Ayrımcılık Suçu ve Tazminatı: TİHEK ve Savcılık Başvurusu

Ayrımcılığa uğrayan kişi, failin cezalandırılması için savcılığa, ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinin tespiti ve idari yaptırım uygulanması için Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna, zararının giderilmesi için ise görevli mahkemeye başvurabilir. Bu başvurular farklı hukuki sonuçlar doğurur. TİHEK’in verdiği para cezası mağdura ödenmez; tazminat almak için de önce failin ceza mahkemesinde mahkûm edilmesi gerekmez.

Ayrımcılık nedeniyle tazminat, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. Bankacılık, konaklama, eğitim ve diğer hizmetlerden ayrımcı biçimde dışlanma da tazminatın konusunu oluşturur. Ancak İş Kanunu’ndaki dört aya kadar ücret tutarındaki özel tazminat ile bu alanlarda hükmedilen maddi ve manevi tazminatın şartları farklıdır.

İçindekiler

Ayrımcılık Yasağı Hangi Davranışları Kapsar?

Ayrımcılık yasağı, kişilerin korunan bir özellikleri nedeniyle haklardan ve hizmetlerden hukuka aykırı biçimde yoksun bırakılmasını önler. 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerinde ayrımcılığı yasaklamaktadır.

Bir işletmenin kişiye dinî kıyafeti nedeniyle hizmet vermemesi, kiraya verenin bekâr kişileri baştan dışlaması veya engelli bir müşterinin hizmete erişebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmaması bu kapsamda incelenir. Koruma, kamu kurumlarıyla sınırlı değildir; özel işletmeler, işverenler ve hizmet sunan diğer kişi ve kuruluşlar da ayrımcılık yasağına uymak zorundadır.

Ayrımcılık açık bir ret beyanıyla gerçekleşebileceği gibi görünüşte herkese uygulanan bir koşuldan da kaynaklanabilir. Herkes için aynı biçimde düzenlenmiş bir uygulamanın, korunan bir özelliğe sahip kişileri haklı bir neden olmadan dezavantajlı duruma düşürmesi dolaylı ayrımcılıktır. Engelli kişinin hizmetten yararlanabilmesi için gerekli ve ölçülü düzenlemelerin yapılmaması da makul düzenleme yapmama kapsamında yasaklanmıştır.

Buna karşılık her farklı uygulama ayrımcılık oluşturmaz. İşin gerçek gereklerinden kaynaklanan, amaca uygun ve orantılı mesleki koşulların aranması hukuka uygundur. Örneğin bir iş için zorunlu mesleki yeterliliğin aranması ile adayın dinî inancı nedeniyle işe alınmaması aynı hukuki nitelikte değildir.

Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Unsurları Nelerdir?

Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi, nefret ve ayrımcılık suçunu belirli nedenler ve belirli davranışlarla sınırlandırmıştır. Ceza verilebilmesi için kanunda sayılan bir farklılıktan kaynaklanan nefret nedeniyle yine maddede belirtilen engelleme fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi gerekir.

Suçun Dayandığı Ayrımcılık Nedenleri

TCK m. 122’de dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep farklılıkları sayılmıştır. Ceza sorumluluğu bu nedenlerden birine dayanmalıdır.

6701 sayılı Kanun’un koruduğu özelliklerin kapsamı daha geniştir. Örneğin medeni hâl, TİHEK’in uyguladığı ayrımcılık yasağının kapsamındadır; TCK m. 122’de ise sayılmamıştır. Bir evin yalnızca bekâr olduğu için kişiye kiralanmaması, medeni hâle dayalı ayrımcılık incelemesine konu olur. Başka bir suç unsurunun bulunmadığı böyle bir olayda, bekâr olmaya dayanan dışlama nedeniyle TCK m. 122’den ceza verilemez.

Cezalandırılan Engelleme Fiilleri

TCK m. 122, kanunda belirtilen nefret nedeniyle şu davranışların gerçekleştirilmesini cezalandırır:

  • Kamuya sunulmuş bir taşınır veya taşınmazın bir kişiye satılmasının, devredilmesinin veya kiralanmasının engellenmesi.
  • Bir kişinin kamuya sunulmuş bir hizmetten yararlanmasının engellenmesi.
  • Bir kişinin işe alınmasının engellenmesi.
  • Bir kişinin olağan bir ekonomik faaliyette bulunmasının engellenmesi.

Hakaret, kaba davranış veya taraflar arasındaki kişisel anlaşmazlık, bu fiillerden biri gerçekleşmeden TCK m. 122 kapsamına sokulamaz. Kullanılan sözlerin başka bir suçu oluşturması ise ilgili ceza hükmüne göre incelenir.

Nefret Saikinin İspatı

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 30.03.2016 tarihli, 2015/26353 E., 2016/6373 K. sayılı kararında, TCK m. 122’deki ayrımcılık nedenlerinin ve yasaklanan hareketlerin sınırlı olarak sayıldığı, bunların kıyas yoluyla genişletilemeyeceği kabul edilmiştir. Kararda, suçun oluşması için kastın yanında maddede belirtilen farklılıklardan kaynaklanan nefret saikinin bulunması gerektiği açıklanmıştır.

Nefret saiki, failin bunu itiraf etmesine bağlı değildir. Hizmetin reddedilmesi sırasında kullanılan sözler, yazışmalar, belirli bir grubun dışlanmasını öngören talimatlar ve tanık anlatımları bu saikin ispatında kullanılır. Ancak engellemenin, kanunda sayılan özelliklerden kaynaklanan nefretle bağlantısı kanıtlanamıyorsa TCK m. 122 uyarınca mahkûmiyet kurulamaz.

Ayrımcılık Suçunun Cezası Nedir, Savcılığa Nasıl Başvurulur?

Nefret ve ayrımcılık suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı, suç işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde resen soruşturma yürütür.

Ayrımcılığa uğrayan kişi doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurabilir. Önce TİHEK’e müracaat edilmesi, TİHEK’in ihlal kararı vermesi veya idari para cezası uygulaması gerekmez.

Suç duyurusunda olayın tarihi ve yeri, engellenen hizmet veya işlem, sorumlu kişiler ve ayrımcılığın dayandığı özellik açıklanmalıdır. Ret sırasında kullanılan sözlerin, yazılı işletme kurallarının, mesajların ve tanıkların belirtilmesi soruşturmanın somut olay üzerinden yürütülmesini sağlar. Kamera görüntüleri varsa kayıtların bulunduğu yer ve zaman aralığı gösterilerek savcılıktan temin edilmesi istenir.

Savcılık, toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler. İddianamenin kabulüyle ceza davası açılır. Yeterli şüphe bulunmaması veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Suçtan zarar gören, bu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde CMK m. 173’te gösterilen sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

TİHEK Nedir, Hangi Ayrımcılık Başvurularını İnceler?

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, ayrımcılık yasağı ihlallerini inceleyen ve kanuni şartları oluştuğunda idari yaptırım uygulayan kamu kurumudur. Eğitim, sağlık, ulaşım, konaklama, spor, mal ve hizmet sunumu, taşınmazların kiralanması ve çalışma hayatındaki ayrımcılık iddiaları Kurumun görev alanına girer.

TİHEK’in ihlal kararı vermesi için TCK m. 122’deki nefret saikinin kanıtlanması aranmaz. Kurum, 6701 sayılı Kanun’daki ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğini inceler. Bir işletmenin dinî kıyafet nedeniyle müşteriyi hizmetten dışlamasında, işletme yetkilisinin nefret saiki kanıtlanamasa da ayrımcılık yasağının ihlali tespit edilebilir.

TİHEK Başvurusundan Önce Karşı Tarafa Başvurmak Gerekir mi?

Başvurucu, TİHEK’e müracaat etmeden önce ayrımcı uygulamanın düzeltilmesini ilgili kişi veya kuruluştan istemelidir. Talebin reddedilmesi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine Kuruma başvurulur. Talebin açıkça reddedilmesi hâlinde otuz günün dolmasının beklenmesi gerekmez.

Örneğin havuzdan yararlanması engellenen kişi, işletmeden yasağın kaldırılmasını ve hizmetten yararlandırılmasını ister. Başvurusunu ve ret cevabını gösteren belgeleri TİHEK’e sunar. Telafisi güç veya imkânsız zarar doğma ihtimali bulunan hâllerde Kurum, ön başvuru şartını aramadan inceleme yapabilir.

Başvuru ücretsizdir. Elektronik başvuru sistemi üzerinden veya dilekçeyle yapılabilir. Valilikler ve kaymakamlıklar aracılığıyla başvurulması da mümkündür.

İş Kanunu’nun 5. maddesine giren iddialar bakımından 6701 sayılı Kanun’un 17/5. maddesinde özel bir koşul bulunmaktadır. İş Kanunu ve ilgili mevzuatta belirlenen şikâyet usulleri izlendiği hâlde herhangi bir yaptırım kararı alınmamış olması durumunda TİHEK’e başvurulur. Bu düzenleme, iş mahkemesinde ayrımcılık tazminatı istenebilmesi için TİHEK kararı alınmasını zorunlu kılmaz.

TİHEK İncelemesinde İspat Yükü

6701 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre başvurucu, iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emareleri ve karine oluşturan olguları ortaya koyduğunda karşı taraf ayrımcılık yasağını ihlal etmediğini ispatlamakla yükümlüdür.

Belirli bir gruba hizmet verilmeyeceğini bildiren yazışma, kişinin dininin veya engelliliğinin ret gerekçesi yapılması ve karşılaştırılabilir durumdaki diğer kişilere hizmet verilmesi bu yönde delil oluşturur. İşletmenin, dışlayıcı uygulamayı açıklayan somut gerekçeler sunması gerekir. Genel bir “ayrımcılık yapmıyoruz” beyanı, ortaya konulan delilleri karşılamaz.

Savcılığa ve TİHEK’e Aynı Anda Başvurulabilir mi?

Aynı olay hakkında hem savcılığa suç duyurusunda bulunulması hem TİHEK’e başvurulması mümkündür. Savcılık soruşturmasının bulunması, TİHEK başvurusunun her durumda incelenmesini engellemez. Ancak savcılık soruşturması ile mahkemede dava açılması arasında usul bakımından fark vardır.

TİHEK’in uygulama yönetmeliğinde, yargı organlarında görülmekte olan veya karara bağlanmış uyuşmazlıklar başvuruların incelenebilirliği bakımından sınırlandırılmıştır. Yönetmeliğin 62. maddesine göre başvuru incelenirken başvuru konusuyla ilgili dava açılırsa inceleme ve araştırma sonlandırılır.

Kurumun resen inceleme yetkisi ise bireysel başvuru usulünden ayrıdır. TİHEK’in aşağıda açıklanan Türkiye Spor Yazarları Derneği kararında, ceza davası devam ederken resen inceleme kapsamında ihlal ve yaptırım kararı verilmiştir. Bu uygulama, mahkemede dava bulunan her bireysel başvurunun inceleneceği şeklinde genişletilemez.

Başvuru yollarının kullanılabilmesi, aynı kişi hakkında aynı fiilden dolayı mutlaka iki ceza uygulanacağı anlamına da gelmez. Kabahatler Kanunu’nun 15/3. maddesine göre bir fiil hem suç hem kabahat olarak tanımlanmışsa esas olarak suçtan dolayı yaptırım uygulanır; suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hâllerde kabahat yaptırımı uygulanır. Ceza soruşturmasının yöneldiği gerçek kişi ile idari yaptırımın muhatabı olan şirket veya derneğin farklı olması da sorumluluğun belirlenmesinde önem taşır.

Tesettür Mayo ve Havuz Yasağı Hakkındaki Ayrımcılık Kararları

Site Havuzunda Haşema Yasağı

TİHEK’in 01.03.2022 tarihli, 2021/872 başvuru numaralı, 2022/143 sayılı kararında, tesettürlü mayo nedeniyle site havuzundan yararlandırılmama, din ve inanç temellerinde ayrımcılık kabul edilmiş ve site yönetimine 5.000 TL idari para cezası uygulanmıştır.

Kararda, aynı yasak hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın devam ettiği de belirtilmiştir. Böylece devam eden savcılık soruşturmasına rağmen ayrımcılık başvurusu incelenerek idari yaptırım uygulanmıştır. Karardaki 5.000 TL, o dosyada uygulanan ceza olup güncel ceza sınırını göstermez.

Türkiye Spor Yazarları Derneğinin Havuz Hizmeti

Türkiye Spor Yazarları Derneğinin ayrımcılık kararına konu olması, İstanbul Levent’teki tesisinde üyelerine ve ailelerine sunduğu havuz hizmetinden kaynaklanmaktadır.

TİHEK’in 04.09.2025 tarihli, 2025/600 sayılı kararında, bir üyenin eşinin tesettürlü olması nedeniyle havuz hizmetinden dışlanması, din ve inanç temellerinde ayrımcılık sayılmış; Türkiye Spor Yazarları Derneğine 204.285 TL idari para cezası uygulanmıştır. Kişinin rahatlığının düşünüldüğü gerekçesiyle kapalı havuza yönlendirilmesi, farklı muameleyi haklı kılan bir neden olarak kabul edilmemiştir. Havuzu kullanmadan çocuklarının yanında bulunma talebinin de kabul edilmemesi, kıyafete dayalı dışlamanın değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır.

Karar tarihinde İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davasının devam ettiği açıkça belirtilmiştir. TİHEK, resen başlattığı inceleme kapsamında yaptırım uygulamıştır. Bu karar, dernek yöneticileri hakkında verilmiş bir ceza mahkûmiyeti kararı değildir.

TİHEK’in Ayrımcılık Cezası Ne Kadar, Para Kime Ödenir?

6701 sayılı Kanun’un 25/1. maddesi kapsamında ayrımcılık yasağının ihlali nedeniyle uygulanan idari para cezasının 2026 yılı alt sınırı 17.052 TL, üst sınırı 256.357 TL’dir.

Ceza miktarı belirlenirken ihlalin etkisi ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınır. Kanun, verilen para cezasının bir defaya mahsus olmak üzere uyarı cezasına dönüştürülmesine de izin vermektedir.

İdari para cezası kamuya ödenir. Ayrımcılığa uğrayan kişi, Kurumun verdiği para cezasını kendi alacağı gibi tahsil edemez. Mağdurun maddi kaybı ve kişilik hakkına verilen zarar, tazminat talebinin konusudur.

TİHEK’in yürüttüğü uzlaşma sürecinde tarafların tazminat ödenmesi üzerinde anlaşması mümkündür. Ancak Kurum, karşı tarafın kabulü olmadan hukuk mahkemesi gibi tazminata hükmetmez. Uzlaşma sağlanmadığında, tazminatın ilgili hukuki ilişkiye göre görevli merciden istenmesi gerekir.

Ayrımcılık Tazminatı İçin Önce Ceza Verilmesi Kararı Gerekir mi?

Ayrımcılık nedeniyle tazminat istenebilmesi için failin önceden mahkûm edilmesi, hakkında ceza davası açılması veya TİHEK tarafından cezalandırılması gerekmez. Tazminat davasında mahkeme, talebin dayandığı hukuki düzenlemeye göre ayrımcı davranışı ve tazminat koşullarını inceler.

Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi, hukuk hâkiminin kusur ve sorumluluğu değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle bağlı olmadığını düzenlemektedir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.

Örneğin TCK m. 122’de aranan nefret saiki kanıtlanamadığı için ceza verilememesi, hizmetten ayrımcı biçimde dışlanan kişinin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Hukuk davasında kişilik hakkına saldırı, sözleşmeye aykırılık veya İş Kanunu’ndaki ayrımcılık yasağının ihlali farklı koşullarla incelenir.

Bununla birlikte ceza kararının gerekçesi önemlidir. Nefret saikinin kanıtlanamaması ile isnat edilen olayın hiç gerçekleşmediğinin kesin olarak belirlenmesi aynı sonucu doğurmaz. Ceza mahkemesinin kesin maddi olay tespitleri, hukuk davasında göz ardı edilemez. Tazminat hakkının ceza mahkûmiyetine bağlı olmaması, ceza dosyasındaki delillerin ve tespitlerin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

İş Mahkemesinde Ayrımcılık Tazminatı Hangi Hâllerde Verilir?

Ayrımcılık tazminatının özel olarak düzenlendiği ve yerleşik Yargıtay uygulamasının bulunduğu alan iş hukukudur. İş Kanunu’nun 5. maddesine göre işçi, ayrımcılık yasağına aykırılık nedeniyle dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile yoksun bırakıldığı haklarını isteyebilir.

İşçinin cinsiyeti, gebeliği, engelliliği, dini, mezhebi, siyasi düşüncesi veya benzeri bir özelliği nedeniyle hukuka aykırı biçimde farklı muameleye uğraması bu tazminatın dayanağıdır. İş sözleşmesinin sona ermesi zorunlu değildir; çalışma ilişkisi devam ederken gerçekleştirilen ayrımcı uygulama nedeniyle de talepte bulunulur.

Hamilelik Nedeniyle İşten Çıkarma

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarihli, 2016/1423 E., 2019/11167 K. sayılı kararında, hamileliğin işverene bildirilmesinin hemen ardından performans gerekçesiyle gerçekleştirilen fesih bakımından ayrımcılık tazminatının koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. İşçinin önceki çalışmalarının takdir edildiğini gösteren yazışmalar karşısında, işverenin ayrımcılık bulunmadığını kanıtlayamadığı belirtilmiştir.

Bu tür uyuşmazlıklarda gebelik bildiriminin tarihi, fesih gerekçesi ve önceki performans kayıtları önem taşır. İşverenin daha önce olumlu değerlendirdiği işçiye karşı gebeliği öğrenmesinden hemen sonra ileri sürdüğü olumsuzlukların gerçekliğini somut verilerle açıklaması gerekir.

Doğum İzni Sonrasında Görevin Değiştirilmesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.05.2024 tarihli, 2024/3413 E., 2024/7893 K. sayılı kararında, doğum izni sonrasında işçiye önceki görevi yerine uzmanlık alanı dışında başka bir iş verilmesi bakımından ayrımcılık tazminatına hükmedilmesi gerektiği benimsenmiştir. İşçinin ihlal ihtimalini güçlü biçimde gösteren olguları ortaya koyduğu, işverenin ise doğum öncesindeki konum ve görevin neden değiştirildiğini somut gerekçelerle açıklayamadığı kabul edilmiştir.

Ayrımcılık böylece yalnızca işten çıkarma yoluyla değil, çalışanın görev ve mesleki konumunun olumsuz değiştirilmesiyle de gerçekleşmektedir.

Her Ücret Farkı Ayrımcılık Tazminatı Doğurur mu?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.05.2025 tarihli, 2025/1384 E., 2025/4895 K. sayılı kararında, emsal işçiye göre daha düşük ücret ödenmesi bakımından, farklılığın kanunda korunan ayrımcılık nedenlerinden birine dayandığının ileri sürülmemesi ve kanıtlanmaması nedeniyle ayrımcılık tazminatının reddi gerektiği kabul edilmiştir.

Eşit davranma borcuna aykırılık nedeniyle eksik ödenen ücret veya mahrum bırakılan hak istenebilir. Bunun yanında dört aya kadar ücret tutarındaki ayrımcılık tazminatına hükmedilmesi için farklı muamelenin yasaklanan ayrımcılık nedenlerinden kaynaklandığının gösterilmesi gerekir.

Ayrımcılık Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Kanundaki dört aylık tutar üst sınırdır. Her ihlalde dört aylık ücretin tamamına hükmedilmez; mahkeme ihlalin niteliğini ve ağırlığını dikkate alarak uygun miktarı belirler. Bu özel tazminatın istenebilmesi, işçinin aynı tutarda maddi kayba uğradığını kanıtlamasına bağlı değildir.

Hesaplamada esas alınan ücret çıplak brüt ücrettir. Örneğin hesaplamaya esas aylık çıplak brüt ücret 50.000 TL ise dört aylık üst sınır 200.000 TL olur. Ayrımcılık nedeniyle ödenmeyen ücret farkı, prim veya diğer haklar ayrıca istenir.

İşçi, ihlalin varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren olguları ortaya koyduğunda işveren, ayrımcılık bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulur; anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılır.

İş Mahkemesini İlgilendiren Konular Dışında Ayrımcılık Nedeniyle Tazminat Alınabilir mi?

Ayrımcılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat, tüketici uyuşmazlıklarında, genel hukuk davalarında ve idareye karşı açılan tam yargı davalarında da istenir. Bu davalarda İş Kanunu’ndaki dört aylık ücret hesabı uygulanmaz.

Maddi tazminat, ayrımcı davranış nedeniyle doğan ekonomik kaybı karşılar. Manevi tazminat ise kişinin onuruna, saygınlığına ve diğer kişilik değerlerine yönelen hukuka aykırı saldırının doğurduğu manevi zararın giderilmesini amaçlar. Talebin dayanağı, özel hukuk ilişkilerinde başta Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve 58. maddeleri ile sözleşmeye aykırılık hükümleridir.

Bankacılık Hizmetlerinde Ayrımcılık

Anayasa Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli, 2017/37627 başvuru numaralı kararında, görme engelli kişinin kredi işlemlerinde imza ve yazılı beyan konusunda uygun çözüm sağlanmaması nedeniyle uzun süre bekletilmesi ve hizmetten yararlanamaması bakımından, maddi ve manevi varlığın korunması hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Başvurucu lehine 7.500 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

Kararın hukuki önemi, özel bir bankanın sunduğu hizmette engelliliğe uygun yöntem geliştirilmemesinin ayrımcılık yasağı kapsamında korunmasıdır. Bankacılık işlemlerinin güvenliği için önlem alınması mümkündür; ancak görme engelli müşterinin işlem yapma ehliyeti yokmuş gibi davranılması ve erişilebilir çözüm üretilmemesi bu amaçla haklı gösterilemez.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda hükmettiği tazminat, devletin temel hakları koruma yükümlülüğü kapsamında verilen giderimdir. Bankaya karşı açılan özel hukuk davasındaki tazminat sorumluluğuyla aynı usule tabi değildir.

Otel, Spor Tesisi ve Diğer Tüketici Hizmetlerinde Ayrımcılık

Bir otelin müşteriyi cinsiyeti veya dinî kıyafeti nedeniyle hukuka aykırı biçimde reddetmesi, satın alınan spor hizmetinin engellilik nedeniyle kullandırılmaması veya tüketicinin kişilik değerlerini zedeleyen bir dışlamaya maruz bırakılması tazminat talebine konu olur.

Hizmet için ödenen bedelin iadesi, ek konaklama veya ulaşım giderlerinin karşılanması ve kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat farklı taleplerdir. Örneğin rezervasyonu ayrımcı nedenle iptal edilen kişinin başka bir otelde kalmak için yaptığı zorunlu ek harcama maddi zarar olarak istenir. Dışlamanın kişinin onur ve saygınlığını zedelemesi hâlinde manevi tazminat da talep edilir.

Uyuşmazlık tüketici işleminden veya tüketiciye yönelik uygulamadan doğuyorsa tüketici hukukunun görev kuralları uygulanır. Talebin “manevi tazminat” olarak adlandırılması, tüketici ilişkisini genel mahkemelerin görevine taşımaz.

Kişilik Hakkına Saldırı Nedeniyle Açılan Hukuk Davaları

Ayrımcı davranış iş veya tüketici ilişkisi dışında gerçekleşmişse ve özel görevli başka bir mahkemenin alanına girmiyorsa maddi ve manevi tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kişinin dini, etnik kökeni veya engelliliği nedeniyle aşağılanması ve hukuka aykırı dışlanması, kişilik hakkına saldırı kapsamında incelenir.

Görevli mahkeme, olayın gerçekleştiği mekândan çok taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenir. Örneğin mevcut kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevi söz konusudur. Aynı davranışın bir iş ilişkisi içinde gerçekleşmesi ise iş mahkemesinin görevini doğurur.

Kamu Kurumlarının Ayrımcı İşlem ve Eylemleri

Kamu hizmetinin ayrımcı biçimde sunulması veya idari bir işlemin ayrımcılık yasağına aykırı olması nedeniyle zarar doğduğunda ilgili idareye karşı tam yargı davası açılır. Hukuka aykırı idari işlemin kaldırılması isteniyorsa iptal talebi de ileri sürülür.

Devlet üniversitesinin öğrenciyi engelliliği nedeniyle eğitimden dışlaması veya kamu görevlisine siyasi görüşü nedeniyle hukuka aykırı işlem uygulanması, idari yargıda incelenecek uyuşmazlıklara örnektir. Tazminat için hukuka aykırı uygulamanın doğurduğu maddi kayıp veya manevi zarar açıklanmalı; zarar ile işlem ya da eylem arasındaki bağlantı gösterilmelidir.

Eğitimde Ayrımcılık Nedeniyle Tazminat: Çam/Türkiye Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli, 51500/08 başvuru numaralı Çam/Türkiye kararında, konservatuvar giriş sınavını kazanan görme engelli adayın eğitime kabul edilmemesi bakımından, eğitim hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği kabul edilmiş ve başvurucu lehine 10.000 avro manevi tazminata hükmedilmiştir.

Kararda, engelli öğrencinin ihtiyaçlarının ve eğitimden yararlanmasını sağlayacak makul düzenlemelerin araştırılmaması önem taşımaktadır. Ayrımcılık yasağı, öğrenciyi açıkça dışlayan işlemlerin yanında, eğitime eşit erişim için gerekli düzenlemelerin yapılmamasını da kapsamaktadır.

AİHM’in hükmettiği bu tutar, Türkiye’de açılacak her eğitim veya ayrımcılık davasında uygulanacak sabit bir tarife değildir. Ayrıca AİHM’e başvuru, ulusal başvuru yollarının yerine geçen ilk başvuru yolu değildir. Kullanılabilir ve etkili iç hukuk yolları tüketildikten sonra uluslararası başvurunun koşulları incelenir.

Ayrımcılık Nasıl İspatlanır?

Tazminat talebinde, ayrımcı davranışın ne olduğu, kimin tarafından gerçekleştirildiği ve hangi zararı doğurduğu açıklanmalıdır. Hizmetin reddedildiğini gösteren mesajlar, rezervasyon kayıtları, işletme talimatları, tanık anlatımları, ücret bordroları ve görev değişikliği yazıları olayın niteliğine göre delil olarak kullanılır.

Maddi zarar için yapılan ek harcamalar, kaybedilen ücret veya diğer ekonomik kayıplar belgelenir. Manevi tazminatta ise kişinin onurunu ve saygınlığını zedeleyen davranış ile bunun ağırlığı ortaya konulur. Manevi tazminat istenebilmesi için mutlaka psikiyatrik tedavi görülmüş olması gerekmez. Sağlık kayıtları varsa zararın değerlendirilmesinde kullanılır; bu kayıtların bulunmaması kişilik hakkına saldırıyı ortadan kaldırmaz.

TİHEK’in ihlal kararı ve inceleme sırasında toplanan belgeler tazminat dosyasına sunulur. Ancak Kurumun ihlal kararı, tazminat miktarını belirleyen veya mahkemeyi belirli bir tutara hükmetmeye zorlayan karar değildir. Mahkeme, önündeki talebin koşullarını ve zarar miktarını inceler.

Manevi tazminatın miktarında dışlamanın niteliği, süresi, başkalarının önünde gerçekleşmesi, kişinin durumuna etkisi ve sorumluluğun ağırlığı dikkate alınır. İş Kanunu’ndaki özel tazminat dışında, bütün ayrımcılık olaylarında uygulanacak dört aylık ücret sınırı veya herkese ödenecek sabit bir tutar bulunmamaktadır.

Ayrımcılık Davalarında Süreler ve Zamanaşımı

İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine aykırı biçimde feshedilmesinden kaynaklanan tazminat, İş Kanunu’nun ek 3. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Arabuluculuk başvurusundan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. İşe iade isteniyorsa, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurma süresi ayrıca uygulanır; tazminat için geçerli zamanaşımı, işe iade süresinin kaçırılmasını önlemez.

Haksız fiile dayanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde TBK m. 72 uyarınca, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık, her hâlde fiilden itibaren on yıllık zamanaşımı uygulanır. Fiil için ceza kanununda daha uzun zamanaşımı öngörülmüşse bu süre dikkate alınır. Sözleşmeye dayanan taleplerde ise sözleşmenin ve talep edilen alacağın tabi olduğu süre belirlenir.

İdari işlemden kaynaklanan davalarda, özel bir süre öngörülmemişse idare mahkemesindeki genel dava açma süresi altmış gündür. İdari eylemden doğan zararlar için İYUK m. 13 uyarınca, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulur. Talebin reddi veya otuz gün cevapsız bırakılması üzerine dava açma süresi işlemeye başlar.

Savcılığa suç duyurusunda bulunulması, tazminat davasına ilişkin bütün süreleri durdurmaz. TİHEK başvurusunun dava açma süresine etkisi de 6701 sayılı Kanun’daki özel düzenlemenin sınırları içindedir. Ceza soruşturmasının veya Kurum incelemesinin sonucunu beklemek, süresinde yapılması gereken arabuluculuk, idari başvuru veya dava işlemlerinin yerine geçmez.

Değerlendirme

Yorum yapın