Kayınvalide veya Kayınpeder Adına Alınan Ev ve Arsaya Verilen Para ile Tadilat Masrafları Geri İstenebilir mi?

Evlilik devam ederken kayınvalide veya kayınpeder adına ev ya da arsa alınması, satın alma bedelinin gelin veya damat tarafından ödenmesi ve aile büyüklerine ait taşınmazda kapsamlı tadilat yaptırılması uygulamada sık karşılaşılan durumlardır. Eşler arasındaki ilişki bozulduğunda ise tapunun üçüncü kişi adına kayıtlı olması, ödenen paranın ve yapılan masrafların geri alınıp alınamayacağı sorununu ortaya çıkarır.

Taşınmazın kayınvalide veya kayınpeder adına kayıtlı olması, başka bir kişinin yaptığı ödemeyi hukuken önemsiz hâle getirmez. Bununla birlikte satın alma bedelini ödemek veya tadilat masraflarını karşılamak, ödeme yapan kişiye kendiliğinden tapu hakkı kazandırmaz. Davanın hukuki niteliği; ödemenin hangi amaçla yapıldığına, paranın kimin malvarlığından çıktığına, tapunun neden üçüncü kişi adına oluşturulduğuna ve taşınmazın ileride devredileceğine ilişkin ispatlanabilir bir anlaşma bulunup bulunmadığına göre belirlenir.

Kayınvalide veya Kayınpeder Adına Alınan Arsa İçin Verilen Para Geri İstenebilir mi?

Arsa veya ev kayınvalide ya da kayınpeder adına satın alınmış, bedelin tamamı veya bir kısmı gelin ya da damat tarafından karşılanmış olabilir. Ödeme doğrudan taşınmaz malikinin hesabına gönderilebileceği gibi satıcıya, emlakçıya, tapu işlemleri için görevlendirilen kişiye veya taşınmazın kredi hesabına da yapılabilir.

Parayı gönderen kişi ödemenin bağış olmadığını ve belirli bir hukuki amaçla yapıldığını kanıtlayabilirse taşınmaz malikine karşı alacak ileri sürebilir. Özellikle “Arsayı şimdilik babamın üzerine alalım”, “Kredi bitince tapuyu sana devredeceğiz” veya “Bu ev sizin olacak” şeklindeki yazışmalar, ödemenin karşılıksız bir aile yardımı olarak yapılmadığını gösterebilir.

Para doğrudan satıcıya gönderilmiş olsa bile kayınvalide veya kayınpederin zenginleşmesi mümkündür. Davacının yaptığı ödeme sayesinde davalı herhangi bir bedel ödemeden veya daha az bedel ödeyerek taşınmazın mülkiyetini kazanmışsa, ödeme ile davalının malvarlığındaki artış arasında bağlantı kurulabilir. Bu durumda paranın mutlaka davalının banka hesabından geçmiş olması aranmaz.

Buna karşılık banka dekontunun bulunması alacağın kabulü için tek başına yeterli değildir. Davalı, gönderilen paranın bağış olduğunu, başka bir borcun ödenmesi amacıyla verildiğini, aile giderlerine ilişkin olduğunu veya taşınmazın ücretsiz kullanımının karşılığını oluşturduğunu savunabilir. Mahkeme; ödemenin tarihini, dekont açıklamasını, tapu satış tarihini, resmî satış bedelini, tarafların yazışmalarını ve ödeme güçlerini birlikte değerlendirir.

Arsanın Parasını Ödeyen Kişi Tapunun Kendi Adına Verilmesini İsteyebilir mi?

Taşınmaz bedelini ödemek ile taşınmazın mülkiyetini kazanmak aynı şey değildir. Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciline yapılan tescille kazanılır. Arsa kayınvalide veya kayınpeder adına kayıtlıysa satın alma bedelini ödeyen kişi, yalnız ödeme yaptığı gerekçesiyle arsanın tamamının veya belirli bir payının kendisine ait olduğunu ileri süremez.

Tapunun geçici olarak aile büyüğü adına oluşturulacağı ve daha sonra parayı ödeyen kişiye devredileceği konusunda yazılı bir inanç anlaşması bulunuyorsa inançlı işlem hükümlerine dayalı tapu iptali ve tescil talebi gündeme gelebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda yazılı delil büyük önem taşır. Aile içinde yapıldığı ileri sürülen sözlü konuşmalar, para alacağının ispatında değerlendirilebilse de taşınmaz mülkiyetinin geçirilmesi talebi bakımından aynı sonucu doğurmayabilir.

Taşınmazın devredileceğine ilişkin anlaşma kanıtlanamıyor veya taşınmaz devri için aranan şekil şartı yerine getirilmemişse ödenen paranın iadesi istenebilir. Böyle bir durumda tapu iptali ve tescil yerine sözleşme ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı para alacağı değerlendirilir.

Satın alma bedelinin bir bölümünü ödemek de taşınmazın aynı orandaki payını kendiliğinden kazandırmaz. Arsa bedelinin yarısını ödeyen kişinin tapuda yarı pay sahibi olabilmesi için mülkiyet hakkını doğuran hukuki ilişkinin ayrıca kanıtlanması gerekir.

Üçüncü Kişi Adına Kayıtlı Taşınmaz Mal Rejimine Dâhil Edilebilir mi?

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde kural olarak eşlerin mülkiyetindeki malvarlığı değerleri dikkate alınır. Kayınvalide, kayınpeder veya başka bir üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmaz, bedeli eşlerden biri tarafından ödendiği ileri sürülerek doğrudan eşin edinilmiş malı kabul edilemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarihli, 2019/8-805 E., 2022/123 K. sayılı kararında, kayınvalide adına kayıtlı taşınmazın kredi ödemelerine katkıda bulunan eşin, üçüncü kişinin malvarlığına yaptığı katkıyı diğer eşe karşı açtığı mal rejiminin tasfiyesi davasında değer artış payı veya katılma alacağı olarak isteyemeyeceği benimsenmiştir.

Bu karar, taşınmaz için ödeme yapan kişinin hiçbir alacak hakkı bulunmadığı anlamına gelmez. Taşınmazın gerçekten kayınvalide veya kayınpederin mülkiyetinde olduğu kabul ediliyorsa, ödeme nedeniyle zenginleşen üçüncü kişiye karşı ayrı bir dava açılması gerekebilir. Talep, olayın özelliklerine göre sebepsiz zenginleşme, ödünç sözleşmesi veya inançlı işlem hükümlerine dayanabilir.

Ödeme yapan eşin kullandığı para edinilmiş mal niteliğinde olsa bile diğer eş doğrudan kayınvalide veya kayınpederden bu paranın yarısını isteyemez. Mal rejimi, eşlere evlilik süresince bütün gelirler üzerinde yarı oranında paylı mülkiyet vermez. Ödemeyi yapmayan eşin, diğer eşin karşılıksız kazandırması veya katılma alacağını azaltma kastı bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde TMK m.229 kapsamındaki eklenecek değer hükümleri ayrıca incelenebilir.

Kayınvalide veya Kayınpederin Evine Yapılan Tadilat Masrafları İstenebilir mi?

Kayınvalide veya kayınpedere ait evde mutfak, banyo, çatı, elektrik ve su tesisatı, ısıtma sistemi, pencere, yalıtım veya kapsamlı iç yenileme yaptırılmışsa taşınmaz malikinin malvarlığında kalıcı bir artış meydana gelebilir. Bu masraflar bağış amacıyla yapılmamış ve başka bir hukuki karşılığı bulunmamışsa sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri istenebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.03.2015 tarihli, 2014/11570 E., 2015/4436 K. sayılı kararında, kayınpederin “Evin üzerine kat yapmaları hâlinde evi kendilerine vereceği” sözüne güvenilerek yapılan inşaat bakımından, gelinin katkısının ve kayınpederin malvarlığındaki zenginleşmenin araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı kararda, gelin lehine boşanma davasında hükmedilen maddi ve manevi tazminatın kayınpedere yöneltilen sebepsiz zenginleşme alacağıyla ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Tadilat masrafının geri istenebilmesi için yapılan işlerin yalnız varlığı değil, giderlerin kim tarafından karşılandığı da kanıtlanmalıdır. Kayınpedere ait evde mutfak dolaplarının yenilenmiş olması, bedelin gelin veya damat tarafından ödendiğini kendiliğinden göstermez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.04.2018 tarihli, 2016/15059 E., 2018/3856 K. sayılı kararında, kayınpedere ait taşınmazda yapılan tadilat ve onarımların kim tarafından yaptırıldığı ile masraf tutarının her türlü delille kanıtlanabileceği benimsenmiştir. Kararda, mutfak dolaplarını yapan ustanın siparişi davacının verdiğini ve bedeli onun ödediğini açıklaması, ilgili masrafın davacı tarafından karşılandığının ispatı için yeterli görülmüştür.

Arsa Bedeli ile Tadilat Masrafı Aynı Şekilde mi Hesaplanır?

Arsa veya evin satın alınması için verilen para ile mevcut bir taşınmaza yapılan tadilat aynı hesaplama yöntemine tabi değildir.

Satın alma bedeline yapılan katkıda öncelikle ödeme miktarı, ödeme tarihi ve paranın gerçekten taşınmazın edinilmesinde kullanılıp kullanılmadığı belirlenir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacaksa eski tarihli ödemenin nominal tutarla iadesinin hakkaniyeti sağlayıp sağlamadığı ayrıca değerlendirilir. Paranın alım gücündeki kaybın giderilmesi için denkleştirici adalet ilkesi ileri sürülebilir.

Bununla birlikte satın alma bedelinin yarısını ödeyen kişi, taşınmaz yıllar içinde büyük ölçüde değerlenmişse güncel taşınmaz değerinin yarısını sebepsiz zenginleşme adı altında doğrudan isteyemez. Güncel taşınmaz değerinden pay alınabilmesi için mülkiyet, inançlı işlem veya buna imkân veren başka bir hukuki sebebin kanıtlanması gerekir. Sadece para alacağı söz konusuysa geri verme borcunun kapsamı, yapılan ödeme ve zenginleşmenin niteliği üzerinden belirlenir.

Tadilat masraflarında ise eski faturaların toplamı tek başına hükme esas alınmaz. Yapılan imalatların taşınmazda bıraktığı ekonomik değer, kullanım süresi, yıpranma ve imalatın sökülüp götürülüp götürülemeyeceği araştırılır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarihli, 2016/14865 E., 2018/4456 K. sayılı kararında, tadilatların zorunlu, faydalı veya lüks olarak ayrı ayrı belirlenmesi ve değerlerinin taşınmazın tahliye edildiği tarih itibarıyla hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.

Çatının onarılması, tehlikeli elektrik tesisatının yenilenmesi veya su sızıntısının giderilmesi zorunlu masraf niteliği taşıyabilir. Isı yalıtımı, mutfak dolabı, banyo yenilemesi ve ısıtma sistemi taşınmazın değerini artıran faydalı gider sayılabilir. Tamamen kişisel zevke dayanan, objektif olarak değer artışı meydana getirmeyen veya kullanım süresi içinde tüketilen dekorasyon harcamalarının tamamı geri alınamayabilir.

Arsa veya Tadilat İçin Verilen Parayı Kim İsteyebilir?

Davayı, ödeme nedeniyle kendi malvarlığında azalma meydana gelen kişi açabilir. Arsanın evlilik sırasında alınması veya tadilatın eşler birlikte yaşarken yapılması, her iki eşe masrafların tamamını isteme hakkı vermez.

Para kadının ziynetlerinden, mirasından, kişisel birikiminden, kıdem tazminatından veya banka hesabından çıkmışsa kadın kendi katkısını talep edebilir. Ödemeleri koca yapmışsa kadın, yalnız evli olması nedeniyle kayınvalide veya kayınpederden aynı paranın yarısını isteyemez. Her iki eş ödeme yapmışsa katkı oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.

Ortak hesaptan yapılan ödemelerde hesabın kaynağı, parayı hangi eşin yatırdığı ve ödemenin mal rejimi tasfiyesinde daha önce dikkate alınıp alınmadığı incelenmelidir. Aynı ödeme hem eşe karşı mal rejimi alacağına hem de üçüncü kişiye karşı sebepsiz zenginleşme alacağına konu edilerek iki defa tahsil edilemez.

Ev işlerinin yürütülmesi, çocukların bakımı veya eşin başka giderleri üstlenmesi mal rejimi tasfiyesinde önem taşıyabilir. Ancak bu emek, kayınvalide adına alınan arsanın bedelini kişinin doğrudan kendisinin ödediğini her durumda göstermez.

Dava Kime Karşı Açılmalıdır?

Sebepsiz zenginleşme davası, malvarlığında haklı bir sebep olmaksızın artış meydana gelen kişiye yöneltilir. Arsa kayınpeder adına alınmışsa ve ödeme sayesinde kayınpeder taşınmaz edinmişse davanın muhatabı kural olarak kayınpederdir. Taşınmaz kayınvalide adına kayıtlıysa aynı değerlendirme kayınvalide yönünden yapılır.

Para eski eşin hesabına gönderilmiş ancak taşınmaz alımında kullanılmamışsa zenginleşenin eski eş olduğu kabul edilebilir. Para önce eşe, ardından onun annesine veya babasına aktarılmışsa hesap hareketlerinin tamamının incelenmesi gerekir. Yalnız ilk banka transferine bakılarak doğru davalı belirlenemez.

Ödeme doğrudan taşınmazı satan kişiye yapılmışsa davacının ödediği para ile tapu malikinin kazandığı taşınmaz arasındaki bağlantı kurulmalıdır. Tapu devriyle aynı tarihte yapılan ödeme, tutarın satış bedeliyle uyumlu olması ve yazışmalarda arsa alımından söz edilmesi bu bağlantıyı güçlendirir.

Taşınmaz sonradan üçüncü kişiye devredilmişse devrin tarihi, bedeli ve değer artışından kimin yararlandığı araştırılmalıdır. Önceki malikin yaptığı satış sayesinde tadilatın veya ödenen satın alma bedelinin ekonomik karşılığını elde etmiş olması mümkündür. Taşınmaz malikinin ölmesi hâlinde ise alacak, koşulları varsa tereke borcu olarak mirasçılara yöneltilebilir.

Çekişmeli Boşanma Devam Ederken Dava Açılabilir mi?

Kayınvalide veya kayınpedere yöneltilecek alacak davasının açılması için çekişmeli boşanmanın her durumda kesinleşmesi gerekmez. Ödemenin dayandığı beklenti kesin olarak ortadan kalkmış, taşınmazın devredilmeyeceği açıklanmış veya tadilatı yapan kişi evden çıkarılmışsa ayrı bir alacak davası açılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.03.2015 tarihli, 2014/11570 E., 2015/4436 K. sayılı kararına konu olayda boşanma davası henüz devam ettiği hâlde kayınpedere karşı açılan sebepsiz zenginleşme davasının esasının incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, üçüncü kişiye karşı doğan alacağın boşanmanın kesinleşmesine mutlak biçimde bağlı olmadığını göstermektedir.

Boşanma davasının açılması tek başına tadilat alacağının doğduğu anlamına gelmez. Masrafı yapan kişi aynı taşınmazda yaşamaya ve yaptığı imalatlardan yararlanmaya devam ediyorsa taşınmaz malikinin henüz zenginleşmediği savunulabilir. Buna karşılık kişi evden çıkarılmış, kullanım hakkı sona erdirilmiş veya ev başka birine kiraya verilmişse zenginleşme daha önce gerçekleşmiş olabilir.

Boşanmadaki kusur, sebepsiz zenginleşme alacağının doğrudan şartı değildir. Boşanmada kusurlu bulunan eş de kendi malvarlığından kayınvalide veya kayınpederin taşınmazına yaptığı ve bağış niteliğinde olmayan ödemeyi isteyebilir. Kusursuz olmak ise ödeme yapılmadığı veya yapılan kazandırma bağış niteliğinde olduğu hâlde alacak hakkı doğurmaz.

Anlaşmalı Boşanmayla Mal Rejiminin Tasfiye Edilmesi Davaya Engel Olur mu?

Anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerin birbirlerinden mal rejiminden kaynaklanan alacaklarının bulunmadığının yazılması, kayınvalide veya kayınpedere karşı mevcut bağımsız alacağı kural olarak sona erdirmez. Eşler arasındaki katılma, katkı payı veya değer artış payı alacağı ile üçüncü kişiye karşı ileri sürülen sebepsiz zenginleşme alacağının tarafları ve hukuki sebepleri farklıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.04.2016 tarihli, 2016/199 E., 2016/7213 K. sayılı kararında, daha önce açılan mal rejiminin tasfiyesi davasının feragat nedeniyle kesinleşmiş olmasına rağmen, tarafları, konusu ve hukuki sebebi farklı olan sebepsiz zenginleşme talebinin ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bununla birlikte anlaşmalı boşanma protokolünün içeriği mutlaka incelenmelidir. Protokolde yalnız “Tarafların birbirlerinden mal talepleri bulunmamaktadır” denilmişse bu ifade esas olarak eşler arasındaki talepleri kapsar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli, 2013/8-185 E., 2013/1601 K. sayılı kararında da karşılıklı mal talebi bulunmadığına ilişkin protokol hükmünün eşler arasındaki mal rejimi alacağını kapsadığı benimsenmiştir.

Protokolde kayınvalide veya kayınpeder, taşınmaz ve yapılan ödeme açıkça belirtilmiş; eşlerden birine verilen mal veya paranın bu alacağın karşılığı olduğu kararlaştırılmışsa değerlendirme değişebilir. Böyle bir durumda mükerrer tahsil, sözleşmeye aykırılık veya üçüncü kişi yararına düzenleme bulunduğu savunmaları gündeme gelebilir.

Arsa Bedeli ve Tadilat Masrafları Nasıl İspatlanır?

İspat yalnız “Bu taşınmaza para harcadım” beyanıyla sağlanamaz. Davacı, hangi ödemeyi yaptığını, paranın nerede kullanıldığını, taşınmaz malikinin ne ölçüde zenginleştiğini ve ödemenin bağış amacı taşımadığını ortaya koymalıdır.

Arsa veya ev satın alma bedeline yapılan katkıda banka hareketleri temel deliller arasındadır. Dekont tarihinin tapu devrine yakın olması, gönderilen tutarın satış bedeliyle uyumlu bulunması ve açıklama bölümünde arsa, ev veya taşınmaz adresinin yazılı olması delilin gücünü artırır. Para satıcıya gönderilmişse satıcının hesap hareketi ile tapu devri birlikte değerlendirilmelidir.

Krediyle alınan taşınmazlarda kredi sözleşmesi, taksit ödeme planı ve taksitlerin hangi hesaptan karşılandığı getirtilmelidir. Kayınvalide veya kayınpederin gelir durumunun kredi taksitlerini ödemeye elverişli olup olmadığı da diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Tadilatta faturalar, malzeme fişleri, usta ödemeleri, sözleşmeler, teslim belgeleri ve tadilatın yapıldığı adres önem taşır. Faturanın davacı adına düzenlenmesi güçlü bir delil olmakla birlikte tek başına kesin sonuç doğurmaz. Fatura, banka ödemesi, teslim adresi ve işi yapan kişinin anlatımıyla desteklenmelidir.

Nakit çekildiğini gösteren banka kaydı, çekilen paranın mutlaka tadilatta kullanıldığını kanıtlamaz. Nakit ödeme; makbuz, ustanın tanıklığı, malzeme teslim belgesi veya taraflar arasındaki yazışmalarla desteklenmelidir.

WhatsApp Yazışmaları ve Tanıklar Delil Olabilir mi?

“Tapuyu daha sonra size vereceğiz”, “Arsayı şimdilik babamın üzerine alalım”, “Tadilatı siz yaptırın, ev sizin olacak” veya “Harcadığınız parayı geri ödeyeceğim” şeklindeki yazışmalar, ödemenin hukuki sebebini gösterebilir.

Elektronik yazışmalar HMK m.199 kapsamında belge olarak değerlendirilebilir. Mesajın karşı tarafa ait olduğu inkâr edilirse telefon incelemesi, bilirkişi tespiti ve konuşmanın bütünlüğü önem kazanır. Yalnızca seçilmiş ekran görüntüleri yerine yazışmanın tarihini, taraflarını ve devamını gösteren kayıtların korunması gerekir.

HMK m.203’te kayınbaba veya kaynana ile gelin ya da damat arasındaki hukuki işlemler, senetle ispat kuralının istisnaları arasında sayılmıştır. Bu sebeple taraflar arasındaki işlem yalnız yazılı sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle tanık delilinden mahrum bırakılmaz.

Tanığın doğrudan bilgi sahibi olması önemlidir. “Gelin tadilatı yaptırmış diye duydum” şeklindeki anlatım ile “Mutfak dolaplarını ben yaptım, siparişi davacı verdi ve bedeli davacı ödedi” şeklindeki anlatım aynı ispat gücüne sahip değildir. Usta, mimar, müteahhit, emlakçı, satıcı ve ödeme sırasında bulunan kişiler aile üyelerine göre daha güçlü tanıklar olabilir.

Fotoğraf, Keşif ve Delil Tespiti Neden Önemlidir?

Tadilat öncesi ve sonrasına ait tarihli fotoğraf ve videolar yapılan işlerin kapsamını gösterebilir. Ancak fotoğraf, masrafı kimin ödediğini tek başına kanıtlamaz. Bu delillerin ödeme belgeleri ve tanıklarla birlikte sunulması gerekir.

Taşınmazın yeniden tadil edilmesi, satılması veya yapılan imalatların sökülmesi ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti istenebilir. Keşif sırasında mutfak dolapları, tesisat, çatı, pencere, zemin, ısıtma sistemi ve diğer kalıcı imalatlar ayrı ayrı belirlenebilir.

Bilirkişi kurulunun yalnız yapılan işlerin toplam fiyatını hesaplaması yeterli değildir. Her masrafın zorunlu, faydalı veya lüks niteliği; yıpranma durumu, taşınmazdan ayrılıp ayrılamayacağı ve tahliye tarihinde mevcut ekonomik değeri belirlenmelidir.

Verilen Para Karz Sayılabilir mi?

Kayınvalide veya kayınpedere para gönderilmesi tek başına tüketim ödüncü sözleşmesi kurulduğunu göstermez. Karzdan söz edilebilmesi için paranın geri ödenmek üzere verildiğine ilişkin bir anlaşma bulunmalıdır.

“Arsayı almak için bu parayı kullan, altı ay sonra geri ödersin” şeklindeki mesaj veya açıklamalı banka dekontu ödünç iddiasını destekleyebilir. Buna karşılık “Arsayı şimdilik senin üzerine alalım, daha sonra bize devredersin” şeklindeki anlaşma karzdan farklıdır. Burada inançlı işlem veya gerçekleşmeyen taşınmaz devri beklentisi nedeniyle iade talebi gündeme gelebilir.

Geri ödeme tarihi belirlenmemiş tüketim ödüncünde TBK m.392 uyarınca borçlu, ilk istemden başlayarak altı hafta içinde parayı geri vermekle yükümlüdür. Karz ilişkisi kanıtlanırsa sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı yerine sözleşmesel alacağın tabi olduğu zamanaşımı hükümleri uygulanır.

Ödemenin hukuki sebebi kurulurken birbiriyle bağdaşmayan iddialardan kaçınılmalıdır. Aynı para hakkında herhangi bir açıklama yapılmadan hem “borç verdim”, hem “arsa bana ait olacaktı”, hem de “yanlışlıkla ödedim” denilmesi iddianın inandırıcılığını zayıflatabilir. Asıl ilişki açıklanarak, koşulları varsa talepler terditli biçimde ileri sürülebilir.

Arsa Bedeli ve Tadilat Alacağında Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı TBK m.82 uyarınca, hak sahibinin geri isteme hakkı bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Tadilat masraflarında süre her faturanın düzenlendiği tarihten başlamayabilir. Masrafı yapan kişi taşınmazda yaşamaya ve imalatlardan yararlanmaya devam ettiği sürece malik bakımından geri verme borcunun henüz doğmadığı kabul edilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarihli, 2016/14865 E., 2018/4456 K. sayılı kararında, başkasına ait taşınmazda yapılan tadilatlar bakımından sebepsiz zenginleşme tarihi olarak evin davacı tarafından tahliye edildiği tarih esas alınmıştır.

Arsa veya ev satın alma bedeli için yapılan ödemelerde ise aynı kural her durumda uygulanmaz. Taşınmaz malik adına satın alındığında veya kredi taksitleri ödendiğinde zenginleşme meydana gelmiş olabilir. Ödeme, taşınmazın daha sonra devredileceği beklentisiyle yapılmışsa geri isteme hakkının öğrenildiği tarih; devrin kesin olarak reddedildiği, taşınmazın başkasına satıldığı veya vaadin gerçekleşmeyeceğinin açıkça ortaya çıktığı tarih olabilir.

Boşanma kararının kesinleşme tarihi her dosyada zamanaşımının başlangıcı değildir. Kişi evden daha önce çıkarılmış veya tapunun devredilmeyeceğini daha önce öğrenmişse süre boşanmanın kesinleşmesinden önce başlamış olabilir.

Noter ihtarnamesi borçluyu temerrüde düşürmek ve talebin hangi tarihte ileri sürüldüğünü kanıtlamak bakımından önemlidir; ancak ihtarname tek başına zamanaşımını kesmez. Zamanaşımının kesilmesi için TBK m.154’te düzenlenen dava, icra takibi veya borcun ikrarı gibi sebeplerden birinin gerçekleşmesi gerekir.

Ücretsiz Oturma Tadilat veya Arsa Alacağını Ortadan Kaldırır mı?

Kayınvalide veya kayınpeder, yapılan masraflara karşılık eşlerin yıllarca kira ödemeden taşınmazda oturduğunu ileri sürebilir. Ücretsiz kullanım, tadilat veya arsa bedeli alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.04.2018 tarihli, 2016/15059 E., 2018/3856 K. sayılı kararına konu olayda davacının eşiyle birlikte kayınpedere ait taşınmazı belirli bir süre bedelsiz kullandığı tartışmasız olmasına rağmen, davacının ödediğini kanıtladığı mutfak dolabı masrafının kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, ücretsiz kullanımın kanıtlanan tadilat alacağını otomatik olarak silmediğini göstermektedir.

Bununla birlikte taraflar “Tadilatı siz yapın, karşılığında beş yıl kira ödemeden oturun” şeklinde anlaşmışsa tadilatın hukuki sebebi vardır. Böyle bir durumda sebepsiz zenginleşme oluşmayabilir veya kullanım karşılığı masraftan mahsup edilebilir.

Başlangıçta evin aile dayanışması kapsamında ücretsiz verildiği kabul edilmişse malik, sonradan geçmiş yıllara ilişkin varsayımsal kira bedeli hesaplayarak bütün tadilat alacağını ortadan kaldıramaz. Mahsup veya takas için hukuken mevcut ve belirlenebilir bir karşı alacağın bulunması gerekir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Taşınmaz kayınvalide veya kayınpedere aitse ve talep sebepsiz zenginleşme ya da ödünç ilişkisine dayanıyorsa görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/11570 E., 2015/4436 K. ve 2016/15059 E., 2018/3856 K. sayılı kararlarına konu uyuşmazlıklar da asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür.

Taşınmaz eşlerden birine aitse ve talep değer artış payı veya katılma alacağı niteliğindeyse aile mahkemesi görevlidir. Tapunun üçüncü kişi adına olması, üçüncü kişiye karşı açılacak alacak davasının aile mahkemesinde görülmesini sağlamaz.

Para alacağına ilişkin sebepsiz zenginleşme davasında genel yetki kuralı gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesi dikkate alınır. İnançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil isteniyorsa taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlık bulunduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Alacağın miktarı bilirkişi incelemesi yapılmadan belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası açılması değerlendirilebilir. Dava dilekçesinde hangi ödemenin kim tarafından yapıldığı, paranın nereye gönderildiği, taşınmazın kimin adına tescil edildiği ve hangi masraf kalemlerinin talep edildiği somut biçimde açıklanmalıdır.

Kayınvalide veya kayınpeder adına alınan taşınmazlarda tapu kaydı, para ödeyen kişinin hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak tapu yerine yalnız banka dekontuna dayanılarak mülkiyet hakkı da kazanılamaz. Ödemenin amacı ve izlediği yol belirlendiğinde, tapu talebi ile para alacağı birbirinden ayrıldığında ve zamanaşımı başlangıcı doğru tespit edildiğinde hangi hukuki yola başvurulacağı açıklığa kavuşur.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  İntihara Teşebbüs Boşanma Sebebi midir?

Yorum yapın