Eşinden uzun zamandır haber alamayan kişinin hangi hukuki yola başvuracağı, kaybolmanın nasıl gerçekleştiğine ve ölüm ihtimalinin ne derece güçlü olduğuna göre belirlenir. Eşin ortak konutu terk etmesi, depremde enkaz altında kalması ve yıllardır hiçbir iz bırakmadan kaybolması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
Ölümün kesin kabul edilebildiği olaylarda ölüm karinesi, ölümün kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda gaiplik, kişinin hayatta olduğu düşünülmekle birlikte evliliğin fiilen sona erdiği olaylarda ise boşanma davası gündeme gelir. Yanlış yolun seçilmesi, davanın reddedilmesine ve yeniden evlenme, miras, mal rejimi ve çocukların soybağı bakımından önemli sorunlar yaşanmasına neden olabilir.
- Eşin Kaybolmasında Ölüm Karinesi, Gaiplik ve Boşanma Nasıl Ayrılır?
- Ölüm Karinesi Nedir?
- Gaiplik Kararı Hangi Hâllerde Alınabilir?
- Gaiplik Kararı İçin Ne Kadar Beklemek Gerekir?
- Uzun Süredir Haber Alınamayan Herkes Gaip Sayılır mı?
- Eşim Evi Terk Etti ve Kendisinden Haber Alamıyorum: Boşanma Davası Açabilir miyim?
- Adresi Bilinmeyen Eşe Boşanma Davası Nasıl Tebliğ Edilir?
- Depremde veya Kazada Kaybolan Eş İçin Gaiplik mi Ölüm Karinesi mi Uygulanır?
- Gaiplik Başvurusunu Kim Yapabilir?
- Gaiplik Başvurusunda Hangi Mahkeme Görevlidir?
- Gaiplik Başvurusuyla Birlikte Evliliğin Feshi İstenebilir mi?
- Mahkeme Gaiplik Kararı Vermeden Önce Hangi Araştırmaları Yapar?
- Gaiplik Kararından Önce İlan Yapılması Zorunlu mudur?
- Gaiplik Kararı Evliliği Kendiliğinden Sona Erdirir mi?
- Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi Boşanma mıdır?
- Gaiplik Kararı Mirası Nasıl Etkiler?
- Gaiplikte Mal Rejimi Nasıl Tasfiye Edilir?
- Gaiplikte Kadın İçin 300 Günlük Bekleme Süresi Ne Zaman Başlar?
- Gaip Eş Sonradan Ortaya Çıkarsa Ne Olur?
- Kayıp Eş Hakkında Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
- Kayıp Eş Bakımından Hangi Hukuki Yol Seçilmelidir?
Eşin Kaybolmasında Ölüm Karinesi, Gaiplik ve Boşanma Nasıl Ayrılır?
Kayıp eşle ilgili hukuki yol belirlenirken önce kişinin öldüğünün kesin mi, kuvvetle muhtemel mi olduğu yoksa ölüm ihtimalinin henüz yeterince güçlü bulunmadığı mı değerlendirilmelidir.
Kişi, ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektiren şartlar içinde kaybolmuşsa cesedi bulunmasa bile ölüm karinesi uygulanabilir. Ölüm kesin değil fakat olayın şartları kişinin hayatta bulunma ihtimalini oldukça zayıflatıyorsa gaiplik kararı istenebilir.
Eşin ortak konutu terk etmesi, başka biriyle yaşamaya başlaması veya ailesiyle iletişimini kesmesi ise tek başına gaiplik sebebi değildir. Kişinin hayatta olduğuna dair bilgiler bulunuyor ancak adresine ulaşılamıyorsa, somut olayda boşanma sebebi de mevcutsa boşanma davası açılabilir.
Ölüm Karinesi Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 31. maddesine göre bir kişi ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektiren durumlar içinde kaybolmuşsa, cesedi bulunamamış olsa dahi gerçekten ölmüş sayılır. Ölüm karinesinde gaiplikte olduğu gibi bir veya beş yıllık bekleme süresi aranmaz.
Bir uçağın düşmesi ve yolculardan hiçbirinin kurtulamaması, geminin bütün mürettebatıyla batması veya kişinin bulunduğu kesin olan yapının tamamen yıkılması ölüm karinesinin gündeme gelebileceği olaylardır. Bununla birlikte deprem, sel veya savaş ortamında kaybolan herkesin doğrudan ölü sayılması mümkün değildir. Kişinin olay yerinde bulunduğunun ve olaydan sağ çıkmasının mümkün olmadığının yeterli delillerle belirlenmesi gerekir.
Cesedin bulunmaması ölüm kaydının hiçbir şekilde yapılamayacağı anlamına gelmez. Kişinin öldüğüne kesin gözle bakılmasını gerektiren şartlar mevcutsa nüfus kaydına ölümün işlenmesi mümkün olabilir. Ölüm karinesiyle birlikte evlilik, ölüm nedeniyle sona erer; eşin ayrıca gaiplik nedeniyle evliliğin feshi kararı alması gerekmez.
Gaiplik Kararı Hangi Hâllerde Alınabilir?
Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesine göre ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa mahkemece gaipliğine karar verilebilir.
Gaiplik bakımından iki ayrı ihtimal bulunmaktadır. Birinci ihtimal, kişinin ölüm tehlikesi meydana getiren belirli bir olay sırasında kaybolmasıdır. Deprem, sel, çığ, deniz kazası, silahlı çatışma ve savaş bu kapsamda değerlendirilebilir. İkinci ihtimal ise kişinin belirli bir ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu bilinmemekle birlikte kendisinden yıllardır hiçbir haber alınamaması ve artık yaşamıyor olmasının kuvvetle muhtemel hâle gelmesidir.
Her iki ihtimalde de ölüm hakkında kuvvetli olasılık aranır. Bir kişinin uzun zamandır görülmemesi veya adresinin bilinmemesi tek başına gaiplik kararı verilmesine yetmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.03.2019 tarihli, 2017/8841 E., 2019/2905 K. sayılı kararında, ölüm tehlikesi içinde kaybolma ile uzun zamandan beri haber alınamama sebeplerinden birinin yanında kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılığın bulunması gerektiği kabul edilmiştir. Kişinin yalnızca nerede olduğunun bilinmemesi, ölümünün kuvvetle muhtemel olduğunu göstermiyorsa gaiplik istemi reddedilebilir.
Gaiplik Kararı İçin Ne Kadar Beklemek Gerekir?
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi hakkında gaiplik başvurusu yapılabilmesi için tehlikenin üzerinden en az bir yıl geçmelidir. Kişiden uzun zamandan beri haber alınamaması hâlinde ise alınan son haberin üzerinden en az beş yıl geçmesi gerekir.
Beş yıllık süre kişinin evden ayrıldığı tarihten değil, ondan sağ olduğuna dair alınan son haber tarihinden hesaplanır. Kişi kaybolduktan iki yıl sonra telefonla görüşmüş, mesaj göndermiş veya resmî bir işlem yapmışsa son haber tarihi buna göre belirlenir.
Bir veya beş yıllık sürenin dolması, mahkemenin hemen gaiplik kararı vereceği anlamına gelmez. Bu süreler dolduktan sonra gaiplik başvurusu yapılabilir ve mahkemenin ilan süreci başlar.
Uzun Süredir Haber Alınamayan Herkes Gaip Sayılır mı?
Eşin on yıl önce evi terk etmiş olması, tek başına gaiplik kararı için yeterli değildir. Kişinin başka bir şehirde veya ülkede yaşadığı biliniyor, zaman zaman yakınlarıyla iletişim kurduğu anlaşılıyor ya da banka ve sosyal güvenlik kayıtlarında güncel işlemleri bulunuyorsa ölüm hakkında kuvvetli olasılıktan söz edilemez.
Buna karşılık kişinin yıllardır hiçbir resmî işlem yapmaması, ailesi ve yakınlarıyla bütün iletişiminin kesilmesi, banka hesaplarının kullanılmaması, kolluk araştırmalarında herhangi bir yaşam izine ulaşılamaması ve kaybolma şartlarının da ölümü kuvvetle muhtemel göstermesi hâlinde gaiplik değerlendirilebilir.
Gaiplik kararı, yalnızca adresi bilinmeyen bir kişinin malvarlığı veya aile ilişkileriyle ilgili işlemleri kolaylaştırmak için kullanılamaz. Adresine ulaşılamayan ancak ölümü kuvvetle muhtemel olmayan kişi bakımından gerektiğinde kayyım atanması veya tebligat hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilir.
Eşim Evi Terk Etti ve Kendisinden Haber Alamıyorum: Boşanma Davası Açabilir miyim?
Eşin aile konutunu terk etmesi ve kendisinden haber alınamaması, ölüm ihtimalini kuvvetlendiren başka olaylar bulunmadıkça gaiplik sebebi oluşturmaz. Bu durumda evliliğin sona erdirilmesi boşanma davasıyla sağlanabilir.
Ancak eşin bulunamaması tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, terk veya somut olayda gerçekleşmiş başka bir boşanma sebebi ileri sürülmeli ve ispatlanmalıdır.
Terk sebebine dayanılacaksa Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesindeki süre ve ihtar şartlarına uyulması gerekir. Eş ortak konutu terk etmiş fakat terk olayından sonra gerekli ihtar gönderilmemişse yalnızca “Yıllardır gelmiyor” denilerek özel terk sebebine dayalı boşanma kararı alınamaz. Aynı olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Adresi Bilinmeyen Eşe Boşanma Davası Nasıl Tebliğ Edilir?
Davalı eşin adresinin bilinmemesi, boşanma davası açılamayacağı anlamına gelmez. Dava dilekçesi öncelikle adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebliğe çıkarılır. Tebligat yapılamazsa Tebligat Kanunu’ndaki adres araştırması ve ilanen tebligat şartları değerlendirilir.
İlanen tebligat, ilk başvurulacak yöntem değildir. Davalının adresinin olağan araştırmalarla bulunamadığının ortaya konulması gerekir. Yurt dışı kayıtları, kolluk araştırması, cezaevi ve askerlik bilgileri, sosyal güvenlik kayıtları ve bilinen yakınlarından elde edilebilecek adresler araştırılabilir.
Tebligatın tamamlanması yalnızca davalının yargılamadan haberdar edilmesine ilişkin usul sorununu çözer. Mahkemenin boşanma kararı verebilmesi için ileri sürülen boşanma sebebinin ayrıca ispatlanması gerekir.
Depremde veya Kazada Kaybolan Eş İçin Gaiplik mi Ölüm Karinesi mi Uygulanır?
Deprem, uçak kazası veya gemi kazası yaşanmış olması tek başına seçilecek yolu belirlemez. Kişinin öldüğüne kesin gözle bakılıp bakılamadığı araştırılır.
Kişinin çöken binada bulunduğu kesin olarak biliniyor, yapı tamamen ortadan kalkmış ve arama çalışmalarında sağ çıkmasının mümkün olmadığı belirlenmişse ölüm karinesi değerlendirilebilir. Kişinin afet bölgesinde bulunduğu biliniyor fakat yıkılan binada olup olmadığı veya bölgeden ayrılıp ayrılmadığı anlaşılamıyorsa ölüm kesin kabul edilemeyebilir. Ölüm kuvvetle muhtemel olmakla birlikte kesin değilse gaiplik yoluna başvurulur.
Savaş veya silahlı çatışma sırasında kaybolan kişinin de yalnızca çatışma bölgesinde bulunması yeterli olmayabilir. Görevi, son görüldüğü yer, çatışmanın niteliği, arama kayıtları, tanık anlatımları ve resmî kurumların bilgileri birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle cenazenin bulunup bulunmaması tek başına ölçüt değildir. Ölüm karinesinde ölüm kesin, gaiplikte ise kuvvetle muhtemeldir.
Gaiplik Başvurusunu Kim Yapabilir?
Gaiplik kararını, hakları kayıp kişinin ölümüne bağlı olan kişiler isteyebilir. Kayıp kişinin eşi ve mirasçıları bu kişilerin başında gelir. Vasiyet alacaklıları veya kayıp kişinin ölümüyle bir hak kazanacak diğer kişiler de somut olaya göre başvuruda bulunabilir.
Başvuran kişinin yalnızca kayıp kişiyi tanıması yeterli değildir. Gaiplik kararının verilmesinde hukuken korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir.
Gaiplik, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre çekişmesiz yargı işidir. Bununla birlikte kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkeme tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın gerekli araştırmaları kendiliğinden yapabilir.
Gaiplik Başvurusunda Hangi Mahkeme Görevlidir?
Gaiplik kararı verilmesi isteminde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 tarihli, 2016/604 E., 2016/5678 K. sayılı kararında gaiplik talebinin çekişmesiz yargı işi olduğu ve sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yetkili mahkeme, gaipliği istenen kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir. Kişi Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa annesinin veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 05.02.2024 tarihli, 2023/11042 E., 2024/1116 K. sayılı kararında, gaipliği istenen kişinin kaybolmadan önceki Türkiye’deki son yerleşim yeri esas alınarak yetkili sulh hukuk mahkemesi belirlenmiştir.
Gaiplik kararından sonra ayrı açılacak evliliğin feshi davası ise eşin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Gaiplik Başvurusuyla Birlikte Evliliğin Feshi İstenebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 131. maddesi, kaybolanın eşine evliliğin feshini gaiplik başvurusuyla birlikte veya gaiplik kararından sonra ayrı bir dava ile isteme imkânı tanımaktadır.
Bununla birlikte gaiplik talebi ile evliliğin feshi talebi farklı görevli mahkemelerin alanına girmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 01.10.2013 tarihli, 2013/13577 E., 2013/14556 K. sayılı kararında, gaiplik talebinin sulh hukuk mahkemesinde; evliliğin feshi talebinin ise aile mahkemesinde görülmesi gerektiği ve taleplerin tefrik edilmesinin zorunlu olduğu kabul edilmiştir.
Bu sebeple aynı dilekçede iki talepte bulunulmuş olsa bile yargılama sırasında görev ayrılığı nedeniyle dosyaların ayrılması gündeme gelebilir.
Mahkeme Gaiplik Kararı Vermeden Önce Hangi Araştırmaları Yapar?
Mahkeme, kayıp kişi hakkında kolluk birimlerinden, nüfus müdürlüğünden ve ilgili kurumlardan bilgi isteyebilir. Kişinin sosyal güvenlik kayıtları, banka hareketleri, pasaport ve sınır geçiş bilgileri, ceza infaz kurumu kayıtları, hastane başvuruları, telefon ve adres bilgileri araştırılabilir. Kaybolma olayına ilişkin savcılık dosyası, arama kurtarma tutanakları, afet kayıtları ve tanık anlatımları da incelenebilir.
Kişinin yalnızca ailesiyle görüşmemesi yeterli değildir. Araştırmanın amacı, kişinin sağ olduğuna dair bir iz bulunup bulunmadığını ve ölümünün kuvvetle muhtemel hâle gelip gelmediğini belirlemektir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.03.2019 tarihli, 2017/8841 E., 2019/2905 K. sayılı kararında da gaiplik hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemenin gerekli araştırmayı kendiliğinden yapabileceği vurgulanmıştır.
Gaiplik Kararından Önce İlan Yapılması Zorunlu mudur?
Mahkeme, gaipliği istenen kişi hakkında bilgisi bulunanları belirli bir süre içinde bilgi vermeye çağırır. İlk ilan tarihinden itibaren verilecek süre en az altı ay olmalıdır.
İlan süresi dolmadan kişi ortaya çıkarsa, kendisinden haber alınırsa veya öldüğü tarih kesin biçimde tespit edilirse gaiplik istemi düşer. Kişinin öldüğü belirlenirse gaiplik yerine ölüm kaydına ilişkin işlemler yapılır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli, 2016/15367 E., 2020/3565 K. sayılı kararında, gaiplik isteminde gerekli ilanların yapılması ve ilk ilan ile karar tarihi arasında en az altı aylık sürenin bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Gaiplik Kararı Evliliği Kendiliğinden Sona Erdirir mi?
Gaiplik kararı tek başına evliliği sona erdirmez. Gaip kişinin eşi, mahkemeden evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
Eş yeniden evlenmek istemese bile miras, mal rejimi veya nüfus kaydı bakımından hukuki durumun açıklığa kavuşmasını isteyebilir. Evliliğin feshedilip feshedilmeyeceği, gaiplik kararının kendisinden ayrı bir tercihtir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.1985 tarihli, 1985/10661 E., 1985/11809 K. sayılı kararında da gaiplik kararının evlilik bağını kendiliğinden ortadan kaldırmadığı; eşin ayrıca evliliğin feshini istemesi gerektiği kabul edilmiştir.
Gaiplik kararından sonra yalnız nüfus müdürlüğüne başvurmak suretiyle evliliğin sona erdirilmesi mümkün değildir. Mahkemece açıkça evliliğin feshine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi gerekir.
Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi Boşanma mıdır?
Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi, teknik olarak boşanma değildir. Boşanmada eşlerden birinin kusuru, özel boşanma sebepleri veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması incelenir. Gaiplik nedeniyle fesihte ise kesinleşmiş gaiplik kararı ve eşin evliliği sona erdirme talebi önem taşır.
Bu davada kayıp eşin kusurlu olduğunun ispatlanması gerekmez. Fesih kararının amacı, gaip eşin ortaya çıkma ihtimali nedeniyle hukuken devam eden evliliği sona erdirerek diğer eşin yeniden evlenebilmesini sağlamaktır.
Bu ayrım nafaka ve boşanmaya bağlı maddi veya manevi tazminat talepleri bakımından da önemlidir. Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi, kusura dayalı boşanma davası gibi değerlendirilmez.
Gaiplik Kararı Mirası Nasıl Etkiler?
Gaiplik kararının verilmesiyle ölüme bağlı haklar, gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılabilir. Karar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya kişiden son haberin alındığı tarihten itibaren hüküm doğurur. Mirasçılar da bu tarihteki hukuki duruma göre belirlenir.
Gaibin eşi, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinde evlilik devam ettiği için mirasçı sıfatına sahip olabilir. Evliliğin daha sonra gaiplik nedeniyle feshedilmesi, geçmişe etkili biçimde bu mirasçılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle “Miras almak isteyen eş evliliğin feshini istememeli” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Mirasçıların tereke mallarını teslim alabilmesi için güvence göstermeleri gerekir. Güvence, gaibin daha sonra ortaya çıkması veya üstün hak sahibi başka kişilerin bulunması ihtimaline karşı alınır.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolma hâlinde güvence süresi, tereke mallarının tesliminden itibaren beş yıldır. Uzun zamandan beri haber alınamama hâlinde ise süre son haber tarihinden itibaren on beş yıldır. Bu süreler her durumda gaibin yüz yaşına ulaşacağı tarihle sınırlıdır.
Güvence süresinin dolması, gaibin ortaya çıkması hâlinde geri isteme hakkının her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Gaiplikte Mal Rejimi Nasıl Tasfiye Edilir?
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, gaibin mirasının paylaşılmasından önce ele alınması gereken ayrı bir aşamadır. Terekede bulunan her malın tamamı doğrudan mirasçılar arasında paylaştırılmaz. Önce sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacakları belirlenir, ardından gaibe ait olduğu tespit edilen tereke miras hükümlerine göre paylaşılır.
Gaiplik ile evliliğin feshinin farklı tarihlerde gerçekleşebilmesi, mal rejiminin sona erme tarihine ilişkin teknik tartışmalar doğurabilir. Ölüm tehlikesi veya son haber tarihi, gaiplik kararının geçmişe etkisi, evliliğin feshi ve edinilmiş malların ne zaman kazanıldığı birlikte incelenmelidir.
Sağ kalan eşin mal rejimi alacağı ile miras payı aynı hak değildir. Eş, şartları varsa önce mal rejiminin tasfiyesinden alacak elde edebilir ve kalan tereke üzerinden ayrıca miras payı alabilir.
Gaiplikte Kadın İçin 300 Günlük Bekleme Süresi Ne Zaman Başlar?
Gaiplik nedeniyle evliliğin feshedilmesi hâlinde kadın bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesindeki 300 günlük yeniden evlenme süresi gündeme gelir. Bu süre, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı tarihten değil, evliliğin feshi kararının kesinleşmesiyle evliliğin sona erdiği tarihten itibaren değerlendirilir.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde aile mahkemesinden bekleme süresinin kaldırılması istenebilir. Gebe olmadığı sağlık raporuyla belirlendiğinde 300 günün tamamlanması beklenmeden yeniden evlenmesine karar verilebilir.
Ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden başlayan başka bir 300 günlük süre ise babalık karinesiyle ilgilidir. Türk Medeni Kanunu’nun 285. maddesine göre kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde, çocuğun gaip kocaya bağlanmasına ilişkin 300 günlük süre ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.
Yeniden evlenme bekleme süresiyle çocuğun soybağında uygulanan babalık karinesi aynı hüküm değildir ve başlangıç tarihleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Gaip Eş Sonradan Ortaya Çıkarsa Ne Olur?
Hakkında gaiplik kararı verilen kişi daha sonra ortaya çıkarsa mahkemeden gaiplik kararının kaldırılması istenir ve nüfus kaydı buna göre düzeltilir.
Gaip ortaya çıktığında tereke mallarını teslim alan kişiler, aldıkları malları zilyetlik hükümlerine göre geri vermekle yükümlüdür. İyi niyetli ve kötü niyetli zilyetlerin geri verme sorumluluğu aynı değildir. Malların üçüncü kişilere devredilmiş olması, tüketilmesi veya gelir getirmesi hâlinde ayrı hesaplamalar yapılabilir.
Gaiplik kararı verilmiş fakat evlilik feshedilmemişse gaibin ortaya çıkması üzerine evlilik devam eder. Evliliğin feshi kararı kesinleşmişse eski evlilik kendiliğinden yeniden kurulmaz. Gaip kişinin geri dönmesi, diğer eşin bu sırada yaptığı yeni evliliği de kendiliğinden geçersiz hâle getirmez.
Kayıp Eş Hakkında Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
Seçilecek hukuki yol, kaybolmanın şartlarını gösteren delillere göre belirlenir. Kayıp başvurusu ve kolluk tutanakları, savcılık soruşturması, arama kurtarma kayıtları, afet veya kaza raporları, yolcu listeleri, sınır giriş çıkış bilgileri, banka ve sosyal güvenlik kayıtları, telefon görüşmeleri, yazışmalar ve tanık anlatımları önem taşır.
Uzun zamandan beri haber alınamama sebebine dayanılıyorsa kişiden alınan son haberin tarihi özellikle ortaya konulmalıdır. Ölüm tehlikesi ileri sürülüyorsa kişinin olayın meydana geldiği yerde bulunduğu ve olaydan sonra kendisine ulaşılamadığı ispatlanmalıdır.
Eşin hayatta olduğu bilindiği hâlde yalnızca adresinin bulunamaması durumunda ise gaiplik delilleri toplamaya çalışmak yerine boşanma sebebi, tebligat yöntemi ve gerekiyorsa kayyım atanması değerlendirilmelidir.
Kayıp Eş Bakımından Hangi Hukuki Yol Seçilmelidir?
Eşin öldüğüne kesin gözle bakılmasını gerektiren şartlar varsa ölüm karinesi ve ölüm kaydına ilişkin işlemler izlenir. Ölüm kesin değil fakat kuvvetle muhtemelse bir yıllık veya beş yıllık süreye göre gaiplik kararı istenir. Gaiplik kararı alındıktan sonra evlilik ayrıca feshedilmedikçe diğer eş yeniden evlenemez.
Eşin hayatta olduğu düşünülüyor fakat ortak konutu terk ettiği, başka bir yerde yaşadığı veya yalnızca adresini gizlediği anlaşılıyorsa gaiplik yerine boşanma davası değerlendirilir. Adresin bilinmemesi dava açılmasını engellemez; ancak usulüne uygun tebligatın yapılması ve boşanma sebebinin ispatlanması gerekir.
Deprem, sel, savaş ve kazalarda ise olayın adıyla yetinilmez. Kişinin o olay içindeki somut durumu incelenerek ölüm karinesi ile gaiplik arasındaki sınır belirlenir.