Eşim Evi Annesinin veya Babasının Üzerine Aldıysa Boşanmada Hakkımı Nasıl Alırım?

Eşin evlilik içinde kazandığı parayla bir ev satın alıp tapuyu annesi, babası veya başka bir kişi adına düzenletmesi, diğer eşin mal paylaşımından doğan hakkını ortadan kaldırmaz. Evin alınmasında kullanılan paranın kaynağı ve üçüncü kişiye neden kazandırıldığı ispatlanarak eşe karşı alacak davası açılır. Eşin malvarlığı bu alacağı karşılamazsa, kanundaki şartlarla kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden de ödeme istenir.

Bu davada istenen, çoğu uyuşmazlıkta tapunun yarısının devri değil, mal rejiminin tasfiyesinden doğan para alacağıdır. Tapunun iptali için ayrıca mülkiyetin devrini gerektiren bir hukuki sebep bulunmalıdır.

Aşağıdaki açıklamalar, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönem içindir. Başka bir mal rejimi seçilmişse veya ödeme 1 Ocak 2002’den önceki döneme aitse uygulanacak hükümler değişir.

Ev hiç eşimin adına geçmediyse yine de hakkımı isteyebilir miyim?

Evin ilk satışta doğrudan üçüncü kişi adına alınması, satın alma için kullanılan paranın incelenmesine engel değildir. Mahkeme; ödemeyi kimin yaptığını, paranın hangi kaynaktan geldiğini ve ödeme karşılığında hangi hakkın kazanıldığını araştırır.

Eş, çalışma gelirini karşılıksız olarak babasına vererek onun adına ev almışsa, Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde bu kazandırma tasfiye hesabına eklenir. Böylece eşin malvarlığından çıkarılan değer, katılma alacağı hesaplanırken dikkate alınır.

Para geri alınmak üzere verilmişse farklı bir hesap gerekir. Bu kez eşin babasından olan alacağı araştırılır. Alacak edinilmiş mal niteliğindeyse tasfiyeye dâhil edilir. Aynı ödeme hem bağış hem de geri alınacak borç sayılarak iki defa hesaplanamaz.

Ev eş için alınmış, tapunun sonradan ona devredileceği kararlaştırılmışsa, geri devir anlaşmasından doğan hak incelenir. Bu ilişkinin ispatı ve tapuya ilişkin dava, diğer eşin katılma alacağı talebinden ayrıdır.

Eşim “Parayı ben kazandım, aileme istediğim gibi veririm” diyebilir mi?

Çalışma karşılığında elde edilen gelir, edinilmiş mallara katılma rejimi süresince edinilmiş maldır. Paranın yalnız bir eşin hesabına yatırılması veya diğer eşin çalışmaması bu niteliği değiştirmez.

Katılma alacağı isteyen eşin, evin alınmasına kendi maaşıyla katkıda bulunduğunu kanıtlaması gerekmez. Bu hak, edinilmiş malların borçlar ve gerekli hesap düzeltmeleri çıkarıldıktan sonra kalan değeri üzerinden doğar.

Eşin mirasından, kendisine yapılan bağıştan veya mal rejimi başlamadan önceki birikiminden gelen para ise kişisel maldır. Üçüncü kişi adına yapılan ödemenin tamamının bu kaynaklardan karşılandığı ispatlanırsa, sırf ödeme evlilik sırasında yapıldığı için katılma alacağı doğmaz.

Miras kalan taşınmazın kendisi ile kira geliri de ayrılmalıdır. Taşınmaz kişisel maldır; mal rejimi sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa evlilik dönemindeki kira geliri edinilmiş maldır. Satın alma bedeli bu kiralardan karşılanmışsa “Para mirastan geldi” savunması hesabı sona erdirmez.

Eşim evi annesine hediye ettiğini söylerse ne olur?

Bağışın gerçek olması, mal paylaşımı hesabından çıkarılmasını gerektirmez. TMK m.229 iki ayrı koruma getirir.

Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası alınmadan yapılan ve olağan hediye sınırını aşan karşılıksız kazandırmalar hesaba eklenir. Bu kapsamda ayrıca katılma alacağını azaltma amacı aranmaz. Bir evin bedelinin karşılanması, sıradan bir doğum günü veya bayram hediyesiyle aynı şekilde ele alınmaz.

Katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirlerde ise inceleme son bir yılla sınırlı değildir. İşlem mal rejimi devam ederken yapılmış ve bu amaç ispatlanmışsa daha eski kazandırma da hesaba katılır.

Son bir yıl dışındaki her aile yardımı mal kaçırma sayılmaz. İddia sahibi, işlemin kendi katılma alacağını azaltmaya yönelik olduğunu gösteren olguları ortaya koymalıdır. Ödemenin gizlenmesi, açıklamaların değişmesi, görünürdeki malikin satın alma gücünün bulunmaması, boşanma hazırlıkları ve malın fiilen eş tarafından kullanılmaya devam edilmesi bu incelemede önem taşır.

Ev boşanmadan yıllar önce alındıysa dava açmak için geç mi kalmış olurum?

Satın alma tarihinin eski olması, hakkın kaybedildiği anlamına gelmez. İşlemin tasfiye hesabına eklenip eklenmeyeceği ile dava açma süresi farklı konulardır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.11.2018 tarihli, 2016/18541 E., 2018/19005 K. sayılı kararında, boşanma davasından yaklaşık bir yıl bir ay önce elden çıkarılan taşınmaz incelenmiştir. Kararda önceki boşanma süreci, eşlerin ayrılığı ve devrin gerçekleştiği koşullar nedeniyle katılma alacağını azaltma amacının bulunduğu kabul edilmiştir. İşlemin son bir yılın dışında kalması, taşınmazın tasfiye hesabına eklenmesini engellememiştir.

Karar, eş adına kayıtlıyken sonradan devredilen taşınmaza ilişkindir. İlk edinimde üçüncü kişi adına alınan mallar bakımından da cevaplanması gereken soru, edinilmiş mal niteliğindeki değerin hangi işlemle ve hangi amaçla eşin malvarlığı dışında bırakıldığıdır.

Kayınpederim evin parasının bir kısmını gerçekten ödediyse ne kadarını isteyebilirim?

Kayınpederin kendi malvarlığından yaptığı gerçek ödeme, eşin kazancı gibi hesaba katılamaz. Satın alma bedelinin hangi bölümünü kimin karşıladığı belirlenmelidir.

Örneğin 5.000.000 TL’lik evin 3.000.000 TL’sini kayınpeder kendi birikiminden, 2.000.000 TL’sini eş çalışma gelirinden ödemişse, evin tamamının eş tarafından finanse edildiği ileri sürülerek hesap yapılamaz. Eşin yaptığı 2.000.000 TL’lik ödemenin bağış, borç veya taşınmaz üzerinde hak kazandıran bir anlaşmanın karşılığı olup olmadığı araştırılır.

Kredinin kayınpeder adına olması da taksitlerin onun parasıyla ödendiğini kesinleştirmez. Kredi hesabına yapılan aktarmalar, ödeme tarihleri ve paranın önceki hareketleri incelenir. Eşin her ay kredi taksiti kadar para göndermesi, ödemeyi gerçekte kimin üstlendiğinin belirlenmesinde önemlidir.

Bilirkişi hesabı, üçüncü kişinin kendi katkısıyla eşten sağladığı ekonomik yararı ayırmalıdır. Aynı tutarın hem kredi borcu olarak düşülmesi hem de üçüncü kişinin katkısı olarak yeniden çıkarılması yanlış hesap doğurur.

Davayı eşime mi, tapuda adı yazan kişiye mi açmalıyım?

Katılma alacağı için öncelikle eşe karşı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası açılır. Dilekçede üçüncü kişi adına alınan mal, ödeme kaynağı, işlemin tarihi ve TMK m.229 kapsamında hesaba eklenmesini gerektiren olaylar açıklanır.

Üçüncü kişiden ödeme istenmesi için TMK m.241’in şartları gerekir. Eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması ve davalının hesaba katılması gereken kazandırmadan yararlanmış olması aranır. Akrabalık, borcun tamamından sorumlu tutulmak için yeterli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli, 2024/3162 E., 2024/7885 K. sayılı kararında, kadının ziynetleri ve ailesinden gelen paranın kullanıldığı ileri sürülen taşınmazın kayınpeder adına tescili incelenmiştir. Yargıtay, kayınpedere yöneltilen talebin yalnızca mal rejiminin tarafı olmadığı gerekçesiyle reddedilmesini doğru bulmamıştır. İleri sürülen olaylara göre bu talebin TMK m.241 kapsamında ele alınması; eşe karşı tasfiye davasından ayrılarak alacağın belirlenmesinin ve eşten tahsil durumunun beklenmesi gerektiğini açıklamıştır.

Bu karar, kayınpederin başlangıçta eşle aynı borçtan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Üçüncü kişiye yönelik davanın dinlenmesi ile o kişinin ödeme yükümlülüğünün doğması ayrı aşamalardır.

Eşimle kayınpederime aynı dilekçede dava açarsam ne olur?

Üçüncü kişiye karşı talep eşe karşı tasfiye davasıyla aynı dosyada ileri sürüldüğünde, taleplerin ayrılması gerekir. Mahkeme eşler arasındaki alacağı belirler; üçüncü kişiye karşı ayrılan dosyada bu davanın sonucu ve tahsil imkânı beklenir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 tarihli, 2019/3413 E., 2019/6158 K. sayılı kararında, eşten babasına geçen taşınmaz nedeniyle yöneltilen taleplerde bu yöntem benimsenmiştir. Üçüncü kişiye karşı davanın, tasfiye ve tahsil aşamaları tamamlanmadan reddedilmesi yerine HMK m.167 uyarınca ayrılması; eşe karşı davanın sonucunun ve alacağın tahsil edilebilirliğinin HMK m.165 uyarınca beklenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Üçüncü kişiye karşı dava açılmadan yalnızca davanın ihbarı da istenebilir. İhbar, uyuşmazlığın o kişiye resmen bildirilmesidir; kendisini davalı yapmaz ve hakkında ödeme hükmü kurulmasını sağlamaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.02.2019 tarihli, 2017/11052 E., 2019/2009 K. sayılı kararında, edinilmiş mal niteliğindeki hayvanların üçüncü kişiye devri yönünden ihbarın etkisi açıklanmıştır. Davanın kendisine ihbar edildiği kişi hakkında daha sonra TMK m.241’e dayalı dava açıldığında, TMK m.229 kapsamındaki kazandırma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yeniden araştırılmayacaktır. Buna karşılık eşten tahsil edilemeyen miktarın ve üçüncü kişinin sorumluluk sınırının belirlenmesi gerekir.

İhbar, üçüncü kişiye karşı dava açma süresinin yerine geçmez.

Hangi mahkemede dava açmalıyım?

Eşe karşı mal rejiminin tasfiyesi davası aile mahkemesinde açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yerde, aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi davaya bakar.

Boşanma nedeniyle yapılacak tasfiyede yer bakımından yetki TMK m.214’e göre belirlenir. Boşanma davasında yetkili olan yer mahkemeleri esas alınır. Dava para alacağına ilişkin olduğundan, yalnız evin başka bir ilde bulunması o ilin mahkemesini zorunlu hâle getirmez.

TMK m.241’e dayanan üçüncü kişiden eksik katılma alacağının tahsili davası da aile mahkemesinin görevindedir. Bağımsız açılan davada üçüncü kişinin yerleşim yeri, genel yetki kuralı bakımından başvuru yeridir.

Evin tapusunun bir geri devir anlaşması nedeniyle iptali isteniyorsa farklı bir dava söz konusudur. İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talebi, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde ileri sürülür. Dilekçeye “mal paylaşımı” yazılması, mülkiyet davasını aile mahkemesinin görevine sokmaz.

Mal paylaşımı davası için boşanmanın kesinleşmesini beklemeli miyim?

Mal paylaşımı davası boşanma devam ederken açılır; mahkeme tasfiyeyi sonuçlandırmadan önce boşanma kararının kesinleşmesini bekler. Delillerin toplanması ve koruma taleplerinin ileri sürülmesi için boşanmanın bitmesini beklemek zorunlu değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, 2024/1259 E., 2024/8910 K. sayılı kararında, önceki boşanma davasının reddinden sonra açılmış yeni boşanma davasının etkisi incelenmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararından önce yeni bir boşanma davası bulunduğu anlaşıldığından, tasfiye davasının reddi yerine bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Boşanma talebinin reddi kesinleşmiş, başka bir boşanma davası açılmamış ve mal rejimi başka bir nedenle sona ermemişse, yalnız eşlerin ayrı yaşaması tasfiyeyi istemek için yeterli değildir. Haklı sebeple mal ayrılığına geçilmesi ise TMK m.206 kapsamında ayrı bir hukuki yoldur.

Evin bugünkü değerinin yarısını mı alırım?

Alacak her dosyada evin güncel değerinin yarısı değildir. Önce hesap konusu belirlenir: Taşınmazın kendisi mi, belirli miktarda para kazandırması mı, yoksa eşin üçüncü kişiden olan alacağı mı tasfiyeye girecektir?

Taşınmazın eşin edinilmiş mallarıyla edinildiği ve katılma alacağını azaltmak amacıyla üçüncü kişi üzerinde tutulduğu ispatlanarak taşınmaz üzerinden hesap kuruluyorsa, kişisel mal katkıları, gerçek üçüncü kişi katkısı ve ilgili borçlar ayrılır. Kalan edinilmiş değer üzerinden katılma alacağı hesaplanır.

İspatlanan işlem yalnız belirli miktarda para bağışıysa, bağışın konusu ve değerleme zamanı esas alınır. Parayı alan kişinin sonradan satın aldığı evin bütün değer artışı, ek bir hukuki dayanak gösterilmeden bağışlayan eşin malvarlığına yazılamaz.

TMK m.235, mevcut mallar ile hesaba eklenecek malların değerleme zamanını ayrı düzenler. Yargıtayın yukarıda açıklanan 21.11.2018 tarihli kararında, devredilmiş taşınmaz için devir tarihindeki fiziksel durum korunarak tasfiye tarihindeki piyasa değerinin belirlenmesi istenmiştir. Sonraki malik tarafından yapılan yeni inşaat veya iyileştirmenin, eşin devrettiği değermiş gibi hesaba katılması bu yönteme uymaz.

Katılma alacağı rakamlarla nasıl hesaplanır?

Hesap yalnız dava konusu ev üzerinden değil, tasfiyeye giren ve usulüne uygun ileri sürülen karşılıklı alacaklar gözetilerek yapılır.

Üçüncü kişi adına alınan mal nedeniyle hesaba eklenecek değerin 4.000.000 TL olarak belirlendiği bir örnekte:

  • Borçlu eşin diğer edinilmiş mallarının değeri 2.000.000 TL,
  • Bu mallara ilişkin düşülecek borçları 1.000.000 TL,
  • Başka kişisel mal katkısı veya hesap düzeltmesi bulunmadığı kabul edilsin.

Borçlu eşin artık değeri, yani paylaşıma esas net edinilmiş değeri:

4.000.000 + 2.000.000 − 1.000.000 = 5.000.000 TL olur.

Diğer eşin bu artık değerdeki yarı payı 2.500.000 TL’dir. Borçlu eşin karşı taraftan ayrıca 500.000 TL katılma alacağı bulunuyorsa karşılıklı alacakların mahsubundan sonra ödenecek tutar 2.000.000 TL olur.

Borçlu eşten yalnız 800.000 TL tahsil edilmişse, üçüncü kişiye yöneltilecek eksik miktar 1.200.000 TL’dir. Üçüncü kişinin kazandırmadan doğan sorumluluk sınırı daha düşükse bu düşük sınır uygulanır. Aynı alacak hem eşten hem üçüncü kişiden iki defa tahsil edilemez.

Örnekteki 4.000.000 TL, eski ödeme tutarının değişmeden kabul edildiği varsayımı değildir; yapılan hukuki nitelendirme ve değerleme sonucunda tasfiye hesabına alınmış tutardır.

Benim altınlarım da bu ev için kullanıldıysa ayrıca isteyebilir miyim?

Eşe ait kişisel ziynetlerin ev alımında kullanılması, katılma alacağından ayrı bir talebin dayanağıdır. Ancak ziynetin kime teslim edildiği, bağışlanıp bağışlanmadığı, iade yükümlülüğünün kimde bulunduğu ve hangi malın edinilmesine katkı sağladığı açıklanmalıdır.

Ziynetlerin iadesi ile bunların kullanıldığı mal nedeniyle değer artış payı istenmesi aynı hesap değildir. Değer artış payında katkının edinim bedeline oranı ve malın tasfiye değeri önem taşır. Ziynet iadesinde ise teslim edilen ziynetler ve iade borcu araştırılır.

Üçüncü kişi adına alınan evde kullanılan altınlar nedeniyle, yalnız tapu kaydına bakılarak bütün talep kayınpedere yöneltilemez. Altınları alıp kullanan eşin sorumluluğu ile üçüncü kişinin yararlandığı kazandırma ayrılmalıdır. Aynı ziynet bedeli iki ayrı davada mükerrer tahsil edilmemelidir.

Eşimin ödeme yaptığını hangi delillerle kanıtlarım?

En güçlü başlangıç, satın alma tarihiyle uyumlu banka hareketleridir. Satıcıya gönderilen para, kredi peşinatı, taksit ödemeleri, önceki malın satış bedeli ve bu bedelin yeni alıma aktarılması izlenmelidir.

Dava dilekçesinde mümkün olduğunca taşınmazın adresi ve tapu bilgileri, aracın plakası, banka adı ve yaklaşık işlem tarihleri gösterilir. Elde bulunmayan kayıtların ilgili kurumlardan mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenir.

Ödeme dekontu paranın kimden çıktığını gösterir; geri devir anlaşmasını veya bağış amacını mutlaka kanıtlamaz. “Tapuyu daha sonra üzerine geçireceğim” içerikli yazışma, imzalı belge, borç ikrarı ve satış görüşmelerine doğrudan katılan kişilerin anlatımları farklı iddiaları destekler.

Tanığın “Ev aslında damadındı” demesi yerine, hangi ödemeyi gördüğünü veya hangi anlaşmayı bizzat duyduğunu açıklaması gerekir. Aile içindeki söylentiyle doğrudan bilgi aynı ispat gücüne sahip değildir.

İnançlı işlem gibi hukuki işlemlerde yazılı delil, delil başlangıcı ve tanıkla ispat istisnaları ayrıca incelenir. Mal kaçırma iddiasında yararlı olan bir tanık anlatımı, geri devir sözleşmesinin ispatı bakımından aynı sonucu vermeyebilir.

Mahkeme para ödenmesine karar verirse icraya nasıl koyarım?

Eş aleyhine verilen para alacağı hükmüyle ilamlı icra takibi başlatılır. Takipte hükmedilen ana para, kararda belirtilen başlangıçtan işleyecek faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gösterilir.

İcra emrine rağmen ödeme yapılmazsa banka hesaplarının, taşınmazların, araçların, ücretin haczedilebilir bölümünün ve üçüncü kişilerdeki alacakların araştırılması ve haczi istenir. Haczedilen malın niteliğine göre paraya çevirme işlemleri yürütülür.

Katılma ve değer artış payı alacağında faiz, aksine anlaşma bulunmadığında tasfiyenin sona ermesinden başlar; mahkeme yoluyla tasfiyede karar tarihi esas alınır. Talep dilekçesinde faiz isteminin de açıkça gösterilmesi gerekir.

Mal rejiminden doğan para alacağı kararı, boşanmanın kişisel durumla ilgili hükmünden farklıdır. Kesinleşmiş boşanma sonrasında verilen bağımsız para alacağı hükmü bakımından, yalnız istinaf veya temyiz başvurusu yapılması icrayı durdurmaz; icranın geri bırakılması için ilgili usulün işletilmesi gerekir.

Eşimden para çıkmazsa kayınpederimden nasıl tahsil ederim?

Eşin “Üzerime kayıtlı mal yok” demesiyle doğrudan kayınpederin hesabına haciz gönderilemez. Kayınpedere karşı TMK m.241 kapsamında ödeme hükmü alınmalıdır.

Bu davada eşten olan katılma alacağı, yararlanılan kazandırma ve eşin malvarlığının alacağı karşılamadığı ortaya konulur. Üçüncü kişinin sorumluluğu, tahsil edilemeyen bölüm ve kazandırmadan doğan sorumluluk sınırı içinde belirlenir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2026 tarihli, 2025/7573 E., 2026/7318 K. sayılı kararında, bu aşamada gereken belge açıkça ele alınmıştır. İcra dosyasındaki geçici aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı yeterli görülmemiş; borçlu eşin bütün malvarlığının borcu karşılamadığını gösteren kesin aciz belgesi aranmıştır. Geçici belgeye dayanılarak üçüncü kişinin eksik katılma alacağından sorumlu tutulması bozma nedeni sayılmıştır.

Bu nedenle icra dosyası yalnız takip açılmasıyla bırakılmamalı; malvarlığı araştırması, haciz ve gerekli paraya çevirme işlemleri yürütülerek İcra ve İflas Kanunu m.143 kapsamındaki kesin aciz belgesinin şartları tamamlanmalıdır.

Üçüncü kişiye karşı dava daha önce açılmışsa, tasfiye ve tahsil sonucu o dosyada beklenir. Kesin aciz belgesinin alınmasını beklemek, üçüncü kişiye karşı dava açma sürelerini gözden kaçırmayı haklı kılmaz.

Eşim alacağımı öderse annesinden veya babasından ayrıca para alabilir miyim?

Katılma alacağı tamamen karşılanmışsa TMK m.241 kapsamında üçüncü kişiden aynı alacak için ödeme istenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2025 tarihli, 2024/3551 E., 2025/407 K. sayılı kararında, katılma alacağının borçlu eş tarafından ödenmiş olması nedeniyle üçüncü kişiye karşı davanın ön koşulunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Davacıya ödenmemiş katılma alacağı kalmadığından, üçüncü kişiden tahsil talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.

TMK m.241, kazandırmadan yararlanan kişiye ceza niteliğinde ikinci bir ödeme yaptırmaz. Eşten alınamayan katılma alacağını, kanunun belirlediği sınırlar içinde tamamlar.

Dava açmak için ne kadar sürem var?

Eşe karşı katılma alacağı davası ile üçüncü kişiye karşı TMK m.241 davasının süreleri farklıdır.

Eşe karşı katılma alacağı, boşanma kararının kesinleşmesinden başlayan on yıllık zamanaşımına tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı kararında, katılma alacağının boşanmanın eki niteliğinde olmadığı açıklanmış; nafaka ve boşanma tazminatlarına ilişkin bir yıllık süre yerine TBK m.146’daki on yıllık süre benimsenmiştir.

Üçüncü kişiye karşı dava bakımından TMK m.241, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl öngörür. Bunlar hak düşürücü sürelerdir; eşe karşı geçerli on yıllık süre bu davaya taşınamaz.

Boşanmayla sona eren mal rejiminde TMK m.225, sona ermenin boşanma davası tarihinden geçerli olacağını düzenler. Bu nedenle üçüncü kişiye karşı beş yıllık süre hesabında boşanma dava tarihi göz ardı edilmemeli; tasfiye ve icra dosyalarının bitmesi beklenerek süre riske atılmamalıdır. Bir yıllık sürede de yalnız devri duyma tarihi değil, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesi önem taşır.

TMK m.229’daki son bir yıl ise dava açma süresi değildir. Hangi karşılıksız kazandırmanın ayrıca azaltma amacı aranmadan hesaba ekleneceğini belirler.

Kayınpederim evi yeniden satarsa hakkım kaybolur mu?

Yeni satış, daha önce gerçekleşen ve tasfiye hesabına girmesi gereken kazandırmayı ortadan kaldırmaz. Fakat tahsil imkânını zorlaştırır.

Dava sırasında korunacak hak açıkça belirlenmelidir. Tapu iptali ve tescil davasında uyuşmazlık doğrudan taşınmazın mülkiyetine ilişkin olduğundan, şartları varsa taşınmazın devrini önleyen ihtiyati tedbir istenir.

Para alacağında ise ihtiyati haciz şartları incelenir. Vadesi gelmemiş alacak için borçlunun mal kaçırmaya hazırlığı gibi kanunda aranan özel koşulların gösterilmesi gerekir. Talebin miktarı, delilleri ve korunmak istenen malvarlığı somutlaştırılmalıdır.

Eşe karşı açılan alacak davası, üçüncü kişinin bütün mallarına sınırsız tedbir konulmasını sağlamaz. Üçüncü kişi hakkında hangi talebin ileri sürüldüğü ve o kişinin sorumluluğunu gösteren deliller açıklanmalıdır.

Evin tapusunu kendi üzerime aldırabilir miyim?

Katılma alacağı, diğer eşe tapunun yarısını isteme hakkı vermez. Eşin evin bedelini ödemesi de ödeme yapan kişiyi kendiliğinden tapu maliki yapmaz.

Tapunun geri verilmesini sağlayan bir anlaşma varsa bu anlaşmadan doğan hak, anlaşmanın tarafına aittir. Örneğin baba, tapuyu daha sonra oğluna devretmeyi üstlenmişse, oğlun bu sözleşmeden doğan hakkı ile gelinin katılma alacağı farklı haklardır. Gelin, yalnız evli olması nedeniyle oğlun yerine geçerek tapunun kendi adına tescilini isteyemez.

Tapuda doğrudan hak istemek için kişinin kendi lehine bir mülkiyet veya tescil dayanağı bulunmalıdır. Böyle bir dayanak yoksa çözüm, eşin tasfiyeye girecek malvarlığı değerini belirletmek ve alacağı doğru davalıdan tahsil etmektir.

Hangi durumda bu evden alacak alamam?

Evin bedelinin gerçekten üçüncü kişi tarafından karşılandığı ve eşten bu edinime kaynak aktarılmadığı anlaşılırsa, akrabalık ilişkisine dayanılarak katılma alacağı çıkarılamaz.

Ödeme eş tarafından yapılmış olsa da tamamen kişisel maldan karşılanmışsa, edinilmiş maldan kaynaklanan bir katılma alacağı hesabı kurulmaz. Davacının kendi parasını veya ziynetini verdiği iddiası varsa bunun ayrı hukuki dayanağı incelenir.

Bir yıldan eski gerçek bağışta, katılma alacağını azaltma amacı ispatlanamıyorsa TMK m.229/2’ye dayanan ekleme talebi reddedilir. Eşin malvarlığı katılma alacağını karşılıyorsa üçüncü kişiye TMK m.241 üzerinden başvurulamaz. Üçüncü kişiye karşı hak düşürücü süre geçirilmişse, eşe karşı dava süresinin devam etmesi bu kaybı gidermez.

Bu uyuşmazlıklarda dava, tapuda yazan isme göre değil; ödeme kaynağı, işlemin sebebi, deliller ve tahsil koşulları üzerinden kurulmalıdır. Dosyanın hazırlanması ve takibine ilişkin hizmet kapsamı mal rejiminin tasfiyesi sayfasında, büro iletişim bilgileri Avukat Ayşe Deniz Oral ana sayfasında yer almaktadır.

Kaynakça

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.06.2026, 2025/7573 E., 2026/7318 K. Üçüncü kişiden eksik katılma alacağının tahsilinde kesin aciz belgesi aranması; geçici aciz belgesinin yeterli olmaması.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.01.2025, 2024/3551 E., 2025/407 K. Katılma alacağının eş tarafından ödenmesi hâlinde üçüncü kişiye karşı talebin ön koşulunun bulunmaması.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2024, 2024/1259 E., 2024/8910 K. Devam eden boşanma davasının mal rejiminin tasfiyesi davasında bekletici mesele yapılması.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.10.2024, 2024/3162 E., 2024/7885 K. Kayınpeder adına tescil edilen taşınmaz nedeniyle üçüncü kişiye yöneltilen talebin TMK m.241 kapsamında incelenmesi.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 19.06.2019, 2019/3413 E., 2019/6158 K. Üçüncü kişiye karşı davanın ayrılması ve tasfiye ile tahsil sonucunun beklenmesi.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 26.02.2019, 2017/11052 E., 2019/2009 K. Davanın üçüncü kişiye ihbarının etkisi ve üçüncü kişinin sorumluluğunun sınırları.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 21.11.2018, 2016/18541 E., 2018/19005 K. Son bir yıldan önce yapılan devrin katılma alacağını azaltma amacıyla hesaba eklenmesi ve taşınmazın değerlenmesi.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013, 2013/8-375 E., 2013/520 K. Katılma alacağında on yıllık zamanaşımı.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.202, 206, 214, 219–222, 225, 227, 229–232, 235–239 ve 241. Mal rejimi, kişisel ve edinilmiş mal ayrımı, hesaplama, faiz ve üçüncü kişiye başvuru.
  • 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun: m.10. Mal rejimine ilişkin geçiş düzenlemesi.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.146 ve 153. Zamanaşımı ve eşler arasındaki alacaklarda sürenin işlememesi.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.6, 12, 61–64, 165, 167, 190, 199–203, 350, 367 ve 389. Yetki, ihbar, davaların ayrılması, ispat, icraya etki ve ihtiyati tedbir.
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun: m.2 ve 4. Görevli mahkeme.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.32, 36, 105, 143 ve 257. İlamlı icra, icranın geri bırakılması, aciz belgeleri ve ihtiyati haciz.

Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın