını bu nedenle sorumlu tutulamayacaklarını savunmuştur.
Sigortalı aracın lokanta önüne davalı … tarafından park edildikten sonra çalındığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı …’in, şirket çalışanı olup olmadığı ve şirket ile sigortalı arasında vedia(saklama) akdi kurulup, kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, her ne kadar, aracın emniyeti suistimal suretiyle çalındığı, bu nedenle teminat kapsamı dışında bir ödeme yapıldığından, ödenen tazminatın davalılardan rücuan talep edilemeyeceği de gerekçe olarak gösterilmiş ise de, emniyeti suistimal suçundan söz edebilmek için, aracı ya da anahtarı teslim alan kişi tarafından çalınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, bu durumdan söz edilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre, mahkemenin bu gerekçesi yerinde bulunmamıştır.
Mahkemece, vedia akdinin oluşmadığı, aracın otoparktan değil yoldan çalındığı bu nedenle davalıların sorumlu tutulamayacağı yönündeki davalı savunmasına itibar edilmiştir. Oysa, sigortalı araç, malikinden davalı … tarafından teslim alınmış ve lokantanın önüne park edildikten sonra çalınmıştır. Davalı lokanta işleteni şirket, her ne kadar …’in kendi çalışanı olmadığını, otopark hizmeti verilmediğini savunmuş ise de, olaydan hemen sonra alınan beyanlarda, sigortalı malik, aracını her zamanki gibi lokantada çalıştığını bildiği …’e teslim ettiğini beyan etmiş, … de aynı şekilde lokantada otopark görevlisi olarak çalıştığını, gelen müşterilerin araçlarını park ettiğini ifade etmiş, yine lokantada sorumlu müdür olarak çalışan …da, …’un lokantada çalıştığını ifade etmiştir. Olaydan hemen sonra alınan ve birbiri ile uyumlu bu beyanlar karşısında,
uygulamasına sıklıkla rastlandığı üzere, her ne kadar aracın park edildiği yer otopark değil yol üzeri ise de, lokanta işleteni şirketin, gelen müşterilerine otopark hizmeti verdiği, müşterilerine verdiği bu güven nedeni ile araç anahtarını teslim alıp, araçları park ettikleri ve sonra yine teslim ettikleri, bu nedenle müşteri ve şirket arasında BK’nun 463 ve devamı madde lerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesi kurulmuş olduğunu kabul etmek gerekir.
Bu durumda, davalı şirketin saklama borcunu yerine getirmediğinden sorumlu tutulması gerekir. Açıklanan nedenlerle davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/13734 E., 2012/13888 K.
“Davacı vekili; Müvekkiline kasko sigortalı aracın dava dışı … tarafından davalı tarafından işletilen otoparka kapıları kilitlenmek suretiyle park edildiğini, aracın otoparkta iken çalındığını, aracın piyasa rayiç değerinin 13.500,00 TL olarak tespit edildiğini ve 01.09.2008 tarihinde sigortalıya ödendiğini belirterek, 13.500,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, aracın anahtar kullanılmak suretiyle açılarak çalıştırıldığının ve otoparktan götürüldüğünün tespit edildiğini, hiçbir şüpheli hareketi olmayan anahtar ile çalıştırdığı araca binerek giden şahsı güvenlik görevlilerinin hırsızlıktan dolayı alıkoymalarının beklenemeyeceğini öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; taraflar arasında vedia ilişkisi bulunduğu kabul edilerek otopark işleteninin zarardan sorumlu olduğu, davacının ücret tahsili yapılmayan saatte aracını otoparkta bulundurmasının zararı üstlenen davalı işleticinin durumunu ağırlaştırdığı, bu nedenle tazminattan BK.’nun 44. maddesi gereğince %25 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 10.125,00 TL tazminatın ödeme tarihinden
itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan
tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin, zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,”
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/9074 E. , 2007/13487 K.
“Davacı, davalının işlettiği açık otoparka otopark fişi almak suretiyle park ettiği aracının bagajına daha güvenli olduğunu düşünerek el çantasını koyduğunu, 1 saat sonra geldiklerinde aracın arka camı kırılıp bagajdan el çantasının alınmış olduğunu gördüklerini, otopark görevlisinin çantayla kaçan birisini gördüğünü ancak yakalayamadığını söylediğini,durumu polise bildirdiklerini, çantanın içinde kredi kartlarının olduğunu ve iptal edilene kadar kullanıldığını, bunun bir kısmının ödemek zorunda kaldığını, çantasında mevcut olan eşyalarla birlikte toplam 4.227,00 YTL zararı olduğunu ileri sürerek olay tarihinden faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, otoparkın açık otopark olup güvenlik garantisi verilmediğini, araç sahiplerinden anahtar alınmadığını, alınan ücretin işgaliye bedeli olup otopark fişi üzerinde “otoparkta oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadıkları“ şerhinin olduğunu, istenen bedellerin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, otopark fişinde işgaliye bedeli ibaresinin olduğuna, şirketin zarardan sorumlu tutulamayacağına, davacının aracı bırakırken içinde hangi eşyaların olduğunu bildirmediğine ve davalının emanetçi sıfatının olmadığına dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı aracının, dosyada mevcut otopark fişi ile davalının açık otoparkına bırakıldığı sabittir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile otopark görevlisinin beyanından, olay günü araç camının kırılarak içinden el çantasının çalındığı anlaşılmaktadır.Davalı her ne kadar otopark fişi üzerinde oluşabilecek zararlardan sorumlu olmayacakları şerhinin olduğunu bildirerek zarardan sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş ise de; bu şerhin olması davalının otoparkına park edilen aracların, yapılan park nedeniyle davalının güvenle saklama ve özen borcunu ortadan kaldırması için yeterli bir durum değildir. Davalı işyeri sahibi, kendisine güvenerek gelen müşterilerini her türlü tehlikeye karşı korumak üzere gerekli güvenlik önlemlerini almak zorunda olup, bunu yapmadığı takdirde meydana gelen zarardan sorumludur. Ancak, davacı da, açık otoparka park ettiği aracının içine park etmenin amacını aşar tarzda para, kredi kartları ve kıymetli eşyalarının bulunduğu çantayı bırakmakla kendisi de zararın oluşmasına katkıda bulunmuştur. Hal böyle olunca, davacı da zarardan BK. 96 maddesi uyarınca sorumludur. Ne var ki BK. 98 maddesi delaletiyle aynı yasanın 44. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, zarara uğrayan zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlarla zararı meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödenmesinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise hakim tazminat miktarını hafifletebilir.”