Ayıpsız Misliyle Değiştirilecek Ürün Artık Üretilmiyorsa Ne Olur?

Ayıplı bir ürünün yenisiyle değiştirilmesi için dava açıldığında, yargılama devam ederken aynı modelin üretimi sona erebilir. Dikey süpürgelerde ve robot süpürgelerde yeni seriler piyasaya çıkabilir; telefonun üretimi durdurulabilir veya otomobilin kasa, motor ve donanım seçenekleri değişebilir. Bu durum, tüketicinin değişim talebini kendiliğinden ortadan kaldırmadığı gibi, her uyuşmazlıkta en yeni modelin teslim edileceği anlamına da gelmez.

Hangi ürünün teslim edileceği belirlenirken satın alınan malın özellikleri, tüketicinin talebi ve mahkemenin hükmü birlikte değerlendirilir. Ayıpsız mislin teslimi sağlanamıyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun 24. maddesindeki bedel tahsili gündeme gelir. Yeni modelin teslim edilmesi, tüketiciden fiyat farkı istenmesi ve yeni modelin fiyatından yararlanılarak parasal karşılığın hesaplanması ise farklı hukuki sorunlardır.

İçindekiler
  1. Ayıpsız Misliyle Değişim Hakkı Hangi Ürünü İsteme Hakkı Verir?
  2. Ürünün Stokta Bulunmaması ile Üretiminin Sona Ermesi Aynı Sonucu Doğurur mu?
  3. Üretimi Biten Ürünün Ayıpsız Misliyle Değiştirilmesine Karar Verilebilir mi?
  4. Mahkeme Doğrudan Yeni veya Son Modelin Verilmesine Karar Verir mi?
  5. Yeni Modelin Düşük Donanımlı Sürümü Verilebilir mi?
  6. Yeni Model İçin Tüketiciden Fiyat Farkı İstenebilir mi?
  7. Dikey Süpürgenin Üretimi Bittiyse Hangi Özellikler Karşılaştırılır?
  8. Robot Süpürgenin Yerine Hangi Model Verilebilir?
  9. Üretimden Kalkan Otomobilin Yerine Yeni Kasa veya Başka Model Verilir mi?
  10. Üretimi Sona Eren Telefonun Yerine Hangi Telefon Verilir?
  11. Ürün Tamamen Piyasadan Kalkmışsa Dava Talebi ve Mahkeme Hükmü Nasıl Kurulmalıdır?
  12. Ayıpsız Misliyle Değişim Kararı İİK m. 24 Kapsamında Nasıl İcraya Konulur?
  13. Firma Yeni Ürünü Teslim Etmezse Aynen İfa Nasıl Sağlanır?
  14. Eski Ürün İade Edilmeden İcra Takibi Başlatılabilir mi?
  15. Eski Ürünü Kim Alacak, Yeni Ürünü Kim Teslim Edecek?
  16. Firma Ayıplı Ürünü Teslim Almıyorsa Tüketici Ne Yapmalıdır?
  17. Eski Ürünün İade Edildiği Nasıl İspatlanır?
  18. Araçlarda Anahtar Teslimi ve Yediemine Bırakma Yeterli midir?
  19. Ürün Bulunamazsa Eski Fatura Bedeli mi, Güncel Değer mi Ödenir?
  20. Yeni Modelin Donanım Farkı İcra Aşamasında Nasıl Hesaplanır?
  21. Kullanım Bedeli, Yıpranma ve Sonradan Oluşan Hasar Değişimi Nasıl Etkiler?
  22. Faiz, İcra Giderleri ve Dosyanın Kapatılması Nasıl Değerlendirilir?

Ayıpsız Misliyle Değişim Hakkı Hangi Ürünü İsteme Hakkı Verir?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11. maddesi, malın ayıplı olması durumunda tüketiciye, imkân varsa satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini isteme hakkı tanır. Değişim hakkı satıcıya yöneltilebildiği gibi üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Kanunda belirtilen sorumluluk koşulları çerçevesinde bu kişiler değişimden müteselsilen sorumludur.

Ayıpsız misil belirlenirken satış sözleşmesinin konusu esas alınır. Marka ve modelin yanında kapasite, donanım, kullanım özellikleri ve satış sırasında taahhüt edilen nitelikler de önem taşır. Aynı markanın benzer fiyatlı başka bir ürünü, yalnız fiyatı yakın olduğu için ayıpsız misil sayılmaz. Sözleşmeye uygun teslim ve vaat edilen özellikler bakımından Kanun’un 8 ve 9. maddeleri de dikkate alınır.

Örneğin otomatik boşaltma ve mop yıkama istasyonuyla birlikte satın alınan robot süpürgenin değişiminde, yalnız süpürge gövdesinin işlevlerine bakılması yeterli olmaz. Satın alınan paket istasyonu da içeriyorsa karşılaştırma bu bütün üzerinden yapılmalıdır. Telefonda depolama kapasitesi, otomobilde şanzıman ve donanım paketi, dikey süpürgede ise motorlu başlıklar ve batarya sistemi aynı nedenle önemlidir.

Sıfır satın alınan ürünün ayıpsız misliyle değiştirilmesine ilişkin bir karar da kullanılmış veya yenilenmiş ürün verilerek yerine getirilmiş olmaz. Teklif edilen malın çalışır durumda bulunması, sıfır ürün teslimi yükümlülüğünü tek başına karşılamaz.

Ürünün Stokta Bulunmaması ile Üretiminin Sona Ermesi Aynı Sonucu Doğurur mu?

Satıcının kendi deposunda ürün bulunmaması, ürünün temin edilemeyeceğini tek başına göstermez. Aynı modelin üretimi devam edebilir, ithalatçıda veya dağıtım ağı içinde kullanılmamış örnekleri bulunabilir. Üretimin sona ermiş olması hâlinde de eldeki stokların durumu ayrıca önem taşır.

Bu nedenle “stok yok” veya “model kaldırıldı” açıklamasının neyi ifade ettiği belirlenmelidir. Yalnız bir mağazanın stok durumu ile aynı ürünün artık temin edilememesi farklıdır. Üretici ve ithalatçının açıklamaları, modelin üretimden kaldırıldığı tarih, ürün kodları ve mevcut stok bilgileri uyuşmazlığın değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Üretimden kalkmış bir ürünün yerine başka model teklif edilmesi de teklif edilen ürünün uygun olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Bunun için eski ve yeni ürünün özellikleri karşılaştırılmalıdır. Satıcının güncel ürün listesinden tek taraflı olarak bir model seçmesi, tüketicinin sözleşmeden kaynaklanan beklentilerinin karşılandığını kanıtlamaya yetmez.

Üretimi Biten Ürünün Ayıpsız Misliyle Değiştirilmesine Karar Verilebilir mi?

Ürünün modelinin eskimesi veya karar verildiğinde aynı modelin piyasada bulunmasının güçleşmesi, değişim talebinin reddedilmesi için yeterli değildir. Özellikle uzun süren yargılamalarda, üreticinin model yenilemesi nedeniyle değişim hakkının uygulanamaz hâle geldiğinin kabul edilmesi tüketicinin kanuni hakkını önemli ölçüde daraltabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2005 tarihli, 2005/4-309 E., 2005/391 K. sayılı kararında, 1997 model bir aracın aynı model ve nitelikte sıfır kilometre yenisiyle değiştirilmesine ilişkin hüküm hukuka uygun bulunmuştur. Aracın modelinin eski olmasının tüketicinin değişim talebinin karşılanmamasına gerekçe yapılamayacağı, infaz sırasında hükme konu mal bulunamazsa İİK m. 24’ün uygulanabileceği kabul edilmiştir.

Bu karar 4077 sayılı Kanun dönemine ilişkindir. Güncel uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun’un değişim için aradığı imkân koşulu ve orantısız güçlük düzenlemesi de değerlendirilir. Dolayısıyla üretimin sona ermesi, değişim hakkının koşullarına ilişkin incelemeden bağımsız bir ret gerekçesi hâline getirilemeyeceği gibi, bütün ayıplı ürünlerde koşulsuz değişim zorunluluğu bulunduğu da söylenemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli, 2020/13-35 E., 2021/317 K. sayılı kararında, araçtaki fren arızasının onarımla tamamen giderildiği ve araçta değer kaybı oluşmadığı somut olayda, sıfır kilometre araçla değişim tarafların hak ve menfaatleriyle bağdaşır bulunmamıştır. Onarım için tüketiciden alınan bedelin iadesi benimsenmiştir. Bu değerlendirme, her onarımın değişim hakkını ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.

Mahkeme Doğrudan Yeni veya Son Modelin Verilmesine Karar Verir mi?

Ayıpsız misliyle değişim talebi, tüketiciye kendiliğinden üreticinin en yeni veya en pahalı ürününü isteme hakkı vermez. Mahkemenin hükmü, talep edilen hak ve uyuşmazlık konusu ürünle bağlantılı olmalıdır. Satın alınan modelin üretiminin bitmesi, talebin otomatik olarak son model ürüne dönüştürülmesini sağlamaz.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.02.2013 tarihli, 2012/23313 E., 2013/2288 K. sayılı kararında, ayıpsız misliyle değişim talep edilen bir uyuşmazlıkta tüketiciye “son model” aracın verilmesine hükmedilmesi, taleple bağlılık ilkesine aykırı bulunmuştur. Karar, değişim talebi üzerinden kendiliğinden son model araç teslimine hükmedilemeyeceğini göstermektedir.

Bununla birlikte taraflar, değişim borcunun belirli bir yeni modelin teslimiyle yerine getirilmesi konusunda anlaşabilir. Böyle bir anlaşmada hangi ürünün, hangi kapasite ve donanımla verileceğinin açık olması gerekir. “Yeni model verilecek” şeklindeki genel bir ifade, aynı serinin farklı özelliklere sahip seçenekleri bulunduğunda yeni bir uyuşmazlığa neden olabilir.

Anlaşma bulunmadığında ise teklif edilen ürünün ilama uygunluğu değerlendirilir. Hükümde belirlenen üründen farklı bir malın teslimi, yalnız üreticinin bu malı “muadil” olarak adlandırmasıyla ilamın yerine getirildiği sonucunu doğurmaz.

Yeni Modelin Düşük Donanımlı Sürümü Verilebilir mi?

Yeni modelin hangi donanım seviyesinde olduğu, satın alınan ürünün özellikleriyle karşılaştırılarak değerlendirilir. Güncel serinin giriş paketi bazı durumlarda eski serinin üst paketindeki özellikleri taşıyabilir. Buna karşılık daha yeni ve daha pahalı bir ürün, tüketicinin satın aldığı malda bulunan önemli bir işlevi içermeyebilir.

Örneğin 256 GB depolama kapasitesine sahip bir telefonun yerine daha yeni fakat 128 GB kapasiteli cihaz teklif edildiğinde, yeni işlemcinin varlığı depolama eksikliğini gidermez. Otomatik şanzımanlı araç karşılığında manuel şanzımanlı araç teklif edilmesi veya mop yıkama istasyonu bulunan robot süpürge yerine bu işlevi taşımayan ürün sunulması da kullanım özelliklerini doğrudan etkiler.

Bu ölçütlerin somut olaya uygulanmasında, donanım paketinin ticari adı kadar içeriği de önemlidir. Yeni serinin “standart” isimli seçeneği eski üründeki özellikleri karşılıyorsa yalnız paket adından hareketle değerlendirme yapılamaz. Eski üründeki esaslı bir özellik eksikse, yeni model yılının veya daha yüksek satış fiyatının bu eksikliği telafi edip etmediği teknik yönden incelenmelidir.

Karşılaştırmanın sağlıklı yapılabilmesi için iki ürünün katalogları, kullanım kılavuzları ve donanım listeleri birlikte değerlendirilir. Özellik farklarının tartışmalı olduğu durumlarda bilirkişinin hangi işlevin eksik veya üstün olduğunu ve bunun kullanım üzerindeki etkisini açıklaması gerekir.

Yeni Model İçin Tüketiciden Fiyat Farkı İstenebilir mi?

Mahkeme kararında öngörülen değişim borcunun yerine getirilmesi, yeni bir satış gibi ele alınarak tüketiciye güncel fiyat üzerinden ek ödeme yükümlülüğü yüklenemez. Değişim hakkının kullanılması nedeniyle ortaya çıkan masrafların hangi tarafa ait olduğu da 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesinde düzenlenmiştir. Yargılama sırasında fiyatların artması, hükmedilen edimin yerine getirilmesini kendiliğinden fiyat farkı ödenmesine bağlamaz.

Tüketicinin ayrıca daha üst bir ürün seçmesi ise farklı değerlendirilir. Örneğin aynı kapasitedeki telefonla değişim yerine daha yüksek depolama kapasitesine sahip başka bir cihaz üzerinde anlaşılması hâlinde, taraflar bu ek tercihin bedelini kararlaştırabilir. Ancak tüketicinin kabul etmediği bir model yükseltme işlemi, mevcut değişim hakkının kullanılmasının zorunlu koşulu hâline getirilemez.

Bir başka mesele, aynen teslim gerçekleşmediğinde ayıpsız mislin parasal karşılığının hesaplanmasıdır. Yeni modelin bedeli bu hesapta karşılaştırma amacıyla kullanılabilir. Yeni üründe bulunup eski üründe bulunmayan donanımların parasal değerinin ayrıştırılması, tüketiciden değişim ücreti alınmasıyla farklı hukuki temellere dayanır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.02.2026 tarihli, 2025/8594 E., 2026/842 K. sayılı kararında, üretimi bulunmayan kumaş kesim makinesinin değeri belirlenirken eski ve yeni makinenin teknik özelliklerinin karşılaştırılması, üstün ve eksik özelliklerin parasal karşılıklarının açıklanması ve yeni makinedeki ilave aksamın değerinin ayrıştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Yalnız satış tarihindeki bedelin Yİ-ÜFE artışıyla güncellenmesi yeterli görülmemiştir.

Dikey Süpürgenin Üretimi Bittiyse Hangi Özellikler Karşılaştırılır?

Dikey süpürgelerde satın alınan ürünün tam model ve paket içeriği belirlenmelidir. Aynı seri içinde farklı batarya, başlık ve aksesuarlarla satılan seçenekler bulunabileceğinden, yalnız seri adı üzerinden yapılan karşılaştırma eksik kalabilir.

Emiş ve temizlik performansı, bataryanın çalışma süresi, değiştirilebilir olması, filtreleme sistemi, ağırlık ve kullanım biçimi birlikte değerlendirilmelidir. Satış paketinde yer alan motorlu zemin başlığı, küçük motorlu başlık veya özel temizlik aparatı da karşılaştırmanın parçasıdır. Tüketicinin belirli bir yüzeyi temizlemek için satın aldığı başlığın yeni pakette bulunmaması, gövdenin daha yeni olmasıyla açıklanabilecek bir husus değildir.

Örneğin iki bataryayla satılan bir süpürgenin yerine tek bataryalı ürün teklif edildiğinde toplam kullanım imkânı değerlendirilmelidir. Islak temizlik özelliği bulunan bir cihaz karşılığında yalnız kuru temizlik yapan bir ürün sunulması da esaslı bir işlev farkı yaratabilir. Buna karşılık yalnız aksesuarın şeklinin veya ürünün dış tasarımının değişmesi, aynı işlevin korunması hâlinde farklı bir değerlendirme gerektirir.

Teknik raporun, yeni süpürgenin “daha gelişmiş” olduğunu belirtmekle yetinmemesi gerekir. Hangi özelliklerin korunduğu, hangilerinin değiştiği ve bu değişikliklerin tüketicinin kullanımına etkisi açıklanmalıdır. Bu örnekler, ayıpsız misil değerlendirmesinin dikey süpürgelere uygulanmasına ilişkindir; her özellik farkı için önceden belirlenmiş tek bir sonuç bulunmaz.

Robot Süpürgenin Yerine Hangi Model Verilebilir?

Robot süpürgelerde ürünün işlevi, süpürme gücünün yanında haritalama, engel algılama, mop kullanımı ve istasyon özelliklerinden oluşur. Bir ürünün yüksek emiş gücüne sahip olması, satın alınan cihazdaki diğer işlevlerin eksikliğini kendiliğinden karşılamaz.

Otomatik toz boşaltma, mop yıkama, kurutma ve su yönetimi işlevleri bulunan bir istasyonla birlikte alınan ürünün değişiminde bu özellikler değerlendirilmelidir. Tüketicinin elle müdahale ihtiyacını azaltan istasyon, satışın önemli bir unsuruysa yalnız süpürge gövdesi veya daha sınırlı işlevleri olan istasyonla yapılan teklif ayrıca incelenir.

Haritalama ve uygulama işlevleri de aynı kapsamda önem taşır. Örneğin birden fazla katın haritasını saklayabilen bir cihaz karşılığında bu özelliği taşımayan ürün verilmesi, çok katlı bir konutta kullanımı etkileyebilir. Satış sırasında vaat edilmiş belirli bir işlevin yeni üründe bulunmaması, yalnız model adının yeniliğiyle giderilmiş sayılmaz.

Robot süpürgenin tamamen farklı bir seriye geçirilmesi teklif edildiğinde, karşılaştırma ürünün bütünü üzerinden yapılmalıdır. İstasyonun boyutu ve kurulum ihtiyacı gibi kullanım koşulları da somut uyuşmazlıkta önem kazanabilir. Yeni ürünün fiyatı, bu incelemenin tek ölçütü olamaz.

Üretimden Kalkan Otomobilin Yerine Yeni Kasa veya Başka Model Verilir mi?

Otomobillerde ayıpsız misil belirlenirken marka ve modelin yanında motor, şanzıman, yakıt türü, gövde, çekiş sistemi ve donanım özellikleri dikkate alınır. Üreticinin aynı model adını koruyarak yeni kasa çıkarması, iki aracın bütün özelliklerinin aynı olduğu anlamına gelmez. Model adının değişmesi de teknik karşılaştırmayı gereksiz kılmaz.

Benzinli bir aracın üretiminin kaldırılıp yalnız elektrikli seçeneğin satışa sunulması, tüketicinin kullanım koşullarını önemli ölçüde değiştirebilir. Şarj imkânı, kullanım biçimi ve teknik nitelikler değerlendirilmeden bu araçların eşdeğer olduğu kabul edilemez. Benzer şekilde otomatik şanzıman, dört tekerlekten çekiş veya belirli güvenlik donanımları, başka özelliklerdeki üstünlükle kendiliğinden telafi edilmiş sayılmaz.

Değişim hakkının doğması bakımından arızanın niteliği de belirleyicidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.01.2025 tarihli, 2024/1768 E., 2025/336 K. sayılı kararında, üretimden kaynaklanan ve şanzıman değişikliklerine rağmen giderilemeyen EDC tipi çift kavramalı vites kutusu arızaları bakımından aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi uygun bulunmuştur. Araçtan beklenen yararın sağlanamaması ve giderilemeyen arızaların kullanım üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir.

Değişim hakkının kabul edilmesiyle hangi yeni aracın teslim edileceği birbirini izleyen incelemelerdir. Ayıplı araç karşılığında üreticinin güncel ürün listesinden herhangi bir otomobil seçilemez. Tarafların belirli bir araç üzerinde anlaşması mümkün olmakla birlikte, anlaşma yoksa hükmedilen edim ve ilamın infaz sınırları esas alınır.

Üretimi Sona Eren Telefonun Yerine Hangi Telefon Verilir?

Telefonlarda aynı serinin yeni nesli ile başka bir serinin benzer fiyatlı modeli arasında önemli farklılıklar bulunabilir. Depolama kapasitesi, ekran, kamera, bağlantı özellikleri ve cihazın kullanım amacına etkili diğer nitelikler birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin yüksek depolama kapasitesi nedeniyle satın alınan bir telefonun yerine daha düşük kapasiteli yeni nesil cihaz teklif edilmesi, tüketicinin tercihinin önemli bir unsurunu ortadan kaldırabilir. Benzer şekilde belirli bir kamera veya ekran özelliği, satın alınan ürünün niteliğine dâhilse diğer bazı özelliklerin geliştirilmiş olması yeterli kabul edilemez.

Yazılım desteği bakımından da satışta verilen somut taahhütlerle tüketicinin ürünün niteliğinden makul olarak beklediği kullanım imkânları değerlendirilir. Donanım özelliklerinin kâğıt üzerinde benzer görünmesi, temel işlevlerini kullanamayan bir cihazı uygun hâle getirmez.

Sıfır telefonla ilgili değişim yükümlülüğünün yenilenmiş cihazla yerine getirilmesi teklif edildiğinde, cihazın bu niteliği açık olmalıdır. Tüketicinin bilinçli olarak kabul ettiği farklı bir çözüm ile mahkeme kararındaki edimin yerine getirilmesi ayrı değerlendirilir. Ürünün artık üretilmemesi, satıcıya tüketicinin kabulü olmaksızın cihazın niteliğini değiştirme yetkisi vermez.

Ürün Tamamen Piyasadan Kalkmışsa Dava Talebi ve Mahkeme Hükmü Nasıl Kurulmalıdır?

Ürünün aynı modelinin, kullanılmamış stoklarının ve devam niteliğindeki seçeneklerinin bulunmaması hâlinde, başka marka veya seriden bir malın teslimi kendiliğinden zorunlu hâle gelmez. Öncelikle değişim talebinin koşulları ve talebin kapsamı değerlendirilir. Değişime hükmedilmiş olmasına rağmen aynen teslim sağlanamıyorsa ilamın İİK m. 24 çerçevesinde parasal karşılık üzerinden infazı gündeme gelir.

Bu aşamada tüketicinin sözleşmeden dönerek ödediği satış bedelini geri istemesi ile değişim ilamının icrada bedele dönüşmesi arasında önemli bir ayrım vardır. İİK m. 24 uygulamasında, ilamda değer bulunup bulunmadığı ve değerin çekişmeli olup olmadığına göre kanundaki değerleme yöntemi işletilir. Satıcının eski fatura bedelini teklif etmesi, her değişim ilamının bu tutar ödenerek yerine getirilebileceği anlamına gelmez.

Dava talebinde ürünün tam olarak tanımlanması bu nedenle önemlidir. Telefonda model ve depolama kapasitesi, süpürgede paket ve istasyon içeriği, otomobilde tip ve donanım özellikleri uyuşmazlığın kapsamına göre belirlenmelidir. Ayıplı ürünün iadesi, değişimden sorumlu kişiler ve karşılıklı yükümlülükler de infazda tereddüt yaratmayacak açıklıkta ele alınmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.11.2024 tarihli, 2023/5269 E., 2024/3729 K. sayılı kararında, ayıpsız misliyle değişim yanında tüketicinin sorumluluğundaki kaza nedeniyle oluşan değer kaybının davalıya ödenmesi, değişim talebinin sonuçları kapsamında değerlendirilmiştir. Bu karar, iade edilecek malın durumunun da hükmün kurulmasında önem taşıdığını göstermektedir.

Mahkeme hükmünün açıklığı, üretimi sona eren malın yerine neyin teslim edileceğinin ve teslim gerçekleşmediğinde hangi edimin tahsil edileceğinin belirlenmesini sağlar. Eski ürünün geri alınması ve ayıpsız mislin teslimi yönünden karşılıklı yükümlülüklerin ortaya konulması, tüketicinin elindeki kararı fiilen uygulatabilmesi bakımından da doğrudan önem taşır.

Ayıpsız Misliyle Değişim Kararı İİK m. 24 Kapsamında Nasıl İcraya Konulur?

Ayıpsız misliyle değişim kararının yerine getirilmesinde başvurulacak yol, İcra ve İflas Kanunu’nun taşınır teslimini düzenleyen 24. maddesidir. Tüketici, mahkeme kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatabilir. İcra müdürlüğü, borçluya taşınır teslimine ilişkin icra emri göndererek hükümde belirtilen malın yedi gün içinde teslimini ister. Bu süre, firmanın kendi değişim prosedürüne göre belirlediği bir bekleme süresi olmayıp icra emrinin tebliğiyle başlayan kanuni süredir.

Takip talebi hazırlanırken hükümdeki ürünün marka, model ve ayırt edici özelliklerinin doğru aktarılması gerekir. Kararda eski ürünün iadesi karşılığında değişime hükmedilmişse tüketicinin bu yükümlülüğü de takipte gösterilmelidir. Sadece yeni ürünün teslimini isteyen, eski ürünün iadesinden hiç söz etmeyen bir takip talebi, karşılıklı ifa bakımından uyuşmazlık doğurabilir.

Satım sözleşmesinden kaynaklanan olağan bir ayıpsız misliyle değişim kararının icrası için kural olarak kesinleşme beklenmez. Firmanın istinaf veya temyiz başvurusunda bulunması da tek başına icrayı durdurmaz. İcranın geri bırakılmasına ilişkin usulüne uygun bir karar bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Dolayısıyla firmanın “Kararı üst mahkemeye taşıdık” açıklaması, kendiliğinden teslim yükümlülüğünü askıya almaz.

Tüketici hakem heyetinin değişim kararları da 6502 sayılı Kanun’un 70. maddesi uyarınca ilamların icrasına ilişkin hükümler çerçevesinde yerine getirilir. Hakem heyeti kararına itiraz edilmesi, kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; bunun için mahkemenin durdurma kararı vermesi gerekir.

Firma Yeni Ürünü Teslim Etmezse Aynen İfa Nasıl Sağlanır?

İİK m. 24, teslim hükmünün borçlunun isteğine bırakılmasını önleyen bir düzenlemedir. Borçlu icra emrine uymaz ve hükmolunan taşınır veya misli elinde bulunursa mal, icra organları aracılığıyla alınarak alacaklıya teslim edilir. Tüketicinin mağazaya giderek ürünü kendisinin alması, depoya girmesi veya firma çalışanlarını teslim yapmaya zorlaması söz konusu değildir. Cebri icra yetkisi devletin icra organlarına aittir.

Bununla birlikte icra müdürlüğünün yetkisi, mahkemenin hükmettiği edimle sınırlıdır. Belirli özelliklere sahip bir robot süpürgenin değişimine ilişkin karar, aynı markanın herhangi bir mağazasındaki en pahalı cihazın tüketiciye verilmesine dayanak oluşturmaz. Üçüncü kişiye ait bağımsız bir bayinin stokları da sırf aynı markayı sattığı için hüküm borçlusunun malvarlığı sayılamaz.

Hüküm konusu mal veya misli borçlunun elinde bulunmuyorsa İİK m. 24’teki bedel tahsili aşaması gündeme gelir. Bu bedel ödenmezse ayrıca yeni bir icra emri gönderilmesine gerek olmaksızın haciz yoluyla tahsil süreci yürütülür. Ancak bu düzenleme, firma bakımından her durumda “İstersem ürün veririm, istersem eski fatura bedelini öderim” şeklinde serbest bir seçim hakkı yaratmaz.

Eski Ürün İade Edilmeden İcra Takibi Başlatılabilir mi?

Takibin başlatılmasıyla tüketicinin yeni ürünü veya onun yerine belirlenen bedeli teslim alması farklı aşamalardır. Tüketicinin eski ürünü henüz firmaya vermemiş olması, her durumda icra dosyası açılmasını engellemez. Bununla birlikte karşılıklı teslim yükümlülüğü içeren bir kararın yalnızca tüketici lehine olan bölümünün yerine getirilmesi istenemez. İade yükümlülüğünün de icra sürecinde karşılanması gerekir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.04.2022 tarihli, 2021/12358 E., 2022/5006 K. sayılı kararında, ayıplı aracın iadesi ile ayıpsız mislin teslimini birlikte öngören ilamın icrasında, tüketicinin de iade yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği kabul edilmiştir. İadenin gerçekleştiğini gösteren belge sunulmaması ve teslimin sağlanması için icra müdürlüğüne de başvurulmaması hâlinde, tüketici kendi edimini yerine getirinceye kadar takibin durdurulması gerektiği benimsenmiştir.

Bu nedenle tüketicinin takip talebiyle birlikte ürünün nerede bulunduğunu, hangi parçalarıyla iadeye hazır olduğunu ve teslimin nasıl sağlanmasını istediğini açıklaması önem taşır. Ürün zaten firmanın servisindeyse servis belgesi sunulmalı; tüketicideyse karşılıklı teslim işlemlerinin düzenlenmesi talep edilmelidir.

Birlikte ifa, tüketicinin eski ürününü belgesiz biçimde bırakıp belirsiz süreyle yenisini beklemesi anlamına gelmez. Eski ürünün iadesi ile yeni ürünün teslimi veya koşulları oluşmuşsa bedelin ödenmesi, ilama uygun biçimde birbirine bağlanmalıdır. Firmanın yeni ürünü hazırladığı, tüketicinin de eski ürünü teslim ettiği bir işlem düzeni kurulabilir. Uyuşmazlık varsa bu düzenin icra dosyası üzerinden yürütülmesi, taraflardan birinin edimini yerine getirip karşılığını alamaması riskini azaltır.

Eski Ürünü Kim Alacak, Yeni Ürünü Kim Teslim Edecek?

İcra takibinin muhatabı, hükümde borçlu olarak gösterilen kişi veya şirkettir. Satıcı, üretici ve ithalatçı arasındaki sorumluluk, mahkeme kararının tarafları ve hüküm fıkrası üzerinden değerlendirilir. Yalnızca satıcı hakkında verilen bir kararın, davada taraf olmayan başka bir şirket aleyhine doğrudan uygulanması mümkün değildir.

Fiilî teslimi şirket çalışanı, yetkilendirilmiş servis veya taşıma şirketi gerçekleştirebilir. Ancak teslimi yapan ya da eski ürünü alan kişinin hangi şirket adına hareket ettiği belirli olmalıdır. Özellikle internetten alınan telefon ve süpürgelerde, satış platformu, satıcı mağaza, ithalatçı ve yetkili servis farklı tüzel kişiler olabilir. Ürünün markasına bakılması, doğru teslim muhatabını belirlemek için yeterli değildir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2025/4637 E., 2025/7256 K. sayılı kararında, karşılıklı edimler içeren değişim ilamına dayanılarak şirket tarafından eski aracın iadesi için ayrı takip başlatılması uygun bulunmamıştır. İncelenen ilam bakımından şirketin, tüketicinin başlattığı takip dosyasında talepte bulunarak aracın teslimini sağlayabileceği kabul edilmiştir. Bu karar, iade ile değişimin aynı icra süreci içinde ele alınmasının önemini göstermektedir.

Teslimin tüketicinin adresinde mi, firmanın deposunda mı, serviste mi yapılacağı ise hüküm, ürünün niteliği ve somut teslim koşulları gözetilerek belirlenir. Firmanın değişim giderlerinden sorumlu olması, bütün ürünler bakımından aynı adresten alım yönteminin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık tüketiciye haber vermeden uzak bir depo adresi bildirilmesi veya taşıma organizasyonunun belirsiz bırakılması da teslimin sağlandığını göstermez.

Firma Ayıplı Ürünü Teslim Almıyorsa Tüketici Ne Yapmalıdır?

Firmanın ürünü almaktan kaçınması, tüketicinin iade borcunun süresiz biçimde askıda kalmasını gerektirmez. Bunun için teslim iradesinin somutlaştırılması gerekir. “Ürün bende, gelip alabilirsiniz” şeklindeki belirsiz bir açıklama yerine ürünün kimliği, bulunduğu yer, teslim için uygun koşullar ve mahkeme kararıyla bağlantısı açıkça ortaya konulmalıdır.

İcra dosyasına verilecek dilekçede ürünün iadeye hazır olduğu bildirilmeli; karşılıklı teslim işlemlerinin yapılması, borçluya gerekli bildirimin gönderilmesi ve teslimin kabul edilmemesi hâlinin tutanağa geçirilmesi istenmelidir. Firma daha önce teslim adresi vermiş fakat ürün o adreste kabul edilmemişse yazışmalar, kargo kayıtları ve teslimden kaçınmayı gösteren belgeler dosyaya sunulmalıdır. Tüketicinin amacı, iadenin gerçekleşmemesinin kendi davranışından kaynaklanmadığını ispatlayabilmektir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 106 ve 107. maddeleri de bu noktada önem taşır. Gereği gibi sunulan edimi haklı bir neden olmadan kabul etmeyen taraf bakımından alacaklı temerrüdü gündeme gelebilir. Şartları oluştuğunda teslim edilecek malın usulüne uygun biçimde tevdi edilmesi, yani hukuken belirlenen yere bırakılması yoluyla borçtan kurtulma imkânı vardır. Bu nedenle firmanın ürünü almaması karşısında başvurulacak yol, ürünü mağazanın kapısına bırakmak veya çalışanın önüne zorla koymak değildir.

İcra dosyasında teslimin sağlanamaması ve tevdiye ihtiyaç duyulması hâlinde, somut olayın koşullarına göre tevdi mahalli belirlenmesi istenebilir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2016 tarihli, 2016/4690 E., 2016/8860 K. sayılı kararında, mahkeme kararından doğan ödemenin kabul edilmemesi üzerine yapılan tevdi mahalli başvurusunun, HMK m. 382 ve 383 kapsamında sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar para borcuna ilişkin olmakla birlikte, tevdi yerinin belirlenmesindeki görev kuralını açıklamaktadır.

Tevdi kararının alınmasıyla ürünün gerçekten ve usulüne uygun biçimde tevdi edilmesi de ayrı işlemlerdir. Ayrıca otomobil gibi sicile kayıtlı mallarda yalnızca depoya bırakma işlemi, mülkiyetin devrine ilişkin gereklilikleri kendiliğinden karşılamaz.

Eski Ürünün İade Edildiği Nasıl İspatlanır?

İade belgesinin, hangi ürünün kime ve hangi amaçla verildiğini göstermesi gerekir. Ürünün markasının yazıldığı, teslim alanın adının veya temsil ettiği şirketin bulunmadığı bir kâğıt, sonraki uyuşmazlığı çözmekte yetersiz kalabilir. Teslim icra müdürlüğü aracılığıyla gerçekleştiriliyorsa işlemin ayrıntılarının tutanağa geçirilmesi istenmelidir. İİK m. 8 uyarınca icra dairesi tutanakları, aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir.

Telefon bakımından IMEI ve seri numarası; dik süpürge ile robot süpürgede model kodu ve seri numarası; otomobilde plaka ve şasi numarası teslim belgesinde yer almalıdır. Şarj cihazı, batarya, süpürge başlıkları, robotun istasyonu, araç anahtarları ve diğer parçalar da teslim kapsamına göre ayrı ayrı belirtilmelidir. Ürünün görülebilen mevcut durumu, teslim tarihi, teslim alanın kimliği ve yetkisi ile ilgili mahkeme ve icra dosyası bilgileri aynı belgede gösterilebilir.

Servise teslim ile mahkeme kararı gereğince iade her zaman aynı işlem değildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.05.2017 tarihli, 2015/5224 E., 2017/7894 K. sayılı kararında, buzdolabının bırakıldığı onarım atölyesinin borçlu şirkete bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Hukuken teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmadan takip ve faiz hakkında karar verilmesi uygun bulunmamıştır.

Bu nedenle tamir amacıyla düzenlenmiş bir servis formu, başka hiçbir açıklama olmadan nihai iade belgesi gibi kullanılmamalıdır. Ürün zaten yetkili serviste bulunuyorsa, mahkeme kararının infazı kapsamında firmaya iade edilmiş sayılıp sayılmadığı yazılı olarak açıklığa kavuşturulmalıdır.

Kargoyla gönderimde de teslim kaydı çoğu zaman paketin ulaştığını gösterir; paketin içeriği ve gönderim amacı ayrıca tartışılabilir. Seri numarasını gösteren fotoğraflar, paketleme görüntüleri, içerik listesi, firmanın gönderim talimatı ve teslim belgesi birlikte saklanmalıdır. Fotoğraf veya video yardımcı delildir; yetkili kişiye yapılmış teslimi gösteren belgenin yerini her durumda tek başına tutmaz.

Araçlarda Anahtar Teslimi ve Yediemine Bırakma Yeterli midir?

Otomobilin iadesinde fiilî teslim ile hukuki devrin birlikte ele alınması gerekir. Aracın anahtarının verilmesi, servise park edilmesi veya yediemin deposuna bırakılması, her durumda iade yükümlülüğünün tamamlandığı anlamına gelmez. Sicil ve mülkiyet işlemlerinin de hükme uygun biçimde sonuçlandırılması gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.11.2015 tarihli, 2014/17814 E., 2015/19465 K. sayılı kararında, ayıplı aracın icra müdürü huzurunda yediemin deposuna bırakılmasının, şirket adına tescili sağlanmadıkça iade yükümlülüğünü yerine getirmeye yeterli olmadığı kabul edilmiştir. İİK m. 24 uyarınca belirlenen bedelin tüketiciye ödenmiş olması karşısında, aracın şirket adına devri için tüketiciye muhtıra ile süre verilmesi ve bu süre içinde devir gerçekleşmezse ödenen bedelin İİK m. 361 gereğince iadesinin isteneceğinin ihtar edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Araç teslimi planlanırken anahtarlar, ruhsat, aracın bulunduğu yer, mevcut hasar durumu ve devir işlemleri birlikte düzenlenmelidir. Yeni aracın teslimiyle eski aracın devrinin birbirinden koparılması, tüketici bakımından tahsil edilen bedelin geri istenmesine kadar uzanan sorunlar doğurabilir.

Araç üzerindeki rehin, haciz veya başka kayıtlar da ayrıca incelenmelidir. Özellikle hükümde aracın takyidatlardan arındırılarak iadesi öngörülmüşse bu yükümlülük göz ardı edilemez. Değişim kararı, davada taraf olmayan bankanın veya başka bir alacaklının hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Devir için gerekli işlemler, ilgili hak sahipleri ve kayıt mercileri de gözetilerek yürütülmelidir.

Ürün Bulunamazsa Eski Fatura Bedeli mi, Güncel Değer mi Ödenir?

İİK m. 24 kapsamında tahsil edilecek bedel belirlenirken öncelikle ilam incelenir. Hükümde teslim yerine ödenecek belirli bir bedelin bulunmasıyla, yalnızca ürünün satın alma fiyatından söz edilmesi aynı şey değildir. Dosyada fatura bulunması veya dava değerinin eski satış bedeli üzerinden gösterilmesi, her durumda tahsil edilecek tutarın o rakamla sınırlı olduğu anlamına gelmez.

Kanun, taşınırın değerinin ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu durumda haciz tarihindeki rayicin esas alınmasını öngörür. Değer, borsa veya ticaret odasından; bunların bulunmadığı yerlerde icra müdürünün seçeceği bilirkişiden alınacak bilgiyle belirlenir. İcra müdürlüğünün değer tespiti, icra mahkemesinin şikâyet yoluyla denetimine tabidir.

Buradaki “haciz tarihi”nin hangi tarih olduğu, dosyadaki teslim ve bildirim işlemleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.04.2016 tarihli, 2016/5373 E., 2016/7660 K. sayılı kararında, ayıplı aracın teslimi sağlanmış olmak kaydıyla, borçlunun ayıpsız aracın elinde bulunmadığını bildirdiği tarihin esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla eski ürün hiç iade edilmemişken, firmanın herhangi bir tarihte söylediği “Stok yok” sözünü bütün dosyalarda doğrudan değerleme tarihi saymak mümkün değildir.

Değerlemenin konusu da doğru belirlenmelidir. Sıfır ve ayıpsız bir ürünün teslimine hükmedilmişse tüketicinin yıllardır kullandığı ayıplı ürünün ikinci el satış fiyatı araştırılarak sonuca gidilemez. Araştırma, hükmedilen niteliklerdeki ayıpsız ürünün karşılığını bulmaya yönelmelidir. Nitekim Yargıtay’ın taşınır teslimine ilişkin kararlarında, sıfır kilometre araçla değişim hükmünün ikinci el oto pazarı fiyatı üzerinden yerine getirilmesi uygun bulunmamıştır.

Bu nedenle eski fatura bedelinin tüketicinin hesabına yatırılması, değişim hükmünün bütünüyle yerine getirildiğini tek başına göstermez. Ödemenin hangi borca karşılık yapıldığı ve ilama göre başka bir tutarın tahsilinin gerekip gerekmediği ayrıca incelenmelidir.

Yeni Modelin Donanım Farkı İcra Aşamasında Nasıl Hesaplanır?

Üretimi sona eren bir ürünün ayıpsız değerini belirlemek için yeni modelin fiyatından yararlanılması gerekebilir. Ancak yeni modelin fiyatının bütünüyle esas alınması da eski ürünün fiyatının yalnızca enflasyon oranıyla artırılması da her olayda doğru sonuç vermez. Önce teknik karşılaştırma yapılmalıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.02.2026 tarihli, 2025/8594 E., 2026/842 K. sayılı kararında, değişime konu makinenin değeri bakımından teknik belgelerin ve kitapçıkların toplanması, eski ve yeni makine arasındaki farklılıkların somutlaştırılması gerektiği belirtilmiştir. Yeni makinede bulunup eskisinde bulunmayan aksamın parasal karşılığının ayrıştırılması istenmiş; geçmiş satış bedelinin Yİ-ÜFE ile güncellenmesine dayanan rapor yeterli bulunmamıştır.

Bu yöntem tüketici ürünlerine uygulandığında, karşılaştırmanın yalnızca model yılı veya katalog fiyatı üzerinden yapılamayacağı görülür. Telefonda depolama kapasitesi, kamera özellikleri ve işlemci; robot süpürgede haritalama sistemi, istasyonun işlevleri ve temizlik özellikleri; dik süpürgede batarya, başlıklar ve kullanım kapasitesi ayrı ayrı ele alınmalıdır. Otomobilde ise motor, şanzıman, donanım paketi ve diğer özelliklerin fiyat üzerindeki etkisi değerlendirilir.

Örneğin, tamamen varsayımsal olarak, yeni modelin değeri 60.000 TL ve eski modelde bulunmayan ek işlevlerin belgelenmiş karşılığı 8.000 TL ise, diğer özelliklerin eşdeğerliği de doğrulanmak şartıyla 52.000 TL üzerinden bir değerlendirme gündeme gelebilir. Bu örnek, firmanın tüketiciden otomatik olarak 8.000 TL isteyebileceğini göstermez; bedel tespitinde karşılaştırılan ürünlerin farklılıklarının nasıl ayrıştırılabileceğini açıklar.

Aynen teslim öneriliyorsa ayrıca sunulan cihazın hükümdeki nitelikleri karşılayıp karşılamadığı incelenir. Firmanın “Bu yeni seri” demesi, daha düşük kapasite veya eksik işlevle teslimi kendiliğinden uygun hâle getirmez. Tarafların farklı bir ürün üzerinde anlaşması mümkündür; böyle bir anlaşmada model, donanım, varsa ödeme ve karşılıklı teslim koşulları açıkça yazılmalıdır.

Kullanım Bedeli, Yıpranma ve Sonradan Oluşan Hasar Değişimi Nasıl Etkiler?

Tüketicinin ürünü dava veya icra süresince kullanmış olması, firmaya kendiliğinden bir kullanım bedeli kesme yetkisi vermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2005 tarihli, 2005/4-309 E., 2005/391 K. sayılı kararında, o tarihte yürürlükteki 4077 sayılı Kanun kapsamında kullanım bedeli indirimi yapılması kabul edilmemiştir. Karar, eski kanun dönemine ait olmakla birlikte, değişim ile olağan kullanım karşılığında bedel kesilmesinin birbirine karıştırılmaması bakımından önemlidir.

Buna karşılık ürünün normal kullanımından doğan eskimeyle, tüketicinin sorumluluğundaki ayrı bir hasar aynı şekilde değerlendirilemez. Telefonun düşürülerek kırılması, süpürgenin bir parçasının kaybedilmesi veya aracın dava konusu ayıptan bağımsız bir kazada zarar görmesi, iade edilecek ürünün durumu bakımından ayrıca incelenebilir. Firma bu gerekçelerle keyfî bir kesinti yapamaz; hasarın kaynağı, niteliği ve varsa karşılığı belirlenmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli, 2022/2099 E., 2023/5794 K. sayılı kararında, araçta dava konusu ayıp dışında oluşan hasar değerlendirilmiştir. Daire, bu hasarın doğurduğu değer kaybının, birlikte ifa kapsamında aracın teslimi sırasında ödenmesi koşuluyla değişim kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kararın konusu olağan kullanım nedeniyle yaşlanma değil, ayıptan bağımsız hasarın karşılanmasıdır.

Ürünün üçüncü kişiye satılması ise daha farklı sonuçlar doğurabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.03.2024 tarihli, 2023/2983 E., 2024/1070 K. sayılı kararında, dava sırasında aracını devreden davacının misliyle değişim hakkını yitirdiği kabul edilmiştir. Bununla birlikte diğer seçimlik haklarına ilişkin talebi değerlendirilmeden davanın reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Dolayısıyla karar, aracın satılmasıyla ayıptan doğan bütün hakların kendiliğinden sona erdiği şeklinde okunamaz.

Değişim davası veya icra takibi sürerken ürünün satılması, hurdaya ayrılması ya da parçalarının elden çıkarılması, karşılıklı teslimin gerçekleştirilmesini güçleştirir. Tüketicinin ürünü muhafaza etmesi ve teslim kapsamını koruması, elde ettiği kararın uygulanabilmesi bakımından doğrudan önem taşır.

Faiz, İcra Giderleri ve Dosyanın Kapatılması Nasıl Değerlendirilir?

Değişim kararının bedel tahsiline dönüşmesi hâlinde faiz başlangıcı, yalnızca dava veya karar tarihine bakılarak belirlenemez. Hükümdeki faiz düzenlemesi, eski ürünün iadesi, teslimin kabul edilmemesi ve belirlenen bedelin borçludan hangi tarihte istendiği birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.06.2012 tarihli, 2012/3703 E., 2012/19079 K. sayılı kararında, aynen ifası mümkün olmayan araç değişimi bakımından İİK m. 24 uyarınca belirlenen bedel ele alınmıştır. İlamda faiz ve başlangıç tarihi gösterilmediğinden, belirlenen bedelin ödenmesi için borçluya gönderilecek muhtıranın tebliği ve temerrüt üzerinde durulmuştur. Mahkemenin bu bildirimleri incelemeden karar vermesi uygun bulunmamıştır.

Karşılıklı iadeye bağlı para alacaklarında tüketicinin kendi teslim yükümlülüğü de faiz bakımından önemlidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.12.2015 tarihli, 2014/20535 E., 2015/23070 K. sayılı kararında, araç iadesi ile bedelin ödenmesini birlikte öngören hüküm bakımından doğrudan karar tarihinden faiz yürütülmesi kabul edilmemiş; teslim ve usulüne uygun temerrüt koşullarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle iade sürecindeki yazışma ve tutanaklar, yalnızca ürünün geri verildiğini değil, faiz hesabına etkili tarihleri de ortaya koyabilir.

Değişim hakkının yerine getirilmesinden kaynaklanan masraflar, 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca bu hakkı yerine getiren tarafa aittir. İcra takibinde ise masrafın nihai olarak kime ait olduğu ile işlemin yapılabilmesi için başlangıçta kim tarafından avans yatırılacağı ayrılmalıdır. İİK m. 59 gereğince tüketicinin talep ettiği işlem için gider avansı yatırması gerekebilir; takip giderlerinin borçluya ait olması bu avans gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

İcra müdürlüğünün değer tespiti, teslim talebini reddetmesi veya dosya hesabı hakkında verdiği karar hukuka aykırıysa icra mahkemesine şikâyet gündeme gelir. Genel şikâyet süresi, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılması gibi süresiz şikâyet hâlleri ayrıca değerlendirilir. Şikâyet başvurusu da mahkemece durdurma kararı verilmedikçe icrayı kendiliğinden durdurmaz.

Dosyanın kapatılmasından önce yeni ürünün gerçekten teslim edilip edilmediği, teslim edilen ürünün hükme uygunluğu, eski ürünün iadesinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve varsa bedel, faiz ile giderlerin karşılanıp karşılanmadığı kontrol edilmelidir. Yeni ürünün model ve seri numarası teslim belgesine yazılmalı; eksik parçalar veya görülebilen aykırılıklar tutanağa geçirilmelidir. Yalnızca kargo teslim alındığı için bütün haklardan vazgeçildiğini belirten kapsamlı bir ibra verilmesi, teslim işleminin gerektirdiğinden daha geniş sonuçlar doğurabilir.

Ayıplı ürünün geri verilmesi ile ayıpsız mislin veya onun yerine usulüne uygun belirlenen bedelin alınması tamamlandığında, bu işlemler belgeleriyle icra dosyasına işlenmelidir. Böylece hem tüketicinin eski ürünü iade ettiği hem de firmanın mahkeme kararındaki yükümlülüğünü hangi kapsamda yerine getirdiği açıkça ortaya konulmuş olur.

Değerlendirme

Yorum yapın