Boşanma kararında çocuğun velayetinin anneye veya babaya verilmiş olması, bu düzenlemenin çocuk ergin oluncaya kadar hiçbir koşulda değişmeyeceği anlamına gelmez. Velayet kararından sonra çocuğun yaşamını etkileyen yeni olaylar ortaya çıkabilir. Velayet sahibi ebeveyn yeniden evlenebilir, başka şehre taşınabilir, çalışma düzeni değişebilir, çocuk fiilen anneanne veya babaanne yanında yaşamaya başlayabilir, diğer ebeveynle görüşmesi sürekli engellenebilir ya da yaşı ilerleyen çocuk artık diğer ebeveyniyle yaşamak istediğini açıkça ifade edebilir.
Bu olaylardan herhangi birinin meydana gelmesi velayetin kendiliğinden değişmesini sağlamaz. Mahkemenin baktığı temel mesele, önceki velayet kararından sonra ortaya çıkan yeni durumun çocuğun üstün yararını etkileyip etkilemediğidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesinde ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin gerekli önlemleri alacağı düzenlenmiştir. Velayetin değiştirilmesi bakımından da hareket noktası budur. Önceki karardan sonra meydana gelen değişiklik, mevcut velayet düzeninin çocuk bakımından artık uygun olmadığını gösteriyorsa velayetin diğer ebeveyne verilmesi gündeme gelebilir.
Velayet davalarında anne veya babanın birbirine karşı üstünlüğü değil, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişiminin hangi düzen içerisinde daha iyi korunacağı araştırılır.
- Eski Eşim Yeniden Evlendi, Çocuğun Velayetini Alabilir miyim?
- Eski Eşimin Yeni Eşi Çocuğuma Kötü Davranıyorsa Velayet Değişir mi?
- Anne Gece Çalışıyorsa Baba Velayeti Alabilir mi?
- Anne Çalışırken Çocuğa Anneanne Bakıyorsa Velayet Babaya Verilir mi?
- Anneanne Çocuğa Çok İyi Bakıyorsa Velayet Anneanneye Verilebilir mi?
- Çocuk Kaç Yaşında Kiminle Yaşayacağına Kendisi Karar Verebilir?
- 8 Yaşındaki Çocuğa Velayet Tercihi Sorulur mu?
- 12 Yaşındaki Çocuk Velayetini Seçebilir mi?
- Çocuk “Babamla Yaşamak İstiyorum” Derse Velayet Babaya Geçer mi?
- Çocuk Uzun Zamandır Babada Kalıyorsa Velayet Değişir mi?
- Eski Eşim Çocuğu Bana Göstermiyor, Velayeti Alabilir miyim?
- Çocuk Diğer Ebeveyni Görmek İstemiyorsa Görüşme Tamamen Kaldırılır mı?
- Velayet Sahibi Anne Başka Şehre Taşınırsa Velayet Değişir mi?
- Tedbir Velayetini Alan Anne Çocukla Başka Şehre Gidebilir mi?
- Anne Çocuğun Okulunu Değiştirirse Velayet Değişir mi?
- Annenin Maddi Durumu Kötüyse Baba Velayeti Alabilir mi?
- Anne Çalışmıyorsa Velayet Babaya Verilir mi?
- Anne Çocuğu Sürekli Yalnız Bırakıyorsa Velayet Değişebilir mi?
- Velayet Sahibi Anne Çocuğa Şiddet Uygularsa Ne Olur?
- Eski Eşimin Özel Hayatı Velayetin Değiştirilmesi İçin Yeterli mi?
- Kardeşlerin Velayeti Ayrı Ayrı Verilebilir mi?
- Velayet Davasında Sosyal İnceleme Raporu Ne Kadar Önemlidir?
- Sosyal İnceleme Raporu Anne Lehineyse Baba Davayı Kaybeder mi?
- Çocuğun Beyanı Sosyal İnceleme Raporundan Daha mı Önemlidir?
- Velayetin Değiştirilmesi İçin Yeni Bir Olay Olması Şart mı?
- Velayetin Değiştirilmesi İçin Ne Kadar Süre Geçmesi Gerekir?
- Velayetin Değiştirilmesi Davası Devam Ederken Çocuğu Geçici Olarak Yanıma Alabilir miyim?
- Velayetin Değiştirilmesi ile Velayetin Kaldırılması Aynı Şey mi?
- Velayet Değişikliği Davasında Mahkeme En Çok Neye Bakar?
Eski Eşim Yeniden Evlendi, Çocuğun Velayetini Alabilir miyim?
Velayet sahibi anne veya babanın yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesi nedeni değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 349. maddesi bu konuda açıktır. Velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak yeni evlilik nedeniyle ortaya çıkan koşullar çocuğun menfaatini olumsuz etkiliyorsa velayet sahibi değiştirilebilir.
Bu nedenle “eski eşim evlendi, artık velayeti bana verirler” biçiminde otomatik bir sonuç yoktur. Yeni evlilikten sonra çocuğun yaşamında neyin değiştiğine bakılır.
Yeni eş ile çocuğun ilişkisi sağlıklıysa, çocuk aynı okul ve sosyal çevrede yaşamaya devam ediyorsa, velayet sahibi ebeveyn bakım ve eğitim sorumluluklarını yerine getiriyorsa yalnızca evlenmiş olması velayetin değiştirilmesini sağlamaz.
Buna karşılık yeni evlilik nedeniyle çocuk ihmal edilmeye başlanmışsa, yeni eş tarafından kötü muameleye maruz kalıyorsa, ev ortamındaki çatışmalar çocuğun psikolojik durumunu etkiliyorsa veya velayet sahibi ebeveyn çocuğun bakımını fiilen tamamen başkasına bırakmışsa durum farklı değerlendirilir.
Yargıtay uygulamasında da yeniden evlenme olgusundan ziyade yeni aile düzeninin çocuk üzerindeki gerçek etkisi önem taşımaktadır.
Eski Eşimin Yeni Eşi Çocuğuma Kötü Davranıyorsa Velayet Değişir mi?
Üvey anne veya üvey babanın çocuğa kötü davranması velayet bakımından önemlidir. Ancak dava yalnızca “çocuğum yeni eşten hoşlanmıyor” iddiasıyla sonuçlanmaz. Kötü muamelenin niteliği, sürekliliği ve çocuk üzerindeki etkisi araştırılır.
Hakaret, aşağılama, fiziksel şiddet, korkutma, çocuğu evden dışlama, temel ihtiyaçlarını karşılamama veya çocuğun güvenliğini tehlikeye atan davranışlar velayet değişikliğini gerektirebilecek ağırlığa ulaşabilir.
Velayet sahibi ebeveynin de bu davranışlara karşı tutumu önemlidir. Çocuğun kötü muamele gördüğünü bildiği hâlde buna kayıtsız kalması, çocuğu korumaması veya yeni eşinin davranışlarını sürdürmesine izin vermesi velayet görevlerinin yerine getirilip getirilmediği bakımından değerlendirilir.
Mahkeme bu tür iddialarda yalnız taraf beyanlarıyla yetinmez. Çocuğun görüşü, sosyal inceleme raporu, okul kayıtları, sağlık belgeleri, kolluk tutanakları, 6284 sayılı Kanun kapsamında alınmış kararlar, mesajlar ve tanık anlatımları somut olayın niteliğine göre önem taşıyabilir.
Anne Gece Çalışıyorsa Baba Velayeti Alabilir mi?
Anne veya babanın gece vardiyasında çalışması velayetin kendiliğinden değiştirilmesi sebebi değildir. Çalışmak, vardiyalı çalışmak veya sağlık, güvenlik, ulaşım gibi sektörlerde gece mesaisi yapmak tek başına ebeveynlik yetersizliği olarak kabul edilemez.
Burada belirleyici olan çalışma saatlerinin çocuğun bakımında fiilen bir aksaklığa yol açıp açmadığıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.02.2003 tarihli, 2003/114 E., 2003/1441 K. sayılı kararında, velayet sahibi ebeveynin geceleri de çalışması nedeniyle çocukla yeterince ilgilenemediği tespit edilmiş ve Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesindeki şartların oluştuğu kabul edilerek velayetin değiştirilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Bu karar “gece çalışan anne velayeti kaybeder” şeklinde yorumlanamaz. Kararda sonuca götüren olgu gece çalışmasının kendisi değil, bu çalışma düzeninin somut olayda çocuğun bakımının ihmal edilmesine yol açmasıdır.
Örneğin anne gece çalışmasına rağmen çocuk güvenli bir ortamda bulunuyor, okul ve uyku düzeni korunuyor, anne gündüz saatlerinde çocuğun bakımıyla ilgileniyor ve ebeveynlik sorumluluklarını yerine getiriyorsa yalnızca gece vardiyası velayet değişikliği için yeterli olmayacaktır.
Buna karşılık çocuk geceleri sürekli yalnız bırakılıyor, okul çağındaki çocuğun bakımını fiilen üstlenen kimse bulunmuyor, eğitim ve sağlık ihtiyaçları takip edilmiyor veya velayet sahibi ebeveyn çalışma düzeni nedeniyle çocukla neredeyse hiç ilgilenmiyorsa çalışma biçimi velayet değerlendirmesinin önemli bir parçasına dönüşebilir.
Anne Çalışırken Çocuğa Anneanne Bakıyorsa Velayet Babaya Verilir mi?
Çalışan bir anne veya babanın çocuğun bakımında anneanne, babaanne, dede, bakıcı veya kreş desteğinden yararlanması olağan hayatın bir parçasıdır. Bu nedenle çocuğun belirli saatlerde anneanne tarafından okuldan alınması veya ebeveyn işteyken büyükanne yanında bulunması, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.
Ancak “çocuğun bakımında yardım almak” ile “çocuğu fiilen başka bir kişiye bırakmak” aynı şey değildir.
Velayet hakkı anne veya babaya aittir. Ebeveyn çocuğun günlük yaşamında bulunuyor, eğitim ve sağlık kararlarını takip ediyor, çocukla duygusal ilişkiyi sürdürüyor ve bakım sorumluluğunu üstleniyorsa üçüncü kişinin desteği velayet görevinden vazgeçilmiş olduğu anlamına gelmez.
Buna karşılık velayet sahibi yalnızca nüfus ve mahkeme kararı üzerinde veli olarak görünmesine rağmen çocuk yıllardır anneanne veya dede yanında yaşıyor, ihtiyaçlarını onlar karşılıyor ve velayet sahibi ebeveyn çocukla ciddi biçimde ilgilenmiyorsa durum farklıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarihli, 2016/3246 E., 2016/4786 K. sayılı kararında, annenin çocuklarıyla ilgilenmediği, çocuklara şiddet uyguladığı ve çocukların anneanne yanında kalıp bakımlarının anneanne tarafından karşılandığı olayda annenin velayet yükümlülüklerini ağır biçimde savsakladığı kabul edilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2015 tarihli, 2014/20740 E., 2015/4216 K. sayılı kararında, çocuklarını bırakarak giden ve bakım görevini yerine getirmeyen annenin velayet yükümlülüğünü ağır biçimde savsakladığı benimsenmiştir.
Bu kararlar da çocuğa anneannenin bakmasının tek başına velayet kaybına yol açtığını göstermez. Her iki olayda da üçüncü kişinin bakımından daha önemli olan, velayet sahibi ebeveynin kendi görevlerini fiilen yerine getirmemesidir.
Anneanne Çocuğa Çok İyi Bakıyorsa Velayet Anneanneye Verilebilir mi?
Velayet hakkı kural olarak anne ve babaya aittir. Anneanne, babaanne veya dede çocuğa yıllardır bakıyor olsa dahi velayetin doğrudan bu kişilere verilmesi mümkün değildir.
Anne veya babanın velayet görevini yerine getiremediği ve velayetin kaldırılması için kanuni şartların gerçekleştiği durumlarda velayet üçüncü kişiye devredilmez. Gerekiyorsa çocuğa vasi atanması için vesayet makamına bildirim yapılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarihli, 2016/3246 E., 2016/4786 K. sayılı kararında da annenin velayet görevini ağır biçimde savsakladığı kabul edilmesine rağmen çocukların velayetinin anneanneye verilmesi doğru bulunmamış; velayetin kaldırılması ve çocuklara vasi atanması için vesayet makamına bildirim yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla “çocuğa zaten anneanne bakıyor, velayet de anneanneye verilsin” biçiminde bir velayet düzenlemesi yapılamaz.
Çocuk Kaç Yaşında Kiminle Yaşayacağına Kendisi Karar Verebilir?
Türk hukukunda çocuğun “şu yaşa geldiğinde velayetini kendisi seçer” şeklinde belirlenmiş bir yaş yoktur.
İnternette sıkça karşılaşılan “8 yaşından sonra çocuk seçer” veya “12 yaşını doldurunca istediği ebeveyne gider” ifadeleri hukuken doğru değildir.
Çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi görüşünün ne ölçüde dikkate alınacağını etkiler. Kendisini ilgilendiren konuda sağlıklı bir görüş oluşturabilecek idrak düzeyine ulaşmış çocuğun düşüncesinin alınması gerekir. Bunun dayanakları arasında Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi bulunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.06.2017 tarihli, 2017/3059 E., 2017/7002 K. sayılı kararında, idrak çağındaki çocukların görüşlerinin alınmadan velayet hakkında karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.06.2025 tarihli, 2024/10400 E., 2025/6427 K. sayılı kararında da çocuğun boşanmadan sonraki hayatında istikrar ve sürekliliğin korunması ile idrak çağındaki çocuğun görüşünün değerlendirilmesi önemsenmiştir.
Uygulamada okul çağındaki ve düşüncesini bağımsız biçimde ifade edebilecek çocukların görüşü giderek daha fazla önem kazanır. Ancak çocuğun doğum gününde bir anda “velayeti seçme hakkı” kazanması söz konusu değildir.
8 Yaşındaki Çocuğa Velayet Tercihi Sorulur mu?
Sekiz yaş kanunda belirlenmiş kesin bir sınır değildir. Bununla birlikte bu yaşlardaki bir çocuğun olayları anlama, anne ve babasıyla ilişkisini değerlendirme ve tercihinin nedenlerini ifade edebilme kapasitesi varsa görüşünün alınması gerekebilir.
Buradaki inceleme yalnızca çocuğa “annen mi baban mı?” diye sormaktan ibaret değildir. Çocuğun neden belirli bir ebeveynle kalmak istediği, bu beyanın yönlendirme sonucu olup olmadığı, mevcut yaşam düzeni, okul ve arkadaş çevresi ile tercihin çocuğun gerçek yararıyla uyuşup uyuşmadığı değerlendirilir.
Çocuk ebeveynler arasındaki davanın hâkimi hâline getirilmez. Mahkeme çocuğun görüşüne önem verir, fakat karar sorumluluğunu çocuğun üzerine bırakmaz.
12 Yaşındaki Çocuk Velayetini Seçebilir mi?
On iki yaşındaki bir çocuğun görüşünün velayet davasında ciddi ağırlık taşıması beklenir. Bu yaştaki çocuğun yeterli olgunlukta olması hâlinde hangi ebeveynle yaşamak istediğinin araştırılmadan karar verilmesi çoğu dosyada ciddi bir eksiklik oluşturacaktır.
Ancak on iki yaşında olmak da çocuğa mahkeme kararını tek başına belirleme yetkisi vermez.
Çocuk örneğin kendisine hiçbir sınır koymayan, okula gitmesine önem vermeyen veya açıkça sağlıksız bir yaşam ortamı sunan ebeveyni tercih edebilir. Böyle bir durumda mahkeme çocuğun neden bu tercihte bulunduğunu ve tercihinin gerçekten üstün yararına olup olmadığını araştırır.
Çocuğun görüşüne gereken önem verilir; fakat üstün yararı açıkça başka bir düzeni gerektiriyorsa tercihinden farklı bir velayet kararı verilmesi mümkündür.
Çocuk “Babamla Yaşamak İstiyorum” Derse Velayet Babaya Geçer mi?
Çocuğun babasıyla veya annesiyle yaşamak istediğini söylemesi velayeti kendiliğinden değiştirmez. Mevcut mahkeme kararı yeni bir karar verilinceye kadar geçerlidir.
Ancak idrak çağındaki çocuğun sürekli, tutarlı ve baskıdan uzak bir biçimde diğer ebeveyniyle yaşamak istediğini ifade etmesi velayetin değiştirilmesi davasında önemli bir olgudur.
Çocuğun bu isteğinin geçici bir tartışmanın sonucu mu olduğu, diğer ebeveyn tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği, uzun süredir hangi ebeveyn yanında yaşadığı ve mevcut düzenin nasıl işlediği araştırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.01.2015 tarihli, 2014/27852 E., 2015/249 K. sayılı kararında, uzun süredir babasıyla yaşayan çocuğun bu ortama alışmış olması ve baba yanında kalmasının çocuğun gelişimine zarar vereceğine ilişkin bir delil bulunmaması dikkate alınarak velayetin babaya bırakılması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu karar, velayet uyuşmazlıklarında yalnız biyolojik bağın veya önceki mahkeme kararının değil, çocuğun fiilî yaşam düzeninin ve istikrarının da önem taşıdığını göstermektedir.
Çocuk Uzun Zamandır Babada Kalıyorsa Velayet Değişir mi?
Mahkeme kararında velayet annede olmasına rağmen çocuk uzun süredir fiilen babasıyla yaşıyorsa mevcut hukuki düzen ile çocuğun gerçek yaşamı birbirinden kopmuş olabilir.
Ancak birkaç haftalık veya geçici bir kalış ile yıllardır devam eden yerleşik yaşam düzeni aynı değildir.
Çocuğun uzun süredir babayla yaşaması, okulunun ve sosyal çevresinin bu düzene göre şekillenmesi, bakım ve günlük ihtiyaçlarının baba tarafından karşılanması, çocuk ile baba arasında yerleşik bir düzen oluşması velayet değişikliği davasında güçlü biçimde dikkate alınabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.01.2015 tarihli, 2014/27852 E., 2015/249 K. sayılı kararında da uzun süredir babasıyla yaşayan ve bu ortama alışmış çocuğun velayetinin babaya verilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Çocuğun yıllardır süren düzeninin hiçbir ciddi sebep bulunmadan tekrar değiştirilmesi, özellikle eğitim ve sosyal çevre bakımından yeni bir uyum sorunu yaratabileceğinden mahkemeler yaşamda istikrar ve sürekliliği gözetir.
Eski Eşim Çocuğu Bana Göstermiyor, Velayeti Alabilir miyim?
Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi velayetin değiştirilmesi bakımından artık kanunda açıkça düzenlenen konulardan biridir.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesine 2021 yılında eklenen hükme göre, velayet kendisine bırakılan anne veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.
Bu hüküm, tek bir görüşme gününün aksaması hâlinde velayetin hemen değiştirileceği anlamına gelmez.
Çocuğun hastalanması, tarafların saat konusunda yanlış anlaşması veya haklı ve geçici başka bir neden nedeniyle bir görüşmenin yapılamaması ile mahkeme kararına rağmen diğer ebeveyni çocuğun hayatından çıkarmayı amaçlayan sistematik engelleme aynı değildir.
Velayet sahibi ebeveyn çocuğu sürekli teslim etmiyor, adres değişikliklerini diğer taraftan saklıyor, görüşme günlerinde çocuğu bilerek başka yere götürüyor veya çocukla diğer ebeveyn arasındaki iletişimi kesmeye çalışıyorsa bu davranışların sürekliliği ve çocuk üzerindeki etkisi araştırılır.
Kanunda da velayet değişikliğinin çocuğun menfaatine aykırı olmaması şartı özellikle korunmuştur. Bu nedenle yaptırım ebeveyni cezalandırmak amacıyla değil, çocuğun yararını korumak amacıyla uygulanır.
Çocuk Diğer Ebeveyni Görmek İstemiyorsa Görüşme Tamamen Kaldırılır mı?
Çocuğun “babamı görmek istemiyorum” veya “annemle görüşmek istemiyorum” şeklindeki beyanı önemlidir; özellikle çocuk idrak çağındaysa bunun nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Ancak bu beyanın tek başına diğer ebeveynle bütün ilişkinin kesilmesi sonucunu doğurması gerekmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli, 2024/2503 E., 2024/5362 K. sayılı kararında, idrak çağındaki çocuk babasıyla görüşmek istemediğini açıkça ifade etmiş olmasına rağmen dosyanın koşulları itibarıyla ilişkinin tamamen kaldırılması yerine sınırlandırılmış biçimde devam ettirilmesine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı yerinde bulunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.07.2024 tarihli, 2024/2658 E., 2024/5291 K. sayılı kararında da çocukların babalarıyla görüşmek istemediğini belirtmeleri ve dosyadaki diğer olgular birlikte değerlendirilmiş; kişisel ilişkinin tamamen kesilmesi yerine çocukların üstün yararına uygun biçimde sınırlandırılması yönündeki karar onanmıştır.
Bu tür dosyalarda çocuğun görüşmeyi neden reddettiği belirleyicidir. Şiddet, korku, ihmal veya travmatik bir olay bulunabileceği gibi, ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğa yansıması veya diğer ebeveynin yönlendirmesi de söz konusu olabilir.
Mahkemenin görevi yalnız çocuğun söylediği son cümleyi esas almak değil, bu cümleye hangi koşullar altında ulaşıldığını araştırmaktır.
Velayet Sahibi Anne Başka Şehre Taşınırsa Velayet Değişir mi?
Velayet sahibi ebeveynin başka şehre taşınması velayeti otomatik olarak değiştirmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesinde “başka bir yere gitme” durum değişikliğinin örneklerinden biri olarak düzenlenmiştir. Ancak taşınmanın varlığı değil, bu değişikliğin çocuk bakımından ortaya çıkardığı sonuç önemlidir.
Anne Samsun’dan İstanbul’a taşınmış olabilir. Sırf şehir değiştiği için velayetin babaya verilmesi gerekmez. Buna karşılık taşınma nedeniyle çocuğun eğitim düzeni ciddi biçimde bozulmuş, diğer ebeveynle kişisel ilişki uygulanamaz hâle gelmiş veya çocuk sürekli ve gereksiz biçimde yer değiştirmeye başlamışsa mahkeme yeni koşulları değerlendirebilir.
Özellikle okul çağındaki çocuklarda mevcut okul, arkadaş çevresi, sosyal bağlar ve yaşam istikrarı önem taşır.
Taşınmanın diğer ebeveyni çocuktan uzaklaştırmak amacıyla yapıldığı iddia ediliyorsa yalnız mesafenin artmasına değil, taşınma sebebine, yeni yaşam koşullarına ve kişisel ilişkinin sürdürülebilmesi için velayet sahibinin nasıl davrandığına da bakılır.
Tedbir Velayetini Alan Anne Çocukla Başka Şehre Gidebilir mi?
Boşanma davası devam ederken tedbiren velayet kendisine bırakılan ebeveyn, çocuğun günlük yaşamına ilişkin kararları velayet yetkisi kapsamında alabilir. Bununla birlikte tedbir velayeti, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişki hakkını ortadan kaldırmaz ve çocuğun üstün yararına aykırı biçimde kullanılamaz.
Çocuğun başka şehre götürülmesi mevcut kişisel ilişki kararını fiilen uygulanamaz hâle getiriyorsa diğer ebeveyn mahkemeden kişisel ilişkinin yeni koşullara göre yeniden düzenlenmesini veya şartları varsa tedbir kararının değiştirilmesini isteyebilir.
Bu nedenle “tedbir velayetini alan kişi çocuğu hiçbir sınırlama olmaksızın istediği yere götürebilir” şeklinde mutlak bir değerlendirme doğru değildir. Velayetin kullanılması çocuğun üstün yararı, diğer ebeveynle kişisel ilişkinin korunması ve mahkemece verilmiş mevcut tedbirlerle birlikte değerlendirilmelidir.
Anne Çocuğun Okulunu Değiştirirse Velayet Değişir mi?
Velayet hakkı çocuğun eğitimine ilişkin kararları alma yetkisini de içerir. Bu nedenle velayet sahibi ebeveynin çocuğun okulunu değiştirmesi tek başına velayetin kötüye kullanıldığı anlamına gelmez.
Ancak eğitim kararlarının çocuğun üstün yararına uygun olması gerekir.
Sürekli okul değiştirme, çocuğun eğitimini aksatma, devamsızlığı önemsememe, eğitim ihtiyacını ihmal etme veya diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi zorlaştırmak amacıyla okul ve yerleşim yeri değişikliklerini kullanma gibi durumlar velayet değerlendirmesinde önem kazanabilir.
Çocuğun eğitim hayatının istikrarı, öğretmen ve arkadaş ilişkileri ile akademik ve psikolojik durumu birlikte incelenir.
Annenin Maddi Durumu Kötüyse Baba Velayeti Alabilir mi?
Anne veya babanın daha fazla para kazanması velayeti kazanması için yeterli değildir.
Velayet, hangi ebeveynin daha büyük eve, daha pahalı arabaya veya daha yüksek maaşa sahip olduğuna göre belirlenmez. Çocuğun maddi ihtiyaçlarının karşılanmasında diğer ebeveynin iştirak nafakası yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Ekonomik durum ancak çocuğun yaşamını fiilen etkilediği ölçüde önemlidir.
Çocuğun temel beslenme, barınma, sağlık veya eğitim ihtiyaçlarının sürekli karşılanamaması başka bir değerlendirmeyi gerektirebilir. Buna karşılık geliri daha düşük olmasına rağmen çocuğa güvenli, istikrarlı ve sağlıklı bir yaşam sunan ebeveyn yalnız ekonomik fark nedeniyle velayeti kaybetmez.
Anne Çalışmıyorsa Velayet Babaya Verilir mi?
Çalışmamak da tek başına velayet kaybı sebebi değildir.
Mahkemenin incelemesi kişinin bordrosundan ibaret değildir. Çocuğa kimin fiilen baktığı, yaşam düzeninin nasıl olduğu, ebeveynin çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarıyla ilgilenip ilgilenmediği ve çocuğun yanında kendisini güvende hissedip hissetmediği önem taşır.
Aynı şekilde babanın gelirinin anneden çok daha yüksek olması da velayetin mutlaka babaya verileceği anlamına gelmez.
Anne Çocuğu Sürekli Yalnız Bırakıyorsa Velayet Değişebilir mi?
Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan biçimde sürekli yalnız bırakılması velayet görevinin ihlali olarak değerlendirilebilir.
Burada çocuğun yaşı son derece önemlidir. On altı yaşındaki bir çocuğun birkaç saat evde tek başına kalması ile dört yaşındaki bir çocuğun gece boyunca yalnız bırakılması aynı değildir.
Olayın sürekliliği, çocuğun güvenliğinin tehlikeye girip girmediği, ebeveynin nerede bulunduğu ve çocuğun bakımına yönelik başka bir düzenleme yapılıp yapılmadığı incelenir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.02.2003 tarihli, 2003/114 E., 2003/1441 K. sayılı kararında da gece çalışmasının somut olayda çocukla yeterince ilgilenememeye yol açması velayetin değiştirilmesi bakımından dikkate alınmıştır.
Velayet Sahibi Anne Çocuğa Şiddet Uygularsa Ne Olur?
Çocuğa yönelik fiziksel veya psikolojik şiddet velayet bakımından en ciddi müdahale sebeplerinden biridir.
Şiddetin ağırlığına göre velayetin diğer ebeveyne verilmesi, kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesindeki koşullar gerçekleşmişse velayetin kaldırılması gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarihli, 2016/3246 E., 2016/4786 K. sayılı kararında, annenin çocuklarla ilgilenmemesi ve onlara şiddet uygulaması birlikte değerlendirilerek velayet görevlerinin ağır biçimde savsaklandığı kabul edilmiştir.
Çocuğa yönelik şiddet iddiasında ceza soruşturması veya mahkûmiyet bulunması önem taşıyabilirse de aile mahkemesi velayet yönünden kendi değerlendirmesini yapar. Sağlık raporları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlar, kolluk tutanakları, okul kayıtları, uzman değerlendirmeleri ve diğer deliller birlikte incelenebilir.
Eski Eşimin Özel Hayatı Velayetin Değiştirilmesi İçin Yeterli mi?
Velayet davası anne veya babanın özel hayatının ahlaki denetiminin yapıldığı bir dava değildir. Ebeveynin boşanmadan sonra yeni bir ilişki kurması, yeniden evlenmesi veya özel yaşamında değişiklik meydana gelmesi tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.
İncelenmesi gereken bu yaşam biçiminin çocuk üzerinde somut ve olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.07.2024 tarihli, 2024/2658 E., 2024/5291 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da annenin özel hayatına ilişkin ileri sürülen iddiaların, çocukların üstün yararına aykırı somut bir durum oluşturmadığı yönündeki değerlendirme hükme esas alınmıştır.
Bu nedenle diğer ebeveynin özel hayatına ilişkin iddiaların velayet davasında anlam taşıması için çocukla bağlantısının kurulması gerekir.
Kardeşlerin Velayeti Ayrı Ayrı Verilebilir mi?
Kardeşlerin mutlaka aynı ebeveynde kalacağını emreden mutlak bir kanun hükmü bulunmamakla birlikte Yargıtay, kardeşlik ilişkisinin korunmasına önem vermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.06.2014 tarihli, 2014/4755 E., 2014/14882 K. sayılı kararında, çocuğun kendi isteğiyle birlikte kardeşlik duygularının gelişmesi ve kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ölçütü dikkate alınmış, ortak çocukların velayetinin aynı ebeveynde toplanması gerektiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte kardeşlerin yaşları, özel sağlık veya eğitim ihtiyaçları, kendi görüşleri ve fiilî yaşam düzenleri nedeniyle somut olayda farklı bir çözüm çocuğun üstün yararına olabilir.
Velayet Davasında Sosyal İnceleme Raporu Ne Kadar Önemlidir?
Velayet uyuşmazlıklarında mahkeme yalnız anne ve babanın birbirleri hakkındaki iddialarını değerlendirmez. Uzman incelemesi, özellikle taraflar arasında çocuğun yaşam koşulları konusunda ciddi uyuşmazlık varsa son derece önemlidir.
Sosyal inceleme sırasında anne ve babanın yaşam koşulları, çocukla ilişkileri, bakım kapasiteleri ve çocuğun psikososyal durumu değerlendirilebilir. İdrak çağındaki çocukla da görüşme yapılabilir.
Ancak uzman raporu hâkimi mutlak biçimde bağlamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.06.2014 tarihli, 2014/6992 E., 2014/13439 K. sayılı kararında, soyut ve tahminlere dayalı uzman değerlendirmesinin sağlıklı bir velayet kararına esas alınamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.12.2016 tarihli, 2016/18371 E., 2016/15670 K. sayılı kararında ise çocuğun üstün yarısının belirlenmesi için uzman incelemesi yaptırılması ve bütün deliller birlikte değerlendirilmeden velayet hakkında hüküm kurulmaması gerektiği belirtilmiştir.
Raporun hazırlanmasında yalnızca taraflardan biriyle görüşülmüş, diğer ebeveynin yaşam koşulları hiç incelenmemiş veya idrak çağındaki çocuk dinlenmemişse raporun yeterliliği tartışma konusu yapılabilir.
Sosyal İnceleme Raporu Anne Lehineyse Baba Davayı Kaybeder mi?
Uzmanın anne veya baba lehine görüş bildirmesi tek başına davanın sonucunu kesinleştirmez.
Mahkeme raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir. Rapor hazırlanmasından sonra koşullar değişmiş olabilir; rapor taraflardan biriyle görüşülmeden hazırlanmış olabilir veya rapordaki sonuçlar somut gözlemlerle yeterince açıklanmamış olabilir.
Bu nedenle raporun yalnız sonuç bölümünde “velayetin annede kalması uygundur” yazması değil, bu sonuca hangi maddi olgularla ulaşıldığı önemlidir.
Çocuğun Beyanı Sosyal İnceleme Raporundan Daha mı Önemlidir?
Çocuğun görüşü ile uzman raporu arasında “biri diğerinden her zaman üstündür” şeklinde bir delil sıralaması yoktur.
İdrak çağındaki çocuğun beyanı mutlaka ciddiye alınır. Ancak çocuğun yönlendirilmiş olup olmadığı ve tercihinin kendi yararıyla örtüşüp örtüşmediği uzman değerlendirmesi ve diğer delillerle birlikte incelenebilir.
Yargıtay’ın yaklaşımı da velayet konusunda tek bir delilin mekanik biçimde sonucu belirlemesi yerine çocuğun üstün yararının bütün dosya üzerinden ortaya çıkarılması yönündedir.
Velayetin Değiştirilmesi İçin Yeni Bir Olay Olması Şart mı?
Velayetin değiştirilmesi davasının temelinde çoğunlukla önceki karardan sonra ortaya çıkan önemli bir değişiklik bulunur.
Önceki boşanma davasında bilinen, tartışılan ve velayet kararı verilirken değerlendirilen olayların aynısını herhangi bir yeni gelişme olmaksızın tekrar ileri sürmek velayet değişikliği için yeterli olmayabilir.
Ancak önceki dönemde başlayan bir problemin sonradan ağırlaşması mümkündür. Örneğin kişisel ilişkinin zaman zaman aksaması daha sonra tamamen ve sistematik biçimde engellemeye dönüşmüş olabilir. Çocuğun bakımındaki aksaklıklar kalıcı hâle gelebilir veya çocuk büyüdükçe mevcut yaşam düzeninin onun ihtiyaçlarını karşılamadığı ortaya çıkabilir.
Bu nedenle mahkeme yalnız olayın ilk ne zaman başladığına değil, önceki karardan sonraki gelişmelere ve mevcut duruma bakar.
Velayetin Değiştirilmesi İçin Ne Kadar Süre Geçmesi Gerekir?
Velayet kararından sonra yeni dava açabilmek için kanunda “bir yıl bekleme”, “iki yıl bekleme” gibi sabit bir süre bulunmamaktadır.
Karardan kısa süre sonra dahi çocuğun güvenliğini veya üstün yararını ciddi biçimde etkileyen yeni bir olay meydana gelmişse yeni bir düzenleme istenebilir.
Buna karşılık hiçbir yeni olgu meydana gelmeden yalnız önceki kararın sonucundan memnun olunmadığı için kısa aralıklarla velayet davası açılması başka bir konudur.
Velayetin Değiştirilmesi Davası Devam Ederken Çocuğu Geçici Olarak Yanıma Alabilir miyim?
Velayet değişikliği davasının sonuçlanması beklenirken çocuğun mevcut ortamda kalması ciddi bir sakınca yaratıyorsa mahkemeden geçici tedbir talep edilebilir.
Özellikle şiddet, ağır ihmal, çocuğun güvenliğinin tehlikeye girmesi veya mevcut düzenin çocuk açısından sürdürülmesinin ciddi zarar doğuracağı durumlarda yargılama sonuna kadar geçici bir düzenleme yapılması istenebilir.
Tedbir hakkında karar verilirken de esas ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Velayetin Değiştirilmesi ile Velayetin Kaldırılması Aynı Şey mi?
Bu iki kurum birbirinden farklıdır.
Velayetin değiştirilmesinde velayet bir ebeveynden alınarak diğer ebeveyne bırakılır. Örneğin velayet annedeyken değişen koşullar nedeniyle babaya verilmesi bu kapsamdadır.
Velayetin kaldırılması ise daha ağır bir müdahaledir. Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesine göre çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamadığı veya bu önlemlerin yetersiz kalacağı anlaşıldığı durumlarda; anne veya babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi, çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması gibi hâllerde velayet kaldırılabilir.
Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
Bu ayrım özellikle davayı anneanne veya dedenin açtığı durumlarda önemlidir. Çocuğa büyükanne veya büyükbabanın bakması, velayetin doğrudan onlara verilebileceği anlamına gelmez.
Velayet Değişikliği Davasında Mahkeme En Çok Neye Bakar?
Velayet davalarında tek bir formül yoktur. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, fiilen kiminle yaşadığı, mevcut düzeninin ne kadar süredir devam ettiği, eğitim ve sağlık durumu, anne ve babayla ilişkisi, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği, kardeşleriyle ilişkisi, ebeveynlerin çocukla ilgilenme kapasitesi ve idrak çağındaysa çocuğun görüşü birlikte değerlendirilir.
Yargıtay kararlarında tekrar eden temel düşünce, ebeveynlerin taleplerinden önce çocuğun yararının korunması ve mümkün olduğu ölçüde çocuğun yaşamındaki istikrarın sürdürülmesidir.
Bu nedenle aynı olay farklı ailelerde farklı sonuçlara yol açabilir. Bir annenin gece çalışması bir dosyada çocuğun bakımını hiç etkilemezken başka bir dosyada çocuğun sürekli yalnız bırakılmasına yol açabilir. Çocuğa anneannenin yardım etmesi bir ailede olağan bir bakım desteğiyken başka bir dosyada velayet sahibinin çocuğu yıllardır tamamen terk etmiş olduğunun göstergesi olabilir.
Velayetin değiştirilmesi davasında belirleyici olan olayın adı değil, o olayın çocuk üzerinde yarattığı gerçek sonuçtur.