Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Annesinin Biyolojik Babadan Talep Edebileceği Maddi Haklar

📅 30 Ağustos 2023 🔄 Son güncelleme: 04 Eylül 2026

Evlilik dışında doğan çocuk nedeniyle anne ile biyolojik baba arasında eşler arasındaki mali haklar doğmaz. Anne, çocuğun babasından yoksulluk nafakası veya eş olmaya bağlı başka bir ödeme isteyemez. Buna karşılık gebelik ve doğumun anne üzerinde bıraktığı ekonomik yük için Türk Medeni Kanunu doğrudan anneye bazı mali haklar tanımıştır.

Bu hakların sahibi çocuğun kendisi değil annedir. Çocuk adına istenen nafaka, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanmasına yönelirken; annenin talepleri gebelik ve doğum nedeniyle kendi malvarlığında meydana gelen giderlere ilişkindir. TMK m. 304 de bu nedenle düzenlemeyi “ananın malî hakları” başlığı altında yapmıştır.

İçindekiler
  1. Anne Doğum Masraflarını Biyolojik Babadan İsteyebilir mi?
  2. Özel Hastanede Yapılan Doğumun Bedeli Babadan İstenebilir mi?
  3. SGK veya Özel Sağlık Sigortasının Ödediği Tutar Yeniden Babadan İstenebilir mi?
  4. Gebelik Süresindeki Doktor, Tahlil ve İlaç Giderleri İstenebilir mi?
  5. Doğumdan Önceki Altı Haftalık Geçim Giderleri İstenebilir mi?
  6. Doğumdan Sonraki Altı Haftalık Geçim Giderleri de İstenebilir mi?
  7. Anne Çalışıyorsa Altışar Haftalık Geçim Giderlerini Yine İsteyebilir mi?
  8. Gebelik Nedeniyle Başka Şehirde Tedavi Görülmüşse Yol ve Konaklama Giderleri İstenebilir mi?
  9. Gebelikte Ortaya Çıkan Komplikasyonların Tedavi Masrafları İstenebilir mi?
  10. Çocuk Ölü Doğmuşsa Anne Bu Giderleri İsteyebilir mi?
  11. Baba Çocuğu Tanımışsa Anne Yine TMK 304 Kapsamındaki Giderleri İsteyebilir mi?
  12. Biyolojik Baba Ölmüşse Anne Doğum Giderlerini Kimden İster?
  13. Doğum Giderlerinin Tamamını Faturayla İspatlamak Zorunlu mu?
  14. Gebelik veya Doğum Nedeniyle Çalışamayan Anne Biyolojik Babadan Gelir Kaybını İsteyebilir mi?
  15. Biyolojik Baba “Çalışmayacaksın” Dediği İçin Anne İşini Bırakmışsa Tazminat İstenebilir mi?
  16. Anne İşten Ayrılmasını Evlilik Vaadine Dayandırıyorsa Maddi Tazminat Alabilir mi?
  17. Gebelik Nedeniyle Sağlık Sorunu Yaşayan Anne Ek Tedavi Masraflarını İsteyebilir mi?
  18. Doğum Sonrası Anne Uzun Süre Çalışamamışsa Altı Haftadan Sonraki Gelir Kaybını İsteyebilir mi?
  19. Anne Gebelik Nedeniyle İşini Kaybetmişse Biyolojik Baba İşsizlik Zararını Öder mi?
  20. Anne Kendi İşini Yapıyorsa Gebelik Nedeniyle Kazanç Kaybını İsteyebilir mi?
  21. SGK'nın Analık Ödemeleri Babanın Ödeyeceği Tutarı Etkiler mi?
  22. Gebelik ve Doğum Nedeniyle Maddi Zarar Talebinde Hangi Ayrımı Yapmak Gerekir?
  23. Evlenme Vaadiyle Yapılan Masraflar ve Ekonomik Kayıplar Biyolojik Babadan İstenebilir mi?
  24. Anne Biyolojik Babadan Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
  25. Annenin Manevi Tazminat Talebinde Zamanaşımı Ne Kadardır?
  26. Annenin Manevi Tazminatı Bakımından Yargıtay'ın Benimsediği Ölçüt
  27. Anne Haklarını Hangi Sürede, Hangi Mahkemede ve Hangi Delillerle Talep Etmelidir?
  28. Annenin Talepleri Açısından En Önemli Süre Ayrımı
  29. Baba Ödeme Yapmazsa veya Mal Kaçırırsa Anne Alacağını Nasıl Tahsil Edebilir?
  30. Anne Mahkeme Kararı Almadan İcra Takibi Başlatabilir mi?
  31. Baba “Doğum Masraflarını Zaten Ödedim” Derse Kim İspatlar?
  32. Bankadan Para Gönderilmişse Bu Her Zaman Doğum Gideri Ödemesi Sayılır mı?
  33. Anne Dava Açarken Babanın Mallarına İhtiyati Haciz Koydurabilir mi?
  34. Baba Dava Açılacağını Öğrenince Evini veya Arabasını Başkasına Devrederse Ne Olur?
  35. Baba Malvarlığını Yakınlarına Devretmişse Devir Otomatik Olarak Geçersiz midir?
  36. Baba Üzerine Hiç Mal Bulunmazsa Mahkeme Kararı Ne İşe Yarar?
  37. TMK 304 Kapsamındaki Alacağa Faiz İstenebilir mi?
  38. Manevi Tazminata da Faiz İstenebilir mi?
  39. Baba Ölmüşse Anne Alacağını Nasıl Tahsil Eder?
  40. Anne Çocuğun Geçmişteki Bütün Masraflarını TMK 304 Alacağına Ekleyerek Tahsil Edebilir mi?
  41. Kaynakça
  42. Mevzuat
  43. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları
  44. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları
  45. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları
  46. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Kararları
  47. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Kararı
  48. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Kararları
  49. İcra ve Tahsil Konusunda Kullanılan Kararlar

Anne Doğum Masraflarını Biyolojik Babadan İsteyebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesine göre anne, doğum nedeniyle yaptığı giderleri babadan isteyebilir. Çocuk baba tarafından tanınmışsa bu giderler ayrıca talep edilebilir; babalık henüz kurulmamışsa babalık davasıyla birlikte de istenebilir. Baba ölmüşse kanun, talebin babanın mirasçılarına yöneltilmesine de izin vermektedir.

Doğum gideri yalnız hastanenin düzenlediği tek bir doğum faturasıyla sınırlı değildir. Doğum nedeniyle yapılan ve anne üzerinde kalan tıbbi giderlerin tamamı somut olayda incelenebilir. Hastane ve doktor ücretleri, tahlil ve tetkikler, ilaçlar ve doğumun yapılabilmesi için zorunlu diğer sağlık harcamaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Hangi giderin gerçekten doğumla bağlantılı olduğu ise dosyadaki sağlık kayıtlarına ve harcamaların niteliğine göre belirlenir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli, 2018/4770 E., 2019/3562 K. sayılı kararında, TMK m. 304 kapsamındaki doğum giderlerinin yalnız annenin elindeki mevcut belgeler üzerinden değerlendirilmesi yeterli görülmemiştir. Doğum yapılan hastanenin kayıtlarının getirtilmesi, tarafların delillerinin toplanması ve ihtiyaç hâlinde giderlerin uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Aynı yaklaşım Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarihli, 2016/5148 E., 2017/5332 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Annenin doğum giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerinin hastane kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle doğumun üzerinden birkaç yıl geçmiş olması ve annenin her harcamaya ilişkin faturayı saklamamış bulunması talebin doğrudan reddedilmesini gerektirmez. Hastane dosyası, reçeteler, banka ve kredi kartı kayıtları, sağlık kuruluşu kayıtları ve diğer deliller giderlerin belirlenmesinde kullanılabilir. Yargıtayın yukarıdaki kararlarında bilirkişi incelemesine de açıkça yer verilmesi bu açıdan önemlidir.

Özel Hastanede Yapılan Doğumun Bedeli Babadan İstenebilir mi?

TMK m. 304 özel hastane veya devlet hastanesi ayrımı yapmamaktadır. Bununla birlikte her özel sağlık harcamasının miktarı herhangi bir inceleme yapılmaksızın babaya yüklenmez. Giderin gebelik veya doğumla bağlantısı, gerçekten yapılmış olup olmadığı ve somut olayın koşulları değerlendirilir. Kanunun amacı annenin gebelik ve doğum nedeniyle üzerinde kalan mali yükün karşılanmasıdır.

Örneğin anne özel hastanede doğum yapmış ve bu bedeli kendisi karşılamışsa hastane faturası önemli bir delildir. SGK, özel sağlık sigortası veya başka bir kurum giderin bir kısmını karşılamışsa, annenin üzerinde kalan gerçek tutarın belirlenmesi gerekir.

SGK veya Özel Sağlık Sigortasının Ödediği Tutar Yeniden Babadan İstenebilir mi?

Anne aynı gideri iki defa tahsil edemez.TMK m. 304’ün son fıkrasında üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşları tarafından anneye yapılan ödemelerin hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirileceği açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle hastane bedelinin tamamı SGK tarafından karşılanmışsa, annenin hiç ödemediği aynı hastane bedelini bir kez daha babadan istemesi mümkün değildir. Buna karşılık SGK veya özel sigortanın karşılamadığı fark ücretleri, ilaçlar ve diğer giderler varsa bunların ayrıca değerlendirilmesi mümkündür.

Burada amaç babaya doğum nedeniyle ayrıca bir ceza verilmesi değil, annenin üzerinde kalan gerçek ekonomik yükün giderilmesidir.

Gebelik Süresindeki Doktor, Tahlil ve İlaç Giderleri İstenebilir mi?

TMK m. 304 yalnız doğum anını değil, “gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderleri” de güvence altına almaktadır. Bu nedenle gebeliğin takip edilmesi için gerekli doktor muayeneleri, tıbbi tetkikler, ilaçlar ve gebeliğin gerektirdiği diğer zorunlu sağlık harcamaları somut olayda talep kapsamına girebilir.

Giderin gebelikle ilgisinin bulunması gerekir. Gebelik döneminde yapılmış her kişisel harcama sırf tarih olarak bu döneme rastladığı için babadan istenemez. Tıbbi gereklilik, doktor önerisi, reçete veya sağlık kayıtları bu ayrımın yapılmasında önem kazanır.

Gebelik riskli geçmişse, annenin olağan gebelik takibinden daha fazla sağlık giderine katlanması da mümkündür. Böyle bir dosyada standart bir doğum masrafı üzerinden hareket etmek yerine annenin gerçekten gördüğü tedaviler ve yaptığı harcamalar incelenmelidir.

Doğumdan Önceki Altı Haftalık Geçim Giderleri İstenebilir mi?

Kanun annenin yalnız sağlık masraflarını değil, doğumdan önceki altı haftalık geçim giderlerini de ayrıca istemesine izin vermektedir. Bu alacağın sebebi, gebeliğin son döneminde annenin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli ekonomik yükün yalnız kendisine bırakılmamasıdır.

Bu talep çocuğun nafakası değildir. Anne kendi geçimi nedeniyle alacaklıdır.

Geçim giderinin miktarı belirlenirken annenin somut yaşam koşulları önemlidir. Talep, geçmişte anneye hiç ödenmemiş “eş nafakası” biçiminde kurulmaz; kanunun belirlediği doğumdan önceki altı haftalık dönemle sınırlı olarak TMK m. 304 kapsamında değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/4770 E., 2019/3562 K. sayılı kararında doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri de doğum masraflarından ayrı bir talep kalemi olarak kabul edilmiş ve gerektiğinde uzman bilirkişiden yararlanılarak miktarın araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Doğumdan Sonraki Altı Haftalık Geçim Giderleri de İstenebilir mi?

Anne doğumdan sonraki altı haftalık geçim giderlerini de isteyebilir. Kanun doğum öncesi ve sonrası dönemleri ayrı ayrı korumaktadır.

Bu dönemde annenin çalışamaması, doğumdan sonra iyileşme sürecinde bulunması veya günlük yaşamını devam ettirebilmesi için birtakım harcamalara katlanması söz konusu olabilir. TMK m. 304’teki geçim gideri, bu altı haftalık döneme ilişkin olarak anneye ait bağımsız bir mali haktır.

Burada yine çocuğun masraflarıyla annenin geçim giderleri ayrılmalıdır. Bebeğin mama, bez ve bakım giderleri çocuğun bakımına ilişkin talepler içinde değerlendirilirken, TMK m. 304’teki altı haftalık geçim giderinin hak sahibi annedir.

Anne Çalışıyorsa Altışar Haftalık Geçim Giderlerini Yine İsteyebilir mi?

Kanun annenin bu hakkını çalışmama şartına bağlamamıştır. TMK m. 304, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ayrı bir mali hak olarak düzenlemektedir.

Bununla birlikte annenin bu dönemde başka kaynaklardan aldığı ödemeler, özellikle sosyal güvenlik ödemeleri, talep miktarının belirlenmesinde önem taşıyabilir. Kanunun üçüncü kişiler ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından yapılan ödemelerin hakkaniyet ölçüsünde indirilmesini öngörmesi bu noktada dikkate alınmalıdır.

Sigortalı kadının analık hâlinde şartları bulunuyorsa geçici iş göremezlik ödeneği alabilmesi de ayrıca mümkündür. Sosyal güvenlik mevzuatı doğum öncesi ve sonrası belirli dönemler için geçici iş göremezlik ödeneği öngörmektedir.

Bu ödemelerin TMK m. 304 hesabına etkisi somut dosyadaki ödeme ve gider kalemlerine göre değerlendirilmelidir; aynı ekonomik kaybın iki kez karşılanmasına yol açacak bir hesap yapılmamalıdır.

Gebelik Nedeniyle Başka Şehirde Tedavi Görülmüşse Yol ve Konaklama Giderleri İstenebilir mi?

Kanundaki “gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler” ifadesi, doğrudan hastane faturasının dışında kalan fakat gebelik veya doğumun zorunlu sonucu olan giderlerin de somut olayda değerlendirilmesine imkân verir.

Örneğin annenin sağlık durumu nedeniyle başka bir şehirde belirli bir hastanede tedavi veya doğum görmesinin tıbben gerekli olduğu ispatlanabiliyorsa buna bağlı zorunlu giderlerin de TMK m. 304 kapsamında ileri sürülmesi değerlendirilebilir. Ancak tercih niteliğindeki seyahat ve konaklama giderleriyle tıbbi zorunluluktan kaynaklanan giderler aynı şekilde değerlendirilmez. Bu tür taleplerde sağlık raporları ve tedavi kayıtları özellikle önemlidir.

Bu noktada Yargıtayın doğum ve gebelik giderlerinin kapsamını belirlerken yalnız sunulan faturalarla yetinmeyip sağlık kuruluşu kayıtlarının toplanmasını ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmasını istemesi yol göstericidir.

Gebelikte Ortaya Çıkan Komplikasyonların Tedavi Masrafları İstenebilir mi?

Gebeliğin olağan seyrinin dışında sağlık sorunları çıkmışsa, bu giderlerin gebelik veya doğumla bağlantısı tıbbi olarak ortaya konulabildiği ölçüde TMK m. 304 kapsamındaki “diğer giderler” içinde değerlendirilmesi mümkündür. Kanunda giderler yalnız normal doğum masrafıyla sınırlandırılmamıştır.

Örneğin gebeliğe bağlı olarak hastanede yatış, ek tetkik veya tedavi gerekmişse, bu giderlerin gebelikle ilişkisi sağlık kayıtları üzerinden belirlenebilir. Giderin başka bir hastalıktan mı yoksa gebelikten mi kaynaklandığı konusunda uyuşmazlık varsa bilirkişi incelemesi gerekebilir.

Çocuk Ölü Doğmuşsa Anne Bu Giderleri İsteyebilir mi?

Evet. TMK m. 304 bu ihtimali ayrıca düzenlemiş ve çocuk ölü doğmuş olsa bile annenin kanunda belirtilen giderlerinin karşılanmasına karar verilebileceğini kabul etmiştir.

Bu düzenleme annenin mali hakkının çocuğun daha sonra sahip olacağı nafaka veya miras hakkına bağlı olmadığını açık biçimde göstermektedir. Anne gebelik ve doğum nedeniyle ekonomik yük altına girmişse, çocuğun sağ doğmamış olması bu giderleri ortadan kaldırmaz.

Baba Çocuğu Tanımışsa Anne Yine TMK 304 Kapsamındaki Giderleri İsteyebilir mi?

Baba çocuğu tanıdıktan sonra da annenin daha önce doğmuş TMK m. 304 kapsamındaki mali hakları devam eder. Anne bu giderleri talep edebilmek için mutlaka ayrıca babalık davası açmak zorunda değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli, 2018/4770 E., 2019/3562 K. sayılı kararında çocuk baba tarafından daha önce tanınmış olmasına rağmen annenin doğum giderleri, altışar haftalık geçim giderleri ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri TMK m. 304 kapsamında ayrıca değerlendirilmiştir.

Bu nedenle tanıma, annenin doğum nedeniyle doğmuş kişisel alacaklarını ortadan kaldırmaz.

Biyolojik Baba Ölmüşse Anne Doğum Giderlerini Kimden İster?

TMK m. 304 bu konuda da açık bir düzenleme içerir. Anne, kanundaki mali taleplerini babaya karşı ileri sürebileceği gibi baba ölmüşse mirasçılarına karşı da ileri sürebilir.

Babanın ölümünden sonra yapılacak değerlendirmede mirasın reddedilip reddedilmediği, terekenin durumu ve mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu ayrıca önem taşıyabilir. Ancak babanın ölümü annenin TMK m. 304 kapsamındaki doğmuş alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Doğum Giderlerinin Tamamını Faturayla İspatlamak Zorunlu mu?

Yargıtayın yaklaşımı, annenin elindeki belgelerin araştırmanın tek sınırı olmadığı yönündedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/4770 E., 2019/3562 K. sayılı kararında hastaneden doğum belgelerinin istenmesi, tarafların diğer delillerinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir.

04.05.2017 tarihli, 2016/5148 E., 2017/5332 K. sayılı kararda da aynı şekilde doğum belgelerinin ve diğer delillerin toplanarak uzman bilirkişi incelemesiyle giderlerin belirlenmesi gerektiği benimsenmiştir.

Bu nedenle annenin yıllar önce yaptığı her küçük harcamanın fişini sunamaması tek başına bütün talebi ortadan kaldırmaz. Buna karşılık gerçekten yapılmamış veya gebelik ve doğumla ilgisi kurulamayan giderlerin varsayımsal olarak babaya yükletilmesi de mümkün değildir.

nikahsız çocuğun annesinin talepleri

Gebelik veya Doğum Nedeniyle Çalışamayan Anne Biyolojik Babadan Gelir Kaybını İsteyebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesi annenin doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri açıkça güvence altına alır. Buna karşılık maddede annenin gebelik boyunca çalışamadığı bütün dönem için kaybettiği ücretin veya kazancın tamamının ayrıca babadan isteneceğine ilişkin bir düzenleme yoktur.

Bu nedenle annenin çalışmaması veya gelirinin azalmasıyla TMK m. 304 kapsamındaki mali hakları birbirinden ayırmak gerekir. Kanunun doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ayrıca sayması, annenin bu dönemdeki ekonomik korunmasını sağlar; ancak bu hüküm, gebeliğin başlangıcından doğuma veya doğumdan aylar sonrasına kadar kaybedilen bütün maaşın doğrudan biyolojik babaya yükletilmesi anlamına gelmez.

Anne Gebelik Nedeniyle İşe Gidememişse Kaybettiği Maaşı İsteyebilir mi?

Sırf hamilelik nedeniyle işe ara verilmiş olması, kaybedilen ücretin tamamını biyolojik babadan istemek için tek başına yeterli değildir.

Evlilik dışı ilişkinin ve gebeliğin rızaya dayalı olduğu bir olayda, biyolojik babanın yalnız çocuğun babası olması nedeniyle annenin bütün ücret kaybından haksız fiil sorumluluğu doğmaz. Genel maddi tazminat istenebilmesi için Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca babaya yüklenebilecek hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış, annenin malvarlığında gerçekleşmiş bir zarar ve bu davranış ile zarar arasında nedensellik bulunması gerekir. Zararın ve kusurun ispatı da TBK m. 50 kapsamında davacıya aittir.

Bu nedenle annenin örneğin gebelik nedeniyle üç ay çalışamamış olması ile babanın hukuka aykırı bir davranışı nedeniyle işini kaybetmiş olması aynı hukuki durumda değildir.

Gebeliğin olağan sonucu olarak çalışmaya ara verilmesi öncelikle TMK m. 304’teki özel mali haklar ve varsa sosyal güvenlik ödemeleri kapsamında değerlendirilir. Babanın ayrıca maddi tazminat ödemesi isteniyorsa, gelir kaybının babanın hangi hukuka aykırı davranışından kaynaklandığının gösterilmesi gerekir.

Biyolojik Baba “Çalışmayacaksın” Dediği İçin Anne İşini Bırakmışsa Tazminat İstenebilir mi?

Burada yalnız kadının çalışmayı bırakmış olması yeterli değildir. Çalışmanın gerçekten biyolojik babanın hukuka aykırı baskısı veya davranışı nedeniyle bırakıldığının ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.05.2018 tarihli, 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararında kadın, birlikte yaşadığı erkeğin çalışmasına izin vermediğini ileri sürerek maddi tazminat istemiştir. Yargıtay, somut olayda kadının herhangi bir zorlama olmaksızın kendi iradesiyle çalışmadığını kabul ederek gelir kaybına dayalı maddi tazminat şartlarının oluşmadığı sonucuna varmıştır.

Bununla birlikte çalışma hayatından ayrılmanın tehdit, cebir, ekonomik şiddet veya başka bir hukuka aykırı davranışın sonucu olduğu ispatlanabiliyorsa genel tazminat hükümleri ayrıca değerlendirilebilir. Böyle bir talep TMK m. 304’teki doğum giderlerinden değil, meydana gelen somut zarara göre TBK m. 49 ve devamındaki haksız fiil hükümlerinden kaynaklanır.

Anne İşten Ayrılmasını Evlilik Vaadine Dayandırıyorsa Maddi Tazminat Alabilir mi?

Evlilik vaadiyle birlikte yaşama başlamak ve daha sonra evliliğin gerçekleşmemesi de tek başına geçmiş bütün ücretlerin tazmini sonucunu doğurmaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararında kadının evlenme vaadi nedeniyle kandırıldığı kabul edilerek kişilik hakkına ilişkin manevi tazminat yönünden koruma sağlanmış; buna karşılık çalışmamasının kendi iradesinden kaynaklandığı kabul edildiğinden maddi tazminat uygun görülmemiştir.

Bu ayrım önemlidir. Aynı olay kadında manevi zarar yaratmış olabilir; ancak maddi tazminat için ayrıca ekonomik kaybın ve bu kaybın karşı tarafın hukuka aykırı davranışından kaynaklandığının ispatı gerekir.

Örneğin kadın yalnız “evleniriz düşüncesiyle çalışmadım” diyorsa maddi zarar talebi daha güçtür. Buna karşılık erkek belirli bir işten ayrılması için kadını ikna etmiş, çalışmasını fiilen engellemiş veya somut bir ekonomik karar almasına hileli davranışlarıyla sebep olmuşsa olayın özelliklerine göre TBK m. 49 kapsamındaki sorumluluk ayrıca tartışılabilir.

Gebelik Nedeniyle Sağlık Sorunu Yaşayan Anne Ek Tedavi Masraflarını İsteyebilir mi?

Gebelik veya doğum olağan dışı sağlık giderlerine yol açmışsa, bu giderlerin TMK m. 304 kapsamındaki “gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler” içinde değerlendirilmesi mümkündür. Kanun yalnız doğum günü hastane ücretini değil, gebelik ve doğumla bağlantılı diğer zorunlu giderleri de kapsamaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarihli, 2016/5148 E., 2017/5332 K. sayılı kararında bu giderlerin kapsamının gerektiğinde hastane belgeleri ve uzman bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle gebelik zehirlenmesi, riskli gebelik nedeniyle ek kontroller, hastanede yatış veya doğum komplikasyonlarına ilişkin zorunlu sağlık harcamaları varsa, gider ile gebelik veya doğum arasındaki tıbbi bağlantı ortaya konularak talep edilebilir.

Ancak tedavi gideri ile çalışamama nedeniyle ücret kaybı aynı kalem değildir. Tedavi masrafı TMK m. 304 kapsamında değerlendirilebilirken, daha uzun süreli kazanç kaybının ayrıca hangi hukuki sebebe dayandığı açıklanmalıdır.

Doğum Sonrası Anne Uzun Süre Çalışamamışsa Altı Haftadan Sonraki Gelir Kaybını İsteyebilir mi?

TMK m. 304 annenin doğumdan sonraki altı haftalık geçim giderlerini açıkça düzenlemiştir. Bu sürenin sonrasındaki bütün yaşam giderleri veya ücret kaybı için aynı maddede ayrıca genel bir ödeme yükümlülüğü öngörülmemiştir.

Dolayısıyla anne doğumdan sonra altı ay çalışmamışsa, altı aylık maaşını yalnız TMK m. 304’e dayanarak biyolojik babadan istemesi mümkün görülmemelidir.

Altı haftadan sonraki dönemde çalışma gücünü etkileyen ciddi bir sağlık problemi bulunuyorsa önce bu durumun gebelik veya doğumla bağlantısı belirlenmelidir. Bunun yanında babanın ayrıca hukuka aykırı bir davranışının bulunup bulunmadığı da önem taşır.

Genel haksız fiil sorumluluğu bakımından yalnız zararın ortaya çıkması yetmez; zararın davalıya yüklenebilecek hukuka aykırı ve kusurlu davranıştan kaynaklanması gerekir.

Bu nedenle doğum komplikasyonu nedeniyle annenin altı ay çalışamaması ile babanın kadına yönelik ayrı bir hukuka aykırı davranışının annenin çalışma gücünü kaybetmesine yol açması birbirinden farklı değerlendirilir.

Anne Gebelik Nedeniyle İşini Kaybetmişse Biyolojik Baba İşsizlik Zararını Öder mi?

İşverenin gebelik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmesi hâlinde ortaya çıkan işçilik alacakları öncelikle anne ile işveren arasındaki iş hukuku ilişkisinin konusudur. Biyolojik baba, yalnız çocuğun babası olduğu için işverenin işleminden doğan ücret, kıdem veya işe iade sonuçlarından sorumlu tutulamaz.

Biyolojik babaya karşı maddi tazminat istenebilmesi için iş kaybının babanın kendi hukuka aykırı davranışından kaynaklandığının ortaya konulması gerekir. TBK m. 49’daki genel sorumluluk şartları burada da geçerlidir.

Örneğin işten çıkarılmanın gebeliğin işverene bildirilmesinden kaynaklanmasıyla, babanın anne hakkında işverene kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi vermesi sonucunda işten çıkarılma yaşanması aynı değildir. İkinci ihtimalde babanın davranışı ile gelir kaybı arasında doğrudan bir bağlantı kurulabiliyorsa genel tazminat hükümleri değerlendirilebilir.

Anne Kendi İşini Yapıyorsa Gebelik Nedeniyle Kazanç Kaybını İsteyebilir mi?

Serbest meslek sahibi veya kendi işini yürüten annenin gebelik nedeniyle müşterilerini kaybetmesi ya da iş hacminin düşmesi de tek başına biyolojik babanın tazminat borcu doğurmaz.

TMK m. 304 kapsamındaki doğum, geçim ve diğer gebelik giderleri ayrıca istenebilir. Bunun dışında kalan ticari veya mesleki kazanç kaybının babadan talep edilebilmesi için yine babaya yüklenebilecek ayrı bir hukuka aykırı davranış ve zarar arasındaki nedensellik ortaya konulmalıdır.

Maddi zararın varlığı ispatlandığı hâlde tam miktarı hesaplanamıyorsa TBK m. 50, hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirlemesine imkân verir. Bu hüküm zarar bulunduğunun ispat edilmesi gereğini ortadan kaldırmaz; yalnız miktarın tam hesabının mümkün olmadığı durumlarda devreye girer.

SGK’nın Analık Ödemeleri Babanın Ödeyeceği Tutarı Etkiler mi?

TMK m. 304, üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşları tarafından anneye yapılan ödemelerin hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirileceğini açıkça düzenlemektedir.

Bu nedenle annenin gebelik ve doğum döneminde sosyal güvenlik sistemi üzerinden aldığı ödemeler, aynı döneme ilişkin TMK m. 304 hesabında dikkate alınabilir. Bunun amacı aynı ekonomik kaybın iki kez karşılanmasını önlemektir.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/7504 E., 2024/1008 K. sayılı kararına konu babalık uyuşmazlığında da anneye doğum nedeniyle SGK tarafından yapılan ödeme ile doğum ve ilgili giderler birlikte değerlendirilmiştir.

Gebelik ve Doğum Nedeniyle Maddi Zarar Talebinde Hangi Ayrımı Yapmak Gerekir?

Annenin ekonomik taleplerinin tamamını tek bir “maddi tazminat” başlığında toplamak doğru olmaz.

TMK m. 304 kapsamında doğrudan babadan istenebilen doğum giderleri, altışar haftalık geçim giderleri ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderler için babanın ayrıca haksız bir davranışta bulunmuş olması aranmaz. Bu haklar kanundan doğmaktadır.

Buna karşılık annenin uzun süreli ücret kaybı, işini bırakması, mesleki kazanç kaybı veya başka bir ekonomik kaybı için TMK m. 304 dışında ayrıca tazminat isteniyorsa genel tazminat şartlarının oluşması gerekir. Babanın hukuka aykırı ve kusurlu davranışı, annenin somut ekonomik zararı ve bu davranışla zarar arasındaki bağlantı ortaya konulmalıdır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararı bu ayrımı iyi göstermektedir. Evlenme vaadiyle kandırılma olayın özellikleri nedeniyle manevi tazminata esas alınmış; ancak kadının kendi iradesiyle çalışmadığının kabul edilmesi nedeniyle kaybedildiği ileri sürülen çalışma gelirleri maddi tazminat olarak kabul edilmemiştir.

Bu nedenle annenin maddi talepleri hazırlanırken önce hangi giderin TMK m. 304’ten doğrudan doğduğu, hangi kaybın ise TBK m. 49 ve devamı uyarınca ayrıca ispatlanması gereken bir zarar olduğu belirlenmelidir.,

Evlenme Vaadiyle Yapılan Masraflar ve Ekonomik Kayıplar Biyolojik Babadan İstenebilir mi?

Evlilik dışında çocuk sahibi olan annenin gebelik ve doğuma ilişkin TMK m. 304 kapsamındaki haklarından ayrı olarak, evlenme vaadine güvenerek yaptığı harcamalar ve katlandığı ekonomik fedakârlıklar da bazı durumlarda dava konusu olabilir. Ancak bu haklar, kadının çocuk sahibi olmasından değil, taraflar arasındaki evlenme vaadinden ve bu vaada güvenilerek alınan ekonomik kararlardan kaynaklanır.

Bu nedenle her evlilik dışı çocuk olayında düğün gideri, taşınma masrafı, bırakılan iş veya alınan borç biyolojik babadan istenemez. Öncelikle taraflar arasında hukuken dikkate alınabilecek bir evlenme vaadinin bulunup bulunmadığı ve annenin yaptığı harcamanın bu evlilik hazırlığıyla bağlantısı belirlenmelidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesi, nişanın haklı bir sebep bulunmaksızın bozulması veya nişanın bozulmasına taraflardan birinin sebep olması hâlinde, kusurlu tarafın diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakârlıklar için uygun bir tazminat ödemesini düzenlemektedir. Nişan giderleri de aynı kapsamdadır.

Düğün ve Nişan İçin Yapılan Masraflar Geri İstenebilir mi?

Evliliğin gerçekleşeceği düşüncesiyle yapılan nişan ve düğün hazırlık giderleri, TMK m. 120’nin şartları gerçekleşmişse maddi tazminat kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.09.2012 tarihli, 2012/16306 E., 2012/18867 K. sayılı kararında, nişan töreni için salon tutulması ve fotoğraf çektirilmesi gibi giderlerin TMK m. 120 kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Yargıtay bu tür harcamaların araştırılarak ispatlandığı ölçüde tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu kapsamda salon, organizasyon, fotoğraf, davetiye ve benzeri doğrudan nişan veya evlilik hazırlığı için yapılmış giderler incelenebilir. Ancak harcamanın gerçekten anne tarafından karşılandığının ve evlilik amacıyla yapıldığının ortaya konulması gerekir.

Masrafı annenin ailesi karşılamışsa hak sahibinin kim olduğu ayrıca önemlidir. TMK m. 120, tazminat istemeye hakkı bulunan tarafın anne ve babasına veya onlar gibi davranan kişilere de aynı koşullarda yaptıkları harcamalar için talep hakkı tanımaktadır.

Ev Kurmak İçin Alınan Eşyaların Bedeli İstenebilir mi?

Evlenecekleri düşüncesiyle yatak odası, beyaz eşya, mobilya veya başka ev eşyalarının alınmış olması hâlinde, öncelikle eşyanın kimin mülkiyetinde ve kimin elinde bulunduğu belirlenmelidir.

Anne satın aldığı eşyaları hâlen elinde bulunduruyorsa ödediği bütün bedeli zarar olarak göstermesi her durumda mümkün değildir. Çünkü malvarlığında ödediği bedelin karşılığında bir eşya bulunmaktadır. Buna karşılık eşya karşı tarafta kalmışsa iade veya bedel talebi, malın mülkiyeti ve ödemenin kim tarafından yapıldığına göre ayrıca değerlendirilebilir.

Nişanlılık kapsamında yapılan evlilik hazırlıkları ise TMK m. 120’deki maddi fedakârlık kavramının kapsamına girebilir. Yargıtay kararlarında düğün amacıyla alınan eşyalar, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve nişan nedeniyle katlanılan ekonomik fedakârlıklar ayrı maddi talepler olarak incelenmektedir.

Bu nedenle “mobilyaya 200.000 TL harcadım” denilmesi tek başına 200.000 TL zarar bulunduğu anlamına gelmez. Eşyanın mevcut olup olmadığı, kimde kaldığı, iade edilip edilemeyeceği ve annenin malvarlığında gerçekten ne kadar kayıp meydana geldiği belirlenmelidir.

Evlenmek İçin Başka Şehre Taşınan Anne Taşınma Masraflarını İsteyebilir mi?

Taşınma giderleri TMK m. 120’de ayrıca isimleri sayılan bir gider değildir. Bununla birlikte annenin yalnız evlilik gerçekleşeceği için başka bir şehirde yaşam kurduğu ve bu nedenle zorunlu masraflara katlandığı ispatlanabiliyorsa, bunların evlenme amacıyla yapılan harcama veya maddi fedakârlık kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Bu, TMK m. 120’nin genel ifadesinden çıkan bir değerlendirmedir; her taşınma masrafının kendiliğinden karşı tarafa yükletileceği anlamına gelmez.

Örneğin evlilik için nakliye yapılması, yeni konut tutulması nedeniyle emlakçı ücreti ödenmesi veya başka şehirde zorunlu bir yerleşme masrafına katlanılması ile kadının kendi tercihleri nedeniyle yaptığı harcamalar aynı şekilde değerlendirilmez.

Ayrıca iade edilebilir depozito zarar olarak kabul edilemez; depozito geri alınabiliyorsa annenin malvarlığında nihai bir eksilme yoktur. Ödenen kira bakımından da annenin o konutta fiilen yaşamış olması dikkate alınır. Kullanılmış bir konutun bütün kira bedelinin sonradan “evlilik olmadı” gerekçesiyle otomatik olarak karşı tarafa yüklenmesi doğru değildir.

Evlenme Vaadiyle Kredi Çekilmiş veya Borca Girilmişse Borcun Tamamı İstenebilir mi?

Kredinin çekilmiş veya borçlanılmış olması tek başına maddi zarar miktarını göstermez. Kredinin ne için kullanıldığı önemlidir.

Krediyle satın alınan eşya annenin elindeyse kredi anaparasının tamamını zarar kabul etmek mümkün olmayabilir. Buna karşılık para evlilik amacıyla yapılan ve artık ekonomik karşılığı bulunmayan bir giderde kullanılmışsa, yapılan harcama TMK m. 120 kapsamında değerlendirilebilir.

Aynı şekilde kredi faizi, erken kapama gideri veya evlilik gerçekleşmediği için boşa çıkmış başka ekonomik yükler bakımından da harcama ile evlenme vaadi arasındaki bağlantının ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.04.2017 tarihli, 2015/19079 E., 2017/6101 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da evlenme vaadiyle bağlantılı olarak konut kiralanması ve ev için kredi kullanılarak harcama yapılması maddi tazminat talepleri arasında yer almıştır. Karar, bu tür uyuşmazlıklarda yapılan giderin kim tarafından karşılandığı ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ayrıca belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.

Anne Evlenme Vaadi Nedeniyle İşinden Ayrılmışsa Kaybettiği Maaşları İsteyebilir mi?

Bu konuda temkinli olmak gerekir. İşten ayrılmak, tek başına biyolojik babadan yıllarca alınabilecek bir maaş alacağı yaratmaz.

Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 tarihli, 2016/6796 E., 2017/17683 K. sayılı kararında, nişan ve evlenme vaadi nedeniyle işten ayrıldığı ileri sürülen kadının mahrum kaldığı kazanca ilişkin maddi tazminat talebinin reddedilmesi yerinde görülmüştür.

İşten ayrılmanın karşı tarafın açık baskısı, tehdidi, hilesi veya kadının ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik başka bir hukuka aykırı davranışının sonucu olduğu ispatlanabiliyorsa genel tazminat hükümleri bakımından farklı bir değerlendirme yapılabilir. Bu durumda da kaybedilen gelir ile karşı tarafın davranışı arasındaki nedensellik ayrıca ispatlanmalıdır.

Baba “Sen Çalışma, Ben Sana Bakacağım” Dediyse Anne Geçmiş Maaşlarını İsteyebilir mi?

Böyle bir sözün verilmiş olması tek başına kadına ömür boyu veya birlikte yaşanılan bütün dönem için ücret alacağı kazandırmaz.

Anne işinden kendi iradesiyle ayrılmışsa, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararındaki yaklaşım gereğince yalnız çalışılmayan ayların maaşlarını toplayarak maddi tazminat istemek yeterli değildir.

Bununla birlikte somut olayda erkek tarafından verilen güvence çok daha belirgin olabilir. Örneğin kadının belirli bir iş sözleşmesini sona erdirmesi açıkça istenmiş, evlilik tarihinin belirlendiği ispatlanmış ve kadın bu güvence nedeniyle geri dönüşü olmayan somut bir ekonomik karar almışsa, yapılan fedakârlığın hukuki niteliği ayrıca incelenir.

Burada dava “çalışmadığım her ayın maaşını ver” şeklinde kurulmak yerine, hangi ekonomik kararın hangi güvenceyle alındığı ve bunun sonucunda hangi gerçek zararın doğduğu üzerinden kurulmalıdır.

Anne Evlilik İçin Eğitimini veya Mesleki Fırsatını Bırakmışsa Maddi Tazminat İsteyebilir mi?

TMK m. 120 yalnız yapılan harcamalardan değil, evlenme amacıyla katlanılan maddi fedakârlıklardan da söz etmektedir. Bu nedenle gerçekleşeceği kesin veya ciddi ölçüde belirlenebilir bir ekonomik fırsattan evlilik hazırlığı nedeniyle vazgeçilmişse maddi fedakârlık iddiası gündeme gelebilir.

Ancak varsayımsal kazançlar bakımından ispat sorunu ortaya çıkar. “Okulu bıraktım, mezun olsaydım şu kadar kazanacaktım” veya “başka şehre taşınmasaydım çok daha iyi bir işe girecektim” şeklindeki ihtimale dayalı hesapların tamamının tazminat olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Fedakârlığın somutlaşması gerekir. Mevcut işten ayrılma belgesi, kabul edilmiş bir iş teklifinden vazgeçilmesi, ücret kayıtları veya gerçekleştirilen belirli bir ekonomik fırsatın kaybedildiğini gösteren belgeler bu açıdan önem taşıyabilir.

Birlikte Yaşarken Annenin Yaptığı Market, Kira ve Günlük Ev Giderleri Sonradan İstenebilir mi?

Resmî nikâh olmadan birlikte yaşayan taraflardan birinin birliktelik devam ederken yaptığı her günlük harcama, ilişkinin sona ermesi üzerine otomatik olarak diğer taraftan istenebilecek bir alacağa dönüşmez.

Kira, market, elektrik, yemek ve benzeri giderler fiilen sürdürülen ortak yaşam sırasında tüketilmiş harcamalardır. Bu giderlerin sonradan tamamının karşı tarafa yükletilebilmesi için ayrıca bir hukuki sebep bulunması gerekir.

Tarafların ortak yaşam sırasında hangi gideri kimin üstleneceğine ilişkin açık bir anlaşması varsa veya bir taraf diğerinin borcunu belirli bir hukuki sebebe dayanarak ödemişse durum farklı olabilir. Ancak sırf birliktelik sona erdiği için geçmiş yıllardaki bütün günlük yaşam giderlerinin toplanarak maddi tazminat istenmesi mümkün değildir.

Bu ayrım, evlilik amacıyla yapılan ve evlilik gerçekleşmediği için ekonomik karşılığı boşa çıkan harcamalarla, birliktelik sırasında tüketilmiş olağan yaşam giderlerini birbirinden ayırmayı gerektirir.

Evlilik Vaadiyle Yapılan Harcamalarda Nişanlılık Bulunması Neden Önemlidir?

Türk Medeni Kanunu bakımından nişanlanma evlenme vaadiyle oluşur. TMK m. 120’deki özel maddi tazminat hakkı da nişanlılığın sona ermesine bağlanmıştır.

Ancak uygulamada tarafların ilişkisi her zaman klasik anlamda yüzük takılmış, aileler arasında nişan töreni yapılmış bir ilişki değildir. Taraflar düğün yapmış, dinî nikâhla yaşamaya başlamış veya doğrudan ortak konuta geçmiş olabilir.

Bu durumda tarafların hukuki ilişkisinin niteliği önem kazanır. Yargıtay kararlarında resmî nikâhsız birliktelikler bakımından her olayda aynı sonuca ulaşılmadığı görülmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 tarihli, 2013/16473 E., 2014/10661 K. sayılı kararında, reşit bir kadının kendi rızasıyla resmî nikâh olmadan birlikte yaşaması manevi tazminat için yeterli görülmemiştir.

Bu iki karar arasındaki fark, her resmî nikâhsız birlikteliğin kendiliğinden tazminat doğurmadığını göstermektedir. Tarafların birbirlerine ne vaat ettiği ve kadının bu vaada güvenerek hangi somut ekonomik veya kişisel kararları aldığı önemlidir.

Evlilik Hazırlığı İçin Yapılan Masrafların İspatında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Harcamaların banka veya kredi kartı kayıtları, faturalar, kredi sözleşmeleri, kira sözleşmeleri, organizasyon şirketi ödemeleri, düğün salonu ve fotoğrafçı belgeleri, mesajlaşmalar ve tarafların evlilik hazırlığı içinde olduğunu gösteren diğer belgeler kullanılabilir.

Tanık anlatımları da özellikle tarafların evlilik planının ve masrafların hangi amaçla yapıldığının ortaya konulmasında önem taşıyabilir. Bununla birlikte miktarı belli yüksek tutarlı harcamalarda yazılı ve banka kaynaklı deliller çok daha güçlü olacaktır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/16306 E., 2012/18867 K. sayılı kararında da nişan için salon ve fotoğraf giderlerinin araştırılarak ve kanıtlandığı ölçüde maddi tazminata konu edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Nişanın Bozulmasından Kaynaklanan Maddi Taleplerde Süre Ne Kadardır?

Talep gerçekten TMK m. 120 kapsamında nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanıyorsa, özel bir zamanaşımı süresi vardır. TMK m. 123’e göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermeden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Bu süre özellikle yıllar süren resmî nikâhsız birlikteliklerde önemli bir ayrım yaratır. Talebin TMK m. 120’deki nişan giderine mi, genel haksız fiile mi, sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa mülkiyet veya alacak ilişkisine mi dayandığı doğru belirlenmeden zamanaşımı hesabı yapılamaz. Her talebin tabi olduğu süre aynı değildir.

Evlilik Vaadine Dayalı Maddi Taleplerde Hangi Mahkeme Görevlidir?

Gerçek bir nişanlılık ilişkisinin sona ermesine dayanan TMK m. 120 kapsamındaki maddi tazminat talepleri aile hukukundan kaynaklanır ve Aile Mahkemesinde görülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/5261 E., 2013/6489 K. sayılı kararında da nişanın bozulmasına dayalı tazminat uyuşmazlığının Aile Mahkemesinin görev alanında olduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle annenin maddi taleplerini tek dava kalemi altında toplamak yerine, her zarar kaleminin hangi hukuki sebepten doğduğu ayrı ayrı belirlenmelidir. Gebelik ve doğum giderleri TMK m. 304’e, gerçek bir nişanlılık nedeniyle yapılan evlilik harcamaları TMK m. 120’ye, bağımsız hukuka aykırı davranışla doğan ekonomik zararlar ise şartları varsa genel tazminat hükümlerine dayanır. Bu ayrım hem görevli mahkemeyi hem zamanaşımını hem de ispat edilmesi gereken olayları değiştirir.

Anne Biyolojik Babadan Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Evlilik dışında çocuk sahibi olmak, annenin biyolojik babadan kendiliğinden manevi tazminat almasını sağlamaz. Manevi tazminat bakımından annenin kişilik haklarını zedeleyen ayrıca bir davranışın bulunması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkı hukuka aykırı biçimde zedelenen kişinin uğradığı manevi zarar karşılığında uygun miktarda para isteyebilmesini düzenlemektedir.

Evlilik dışı çocukla ilgili uyuşmazlıklarda bu ihlal farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Kadının resmî nikâh yapılacağına inandırılarak uzun süre birlikte yaşamaya yöneltilmesi, gebelikten sonra terk edilmesi, çocuğun babalığının bilinmesine rağmen reddedilmesi ve annenin çocuğun bütün ebeveynlik yükünü tek başına taşımaya bırakılması, hakaret, tehdit veya şiddet gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre manevi tazminat bakımından değerlendirilir. Yargıtay kararlarında da yalnız birlikteliğin sona ermesine değil, erkeğin anne ve çocuk karşısındaki davranışlarının bütününe önem verilmektedir.

Resmî Nikâh Yapılacağı Söylenip Yıllarca Nikâhtan Kaçınılmışsa Anne Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Resmî nikâh yapılacağı yönünde verilen sözün yerine getirilmemesi, tek başına her olayda manevi tazminat hakkı doğurmaz. Ancak tarafların fiilen evlilik hayatı kurduğu, düğün yaptığı, kadının resmî nikâh yapılacağına güvenerek hayatını buna göre şekillendirdiği ve erkeğin bu güveni uzun süre devam ettirdikten sonra nikâhtan kaçındığı durumlarda kişilik hakkının ihlali gündeme gelebilir.

Bu konuda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.05.2018 tarihli, 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararı önemlidir. Kararda tarafların imam nikâhıyla birlikte yaşamaya başladıkları, düğün yaptıkları ve bu birliktelikten bir çocuklarının bulunduğu belirlenmiştir. Kadın resmî nikâh yapılabilmesi için gerekli işlemleri yerine getirmiş, hatta yaşının düzeltilmesi için dava açmış olmasına rağmen erkek resmî nikâh yapmamış ve daha sonra başka bir kadınla evlenmiştir.

Yargıtay, bu şartlar altında kadının yalnızca resmî nikâh yapılmadığı için değil, resmî evlilik yapılacağı yönünde oluşturulan güven nedeniyle hayatını bu birlikteliğe göre kurmuş olması ve bu güvenin daha sonra karşılıksız bırakılması nedeniyle manevi zarara uğradığını kabul etmiştir. Kararda, tarafların yaşadığı sosyal çevre ve geleneksel yapı da dikkate alınarak kadının evlilik yapılacağı inancıyla karı-koca hayatı yaşadığı, resmî nikâh için kendisinden beklenen işlemleri yerine getirdiği ve buna rağmen nikâhın yapılmamasının onun kişisel ve sosyal hayatı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay bu nedenle kadının evlenme vaadiyle kandırıldığı, bunun etkisiyle fiziksel ve ruhsal olarak zarar gördüğü ve elem ile üzüntü yaşadığı sonucuna ulaşmış; kişilik hakkındaki zedelenmenin giderilmesi amacıyla uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 16.05.2018, 2016/7057 E., 2018/4216 K.: Resmî nikâh yapılacağına güvenerek ortak hayat kuran, düğün yapan, çocuk sahibi olan ve nikâhın gerçekleştirilebilmesi için gerekli işlemleri yerine getiren kadının, erkeğin nikâh yapmaktan kaçınarak başka bir kadınla evlenmesi karşısında kişilik haklarının zedelendiği ve uygun miktarda manevi tazminata hak kazandığı kabul edilmiştir.

Bu karar, resmî nikâhsız her birliktelikte manevi tazminata hükmedileceği anlamına gelmez. Tazminat bakımından önemli olan, erkeğin kadında ciddi ve somut bir evlilik beklentisi oluşturup oluşturmadığı, kadının bu güvene dayanarak hangi kararları aldığı ve sonrasında erkeğin nasıl davrandığıdır.

Düğün yapılmış olması, tarafların aile ve çevrelerinde evli gibi tanıtılması, birlikte konut kurulması, resmî nikâh için tarih veya hazırlık yapılması, kadının nikâhın gerçekleşebilmesi için resmî işlemlere girişmesi, ortak çocuğun bulunması ve erkeğin daha sonra başka biriyle evlenmesi bu değerlendirmede önem taşıyabilir. Mesajlar, fotoğraflar, düğün kayıtları, tanık anlatımları ve resmî başvurular da evlilik vaadinin ve kadında oluşturulan güvenin ispatında kullanılabilir.

Aynı kararda kadının çalışmasına izin verilmediği gerekçesiyle istediği maddi tazminat ise kabul edilmemiştir. Yargıtay, kadının kendi isteğiyle çalışmadığının anlaşılması nedeniyle gelir kaybının erkeğin hukuka aykırı davranışına bağlanamayacağını kabul etmiştir. Bu yönüyle karar, manevi tazminat ile maddi tazminatın aynı olay içinde dahi farklı şartlara tabi olduğunu da göstermektedir.

Baba Çocuğu Kabul Etmemiş ve Anne Çocuğu Tek Başına Büyütmek Zorunda Kalmışsa Anne de Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Yargıtay bu konuda annenin kişisel manevi zararını da ayrıca koruyan kararlar vermiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.11.2018 tarihli, 2016/10560 E., 2018/6676 K. sayılı kararında, tarafların resmî nikâh yapmadan birlikte yaşamış olmalarının anne açısından tek başına manevi tazminat sebebi olmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık babanın müşterek çocuğu benimsememesi, çocuğun babasız büyümesine neden olması, babalık sorumluluğundan kaçınması ve annenin çocuğun doğumundan itibaren ebeveynlik görevlerini tek başına üstlenmek zorunda kalması anne yönünden manevi tazminatı gerektiren olgular olarak değerlendirilmiştir.

Bu karar, annenin manevi tazminat hakkı bakımından oldukça önemlidir. Çocuğun babalığın benimsenmemesinden kaynaklanan kendi kişilik hakkı ihlali ayrı olduğu gibi, annenin yıllarca tek başına bırakılması nedeniyle yaşadığı manevi zarar da şartları varsa ayrıca tazminat konusu olabilir.

Babanın çocuğun kendisinden olduğunu bildiği hâlde tanımaması, babalık davası açılmasını zorunlu hâle getirmesi, çocukla hiçbir şekilde ilgilenmemesi ve annenin bakım sorumluluğunu tek başına üstlenmesine yol açması bu değerlendirmede önemlidir.

Babalık Henüz Kesinleşmemişse Anne Babalığın Reddedilmesine Dayalı Manevi Tazminat Alabilir mi?

Babalığın gerçekten davalı erkeğe ait olup olmadığı henüz belirlenmemişse, babalığı benimsememeye dayanan manevi tazminatın değerlendirilmesi de bundan etkilenir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 tarihli, 2015/5661 E., 2016/4541 K. sayılı kararında, kadın evlilik vaadiyle kandırıldığını, hamile kaldığını, doğumdan sonra erkeğin iletişimi kestiğini, çocuğu nüfusuna almadığını ve doğum masraflarını karşılamadığını ileri sürmüştür. Yargıtay, tazminat talebinin babalığın benimsenmemesine de dayandığını dikkate alarak babalık davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Babalık mahkeme kararıyla belirlendikten sonra erkeğin geçmişte çocuğu bilerek reddedip reddetmediği, anne ile yaptığı görüşmeler ve babalık sorumluluğundan kaçınma biçimi ayrıca değerlendirilir.

Gebelik Sırasında Kadını Terk Etmek Manevi Tazminat Sebebi midir?

Gebelik sırasında ilişkinin sona ermesi her olayda manevi tazminat doğurmaz. Ancak terk edilmenin biçimi, öncesinde verilen evlilik güvencesi ve erkeğin gebeliği bilmesine rağmen sonraki davranışları önemlidir.

Yargıtay’ın nişanlılık uyuşmazlıklarına ilişkin kararlarında, nişanın bozulmasının yarattığı olağan üzüntünün tek başına manevi tazminat için yeterli olmadığı kabul edilmektedir. TMK m. 121 uyarınca kişilik hakkının ayrıca saldırıya uğramış olması gerekir.

Bununla birlikte gebelik bilindiği hâlde evlilik hazırlıklarının haksız biçimde sona erdirilmesi, annenin içinde bırakıldığı sosyal ve kişisel koşullar ve karşı tarafın kusurlu davranışları somut olayda kişilik hakkı ihlalinin ağırlığını artırabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/4453 E., 2013/7653 K. sayılı kararında, kadının hamile olduğu bilindiği hâlde nişanın bozulması sonucu kişilik haklarında meydana gelen zedelenme manevi tazminat kapsamında değerlendirilmiş; uyuşmazlık tazminat miktarı yönünden de incelenmiştir.

Anne açısından bu nedenle yalnız gebelik tarihini göstermek yeterli değildir. Erkeğin gebeliği ne zaman öğrendiği, evlilik hazırlığının hangi aşamada olduğu, ilişkiyi nasıl sonlandırdığı ve kadına yönelik başka davranışlarının bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.

Resmî Nikâhsız Birliktelik Yaşanmış Olması Tek Başına Manevi Tazminat İçin Yeterli midir?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 tarihli, 2013/16473 E., 2014/10661 K. sayılı kararında, reşit bir kadının resmî nikâh yapılmadan kendi rızasıyla birlikte yaşaması, birliktelik daha sonra sona ermiş olsa dahi bu olgu tek başına manevi tazminat için yeterli görülmemiştir.

Benzer biçimde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.12.2015 tarihli, 2014/17917 E., 2015/14227 K. sayılı kararında da uzun süre resmî nikâhsız birlikte yaşamış olan taraflar bakımından, yalnız resmî evlilik gerçekleşmemesi ve sonradan ayrılma manevi tazminat için yeterli kabul edilmemiştir.

Bu kararlarla 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararın birlikte okunması gerekir. Sonraki kararda kadının yalnız nikâhsız yaşamış olması değerlendirilmemiş; resmî nikâh yapılacağına ilişkin güvenin nasıl yaratıldığı, kadının bu güvenle hangi adımları attığı ve erkeğin sonraki tutumu önem taşımıştır.

Bu ayrım, evlilik dışı çocuğun annesine ilişkin tazminat davalarında dosyanın nasıl kurulacağını doğrudan etkiler. Tazminat talebi ortak yaşamın sona ermiş olmasına değil, annenin kişilik hakkını zedelediği ileri sürülen somut davranışlara dayanmalıdır.

Baba Başka Bir Kadınla Evlenirse Anne Bu Nedenle Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Biyolojik babanın daha sonra başka biriyle evlenmesi tek başına anneye tazminat hakkı vermez. Taraflar arasında resmî evlilik bulunmadığı için biyolojik babanın anneye karşı eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü de bulunmamaktadır.

Bununla birlikte başka biriyle yapılan evlilik, öncesindeki davranışların değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Erkek yıllarca resmî nikâh yapacağını söylemiş, kadını bu güvenle ortak yaşam ve çocuk sahibi olmaya yöneltmiş, hukuki bir engeli bulunmadığı hâlde nikâhtan kaçınmış ve daha sonra başka bir kadınla evlenmişse bu olgular birlikte kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararında erkeğin resmî nikâha yanaşmayıp daha sonra başka bir kadınla evlenmesi, evlenme vaadiyle kandırılmaya ilişkin değerlendirmede dikkate alınan olgulardan biridir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/10560 E., 2018/6676 K. sayılı kararında da başka bir kadınla evlenilmesinin yanında, müşterek çocuğun benimsenmemesi ve annenin ebeveynlik sorumluluklarını tek başına taşımak zorunda bırakılması manevi tazminat bakımından değerlendirilmiştir.

Hakaret, Tehdit veya Darp Varsa Anne Ayrıca Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Biyolojik babanın anneye hakaret etmesi, tehditte bulunması veya fiziksel şiddet uygulaması evlilik dışı çocuk meselesinden bağımsız olarak kişinin beden bütünlüğü, şeref, haysiyet ve ruhsal bütünlüğü gibi kişilik değerlerine yönelik saldırı oluşturabilir. TBK m. 58 kişilik hakkı ihlaline karşı manevi tazminat istemesine imkân vermektedir.

Bu nedenle örneğin anne hamile olduğunu bildirdiği için aşağılanmış, çevresine küçük düşürücü sözler söylenmiş, tehdit edilmiş veya fiziksel şiddete uğramışsa tazminat talebi yalnız “evlilik gerçekleşmedi” gerekçesine dayanmaz. Hakaret, tehdit veya şiddet oluşturan ayrı eylemler tazminatın hukuki temelini oluşturabilir.

Ceza soruşturması veya mahkûmiyet kararı bulunması önemli bir delildir; ancak hukuk mahkemesinde ileri sürülebilecek tazminat talebinin varlığını yalnız ceza mahkûmiyetine indirgemek doğru değildir. Mesajlar, sağlık raporları, tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun deliller de olayın ispatında kullanılabilir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat ile Genel Manevi Tazminat Aynı mıdır?

Taraflar gerçekten nişanlıysa Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesinde özel bir manevi tazminat hükmü bulunmaktadır. Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.

Yargıtay bu maddede yalnız nişanın haksız biçimde bozulmasını yeterli görmemektedir. Nişanın sona ermesinin olağan biçimde yarattığı üzüntü, hayal kırıklığı veya evlilik planının bozulması manevi tazminat için yeterli değildir; kişilik hakkının ayrıca zedelenmiş olması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.09.2014 tarihli, 2014/12924 E., 2014/11751 K. sayılı kararında da bu esas açıkça benimsenmiştir.

Tarafların nişanlandıktan sonra düğün veya dinî nikâhla fiilen birlikte yaşamaya başlamaları hâlinde ise uyuşmazlığın hukuki niteliği değişebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/20043 E., 2018/7249 K. sayılı kararında, nişan öncesi ve sonrasında gayriresmî şekilde birlikte yaşayan taraflar arasındaki uyuşmazlığın aile hukuku yerine genel borçlar hukuku ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle annenin manevi tazminat talebinin TMK m. 121’e mi yoksa TBK m. 58’e mi dayanacağı, tarafların ilişkisinin somut hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

Babalığın Kabul Edilmemesi Annede Manevi Zarar Doğurmuşsa Çocuğun Tazminatından Ayrı Bir Tazminat İstenebilir mi?

Evet, şartları varsa annenin manevi zararı çocuğunkinden ayrı değerlendirilebilir.

Çocuk, babasının kendisini bildiği hâlde kabul etmemesi nedeniyle kendi kişilik hakkının zedelendiğini ileri sürebilir. Anne ise babanın sorumluluktan kaçınması nedeniyle çocuğu tek başına yetiştirmek zorunda kalmasının ve olayın kendi kişilik değerleri üzerindeki etkisinin tazminini isteyebilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/10560 E., 2018/6676 K. sayılı kararında annenin çocuğun doğumundan itibaren ebeveynlik görev ve sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda bırakılması doğrudan anne lehine manevi tazminat değerlendirmesine alınmıştır.

Bu nedenle aynı aile olayından hem çocuk hem anne yönünden ayrı kişilik hakkı ihlalleri doğabilir. Ancak her iki kişinin manevi zararı kendi kişilik hakkı üzerinden değerlendirilir.

Anne Manevi Zararını Nasıl İspatlar?

Manevi tazminat davasında olayın geçmişine ilişkin deliller önemlidir. Resmî nikâh yapılacağına ilişkin mesajlar, düğün veya nişan fotoğrafları, evlilik hazırlıkları, aileler arasındaki görüşmeler, birlikte yaşanılan konut, tarafların çevrede eş olarak tanıtılması, çocuğun doğumu öncesi ve sonrasındaki yazışmalar ve babanın çocuğu reddettiğini gösteren belgeler birlikte değerlendirilebilir.

Babanın anneden ve çocuktan haberdar olduğunun ispatı özellikle babalığın benimsenmemesine dayalı tazminatta önem taşır. Babalık davası ve DNA incelemesi biyolojik bağı ortaya çıkarabilir; ancak babanın daha önce bu ilişkiyi ve çocuğu bildiğini gösteren geçmiş deliller de tazminat bakımından ayrıca önem taşır. Yargıtayın 2015/5661 E., 2016/4541 K. sayılı kararında da babalığın tazminat uyuşmazlığındaki önemi nedeniyle babalık davasının sonucunun beklenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Psikolojik veya psikiyatrik destek alınmışsa sağlık kayıtları manevi zararın ağırlığının belirlenmesinde kullanılabilir. Bunun bulunmaması tek başına manevi tazminat talebini ortadan kaldırmaz; olayın niteliği ve diğer deliller de değerlendirilir.

Anne Ne Kadar Manevi Tazminat İsteyebilir?

Manevi tazminat için kanunda sabit bir tarife bulunmamaktadır. TBK m. 58 uygun miktarda tazminatı öngörmektedir. Yargıtay; olayın ağırlığını, kişilik hakkına yönelik saldırının niteliğini, tarafların kusurunu ve sosyal-ekonomik durumlarını miktarın belirlenmesinde dikkate almaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/10560 E., 2018/6676 K. sayılı kararında da bu ölçütlere açıkça yer verilmiştir.

Özellikle evlenme vaadinin ne kadar süre devam ettiği, annenin bu güvenle nasıl bir hayat kurduğu, hamilelik ve doğum döneminde yalnız bırakılıp bırakılmadığı, babanın çocuğu bilerek reddedip reddetmediği, annenin çocuğu ne kadar süre tek başına yetiştirdiği ve ayrıca aşağılayıcı veya şiddet içeren davranışların bulunup bulunmadığı miktarın belirlenmesinde etkili olabilir.

Manevi tazminat talebinin dava açılırken dikkatli belirlenmesi gerekir.

Annenin Manevi Tazminat Talebinde Zamanaşımı Ne Kadardır?

Süre, talebin hangi hukuki sebebe dayandığına göre değişir.

Gerçek bir nişanlılığın sona ermesinden doğan TMK m. 121 kapsamındaki manevi tazminat talebinde TMK m. 123’teki bir yıllık zamanaşımı uygulanır. Süre nişanlılığın sona erdiği tarihten itibaren başlar.

Talep bağımsız kişilik hakkı ihlaline ve TBK m. 58’e dayanıyorsa genel haksız fiil zamanaşımı gündeme gelir. TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa kanundaki şartlarla bu daha uzun süre uygulanır.

Bu nedenle resmî nikâhsız birlikteliğin sona ermesinden yıllar sonra açılacak davalarda talebin yalnız adına bakılarak “bir yıl” veya “iki yıl” denilmesi doğru olmaz. İlişkinin nişanlılık mı, fiilî birliktelik mi olduğu ve tazminatın hangi davranışa dayandığı belirlenmelidir.

Manevi Tazminat Davası Aile Mahkemesinde mi Açılır?

TMK m. 121’e dayanan ve gerçek bir nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan manevi tazminat aile hukuku uyuşmazlığıdır ve Aile Mahkemesinde görülür.

Buna karşılık resmî nikâhsız birlikte yaşamadan, evlenme vaadiyle kandırılmadan, babalığın benimsenmemesinden veya başka bir kişilik hakkı ihlalinden doğan ve TBK m. 58’e dayanan bağımsız manevi tazminat talebi genel mahkemenin görev alanındadır. Yargıtayın gayriresmî birliktelikten doğan uyuşmazlıkları genel borçlar ve haksız fiil hükümlerine göre değerlendiren kararları da bu ayrımı göstermektedir.

Bu nedenle babalık davası Aile Mahkemesinde görülüyor diye annenin her manevi tazminat talebinin aynı mahkemede karara bağlanacağı düşünülmemelidir. Annenin doğum ve gebelik giderleri, çocuğun nafakası ve kişilik hakkı ihlaline dayalı manevi tazminatı farklı hukuki temellere dayanabilir.

Annenin Manevi Tazminatı Bakımından Yargıtay’ın Benimsediği Ölçüt

Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde evlilik dışı çocuğun annesi lehine manevi tazminatın yalnız çocuğun evlilik dışında doğmuş olması üzerine kurulmadığı görülmektedir. Erkeğin kadına resmî nikâh konusunda verdiği güven, bu güvenin kötüye kullanılıp kullanılmadığı, gebelik ve doğum sonrasında sergilediği davranışlar, çocuğu bilerek kabul etmekten kaçınıp kaçınmadığı ve annenin ebeveynlik sorumluluğunu tek başına yüklenmesine neden olup olmadığı önem taşımaktadır.

Anne Haklarını Hangi Sürede, Hangi Mahkemede ve Hangi Delillerle Talep Etmelidir?

Evlilik dışında doğan çocuğun annesinin biyolojik babaya yöneltebileceği talepler aynı hukuki sebebe dayanmaz. Babalığın kurulması, gebelik ve doğum giderlerinin tahsili, nişanın sona ermesinden doğan tazminat ile kişilik hakkının ihlaline dayanan maddi veya manevi tazminatın süreleri ve görevli mahkemeleri birbirinden farklıdır.

Anne Babalık Davasını Ne Zamana Kadar Açabilir?

Anne ile çocuğun babalık davası açma hakları birbirinden bağımsızdır. Anne bakımından TMK m. 303’te özel bir hak düşürücü süre bulunmaktadır. Annenin babalık davası açma hakkı kural olarak çocuğun doğumundan itibaren bir yıl geçmekle sona erer. Çocuk ile başka bir erkek arasında mevcut bir soybağı varsa bu bir yıllık süre, o soybağının ortadan kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bir yıllık sürenin geçirilmesini haklı kılan bir sebep bulunuyorsa anne, bu sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde babalık davasını açabilir.

Bu süreyi annenin TMK m. 304 kapsamındaki doğum ve gebelik giderleriyle karıştırmamak gerekir. Babalık davasını annenin kendisinin açma süresiyle, annenin doğmuş mali alacaklarını isteme süresi aynı değildir.

Baba çocuğu daha önce geçerli biçimde tanımışsa zaten babalık davası açılması gerekmez. Anne, kendi adına doğmuş mali haklarını ayrıca ileri sürebilir. TMK m. 304 de annenin giderleri babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak talep edebileceğini açıkça kabul etmektedir.

Doğum ve Gebelik Giderleri İçin de Bir Yıllık Süre Var mıdır?

TMK m. 304’te annenin mali hakları için babalık davasındaki bir yıllık hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2007/20915 E., 2008/425 K. sayılı kararında, TMK m. 304’te annenin mali hakları bakımından süre şartı bulunmadığı açıkça kabul edilmiştir. Annenin doğum ve gebelik giderlerinin, babalık davası açılması için öngörülen bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedilmesi hukuka uygun bulunmamıştır.

Bu karar özellikle eski tarihli doğumlarda önemlidir. Annenin kendi babalık davası hakkının sona ermiş olması, TMK m. 304’ten doğan mali talebin de aynı tarihte kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bununla birlikte TMK m. 304’te özel bir hak düşürücü süre bulunmaması, parasal alacağın süresiz olarak ileri sürülebileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Özel bir zamanaşımı düzenlemesi bulunmadığında genel borçlar hukuku zamanaşımı hükümleri ayrıca dikkate alınır. Öğretide TMK m. 304 kapsamındaki alacaklar bakımından TBK m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımının uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle doğumun üzerinden uzun yıllar geçmiş dosyalarda zamanaşımının başlangıcı ve kesilmesine ilişkin işlemler ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle uygulamada “TMK 304’te süre yoktur” cümlesi tek başına kullanılmamalıdır. Yargıtayın söylediği, babalık davasına ilişkin bir yıllık sürenin annenin bu mali taleplerine uygulanamayacağıdır.

Anne Doğum ve Gebelik Giderleri İçin Hangi Mahkemede Dava Açmalıdır?

TMK m. 304 kapsamındaki doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler Aile Mahkemesinde talep edilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.09.2019 tarihli, 2017/1257 E., 2019/3943 K. sayılı kararında, TMK m. 304’ün Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin ikinci kitabında yer aldığı ve annenin bu maddeye dayanan mali taleplerinde Aile Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle dava dilekçesinde “maddi tazminat” sözcüğünün kullanılmış olması tek başına davayı Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına sokmaz. Mahkeme talebin hangi maddi vakıalara ve hangi hukuki sebebe dayandığını değerlendirir. Doğum, altışar haftalık geçim ve gebelik giderleri isteniyorsa hukuki dayanak TMK m. 304’tür ve görev buna göre belirlenir.

Anne Doğum Giderlerini Nasıl İspatlar?

Annenin yaptığı harcamaları mümkün olduğunca belgeleyerek dava açması gerekir. Hastane faturaları, doktor ve muayene giderleri, eczane ve ilaç belgeleri, laboratuvar ve görüntüleme kayıtları, banka veya kredi kartı hareketleri, SGK kayıtları ve özel sağlık sigortası ödeme belgeleri bu kapsamda kullanılabilir.

Ancak her giderin faturasının yıllarca saklanmamış olması bütün talebin reddedilmesini gerektirmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarihli, 2016/5148 E., 2017/5332 K. sayılı kararında, doğum raporu bulunan dosyada hastaneden doğuma ilişkin kayıtların getirtilmesi, tarafların diğer delillerinin toplanması ve gerektiğinde uzman bilirkişiden gider hesabı alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarihli, 2017/3011 E., 2017/6908 K. sayılı kararında da annenin harcama belgelerinin araştırılması yanında, belgelendirilemeyen fakat olağan kabul edilebilecek giderler hakkında araştırma yapılması ve uzman bilirkişi raporu alınması gerektiği benimsenmiştir.

Bu nedenle doğumun üzerinden zaman geçmişse bile hastane dosyasının, epikrizlerin, SGK provizyon ve ödeme kayıtlarının getirtilmesi istenebilir. Harcamanın gebelik veya doğumla bağlantılı olup olmadığı konusunda gerektiğinde uzman incelemesi yapılabilir.

Anne Doğum Masraflarını Yaklaşık Bir Rakamla İsteyebilir mi?

TMK m. 304 kapsamındaki giderlerin önemli bir bölümü dava açılırken belgelerden belirlenebilir. Bununla birlikte hastane kayıtlarının henüz elde bulunmaması veya bazı mutat giderlerin bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacak olması mümkündür.

Yargıtay kararlarında bu nedenle yalnız davacının sunduğu faturalarla yetinilmemekte, gerektiğinde bilirkişiden toplam gider hesabı yaptırılması istenmektedir.

Dava değeri belirlenirken usul hukuku bakımından talebin belirli alacak mı, kısmi dava mı veya şartları varsa belirsiz alacak mı olduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle dava devam ederken miktarın artırılması düşünülüyorsa zamanaşımı, harç ve faiz sonuçları da hesaba katılmalıdır. Eski tarihli Yargıtay uygulamasında TMK m. 304 alacağının ıslahla artırıldığı örnekler bulunmaktadır; ancak usul tercihinin somut dosyaya göre yapılması gerekir.

TMK 304 Kapsamındaki Giderlere Faiz İstenebilir mi?

Doğum ve gebelik giderleri para alacağı niteliğinde olduğundan faiz talebi de dava dilekçesinde ayrıca ileri sürülmelidir.

Yakın tarihli bir babalık uyuşmazlığında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8166 E., 2024/1660 K. sayılı kararına konu hükümde, TMK m. 304 kapsamında belirlenen maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Faizin hangi tarihten başlayacağı talebin nasıl kurulduğuna ve daha önce borçlunun temerrüde düşürülüp düşürülmediğine göre değişebileceğinden, dava tarihinden önce faiz isteniyorsa ihtar ve muacceliyet durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Evlenme Vaadi Nedeniyle Yapılan Masraflarda Süre Ne Kadardır?

Annenin talebi gerçek bir nişanlılığın sona ermesinden ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalardan kaynaklanıyorsa TMK m. 120 uygulanır. Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkının zedelendiği ileri sürülüyorsa TMK m. 121 kapsamında manevi tazminat da gündeme gelebilir.

Bu talepler için TMK m. 123 özel bir zamanaşımı öngörmektedir. Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları sona erme tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

TMK m. 120 ve 121’e dayanan nişan uyuşmazlıkları aile hukukundan kaynaklandığı için görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Nişan ilişkisine dayalı bir talebin yıllar sonra genel haksız fiil tazminatı adı altında ileri sürülmesi her zaman mümkün olmaz. Talebin hangi olaya dayandığının dava dilekçesinde doğru belirlenmesi, özellikle bir yıllık süre bakımından önemlidir.

Evlenme Vaadiyle Kandırılma veya Başka Bir Hukuka Aykırı Davranış Nedeniyle Tazminatta Süre Ne Kadardır?

Annenin talebi nişan hükümlerinden değil; evlenme vaadiyle kandırılma, kişilik hakkına saldırı, tehdit, hakaret, şiddet veya başka bağımsız bir haksız fiilden kaynaklanıyorsa TBK m. 49 ve 58 hükümleri uygulanır.

Bu tür maddi ve manevi tazminat taleplerinde TBK m. 72 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı dikkate alınır. Davranış aynı zamanda daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa kanundaki koşullarla ceza zamanaşımı süresi de etkili olabilir.

Bu talepler aile hukukundan doğan TMK m. 304 alacağı değildir. Bağımsız kişilik hakkı veya haksız fiil tazminatı niteliğindeyse Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olur. Nitekim evlenme vaadiyle kandırılmaya ve kişilik hakkının ihlaline dayanan Yargıtay kararlarının Asliye Hukuk Mahkemesi kaynaklı olması da bu ayrımla uyumludur.

Babalık Henüz Belirlenmemişse Manevi Tazminat Davası Sonuçlandırılabilir mi?

Annenin manevi tazminat talebi, erkeğin çocuğun babası olduğu hâlde babalığı benimsememesine veya baba olarak sorumluluk almamasına dayanıyorsa biyolojik babalığın kesin olarak belirlenmesi tazminat davasının sonucunu doğrudan etkiler.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 tarihli, 2015/5661 E., 2016/4541 K. sayılı kararında, babalığın benimsenmemesine dayanan manevi tazminat uyuşmazlığında devam eden babalık davasının sonucunun beklenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle biyolojik bağ henüz tartışmalıysa, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış tazminat davasında babalık dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılabilir. Babalığın tespit edilmesi ise manevi tazminatı kendiliğinden doğurmaz; babanın geçmişteki davranışlarının kişilik hakkı ihlali oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenir.

Anne Hangi Delilleri Baştan Toplamalıdır?

Gebelik ve doğum giderleri için sağlık ve ödeme kayıtları önem taşırken, evlenme vaadine veya kişilik hakkı ihlaline dayalı tazminatta ilişkinin geçmişini gösteren deliller öne çıkar.

Resmî nikâh yapılacağına ilişkin mesajlar, düğün veya nişan fotoğrafları, davetiyeler, salon ve organizasyon sözleşmeleri, ortak konut için yapılan ödemeler, banka havaleleri, kredi kayıtları ve tarafların evlilik hazırlığı içinde olduğunu bilen tanıklar kullanılabilir. Babanın gebelikten ve çocuktan haberdar olduğunu gösteren yazışmalar da özellikle babalığın benimsenmemesine dayanan manevi tazminatta önemlidir.

Çalışmanın engellendiği veya ekonomik zarara uğrandığı ileri sürülüyorsa işten ayrılış belgeleri, önceki ücret bordroları, işveren yazışmaları ve karşı tarafın çalışmayı bırakmaya zorladığını gösteren deliller ayrıca gerekir. Yargıtayın 2016/7057 E., 2018/4216 K. sayılı kararında, kadının kendi iradesiyle çalışmadığı kabul edildiği için bu döneme ilişkin maddi tazminat uygun görülmemiştir.

Bu nedenle gelir kaybına ilişkin davada yalnız kadının çalışmadığını ispatlamak yetmez; neden çalışmadığını ve bunun davalının hukuka aykırı davranışıyla bağlantısını ortaya koymak gerekir.

Annenin Talepleri Tek Davada Birlikte İleri Sürülebilir mi?

Babalık, TMK m. 304 kapsamındaki mali haklar ve çocuk için nafaka Aile Mahkemesinde aynı uyuşmazlık içinde ileri sürülebilir. TMK m. 304 zaten annenin mali haklarının babalık davasıyla birlikte istenmesine açıkça imkân vermektedir.

Buna karşılık annenin TBK m. 49 veya 58’e dayanan bağımsız maddi ve manevi tazminat taleplerinde görevli mahkeme farklı olabilir. Bu durumda sırf bütün talepler aynı aile ilişkisine dayanıyor diye hepsinin tek mahkemede karara bağlanması doğru değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/1257 E., 2019/3943 K. sayılı kararında TMK m. 304 kapsamındaki giderlerin Aile Mahkemesinin görevinde olduğu açıkça belirtilmiştir. Babalığın benimsenmemesine ve kişilik hakkının ihlaline dayanan bağımsız manevi tazminat uyuşmazlıkları ise Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmektedir.

Annenin hangi hakkı hangi mahkemede ileri süreceği bu nedenle talebin adına değil, talebin dayandığı hukuki sebebe göre belirlenmelidir.

Annenin Talepleri Açısından En Önemli Süre Ayrımı

Annenin biyolojik babaya karşı haklarında tek bir dava süresi bulunmamaktadır. Annenin kendi babalık davası TMK m. 303’teki özel süreye tabidir; TMK m. 304 kapsamındaki doğum ve gebelik giderlerine babalık davasındaki bir yıllık süre uygulanmaz; nişanın sona ermesinden doğan taleplerde TMK m. 123’teki bir yıllık zamanaşımı, bağımsız haksız fiil tazminatlarında ise TBK m. 72’deki iki ve on yıllık süreler dikkate alınır.

Özellikle doğumun veya birlikteliğin üzerinden yıllar geçmiş dosyalarda dava açılmadan önce talebin hangi hukuki sebebe dayandığının belirlenmesi gerekir. Aynı olay içinde annenin doğum gideri, evlenme amacıyla yaptığı harcama ve kişilik hakkı ihlalinden doğan manevi zararı bulunabilir; ancak bu alacakların görevli mahkemesi, zamanaşımı ve ispat şartları aynı değildir.

Baba Ödeme Yapmazsa veya Mal Kaçırırsa Anne Alacağını Nasıl Tahsil Edebilir?

Annenin TMK m. 304 kapsamında doğum giderlerine, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerine veya gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlere hak kazanması ile bu paranın fiilen tahsil edilmesi farklı aşamalardır. Baba talebi kabul edip ödeme yapabileceği gibi borcun miktarına, yapılan masraflara veya babalığa itiraz da edebilir. Uyuşmazlık çıktığında annenin hangi alacağının bulunduğunun ve tutarının hukuken belirlenmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli, 2018/4770 E., 2019/3562 K. sayılı kararında TMK m. 304 kapsamındaki giderlerin hastane kayıtları, taraf delilleri ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Anne Mahkeme Kararı Almadan İcra Takibi Başlatabilir mi?

TMK m. 304 kapsamındaki talep sonuçta bir para alacağıdır. Para alacakları bakımından genel haciz yoluyla ilamsız takip imkânı bulunmakla birlikte, biyolojik babanın borca itiraz etmesi hâlinde takip kendiliğinden tahsil aşamasına geçmez. Özellikle babalığın henüz hukuken kurulmadığı veya giderlerin miktarının tartışmalı olduğu durumlarda uyuşmazlığın mahkemede çözümlenmesi gerekir. İcra ve İflâs Kanunu hâlen bu takip yollarını düzenlemekte olup Adalet Bakanlığının güncel mevzuat sayfasında da 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa yer verilmektedir.

Baba çocuğu zaten tanımışsa veya babalık hükmen belirlenmişse, uyuşmazlık daha çok annenin hangi giderleri yaptığı ve bunların ne miktarda olduğu üzerinde yoğunlaşır. TMK m. 304 kapsamındaki uyuşmazlığın esasının görülmesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.09.2019 tarihli, 2017/1257 E., 2019/3943 K. sayılı kararında bu görev ayrımı açıkça kabul edilmiştir.

Baba “Doğum Masraflarını Zaten Ödedim” Derse Kim İspatlar?

Anne öncelikle talep ettiği giderin varlığını ortaya koymalıdır. Hastane faturaları, sağlık kayıtları, banka ve kredi kartı hareketleri, reçeteler, SGK kayıtları ve bilirkişi incelemesi bu aşamada kullanılabilir. Yargıtay, her masraf için mutlaka annenin elinde fatura bulunmasını aramamakta; belgelendirilemeyen ancak olağan nitelikteki giderlerin de araştırılmasına izin vermektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarihli, 2017/3011 E., 2017/6908 K. sayılı kararında bu nedenle harcama belgelerinin yanında mutat giderlerin araştırılması ve uzman bilirkişiden yararlanılması gerektiği kabul edilmiştir.

Baba ise borcun tamamını veya bir kısmını ödediğini savunuyorsa, ödeme borcu sona erdiren bir vakıa olduğundan bunu ispatlaması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yakın tarihli kararlarında da ödeme savunmasında ispat yükünün borçlu tarafa geçtiği kabul edilmektedir.

Bu nedenle “elden verdim” şeklindeki açıklama her dosyada yeterli olmaz. Banka havalesi, dekont, makbuz veya ödemenin hangi amaçla yapıldığını gösteren yazışmalar önemlidir.

Bankadan Para Gönderilmişse Bu Her Zaman Doğum Gideri Ödemesi Sayılır mı?

Banka hesabına para gönderilmiş olması ödemenin varlığını gösterebilir; ancak ödemenin hangi borç için yapıldığı ayrıca uyuşmazlık konusu olabilir.

Örneğin baba hamilelik döneminde anneye çeşitli tarihlerde para göndermiş fakat açıklama kısmına herhangi bir bilgi yazmamışsa, bu paraların doğum masrafı, gebelik gideri, çocuğun bakım gideri veya başka bir borç için gönderilip gönderilmediği dosyanın tamamına göre değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da birden fazla borcun bulunduğu ilişkilerde ödeme sırasında borçlunun hangi borcu ödediğini belirtmesinin ve bu belirleme yapılmamışsa borçlar hukukundaki mahsup kurallarının uygulanmasının önemini vurgulamaktadır.

Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı ödemelerde banka açıklamasının “doğum masrafı”, “hastane gideri” veya benzeri biçimde açık yazılmış olması sonradan çıkabilecek ispat sorunlarını önemli ölçüde azaltır.

Anne Dava Açarken Babanın Mallarına İhtiyati Haciz Koydurabilir mi?

TMK m. 304 kapsamında istenen para alacağının tahsilinin tehlikeye girmesi hâlinde ihtiyati haciz gündeme gelebilir. Ancak annenin dava açmış olması tek başına babanın bütün malvarlığına ihtiyati haciz konulması için yeterli değildir.

İİK m. 257 uyarınca kural olarak rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağı bulunmalıdır. İİK m. 258 bakımından da alacaklıdan alacağın varlığını kesin hüküm düzeyinde ispatlaması değil, mahkemede alacağın varlığı konusunda kanaat oluşturabilecek ölçüde delil sunması beklenir. Yargıtay uygulamasında bu ölçü yaklaşık ispat olarak kabul edilmektedir.

Örneğin babalık kesinleşmiş, doğuma ilişkin faturalar ve ödeme kayıtları sunulmuş, alacağın doğduğu yeterli ölçüde ortaya konulmuşsa ihtiyati haciz talebi değerlendirilebilir. Buna karşılık hem babalık hem giderler hem de alacağın miktarı ciddi biçimde tartışmalıysa mahkeme ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşabilir.

İhtiyati haciz bu nedenle otomatik bir koruma tedbiri değildir; talep edilen alacak ve sunulan deliller üzerinden ayrıca karar verilir.

Baba Dava Açılacağını Öğrenince Evini veya Arabasını Başkasına Devrederse Ne Olur?

Babanın malını başka bir kişiye devretmiş olması tek başına satışın veya devrin iptal edileceği anlamına gelmez. Bununla birlikte alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan bazı işlemler, şartları oluştuğunda İcra ve İflâs Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasına konu olabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.09.2021 tarihli, 2017/2773 E., 2021/987 K. sayılı kararında, tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için gerçek bir alacağın bulunması, borçlu hakkında kesinleşmiş icra takibinin mevcut olması, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmesi ve kanunda aranan kesin veya geçici aciz belgesi şartlarının bulunması gerektiği açıklanmıştır.

Bu nedenle anne henüz doğum giderlerini talep etmişken ve herhangi bir alacak veya icra takibi bulunmazken, babanın yaptığı her satış için doğrudan “mal kaçırdı” diyerek tasarrufun iptalini isteyemez. İİK’daki özel koşulların oluşması gerekir.

Şartlar oluşmuşsa dava sonucunda amaç taşınmazın yeniden baba adına tescil edilmesi değildir; alacaklıya, yapılan tasarruftan etkilenmeden o mal üzerinden alacağını tahsil edebilme imkânı sağlanır. Tasarrufun iptali davasının tahsil amacı da Hukuk Genel Kurulu kararında bu şekilde açıklanmaktadır.

Baba Malvarlığını Yakınlarına Devretmişse Devir Otomatik Olarak Geçersiz midir?

Akrabaya yapılan her satış veya bağış geçersiz değildir. İşlemin tarihi, niteliği, gerçek bir bedel bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki yakınlık ve borçlunun ekonomik durumu İİK m. 278-280 kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tasarrufun iptali davalarında yalnız devir tarihine veya tarafların akrabalığına bakılmasını yeterli görmemekte; İİK’nın farklı iptal sebeplerinin somut olayda incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla annenin alacağını tahsil etmek amacıyla açılacak bir davada önce gerçek ve mevcut alacağın, icra takibinin ve aciz durumunun ortaya konulması gerekir.

Baba Üzerine Hiç Mal Bulunmazsa Mahkeme Kararı Ne İşe Yarar?

Mahkeme kararı annenin alacağının varlığını hukuken belirler; ancak borçlunun o anda haczedilebilir hiçbir malvarlığı bulunmaması hâlinde karar tek başına ödeme yaratmaz.

İcra takibinde borçlunun banka hesapları, taşınır ve taşınmazları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile kanunun haczine izin verdiği diğer malvarlığı değerleri araştırılabilir. Borçlunun daha sonra mal edinmesi de takibin devamında önem taşıyabilir. İcra işlemleri 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunundaki haciz ve takip hükümlerine göre yürütülür.

Babanın malvarlığı bulunmadığının anlaşılması hâlinde tasarrufun iptali bakımından da geçmişte yaptığı devirlerin araştırılması önem kazanabilir; ancak bunun için yukarıda açıklanan İİK m. 277 ve devamındaki koşulların bulunması gerekir.

TMK 304 Kapsamındaki Alacağa Faiz İstenebilir mi?

Anne doğum ve gebelik giderleriyle birlikte yasal faiz de talep edebilir. Faiz talebinin dava dilekçesinde açıkça gösterilmesi önemlidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2024 tarihli, 2023/8166 E., 2024/1660 K. sayılı kararına konu babalık davasında, TMK m. 304 kapsamında anne lehine belirlenen alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline ilişkin hüküm bozma dışında bırakılarak onanmıştır.

Bu karardan her olayda faizin mutlaka dava tarihinde başlayacağı şeklinde değişmez bir kural çıkarmamak gerekir. Dava açılmadan önce alacak belirli hâle gelmiş ve baba usulüne uygun biçimde temerrüde düşürülmüşse faiz başlangıcı ayrıca değerlendirilir. Türk Borçlar Kanununun temerrüt ve faiz hükümleri de bu aşamada uygulanır; Adalet Bakanlığının güncel mevzuat sayfasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa erişim sağlanmaktadır.

Manevi Tazminata da Faiz İstenebilir mi?

Annenin TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat hakkı doğmuşsa tazminatla birlikte faiz de talep edilebilir. Manevi tazminata dayanak olan eylemin tek bir tarihte gerçekleşmesi hâlinde faiz başlangıcı daha kolay belirlenirken, yıllarca devam eden evlenme vaadiyle kandırılma veya babalık sorumluluğundan kaçınma gibi davranışlarda ihlalin hangi tarihte gerçekleştiği veya sona erdiği dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Nişanlılık hükümlerine dayanan TMK m. 121 tazminatı ile bağımsız haksız fiile dayanan TBK m. 58 tazminatının hukuki sebepleri farklı olduğundan faiz ve zamanaşımı değerlendirmeleri de talebin hukuki niteliğine göre yapılmalıdır. Yargıtay kararlarında bu iki uyuşmazlık türünün görev ve hukuki sebep bakımından ayrı ele alındığı görülmektedir.

Baba Ölmüşse Anne Alacağını Nasıl Tahsil Eder?

TMK m. 304 annenin doğum ve gebelik giderlerini baba veya onun mirasçılarından isteyebileceğini açıkça kabul etmektedir. Babanın ölmesi, daha önce doğmuş bu mali hakkı ortadan kaldırmaz. Nitekim Yargıtay kararlarında da TMK m. 304’ün baba veya mirasçılara karşı ileri sürülebilecek bir mali hak olduğu açıkça belirtilmektedir.

Baba ölmüşse mirasın reddedilip reddedilmediği ve terekenin durumu ayrıca incelenir. Mirasçının geçerli biçimde mirası reddetmiş olması hâlinde sırf yasal mirasçı olduğu için kendi kişisel malvarlığıyla sorumluluğundan söz edilemez; tahsil tereke ve miras hukukundaki tasfiye hükümlerine göre değerlendirilir.

Maddi veya manevi tazminat davası devam ederken tarafın ölmesi hâlinde de mirasçıların malvarlığını etkileyen davalar sırf ölüm nedeniyle sona ermez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.12.2013 tarihli, 2013/2085 E., 2013/19975 K. sayılı kararında malvarlığını etkileyen bir tazminat davasında ölen tarafın mirasçılarının davaya katılımıyla taraf teşkilinin sağlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Anne Çocuğun Geçmişteki Bütün Masraflarını TMK 304 Alacağına Ekleyerek Tahsil Edebilir mi?

TMK m. 304 kapsamı sınırsız değildir. Doğum giderleri, annenin doğum öncesi ve sonrası altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler annenin şahsi alacağıdır. Çocuğun yıllar sonraki kreş, okul, yiyecek, giyecek ve günlük bakım giderleri bu kapsamda değerlendirilmez.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 tarihli, 2014/8085 E., 2014/9093 K. sayılı kararında, doğumdan dava tarihine kadar çocuk için yapıldığı ileri sürülen iaşe, kreş, sosyal ve zorunlu giderlerin TMK m. 304 kapsamındaki annenin mali haklarından farklı olduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle icra veya dava aşamasında annenin şahsi doğum ve gebelik alacağı ile çocuğa ait nafaka veya geçmiş bakım giderleri birbirine eklenerek tek bir TMK m. 304 alacağı gibi gösterilmemelidir.

Kaynakça

Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 118-123 (nişanlanma ve nişanın sona ermesinden doğan talepler), m. 282, m. 301-304 (babalık ve ananın mali hakları), m. 327-333 (çocuğun bakım ve nafaka hakları), m. 337, m. 498-499, m. 599, m. 605 ve m. 641. Adalet Bakanlığı güncel mevzuat sayfasında Türk Medeni Kanununa erişim bulunmaktadır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 49-51 (haksız fiil ve maddi zarar), m. 58 (kişilik hakkının ihlali ve manevi tazminat), m. 72 (zamanaşımı), m. 100 ve devamı (ödemenin mahsubu), m. 117 ve devamı (temerrüt), m. 146 (genel zamanaşımı).
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: özellikle m. 190 (ispat yükü).
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun: m. 4.
  • 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu: genel haciz yoluyla takip hükümleri, m. 257-268 (ihtiyati haciz) ve m. 277-284 (tasarrufun iptali). Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı güncel mevzuat sayfasında 2004 sayılı Kanuna doğrudan yer vermektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları

  • Yargıtay HGK, 14.09.2021, 2017/2773 E., 2021/987 K. — İİK m. 277 ve devamındaki tasarrufun iptali davasının şartları; gerçek alacak, kesinleşmiş takip, borcun doğumundan sonraki tasarruf ve aciz belgesi.
  • Yargıtay HGK, 2017/919 E., 2019/886 K. — ödeme ve ödemenin hangi borca mahsup edileceğinin değerlendirilmesi.
  • Yargıtay HGK, 2022/66 E., 2023/534 K. — ödeme savunmasında ispat yükünün borçluya geçmesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararları

  • 23.01.2008, 2007/20915 E., 2008/425 K. — TMK m. 304’te annenin mali hakları bakımından babalık davasındaki bir yıllık sürenin uygulanamayacağı; maddede ayrıca süre öngörülmediği.
  • 04.05.2017, 2016/5148 E., 2017/5332 K. — doğum, altışar haftalık geçim ve diğer gebelik giderlerinin hastane kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi.
  • 27.03.2019, 2018/4770 E., 2019/3562 K. — TMK m. 304 kapsamındaki annenin mali hakları; çocuk daha önce tanınmış olsa dahi bu hakların talep edilebilmesi; manevi tazminat talebinin genel hükümlerden kaynaklanması.
  • 20.02.2024, 2023/7504 E., 2024/1008 K. — babalık, TMK m. 304 kapsamındaki mali talep ve çocuk nafakası taleplerinin birlikte bulunduğu güncel babalık uyuşmazlığı.
  • 12.03.2024, 2023/8166 E., 2024/1660 K. — TMK m. 304 kapsamındaki giderlerle çocuğun geçmiş iaşe giderlerinin ayrılması; anne lehine TMK m. 304 alacağı ve dava tarihinden itibaren yasal faiz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları

  • 17.09.2012, 2012/16306 E., 2012/18867 K. — nişan töreni için salon ve fotoğraf gibi giderlerin TMK m. 120 kapsamında değerlendirilebilmesi; nişanın bozulmasında manevi tazminat.
  • 17.04.2013, 2013/5261 E., 2013/6489 K. — nişanın bozulmasından kaynaklanan tazminat talebinde Aile Mahkemesinin görevi.
  • 08.05.2013, 2013/4453 E., 2013/7653 K. — hamileliğin bilindiği nişanlılıkta kişilik hakkının zedelenmesi ve manevi tazminat miktarının değerlendirilmesi.
  • 11.09.2014, 2014/12924 E., 2014/11751 K. — nişanın sona ermesinin yarattığı olağan üzüntünün tek başına manevi tazminat için yeterli olmadığı; kişilik hakkının ayrıca ihlal edilmesi gerektiği.
  • 26.04.2017, 2015/19079 E., 2017/6101 K. — evlenme vaadi, ortak yaşam ve yapılan harcamaların hukuki niteliğinin somut ilişkiye göre belirlenmesi.
  • 14.12.2017, 2016/6796 E., 2017/17683 K. — nişanın bozulmasına dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri ve mahrum kalınan gelir talebi.
  • 27.06.2018, 2016/20043 E., 2018/7249 K. — taraflar arasındaki ilişkinin hukuken korunmuş bir nişanlılık oluşturmadığı durumlarda uyuşmazlığın genel haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve görev ayrımı.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Kararları

  • 26.06.2014, 2013/16473 E., 2014/10661 K. — reşit tarafların rızaya dayalı resmî nikâhsız birlikteliğinin tek başına manevi tazminat sebebi sayılmaması.
  • 07.12.2015, 2014/17917 E., 2015/14227 K. — uzun süreli gayriresmî birlikteliğin ve ilişkinin sona ermesinin tek başına manevi tazminat doğurmaması.
  • 05.04.2016, 2015/5661 E., 2016/4541 K. — babalığın benimsenmemesine dayalı manevi tazminatta babalık davasının sonucunun beklenmesi.
  • 16.05.2018, 2016/7057 E., 2018/4216 K. — resmî nikâh yapılacağına güvenilerek sürdürülen birliktelikte evlenme vaadiyle kandırılma nedeniyle manevi tazminat; kadının kendi iradesiyle çalışmamasının maddi tazminat için yeterli görülmemesi.
  • 05.11.2018, 2016/10560 E., 2018/6676 K. — müşterek çocuğun benimsenmemesi, annenin ebeveynlik sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda bırakılması ve anne lehine manevi tazminat.
  • 16.09.2019, 2017/1257 E., 2019/3943 K. — TMK m. 304 kapsamındaki doğum ve gebelik giderlerinde Aile Mahkemesinin görevli olması.
  • 17.12.2013, 2013/2085 E., 2013/19975 K. — tarafın ölümü hâlinde mirasçıların malvarlığını etkileyen tazminat davasının mirasçılarla sürdürülmesi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Kararı

  • 11.05.2017, 2017/3011 E., 2017/6908 K. — TMK m. 304 kapsamındaki giderlerin yalnız soyut veya standart bir hesapla belirlenemeyeceği; belgelerin, mutat giderlerin ve gerektiğinde bilirkişi incelemesinin değerlendirilmesi.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Kararları

  • 03.04.2014, 2013/19803 E., 2014/6241 K. — evlilik dışı çocuğun bakım giderlerine babanın ekonomik gücü oranında katılması; TMK m. 304 giderlerinin belgeler ve mutat giderler üzerinden belirlenmesi.
  • 26.05.2014, 2014/8085 E., 2014/9093 K. — çocuğun doğumdan sonraki yıllardaki iaşe, kreş ve diğer bakım giderleri ile annenin TMK m. 304 kapsamındaki şahsi mali haklarının birbirinden ayrılması.

İcra ve Tahsil Konusunda Kullanılan Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 24.11.2009, 2009/10155 E., 2009/11112 K. — ihtiyati hacizde alacağın kesin olarak değil, mahkemeye kanaat verecek ölçüde ortaya konulmasının yeterli olması.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.09.2021, 2017/2773 E., 2021/987 K. — tasarrufun iptali davasının şartları ve aciz belgesi.
5/5 - (3 votes)
İlginizi çekebilir:  Eşin Evde Çektiği Video Boşanma Davasında Delil Olur mu?

Yorum yapın