HAGB Kararı Verilirse Ne Olur? 2026 Güncel HAGB Şartları, Sabıka ve Denetim Süresi

📅 22 Temmuz 2022 🔄 Son güncelleme: 27 Ağustos 2026

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza mahkemesinin sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurmasına rağmen bu hükmün kanunda belirlenen şartlarla sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasıdır. Güncel CMK m. 231/5, müsadereye ilişkin hükümler dışında HAGB’nin kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğini açıkça düzenlemektedir.

HAGB hükümleri 2024 yılında önemli ölçüde değiştirilmiş, Anayasa Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli, E.2024/98, K.2025/149 sayılı iptal kararından sonra 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve CMK m. 231’in HAGB’ye ilişkin beşinci ila on dördüncü fıkraları yeniden kaleme alınmıştır. Bu nedenle özellikle sanığın HAGB’yi kabul etmesi, HAGB’ye karşı başvurulacak kanun yolu ve zararın giderilmesi konusunda eski tarihli internet içeriklerinin önemli bir kısmı artık güncel değildir.

İçindekiler
  1. HAGB Verilmesinin Şartları Nelerdir?
  2. HAGB İçin Sanığın Kabulü Gerekir mi?
  3. HAGB İçin Hangi Zararın Ödenmesi Gerekir?
  4. Zararın Bir Kısmı Ödenirse HAGB Verilebilir mi?
  5. Daha Önce Sabıkası Olan Kişiye HAGB Verilebilir mi?
  6. Daha Önce HAGB Alan Kişi Tekrar HAGB Alabilir mi?
  7. Aynı Dönemde İşlenen İki Farklı Suçtan HAGB Alınabilir mi?
  8. HAGB Denetim Süresi Ne Zaman Başlar?
  9. HAGB Denetim Süresi Kaç Yıldır?
  10. HAGB Sabıka Kaydında Görünür mü?
  11. HAGB Ceza mıdır?
  12. HAGB Kararına Karşı İstinafa Gidilebilir mi?
  13. HAGB Kararı Verilen Sanık Beraat İçin İstinafa Gidebilir mi?
  14. HAGB İstinaf Süresi Ne Kadardır?
  15. HAGB Denetim Süresinde Yeni Suç İşlenirse Ne Olur?
  16. Yeni Suçtan Dava Açılması HAGB’nin Açıklanması İçin Yeterli midir?
  17. Yeni Suçtan Sonradan Beraat Edilirse Açıklanan HAGB Ne Olur?
  18. HAGB Kararından Önce İşlenen Başka Bir Suç Nedeniyle Hüküm Açıklanır mı?
  19. Denetim Süresinde Yükümlülüklere Uyulmazsa HAGB Açıklanır mı?
  20. HAGB “Bozulunca” Eski Ceza Otomatik Olarak Kesinleşir mi?
  21. HAGB Süresi Sorunsuz Tamamlanırsa Ne Olur?
  22. HAGB Memuriyete Engel mi?
  23. HAGB Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanabilir mi?
  24. HAGB Bulunan Kişinin Memuriyete Atanmaması Her Zaman Hukuka Aykırı mı?
  25. HAGB Olan Kişi Polis, Asker veya Uzman Erbaş Olabilir mi?
  26. HAGB Özel Güvenlik Görevlisi Olmaya Engel mi?
  27. Her HAGB Özel Güvenlik Kimlik Kartına Engel midir?
  28. Özel Güvenlik Sertifikası ile Özel Güvenlik Kimlik Kartı Aynı Şey mi?
  29. Uyuşturucu Kullanma Suçundan HAGB Özel Güvenlik Kimlik Kartına Engel mi?
  30. Özel Güvenlik Hakkında Devam Eden Soruşturma veya Kovuşturma Engel mi?
  31. HAGB Nedeniyle Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptal Edilirse Dava Açılabilir mi?
  32. HAGB Nedeniyle Memuriyete veya Özel Güvenliğe Alınmama Arasındaki Temel Fark
  33. Uyuşturucu Soruşturması veya Uyuşturucu HAGB’si Pilot Olmaya Engel mi?
  34. Uyuşturucu Dosyasında Pilotluk Açısından Asıl Sorun Sınıf 1 Sağlık Raporudur
  35. Uyuşturucuyu Bir Kez Kullanmış Olmak Ömür Boyu Pilotluğa Engel mi?
  36. Uyuşturucu Soruşturması Beraat veya Takipsizlikle Sonuçlanırsa Pilotluğa Engel Olur mu?
  37. Uyuşturucu Suçundan Kesin Mahkûmiyet Pilotluğa Engel Olur mu?
  38. Kaynakça
  39. Mevzuat
  40. Anayasa Mahkemesi Kararları
  41. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları
  42. Yargıtay 1. Ceza Dairesi Kararları
  43. Yargıtay 8. ve 11. Ceza Dairesi Kararları
  44. Uyuşturucu Kullanma Suçu ve TCK m. 191 Kararları
  45. Danıştay Kararı

HAGB Verilmesinin Şartları Nelerdir?

Mahkemece yapılan bütün artırım ve indirimlerden sonra ortaya çıkan sonuç ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası ise HAGB değerlendirmesi yapılabilir. Burada suçun kanundaki soyut ceza sınırı değil, sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza önemlidir.

Bunun yanında sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede olumlu kanaat oluşması ve suç nedeniyle mağdurun veya kamunun maddi zararı doğmuşsa bu zararın tamamen giderilmesi gerekir. Şartların bulunması HAGB’yi otomatik hâle getirmez; kanundaki “karar verilebilir” ifadesi nedeniyle mahkemenin bu konuda takdir yetkisi vardır. Ancak bu takdirin dosya kapsamına uygun bir gerekçeye dayanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.01.2019 tarihli, 2017/443 E., 2019/4 K. sayılı kararında, HAGB’nin objektif şartlarını taşıyan sanık hakkında yeniden suç işlemeyeceği yönündeki değerlendirmenin somut ve yeterli gerekçeye dayanması gerektiği kabul edilmiştir. Sanığın suçlamayı kabul etmemesi ve savunma hakkı kapsamında kalan inkârcı tutumunun tek başına HAGB’nin reddine gerekçe yapılamayacağı benimsenmiştir.

Bu nedenle mahkemenin yalnız “sanığın yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadı” şeklinde soyut bir ifadeyle HAGB’yi reddetmesi her durumda yeterli değildir. Olumsuz kanaatin dosyadaki hangi somut olguya dayandığının kararda gösterilmesi gerekir.

HAGB İçin Sanığın Kabulü Gerekir mi?

Güncel düzenlemede sanığın HAGB’yi kabul etmesi şart değildir.

Eski CMK m. 231’de sanığın HAGB’yi kabul etmemesi hâlinde bu kararın verilemeyeceğine ilişkin açık hüküm bulunuyordu. 2024 değişikliğiyle bu şart kaldırıldı. 7589 sayılı Kanunla 2026 yılında yeniden düzenlenen CMK m. 231’de de sanığın kabulü HAGB şartları arasında yer almamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararında da 2024 sonrası sistemde HAGB’nin sanığın kabulüne bağlı olmadığı, buna karşılık HAGB kararına karşı istinaf yolunun açılmasıyla hükmün hem usul hem esas yönünden denetlenmesinin mümkün hâle geldiği belirtilmiştir.

Bu nedenle eski dosyalarda görülen “HAGB’yi kabul ediyor musunuz?” uygulamasından hareketle günümüzde sanığın HAGB’yi reddederek mahkemenin bu kararı vermesini engelleyebileceği söylenemez.

HAGB İçin Hangi Zararın Ödenmesi Gerekir?

HAGB bakımından giderilmesi gereken zarar, suç nedeniyle mağdurun veya kamunun doğrudan uğradığı maddi zarardır. Manevi zarar bu şart kapsamında değerlendirilmez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.01.2019 tarihli, 2017/443 E., 2019/4 K. sayılı kararında, HAGB bakımından giderilmesi gereken zararın maddi zarar olduğu, manevi zararın CMK m. 231’deki zarar giderme şartına dâhil olmadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.10.2021 tarihli, 2019/423 E., 2021/503 K. sayılı kararında da aynı esas benimsenmiş; suç nedeniyle maddi zarar doğmamışsa ayrıca zarar giderme şartı aranmayacağı, maddi zararın sanığın bilgisi ve rızasıyla üçüncü bir kişi tarafından karşılanmasının da mümkün olduğu kabul edilmiştir.

Örneğin çalınan eşyanın iadesi, zarar verilen malın eski hâle getirilmesi veya hesaplanabilir maddi kaybın ödenmesi bu kapsamdadır. Hakaret gibi somut bir maddi zarar doğurmayan bir suçta ise sırf mağdur manevi zarar gördüğünü ileri sürdüğü için HAGB’nin zarar giderme şartının gerçekleşmediği söylenemez.

Zararın Bir Kısmı Ödenirse HAGB Verilebilir mi?

2026 düzenlemesi zarar konusunda eski uygulamadan daha açık bir sistem getirmiştir. CMK m. 231/6’ya göre zarar tamamen giderilmelidir. Sanık zararı hemen karşılayamıyorsa, CMK m. 231/9 uyarınca denetim süresince aylık taksitler hâlinde tamamen ödeme koşuluyla HAGB kararı verilebilir.

Güncel sistemde esas olan zararın tamamının giderilmesidir; ödeme bir defada yapılamıyorsa kanun aylık taksit imkânı tanımaktadır.

Daha Önce Sabıkası Olan Kişiye HAGB Verilebilir mi?

Burada sabıkanın hangi suçtan kaynaklandığı önemlidir. CMK m. 231/6, HAGB’ye engel olarak daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti esas almaktadır. Taksirli bir suçtan mahkûmiyet bu bentteki kanuni engeli oluşturmaz. Buna karşılık kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyetin hapis yerine adli para cezası olması, sırf yaptırım para cezası olduğu için kaydı önemsiz hâle getirmez; sonuçta kasıtlı suçtan bir mahkûmiyet bulunmaktadır.

Eski mahkûmiyet kayıtlarının etkisi bakımından ise yalnız adli sicil belgesinde görünüp görünmemesine göre karar verilmez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.03.2020 tarihli, 2016/1061 E., 2020/177 K. sayılı kararında, adli sicilden silinme koşulları oluşmuş eski kasıtlı suç mahkûmiyetlerinin HAGB yönünden doğrudan kanuni engel oluşturmayacağı, ancak sanığın yeniden suç işleme eğilimi değerlendirilirken dikkate alınabileceği kabul edilmiştir.

Bu nedenle eski bir sabıkanın HAGB’ye etkisi araştırılırken suçun kasıtlı mı taksirli mi olduğu, mahkûmiyetin tarihi, infaz durumu ve adli sicil mevzuatına göre hukuki etkisinin devam edip etmediği birlikte incelenmelidir.

Daha Önce HAGB Alan Kişi Tekrar HAGB Alabilir mi?

Önceki HAGB kararı ile kasıtlı suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet aynı şey değildir. Ancak CMK m. 231/8’de ayrıca bir ikinci HAGB sınırlaması bulunmaktadır. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2024 tarihli, 2020/252 E., 2024/112 K. sayılı kararında, ikinci HAGB yasağında belirleyici olan hususun yeni kasıtlı suçun ilk HAGB’ye ilişkin denetim süresi içinde bulunması olduğu kabul edilmiştir. İlk HAGB kararı kesinleşip denetim süresi başladıktan sonra işlenen kasıtlı suç yönünden ikinci kez HAGB uygulanamayacağı benimsenmiştir.

Buna karşılık önceki HAGB’nin denetim süresinin tamamlanması ve ilgili davanın düşmesi hâlinde eski HAGB’nin süresiz biçimde kişinin karşısına çıkarılması doğru değildir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 30.03.2026 tarihli, 2026/550 E., 2026/2290 K. sayılı kararında, önceki HAGB’nin denetim süresinin tamamlanıp dava hakkında düşme kararı verilmiş olması karşısında bu kaydın yeni suç yönünden kasıtlı suçtan mahkûmiyet gibi değerlendirilerek HAGB’ye engel sayılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu nedenle “hayatında bir kere HAGB alan kişiye bir daha hiçbir zaman HAGB verilmez” şeklinde bir kural yoktur. Önemli olan yeni kasıtlı suçun önceki HAGB’nin denetim süresi içinde işlenip işlenmediğidir.

Aynı Dönemde İşlenen İki Farklı Suçtan HAGB Alınabilir mi?

İki suçun birbirine yakın tarihlerde işlenmesi tek başına ikinci HAGB’ye engel değildir. Burada suçların hangi tarihte işlendiği ve ilk HAGB kararına ait denetim süresinin ne zaman başladığı önem taşır.

İlk HAGB kararı henüz verilmeden önce işlenmiş ikinci suç ile ilk HAGB’nin denetim süresi başladıktan sonra işlenen yeni kasıtlı suç aynı durumda değildir. CMK m. 231/8’deki yasak, denetim süresi içindeki kasıtlı suç bakımından uygulanır.

Örneğin kişi Ocak ayında bir suç, Mart ayında başka bir suç işlemiş; ilk suçun yargılaması sonucunda HAGB kararı ancak Haziran ayında kesinleşmişse ikinci suç Haziran ayında başlayan HAGB denetim süresi içinde işlenmiş değildir. Her iki dosyada da HAGB’nin diğer şartlarının ayrıca bulunması hâlinde yalnız ilk HAGB kaydının varlığından hareketle ikinci dosyada otomatik ret sonucu çıkarılamaz.

HAGB Denetim Süresi Ne Zaman Başlar?

HAGB denetim süresi kararın kesinleşmesiyle başlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.01.2017 tarihli, 2014/193 E., 2017/15 K. sayılı kararında, kanunda denetim süresinin başlangıcına ilişkin ayrı bir tarih öngörülmemesi karşısında sürenin HAGB kararının kesinleşmesiyle başlayacağı kabul edilmiştir.

Bu yaklaşım daha yeni Yargıtay kararlarında da devam etmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.10.2024 tarihli, 2022/5751 E., 2024/7585 K. sayılı kararında, usulüne uygun tebligat bulunmadığı için kesinleşmeyen HAGB kararının denetim süresini başlatmayacağı; bu nedenle kesinleşmeden önce işlenen suçun denetim süresi içinde işlenmiş kabul edilemeyeceği benimsenmiştir.

Bu nedenle ikinci suçun HAGB’yi etkileyip etkilemediği incelenirken yalnız suç tarihlerine değil, önceki HAGB kararının kesinleşme tarihine de bakılmalıdır.

HAGB Denetim Süresi Kaç Yıldır?

Yetişkin sanık bakımından denetim süresi beş yıldır. Mahkeme bu süre içinde bir yılı geçmemek üzere meslek veya eğitim programına devam etme, çalışma, belirli yerlere gitmeme veya başka bir denetimli serbestlik yükümlülüğü belirleyebilir. Denetim süresi içerisinde dava zamanaşımı da durur.

Suça sürüklenen çocuklar bakımından ise Çocuk Koruma Kanunu m. 23 gereğince denetim süresi üç yıldır.

Denetim süresi kasıtlı yeni bir suç işlenmeden ve verilen yükümlülüklere uygun biçimde tamamlanırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir.

HAGB Sabıka Kaydında Görünür mü?

HAGB normal bir kesinleşmiş mahkûmiyet gibi adli sicil belgesinde gösterilmek üzere kaydedilmez. Bununla birlikte HAGB hakkında hiçbir kayıt tutulmadığını söylemek de doğru değildir.

Güncel CMK m. 231/13’e göre HAGB kararları bu kararlara mahsus özel bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından ve CMK m. 231’de belirtilen amaçla kullanılabilir.

Bu nedenle e-Devlet üzerinden alınan olağan adli sicil belgesinde HAGB’nin mahkûmiyet kaydı olarak görülmemesi ile HAGB hakkında yargı sisteminde hiçbir kayıt bulunmaması aynı şey değildir.

HAGB Ceza mıdır?

HAGB kararı verilmeden önce mahkeme sanığın suçu işlediği sonucuna ulaşır ve bir mahkûmiyet hükmü kurar. Ancak HAGB verilmesiyle bu hüküm, müsadereye ilişkin hükümler dışında, sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz. Güncel CMK m. 231/5 bunu açık biçimde düzenlemektedir.

Bu nedenle HAGB’yi “beraat kararı” gibi değerlendirmek mümkün olmadığı gibi, açıklanmış ve kesinleşmiş normal bir mahkûmiyet hükmüyle de aynı sonuçlara bağlamak doğru değildir. HAGB’nin memuriyet, güvenlik soruşturması, özel güvenlik kimliği ve mesleki disiplin işlemlerindeki etkisi de tam olarak bu ayrım nedeniyle ayrıca incelenmelidir.

HAGB Kararına Karşı İstinafa Gidilebilir mi?

Güncel sistemde HAGB kararına karşı yalnız şekli bir itiraz incelemesi yapılmamaktadır. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen HAGB kararlarına karşı, CMK m. 272/3’teki istinaf edilemezlik hâlleri saklı kalmak üzere istinaf yoluna başvurulabilir. 2026 yılında 7589 sayılı Kanunla CMK m. 231 yeniden düzenlenirken bu sistem korunmuş ve istinaf incelemesinin hem usul hem de esas yönünden yapılacağı açıkça belirtilmiştir.

Bu değişiklik HAGB bakımından oldukça önemlidir. Eski sistemde sanık HAGB’yi kabul ettiğinde mahkûmiyetin esasına yönelik olağan kanun yolu denetiminden büyük ölçüde mahrum kalabiliyordu. Anayasa Mahkemesi de bu sorunu daha önce hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı yönünden eleştirmiştir. Güncel düzenlemede sanığın kabulü artık aranmadığı gibi HAGB kararının esas yönünden bölge adliye mahkemesince incelenmesi de mümkün hâle gelmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.02.2026 tarihli, 2025/4960 E., 2026/1905 K. sayılı kararında, ilk derece mahkemesince verilen HAGB kararının temyiz yoluna değil istinaf yoluna tabi olduğu kabul edilmiş; yanlışlıkla temyiz olarak yapılan başvurunun istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Aynı esas Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2025/3876 E., 2026/2125 K. sayılı kararında da benimsenmiş; ilk derece mahkemesince verilen HAGB kararına karşı kanun yolunun istinaf olduğu ve kararın bu mercide incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

HAGB Kararı Verilen Sanık Beraat İçin İstinafa Gidebilir mi?

HAGB kararı verilmiş olması, sanığın “nasıl olsa ceza uygulanmayacak” diyerek mahkûmiyet tespitini kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Sanık suçun unsurlarının oluşmadığını, fiili işlemediğini, delillerin mahkûmiyet için yeterli olmadığını, hukuka aykırı delil kullanıldığını veya başka bir nedenle beraat etmesi gerektiğini ileri sürerek HAGB kararını istinafa taşıyabilir.

Güncel CMK m. 231/12’de istinaf incelemesinin yalnız HAGB şartlarıyla sınırlı tutulmadığı, kararın ve hükmün usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden inceleneceği açıkça düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de 2024 sonrası sistemde HAGB kararının esas yönünden incelenebilmesinin, önceki sistemdeki kanun yolu sorununu gideren temel değişikliklerden biri olduğunu kabul etmiştir.

Bu nedenle beraat ihtimali bulunduğunu düşünen sanık bakımından HAGB kararı davayı tamamen kapatan ve mahkûmiyetin esasını tartışılmaz hâle getiren bir karar değildir. İstinaf dilekçesinde yalnız “HAGB verilmemeliydi” denilmesi gerekmez; suçun oluşmadığı veya sanığın beraat etmesi gerektiği yönündeki esas itirazlar da ileri sürülebilir.

Bu değişiklik özellikle mesleki veya idari sonuçları bulunan suçlarda önem taşır. HAGB normal mahkûmiyetin bütün sonuçlarını doğurmasa da güvenlik soruşturması, özel güvenlik, kamu görevi veya disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebildiğinden, beraat ihtimali bulunan sanığın mahkûmiyet tespitini istinaf yoluyla denetletmesinin pratik önemi devam etmektedir.

HAGB İstinaf Süresi Ne Kadardır?

CMK m. 273’te 2024 yılında yapılan değişiklikle istinaf süresi gerekçeli hükmün tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen kararlar bakımından uygulanmaktadır.

Bu nedenle güncel bir HAGB kararında eski internet yazılarında hâlen görülen “kararın yüzüne karşı okunmasından itibaren yedi gün içinde itiraz edilir” bilgisi kullanılmamalıdır.

HAGB kararının verildiği tarihe de özellikle dikkat edilmelidir. 7499 sayılı Kanunun geçiş hükmüne göre 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen HAGB kararlarında yeni kanun yolu sistemi, bu tarihten önce verilen kararlarda ise karar tarihinde geçerli olan eski hükümler uygulanır.

Dolayısıyla eski tarihli bir HAGB dosyasında bugün işlem yapılacak olması, kararın kendisini otomatik olarak yeni istinaf sistemine sokmaz. Öncelikle HAGB kararının hangi tarihte verildiği belirlenmelidir.

HAGB Denetim Süresinde Yeni Suç İşlenirse Ne Olur?

CMK m. 231/11’e göre denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması gündeme gelir. Burada yeni suçun kasıtlı olması gerekir. Taksirli bir suç, hatta bilinçli taksirle işlenen bir suç dahi bu nedenle önceki HAGB hükmünün açıklanmasına yol açmaz.

Yeni suçun denetim süresi içinde işlenmesi yeterlidir; bu suçtan verilen mahkûmiyetin de aynı beş yıllık süre içerisinde kesinleşmesi gerekmez. Ancak önceki HAGB hükmünün açıklanabilmesi için yeni suçtan verilen mahkûmiyetin kesinleşmiş olması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2019 tarihli, 2017/854 E., 2019/254 K. sayılı kararında, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun kasıtlı olması ve bu suçtan mahkûmiyet kurulması gerektiği; mahkûmiyetin denetim süresi bittikten sonra kesinleşmesinin hükmün açıklanmasına engel olmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık önceki HAGB hükmünün ancak ikinci suçtan verilen mahkûmiyet kesinleştikten sonra açıklanabileceği belirtilmiştir.

Bu nedenle denetim süresinin beşinci yılında işlenen bir kasıtlı suçun yargılaması üç yıl sonra kesinleşse bile, suç denetim süresi içinde işlenmişse önceki HAGB dosyası yeniden gündeme gelebilir.

Yeni Suçtan Dava Açılması HAGB’nin Açıklanması İçin Yeterli midir?

Yeni suç nedeniyle yalnız soruşturma açılması, iddianame düzenlenmesi veya ilk derece mahkemesince henüz kesinleşmemiş bir mahkûmiyet verilmesi tek başına önceki hükmün açıklanması için yeterli kabul edilmemektedir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2024/7471 E., 2024/8441 K. sayılı kararında, HAGB hükmünün açıklanabilmesi için denetim süresi içinde işlendiği ileri sürülen kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yeni suç hakkındaki mahkûmiyet henüz kesinleşmeden önceki hükmün açıklanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu yaklaşım masumiyet karinesi bakımından da önemlidir. Bir kişi hakkında yalnızca yeni bir dava açılmış olması, o suçu işlediği anlamına gelmez. Önceki HAGB’nin açıklanması için yeni kasıtlı suçun kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle ortaya konulması gerekir.

Yeni Suçtan Sonradan Beraat Edilirse Açıklanan HAGB Ne Olur?

HAGB’nin açıklanmasına dayanak yapılan yeni suçtan mahkûmiyet daha sonra ortadan kalkar ve kişi beraat ederse, önceki hükmün açıklanmasının hukuki dayanağı da ortadan kalkabilir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2025/7204 E., 2025/7911 K. sayılı kararında, HAGB’nin açıklanmasına gerekçe gösterilen yeni suçtan sonradan beraat kararı verilmesi karşısında denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlendiğinin artık kabul edilemeyeceği benimsenmiş ve önceki hükmün açıklanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu nedenle HAGB’nin açıklanması bakımından yeni suç dosyasındaki mahkûmiyetin yalnız varlığı değil, hukuken geçerliliğini koruması da önem taşır.

HAGB Kararından Önce İşlenen Başka Bir Suç Nedeniyle Hüküm Açıklanır mı?

Suçun HAGB denetim süresi içinde işlenmiş olması gerekir.

Örneğin kişi Ocak ayında ikinci bir suç işlemiş, ilk dosyasındaki HAGB kararı ise Mart ayında kesinleşmişse Ocak ayında işlenen suç HAGB denetim süresi içinde işlenmiş değildir. Bu suçtan mahkûmiyet daha sonra kesinleşse dahi, ilk HAGB hükmünün açıklanmasına dayanak oluşturamaz.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 30.03.2026 tarihli, 2026/550 E., 2026/2300 K. sayılı kararında, HAGB kararının kesinleşmesinden önce işlenen bir suçun denetim süresi içinde işlenmiş kabul edilemeyeceği ve bu nedenle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı kabul edilmiştir.

Aynı şekilde denetim süresi bittikten sonra işlenen suç da önceki HAGB’yi etkilemez. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 30.03.2026 tarihli, 2026/538 E., 2026/2286 K. sayılı kararında, beş yıllık denetim süresi sona erdikten sonra işlenen suçun önceki hükmün açıklanmasına gerekçe oluşturamayacağı benimsenmiştir.

Bu nedenle HAGB dosyasında en önemli tarihlerden biri karar tarihi değil, HAGB kararının kesinleştiği tarih ile yeni suçun işlendiği tarihtir.

Denetim Süresinde Yükümlülüklere Uyulmazsa HAGB Açıklanır mı?

HAGB kararında sanığa denetimli serbestlik kapsamında bir yükümlülük verilmişse ve bu yükümlülüğe uyulmazsa hükmün açıklanması mümkündür. Ancak güncel CMK m. 231/11, yükümlülüğünü yerine getiremeyen sanığın durumunun ayrıca değerlendirilmesine imkân tanımaktadır.

Mahkeme, yükümlülüğün yerine getirilememesinin koşullarını dikkate alarak cezanın yarısına kadar belirleyeceği kısmının infaz edilmemesine, şartları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

Burada yeni kasıtlı suç işleme hâliyle yükümlülüğün yerine getirilememesi birbirinden ayrılmalıdır. Yeni kasıtlı suç nedeniyle hüküm açıklandığında mahkemenin önceki cezayı sanık aleyhine yeniden ağırlaştırması mümkün değildir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli, 2015/330 E., 2019/8 K. sayılı kararında, denetim süresi içinde yeni kasıtlı suç işlenmesi nedeniyle açıklanan hükmün önceki HAGB hükmündeki cezadan daha ağır şekilde yeniden kurulamayacağı; açıklanması geri bırakılan hükmün bu yönden korunması gerektiği kabul edilmiştir.

HAGB “Bozulunca” Eski Ceza Otomatik Olarak Kesinleşir mi?

Halk arasında HAGB’nin “bozulması” denilse de kanundaki teknik ifade hükmün açıklanmasıdır.

Denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç işlendiğinin kesinleşmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde HAGB’yi veren mahkeme dosyayı yeniden ele alır ve CMK m. 231/11 kapsamında karar verir. Dolayısıyla yeni suç işlendiği anda eski ceza kendiliğinden infaza konulmaz.

2026 düzenlemesinde burada önemli bir kanun yolu değişikliği de bulunmaktadır. Güncel CMK m. 231/11’e göre açıklanan veya bu fıkra kapsamında yeni kurulan hükme karşı itiraz yoluna başvurulabilir ve itiraz mercii incelemesini bu fıkradaki şartlarla sınırlı olarak yapar.

Bu nokta ilk HAGB kararına karşı kullanılan istinaf yolundan farklıdır. İlk HAGB kararı verildiğinde sanık mahkûmiyetin esasını da istinafta tartışabilir. Denetim ihlali sonrasında hüküm açıklandığında ise güncel kanun, itiraz incelemesini CMK m. 231/11’deki şartlarla sınırlamıştır.

Bu nedenle beraat talebi veya suçun esasına yönelik itirazların ilk HAGB kararına karşı istinaf aşamasında ileri sürülmesi güncel sistemde ayrıca önem taşımaktadır.

HAGB Süresi Sorunsuz Tamamlanırsa Ne Olur?

Beş yıllık denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmez ve varsa denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranılırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve kamu davasının düşmesine karar verilir.

Dolayısıyla denetim süresinin tamamlanmasıyla mahkûmiyet hükmü açıklanıp infaz edilmez. HAGB’nin amacı da, şartlara uygun geçirilen denetim süresi sonunda açıklanmamış hükmün ortadan kaldırılmasıdır.

Ancak uygulamada yalnız beş yıllık sürenin takvim olarak dolmasına bakılmamalıdır. Denetim süresi içinde işlenmiş bir kasıtlı suçla ilgili yargılama hâlen devam ediyorsa, o suçun sonucu önceki HAGB bakımından önem taşıyabilir. Yargıtay’ın kabulüne göre ikinci suçun denetim süresi içinde kesinleşmesi şart değildir; suçun bu süre içinde işlenmiş olması ve sonradan kesinleşmiş mahkûmiyetle sonuçlanması yeterlidir.

Bu nedenle HAGB’nin akıbeti değerlendirilirken denetim başlangıç ve bitiş tarihiyle birlikte bu dönem içinde işlenen başka bir kasıtlı suç bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.

HAGB Memuriyete Engel mi?

HAGB kararı, tek başına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde sayılan kesinleşmiş mahkûmiyetlerden biri gibi değerlendirilerek kişinin bütün kamu görevlerinden yasaklanması sonucunu doğurmaz. Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde belirli suçlardan mahkûmiyet ile kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel hâller arasında sayılmıştır. HAGB’de ise kurulan hüküm sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle yalnız HAGB kararı bulunması, 657 sayılı Kanun’daki mahkûmiyet şartının gerçekleştiği anlamına gelmez.

Ancak HAGB’nin memuriyette hiçbir şekilde dikkate alınamayacağı sonucu da çıkarılamaz. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu uyarınca ilk defa veya yeniden kamu görevine atanacak kişiler hakkında arşiv araştırması yapılır. Arşiv araştırmasının kapsamına CMK m. 231/13 kapsamında tutulan HAGB kayıtları ile devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olgular da girmektedir. Bazı görevlerde ise arşiv araştırmasına ek olarak güvenlik soruşturması yapılmaktadır.

Bu nedenle HAGB bakımından iki ayrı mesele vardır. HAGB, kesinleşmiş mahkûmiyet gibi doğrudan memuriyet engeli değildir; buna karşılık kamu görevine girişte yapılan arşiv araştırması veya güvenlik soruşturması sırasında HAGB’ye konu olayla ilgili bilgiler değerlendirmeye girebilir. İdarenin bu değerlendirmeyi nasıl yaptığı ve HAGB’ye konu fiille atanılacak görev arasında gerçekten bir bağlantı bulunup bulunmadığı önem taşır.

HAGB Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanabilir mi?

Güvenlik soruşturmasında kişinin geçmişine ilişkin olgusal bilgiler değerlendirilebilir. Ancak HAGB kararının varlığı, idarenin kişiyi kesin olarak suçlu kabul etmesine imkân vermez.

Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği en önemli kararlardan biri Mehmethan Kamburoğlu [GK], B. No: 2019/27554, 31.01.2024 kararıdır. Başvurucunun jandarma uzman erbaş olarak göreve başlamasından sonra güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasında, tehdit ve kasten yaralama suçlarına ilişkin HAGB kararları dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, kesin mahkûmiyetle sonuçlanmayan bu ceza yargılamalarına dayanılarak kişinin suçları işlediğinin kabul edilmesini ve HAGB kararlarının doğrudan suçluluk göstergesi olarak kullanılmasını masumiyet karinesine aykırı bulmuştur.

Kararın önemi HAGB’nin güvenlik soruşturmasında hiçbir şekilde görülemeyeceğinin kabul edilmiş olması değildir. Anayasa Mahkemesinin itiraz ettiği husus, HAGB’ye konu olayların somut olarak değerlendirilmesi yerine HAGB kararının kendisinin kesin mahkûmiyet gibi ele alınması ve kişi hakkında suçluluk ifade eden bir dil kullanılmasıdır.

Anayasa Mahkemesinin diğer kararlarında da yalnız HAGB kararından söz edilmesinin kendiliğinden masumiyet karinesini ihlal etmeyeceği; değerlendirmede HAGB’ye konu olayın somut olgularının, görevin niteliğinin ve kullanılan gerekçenin önem taşıdığı kabul edilmektedir. Kamu makamları HAGB’yi kesin suçluluk kararı gibi kullanamaz ancak ceza dosyasına konu olmuş somut olguları, kamu görevinin gerektirdiği niteliklerle bağlantı kurarak değerlendirebilir.

HAGB Bulunan Kişinin Memuriyete Atanmaması Her Zaman Hukuka Aykırı mı?

HAGB’nin bulunması nedeniyle yapılan her atamama işlemi otomatik olarak hukuka aykırı kabul edilmez. Aynı şekilde yalnız HAGB kaydının gösterilmesi de her kamu görevinden uzak tutulmak için yeterli değildir.

Bu ayrım özellikle görevin niteliğine göre önem kazanır. Olağan bir kamu görevi ile silah kullanma, güvenlik sağlama, ceza infazı, kolluk veya devlet güvenliğine ilişkin özel yetkiler içeren görevlerde aynı değerlendirme yapılmayabilir.

7315 sayılı Kanunda da bu nedenle bütün kamu görevlileri aynı güvenlik soruşturmasına tabi tutulmamıştır. İlk defa veya yeniden kamu görevine atanacak kişiler hakkında arşiv araştırması yapılırken; Millî Savunma Bakanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik, istihbarat teşkilatları, ceza infaz kurumları, gizlilik dereceli birimler ve kanunda belirtilen diğer özellikli görevler bakımından güvenlik soruşturması da öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli, E.2021/60, K.2024/200 sayılı kararında, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının amacının kişinin suçluluğunu belirlemek değil, atanacağı kamu hizmetinin gerektirdiği nitelikleri taşıyıp taşımadığını değerlendirmek olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme ayrıca kamu hizmetine alınmama işlemlerinin idari yargı denetimine açık olduğuna dikkat çekmiştir.

Dolayısıyla HAGB nedeniyle atama yapılmaması hâlinde yalnız “HAGB hukuki sonuç doğurmaz” veya “idarenin takdir yetkisi vardır” denilerek uyuşmazlık çözülemez. HAGB’ye konu fiilin ne olduğu, ne zaman işlendiği, görevin niteliğiyle ilişkisi ve idarenin hangi somut olgulara dayanarak atamayı uygun görmediği incelenmelidir.

HAGB Olan Kişi Polis, Asker veya Uzman Erbaş Olabilir mi?

Polislik, askerlik, uzman erbaşlık ve benzeri görevlerde genel devlet memurluğu hükümlerinin yanında ilgili mesleğin özel mevzuatı ve güvenlik soruşturması şartları da uygulanır. Bu nedenle “HAGB 657 sayılı Kanuna göre mahkûmiyet değildir, o hâlde bütün güvenlik görevlerine girilebilir” şeklinde genel bir sonuç kurulamaz.

Özellikle jandarma ve diğer güvenlik birimlerinde 7315 sayılı Kanun uyarınca güvenlik soruşturması yapılmaktadır. Mehmethan Kamburoğlu kararı da zaten jandarma uzman erbaşlığına ilişkin bir uyuşmazlıktan doğmuştur. Anayasa Mahkemesi bu kararda HAGB’nin kesin mahkûmiyet gibi kullanılmasını kabul etmemiş, fakat güvenlik görevi bakımından somut olay ve olguların değerlendirilmesini tamamen yasaklayan bir sonuca da ulaşmamıştır.

Bu nedenle güvenlik mesleklerinde HAGB’nin etkisi, suçun niteliği ve ilgili meslek mevzuatı ayrıca araştırılmadan cevaplandırılmamalıdır.

HAGB Özel Güvenlik Görevlisi Olmaya Engel mi?

Özel güvenlik görevliliğinde durum genel memuriyetten farklıdır. Çünkü 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun HAGB konusunda açık bir özel düzenleme içermektedir.

Güncel 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından HAGB kararı verilmiş olması özel güvenlik görevlisi olabilmeye engeldir.

Dolayısıyla HAGB hakkında genel olarak “hukuki sonuç doğurmaz” kuralından hareketle özel güvenlik görevliliğinde de hiçbir etkisinin bulunmadığı söylenemez. 5188 sayılı Kanun, belirli suçlar bakımından HAGB’yi ayrıca engel olarak düzenlemiştir.

Anayasa Mahkemesi de 04.11.2021 tarihli, E.2021/30, K.2021/82 sayılı kararında, 5188 sayılı Kanun’da özel güvenlik görevlisi olabilmek için belirli suçlardan HAGB kararı verilmemiş olmasını arayan düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Özel güvenlik görevlilerinin yakalama, arama, zor kullanma ve bazı hâllerde silah taşıma gibi önemli yetkilere sahip olması nedeniyle kanun koyucunun bu meslek için daha ağır şartlar öngörebileceği kabul edilmiştir.

Her HAGB Özel Güvenlik Kimlik Kartına Engel midir?

Her HAGB kararı özel güvenlik görevliliğini otomatik olarak engellemez. Burada suçun ne olduğu önemlidir.

5188 sayılı Kanun’da HAGB yönünden özel olarak sayılan katalog suçlardan biri söz konusuysa HAGB kararı engel oluşturur. Örneğin uyuşturucu veya uyarıcı madde suçu, hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan HAGB bulunması, hüküm normal mahkûmiyet sonuçlarını doğurmasa dahi özel güvenlik bakımından kanuni engel oluşturabilir.

Buna karşılık katalogda bulunmayan her suçtan verilen HAGB için aynı sonucun doğacağı söylenemez. Ayrıca 5188 sayılı Kanun kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamayı da ayrı bir şart olarak düzenlemektedir. Güncel metinde HAGB’ye ilişkin açık engel özellikle maddede sayılan katalog suçlar bakımından yer almaktadır.

Bu nedenle özel güvenlik bakımından yalnız “HAGB var mı?” sorusu yeterli değildir. Hangi suçtan HAGB verildiği ve hükümdeki suç vasfı belirlenmelidir.

Özel Güvenlik Sertifikası ile Özel Güvenlik Kimlik Kartı Aynı Şey mi?

Hayır. Uygulamada “özel güvenlik sertifikası iptal olur mu?” şeklinde sorulsa da eğitim sertifikası ile özel güvenlik görevlisi kimlik kartını birbirinden ayırmak gerekir.

Özel güvenlik temel eğitimini tamamlayan ve sınavda başarılı olan kişi eğitim sertifikası alabilir. Ancak bu sertifika tek başına özel güvenlik görevlisi olarak çalışma yetkisi vermez. Sertifikayla yapılan başvurunun ardından kanundaki şartlar ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması değerlendirilir; uygun bulunan kişiye özel güvenlik görevlisi kimlik kartı düzenlenir. Emniyet Genel Müdürlüğünün güncel açıklamalarında da eğitim sertifikasının ardından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması üzerine kimlik kartı verildiği belirtilmektedir.

Bu nedenle katalog suçlardan HAGB bulunan kişi eğitim almış ve sınavı geçmiş olsa bile, sertifikasının bulunması özel güvenlik kimlik kartı alabileceği anlamına gelmez. Asıl çalışma imkânını etkileyen 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki şartlar ve kimlik kartı başvurusudur.

Bu ayrım nedeniyle “HAGB özel güvenlik sertifikasını her durumda iptal eder” şeklinde ifade kullanmak yerine, HAGB’nin özel güvenlik görevlisi olma ve kimlik kartı alma şartlarına etkisinden söz etmek daha doğru olur.

Uyuşturucu Kullanma Suçundan HAGB Özel Güvenlik Kimlik Kartına Engel mi?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinde açıkça sayılan suçlar arasındadır. Bu suçlardan HAGB kararı verilmiş olması dahi özel güvenlik görevlisi olma şartları bakımından kanuni engel oluşturur.

Burada önemli bir ayrım vardır. TCK m. 191 kapsamında kullanmak için uyuşturucu bulundurma veya kullanma nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile mahkeme tarafından verilen HAGB aynı hukuki kurum değildir. Bu nedenle özel güvenlik başvurusunda uyuşturucu dosyasının hangi aşamada bulunduğu ve kişinin hakkında gerçekten bir HAGB kararı mı, yoksa yalnız TCK m. 191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı mı bulunduğu ayrıca belirlenmelidir.

Özel Güvenlik Hakkında Devam Eden Soruşturma veya Kovuşturma Engel mi?

Bu konuda mevzuat yakın zamanda önemli ölçüde değişmiştir. 5188 sayılı Kanun’da daha önce belirli katalog suçlardan devam eden soruşturma veya kovuşturmanın da özel güvenlik görevliliğine engel olması öngörülüyordu. Anayasa Mahkemesi, soruşturma veya kovuşturmanın tek başına çalışma hakkını bu ölçüde sınırlamasını ölçüsüz bulmuştur. Güncel Emniyet Genel Müdürlüğü açıklamasında engel, ilgili suçlardan devam eden kovuşturma bulunması şeklinde gösterilmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli, E.2024/65, K.2024/163 sayılı kararında, yalnız devam eden soruşturma veya kovuşturmaya dayanılarak özel güvenlik alanındaki çalışma hakkının sınırlandırılmasının ölçülülüğü incelenmiş ve ilgili düzenlemenin bir kısmı iptal edilmiştir. Bu iptal daha sonraki Danıştay uygulamasına da yansımıştır.

Danıştay 10. Dairesinin 2025/2113 E., 2025/4949 K. sayılı kararında, özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin devam eden kovuşturma gerekçesiyle özel güvenlik kimlik kartının yenilenmemesine ilişkin uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınmış ve yalnız bu gerekçeye dayalı kimlik kartı verilmemesi hukuka uygun bulunmamıştır.

Bu karar, özel güvenlik bakımından HAGB ile devam eden ceza soruşturmasının birbirine karıştırılmaması gerektiğini de göstermektedir. HAGB hakkında 5188 sayılı Kanunda bazı suçlar yönünden açık engel bulunurken, henüz sonuçlanmamış ceza sürecinin etkisi ayrı hükümlere ve güncel Anayasa Mahkemesi kararlarına göre değerlendirilmelidir.

HAGB Nedeniyle Özel Güvenlik Kimlik Kartı İptal Edilirse Dava Açılabilir mi?

Özel güvenlik kimlik kartının verilmemesi, yenilenmemesi veya mevcut kartın iptal edilmesi idari işlemdir. Bu işlemin kanunda sayılan şartlara dayanıp dayanmadığı idari yargıda denetlenebilir.

Uyuşmazlıkta öncelikle HAGB’nin hangi suçtan verildiği, suçun 5188 sayılı Kanun’un katalog suçları içinde bulunup bulunmadığı, HAGB kararının kesinleşip kesinleşmediği ve idarenin işlemi hangi kanun hükmüne dayandırdığı incelenmelidir.

Katalogda yer almayan bir HAGB kararının sırf “HAGB vardır” gerekçesiyle kanuni engel sayılması ile 5188 sayılı Kanun’da açıkça HAGB’nin de engel kabul edildiği uyuşturucu, hırsızlık, dolandırıcılık veya benzeri bir suçtan verilen HAGB aynı durumda değildir. Anayasa Mahkemesinin özel güvenlik hakkında verdiği norm denetimi kararları da kanun koyucunun belirli suçlar bakımından HAGB’ye özel sonuç bağlayabileceğini kabul etmektedir.

Bu nedenle genel memuriyette doğru olan “HAGB kesinleşmiş mahkûmiyet değildir” ilkesi, özel güvenlik görevliliğine hiçbir istisna olmadan taşınamaz. 5188 sayılı Kanun, bazı suçlar bakımından HAGB’ye doğrudan mesleki sonuç bağlayan özel kanunlardan biridir.

HAGB Nedeniyle Memuriyete veya Özel Güvenliğe Alınmama Arasındaki Temel Fark

Genel memuriyet bakımından HAGB, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı değildir. Buna rağmen arşiv araştırması veya güvenlik soruşturmasında HAGB’ye konu olgular incelenebilir; kişinin suçlu olduğu varsayımına dayanılmadan atanılacak görevin niteliğiyle bağlantılı bir değerlendirme yapılabilir. Mehmethan Kamburoğlu kararında da HAGB’nin kesin suçluluk gibi kullanılmasına karşı masumiyet karinesi korunmuştur.

Özel güvenlik görevliliğinde ise 5188 sayılı Kanun belirli suçları ayrıca saymış ve bu suçlardan HAGB kararı verilmesini dahi açık kanuni engel hâline getirmiştir. Bu nedenle özel güvenlik kimlik kartı bakımından önce suçun katalogda bulunup bulunmadığına bakılması gerekir.

Uyuşturucu kullanma dosyaları ise ayrıca incelenmelidir. Çünkü kişinin elindeki kararın adı günlük kullanımda “uyuşturucu HAGB’si” olarak söylense bile hukuken TCK m. 191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik veya gerçekten mahkemece verilmiş özel bir HAGB söz konusu olabilir. Bu üç durumun sonuçları aynı değildir.

Uyuşturucu Soruşturması veya Uyuşturucu HAGB’si Pilot Olmaya Engel mi?

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma veya kullanma nedeniyle hakkında soruşturma yürütülmesi, kişinin otomatik olarak pilot olamayacağı anlamına gelmez. Pilot lisansı verilmesinde uygulanacak şartlar Pilot Lisans Yönetmeliği’nin (SHY-1) 16. maddesinde düzenlenmiştir. Yönetmelikte bazı suçlardan mahkûmiyet doğrudan engel olarak sayılmış; ayrıca kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet pilot lisansı alınmasına engel kabul edilmiştir. TCK m. 191’deki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma veya kullanma suçu ise SHY-1 m. 16’da adı ayrıca sayılan katalog suçlar arasında değildir.

Bu nedenle yalnız uyuşturucu soruşturması bulunması, henüz ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmadığı için SHY-1 m. 16/1-b kapsamında doğrudan pilot lisansı engeli oluşturmaz. Aynı şekilde TCK m. 191/2 kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı da bir mahkûmiyet kararı değildir; bu aşamada kamu davası dahi açılmamıştır.

Uyuşturucu Kullanma Suçundan HAGB Pilotluğa Engel mi?

Mahkeme tarafından uyuşturucu kullanma veya bulundurma suçundan HAGB verilmesi hâlinde durum, özel güvenlik görevliliğinden farklı değerlendirilmelidir.

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, uyuşturucu suçlarından verilen HAGB kararını açıkça engel olarak saymaktadır. Buna karşılık Pilot Lisans Yönetmeliği’nde uyuşturucu suçundan verilmiş HAGB’nin pilot lisansına doğrudan engel olduğuna ilişkin benzer bir hüküm bulunmamaktadır. SHY-1 m. 16/1-b “hüküm giymemiş olma” şartını düzenlemekte; HAGB’yi ayrıca engel olarak saymamaktadır.

CMK m. 231 kapsamında HAGB hâlinde kurulan hüküm sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığından, uyuşturucu suçundan HAGB bulunmasının yalnız ceza hukuku yönünden ele alındığında otomatik pilot lisansı engeli olduğunu söylemek doğru değildir.

Ancak pilotlukta mesele burada bitmez. Çünkü aynı uyuşturucu olayı havacılık sağlık mevzuatı bakımından bağımsız bir engel oluşturabilir.

Uyuşturucu Dosyasında Pilotluk Açısından Asıl Sorun Sınıf 1 Sağlık Raporudur

Ticari pilot ve havayolu pilotu olabilmek için geçerli Sınıf 1 sağlık sertifikası bulunması zorunludur. SHGM tarafından yayımlanan sağlık kurallarında pilotların psikiyatrik değerlendirmesi içerisinde alkol ve psikoaktif maddelerin kullanımı veya kötüye kullanılması ayrıca incelenmektedir. SHGM, alkol, ilaç veya diğer maddelerin kötüye kullanımını, bağımlılık bulunup bulunmamasından bağımsız olarak uçuşa elverişlilik bakımından diskalifiye edici bir durum olarak göstermektedir. (Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü)

Üstelik ilk Sınıf 1 havacılık sağlık muayenesinin bir parçası olarak uyuşturucu ve alkol taraması yapılmaktadır. Türkiye’deki havacılık sağlık sistemi SHT-MED ile ICAO ve uyum sağlanan Part-MED standartlarını esas almaktadır. Güncel Part-MED MED.B.055 düzenlemesinde, alkol veya diğer psikoaktif maddelerin kullanımı ya da kötüye kullanımına bağlı ruhsal veya davranışsal bozukluk bulunan adayın iyileşme ve psikoaktif maddeden uzak kalma durumu ortaya konuluncaya ve başarılı tedaviden sonra psikiyatrik değerlendirmesi uygun bulununcaya kadar sağlık yönünden elverişsiz kabul edilmesi öngörülmektedir. (EASA)

Bu nedenle ceza dosyasının sonucu ile uçuşa sağlık yönünden elverişlilik sonucu birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin bir kişi hakkında TCK m. 191 soruşturması açılmış, daha sonra kamu davasının açılması ertelenmiş veya mahkemece HAGB verilmiş olabilir. Bu kararlar kendi başına SHY-1’de açıkça düzenlenmiş sürekli bir pilotluk yasağı oluşturmayabilir. Buna karşılık kişinin uyuşturucu kullandığı tıbbi kayıtlar, laboratuvar sonuçları veya sağlık değerlendirmesiyle ortaya konulmuşsa, Sınıf 1 sağlık sertifikasının verilmesi bakımından ayrıca değerlendirme yapılır.

Uyuşturucuyu Bir Kez Kullanmış Olmak Ömür Boyu Pilotluğa Engel mi?

Mevzuattan “hayatında bir kez uyuşturucu kullanan kişi hiçbir zaman pilot olamaz” şeklinde ömür boyu ve mutlak bir yasak çıkarmak doğru değildir.

Part-MED sistemi uyuşturucu veya diğer psikoaktif maddelerle ilgili sağlık sorununda iyileşme, maddeden uzak kalma ve psikiyatrik değerlendirme sonrasında yeniden uçuşa elverişlilik değerlendirmesine imkân tanımaktadır. Sınıf 1 sağlık sertifikası isteyen ve bu konuda tıbbi geçmişi bulunan adayın durumu lisans otoritesinin havacılık tıbbı değerlendirmesine sevk edilebilir.

Dolayısıyla eski bir TCK m. 191 dosyasının varlığı ile halen uyuşturucu kullanımı, bağımlılık veya madde kötüye kullanımı bulunması aynı şey değildir. Pilotluk bakımından sağlık otoritesinin değerlendireceği esas mesele, adayın uçuş emniyetini tehlikeye düşürecek güncel bir sağlık durumunun bulunup bulunmadığıdır.

Uyuşturucu Soruşturması Beraat veya Takipsizlikle Sonuçlanırsa Pilotluğa Engel Olur mu?

Yalnız hakkında uyuşturucu soruşturması açılmış olması ve soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması, SHY-1 m. 16’da belirtilen mahkûmiyet şartını oluşturmaz. Aynı şekilde açılan davadan beraat edilmesi de pilot lisansına engel mahkûmiyet olarak değerlendirilemez. SHY-1’in ceza hukuku yönünden aradığı engel, soruşturma veya isnat değil, maddede belirtilen nitelikte mahkûmiyettir.

Bununla birlikte soruşturmanın takipsizlik veya beraatle sonuçlanması, varsa bağımsız tıbbi bulguları ortadan kaldırmaz. Örneğin ceza davasında suçun ispatlanamaması nedeniyle beraat edilmiş olmakla birlikte havacılık sağlık muayenesinde güncel madde kullanımının tespit edilmesi hâlinde sağlık sertifikası ayrı kurallara göre değerlendirilir.

Tersi de geçerlidir: Bir kişinin geçmişinde uyuşturucu soruşturması bulunması tek başına tıbben uyuşturucu bağımlısı veya madde kötüye kullanan kişi olduğunun kanıtı değildir.

Uyuşturucu Suçundan Kesin Mahkûmiyet Pilotluğa Engel Olur mu?

SHY-1 m. 16/1-b uyarınca kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymiş olmak, suçun ayrıca katalogda sayılıp sayılmadığından bağımsız olarak pilot lisansı bakımından engeldir.

Dolayısıyla TCK m. 191 dosyası kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya HAGB ile sonuçlanmayıp bir yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis mahkûmiyetine dönüşürse, artık yalnız sağlık sertifikası değil SHY-1’deki adli şart bakımından da doğrudan sorun ortaya çıkar.

Uyuşturucu dosyasının sonucuPilot lisansı bakımından
Soruşturma devam ediyorTek başına SHY-1 m.16 mahkûmiyet engeli değil
Takipsizlik (KYOK)Mahkûmiyet engeli değil
TCK 191/2 kamu davasının açılmasının ertelenmesiMahkûmiyet değil
Uyuşturucu HAGB’siSHY-1’de HAGB açıkça otomatik engel sayılmıyor
1 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis mahkûmiyetiSHY-1 m.16 yönünden pilot lisansına engel
Madde kullanımı/kötüye kullanımı tıbben tespit edilmişseCeza dosyasından bağımsız olarak Sınıf 1 sağlık sertifikasını etkiler

Kaynakça

Mevzuat

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 231, m. 272, m. 273 ve m. 309.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m. 191.
  • 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Geçici m. 7.
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m. 23.
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 48.
  • 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu.
  • 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, özellikle m. 10 ve m. 11.
  • 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu.
  • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.
  • 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, özellikle CMK m. 231’i yeniden düzenleyen m. 15. Kanun 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi Kararları

  • AYM, E.2024/98, K.2025/149, 10.07.2025 — HAGB kurumunun yeniden incelenmesi; 2024 sonrası sistemde sanık kabulünün aranmaması, istinaf yolunun bulunması ve kamu görevlilerinin kötü muamele niteliğindeki suçları bakımından HAGB sorunu.
  • Mehmethan Kamburoğlu [GK], B. No: 2019/27554, 31.01.2024 — kesin mahkûmiyetle sonuçlanmayan ceza yargılamalarına dayanılarak suçluluğu ima eden gerekçeler kullanılmasının masumiyet karinesi yönünden değerlendirilmesi.
  • AYM, E.2021/30, K.2021/82, 04.11.2021 — 5188 sayılı Kanun’da belirli suçlardan HAGB kararı verilmiş olmasının özel güvenlik görevliliğine engel kabul edilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu.
  • AYM, E.2024/65, K.2024/163, 24.09.2024 — özel güvenlik kimlik kartı ve devam eden ceza süreçlerinin çalışma hakkına etkisi.
  • AYM, E.2021/60, K.2024/200, 04.12.2024 — 7315 sayılı Kanun kapsamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin hükümler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2019, 2017/443 E., 2019/4 K. — HAGB değerlendirmesinde somut ve denetlenebilir gerekçe; zarar ve sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaatin değerlendirilmesi.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.10.2021, 2019/423 E., 2021/503 K. — HAGB bakımından maddi zarar ve özel şartların değerlendirilmesi.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.03.2020, 2016/1061 E., 2020/177 K. — eski mahkûmiyet kayıtlarının HAGB’nin yasal ve sübjektif şartlarına etkisi.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024, 2020/252 E., 2024/112 K. — denetim süresi içinde ikinci kez HAGB uygulanması.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.01.2017, 2014/193 E., 2017/15 K. — HAGB denetim süresinin kararın usulüne uygun kesinleşmesiyle başlaması.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.03.2019, 2017/854 E., 2019/254 K. — denetim süresinde işlenen kasıtlı suç ve hükmün açıklanması şartları.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2019, 2015/330 E., 2019/8 K. — HAGB ihlalinden sonra önceki hükmün sanık aleyhine değiştirilmeden açıklanması.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi Kararları

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 16.12.2024, 2024/7471 E., 2024/8441 K. — yeni suçtan mahkûmiyet kesinleşmeden önceki HAGB hükmünün açıklanamayacağı.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17.11.2025, 2025/7204 E., 2025/7911 K. — HAGB’nin açıklanmasına dayanak yapılan yeni suçtan beraat edilmesinin önceki hükme etkisi.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 30.03.2026, 2026/550 E., 2026/2290 K. — önceki HAGB denetiminin sona erip davanın düşmesinden sonra eski HAGB’nin yeni dosyada kasıtlı suç mahkûmiyeti gibi kullanılamaması.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 30.03.2026, 2026/840 E., 2026/2300 K. — HAGB kararının kesinleşmesinden önce işlenen suçun denetim süresi içinde işlenmiş kabul edilememesi.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 30.03.2026, 2026/538 E., 2026/2286 K. — denetim süresi bittikten sonra işlenen suç nedeniyle önceki HAGB hükmünün açıklanamayacağı.

Yargıtay 8. ve 11. Ceza Dairesi Kararları

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 10.10.2024, 2022/5751 E., 2024/7585 K. — usulsüz tebligat nedeniyle HAGB kararının kesinleşmemesi ve denetim süresinin başlamaması.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 23.02.2026, 2025/4960 E., 2026/1905 K. — HAGB kararına karşı kanun yolunun istinaf olması; yanlış adlandırılan temyiz başvurusunun istinaf olarak değerlendirilmesi.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 26.02.2026, 2025/3876 E., 2026/2125 K. — 7499 sayılı Kanun sonrası HAGB kararlarına karşı istinaf sistemi.

Uyuşturucu Kullanma Suçu ve TCK m. 191 Kararları

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 19.04.2021, 2019/8073 E., 2021/4772 K. — denetim döneminde gerçekleşen yeni uyuşturucu eyleminin TCK m. 191/5 kapsamında önceki dosyanın ihlali olarak değerlendirilmesi ve ayrı kovuşturma yasağı.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 02.11.2021, 2020/21574 E., 2021/11061 K. — uyuşturucu kullanma suçuna özgü HAGB rejiminin genel CMK m. 231 HAGB’sinden ayrılması; uyuşturucu ticareti suçunun tek başına özel HAGB’yi açıklatma nedeni olmaması.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 05.02.2018, 2018/24 E., 2018/1085 K. — denetim süresindeki kasten yaralama mahkûmiyetinin uyuşturucuya özgü HAGB’nin açıklanması için yeterli olmaması.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 21.12.2022, 2020/16803 E., 2022/13706 K. — denetim süresinde tehdit suçu işlenmesinin özel uyuşturucu HAGB’sini açıklatmak için yeterli olmaması.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 16.09.2025, 2024/782 E., 2025/8257 K. — TCK m. 191/2’deki kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile m. 191/8’deki özel HAGB arasındaki ilişki; aynı kişi yönünden birden fazla koruyucu mekanizmanın uygulanması.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.09.2025, 2024/327 E., 2025/8598 K. — erteleme veya özel HAGB devam ederken işlenen aynı nitelikteki uyuşturucu eylemlerinin ayrı mahkûmiyet konusu yapılmaması.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 18.09.2025, 2024/8693 E., 2025/8445 K. — 28.06.2014 öncesi uyuşturucu dosyalarında geçiş hükümlerine özgü HAGB rejimi.

Danıştay Kararı

  • Danıştay 10. Dairesi, 2025/2113 E., 2025/4949 K. — özel güvenlik kimlik kartının yenilenmemesi, devam eden ceza süreci ve Anayasa Mahkemesinin 5188 sayılı Kanun’a ilişkin iptal kararının etkisi.
5/5 - (1 vote)
İlginizi çekebilir:  Akıl Hastası veya Madde Bağımlısı Kişi Zorla Hastaneye Yatırılabilir mi? Zorunlu Tedavi ve AMATEM Şartları

Yorum yapın