Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Annesinin Biyolojik Babadan Talep Edebileceği Haklar

📅 30 Ağustos 2023 🔄 Son güncelleme: 27 Temmuz 2026

Evlilik dışında çocuk sahibi olan annenin, biyolojik babaya karşı ileri sürebileceği bazı maddi ve manevi talepler bulunmaktadır. Ancak burada önemli bir ayrım yapılması gerekir. Çocuğun hakları ile annenin kendi adına sahip olduğu haklar birbirinden farklıdır.

Çocuğun nafaka, miras ve soybağından kaynaklanan hakları doğrudan çocuğa ait haklardır. Buna karşılık annenin talep edebileceği haklar, kendi yaşadığı ekonomik ve manevi zararlar ile gebelik ve doğum sürecinden kaynaklanan giderlere ilişkindir.

Bu nedenle annenin talep ettiği hakların dayanağı çocuğun ihtiyaçları değil, annenin kendi uğradığı zarar ve kayıplardır.

Babalık Davasında Anne Hangi Taleplerde Bulunabilir?

Evlilik dışında doğan çocuğun babası ile soybağı kurulması amacıyla açılan babalık davası, yalnızca çocuğun babasının belirlenmesini sağlayan bir dava değildir.

Türk Medeni Kanunu kapsamında anne, babalık davası ile birlikte veya ayrı bir dava açarak bazı ekonomik taleplerde bulunabilir.

Bu talepler çocuğun adına istenecek nafaka hakkından farklıdır. Anne burada kendi adına hak talep etmektedir.

Haklısın Deniz, önceki metin fazla genel kalmış. Burada kanun zaten somut giderleri sayıyor. Daha net yazmak gerekir:

Doğum Giderlerinin Karşılanmasını İsteme Hakkı

Evlilik dışında çocuk dünyaya getiren anne, Türk Medeni Kanunu kapsamında biyolojik babadan yalnızca çocuğun nafakasını değil, gebelik ve doğum nedeniyle kendi yaptığı bazı giderlerin karşılanmasını da isteyebilir.

Anne tarafından talep edilebilecek giderler şunlardır:

Doğum masrafları, doğumun gerçekleşmesi için yapılan hastane, doktor, ebe, ilaç ve benzeri sağlık giderlerini kapsar.

Gebelik sürecindeki sağlık giderleri, gebelik kontrolleri, doktor muayeneleri, tahliller, ultrason, ilaçlar ve gebelik nedeniyle yapılan zorunlu tedavi giderlerinden oluşabilir.

Doğum öncesi ve doğum sonrası altışar haftalık geçim giderleri, annenin gebelik ve doğum nedeniyle karşılamak zorunda kaldığı zorunlu yaşam giderlerini ifade eder.

Bunun yanında gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler de talep edilebilir. Örneğin gebelik nedeniyle yapılan özel sağlık harcamaları, doğum için gerekli hazırlık giderleri ve olayın özelliklerine göre zorunlu kabul edilen diğer masraflar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, annenin talebinin çocuğun bakım giderlerinden farklı olmasıdır. Çocuğun doğumundan sonra devam eden nafaka hakkı çocuğa aitken, gebelik ve doğum nedeniyle ortaya çıkan bu giderleri isteme hakkı anneye aittir.

Anne bu giderleri babalık davası ile birlikte isteyebileceği gibi, ayrı bir dava açarak da talep edebilir.

Anne Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Evlilik dışında çocuk sahibi olan annenin her durumda manevi tazminat hakkı bulunmaz.

Ancak olayın özelliklerine göre annenin kişilik haklarının ihlal edilmesi hâlinde manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Annenin hakarete uğraması, darp edilmesi gibi durumlarda manevi tazminat değerlendirmesi yapılabilir.

Ancak yalnızca evlilik dışı çocuk dünyaya gelmiş olması tek başına manevi tazminat için yeterli değildir.

Biyolojik Baba Anneye Nafaka Ödemek Zorunda mıdır?

Burada önemli bir ayrım vardır.

Biyolojik babanın çocuğa karşı nafaka yükümlülüğü bulunabilir. Ancak annenin kendisi için nafaka istemesi, evlilik ilişkisi bulunmadığından reddedilir.

Anne bakımından talep edilebilecek haklar doğum giderleri, gebelik ve doğum sürecindeki geçim giderleri, maddi zararlar ve şartları oluşmuşsa manevi tazminat talepleridir.

nikahsız çocuğun annesinin talepleri

Babalık Davasında Anne Kendi Haklarını Nasıl Talep Etmelidir?

Anne, babalık davası açarken yalnızca çocuğun soybağının kurulmasını değil, kendi adına doğan hakları da değerlendirmelidir.

Çünkü uygulamada çoğu zaman yalnızca çocuğun nafaka hakkı üzerinde durulmakta, annenin gebelik ve doğum nedeniyle sahip olduğu talepler gözden kaçabilmektedir.

Örnek içtihatlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi         2016/7057 E.  ,  2018/4216 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 31/03/2015 gününde adil yardım talepli olarak verilen dilekçe ile resmi nikah yapılmaması ve evlilik nedeniyle çalışmasına izin verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine adli yardım talebi kabul edilerek mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın manevi tazminat yönünden reddine, maddi tazminat yönünden kabulüne dair verilen 17/03/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı ve çalışmasına izin verilmemesi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın manevi tazminat yönünden reddine, maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile 23/06/2013 tarihinde imam nikahı ile beraber yaşamaya başladıklarını, 22/03/2014 tarihinde bir çocuklarının olduğunu, nikah işlemlerinin yapılabilmesi için davalıdan nüfus kayıt bilgilerinin düzeltilmesini talep ettiğini, davalının kabul etmediğini yaş düzeltilmesinin yapılmasına rağmen davalının nikah yapmaya yanaşmadığını, davalıyla beraber yaşamaya başladıktan sonra davalının işte çalışmasına müsaade etmediğini, başka bir bayanla evlendiğini, eşi tarafından aldatılmasının onurunu zedelediğini beyanla, tazminat talep etmiştir.
Davalı imam nikahı ile birlikte yaşamaya başladıkları tarihte davacının yaşının büyük olduğunu sandığını, davacıyla sorunsuz bir şekilde ayrıldığını, düzenli nafaka ödediğini, davacının işte çalışma isteğine hiçbir zaman karşı çıkmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı ve davalının imam nikahı ile bir araya geldikleri, bu birliktelikten bir çocuklarının olduğu, davalının bir engeli bulunmadığı halde resmi nikah yapmaya yanaşmadığı ve dava dışı bir bayanla evlendiği hususları sabittir.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelere göre, tarafların evlenmek için yöresel gelenekleri yerine getirdikleri, düğün yaparak evlendikleri, sadece resmi nikahın yapılmadığı, davacının ve davalının kayden bekar olduğu anlaşılmaktadır.
./..
-2-

Toplumumuzun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre de gözetildiğinde; resmi nikah yapılacağı inancı ile davacının davalı ile karı koca hayatı yaşaması, resmi nikah yapılacağı vaat edildiği için evlenecekleri inancına kapılan davacının, yaş düzeltilmesi davası açtığı, mahkemece yaş düzeltilmesi yapılmasına rağmen resmi nikahın yapılmaması, çocuğuyla birlikte babasının evinde yaşamak zorunda kalması, bu durumların davacının yeni bir evlilik yapmasını zorlaştıracağı gibi ileride yapacağı evliliklerde de böyle bir durumun varlığının aleyhine kullanılabileceği kaçınılmaz bir gerçektir. Aynı sosyal çevreyi paylaşan davalının, davacının içine düşeceği bu durumu da gözeterek, daha hassas davranmasının, ondan beklenen ve olması gereken bir davranış modeli olduğu da unutulmamalıdır.
Tüm bu olgular birlikte ele alındığında davacının, davalı tarafından evlenme vaadi ile kandırıldığı ve bunun etkisi altında gerek fiziksel gerek ruhsal anlamda zarara uğratıldığı ve bundan elem ve üzüntü duyduğunun kabul edilmesi ve davacının hukuka aykırı olan bu eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkonulması amacıyla uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gereklidir.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminat hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3)Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; davaya konu olayın oluş şekline göre, davacının kendi isteğiyle herhangi bir zorlama olmadan çalışmaması maddi tazminat gerektirmeyeceğinden mahkemece maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına, (3) nolu bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

5/5 - (3 votes)
İlginizi çekebilir:  Miras paylaşım sözleşmesi nedir, geçerlilik şartları nelerdir?

Yorum yapın