Borçlanmak, tek başına boşanma sebebi değildir. Evlilik devam ederken eşlerden biri işini kaybedebilir, sağlık giderleriyle karşılaşabilir veya ailenin ihtiyaçlarını karşılamak için kredi kullanmak zorunda kalabilir. Buna karşılık gelirini aşan borçları eşinden saklamak, eski borçları yeni kredilerle kapatmak ve aileyi sürekli icra tehdidi altında bırakmak, sıradan bir ekonomik güçlük olarak değerlendirilemez.
Özellikle borçların ortak konuta haciz gelmesine, aile birikimlerinin tüketilmesine veya diğer eşin alacaklılar tarafından rahatsız edilmesine yol açması hâlinde, evlilik birliğinin ekonomik temeliyle birlikte eşler arasındaki güven de zarar görür. Bu davranışların ortak hayatı sürdürülemez hâle getirmesi durumunda Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine dayanılarak boşanma davası açılabilir.
Eşten Habersiz Borçlanmak Boşanma Sebebi midir?
Eşlerden her biri kendi ekonomik işlemlerini yapabilir; evlilik, alınacak her kredi için diğer eşten izin alma zorunluluğu doğurmaz. Ancak bu serbesti, ailenin ekonomik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamaz. Borçların eşten saklanması, miktarının ailenin geliriyle bağdaşmaması ve ortak yaşamı doğrudan etkilemesi hâlinde kusurlu davranıştan söz edilebilir.
Boşanma davasında yalnızca borcun miktarına bakılmaz. Paranın hangi amaçla kullanıldığı, borçlanmanın ne kadar süredir devam ettiği, eşin borçları neden gizlediği ve aile giderlerinin bu sırada karşılanıp karşılanmadığı birlikte incelenir. Ailenin zorunlu ihtiyaçları için kullanılan ve düzenli şekilde ödenen krediyle, kumar veya kişisel tüketim için çekilip uzun süre saklanan kredi aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2019 tarihli, 2017/2-1938 E., 2019/378 K. sayılı kararında, aile bütçesine zarar verecek ölçüde borçlanan ve ailenin ekonomik seviyesini iyi yönetemeyen eşin bu davranışı kusurlu kabul edilmiştir. Kararda, borçlanmanın aile hayatına etkisiyle birlikte tarafların diğer davranışlarının da kusur belirlenirken dikkate alınması gerektiği benimsenmiştir.
Eşinden gizli kredi çekmek de güven ilişkisini zedeleyen bir davranıştır. Bununla birlikte tek bir kredinin varlığı, her dosyada kendiliğinden boşanma ve tazminat kararı verilmesini sağlamaz. Kredi aile ihtiyacı için kullanılmış, taksitleri düzenli ödenmiş ve ortak hayat üzerinde ciddi bir etkisi olmamışsa farklı bir değerlendirme yapılabilir. Borcun yıllarca saklanması, başka borçları kapatmak için yeni krediler alınması veya ailenin temel ihtiyaçları karşılanmazken paranın kişisel amaçlarla harcanması ise kusurun ağırlığını artırır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarihli, 2016/16861 E., 2018/5575 K. sayılı kararında, eşinden gizli kredi çeken kocanın davranışı güven sarsıcı nitelikte ve kusurlu bulunmuştur. Ancak gizli kredi çekilmesinin somut olayda kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu kanıtlanamadığından manevi tazminat talebi kabul edilmemiştir. Bu karar, boşanmaya esas alınan kusur ile manevi tazminatın koşullarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Eşin Borçları Yüzünden Eve Haciz Gelmesi Boşanma Davasını Nasıl Etkiler?
Borçlanmanın ortak konuta haciz gelmesine kadar ilerlemesi, davranışın aile hayatındaki sonuçlarını ağırlaştırır. İcra görevlilerinin eve gelmesi, aile eşyalarının haczedilmesi korkusu ve alacaklıların baskısı, borçlu olmayan eşin günlük yaşamını da doğrudan etkiler. Eşin bu tabloya kendi kontrolsüz borçlanmasıyla sebep olması, Yargıtay uygulamasında boşanmaya esas alınan önemli bir kusurdur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarihli, 2012/14896 E., 2013/1651 K. sayılı kararında, birlik görevlerini yerine getirmeyen ve aşırı borçlanarak ortak konuta haciz gelmesine yol açan koca kusurlu bulunmuştur. Daire, yaşananların boşanma sebebi oluşturmasının yanında kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu kabul ederek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.12.2022 tarihli, 2022/7339 E., 2022/10150 K. sayılı kararında da eşinden gizli biçimde borçlanıp kredi çeken ve bu borçlar yüzünden eve haciz gelmesine sebep olan koca tamamen kusurlu kabul edilmiştir. Ortak konuta haciz gelmesine kadar ulaşan sürecin kadının kişilik haklarını ihlal ettiği ve manevi tazminat koşullarını oluşturduğu benimsenmiştir.
Boşanma sebebi, haciz işleminin kendisinden ibaret değildir. Haciz, çoğu zaman uzun süredir devam eden gizli borçlanmanın görünür hâle gelen sonucudur. Mahkeme; borçların nasıl oluştuğunu, eşin bunları saklamak için yanıltıcı davranışlarda bulunup bulunmadığını ve aileyi korumak için ödeme konusunda çaba gösterip göstermediğini de değerlendirir.
Borç verenlerin diğer eşi araması veya ortak konuta gelmesi de aynı kapsamda önem taşır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli, 2022/9207 E., 2022/10855 K. sayılı kararında, eşin aldığı borçlar nedeniyle alacaklıların diğer eşi rahatsız etmesine yol açması kusurlu davranışlar arasında kabul edilmiştir. Borç diğer eş adına doğmamış olsa bile, alacaklı baskısının onun günlük hayatına taşınması boşanma davasında göz ardı edilmez.
Eşimin Kredi ve İcra Borçlarından Ben de Sorumlu Olur muyum?
Evlilik, eşlerin bütün borçlarını ortak hâle getirmez. Türk Medeni Kanunu’nun 224. maddesi uyarınca her eş, kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur. Eşlerden birinin yalnızca kendi adına çektiği kredi veya yaptığı kişisel borç sebebiyle diğer eşin maaşı, banka hesabı ya da adına kayıtlı malı haczedilemez.
Bunun istisnası, borçlu olmayan eşin işleme bizzat katılmış olmasıdır. Kredi sözleşmesinde müşterek borçlu sıfatıyla imzası bulunan, borca kefil olan veya kendi malını teminat gösteren eş açısından ayrıca sorumluluk doğabilir. Kefalet işlemlerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesinde öngörülen eş rızası ve şekil koşulları da değerlendirilmelidir. İmzalanan belgenin kefalet mi yoksa müşterek borçluluk mu olduğu, yalnızca belgenin başlığına göre değil, sözleşmenin tamamına göre belirlenir.
Ailenin günlük ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil yetkisi kapsamında yapılan işlemler de farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 189. maddesinde, evlilik birliğinin temsilinden doğan borçlarda eşlerin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna karşılık aile ihtiyacıyla ilgisi bulunmayan kişisel kredi, kumar borcu veya gizli ticari borç kural olarak işlemi yapan eşi bağlar.
Bir taşınmaz veya başka bir mal eşler adına paylı olarak kayıtlıysa borçlu eşin payı haczedilebilir. Borçlu olmayan eşin payı ise yalnızca evlilik nedeniyle takip konusu yapılamaz. Malın gerçekte kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde tapu ve araç kayıtları, banka ödemeleri, faturalar ve satın alma belgeleri önem kazanır.
Eve Haciz Geldiğinde Ev Eşyaları Götürülebilir mi?
Konut içinde haciz yapılması, İcra ve İflas Kanunu’nun 79/a maddesinde özel bir usule bağlanmıştır. İcra müdürünün konutta haciz yapılmasına ilişkin kararının kural olarak icra mahkemesinin onayından geçmesi gerekir.
Haciz için konuta girilmiş olması, evde bulunan her eşyanın alınabileceği anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca borçluya ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşyalar ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden ev eşyaları haczedilemez. Buzdolabı, çamaşır makinesi, yatak, koltuk ve benzeri temel ev eşyaları bu korumanın kapsamındadır.
Para, altın, kıymetli evrak, değerli taş, antika ve süs eşyası niteliğindeki kıymetli mallar aynı korumadan yararlanmaz. Ortak yaşam için gerekli olmayan yüksek değerli eşyalarla aynı amaçla kullanılan birden fazla eşyanın bulunması hâlinde de haczedilmezlik değerlendirmesi eşyanın niteliğine göre yapılır.
Haczedilmek istenen mal borçlu olmayan eşe aitse bu hususun haciz tutanağına yazdırılması gerekir. Mülkiyet iddiasının kabul edilmemesi hâlinde istihkak yoluna başvurularak eşyanın borçluya ait olmadığı ispatlanabilir. Eşyanın kim tarafından ve hangi gelirle satın alındığını gösteren faturalar ile banka kayıtları bu aşamada önem taşır.
Gizli Borçlanma Nedeniyle Manevi Tazminat Alınabilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya yol açan olayların talepte bulunan eşin kişilik haklarını ihlal etmiş olması gerekir. Talepte bulunan eşin kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olması da aranır.
Gizli kredi çekilmesi kusur teşkil etse bile her zaman kişilik hakkı ihlali doğurmayabilir. Buna karşılık eşin yıllarca sakladığı borçlar yüzünden ortak konuta haciz gelmesi, diğer eşin alacaklıların baskısına maruz kalması ve aile yaşamının sürekli icra korkusu içinde sürdürülmesi manevi tazminatın dayanağını oluşturabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5575 K. sayılı kararında gizli kredi kusur sayılmasına rağmen manevi tazminat koşulları oluşmamış; 2022/10150 K. sayılı kararında ise gizli borçlanmanın eve haciz gelmesine kadar ilerlemesi kişilik hakkına saldırı olarak kabul edilmiştir. Manevi tazminat bakımından belirleyici olan, yalnızca kredi sözleşmesinin varlığı değil, borçlanmanın diğer eşin kişisel ve sosyal hayatında meydana getirdiği ağır sonuçlardır.
Gizli Borçlanma Nedeniyle Maddi Tazminat ve Mal Paylaşımı İstenebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesine göre boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat isteyebilir. Ancak maddi tazminat, borçlu eşin tükettiği bütün paranın boşanma davasında doğrudan geri alınmasını sağlayan bir alacak değildir.
Ortak birikimlerin kişisel borçlara harcanması, malvarlığının alacaklılardan veya diğer eşten kaçırılması ve edinilmiş malların gerçek dışı borçlarla azaltılması mal rejiminin tasfiyesinde ayrıca incelenir. Borcun hangi tarihte doğduğu, ne için kullanıldığı ve hangi mal grubuyla ilgili olduğu belirlenmeden yalnızca borç miktarının paylaşım hesabından düşülmesi mümkün değildir.
Eşlerden biri diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla malını karşılıksız devretmiş veya olağan ekonomik hayatla bağdaşmayan işlemler yapmışsa Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki eklenecek değer hükümleri uygulanabilir. Görünüşte borç olarak gösterilen işlemin gerçekte mal kaçırma amacı taşıdığı ispatlandığında, tasfiye hesabı bu işlemler hiç yapılmamış gibi kurulabilir.
Borçlanma sırasında edinilen bir mal varsa yalnızca borç değil, borcun karşılığında malvarlığına giren değer de hesaba katılır. Örneğin krediyle araç alınmışsa araç edinilmiş mal niteliği taşıyabilir; kredi borcunun tasfiyeye etkisi de aracın niteliği ve ödeme tarihleriyle birlikte değerlendirilir. Aynı kredi kişisel tüketime veya kumara harcanmışsa ortaya çıkan tablo farklıdır.
Eş Aile Konutunu Habersizce İpotek Ettirebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi aile konutu üzerindeki iradi işlemleri diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Malik olan eş, diğer eşin rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez ve konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutunun kredi teminatı olarak ipotek edilmesi de bu kapsamda değerlendirilir.
Diğer eşin açık rızası alınmadan kurulan ipoteğin geçerliliği; bankanın konutun aile konutu olduğunu bilip bilmediği, tapu kaydı, taşınmazın fiilî kullanımı ve işlemin özellikleri dikkate alınarak incelenir. Tapu siciline aile konutu şerhi verilmesi, konutun diğer eşten habersiz satılması veya ipotek edilmesi riskine karşı önemli bir korumadır.
Aile konutu şerhi, taşınmazı her türlü cebri icra işleminden mutlak biçimde koruyan bir haczedilmezlik şerhi değildir. Taşınmazın borçlu eşe ait olması veya geçerli bir rehin hakkının bulunması hâlinde cebri icranın koşulları ayrıca incelenir.
Boşanma Davası Açılmadan Aile Malvarlığı Korunabilir mi?
Gizli borçlanmanın devam ettiği ve eşin taşınmazları ya da diğer değerli malları elden çıkarmaya başladığı durumlarda koruma talep etmek için boşanma davasının açılmasını beklemek gerekmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesi uyarınca eşlerden birinin talebi üzerine hâkim, ailenin ekonomik varlığını korumak veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufları diğer eşin rızasına bağlayabilir. Karar belirli bir taşınmazı ilgilendiriyorsa sınırlama tapu siciline şerh edilir.
Bu koruma, eşin bütün malvarlığı üzerindeki işlem yetkisinin genel biçimde kaldırılması anlamına gelmez. Tehlikenin hangi mal veya işlemlerden kaynaklandığı açıklanmalı; kredi sözleşmeleri, satış girişimleri, icra dosyaları ve mal kaçırma şüphesini gösteren olgular mahkemeye sunulmalıdır.
Evlilik birliğini temsil yetkisinin kötüye kullanılması hâlinde Türk Medeni Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması da istenebilir. Savurganlığın kişinin kendisini ve ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratacak boyuta ulaşması durumunda vesayet hükümleri gündeme gelebilirse de yalnızca borçlu olmak Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesi kapsamında vesayet kararı verilmesi için yeterli değildir.
Gizli Borçlar Boşanma Davasında Nasıl İspatlanır?
Borçlanma çoğu zaman diğer eşten gizlendiği için dava açılmadan önce bütün kredi ve hesap bilgilerine ulaşılması mümkün olmaz. Dava dilekçesinde bilinen banka adlarının, yaklaşık kredi tarihlerinin, icra dosyalarının ve haciz işlemlerinin açıklanması hâlinde mahkemeden ilgili kayıtların getirtilmesi istenebilir.
Banka hesap hareketleri paranın nereye aktarıldığını, kredi kartı ekstreleri harcamaların niteliğini, icra dosyaları ise borcun ne zaman takibe düştüğünü gösterir. Haciz tutanakları, ödeme emirleri, banka bildirimleri ve borç verenlerle yapılan yazışmalar da borçlanmanın aile hayatına yansımasını ortaya koyar. Aile giderlerinin ödenmediğini veya alacaklıların diğer eşi rahatsız ettiğini doğrudan bilen kişiler tanık olarak dinlenebilir.
İspatın yalnızca borcun bulunduğuna yönelmesi yeterli değildir. Borcun eşten saklandığı, aile ihtiyacı dışında kullanıldığı ve ortak yaşamı ne şekilde etkilediği de açıklanmalıdır. Geliriyle bağdaşmayan kredi ödemeleri yapan eşin buna karşılık ev kirasını, çocukların giderlerini veya temel ihtiyaçları karşılamaması, kusurun değerlendirilmesinde borcun miktarı kadar önemli olabilir.
Hukuka aykırı şekilde ele geçirilen banka şifreleri ve özel yazışmalar ise delil tartışmasına ve ayrıca hukuki sorumluluğa yol açabilir. Eşin elinde bulunmayan kayıtların mahkeme aracılığıyla bankalardan, icra dairelerinden ve ilgili kurumlardan istenmesi daha güvenli bir ispat yoludur.
Gizli Borçlanma Nedeniyle Boşanma Davası Nerede Açılır?
Dava, eşlerden birinin yerleşim yerindeki veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte yaşadıkları yerdeki aile mahkemesinde açılabilir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Borçların tarihleri, kredi kullanılan kurumlar, bilinen icra dosyaları, haczin ne zaman gerçekleştiği ve borçlanmanın aile hayatındaki etkileri dava dilekçesinde ayrı ayrı açıklanmalıdır. Maddi ve manevi tazminat talep edilecekse, borçlanmanın hangi menfaati zedelediği ve kişilik haklarına nasıl zarar verdiği somut olaylarla ortaya konulmalıdır. Gizli borçlanmanın boşanma davasındaki ağırlığı, borcun yalnızca rakamsal büyüklüğünden değil, eşler arasındaki güveni ve ortak hayatı ne ölçüde ortadan kaldırdığından anlaşılır.

