Eşinizin parasının olması fakat evin ihtiyaçları için para harcamaya yanaşmaması, her alışverişin hesabını sorması, size kendi ihtiyaçlarınız için dahi para vermemesi, maaşınızı kontrol etmesi veya elektrik ve su parası gidecek diye evde hayatı yaşanmaz hâle getirmesi yalnızca “kötü huy” olarak görülmeyebilir. Cimrilik evlilik hayatına bu ölçüde yansıdığında boşanma hukukunda ekonomik şiddet ve kusurlu davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.
Halk arasında pintilik, eli sıkılık, aşırı hesaplılık, hatta nekeslik denilen davranışların her biri boşanma sebebi değildir. Eşlerden birinin para biriktirmeyi sevmesi, gereksiz harcamadan kaçınması veya ekonomik şartlar nedeniyle tasarruf yapması tek başına boşanmayı gerektirmez. Mahkemenin ilgilendiği nokta, cimriliğin eşin ve ailenin hayatını nasıl etkilediğidir.
Yargıtay kararlarında bu ayrım oldukça somut örnekler üzerinden yapılmaktadır. Eşini kendi parasını kullanamaz hâle getirmek, evin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamamak, maddi imkânı bulunmasına rağmen eşine ihtiyaçları için para vermemek, kazancıyla bağdaşmayacak ölçüde az harcayarak diğer eşi ekonomik baskı altında tutmak ve aşırı cimrilik nedeniyle birlik görevlerini ihmal etmek boşanma davasında kusur olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle “Kocam çok pinti, boşanabilir miyim?” sorusunun cevabı kişinin pinti olup olmadığından çok, bu pintiliğin evlilik hayatında neye dönüştüğüne bağlıdır.
Cimrilik Boşanma Sebebi midir?
Türk Medeni Kanunu’nda “cimrilik nedeniyle boşanma” adıyla ayrıca düzenlenmiş özel bir boşanma sebebi bulunmamaktadır. Bununla birlikte cimrilik ve para üzerinden kurulan baskı evlilik birliğini temelinden sarsacak ağırlığa ulaşmışsa TMK m.166 kapsamında boşanma davasına dayanak oluşturur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.11.2018 tarihli, 2018/6942 E., 2018/13653 K. sayılı kararında, eşine karşı aşırı cimri davranan ve bu suretle ekonomik şiddet uygulayan erkeğin, boşanmaya sebep olan olaylarda kadından daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Kararın önemi yalnız “cimrilik de kusurdur” denilmesinden ibaret değildir. Cimriliğin kusur hesabına eklenmesi tarafların kusur dengesini değiştirmiş ve kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesi sonucunu doğurmuştur.
Bir insanın çevresinde “eli sıkı” olarak bilinmesi elbette aynı sonucu doğurmaz. Yargıtay’ın aradığı, bu davranışın eşe ve ortak hayata yönelmiş ekonomik şiddet niteliğidir.
Tutumluluk Nerede Biter, Pintilik ve Ekonomik Şiddet Nerede Başlar?
Asgari ücretle geçinen ve kira ödeyen bir ailenin elektrik kullanımını azaltmaya çalışmasıyla, yüksek geliri bulunan kişinin eşi ihtiyaçlarını karşılayamasın diye parayı elinde tutması aynı değildir. Ortak gelecek için tasarruf yapılmasıyla eşe çay parası dahi bırakılmaması da aynı değildir.
Gelir, yaşam standardı, ailenin zorunlu ihtiyaçları ve eşin parayı hangi amaçla kısıtladığı birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarihli, 2020/2620 E., 2020/5632 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin cimri ve pinti olduğu, kazancına göre az harcama yaparak eşine ekonomik şiddet uyguladığı kabul edilmiştir. Dosyadaki diğer kusurlarla birlikte yapılan değerlendirmede Yargıtay da kusur durumunu incelemiş ve erkeğin ağır kusurlu olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Burada dikkat çeken ifade “kazancına göre az harcama”dır. Aynı miktardaki harcama bir aile için zorunlu tasarruf, başka bir aile için ise diğer eşi insanî ihtiyaçlarından mahrum bırakan aşırı cimrilik olabilir.
Bu sebeple boşanma davasında “eşim cimridir” demek yerine, eşin gelirine rağmen hangi ihtiyacı karşılamadığı ve bunun ortak yaşamı nasıl etkilediği anlatılmalıdır.
Kocam Para Vermiyor, Bu Boşanma Sebebi mi?
Eşlerden birinin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen diğer eşin zorunlu ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için para vermemesi boşanma bakımından kusurlu davranış olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarihli, 2015/12750 E., 2016/2921 K. sayılı kararında erkeğin, kadının önceki evliliğinden olan çocuğuna kötü davranmasının yanında evin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eşine para vermemesi ekonomik şiddet olarak kabul edilmiştir. Yargıtay, bu davranışların evlilik birliğini ortak hayatın sürdürülmesini beklenemeyecek derecede sarstığını belirterek boşanmaya karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.04.2017 tarihli, 2015/25979 E., 2017/4218 K. sayılı kararında ise erkeğin eşinin ameliyatıyla ilgilenmemesi, sağlık giderlerini ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamaması ve eşine harçlık vermemesi ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla eşin gelirinin bulunmaması hâlinde diğer eşin “Ben kazanıyorum, para benim; kendi ihtiyacını kendin karşıla” şeklinde bütün ekonomik sorumluluğu reddetmesi evlilik hukukunda sınırsız bir hak değildir.
Bununla birlikte her para tartışması ekonomik şiddet oluşturmaz. Uyuşmazlık, sürekli biçimde temel ihtiyaçların karşılanmaması ve ekonomik gücün diğer eş üzerinde baskı aracına dönüşmesi hâlinde farklı bir hukuki nitelik kazanır.
Çalışan Kadının Maaşını Kocası Alıyorsa Ekonomik Şiddet Olur mu?
Çalışan eşin maaş kartını almak, maaşı kendisinin tahsil etmesi, eşin kazancı üzerinde fiilen tek başına hâkimiyet kurmak ve kazanan eşe kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılayacak para dahi bırakmamak ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2008 tarihli, 2008/2-695 E., 2008/710 K. sayılı kararına konu evlilikte kadın çalışırken maaşının, emekli olduktan sonra da emekli aylığının eşi tarafından alındığını; kendisine çok az para bırakıldığını ileri sürmüştür. Dosyada ekonomik baskının günlük yaşama ne ölçüde yansıdığına ilişkin son derece çarpıcı anlatımlar bulunmaktadır. Kadının işyerinde bir çay içmenin hesabını yapmak zorunda kalması, taksi ücretini dahi karşılayabilecek paraya sahip olmaması ve kırılan bir çay bardağının hesabının sorulması yargılamada tartışılmıştır.
İlk derece mahkemesi uzun yıllar süren bu aşırı hesaplı ve cimrilik ölçüsündeki davranışları ekonomik şiddet olarak değerlendirmiş ve boşanmaya karar vermiştir. Özel Dairenin bozması üzerine mahkeme direnmiş, Hukuk Genel Kurulu da direnme kararını yerinde bulmuştur.
Karar bugün hâlâ önemlidir. Ekonomik şiddetin yalnız “eve para getirmeyen koca” biçiminde gerçekleşmediğini gösterir. Eş çalışıyor ve kendi parasını kazanıyor olsa dahi, kazancını kullanma imkânı elinden alınıyorsa ekonomik baskı ortaya çıkabilir.

Kırılan Bardağın Hesabını Sormak Boşanma Sebebi Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/2-695 E., 2008/710 K. sayılı kararına konu olayda kırılan çay bardağının hesabının sorulması münferit bir tartışma olarak değil, yıllarca devam ettiği ileri sürülen ekonomik kontrolün parçalarından biri olarak değerlendirilmiştir.
Bir davranışın ekonomik şiddet oluşturup oluşturmadığına bu nedenle tek cümleden hareketle karar verilmez. Her alışverişten sonra hesap sormak, eşin cebindeki parayı sürekli kontrol etmek, en küçük masrafı tartışma konusu yapmak, kişisel ihtiyaçlar için para vermemek ve aile ekonomisini tek taraflı baskı aracı olarak kullanmak birlikte değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıkar.
Bu durum özellikle “Ben sadece tutumluyum” savunmasının sınırının belirlenmesinde önem taşır. Tutumluluk ortak ekonomik hayatı yönetmeye yöneliktir; ekonomik şiddet ise parayı diğer eş üzerinde kontrol aracına dönüştürür.
“Sifonu Niye Çektin, Çay Demleme” Diyecek Kadar Cimrilik Boşanma Sebebi Olur mu?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/7873 E., 2024/6154 K. sayılı kararına konu dava, son dönemde cimrilik tartışmalarının yeniden gündeme gelmesine neden olan çarpıcı bir örnektir.
Davacı kadın; eşinin aşırı cimri olduğunu, “banyonun ışığını çok yaktın, sifonu çektin” gibi sebeplerle kendisini azarladığını, evde bir miktar yiyecek bulunduğu sürece yeni gıda ve temizlik malzemesi almak istemediğini, çay demlemesini dahi istemediğini ileri sürmüştür.
Fakat kararın hukuken önemli tarafı, internetteki haber başlıklarından biraz farklıdır.
Mahkemeler bütün bu iddiaları tek tek “Yargıtay tarafından ispatlanmış vakıa” hâline getirmemiştir. Kusur belirlemesinde kesinleşen esas davranış, erkeğin eşinin maddi ihtiyaçlarını karşılamamak suretiyle ekonomik şiddet uygulaması olmuştur. Erkek bu nedenle tam kusurlu kabul edilmiş ve boşanma hükmü verilmiştir.
Bu ayrım dava açacak kişiler bakımından önemlidir. İnternetten başka bir Yargıtay kararındaki “çay demleme” veya “sifon” sözünü bulup kendi dosyasına yazmak değil, kendi evliliğinde gerçekten yaşanan davranışları ve bunların delillerini ortaya koymak gerekir.
Cimrilik Nedeniyle Boşanma Davasında Manevi Tazminat Kesin Alınır mı?
Cimrilik veya ekonomik şiddetin ispatlanması manevi tazminatın otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/7873 E., 2024/6154 K. sayılı kararı bu ayrımı özellikle açık biçimde ortaya koymaktadır. Dosyada erkeğin eşinin maddi ihtiyaçlarını karşılamayarak ekonomik şiddet uyguladığı ve tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Kadın lehine maddi tazminat ve yoksulluk nafakasına ilişkin değerlendirmeler korunmuştur.
Buna karşılık Yargıtay, yalnızca maddi anlamda eşinin ihtiyaçlarını karşılamama şeklinde kesinleşen kusurlu davranışın somut dosyada kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığına karar vermiş ve manevi tazminat hükmünü bozmuştur.
Bu karar önemli bir sınır çizer. Ekonomik şiddet boşanma bakımından kusur olabilir; fakat manevi tazminat için ayrıca TMK m.174/2’de aranan kişilik hakkına saldırı şartının gerçekleşmesi gerekir.
Buna karşılık ekonomik şiddetin hakaret, aşağılama, fiziksel şiddet, tehdit veya kişilik haklarını ayrıca zedeleyen başka davranışlarla birlikte gerçekleştiği dosyalarda manevi tazminatın şartları oluşabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.11.2018 tarihli, 2018/6942 E., 2018/13653 K. sayılı kararında aşırı cimrilik diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirilmiş; erkek daha ağır kusurlu bulunmuş ve kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Cimrilik boşanma sebebi olabilir; tazminatın türü ve miktarı ise dosyadaki diğer vakıalarla ve sosyoekonomik durum incelemesi ile birlikte ayrıca değerlendirilir.
Eşimin Parası Var Ama Eve Para Harcamıyor, Bu Ekonomik Şiddet midir?
Eşin maddi gücü bulunduğu hâlde ailenin temel ihtiyaçlarını bilinçli biçimde karşılamaması ekonomik şiddetin en belirgin görünümlerinden biri olabilir.
Önemli olan yalnız eve ne kadar para girdiği değildir. O paranın evlilik birliğinin giderlerinde ne ölçüde kullanıldığı da önem taşır.
Maddi imkânı sınırlı kişinin market alışverişini azaltması zorunluluktan kaynaklanabilir. Ekonomik imkânı oldukça iyi kişinin eşine ayakkabı, sağlık, ulaşım, temizlik veya yeterli gıda için dahi para vermemesi ise aynı şekilde değerlendirilemez.
Yargıtay’ın “kazancına göre az harcama” ve “evin ihtiyaçları için eşine para vermeme” kararlarının altında da bu düşünce bulunmaktadır.
Eşin Maaş Kartını Alması Boşanma Sebebi midir?
Eşlerden birinin diğerinin maaş kartını alması tek başına her olayda hukuka aykırı kabul edilemez. Eşler aile bütçesini ortak bir hesapta toplayabilir, giderleri birlikte yönetebilir veya kendi rızalarıyla farklı bir ekonomik sistem kurabilirler.
Sorun rızanın ortadan kalktığı yerde başlar.
Çalışan eşin maaşına fiilen el konulması, kendi gelirini kullanmasının engellenmesi, yaptığı her harcamadan dolayı hesap vermek zorunda bırakılması ve kendi zorunlu ihtiyaçları için dahi para alamaması ekonomik baskıya dönüşebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/2-695 E., 2008/710 K. sayılı dosyası, çalışan ve sonrasında emekli olan eşin gelirinin kontrol edilmesinin ekonomik şiddet tartışmasının merkezinde bulunduğu önemli örneklerden biridir.
Evlilik, eşlerden birine diğer eşin maaşı üzerinde mülkiyet hakkı vermez.
Eşin Çalışmasına İzin Vermemek Boşanma Sebebi midir?
Eşin çalışmasını engellemek de ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Kişiyi işinden ayrılmaya zorlamak, işe gitmesini engellemek, işyerinde sorun çıkartarak işten ayrılmasına neden olmak veya “çalışmayacaksın” şeklinde sürekli baskı kurarak ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmak, somut olayın özelliklerine göre boşanmada kusur teşkil edebilir.
Ancak bu iddia da diğer ekonomik şiddet iddiaları gibi somutlaştırılmalıdır. “Çalışmama izin vermedi” cümlesinden sonra bunun nasıl gerçekleştiği anlatılmalıdır. İşyerine gidip kavga mı çıkardı, işe gitmesine fiziksel olarak engel mi oldu, sürekli tehdit ederek istifaya mı zorladı? Mahkeme kullanılan etiketten çok yaşanan olayı inceler.
Eşimin Bütün Harcamalarımın Hesabını Sorması Boşanma Sebebi midir?
Eşlerin aile bütçesi hakkında birbirleriyle konuşmaları ve önemli harcamalar konusunda hesap vermeleri evliliğin doğal sonucudur. Eşlerin ekonomik hayatının tamamen birbirinden bağımsız olması gerektiğine ilişkin bir kural yoktur.
Fakat her kahvenin, her market alışverişinin, her kişisel ihtiyacın sorgulanması; eşin cebindeki paranın kontrol edilmesi; yaptığı küçük harcamalar nedeniyle sürekli aşağılanması veya parasına el konulması başka bir boyuta ulaşabilir.
Ekonomik şiddet çoğu zaman tek bir büyük olaydan değil, yıllar içerisinde tekrar eden küçük davranışlardan oluşur. Bu nedenle tanık ve diğer deliller değerlendirilirken davranışın sürekliliği önem taşır.
Cimri Eşle Yıllarca Evli Kaldıysam Sonradan Boşanma Davası Açamaz mıyım?
“Yirmi yıldır böyle yaşıyordun, şimdi neden boşanıyorsun?” şeklindeki yaklaşım değildir. Özellikle süreklilik gösteren ekonomik baskının uzun süre devam ettirilmiş olması ile belirli bir olayın açıkça affedilmesi aynı şey değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2008 tarihli, 2008/2-695 E., 2008/710 K. sayılı kararına konu evlilik yaklaşık otuz yılı aşan uzun bir evlilikti. Kadının yıllarca aşırı hesaplı ve cimrilik ölçüsündeki tutumluluğa katlandığı ileri sürülmesine rağmen ilk derece mahkemesi, süreklilik gösteren ekonomik baskıdan kurtulma talebini dikkate alarak boşanma kararında direnmiş; Hukuk Genel Kurulu direnme kararını yerinde bulmuştur.
Bu karar, ekonomik şiddetin niteliğini anlamak bakımından önemlidir. Bir eşin yıllarca ekonomik baskıya katlanmış olması, devam eden her davranışı peşinen affettiği anlamına gelmez.
Bununla birlikte geçmişteki münferit olaylar bakımından af ve hoşgörü ayrıca değerlendirilir. Dava hazırlanırken “otuz yıllık evlilikte yaşanan her para tartışmasını” herhangi bir ayrım yapmadan kusur vakıası hâline getirmek de doğru değildir.
Cimrilik ve Ekonomik Şiddet Nasıl İspatlanır?
“Eşim çok cimriydi” diyen tanığın anlatımı tek başına güçlü bir delil olmayabilir. Tanığın neden cimri olduğunu düşündüğünü açıklaması gerekir.
Örneğin tanık, kadının yıllarca işyerine hiç parasız geldiğini, ulaşım parasını arkadaşlarından istediğini veya temel ihtiyaçlarını yakınlarının karşıladığını bizzat görmüş olabilir. Aile bireyleri evde yeterli gıda bulunmadığını, ısınmanın ekonomik imkân bulunmasına rağmen kısıtlandığını veya eşin ihtiyaçları için sürekli ailesinden para istemek zorunda kaldığını gözlemlemiş olabilir.
Banka hareketleri ve para transferleri de olayın niteliğine göre önem taşıyabilir. Maaşın düzenli biçimde diğer eşin hesabına aktarılması, eşe hiç harcama imkânı bırakılmaması veya zorunlu ihtiyaçların sürekli üçüncü kişilerce karşılandığının görülmesi diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Taraflar arasındaki mesajlar özellikle önemlidir. “Sana para vermem”, “maaş kartını bana vereceksin”, “çalışmayacaksın”, “ailenden iste”, “elektrik yakma” gibi somut ifadeler varsa bunlar uyuşmazlığın niteliğine göre delil olarak değerlendirilebilir.
Dava dilekçesinin de aynı somutlukla hazırlanması gerekir. “Kocam pinti ve nekestir” denilmesi hukukî vakıa değildir. Hangi ihtiyacın karşılanmadığı, hangi gelirin kontrol edildiği, hangi tarihlerde ne şekilde para verilmediği ve bunun aile hayatındaki sonucu anlatılmalıdır.
Tanıklar Olayı Görmediyse Ekonomik Şiddet İspatlanamaz mı?
Ekonomik şiddet çoğu zaman evin içerisinde yaşandığı için bütün olayların birebir tanığını bulmak mümkün değildir. Buna rağmen duyuma dayalı tanıklıkla doğrudan gözlem birbirinden ayrılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/2-695 E., 2008/710 K. sayılı kararına giden süreçte bu konu ciddi biçimde tartışılmıştır. Özel Daire, tanık anlatımlarının bir bölümünü kadından aktarılan olaylardan ibaret görerek yeterli bulmamış; ilk derece mahkemesi ise kadının uzun yıllar aynı işyerinde çalışan arkadaşlarının onun sürekli parasızlığını ve ekonomik durumunu bizzat gözlemlediklerini kabul etmiştir.
Ekonomik şiddet fiziksel şiddet gibi morluk bırakmayabilir; ancak sonuçları dışarıdan gözlemlenebilir. Sürekli yol parasını başkasından istemek, öğle yemeğine para bulamamak, temel ihtiyaçları için ailesinden yardım almak veya maaşı olmasına rağmen kendi parasını kullanamamak tanıkların doğrudan bilgi sahibi olabileceği olgulardır.
Bu nedenle tanığın yalnız “Bana kocası cimri olduğunu söyledi” demesi ile yıllarca gördüğü ekonomik sıkıntıları anlatması aynı delil değerine sahip değildir.
Aşırı Borçlanmak da Ekonomik Şiddet Olabilir mi?
Ekonomik şiddet yalnız parayı harcamamak biçiminde ortaya çıkmaz. Ailenin ekonomik güvenliğini sürekli ve ağır biçimde tehlikeye sokmak da boşanma bakımından kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Kumar nedeniyle sürekli borçlanmak, aile konutuna devamlı haciz gelmesine sebep olmak, diğer eşten gizli ağır borçlar yapmak veya aile gelirini ortak yaşamla ilgisi bulunmayan harcamalarda tüketmek somut olayın özelliklerine göre evlilik birliğini temelinden sarsabilir.
Burada cimriliğin tam tersi bir ekonomik davranış söz konusu olsa da sonuç aynıdır: ortak ekonomik hayatın sürdürülemez hâle gelmesi.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu’nda bağımsız bir özel boşanma sebebi değildir. Uygulamada bu vakıalara çoğunlukla TMK m.166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında dayanılır.
Dava dilekçesinin “eşim ekonomik şiddet uygulamıştır” cümlesiyle doldurulması yeterli değildir. Mahkemeye ekonomik şiddet kavramının tanımı değil, tarafların evlilik içerisinde yaşadığı olaylar anlatılmalıdır.
Eş maaşa el koymuşsa bu olay; para vermemişse hangi ihtiyaçların karşılanmadığı; çalışmayı engellemişse hangi eylemlerle engellediği; cimrilik nedeniyle hayatı yaşanmaz hâle getirmişse bunun günlük yaşama nasıl yansıdığı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Yargıtay kararları da “cimri insanlardan boşanılır” şeklinde bir genel kural koymamaktadır. Yargıtay’ın değerlendirdiği şey, aşırı cimriliğin ve ekonomik baskının somut evlilikte meydana getirdiği sonuçtur.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Nafaka Alınabilir mi?
Boşanma davasında ekonomik şiddetin ispatlanması nafaka şartlarından bağımsız değildir.
Dava devam ederken şartları varsa tedbir nafakası, boşanma sonrasında ise TMK m.175’teki koşulların gerçekleşmesi hâlinde yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Kusur durumu, ekonomik koşullar ve tarafların gelirleri ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/6942 E., 2018/13653 K. sayılı kararında aşırı cimriliğin kusur dengesini değiştirmesi, kadının yoksulluk nafakasının miktarı bakımından da değerlendirme yapılmasına yol açmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/7873 E., 2024/6154 K. sayılı kararında da eşinin maddi ihtiyaçlarını karşılamamak suretiyle ekonomik şiddet uygulayan erkek tam kusurlu kabul edilmiş ve kadının yoksulluk nafakasına ilişkin hükmün bozma dışında kalan kısmı korunmuştur.
Cimrilik Nedeniyle Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Alınabilir mi?
Cimrilik ve ekonomik şiddet nedeniyle daha az kusurlu veya kusursuz eşin boşanma sonucunda mevcut veya beklenen menfaatleri zarar görmüşse TMK m.174/1 kapsamında maddi tazminat gündeme gelebilir.
Manevi tazminat için ise boşanmaya yol açan davranışların ayrıca kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/6942 E., 2018/13653 K. sayılı kararında aşırı cimrilik diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirilmiş ve maddi ile manevi tazminat koşullarının bulunduğu kabul edilmiştir.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/7873 E., 2024/6154 K. sayılı daha yeni kararında yalnız eşin maddi ihtiyaçlarını karşılamama biçimindeki kesinleşmiş ekonomik şiddet davranışının kişilik hakkına saldırı niteliğinde olmadığı kabul edilerek manevi tazminat yönünden bozma yapılmıştır.
Bu nedenle internette sıkça görülen “cimri eşten boşanırsanız manevi tazminat da alırsınız” cümlesi doğru değildir. Dosyadaki davranışların niteliğine bakılır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Uzaklaştırma Kararı Alınabilir mi?
6284 sayılı Kanun ekonomik şiddeti de şiddet kavramı içerisinde değerlendirmektedir. Bununla birlikte yalnız eşin “cimri” olması nedeniyle otomatik biçimde evden uzaklaştırma kararı verilmesi söz konusu değildir.
Para üzerinden ağır baskı, gelir ve malvarlığının kontrol edilmesi, temel ihtiyaçlardan mahrum bırakma, tehdit veya başka şiddet davranışları varsa olayın niteliğine uygun koruyucu ve önleyici tedbirler talep edilebilir.
Boşanma davasının açılması da tek başına uzaklaştırma kararı anlamına gelmez. Tedbir ihtiyacı somut olay üzerinden değerlendirilir.
Kocam Çok Cimri, Boşanmak İstiyorum: Davada Nelere Dikkat Etmeliyim?
Cimrilik nedeniyle boşanma davası açılırken kişinin eşinin karakterini ispatlamaya çalışması gereksizdir. Mahkeme eşinizin “cimri bir insan” olup olmadığına ilişkin kişilik analizi yapmaz.
Eşiniz size para vermiyorsa hangi ihtiyaç için para vermediği; maaşınızı alıyorsa bunun nasıl gerçekleştiği; gelirine rağmen eve yeterli para ayırmıyorsa ailenin hangi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmadığı; ışığı, suyu veya ısınmayı hayatı yaşanmaz hâle getirecek ölçüde kısıtlıyorsa bunun nasıl gerçekleştiği; çalışmanızı engelliyorsa hangi davranışla bunu yaptığı anlatılmalıdır.
Yargıtay’ın aşırı cimrilik, pintilik, harçlık vermeme ve maddi ihtiyaçları karşılamama kararlarının ortak noktası da budur. Hiçbirinde yalnızca “eş cimriydi” denildiği için boşanma sonucu doğmamıştır. Cimrilik, ortak hayatın içine girip diğer eş üzerinde ekonomik baskı hâline geldiği için hukuken önem kazanmıştır.
Tutumlu bir eşle yaşamak zor olabilir; ancak boşanma hukukunun ilgilendiği sınır bundan daha ileridedir.
Eşin parasının olmasına rağmen sizi kendi paranıza veya en temel ihtiyaçlarınıza muhtaç bırakması, maaşınız üzerinde hâkimiyet kurması, para aracılığıyla hayatınızı kontrol etmesi ve aile yaşamını aşırı pintilik yüzünden çekilmez hâle getirmesi artık yalnız “eli sıkı olmak” değildir.
Bu davranışlar ispatlandığında ekonomik şiddet olarak boşanma davasında karşılığını bulabilir.


