Gizli Alınan Ses Kaydı Mahkemede Delil Olur mu? Hangi Durumlarda Kullanılabilir?

📅 20 Temmuz 2026 🔄 Son güncelleme: 01 Eylül 2026

Bir konuşmanın gizlice kaydedilmiş olması, o kaydın mahkemede her durumda reddedileceği anlamına gelmediği gibi, kayıtta açık bir hakaret, tehdit, aldatma itirafı veya başka bir hukuka aykırılık bulunması da kaydın mutlaka delil kabul edileceği anlamına gelmez. Ses kayıtlarında mahkemenin önce baktığı konulardan biri, konuşmanın içeriğinden çok kaydın hangi şartlarda ve ne şekilde elde edildiğidir.

Hukuk davalarında temel düzenleme HMK m.189/2’dir. Hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Ceza yargılamasında da hukuka uygun delil ilkesi geçerlidir. Bunun yanında Anayasa’nın özel hayatı ve haberleşmenin gizliliğini koruyan hükümleri ile TCK m.132, 133 ve 134’teki suç tipleri de ses kaydının alınış şekline göre gündeme gelebilir.

Bununla birlikte Yargıtay, özellikle kişinin kendisine karşı o anda işlenmekte olan tehdit, hakaret, şantaj veya benzeri bir eylemi başka türlü ispatlama imkânının bulunmadığı durumlarda alınan kayıtlarla; önceden hazırlanarak karşı tarafı konuşturmak, takip etmek veya dava için delil oluşturmak amacıyla yapılan kayıtları aynı şekilde değerlendirmemektedir.

Bu nedenle “gizli ses kaydı delil olur mu?” sorusunun cevabı, kaydın gizli olmasından ibaret değildir. Olayın ani gelişip gelişmediği, kişinin kayda konu konuşmanın tarafı olup olmadığı, başka delil elde etme imkânı bulunup bulunmadığı, kaydın önceden planlanıp planlanmadığı ve daha sonra nerede kullanıldığı birlikte değerlendirilir.

İçindekiler
  1. Ani Gelişen Tehdit veya Hakaret Sırasında Alınan Ses Kaydı Delil Olabilir
  2. Daha Önce Yaşanan Olayı Tekrar Ettirmek İçin Karşı Tarafı Arayıp Kaydetmek Farklıdır
  3. Boşanma Davasında Eşin Gizlice Sesini Kaydetmek Mümkün mü?
  4. Yargıtay 2020: Tesadüfen Öğrenilen Konuşmanın Kayda Alınması Hukuka Aykırı Sayılmadı
  5. Boşanma Davası İçin Önceden Kurgu Yapılarak Oluşturulan Ses Kaydı Delil Sayılmaz
  6. Delil Elde Etmek İçin Önceden Hazırlanan Görüşmelerde de Mahkeme Kaydın Nasıl Oluşturulduğuna Bakar
  7. “Mahkemede Kullanmak İçin Kaydettim” Demek Kaydı Kendiliğinden Hukuka Uygun Hâle Getirmez
  8. İşyerinde Tehdit Altında İmzalanan İstifa Ses Kaydıyla İspatlandı
  9. Ses Kaydının Mahkemeye Sunulması ile Başkalarına Yayılması Aynı Şey Değildir
  10. Eşin Telefonuna Casus Program Kurmak veya Evde Sürekli Kayıt Cihazı Bulundurmak Büyük Risk Taşır
  11. Yargıtay 2021 Kararında Ses ve Mesaj Kayıtlarının Elde Ediliş Şekli Nasıl Değerlendirildi?
  12. Ses Kaydı Dosyaya Sunulduysa Mahkeme Kaydı İncelemeden Karar Verebilir mi?
  13. Ses Kaydının Kesilmemiş ve Değiştirilmemiş Olması Önemlidir
  14. Gizli Ses Kaydı Tek Başına Davayı Kazandırır mı?
  15. Mahkemede Kullanılabilecek Ses Kaydı ile Suç Oluşturan Ses Kaydı Arasındaki Sınır
  16. Gizli Ses Kaydının Delil Sayılıp Sayılmayacağı Belirlenirken Neler Önemlidir?
  17. Eşimin Beni Aldattığını İspatlamak İçin Evde Gizli Ses Kaydı Yapabilir miyim?
  18. İşverenin veya Amirimin Beni Tehdit Ettiği Konuşmayı Kaydedebilir miyim?
  19. Ses Kaydını Mahkemeye Vermeden Önce Ne Yapılmalı?

Ani Gelişen Tehdit veya Hakaret Sırasında Alınan Ses Kaydı Delil Olabilir

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli, 2012/1270 E., 2013/248 K. sayılı kararı bu konuda temel içtihatlardan biridir.

Ceza Genel Kurulu, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla karşılaştığı, olayın ani geliştiği, başka şekilde delil elde etme ve o sırada yetkili makamlara başvurma olanağının bulunmadığı durumlarda yaptığı ses kaydını hukuka uygun delil olarak değerlendirmiştir. Burada kişinin yaptığı şey, daha sonra kullanılmak üzere yeni bir olay meydana getirmek değil, o anda gerçekleşen ve birkaç dakika sonra ortadan kalkacak bir vakıayı kayıt altına almaktır.

Bu yaklaşım sonraki ceza kararlarında da sürdürülmüştür.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/21558 E., 2022/4776 K. sayılı kararında telefonda hakaret ve tehdide maruz kalan kişinin aldığı ses kaydı değerlendirilmiştir. Kişinin başka delil elde etme imkânı bulunmaması ve kayıt öncesinde karşı tarafı suça tahrik eden planlı bir davranışının bulunmaması dikkate alınmış; sırf karşı tarafın bilgisi dışında alındığı gerekçesiyle kaydın hukuka aykırı sayılması doğru bulunmamıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarihli, 2020/29546 E., 2023/465 K. sayılı kararında da aynı ilke tekrar edilmiştir. Ani gelişen olayda, kişinin kendisine karşı işlenen suçu başka türlü kanıtlama imkânının bulunmaması hâlinde aldığı kayıt değerlendirmeye alınabilir.

Bu kararların hiçbiri, kişinin her tartışmayı veya telefon konuşmasını gizlice kaydetmesine genel bir izin vermemektedir. Aranan özellik, kaydın o anda gerçekleşen ve başka türlü korunması mümkün olmayan bir delili muhafaza etme amacı taşımasıdır.

Daha Önce Yaşanan Olayı Tekrar Ettirmek İçin Karşı Tarafı Arayıp Kaydetmek Farklıdır

Hakaret bir gün önce gerçekleşmiş ve kişi ertesi gün telefonunu kayda hazırlayıp karşı tarafı arayarak aynı sözleri tekrar ettirmeye çalışmışsa, ani gelişen olaydan artık söz etmek güçleşir.

Bu tür dosyalarda mahkeme, kaydı yapan kişinin karşı tarafı belirli cevaplar vermeye sevk edip etmediğine, görüşmeyi sırf delil oluşturmak amacıyla başlatıp başlatmadığına ve konuşmanın doğal seyri içinde mi yoksa önceden hazırlanmış bir kurgu sonucunda mı meydana geldiğine bakar.

Bu ayrım önemlidir. Kişinin kendisine karşı devam eden bir tehdidi kaydetmesi ile daha önce yaşanan olayı yeniden konuşturarak “itiraf kaydı” elde etmeye çalışması aynı hukuki zeminde değildir.

Boşanma Davasında Eşin Gizlice Sesini Kaydetmek Mümkün mü?

Boşanma davalarındaki ses kaydı içtihatları özellikle dikkatli okunmalıdır. Eski tarihli bazı kararlarla sonraki HMK ve Hukuk Genel Kurulu kararları birlikte değerlendirilmeden “eşler birbirlerini evde gizlice kaydedebilir” şeklinde genel bir sonuç çıkarılması doğru değildir.

Gönderdiğiniz Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.10.2008 tarihli, 2007/17220 E., 2008/13614 K. sayılı kararı bu konudaki en bilinen örneklerden biridir.

Davacı koca, eşinin sadakatinden şüphelenmiş ve eşlerin birlikte yaşadıkları konuta kadının bilgisi dışında kayıt sistemi yerleştirmiştir. Elde edilen CD üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış; kayıtta ekleme, çıkarma, kesinti veya kopyalama bulunmadığı belirlenmiştir. Kadın da seslerin kendisine ait olmadığını ileri sürmemiş, yalnız kaydın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğini savunmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut olayda eşlerin ortak yaşam alanına ve sadakat yükümlülüğüne vurgu yapmış; evlilik birliğinin yükümlülükler alanının diğer eş açısından bütünüyle dokunulmaz bir özel yaşam alanı sayılamayacağını değerlendirmiştir. Bu gerekçeyle ortak konutta elde edilen kaydı hukuka aykırı kabul etmemiş ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışın ispatında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Ancak bu karar 2008 tarihlidir. HMK m.189/2’de hukuka aykırı delillerin açıkça yasaklanması 2011 yılında gerçekleşmiştir. Ayrıca sonraki Hukuk Genel Kurulu kararlarında, kaydın planlı olarak yaratılıp yaratılmadığı ve özel hayata müdahalenin niteliği daha sıkı biçimde incelenmiştir.

Bu nedenle 2008 tarihli karar bugün “ortak eve cihaz bırakmak her zaman hukuka uygundur” şeklinde uygulanamaz.

Yargıtay 2020: Tesadüfen Öğrenilen Konuşmanın Kayda Alınması Hukuka Aykırı Sayılmadı

Bu konuda daha yeni ve özellikle önemli bir karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/3848 E., 2020/156 K. sayılı kararıdır.

Erkek, kadının güven sarsıcı davranışına ilişkin bir konuşmaya tesadüfen tanık olmuş ve konuşmayı kayıt altına almıştır. Daire, kişinin mağduru olduğu bir olayda başka türlü delil elde etme imkânı bulunmuyorsa, mevcut delili korumak amacıyla hayatın olağan akışına uygun biçimde yapılan kaydın hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini benimsemiştir.

Bu kararın 2008 tarihli karardan önemli farkı vardır. Burada saatler veya günler süren sistematik gözetimden ziyade, karşılaşılan bir olayın başka şekilde ispatının mümkün olmaması değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla boşanma davalarında da kayıt yapılmasının sebebi ve yöntemi önem taşır. Eşin karşılaştığı olay üzerine birkaç dakikalık bir konuşmayı kaydetmesi ile diğer eş evde yokken yatak odasına kayıt cihazı yerleştirip günlerce konuşmalarını dinlemesi aynı değildir.

Boşanma Davası İçin Önceden Kurgu Yapılarak Oluşturulan Ses Kaydı Delil Sayılmaz

Gönderdiğiniz ikinci önemli karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2012 tarihli, 2011/2-703 E., 2012/70 K. sayılı kararıdır.

Bu dosyada ilk derece mahkemesi eşler arasındaki konuşmaların bulunduğu CD’ye dayanarak kusur değerlendirmesi yapmıştı. Hukuk Genel Kurulu önce HMK m.189/2’deki hukuka aykırı delil yasağına değinmiş; hukuka aykırı delillerin karşı taraf itiraz etmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınmaması gerektiğini belirtmiştir.

Kurul ayrıca hukuka aykırı şekilde elde edilen delil ile hukuka aykırı biçimde yaratılan delil arasında önemli bir ayrım yapmıştır.

Somut olayda CD, karşı tarafın rızası dışında ve özellikle boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla hazırlanmış bir kurgu sonucunda oluşturulmuştu. Hukuk Genel Kurulu bu nedenle kaydı “usulsüz olarak yaratılmış delil” olarak değerlendirmiş ve hükme esas alınamayacağını kabul etmiştir.

Bu karar, gizli ses kayıtları bakımından bugün de önemli bir sınır göstermektedir.

Bir konuşma zaten gerçekleşiyorken kişinin kendisine yönelen davranışı kaydetmesi başka; karşı tarafın belirli sözleri söylemesini sağlamak üzere olay hazırlayıp kayıt üretmesi başkadır.

Delil Elde Etmek İçin Önceden Hazırlanan Görüşmelerde de Mahkeme Kaydın Nasıl Oluşturulduğuna Bakar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2014 tarihli, 2013/1183 E., 2014/960 K. sayılı kararı da ses kaydının önceden delil elde etmek amacıyla alınması tartışmasını içermektedir.

Dosyada taraflar arasında devam eden başka bir hukuki uyuşmazlık bulunmakta, bazı kişiler doktorla görüşerek konuşmaları gizlice kaydetmekte ve bu kayıtlar daha sonra mahkeme dosyasına sunulmaktaydı. Hukuk Genel Kurulu, ses kaydının elde edilme yöntemi, kaydı yapanların amacı, uyuşmazlıkla bağlantısı ve kişilik hakkına müdahale iddiasını somut olay üzerinden ayrıntılı şekilde değerlendirmiştir. Karar, “gizli kayıt varsa otomatik olarak hukuka aykırıdır” biçiminde mekanik bir yaklaşım yerine delilin elde edilme şartlarının somut olayda incelenmesi gerektiğini gösteren önemli örneklerden biridir.

“Mahkemede Kullanmak İçin Kaydettim” Demek Kaydı Kendiliğinden Hukuka Uygun Hâle Getirmez

Anayasa Mahkemesinin Alper Erarslan, B. No: 2018/16857, 29.09.2022 tarihli kararı bu konuda ayrıca önem taşımaktadır.

Başvuruda aleni olmayan bir borç görüşmesinin kişinin bilgisi dışında planlı biçimde kaydedildiği ve daha sonra bir ceza soruşturmasında kullanıldığı ileri sürülmüştür. Kaydı yapan kişi, suç teşkil ettiğini düşündüğü olayları ispatlamak amacıyla hareket ettiğini savunmuştur.

Anayasa Mahkemesi, yalnız “hakkımı ispat etmek için kaydettim” açıklamasıyla yetinilmemesi gerektiğini; kişinin özel hayatı ve kişisel verilerinin korunması yönünden kayıt yönteminin somut olarak incelenmesi gerektiğini belirtmiş ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dolayısıyla ispat amacı önemli olmakla birlikte tek başına her kaydı hukuka uygun hâle getiren bir anahtar değildir.

İşyerinde Tehdit Altında İmzalanan İstifa Ses Kaydıyla İspatlandı

Ses kayıtlarının yalnız boşanma ve ceza davalarında değil iş uyuşmazlıklarında da önemli olabildiğini gösteren karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarihli, 2015/6338 E., 2016/6464 K. sayılı kararıdır.

İşçi, işyerinde bazı görevliler tarafından baskı ve tehdide maruz bırakıldığını ve zorla istifa dilekçesi yazdırıldığını ileri sürmüştür. İşveren ise işçinin kendi isteğiyle istifa ettiğini savunmuştur.

İşçinin ceza dosyasına sunduğu ses kaydının çözümü yapılmış ve konuşmalardan istifaya zorlandığı anlaşılmıştır. Yargıtay, bu kayıt ve dosyadaki diğer olgular doğrultusunda istifa dilekçesinin gerçek ve özgür iradeyi yansıtmadığını, baskı altında alınan istifanın geçerli sayılamayacağını kabul etmiş; kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddini bozmuştur.

Bu karar da işyerinde herkesin sürekli gizlice kaydedilebileceği anlamına gelmez. Kararın özelliği, işçinin tam da baskı ve tehdit altında istifaya zorlandığını söylediği olayın kayıtla doğrulanmış olmasıdır.

Ses Kaydının Mahkemeye Sunulması ile Başkalarına Yayılması Aynı Şey Değildir

Ses kaydı konusunda en fazla gözden kaçırılan konulardan biri budur.

Bir kaydı hakkını korumak amacıyla yalnız savcılığa veya mahkemeye sunmakla, aynı kaydı aile üyelerine, komşulara, iş arkadaşlarına veya sosyal medyaya yaymak farklı hukuki sonuçlara yol açabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.01.2026 tarihli, 2025/4961 E., 2026/26 K. sayılı kararında sanık eşinin telefonuna yerleştirdiği program aracılığıyla eşinin annesiyle yaptığı konuşmaları kaydetmiş; bu kayıtları boşanma davasında kullanmış, ayrıca yakın çevredeki kişilere de göndermiş veya dinletmiştir.

Ceza yargılamasında kayıt eylemi bakımından sanığın kendisine yönelik olduğunu düşündüğü davranışları ispat amacı ve hukuka aykırılık bilinci ayrıca değerlendirilmiş; buna karşılık kayıtların komşular ve üçüncü kişilerle paylaşılması ispat sınırını aşan ifşa olarak kabul edilmiş ve bu yöndeki mahkûmiyet korunmuştur.

Bu kararın, eşin telefonuna casus program yüklemeyi genel olarak hukuka uygun saydığı şeklinde yorumlanması doğru olmaz. Somut ceza dosyasında kast ve hukuka aykırılık bilinci yönünden yapılmış özel bir değerlendirme vardır.

Fakat kararın açıkça gösterdiği husus şudur: Mahkemeye delil sunmak için sahip olunan savunma ile kaydı üçüncü kişilere yaymanın hukuki değerlendirmesi aynı değildir.

Eşin Telefonuna Casus Program Kurmak veya Evde Sürekli Kayıt Cihazı Bulundurmak Büyük Risk Taşır

Eşinizin telefonuna gizli bir uygulama yükleyip görüşmelerini kaydetmek, evde olmadığınız sırada gizli cihazla saatlerce konuşmaları dinlemek veya başka kişilerin kendi aralarındaki haberleşmelerini sistematik biçimde kaydetmek, ani gelişen olayın kaydedilmesinden çok farklıdır.

Bu durumda yalnız delilin hukuk davasında reddedilmesi sorunu çıkmaz. Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçları da gündeme gelebilir.

Kişinin konuşmanın tarafı olması dahi her durumda sınırsız kayıt yetkisi vermez. TCK, aleni olmayan bir söyleşiye katılan kişinin diğer konuşanların rızası olmaksızın kayıt yapmasını da ayrıca düzenlemektedir.

Bu nedenle özellikle uzun süreli ve sistematik kayıt uygulamalarında “nasıl olsa boşanma davasında kullanacağım” düşüncesi güvenli değildir.

Yargıtay 2021 Kararında Ses ve Mesaj Kayıtlarının Elde Ediliş Şekli Nasıl Değerlendirildi?

Gönderdiğiniz Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli, 2021/794 E., 2021/2440 K. sayılı kararı da bu noktada önemlidir.

Dosyada erkek zina nedenine dayanarak boşanma istemiş ve ses ile mesaj kayıtları sunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, kayıtların hukuka uygun biçimde elde edildiğinin erkek tarafından kanıtlanamadığını belirterek bunları hukuka aykırı delil olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay ise dosyadaki değerlendirmeyi farklı yapmış; kadının sunulan kayıtların hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ortaya koyamadığını, mesaj kayıtlarının elde edilişinin hukuka uygun olduğunu ve zina vakıasının tanık anlatımları ile diğer delillerle de ispatlandığını belirterek zina davasının reddini bozmuştur.

Kararın özellikle dikkat edilmesi gereken tarafı, ses kaydının tek başına ve koşulsuz biçimde hukuka uygun ilan edilmemiş olmasıdır. Yargıtay kayıtların elde edilme biçimini ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirmiştir.

Bu nedenle karar “gizli kaydı sunan taraf artık hiçbir açıklama yapmak zorunda değildir” şeklinde genel bir ispat yükü kuralına dönüştürülemez.

Ses Kaydı Dosyaya Sunulduysa Mahkeme Kaydı İncelemeden Karar Verebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.11.2024 tarihli, 2023/9870 E., 2024/8427 K. sayılı kararı dijital ses delillerinin yargılama sırasında nasıl inceleneceği bakımından önemlidir.

Erkek, kadının zina yaptığını ispatlamak amacıyla ses kayıtlarının bulunduğu USB belleği süresi içinde mahkemeye sunmuştur. Mahkeme bu kayıtları bilirkişiye çözdürmeden ve içeriklerini değerlendirmeden hüküm kurmuştur.

Yargıtay, ses kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmemesini eksik delil incelemesi olarak değerlendirmiş ve hükmü bozmuştur.

Bu kararın anlamı gizlice alınmış her ses kaydının hukuka uygun kabul edildiği değildir. Karar daha dar bir noktaya ilişkindir: Tarafın usulüne uygun şekilde dayandığı bir ses kaydı varsa, mahkeme dosyanın şartlarına göre kaydı hiç görmezden gelmeden içeriğini ve gerektiğinde teknik özelliklerini incelemelidir. Kaydın hukuka uygun elde edilip edilmediği ise ayrıca değerlendirilir.

Ses Kaydının Kesilmemiş ve Değiştirilmemiş Olması Önemlidir

Ses kaydının delil olarak değerlendirilmesi mümkün olsa bile başka bir tartışma daha çıkabilir: Kayıt gerçekten orijinal midir?

Gönderdiğiniz 2008 tarihli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında kayıt üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve CD’de ekleme, çıkarma, kesinti veya kopyalama bulunmadığı tespit edilmiştir.

2024 tarihli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı da USB içindeki kayıtların bilirkişi tarafından incelenmeden hüküm kurulmasını eksik inceleme saymıştır.

Bu nedenle mevcut bir ses kaydı mahkemeye sunulacaksa orijinal dosyanın korunması önemlidir. Yalnız birkaç saniyesinin kesilip gönderilmesi, kaydın tekrar tekrar farklı formatlara çevrilmesi veya konuşmanın başı ve sonunun ortadan kaldırılması, kaydın güvenilirliği ve bağlamı konusunda ayrı tartışmalara yol açabilir.

Gizli Ses Kaydı Tek Başına Davayı Kazandırır mı?

Kaydın hukuka uygun bulunması ile kayıttaki içeriğin ileri sürülen vakıayı ispatlamaya yeterli olması ayrı konulardır.

Bir konuşmada karşı tarafın söylediği sözün hangi bağlamda söylendiği, konuşmanın bütünü, kaydın kime ait olduğu, başka delillerle desteklenip desteklenmediği ve sözlerin gerçekten ileri sürülen hukuki vakıayı ortaya koyup koymadığı ayrıca değerlendirilir.

Örneğin boşanma davasında ses kaydında bir eşin karşı cinsten biriyle samimi konuşmasının bulunması, kaydın içeriğine göre güven sarsıcı davranış bakımından önem taşıyabilir; ancak her samimi konuşma zina ispatı değildir. Zina bakımından diğer deliller ve olayların bütünü değerlendirilir.

Benzer biçimde iş davasında yüksek sesle yapılan bir tartışmanın kaydı bulunması, işçinin mutlaka zorla istifa ettirildiğini göstermez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2016 tarihli kararında kayıt, tehdidi ve istifaya zorlamayı ortaya koyan konuşmalar nedeniyle etkili olmuştur. (Yargı Kararları)

Mahkemede Kullanılabilecek Ses Kaydı ile Suç Oluşturan Ses Kaydı Arasındaki Sınır

Ses kaydı uyuşmazlıklarında “delil olabilir mi?” ve “kaydı almak suç mudur?” soruları birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bir kayıt hukuk davasında hukuka aykırı bulunup değerlendirme dışı bırakılabilir. Aynı kayıt şekli ceza hukuku bakımından TCK m.132, 133 veya 134 kapsamında soruşturma konusu olabilir. Buna karşılık kişinin kendisine karşı aniden işlenen bir suç sırasında, başka türlü delil elde etme imkânı yokken yaptığı kayıt bakımından Yargıtay hukuka uygunluk değerlendirmesi yapabilmektedir.

Kayıt hukuken savunulabilir koşullarda elde edilmiş olsa dahi bunu üçüncü kişilere yaymak ayrı bir eylemdir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2026/26 K. sayılı kararı bunun yakın tarihli örneğidir.

Dolayısıyla bir kişinin elindeki kaydı “delil olarak kullanılabilir” düşüncesiyle WhatsApp gruplarında paylaşması veya sosyal medyada yayımlaması ciddi bir hata olabilir. Bir kaydın yargı makamına sunulmasıyla kamuya veya ilgisiz kişilere ifşa edilmesi aynı değildir.

Gizli Ses Kaydının Delil Sayılıp Sayılmayacağı Belirlenirken Neler Önemlidir?

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, kayıtla ilgili uyuşmazlığın tek bir cümleyle çözülmediği görülmektedir. Olayın nasıl başladığı, kayıt yapan kişinin kendisine yönelmiş bir davranışın bulunup bulunmadığı, başka şekilde delil elde edebilme imkânının olup olmadığı, kayıt için önceden hazırlık yapılıp yapılmadığı, karşı tarafın özellikle konuşturulup konuşturulmadığı, kayıt süresinin olayla ölçülü olup olmadığı ve kaydın sonradan yalnız yetkili makamlara mı yoksa üçüncü kişilere de mi verildiği önem taşır.

Özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/248 K. sayılı kararı ile Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2022/4776 K. ve 2023/465 K. sayılı kararlarında ani gelişen olay ve başka delil elde edememe ölçütü öne çıkmaktadır.

Gönderdiğiniz HGK 2012/70 K. sayılı karar ise bunun diğer tarafını göstermektedir: sırf dava dosyasına delil koyabilmek amacıyla önceden oluşturulan kurgu sonucu yapılan kayıt, hukuka aykırı yaratılmış delil sayılmış ve hükme esas alınmamıştır.

Bu iki içtihat birlikte okunduğunda sınır daha belirgin hâle gelmektedir. O sırada yaşanan ve bir daha aynı şekilde elde edilmesi mümkün olmayacak bir olayın kaydedilmesiyle, bir dava için önceden senaryo hazırlanarak kayıt oluşturulması aynı değildir.

Eşimin Beni Aldattığını İspatlamak İçin Evde Gizli Ses Kaydı Yapabilir miyim?

Salt eşin sadakatsiz olduğundan şüphelenmek, evin her yerine dinleme cihazı koymayı güvenli hâle getirmez.

2008 tarihli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında ortak konutta alınan kayıt kabul edilmiş olmakla birlikte, bu karar hem HMK m.189/2’den önce verilmiştir hem de sonraki içtihatlarla birlikte okunmalıdır.

Buna karşılık kişinin aniden eşinin şüpheli bir konuşmasına tanık olması ve o sırada başka türlü delil elde edememesi hâlinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/3848 E., 2020/156 K. sayılı kararındaki yaklaşım gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “ortak ev” tek başına belirleyici değildir. Kayıt yönteminin kapsamı ve amacı ayrıca incelenir.

İşverenin veya Amirimin Beni Tehdit Ettiği Konuşmayı Kaydedebilir miyim?

İşyerinde ani biçimde tehdit, baskı veya zorlamaya maruz kalan kişinin o sırada yaptığı kayıt, olayın şartlarına göre değerlendirilebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2015/6338 E., 2016/6464 K. sayılı kararında ses kaydı, işçinin zorla istifa ettirildiği iddiasını doğrulayan önemli delillerden biri olmuştur.

Ancak aylar boyunca yöneticinin veya çalışma arkadaşlarının bütün görüşmelerini gizlice kayıt altına almak aynı değerlendirmeye tabi değildir. Burada yine ani olay, ispat zorunluluğu ve kayıt yönteminin ölçülülüğü önem taşır.

Ses Kaydını Mahkemeye Vermeden Önce Ne Yapılmalı?

Mevcut bir kaydın içeriği üzerinde değişiklik yapılmaması ve orijinal dosyanın korunması önemlidir. Kaydın tarihini, kaynağını ve hangi cihazda oluşturulduğunu gösterebilecek orijinal verilerin muhafazası, sonradan çıkabilecek montaj veya kesinti iddialarında yararlı olabilir.

Kaydı sosyal medyada yayımlamak veya uyuşmazlıkla ilgisi olmayan kişilere göndermekten kaçınılmalıdır. Kaydın mahkemeye sunulmasının gerekli olup olmadığı, hukuka uygunluk problemi bulunup bulunmadığı ve dosyada aynı vakıayı ispatlayan başka delillerin mevcut olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Bir kaydın içeriğinin davaya çok yararlı görünmesi, elde edilme yöntemindeki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde kaydın karşı tarafın haberi olmadan alınmış olması da tek başına her olayda delilin reddedilmesini gerektirmez.

Ses kaydıyla ilgili Yargıtay içtihatlarının ortak noktası, kaydın hangi şartlarda ortaya çıktığının dosyanın bütünü içinde değerlendirilmesidir. Ani gelişen ve başka şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir olayın muhafaza edilmesi ile aylar sonra açılacak dava için önceden hazırlanmış bir kayıt sistemi kurulması arasında hukuken önemli bir fark bulunmaktadır.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma

Yorum yapın