Geçit Hakkı Davasında Yol Nereden Geçer? Tarla Ortasından Yol Verilebilir mi?

Yola çıkışı bulunmayan bir tarla için geçit hakkı istenebilmesi, taşınmaz malikine komşularının arazileri üzerinden istediği güzergâhı seçme hakkı vermez. Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesindeki zorunlu geçit hakkının amacı, yol ihtiyacı bulunan taşınmazı yeterli ve kullanılabilir bir genel yola bağlamak ve bunu yaparken komşu taşınmazlara mümkün olan en az zararı vermektir.

Bu nedenle geçit hakkı davalarında yalnız davacının hangi güzergâhı istediğine bakılmaz. Tarlanın etrafındaki bütün alternatifler, kadastro ve imar yolları, parsellerin yüzölçümü ve kullanım şekilleri, ağaç ve yapılar, arazinin eğimi, uçurum, dere, kayalık gibi doğal engeller ve alternatiflerin komşu taşınmazlarda meydana getireceği değer kaybı birlikte incelenir.

Davacı için en kısa veya en rahat yolun, komşu açısından en ağır zararı doğurması hâlinde o güzergâhın tercih edilmesi zorunlu değildir. Yargıtay uygulamasında bu denge fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi üzerinden kurulmaktadır.

İçindekiler
  1. Geçit Hakkının Amacı Davacıyı Nereye Kadar Ulaştırmaktır?
  2. Birden Fazla Tarladan Geçit Hakkı Alınabilir mi?
  3. Geçit Hakkı Davasında Kaç Kişiye Dava Açılması Gerekir?
  4. Bilirkişi Davaya Dahil Edilmeyen Başka Bir Tarladan Daha Uygun Yol Bulursa Ne Olur?
  5. Geçit Hakkı Davasından Önce Arabuluculuğa Başvurmak Gerekir mi?
  6. Geçit Hakkı Davasında Keşif Yapılması Gerekir mi?
  7. Mahkeme Davacının İstediği Güzergâhtan Yol Vermek Zorunda mıdır?
  8. Geçit Hakkında En Kısa Yol Her Zaman En Uygun Yol mudur?
  9. Geçit Hakkı Tarlanın Ortasından Geçebilir mi?
  10. Davacı Sırf Daha Rahat Bir Yol İstediği İçin Komşunun Tarlasından Geçebilir mi?
  11. Kadastro Yoluna Cephe Bulunması Geçit Davasını Her Zaman Engeller mi?
  12. Yol Tarladan Dört-Beş Metre Yukarıdaysa Geçit Hakkı İstenebilir mi?
  13. Uçurum Geçit Hakkını Etkiler mi?
  14. Kayalık Arazi Geçit Güzergâhını Değiştirir mi?
  15. Dere Üzerinden Geçit Hakkı Kurulabilir mi?
  16. Dere Üzerinde Köprü Varsa Geçit Kurulabilir mi?
  17. Göl veya Şelale Geçit Hakkını Etkiler mi?
  18. Otobana veya Erişme Kontrollü Yola Cephe Olması Yeterli midir?
  19. Geçit Yolunun Genişliği Kaç Metre Olur?
  20. Geçit Hakkı Davasını Reddettirmek Mümkün müdür?
  21. Geçit Hakkı İçin Yol Parası Ödenir mi?
  22. Geçit Bedeli Dava Sonunda mı Ödenir?
  23. Dava Uzarsa Eski Geçit Bedeliyle Karar Verilebilir mi?
  24. Geçit Hakkı Davasının Masraflarını Kim Öder?
  25. Geçit Hakkı Hangi Mahkemede Açılır?
  26. Geçit Hakkı Tapuya İşlenir mi?
  27. Kadastro Yolu Olmayan Tarlaya Geçit Hakkı Alınınca Ev Yapılabilir mi?
  28. Geçit Hakkı Alınan Tarlaya Ruhsatsız Ev Yapılırsa Komşu Evi Yıktırabilir mi?
  29. Tarla İçin Alınan Geçit Hakkı Sonradan Yapılan Ev Nedeniyle Sınırsız Kullanılabilir mi?
  30. Hazine Arazisinden Geçit Hakkı Alınabilir mi?

Geçit Hakkının Amacı Davacıyı Nereye Kadar Ulaştırmaktır?

Zorunlu geçit hakkının amacı taşınmaz malikini istediği ana caddeye, köy meydanına veya çarşı merkezine ulaştırmak değildir. Geçit hakkıyla sağlanması gereken, taşınmazın hukuken ve fiilen kullanılabilir genel yol ağına kesintisiz biçimde bağlanmasıdır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.05.2023 tarihli, 2023/1951 E., 2023/2799 K. sayılı kararında, geçidin yalnız fiilen kullanılan fakat paftada yol olarak görünmeyen bir yere bağlanması yeterli görülmemiş; taşınmazın kesintisiz biçimde genel yola bağlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle bir tarla, birkaç komşu parsel üzerinden zorunlu geçit kurularak hukuken kullanılabilir genel yola ulaşıyorsa, malikin bundan sonra “Bu yol beni çarşıya dolandırıyor, şu tarlalardan da geçerek ana caddeye daha kısa çıkmak istiyorum” şeklindeki talebi zorunlu geçit hakkının amacıyla bağdaşmaz.

Hukuk Genel Kurulunun 14.09.2021 tarihli, 2017/1826 E., 2021/991 K. sayılı kararında da taşınmazın açılmış ve fiilen kullanılan imar yoluna cephesi bulunduğu hâlde malikin kendisi bakımından daha elverişli gördüğü başka bir güzergâhtan geçit istemesi kabul edilmemiştir. Hukuk Genel Kurulu, geçit güzergâhının davacının subjektif arzusuna göre belirlenemeyeceğini vurgulamıştır.

Dolayısıyla geçit hakkı zorunlu ulaşım ihtiyacını giderir; ulaşımı daha kısa, ucuz veya konforlu hâle getiren özel bir yol hakkı sağlamaz.

Birden Fazla Tarladan Geçit Hakkı Alınabilir mi?

Genel yola ulaşabilmek için tek bir komşu parselin geçilmesi yeterli değilse geçit birden fazla taşınmaz üzerinden kurulabilir. Önemli olan geçit zincirinin davacı taşınmazından başlayıp kesintisiz biçimde genel yola ulaşmasıdır.

Ancak her yeni parsel başka bir kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamına geldiğinden, gereksiz yere çok sayıda taşınmazın geçitle yükümlü hâle getirilmesi mümkün değildir.

Örneğin tarla A parselinden B’ye, B’den C’ye ve C’den genel yola ulaşabiliyorsa gerekli şartlar altında üç parsel üzerinde geçit kurulabilir. Fakat C parselinden sonra artık genel yola ulaşılmışsa, sırf daha doğrudan şehir merkezine gitmek amacıyla D, E ve F parsellerinden de zorunlu geçit istenemez.

Geçit Hakkı Davasında Kaç Kişiye Dava Açılması Gerekir?

Bunun sabit bir sayısı yoktur. Belirleyici olan geçit güzergâhıdır.

Üzerinden geçit hakkı kurulması istenen bütün taşınmazların maliklerinin davada taraf olması gerekir. Geçit üç ayrı parsele yükleniyorsa her üç parselin maliklerinin de davada bulunması zorunludur.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarihli, 2016/14788 E., 2020/1792 K. sayılı kararında, aleyhine geçit kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada taraf olması gerektiği açıkça kabul edilmiştir. Davada taraf olmayan bir kişinin taşınmazı üzerinde, kendisine hukuki dinlenilme imkânı verilmeden geçit irtifakı kurulamaz.

Paylı mülkiyete konu yükümlü taşınmazda da bütün paydaşlar yönünden taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

Bilirkişi Davaya Dahil Edilmeyen Başka Bir Tarladan Daha Uygun Yol Bulursa Ne Olur?

Geçit davalarının önemli özelliklerinden biri, en uygun güzergâhın dava açılırken kesin olarak bilinmesinin çoğu zaman mümkün olmamasıdır.

Davacı örneğin A parselinden geçit istemiş olabilir. Mahallinde yapılan keşifte bilirkişiler B ve C parsellerinden geçen güzergâhın daha kısa değil fakat komşulara çok daha az zarar verdiğini tespit edebilir.

Bu durumda mahkemenin yalnız “B ve C parsellerinin sahipleri davalı değil” diyerek o alternatifi tamamen görmezden gelmesi doğru değildir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/14788 E., 2020/1792 K. sayılı kararında, dava açılırken öngörülemeyen başka bir güzergâhın bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkması kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilmiş ve HMK m.124 kapsamında yeni güzergâhtaki maliklerin davaya katılmasına imkân verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.02.2015 tarihli, 2014/9286 E., 2015/966 K. sayılı kararında da dava dışı taşınmazların alternatif güzergâh bakımından değerlendirilmesi, maliklerinin davaya katılımı sağlandıktan sonra alternatiflerin birlikte karşılaştırılması gerektiği benimsenmiştir.

Bu nedenle çok sayıda parselin ortasında kalan bir tarla için davacı, dava açmadan önce harita üzerinden bir güzergâh tahmin edebilir; fakat nihai güzergâhı esasen keşif ve bilirkişi incelemesi belirler.

Geçit Hakkı Davasından Önce Arabuluculuğa Başvurmak Gerekir mi?

1 Eylül 2023 tarihinden sonra açılan geçit hakkı davalarında dava şartı arabuluculuk önem taşımaktadır. Geçit hakkı TMK m.747’de komşuluk hukukundan doğan bir mülkiyet kısıtlaması olarak düzenlendiğinden komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin dava şartı arabuluculuk kapsamındadır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.10.2025 tarihli, 2025/3607 E., 2025/4049 K. sayılı kararında, arabuluculuğa başvurulmadan açılan geçit hakkı davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi onanmıştır.

Bu nedenle güncel uygulamada doğrudan dava açılması yerine önce dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.

Geçit Hakkı Davasında Keşif Yapılması Gerekir mi?

Geçit hakkı davasında güzergâhın yalnız tapu krokisine bakılarak sağlıklı biçimde belirlenmesi çoğu zaman mümkün değildir. Arazinin yerinde görülmesi gerekir.

Mahallinde yapılacak keşifte yalnız davacının gösterdiği yol değil, taşınmazın çevresindeki bütün makul alternatif güzergâhlar incelenmelidir.

Dosyanın özelliğine göre fen veya harita-kadastro bilirkişisi, ziraat mühendisi ve gerektiğinde inşaat, yol veya başka teknik alanda uzman bilirkişilerin birlikte inceleme yapması gerekebilir.

Keşifte özellikle; mevcut kadastro ve imar yolları, yol ile taşınmaz arasındaki kot farkı, arazinin eğimi, tarımsal kullanım şekli, ağaçlar, binalar, sulama tesisleri, duvar ve çitler, dere veya kuru dere, kayalık ve uçurumlar, alternatiflerin uzunluğu ve genişliği, parselin bölünüp bölünmeyeceği ve her alternatifin yüklü taşınmazda doğuracağı ekonomik kayıp araştırılır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli, 2022/3447 E., 2022/6399 K. sayılı kararında da mahallinde uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılarak bütün alternatif güzergâhların tek bir kroki ve raporda denetime elverişli şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle keşif, geçit hakkı davalarının en önemli aşamalarından biridir.

Mahkeme Davacının İstediği Güzergâhtan Yol Vermek Zorunda mıdır?

Davacı dava dilekçesinde belirli bir güzergâh göstermiş olsa bile mahkeme onun seçimine bağlı değildir.

TMK m.747/2 gereğince önce önceki mülkiyet ve yol durumuna göre geçidin kendisinden istenmesi en uygun olan taşınmaz; bu ölçütle ihtiyaç giderilemiyorsa geçitten en az zarar görecek taşınmaz değerlendirilir.

Bu sebeple davacı açısından 100 metre olan yol yerine 130 metre olan başka bir yol tercih edilebilir. İkinci güzergâh bir tarlanın sınırından geçiyor, ilk güzergâh ise başka bir tarlayı ortadan ikiye bölüyorsa sırf 30 metre daha kısa diye ilk yolun seçilmesi gerekmez.

Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2024 tarihli, 2023/272 E., 2024/240 K. sayılı kararında da geçit güzergâhının yalnız davacının ulaşım kolaylığına göre belirlenemeyeceği, yüklü taşınmazın ekonomik bütünlüğünün ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesinin gözetilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Geçit Hakkında En Kısa Yol Her Zaman En Uygun Yol mudur?

Hayır. Geometrik olarak en kısa yol ile hukuken en uygun yol aynı olmak zorunda değildir.

Birinci güzergâh 80 metre olabilir fakat verimli bir bahçenin ortasından geçerek onlarca ağacın kesilmesine ve taşınmazın iki ayrı parçaya bölünmesine neden olabilir. İkinci güzergâh 110 metre olmasına rağmen iki parselin sınırından ilerleyerek her iki malike de çok daha az zarar verebilir.

Geçit hakkı mülkiyet hakkının zorunlu bir sınırlaması olduğu için, davacının ihtiyacı karşılanırken komşuya gereksiz zarar verilmemesi gerekir.

Bu nedenle “en kısa yol benim tarlamdan geçiyor” tek başına o güzergâhın seçilmesi için yeterli değildir.

Geçit Hakkı Tarlanın Ortasından Geçebilir mi?

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, mümkün olduğu ölçüde taşınmazın ekonomik bütünlüğünün korunması ve geçidin sınırdan geçirilmesidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2024 tarihli, 2023/272 E., 2024/240 K. sayılı kararında da taşınmazı bölerek kullanım bütünlüğüne zarar veren güzergâh yerine fedakârlığın denkleştirilmesine daha uygun alternatiflerin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarihli, 2016/9351 E., 2019/2601 K. sayılı kararında da taşınmazın orta kısmından geçerek araziyi ikiye bölen güzergâh doğru bulunmamış; sınırdan geçebilecek alternatiflerin araştırılması istenmiştir.

Ancak “geçit hiçbir durumda tarlanın ortasından geçirilemez” biçiminde mutlak bir kural da yoktur. Başka hiçbir hukuken ve teknik olarak uygulanabilir güzergâh bulunmuyorsa ve zorunluluk gerçekten ortaya konulmuşsa farklı bir sonuç gündeme gelebilir.

Böyle bir durumda neden sınırdan veya başka bir parselden geçit verilemediğinin bilirkişi raporunda somut ve teknik olarak açıklanması gerekir.

Davacı Sırf Daha Rahat Bir Yol İstediği İçin Komşunun Tarlasından Geçebilir mi?

Geçit ihtiyacı ile ulaşım konforu birbirinden ayrılmalıdır.

Hukuk Genel Kurulunun 2017/1826 E., 2021/991 K. sayılı kararına konu olayda davacı şirketin taşınmazının genel yola cephesi bulunmasına rağmen fabrikanın mevcut düzeni nedeniyle ağır araçların başka bir güzergâhı kullanmasının daha elverişli olduğu ileri sürülmüştür. Hukuk Genel Kurulu mevcut yol bağlantısının varlığı ve davacının kendi taşınmazında gerekli tedbirleri alabilme imkânı karşısında komşu taşınmazdan yeni bir zorunlu geçit kurulmasını uygun görmemiştir.

Bu nedenle davacı, kendi arazisindeki yolu düzenlemek, istinat yapmak veya makul başka bir teknik tedbir almak yerine yalnız daha kolay olduğu için komşusunun arazisini kullanmayı talep edemez.

Komşunun mülkiyet hakkının sınırlandırılması gerçekten zorunlu olmalıdır.

Kadastro Yoluna Cephe Bulunması Geçit Davasını Her Zaman Engeller mi?

Tapu veya kadastro paftasında yola cephe bulunması tek başına yeterli değildir. O bağlantının fiilen ve hukuken kullanılabilir olması gerekir.

Bunun en açık örneklerinden biri uçurum ve yüksek kot farkıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarihli, 2016/16186 E., 2019/2572 K. sayılı kararına konu olayda taşınmaz paftaya göre yola cepheliydi; ancak davacı yol ile taşınmaz arasında uçurum bulunduğunu ileri sürüyordu. Yargıtay bu iddia teknik bilirkişilerce incelenmeden yalnız paftadaki yol cephesi üzerinden sonuca gidilmesini yeterli görmemiştir.

Yola erişim gerçekten mümkünse geçit talebi reddedilebilir. Uçurum nedeniyle mevcut yolun kullanılması teknik olarak mümkün değilse diğer alternatifler araştırılır.

Yol Tarladan Dört-Beş Metre Yukarıdaysa Geçit Hakkı İstenebilir mi?

Kot farkı da geçit ihtiyacının belirlenmesinde önemlidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.02.2025 tarihli, 2025/154 E., 2025/437 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta taşınmaz ile ana yol arasında 4-5 metre kot farkı bulunduğu ve traktörle yola çıkılamadığı ileri sürülmüştür.

Bu tür durumlarda yalnız “yol var” veya “kot farkı var” demek yeterli değildir. Yol konusunda uzman bilirkişinin;

mevcut cepheden yol açılıp açılamayacağını, gerekli kazı, dolgu veya istinat çalışmalarını, teknik güvenliği ve maliyeti araştırması gerekir.

Makul bir çalışma ve masrafla davacının kendi taşınmazından mevcut yola çıkması mümkünse komşunun mülkiyetinin sınırlandırılması gerekmeyebilir. Teknik olarak mümkün değil veya objektif olarak aşırı külfetliyse başka güzergâhlar değerlendirilir.

Uçurum Geçit Hakkını Etkiler mi?

Uçurum, dik şev veya çok yüksek eğim haritada var görünen bir yolun gerçekte kullanılamamasına yol açabilir.

Bu durumda yalnız kadastro paftası yeterli değildir. Arazi eğimi ölçülmeli, araç geçişinin güvenli olup olmadığı ve mühendislik müdahalesiyle bağlantı sağlanıp sağlanamayacağı belirlenmelidir.

Uçurumun bulunması komşu araziden otomatik geçit hakkı doğurmaz; fakat mevcut yol bağlantısının yeterliliğinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir.

Kayalık Arazi Geçit Güzergâhını Değiştirir mi?

Kayalık arazi de teknik kullanılabilirlik ve maliyet bakımından değerlendirilir.

Kayalığın kazılması ve yol yapılması teknik olarak olağan ve makul bir işlemse, malik sırf daha kolay olduğu için komşu tarım arazisinden yol isteyemeyebilir. Buna karşılık kayalığın yapısı nedeniyle yol açılması teknik olarak imkânsız veya olağanüstü külfetliyse bu durum alternatif güzergâhların değerlendirilmesinde önem taşır.

Kayalık alanın mülkiyet ve tahsis durumu da ayrıca incelenmelidir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.04.2017 tarihli, 2015/18347 E., 2017/3464 K. sayılı kararında geçit düşünülen taşınmaz tapuda taşlık ve kayalık arazi olarak Hazine adına kayıtlı olmakla birlikte kamu hizmetine tahsis durumu da değerlendirilmiş; kamu malı niteliğindeki yerlerden özel geçit kurulamayacağı üzerinde durulmuştur.

Dere Üzerinden Geçit Hakkı Kurulabilir mi?

Dere yatağının hukuki niteliği önemlidir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malı niteliğindeki dere yatağı üzerinde özel taşınmazlarda olduğu gibi geçit irtifakı kurulamaz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarihli, 2019/2758 E., 2019/8081 K. sayılı kararında dere yatağı üzerinden kurulan güzergâh bu nedenle uygun bulunmamış ve başka alternatiflerin araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun 2013/1524 E., 2015/1041 K. sayılı kararında da geçidin dere ve sonrasında tescil harici alana bağlanması, taşınmazı genel yola kesintisiz bağlamadığı gerekçesiyle yeterli görülmemiştir.

Dere Üzerinde Köprü Varsa Geçit Kurulabilir mi?

Köprünün bulunması meseleyi değiştirebilir; ancak köprünün yalnız fiilen yapılmış olması her zaman yeterli değildir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10.04.2019 tarihli, 2016/10630 E., 2019/3322 K. sayılı kararında geçit güzergâhı ile taşınmaz arasında dere bulunduğu hâlde derenin nasıl aşılacağının açıklanmaması bozma nedeni olmuştur.

Yargıtay, başka güzergâh bulunmaması hâlinde mevcut köprünün projesinin ilgili makamlara onaylatılmasının mümkün olup olmadığının araştırılmasını istemiştir.

Dolayısıyla geçit kararının kâğıt üzerinde genel yola ulaşması yeterli değildir. Araç veya insanın güzergâhı gerçekten ve hukuka uygun biçimde kesintisiz kullanabilmesi gerekir.

Göl veya Şelale Geçit Hakkını Etkiler mi?

Göl veya şelale için ayrı bir zorunlu geçit kuralı bulunmamakla birlikte, bunların meydana getirdiği topografik ve hukuki engeller güzergâhın belirlenmesinde doğrudan önem taşır.

Göl kıyısı nedeniyle haritada en kısa görünen yol fiilen kullanılamıyor olabilir. Şelale veya akarsu yatağı kamu malı niteliğindeki bir su yatağının parçası olabilir. Bu durumda özel taşınmazlardaki gibi irtifak kurulup kurulamayacağı ayrıca değerlendirilir.

Bilirkişi yalnız metre hesabı yapmamalı; doğal engelin geçilebilir olup olmadığını, köprü veya başka teknik yapı gerekip gerekmediğini, gerekli idari izinlerin alınabilirliğini ve diğer alternatifleri birlikte araştırmalıdır.

Otobana veya Erişme Kontrollü Yola Cephe Olması Yeterli midir?

Her karayoluna fiziksel cephe bulunması o yola hukuken giriş hakkı bulunduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.02.1999 tarihli, 1999/702 E., 1999/1412 K. sayılı kararında erişme kontrollü karayoluna bitişik taşınmaz bakımından özel karayolu mevzuatı dikkate alınmış; arazi sahibinin sırf yola bitişik olduğu için bu yola doğrudan giriş-çıkış hakkı bulunmadığı belirtilmiştir.

Dolayısıyla geçit ihtiyacı değerlendirilirken yolun yalnız mevcut olması değil, o parselden yasal olarak giriş ve çıkış yapılabilir olması gerekir.

Geçit Yolunun Genişliği Kaç Metre Olur?

Kanunda bütün taşınmazlar için geçerli sabit bir metre bulunmamaktadır. Genişlik, yararına geçit kurulacak taşınmazın niteliğine ve objektif kullanım ihtiyacına göre belirlenir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında tarım arazileri için genellikle bir tarım aracının geçebileceği 2,5-3 metre civarındaki genişlik yeterli kabul edilmektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2021/752 E., 2021/2429 K. sayılı kararında da tarım alanlarında emsaline göre 2,5-3 metre genişliğinde geçit kurulması gerektiği; daha geniş yol zorunluysa bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla davacı “ileride buraya ev yapacağım”, “kamyon da girsin” veya “daha rahat olsun” diyerek objektif ihtiyaç bulunmadan 5-6 metre yol talep edemez.

Taşınmazın gerçek kullanım amacı daha geniş araç geçişini zorunlu kılıyorsa ise teknik gereklilik bilirkişi tarafından ortaya konulmalıdır.

Geçit Hakkı Davasını Reddettirmek Mümkün müdür?

Geçit hakkı koşulları yoksa dava reddedilebilir. Davalının yalnızca “tarlamdan yol vermiyorum” demesi yeterli değildir; fakat geçit ihtiyacının bulunmadığını veya kendi taşınmazının en uygun güzergâh olmadığını ortaya koyması mümkündür.

Davacının zaten yeterli ve kullanılabilir bir genel yol bağlantısı varsa, kendi taşınmazları üzerinden genel yola ulaşabiliyorsa, makul teknik müdahaleyle mevcut yolunu kullanılabilir hâle getirebiliyorsa veya davalı taşınmaza göre daha az zarar görecek alternatif bir parsel bulunuyorsa bunlar savunmada önem taşır.

Hukuk Genel Kurulunun 2017/1826 E., 2021/991 K. sayılı kararında mevcut imar yoluna cephe bulunduğu için zorunlu geçit ihtiyacı kabul edilmemiştir.

Ancak “benim tarlamdan geçit verilmesin” savunmasının kabulü her zaman davanın tamamen reddedileceği anlamına gelmez. Bilirkişi başka bir parseli daha uygun bulursa o malik davaya dahil edilerek geçidin başka güzergâhtan kurulması mümkün olabilir.

Geçit Hakkı İçin Yol Parası Ödenir mi?

Zorunlu geçit bedelsiz değildir. TMK m.747 gereğince geçit hakkı tam bedel karşılığında kurulur.

Bu bedeli geçit isteyen taşınmaz maliki öder.

Geçit bedeli yalnız yol olarak kullanılacak metrekarelerin çıplak arazi değerinden ibaret olmayabilir. Güzergâh nedeniyle kesilecek ağaçlar, sökülecek tel çit veya kapılar, ürün kaybı ve geçidin taşınmazın geri kalanında meydana getirdiği objektif değer kaybı da somut olayda hesaba katılabilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/5818 E., 2024/1416 K. sayılı kararına konu olayda geçit alanının zemin değeri yanında tel çit, kapı ve ağaçların değerlerinin de dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

Geçit Bedeli Dava Sonunda mı Ödenir?

Geçit bedelinin mahkeme hükmünden önce depo edilmesi gerekir.

Keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda güzergâh belirlendikten sonra yüklü taşınmaza ödenecek bedel hesaplanır. Mahkeme davacıya bu tutarı depo etmesi için süre verir. Bedel yatırıldıktan sonra geçit hakkı kurulmasına karar verilebilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli, 2022/3447 E., 2022/6399 K. sayılı kararında en uygun alternatifin belirlenmesinden sonra geçit bedelinin depo edilmesi için davacıya süre verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2013/6902 E., 2013/8694 K. sayılı kararında da geçit bedeli hükümden önce depo edilmeden karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Dava Uzarsa Eski Geçit Bedeliyle Karar Verilebilir mi?

Yargıtay bu konuda özellikle hassastır. Geçit bedelinin yıllar önceki arazi fiyatına göre belirlenmesi, taşınmazı zorunlu olarak yol yükü altına sokulan maliki mağdur edebilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli, 2024/2267 E., 2024/3337 K. sayılı kararında, çok eski tarihli değer üzerinden geçit kurulması uygun bulunmamış; hüküm tarihine yakın rayiçler esas alınarak bedelin güncellenmesi ve farkın depo ettirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Aynı ilke Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2020/2364 E., 2020/8578 K. ve 2021/959 E., 2021/2704 K. sayılı kararlarında da uygulanmıştır.

Bu nedenle geçit bedeli uygulamada karar tarihine yakın değerler üzerinden güncel tutulmalıdır.

Geçit Hakkı Davasının Masraflarını Kim Öder?

Geçit hakkı davasının niteliği gereği geçide ihtiyaç duyan malik, komşunun mülkiyet hakkının kendi ihtiyacı nedeniyle sınırlandırılmasını istemektedir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bu sebeple yargılama giderleri kural olarak davacı üzerinde bırakılmaktadır.

Keşif, bilirkişi ve diğer yargılama giderleri yanında geçit bedelinin de davacı tarafından karşılanması gerekir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024/2267 E., 2024/3337 K. sayılı kararında da geçit hakkı davalarının niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği belirtilmiştir.

Geçit Hakkı Hangi Mahkemede Açılır?

Güncel usul hükümlerine göre geçit hakkı kurulması davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlık olduğundan yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi önem taşır.

1 Eylül 2023 sonrasında dava açılmadan önce komşuluk hukukuna ilişkin dava şartı arabuluculuk süreci de tamamlanmalıdır.

Geçit Hakkı Tapuya İşlenir mi?

Geçit hakkı yalnız kişiye tanınmış geçici bir izin değildir. Zorunlu geçit, lehine ve aleyhine taşınmazlar arasında kurulan bir irtifak hakkıdır.

Mahkeme kararında güzergâhın infaza elverişli şekilde krokiyle gösterilmesi ve kurulan irtifak hakkının tapu sicilinde ilgili taşınmazların kayıtlarına tescil edilmesi gerekir.

Bu nedenle taşınmaz el değiştirirse geçit hakkı sırf eski malik taşınmazı sattı diye ortadan kalkmaz.

Kadastro Yolu Olmayan Tarlaya Geçit Hakkı Alınınca Ev Yapılabilir mi?

Geçit hakkı alınmış olması taşınmazı kendiliğinden imarlı arsa hâline getirmez ve tek başına yapı ruhsatı alma hakkı sağlamaz.

Geçit hakkı, özel hukuk bakımından komşu taşınmaz üzerinden ulaşımı sağlayan bir irtifaktır. Bu yolun bulunması her durumda imar yolu veya kamu yolu cephesi bulunduğu anlamına gelmez.

Yapı ruhsatı bakımından taşınmazın imar planındaki durumu, tapudaki niteliği, bulunduğu bölgenin planlı veya plansız alan olması, tarım arazisi niteliği, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamındaki sınırlamalar ve ilgili imar mevzuatı ayrıca değerlendirilir.

Planlı alanlardaki temel sistemde yola cephesi bulunmayan parsele yapı ruhsatı verilmemesi esastır. Mevzuatta bazı özel ve sınırlı durumlarda komşu parsel üzerinden süresiz geçiş hakkının tapuya şerh edilmiş olmasıyla bağlantılı istisnalar bulunmakla birlikte bunlar her yolsuz parsel için geçerli genel bir ruhsat hakkı değildir.

Dolayısıyla “mahkemeden geçit aldım, artık tarlaya ev yapabilirim” şeklindeki düşünce doğru değildir.

Geçit Hakkı Alınan Tarlaya Ruhsatsız Ev Yapılırsa Komşu Evi Yıktırabilir mi?

Geçit hakkı ile yapı ruhsatı birbirinden farklı hukuki konulardır.

Lehine geçit hakkı bulunan taşınmaz maliki kendi tarlasına ruhsatsız yapı yapmışsa, yalnız bu ruhsatsızlık nedeniyle geçit yükümlüsü komşunun doğrudan özel hukuk davasıyla yapının yıkılmasını isteme hakkı kendiliğinden doğmaz.

Ruhsatsız yapı esas itibarıyla imar hukukunun konusudur. İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı hakkında tespit, mühürleme ve şartları oluşursa yıkım işlemleri belediye veya diğer yetkili idari makamlar tarafından yürütülür.

Komşu malik ruhsatsız yapıyı yetkili idareye bildirebilir. İdarenin hukuka aykırı biçimde işlem yapmaması ve komşunun kişisel, güncel ve meşru menfaatinin etkilenmesi hâlinde idari yargı yolları ayrıca gündeme gelebilir.

Bunun yanında yapı komşunun taşınmazına taşıyor, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale ediyor, komşuluk hukukuna aykırı zarar veriyor veya geçit hakkının kapsamının aşılmasına neden oluyorsa özel hukuk bakımından müdahalenin önlenmesi ve şartlarına göre eski hâle getirme talepleri ayrıca değerlendirilebilir.

Tarla İçin Alınan Geçit Hakkı Sonradan Yapılan Ev Nedeniyle Sınırsız Kullanılabilir mi?

Geçit hakkının kapsamı kurulurken taşınmazın niteliği ve objektif ihtiyacı dikkate alınır.

Tarım arazisinin bir traktörle ulaşım ihtiyacı için 2,5-3 metre genişliğinde geçit kurulmuşken, taşınmaz daha sonra farklı bir kullanım biçimine geçirilmiş ve geçitten yoğun otomobil, kamyon veya ticari araç trafiği başlamışsa mevcut irtifakın kapsamı ve yüklü taşınmaz üzerindeki külfetin ağırlaşıp ağırlaşmadığı tartışma konusu olabilir.

Geçit hakkı sahibine komşunun taşınmazını istediği yoğunlukta kullanabileceği sınırsız bir yol mülkiyeti verilmez. İrtifakın amacı ve kapsamı ile yüklü taşınmaza verilen külfet önemini korur.

Hazine Arazisinden Geçit Hakkı Alınabilir mi?

“Hazine arazisinden hiçbir şekilde geçit kurulamaz” şeklinde bir kural doğru değildir. Taşınmazın yalnız Hazine adına tapulu olması ile kamu malı niteliğinde veya belirli bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olması birbirinden ayrılmalıdır.

Kamu hizmetine tahsis edilen veya niteliği gereği özel mülkiyete konu olamayacak kamu malları üzerinde özel geçit kurulması mümkün olmayabilir.

Buna karşılık Hazine adına tapulu fakat kamu hizmetine tahsis edilmemiş özel mülkiyet niteliğindeki taşınmazlar farklı değerlendirilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.05.2026 tarihli, 2025/4347 E., 2026/2656 K. sayılı kararında Hazine adına kayıtlı, ham toprak niteliğindeki ve özel bir kamu hizmetine veya kamusal amaca tahsis edilmediği belirlenen taşınmaz üzerinden kurulan geçit hakkına ilişkin hüküm onanmıştır.

Bu nedenle tapuda malikin “Hazine” olması tek başına yeterli değildir; taşınmazın hukuki niteliği ve tahsis durumu araştırılmalıdır.

Değerlendirme
İlginizi çekebilir:  Kat Karşılığı İnşaat Yarım Kalırsa Arsa Sahibi Ne Yapabilir?

Yorum yapın