Anlaşmalı Boşandıktan Sonra Aynı Eşle Yeniden Evlenince Eski Mallar Tekrar Paylaşılır mı?

📅 19 Haziran 2022 🔄 Son güncelleme: 28 Ağustos 2026

Eşler anlaşmalı olarak boşanmış, bir süre sonra barışarak yeniden birbirleriyle evlenmiş olabilir. İkinci evlilikte yeniden sorun yaşandığında ise ilk anlaşmalı boşanma sırasında ev, arsa, araç, şirket hissesi veya birikimlerden pay almayan eş, “İlk boşanmada hakkımı istememiştim, şimdi eski mallardan pay alabilir miyim?” sorusuyla karşılaşabilir.

Bu sorunun cevabı yalnızca tarafların yeniden evlenmiş olmasına göre verilemez. Belirleyici olan, ilk anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin gerçekten tasfiye edilip edilmediği ve eşin mal rejiminden doğan alacaklarından açıkça vazgeçip vazgeçmediğidir.

İlk boşanmada mallar paylaşılmış veya mal rejimi alacaklarından geçerli biçimde vazgeçilmişse yeniden evlenme eski tasfiyeyi ortadan kaldırmaz. Buna karşılık ilk anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına hiç yer verilmemişse yeniden evlenme, ilk evlilik döneminden doğan mal rejimi alacağını kendiliğinden sona erdirmez.

İlk Anlaşmalı Boşanmada Mallar Paylaşılmışsa Tekrar İstenebilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokolünde hangi taşınmazın kimde kalacağı belirlenmiş, tapu devri kararlaştırılmış, para ödenmiş veya tarafların mal rejiminden kaynaklanan alacakları açıkça tasfiye edilmiş olabilir.

Örneğin protokolde ortak konutun tamamen erkeğe bırakılacağı, kadına bunun karşılığında belirli bir para ödeneceği ve tarafların birbirlerinden katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı talep etmeyecekleri açıkça düzenlenmişse ilk evlilik dönemine ilişkin malvarlığı ilişkisi kural olarak sona erdirilmiş olur.

Tarafların daha sonra yeniden evlenmesi bu anlaşmayı geçersiz hâle getirmez. İkinci evlilik, ilk boşanma sırasında yapılan mal paylaşımını geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz ve tasfiye edilmiş malları yeniden paylaşılacak mal hâline getirmez.

Bu nedenle ilk boşanma sırasında bilinçli olarak mal almayan veya açıkça mal rejimi alacağından vazgeçen eş, ikinci evlilik sona erdiğinde sadece pişman olduğunu ileri sürerek aynı malları tekrar isteyemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli, 2013/8-185 E., 2013/1601 K. sayılı kararında, mahkemece onaylanan anlaşmalı boşanma protokolündeki tarafların karşılıklı mal taleplerinin bulunmadığına ilişkin düzenleme, somut olayın özellikleri kapsamında mal rejiminden doğan alacakları da kapsayacak şekilde değerlendirilmiştir.

Ancak her “talebimiz yoktur” ifadesinin otomatik olarak aynı sonucu doğuracağı söylenemez. Protokolün tamamı, duruşmadaki beyanlar, boşanma kararının hüküm kısmı ve hangi haklardan vazgeçildiği birlikte değerlendirilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Paylaşımı Yazmıyorsa Ne Olur?

Anlaşmalı boşanabilmek için eşlerin mutlaka mal rejimini tasfiye etmeleri gerekmez. Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın nafaka, maddi ve manevi tazminat veya çocukların velayeti gibi fer’î sonuçlarından değildir.

Bu nedenle protokolde yalnızca boşanma, velayet, nafaka ve tazminat konuları düzenlenmiş; ev, arsa, araç, banka hesabı, şirket hissesi ve diğer malvarlığı değerleri hakkında hiçbir hüküm kurulmamış olabilir. Böyle bir durumda tarafların anlaşmalı boşanmış olması tek başına mal rejiminin de tasfiye edildiği anlamına gelmez.

Bir eşin ilk boşanmada mal paylaşımı davası açmamış olması da kendiliğinden feragat sayılmaz. Feragat veya mal rejiminin anlaşmayla tasfiyesi için iradenin yeterince açık olması gerekir.

Dolayısıyla ilk anlaşmalı boşanma protokolü mal rejimi konusunda tamamen sessizse, eşlerden biri ilk evlilik döneminde edinilmiş mallar için sonradan mal rejiminin tasfiyesi davası açabilir. Tarafların bu süreçte yeniden evlenmiş olması da ilk dönemden doğan talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Yeniden Evlenmek İlk Evlilikteki Mal Paylaşımı Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Tarafların yeniden evlenmesi, ilk evlilik sırasında uygulanmış olan mal rejimini devam ettirmez. Hukuken iki ayrı evlilik ve iki ayrı mal rejimi dönemi bulunmaktadır.

İlk mal rejimi, Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca ilk boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Boşanma kararının kesinleşmesiyle ilk evlilik sona ermiş olur. Tarafların daha sonra yeniden nikâh yapmasıyla ikinci ve yeni bir mal rejimi dönemi başlar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.03.2016 tarihli, 2014/23888 E., 2016/4113 K. sayılı kararında da boşandıktan sonra yeniden birbirleriyle evlenen eşlerin ilk evlilik dönemine ait malları ele alınmıştır. Yargıtay, tarafların yeniden evlenmiş olmalarının ilk evlilik dönemine ilişkin mal rejiminin tasfiyesine engel oluşturmadığını kabul etmiştir.

Bu kararın sonucu açıktır: İlk boşanmada mal rejimi tasfiye edilmemişse eş, ikinci evlilik devam ederken dahi ilk evlilik dönemindeki mallar için dava açabilir. İlk dönem alacağının istenebilmesi için mutlaka ikinci evliliğin de boşanmayla sona ermesini beklemek gerekmez.

Buna karşılık ilk boşanmada mal rejimi geçerli biçimde tasfiye edilmiş veya alacak hakkından açıkça vazgeçilmişse yeniden evlenme sona ermiş hakkı canlandırmaz.

“Birbirimizden Hiçbir Talebimiz Yoktur” İfadesi Eski Malları Kapsar mı?

Anlaşmalı boşanma protokollerinde “Tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacak talebi bulunmamaktadır”, “Taraflar karşılıklı olarak başka bir talepte bulunmayacaktır” veya “Taraflar malvarlığı konusunda anlaşmıştır” şeklinde genel ifadelerle sıkça karşılaşılmaktadır.

Bu ifadelerin mal rejiminden doğan bütün alacakları kapsayıp kapsamadığı her dosyada ayrıca değerlendirilir. Protokolde malların açıkça sayılması, katılma alacağı ve değer artış payı alacağı gibi taleplerin belirtilmesi, düzenlemenin duruşmada taraflara sorulması ve mahkeme kararına geçirilmesi büyük önem taşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, 2022/10451 E., 2024/1072 K. sayılı kararında protokolde “malvarlığı talebimizin olmadığına” ilişkin bir ifade bulunmasına rağmen bu düzenlemenin duruşmada beyan edilmediği ve hükümde mal rejimine ilişkin bir karar kurulmadığı belirlenmiştir. Yargıtay, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer’îsi olmadığını vurgulayarak tarafların mal rejimini tasfiye ettiklerinin kabul edilemeyeceğine karar vermiştir.

Bu nedenle yalnızca protokolde geçen genel bir cümleye bakılarak sonuca gidilmemelidir. Boşanma protokolü, duruşma tutanağı, kısa karar, gerekçeli karar ve tarafların imzalı beyanları birlikte incelenmelidir.

Katkı Payı Alacağından Vazgeçmek Katılma Alacağından da Vazgeçmek midir?

Katkı payı alacağı ile artık değere katılma alacağı aynı hukuki talep değildir. Özellikle 1 Ocak 2002’den önce geçerli olan mal ayrılığı rejimi ile bu tarihten sonra uygulanan edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan haklar birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli, 2023/7011 E., 2024/1935 K. sayılı kararında tarafın anlaşmalı boşanma sırasında “katkı payı alacağı talebim yoktur” şeklindeki beyanı incelenmiştir. Yargıtay, feragatin somutlaştırılmış bir hakka ilişkin, kayıtsız, şartsız ve tereddüde yer bırakmayacak kadar açık olması gerektiğini belirterek bu beyanın artık değere katılma alacağından da vazgeçildiği şeklinde yorumlanamayacağına karar vermiştir.

Dolayısıyla ilk boşanma dosyasında kullanılan kavramlar önemlidir. “Katkı payı istemiyorum” şeklindeki bir ifade, her durumda edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan bütün hakların kaybedildiği anlamına gelmez.

İlk Boşanmada Gizlenen Mallar Sonradan İstenebilir mi?

Bir eş, anlaşmalı boşanma sırasında diğer eşin bütün malvarlığını bildiğini düşünerek protokol imzalamış olabilir. Daha sonra eşin başka kişiler adına taşınmaz aldığı, şirket kurduğu, banka hesaplarını sakladığı veya malları yakınlarına devrettiği ortaya çıkabilir.

Bu durumda protokoldeki genel vazgeçme ifadelerinin gizlenen malları da kapsayıp kapsamadığı tartışılır. Bir kişinin varlığından haberdar olmadığı ve kendisinden muvazaalı işlemlerle gizlenen bir malvarlığı değeri hakkında bilinçli şekilde tasfiye anlaşması yaptığı her zaman kabul edilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli, 2022/8549 E., 2024/697 K. sayılı kararında protokolde “Bunun dışında karşılıklı olarak hiçbir şey talep edilmeyecektir” ifadesi bulunmasına rağmen eşten gizlendiği ileri sürülen malvarlığı değerleri bakımından mal rejiminin tasfiye edildiğinin söylenemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay, gizlendiği iddia edilen malların somutlaştırılmasını ve muvazaa iddiasına ilişkin delillerin toplanmasını istemiştir.

Ancak yalnızca “Ben bu malı bilmiyordum” demek yeterli değildir. Hangi taşınmazın, banka hesabının, şirket hissesinin veya diğer malvarlığı değerinin gizlendiği açıklanmalı; tapu kayıtları, banka hareketleri, şirket kayıtları, devir işlemleri ve diğer deliller ortaya konulmalıdır.

İlk Boşanmada Mal İstememek Sonradan Pişman Olunca Değiştirilebilir mi?

İlk anlaşmalı boşanma sırasında “Nasıl olsa tekrar evleneceğiz”, “Boşanma yalnızca geçici olacak” veya “Şimdilik mal istemeyeyim” düşüncesiyle açık bir feragat verilmiş olabilir.

Tarafların gerçekten yeniden evlenmiş olması dahi önceki feragati kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Sonradan pişmanlık duyulması, evliliğin ikinci kez bozulması veya eşlerden birinin verdiği sözleri tutmaması tek başına kesinleşmiş boşanma protokolünü ortadan kaldırmaz.

Protokolün hile, tehdit, baskı, yanılma veya irade sakatlığı altında imzalandığı ileri sürülüyorsa bunun ayrıca ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkeme huzurunda protokolü kabul eden, iradesinin serbest olduğunu açıklayan ve boşanma kararını kanun yoluna başvurmadan kesinleştiren kişinin sadece fikrini değiştirdiğini söylemesi yeterli değildir.

Bu nedenle ilk boşanmada açıkça tasfiye edilen mallar ile protokolde hiç düzenlenmeyen mallar birbirinden ayrılmalıdır. İlk grupta yeniden talep kural olarak mümkün değilken ikinci grupta mal rejimi alacağı devam ediyor olabilir.

İlk Evlilikte Alınan Ev İkinci Evlilikte Edinilmiş Mal Olur mu?

İlk evlilikte alınan ve ilk boşanma sırasında bir eşte kalan taşınmaz, ikinci evlilik başladığında o eşin zaten sahip olduğu maldır. Bu nedenle ikinci evlilik bakımından kural olarak kişisel mal niteliğindedir.

Örneğin ilk anlaşmalı boşanma protokolüyle evin tamamen erkeğe bırakıldığı ve kadının bu ev nedeniyle herhangi bir mal rejimi alacağının kalmadığı kabul edilmişse tarafların yeniden evlenmesi evi ikinci evlilikte edinilmiş mal hâline getirmez. İkinci boşanmada evin kendisi yeniden paylaşıma sokulamaz.

Bununla birlikte kişisel malın gelirleri, kural olarak edinilmiş mal sayılır. İlk evlilikten kalan evin ikinci evlilik sırasında elde edilen kira gelirleri, ikinci dönem tasfiyesinde ayrıca değerlendirilebilir.

İkinci evlilik döneminde kişisel mal niteliğindeki evin kredisi eşlerin çalışma gelirleriyle ödenmiş, diğer eş kendi parasıyla kapsamlı tadilat yaptırmış veya taşınmazın değer kazanmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa denkleştirme ya da değer artış payı alacağı gündeme gelebilir. Böyle bir durumda ilk evlilikteki ev yeniden paylaşılmaz; ikinci evlilik döneminde yapılan ödeme ve katkılar ayrıca hesaplanır.

İlk Evlilikteki Ev Satılıp İkinci Evlilikte Yeni Ev Alınırsa Ne Olur?

İlk evlilikten kalan kişisel mal satılarak ikinci evlilik sırasında başka bir taşınmaz alınmış olabilir. Kişisel malın yerine geçen değer de kural olarak kişisel mal niteliğini korur.

Ancak yeni taşınmazın bedelinin tamamı eski evin satış parasıyla karşılanmamışsa karma bir durum ortaya çıkar. Satış parasına ikinci evlilik dönemindeki maaş, birikim veya kredi ödemeleri eklenmişse kişisel mal ve edinilmiş mal kaynaklarının oranları ayrı ayrı belirlenir.

Bu nedenle yalnızca yeni taşınmazın ikinci evlilik sırasında tapuya tescil edilmiş olması, taşınmazın tamamının edinilmiş mal olduğunu göstermeyebilir. Paranın kaynağı, satış bedeli, banka hareketleri, kredi ödemeleri ve ödeme tarihleri incelenmelidir.

İlk Evlilik Malları İçin Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı bakımından Yargıtay uygulamasında on yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı kararında mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklara on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Süre, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

Eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmesi ise zamanaşımı bakımından ayrıca önemlidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 153. maddesine göre evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacaklarında zamanaşımı işlemez; başlamışsa durur.

Bu nedenle ilk boşanma kararının kesinleşmesiyle başlayan on yıllık süre, tarafların yeniden evlendiği tarihte durabilir. İkinci evlilik sona erdiğinde daha önce işlemiş olan süre kaldığı yerden devam eder. Yeniden evlenme, geçmişte geçen süreyi silip yeni bir on yıllık süre başlatmaz; fakat ikinci evlilik devam ettiği sürece sürenin işlemesini durdurur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli, 2015/15009 E., 2017/3963 K. sayılı kararında da evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa duracağı belirtilmiştir.

Örneğin ilk boşanma kararının kesinleşmesinden sonra iki yıl geçmiş ve taraflar yeniden evlenmişse ikinci evlilik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez. İkinci evlilik sona erdiğinde, kural olarak daha önce geçen iki yıl hesaba katılarak kalan süre işlemeye devam eder.

Bununla birlikte ilk boşanmada alacak hakkından geçerli şekilde vazgeçilmişse zamanaşımının durması bu hakkı yeniden doğurmaz. Zamanaşımı değerlendirmesi ancak varlığını koruyan bir alacak bakımından yapılabilir.

İkinci Boşanmada Hangi Mallar Hesaba Katılır?

Taraflar ikinci kez boşanıyorsa malvarlığı iki ayrı dönem hâlinde incelenmelidir.

İlk dönem, ilk evlilik tarihinden ilk boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süredir. Bu döneme ait mal rejimi daha önce tasfiye edilmemiş ve taleplerden vazgeçilmemişse ilk dönem malları bakımından ayrıca alacak talep edilebilir.

İkinci dönem ise tarafların yeniden evlendiği tarihten ikinci boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süredir. Bu dönemde çalışma karşılığında edinilen taşınmazlar, araçlar, banka birikimleri ve diğer malvarlığı değerleri ikinci mal rejiminin tasfiyesine girer.

İlk evlilikte alınan bir malın ikinci evlilikte de mevcut olması, o malın iki kez paylaşılacağı anlamına gelmez. Malın hangi dönemde edinildiği, ilk boşanmada tasfiye edilip edilmediği, ikinci evliliğe hangi hukuki nitelikle girdiği ve ikinci dönemde mala yapılan katkılar ayrı ayrı belirlenir.

Sonuç Olarak İlk Boşanmada Alınmayan Mallar Sonradan İstenebilir mi?

İlk anlaşmalı boşanmada mal rejimi açıkça tasfiye edilmiş, mallar paylaşılmış veya taraf mal rejiminden doğan alacaklarından geçerli şekilde vazgeçmişse aynı eşle yeniden evlenmek eski malları tekrar paylaşılabilir hâle getirmez. İkinci boşanmada duyulan pişmanlık da tek başına önceki tasfiyeyi ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık ilk anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına hiç yer verilmemiş, kullanılan ifade yalnızca belirli bir alacak türünü kapsamış, düzenleme duruşmada ve hükümde yer almamış veya eşten gizlenen malvarlığı değerleri sonradan ortaya çıkmışsa ilk evlilik dönemine ilişkin mal rejimi alacağı devam ediyor olabilir.

Bu durumda ilk boşanma protokolü, duruşma tutanağı, gerekçeli karar, tapu kayıtları, banka hareketleri ve malvarlığının edinme tarihleri birlikte incelenmelidir. Tarafların yeniden evlenmiş olması, daha önce sona ermiş bir hakkı canlandırmadığı gibi geçerli biçimde saklı kalmış bir hakkı da kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Boşanmadan Önce Banka Hesabındaki Para Çekilirse de Mal Paylaşımına Girer mi?

Yorum yapın