Türkiye’de aynı cinsiyetten iki kişinin resmî nikâhla evlenmesine imkân veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu evlenme kurumunu kadın ve erkek eşler üzerinden düzenlediğinden, aynı cinsiyetten iki kişinin Türkiye’de evlendirme memuru önünde evlilik kurması mümkün değildir.
Bunun hukuki sonucu yalnızca nikâh yapılamamasıyla sınırlı değildir. Resmî evlilik kurulamadığında eş sıfatına bağlanan yasal mirasçılık, mal rejimi, aile ikamet izni, eşe bağlı bazı sosyal güvenlik hakları ve boşanmaya özgü nafaka ile tazminat hükümleri de kendiliğinden uygulanmaz.
Bununla birlikte aynı cinsiyetten iki kişinin birlikte yaşaması hukuka aykırı değildir. Taraflar ortak konut satın alabilir, birlikte kiracı olabilir, birbirleri lehine vasiyetname düzenleyebilir, malvarlığı ilişkilerini sözleşmelerle düzenleyebilir ve belirli hukuki işlemler bakımından birbirlerine vekâlet verebilirler. Sorun, bu birlikteliğin Türk hukukunda evlilik veya kayıtlı hayat ortaklığı adı altında ayrı bir aile hukuku statüsüne sahip olmamasıdır.
- Türkiye’de Eşcinsel Evlilik Yapılabilir mi?
- Yurt Dışında Evlenen Eşcinsel Çiftlerin Evliliği Türkiye’de Geçerli Olur mu?
- Yurt Dışında Evlenen Eşcinsel Çiftler Türkiye’de Yasal Mirasçı Olabilir mi?
- Eşcinsel Partnerler Birbirlerine Vasiyetname ile Mal Bırakabilir mi?
- Miras Sözleşmesi Yapılabilir mi?
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Yapılabilir mi?
- Eşcinsel Çiftler Birlikte Ev veya Araba Alabilir mi?
- Eşcinsel Çiftler Ayrıldığında Mal Paylaşımı Davası Açabilir mi?
- Eşcinsel Partnerler Birbirlerinin Soyadını Alabilir mi?
- Eşcinsel Bir Kişi Türkiye’de Çocuk Evlat Edinebilir mi?
- İki Eşcinsel Partner Birlikte Çocuk Evlat Edinebilir mi?
- Eşcinsel Partnerler Birbirlerini Evlat Edinebilir mi?
- Evlat Edinilen Partner Diğerinin Soyadını Alabilir mi?
- Evlat Edinme ile Partnerin SGK Haklarından Yararlanılabilir mi?
- Yurt Dışında Evli Eşcinsel Partner Türkiye’de Aile İkamet İzni Alabilir mi?
- Yurt Dışında Boşanan Eşcinsel Çiftlerin Kararları Türkiye’de Tanınabilir mi?
- Yabancı Mahkemenin Mal Paylaşımı Kararı Türkiye’de Uygulanabilir mi?
- Yabancı Mahkemenin Çocuk Hakkındaki Kararları Ne Olur?
- Eşcinsel Partnerler Birbirlerinden Nafaka İsteyebilir mi?
- Eşcinsel Birliktelikte Sadakatsizlik Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
- Partnerlerden Biri Diğerinin Parasını veya Malını Alırsa Ne Olur?
- Partner Hastalandığında Diğeri Otomatik Olarak Eş Gibi Karar Verebilir mi?
- Eşcinsel Çiftler Hukuki Güvenceyi Nasıl Artırabilir?
Türkiye’de Eşcinsel Evlilik Yapılabilir mi?
Türk hukukunda aynı cinsiyetten iki kişinin resmî evlilik yapmasına ilişkin bir kurum bulunmamaktadır. Belediyelerin evlendirme memurlukları tarafından bu yönde bir evlilik kaydı gerçekleştirilemez.
Türkiye’de ayrıca bazı ülkelerde bulunan “kayıtlı birliktelik”, “medeni ortaklık” veya “civil partnership” benzeri, evlilikten farklı fakat çiftlere belirli aile hukuku hakları sağlayan ayrı bir hukuki statü de mevcut değildir.
Bu nedenle uzun yıllardır birlikte yaşayan iki kişinin birlikteliği, süresi ne kadar uzun olursa olsun kendiliğinden evlilik statüsüne dönüşmez.
Tarafların aynı evde yaşaması, ortak giderlere katılması, çevrelerinde çift olarak tanınması veya birbirlerine ekonomik olarak destek olması da tek başına eş sıfatını doğurmaz.
Yurt Dışında Evlenen Eşcinsel Çiftlerin Evliliği Türkiye’de Geçerli Olur mu?
Aynı cinsiyetten kişilerin evlenmesine izin veren bir ülkede usulüne uygun şekilde yapılan evlilik, o ülkenin hukuk düzeninde geçerli olabilir. Ancak yabancı ülkede kurulan evliliğin Türkiye’de de aynı şekilde eş statüsü doğurması ayrı bir milletlerarası özel hukuk meselesidir.
Türk hukukunda yabancı hukukun uygulanmasının veya yabancı bir hukuki statünün sonuç doğurmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde kamu düzeni müdahalesi gündeme gelir. Türkiye’de aynı cinsiyetten kişiler arasında evlilik kurumu kabul edilmediğinden, yabancı ülkede yapılan aynı cinsiyetten evliliğin Türkiye’de nüfus kayıtlarına evlilik olarak geçirilmesi ve taraflara Türk aile hukukundaki eş statüsünün verilmesi mümkün görülmemektedir.
Ancak bundan, yabancı ülkedeki evlilik veya bu evliliğe ilişkin yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hiçbir konuda hiçbir hukuki sonuç doğuramayacağı biçiminde daha geniş bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Özellikle yabancı mahkeme kararındaki malvarlığına ilişkin hükümler, çocukla ilgili kararlar veya taraflar arasında bağımsız borç ilişkisi oluşturan hükümler bakımından tanıma ve tenfiz şartlarının ayrıca incelenmesi gerekir.
Yurt Dışında Evlenen Eşcinsel Çiftler Türkiye’de Yasal Mirasçı Olabilir mi?
Türk miras hukukunda sağ kalan eş yasal mirasçıdır. Ancak bunun için Türk hukukunun tanıdığı anlamda eş sıfatının bulunması gerekir.
Yabancı ülkede aynı cinsiyetten biriyle evlenmiş kişinin partnerinin Türkiye’de doğrudan “sağ kalan eş” sıfatıyla miras payı kazanması, evlilik statüsünün Türkiye’de tanınmaması nedeniyle ciddi hukuki engelle karşılaşır.
Özellikle Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk miras hukuku hükümlerinin uygulanması ayrıca önem taşır.
Bununla birlikte milletlerarası miras uyuşmazlıklarında miras bırakanın vatandaşlığı, malın niteliği ve bulunduğu ülke gibi unsurlar da önem taşıdığından, yurt dışı bağlantılı terekenin tamamı için “hiçbir durumda miras hakkı olmaz” şeklinde tek cümlelik bir değerlendirme yapılması doğru değildir.
Türkiye’de malvarlığı bulunan eşcinsel çiftler açısından kanuni eş mirasçılığına güvenmek yerine, miras planlamasının ayrıca yapılması daha güvenli bir hukuki yöntemdir.
Eşcinsel Partnerler Birbirlerine Vasiyetname ile Mal Bırakabilir mi?
Aynı cinsiyetten partnerlerin birbirleri lehine vasiyetname düzenlemesine engel yoktur.
Bir kişi, tasarruf edilebilir malvarlığı bölümü üzerinde partnerini mirasçı atayabilir veya belirli bir malını vasiyet edebilir. Örneğin evinin, banka hesabındaki belirli bir paranın veya başka bir malvarlığı değerinin ölümünden sonra partnerine bırakılmasını isteyebilir.
Ancak vasiyet serbestisi sınırsız değildir. Miras bırakanın saklı paylı mirasçıları bulunuyorsa bunların saklı paylarının ihlal edilmemesi gerekir. Saklı payı ihlal eden tasarruflar bakımından mirasçıların tenkis hakkı gündeme gelebilir.
Vasiyetname tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur ve kanundaki şartlar çerçevesinde daha sonra değiştirilebilir veya geri alınabilir.
Bu nedenle uzun süreli birlikteliklerde yalnız vasiyetnamenin varlığı değil, vasiyetnamenin geçerli şekilde düzenlenmesi ve malvarlığı planlamasının bütünü önem taşır.
Miras Sözleşmesi Yapılabilir mi?
Evlilik bağı bulunmayan iki kişi arasında da miras sözleşmesi yapılabilir.
Miras sözleşmesi vasiyetnameden farklı olarak tek taraflı bir işlem değildir ve kanunda öngörülen şekil şartlarına tabidir. Taraflardan biri diğerini mirasçı olarak atayabilir veya belirli bir ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
Özellikle yıllardır birlikte yaşayan, ortak bir ekonomik hayat kurmuş ancak Türk hukukunda eş statüsü kazanamayan çiftler bakımından miras sözleşmesi, somut malvarlığı yapısına göre değerlendirilebilecek araçlardan biridir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Yapılabilir mi?
Partnerler arasında şartları varsa ölünceye kadar bakma sözleşmesi de kurulabilir.
Bu sözleşmede bir taraf belirli bir malvarlığı değerini devretmeyi, diğer taraf ise onu yaşamı boyunca bakıp gözetmeyi üstlenir. Ancak bu sözleşme yalnızca miras bırakmak amacıyla kullanılan basit bir vasiyet yöntemi değildir. Taraflara karşılıklı ve gerçek borçlar yükleyen bir sözleşmedir.
Bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi veya ilişkinin sözleşmeye uygun biçimde sürdürülememesi hâlinde uyuşmazlık çıkabilir.
Bu nedenle yalnız partnerine mal bırakmak isteyen kişinin, bakım ilişkisi gerçekte mevcut değilse ölünceye kadar bakma sözleşmesini otomatik bir vasiyetname alternatifi olarak görmesi doğru olmaz.
Eşcinsel Çiftler Birlikte Ev veya Araba Alabilir mi?
Evlilik bulunmaması ortak mal edinmeye engel değildir.
İki kişi bir taşınmazı paylı mülkiyet şeklinde birlikte satın alabilir. Tapuda örneğin yarı yarıya veya farklı oranlarda pay sahibi olabilirler. Aynı şekilde araç veya başka mallar da birlikte finanse edilebilir.
Ancak evli çiftlerden farklı olarak aralarında Türk Medeni Kanunu’ndaki edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden kurulmaz.
Bu fark özellikle birliktelik sona erdiğinde önem kazanır.
Evli çiftlerde mal rejimi tasfiyesi yapılırken, nikâhsız birlikteliklerde tarafların tapudaki payları, yaptıkları ödemeler, aralarındaki sözleşmeler, sebepsiz zenginleşme veya genel borçlar hukuku hükümleri gündeme gelebilir.
Bu nedenle ortak konut alınırken kimin ne kadar ödeme yaptığı ve tapudaki payların nasıl belirlendiği baştan açık tutulmalıdır.
Eşcinsel Çiftler Ayrıldığında Mal Paylaşımı Davası Açabilir mi?
Evlilik bulunmadığı için boşanmaya bağlı mal rejimi tasfiyesi davası açılamaz.
Taraflardan birinin evin alınması için para vermesi, diğerinin adına taşınmaz satın alınması, ortak kredi ödenmesi veya birlikte işletme kurulması hâllerinde ise tamamen haksız kalınması gerekmez. Taraflar arasındaki gerçek hukuki ilişkiye göre alacak, ortaklığın giderilmesi, sebepsiz zenginleşme veya başka özel hukuk talepleri gündeme gelebilir.
Örneğin iki kişi yarı yarıya tapu maliki ise birliktelik sona erdiğinde taşınmazın paylaşılması ortaklığın giderilmesi hükümlerine göre çözülebilir.
Buna karşılık tapu yalnız taraflardan biri adına kayıtlıysa diğer kişinin yıllarca aynı evde yaşamış olması kendiliğinden yarı hisse kazanmasını sağlamaz. Satın alma bedeline yaptığı katkının niteliği ve ispatı ayrıca incelenir.
Eşcinsel Partnerler Birbirlerinin Soyadını Alabilir mi?
Evlilik yoluyla ortak soyadı kullanılması mümkün değildir; çünkü Türk hukukunda taraflar arasında evlilik kurulmamaktadır.
Soyadının mahkeme kararıyla değiştirilmesi ise farklı bir hukuki kurumdur. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca haklı sebep varsa soyadı değişikliği talep edilebilir.
Ancak bu hüküm, iki partnerin yalnız ortak soyadı kullanmak istemeleri nedeniyle mahkemenin değişiklik talebini mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez. Haklı sebebin bulunup bulunmadığı somut olayda mahkeme tarafından değerlendirilir.
Dolayısıyla soyadı değiştirme davası, Türk hukukunda bulunmayan kayıtlı birliktelik veya evlilik statüsünün yerine geçen genel bir yöntem değildir.
Soyadının aynı hâle gelmesi de taraflara mirasçılık, nafaka, mal rejimi veya sosyal güvenlik bakımından eş statüsü kazandırmaz.
Eşcinsel Bir Kişi Türkiye’de Çocuk Evlat Edinebilir mi?
Türk Medeni Kanunu evli olmayan kişilerin belirli şartlarla tek başına evlat edinmesine izin vermektedir. Mevzuatta kişinin eşcinsel olması tek başına açık bir evlat edinme yasağı olarak düzenlenmemiştir.
Bu nedenle mesele yalnız cinsel yönelim üzerinden değerlendirilmez.
Evlat edinme başvurusunda yaş, bakım ve eğitim koşulları, ekonomik ve sosyal durum, çocuğa sunulacak aile ortamı ve her şeyden önce çocuğun üstün yararı araştırılır. Kurum aracılığıyla yürütülen evlat edinmelerde kapsamlı sosyal inceleme yapılması da bu sürecin parçasıdır.
Bir kişinin hukuken evlat edinmeye başvurabilmesi ile belirli bir çocuğun o kişiye evlatlık olarak verilmesinin uygun bulunması aynı şey değildir.
Mahkeme evlat edinme kararını verirken bütün koşulları ve hazırlanan sosyal inceleme raporlarını birlikte değerlendirir.
İki Eşcinsel Partner Birlikte Çocuk Evlat Edinebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nda birlikte evlat edinme esas olarak eşler için kabul edilmiştir.
Aynı cinsiyetten partnerler Türk hukukunda evli sayılmadıkları için “eşlerin birlikte evlat edinmesi” hükümlerinden yararlanarak müştereken evlat edinme yoluna başvuramazlar.
Taraflardan birinin tek başına evlat edinme koşullarını taşıması farklı bir konudur. Böyle bir durumda evlatlık ilişkisi başvuruyu yapan kişi ile çocuk arasında kurulur; diğer partner sırf birliktelik nedeniyle otomatik olarak ikinci ebeveyn hâline gelmez.
Bu durum velayet, miras ve çocuk adına karar verme yetkileri bakımından önemlidir.
Eşcinsel Partnerler Birbirlerini Evlat Edinebilir mi?
Ergin bir kişinin evlat edinilmesi Türk hukukunda mümkündür; ancak bunun için yalnızca evlat edinen ile evlatlık arasında on sekiz yaş farkı bulunması yeterli değildir.
Erginlerin evlat edinilmesi Türk Medeni Kanunu’nda özel şartlara bağlanmıştır. Uzun süreli bakım ve gözetim, küçükken bakım ve eğitim veya kanunda belirtilen diğer haklı sebeplerin bulunması gibi koşullar somut olayda incelenir.
Bu kurum sevgililerin veya hayat arkadaşlarının evlilik yerine kullanabilmesi amacıyla düzenlenmiş değildir.
Daha önemlisi, evlat edinme bir “partnerlik” değil, hukuken ana-baba ile çocuk arasında kurulan soybağı ilişkisidir.
Bu nedenle partnerlerin birbirini evlat edinmesi düşünülüyorsa ortaya çıkacak sonuçların tamamı dikkate alınmalıdır.
Evlat edinme ilişkisinde mirasçılık da eşler arasındaki mirasçılıkla aynı değildir. Evlatlık ve altsoyu evlat edinene mirasçı olabilirken, evlat edinenin evlatlığa karşı mirasçılığı aynı şekilde kurulmaz. Dolayısıyla evlat edinmenin tarafları karşılıklı olarak eş gibi mirasçı hâle getirdiğini söylemek doğru değildir.
Evlat edinme ayrıca taraflar arasında evlenme engeli doğuran bir aile hukuku statüsü yaratır.
Bu sebeple ergin evlat edinmesini, iki yetişkin arasındaki duygusal birlikteliği resmileştiren pratik bir yöntem gibi değerlendirmek hukuken sağlıklı değildir.
Evlat Edinilen Partner Diğerinin Soyadını Alabilir mi?
Ergin kişinin evlat edinilmesi hâlinde soyadına ilişkin sonuçlar evlat edinme hükümlerine göre değerlendirilir. Ancak burada gerçekleşen şey ortak çift soyadı oluşturulması değildir.
Soyadı değişikliği, kurulan evlatlık ilişkisinin sonucudur.
Bunun karşılığında taraflar evlilik statüsü, eşe bağlı nafaka hakkı veya edinilmiş mallara katılma rejimi kazanmazlar.
Evlat edinme bu nedenle soyadı birliği kurmak amacıyla başvurulacak sıradan bir yöntem olarak değerlendirilmemelidir.
Evlat Edinme ile Partnerin SGK Haklarından Yararlanılabilir mi?
Evlat edinmenin sosyal güvenlik alanındaki sonuçları, kişinin yaşı, sigortalılık durumu, öğrencilik, çalışma durumu ve ilgili sosyal güvenlik hükmüne göre belirlenir.
Ergin iki kişinin evlat edinme ilişkisi kurması, taraflardan birinin otomatik olarak diğerinin “eşi” gibi bütün sosyal güvenlik haklarından yararlanmasını sağlamaz.
Özellikle yetişkin partnerler bakımından “birbirimizi evlat edinirsek eş gibi SGK hakkı elde ederiz” düşüncesi hukuken doğru bir genelleme değildir.
Sosyal güvenlik hakkı hangi statüye bağlanmışsa o statünün özel koşulları ayrıca aranır.
Yurt Dışında Evli Eşcinsel Partner Türkiye’de Aile İkamet İzni Alabilir mi?
Aile ikamet izni, Türk yabancılar hukukunda belirli aile ilişkilerine bağlanan bir ikamet türüdür.
Yurt dışında aynı cinsiyetten biriyle yapılmış evlilik, Türkiye’de eş statüsü doğurmadığından bu evliliğe dayanılarak aile ikamet izni alınması genel olarak mümkün değildir.
Yabancı partnerin Türkiye’de yaşaması gerekiyorsa çalışma izni, kısa dönem ikamet izni, uzun dönem ikamet izni veya kişinin kendi durumuna uygun başka bir ikamet sebebi değerlendirilmelidir.
Bu izinlerin hiçbiri yalnız birlikteliğin varlığı nedeniyle kendiliğinden kazanılmaz; her birinin ayrı şartları bulunmaktadır.
Yurt Dışında Boşanan Eşcinsel Çiftlerin Kararları Türkiye’de Tanınabilir mi?
Burada evlilik statüsünün tanınması ile yabancı mahkeme kararındaki her bir hükmün Türkiye’de etkili olması birbirinden ayrılmalıdır.
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’daki tanıma ve tenfiz şartlarına tabidir. Türk kamu düzenine açık aykırılık bulunup bulunmadığı da bu incelemenin bir parçasıdır.
Aynı cinsiyetten kişilerin yabancı ülkedeki evliliğini Türk nüfus sisteminde eş statüsüyle kuran bir sonucun tanınması ile taraflardan biri lehine verilmiş belirli bir para alacağının veya bağımsız bir malvarlığı hükmünün uygulanması aynı hukuki sorun değildir.
Nafaka, tazminat, mal paylaşımı veya çocukla ilgili yabancı mahkeme kararlarında bu nedenle “tamamı kesinlikle tanınır” veya “hiçbiri tanınamaz” biçiminde toplu bir cevap verilmemelidir.
Kararın hangi ülkede verildiği, kesinleşip kesinleşmediği, hükmün içeriği, tarafların savunma hakları ve Türk kamu düzeniyle ilişkisi ayrı ayrı değerlendirilir.
Yabancı Mahkemenin Mal Paylaşımı Kararı Türkiye’de Uygulanabilir mi?
Yabancı bir mahkemenin aynı cinsiyetten çiftlerin ilişkisi nedeniyle verdiği malvarlığı kararının Türkiye’de uygulanması gerektiğinde, kararın tam olarak neyi hükme bağladığı önemlidir.
Karar yalnız “A kişisi B kişisine belirli miktarda para ödeyecektir” şeklinde bağımsız bir para alacağı içeriyorsa kamu düzeni incelemesi başka türlü yapılabilir. Kararın uygulanması için öncelikle Türkiye’de tarafların eş olduğunun kabul edilmesi gerekiyorsa mesele daha farklı hâle gelir.
Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin kararlar bakımından ayrıca taşınmazın bulunduğu ülke hukukunun ve Türk mahkemelerinin yetkisinin etkisi gündeme gelebilir.
Bu sebeple yabancı boşanma veya mal paylaşımı kararlarının yalnız başlığına bakılarak Türkiye’de uygulanıp uygulanamayacağı belirlenemez.
Yabancı Mahkemenin Çocuk Hakkındaki Kararları Ne Olur?
Taraflardan birinin veya her ikisinin çocukla hukuki soybağı bulunuyorsa velayet ve kişisel ilişki kararları ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuk hukukunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Bunun yanında yabancı kararın Türkiye’de tanınmasının koşulları, çocuğun hukuki anne ve babasının kim olduğu ve yabancı ülkede kurulmuş soybağının Türkiye’deki etkisi önem taşır.
Özellikle yurt dışında iki anne veya iki baba adına oluşturulmuş ebeveynlik kayıtları söz konusuysa mesele yalnız yabancı boşanma kararının tanınmasından ibaret kalmaz; soybağı ve kamu düzeni yönünden ayrıca değerlendirme gerekebilir.
Bu nedenle çocuk bulunan milletlerarası eşcinsel birlikteliklerde dosyanın somut kayıtlar üzerinden incelenmesi gerekir.
Eşcinsel Partnerler Birbirlerinden Nafaka İsteyebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’ndaki yoksulluk nafakası boşanmanın sonuçlarından biridir. Taraflar arasında Türk hukukunun tanıdığı bir evlilik bulunmadığından, birlikteliğin sona ermesi üzerine boşanmaya bağlı yoksulluk nafakası talep edilemez.
Aynı durum boşanma nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminatlar bakımından da geçerlidir.
Bununla birlikte taraflar arasında ayrıca kurulmuş bir sözleşmeden doğan alacak, ortak malvarlığı ilişkisi veya başka bir özel hukuk talebi bulunabilir. Bu talepler evlilik hukukuna değil, kendi hukuki sebeplerine göre değerlendirilir.
Eşcinsel Birliktelikte Sadakatsizlik Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’ndaki eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinin sonucudur.
Taraflar arasında resmî evlilik bulunmadığında yalnızca partnerlerden birinin başka biriyle ilişki kurması nedeniyle boşanmaya özgü tazminat hükümlerine başvurulamaz.
Uzun süredir birlikte yaşamak veya tarafların birbirlerine sadakat sözü vermiş olması bu ilişkiyi hukuken evliliğe dönüştürmez.
Bununla birlikte sadakatsizlik olarak nitelendirilen olayın yanında ayrıca hukuka aykırı başka bir davranış varsa durum değişebilir. Hakaret, şiddet, tehdit, özel hayatın ihlali, dolandırıcılık veya malvarlığına yönelik hukuka aykırı eylemler kendi ceza ve tazminat hükümlerine göre sonuç doğurabilir.
Bu taleplerin dayanağı sadakat yükümlülüğünün ihlali değil, bağımsız hukuka aykırı fiildir.
Partnerlerden Biri Diğerinin Parasını veya Malını Alırsa Ne Olur?
Evlilik dışı birlikteliklerde tarafların malvarlıkları kendiliğinden ortak hâle gelmez.
Bir mal yalnız taraflardan birine aitse diğer partnerin o malı rıza dışında alması, kullanması veya tasarruf etmesi genel ceza ve özel hukuk hükümlerine göre değerlendirilir.
Ceza hukukunda eşler arasında bazı malvarlığı suçları bakımından özel şahsi cezasızlık veya indirim hükümleri bulunmaktadır. Nikâhsız partnerler ise yalnız birlikte yaşadıkları için otomatik olarak “eş” sayılmazlar.
Bu nedenle resmî evliliğin bulunup bulunmaması bazı ceza hukuku hükümlerinin uygulanmasında da farklı sonuç doğurabilir.
Partner Hastalandığında Diğeri Otomatik Olarak Eş Gibi Karar Verebilir mi?
Resmî eş statüsü bulunmaması sağlık kurumları, bilgi paylaşımı ve temsil yetkisi bakımından da pratik sorunlar yaratabilir.
Birlikte yaşanan kişinin partner olması, ona her hukuki işlemde otomatik temsil yetkisi vermez. Kişinin iradesini açıklayabildiği durumlarda kime sağlık bilgisi verilmesini istediğini belirtmesi mümkündür. Belirli hukuki ve idari işlemler için vekâletname düzenlenmesi de düşünülebilir.
Ancak vekâletname, evlilik statüsünün bütün sonuçlarını yaratmaz. Bazı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar vekil aracılığıyla kullanılamayacağı gibi, sağlık hukukundaki yetkiler de somut duruma ve ilgili mevzuata göre ayrıca değerlendirilir.
Uzun süreli birlikteliklerde temsil, malvarlığı ve miras konularının önceden düzenlenmesi bu nedenle önem taşır.
Eşcinsel Çiftler Hukuki Güvenceyi Nasıl Artırabilir?
Türk hukukunda aynı cinsiyetten çiftler için evlilik veya kayıtlı hayat ortaklığı bulunmadığından, evliliğin tek işlemle sağladığı hakların tamamını başka bir sözleşmeyle elde etmek mümkün değildir.
Bununla birlikte taraflar kendi ihtiyaçlarına göre ayrı hukuki işlemler yapabilirler. Ortak taşınmaz alınacaksa tapu payları gerçek katkıya uygun şekilde belirlenebilir; birbirlerinin ölümünden sonra korunmaları isteniyorsa vasiyetname veya uygun hâllerde miras sözleşmesi düzenlenebilir; belirli işlemler için vekâletname verilebilir; birlikte kullanılan malvarlığının kime ait olduğu yazılı sözleşmelerle açıklığa kavuşturulabilir.
Bu işlemler eş statüsü yaratmaz. Ancak birliktelik sırasında veya taraflardan birinin ölümü hâlinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün önceden düzenlenmesine yardımcı olabilir.
Türkiye’de aynı cinsiyetten çiftler bakımından temel hukuki farklılık, birlikte yaşamalarının yasak olması değil, birlikteliklerinin evlilik veya kayıtlı partnerlik statüsü altında düzenlenmemiş olmasıdır. Bu nedenle miras, malvarlığı, çocuk, yabancı ülke kararları ve ikamet hakkı gibi konuların her biri kendi hukuki kuralları içinde ayrıca çözülmektedir.